| |
Time Travel Research Center
© 2005 Cetin
BAL - GSM:+90 05366063183 - Turkey / Denizli
Kasyopya Bilgileri
Kasyopya bilgileri, esas olarak
Laura knight jadczyk isimli amerikalı bir kadın ve kocası Arkadiusz jadczyk
(dünyaca ünlü bir fizikçi) ve diğer bazı grup üyelerinin, kendilerini
Kasyopyalılar (cassiopaeans) olarak tanıtan bir 6. yoğunluk varlık grubu ile
medyumik trans ve ouija tablosu kullanımı yoluyla gerçekleştirdikleri
temaslarındaki soru-cevaplardan oluşan bir dizi celsedir.
google'da "cassiopaean transcripts" şeklinde bir arama yaparsanız celselerin
ingilizce orijinallerini kolayca bulabilirsiniz.
İnternetteki kendi sitelerinde bu celseler artık bulunmuyor ama o celselerin
yazılma sürecinde yaşananların yine celselerden alıntılarla birlikte
verildiği "the wave" serisi online olarak veriliyor.
  
Kasyopya
celselerinde verilen bilgilerin çok fazla ciddiye alınmaması gerektiğini,
sadece üzerinde düşünülebilecek birer olasılık olduklarını hatırlatırım.
Her düşünen varlık
birşeyleri görüp algılar ve bunu kendi bilgilerinin sınırları içinde
tarif eder, anlamlandırır ve yorumlar.Bu tanım içine biz insanlarda dahil
dünyamız dışındaki tüm varlıklarıda alabiliriz.Bir varlık bir şey
hakkında ne kadarlık bir bilgiye sahip olabilir yada bilgisini ne kadarlık
bir doğrulukla bize aktarabilir, biz o bilgiyi ne kadarlık bir doğruluk payı
ile algılayabiliriz?
Ben kendi adıma George Adamski,
Billy Meier, Bob Lazar ve diğer UFO larla yakın temas kurabilen bir çok
temascının verdiği bilgilere kendimce inanıyorum. Hatta Philadelphia deneyi
( Philadelphia Experiment ) konusunda bilgi veren Alfred Bielek 'in
söylediklerinde de doğruluk payı olduğunu düşünenlerdenim.
Fakat farklı temas gruplarının
birbirlerini sahtecilikle suçlamaları benim aklıma başka bir ihtimali
getiriyor.Bu temascıların değişik negatif ve pozitif varlık tipleri ile
temas kurduklarını düşünüyorum. Yani pozitif varlıklar bir dönem Billy
Meier'e bilgi verdilerse daha sonraki zamanlarda araya bir şekilde negatif dünya dışı varlıklar
girip bilgi karmaşasına neden olabilirler.Ve bunu aklı çelen çok büyük bir
ustalıkla yapabilirler. %97 akla yatkın ve onaylanması mümkün pozitif
bilgiler verilir ama bunların içine % 3 lük öyle bir yanıltıcı bilgi
dahil edilirki geri kalan tüm pozitif bilgiler iplik söküğü gibi bu
yanıltıcı bilginin altında kalarak dejenere hale gelebilir daha
doğrusu kabül edilmesi güç bilgiler haline gelebilirler.
Alınan bilgilerin derinlemesine
irdelenmesi ve diğer kanal bilgileri ile kıyaslanması yapılmalıdır.Aksi
taktirde bilgi kirlenmesi ve sapması ile karşı karşıya kalmamız çok
muhtemeldir.Basit bir zeka karşılaştığı bir bilgide hemen doğru yada yanlış
aramaya çalışır. Samimi ve anlamaya dönük bir zeka ile bilgi en doğru
biçimde parçalara ayrılıp sindirilip özümsenebilir.Bilginin
sizi genişletmesi lazım. Bilgi size korku, tedirginlik, endişe aşılıyorsa
sizi şemsiye gibi kapanmaya daralmaya zorluyorsa o bilginin maksatlı
saptırılmış bir bilgi olduğundan şüphe edebilirsiniz.
Bilgi sizi
korkulardan endişelerden arındırıyorsa ve evrendeki tüm varlıklara karşı
sevgi ve şefkat duyguları ile dolduruyorsa o bilgi pozitif
bilgidir.Bilgi kendinizi başkalarına açmaya ve başkalarını iyi ve kötü diye
ayırmadan, yargılamadan anlamaya doğru teşvik ediyorsa o pozitif
bilgidir.
Genelde bu türde temas bilgilerini
okurken insan olarak kendi aklımızıda, mantığımızıda olaya dahil etmemiz
lazım.Diğer türlü yanılma payımız çok olur ve tamamen hayali bilgilerle
kendimizi aldatabiliriz.


Örneğin Kasyopya bilgilerinde
kertenkele varlıklarından söz ediliyor.Ve bilgilerde yer yer bu kertenkele
uygarlığının dünyadaki hayvanları kaçırdığından, insanları kaçırdıklarından
ve onlardan beslendiklerine dair bilgiler var.Bu bana eskiden seyrettiğim
ziyaretçiler dizisini hatırlattı.Bu dizi, insanları donduruculara koyup onları besin
kaynağı olarak kullanan uzaylı ziyaretçilerden bahsediyordu.Kasyopya
bilgilerini doğru varsayarsak bu yöndeki bilgiler oldukça akla ve mantığa
uygun olmayan bir durumu işaret etmektedir.Belli bir teknolojiye erişmiş(
ulaşmış) ve ışık hızından daha öte hızlarda seyahat edebilen bir uygarlık, üzerinde
yaşam olan hiçbir gezegeni besin alanı olarak düşünmez!! Beslenme
şekilleri sürüngenlerin, timsahların beslenme şekli gibi olsa bile buna göre
düzenledikleri kendi modern beslenme sistemleri vardır.
Bu kertenkele varlıkların dünya insanlarına
bir besin unsuru olarak baktıklarını düşünmek ancak zekasını ve aklını kullanamayanların
kendilerini inandıracakları bir durumdur.Belki bir ihtimal o varlıkların
kendi ortamlarında insan benzeri türler olabilir ve onları avlayıp
besin kaynağı olarak kullanmaları bir derece mantıklı olabilir. Bizlerde
inekleri ve tavukları kümeslere kapatıp onları yediğimiz gibi onlarında buna
benzer beslenme şekilleri olabilir.Ama bunlar akla inandırıcı gelmeyen çok
uç ifadeler. Işık hızını aşabilecek teknolojiler geliştirebilen bir zekalar
topluluğunun beslenme alışkanlığı bile son derece yapay steril şartlarda
üretilmiş etcil nitelikte olmayan bir beslenme biçimine dayanmalıdır.Aklen
ve mantıken düşündüğümüzde bunun böyle olması lazım. Hatta çok ileri
teknolojik ve ruhsal düzeylerde canlı varlıklar evrenle ve çevresini saran
saf enerjiyle bütünleşip beslenme kavramını tamamen bir enerji alımı
kavramına dönüştüreceklerdir.İnsanlar çok yüksek
ruhsal gelişim düzeylerinde tamamen düşünceleri ile beslenebilecek hale
geleceklerdir. Aslında bu şekilde pozitif bir yüksek beslenme anlayışı
negatif kutuplu varlıklar düşünüldüğünde onların bizdeki nefret ve korku
enerjileri ile nasıl beslendiklerini bir ölçüde açıklığa
kavuşturmaktadır.Negatif düşünceler ürettiğimizde farklı boyutlardaki
varlıklar negatif haleye dönüşen yaşam enerjimizi tamamen kendilerine çekip
bizlerin yaşam enerjisini, psişik enerjimizi emmeleri söz konusu olmaktadır.
Uzayda farklı gezegenlerde insan gibi
düşünebilen çok farklı formlarda akıllı canlılar mevcuttur. Üstad Muzaffer
Kınalı astral seyahat yöntemi ile dünyanın milyonlarca yıl önceki
zamanlarına gittiğinde denizlerin içinde yaşayan ve kendilerine ADİA'lar
denen düşünebilen ahtopota benzeyen canlılarla karşılaştığını söylemişti. Bu
canlı varlıklar ruhsal ve psişik güçleri ile kendilerini bir yerden bir yere
ışınlayıp telepatik olarak konuşabiliyorlarmış. Ama sonra diğer dünya
dışı uygarlıkların ve ruhsal alemdeki rehber varlıkların toplantıları
sonucunda bu gezegende insanoğlunun yaşaması için bu varlıkların başka
bir gezegene naklinin söz konusu olduğunu söyledi. Peki dedim üstadım neden
gittiler dedim. Onlar burda bizimle yaşayamazlarmıydı dedim. Üstad
''birbirinden çok farklı olan düşünebilen akla sahip türlerin bir
arada yaşamalarının karmik yaşam deneyimi için uygun olmadığını bu yüzden
düşünen akıllı canlılar olarak çok farklı türlerin bir arada
olmamasının daha uygun olduğundan'' bahsetti.
Çok yüksek bir gelişmişlik düzeyinde bir
uygarlığın eğer negatif düşüncelere sahip olduğunu varsayarsak onların
herhangi bir gezegeni ele geçirmek için ışın silahları ile barbarca bir saldırı
düzenleyeceklerini pek sanmam. Yüksek bir zeka için gezegeni ele geçirmek demek insanları fiziksel bedenlerinden çok zihinleri ile genetik materyalleri
ile ''insanların haberi dahi olmadan'' insan ırkını dönüştürüp
kullanabilecekleri hale getirmek demektir. Henüz insanların bilmediği psişik
bir tür saldırı ile insan zihinlerini yönlendirilip elegeçirilebilirler.Yada
insanlar arasında karmaşa yaratarak yönetime el koymaya çalışabilirler.Yani
yine kendileri gibi kendine hizmet (KH) denen negatif düşünceli
anlayışı benimsemiş insanları dünya yönetimine getirebilirler.Tek bir dünya
devleti düşüncesi pozitif bir düşünceye hizmet edeceği gibi negatif bir
düşünceyede uygun bir kavramdır.
Farklı uzaylı ırklar dünyaya
saldırabilirler. Ancak böyle bir saldırının olması muhtemel olsada yok etme amacını kolay
kolay taşımaz.Ancak bizim türümüze( insan ırkına) kontrol ciplerini, uzaktan zihin
kontrolü yapan genetik materyalleri enjekte ederek bizleri kendi amaçları
doğrultusunda başka işlerini yaptırmak için kullanmak isteyebilirler.Ama
genelde evrende gelişmekte olan ırklar gelişmiş uygarlıklar tarafından
korunurlar.Dünya gezegeni böyle bir korumaya sahip olmasaydı çok daha
önceleri yok edilebilirdi. Yada farklı amaçlara sahip ırkların oyuncağı
durumuna getirilebilirdi.
Denizlide bizim bir sokak ötemizde
oturan bir falcı vardı. Herkes falcı desede ben medyumatik bir hassasiyete
sahip biri olduğunu tahmin ettim. Falcıya gittiğimde falcı ilginç şeyler
söyledi kardeşim için Mevlananın enkarnesi olduğunu ifade etti. Gerçi
kardeşimin hiç ruhsal konulara ilgisinin olmamasından dolayı bana onun
Mevlananın enkarnesi olduğu fikri pek mantıklı gelmedi.Gerçi ruhsal
konularla ilgili olmak bu hususta bir ölçüt değil. Öyledir yada değildir. Bu
beni enterese eden bir bilgi değil.Olabilir diyip konuyu fazla abartmak
istemedim. Ben falcıya soru sordum, ''zamanda yolculuk yapacak bir makina
yapacakmıyım'' dedim. Olumlu yada olumsuz bir yanıt vermedi.Sonra ''bir
maddenin bir yerden diğerine ışınlandığını göreceksin'' dedi.Benim
çevremde daha önce insanların üstünde hiç görmediği yeşil bir nur bir ışık
bir hale gördüğünü söyledi.Özel biri olduğumu ifade etti.Gerçi her
insan kendine göre özeldir.Açıkcası falcının söylediklerini pek ciddiye
almadım. Sonra ruhsal olarak çok yükseleceğimi ve en sonunda insanoğlunun
tüm vasıflarına bu yaşamımda ulaşacağımı ifade etti.Ardından seni bir kuş
olarak görüyorum dedi. Ve büyük bir şaşkınlıkla rengarenk ışıl ışıl
renk cümbüşü içinde parlayan bir kuş olup gökyüzünde kayboluyorsun
dedi.Falcı ben hayatımda böylesi bir renk harmonisi görmedim dedi.Bu hal
büyük bir ilme işaret ediyor dedi.
Falcıya beni sonunda kuşa çevirip
uçurdun dedim. Biraz gülümsedim tabi. Sonra Billy Meier'in ufo
fotoğraflarından birini falcının önüne koydum. Bana bu aracın teknolojik
bilgisi konusunda bilgi verebilirmisin dedim.Kadın aracının içindekileri
tanımlayamadığını söyledi.Ama ilginç bir bilgi verdi Meier'in söylediği
şeyleri bilmesi bana çok ilginç geldi. Aracın içinde dünya dışı bir kadın
olduğunu ve aynen kadını Meier'in tarif ettiği gibi tarif etmesi beni
açıkcası falcının doğru söylediğine dair inandırmıştı.
Burdan anlamamız gereken ana fikir
ruhlarla, başka boyutun varlıkları ile uzaylılarla, bilinmeyen türlerle
iletişime geçmek kadar bu bağlantı kuran kişilerin güçlü bir kültürel bir
alt yapılarınında olması lazım. Bir kültür ve bilgi birikimi olmayınca
yanıltıcı bilgiler almak çok daha kolay hale gelebilmektedir.
Daha sonra falcı vasıtası ile
uzaylılarla bağlantı kurup antigravitasyon alanı yaratmanın basit bir
tekniğini almayı düşünüyordum.Ama falcıyı fazla zorlamak istemedim. Falcı
teknik bir bilgiye sahip olmadığı için fazla zorlamanın anlamı olmadığını
düşündüm.Öyle bir bilgi almak için falcının konuya ilgisi olması
lazımdı.Bu tarz teknik bilgiler almak için sadece medyumsal
hassasiyete sahip olmak yeterli değil birazda algılayıcının kültürel
konsepti önemli.
Ertesi gün bir başka medyumatik
bağlantı celsesine katılmıştım.Orda bundan bir önceki hayatımı sordum.Bana
Romanyada transilvanya denen yerde bir kont olduğumu söyledi. Üzüm bahçeleri
sahibiydin dedi. Bir eşim ve bir tane çocuğum olduğundan söz etti. 1300 lü
gibi yıllardan bahsetti siyah kölelerim olduğundan bahsetti.İki tane köle
işciyi hatalarından dolayı cezalandırıp asılmaları için emir verdiğimi ama
kölelerin gerçekte suçsuz olduğunu bu yüzden bu karmik borcu temizlemek için
geçmişe doğru konsantre olup affedilmem için dua etmemi istedi. Sonra bu
yaşamıma gelmeden önce arada 700 yıllık bir süreyi üstboyutlarda bir çeşit
düşünce halinde geçirdiğimi söyledi.700 yıllık bir çeşit içe kapanma
süreci geçirmiştim.Medyum çok zeki olduğumu ve o dönemlerde bir çok sulama
teknikleri ve değişik aletler yaptığımı söyledi.Nasıl bir görünüme sahip
olduğumu sordum. Bana sarışın, mavi gözlü uzun boylu beyaz tenli
birisi olduğumu söyledi.Daha sonra Türkiye'ye gelmemin sebeblerinden söz
etti. Üstad Muzaffer Kınalı'nın babası o zamanlar içindeki enkarnasyonunda
simya, metafizik, tasavvuf gibi benzeri ruhsal konularda çok büyük bir
üstadmış.Ona olan sevgi ve saygımın hayranlığımın buraya gelmemde ve üstad
Muzaffer Kınalı ile tanışmamda rol oynadığını ifade etti.
Daha farklı ruhsal kaynaklı bilgi
celselerinde diğer yaşamlarımı sorduğumda Agarta uygarlığında uzaygemileri
ve boyutlar arası geçiş kapıları konusunda çalışmalar yapan bir bilimadamı
olduğum yönünde bilgiler almıştım.
Aynı ruhsal celselerden birinde açılan
ruhsal kanaldaki rehber varlıklara celseye katılanların genetik olarak
geçmişte tanınan ünlü bir kişiyle bağlantısının olup olmadığı
soruldu. Medyum sıra bana gelince 'sen' dedi ''yunanlı filozof eflatunun
soyundan geliyorsun'' dedi.
Meier'in anlattıkları genel olarak
şunlar; dünya barışı, nüfus planlaması, silahsızlanma, yaptığı zaman
yolculukları, dünya insanının evrensel kökleri v.s...
Ayrıca Billy Meier George Adamski bağlantısının sahte olduğunu söylüyor. Ra
bilgileri ni sağlıklı bir kaynak kabul eder ve o bilgilere itimat edersek
George Adamski olayı gerçektir. Bu tarz temas bilgilerine belli bir oranda
temas kuran alıcının kendi subjektif bakış açısınında karışması oldukça
muhtemeldir.Buna benzer durumları kendi medyumlarımızda da gözlemlemiş
bulunuyoruz. Bazen medyumlar celsede yer alan bir başkasının düşüncelerini
kendi zihinleri içine alıp kanal bilgisinde karışıklıklara neden
olabilmektedir.Yada negatif varlıklara ait başka kanalların
karışmasıda sözkonusu olabilmektedir.
Fakat akıllı ve uyanık biri negatif
varlıklardan bir çok gizli bilgilere ait sırları öğrenebilir.Genelde pozitif
varlıklar her bilgiyi herkese açıklamazlar. Kişilerin kendi liyakatları ile
o bilgiye mazhar olmasını isterler.Ama üstad Muzaffer Kınalı sohbet
aralarında bana negatif varlıkları kullanarak onların tarafından görünerek
kendilerinden büyük sırlı ilimler öğrendiğinden söz etmiştir.Bazen karanlık
tarafın bilgisi şaşırtıcı derecede büyük ilimleri içinde saklayabiliyor.Bu
bilgileri kolayca onlardan alabilirken pozitif varlıklardan bizi aşan
bilgiler almak çok zor olabilmektedir. Üstad kendilerini pozitif olarak
tanıtan bazı negatif varlıklarla karşılaştığında onlara inanmış gibi görünüp
bir çok metafizik sırları onlardan öğrendiğinden bahsetmiştir.Eğer uyanık
bir zekaya sahip değilseniz çok çabuk bir şekilde aldanabilirsiniz.
Denizlide 2003 yıllarında Naile
Günem adında bir medyum arkadaşımız George Adamski'nin çektiği ufo
resimlerine kanalize olduğunda o uzay araçlarının içinde maymun benzeri
insana yakın bir yaşam türü gördüğünü söylemişti.Bir açıdan diyebilirizki
Adamski'nin temas bilgileri sahte değil.
Uzayın ve zamanın farklı
noktalarından bizimle temas kuran bir çok varlığın medyumlar kanalıyla
bizlere sunduğu temas bilgilerini doğru kabül edebiliriz. Fakat bir çok
varlığın söz ettiği zamanda yolculuk, uzaylılar, uzaylılar tarafından
kaçırılmalar, kötü uzaylılar, iyi uzaylılar, ruhsal gerçekler, farklı
boyutlar gerçeği, dünya dışı ırklar, genetik deneyler, atlantis ve mu
dönemlerini ifade eden kadim uygarlıklar ve Hz İsa' ya kadar uzanan bir
düzeyde bir çok bilgiden söz edilsede ve bilgiler yer yer
inandırıcılığını yitirsede iki eğriden bir doğru çıkarabilen için bu temas
bilgileri içinden anlamlı şeyler bulmak zihni genişletmek mümkündür.
Kryon, Ramtha, Ra bilgileri, Sirius
Celseleri, Kasyopya bilgileri, Arkturus bilgileri, Hatorlar, pleiades
mesajları ve benzeri tüm kanal bilgilerini genellikle doğru kabül
etmeme rağmen bu kanal bilgileri içinde insanlığın geleceğine dair
verilen kesin ifadeli bilgilere inanılmaması gerekir.Bizlerde astral
seyahatler yapıp insanlığın çok uzak geleceğine ziyaretler yaptık. Fakat
zamanın plastiksi doğasını anlayabilen büyük zihinler hiç bir zaman kesin
bir kahinlik edası ile şu şöyle olacak diyemez. Bizde diyemeyiz. Bugüne
döndüğümüzde bu boyut içinde sizlere ancak bir takım olasılıklardan
bahsedebiliriz. Fiziksel anlamda geleceğe gidip orada kalmak başka bir şey,
bugüne dönüp gelecek şöyle olacak demek başka bir şey. Eğer bugündeyseniz
geleceğiniz bir çok olasılığa gebe olabilir.Bunu anlamanız ne kadar zor
olsada gerçek bu!
Çünkü ''Gelecek Bugündür!''
ve "Gelecek her an yazılır. Kimse tam olarak geleceği tahmin
edemez..."
Ben hiç bir bilgiye doğru yada yanlış diye bakmam! Sadece ne kadar
anlayabilirim gözü ile yaklaşırım. Engin bilgimin sırrı da burdan
kaynaklanıyor. Kolay kolay inanmam ama gelen bilgiyide dışlamam.Gözün
görmediğine kolay kolay inanmam ama aklın gördüğünüde inkar edecek değilim.
Aklımın görebilmekte zorlandığı hususlarda ise kalbimle görmeye çalışırım
sonra aklı o noktaya çağırıp meseleyi mütalâ (etraflıca düşünmek) etmeye çalışırım.

Aslında bu UFO temas bilgilerinde bahsedilen yaklaşımların çoğu
yani bir çok temel kavram yani zaman yolcuğu gerçek bir kavram, ışık hızını
aşmak gerçek bir kavram, insanın ruhsal bir enerjiye sahip varlık olması
gerçek bir kavram, farklı boyutsal katmanlar gerçek bir kavram ama
bunları kullanarak bir hikaye yaratmak apayrı birşey!! Bu kavramlar
çevresinde ortaya konan hikayeler ne kadar gerçektir o tartışılabilir!

Bu kaçırılma olaylarından birini
ben kendimde yaşadım.Kaçırılma olayından bir kaç hafta önce Lyssa Royal &
Keith Priest'in yazdıkları ''İçimizden Ziyaretçiler'' adındaki
kitabı okumuştum. Grilerden ve onların kendi ırklarını kurtarmak için
yaptıkları bu kaçırılma olaylarından bahsediyorlardı.Sanırım 2005
yıllarındaydı askerden geldikten 3-4 sene kadar sonra. O zaman ailemle
kalıyordum. Kitabı okuduktan sonra eğer beni incelemeleri onlara yeni bir
tür oluşturmada yardımcı olabilecekse ve türlerini kurtarmada
yardımcı olabileceksem beni inceleyebilecekleri konusundan bir
telkinde bulundum. İçimden öyle bir düşünce geçirdim.Bir kaç hafta sonra
gece saat 11:30 civarında ışıkları söndürdüm uyumak için yatağa uzandım .Aradan dört -beş saniye kadar bir süre geçti su içip öyle yatayım
dedim.Kalkar kalmaz büyük bir şok yaşadım. Yataktan kalktığımda ortalık
aydınlanmıştı. Saat sabah 7: 35 'ti. Ben yataktan kalkıp su içip tekrar uyumayı
düşünürken aradaki 8 saat kadar bir zaman dilimi nereye kaybolmuştu? Ama
işin ilginç yanı hiç uyumamış olmama rağmen çok garip bir şekilde
enerjiktim. Sanki bir doping ilacı almıştım.Uyumadığımı
hissediyordum.Aradaki zaman kaybolup gitmişti.Sanki zaman içinde 8 saatlik
bir süreyi atlamıştım.Kaybolan zaman nereye gitti? Bunları düşünürken acaba
halüsinasyonik bir durum mu yaşıyorum diye düşündüm ama uyanır uyanmaz
aklımda kalan son şey grimsi kül rengine sahip siyah büyük gözleri olan daha
önce hiç görmediğim bir varlığın üstüme eğilip bana doğru bakmasıydı.
Varlığın içimi okuyan çok büyük simsiyah gözleri hafızama işlemişti.

''Kaybolan 8 saatlik bir
zaman dilimi ve bir uzaylı varlığın üstüme doğru eğilip bana bakan derin
siyah gözleri ile karşı karşıya kalmıştım.'' Bu iki farklı durumun
aynı gece içinde üst üste bir araya gelmiş olması tesadüf olamaz! Tüm
kaçırılma fenomenlerindeki tipik durumların bir benzerini yaşamıştım.
Kasyopyalılarla görüşen medyum
onlara AGARTA uygarlığı diye bir şey varmı diyor, Kasyopyalılar buna hayır
diyorlar.Anladığım kadarıyla Kasyopya uygarlığı Agarta uygarlığına oranla
fazla gelişmiş bir uygarlık değil. Ama dünyayı bu kadar yakından tanıyan bir
uygarlığın Agarta'lıları bilmemesi bana çok ilginç geldi. Bizler kendi
medyumsal kanallarımız vasıtası ile Agartalılarla görüştük. Vahdet ekolünün
kurucu üyesi olan sayın Üstad Muzaffer Kınalı Agarta uygarlığını fiziksel
olarakta ziyaret etmiştir.Vahdet ekolü bünyesinde bulunan Ömer Sami
Ayçiçek arkadaşımız Agartalılarla yazıcı medyum olarak temas kurup 4 ciltlik
bir kitap yazmıştır. Bu kadar yakından bildiğimiz Agartalıları
Kasyopyalıların tanımaması oldukça ilginç!
Üstad Muzaffer Kınalı Agartayı fiziksel
olarak ziyaret ettiğinde kendisini karşılayan varlıkların küçük bir hava
aracıyla kendisini şeffaf camsı bir fanus içine aldıklarını ve aracın
bir dizi tüneller sisteminden hızlıca geçerek Agartaya girdiklerinden
bahsetmişti.Çevresine baktığında devasa gökdelenleri andıran şeffaf kristal
biçiminde yapılar gördüğünden bahsetti. İçlerindeki insanların havadamı
yerdeki durduğunu anlamadığını ifade etmişti.Binaların içinde renkli ışıklı
bir takım gölge hareketlerini andıran hareketlilik olduğundan
bahsetmişti.Bununla birlikte yoğun bir ışıktan dolayı gözlerinin kamaştığını
ve binaların içlerini net göremediğinden sözetmişti.Sanırım üstad Agartada
daha önce yaşamıştı. Çünkü Agartalıların sanki üstada oraları
biliyormuşcasına hatırlıyormuşcasına davranıp ilgi gösterdiklerinden
bahsetti. Üstadım da Agartalıların bu misafir perverliğine karşın
hayır hatırlayamıyorum demekten çekindiğini ifade etmişti.Kendisine duyulan
büyük bir saygı ve hayranlığa ilgiye karşın üstad abes bir görüntü
sergilemekten çekindiğini ifade etti. Üstad Muzaffer Kınalı ''Bana
bir çok yer gezdirdiler ama ben ayıp olmasın diye gösterdikleri mekanları
yadırgayan yada bilmiyormuş gibi sorular sormayada çekindim'' dedi.
Üstad ''Çetin'' dedi..
benim ordaki durumum gözü tam görmeyen kulağı tam işitmeyen eski anıları az
hatırlayan yaşlı bir amcanın durumuna benziyordu'' dedi.
Beni bir yerlere götürüyorlar gezdiriyorlar saygı hürmet duyuyorlar ama ben
hatırlamıyorum, çok şey anlattılar ama benim tabi dünyevi şuurumda
belleklerimde Agartaya dair çok fazla bir bilgi yok! O açıdan pot kırmak
yada abes bir tavır sergilemekten çekindim.Mecburen hatırlıyormuş gibi
biliyormuş gibi bir hava içinde etrafımı gözlemlemeyerek söylenenleri
anlamaya çalıştım'' dedi.
Daha sonra küreyi andıran, ışıklar saçan ve
bulunduğu yerden aniden kaybolan camsı küreleri andıran uzay
araçlarından bahsetti.
Evrenlerde sayısız gezegenlerde çok
değişik düzeylerde farklı uygarlıklar söz konusu olunca belkide Agarta
uygarlığına dair bilgi Kasyopyalıların bilgi arşivlerinde olmayabilir. Yada
o yönde bir bilgi o an için es geçilmek istenmiş olabilir.Kasıtlı olarak
Agarta diye bir yer yok denmiş olabilir.
Bir ihtimalde
kendilerini Kasyopyalı olarak tanıtanlar pozitif bilgilerle negatif
bilgileri harmanlayarak insanların aklında karmaşıklık yaratmak amacıyla
böyle bir kanal bilgisi oluşturulmasını sağlamış olabilirler.
Neden böyle bir şey yapmak
isteyebilirler? Çünkü negatif varlıkların insanların duygusal olarak
ürettikleri negatif enerjilerden (korku, nefret, kızgınlık ) beslendiklerini
biliyorum. Bu beslenme şeklinin fiziksel olmaktan çok ruhsal bir enerji
boyutunda olduğunu biliyorum.
Bazı insanlar birazcık birşeyler
biliyorlar, diğerleri uyuyor. Bilenderde az biliyor.Bu bilenlerin bir
kısmıda negatif üstelik. Don Juan ( Kızılderili Şaman) İnsanların
farlındalık ışığını emen gölge varlıklardan söz eder. Bu varlıklar evrenin
derinliklerinden buraya gelmişlerdir. Bir zamanlar, bunlar yokken; insanlar
farkındalık ışığını hiç yitirmemişler.
Fakat bu gölge varlıkların negatif etkisinden de kurtulmak mümkünmüş. Ki
şamanlar kızılderili şamanları bunu başarmışlar. Bunu insanlık başarabilir ve
negatif varlıklardan kendini koruyabilir.
Amerikan
devletinin uzaylılarla birlikte çalışarak bazı insanları kaçırıp
beyinlerine cip yerleştirip telepatik mesaj verme kandırmacasıyla
bilinen doğru kanal bilgilerini gölgeleyip bilgide bir saptırma
oluşturmak amacıyla kamuoyuna yönelik böyle bir aldatmaca içerisine
girmiş olabilirler medyumda bu komplodan habersiz bir kurban olabilir.
Fakat kasyopya
bilgileri bünyesinde verilen bilgilerin niteliği bu tarz bir devlet
komplosunu geçersiz kılmaktadır.Eğer bir komplodan ve bilgi saptırmaktan söz
edilecek olursa bunu dünya dışı kaynaklı olarak görmek lazım.
Dini sistemler bugün için pozitif
anlamlarını yitirmişlerdir.Kutsal kitapların( Tevrat , Incil ve Kuran)
negatif kaynaklı olduğunu söyleyemeyiz! Ancak bu kitapların büyük ölçüde
tahrip edildiğini, yeterince anlaşılmadığını ve sembolik anlatımlarda bu gün
hala o sembollere takılı kalınmış ve derinine anlaşılamamış ve maksatlı
olarak çarpıtılmış olduğunu; bu durumda "negatif" dediğimiz tarafın da
parmağı olabileceğini düşünüyorum.Dinler pozitif telkinlerini
yitirmemiş olsaydı, yüzyıllardır bunca savaşı, eziyeti, kafa
karışıklığını yaratmazdı.
Kutsal kitaplardaki söylem, yeri geldiğinde tehditkar ve azarlayıcı
olmaktadır, buna itiraz etmiyorum. Ancak bilginin geldiği zaman, bilginin
yayılması istenen insanlığın realite seviyesi , algısı vs bunda rol
oynamıştır kanımca. Eğer dünya insanlığı kitle olarak belli bir realite
düzeyine çekilmek istendiyse, bu o zamanın şartları, algı düzeyi vs gözönüne
alınarak yapılabilirdi.
"Dinler ve kutsal kitaplar" insanı kendi gerçeğini aramada ve yönlendirmede
itici bir kuvvet oluştururlar. Her arayış din kaynaklı olmak zorunda
değildir, her dine yöneliş "kendini bilme" vasfını kazanma olmadığı kadar.
Kutsal kitaplar, bir bakıma "tanrı kelamıdır". Ama orada yazanları bir din
haline getiren insanoğludur. Dine tanrının ihtiyacı yoktur. Onu insanlar
yapmışlardır. Gelen bilgiyi bir şekilde örgütlemişler, yaymaya çalışmışlar,
derken ellerine yüzlerine bulaştırıp sözüm ona "tanrı adına" kan
dökmüşlerdir.
Bu ayrımı iyi yapmalıyız. Kutsal kitapları din haline getiren bizleriz. Bu
gün dünya dinleri , yükselen insan algısına yanıt veremez duruma düşmüş
gözüküyorsa , suçu "negatif kaynaklı" deyip kitaplara mı atmalıyız, gelen
bilgiyi yeterince değerlendirememiş, çarpıtmış, hırslarına alet etmiş
insanoğluna mı?
Faşist bir tanrı algılayanlar tanrı adına faşistlik yapabilir ancak! Malesef
bugün dincilik adı altında algılanan tanrı algısı böyle bir tanrı tasvirine
sahiptir.
Kendilerini kasyopyalılar olarak
tanıtan varlıklar da hristiyanlığı övmek bir yana, ne kadar yozlaştığını ve
zaten dinlerin genel olarak insanların beyinlerinin negatif olarak
programlanmasına hizmet ettiklerini çeşitli vesilelerle dile getiriyorlar.
Hiçbir din veya adı konulmuş hiçbir
grup veya oluşum tek başına doğru yolu ve "fırka-i naciyeyi" (kurtulanlar
güruhu) temsil etmiyor bence. O güruhun mensupları dünyanın her yerine, her
dine, her kültüre ve oluşuma dağılmış durumdalar. Ama aslında birler.
Varoluşu, hiçbir zaman gerçekten
sevemeyeceğimiz, soğuk, düzensiz ve anlamsız bir tesadüfler dizisi olarak
değil de, tanrı olarak tanımladığımız bir merkeziyet eksenindeki düzenli,
anlamlı, sevgi ve coşku dolu bir gerçeklik olarak algılayabilen, kendini bu
yönde bir keşif yolculuğunda gören tüm insanlar, hangi din, inanç ve
düşünceden olurlarsa olsunlar, bence aynı yöne gidiyorlar.
''Zaten Tanrıyla "Bir" isem eğer, O nu bulmak için, nereye gideyim kendimden
başka?'' Aslında tüm yaşam içe doğru büyük merkezi güneşe doğru olan
bir yolculuktur.Tüm deneyimler tüm dersler ruhun kendini anlamasına hizmet
eder.Bu ise kendi projekte ettiğimiz sınırlılıklardan kendi sınırsız olan
doğamızın anlayışına doğru yürümek gibi bir şeydir.Bu aklın ve kalbin kendi
gerçeğine doğru yürümesini ifade eder.Bu ( bilgilenme) sınırlılık örtüsünün
kaldırılarak altındaki sınırsız olanı görebilme, idrak edebilme
yoludur.Aydınlanmak temelde bir anlayışa ulaşmaktır.
Eğer sonsuzsak, eğer her birimiz tanrı ateşinin birer parçası isek, beden
ölümlü ama ruh ölümsüz ise, korkacak birşey yok. Öğrenecek çok şey var!

KASYOPYA'LILAR...
Varoluş toplam yedi yoğunluktan
oluşur. Bunlardan üç tanesi fiziksel, üçtanesi eterik/ruhsal ve bir tanesi
de her iki durumu içeren yarı fiziksel olan dördüncü yoğunluktur. Dördüncü
bilinç yoğunluğu seviyesi, yalnızca kendine hizmet ederek varolunabilen en
yüksek yoğunluk seviyesidir. Dolayısı ile 4. yoğunluk, “Kendine Hizmet” in
yani negatif düşünce kalıbının en yüksek örneğidir.
Dördüncü yoğunluk seviyesine üçüncü yoğunluk seviyesinden ilerlenerek
gelinir. Yukarı doğru her bir yükselişte, bireysel bilinçli varlığın
varoluşu o kadar daha az zor hale gelir. Bu nedenle dördüncü yoğunlukta
varoluş, üçüncü yoğunluktakine göre daha az zordur ve üçüncü de ikinciden
daha az zordur vs. Ruh enerjisi üzerinde daha az yük yaratır.
Dünya yaklaşmakta olan dördüncü
yoğunluk seviyesine doğru ilerlerken,
ikinci seviye ve birinci seviyedeki
varlıklar
üçüncü seviye, ikinci seviye ve
birinci seviyede bulunanlar

Kertenkele varlıkları olarak
tanımlanan varlıklar kendilerini sıkı bir şekilde Kendine Hizmet’e
sabitlemeyi seçmişlerdir. Bunun mümkün olduğu en yüksek yoğunlukta oldukları
için, üçüncü seviye, ikinci seviye ve birinci seviyede bulunanlardan sürekli
olarak büyük miktarlarda negatif enerji çekmeleri gerekiyor ve tüm o
yaptıklarının sebebi de bu. Bu durum ırklarının ölmekte olmasını da
açıklıyor; çünkü Kendine Hizmet’ten Başkalarına Hizmet’e nasıl
geçireceklerini öğrenebilmiş değiller. Bu seviyede bizim ölçülerimize göre
çok uzun bir süredir kalmış olduklarından buraya sıkıca yapışmış durumdalar.
Çok uzun süredir –Dünya’da çok sayıda
olduğumuzdan dolayı ve diğer- Dünya’nın yönetimine açıktan el koyma
niyetindeler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin
deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok
negatif enerji emebilmek için zamanda ileri ve geri
yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta bizim
yönetimimizi ele geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek;
1: Irklarını sürdürülebilir halde
tutumak,
2: Sayılarını arttırmak,
3: Güçlerini arttırmak,
4: Irklarını dördüncü yoğunluk
alemine yaymak.
Bunların tümünü gerçekleştirebilmek
için takvimimize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu
çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm
bunları tamamen sabit bir zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne
kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak. Kertişler yani
negatif Kendine Hizmet, "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlanan şeyden
dolayı bunu göremiyorlar. Sadece görmek istediklerini görüyorlar.
Daha fazla bilgimiz oldukça,
kendimizi nasıl koruyacağımız konusunda daha fazla farkındalığımız olur.
Koruma bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir. “Bilgi” kelimesi, ifade
ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu
tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz?
Bunun tamamen farkında olmamız önemlidir. Burada aydınlanmanın belirtilerini
görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi, tüm varoluşun
çekirdeğine gider, tüm cisimleri kapsar. “Işık” bilgidir, tüm varoluşun
çekirdeğindeki bilgidir. “Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi
herşeydir.”
Bilgi kazanmak, kişinin varlığına
birşeyler eklemesi anlamına geliyor. Kişinin, varlığına arzu edilebilir
herşeyi katması demektir. Ayrıca şu anda olduğu gibi “ışığa ulaşma” yolunda
çaba gösterirken, gerçekten bilelim ki “ışık bilgidir”. Bilgi, tüm varoluşun
çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı
koruma sağlar.
Bilgi edinme, hızlı bir artışla
meydana gelebiliyor ve bu bazıları tarafından “Aydınlanma” olarak
tanımlanıyor. Aydınlanmış varlık, bilgili varlıktır. Bilgi edinme, ruhsal
varlığı ciddi ölçüde ilerletir.
“Öğrenin, öğrendiğinizde
gelişirsiniz, geliştiğinizde ilerlersiniz, ilerlediğinizde DÖNÜŞÜRSÜNÜZ.”
Laura ve grubunun kasyopya'lılarla
yaptıkları temasların ham transkriptlerine (2000 sayfanın üzerinde) ait
çevirileri burada ilginize sunuyorum. Şimdiye kadar karşılaştığım en ilgi
çekici kaynaklardan birisi, kendilerini kasyopyalılar (cassiopaeans) olarak tanıtan ve Laura
knight jadczyk ve onun grubu ile temas kuran 6. yoğunluk pozitif
varlıklarının verdiği bilgiler..
Çetin BAL: Ben
kendi adıma açıkcası uzaylıların varlığını kendi yaşadığım tecrübelere,
bilgi birikimlerine dayanarak kabül eden biriyim. Ama benim bu olaylara
yaklaşım açım içi boş bilgilerle hayal dünyasına dalmak değil. Ben meseleye
tamamen UFO teknolojisi düzeyinde bakıyorum. Tüm bu UFO bulgularından, temas
bilgilerinden yol çıkarak bir zaman makinesine yada ışıktan hızlı sevk
sistemlerine dair teknik somut bir bilgi elde edebilirmiyiz gözüyle
olaylara bakıyorum.

16 Temmuz 1994. F**, Laura ve S**
S: Merhaba.
C: Merhaba.
S: Bize mesajınız var mı?
C: Doğal olarak geleni sürdürün.
S: (L) Ne anlamda?
C: Çalışmanızı sürdürün.
S: (L) Adınız nedir?
C: Mukpeor.
S: (L) Başka bir gezegenden misiniz?
C: Sizin bakış açınızla dünyadışı, evet.
S: (L) Grubunuzun adı nedir?
C: Korsas.
S: (L) Neredensiniz?
C: Kasyopya (Kraliçe Takımyıldızı).
S: (L) Bu takımyıldız nerede?
C: Oryon yakınında.
S: (L) Oryonluların “kötü adamlar” olduklarını duymuştum. Oryon grubu kötü
mü?
S: (L) Kendinize mi, yoksa başkalarına mı hizmet ediyorsunuz?
C: Ben her ikisine hizmet ediyorum.
S: (L) Felsefeniz nedir?
C: Bir.
S: (L) Hangi gezegendensiniz?
C: Korsoka.
S: (L) Bob Lazar uzaylıların insanları taşıyıcı olarak
tanımladıklarını iddia etti. Bu ne anlama geliyor?
C: Sonra kullanmak üzere saklama.
S: (L) Ne için kullanma?
C: %94’ü.
S: (L) Neyin %94’ü?
C: Tüm nüfusun.
S: (L) Ne demek istiyorsunuz?
C: Hepsi taşıyıcı; %94’ü kullanılacak.
S: (L) Ne için kullanılacak?
C: Tüketim.
S: (L) Yani yemek için mi?
C: Tamamen tüketim.
S: (L) Tüketim derken neyi kastediyorsunuz? Sindirilme mi?
C: İçerikleri için tüketim.
S: (L) Ne için?
C: Yeni ırk. Önemli. Proje yaklaşık 13 yıl içinde tamamlanmış olacak.
S: (L) İnsanlar neden tüketiliyor?
C: Beden parçaları için kullanılıyorlar.
S: (L) Anlamıyoruz. İnsanlar parçaları için nasıl kullanılabilirler?
C: Reprototip. O fıçılar gerçek. Kayıp kişiler çoğunlukla oraya gidiyor,
özellikle kayıp çocuklar.
S: (L) Herhangi bir korumamız var mı?
C: Biraz.
S: (L) Bu projenin amacı nedir?
C: Bu gezegende yeni bir hayat.
S: (L) Uzaylılar bizim duygularımızı ve enerjilerimizi kullanıyorlar mı?
C: Doğru; bedenlerinizi de. Her yıl %10 oranında daha fazla çocuk alınıyor.
S: (L) Acı çekiyorlar mı?
C: Biraz.
S: (L) Hepsi acı çekiyor mu?
C: Bazıları. Tamamen bilinçli haldeyken çocukların organlarının parçaları
çıkarılıyor. Önce böbrekler; sonra ayaklar; sonra çene masanın üzerinde
inceleniyor; dil kesiliyor; kemiklere kuvvet testi yapılıyor; patlayana
kadar kalp kasına basınç uygulanıyor.
S: (L) Bize neden böyle korkunç şeyler anlatıyorsunuz?
C: Konsorsiyumun yaptığını bilmeniz gerekiyor. Bu çoğunlukla kızılderili
çocuklarına yapılıyor.
S: (L) Neden böyle şeyler yapılıyor?
C: Oryonlular ve onların insan ortakları, yeni bir ırk yaratmak ve bu ırkı
insanlığın geri kalanı ile birlikte kontrol etmek üzere büyük bir çaba
harcıyorlar.
S: (L) Ruhlara ne oluyor? Bu proje yalnızca fiziksel mi?
C: Fiziksel. Ruhlar devam ediyor.
S: (L) Ruhlar nereye gidiyor?
C: Çoğunlukla buraya geri dönüyorlar.
S: (L) Bir kısmı başka yerlere mi gidiyor?
C: Bazıları diğer gezegenlere gidiyor.
S: (L) Bu projeden kim sorumlu?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Fakat tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
S: (L) Bunlar dünyaya neden oluyor?
C: Karma.
S: (L) Ne tür bir karma bunu getirebilir?
C: Atlantis.
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.
S: (L) Aramızdan herhangi biri kaçırıldı mı?
C: Hepiniz.
S: (L) Kaç kere?
C: F***-57; S***-56; Laura-12.
S: (L) Neden Laura diğerleri kadar kaçırılmadı? (Laura gülüyor)
C: Sona ermedi. (S*** gülüyor.)
C: S*** geçen ay kaçırıldı.
S: (L) Bizi kim kaçırıyor?
C: Diğeri.
S: (L) Grubun adı nedir?
C: Çeşitli isimler.
S: (L) Hepimiz aynı grup tarafından mı kaçırılıyoruz?
C: Çoğunlukla.
S: (L) Bize ne yaptılar?
C: Sahte anılar verdiler. Çocuk olarak kalmanızı sağladılar. Okulda
başağrısı ve mide bulantısı geçirmenize neden oldular.
S: (L) İmplant yerleştirdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Nerede?
C: Kafada.
S: (L) İmplantlar ne için?
C: İnceleme cihazı.
S: (L) Neyi inceleme?
C: Ruh bileşimi.
S: (L) Yaptığımız ritüellerden herhangi biri daha fazla kaçırılmamıza karşı
koruma sağlıyor mu?
C: Belki. Enerji alanları olan bazı kristaller. Bilginiz varsa korumaya
ihtiyaç duymazsınız.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde ederiz?
C: Bilinçaltınızın derinliklerinde.
S: (L) Bu bilgiyi ne zaman elde ettik?
C: Doğumdan önce.
S: (L) Koruma için yapabileceğimiz başka herhangi birşey var mı?
C: Öğrenin, meditasyon yapın, okuyun.
Copyright 1994-2002, *Laura Knight*, *Laura Knight-Jadczyk* ve *Arkadiusz
Jadczyk*
Kasyopya celseleri /
ham transkriptler
RA bilgileri ve
Kasyopya celseleri esas olarak aynı
şeyleri anlatan kitaplardır..
New age inanışının yapı taşlarını oluşturur , bu kitaplar.. İkisindede
yüksek boyuttaki toplumsal bellek bileşimlerinin (bellek bileşimi=ortak
yönde hareket edebilen varlıklar grubu) , insanlarla yaptıkları iletişim ve
verdikleri uyarılar var..
Ra genellikle pozitif yönde bir uyarı verirken, Kasyopya celselerinde yüksek
boyuttaki negatif varlıkların insanlar üzerindeki etkisi ve bu etkiden nasıl
kurtulabileceğimizle ilgili öğütler verilir..
Bu inanışa göre ; varlık yaratanla bir olma sürecinde
bazı boyut / süreçlerden geçmek zorundadır...
Boyutlar yükseldikce yaratanla bütünleşme süreci artar , varlık zihinsel /
düşünsel her anlamda gelişir olgunlaşır..
1. boyut= taş , mineraller vb..
2. boyut= hayvan, bitki vb..
3. boyut= düşünebilen irade sahibi canlı varlık (pozitif veya negatif
seçimin yapılacağı boyut)
varlık 3. boyutta verdiği (bilinçli veya bilinçsiz) seçim sonrası pozitif
veya negatif kutup'ta olacağını belli eder ve bu alanlarda boyut atlama
sürecine girer..
Bu inanışa göre cehennem veya acı çekilen bir yer yoktur, yeteri olgunluğu
ve gelişimi sağlayamamış varlıklar boyut atlayamayıp tekrar reankarne olarak
olgunlaşmaları sağlanır.. Bu bir nevi cezalandırma (cehennem) , boyut
atlamak ise mükafat (cennet) olarak görülür..
11 Mart 1995 F___, Laura, TR, JR,
SV
S:(L) A___, insanların esas olarak kaç kromozoma sahip
olduğunu sormamızı istedi.
C: 135 çift.
S:(T) Şimdi 23 çiftimiz var. Epeyce kromozom kaybetmişiz demek. (L) Çok! (T)
Kaybettiklerimizi geri alacak mıyız?
C: Bekleyin ve görün.
S:(L) Bir celsede zamanın, Cennetten Düşüş "sırasında"
ortaya çıkan bir ilüzyon olduğunu söylemiştiniz ve bunu söyleyiş şekliniz,
başka ilüzyonların da olduğunu düşündürdü bana...
C: Değiştirilen DNA'nız nedeniyle zaman sizin için doğruluğu olan bir
ilüzyon.
S:(L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.
S:(L) Başka?
C: Fiziksel artış gereksinimi.
S:(L) Korunma için fiziğe odaklanmak... (T) Monoteizmle ilgili anahtar
kelime ayrılık mı?
C: Evet.
S:(L) Başka?
C: Lineer/doğrusal odak.
S:(L) Başka?
C: Tekboyutluluk.
S:(L) Örtü... (J) Sadece tek bir boyutu algılamak... (L) Bu ilüzyonlar
DNA'mıza genetik olarak programlandı mı?
C: Yakın.
S:(L) Başka hangi ilüzyonlar var?
C: Öncekilerle işiniz bitti mi?
S:(L) Bilmiyorum. Bu ilüzyonların bize nasıl
zorlandığından, bizim bunları nasıl algıladığımızdan bahsedebilir misiniz
biraz?
C: Eğer biri bir kapıyı açarsa ve sen de açılan kapıdan bir küp altın
görürsen, altına ulaşmadan önce, kapının arkasında gizlenmiş zehirli bir
yılan olup olmadığını düşünür müsün?
S:(L) Altın neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya cezbolma.
S:(L) Kapı neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya açılış.
S:(L) Bir küp altın olarak temsil edilen sınırlanma, aslında göründüğü şey
değil miydi? Bu bir kandırma mıydı?
C: Yılan nedir?
S:(T) Kertenkeleler? (J) Tehlike. (L) Tamam, kapıyı kim açtı? (J) Biz.
C: Hayır.
S:(L) Kapıyı açan biz değildik, doğru mu?
C: Evet.
S:(T) Kapıyı kim açtı?
C: Kertenkeleler.
S:(L) Yani resmen... (T) Yılan kimdi? (J)
Kertenkeleler, tehlikeyi...
C: Hayır!
S:(L) Yılan kimdi?
C: Dikkatsizce cazibeye teslim olmanın sonucu; yani, bakmadan atlamak.
S:(J) Yani dikkatli olmamız gerekiyor. (T) Yılan neydi? (J) Cazibeye teslim
olmanın sonucu... (L) Yani diyorsunuz ki, cennetteki cezbolma hikayesi,
insanoğlunun cezbedilerek bu realiteye yönlendirilmesinin hikayesiydi. İyi
ve Kötünün Bilgisi Ağacı'nın meyvesinin yenmesi de...
C: Cazibeye teslim olmaydı.
S:(L) Ve bu bir kandırmaydı...
C: Hayır! Kandırma yok!
S:(L) Ama burada dönen birşey var. (T) Tuzak mı?
C: Hayır! Tuzak da yok. Seçmeseydiniz, özgür iradenize müdahale edilemezdi.
S:(T) Bir saniye. Olayın mantığını kaçırıyorum. Düşüşten önce biz kimdik?
C: 3'üncü yoğunluk BH.
S:(T) Bize 3'üncü yoğunluk varlıklarının BH
olamayacağını söylememiş miydiniz? (L) Hayır. 3'üncü yoğunluk BH
varlıklarının olduğunu söylemişlerdi. (T) O zaman meydana gelen şeyden
dolayı mı şimdi KH'yiz?
C: Evet.
S:(J) İstediğin zaman eve gidebilirsin. (L) Her zaman
eve dönme gücün var...
C: Evet.
S:(L) Yani her zaman BH olmaya dönme gücümüz var mı? 3'üncü yoğunlukta bile
mi?
C: Evet.
S:(L) 3'üncü yoğunluk BH varlıkları nasıl bir hayat yaşıyor?
C: Keşfedin.
S:(T) Kapı benzetmesine dönmek istiyorum. Kapı her zaman oradaydı.
Cezbedicilik her zaman orada duruyordu...
C: Altına gittiğinizde, Kertenkelelere "Merhaba" dediniz ve bundan
anlayabileceğiniz herşey.
S:(T) Evet, ben de bu noktaya ulaşmaya çalışıyordum. Kertenkelelerin veya KH
güçlerinin kapıyı açtığını söylediniz.
C: Hayır. "Açmak" demeyelim. Sadece sizi kavramaya yaklaştırmak için o
ifadeyi kullandık.
S: ... (T) Kapı her zaman oradaydı ve her zaman açıktı. Sadece benzetmeyi
kavramaya çalışıyorum. Yani BH varlıkları olarak altına gitme ve gitmeme
seçeneklerimiz vardı. Altına gitmekle KH olduk çünkü altına gitmek KH.
C: Evet.
S:(T) Ve bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk Kertenkele
Varlıklarının saflarına girmiş olduk.
C: Evet.
S:(T) Çünkü onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları ve 3'üncü yoğunluk varlıkları
olarak bizden çok daha fazla yetenekleri var.
C: Bundan önce 4'üncü yoğunluk BH varlıklarının saflarındaydınız.
S:(T) Ve 3'üncü yoğunluk BH'ydik. Ama altına gitmekle kendimizi 4'üncü
yoğunluk KH'nin etkisi altına soktuk.
C: Evet.
S:(J) "Seçmedikçe özgür iradenize müdahale edilemez"
demişlerdi. (T) İnsan ırkı olarak, özgür irademizle BH'den KH'ye geçtik. (L)
Demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz
seçtik; Düşen Melek, Lusifer efsanesi. Bu biziz. Altına gitmek için o
kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.
C: Ama bu sürekli tekrarlanan bir sendrom.
S:(L) Sadece insan ırkı için sürekli tekrarlanan bir sendrom mu, yoksa tüm
yaratılış için de geçerli mi?
C: İkincisi.
S:(L) Varoluş döngüsünün bir parçası olduğu için, tüm varoluşta tekrarlanan
bir sendrom mu bu? Yoksa Kızılderililerin Maya dedikleri şey mi?
C: İkisinden biri.
S:(T) Yani bahsettiğimiz tüm bu şeyler, boyut sınırı, dalga, frekansların
yükselmesi...
C: Boyut sınırı "tornado."
S:(T) Yani dalga yıkıcı bir şekilde ilerliyor...
C: Subjektif.
S:(T) Evet, tamam. Tornado. Dorothy tornadoda BH
durumundan KH durumuna düştü. Doğru mu?
C: Evet.
S:(T) Yoğunluk değişim dalgası tornado ile temsil ediliyor... (L) Bir
yoğunluk dalgasının etkileşimi...
C: Daha dikkatli analiz edin, bunun için bir mola öneriyoruz. [MOLA]
...
S:(L) Bir noktada biraz kafamız karıştı. Yoğunluk dalgasını temsil eden
tornado, kişiyi aynı yoğunluk içinde BH'den KH'ye mi geçiriyor?
C: Bir yönüyle.
S:(T) Boyut sınırı yalnızca kişiyi bir yoğunluktan diğerine geçirmekle
kalmıyor, aynı zamanda KH ile BH arasında da geçiş yapılmasını sağlıyor,
öyle mi?
C: Mümkün.
S:(T) Yani bu geçişte 3'üncüden 4'üncüye bir BH olarak da geçilebilir?
C: Bazı geçişlerde.
S:(L) Yani 3'üncü yoğunlukta veya 4'üncü yoğunlukta insanlar BH ile KH
arasında geçiş yapabiliyor... Boyut sınırı veya yoğunluk dalgasının bu
geçişinde tüm bu seçenekler mevcut mu?
C: Dalganın yönelimine göre yukarıdakilerin hepsi mümkün.
S:(L) Peki yaklaşmakta olan dalganın yönelimi nedir?
Özellikle bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşımak mı? Bu dalganın
işlevlerinden biri bu mu?
C: Bunu söylemiştik.
S:(L) Bu dalganın bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye taşıyacağını
söylemişlerdi. Görünüşe göre dalgalardan bazıları BH'den KH'ye geçebiliyor.
(T) Dalga değil, dalgadan geçen kişi. Bu dalga geçerken, dalganın yönelimi
bireyden bireye değişiyor mu?
C: Deniz dalgalarıyla karşılaştırın. Dalgalar, tüm doğanın liflerinin bir
parçası.
S:(T) Bu, dalganın tepesinde veya dalgalar arasındaki boşlukta oluşla da
ilgili mi? Dalganın üzerinde nerede bulunduğunla?
C: Hayır.
S:(T) Yani 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa geçiş sağlayan bir dalga, bu
dalga geçerken sen onun neresinde olursan ol aynı etkiyi yapar, doğru mu?
C: Evet.
S:(T) İnsanları KH'ten BH'ye ve tersine taşıyan dalga için de geçerli mi bu?
C: Veya "altına da" gidebilirsin.
S:(L) Burada bir frekans oluşturuyoruz ve diğerleri de
bize katılıp katılmayacakları konusuna bir seçeneğe sahip oluyor... (J) Ve
4'üncü yoğunluğa geçişimizde de KH'den BH'ye geçme seçiminde bulunuyoruz...
(L) Oz Büyücüsü'ndeki Munchkin'ler (cüceler) neyi temsil ediyor?
C: 2'nci yoğunluk varlıkları.
18 Mart 1995 F___, Laura, TR ve
JR, B___
S:(T) İyi akşamlar.
C: Merhaba.
S:(T) Bu akşam karşımızda kim var?
C: Usurro.
S:(T) Peki neredensin?
C: Kasyopya. Evet.
S:(L) Tartışmamızı dinliyor muydun?
C: Elbette.
S:(L) Yardım konusunda yapabileceğiniz herhangi bir yorum var mı?
C: Pek çok.
S:(T) Yapın.
C: Önyargı.
S:(L) Ön yargı derken neyi kastediyorsunuz?
C: Thor Templar'ın görüşleri.
S:(L) Görüşleri önyargılı. Peki implantların çözülerek vücuttan atılmasını
sağlayacak materyalleri veya teknikleri var mı gerçekten?
C: Hayır.
(L) Hillard, St. Cloud'da yaşayan yaşlı adam. Şimdiye
kadar UFO'lara dair şeylerle ilgili gördüğüm en büyük, inanılmaz bir
koleksiyona sahip. Hayatının 40 yılını buna adamış. Bu alanda uzman olan
bütün araştırmacıları tanıyor ve elinde başka kimsede görmediğim
materyaller var. Emekli bir ordu mensubu ve danışman bir mühendis olarak
NASA için çalışmış. ... Kamu sektöründeki herkesin maddi kanıtlar istediğini
ve de dünyanın pek çok yerinden pek çok maddi kanıtlar toplandığını
söylüyor. Ama toplandıktan sonra bu materyaller ortadan kayboluyor! O bunu
söyler söylemez aklıma ilk gelen şey, kanıtların yok edilmesine yönelik bir
komploydu. "Kaybolma" derken kastettiği şeyin bu olduğunu düşündüm. Ama
sonra dedi ki; "24 saat boyunca kamera gözetimi altında tutuyorlardı ama
birden KAYBOLDU!" Anladım ki, kastettiği şey resmen birşeyin demateryalize
olmasıydı. O bunu söylediğinde ben de "Ou, evet. Bunu çok iyi
anlayabiliyorum!" dedim. Öğrendiklerimize bakacak olursak bu çok anlamlı.
Olayın bu dördüncü yoğunluk doğası üzerinde duruyoruz ve gerçekten bununla
ilgiliyse, pek çok garip şeyle ilgili o kadar çok şeyi açıklıyor ki!
Dünyadışı varlıkların katı maddelerin içinden geçmeleri, tanıkların gözleri
önünde görünüp kaybolmaları, insanları bir yerlere ışınlamaları, zamanın
sınırlandırmalarının ötesine geçmeleri, bir grup insanın bazılarına
görünürken, aynı gruptaki diğer bazılarına görünmemeleri... Bir yandan tüm
bunları duyuyorsun, diğer yandan da fenomenin maddi yönü hakkında şeyler
duyuyorsun; yere inme izleri, UFO'lar ve dünyadışılarla etkileşime giren
insanlarda ve yüzey alanlarında meydana gelen değişiklikler, ölü
dünyadışıların bedenleri, ele geçirilen araçlar... Bu garip şeyleri
anlamaya, açıklamaya çalışıyorsun. Ama tüm bunları bir dördüncü yoğunluk
fenomeni olarak anladığında herşey anlam kazanmaya başlıyor. Olayların
bazıları tamamen teknolojiye dayalı ve hiçbir paranormal tarafı yok.
Yaptığım hipnoz celselerinde de her zaman arkaplanda dolaşan dünyadışı
varlıklar oluyor. Hipnozdaki kişiye neler olduğunu açıkça görmelerini ve
ifade etmelerini söylüyorum ve ani bir ışık görüyorlar. "Tanrım! Bir an için
orada bir yüz vardı." diyorlar ama onu inceleyemiyorlar. "Bir dinazora
benziyor." veya "Pulları var." gibi şeyler söylüyorlar. Ama tüm
öğrenebildiğim bu oluyor. Yani tüm bunların arkadasında o kahrolası
sürüngenler var ve görünüşe göre başka bir yoğunluktalar. (B) Yanılmıyorsam
şöyle demiştin; dördüncü yoğunluk varlıkları üçüncü yoğunluğa geldiklerinde
burada çok kısa bir süre kalabiliyorlar ve sonra ortadan kaybolup kendi
gerçekliklerine geri dönüyorlar çünkü buranın frekansına uyumlu değiller,
doğru mu? (T) Evet, bazı belgelerde Kertenkele varlıklarından, yani
sürüngenlerden bahsediliyor. Nadiren ve genellikle çok kısa bir süre
görünüyorlar. Burası onlar için çok sınırlandırıcı bir ortam. Grileri üçüncü
yoğunluğa projekte ediyorlar ve onlar burada daha uzun süre kalabiliyorlar
çünkü bu amaçla üretiliyorlar. Bir güç tarafından buraya projekte
ediliyorlar. (B) O yüzden kaçırdıkları kişileri kendi yoğunluklarına
götürüyorlar; orası onlar için çok daha istikrarlı. (T) Üçüncü yoğunluğa
gelmektense bizi dördüncü yoğunluğa götürmek onlar için daha kolay. Ama çok
farklı kaçırılma çeşitlileri var. Her zaman fiziksel olarak kaçırmıyorlar.
Astral bedeni alabiliyorlar. (L) Bu kaynaktan öğrendiğimize göre, ruhu
alıkoyma dahil yaptıkları şeylerin çoğu aslında teknolojik birşey: dördüncü
yoğunluk teknolojisi. Kavrayabileceğimizin çok ötesinde birşey, ama gene de
teknoloji. (T) İnsanların astral projeksiyon deneyimlerine olan ilgilerinin
sebebi de bu olabilir. Her ne kadar bu konudaki kontrolümüz ve yeteneğimiz
çok yüksek değilse de, astral bedenimiz, fiziksel bedenimizi terk edip başka
yerlere gidebiliyor. Bu biraz da tesadüfi birşey. Fiziksel anlamda diğer
gezegenlerden gelen varlıklarla ilgili olaylar da olmakla birlikte, onların
bu yeteneğimize ve duygularımıza bu kadar ilgi göstereceğini sanmam;
bunlarla ilgilenenler başka bir yoğunluktanlar. (F) Bunu soralım.
C: Fikirlerinize sabit bir şekilde bağlanmayın.
C: Brad'in bilgisi için; Mars anıtları Atlantisliler
tarafından yapıldı ve Ay'daki bazı yapılar ise başkaları tarafından yapıldı;
dünyadışı.
S:(S) Evet. Edgar Cayce Atlantislilerin diğer gezegenlere gidebildiklerini
söylüyor.
C: Evet. Sizin uçakla Atlanta'ya gidebildiğiniz kadar kolay bir şekilde.
S:(B) Garip.
S:(S) Commander X ve benzer şeyleri soralım. (T) Evet, Commander X kim? (L)
"Cosmic Patriot Files" (Kozmik Yurtsever Dosyaları) isimli kitap. (T) Kozmik
bir savaşçı!
C: Adının açıklanmasını istemiyor.
S:(T) Evet, bunu biliyoruz. (L) Peki konumu nedir?
C: Özgür irade.
S:(L) Bahsettiği şeyler hakkında gerçekten bilgi sahibi mi?
C: Belki.
S:(T) İşte yine o kelime; belki de değil. (L) İyi bir
bilgi kaynağı olduğunu düşünmüştüm. (F) Derleme bir kitaba benziyor. (L) JR
ve benim bir sorumuz var. Hillard, kurbağaların gezegenden kaybolduklarını
söyledi.
C: Ozon tabakası.
S:(L) Ozon tabakasının incelmesinden dolayı kızarıyorlar mı?
C: Kızarmak mı?
S:[Gülüşme] (J) Nereye gidiyorlar? (T) Ozon tabakası seyreliyor ve onlar da
bunun etkilerini ilk yaşayanlar mı?
C: Evet.
S:(J) Nereye gidiyorlar? (T) Bir yere gitmiyorlar, ölüyorlar. (F)
Üreyemiyorlar.
C: Evet.
S:(B) Derileri çok hassas. (T) Yakında hepimizi etkilemeye başlayacak.
C: Herşey, gerçeklikleri birleştiren dalganın
etkileri.
S:(L) Eğer kurbağalar üzerinde bu etkiyi yapıyorsa, daha da güçlendiği zaman
bizim üzerimizde nasıl bir etki yapacak?
C: Bekleyin ve görün.
S:(L) Hadi ama! Bu kulağa pek hoş gelmiyor. Bu konuda bize biraz daha bilgi
vermeniz gerekmiyor mu? Bir ipucu?
C: Hayır.
S:[Gülüşme] (T) Ozon tabakasının erimesinin, yaklaşan dalganın doğrudan bir
sonucu olduğunu mu söylüyorlar? (J) Evet, aynen öyle! (T) Florokarbonlardan
dolayı değil mi?
C: Yanlış yorum, cümleyi dikkatli bir şekilde tekrar inceleyin.
S:(J) Ozon tabakasının seyrelmesi, frekans
"değişiminin" bir parçası mı?
C: Yakın.
S:(T) Kurbağa olayı da bunda kilit bir unsur mu?
C: Hayır.
S:(L) Kilit unsur, birleşen realiteler/gerçeklikler.
C: Evet.
S:(L) Dalga, gerçekliklerin birleşmesine mi neden
oluyor?
C: Ve üçüncü yoğunluğu çok çeşitli şekillerde etkileyen şeylere neden
oluyor; kapalı çember. Lütfen kulak misafirini uzaklaştırın.
S:(J) Kulak misafirimiz mi var? [Yan odadaki çocuk kapıdan bize bakıyor ve
sonra üst kata çıkıyor.]
C: Vardı. Çocukların yakın olması kanalı bozuyor ve tehlikeli olabilir.
S:(L) Bize defalarca, celseler sırasında çocukların etrafta olmaması
gerektiğini, çocukların "açık" ve biçimlenmemiş enerjileri nedeniyle bunun
onlar için çok zararlı olabileceğini söylediler. Kurbağalara dönelim. Kilit
nokta birleşen gerçeklikler. Çok çeşitli etkiler. (S) Belki de kurbağalar
bir üst yoğunluğa gidiyorlardır? Kurbağaların ölmesi üçüncü yoğunluğu
etkiliyor mu?
C: Hayır.
S:(L) Yalnızca bir belirti mi?
C: Evet.
S:(L) Yani bu, birleşen realitelerin bir semptomu. ...
İkinci seviyedeki kurbağaların ölümü belki de üçüncü seviyede olan şeyin bir
belirtisidir. Burada olan şeyin bir yansıması... (J) Veya bir uyarı... (L)
Bu doğru mu?
C: Hayır.
S:(L) Kurbağalar ikinci yoğunluktan üçüncü yoğunluğa mı geçiyorlar?
C: Konuyu karmaşıklaştırıyorsunuz, belki de transkriptleri daha sık
incelemeniz gerekiyordur. Böylece aynı şeyleri tekrar tekrar sormazsınız!
S:(L) Pekala, bu konuyu bırakıyoruz. ... Dalga, ozonun seyrelmesine mi neden
oluyor?
C: Doğrudan değil.
C: Tamam, dinleyin: Gelen dalga, üçüncü yoğunluktan
dördüncüye bir dönüşüm. Dolayısıyla da dalganın yaklaşması nedeniyle meydana
gelen olaylar, yoğunlukları ve gerçeklikleri etkiliyor! Üçüncü yoğunlukta,
üçüncü yoğunluk açıklamaları olan değişiklikler göreceksiniz, ama aslında
bunlar dalganın yaklaşmasının bir etkisi; siz bunları üçüncü yoğunluk olarak
görüyorsunuz çünkü sizin şu andaki referans noktanız bu! Unutmayın ki
herşeyin tüm yoğunluk seviyelerinde bir yansıması vardır ama aynı zamanda
dalga geldiğinde de bir birleşme meydana gelir ve bu da boyut sınırı
geçişidir!!!!!!
[ç.n.: orijinal metinde "realm border" olarak geçen ve "boyut sınırı" olarak
çevirdiğim ifade, arada paralellik olmakla birlikte, boyuttan ziyade
"yoğunluk" sınırı (3'üncü yoğunluktan 4'üncüye geçiş çizgisi) anlamındadır.
boyut kavramı ile yoğunluk kavramı arasındaki ilişkiye diğer bazı celselerde
değinilmektedir ve anlayabildiğim kadarıyla boyutlar daha ziyade, "dikey"
nitelikteki 7 bilinç "yoğunluğu" seviyesinin her birindeki sınırsız "yatay"
gerçeklik dizilimleri gibiler.]
S:(J) Yine üçüncü yoğunluk düşünüyoruz. Lütfen bize
karşı sabırlı olun. Henüz bitirmedik. (S) Yarım kızarmış gibi mi yani? (L)
Kertişler kurbağa bacağı seviyor olabilir diye düşünmüştüm! [Gülüşme] (T)
Kertişler Fransız mı? (F) Dün gece okuduğum birşeyde, üslerden birinde
çalışan bir bilimadamından bahsediliyordu. Bir yerlerdeki süper-gizli bir
yeraltı kompleksinde çalışan bir teknisyenmiş. Bindiği asansörün kapısı
açıldığında gözlerinin önünde bir Kertenkele Varlığı görmüş. Asansörün arıza
yaptığını düşünüyormuş çünkü asansörün o katta durmaması, yani o varlıkları
görmemesi gerekiyormuş. Diğer bir olayda, biri, hangarda birşey üzerinde
çalışan iki Gri görmüş ve askeri polis ona hemen orayı terk etmesini yoksa
vurulacağını söylemiş. (L) F___'nin anlattığı bu hikayeler, yani asansördeki
Kertişler, hangardaki Griler... bunlar gerçek mi yoksa dezenformasyon mu?
C: Gerçek.
S:(L) Bazı uçakların, insanların ve gemilerin Bermuda
Üçgeni'nde kaybolmasının nedeni nedir? Nereye gidiyorlar ve onlara ne
oluyor?
C: Bu konu işlenmişti.
S:(S) Evet, Atlantis piramitleri.
C: Evet. Atlantis piramitlerinin neden olduğu EM
(elektromanyetik) dalgaları.
S:(L) Kayboldukları zaman nereye gidiyorlar?
C: Elbette duyduğunuz olaylardan bazıları sadece kaza ve batma olayları.
Ancak sıradışı fenomenler eşlik ettiğinde çok çeşitli anomaliler meydana
gelebilir.
S:(L) Nereye gidiyorlar? (T) Bir yere
gitmiyorlar, dibe batıyorlar. (S) Beşinci yoğunluk.
C: Paralel gerçekliğe.
S:(L) Bu paralel gerçeklik, paralel bir dünyada olmak gibi mi?
C: Hayır.
S:(L) Paralel gerçeklikten neyi kastediyorsunuz?
C: Koşullara göre değişir.
S:(L) Meşhur Flight 19'a ne oldu? (T) Philadelphia'ya gittiler.
C: Hala anlamaya çalışıyorlar.
S:(L) Ouuuuu! (J) Ou, aman tanrım! Korkunç! Hala kayboldukları yerdeler. (T)
Paralel bir realitedeler... (L) Zamanın olmadığı... (T) Okyanus üzerinde,
zaman ve mekanın donduğu bir realitedeler, doğru mu?
C: Onların düşünce referansıyla; "kayıp ruhlar."
S:(L) Aman tanrım! Zamanda bir noktada "takılı kalmış"
durumdalar, öyle mi? (J) Aynen öyle.
C: Bingo!
S:(L) O yerden kurtulup bizim gerçekliğimize geri dönme olasılıkları var mı?
C: Elbette. Unutmayın, dalga yaklaşıyor ve "yaklaştıkça" giderek daha fazla
sıradışı olaylar meydana gelecek. Örneğin ekin çemberleri.
S:(L) Bu insanların o paralel gerçeklikte sıkışıp kaldıkları yerden
kurtarılıp asıl gerçekliklerine dönmeleri için herhangi birinin yapabileceği
herhangi birşey var mı?
C: Evet, ama bunun teknolojisi çok sıkı saklanan bir
sır.
S:(L) Bu sırrı biliyor musunuz?
C: Evet, ama siz de biliyorsunuz!
S:(L) Biz de mi? (T) Thor da biliyor mu? [Gülüşme]
C: Neşe!
S:(L) Sırrı biz de biliyor muyuz?
C: Philadelphia Deneyi.
S:(L) Hazır Philadelphia Deneyi'nden bahsetmişken, bize spesifik
ayrıntılarıyla bunun nasıl olduğunu anlatabilir misiniz? Ne tür makineler
kullanıldı ve bu makinelerden bir tane nasıl yapabiliriz? [Gülüşme]
C: Burada bir-iki gün boyunca oturmak mı istiyorsunuz?
S:(J) Yani bize bunun bilgisini vermeniz bir-iki gün mü alır? (T) Evet,
vaktimiz var. Kalem kağıt getirin. (L) Başka bir zamana bırakalım. (T) Bir
diyagram oluşturup Thor'a gönderelim.
C: Kısacası, bir EM jeneratörü yapın.
S:(L) Dünyanın en eski dili hangisi? En azından bugünün
dünyasınında bilinen dillerin...
C: Sanskritçe.
S:(L) Sanskritçe'nin kökeni nedir?
C: Atlantis.
C: Şimdi Flight 19 hakkında biraz daha bilgi. Birkaç yıl önce bir grup
araştırmacı o uçakları bulduklarını iddia etmişlerdi ve sonra da iddialarını
geri çekmişlerdi, hatırlıyor musunuz?
S:(L) Evet. [Herkes katılıyor.]
C: Bu sizce ilginç geldi mi?
S:(S) Evet, çünkü buldukları uçaklar kayıp olduğu bildirilen uçaklar
değildi. (T) Evet. (L) Bunda ilginç olan nedir? (J) Neden iddialarını geri
çektiler? (S) Buldukları uçaklar neydi?
C: Evet, olayın ayrıntılarını ve araştırma grubun üç üyesinin nasıl bir
psikiyatrik yardıma ihtiyaç duyduğunu bilseydiniz...
S:(L) Anlatın!
C: Sabır, anlatıyoruz ama kavrayabilmeniz için yavaş olmamız gerekiyor.
S:(T) Araştırma grubundan üç kişi psikiyatrik yardıma muhtaç hale mi geldi?
C: Buldukları şey, tanıma uyan beş uçaktı ve okyanusun dibinde mükemmel
geometrik bir şekilde "dizilmişlerdi" ama seri numaraları uyuşmuyordu.
S:(L) Uçakların geometrik dizilimi önemli mi?
C: Şimdi, ilk gizem: beş Avenger uçağının kaybolmasına dair başka bir olay
yoktu. İkincisi: Uçakların iki tanesinde, üzerinde numaraların bulunması
gereken panellerde "hiyeroglifler" vardı ve paneller tuhaf bir ışık
yayıyordu. Üçüncüsü: Uçaklardan birini yukarı çıkarmaya çalışırken, halata
bağlı olan bu uçak gözden kayboldu, sonra tekrar göründü, sonra tekrar
kayboldu ve sonra tekrar göründü ve sonunda halattan kurtularak tekrar dibe
düştü. Dördüncüsü: Keşif dalgıçlarından üçü, dipteki uçaklardan birinin
içinde geçici olarak 2. Dünya Savaşı'ndan canlı insan görüntüleri gördüler
ve bunu kamerayla kaydettiler. Son olarak: O zamandan beri uçaklardan üçü
kayboldu. Tabii ki tüm bunlar bir sır olarak saklanıyor!
S:(S) Acaba o uçaklar nereden geldi? (L) Evet!
C: Paralel gerçeklik. Gördüğünüz gibi, birşey başka bir gerçekliğe geçtiği
zaman, "düşünce düzlemi" diyebileceğimiz bir duruma girmektedir ve o
gerçeklik yanlış algılandığı sürece pencere açık kalmakta ve her tür
olasılıkla ilgili algılar geçici olarak somut gerçeğe dönüşmektedir; çünkü
düşünce düzlemi maddesi her zaman akışkandır.
S:(L) Yani gördükleri şey, paralel bir gerçeklikten bir pencere aracılığıyla
bizim gerçekliğimize giren bir "Flight 19" muydu?
C: Yakın.
S:(L) Bu, bizim "Flight 19"u kaybetmemizle ilişkili miydi? Gerçeklikler
arasında bir değişdokuş mu oldu?
C: Gerçekliği etkileyen şey düşünce kalıplarıdır. O pencere açıldığında,
geçici olmakla birlikte tüm düşünceler fiziksel gerçeklik haline gelebilir.
S:(L) Yani orada o dalgıçların ve araştırmacıların düşünceleri fiziksel
gerçeğe mi dönüştü?
C: Ve diğer herkesin.
S:(T) Araştırmadaki herkesin mi?
C: Gezegendeki herkesin.
S:(T) Araştırmacıların o uçakları bulacağına inanmayanların düşünceleri bile
mi?
C: Evet. Araştırmacılar bulmayı umdukları şeyi buldular, ama herkes haberi
duyduğunda, ortaya çıkan hakim düşünce kalıbına göre başka şeyler meydana
gelmeye başladı.
S:(L) Yani biri bulunan şeyin Flight 19 olduğuna inandığında göründü ve biri
inanmadığında da kayboldu, öyle mi?
C: Evet.
S:(J) Aman tanrım! (T) Ben habere inanmamıştım... (L) Demek haklı çıktık!
(F) Zavallı üç adamı hastanelik ettik. (T) Uçakların görünmesinin nedeni...
(L) Hayır, sanırım araştırmacılar o uçakları aramaya gittiler ve orada bir
pencere olduğu için... (T) ...uçaklar tam görmeyi bekledikleri biçimde
karşılarına çıktı... Normalde o şekilde dibe inmiş olamazlardı.
Araştırmacılar bundan birşeyler anlamalıydılar. O uçakların dipte düzgün bir
dizilimde bulunduğuna dair haberi duyduğumda bu kafamı karıştırmıştı. (F)
Birşey dibe batsa bile o şekilde inip sıralanmış olamaz. (T) Kayıtları
araştırmaya başladıklarında sahil boyunca şimdiye kadar o uçaklardan 200
tanesinin düştüğünü öğrenmişler. O uçaklardan birini bulduğunu iddia eden
bir adam vardı. Ama bulduğu şey Flight 19'daki uçaklardan biri değildi. Bir
mekiğin parçalarıydı....
S:(L) Bermuda Üçgeni'yle işimiz bitti mi? (T) Bir sorum
var. Flight 19'u aramaya giden PBA uçağına ne oldu?
C: Hala Avenger'leri bulmaya çalışıyor.
S:(T) Flight 19'la aynı paralel gerçeklikte mi?
C: Evet.
S:(T) Onları bulacak mı?
C: ?
S:(L) Flight 19'un mürettebatının algısıyla, aradan ne kadar süre geçti?
C: Hiç.
S:(J) Yani hiçbir fikirleri yok. (S) Merak ediyorum, acaba bizim zamanımıza
mı dönecekler, yoksa kendi zamanlarına mı dönecekler?
C: Sizin algınız.
S: (J) Bu cihazın Atlantis kristal piramidiyle bir
ilgisi olabilir mi?
C: Doğrudan ilgili değil.
S: (J) Piramidin, bu cihaza enerji sağlanmasıyla bir
ilgisi var mı?
C: Evet.
S: (J) Görünüşe göre cihazın oraya gömülmesi piramitten çok daha sonra
gerçekleşmiş ama ondan enerji alabiliyor. (L) Bu cihaz sürekli olarak
çalışıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Onu çalıştıran şey nedir? Yani eğer
çalışıyorsa.
C: Manyetik anomaliler.
S: (J) Depremlerden etkileniyor mu?
C: Etkilenebilir.
S: (L) Bu manyetik anomaliler, gezegende doğal olarak gerçekleşen anomaliler
mi?
C: Her iki tür.
S: (L) Yani doğal olarak da olabilir, başka bir güç tarafından da harekete
geçirilebilir, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu makine harekete geçtiğinde ne oluyor?
C: Fazla belirsiz.
S: (J) Bu cihaz, bu boyuta bir giriş penceresi mi
oluşturuyor?
C: Bu amaçla kullanılması mümkün.
S: (L) Çukuru açıp
remolekülerizatörü oraya gömme amaçları neydi? Başka zaman biri onun
için geri mi dönecekti?
C: Hayır.
S: (T) Tek başına işlev gören bir makine mi, yoksa
diğerleriyle birlikte mi çalışması gerekiyor?
C: Duruma göre.
[C: EM alan distürbansı (dengesizlik).]
S: (T) Dikey gerçeklik nedir? (L) Dikey bir gerçeklik!
(T) Ou, teşekkür ederim! Bu herşeyi açıklıyor. (L) Yanyana farklı
gerçeklikler var; demek bu da dikey bir tanesi...
C: Boyut sınırı geçişinde kesişecek.
S: (L) Diğer bir deyişle boyut sınırıyla kesişen bir gerçeklikten geldiği
için zihnen onunla bağlantı halinde, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Sadece denedim. (T) Bana da iyi görünmüştü. Bir acil çıkış kapım
olurdu!
C: Birleşiyor.
S: (L) Tamam, yani TR dünyadışı dikey bir gerçeklikten gelen kısmen
dünyadışı biri ve bu onun, aynı gerçeklikten gelen kişilerle etkileşmesine
neden oluyor. Ne olmuş? [Gülüşme] (S) Yapacak bir iş! (J) Hobi.
C: 3'üncü yoğunluk düşünüyorsunuz, bir bilgi "tazeleme" celsesine
ihtiyacınız var!
S: (L) Bence gezegendeki herkes şu anda bunu yapıyor. Her zaman, alternatif
bir gerçekliği paylaştıkları insanlarla ilişkiler oluşturan farklı gruplar
var. (J) Yani birbirimize mi çekiliyoruz? (F) Doğru. Bana anlamlı geldi. (L)
Peki o zaman biz hangi alternatif gerçekliği paylaşıyoruz? Yoksa aynı
alternatif gerçeklikten gelmiyoruz da, her birimiz farklı bir alternatif
gerçekliğin temsilcileri ve bağlantı noktası mıyız?
C: Son kavram aynen doğru!
S: (T) Hepimiz kendi grubumuzu mu temsil ediyoruz?
C: Güç arttırmakla ilgili olarak ne söyledik?
S: (L) Yani her birimiz kendi gerçeklik grubumuzla bağlantılıyız ve...
C: JR, ilgili cümleleri hepinize tekrar okusun.
S: (L) Belirli insanlar, veya belki herkes, kendi içlerinde kilitli olarak
veya bireysel elektromanyetik alanları içinde enerji paketlerine veya
bilgilere sahip...
C: Yapbozun parçalarının bir araya getirilmesi gibi.
S: (L) Bana öyle geliyor ki, Sümerler ve Armonanlar, Atlantis battığı zaman
çeşitli yerlere dükkanlarını kuran Atlantislilerdi.
C: Güzel, şimdi bununla devam et.
S: (J) Biraz daha fazla plan yapmamız gerekiyor. (L)
Dünyadışı varlıklar tarafından kaçırılma deneyimi yaşayan pek çok kişinin
bahsettiği gibi, her yerde gerçekten bir sürü yeraltı tünelleri olup
olmadığını öğrenmek istiyoruz.
C: Evet.
S: (T) Çok uzun bir süredir mi varlar?
C: Subjektif.
S: (T) İnsanlıktan daha mı eskiler?
C: Bazıları.
S: (T) Metro ağı gibi birşey mi? Bir yerden başka bir yere ulaşma amacıyla
mı kullanılıyorlar?
C: Evet.
S: (T) Çeşitli yerler arasında gidip gelen trenler falan mı var?
C: Hayır.
S: (T) Bu tünellerde bir yerden başka bir yere ulaşmaya yönelik yüksek
teknolojili herhangi bir araç var mı?
C: Subjektif.
S: (L) Bu tünellerde nasıl yolculuk yapıyorlar?
C: Elektromanyetik olarak.
---------------------------------------
S: (SV) Auran sensin! (L) Bazı araştırmacılar, mavi
rengi görme veya algılama yeteneğimizin yakın bir zamanda gelişmiş olduğunu
söylüyorlar. Mavi Nil'de yaşayanlar onu kahverengi olarak tanımlıyor, Homer
Akdenizi "Koyu şarap rengi deniz" olarak tanımlıyor, ve Aristo gökkuşağında
sadece üç renk olduğunu söylüyor: kırmızı, sarı ve ve yeşil. Genel olarak
insan ırkının maviyi yakın zamanlarda görmeye başladığı doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu, mavi rengin ruhsallığıyla ilgili birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Anlaşılan mavinin ötesinde de renkler var ve ruhsallığımızı
arttırdıkça onları da görebileceğiz, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Çekimin zaman olduğunu söylediğimde haklı
mıyım?
C: Yakın.
S: (L) Yani üçüncü yoğunluk bilinç ilüzyonu sınırlandırmasının meydana
getirdiği zaman algısı.
C: Daha yakın.
S: (L) Bu matematiksel olarak ifade edilebilir mi?
C: Bunu yap!
S: (L) Çakraya benzer birşey mi?
C: Bunlar yalnızca etiket.
S: (L) Tamam, yani bir enerji girdabı gibi mi?
C: Evet...
S: (L) Bedendeki bir enerji girdabı, yani bedendeki bir çakra, beden
enerjisinin evrene açıldığı bir nokta. Bize çakraları anlat S___. (SV) Pek
çok farklı tür var. Yedi temel çakra var. Ayrıca avuçiçinde ve vücudun
neredeyse her ekleminde bir çakra var... (T) Çakralar ne yapıyor? (L) Bir
bağlantı noktası mı? (SV) Evet. (L) Burada bahsettiğimiz konu bununla mı
ilgili? Bu yoğunluk ile diğer yoğunluklar arasında bir bağlantı noktası mı?
C: Öncelikle "çakralar" az anlaşılmış ve kanıtlanmamış bir fenomen. Sadece
varolduğu biliniyor ama sözde "ruhsal" topluluklardaki pek çok kişi
tarafından anlatılandan farklı bir şekilde. Gördünüz mü, bir "solucan
kutusu" daha açtınız.
S: (L) ... Bu sorunun tüm geceyi alacağını biliyordum! Neden sordum ki? (SV)
İyice anlayalım! (L) Pekala, ilk solucan... (T) Solucan bir... (L) Çakra tam
olarak nedir?
C: Birinci, ikinci, üçüncü veya dördüncü yoğunluğu beşinci yoğunlukla
birleştiren bir enerji alanı.
S: (T) İlk dört yoğunluğu beşinci yoğunluk derin düşünme seviyesiyle
birleştiren bir odak noktası mı?
C: Yakın.
S: (L) Söylendiği gibi her bir çakra bir renkle mi
ilişkili?
C: Bir anlamda, ama önemli olan husus o değil.
S: (T) Farklı insanlar farklı sayıda çakraya mı sahip?
C: Evet.
S: (T) Asıl soru şu: elektrikli bir fırtına,
yoğunluklar arasındaki EM akışını etkiler mi?
C: Etkileyebilir.
S: (T) Üçüncü yoğunluk EM dengesizlikleri dördüncü
yoğunluğu etkilemiyor mu?
C: Etkileyebilir.
S: (L) O teori de gitti. Uzayın genişliğinin, bizim
mekan/zaman birimlerimizin bir ilüzyonu olduğu doğru mu?
C: Basit bir yanıt için fazla karmaşık.
S: (L) Basit bir sorum olduğunu sanmıyorum... (J) Marfa
ışıkları nedir?
C: Bu boyuta açılan pencere statik bırakıyor.
S: (T) Bu boyuta açılan bir perencere mi var... (L) ...Marfa'da?
C: Dünya'da pek çok pencere var.
S: (J) Marfa ışıklarının Carlsbad mağaralarına yakın olmayla bir ilgisi var
mı?
C: Marfa ışıklarına yaklaşmaya çalışın!
S: (J) Evet, biliyorum, yaklaşamıyorsun. Yaklaştıkça kayboluyor. (L) Ona
doğru gittiğini nereden biliyor?
C: Doğru kavram değil.
S: (L) Doğru kavram nedir? (T) Onlara yaklaştığında ne oluyor?
C: Başka bir yerde görünüyor.
S: (J) Bedenimizdeki EM, ışığı itiyor mu?
C: Sadece görsel gerçeklik temsili.
S: (J) Yani aslında orada değiller, sadece onları gördüğümüzü sanıyoruz,
öyle mi?
C: Yakın.
S: (T) Birşeyler olması için onlara ne kadar yaklaşman gerekiyor?
C: Hayır.
S: (T) Yaklaşmana gerek yok mu? Yaklaşmana gerek yok, çünkü onlar yalnızca
birer kalıntı. (J) O ışıklar, başka bir yerde olmakta olan birşeyin
yansıması mı? ...
C: Yakın.
S: (T) Başka bir yerde olan birşeyin yansıması mı? (L) Yani yaklaştığın
zaman göremiyorsun, çünkü... (J) ...açı yanlış. Eğer orada değilse, nerede
gerçekten birşey oluyor?
C: Gözlemciden başka bir yerde.
S: (J) Teşekkürler! Çok açıklayıcı oldu. (T) Yüzeyde mi yoksa yeraltında mı?
C: İki yanıt öncesine bak.
S: (J) Görsel gerçeklik temsilini mi kastediyorsunuz?
C: Evet.
S: (J) Yani o ışıklar üçüncü yoğunlukta mevcut değil mi?
C: Yakın.
S: (J) Dördüncü yoğunluktan bir sızıntı gibi mi?
C: Evet.
--------------------------------
S: (SV) Ruth Montgomery bazen walk-in'lerin kim veya ne olduklarının
farkında olmadıklarını söylüyordu.
C: Nadir aynı zamanda geçici nitelikte de olabilir.
S: (J) Yani bedene girip kısa bir süre sonra çıkmak gibi mi?
C: Hayır. Frekans, sizin zaman ölçünüzle zamana göre statik olmak zorunda
değil.
S: (T)Walk-in'ler hakkında pek araştırma yapmadım. Walk-in'in
tanımı nedir?
C: Ruth Montgomery tarafından tanımlandığı şekliyle bir walk-in, bir ruhun,
bir farkındalık seviyesinde çeşitli nedenlerle terk etmeyi seçtiği bedeni
devralmayı seçen başka bir ruhtur. Bu şekilde, daha üst seviyeden gelen bir
varlık, başka bir seviyede daha önce başka bir varlığın kullandığı bedene
girebilir.
S: (T)Yani dördüncü seviye bir ruh, üçüncü seviyedeki
bir bedene girebilir mi?
C: Hatırlayın, daha önce de tanımladığımız gibi, birinciden dördüncüye
kadarki yoğunluklar, kısa dalga döngüsü, veya sizin deyişinizle
reenkarnasyon içerir. Bu yoğunluk seviyelerinin her birinde ruh-beden
evliliği vardır. Bu yoğunluk seviyelerinin her birinde, yaşam deneyimlerinin
incelenmesi ve değerlendirilmesi için, döngü sürecinde beşinci yoğunluğa
geçişler vardır. 6'ncı yoğunluk, kısa dalga döngüsünün gerekli olmadığı ilk
yoğunluktur çünkü artık fiziksel eğilim yoktur. Bu nedenle, birden dörde
kadarki tüm seviyelerde, fiziksel durumdayken, fiziksel bedenin bir ruh
yansıması vardır. Bu nedenle kısa dalga döngüsünün çeşitli noktalarında,
çeşitli türlerde bedenlenmeler mümkün ve hatta oldukça muhtemeldir. Anlıyor
musunuz?
S: (T)Sayılır. Üzerinde epey düşünmek gerek. (J) Yani birinci yoğunluktan
dördüncü yoğunluğa kadarki kısa dalga döngüsünde fiziksellik var. (L)Yani
bir dördüncü yoğunluk varlığı, döngü sürecindeki beşinci yoğunluk
aralarından birinin dönüşünde, bir üçüncü yoğunluk bedenine girmeye de karar
verebilir, öyle mi?
C: Kullanılabilecek yöntemlerden biri budur, evet.
S: (L)Başka bir seçenek olarak, dördüncü yoğunluktan
doğrudan bir üçüncü yoğunluk bedenine de gelebilirler mi?
C: Evet.
S: (T)Walk-in olarak. (L)Her iki tür de walk-in olarak düşünülebilir mi?
C: Doğru.
S: (T)Konuştuğumuz şeyi tam kavrayamadım. Walk-in'in devraldığı bedeni terk
eden ruha ne oluyor? Nereye gidiyor?
C: Büyük olasılıkla, değerlendirme ve döngü için beşinci seviyeye.
S: (T)Sonra geri mi dönüyor?
C: Evet.
------------------------------------
Büyük bir donanma uzay gemisi dalgada ilerleyerek ve konuşmak için
dünyanıza yaklaşıyor.Gemiler Zeta Reticuli den.1 ay ile 18 yıl arasında
burada olacaklar. Bu çok büyük bir donanma,
uzay/zamanı düzensiz büzerek ilerliyorlar. Sizin zaman ölçülerinizle
tanımlamak zor.Bu gemiler dalgaya biniyorlar.
Kütle, çekim dalgası ile beraber elektromanyetik transferine etki
eder.Kütle, zaman siklusuna etki eder. Küçük eşittir kısa zaman siklusuna,
ve büyük eşittir büyük zaman siklusuna.
Dalga, kuyruklu yıldız grubu, hepsi aynı enerjiyi
kullanıyor.Uzay/zamandan geçiyorlar. Kuyruklu yıldız grubu olmadan onlar,
uzay/zamandan geçerken yavaşlarlar.Bu dalga olmassa onlar buraya daha geç
gelirler.Dalga Kuyruklu yıldızları takip ediyor.Bu dalga içinde "realm
border" u melekut u, ilahi irade yasaları ve yeni tesir alanı ve şuurda
değişimi aynı zamanda varlığın bilgisini tatbik edebileceği yeni alan ı
taşıyor.Bu melekut/ bilgi enerjisi/tesir sahası dalgası kuyruklu yıldızlara
her zaman bağlı değildir. Melekut/bilgi enerjisi/tesir sahası dalgası
varolan bütün realitelerin enerjilerini değiştirecek. melekut/bilgi enerjisi
dalgası boyutsal bir sınırdır. Melekut/bilgi enerjisi dalgası kendi
boyutlarını yapıyor, realiteleri var ediyor, realiteleri yükseltip
alçaltıyor.
Oturduğunuz yer, yani dünyanın, boyutlar arası ilişkileri değişecek.
Aşağı yukarı her 309.000 yıl, içinde aynı zamanda 12 küçük zaman siklusun
u barındırır.Diğer bir deyişle siz 4. boyuta geçmek için 300.000 yıldan beri
bekliyorsunuz. Bu düşüş durumu 300.000 yıl önce meydana geldi.
8 Ağustos 1994. F___, Laura, S___
S: (L) Vejetaryenlik bizim için en
uygun yeme biçimi mi?
C: Bu fizik üzerinde odaklanıştır. Beden önemli değil.
S: (L) Yani herhangi bir şekilde beden üzerinde durmak yanlış mıdır?
C: Yakın. Bedendeki hayata konsantre olmayın. Ruha konsantre olun.
S: (L) Yani Laura kalp durumunu önemsemesin mi?
C: Bu hususta endişelenme. Ruhu iyileştir.
S: (L) Biz seçildik mi?
C: Seçilmek nedir ki? Yalnızca siz seçebilirsiniz. Seçim doğayla, özgür
iradeyle, bakmayla, dinlemeyle gelir. Nerede olduğunuz önemli değil. Kim
olduğunuz ve ne gördüğünüz önemli.
S: Billy Meier yalan mı söylüyor?
C: Biraz. Abartılar ve sahte resimler.
S: 'İyi adamlar' mı, yoksa 'kötü adamlar' tarafından mı ziyaret ediliyor?
C: İkisi de.
S: Bize A___ B___ hakkında ne söyleyebilirsiniz?
C: Şüpheli bir adam.
S: CIA'de mi?
C: CIA'deydi.
S: Ajan mıydı?
C: Alt mevki bir memurdu.
S: Kendi yaptığı çalışmalar yüzünden kız arkadaşının CIA tarafından
'alındığını' söylüyor. Bu doğru mu?
C: Araba kazasıydı.
S: Peki neden böyle bir hikaye anlatıyor?
C: Abartı.
S: M___'nin bilgilerinin kaynağı nedir? İçeriyle temasları mı var?
C: Fantazi.
27 Temmuz 1994. F___, Candy, Laura
Tanıdığımız bir 'ölüyle' kısa bir karşılaşmadan sonra Reiki sembollerimizi
kullandık ve özellikle Kasyopyalı varlıklarla ilgili sorular sorduk ve şu
bilgilerle karşılaştık:
S:
Kasyopyalılarla iletişim kurmak istiyoruz.
C: Ben Ra, ışığın koruyucusu.
S: Bize ne söyleyeceksiniz?
C: UFO'ların hepsi kötü değil.
30 Eylül 1994. F___ ve Laura
S:
Merhaba.
C: Merhaba.
S: (L) Kimsiniz?
C: Pamtora.
S: (L) Bizimle geçen hafta iletişim kuran birey misiniz?
C: Hayır.
S: (L) Aynı gruptan mısınız?
C: Evet.
S: (L) Neden geçen haftaki kişi yerine bu akşam siz bizimlesiniz?
C: Frekans dalgaları.
S: (L) Şu anda frekans dalgaları farklı mı?
C: Yakın.
S: (L) Geçen haftaki bireye göre sizin bizimle iletişim kurma yeteneğiniz
daha mı fazla?
C: Aynı.
S: (L) Frekans dalgaları derken neyi kastettiğinizi anlamıyorum.
Açıklayabilir misiniz?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Tamam. Bize bu akşam karmaşık cevapları vermeyecek misiniz yani?
C: Fark yok.
S: (L) Geçen hafta Nasıralı İsa hakkında konuşuyorduk. Bu hafta bu konuya
devam edebilir miyiz?
C: Evet.
S: (L) Nasıralı İsa kimdi?
C: İleri seviyeli bir ruh.
S: (L) İsa masum bir gebelikten mi doğdu; yani annesi ona gebe kalmak için
bir adamla seks yapmadı mı?
C: Hayır.
S: (L) Meryem ona hamile kalmak için bir adamla seks yaptı, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Meryem'in İsa'ya gebe kalmak için cinsel ilişkiye girdiği adam kimdi?
C: Tonata.
S: (L) Tonata kimdi?
C: Tanıdık.
S: (L) İsa'nın annesi Meryem, İsa'ya hamile kaldığında kaç yaşındaydı?
C: 19.
S: (L) Yusuf, Meryem'in hamile olduğunu öğrendiğinde üzüldü mü?
C: Hayır.
S: (L) Yusuf Meryem'le evlendiğinde kaç yaşındaydı?
C: 39.
S: (L) Yusuf çocuk sahibi olamıyor muydu?
C: Yakın.
S: (L) Takvim sistemimizde geri doğru gidersek, İsa hangi tarihte doğdu?
C: 6 Ocak 14(MÖ). [Ç.N. sayfa sonundaki nota bakınız.]
S: (L) Günün hangi vaktinde doğdu?
C: Sabah 6.
S: (L) O tarihte yıldızlar veya gezegen dizilimleriyle ilgili herhangi
sıradışı bir gök olayı var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Magilerin doğuda gördüğü ve onları İsa'nın doğduğu yere yönlendiren
yıldız neydi? Magilerin hediye sunmaya gelmesi gibi bir olay oldu mu?
C: Yakın.
S: (L) İsa'ya hediye sunmaya gelen kimdi?
C: 3 peygamber.
S: (L) Bu peygamberler hangi ülkeden geliyordu?
C: İran. Persiya olarak da biliniyor.
S: (L) İsa doğuştan psişik veya sıradışı güçleri olan bir kişi miydi?
C: Yakın.
S: (L) Yaşamının ilk zamanlarından beri kendisinin bir şekilde özel veya
seçilmiş olduğuna dair bir farkındalığı var mıydı?
C: Evet.
S: (L) Peygamberlere İsa'nın doğumunu ifade eden o 'yıldız' neydi?
C: Uzay gemisi.
S: (L) Ne tür bir uzay gemisi?
C: Ana Gemi.
S: (L) Bu ana gemi nereden geldi?
C: Başka bir yoğunluktan.
S: (L) Yani başka bir boyuttan mı?
C: Evet.
S: (L) Biz bu diğer boyut veya yoğunlukları diğer yıldız sistemleri veya
gezegenler olarak mı biliyoruz?
C: Kısmen.
S: (L) İsa oniki yaşına geldiğinde Bar-Mitzva (İbranilerde çocuğun
erişkinliğe girişini tanımlayan ifade) oldu, bu doğru mu?
C: İsa 10 yaşında Bar-Mitzva idi.
S: (L) O süreçte herhangi bir yerde eğitim aldı mı?
C: Aramice ayin.
S: (L) İsa, yetişme yıllarında diğer ülkelere gidip başka ustaların yanında
öğrenci olarak çalışma yaptı mı?
C: Hayır.
S: (L) Eğitimini nerede aldı?
C: Ona ruhsal olarak tebliğ edildi.
S: (L) Hayatının herhangi bir noktasında Hindistan'a yolculuk yaptı mı?
C: Hayır.
S: (L) Mısır'a gidip Büyük Piramit'de inisiyasyona girdi mi?
C: Hayır.
S: (L) Tüm hayatını Filistin'de mi geçirdi?
C: Yakın civarda. O genel bölgede. Kutsal Kitap tamamen doğru değil.
S: (L) İsa Kana'daki evlenme törenine gittiğinde, kim evleniyordu?
C: Kimse.
S: (L) İsa birkaç somun ekmek ve balıkla binlerce kişinin karnını doyurdu
mu?
C: Hayır.
S: (L) Kutsal kitaptaki tüm mucizelerin masal olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Bunun, siyasi ve ekonomik kazanç ve kontrol amacıyla tahrif edilen bir
bilgi kaynağı olduğunu unutmayın.
S: (L) Bize İsa'nın gerçekte ne yaptığını anlatın.
C: Can atanlara ruhsal gerçekleri öğretti.
S: (L) Peki bu ruhsal gerçeklerin kaynağı nedir?
C: Daha yüksek kaynaklardan alınan bilgi.
S: (L) İsa'nın öğrettiği gerçek neydi?
C: Tüm insanların yaratıcı tarafından sevildiği ve yaratıcıyla bir
oldukları.
S: (L) Hiç mucize gerçekleştirdi mi?
C: Bazı.
S: (L) Bunlardan bir veya birkaç tanesini anlatabilir misiniz?
C: İyileştirme.
S: (L) Eliyle dokunarak iyileştirebiliyor muydu?
C: Evet.
S: (L) 'Şeytan çıkarma' yaptı mı?
C: Yakın.
S: (L) İyileştirmede kullandığı yöntem Reiki miydi; veya benzer birşey?
C: Evet.
S: (L) Reiki enerjisini çok bir kısa sürede kullanılacak bir şekilde
arttırmak mümkün müdür?
C: Evet.
S: (L) Reiki enerjisini yükseltmek için ne yapmak gerekir?
C: Yüksek ruhsal saflığa ulaşın.
S: (L) Burada iki set halinde reiki sembolleri var; hangi set doğru veya en
güçlü set: birincisi mi yoksa ikincisi mi? [iki seti havaya kaldırıyor]
C: İkinci set.
S: (L) Bunlar Dr. Usui'ye verilen asıl reiki sembolleri mi?
C: Yakın.
S: (L) C___ H___'nin sahip oldukları doğru reiki sembolleri mi?
C: Hayır.
S: (L) A___ B___'nin kullandığı semboller doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) A___ B___ tam ve güçlü bir şekilde inisiyasyon sağlayabiliyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Aktarımı yaptığını sanarak yalnızca vaktini mi harcıyor?
C: Seninkini.
S: (L) Doğru inisiyasyon için gidebileceğim biri var mı?
C: Evet.
S: (L) Bu kişiyi tanıyor muyum?
C: Hayır.
S: (L) O insanı tanıyabilecek olan bir tanıdığım?
C: H___ D___. V___ en güçlü yeteneğe sahip.
S: (L) Yani V___ aramızda en güçlü reiki yeteneğine sahip olan kişi mi?
C: Evet.
S: (L) Onun reikisi benim reikimden daha mı güçlü?
C: Evet. S___'nin hiç yeteneği yok. Seninkine engel oluyor.
S: (L) S___'nin bana yaptığı reikisi benim kendi reikimi mi engelliyor?
C: Kesinlikle.
S: (L) S___ ile dört hipnoz celsesi yaptık. Kaçırılma deneyimlerinden
bahsetti. Verdiği bilgiler herhangi bir şekilde abartılı mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bilinçli bir şekilde mi yoksa bilinçaltından mı abartılıyordu?
C: Her ikisi.
S: (L) Gerçekten uzaylılarca kaçırıldı mı?
C: Evet.
S: (L) Kaçırılmasının amacı neydi? Uzaylılar onunla ne yapmaya çalışıyordu?
C: Vajinal inceleme.
S: (L) Ne amaçla?
C: Üreme potansiyeli.
S: (L) Ama S___ histerektomi geçirdi.
C: Bulamadılar.
S: (L) Bir kereden fazla mı kaçırıldı?
C: Evet.
S: (L) Kaç kere kaçırıldı?
C: 52.
S: (L) F___ kaç kere kaçırıldı?
C: 53.
S: (L) F___'yi neden kaçırıyorlar?
C: Zihin.
S: (L) Ne olmuş zihnine?
C: Yüksek güçler tarafından programlanıyor.
S: (L) S___'yi 52 kere sadece vajinal inceleme yapmak için mi kaçırdılar?
C: Hayır. O en sonuncusuydu.
S: (L) Daha öncekiler ne içindi?
C: Zihni incelemek ve duygularını çekmek.
S: (L) Yani onun duygularını mı emiyorlar?
C: Evet.
S: (L) Onun duygularıyla besleniyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) F___'nin duygularıyla besleniyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bunu durdurmanın herhangi bir yolu var mı?
C: Bu sürekli değildir.
S: (L) Benim duygularımı emiyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu bizim faydamıza mı?
C: Hayır.
S: (L) Bunu yapanlar kötü adamlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu duygu emilimini kesmenin bir yolu var mı?
C: Kanallamayı ve meditasyonu sürdürün.
S: (L) Kanallama duygu emilimini kesecek ne yapıyor?
C: Bilgilendiriyor.
S: (L) İsa'ya dönelim. Gerçekleştirdiği mucizeler sadece iyileştirme üzerine
miydi?
C: Hayır.
S: (L) Başka ne tür mucizeler uyguladı?
C: Telekinezi.
S: (L) Suyun üzerinde yürüdü mü?
C: Hayır.
S: (L) Suyu şaraba çevirdi mi?
C: Hayır.
S: (L) Bunların hepsi sadece hikaye mi?
C: Evet.
S: (L) Bu hikayelerin amacı ne?
C: Kontrol.
S: (L) İsa çarmıha gerildi mi?
C: Hayır.
S: (L) Biri çarmıha gerildi mi?
C: Fazla belirsiz.
S: (L) Biri çarmıha gerilip İsa'yı temsil etti mi?
C: Hayır.
S: (L) Çarmıha gerilme yoktu, üç gün sonra dirilme yoktu, bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Tamam, bu konudaki gerçek nedir?
C: Uzun bir uykudan sonra dünyadan ayrıldı.
S: (L) Bu uyku durumuna ne zaman girdi? Birgün yatağına girip uyudu ve sonra
bir gemi gelip onu aldı mı?
C: Yakın.
S: (L) Yani yandaşlarına ölmüş gibi göründü?
C: Böyle düşündüler.
S: (L) Gemiyle ayrılmadan önce kalkıp herhangi birine herhangi birşey
söyledi mi?
C: Evet.
S: (L) Hayata geri mi döndü mü...
C: Evet.
S: (L) Ve sonra uzun meditatif uykuda gördüklerini mi anlattı, olan şey bu
muydu?
C: Yakın.
S: (L) Tamam, ne oldu?
C: Kehanetler söyledi ve sonra sonunda döneceğini ilan etti.
S: (L) Bu, uzun uyku sırasında aldığı bilgi miydi?
C: Evet.
S: (L) Uykuda ya da bu yarı-ölü durumda ne kadar kaldı?
C: 98 saat.
S: (L) Ve sonra bir gemi geldi onu alıp gitti, doğru mu?
C: Evet. Bir ışık sütunuyla.
S: (L) Hiç sıradışı başka mucize gerçekleştirdi mi?
C: Mucizeler subjektiftir.
S: (L) Lazarus'u ölümden uyandırdı mı?
C: Hayır.
S: (L) Herhangi birini ölümden uyandırdı mı?
C: Hayır.
S: (L) Tamam, diğer boyuta gittiğinde, ne yaptı?
C: Belirsiz soru.
S: (L) İsa'nın adıyla dua etmenin herhangi özel bir gücü veya avantajı var
mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer ölüp ruhunu dünyaya vermediyse, bu güç nasıl bahşediliyor?
C: Dualar ona gidiyor.
S: (L) Peki duaları duyunca ne yapıyor?
C: Bireyin ruhsal gelişimi ışığında duadaki isteklerin gerekliliğini
belirliyor.
S: (L) Bir insan İsa'ya dua ettiğinde bir anlamda bir karar vermiş oluyor
dediniz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Peki, milyonlarca insan aynı anda ona dua ederken bunu nasıl
yapabilir?
C: Ruh bölünmesi.
S: (L) Ruh bölünmesiyle neyi kastediyorsunuz?
C: Kendini açıklıyor.
S: (L) Bir hücrenin bölünüp kendini çoğalttığı hücresel bir miyozda olduğu
gibi bir ruh bölünmesini mi kastediyorsunuz?
C: Hayır.
S: (L) İsa'nın ruhu mu bölünüyor?
C: Evet.
S: (L) Kaç kere bölünebilir?
C: Bilinçliliğin bir yansıması olarak sonsuz sayıda.
S: (L) Peki bölünen veya yansıyan bu ruh parçasına ne oluyor?
C: Ruhun bir parçası değil.
S: (L) Nedir?
C: Kopya.
S: (L) Her bir kopya asılla tamamen aynı mı?
C: Evet. Ve hayır.
S: (L) Kopyalanan ruh, orijinalinden hangi bakımdan farklı olur?
C: Bireysel ilgi gösteremez.
S: (L) Herhangi birimiz istersek bu şekilde çoğalabilir miyiz?
C: Aynı durumda olsaydınız olabilirdi. Süreç şu şekilde işliyor: İsa dünya
düzleminden ayrıldığında zaman ve mekan farkındalığı ile ilgili tüm
'kuralların' burada algılandığından tamamen farklı olduğu başka bir aleme,
boyuta veya yoğunluğa gitti. Mekan zamanda bu noktada hala fizik aleminde
olan ruhu 'askıya alınmış bir hayatiyete' benzer duruma veya bir tür
gelişmiş bilinçsizlik biçimine kondu. O andan şu ana kadar ruhu, ona
seslenenlerin, onunla olmaya veya onunla konuşmaya ihtiyaç duyanların
bireysel bir biçimde bunu yapabilmeleri için bu bilinçsizlik durumunda
kopyalanageldi. Ruhu, ihtiyaç duyulduğu ölçüde sonsuza kadar kopyalanabilir.
Kopyalama süreci, ruh bilinçliliğinin herbir versiyonunda bir hiper-bilinçlilik
durumu oluşturmaktadır.
S: (L) Karın Deşen Jack kimdi?
C: Dr. Bates.
S: (L) İntihar mı etti, ve cinayetleri böylece mi sona erdi?
C: Hayır.
S: (L) Bunu yapmayı kendisi mi kesti.
C: Evet.
S: (L) Bunları neden yaptı?
C: İnsan organlarıyla deney; deli bir cerrahtı.
S: (L) Adolf Hitler şeytanların veya kötü ruhların etkisinde miydi?
C: Yakın.
S: (L) Adolf Hitler negatif yönelimli uzaylıların kontrolü altında mıydı?
C: Yakın.
S: (L) Adolf Hitler şimdi nerede?
C: Uyuyor.
S: (L) Ne kadar uyuyacak?
C: Belirsiz.
S: (L) Adolf Hitler gelecekte bir noktada tekrar reenkarne olacak mı?
C: Evet.
S: (L) Gelecek enkarnasyonunda ne tür bir hayat yaşayacağını öngörebilir
misiniz?
C: Hayır.
S: (L) Matthew 24 ve Luke 21'deki İsa'ya atfedilen,
İsa'nın çağın sonunu ve dönüşünü bildirdiği pasajlar, bunlar gerçek mi?
C: Yakın.
S: (L) İsa aslında başka bir varlık düzleminde gönüllü olarak bir askı
durumunda, ondan yardım isteyen insanlar için sürekli olarak ruh kalıbını
kopyalamak amacıyla yaşamını bu düzleme adamış durumda mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer biri ondan birden fazla kere yardım isterse, çift doz mu almış
olur?
C: Tanımlayın.
S: (L) Eğer biri sürekli İsa'dan yardım isterse, daha fazla kopyadan daha
fazla güç mü alır?
C: Hayır.
S: (L) Yani, bir kez bağlantıyı gerçekten kurduğu zaman, hepsi bu, değil mi?
C: Tüm ihtiyaç duyulan budur.
S: (L) Bu çalışmayı yapmaya adanmış başka herhangi bir ruh var mı?
C: Evet.
S: (L) Şu anda bu işi kaç ruh yapıyor?
C: 12.
S: (L) Diğerlerinden isim verebilir misiniz?
C: Buda. Musa. Şintanhilmun. Nagaylikiga. Çeşitli derecelerde;
İsa şu anda en güçlü olanı.
S: (L) Bizim takvim sistemimize göre geri doğru sayarsak Büyük Göç kaç yıl
önce gerçekleşti?
C: 4670.
S: (L) O zaman komet durumundaki bir Venüs Dünya'nın yakınından geçip bir
yıkıma neden oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Venüs Jüpiter gezegeninden mi doğdu?
C: Hayır.
S: (L) Gökyüzünde Jüpiter'in bulunduğu bölgede mi gözüktü?
C: Evet.
S: (L) Dünya bu olay nedeniyle yeni bir yörünge konumuna mı kaydı? Çok uzak
olmayan bir gelecekte bu tür bir olay gerçekleşecek mi?
C: Belki.
S: (L) Nuh tufanı zamanında bu tür bir olay gerçekleşti mi?
C: Evet.
S: (L) Nuh tufanı kaç yıl önce oldu?
C: 12656.
S: (L) Nuh gerçek tarihi bir kişilik miydi?
C: Yakın.
S: (L) Nuh, Babil metinlerinde Utnapiştim olarak tanımlananla aynı kişi mi?
C: Yakın.
S: (L) Hangi medeniyet daha eski: Sümer mi yoksa Mısır mı?
C: Sümer.
S: (L) Sümer hikayelerindeki Enlil ve Enki, ve Anunaki kimlerdi?
C: Büyük öğretmenler.
S: (L) Bunlar insan mıydı yoksa dünyadışı mıydılar?
C: Dünyadışı.
S: (L) Nereden gelmişlerdi??
C: Kasyopya.
S: (L) İnsan ırkı, kölelik yapmak üzere genetik olarak düzenlendi mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bu köleliliğin genetik mühendisleri kimlerdi?
C: Kertenkele varlıkları.
S: (L) Nereden geliyorlar: dünya mı, başka bir gezegen mi?
C: Başka.
S: (L) Hangi gezegen?
C: Kadire.
S: (L) Bu gezegen hangi yıldız sisteminde?
C: Zeta Retikuli.
S: (L) Küçük gri varlıklar da Zeta Retikuli'den değil mi?
C: Evet.
S: (L) Küçük gri varlıklar...
C: Sibergenetik.
S: (L) Kertenkeleler tarafından mı yaratılıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Ruhları var mı?
C: Yem olarak kullanılıyorlar.
S: (L) Kertişler (Lizzies) şu anda dünyadalar mı?
C: Yakınlardalar.
S: (L) Kertişler gezegenimizin yönetimini devralmayı mı planlıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Gemileriyle inip bunu açık bir şekilde yapmayı mı planlıyorlar?
C: Yakın.
S: (L) Kontrollerini sağlamak-güçlendirmek için karanlık enerji formları
gibi varlıkların etkilerinden yararlanıyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Başka hangi gruplarla işbirliği içindeler??
C: Oryonlular.
S: (L) Oryon/Kertiş grubunda kaç üye var?
C: 16.
S: (L) İyi adamlar kimler? Kasyopyalıların iyi adamlar olduğunu
söylüyorsunuz. Başka kim var?
C: Pleyadesliler ve pek çok diğeri.
S: (L) Kaç tane?
C: 16.
S: (L) Taraflar eşit şekilde dengeli mi?
C: Evet.
S: (L) İyi adamlar insanları kaçırıyor.
C: Hayır. Temas kurup geçici olarak taşıyabilirler.
S: (L) Abraham Lincoln'u gerçekte kim öldürdü?
C: Booth. Komplo.
S: (L) Komplonun başında kim vardı?
C: Booth. Fakat yakalanmadı; kullanıldı.
S: (L) Nuh tufanı hikayesi, Atlantis'in yıkılmasının hikayesi miydi?
C: Evet. Ama sembolik.
S: (L) O zaman gezegende kaç insan vardı?
C: 6 milyar.
S: (L) Bu altı milyar insandan kaç tanesi hayatta kaldı?
C: 119 milyon.
S: (L) Nuh tufanına neden olan şey başka bir gök cisminin dünyanın çok
yakından geçmesi miydi?
C: Evet.
S: (L) Hangi cisimdi bu?
C: Martek.
S: (L) Biz bu cismi güneş sistemimizdeki bir cisim olarak biliyor muyuz?
C: Evet.
S: (L) Hangi isimle?
C: Mars.
S: (L) Martek o zaman yaşayanlar var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Su veya başka özelliklere sahip miydi?
C: Evet.
S: (L) Dünyaya çok yakın geçtiğinde, o zamana kadar sahip olmadığımız oranda
aşırı bir su yüklemesi mi yaptı?
C: Evet.
S: (L) O olaydan önce gezegenimizin etrafında bir su buharı örtüsü var
mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu, büyük dinozorların en geniş çapta öldükleri zaman mıydı?
C: Yakın.
S: (L) Dinozorların çoğunluğunu yok eden olay neydi?
C: Yırtıcı hayvanlar.
S: (L) Ne tür yırtıcı hayvanlar?
C: Mastodon, smilodon kaplanı, dev tembelhayvan, vs.
S: (L) En büyük dinozorlardan bazılarının ölümünü getiren şey kozmik bir
olay mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu, Nuh zamanında olmadı, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Nuh tufanında önce mi oldu?
C: Evet.
S: (L) Kaç bin yıl önce oldu?
C: 27 milyon yıl önce.
S: (L) Dinozorların ölümüne neden olan olay neydi?
C: Komet çarpması.
S: (L) Bir komet gerçekten dünyaya ya çarptı mı?
C: Evet.
S: (L) Büyük bir komet miydi?
C: Evet.
S: (L) Ne kadar büyük?
C: 29 km. çapında.
S: (L) Bu komet olayının herhangi düzenli bir periyodu veya döngüsü var mı?
C: Evet.
S: (L) Periyodu nedir?
C: Kabaca 3600 yıl.
S: (L) Velikovsky, Venüs gezegeninin tarihimizde belirli bir dönemde 52
yıllık bir döngüsü olduğunu söylediğinde haklı mıydı?
C: Yakın.
S: (L) Düzenli bir gezegen yörüngesine oturmadan önce Venüs güneş sisteminde
kaç dönüş yaptı?
C: 7
S: (L) Venüs asıl olarak nereden geldi?
C: 19 ışık yılı uzaktan.
S: (L) Yani aslında güneş sistemi dışından gelen bir ziyaretçi?
C: Evet.
S:(L) Güneş'in düzenli aralıklarla çok büyük miktarda elektromanyetik enerji
yaydığı ve bu enerjinin güneş sistemindeki gezegenlerin birbirleriyle daha
fazla veya daha az etkileşmelerine neden olduğu doğru mu?
C: Dış titreşimsel olaylarla belirlenen diğer düzensiz etkiler.
S:(L) "Ölüşlerin" periyodikliğinin kaynağı Güneş değil yani, öyle mi?
C: Bazen. Pek çok sebep var.
S:(L) eki saat gibi işleyen bu şeyin kaynağı nedir? Düzenli bir etki kaynağı
var mı?
C: Komet (kuyrukluyıldız) yağmurları.
S:(L) Bu komet yağmurları nereden geliyor?
C: Kendi yörüngesi olan bir küme.
S: (L) Bu kümelerin yörüngesi nerede? Oort bulutu mu?
C: Hayır.
S: (L) Komet kümelerinin yörüngesi nerede bulunuyor?
C: Daha spesifik.
S: (L) Komet kümelerini kapsayan daha spesifik bir yörünge mi?
C: Evet.
S: (L) Bu komet kümesi güneş etrafında mı dönüyor?
C: Evet.
S: (L) Yörünge, ekliktik düzlemine dik mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Bu küme ekliptik düzlemine gelip güneş sisteminde tahribata mı neden
oluyor?
C: Kesinlikle.
S: (L) Bu komet kümesi ekliptik düzlemine ne sıklıkta geliyor?
C: 3600 yıl.
S: (L) Bu komet kümesi bir gezegenin kalıntıları mı?
C: Hayır.
S: (L) Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasındaki kalıntı kümesi bir
gezegenin kalıntıları mı?
C: Evet.
S: (L) Bu gezegen hangi isimle biliniyordu?
C: Kantek.
S: (L) Bu gezegen ne zaman parçalanarak asteroit kuşağını oluşturdu?
C: Yaklaşık 79 bin yıl önce.
S:(L) Sümerlilerin Geçen Gezegen veya Nibiru olarak tanımladıkları cisim
neydi?
C: Kometler
S:(L) Bu komet kümesi mi?
C: Evet.
S:(L) Bu komet kümesi tek bir kütle olarak mı görünüyor?
C: Evet.
S:(L) Şu anda Dünya'ya yaklaştığı söylenen kütle bu mu?
C: Evet.
S:(L) Anunaki'ler kimdi?
C: Uzaylılar.
S:(L) Nereden geliyorlardı?
C: Zeta Retikuli.
S:(L) Komet kümesi Dünya'ya her yaklaştığında oluşan korku, kaos vs.'nin
yarattığı ruh enerjisini emmek için mi geliyorlar?
C: Evet
S:(L) İki olay bağlantılı mı?
C: Evet.
S:(L) Şimdi burada olmalarının sebebi bu mu?
C: Yakın.
S:(L) Gezegenimize yaklaşan dalgayla birlikte gelen büyük bir uzaygemisi
filosu var mı?
C: Evet.
S:(L) Bu gemiler nereden geliyor?
C: Zeta Retikuli.
S:(L) Ne zaman varacaklar?
C: 1 ay ile 18 yıl arasında.
S:(L) Nasıl bu kadar geniş bir zaman farkı olabilir?
C: Bu o kadar büyük bir filo ki, mekan/zaman eğrisinin düzensiz ve sizin
zaman ölçümünüzle belirlenmesi zor.
S:(L) Bu araçlar bir çeşit "dalga"yla mı geliyor?
C: Evet.
S: (L) Güneş sistemimizde kaç tane gezegen var?
C: 12
S: (L) Tüm gezegenlerin isimlerini, güneşe uzaklıklarını, kimyasal
yapılarını ve çaplarını söyleyebilir misiniz?
C:
Merkür = Opatanar, Güneş'e 36 milyon mil; çapı 3000 mil
Venüs = Pemuntar, Güneş'e 67 milyon mil; çapı 7,500 mil
Dünya = Saras, Güneş'e 93 milyon mil; çapı 7,900 mil
Mars = Masar, Güneş'e 141,500,000 mil; çapı 4,200 mil
Jüpiter = Yontar, Güneş'e 483,400,000 mil; çapı 88,700 mil
Satürn = Zendar, Güneş'e 886,700,000 mil; çapı 74,500 mil
Uranüs = Lonoponor, Güneş'e 1,782,700,000 mil; çapı 31,566 mil
Neptün = Cinoar, Güneş'e 2,794,300,000 mil; çapı 30,199 mil
Pluto = Opikimanaras, Güneş'e 3,666,100,000 mil; çapı 1,864 mil
N1 = Montonanas, Güneş'e 570,000,000,000 mil; katı madde; çapı 7000 mil
N2 = Suvurutarkar, Güneş'e 830,000,000,000 mil; çapı 18000 mil; hidrojen,
amonyak
N3 = Bikalamanar, Güneş'e 1,600,000,000,000 mil; çapı 46000 mil;
Hidrojen, amonyak
Copyright *Laura Knight*, *Laura Knight-Jadczyk* and *Arkadiusz Jadczyk*
5 Ekim 1994. F___ ve Laura
S: Merhaba.
C: Bu şekilde ritüelsiz yapmanız güzel.
S: (L) Ne tür bir ritüel yapmamızı istiyorsunuz?
C: Hiç.
S: (L) Ritüel iletişimi geliştiriyor mu yoksa engelliyor mu?
C: Sınırlandırıyor.
S: (L) Adınız nedir?
C: Donarra.
S: (L) Neredensiniz?
C: Kasyopya.
S: (L) Siz Kasyopyalılarla her
iletişimimizde neden farklı biriyle karşılaşıyoruz?
C: Enerji dağılımı.
S: (L) Enerji kime gidiyor?
C: Sıradakine.
S: (L) Dağılım için bizim enerjimizden mi yararlanıyorsunuz?
C: Hayır. Biz enerji dağılımı yapıyoruz.
S: (L) Sormak istediğimiz bir dizi soru var.
C: Devam edin.
S: (L) Bir dalganın üzerine binmiş ve Zeta Retikuli civarından gelen bir
uzay gemisi filosu olduğunu varsayarsak, varış bakımından mekan zaman
sapmasının belirsiz olması ne anlama geliyor? Lütfen açıklar mısınız?
C: Kütle, çekim dalgasındaki elektromanyetik transferi etkiliyor.
S: (L) Yani, transfer etmek istenen büyük bir kütle varsa, sorun kısmen
kütlenin çok geniş bir mekan/zaman alanına dağılması ve dolayısıyla bir
aşama ile transfer edilmesi veya bu anlamda birşey mi?
C: Yakın.
S: (L) Bu hususta bize biraz daha açıklama yapabilir misiniz?
C: Kütle zaman döngüsünü etkiliyor: küçük kütle eşittir küçük zaman döngüsü;
büyük kütle eşittir büyük zaman döngüsü.
S: (L) İsa'nın biyolojik babası
olduğunu söylediğiniz adam hakkında daha fazla ayrıntı istiyorum. Adı ne
demiştiniz?
C: Tonata.
S: (L) Meryem'in bir tanıdığı olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet.
S: (L) Bu adam bazı varlıklar veya güçler tarafından bir nedenle İsa'nın
biyolojik babası olarak mı seçildi?
C: Yakın.
S: (L) Bu adam hakkında bize herhangi bir ayrıntı verebilir misiniz? Soyu
neydi, nereden geliyordu, vs.
C: Beyaz tarikatin bir üyesiydi.
S: (L) Beyaz tarikat nedir?
C: Yani Ariler. Andaranlar.
(Laura'nın notu: Andaranlar kim?)
S: (L) Meryem Eseni tarikatinin bir üyesi miydi?
C: Evet.
S: (L) Bu adam da mı Eseni'lerin bir üyesiydi?
C: Hayır.
S: (L) Bu kişi, Tonata, İsa'nın biyolojik babası olarak mı seçildi?
C: Evet.
S: (L) Meryem onunla neden evlenmedi?
C: Hisleri son derece geçiciydi.
S: (L) Meryem değişken miydi?
C: Hayır. Telepatik telkinden etkilendi.
S: (L) Sözlü müydü?
C: Hayır. 1. seviye hipnoz altındaydı.
S: (L) Meryem ve Yusuf'un daha sonradan başka çocukları oldu mu?
C: Hayır. Fakat İsa'nın oldu.
S: (L) İsa'nın çocuğu mu oldu? Kiminle evlendi?
C: Evlenmedi.
S: (L) Yani gayrımeşru çocukları mı oldu?
C: Kurumsal olarak subjektif.
S: (L) Bu çocukların annesi kimdi?
C: Üç kadın vardı.
S: (L) Üç kadın mı vardı?
C: Evet.
S: (L) Kutsal Kitap'ta bu kadınlardan bahsediliyor mu?
C: Bir tanesi, fakat ismiyle değil.
S: (L) Kimdi?
C: Alisya.
S: (L) İkincisinin adı neydi?
C: Rafea.
S: (L) Üçüncüsü?
C: Vella. Romalıydılar.
S: (L) Üçü de Romalımıydı?
C: Evet.
S: (L) Çocuklara ne oldu?
C: Yaşadılar ve bereketli bir şekilde çoğaldılar.
S: (L) Üç kadından kaç çocuk olmuştu?
C: Üç.
S: (L) Yani bazı kişilerin iddia ettiği gibi, Kutsal Kase'yi arayışın gerçek
anlamı kase değil, 'Gerçek Kan' veya kutsal kandan gelen soy mu?
C: Evet.
S: (L) İsa'nın neslinden bugün yaşayan var mı?
C: 364,142.
S: (L) İsa, vaftizi sırasında üzerinde özel bir güç ışığına sahip olması
anlamında mı meshedilmiş mi?
C: Yaklaşık olarak doğru.
S: (L) Magiler/peygamberler bir bebek
olarak İsa'ya ne hediyeler getirmişti?
C: Altın; baharat; giysi.
S: (L) Magilerin gördüğü ana gemi hangi boyuttan geliyordu?
C: 5. yoğunluk.
S: (L) Peki İsa'nın doğumu sırasında bu geminin görünmesinin amacı neydi?
C: Çok belirsiz.
S: (L) İsa'nın doğumuyla ilgili özel amaçlar için mi oradaydı?
C: Peygamberleri yönlendirmek için.
S: (L) Ana amaç bu muydu?
C: Hayır. Aynı zamanda olayın gözlenmesi ve kodlama.
S: (L) Neyin kodlanması?
C: Bebeğin.
S: (L) Bu kodlama fiziksel olarak mı yoksa telepatik olarak mı yapıldı?
C: Her ikisi.
S: (L) İsa, Nasıralı İsa bedeninde dünyaya gelmeden önce hangi boyut veya
bölgedeydi?
C: 5. yoğunluk.
S: (L) Bir 5. yoğunluk ruhu muydu?
C: Evet.
S: (L) Dünya gezegeninde başka insan bedenleriyle de enkarnasyonları oldu
mu?
C: Evet.
S: (L) Beşinci yoğunluğa ulaşana kadar kaç enkarnasyon geçirdi?
C: 1009.
S: (L) Melçizidek İsa'nın enkarnasyonlarından biri miydi?
C: Hayır.
S: (L) Musa'nın sağ kolu Yuşa, İsa'nın enkarnasyonlarından biri miydi?
C: Evet.
S: (L) İsa'nın, bizim tanıdığımız başka enkarnasyonları oldu mu?
C: Evet. Sokrat.
S: (L) İsa'nın Vaftizci Yahya ile ruhsal ilişkisi neydi?
C: Anlaşma.
S: (L) İsa'nın, annesi Meryem'le olan ruhsal ilişkisi neydi?
C: Anlaşma.
S: (L) Birleşik ruhlar anlamında başka ruhsal bir ilişkileri yok muydu?
C: Hayır.
S: (L) Merhem veya Vaftizci Yahya beşinci yoğunluk ruhu muydu?
C: Her ikisi de.
S: (L) Bugün veya yakın bir tarihte dünyada bulunmuş tanıdığımız herhangi
bir beşinci yoğunluk ruhu var mı?
C: Evet. Arafat. Sedat. Papa beşinci John.
S: (L) Şeytanlar veya kötü ruhlar herhangi birşeyden korkarlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bizim, insanlar olarak sahip olduğumuz herhangi birşeyden korkarlar
mı?
C: Evet. Bilgi.
S: (L) Dini sembollerden, işaret veya rakamlardan korkarlar mı?
C: Hayır.
S: (L) Onların hareketlerini durdurabilecek herhangi bir isim, işaret veya
sembol var mı?
C: Bazen.
S: (L) İsa'dan korkuyorlar mıydı?
C: Evet. Bilgisi yüzünden. Bilgisinin yoğunluğu onun titreşimlerini
arttırıyordu. Bilgi gerçekten güçtür.
S: (L) Pentagramların negatif varlıkları yavaşlatma veya durdurmada herhangi
bir etkisi var mı?
C: Yalnızca öyle olduğuna inanırsanız.
S: (L) Şeytani varlıklara direnmede en büyük gücümüz özgür irademizde mi
bulunuyor; hayır deme gücümüzde mi?
C: Hayır.
S: (L) En büyük gücümüz nedir?
C: Bilgi.
S: (L) Anahtar ruhsal bilgi birikiminde mi?
C: Evet.
S: (L) Bize verebileceğiniz herhangi başka bir ipucu var mı?
C: Bilgiden başka hiçbirşeye ihtiyacınız yok.
S: (L) Nuh/Utnapiştim hangi bölgede
yaşadı, hangi kıtada?
C: Atlantis.
S: (L) Suların çekilmesinden sonra gemi nereye toprağa oturdu?
C: Mısır.
S: (L) Venüs'le etkileşiminden binlerce yıl önce olduğu için soruyorum;
Martek'in o zaman dünyaya çok yakından geçmesine neden olan şey neydi?
C: Venüs'le ilgili gezegensel hizalanmadan kaynaklanan çekimsel sapma.
S: (L) Yani Mars'ın yörüngesinden çıkmasına neden olan şey bir gezegen
dizilimiydi?
C: Evet.
S: (L) Nuh tufanından yüz yıl kadar sonra olan ve dillerin farklılaşması ya
da Babil kulesi olarak tanımlanan olay neydi?
C: Ruhsal kavşak.
S: (L) Kuleyi inşa etmek için bir araya gelen insanların amacı neydi?
C: Tüm çekim dalgalarının elektromanyetik konsantrasyonu.
S: (L) Bu konsantre dalgalarla ne yapmayı planlıyorlardı?
C: Kitlelerin zihinlerini değiştirmek.
S: (L) Kitlelerin zihinlerini değiştirme isteklerindeki niyet neydi?
C: Kitlelerin ruhsal olarak birleşmesi.
S: (L) Babil kulesinin üstünden, birleşme amacıyla kuleyi inşa edenlere
bakarak eserlerini yok etmeye karar veren 'tanrılar' kimdi?
C: Kertenkeleler.
S: (L) Tamam, yani kertişler Babil kulesini havaya uçurdu. İnsanlığın
zihnine başka ne yaptılar; dil anlayışlarını tamamen bozacak birşey yaptılar
mı?
C: Yakın.
S: (L) Bu bölücülüğü gerçekleştirmek için hangi aracı kullandılar?
C: Kitlelerin beyinlerinin yıkanması.
S: (L) Bunu implantlar ve kaçırmalarla mı gerçekleştirdiler?
C: Kısmen.
S: (L) İbranice 'şem' kelimesinin gerçek, asıl anlamı nedir?
C: Saflık.
S: (L) Bu kelime neden sonradan İbraniler tarafından 'şem'ler' olarak
tanımlanan obeliskler ve dikili taşlarla ilişkili hale geldi?
C: Saflık sembolü: birleşme. Teklik.
S: (L) Bu taşların kendisi gerçekte herhangi bir güce sahip miydi?
C: Kalıntısal.
S: (L) Eskiler Babil kulesine ne cismi yerleştirip...
C: Kristal.
S: (L) 'Şem' kristal ile de eşanlamlı mı?
C: Yakın.
S: (L) Nuh'un oğlu Şem, bu kuleyi inşa edenlerin atasıydı, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Sodom ve Gomorra ve civardaki diğer şehirler nasıl yıkıldı? Ve kim
tarafından?
C: Nükleer; EM etki. Kim olacak?
S: (L) Kertişler mi?
C: Evet.
S: (L) Neden?
C: Korku ve itaat aşılamak için.
S: (L) Sodom ve Gomorralılar gerçekte kötü değiller miydi?
C: Bu tarihin bir aldatmacası.
S: (L) Lut'un karısı tuzdan bir sütuna mı çevrildi?
C: Hayır.
S: (L) O hikayede bize yönelik herhangi bir sembolizma var mı?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim'le konuşan tanrı Kertişlerden biri miydi?
C: Evet.
S: (L) İbrahim'in yaptığı anlaşma Kertişlerle miyidi?
C: Evet. Doğrudan değil.
S: (L) Melçizedek Kertişlerin rahiplerinden miydi?
C: Hayır.
S: (L) Melçizedek İbrahim'e doğru bilgi mi verdi?
C: Yakın.
S: (L) Kabala iyi adamların gerçek bir öğretisi mi?
C: Yakın.
S: (L) Osiris döngüsü; Osiris'in bedeninin parçalanmasını DNA sarmallarının
parçalanmasına benzetmek bakımından Kertişlerin insanlık üzerindeki
faaliyetinin bir örneğini mi teşkil ediyor?
C: Yakın.
S: (L) Havva'nın yediği ve sonra Adem'e verdiği iddia edilen, İyi ve Kötü
Bilgisi Ağacı'na ait meyve neydi?
C: Bilgi sınırlaması. Kodlama.
S: (L) Havva'nın bilgi ağacının meyvesini yemesi ne anlama geliyor? Bunu
yapmak için ne yaptı?
C: Yanlış tarafla arkadaşlık yaptı?
S: (L) Burada arkadaşlık ne anlamda?
C: Havva sembolik.
S: (L) Neyi sembolize ediyor?
C: Dişi enerji.
S: (L) Dişi enerji yanlış tarafla arkadaşlık ettiğinde ne yaptı?
C: Bir miktar bilgi ve güç kaybetti.
S: (L) Tanrı veya tanrılar, Havva'nın 'iyi ve kötünün bilgisi' denen bu
ağacın meyvesinden yiyerek onlarla eşit konuma gelmesinden neden
korkuyorlardı?
C: Ne? Lütfen sorunu açıkla.
S: (L) Bu meyveyi yemesinin Havva'yı onunla veya onlarla eşit seviyeye
getirmesinden korkan tanrı kimdi?
C: Hayır.
S: (L) Kutsal Kitap'ta, 'Tanrı dedi di, şimdi onlar hayat ağacının meyvesini
alacak ve sonsuza kadar yaşayacaklar.' şeklinde bir bilgi var. Bu ne anlama
geliyor? Bu meyvenin yenmesi Tanrı'yı neden korkuttu?
C: Korkutmadı.
S: (L) Hayat ağacının meyvesi neydi?
C: Sınırlanma.
S: (L) Ebedi hayat ağacının meyvesi nasıl sınırlanma olabilir ki?
C: Kavramsal olarak sınırlı.
S: (L) Şunu bilmenizi isterim ki bu pek anlamlı değil.
C: Anlamlı. Dikkatlice düşünün.
S: (L) Bahçede dolaşarak Adem ve Havva'yı iyi ve kötünün bilgisini veren
ağacın meyvesinden yememeleri için uyaran tanrı, o asıl tanrı mıydı? Yani
iyi adam mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Onlara bu ağaçtan yememelerini emreden tanrı kimdi?
C: Karmaşıklaşıyor. Laura, bariz olanı kaçırıyorsun.
S: (L) Hayat ağacının meyvesi nasıl sınırlandırıcı olabilir?
C: Tek bir kaynağın tüm bilgiyi içerdiğine inanmak gerçekle çelişiyor.
S: (L) Cennet'e tekrar girilmesini engelleyen yanan kılıç neydi?
C: Anlamıyor musun?
S: (L) Hayır, anlamıyorum.
C: Gözden geçir.
S: (F) Eğer buradaki kavram bilgi ağacının meyvesinin yenmesinin tüm bilgiyi
sağladığı ise, o zaman kişi yanılmış oluyor çünkü hiçbir belirli bilgi
kaynağı tüm bilgiyi sunamaz. Bu yüzden kişi bu aldanmaya inandığında,
kendini bir tuzağa sokmuş oluyor. Ve böylece insan ırkı çeşitli şekillerde
yansıyan aynı sorunla zehirlenmiş oluyor: kişi gerçeği pek çok farklı
yollardan arayacağına tek bir yoldan arıyor ve çok karmaşık konu ve
soruların çok basit cevapları olduğuna inanıyor.
S: (L) Cennet bahçesine tekrar girilmesini engelleyen yanan kılıç neydi?
C: Tuzağı simgeliyor.
S: (L) Onu biz mi koymuş olduk?
C: Evet.
S: (L) Cennet nerdeydi?
C: Dünya.
S: (L) Tüm dünya Cennet miydi?
C: Evet.
S: (L) Cennet'teki düşme, veya cennet halinin kaybedilmesine eşlik eden bir
afet oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Ne tür bir afet?
C: Kometler.
S: (L) Daha önce belirtilen küme mi?
C: Evet.
S: (L) Peki, bu ne kadar zaman önce oldu?
C: 309882 yıl önce.
S: (L) Cennet halinin kaybedilmesiyle Kertişler insanlığın yönetimini ele mi
geçirdi?
C: Evet.
S: (L) Gerçek yaratıcı tanrılar kimdi?
C: Biz. Altıncı yoğunluk.
S: (L) Kasyopyalılar mı? Pleyades'liler de asıl yaratıcı tanrılar mıydı?
C: Aynı. Altıncı yoğunluk.
S: (L) Cennet'teki yılanın gerçek kimliği neydi?
C: Kertenkeleler.
S: (L) Büyük piramidi kim inşa etti?
C: Atlantisliler.
S: (L) Hangi yıl inşa edildi?
C: 10643 yıl önce.
S: (L) Neden inşa edildi? Hangi amaçla kullanıldı?:
C: Kozmik enerjiyi tutmak.
S: (L) Tutulduğu zaman bu kozmik enerji ne için kullanılıyordu?
C: Pek çok şey. Enerji, taşımacılık, iyileştirme, zihin kontrolü, iklim, vs.
S: (L) Sfenksi kim inşa etti?
C: Aynı.
S: (L) Sfenks aynı zamanda mı inşa edildi?
C: Evet.
S: (L) Sfenks neden inşa edildi? Amacı neydi?
C: Tapınak.
S: (L) Sfenks'in altında gömülü kayıtlar var mı?
C: Evet.
S: (L) Neandertal adama ne oldu?
C: Kertişler tarafından diğer gezegenlere götürüldüler.
S: (L) Bu, fiziksel olarak gezegenin dışına götürülme anlamında mı?
C: Evet.
S: (L) Hangi gezegene götürüldüler?
C: Çeşitli.
S: (L) Bu ülkedeki taşınmayı düşündüğümüz yerler arasında hangisinde en
mutlu olurduk?
C: Belirsiz.
S: (L) Oregon'daki Mavi Dağlar'da mutlu olur muyduk?
C: Belirsiz.
S: (L) Kehanetimsi görüşler sunamıyor musunuz?
C: Bu hususta çok fazla değişken var.
Copyright *Laura Knight*, *Laura Knight-Jadczyk* and *Arkadiusz Jadczyk*
7 Ekim 1994. F___ ve Laura
S: Merhaba.
C: Merhaba.
S: (L) Adınız nedir?
C: Bayrira.
S: (L) Neredensiniz?
C: Kasyopya.
S: (L) Enerji dağılımında sıra şimdi siz de mi?
C: Kesinlikle. İyi öğreniyorsunuz.
S: (L) Bize enerji veriyor musunuz?
C: Hayır.
S: (L) Biz size enerji veriyor muyuz?
C: Yakın. Bizim dağılımımız sırayla çalışmak gibi.
S: (L) Tek bir kişinin konuşması yerine sırayla yapılmasında bir avantaj var
mı?
C: Evet.
S: (L) Bu avantaj nedir?
C: Enerji eşitlenmesi.
S: (L) Bizimle temasa geçmek sizin için zor mu?
C: Hayır.
S: (L) Başkalarıyla temas kurmak sizin için zor olur muydu?
C: Sizinle giderek daha kolay oluyor.
S: (L) İnsan ırkının asıl genetik
mühendisleri kimdi?
C: Biz.
S: (L) Kasyopyalılar, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bizi ne amaçla genetik olarak oluşturdunuz? Tanrı'nın bir emri miydi?
C: Ruh gelişimi veya ilerleyişi.
S: (L) Sümerlilerin insanın yaratılışı hikayesine göre birileri bir tanrıyı
öldürüyor, ve bu tanrının kanı ve parçalarını çamurla karıştırıyorlar ve
daha sonra bunu gebelik tanrıçalarına veriyorlar ve insan ırkın bu şekilde
doğuyor. Bu hikaye, 'grilerin' şu sıralar yaptıklarına çok benziyor. Birisi
gerçekten bir 'tanrıyı' öldürüp ruhunu parçalara ayırarak insan ırkını mı
yarattı?
C: Sembolizma ve yanlış olay sıralaması.
S: (L) Hikaye ne anlatıyordu? Gerçek olay neydi?
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları
bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Öbür gece Mars ile Jüpiter
arasında bulunan ve parçalanarak asteroit kuşağını oluşturan bir gezegen
olduğunu söylemiştiniz. Bu gezegende yaşayan varlıklar var mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu gezegenin yok olmasına neden olan şey neydi?
C: Psişik enerji.
S: (L) Bu gezegende yaşayan varlıklar nereden gelmişti? Orada mı geliştiler?
C: Hayır.
S: (L) Onlar da bizim gibi yaratılmışlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Onları kim yarattı?
C: Aynı.
S: (L) Kasyopyalılar mı?
C: Evet.
S: (L) Peki Kasyopyalıları kim yarattı?
C: Sizin çok eski ruhsal atalarınız.
S: (L) Bu varlıkların bir ismi var mı?
C: Hayır.
S: (L) Nasıl adlandırılıyorlar?
C: Geçici yolcular.
S: (L) Bu 'geçici yolcular' nereden geliyorlar?
C: Bu kanalda açıklamak çok zor; uzun.
S: (L) Esas Tanrı'ya/Yaratıcı güce en yakın olarak bildiğiniz yaratıcı kim?
C: Diğer bilgi kaynaklarına bak. Bilgisayar.
S: (L) Jüpiter ile Mars arasında parçalanan gezegen, psişik enerji ile yok
olduğunu mu söylemiştiniz?
C: Evet.
S: (L) Bu psişik enerjinin kaynağı neydi?
C: Gezegende yaşayan varlıklar.
S: (L) Galaksinin bu bölgesindeki varlıklar zaman zaman kendi gezegenlerini
yok mu ediyorlar? Bu giderek bir alışkanlık mı oluyor?
C: Yakın. Öyle olageldi.
S: (L) O varlıklardan hiç gezegeni terk edip Dünya'ya gelen oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Kimdiler? Bizim gibi miydiler?
C: Sarı saçlı, mavi gözlü soy.
S: (L) Daha soğuk bir gezegen miydi?
C: Hayır.
S: (L) O gezegen Dünya'ya çok benzer miydi?
C: Evet.
C: Mavi gözler. Göz pigmenti Güneş'ten daha uzak olduğu içindi.
S: (L) O gezegenin insanları Dünya'ya nasıl geldiler? Gezegenlerinin
parçalanacağını biliyorlar mıydı?
C: Bazıları biliyordu ve Kertişler tarafından götürüldüler; Anunaki.
S: (L) Şimdi, İsa'nın babası bir Ari'ydi diyorsunuz. Nereden geliyordu?
C: Filistin.
S: (L) Ari ırkının kökeni neresi?
C: Şu anda asteroit kuşağı olarak bilinen 5. gezegen.
S: (L) Dünya'ya ne zaman geldiler?
C: 80 bin yıl önce? Sizin ölçüm sisteminizi kullanmak bizim için zor.
S: (L) Biçim ve yapı olarak şu andaki hallerine yakın mıydılar?
C: Evet.
S: (L) Bizim bilimadamlarımız bu eski bunun kanıtlarını neden bulamadılar?
C: Buldular. Kabul etmek istemiyorlar.
S: (L) Keltler nereden geliyor?
C: Aynı. Hiddetli insanlar. Beşinci gezegenden geldiler.
S: (L) Gezegen ne zaman yok oldu?
C: 80 bin yıl önce.
S: (L) İsa'nın soyundan gelen, bizim tanıdığımız ünlü bireyler var mı?
C: Evet. Yaser Arafat. Churchill (Çörçil).
S: (L) Venüs, güneş sistemine, komet
kümesinin çekim gücüyle mi girdi?
C: Evet.
S: (L) Venüs tüm gazlarını, bulutlarını vs. nereden aldı? Kökeni neydi? Tüm
bu maddeler nasıl oluştu?
C: Genel olarak ateşli, sürtünmeli yolculuğu ve uzay maddesi ile gelişti.
S: (L) Venüs esas olarak neredeydi?
C: Arktrus yakınlarından eski bir gezgin.
S: (L) Mars'ın uyduları nedir?
C: Gizli üsler.
S: (L) Kim inşa etti?
C: Kim olacak? Kertişler.
S: (L) AB'nin evinde gördüğüm film, Mars'a iniş, gerçek bir iniş filmi
miydi?
C: Sahte.
S: (L) ABD Mars'a bir iniş yaptı mı?
C: Hayır.
S: (L) Al Bielek'in söyledikleri sahte mi?
C: Kısmen.
S: (L) Philedelphia projesinde çalıştı mı?
C: Hayır.
S: (L) Sahte hafızalara sahip olacak şekilde beyni mi yıkandı?
C: Hayır.
S: (L) Bilinçli olarak mı yalan söylüyor?
C: Yanlış bilgi yayması için hükümet tarafından görevlendirildi.
S: (L) Grilerin kullandığı, Kertişlere ait uzay aracı Roswell'e düştü mü?
C: Evet.
S: (L) Kazaya neden olan şey neydi?
C: İyonizasyon.
S: (L) Vücutlar ve araç ABD tarafından alındı mı?
C: Evet.
S: (L) Majestik 12 belgeleri...
C: Yarı-gerçek.
S: (L) Üretildiler mi?
C: Yakın.
S: (L) Bunu kim ve neden yaptı?
C: Gerçek ve yanlış bilgi sızdırmak için. Pek çok grup işin içinde. ONI ve
CIA.
S: (L) 'Masestic' kitabındaki bilgi gerçeğe mi dayalı?
C: Yarı-gerçek. Pek çok bariz yanlışlar var.
S: (L) Kızılderililerin kaynağı neresi?
C: Asya.
S: (L) Bering Boğazı'ndan mı?
C: Hayır. Kurtarıldılar. Transfer edildiler.
S: (L) Kim tarafından?
C: Griler.
S: (L) Neyden kurtarıldılar?
C: Afet.
S: (L) Afet ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 7200 yıl önce.
S: (L) Afetin yapısı neydi?
C: Kometler.
S: (L) Basklar nereden geliyor?
C: Atlantis.
S: (L) Dilleri Atlantis dili mi?
C: Türevi.
S: (L) Hangisi önce geldi, Sümerliler mi, Mısırlılar mı?
C: Sümerliler.
S: (L) Mısırlılar nereden geldi?
C: Atlantis.
S: (L) Hangisi önce geldi, Sümerliler mi, yoksa Atlantisliler mi?
C: Atlantisliler.
S: (L) Atlantislilerin yüksek bir kültür kurdukları dönemde Sümerliler de
yüksek bir kültür müydüler?
C: Sonra.
S: (L) Atlantisliler Sümer'e ve daha sonra da Mısır'a mı gittiler??
C: Yolculuk yaptılar.
S: (L) Atlantisliler Sümer'e yolculuk mu yaptılar?
C: Evet.
S: (L) Sümer'de ileri karakollar mı kurdular?
C: Evet.
S: (L) Atlantis parçalandığında Atlantisliler Mısır'a mı gittiler?
C: Evet. Ve başka yerlere.
S: (L) Atlantisliler başka nerelere gittiler?
C: Kuzey ve Güney Amerika. İnka. Aztek. Maya. Hopi Kabilesi. Pima Kabilesi.
S: (L) Yahudiler dağıldıklarında, bir kısmı Amerika'ya gitti mi?
C: Bir kısmı.
9
Ekim, 1994 F___ ve Laura
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba
S: (L) Karşımızda kim var?
C: Badera.
S: (L) Kasyopyalıların görünüşü nasıl?
C: Işık formunda.
S: (L) Işık formundan neyi kastediyorsunuz?
C: Hümanoit ışık formu.
S: (L)
Atomsal anlamda bir fizikselliğiniz var mı?
C: Herşey algılayıcıya göre değişir.
S: (L) Yani kendinizi algılayıcının isteğine göre mi düzenliyorsunuz?
C: Hayır. Algılayıcının algı kapasitesini kastediyoruz.
S: (L) Bize görünebilir misiniz?
C: Hayır. Sizin yoğunluk seviyenizi çevreleyen titreşim frekansı örtüsü bunu
engeller.
S: (L) Herhangi bir şekilde fizikselliğiniz oluyor mu?
C: Boyuta göre değişen ölçülerde.
S: (L) Bizimle neden iletişim kuruyorsunuz?
C: Siz çağırdınız.
S: (L) ABD devleti uzaylılar hakkında tam olarak ne biliyor?
C: Var olduklarını.
S: (L) ABD devleti uzaylılarla herhangi bir anlaşma yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu anlaşma hala yürürlülükte mi?
C: Hiç bir zaman olmadı.
S: (L) Devlet onlarla bir anlaşma yapmaya mı çalıştı?
C: Evet.
S: (L) Uzaylılar bunu ret mi ettiler?
C: Hayır kandırdılar.
S: (L) ABD kandırıldığını ne zaman anladı?
C: 19 yıl sonra.
S: (L) Bu ne zaman oldu?
C: 1972.
S: (L) Devletin elinde herhangi bir dünyadışı teknoloji var mı?
C: Evet.
S: (L) O uzaylılar tarafından mı verildi?
c: Evet.
S: (L) Zihin kontrol teknolojisi mi?
c: Yakın.
S: (L) Devlet, örneğin uzaylılar gibi duvarlardan geçme türü teknolojilere
sahip mi?
c: Bu konuda çok yetenekli değiller.
S: (L) Adolf Hitler, yaptığı şeyleri yaparken hangi etki altındaydı? Onu
yönlendiren şey neydi?
c: Kertenkeleler. Dolaylı yoldan.
S: (L) Onu etkilemek için hangi bağlantıları kullandılar?
c: Projekte edilen insan türü varlıklar, ilhamlanmış büyük Ari ruhları.
S: (L) Yaklaşan dönemde en çok yıkım hangi kıtada meydana gelecek?
c: Henüz belli değil.
S: (L) Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Griler tarafından kaçırılma
olaylarının ABD'de neden daha fazla meydana geliyor?
c: Devlet kanal açtı.
S: (L) ABD'de uzaylı üsleri var mı?
c: Evet. New Meksiko, Kolarado, Florida açıkları, Apalaşya, Kaliforniya.
S: (L) Bunlar yeraltı üsleri mi?
c: Evet. Ve ayrıca sualtı.
16
Ekim, 1994 F___, Laura, V___
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba. Müzik güzel.
S: (L) Bize adınızı söyleyebilir misiniz?
C: Sederra.
S: (L) Masonların aslının ne olduğunu bilmek istiyorum.
C: Osiryanlar.
S: (L) Esas Masonların bir topluluk olarak ne zaman oluştuklarını
söyleyebilir misiniz?
C: MÖ 5633.
S: (L) Masonluk bugün de aynı şekilde mi uygulanmaktadır?
C: 33'üncü derece, evet.
S: (L) Yani 7 bin yıldır devam eden bir gelenek mi var?
C: Evet.
S: (L) Bu oluşumun dünyayı ele geçirip yönetmek gibi bir planı var mı?
C: Öyle denemez.
S: (L) Odaklandıkları şey nedir?
C: Gözetleyiciler.
S: (L) Neyin gözlemi?
C: Quorum'un durumu.
S: (L) Quorum nedir?
C: Derin bilgi topluluğu. Sizin türünüz için tamamen bilinmeyen birşey.
Geleceğiniz açısından çok önemli.
S: (L) Ne bakımdan?
C: Değişimler.
S: (L) Daha spesifik olabilir misiniz? Şahsen bizimle ilgili değişimler mi?
C: Kısmen.
S: (L) Dünya değişimleri?
C: O da dahil.
S: (L) Quroum ile Kasyopyalılar arasındaki ilişki nedir?
C: Bizimle düzenli olarak iletişim kuruyorlar.
S: (L) Bu iletişimi sizin Kasyopyalılar olduğunuzu bilerek mi kuruyorlar?
C: Evet.
S: (L) Quroum ile Kasyopyalılar arasındaki ilişki binlerce yıldır var mı?
C: Epeyce süredir diyelim.
S: (L) Kabala'nın aslı nedir?
C: Sizin terminolojinizi kullanacak olursak, Musa-öncesi Yahudilere tebliğ
edilmiş gerçekler.
S: (L) Bu bilgilerin ilk kez yazıya geçirilmesi, Yahudi yorumlayıcıların
bunu bir öğreti haline getirmesiyle mi gerçekleşti?
C: Hayır. Yakın bile değil.
S: (L) Bugün kullanılan biçim, asıl forma yakın mı, güvenilebilir mi?
C: Hayır, bozuldu.
S: (L) Enok kitaplarının aslı nedir?
C: Şimdi Hindistan olarak isimlendirilen bölgedeki bir Sankskrit topluluğu.
S: (L) Doğruluk açısından Enok kitapları için nasıl bir değerlendirme
yapabiliriz?
C: Aradan geçen sürede bölgenin %50'si nükleer yangınlarla yok edildi.
S: (L) Aradan geçen hangi sürede?
C: Genişleyen şimdide, o zamanla şimdi arasında.
S: (L) Hermes Trismegustus kimdi?
C: Firavun Rana'nın sarayındaki ihanetçi.
S: (L) Firavun Rana kim?
C: Ruhsal anlaşmanın Mısırlı lideri.
S: (L) Hermes ne bakımdan bir ihanetçiydi?
C: Bugün Orta Doğu olarak bilinen bölgedeki tüm insanların ruhsal birlik
anlaşmasını bozdu.
S: (L) Hermes kime ihanet etti?
C: Kendine. Güce açtı.
S: (L) Ne yaptı?
C: Anlaşmayı bozdu. Mısırlılar, Eseniler, Ariler, Farslar ve diğerleri
arasında bölünmelere neden oldu.
S: (L) Bunu yapmaktaki amacı neydi?
C: Bramley'nin okuduğun kitabında Kardeşlik olarak isimlendirilenlerin
felsefesi olan Böl ve Fethet.
S: (L) Hermes birliği reddederek Yılan Kardeşliği'ni mi kurdu?
C: Hermes kurmadı, çok uzun bir zamandan beri mevcuttu.
S: (L) Bramley'nin kitabında tanımlanan Yılan Kardeşliği'ni meydana getiren
kimdi?
C: Kertenkele varlıkları.
S: (L) Musa, bilgisini nereden elde
etti?
C: Bizden.
S: (L) Pekala. Daha önce bize Musa'nın Kertenkele varlıkları tarafından
yaratılan holografik bir projeksiyon gördüğünü veya etkileştiğini
söylemiştiniz. Bu Sina Dağı'nda yaşadığı deneyim miydi?
C: Evet.
S: (L) Bilgilerini sizden aldıysa, bu, Kertenkelelerle olan etkileşimi
öncesinde miydi?
C: Evet. Gördüğü şeyler bilincini bozdu. Tıpkı Joseph Smith gibi.
S: (L) Mormon Metinleri'nin alıcısı olan Joseph Smith'in de mi Kertenkeleler
tarafından yanıltıldığını söylüyorsunuz?
C: Evet. Bunu çok yaparlar.
S: (L) Evet, şunu söyleyecektim, teorik olarak eğer bir birey doğru
seçimleri yaparak doğal bir şekilde gelişirse ve geçişin yapılacağı zamana
ulaşırsa, o bireyin bedeni de fiziksel olarak bu geçişi yaşar mı? Tabii bunu
teorik bir soru olarak soruyorum.
C: Elbette.
S: (L) Bu teorik kişinin diğer boyuta geçiş yaptığını düşünelim, o durumda
bedeni ne durumda olur? Somutluk bakımından şu anda olduğu gibi mi olurdu?
Ne tür bir deneyim olurdu?
C: Buradaki anahtar kavram fizikselliğin değişkenliğidir.
S: (L) Yani herkesin durumu farklı mı olacak, yoksa her birey, bedenin
maddesi ve yapısı üzerinde daha büyük bir kontrole mi sahip olacak?
C: İkisi de sayılmaz. Fizikselliğiniz gereksinim ve koşullara göre değişken
olacak.
S: (L) Yani bazen ışıktan bir bedenimiz mi olacak?
C: Yakın.
S: (L) Bazen de bedenlerimiz şu andaki kadar somut olacak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ortalama yaşam süresi ne kadar olacak?
C: 400 yıl.
S: (L) Bu geçişi 50 yaşındayken deneyimleyecek olanlar da aynı şekilde 400
yıl mı yaşacaklar?
C: Yenilenerek genç bir görünüm elde edecekler.
S: (L) Işığın ve karanlığın süresi bakımından günler şimdikinden farklı mı
olacak?
C: Bu önemsiz. Gezegen de 4. yoğunluk olacak.
S: (L) Oryonlular kötü adamlar mı?
C: Subjektif.
S: (L) Hangi gruba üyeler?
C: Tıpkı Pleyadesliler gibi, Federasyon'a.
S: (L) Griler V___'yi neden kaçırdı?
C: Kendini yok etmesi için onu programlamaya çalıştılar.
S: (L) Okuduğum çeşitli kitaplar
kırsal bölgelere taşınmayı, gruplar oluşturmayı, yiyecek stoklamayı falan
tavsiye ediyor.
C: Dezenformasyon (Ç.N.:yanıltıcı bilgi; yalan). Bunlardan hemen ve tamamen
kurtul. Bunlar 3'üncü seviye saçmalıkları.
S: (L) İstedikleri zaman gelip bizimle beslenecek olan varlıkların insafında
kendimizi oldukça çaresiz hissediyoruz. Bizim tarafımızda olup bize enerji
veya başka şeyler verecek birileri yok mu?
C: Kiminle iletişim kurduğunuzu sanıyorsunuz?
S: (L) O karşamada bize yardım edebilir misiniz?
C: Evet.
S: (L) Peki edecek misiniz?
C: Size bağlı.
S: (L) Çağırırsak, yardımınızı alabilir miyiz?
C: Tüm yapmanız gereken istemek.
S: (L) Yani komet kümesi İsa'nın dönüşünden önce mi gelecek?
C: Evet. Ama dönüş yalnızca tek bir olay, herşey değil.
S: (L) Komet kümesinin dünyayla etkileşimi nedeniyle dünyada büyük bir yıkım
olacak ve belki çok sayıda insan ani bir şekilde bedenlerini terk edecek
değil mİ?
C: Yakın.
S: (L) İsa bu olaydan hemen sonra mı dönecek?
C: Bütünün bir parçası olarak.
S: (L) Komet kümesi olaylarının bir parçası mı olacak?
C: Sonrasında.
S: (L) İsa dönünce ne yapacak?
C: Öğretecek.
S: (L) Gezegende bu dersleri alacak kaç kişi olacak?
C: Açık.
S: (L) Altı milyar gibi bir varsayımda bulunabilir miyiz?
C: Dilediğiniz gibi varsayımda bulunabilirsiniz.
S: (L) Sürekli olarak İsa'nın dönüşünün bütünün bir parçası olacağını
söylüyorsunuz, yani sanki önemli bir noktayı kaçırıyorum. İlgili sorunun
sorulduğunu varsayın ve kaçırdığım hususu bana söyleyin lütfen.
C: Eğer dikkat edersen son derece açık.
S: (L) Yani?..
C: 4'üncü yoğunluğa geçiş.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa geçiş kometlerden önce mi olacak, yoksa sonra mı?
C: Sonra.
S: (L) Komet kümesiyle dünyanın etkileşimi...
C: Geçişten önce gerçekleşecek.
S: (L) Yoğunluk değişimine neden olacak olan şey bu olaylar mı olacak?
C: Hayır.
S: (L) Yani elektromanyetik etkileşimlerin dünyanın atomik titreşimlerini
arttırmasının 4'üncü yoğunluğa geçişle bir ilgisi yok diyorsunuz.
C: Evet.
S: (L) Yani, kometler ortalığı alt-üst edecek ve sonra da İsa'nın gelişiyle
birlikte geçiş gerçekleşecek...
C: Daha önce.
S: (L) Geçiş meydana gelecek ve biz şaşkın gözlerle etrafa bakıyor olacağız,
ne yapacağımızı bilmez durumda olacağız çünkü kendimizi daha önce hiç
bilmediğimiz yepyeni bir ortamda bulacağız ve bunun ardından da İsa gelecek,
öyle mi?
C: Kabaca doğru.
S: (L) Peki İsa döndükten ve bilgi vermeye başladıktan sonra ne olacak...
Gezegendeki herkes bu bilgileri almak için tek bir yerde mi toplanacak?
C: Hayır.
S: (L) İsa sürekli yolculuk yaparak mı öğretecek?
C: Teknoloji.
S: (L) Medya yoluyla mı öğretecek?
C: Evet.
S: (L) Yani medya, televizyon, radyo ve benzeri şeyler devam mı edecek?
C: Kısmen.
S: (L) O süreçte veya bu geçişten hemen önce bazı insanlar büyük gruplar
halinde Kertenkelelerle birlikte dünyadan ayrılmış mı olacak?
C: Evet.
S: (L) Dünyada yalıtılmış şehirlere taşınarak Kertenkelelerle işbirliği
halinde yaşayacak büyük insan grupları olacak mı?
C: Yakın.
S: (L) Yani dünyada Kertenkelelerin kontrolü altında ve İsa'nın kontrolü
altında bölgeler mi olacak?
C: İsa kontrol altında tutmaz.
S: (L) Kertenkeleler zaman zaman şehirlerinden çıkıp İsa'yı takip edenleri
taciz edecek mi?
C: Belki.
S: (L) Yani dünyanın nüfusu büyük ölçüde azalmış olacak, orada burada
insanlar olacak ve bunlar birleşmiş durumda olmayacak, öyle mi?
C: İyi geceler.
18
Ekim 1994 F___ ve Laura
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.
S: (L) Bize adınızı ve açılış cümlenizi söyler misiniz?
C: Debeda. Merhaba.
S: (L) Bedensiz bir varlık mısınız?
C: Kasyopyalıyım.
S: (L) Enerjin neden diğerlerinki kadar yüksek görünmüyor?
C: Başlangıçta yavaş. Giderek artacak.
S: (L) Aranızdan biri günboyu omzumun üstünden bakarak hazırladığım soruları
okuyor muydu?
C: Evet.
S: (L) Bu gece sorularımı tam olarak yanıtlayacak mısınız?
C: Evet.
S: (L) Sen bir erkek misin yoksa dişi mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Tüm kasyopyalılar hem erkek hem de dişi mi?
C: Evet.
S: (L) Herhangi bir şekilde ürüyor musunuz?
C: Biz ışığız.
S: (L) Kasyopyalılar hiç fiziksel bedenler içinde bulundular mı?
C: "Hiç" subjektif.
S: (L) Tamam, zaman-mekanda herhangi bir noktada fiziksel bedenler içinde
bulundunuz mu?
C: Bulunduk, bulunacağız ve bulunuyoruz.
S: (L) Eşzamanlı geçmiş, şimdi ve gelecekten mi bahsediyorsunuz?
C: Her zaman ve her yerde.
S: (L) Ortak bilinçaltının, bilinçdışının veya bilincin bir parçası mısınız?
C: Çok belirsiz.
S: (L) Yüksek bilincimizin bir parçası mısınız?
C: Herşey öyle.
S: (L) Sorularıma somut yanıtlar vermeye hazır mısınız, biliyorsunuz ben
somut biriyim.
C: Evet.
S: (L) Sorduğumuz türdeki soruları yanıtlayabilecek başkaları da var mı?
C: "Başkaları" çok geniş bir tabir.
S: (L) Neden farklı ırklar var?
C: Pek çok sebep. Deneysel yaratımlar. Kısmen.
S: (L) Doğulular nereden geldi?
C: Diğer tümüyle aynı. Deney sonucu.
S: (L) Bu gezegende mi var oldular? Bu gezegenin yerlileri mi?
C: Her ikisi. Doğulular en gelişmiş ruhlar için, Ariler en agresif ruhlar
için, Zenciler de dünya titreşimsel frekansına en doğal şekilde uyumlu
ruhlar için ayrıldı. Kızılderili "yerliler" de öyle.
S: (L) Benim baskın genetik türümü belirleyebilir misiniz?
C: Kafkas.
S: (L) Kafkas, Ari veya Keltden farklı mı?
C: Ari alt grubu.
S: (L) Bir Kafkas olarak bende hiç Zenci kanı var mı?
C: Zayıf bir iz.
S: (L) Veda'larda bahsedilen mavi derili halk kimdi?
C: Ariler.
S: (L) Ariler asıl olarak mavi derili miydiler?
C: Hayır.
S: (L) Peki neden mavi derili insanlardan, Apalaşyaların uzak bölgelerindeki
mavi derili insanlardan bahsediliyor?
C: Beyazlar gerçekten "beyaz" mı?
S: (L) Hiç gerçekten mavi derili insan oldu mu?
C: Hayır. Derilerinin incelikleri ve yerli halkla kıyaslanma bakımından mavi
olarak algılandılar.
S: (L) Gamalı haç sembolünün kökeni nedir?
C: Doğu. Üstünlüğü vurguluyor.
S: (L) Adem ve Havva, bilgi ağacının meyvelerini yerken kendilerini
esaretten kurtaracak bilgiyi elde etmeye mi çalışıyorlardı?
C: Adem ve Havva sembolik.
S: (L) Peki esaret altındalar mıydı ve iyi bir "yılanın" yardımıyla
kendilerini özgür kılmaya mı çalışıyorlardı?
C: İyi değil.
S: (L) Kertenkeleler geldiğinde Adem ve Havva birine esir miydiler?
C: Hayır. Özgürdüler. Adem ve Havva'nın sembolik hikkayesi yanlış bilgiye
cezbolma hikayesidir. İyi ve kötünün bilgisinin ağacı, odaklanmış,
sınırlandırılmış bilgiydi.
S: (L) Güneş sistemi bir çeşit dev bir atom mu?
C: Hayır. Ama benzer; atomik bilginizin hala büyük ölçüde teorik olduğunu
unutmayın.
S: (L) Gezegenlerin yörüngesi, bir atomun etrafındaki elektronların
yerleştiği kabuklara benzer enerji "kabukları" olarak tanımlanabilir mi?
C: Yakın.
S: (L) Güneş sistemi zamanda farklı noktalarda enerji emiyor veya yayıyor mu
ve gezegenler bir kabuktan başka bir kabuğa geçiyor mu? Ve tabii aldığı veya
yaydığı enerjiler yoluyla Güneş sisteminin yapısı değişiyor mu?
C: Öncelikle birşeyler alıyor veya yayıyorsa, tabii ki değişir. Ve ikinci
olarak da, köklü değişimler dış güçlerle etkileşimin bir sonucu olarak
meydana gelir.
S: (L) Hangi dış güçler?
C: Alan birleşmesi.
S: (L) Alan birleşmesi nedir?
C: Dünya'ya olacak olan.
S: (L) Bu yakında mı olacak?
C: Evet.
S: (L) Bu alan birleşmesi evrende, galakside veya güneş sisteminde sıkça
meydana gelen bir olay mı?
C: Evet.
S: (L) Buna neden olan şey nedir?
C: Boyut sınırından geçiş.
S: (L) Boyut sınırı nedir?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Finiks (anka kuşu) efsanesinin kaynağı nedir?
C: Eski Hint'te yıkım ve yeniden yapım.
S: (L) Kertenkeleleri kim yarattı?
C: Ormetyon.
S: (L) Ormetyon kim?
C: Düşünce merkezi.
S: (L) Nerede bulunuyor?
C: Heryerde.
S: (L) Biraz daha ipucu verebilir misiniz?
C: Başka bir gerçeklik bölümü.
S: (L) Kertenkeleleri yaratan bu varlık akıllı, kendinin farkında olan bir
varlık mı?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Bu varlık sizin Geçici Yolcular olarak tanımladıklarınızdan biri mi?
C: Hayır.
S: (L) Benzer mi?
C: Hayır.
S: (L) Peki bu Ormetyon'u kim yarattı?
C: Ormetyon bir varlık değil, düşünce merkezi.
S: (L) Peki neyin düşünce merkezi?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Ezekyel'e görünen kimdi?
C: Kertenkele varlıkları.
S: (L) Bütün bu bilgilerle ne yapmamıza niyet ediyorsunuz?
C: Kitaplaştırın.
S: (L) Bir isim öneriniz var mı?
C: Size bağlı.
S: (L) Aşamalı olarak mı yayınlamalıyız? Bazı bilgiler oldukça ağır.
C: Hepsi birden.
S: (L) Evrenin tek bir mutlak yaratıcısı var mı?
C: Herşey Bir'dir. Ve Bir herşey.
S: (L) Bir'de meydana gelen ilk bölünme neydi?
C: Kütlesel bölünme ve dağılım.
S: (L) Bu eşzamanlı mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu bizim "Büyük Patlama" dediğimiz şey mi?
C: Evet.
S: (L) Bu olayı tanımlamaya yönelik herhangi bir zaman terimi var mı?
C: Her zaman.
S: (L) Maddi evrende mevcut olan herşeyin diyelim ki "x" yaşında olduğunu
söyleyebilir miyiz?
C: Hayır. Sonsuz şimdi. Yalnızca olmadı, oluyor ve olacak. Genişleyen
varoluş.
S: (L) İnsanlar arasında Yılan Kardeşliği'yle işbirliğini başlatan kimdi?
C: Adem ve Havva.
S: (L) Adem ve Havva gerçek insanlar mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Bir insan grubu muydu?
C: Cazibeye kapılma değildi, bir düşünce kalıbı değişimiydi.
S: (L) Bu insanlar kimdi veya neydi? Hangi ülkede yaşıyorlardı?
C: Tüm insanlar. Boyut sınırından geçiş.
S: (L) Yani bunun bir boyut geçişi veya birleşimi sırasında mı meydana
geldiğini söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu olayda bir grup varlıkla diğer bir grup varlık arasında savaş gibi
birşey oldu mu?
C: Boyut sınırı geçişinin pek çok yansımaları vardır.
S: (L) Yani Kertenkeleler olmasaydı başkası olacaktı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bunun olması bir bakıma kaderdi?
C: Evet.
S: (L) Bu büyük bir kozmik oyunun parçası mı?
C: Evet.
S: (L) Mutlak yaratıcı kendinin farkında mı, kendinin bilincinde mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Evrenimizde olan bu olaylar doğal bir akışın parçası diyorsunuz.
C: Yakın.
S: (L) Bizim evrenimizden başka evrenler var mı?
C: Evet.
S: (L) O evrenler de "bizim" mutlak yaratıcımızın bir parçası mı?
C: Evet.
S: (L) Bu evrenler sayılabilir mi?
C: Saymak yapay nitelikte sınırlandırıcı bir kavram.
S: (L) Bu evrenlerin sayısı sınırsız mı?
C: Bir anlamda.
S: (L) Evrenler birbirleriyle çarpışıyor veya birleşiyorlar mı?
C: Fazla karmaşık.
---
19 Ekim 1994 F___ ve Laura
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.
S: (L) Bu gece bizimle birlikte biri var mı?
C: Her zaman sizinle birlikteyiz.
S: (L) Bu gece kiminle konuşuyoruz?
C: Nonigera.
S: Dünya-dışılar insanları nasıl kontrol ediyor?
C: Hangileri?
S: Kaç tane seçenek var?
C: Açık.
S: Griler ve Kertenkeleler bunu nasıl yapıyor?
C: Elektriksel tepki kalıpları yoluyla zihin ve bedene müdahale.
S: Bunu uzaktan da yapabilirler mi?
C: Daha az etkili bir şekilde.
S: Yani etki altına almak istedikleri bireyle doğrudan ilgilenmeleri veya
somut bir yolla çalışmaları gerekir, öyle mi?
C: Evet.
S: Dünya'da insanları kaçıran başka dünya-dışılar var mı?
C: Çok daha az.
S: Ben ve çocukların geçen yıl gördüğümüz uçan bumerang neydi?
C: Kertenkele projeksiyonu, çoklu gerçeklik istasyonu.
S: Evimin üzerinden kasıtlı olarak, onları görmem için mi uçtular?
C: Evet.
S: Kendilerini bana göstermelerinin amacı neydi?
C: Varlıklarından haberdar etmek.
S: Neden beni varlıklarından haberdar etmek istediler?
C: Bu son derece karmaşık bir durum.
S: Çingene'lerin kökeninin ne olduğunu öğrenmek istiyoruz.
C: Gen melezlemesi. Karanlık güçlerin köleleri.
S: Karanlık güçler kim?
C: Aynı.
S: Yani?
C: Yılan Kardeşliği.
S: Bu kardeşlik kertenkelelerden ve çeşitli insanlardan mı oluşuyor?
C: Evet.
S: Çingenelerin genleri kimin genleriyle birleştirildi?
C: Hümanoid bir dünyadışı ırk ve Atlantisli köle işçiler.
S: Atlantisli köle işçiler kimdi?
C: Kristal ile kontrol edilen köle halk.
S: Çingeneler neden bu kadar kapalılar? Bu da genetik olarak mı kodlandı?
C: Evet. Ve zihin kontrolü.
S: Bu binanın devasa boyutlarının
sebebi nedir?
C: Devler.
S: Devler kimdi?
C: Nefalim'i yeniden yaratmaya yönelik genetik çaba.
S: Atlantisliler ve Sümerliler Nefilim'i yeniden yaratmayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: Taşları kesip taşımak için hangi teknik yöntemi kullandılar?
C: Ses dalgası odaklaması.
S: Mohenco-Daro şehrini kim inşa etti?
C: Doğrudan Kertenkeleler. Koatzlmundi efsanesi bununla doğrudan ilgili.
Taşların üstündeki çizimlere bak.
S: Koatzlmundi kim?
C: İnsanlarla 1000 yıl boyunca doğrudan teması nedeniyle Atlantisliler ve
onların torunları tarafından tapınılan diğer bir kertenkele tanrısı.
S: Mohenco Daro'nun doğrudan kertenkeleler tarafından inşa edildiğini
söylediniz. Şehirde kendileri mi kaldı?
C: Hayır.
S: Nefilim konusuna geri dönmek istiyorum. Nefilimlerin dünayaya asker gücü
olarak getirilmiş bir grup hümanoit varlık olduğunu söylemiştiniz, bu doğru
mu?
C: Evet.
S: Buraya ne zaman getirildiler?
C: MÖ 9046, referanslardan biri.
S: Bize göre birer devdiler, doğru mu?
C: Evet.
S: İnsanlara Tanrı'nın temsilcileri veya "Oğulları" olarak sunuldular, bu
doğru mu?
C: Evet.
S: Bu devlerin boylarının 3.30 m ile 4.20 m arasında olduğunu
söylüyorsunuz...
C: Evet.
S: Siz ve eski literatür, bu tanrı oğullarının dünya kadınlarıyla
evlendiğini söylüyor, bu doğru mu?
C: Evet.
S: Bunu günümüzdekiyle aynı şekilde, yani cinsel ilişki yoluyla mı yaptılar?
C: Hayır.
S: Nasıl yapıldı?
C: Bir çeşit dölleme.
S: Yani yapay dölleme mi?
C: Yakın.
S: Bu varlıklar cinsel organları da dahil olmak üzere bizim gibi miydiler?
C: Yakın.
S: Herhangi temel bir farklılık?
C: Testislerde üç yumurta.
S: Bunun dışında cinsel organları aynı mıydı?
C: Evet.
S: Herhangi bir zamanda dişi insanlarla çiftleştiler mi?
C: Hayır.
S: Neden?
C: Ebat farkı.
S: Sadece merak ettim, ne kadar farklı?
C: 58 cm uzunluğunda.
S: Sünnet oluyorlar mıydı?
C: Hayır.
S: Sünnet uygulamasının kökeni neydi?
C: Tüm musevi gelenekleri gibi, hijyen.
S: Tibetliler nereden geliyorlar?
C: Asya.
S: Herhangi bir şekilde özel miydiler? Melezleme veya buna benzer birşey?
C: Hayır. Bir noktada herkes melez.
S: Nubyalıların kökeni nedir?
C: Kafkas silsilesi.
S: Nasıl oluyor da bu kadar siyahlar?
C: Genetik karışım.
S: Neyle? Onlar hakkında herhangi özel birşey var mı?
C: Doğu Hindistan aborjinleri.
S: Şeba Kraliçesi kimdi?
C: Hayali.
S: Kral Süleyman'ı ziyaret eden dev bir kraliçe var mıydı?
C: Dünya-dışıların etkisi.
S: Arcuna kimdi?
C: Şeba'yla aynı.
S: Şiva kim?
C: Aynı.
S: Rama?
C: Hindu. Konfederasyonla ilişkili yüksek rahip.
S: Kertenkeleler Ormetyon'a mı tapıyor?
C: Yakın.
S: Kime tapıyorlar? Tanrılarını nasıl isimlendiriyorlar?
C: Fiziksel evren.
S: Fiziksel evren onların tanrısı mı?
C: Evet.
S: D___ W___ ve C___ S___'ye ne oldu? (Florida'da birkaç yıl önce hiçbir iz
bırakmadan ortadan kaybolan iki kişi.)
C: Deney amacıyla dünya-dışılar tarafından kaçırıldılar.
S: Bu deneyler sırasında öldürüldüler mi?
C: Evet.
S: Sanherib'in ordusuna ne oldu?
C: Kertenkeleler tarafından kozmik ışın enerjisi yoğunlaştırması yoluyla yok
edildi.
S: Öldüren ses diye birşey var mı?
C: Evet. Uygun şekilde yoğunlaştırılan herşey öldürebilir.
S: Sadece telaffuzlarıyla öldürebilecek kelimeler var mı?
C: Hayır.
S: Telaffuzlarıyla enerji etkisi yapabilen güç kelimeleri var mı?
C: Olabilir.
S: Bunlardan herhangi birini bize söyleyebilir misiniz?
C: Hayır. Akıllıca olmayan şekilde kullanabilirsiniz.
S: Sitchen büyük piramidin, güneş sistemimizdeki gezegenlere yolculuk
yapmaya yönelik sabit işaretleme sistemi olarak inşa edildiğini söylüyor. Bu
konuda yorumlarınızı söyler misiniz?
C: Bunun için inşa edilmedi.
S: Yahova kimdi?
C: Kertenkele projeksiyonu.
S: Güney Amerika'da görülen, kabilelerle konuşup bir gün döneceklerini
söyleyen ve Tanrı olarak tapınılan beyaz adamlar kimdi?
C: Mısırlılar ve Atlantislilerin torunları.
S: Atlantisliler üzerimize böyle bir karma getirecek ne yaptılar da griler
ve kertenkeleler...
C: Aşırı derecede kendine tapınma ve kendine hizmet.
S: Kanallama işi biz farkında bile olmadan genetiğimizi veya DNA'mızı veya
varlığımızdaki bir unsuru gerçekten de değiştiriyor mu?
C: Evet, dereceli olarak.
S: Oryonlar veya Kertenkeleler tarafından gösterilen bir çabanın olduğunu
söylüyorsunuz... Oryonlar ve Kertenkeleler eşanlamlı mı?
C: Yakın.
S: Pekala. Bu varlıkların yeni bir ırk yaratma konusunda bir çabaları
olduğunu söylüyorsunuz. Neden yeni bir ırk istiyorlar veya ihtiyaç
duyuyorlar?
C: Onlarınki onları artık tatmin etmiyor.
S: 30 Temmuz tarihindeki celsede nereden olduğunuzu sormuştuk ve siz de
Korsoka demiştiniz, bu doğru mu?
C: Evet.
S: Bu bir gezegen mi?
C: Hayır.
S: Korsoka nedir?
C: 3. yoğunluktayken yaşadığımız yeri tanımlayan, boyutlar-arası bir enerji
kesişim noktası.
S: Biz, F___ ve ben, bu kanallamayı yaparken, F___'nin bunu tek başına
yapması farklı olur muydu?
C: Evet.
S: Peki, şimdi biz bu tablayla burada oturmuş bunu yaparken, mekan-zamanda
bize göre siz nerede bulunuyorsunuz?
C: 6000 mil yukarıda, 3 boyut arasındaki sınırda.
20 Ekim
1994, F___, Laura ve V___
S: Merhaba.
C: Merhaba.
S: Bu gece bizimle birlikte kim var?
C: Elminoya.
S: Neredensin?
C: Kasyopya.
S: Geçen yıl hem V___ hem de ben, C___ isimli bir psişik cerrahı ziyarete
gittik. Bu bireyin işi meşru mu?
C: Sunulduğu şekilde değil.
S: Gerçekten elini birinin bedenine koyup iddia ettiği şeyi yapıyor mu?
C: Hayır.
S: İddia sahte mi?
C: Hayali.
S: Peki kanlı su nereden geliyor?
C: Hile.
S: Peki Rahibe R___ onun bir hilebaz olduğunu biliyor mu?
C: Hayır, ona inanıyor.
S: Bu kadın birinin üzerinde çalışırken meydana gelen herhangi psişik bir
faaliyet var mı?
C: Evet.
S: Hangi özellikte?
C: Enerji transferi.
S: Bu enerjinin kaynağı veya kökeni nedir?
C: Psişik düşünce gücünün şiddetli konsantrasyonu.
S: Kertenkeleler veya benzeri negatif varlıkların etkisinde değil, değil mi?
C: Kısmen, kafa karıştırmaya yönelik.
S: Yani C___ Kertenkele enerjisini mi kullanıyor?
C: Denebilir.
S: R___, G___, J___ ve diğerlerinin arkasındaki güç nedir?
C: Sahte ama inancın bir sonucu olarak iyileşme gerçekten olabiliyor.
S: Dünya-dışılar insanları nasıl
kontrol ediyor?
C: Hangileri?
S: Kaç tane seçenek var?
C: Açık.
S: Griler ve Kertenkeleler bunu nasıl yapıyor?
C: Elektriksel tepki kalıpları yoluyla zihin ve bedene müdahale.
S: Bunu uzaktan da yapabilirler mi?
C: Daha az etkili bir şekilde.
S: Yani etki altına almak istedikleri bireyle doğrudan ilgilenmeleri veya
somut bir yolla çalışmaları gerekir, öyle mi?
C: Evet.
S: Dünya'da insanları kaçıran başka dünya-dışılar var mı?
C: Çok daha az.
S: Ben ve çocukların geçen yıl gördüğümüz uçan bumerang neydi?
C: Kertenkele projeksiyonu, çoklu gerçeklik istasyonu.
S: Evimin üzerinden kasıtlı olarak, onları görmem için mi uçtular?
C: Evet.
S: Kendilerini bana göstermelerinin amacı neydi?
C: Varlıklarından haberdar etmek.
S: Neden beni varlıklarından haberdar etmek istediler?
C: Bu son derece karmaşık bir durum.
S: 1993 ilkbaharında Pasco'da meydana gelen ufo görme olayları F___ ve benim
faaliyetlerimizin bir sonucu muydu?
C: Evet.
S: P___ Z___'yi hipnotize ettiğim gece evimin üzerinde bir araç var mıydı?
C: İmplantlardan görsel uyarıcıları kontrol ettiler. Ve Z___'nin implantları
Gri ve Kertenkelelerin keşif gemisini alarma geçirdi.
S: P___ Z___ kertenkelelerin kontrolü altında mı?
C: Evet.
S: Bugünlerde kertenkelelerin etkisi altında olmayan kaç kişi var?
C: Açık.
S: Çingene'lerin kökeninin ne olduğunu öğrenmek istiyoruz.
C: Gen melezlemesi. Karanlık güçlerin köleleri.
S: Karanlık güçler kim?
C: Aynı.
S: Yani?
C: Yılan Kardeşliği.
S: Bu kardeşlik kertenkelelerden ve çeşitli insanlardan mı oluşuyor?
C: Evet.
S: Çingenelerin genleri kimin genleriyle birleştirildi?
C: Hümanoid bir dünyadışı ırk ve Atlantisli köle işçiler.
S: Atlantisli köle işçiler kimdi?
C: Kristal ile kontrol edilen köle halk.
S: Çingeneler neden bu kadar kapalılar? Bu da genetik olarak mı kodlandı?
C: Evet. Ve zihin kontrolü.
S: Yarı insan yaratıklar, minotorlar, santorlarla ilgili efsaneler var.
Böyle yaratıklar hiç oldu mu?
C: Atlantis'te hayvan olarak tanımlanan deneyler. V___ kısmen Çingene. Bunu
gizliyor.
S: Bunu biliyor mu?
C: Kısmen.
S: Baalbek şehrini kim inşa etti?
C: Antareanlar ve eski Sümerler. Atlantislileri kast ettik.
S: Bu binanın devasa boyutlarının sebebi nedir?
C: Devler.
S: Devler kimdi?
C: Nefalim'i yeniden yaratmaya yönelik genetik çaba.
S: Atlantisliler ve Sümerliler Nefilim'i yeniden yaratmayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: Bu devasa şehri neden kurtular?
C: Zihinsel özürlü bireyler için.
S: Çalışmalarının neticesi özürlü bireyler miydi?
C: Evet.
S: Devasa şehri neden inşa ettiler?
C: Başarılı olacaklarını bekliyorlardı.
S: Neden biri çıkıp gerçekleşmesi yıllar sürecek genetik bir projenin
beklentisiyle Baalbek boyutlarında bir şehir inşa etsin ki?
C: Proje yalnızca üç yıl aldı. Nükleer hormonal kopyalama prosedürü
kullanılarak gelişim döngüsü hızlandırıldı. Başarısızlık bununla ilgiliydi.
S: Hızlandırılmış gelişimden dolayı mı?
C: Uygun şekilde yapamadılar.
S: Taşları kesip taşımak için hangi teknik yöntemi kullandılar?
C: Ses dalgası odaklaması.
S: Şehrin yapımını engelleyen veya durduran olay neydi?
C: Venüs'ün görünüşü ve geçişi.
S: Bu proje hangi yıl sona erdi?
C: MÖ 3218.
S: Mohenco-Daro şehrini kim inşa etti?
C: Doğrudan Kertenkeleler. Koatzlmundi efsanesi bununla doğrudan ilgili.
Taşların üstündeki çizimlere bak.
S: Koatzlmundi kim?
C: İnsanlarla 1000 yıl boyunca doğrudan teması nedeniyle Atlantisliler ve
onların torunları tarafından tapınılan diğer bir kertenkele tanrısı.
S: Mohenco Daro'nun doğrudan kertenkeleler tarafından inşa edildiğini
söylediniz. Şehirde kendileri mi kaldı?
C: Hayır.
S: Şehirde en son ne zaman düzenli yerleşim vardı?
C: 3065 yıl önce.
S: Ne zaman inşa edildi?
C: 6092 yıl önce.
S: Nefilim konusuna geri dönmek istiyorum. Nefilimlerin dünayaya asker gücü
olarak getirilmiş bir grup hümanoit varlık olduğunu söylemiştiniz, bu doğru
mu?
C: Evet.
S: Buraya ne zaman getirildiler?
C: MÖ 9046, referanslardan biri.
S: Bize göre birer devdiler, doğru mu?
C: Evet.
S: İnsanlara Tanrı'nın temsilcileri veya "Oğulları" olarak sunuldular, bu
doğru mu?
C: Evet.
S: Bu devlerin boylarının 3.30 m ile 4.20 m arasında olduğunu
söylüyorsunuz...
C: Evet.
S: Siz ve eski literatür, bu tanrı oğullarının dünya kadınlarıyla
evlendiğini söylüyor, bu doğru mu?
C: Evet.
S: Bunu günümüzdekiyle aynı şekilde, yani cinsel ilişki yoluyla mı yaptılar?
C: Hayır.
S: Nasıl yapıldı?
C: Bir çeşit dölleme.
S: Yani yapay dölleme mi?
C: Yakın.
S: Bu varlıklar cinsel organları da dahil olmak üzere bizim gibi miydiler?
C: Yakın.
S: Herhangi temel bir farklılık?
C: Testislerde üç yumurta.
S: Bunun dışında cinsel organları aynı mıydı?
C: Evet.
S: Herhangi bir zamanda dişi insanlarla çiftleştiler mi?
C: Hayır.
S: Neden?
C: Ebat farkı.
S: Sadece merak ettim, ne kadar farklı?
C: 58 cm uzunluğunda.
S: Sünnet oluyorlar mıydı?
C: Hayır.
S: Sünnet uygulamasının kökeni neydi?
C: Tüm musevi gelenekleri gibi, hijyen.
S: Tibetliler nereden geliyorlar?
C: Asya.
S: Herhangi bir şekilde özel miydiler? Melezleme veya buna benzer birşey?
C: Hayır. Bir noktada herkes melez.
S: Nubyalıların kökeni nedir?
C: Kafkas silsilesi.
S: Nasıl oluyor da bu kadar siyahlar?
C: Genetik karışım.
S: Neyle? Onlar hakkında herhangi özel birşey var mı?
C: Doğu Hindistan aborjinleri.
S: Şeba Kraliçesi kimdi?
C: Hayali.
S: Kral Süleyman'ı ziyaret eden dev bir kraliçe var mıydı?
C: Dünya-dışıların etkisi.
S: Arcuna kimdi?
C: Şeba'yla aynı.
S: Şiva kim?
C: Aynı.
S: Rama?
C: Hindu. Konfederasyonla ilişkili yüksek rahip.
S: Kertenkeleler Ormetyon'a mı tapıyor?
C: Yakın.
S: Kime tapıyorlar? Tanrılarını nasıl isimlendiriyorlar?
C: Fiziksel evren.
S: Fiziksel evren onların tanrısı mı?
C: Evet.
S: K___ W___'ye ne oldu? (Diğer bir eyalette kaybolan küçük kız.)
C: Öldürüldü.
S: Kim tarafından?
C: Carl isimli bir akıl hastası.
S: D___ W___ ve C___ S___'ye ne oldu? (Florida'da birkaç yıl önce hiçbir iz
bırakmadan ortadan kaybolan iki kişi.)
C: Deney amacıyla dünya-dışılar tarafından kaçırıldılar.
S: Bu deneyler sırasında öldürüldüler mi?
C: Evet.
S: Erika şehri'nin duvarları nasıl yıkıldı?
C: Deprem.
S: Sanherib'in ordusuna ne oldu?
C: Kertenkeleler tarafından kozmik ışın enerjisi yoğunlaştırması yoluyla yok
edildi.
S: Öldüren ses diye birşey var mı?
C: Evet. Uygun şekilde yoğunlaştırılan herşey öldürebilir.
S: Sadece telaffuzlarıyla öldürebilecek kelimeler var mı?
C: Hayır.
S: Telaffuzlarıyla enerji etkisi yapabilen güç kelimeleri var mı?
C: Olabilir.
S: Bunlardan herhangi birini bize söyleyebilir misiniz?
C: Hayır. Akıllıca olmayan şekilde kullanabilirsiniz.
S: Sitchen büyük piramidin, güneş sistemimizdeki gezegenlere yolculuk
yapmaya yönelik sabit işaretleme sistemi olarak inşa edildiğini söylüyor. Bu
konuda yorumlarınızı söyler misiniz?
C: Bunun için inşa edilmedi.
S: Yahova kimdi?
C: Kertenkele projeksiyonu.
S: Melçizedek rahipliği nedir?
C: Sahte ritüel.
S: Gerçek Melçizedek'in ait olduğu gerçek bir rahiplik düzeni var mı?
C: Evet.
S: Birkaç yıl önce Kuzey Karolina dağlarındayken hipnoz altında bir deneyim
yaşadım. Bu neydi?
C: Ruh hafızasının uyanışı.
S: Kolyenin özelliği neydi?
C: Yüksel bilgiye erişim yeteneğini sembolize ediyor.
S: Bir gece bir sandalda başka bir deneyim yaşadığımı hatırladım şimdi. O
olay neydi?
C: Benzer.
S: Bu iki olayın kaynağı neydi?
C: Biz.
S: Peki, meditasyon sırasında yaşadığım diğer bir olay vardı ve bir süre
şiddetli bir ağlama yaşadım. Bu olay neydi?
C: Ruhsal arınma.
S: Kaynak?
C: Seni karanlık etkilerden temizliyorduk.
S: Ariler Hindistan'a ne zaman girdi?
C: 8243 yıl önce.
S: Orada daha önce kim vardı?
C: Asya kabileleri ve 3 numaralı prototip.
S: 3 numaralı prototip nedir?
C: Neandertal adamı olarak biliniyor.
S: Peki biz neyiz?
C: 4 numara, c ve d türü. Yaklaşık çevirisi.
S: Ari/Keltler asıl devler miydi?
C: Hayır.
S: Güney Amerika'da görülen, kabilelerle konuşup bir gün döneceklerini
söyleyen ve Tanrı olarak tapınılan beyaz adamlar kimdi?
C: Mısırlılar ve Atlantislilerin torunları.
S: Atlantisliler üzerimize böyle bir karma getirecek ne yaptılar da griler
ve kertenkeleler...
C: Aşırı derecede kendine tapınma ve kendine hizmet.
S: Kanallama işi biz farkında bile olmadan genetiğimizi veya DNA'mızı veya
varlığımızdaki bir unsuru gerçekten de değiştiriyor mu?
C: Evet, dereceli olarak.
S: Bu kanallama yaşamlarımızda ve yaşam biçimimizde değişikliklere neden
olacak şekilde etki edecek mi?
C: Evet.
S: Kendimizi buna adarsak, bu bir şekilde korunacağımız ve yardım alacağımız
anlamına gelir mi?
C: Yakın.
S: İlk celsede S___ ile çalışırken çocukların organlarının çıkarılması ve
benzer korkutucu şeylerle ilgili bilgiler almıştık. O bilginin kaynağı
neydi? O bilgi sizden mi geldi?
C: Evet. Şok için üzgünüz ama kanalın genişletilmesi için gerekli.
S: Oryonlar veya Kertenkeleler tarafından gösterilen bir çabanın olduğunu
söylüyorsunuz... Oryonlar ve Kertenkeleler eşanlamlı mı?
C: Yakın.
S: Pekala. Bu varlıkların yeni bir ırk yaratma konusunda bir çabaları
olduğunu söylüyorsunuz. Neden yeni bir ırk istiyorlar veya ihtiyaç
duyuyorlar?
C: Onlarınki onları artık tatmin etmiyor.
S: 30 Temmuz tarihindeki celsede nereden olduğunuzu sormuştuk ve siz de
Korsoka demiştiniz, bu doğru mu?
C: Evet.
S: Bu bir gezegen mi?
C: Hayır.
S: Korsoka nedir?
C: 3. yoğunluktayken yaşadığımız yeri tanımlayan, boyutlar-arası bir enerji
kesişim noktası.
S: Biz, F___ ve ben, bu kanallamayı yaparken, F___'nin bunu tek başına
yapması farklı olur muydu?
C: Evet.
S: Peki, şimdi biz bu tablayla burada oturmuş bunu yaparken, mekan-zamanda
bize göre siz nerede bulunuyorsunuz?
C: 6000 mil yukarıda, 3 boyut arasındaki sınırda.
S: Bir kez daha, eğer yardımınızı istersek geleceğinizi söylemiştiniz.
Çağırmanın herhangi özel bir yolu var mı ve yanıt verdiğinizi nasıl
anlayabiliriz?
C: Hissedeceksiniz.
22 Ekim 1994 F___ ile doğrudan
kanallama.
S: (L) Karşımızda kim var?
C: Enduanda ve Alorra.
S: (L) Birkaç ay önce olan, süper-derin deprem denen 400 mil derinliğindeki
depremin özelliği neydi?
C: İçerde meydana gelen aşamalı ısınmanın neden olduğu bir mağma hareketi.
Periyodik bir döngünün parçası sadece.
S: (L) Bu konuda başka bir yorum?
C: Hayır.
S: (L) Kaliforniya kıyısı açıklarında
duyulduğu söylenen gümleme sesleri hakkındaki yorumlarınızı almak istiyoruz.
C: Bir üssün genişletilmesi.
S: (L) Ne tür bir üs?
C: Griler olarak bilinen varlıklara yönelik bir transfer merkezi.
S: (L) Peki gümleme sesleri neydi?
C: Üssü genişletiyorlar.
S: (L) İnşa çalışması mı?
C: Evet. okyanus altı kabuğundaki kayaları parçalamak için ses dalgalarını
kullanıyorlar. Bu yöntem, parçacıkların atomik yapısının tamamen ortadan
kalkacak şekilde parçalanmasını sağlıyor ve duyulan seslerin özelliği de
bununla ilgili.
S: (L) Başka bir yorum?
C: ABD hükümeti orada olan bitenlerle ilgili belirli bir düzeyde
farkındalığa sahip. Şüpheliler.
S: (L) Edgar Cayce'nin eriştiği bilgi kaynağı neydi?
C: Edgar Cayce bedeninin elektromanyetik akışına müdahale edilmeksizin dış
kaynaklar tarafından bilinçliliğinin kolayca açılıp kapanmasını sağlayan çok
özgün bir biyokimyasal yapıya sahipti. Bunun ilk görünümü yardım istediği
zaman meydana geldi. Yüksek bir kaynaktan yardım istemeseydi, muhtemelen
yeteneklerinin farkındalığı hiç ortaya çıkmayacaktı.
S: (L) Ruhsal bir varlık fiziksel madde içinde hapsedilebilir mi?
C: Mümkün ama meydana gelme olasılığı son derece düşük.
S: (L) İnsanlar fiziksel madde içinde esir durumdalar mı?
C: Kendi seçimleriyle.
S: (L) Neden bu seçimi yaptılar?
C: Fiziksel duyumları deneyimlemek için. Bir grup kararıydı.
S: (L) Grubun başında kim vardı?
C: Grup.
S: (L) Ruh ile fiziksel beden arasındaki etkileşim, diğer varlıkların arzu
ettikleri bir yan-ürün mü meydana getiriyor?
C: Herşeyin arzu edilmeyen sonuçları yanında arzu edilebilir sonuçları da
vardır, fakat burada şu da belirtilmelidir ki evrenin tüm boyutlarında var
olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir. Bunlar uzun
dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür. İnsanların neden fiziksel madde
içinde esir olduklarıyla ilgili soruna dönecek olursak, ki elbette bu
gönüllü bir şekilde ve seçimle gerçekleşti, sizin tamamen eterik veya ruhsal
bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsü deneyiminden,
fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçmenizden kaynaklandı. Bu
iki yol arasındaki fark şudur; uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel bir
tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir
ikilik/dualite vardır. Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların
deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir
halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda
deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle
ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. Ruhların
grup zihni tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği
deneyimlemeyi seçtiğinde bu kısa dalga döngüsüne geçme gereksinimi doğal
olarak, evrenin doğal bağları yoluyla gerçekleşti.
S: (L) Ruhla bedenin etkileşiminin bir yan-ürünü var mı?
C: Bu etkileşim hem pozitif hem de negatif nitelikte yan-ürünler meydana
getirir.
S: (L) Bu yan ürünler nelerdir?
C: Önce hangisi?
S: (L) Pozitif.
C: Pozitif yan-ürün göreli enerjide meydana gelen bir enerji artışıdır. Bu
enerji ruhun ve onun tek boyutlu ve iki boyutlu etkileşimli partnerlerinin
öğrenme sürecini hızlandırır. Partnerler flora, fauna, mineraller vb'dir. Bu
kısa dalga döngüsündeki fiziksel/ruhsal transfer yoluyla hepsi
tekrar-birleşmeye doğru olan gelişim ve hareketi daha hızlı bir şekilde
deneyimler. Negatif olarak ise aynı varlıklar için pek çok negatif durum söz
konusu olur, çünkü 1. ve 2. bilinç yoğunluğu seviyesinde bulunan flora ve
fauna normal olarak fiziksel düzlemde uzunvadeli veya uzun dalga döngülü bir
deneyim yaşayacaktı ama insanlarla olan etkileşimleri nedeniyle kısa dalga
ruhsal/fiziksel döngüde deneyim elde etmek durumundalar.
S: (L) Bir defasında, belirli dünyadışı varlıkların insanları kaçırdıklarını
ve "maksimum enerji transferi" sağlamak için onları vahşi ölümlere maruz
bıraktıklarını söylemiştiniz. Bu anlamda, uzun, yavaş, işkenceli bir ölüm
sürecinde meydana gelen bu maksimum enerji transferi nedir?
C: Aşırı korku ve endişe negatif nitelikte bir korku/endişe enerjisi üretir
ve bu enerji o varlıklar için bir yakıttır. Metabolik yapıları bakımından
beslenme biçimlerinden biri budur.
S: (L) Metabolik yapıları nedir?
C: Çok karmaşık olduğu için tanımlaması çok zor çünkü bu sizin anlamadığınız
dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesinde gerçekleşir. Fakat onların dördüncü
yoğunluk seviyesinde var olma nedenleri kısmen, hem ruhsal/eterik
yöntemlerle hem de fiziksel yöntemlerle kendilerini besleyebilmeleridir.
Dolayısıyla, bu enerji transferi eterik/ruhsal beslenme yöntemini temsil
eder. Diğeri de fiziksel olarak gerçekleştirilir.
S: (L) Diğeri nasıl?
C: Kan ve kanın yan ürünlerinin tüketilmesi buna bir örnek olarak
gösterilebilir.
S: (L) Bunu yapıyorlar mı?
C: Evet ama alım şekli sizin düşüneceğiniz şekilde değildir. Gözenekler
yoluyla yapılır.
S: (L) Ne şekilde?
C: Kan banyosu yoluyla, yani bedenlerini kana sokarak gerekli ürünleri
absorbe etme ve sonra atık ürünleri boşaltma şeklinde.
S: (L) Arthur Clarke "Son Nesil"i kanallama yoluyla mı yazdı?
C: Hayır. Hayalgücünü kullandı.
S: (L) UFO kaçırmaları ile ilgili amnezi (unutma) bilinçli olarak mı
uygulanıyor yoksa zihnin olayı tanımlayamamasının bir neticesi mi?
C: İkisinin eşit bir etkisi.
S: (L) Kaçıran varlıkların bilinçli uygulaması bakımından bu nasıl
gerçekleştiriliyor?
C: Kozmik bir enerji akışı kullanılarak ruhsal ve kimyasal bir etkileşimden
yararlanmak suretiyle hafıza işlevi üzerinde etki yapıyorlar.
S: (L) Daha spesifik olabilir misiniz?
C: Daha spesifik olmak başka bir anlamda daha az spesifik olmak anlamına
gelir ama bunu ifade etmenin iyi yollarından biri şu: beyindeki
elektromanyetik enerji akışı üzerinde oynama. Elektromanyetik enerji yani
elektromanyetizm, uzun dalga veya kısa dalga döngülerinde evrim kazanan tüm
varlıklarda mevcut olan hayat enerjisidir.
S: (L) Gözenekleri yoluyla besin alan varlıklara dönecek olursak, bunlar ne
tür varlıklar?
C: Hem Kertenkele Varlıkları olarak tanımladıklarınız hem de Griler olarak
tanımladıklarınız. Her ikisinin hayatta kalması için bu gereklidir. Griler
Kertenkele Varlıklarının yapay bir tasarımı olmaları bakımından kısa dalga
döngüsünün doğal birer parçası olmamakla birlikte yine de Kertenkelelerin
beslenme işlevlerini taklit ediyorlar.
S: (L) Kertenkele varlıklarının yapay yaratımları olduklarına göre ruhları
yok mu demek oluyor?
C: Doğru.
S: (L) Nasıl işlev gösteriyorlar? Robot gibiler mi?
C: Kertenkele varlıklarının ruylarıyla etkileşme yoluyla işlev
gösteriyorlar. Bu teknoloji sizin aşina olduğunuz teknolojiden aşırı ölçüde
daha fazla gelişmiş bir teknolojidir; Griler yapay olarak tasarlanıp
üretilme bir yana, doğrudan Kertenkele varlıklarının zihinsel ve psişik
birer projeksiyonu olarak işlev gösteriyorlar. Dört boyutlu birer araç
gibiler.
S: (L) Dört boyutlu araçlar olarak yetenekleri neler?
C: Kertenkele varlıklarının tüm yeteneklerine sahipler ama tabii fiziksel
görünüşleri tamamen farklı, kendi ruhları yok ve ayrıca biyolojik yapıları
içsel olarak farklı. Ancak işlevleri aynı ve projeksiyon varlıklar olarak
kalabilmek için hem ruhsal olarak hem de fiziksel olarak Kertenkele
varlıklarıyla aynı şekilde besin tüketmeleri gerekiyor. Gerekli yakıtın
negatif enerji olmasının nedeni ise hem Kertenkele varlıklarının hem de
Grilerin dördüncü yoğunluk seviyesinde yaşıyor olmalarıdır. Dördüncü bilinç
yoğunluğu seviyesi, bu varlıklarda olduğu gibi yalnızca kendine hizmet
ederek varolunabilen en yüksek yoğunluk seviyesidir. Bu yüzden negatif
enerji tüketmeleri gerekir çünkü dördüncü yoğunluk seviyesi, kendine
hizmetin yani negatif düşünce kalıbının en yüksek örneğidir. Dördüncü
yoğunluk seviyesine üçüncü yoğunluk seviyesinden ilerlenerek gelinir. Yukarı
doğru her bir yükselişte, bireysel bilinçli varlığın varoluşu o kadar daha
az zor hale gelir. Bu nedenle dördüncü yoğunlukta varoluş, üçüncü
yoğunluktakine göre daha az zordur ve üçüncü de ikinciden daha az zordur vs.
Ruh enerjisi üzerinde daha az yük yaratır. Bu nedenle dördüncü yoğunluk
seviyesinde varolan varlıklar üçüncü yoğunluk seviyesinde varolan
varlıklardan negatif ruh enerjisini çekebilirler. Aynı şekilde, üçüncü
yoğunluk seviyesindeki varlıklar, ikinci yoğunluk seviyesindeki varlıklardan
enerji çekebilir. Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama
gene de yapılıyor. Üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunan insanların ikinci
yoğunluk seviyesindeki hayvan krallığındaki varlıkların sıkça sıkıntı ve acı
çekmesine neden olmalarının sebebi de budur; çünkü sizler de esas olarak
kendine hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki
varlıklardan negatif ruh enerjisi çekiyorsunuz. Sizin için yaklaşmakta olan
dördüncü yoğunluk seviyesine doğru ilerlerken, başkalarına hizmete ilerlemek
ile kendine hizmette kalmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyor. Bu,
kendinizi uyumlandırmak için epey vakit gerektirecek olan seçim olacak. Bu,
"bin yıllık süreç" olarak tanımlanan şeydir. Sizin takvim ölçülerinizle bu,
diğerlerine hizmete mi yükseleceğiniz yoksa kendine hizmet seviyesinde mi
kalacağınızı belirleyecek olan dönemdir. Kertenkele varlıkları olarak
tanımlanan varlıklar kendilerini sıkı bir şekilde kendine hizmete
sabitlemeyi seçtiler. Ve bunun mümkün olduğu en yüksek yoğunlukta oldukları
için, üçüncü seviye, ikinci seviye ve birinci seviyede bulunanlardan sürekli
olarak büyük miktarlarda negatif enerji çekmeleri gerekiyor ve tüm o
yaptıklarının sebebi de bu. Bu durum ırklarının ölmekte olmasını da
açıklıyor; çünkü kendine hizmetten başkalarına hizmete nasıl geçireceklerini
öğrenebilmiş değiller. Bu seviyede sizin ölçülerinize göre çok uzun bir
süredir kalmış olduklarından buraya sıkıca yapışmış durumdalar bu yoğunlukta
nüfuslarını da arttırdılar. Irklarının ölmekte olmasının ve gözleri kararmış
bir şekilde sizden mümkün olduğunca çok enerji almaya çalışarak ırklarını
metabolik olarak yeniden yaratmaya çalışmalarının sebebi bu.
S: (L) Peki eğer biz onlar için bir besin ve enerji kaynağı isek neden bizi
kendi gezegenlerinde insan kümeslerinde beslemiyorlar?
C: Besliyorlar.
S: (L) Burada çok sayıda bulunduğumuza
göre neden gelip buranın yönetimine el koymuyorlar?
C: Niyetleri bu. Çok uzun bir süredir bu niyetteler. Herşeyi istedikleri
gibi ayarlamak ve bu gezegenin deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte
mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için zamanda ileri ve geri
yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta sizin yönetiminizi
ele geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek; 1: Irklarını sürdürülebilir
halde tutumak, 2: Sayılarını arttırmak, 3: Güçlerini arttırmak, 4: Irklarını
dördüncü yoğunluk alemine yaymak. Bunların tümünü gerçekleştirebilmek için
sizin takviminize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar.
Bu çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm
bunları tamamen sabit bir zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne
kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak.
S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi
görebiliyoruz. Onların başarısızlıklarının sebebi sadece görmek
istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu "arzuya dayalı düşünme" olarak
tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk
seviyesinde deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur.
Arzuya dayalı düşünmenin nasıl olduğunu biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk
seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pek bilmezsiniz, fakat eğer
dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor
olsaydınız sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi
göremezler çünkü biz kendimize değil, başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı
seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını istediğimiz
gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.
S: (L) Zechariah Sitchen büyük piramidin güneş sisteminde yolculuk etmeye
yönelik sabit bir işaretleme sistemi olarak inşa edildiğini iddia ediyor, bu
fikir hakkındaki yorumlarınızı söyler misiniz?
C: Bu yanlış.
Piramitler
enerji depolama ve nakletme tesisleri olarak inşa edildiler.
Ruh
konularında sizin atalarınız olan Atlantislilerin torunları tarafından inşa
edildiler. Herhangi birşeyi işaretlemek için inşa edilmediler.
S: (L) Herhangi bir dünyadışı grup ve özellikle de Kertenkeleler hiç
insanlar arasında yaşayıp tapınıldılar mı?
C: Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli
noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların
tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır,
istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle
birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edin, çok yakında bu tekrar
gerçekleşebilir.
S: (L) Güney Amerika'daki Nazka çizgilerini kim yaptı ve amaçları neydi?
C: O çizgileri yapanlar, o zaman o bölgede yaşayan ve ruhsal olarak epeyce
ilerlemiş olan yerlilerdi ve bunu yapma sebepleri, uzaydan gelmelerini
bekledikleri varlıklara seslenmekti.
S: (L) Angkor Wat şehrini kim inşa
etti?
C: Doğrudan Kertenkele varlıkları tarafından inşa edildi. Yaklaşık 3108 yıl
önce.
S: (L) Mohenco Daro şehrini kim inşa etti?
C: O da doğrudan Kertenkele varlıkları tarafından inşa edildi.
S: (L) Kendileri bu şehirlerde yaşadılar mı?
C: Hayır, daha öncede belirtildiği gibi orada yaşamadılar. Geçici olarak
ziyaret etti veya kaldılar ama orada yaşamadılar.
S: (L) O şehirleri kimin için kurdular?
C: Şehirleri kendileri ve insanlar arasındaki tapınıcıları için kurdular.
S: (L) Daha önceki bir celsede hangi gezegenden olduğunuz sorulmuştu ve
yanıt da Korsoka'ydı. Sonra "Daha spesifik olabilir misiniz?" sorusuna
verilen yanıt "2 dilor" idi. Bu hatalı bir yazım mıydı veya ne anlama
geliyor?
C: Korsoka dediğiniz şey aslında sizin anlayışınızla gezegen olarak
tanımlayabileceğiniz birşey değildir. Çünkü bu altıncı yoğunluk seviyesinde
olan birşeydir ve sizin altıncı hissiniz dışındaki hislerinizin erişimi
dışındadır. Bu nedenle altıncı yoğunlukta olmayla ilgili konuları
kavrayamazsınız. Bu nedenle de burada "gezegen" kavramı anlamsızdır. Ama
gerçekten de bizim kaldığımız yerdir. Fakat bunu burada sonlandırmak en
iyisi çünkü oranın nasıl olduğunun size tanımlanması hayal gücünüzün
ötesinde birşeydir.
S: (L) Kertişlerin saldırısına karşı kişinin kendisine koruma oluşturma
amacıyla gerçekleştirebileceği herhangi bir ritüel var mı?
C: Ritüeller faydasız.
S: (L) Kullanabileceğimiz herhangi bir teknolojik yöntem var mı?
C: Gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi, sizi varoluştaki tüm olası
zarar biçimlerine karşı korur. Daha fazla bilginiz oldukça daha az korkunuz
olur, daha az acınız olur, daha az gerilim hissedersiniz ve herhangi tür
veya biçimde daha az tehlike deneyimlersiniz. Şimdi bunu çok dikkatlice
düşünün çünkü bu çok önemli: "Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi
bir sınırı var mı? Eğer bu kavramın sınırı yoksa o kelimenin değeri nedir?
Sonsuz. Bu tek kavramın, bu tek anlamın sizi bütün sınırlandırmalardan nasıl
serbest kıldığını anlayabiliyor musunuz? Bilgi kelimesinin ve bu kelimenin
manasının, ihtiyaç duyabileceğiniz herşeyi nasıl sağlayabildiğini anlamak
için altıncı duyunuzu kullanın. Dikkatlice düşünürseniz, bunun doğruluğunun
işaretlerini göreceksiniz.
S: (L) Bu, kitaplardan öğrenilen
bilgileri kapsıyor mu?
C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece
tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını
düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz.
Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir.
Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba
gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize
bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz?
Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha
fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar
kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya
ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte
doğal olarak gelir.
S: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı
var mı?
C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi
anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve
ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten
bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi,
tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik
biçimlerine karşı koruma sağlar. Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi
herşeydir. Siz de bilginizi arttırmada son derece başarılısınız. Şimdi tüm
ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna
inanmanız ve bunu kavramanızdır.
S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir
sürü insan var.
C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamayı başaramadığınız şey, o insanların
gerçekten bilgi toplamıyor olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir
noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir süreçten
geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi
takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi
durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür.
Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara,
trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.
S: (L) Önceki bir celsede Nasıralı İsa hakkında çeşitli sorular sormuştuk.
Sorduğumuz bir soruya "Hızla yükseltildi; savaşlar, toplumsal uyku, Zindar
konseyi" gibi bir cevap vermiştiniz. Bu referansların anlamını öğrenmek
istiyorum.
C: Hızla yükseltilme, bilgiye dair önceki sorunla ilgili olarak farkındalık
seviyesinde ani bir yükselmeyi ifade ediyor. Bazen bu bigi edinme hızlı bir
artışla meydana gelebiliyor ve bu bazıları tarafından aydınlanma olarak
tanımlanıyor. İsa bilgisini, yüksek bir kaynaktan bilgi alma yeteneğine olan
tam inancı ile edindi. Bu inanç yüksek kaynaklarla eşit derecede dengeleyici
bir etkileşime neden oldu ve bu da onun o inanç sayesinde üstün bilgiler
edinmesini sağladı. İsa'nın yaşadığı mekan-zamanda bilgi edinme kaynaklarıın
şu andakinden çok daha sınırlı olduğunu unutmayın. Tam ve bütün inanç
dışında bilgi edinmek için mevcut çok az seçenek vardı. Ve bu varlık, tam ve
bütün imanın, büyük ve yoğun bir bilgi edinme sağlayacağının ve bunun aynı
zamanda ruhsal varlığı ciddi ölçüde ilerleteceğinin farkındalığı ile
doluydu. Böylece iman etti ve bilgi aldı.
S: (L) Bilginin kaynağı neydi?
C: Kaynak bizim bulunduğumuz yer olan altıncı yoğunluktu ve bu olayda biz de
vardık.
S: (L) İsa'nın etrafındaki insanlarla olan etkişimiyle ilgili yaptığınız
yorumu açıklar mısınız?
C: Kişilerin faydalı enerjilerinin, pozitif veya negatif tarafa doğru
dengesizleşmesinin deneyimlenmediği bir seviyeye eriştirilmesine yönelik
kitlesel bir meditasyon biçimi.
S: (L) Zendar Konseyi nedir?
C: Zendar Konseyi altıncı yoğunluk seviyesinde bulunan, hem fiziksel hem de
eterik boyutları kapsayan ve alt yoğunluk derecelerinde çeşitli medeniyet
bölümlerindeki önemli gelişimsel noktaları gözlemleyen bir konseydir.
S: (L) Olayların kronolojisi bakımından İsa'nın hayatıyla ilgili biraz daha
bilgi vermenizi istiyorum. Kendisi hakkında ne düşündüğü, yüksek kaynaklarla
olan etkileşimi, ruhsal olarak meshedilişi, tam olarak ne için geldiği ve
bunu nasıl başardığı hakkında bilgi istiyorum.
C: Kim ve ne olduğu ile ilgili farkındalığı büyürken aşamalı olarak gelişti.
Daha önce belirtildiği gibi inancı yoluyla ona biz bilgi kazandırdık. Sizin
de aynı inancı geliştirmeniz lehinize olur çünkü bu şekilde olan bitene dair
"bilgilerin" size gelişi, şu andakinden daha sık gerçekleşir. İsa'nın
misyonu ve bununla ilgili eylemleri, gelişim ve ilerleyişinin doğal akışının
bir parçasıydı. "Mucizeleriyle" ilgili bilgiler, olayların olmasından sonra
yazılan yazılar yoluyla büyük ölçüde yozlaştırıldı. Bu yazıların çoğu, daha
önceden belirtilen sebeplerden dolayı tüm insanlığın zihnini bulandırmayı ve
insanları yozlaştırmayı arzulayan varlıklar tarafından yazıldı. Çünkü eğer
insanlar İsa'yı fiziksel mucizeler gerçekleştiren biri olarak algılarsa, o
zaman insanların dünya üzerindeki hayatın ve bunun anlamının ne olduğu ile
ilgili anlayışları da yozlaşır ve bilgi engellenir. Bunu yapanların amacı da
buydu. İsa'nın amacı ve planı, arayan herkese bilgiyi öğretmekti ama
insanlara yansıttığı iman seviyesi, yüksek kaynaklardan o bilgileri aldığı
zamanki kadar yüksek değildi. Eğer insanlar öğrenmeye açık ve isteklilerse,
duyarak öğrenebiliyorlardı. İsa, imanını diğer insanlara aktarma konusunda
çok sınırlı bir başarı elde etti çünkü iman ancak içten gelir ve bu, sizin
ortamınızdaki varlıklar için edinmesi en zor olan şeylerden biridir.
S: (L) Daha önce İsa'nın muhtemelen genetik olarak seçilmiş bir hamileliğin
ürünü olduğu tartışılmıştı. Bunun nedenleri üzerindeki yorumlarınızı rica
ediyoruz.
C: Genetik olarak seçilen bir gebelik yoktu. Bu yanlış.
S: (L) Peki öyleyse neydi?
C: Doğal bir gebelikti.
S: (L) Kastettiğim şey İsa'ya biyolojik baba olarak seçilen kişiyle
ilgiliydi.
C: Sizin yoğunluk seviyenizde meydana gelen tüm doğumlar için de bu geçerli.
S: (L) Burada İsa'nın gayrımeşru olduğu yönünde ortaya çıkan ima ile ilgili
yorumunuzu almak istiyoruz.
C: Eğer bunun bir şekilde onun veya aktardığı bilgilerin üzerinde bir gölge
veya bir leke oluşturduğunu düşünüyorsanız, söylediklerimize yeterince
dikkat etmiyorsunuz demektir. Bilgi karşısında takıntı ile ilgili olarak
söylenenleri duymadınız mı? İçlerinde, gelişimin tüm noktalarında daha fazla
bilgiye erişmek için gerçekten çaba gösterenler, belirttiğiniz
gayrımeşruiyet ile ilgili herhangi bir fikir ile bloke olmazlar. Eğer
gelişip bilgi kazanmayı seçerseniz, hiçbir noktada hiçbir şey hakkında asla
bloke olmaz veya takıntılanmazsınız. Fakat eğer bilginizi sınırlandırmayı ve
takıntılanmayı seçerseniz, o zaman kendinizi sürekli bloke olmuş halde
bulursunuz ve bu durum tüm yaşam deneyimlerinizde kendini gösterir. Bu,
bireysel ruh gelişimi kalıbının bir parçasıdır. Tamamen seçime dayalı
birşeydir. Bu nedenle bir başkasının bilgi edinme seçimine veya bunu nasıl
yaptığına veya yapmadığına müdahale etmeniz mümkün değildir. Bir başkasının
algılarını değiştirmeye çalışmanın gereği yoktur çünkü özgür iradeye
müdahale anlamına gelir. Eğer biri aydınlanmak yerine takıntılanmayı
seçiyorsa, bu onun seçimidir!
S: (L) Nuh tufanı öncesindeki farklı
yerçekimi durumu ve ayrıca su buharı örtüsü, gezegende şu anda mevcut olan
koşullarla karşılaştırıldığında daha uzun insan ömrüne elverişli miydi?
C: Sadece belirttiğiniz koşullar değil, o mekan-zaman noktasında gezegende
mevcut olan diğer tüm koşullar, daha uzun ömür için elverişliydi. Bu arada
Nuh, gerçek bir tarihsel olaydan ziyade sembolik bir mesajdır.
S: (L) Tarihsel olay derken Nuh'un bir gemiye binmesini mi, yoksa tufanı mı
kastediyorsunuz?
C: Öncelikle Nuh diye biri yoktu. İkinci olarak ise o hikayede belirtildiği
şekilde gerçek bir tufan yoktu. Üçüncü olarak da tüm hikaye, gerçek bir
olaydan ziyade sembolik bir mesajdı.
S: (L) Peki gerçekte ne oldu ve buradaki sembolizmin bize verdiği mesaj
nedir?
C: Bu çok genel bir temsildir. O süreçte gerçekten tüm gezegeni saran bir
afet meydana geldiğini ve ruhsal gelişimlerinin bir parçası olarak bu afeti
bedenlerini terk etmeden deneyimlemeye hazır olanların afetten önce
uyarıldıklarını anlatıyor. Olayları manipüle ederek değil, o insanların iman
yoluyla bilgi edinmeleri ve olayda hayatta kalmak için deneyimlemeye
gereksinim duydukları şeyleri deneyimlemeye uygun bir konuma doğal olarak
gelmeleri şeklinde gerçekleşti.
S: (L) Nefilim hakkında bilgi istiyoruz.
C: Nefilim, bu galaksinin başka bir noktasındaki bir gezegenden gelen,
üçüncü yoğunluk seviyesindeki bir ırk. Geçmişinizdeki belirli bir dönemde
asker gücü olarak görev yapmak üzere Kertenkele varlıkları tarafından
alınan, daha doğrusu kaçırılıp, tekrar-programlanıp alıkoyulan bir ırk.
S: (L) Bu hangi dönemdeydi?
C: Bu yaklaşık olarak 8 ila 5 bin yıl öncesine rastlıyor fakat 12 ila 14 bin
yıl öncesine ait tarihler ve başka tarihler de var. Bu sizin tarihleme
sisteminiz ve bizim için mevcut değil.
S: (L) Bu varlıklar ne kadar süre boyunca Dünya'mızda kaldılar?
C: Yaklaşık 1500 ila 1800 yıl arasında. Tükendiler çünkü Dünya'nın
atmosferinde doğal olarak üreyemiyorları ve onları genetik olarak insanlarla
çiftleştirme deneyi başarısız oldu.
S: (L) Sonuncusu ne zaman öldü?
C: Muhtemelen 6-7 bin yıl önce. Fakat 12-14 bin yıl öncesine ait bir
referans daha var.
S: (L) Geldikleri gezegenin adı neydi?
C: Dorlakua.
S: (L) Bu gezegen nerede bulunuyordu?
C: Bu gezegen Oryon kompleksi içindeydi.
S: (L) "Nuh tufanından" sonra tüm dünyada afetten sonra hayatta kalan kaç
kişi vardı?
C: Yaklaşık 19 milyon.
S: (L) O noktadan sonra dünya nüfusu neden azalmaya devam etti?
C: Hastalıklar ve genetik havuzdaki yapay manipülasyonlara uyumlanamama
nedeniyle.
S: (L) Önceki bir aktarımın bir noktasında Kertenkele varlıklarının kendi
"beslenme" amaçlarına yönelik olarak bir savaştan sonra insan ırkını
değiştirdiği belirtilmişti. Bunu biraz açıklar mısınız?
C: Bu varlıkların sizin varlığınızı tamamen kontrol etmeleri mümkün değildi.
Eğer öyle olsaydı, ırkınız gerçekleştirdiği şeyleri gerçekleştiremezdi.
Kertenkele varlıkları kendi çıkarlarına uygun olarak insan varlıklarının
fiziksel yapısına müdahalede bulundu. Daha önce söylediğimiz şeyi
hatırlayın. Bu düzlemde deneyimlenen zaman döngüsüne de müdahale edilegeldi.
74 bin yıldır gelecekteki bir noktaya yönelik olarak kendileri için faydalı
olarak algıladıkları koşulları oluşturabilmek için zamanda geri ve ileri
giderek müdahalelerde bulunuyorlar. Bunu yaparken zaman döngüsünde askıda
kalıyorlar. Onların, sizin ölçünüzle bir saat olarak algıladıkları süre 74
bin yıl kadar uzun olabilir.
S: (L) Yani burada bulunuşları 300 bin öncesine gitmiyor?
C: Kendi çıkarlarına uygun olan koşulları asıl olarak 309 bin yıl önce
kurdular ama bu belirttiğimiz 74 bin yıllık belirli süreç içinde koşullara
daha önce belirttiğimiz şekilde müdahale ediyorlar.
S: (L) Sizin grubunuzun yaratıcılarının, gezici yolcular olarak
isimlendirilen süper eski atalar olduğunu belirtmiştiniz. Bu terimin anlamı
nedir ve bu varlıklar kimdir?
C: Gezici yolcular birer varlık değildir. Gezici yolcular birleşik düşünce
formudur.
S: (L) Neden gezici yolcular olarak isimlendiriliyorlar?
C: Çünkü tüm gerçeklik biçimlerinden geçiyorlar. Birleşik varlık formundan
ortaya çıkıyorlar.
S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı
olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz.
Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir
kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir
negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına
neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi
üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının prçalanmasına ve fiziksel
olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı?
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı. Geçici bir gerçeklik akışında
aynı şeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu. Ancak
biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz; geçmiş,
şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor ki, bizim perspektif
noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik
seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve olası şimdiler var. Fakat
biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı
kaderi yaşamayacağını hissediyoruz.
S: (L) Roswell'de bir uzay aracının kaza yapması iddiasıyla ilgili
tartışmada, bu kazanın iyonizasyon nedeniyle meydana geldiği belirtilmişti.
Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O
tanım, o anda atmosferde bulunan iyonlardan seken radar ışınlarının neden
olduğu elektromanyetik distürbansın, o aracın yerçekimsel dengeleme
sistemine yaptığı etkiyi tanımlıyordu.
S: (L) İyonlar orada neden başka zaman değil de o sırada mevcuttu?
C: İyonlar o sırada fırtına nedeniyle elektriksel olarak yüklenmişlerdi.
S: (L) Hükümet tarafından çıkarılan bedenler olduğunu söylemiştiniz. Kaç
beden çıkarıldı?
C: Üç ölü ve bir işlevsel.
S: (L) O ne kadar süre yaşadı?
C: Üç buçuk yıl işlevsel kaldı. Ruha sahip fiziksel bir varlıktan ziyade
robotik biyogenetik bir varlıktı.
S: (L) Hükümet onun bir robot olduğunu biliyor muydu?
C: Hayır.
S: (L) Hala onun canlı bir varlık olduğunu mu düşünüyorlar?
C: Hükümet tek bir kişiden oluşmuyor. Bazıları artık bunların biyogenetik
mühendislik ürünleri olduğunun farkında.
S: (L) Diğer bir aktarımda bilgi edinmek için her temas kuruşumuzda farklı
bir varlıktan bilgi aldığımız söylenmişti. Bunun nedeni nedir?
C: Denge ve eşitliğin oluşmasını ve verici ile alıcı arasındaki bu
etkileşimde bilgi kaynaklarının taze olmasını temin etmek için.
S: (L) Pekala, bu gecelik bu kadardı. Teşekkürler.
C: İyi geceler.
23 Ekim 1994
F___, Laura, V___
S:(L) Merhaba.
C: Merhaba. Neşelen Laura.
S:(L) Ben neşesiz değilim. Bugün kim var?
C: Onokoya.
S:(L) Neredensin?
C: Aynı.
S:(L) Kasyopyalı mısın?
C: Evet.
S:(L) İnsanoğlu Kasyopyalılar
tarafından tasarlanmasından sonra, Kertenkeleler'in saldırısı öncesindeki
cennetsi durumda ne kadar süre yaşadı?
C: İnsanoğlunu biz tasarlamadık.
S:(L) Sizin tarafınızdan mı yaratıldık?
C: Hayır.
S:(L) Peki insanoğlu buraya nasıl geldi?
C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh, fiziksel varoluşu arzuladı ve
başlangıçta Griler yoluyla Kertenkeleler olmak üzere, Nefalim ve Oryon
birliği tarafından değiştirildi.
S:(L) Bize tekrar Nefilim'lerin kim olduğunu söyler misiniz?
C: Baskı gücü. Oryon'un köleleri. 3C gezegeninden veya 3. yıldız, 3.
gezegen.
S:(L) Geçen gece Nefalim'in Akrep takımyıldızı civarından geldiğini
söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Esas olarak orada tohumlandılar. Siz de öyle.
S:(L) Aslen başka yer de mi tohumlandık? Nerede? Oryon'da mı? Gezegenin adı
nedir?
C: D'Ankhiar. Ankh, bu gezegenin eski bir sembolüdür. Ana gezegen anlamına
geliyor.
S:(L) O gezegen bizim asıl evimiz mi?
C: Evet.
S:(L) Eski evimizin durumu nedir?
C: Tükendi. Kül oldu. Yandı.
S:(L) Yani evimize dönemeyiz, öyle mi?
C: Evet.
S:(L) Bu Nefilim'ler, boyları ne kadar demiştiniz?
C: En uzunu 4.5 metre.
S:(L) Davut tarafından öldürülen Golyat bu Nefilimlerden biri miydi?
C: Evet. Efsanede. Hikayede anlatılan olay daha önce meydana gelmişti.
S:(L) Peki Golyat'la Davut gerçekten karşı karşıya geldi mi?
C: Evet.
S:(L) Davut onu gerçekten bir mancınıkla mı öldürdü?
C: Yakın.
S:(L) Bu Nefilimler insanlarla genetik olarak birleştirildiler mi?
C: Geçici olarak.
S:(L) Neden geçici olarak?
C: DNA uyuşmazlığı.
S:(L) Bizden daha mı zekiydiler?
C: Hayır.
S:(L) Sadece iri ve aptal mıydılar?
C: Hayır.
S:(L) Yaklaşık olarak aynı mıydılar?
C: Evet.
S:(L) Gezegenimizden yaşamakta zorlanmalarının sebebi boyları, yerçekimi
gibi şeyler miydi?
C: Evet.
S:(L) Burada fiziksel sorunlar mı yaşadılar?
C: Evet.
S:(L) Sonuncusu ne zaman öldü?
C: MÖ 6000. Yaklaşık olarak. Bir referans.
S:(L) İlk olarak buraya ne zaman getirildiler?
C: Yaklaşık MÖ 12000. Referanslardan biri. Sizin takvim ölçümlerinizin pek
pazla bir mana ifade etmediğini anlamanız gerekiyor.
S:(L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını
söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl
gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S:(L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar?
Ruhlar bu maymunumsu varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S:(L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i
kullandı.
S:(L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi
maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının
değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.
S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu
söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya
gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
S:(L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?
C: Bir'le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini
duydunuz mu?
S:(L) Lusifer kim?
C: Siz. İnsan ırkı.
S:(L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı?
C: Evet. Yakın. Bir. Tüm düşenler "zor yolu" öğrenmek zorundadır.
S:(L) Fiziksel gerçekliği deneyimleme isteğinin aslında düşme eylemi
olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz.
S:(L) Fizikselliği istemenin "düşmek" anlamına gelmesi nasıl oluyor?
C: Kendi için zevk.
S:(L) Bize öğrettiğiniz şeyleri dünya üzerinde ne kadar insan biliyor?
C: Az.
S:(L) Bu bilgileri almamız bir bakıma "özel" olduğumuz anlamına mı geliyor?
C: Herkes özeldir.
S:(L) Bunları kaç kişi biliyor?
C: Şimdilik 8.
S:(L) Diğerlerine bilgi aktarabilecek miyiz?
C: Size bağlı.
S:(L) Diğerleri kimler?
C: Şu anda bir temas yok.
S:(L) İnsan ırkının Cennetsi durumda uzun süre yaşadığı dönemde, ruhsal
bağlantıyı muhafaza ederek fiziksel beden kullanabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Ama uzun sürmedi. Hiçbir bağımlılık daireyi kapatacak kadar uzun
sürmez.
S:(L) Yani insanoğlu kendini zevklendirme bağımlısı mı oldu?
C: Hızla o hale geldiler.
S:(L) Ruhların bedenlere taşınmasından itibaren cenneten düşüş ne kadar
sürdü?
C: Ölçülebilir değil. Unutma Laura, bu olay meydana geldiğinde zaman yoktu.
O noktada zaman akışı ilüzyonu ve diğer pek çok yanlışlık mevcut değildi.
S:(L) Yani cennetten düşüşün zamanın da başlangıcı olduğunu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S:(L) Belirttiğiniz diğer yanlışlıklar, birkaçını söyleyebilir misiniz?
Birincisinin zaman olduğunu biliyoruz...
C: Kendiniz öğrenmelisiniz.
S:(L) Billy Meier'dan gelen bilgilerin kaynağını bilmek istiyoruz.
C: Griler.
S:(L) Pleyadesliler'le bağlantı kurmuyor mu?
C: Kuruyordu ama artık değil.
S:(L) Minturyanlar Kertenkelelerle mi ilişkili?
C: Evet.
S:(L) Minturyanlar kaçırmalara yardım ediyor mu?
C: Hayır.
S:(L) Minturyanlar şu anda gezegenimizde mi?
C: Hayır.
S:(L) Gezegenimize yakın bir yerdeler mi?
C: Hayır.
S:(L) Kertenkelelerin köleleri mi?
C: Hayır.
S:(L) Bir özgür irade gezegeninde mi yaşıyorlar?
C: Evet. Herkes öyle.
S:(L) Boyları ne kadar?
C: Ortalama 3.35 m. Ama 4'üncü yoğunlukta.
S:(L) Yemek yiyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Ürüyorlar mı?
C: Mekanik olarak.
S:(L) Dünya 4'üncü yoğunluk olduğunda yemek yemeye devam edecek miyiz?
C: Farklı bir şekilde.
S: (L) İnsanların cinsel ilişkileri devam edecek mi?
C: Bekleyin ve kendiniz görün. Deri yoluyla besin alımı.
S: (L) Kertenkelelerin ve Grilerin yaptığı gibi mi?
C: 4'üncü seviyedeler.
S: (L) Onlar da derileri yoluyla mı besin alıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Hangi besinleri alıyorlar?
C: Pek çok.
S: (L) Hangi besinler?
C: Önceki celsede F___ tarafından yanıtlandı.
S: (L) Bizim de aynı şekilde mi besleneceğimizi söylüyorsunuz?
C: Hayır.
S: (L) İnsanları blendıra atıp bedenlerini tükettikleri doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Jeffrey Dahmer erken bir yaşta Kertişler tarafından kaçırıldı mı?
C: Evet.
S: (L) Sapkınlıklarının kaynağı Kertişler mi?
C: Evet.
S: (L) Genetik olarak Kertişlerle bağlantılı mı?
C: Hayır.
S: (L) Elkins, Rueckert ve McCarty tarafından yazılan Ra Bilgileri hakkında
bilgi almak istiyoruz. Ra Bilgileri nereden geliyor?
C: Bizden.
S: (L) Ra Bilgileri'nin temiz bir kanaldan geldiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Stonehenge'i kim inşa etti?
C: Druidler.
S: (L) Druidler kimdi?
C: İlk Ari gruplarından biri.
S: (L) Taşları nasıl taşıyıp yerleştirdiler?
C: Ses dalgası odaklaması; kendiniz deneyin; Coral Castle (şato).
S: (L) Druid'lere ses dalgalarını kullanmayı kim öğretti?
C: Biliyorlardı. Nesilden nesile aktarıldı.
S: (L) Stonehenge ne zaman inşat edildi?
C: Yaklaşık MÖ 6000.
S: (L) Stonehenge ne olarak inşa edildi?
C: Enerji yönlendirici.
S: (L) Yönlendirilen bu enerji ile ne yapılıyordu?
C: Herşey.
S: (L) Enerji merkezden dışarı mı ve yoksa dışarıdan merkeze doğru mu
yönlendiriliyordu?
C: Her ikisi.
S: (L) Bir araya gelip sesle birşeyleri hareket ettirmeye çalışmamızı mı
öneriyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu ses bedenlerimizden mi gelecek?
C: Öğrenin. Laura cevabı keşif yoluyla bulacak.
25 Ekim 1994 F___, Laura, V___
S: (L) Bu gece yanımızda kim var?
C: Batuva.
S: (L) Neredensin?
C: Kasyopya.
S: (L) Bu akşam sorularımızı yanıtlamaya hazır mısınız?
C: Evet.
S: (L) İlk sorumuz şu; eski dinlerde
çok yaygın olan kanatlı çemberin anlamı nedir?
C: Hayat enerjisi.
S: (L) Hayat enerjisi neden bu şekilde temsil ediliyordu?
C: Kapalı çember. Kapalı çemberdeki özgür ruh.
S: (L) Horus'un gözünün anlamı nedir?
C: Psişik enerji.
S: (L) Yılan tanrının aslı neydi?
C: Kertenkele yönetimi.
S: (L) Jeanne d'Ark'a görünen kimdi?
C: Kertenkele projeksiyonu.
S: (L) Ay'da dünyadışıların üsleri var
mı?
C: Evet.
S: (L) Bu üsler kime ait?
C: Griler.
S: (L) Denizkızı diye birşey hiç oldu mu?
C: Hayır.
S: (L) Bu efsanenin kökeni nedir?
C: Denizcilerin halüsinasyonu.
S: (L) Mars'ta dünyadışıların üsleri var mı?
C: Evet.
S: (L) Kimlerin?
C: Griler ve Kertenkeleler.
S: (L) Grilerin katı maddeden geçmek için kullandıkları prosedür veya
teknoloji nedir?
C: Boyutötesi atomik yeniden-düzenlenme
S: (L) Dünyadışılar kendilerini veya başkalarını nasıl ışınlıyor?
C: Elektron odaklaması ve önceki cevap.
S: (L) Paranoit şizofreniye Kertenkeleler mi neden oluyor?
C: Kısmen.
S: (L) Genel manada, olayların çoğunda paranoyanın veya şizofreninin sebebi
nedir?
C: Kertenkelelerin enerji manipülasyonu.
S: (L) Neden?
C: Negatif neticelerle beslenmek için.
S: (L) Şizofreniyi genetik yolla sürekli hale getiriyorlar mı?
C: Yapabilirler. Veya zihinsel ve duygusal yolla. Çevresel hayat
deneyimleri.
S: (L) Neden genelde gençlik çağına kadar kendini göstermiyor? Bunun sebebi
o çağlarda kaçırılma ve implant yerleştirilmesi mi?
C: Bu şekilde olmak zorunda değil.
S: (V) Sağ kulağımda bir implant var mı?
C: Evet.
S: (V) Son zamanlarda çok çınlıyor.
C: Son zamanlarda bu güçlü kanallarla olan etkileşiminden kaynaklandı.
S: (V) Güçlü kanallardan neyi kastediyorsunuz?
C: Laura ve F___.
S: (V) Kertenkele implantları mı?
C: Evet. Son zamanlarda yoğun gözlem yapıyorlar.
S: (V) İmplantları ne zaman edindim?
C: 3 yaşında.
S: (L) F___ ve ben onun implantının çınlamasına nasıl neden olduk? (V) Sizin
yanınızda olmadığım zamanlarda da çınlıyor.
C: Uzak tutma çabası.
S: (L) Yani kertenkeleler tarafından kontrol mü ediliyoruz?
C: V___'nin sizin aracılığınızla bizimle iletişim kurmasından rahatsız
oldular.
S: (L) Endişe duydukları şey nedir?
C: Köstebeği yitirme.
S: (L) Casusluk terimi olarak yani. V___ köstebek mi?
C: Bilinçaltında öyleydi.
S: (V) V___ burada bulunmasıyla proje için zararlı olup olmadığını bilmek
istiyor.
C: Hayır. Faydalı ama Kertenkeleler zorlayabilir.
S: (L) Bu zorlamayı nasıl yaparlar?
C: Tıpkı siz ikinize yaptıkları gibi V___'nin hayatını daha zor hale
getirebilirler.
S: (V) Ama hayatım her zamankinden daha yolunda gibi görünüyor?
C: Dikkatli ol. Projeyi bırakmak için çok geç.
S: (V) Şimdi sol kulağımda birşey duydum. Bu da bir implant mı?
C: Evet.
S: (V) Şu anda ne yaptığımızı biliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Sona erdirip eve mi gitmeliyim?
C: Sana bağlı.
S: (L) İmplantlar vızıldamaya başladığında bunun nedeni nedir?
C: İzleme. İzlemeye başladıklarında bunun bir nedeni vardır. İzlemeyi
başlattıklarında son gözlemden beri neler olup bittiğine dair herşeyi
okuyabiliyorlar. Bu onlar için çok kolay.
S: (V) Sol sinüsümdeki farklı akıntıya neden olan bir implant mı var?
C: Evet.
28
Ekim 1994 F___, Laura ve V___
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.
S: (L) Karşımızda biri var mı?
C: Her zaman olduğu gibi.
S: (L) Adınızı öğrenebilir miyiz?
C: Gurseya.
S: (L) Ölmüş bir insan mısınız?
C: Hayır.
S: (L) Nesiniz?
C: Kasyopyalı.
S: (L) Melatonin almamızı neden öneriyorsunuz?
C: Hafif halüsinojen.
S: (L) Buna neden ihtiyacımız var?
C: Psişik yetenekleri harekete geçiriyor ve yolları açıyor. Erotik rüyalar
sizi şaşırtmasın.
S: (L) Erotik rüyalar görmeyi beklemeli miyiz?
C: Ruh yükselişte çeşitli derecelerden geçerken olası.
S:
(L) İddialara göre Bob Lazar dünyadışı araçlar üzerinde bir geri-mühendislik
işi yaptı?
C: Evet ama iyi sayılmaz. Şüpheli tiplerle ilişkiye girdi.
S: (L) 51. Bölgede çalışma ile ilgili videosu ve dünyadışı araçların itiş
sistemleriyle ilgili tanımları gerçek miydi, değil miydi?
C: Gerçeğe yakın. Araç teknolojisi: küçük bazı hususlar alakasızdı.
S: (L) Ya Stanton Friedman?
C: Saf, iyi adam.
S: (L)
Charles Berlitz ile birlikte Roswell olayı hakkında yazan William Moore?
C: Friedman'la aynı.
S: (L) Ya dezenformasyona eşlik ettiği olay?
C: Karmaşık güçler tarafından onu söylemeye zorlandı. O durum çok karmaşık.
S: (L) Peki ya Jaima Shandera?
C: Moore'unkiyle aynı kaynak tarafından saptırıldı. Niyetleri çeşitli.
S: (L) Don Ware?
C: Dezenformasyon sanatçısı.
S: (L) Kitabını yeni okuduğum Dr. Richard Boylan hakkında ne söylersiniz? Bu
şahıs, kaçırıldığını ve bu kaçırılma nedeniyle bir gece içinde dünyadışılar
hakkındaki tutumunun değiştiğini söylüyor.
C: Boylan'ın tavrını Griler değiştirdi.
S: (L) Grilerin amacı neydi?
C: Belirli yöndeki bilgileri yaymasını sağlamak.
S: (L) Bu belirli bilgilerin yayılmasındaki niyet nedir?
C: Araştırmacıların kafalarını karıştırmak.
S: (L) Zihni, kendisini kaçıran Grilerin idaresine mi geçti?
C: Bir anlamda.
S: (V) Bizim ruh dediğimiz şey, Yaratıcı'nın içimizde yaşayan
tanrı-kıvılcımı parçası mı?
C: Güzel bir yaklaşım.
S: (L) Eğer tanrı-kıvılcımı içimizdeki ruhsa, herhangi bir insanda 2, 3 veya
daha fazla kıvılcım olabilir mi? Yani diğerlerinden daha fazla kıvılcım?
C: Evet.
S: (L) Ne tür insanlarda diğerlerinden daha fazla tanrı-kıvılcımı var?
C: İsa'da sonsuz tanrı-kıvılcımı var.
S: (L) İsa'da nasıl sonsuz tanrı-kıvılcımı oluyor?
C: İletişim kurmaya yönelik ruh replikasyonu (kopyalanması).
S: (L) Rudolf Steiner İsa'ya "Dünya'da var olmuş en yüce insan varlığı"
diyor, bu doğru bir cümle mi?
C: Yorumlardan biri.
S: (L) Ayrıca "Mesih, evrimi süresince, Nasıralı İsa bedeninde 3 yıl
yaşadı." diyor. Bu doğru bir beyan mı? İsa mesihlik ünvanına 30 yaşında mı
erişti?
C: O zaman oluştu.
S: (L) Mesih varlığı o yüceliğiyle bir insan bedenine nasıl girdi?
C: Üstün, saf iman ve düşüncenin sağladığı doğal bir süreç.
S: (L) Ama daha önce İsa'nın Mesihleştikden sonra kadınlarla cinsel ilişkiye
girdiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Hayır. Daha önce.
S: (L) Yani Mesih olduktan sonra hiç cinsel ilişkide bulunmadı mı?
C: Doğru.
S: (L) İsa 30 yaşındayken Mesih ruhu onun bedenine mi indi?
C: Hayır.
S: (L) Ne oldu?
C: Onun içinde oluştu. Başkalarına hizmette bu seviyelere varan ve bu iman
ve bu üstün düşünce seviyesine sahip herhangi bir insanda da oluşabilirdi.
S: (L) F___'nin kafeine ihtiyacı var mı?
C: Ona bağlı.
S: (L) Onun için faydalı mı?
C: İster inanın ister inanmayın ama evet.
S: (L) V___ için iyi mi?
C: Evet. Düşünüşünüzü dengeliyor.
S:
(L) Sigara içmek herhangi birimizin bedeni için zararlı mı?
C: Hafif seviyede olduğunda değil. Eğer zihin doğru moddaysa değil.
S: (L) Sigara içmek psişik yetenekleri olumlu etkiliyor mu?
C: Evet.
S: (L) Hükümetin sigara içimini azaltmaya yönelik programının ardında
Kertenkeleler mi var?
C: Evet, çünkü bunun psişik yetenekleri arttırdığını biliyorlar.
S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları
ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.
S: (L) Yani
bu, yalnızca bunun olabileceğine ve olması gerektiğine ikna olma durumunda
meydana geliyor, öyle mi?
C: Doğru.
S: (L) Mum yakma, tuz, adaçayı, şamanistik ritüeller ve bu gibi şeyler mi?
Bunların hepsi faydasız mı?
C: Olabilir.
S: (L) Adaçayı faydalı değil mi?
C: Öğrenme sürecindesin; "Ritüel yapmamanız iyi" dediğimizi hatırlıyor
musun?
S: (L) Yani gücün bilgiden geldiğini ve asıl önemli olanın ve korumanın
bilgiyle sağlandığını söylüyorsunuz.
C: Aynen öyle. Bu çok ama çok önemli.
C: Ritüellerdeki enerji doğrudan
Kertenkelelere gidiyor.
S: (L) Tanrı adına yaptığımız dualar bile mi?
C: Dua etmekte bir sakınca yok. Organize din, ritüellere neden saplantı
derecesinde önem veriyor sanıyorsunuz?
S: (L) Aynı şey şamanistik uygulamalar ve benzer şeyler için de geçerli mi?
C: Aynen.
C: Sigaranın mutlak bir şekilde
tavsiye edilebilir olduğunu söylemedik. O yanıt esas olarak Laura'nın kilo
vermede yaşadığı zorlukla ilgili kişisel bir sorusuna verilen yanıttı. Ve
bunun kalıcı bir çözüm olduğunu da söylemedik.
S: Ama hastalıklara karşı direnci arttırdığını ve diğer bazı faydaları
olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet, ama bunu sağlamanın en iyi yolu saf tütün ürünlerini kullanmaktır,
piyasada mevcut olan bozulmuş tütün ürünleri değil.
S: Okuyucumuz "Ciğerlerini külle kaplamak bir insan için iyi olamaz, neyin
külü olursa olsun." diyor.
C: Bozulmamış tütün ürünleri o kötü etkiyi yapmaz.
S: Ona ayrıca Gainesville'deki hematoloji profesörünün söylediği şeyi
aktardım. Yani patolojik bazı süreçler dışında kırmızı kan oranını yani
hemoglobini, yani kan ve beyindeki demir miktarını arttırdığını bildikleri
tek şeyin tütün kullanımı olduğu bilgisini.
C: Doğru.
S: Bu bilgiden ve "kutsal kaseyi arama" ve diğer eski literatürdeki "kan
konusu" ile ilgili araştırmalarımdan ortaya çıkan sonuç şu ki, kırmızı kan
hücresi sayısının arttırılması kişinin diğer yoğunluklarla ilgili deneyim
kazanma yeteneğini arttırmada son derece arzu edilebilir birşey. Bu doğru
bir fikir mi?
C: Evet ve kişiyi mikrobiyal enfeksiyona karşı daha dirençli kılıyor.
S: (A) Bozulmamış türün ürünleri nerede bulunabilir?
C: Tütün dükkanı.
S: Sanırım o zaman kendim sarmak zorunda kalırım.
C: Bunu yapan makine alınabilir.
S: Sigara içmek nasıl oluyor da dengeleyici bir mekanizma oluyor?
C: Metabolizmayı hızlandırıyor ve daha fazla besin alımı ve sindirimine
müsaade ediyor.
S: Yaptığım diyette zaten neredeyse hiçbirşey yemiyordum! Anlaşılan yemek
yemeyi tamamen bırakmak zorunda kalacağım!
C: Ya da nikotini geri getir.
S: Bu olmayacak! İşe yarayacak başka birşey yok mu?
C: Hayır.
S: Yani aslında nikotinin benim için iyi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet. Nikotin olmadan kilo sorunların devam edecek, çünkü bunu
dengeleyecek şekilde besin alımını azaltamayacaksın. Sigaraya neden başladın
sanıyorsun?
S: Arkadaşlarımla daha iyi uyuşmak için içtiğimi düşünüyordum.
C: Hayır.
S: Nikotin başka ne yapıyor?
C: Savunmayı güçlendiriyor.
S: Ne tür?
C: Bağışıklıksal.
S: Başka bir şey?
C: Nörotransmiterleri uyarıyor. Daha az uyku yeterli oluyor.
S: Bu herkes için geçerli mi?
C: Hayır.
S: (A) Ne kadar nikotin alımı gerekiyor?
C: Günde 100 mg.
S: (A) Hap şeklinde olabilir mi?
C: Sigara, nikotini beyin dokularına en etkili şekilde aktarıyor.
S: Gerçekten çok rahatladım! Şimdi bana bir "sigara cininin" dadanmadığını
anlıyorum! Gerçekten endişelenmeye başlamıştım.
C: Bu profile uyanlar, sigara içmeyi tamamen bırakmayı neredeyse imkansız
bulurlar.
S: Yani sigara içmekten gerçekten fayda gören insanlar var?
C: Genetik bilimi bunun kanıtlarını sunacaktır.
S: Sigara içmeden önce ve sonra DNA'da görülebilen değişiklikleri mi
kastediyorsunuz?
C: Yakın.
S: Bu F___ için de geçerli mi?
C: Evet.
S: Neden biz?
C: Sizin "profillerinizin" bir parçası.
S: Son zamanlarda normalden daha fazla mide sorunları yaşamamın nedeni de
sigarayı bırakmış olmam mı?
C: Evet.
S: Sigaranın midemi rahatlattığını hep fark ediyordum. Bağırsaklarımı da
canlandırıyordu... (F) Evet. (A) Burada asıl mesele sayı. Miligram olarak...
(L) Bu günde kaç sigaraya tekabül ediyor?
C: 20.
S: Hiç o kadar içmemiştim! Günde 15 tane falan..
C: Hayır.
S: Kendimi 15 taneyle sınırlamıştım!
C: Ama değildi.
S: Ark'ın sigara içmesi gerekmiyor, değil mi?
C: Hayır. Profiline uymuyor. Onun sigaraya başlamak için "çalışması"
gerekti.
S: (L) Öyle mi (A) Evet, muhtemelen öyleydi. (L) Peki neden başladın? (A)
Kendine kızgınlık gibi birşeydi. (L) Ark yaptığınız açıklamalardan pek
memnun olmadı.
C: Üçüncü yoğunlukta hayat bazen üzücü açıklamalar içerir.
2 Kasım 1994
F___, Laura ve V___
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.
S: (L) Adınız nedir?
C: Fori.
S: (L) Ekin çemberlerini yapan kim veya hangi grup?
C: Biz. (Ç.N.: 6. yoğunluk varlıkları) Emin olabilirsiniz.
S: (L) Ekin çemberlerinin amacı nedir?
C: Dünya'ya mesajlar. Tüm dünyaya.
S: (L) Bu ekin çemberleri bir fikir, bir enerji veya bir kavram mı
aktarıyorlar yani? Mesajları nasıl aktarıyorlar?
C: Tercüme edilebilir.
S: (L) Buradaki çember, ne anlama geliyor?
C: Siz.
S: (L) İnsan ırkı mı demek istiyorsunuz?
C: Evet. İnsan ırkının sembolü.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Gezegen.
S: (L) Kocamın otoyolda rastladığı çemberin anlamı nedir?
C: Mars.
S: (L) Nasıl bir mesaj iletiyordu?
C: Astrolojik.
S: (L) Astroloji dışında herhangi bir mesaj aktarıyor muydu?
C: Mars neyi temsil ediyor?
S: (L) Savaş.... Kızgınlık, enerji, mücadele, kendine güvenme, seks,
hayat...
C: İlk dördü.
S: (L) Peki bu çember neyi temsil ediyor?
C: Boyutlararasılık.
S: (L) Buradaki? Bu neyi temsil ediyor?
C: Atomik yapı.
S: (L) Bu dalgalı olan ne anlama geliyor?
C: Mücadele.
S: (L) Hangi yönde?
C: Değişim ve zorluklardan ders çıkarma.
S: (L) Elimdeki tüm resimler bunlar...
C: Daha fazlasına ihtiyacın olacak.
S: (L) Paskalya Adasındaki taştan
başları kim yaptı?
C: Lemuryalıların torunları.
S: (L) Yerliler o taşların oraya yürüyerek geldiğini söylüyor. Bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Peki nasıl geldiler?
C: Tonal titreşim.
S: (L) Peki o taşlar neyi temsil ediyor?
C: Nefalim.
S: (L) Nefilimlerin görünüşü böyle miydi?
C: Yakın.
S: (L) Bu Lemurya'da Nefilimlerin mevcut olduğu anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Lemurya neredeydi?
C: Güney Amerika Pasifik açıkları.
S: (L) Yani Paskalya Adası yerlileri atalarından bahsederken, Güney Amerika
yönünden gelen insanlardan mı bahsediyorlar?
C: Hayır. Hemen her yönden geliyorlardı. Paskalya Adası Lemurya'nın bir
kalıntısı.
S: (L) Lemurya'ya ne oldu?
C: Sizin Cennetten Düşüş dediğiniz olaya yakın bir zamanda suya gömüldü.
S: (L) Eğer Nefilimler buraya 9-12 bin yıl önce getirildilerse...
C: Son ziyaretleri. 5 kez geldiler. Dönecekler.
S: (L) Nefilimler dönecek mi? Şu anda nerede yaşıyorlar?
C: Oryon.
S: (L) Oryon takımyıldızında mı yaşıyorlar? Gezegenleri hangisi?
C: Gezegenleri yok. Hareket halindeler.
S: (L) Tüm grup hareket halinde mi?
C: Üç araç.
S: (L) Her araçta kaç Nefilim var?
C: Yaklaşık 12 milyon.
S: (L) Bize yardım etmeye mi geliyorlar?
C: Hayır. Dalga, komet kümesi... Hepsi aynı enerjiyi kullanıyor.
S: (L) Aynı enerjiyi ne için kullanıyorlar?
C: Mekan-zamanda ilerlemek için.
S: (L) Bu komet kümesi olmadan mekan/zamanda ilerleyemezler mi yani?
C: Hayır. Daha yavaş.
S: (L) Yani bu dalga olmadan buraya
gelmeleri daha yavaş olurdu. Dalga nereden geliyor?
C: Komet kümesini izliyor.
S: (L) Komet kümesini izliyor. Bu dalga neyden oluşuyor?
C: Boyut sınırı.
S: (L) Boyut sınırı sürekli olarak komet kümesini mi takip ediyor?
C: Hayır.
S: (L) Boyut sınırı her geçişinde bu komet kümesiyle bir şekilde ilişkili mi
oluyor?
C: Hayır. Boyut sınırı herşeyi kapsayan enerji realitesi değişimini izliyor;
boyut sınırı bu sefer bu komet geçişini izleyecek. Daha önce de oldu ama
çoğunda değil.
S: (L) Bu boyut sınırı bir boyuttan başka bir boyuta geçiş sınırı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu boyut sınırı yeni bir boyut yaratıyor...
C: Boyutları titreştiriyor. Boyutlar arasında yolculuk yapıyor...
S: (L) Bizim boyutumuz mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Diğer boyut mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Gidip gelen nedir?
C: Yaşanılan yer.
S: (L) Yaşanılan yerdeki herşey titreşiyor mu?
C: Hayır. Gezegeniniz, boyutlar arasında yolculuk yapıyor.
S: (L) Bu boyut değiştirme ne kadar sıklıkla oluyor?
C: Her 309.000 yılda bir.
S: (L) Diğer bir deyişle 4. yoğunlukta 300.000 kalacağımızı tahmin edebilir
miyiz?
C: Evet.
S: (L) Buna göre "düşüşü" yaşamadan önce cennetteki yaşantımız da 300.000
yıl kadar mı sürdü?
C: Evet.
S: (L) Bu Nefilimlerin buraya geldiğini ve 36.000.000 tane olduklarını
söylüyorsunuz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Grilerin ve Kertenkelelerin askeri gücü olduklarını söylemiştiniz,
değil mi?
C: Evet.
S: (L) O zaman arkamıza yaslanıp gösteriyi izleyelim! Gezegenlerin boyut
değiştirdiklerini söylüyorsunuz...
C: Boyutlar değişiyor, gezegenler boyut içinde yer alıyor.
S: (L) Mekan/zamanda bu diğer boyutun kaynağı nedir?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Üretici kaynak nedir?
C: Büyük döngünün bir parçası.
S: (L) Mayalar bu büyük döngüyü biliyorlar mıydı?
C: Kısmen anladılar.
S: (L) Onların takvimleri 2012 yılına kadar uzanıyor... Bu tarih, boyut
sınırı değişimi için doğru tarih mi?
C: Yakın. Sizin ölçülerinizle hala belirsiz. Kertişler sizi 4'üncü
yoğunlukta yönetmeyi umuyor. 18 yıla daha yakın.
S: (L) Eğer Kertişlerin askeri olarak görev yapmak üzere 36 milyon tane
Nefilim geliyorsa, Konfederasyon savunma için benzer oranda bir hazırlık
yapıyor mu?
C: Biz o şekilde çalışmıyoruz.
S: (L) Onlarla kendimiz mi savaşmak zorunda kalacağız?
C: "Oz Büyücüsü"nü düşünün. Bizim telkinimizdi.
S: (L) Cadı Kertişleri mi temsil ediyor?
C: Evet.
S: (L) Peki sahip olduğumuz veya yapabileceğimiz...
C: Glenda bizim gibi.
S: (L) Peki Büyücü kim? Canavar mı, yoksa ABD mi?
C: Yakın; İlüminati.
S: (L) Maymunlar da Nefilim mi?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Su cadıyı yok ettiğine göre ve cadı Kertenkeleleri temsil ettiğine
göre, Kertenkeleleri yok edebilir miyiz?
C: Bilgi.
S: (L) Fakat dünyada bu bilgiye sahip çok az insan var, doğru değil mi?
C: Zaman geldiğinde herkes olacak.
S: (L) Yani 36 Milyon Nefilim gezegendeki herkesin karşısında olacak, öyle
mi?
C: Elbette.
S: (L) Ve bilgiye sahip olanlar bunu diğerlerine aktarabilecekler...
C: Evet.
S: (V) İlham verdiğiniz başka filmler de var mı?
C: Var ama farklı anlamlar ve konular...
S: (L) Erika şehrinin asıl sakinleri kimlerdi?
C: Arami.
S: (L) Alt seviyelerden birinde taştan bir kule vardı, ne için inşa
edilmişti?
C: Enerji dağıtımı. Babil kulesini ve Atlantis kristal kulelerini tekrarlama
girişimi.
S: (L) Orta Amerika'da bulunan kristal kafatasını kim yaptı?
C: Mayalar..
S: (L) O kafatasının amacı neydi?
C: Beyni inceleme. Ruhu öğrenmek içindi. Reflektif remolekülerizasyon
resimlemesi... Griler kaçırdıkları kişilere bunu yapıyor.
S: (L) Ne tür bir araçla?
C: Enerji odaklama.
S: (L) Grilerin gözlerinin arkasında ne var?
C: Kamera benzeri bir sistem.
S: (L) Bu sistem sinyaller de gönderebiliyor mu?
C: Evet.
S: (L) Hangi spektrum seviyesinde?
C: Düşünce felci.
S: (L) Gözleriyle düşünce programlaması da yapıyorlar mı?
C: Yapabilirler.
S: (L) İmplantlarla ne yapıyorlar?
C: Gözlemleme.
S: (L) Düşüncelerimizi mi gözlüyorlar?
C: Evet.
S: (L) Gördüklerimizi görebiliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Duyup hissedebiliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) İmplantlar yalnızca gözlem için mi?
C: Ve kontrol.
S: (L) Hepimizde implant var mı?
C: Evet.
S: (L) Grilerin kontrolü altında mıyız?
C: Girişim.
S: (V) Kaç kere kaçırıldım?
C: 55.
S: (L) Laura?
C: 12.
S: A___.
C: Hiç.
S: (L) J___. Evet. Çocukların kaçırılmasını engelleyebilir miyim?
C: Belki. A___'yı denediler.
S: (L) Bunu durduran neydi?
C: Sen.
S: (V) En son ne zaman kaçırıldım?
C: Haziran.
S: (V) Saldırı altında olduğumu algıladığım zaman mıydı?
C: Evet.
S: (V) Tanrı'nın elini istediğimde bu yardımcı oldu mu?
C: Hayır.
S: (L) Mısırlılar neden çizimlerini yanlamasına yaptılar?
C: Atlantisten kalma bir yöntem. Sanatasal bir stil.
S: (L) Peki piramitteki geçitler? Neden bu kadar garip?
C: Hareket için enerji girdabı meydana getiriyor. Kullananlar yerden
yükseliyorlardı. Eğer nasıl yapılacağını bilirseniz orada bunu hala
yapabilirsiniz. Piramitteki geçitler, yerleştirilme şekilleriyle ve diğer
bazı mekansal düzeneklerle olan ilişkileri ile enerji üretiyordu. Ve bu
geçitler zaman zaman yapılarını atomik olarak değiştiriyorlardı ve hala
değiştiriyorlar.
S: (L) "Kral" odasındaki Sarkofagus'un amacı nedir?
C: Enerji depolama.
S: (L) Bu nesnenin içinde birşey bulunuyor muydu?
C: Evet.
S: (L) Ne?
C: Pek çok şey.
S: (L) Yani içinde sabit birşey yoktu ve çeşitli nedenlerle çeşitli şeyler
konuyordu?
C: Evet.
S: (L) Bizim makinelerimizde makineye belirli bir işi yaptırmak veya belirli
bir miktarda enerji yüklemek için kadranlar ve ayarlama kontrolleri vardır.
Piramitte bu nasıl sağlanıyordu?
C: Düşünceler.
S: (L) Orada bulunan kişinin düşünceleri mi, yoksa görevi "düşünmek" olan
belirli bir kişinin düşünceleri mi?
C: Duruma göre her ikisi.
S: (L) Herhangi biri piramitte bu sarkofagusa girip belirtildiği şekilde
kendisine birşey yaptırabiliyor muydu? Yoksa bu diğer daha uzun bir sürecin
zirve noktasında mı oluyordu?
C: İkisi de.
S: (L) Geçitler atomik olarak değişiyordu derken bizim anladığımız şekliyle
büyüyüp küçülebildiklerini mi kastettiniz?
C: Evet. Ve yer de değiştirebiliyorlar.
S: (L) Petrie teorisi herhangi bir şekilde gerçeğe yakın mı?
C: 1967'de ABD Ordusu mühendisleri bu konuda inceleme yaptı. Araştır.
S: (L) Pek çok açıklamanızda bir komet kümesinden bahsettiniz. Kometin
teknik tanımı bir buz külçesi oluşuyla ilgilidir. Bahsettiğiniz kümedeki
kometlerin durumu da bu mu?
C: Ve başta iridyum çekirdekleri olmak üzere diğer maddeler.
S: (L) Buraya gelen 36 milyon Nefilim olduğunu söylüyorsunuz, onlar 4'üncü
yoğunluk varlıkları mı?
C: Hayır. 4'üncü yoğunlukta yaşıyorlar ama 3'üncü yoğunluklar. Sizin kadar
fizikseller. Gestapo gibi hareket ediyorlar. Gestapo, Kertenkelelerin Hitler
üzerindeki etkisi yoluyla Nefilim'den ilham alınarak kuruldu. Bir egzersiz
denemesiydi.
S: (L) Nefilimlerden herhangi biri bize karşı dostça davranır mı?
C: Hayır.
S: (L) Nefilimlerin tıpkı insanlar gibi D'Ankhiar denen bir gezegende
tohumlandıklarını söylemiştiniz. Orada tohumlandığımızı söylerken
kastettiğiniz şey neydi?
C: Molekülerizasyon için uygun bir ortamdı.
S: (L) Dünya üzerindeki fiziksel bedenlerin yani Neandertal, Kro-Mgnon,
Australipitikus vb gibi çeşitli insan türlerinin o gezegende üretilip sonra
buraya getirildiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Eğer Nefilimler 3'üncü yoğunluk iseler, tıpkı bizim gibi öldüklerini
düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Yani onlara ateş edebiliriz ve ölürler, değil mi?
C: Doğru. Ama yanlış yaklaşım.
S: (L) Doğru yaklaşım nedir?
C: Bilgi korur.
S: (L) Eğer 4.5 metre boyunda biri gelip beni yere yıkmak isterse hangi
bilgi beni koruyacak?
C: 4'üncü yoğunlukta olacaksın.
S: (L) Yani onlar buraya gelmeden önce
biz 4'üncü yoğunluk mu olacağız?
C: Geçiş.
S: (L) Üçümüz de mi?
C: Evet, ve pek çok başka kişi.
S: (L) Yani Nefilimlerle uğraşmak zorunda olmayacağız?
C: Yanlış.
S: (L) Yani o sırada dünya üzerinde 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukta varlıklar
olacak ve bazıları onlarla uğraşmak zorunda olacak ama bazıları da
olmayacak, öyle mi?
C: Ama siz uğraşmak zorunda olacaksınız.
S: (L) Anlamıyorum. Buraya gelen Nefilimler de mi 4'üncü boyuta geçiyorlar?
C: Onlar orada 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak yaşıyorlar. Şöyle düşün:
Kaçırıldığın zaman 3'üncü yoğunluksun ama 4'üncü yoğunluğa götürülüyorsun.
S: (V) Haziran'da bir rüya görmüştüm. Yukarı çıkarıldım, ışıktan varlıklar
vardı ve ben de ışıktan bir varlıktım. Çeşitli giysiler deniyordum. Yazı
yazabileceğimin söylendiği bir odaya yönlendirildim ve sonra da gitme
vaktimin geldiği söylendi. Üzerinde "Dünya Yıldızı" yazan ayakkabılar
giyiyordum. Bu bir kaçırılma mıydı?
C: Evet.
S: (V) Tüm bunlar ilüzyondu öyle mi! Bunun güzel birşey olduğunu sanmıştım.
Kötü birşey miydi?
C: Subjektif.
S: (V) Kaçıranlar kimdi?
C: Griler.
S: (V) Uyandığımda kendimi çok canlı ve iyi hissediyorum. Bunun başıma gelen
en iyi şey olduğunu düşünmüştüm. Bu Haziran'daki kaçırılmam mıydı?
C: Evet.
4
Kasım 1994 F___ ve Laura
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba. Taşlar.
S: (L) Ne olmuş taşlara? [Az ötede masanın üzerindeki büyük kristaller
hakkında konuşuyorduk.]
C: İki gün boyunca güneş ışığında tutun.
S: (L) Sonra ne olacak?
C: Enerji verir.
S: (L) Ne için enerji?
C: Size enerji sağlar.
S: (L) Bugün kim var?
C: Rolla.
S: (L) Ölmüş biri misin?
C: Hayır.
S: (L) Neredensin?
C: Kasyopya. Yeni keşfedilen galaksiyle ilgili makaleyi gördünüz mü?
S: (L) Evet gördüm ve merak ediyordum. Bu konu hakkında bize söylemek
istediğiniz birşey var mı?
C: Sizinle olan enerji aktarım hattımız.
S: (L) Enerji aktarım hattı nedir? Yeni keşfedilen bu galaksi mi?
C: Bir anlamda.
S: (L) Nordik dünyadışılar kim?
C: Atalarınız.
S: (L) Hangi gezegendenler?
C: Çeşitli ve hareket halinde.
S: (L) Onların türü nasıl adlandırılıyor? Sadece Nordik tipler olarak mı?
C: Yeterince iyi bir tanım.
S: (L) Şu anda bu gezegende bulunma amaçları nedir?
C: Gözlem.
S: (L) Bazı olaylarda Kertişlerle birlikte görülmediler mi?
C: Evet.
S: (L) Kertişlerle bağlantıları mı var?
C: Bir kısmının.
S: (L) Yani bazıları iyi değil mi?
C: %50-50
S: (L) İnsanları kaçırıyorlar mı?
C: Kaçırdıkları oldu ama sık değil. Kaçırdıklarında geri vermezler.
S: (L) Kaçırdıkları insanlara neler yapıyorlar?
C: Pek çok yerlere götürülüyorlar. Pek çok amaçla. Fazla karmaşık.
S: (L) Öyle hissediyorum ki aslında fazla karmaşık değil ama siz cevap
vermek istemiyorsunuz, doğru mu?
C: Açık. Şimdi değil.
S: (L) Villas Boas olayı hakkında ne söyleyeceksiniz? O varlıklar kimdi ve
bu etkileşimin amacı neydi?
C: Arilerin melezleme deneyi.
S: (L) Bu Ariler nerede yaşıyor?
C: Hareket halinde.
S: (L) Varacakları ve yaşadıkları yer neresi?
C: Yaşadıkları bir yer yok. Belirli bir yerde yaşamayan pek çok grup var.
Sürekli seyahat halindeler.
S: (L) Bunun nedeni nedir?
C: Bir yerde sabitlenmek için bir neden yok; bu yalnızca sizin algınız çünkü
buna alışıksınız. Dünya da bir taşıma aracı.
S: (L) Neden 3 piramit var? Her birinin ayrı amacı mı var?
C: Enerji seviyelerinde ve yapılış tarihlerinde farklılıklar var. 1967
mühendis çalışmasını araştırdın mı?
S: (L) Hangi kitapta olabilir?
C: Mystery (gizem) cildine bak. Şimdi, lütfen.
S: (L) Musa vaadedilen topraklara neden giremedi?
C: Çünkü gaddarlaştı.
S: (L) Yahudileri 'vaadedilen topraklara' yönlendirenler Kertenkeleler
miydi?
C: Hayır. Yönlendirilmediler. Afetlerin etkilerinden kurtulmak için kendi
yollarında ilerlerdiler.
S: (L) Seçilme ve vaadedilen topraklara yönlendirilmeyle ilgili bu büyük
efsanelerinin kökeni nedir?
C: Yılan Kardeşliği etkisi ve saçmalıklar.
S: (L) Nefilimler ne tür silahlar kullanıyor?
C: Sersemletici silahlar.
S: (L) Yani bildiğimiz bazı maddi silahlar kullanıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Bize Kertişlerin görünümünü tanımlar mısınız?
C: Yüzlerinde bazı hümanoit özellikler bulunan, arka ayakları üzerinde dik
duran timsahlar.
S: (L) Kertişlerin asıl olarak dünya gezegeninde evrimleştiklerini
duymuştum, bu doğru mu?
C: Hayır. Ne onlar, ne de siz.
S: (L) Siz derken insanların ilk prototiplerini mi kastediyorsunuz?
C: Bütün prototipler.
S: (L) Bu prototipler diğer gezegende geliştirildiği sırada ruhları var
mıydı?
C: Sonradan eklendi.
S: (L) Diğer gezegendeki o prototiplerde hangi ruhlar bulunuyordu?
C: Aynı.
S: (L) Yani ruhların fiziksel hayata girmelerini betimleyen 'Lüsifer'in
Düşüşü' efsanesi aslında bu diğer gezegende meydana gelen bir olaydı, öyle
mi?
C: Evet.
S: (L) Kertişlerin birden fazla mı kalbi var?
C: Hayır.
S: (L) Birden fazla beyinleri var mı?
C: Hayır.
S: (L) E___ P___ isimli bir şahıs, dünyadışı varlıklar tarafından
kaçırıldığını ve fiziksel olarak değişime uğratıldığını söylüyor,
anlattıkları doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Peki kaçırıldı mı?
C: Evet.
S: (L) Ona ne yapıldı?
C: Diğer kaçırılanlara yapılan rutin şeyler.
S: (L) E___ P___ diğer insanları aldattığının farkında mı?
C: Evet. Sahtekar. Hayalleri onu saptırıyor.
6 Kasım 1994
F___ ve Laura
S: (L) Orada mısınız?
C: Bekleyin.
S: (L) Orada mısınız?
C: Evet.
S: (L) Bugün karşımızda kim var?
C: Vedibe.
S: (L) Dünya'da ölmüş birinin ruhu musun?
C: Hayır.
S: (L) Kimsin?
C: Kasyopyalı.
S: (L) Tartışmamızı dinliyor muydunuz?
C: Her zaman olduğu gibi.
S: (L)
"Pleiades Öğretileri" kitabında erkek enerji ve dişi enerji ile ilgili
birşeyler okuyordum. Diyor ki: "Erkek titreşiminin çok kısa bir süre içinde
bir dönüşüm geçireceğini söyledik. Bunun nedenini veya nasılını
söylemeyeceğiz, çünkü bazılarınız bunu tamamen olumsuz birşey olarak
algılayacak fakat şunu söylüyoruz ki, dalgalar gelmeye devam ettikçe
insanlarda keskin bir bilinç artışı olacaktır. Belirli bir noktada, erkekler
his yönetiminin en derin noktasındayken, hissetme merkezi etkinleşecek. Bu
ya dereceli olarak meydana gelecek ya da bir kerede adeta bir patlamayla
gerçekleşecek." "...tamamen olumsuz" karşılanacak olan şey nedir?
C: Enerji yönelimindeki yenilenme.
S: (L) Bir enerji yönelimi yenilenmesi gerçekleşek... Olumsuz algılanacağını
söylediğiniz şey bu mu?
C: Genel bakış.
S: (L) Enerji yönelimi tam olarak ne anlama geliyor? Ne tür enerji?
C: Cinsel.
S: (L) Bu insanları korkutacak mı?
C: Tepkiler.
S: (L) Nasıl tepkiler?
C: Pek çok.
S: (L) Bazılarını söyleyebilir misiniz?
C: Önce ilk soruna yanıt aramaya çalışmalısın.
S: (L) Cinsel enerji yöneliminde "yenilenme"; bu kadınların erkeklerle seks
yapmayı bırakacakları anlamına mı geliyor?
C: Pek sayılmaz.
S: (L) Peki yakın mıyım?
C: Evet. Erkeklerin cinsel güdülerinin büyük bir bölümü daha ruhsal
nitelikte arayışlara yönelecek. Tarihteki agresyonların (saldırganlık,
yıkıcı dürtü) ve erkeklerle ilişkili his yetersizliklerinin çoğunun
kökeninde yatan şey cinsel güdüdür.
S: (L) Bunu diğerleriyle paylaşabilir miyiz?
C: Karmaşaya neden olabilir ama size kalmış.
S: (L) Meditasyon çalışmalarımı yoğunlaştırmamla birlikte benim cinsel
güdümde de ciddi bir düşüş oldu. Bunun nedeni meditasyon muydu?
C: Evet. Kadınların cinsel güdülerinde de bir miktar kayıp olacak. Ama acaba
insanlar bu duruma nasıl tepki gösterecekler, asıl soru bu. Buna hazırlar
mı?
S: (L) Yani herkesin sekse olan ilgisini yitireceğini mi söylüyorsunuz?
C: Ciddi ölçüde azalacak ve insanların birbirleriyle daha ruhsal bir şekilde
ilişki kurmayı öğrenmesi gerekiyor.
S: (L) Yani diyorsunuz ki insanın en temel güdülerinden biri temas kurmaktır
ve şimdiye kadar bu kendini temel olarak cinsel birleşme yoluyla gösterdi ve
cinsel güdü olmadığında ise ilişki kurmanın başka yollarını bulmak zorunda
kalacaklar, öyle mi?
C: Öyle umalım. Hepiniz, fizikselliğin daha az olduğu 4'üncü seviyeye doğru
ilerliyorsunuz ve bu geçişin olması için bu varoluş biçimini öğrenmeniz
gerekiyor.
S: (L) Bunu öğrenmeyenler 4'üncü seviyeye geçemeyecek, öyle mi?
C: Evet. Bazılarına yardım edilecek. Bu, kişilerin ilerlemişlik derecesine
bağlı.
S: (L) Kertişlerin bazı faaliyetlerinden ve Griler yoluyla
gerçekleştirdikleri kaçırmalardan çıkardığım bir sonuç var. Bana öyle
geliyor ki, bu sayısız jinekolojik vs muayeneler, bazal çakra, cinsel çakra
veya bir şekilde hayat enerjisinin girdiğini tahmin ettiğim yerden kişilerin
hayat enerjilerinin emilmesi sürecinde kullanılan sahte bir görüntü. Bu
fikir doğru mu veya doğru yönde mi?
C: Yakın.
S: (L) Griler ve Kertişler insanların cinsel faaliyetleriyle anormal
derecede ilgileniyorlar, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bununla neden bu kadar aşırı şekilde ilgileniyorlar, neden bu
derecede cinsel sapkınlık gösteriyorlar? 4'üncü yoğunluk varlıkları
olmalarına rağmen neden bu kadar fazla cinsel güdüleri var?
C: Çok fazla sayıda soru; bir kerede bir soru.
S: (L) Dördüncü yoğunluk olmalarına rağmen çok yüksek bir cinsel güdüleri mi
var?
C: Hayır.
S: (L) Cinsel enerji hayat enerjisi olduğu için mi bununla bu kadar
ilgileniyorlar?
C: Kısmen ve ayrıca kontrolü yitirmemek için bu konuda meydana gelen
değişimi umutsuz bir şekilde durdurmaya ve geciktirmeye çalışıyorlar.
S: (L) Bunu bu jinekolojik incelemeler yoluyla mı yapıyorlar? Uyguladıkları
teknik bir yöntem mi var?
C: Evet. Fazla karmaşık.
S: (L) İnsanların, yaşadıkları kaçırılmalardaki muayenelerine dair
hatırladıkları, o insanların hayat enerjilerinin alınması işleminde
kullanılan yanıltıcı birer görüntü, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Kaçırılan kişilerden aldıkları doku örneklerini veya parçaları ne
yapıyorlar?
C: Klonlama.
S: (L) Eğer klonlamada kullanacaklarsa neden o kadar büyük parçalar
alıyorlar?
C: Klonlama sürecinin bütün ayrıntılarını henüz bilmiyorsunuz.
S: (L) Anne karnındaki ikiz bebekleri veya ikizlerden birini alıp yapay
olarak büyütüyorlar mı?
C: Bunu yaptılar.
S: (L) Bunu çok sayıda mı yaptılar?
C: Tanımla.
S: (L) Bu çok sık mı meydana geliyor?
C: Hayır.
S: (L) İkizlerden birinin alınmasının amacı nedir?
C: Hangisinin ruh için daha uygun bir hazne olduğunu anlamaya çalışıyorlar:
ikizlerden biri veya klon. [Bu durumda akla, neden ikisinden birine karar
vermeye çalıştıkları sorusu geliyor. Klonlar ile gerçek bedenler arasında ve
ikizlerden biri ile diğeri arasında Kertişlerin amacı için hayati önem
taşıyan bir ilişki mi var?]
S: (L) Bu ikizleri gemilerinde veya kendi yaşam bölgelerinde mi
yetiştiriyorlar?
C: Evet.
S: (L) Peki onlara iyi davranıyorlar mı?
C: Açık.
S: (L) Onlara çok şey öğretiyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bunu insanların beyin kapasitesini test etmek için mi yapıyorlar?
C: Ve başka sebeplerle.
S: (L) Ben böyle bir ikizlerden biri miydim?
C: Hayır.
S: (L) Klon ile ikizler arasında hangisinin daha uygun bir hazne olduğunu
belirlemeye çalışmalarının nedeni nedir? Neyin haznesi?
C: Geleceğe dönük bir proje.
S: (L) Nasıl bir proje?
C: Fiziksel realiteleri değiştirme.
S: (L) Fiziksel realiteleri kim değiştirecek? Hazırladıkları bedenlere
kendileri girip insan ruhlarını da onların eski bedenlerine girmeye mi
zorlayacaklar?
C: Hayır.
S: (L) Hazırladıkları bedenlere girip kendi fiziksel gerçekliklerini mi
değiştirecekler?
C: Evet.
S: (L) Yani içine kendileri girebilecekleri bir grup ruhsuz beden
hazırlıyorlar?
C: Deneyecekler.
S: (L) Önceki gece Kertişlerin dik duran timsah biçiminde olduklarını,
sadece yüzlerinde hümanoit bazı özellikler olduğunu söylemiştiniz, bu doğru
mu?
C: Evet.
S: (L) Kuyrukları var mı?
C: Evet.
S: (L) Boyları ne kadar?
C: 1.80 m ile 2.40 m arasında.
S: (L) Giysileri var mı?
C: Evet.
S: (L) Bunun aptalca bir soru olduğunu biliyorum ama giysilerinde kuyruk
için bir açıklık var mı?
C: Evet.
S: (L) Dışkı çıkarıyorlar mı?
C: Hayır. 4'üncü seviyedeler.
S: (L) Yani 4'üncü seviye olduğunda düzenli şekilde bir yeme veya dışkılama
olmuyor, öyle mi?
C: Doğru.
S: (L) Kertişlerin şekillerini veya görünüşlerini değiştirebilme yetenekleri
var mı?
C: Geçici olarak.
S: (L) Gulf Breeze'deki tüm o UFO gözlemleri... bunlar dünyadışılar mı yoksa
devletin deneyleri mi?
C: Bazıları ve bazıları da projeksiyon.
S: (L) Kaynak neresi?
C: Çeşitli.
S: (L) Pozitif mi yoksa negatif mi?
C: Her ikisi.
7
Kasım 1994 F___ ve Laura
S: (L) Merhaba. Bugün kim var?
C: Guniyan.
S: (L) Ölmüş biri misin?
C: Hayır.
S: (L) Neredensin?
C: Kasyopya.
S: (L) Sorularımız için hazır mısın?
C: Evet.
S: (L) Bu iz yoluyla diğerlerinden
ayırtılan bir insan grubu mu vardı?
C: Hayır. Bu, Kertenkeleler tarafından genetik mühendislik yoluyla
gerçekleştirilen zayıf noktalarınızdan biri.
S: (L) "Ahit Sandığı" (Ark of the Covenant) neydi?
C: Güç hücresi.
S: (L) Bu güç hücresinin aslı nedir?
C: Kertenkeleler, diğer insanları manipüle etmeleri için Yahudilere
vermişti.
S: (L) Bu nesneye yaklaşanların veya dokunanların ölmesinin nedeni neydi?
C: Aşırı enerji yüklemesi; ters elektromanyetizma yoluyla etki.
S: (L) Ters elektromanyetizma nedir?
C: İçe dönme.
S: (L) Bunun yarattığı etki nedir?
C: Maddenin sıvılaşması.
S: (L) Evet, çok hoş. Bu "hücre" bir çeşit süslü bir kutuda saklanıyordu,
değil mi?
C: Evet.
S: (L) Yalnızca rahiplerin dokunabilmesinin nedeni neydi?
C: Yalnızca bencil bir amaç için kullanmayacak olanlar dokunabiliyordu.
S: (L) Yani bu nesneye yaklaşmak bile insanı yaralayabiliyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Peki rahipler nasıl yaklaşabiliyordu?
C: Bencilce olmayan enerji alanı.
S: (L) Yani düşünce alanlarıyla etkileşebiliyordu?
C: Evet.
S: (L) UFO'lar jeolojik fay hatları üzerinde neden sıkça görülüyorlar?
C: Elektromanyetizma. Serbest elektrik dalgalarını güç depolamada bir yakıt
olarak kullanıyorlar.
S: (L) UFO'lar fay hatlarından yayılan jeomanyetik enerjilerin bir yansıması
olabilir mi?
C: Hayır. Tüm teoriler doğru değildir. Bazıları samimi bile değildir.
S: (L) UFO'lar ile depremler arasındaki bağlantı nedir?
C: Yok. Raslantı. Eğer bir deprem sırasında oradalarsa, bazı fay
kırılmaları, kısa bir süre için kırmızı veya sarı olarak yanıp sönen ışıklar
şeklinde EM (elektromanyetik) alanlar üretir.
S: (L) UFO'lar otomobillerin vs'nin elektrik sistemlerini nasıl etkiliyor ve
hayalet görülmesi olaylarıyla ne ilişkisi var?
C: Elektromanyetik titreşim. Hayalet görülmesi olaylarıyla da bu şekilde
ilişkili.
S: (L) Bu, her iki olayın da aynı şeyden kaynaklandığı veya aynı gücü
kullandığını mı gösteriyor?
C: Laura, tüm bu olayların boyutlararası nitelikte olduğunu hala öğrenemedin
mi?
S: (L) Bir boyuttan diğer bir boyuta hareket eden ve bu elektromanyetik
titreşimi yaratan şeylerle mi ilgili?
C: Evet. Ses duvarının aşılması gibi birşey.
S: (L) Kahverengi gözlü insanların doğrudan bu dünyaya yerleştirildiğini,
mavi gözlü insanların ise başka bir gezegenden buraya getirildiklerini
söylemiştiniz.Peki yeşil gözlü insanlar nereden geldi?
C: Yeşil ve mavi, köken olarak aynı.
S: (L) Jane Roberts tarafından kanallanan Seth kimdi? (Ç.N.: Kanallama,
başka boyutlardaki varlıklarla psişik yolla iletişim kanalı kurmak ve bu
kanal yoluyla onlardan bilgi aktarmak anlamındadır.)
C: Üst seviye bir dünya ruhu.
S: (L) Seth materyallerindeki öğretiler doğru muydu ve iyi bir kaynak mıydı?
C: Evet ama siz şimdi yeni bir realiteye ilerlerken o bilgiler de artık
kullanılmaz hale geliyor.
S: (L) Dünya üzerinde ruha sahip başka herhangi fiziksel bir varlık var mı?
C: Hepsinin var.
S: (L) Peki insan ruhu, örneğin bir hayvanın ruhundan farklı mı?
C: Elbette.
S: (L) Dünya üzerinde insan ruhu gibi ruhu olan, insanla aynı seviyede başka
bir fiziksel varlık var mı?
C: Hayır.
S: (L) Yunusların ve balinaların çok ilerlemiş ruhları olduğunu duymuştum.
Bu doğru mu?
C: Tüm ruhlar ileridir.
S: (L) Peki balinalar insanlar gibi bilinçli, düşünen, kendinin farkında
olan varlıklar mı?
C: Elmalar ve portakalların karşılaştırılması.
S: (L) Balinalar çok büyük hayvanlar, ruhları da daha mı büyük?
C: Alakasız.
S: (L) Balinalar veya yunuslarla iletişim kurmanın bir yolu var mı veya bir
yunusla, balinayla veya bir fille mantıklı, bilinçli bir iletişim kuracak
şekilde bir tercüme yöntemi geliştirilebilir mi?
C: Telepatik seviyedeyken böyle şeylere gereksinim duyulmaz.
S: (L) Yunuslar ve balinalar telepatik iletişim kurabiliyor mu?
C: Evet. Köpekler de öyle ve kediler ve yılanlar vs de. Yalnızca insanlar
"üstün" sözlü iletişim sanatını öğrendiler.
S: (L) "Felsefe taşı" nedir?
C: Fikir merkezi.
S: (L) Bu fikir merkezine nasıl erişilir?
C: Pek çok yolla: en iyi yöntem meditasyondur.
S: (L) Meditasyonda kullanılmak üzere felsefe taşının herhangi görsel bir
sureti var m?
C: Evet. Elmas veya prizma.
S: (L) Kurşunu altına çevirebilen herhangi gerçek, fiziksel bir felsefe taşı
diye birşey var mı?
C: Hayır.
S: (L) Tarihte herhangi bir kişi, herhangi bir yolla kurşunu altına
çevirebildi mi?
C: Bunu herkes yapabilir.
S: (L) Nasıl?
C: Bunu kendin keşfetmelisin.
S: (L) Alzaymır hastalığının nedeni nedir?
C: Genetik.
S: (L) Bu hastalığın etkilerini önlemek veya azaltmak için yapılabilecek
herhangi birşey var mı?
C: Biyogenetik mühendislik ama yakın gelecekte nasıl olsa sorun olmaktan
çıkacak. Pek çok başka şey de öyle.
S: (L) Bir hayalet, mekan/zamana yansıyan birer iz midir?
C: Bazen.
S: (L) Peki bir kişinin gerçek ruhunun ortalıkta dolaşarak bu olaylara neden
olduğu olaylar da var mı?
C: Evet.
S: (L) Bunu yüzyıllar boyunca da yapabilirler mi?
C: Evet çünkü zaman yok.
S: (L) Bu tekniği kullanarak kazanacak
piyango numaralarını tespit etmek mümkün mü?
C: Zor; niyetler saf olmalıdır.
S: (L) Parayla ilgili saf niyetler beslemek çok zor, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Ama teorik bile olsa, eğer kişinin niyetleri safsa, kazanacak olan
sayıları bulabilir, değil mi?
C: Aşırı bir istek duyma durumunda. Evet.
S: (L) Kazanacak olan numaralar belli mi?
C: Bir seviyede herşey öyle. Seçim hangi seviyedeyse o deneyimlenecektir.
S: (L) Kertişlerin fiziksel evrene tapmaları neyi ifade ediyor?
C: Kendine hizmet.
S: (L) Fiziksel evrende ne görüyorlar da ruhsal evrenden daha üstün olduğunu
düşünüyorlar?
C: Kendine hizmet eden her varlık fizikselliğe güçlü bir arzu duyar.
9 Kasım 1994
F___ ve Laura
S: (L) Merhaba..
C: Merhaba. Promya.
S: (L) Adın bu mu?
C: Evet.
S: (L) Neredensin?
C: Kasyopya.
S: (L)
Pek çok eski harabede dikkatimi çeken belirli semboller bulunuyor, özellikle
de tüm dünyada bulunduğunu tahmin ettiğim spiral şekli. Bu, reiki
sembollerinden birine de çok benziyor. Bu sembolün kökeni ve anlamı nedir?
C: Yoğunluk-ötesi enerji toplayıcı; Stonehenge bunlardan biriydi. Stonehenge
bir spiral. Eksik taşlar bu düzeneği tamamlıyordu. Stonehenge'de pek çok
insan yüksek enerji şokuna maruz kalmıştır.
S: (L) Babaji Tibet'te mi yaşıyor?
C: Evet.
S: (L) Kaç yaşında?
C: 190.
19 Kasım 1994 F___, Laura, V___, T___ ve J___
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba. Lütfen ritüel yapmayın. Enerji akışını zorlaştırıyor.
S: (L) Bu akşam kiminle birlikteyiz?
C: Zora.
S: (L) Ölmüş birinin ruhu musun?
C: Hayır.
S: (L) Neredensin?
C: Kasyopya.
S: (T) Hiç kaçırıldım mı?
C: Çocuklukta.
S: (L) Yetişkinliğinde hiç kaçırıldı mı?
C: Belki 3'üncü düzeyde.
S: (L) 3'üncü düzey nedir?
C: Kaçırılmanın türü.
S: (L) Kaç düzey ve türde kaçırılma var?
C: Altı.
S: (L) 3'üncü düzey nedir?
C: Bilincin "alfa" durumuna getirilmesi.
S: (T) Perde anılar mı yani? (Ç.N.: "Perde Anı" ya da "Perdeleyici Anı" [Screen
Memory], bu cümledeki haliyle, negatif dünyadışılar tarafından kişinin
belirli bir negatif etki altında tutulması sırasında o kişinin bu olayı
olduğundan daha olumlu ve hatta tamamen olumlu birşey olarak algılamasını
sağlamak üzere kişinin zihninde uyandırılan veya projekte edilen düşünce
veya görüntüler. )
C: Yakın.
S: (T) Yani gerçekte olandan başka birşey görüyor oluyorum, öyle mi?
C: Evet ama çocukluktaki gibi fiziksel değil.
S: (V) Mağaralara mı götürüldü? Griler onu mağaralara mı götürdü?
C: Bu tuhaf bir soru.
S: (L) Fiziksel olarak kaç kez kaçırıldı?
C: 27.
S: (L) Peki alfa durumu yaratarak bilincine kaç kez müdahale ettiler?
C: 196.
S: (T) Bilincimi alfa durumuna sokmaları ben uykudayken mi oluyor?
C: Bazen.
S: (V) Bilgisayarının başındayken oldu mu hiç?
C: İş yerinde.
S: (T) Honeywell'de çalışırken mi?
C: Büyük beyaz binada.
S: (L) Büyük beyaz bina nerede? (T) Honeywell bina kompleksini söylüyorlar.
(F) Hepsi beyaz mı? (T) Hepsi beyaz. (V) Honeywell şirketi Kertişlerin
ajanları mı?
C: Hayır. ABD devletinin.
S: (T) Evet. Devletle anlaşmalı bir şirket. Peki yeni işimde hiç oldu mu?
C: Hayır.
S: (T) Bunun sebebi devlete bağlı bir şirket olmaması mı?
C: Kısmen.
S: (T) Diğer kısım neyle ilgili?
C: Son zamanlarda bilinç arttırıcı deneyimler yaşadın.
S: (T) Ve bu bilinç arttırıcı deneyimler zihnimle oynamalarını zorlaştırdı
öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Bu bilinç arttırıcı deneyim neydi?
C: Ruhunu arama dönemi.
S: (V) Ruhsal arayış çabaların mı oldu? (T) Hayır, tek söyleceğim şey 6-7
haftadır %100 depresyon içinde olduğumdur. (L) Terry'nin depresyonuna neden
olan şey nedir?
C: DNA değişimi.
S: (T) DNA değişimine neden olan şey nedir?
C: 4'üncü yoğunluk seviyesi realitesine ilerleyiş.
S: (L) Bu her zaman ağrıya, acıya veya depresyona neden oluyor gibi
görünüyor, neden?
C: Tüm 1'inci düzey değişimler bu etkiyi yapar.
S: (L) 1'inci düzey değişimler nedir?
C: Düzey tanımlaması, önemi vurgulamaya yönelik.
S: (L) 1'inci düzey en önemli olan mı?
C: Evet.
S: (L) Sayı yükseldikçe önem azalıyor yani?
C: Yakın.
S: (L) Jan'in sağ omzundaki ağrıya neden olan şey nedir, çünkü bu hepimizde
de var gibi?
C: DNA değişimleri.
S: (L) Bu rahatsızlığı azaltmak için reiki kullanılabilir mi?
C: Gerekli değil ve tavsiye edilebilir de değil.
S: (L) Bu sıkıntıya katlanmamız mı gerekiyor?
C: Tüm "sıkıntıları" kısa bir süre sonra önemli yaşamsal değişiklikler takip
edecektir.
S: (V) Benim bu sıkıntıyı yaşamıyor olmamın bir nedeni var mı?
C: Yaşayacaksın.
S: (T) Bu değişimi yaşadığıma göre artık kaçırılmayacak mıyım?
C: Açık.
S: (T) Tüm bu kaçırmaları aynı varlıklar mı yapıyor yoksa farklı gruplar mı
var?
C: İki grup.
S: (T) Birincisi hangi grup?
C: Griler.
S: (T) Diğeri?
C: Kertenkeleler.
S: (T) Marissa Tower isimli kadın Kertişleri mi kanallıyor?
C: Evet.
S: (T) Kanalladığı bu Kertişlerin insanlara karşı niyetleri iyi mi?
C: Hayır.
S: (T) Onunla ilgili olumsuz eleştiride bulunduğumda kendimi bir tehlike
altına mı soktum?
C: Bu noktada değil.
S: (T) Kertişleri kanallayan bu kadın hakkında söylemek istediğiniz başka
birşey var mı?
C: Kertenkelelerle fazla etkileşimi tavsiye etmiyoruz. "MUFON"daki bazı
kişilere karşı dikkatli olmanız gerek.
S: (T) Devletin MUFON'u bir istihbarat toplama kuruluşu olarak kullandığı
doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Sanırım bizi dinliyordunuz. Philadelphia deneyi hakkında neler
söylersiniz?
C: Her zaman dinliyoruz. (Laura harfleri okumada hata yapıyor.) Biraz daha
kahve al Laura. (T___ bir süre tablada V___'nin yerini alıyor.)
S: (L) Bir anlamda siz de kozmik bilgisayar ağı bilgi alma sisteminin bir
parçası mısınız?
C: O ya da bu şekilde herkes öyle.
S: (L) Philadelphia deneyi T___'nin izci başkanının anlattığı şekilde mi
oldu?
C: O tanım Philadephia deneyine ait değil.
S: (L) Peki bahsedilen gemi Philadelphia deneyinin parçası olan gemi mi?
C: Üç taneden biri.
S: (L) Geminin maruz kaldığı etkiler, anladığım şekliyle Philadelphia
deneyinin bir sonucu muydu?
C: Realite moleküler kalıntısı.
S: (L) Philadelphia deneyi okuduğumuz yazıda belirtildiği şekilde mi
gerçekleşti?
C: Yakın.
S:
(L) Al Bielek deneyin bir parçası mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu konuda verdiği bilgiler gerçeklere mi dayalıydı?
C: Yakın.
S: (L) Bedensel yaş olarak gençleştirilmesi ve kardeşinin yeni bir bedene
girmesi ile ilgili verdiği bilgiler doğru mu?
C: Hayır.
S: (T) Kardeşi Duncan, gerçekte iddia ettiği kişi mi?
C: Hayır.
S:
(L) Al Bielek'in kendisi iddia ettiği kişi mi?
C: Hayır. Bir teknisyendi ama gemide değil.
S: (L) Yani zamanda ileri ve geri gitmedi?
C: Doğru.
S: (T) Yani kendini olduğundan başka biri olarak mı göstermek istiyor?
C: Evet.
S: (T) Özenti bir kişilik mi?
C: Hayır. Devlet ajanı.
S: (T) Preston da bir devlet ajanı mı?
C: Evet.
S: (T) Bu hikayeyi neden anlatıyorlar? Dezenformasyon dışında...
C: Halkın tepkisinin ölçülmesi için gerçeklerin yavaşça açıklanması.
George Bush Philadelphia deneyi ile bağlantılıydı.
S: (L) Uyuşturucu destekli bilinç
değişimi yoluyla uzayla temas kurma üzerinde çalışan Marcia Moore'a ne oldu?
C: Kertenkeleler tarafından sürekli kaçırılma kurbanı.
S: (L) Neden?
C: Gerçeğe çok yaklaştı.
S: (L) Peki biz de gerçeğe çok yakın mıyız?
C: Evet.
S: (L) Biz de Kertenkeleler tarafından sürekli kaçırılacak mıyız?
C: Bilgi korur.
S: (L) Ama onun da çok bilgisi yok muydu?
C: Uyuşturuclar yüzünden bloke oldu.
S: (L) Zaman
yolculuğunun nasıl gerçekleştiğini öğrenmek istiyorum.
C: Karmaşık.
S: (L) O zaman bir ipucu verin.
C: Zaman döngüsü kavuşumunu değiştirmek için atomik yapının elektromanyetik
olarak düzenlenmesi yoluyla boyutötesi transfer.
S: (L) "Siyahlı Adamlar" (Men in Black) olarak tanımlanan kişiler kim?
C: Kertenkele projeksiyonları.
S: (T) Yani sadece bir görüntüyü mü projekte ediyorlar?
C: Evet.
S: (T) Yani Siyahlı Adamlar fiziksel bakımdan gerçek değiller?
C: Kısmen doğru. Bu teknolojiyi bilmiyorsunuz ama isterseniz
tanımlayabiliriz.
S: (L) İsteriz. Lütfen tanımlayın.
C: Pekala. Hazır olun. Önce zamanda "yolculuğu" biraz daha tanımlamamız
gerekiyor çünkü iki kavram birbiriyle yakından ilişkili.
İlk adım
yapay olarak elektromanyetik bir alan oluşturulmasıdır. Bu, gerçekliğin
boyutları arasında bir kapı açar. Sonra, gerçeklik iliştirme kanalına erişim
için katılımcının düşüncelerini kanallanması gerekir. Sonra da enerjiyi
uygun boyut köprüsüne odaklaması gerekir. Elektronlar doğru frekans
dalgasında düzenlenmelidir. Bunun ardından tüm yoğunluk seviyelerindeki
algıları dengelemek için boyut "perdesi" içinden üçlünün gönderilmesi
gerekir.
S: (L) Üçlüyü açıklar mısınız?
C: Üçlü şu şekildedir: 1. Madde, 2. Enerji, 3. Gerçekliğin algılanması. İşte
böyle millet.
S: (L) Betty Andreasson'u kim kaçırdı?
C: Griler.
S: (L) Kaçıran varlıkların ona verdiği bilgiler perdeleyici bilgi miydi,
sahte bilgi miydi, yoksa dezenformasyona yönelik bilgi miydi?
C: Hepsi ve kısmen de doğru bilgiler.
C: 3'üncü yoğunluk "B" bölümü enerji
anormallikleri; "poltergeist" ile aynı.
S: (L) "The Haunted" adlı kitapta Smurl ailesi ile ilgili olarak anlatılan
vakada, evlerinde Kocaayak türü bir yaratığın görülmesini da kapsayan çok
ilginç olaylar var. Bu olayda meydana gelen şeylerin kaynağı nedir?
C: Aynı.
S: (L) Yani bu iki vakadan hiçbiri "dünyadışılarla"
ilişkili değil?
C: Doğru.
S: (L) Bu iki olay ile Karla Turner tarafından tanımlanan olay ve diğer
kaçırılma olayları arasındaki belirgin benzerlikler neyden kaynaklanıyor?
C: Benzerlikler yoruma açık. Turner'ın evi, Griler ve diğerleriyle etkileşim
nedeniyle pek çok olay türüne açıldı.
S: (L) Griler ile etkileşimlerde böyle şeyler sıkça oluyor mu?
C: Bu türde yoğun bir faaliyet olduğunda, pek çok çeşit şeyin içeri
girmesine neden olan kanallar veya "pencereler" açılıyor.
S: (L) Poltergeist varlığı, poltergeist etkisinin meydana geldiği kişinin
bilinç altı enerjisi ile mi meydana geliyor?
C: Diğer herşey gibi, algılanan ile algılayan arasındaki bir etkileşim.
S: (L) Peki bu olayda algılanan nedir? Bir enerji oluşumu mu, yoksa gerçek
bir varlık mı?
C: Her ikisi. Unutma Laura, sen de bir enerji oluşumusun.
S: (L) George Adamski'nin gördüğü güzel Nordik varlıklar kimdi?
C: George Adamski'nin son derece gelişmiş hayal gücünün ürünü.
S: (L) Birkaç kez uçan dikdörtgen şeklinde büyük kutulardan bahsedildiğini
duydum. Bunların kime ait olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Kertenkele projeksiyonları.
S: (L) Neden bu kadar çok türde araçları var?
C: Hepsi onların değil.
S: (L) Haklarında birşeyler okuduğum, kalın dudaklı, kaba nitelikli, gri
bedenli ve gri üniformalı olarak tanımlanan ve Güney Amerikalıların "Malos"
dedikleri varlıklar ne veya kim?
C: Kertenkele projeksiyonları.
S: (L) Betty Andreasson'un mavi elbiseli olarak gördüğü çamura benzer
varlıklar da bunlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Betty Andreasson kaçırılmasında Finiks'i (Phoenix) gördüğünde nereye
götürülmüştü?
C: Gerçekliğin başka bir boyutu.
S: (L) Betty Andreasson, deneyimlerinin pozitif olduğuna ve onu tanrıya daha
fazla yaklaştırdığına inanmakta haklı mı?
C: Hayır.
S: (L) Kandırıldı mı?
C: Hayır. Bir kurban.
S: (L) Avustralyalı pilot Frederick Valentich'e ne oldu?
C: Kertenkeleler tarafından alındı ve vücudu parçalandı.
S: (L) Ontario'da Carp'taki UFO inişi gerçek bir UFO inişi miydi?
C: Evet.
S: (L) Bu olayda kim vardı?
C: Griler.
S: (L) Başka herhangi bir güç?
C: Hayır, ama devlet bunu bir fırsat olarak kullanmak istiyor. UFO'nun
kendisi sahte değildi ama Guardian'ın hikayesi öyleydi.
S: (L) UFO gerçekten dünyadışılar tarafından mı kullanılıyordu?
C: Evet. Devletin elinde çok miktarda UFO film kaydı var. Bunları ihtiyatlı
olarak kullanabilir.
S: (T) Guardian'ın hikayesinin sahte olmasından neyi kastediyorsunuz? Video
kaydı gerçek mi?
C: Kasetteki görüntüleri, uydurduğu hikayeye bir delil olarak gösterdi.
S: (T) O görüntüyü, kendisini Guardian olarak tanıtan kişi mi çekti?
C: Hayır.
S: (T) Kim çekti?
C: Askeriye.
S: (T) O görüntüyü çekmek için Ontario Kanada'da olmaları gerektiğini nasıl
biliyorlardı?
C: İniş olayı NATO yedek askerlerinin eğitim aldığı bir üssün yakınlarında
gerçekleşti.
S: (T) Olay kendilerinin iddia ettikleri yerde mi gerçekleşti?
C: Yakınında.
S: (T) Çiftlikteki kadın bu senaryonun bir parçası mıydı?
C: UFO'yu gördü. Hikayenin bir parçasıydı.
S: (T) Kadının yaşadığı UFO olayı, Guardian videosundakiyle aynı olay mıydı?
C: Hayır. Ama benzer.
S: (T) Yani bir UFO inişi gören bir kadın var bir de videoya alınan başk bir
UFO inişi olayı var. Ve kadın çıkıp gördüğü şeyi anlatınca onlar da
ellerindeki videoyu kadının hikayesinin bir delili olarak kullandılar, öyle
mi?
C: Evet.
S: (T) Kadın NATO'nun bölgedeki faaliyetinden haberdar mıydı?
C: Hayır.
S: (T) NATO faaliyeti kadının olduğu yere yakın mıydı?
C: UFO'lar tüm büyük askeri faaliyetlere üşüşüyor.
S: (T) Devlet, dünyadışılar tarafından dünyaya saldırılmasına dair bir
senaryo hazırlayıp bu yolla tüm dünya insanlarını bir korku haline sokup tam
kontrol ve hakimiyeti kabullenmelerini sağlamayı mı planlıyor?
C: Açık. Ama eğer öyleyse, fiyaskoyla sonuçlanır.
S: (T) Neden?
C: Pek çok neden: 1. Görsel efektler yetersiz olacak ve açıklar verecek. 2.
Gerçek saldırı daha önce meydana gelebilir. 3. Başka olaylar araya
girebilir.
S: (T) Ne gibi?
C: Dünya değişimleri. (Ç.N.: Yaklaşan kırılma ve dönüşüm sürecine ait büyük
olaylar kastediliyor sanırım.)
S: (T) Devlet yönetiminde bulunan ve tüm dünyayı ele geçirerek kendi
yönetimlerinde mutlu olmayı uman kodamanların, dünyanın yakın geleceğinde
çok önemli değişimler meydana gelecek olması gerçeğini hesaba katmadıklarını
düşünmekte haklı mıyım?
C: Yakın. Farkındalar ama inkar eğilimindeler.
S: (T) Bu dünya değişimleri, komet kümesinin varmasından önce mi meydana
gelecek?
C: Hayır. Ama "zaman" çerçevesi henüz kesinleşmiş değil.
S: (T) Eğer neler olacağını bilselerdi bile paralarını arttırıp dünyayı
kontrol etmeye devam etme yönündeki aptal küçük planlarına devam ederlerdi
sanırım, doğru mu?
C: Evet. Hırs bir hastalık.
S: (T) Tüm akılı ve yetenekli kişileri dünyadan başka bir gezegene taşıma
ile ilgili "alternatif üç" diye bir plan var mı?
C: Hayır.
S: (T) Bu da bir dezenformasyon mu?
C: Evet. Mars'a iniş de öyle. Ama Mars anıtları değil.
S: (T) Mars'taki anıtları kim yaptı?
C: Atlantisliler.
S: (T) Yani Atlantisliler gezegenler arası yolculuk yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Kolaylıkla. Atlantis teknolojisinin yanında sizin teknolojiniz
Neandertal çağı gibi kalır.
S: (T)
Ay'da Richard Hoagland'ın keşfettiği yapıları kim inşa etti?
C: Atlantisliler.
S: (T) Bu yapıları ne için yaptılar?
C:
Kristal gücüne yönelik enerji aktarım noktaları.
Anıtlardaki veya heykeldeki sembolizma kullanılmış.
S: (T) Hangi heykeli kastediyorsunuz?
C: Örnek; Yüz.
S:
(T) Bu kristaller hangi gücü topluyordu?
C: Güneş.
S: (T) Mars ve Ay'da güç toplama istasyonları kurmaları gerekli miydi? Bu
onların gücünü mü arttırıyordu?
C: Gerekli değildi ama sizin milyon dolar sahibi olmanız da gerekli değil.
İlişkiyi anlıyor musun? Sizin toplumunuz nasıl paraya açsa, Atlantisliler de
güce açtı.
S: (T) Bu güç toplama işi onların sonunu getiren şey miydi?
C: Evet.
S: (T) Bu gücün kontrolünü nasıl kaybettiler?
C: Bilgisayarlarınızın sizi kontrol edecek hale gelmesi gibi, o güç de
onları kontrol eder hale geldi.
S: (V) Yani hayata ve kendi zekasına sahip olmaya benzer birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir anlamda bu kristal yapıların canlandığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Peki sonra ne yaptılar?
C: Atlantis'i yok ettiler.
S: (L) Ama Atlantis'in, güneş sistemindeki bir gezegenin yakın geçişinden
dolayı yok olduğunu sanıyordum?
C: Hasar gördü ama düzeldi.
S: (L) Yani Atlantis, Mars'ın yakın geçişinden dolayı zarar gördü ama sonra
toparlandı, öyle mi?
C: Toprakları tamamen değil kısmen yok oldu.
S: (L) Peki Atlantis kaç ayrı yıkım gördü?
C: Üç.
S: (L) Biri Mars'ın yakın geçişinden kaynaklandı, değil mi?
C: Evet. Ve kometler.
S: (L) Mars ile kometler arasında bir çeşit etkileşim oldu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) İkinci yıkımın nedeni neydi?
C: Venüs.
S: (L) Peki üçüncü ve son yıkım neden kaynaklandı?
C: Kristaller.
S: (L) Kristaller hala etkin mi?
C: Bermuda üçgeni.
S: (L) Bunun bir efsane olduğunu sanıyordum?
C: Hayır.
S: (L) Peki o kristal ne yapıyor? Sürekli etkin mi?
C: Hayır. Düzensiz.
S: (L) Bilinçli, duyarlığa sahip bir varlık anlamında mı etkin?
C: Hayır.
S: (L) Etkinleştiren şeyler nedir?
C: Pek çok faktör.
S:
(L) Etkinleştiğinde ne yapıyor?
C: Boyutötesi pencere açılıyor.
S: (L) Diyelim ki bir insan Bermuda Üçgeni'nde gemiyle seyahat ediyor ve o
pencere açıldı ve bu kişi o pencereden geçti. Kendisini nasıl bir durumda
bulur?
C: Askıda kalan bir canlılığa (Suspended Animation) benzer birşey.
S: (L) Askıda kalan kişiler, canlılıklarının bilincinde olurlar mı, yoksa
bilinçleri de mi askıda kalır?
C: İkisinden biri.
S: (L) Bu durumda sonsuza kadar kalırlar mı, yoksa geri mi dönerler? Yoksa
başka bir yere mi giderler?
C:
Açık. Herşey olası. Aynı şey Philadelphia deneyi katılımcılarının başına
geldi.
S: (L) Eğer bir kişi bu boyutlararası askılı hayatiyet durumuna gelirse,
sonsuza kadar öyle mi kalır?
C: Belki.
S: (L) Ölemezler mi, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Milyonlarca yıldır bekliyorlarmış gibi bir algıları olabilir.
S: (L) Onları bu durumda kurtaracak bir kişi veya bir yol yok mu?
C: O denizciler neden delirdiler sanıyorsun?
S: (L) Bermuda Üçgeni'ndeki kristal dışında başka etkin kristaller de var
mı?
C: Evet.
S: (T) Devlet bunları biliyor mu?
C: Yarı.
S: (L) Diğerleri nerede?
C: Japonya açığında, Brezilya'da, Ural dağlarında, Kuzey ve Güney
kutuplarında.
S: (T) Ay ve Mars'takiler de etkin mi?
C: Evet.
S: (V) Japonya'daki depremlerle bir ilişkisi var mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer kristallerden biri bulunsa ve teknolojisi çözülseydi ve başka
bir tanesi daha...
C: Şu şekilde cevaplayalım: Eğer Neandertaller bir Boeing 747 bulsalardı,
onu nasıl kullanacaklarını bilebilirler miydi?
S:
(L) Bu kristallerin fiziksel ebatları neydi ve yapay mı yoksa doğal
mıydılar?
C: Çeşiti ebatlar. Yapaydılar.
S: (L) Yontuluyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Yontulmada hangi şekil veriliyordu?
C:
Piramit.
S: (L) Yani Gize'deki Büyük Piramit'le aynı orantılara sahip tam bir piramit
miydiler?
C: Yakın.
S: (L) En büyüğü tabanından tepesine ne kadar uzunluktaydı?
C: 1500 metre.
S: (L) Ortalama uzunlukta olanları ne kadardı?
C: 150 metre.
S: (L) 1500 metre yükseklikte olan hala duruyor mu?
C: Evet.
S: (L) Peki nerede?
C: 600 kilometre doğunuzda.
S: (L) Birkaç yıl önce bir pilot suyun içinde bir piramit gördüğünü
bildirmişti...
C: Gördüğü şey piramidin okyanus tabanından yukarıda kalmış olan tepesiydi.
%90'ı gömülü.
S: (V) Meditasyonda Dünya değişimleri sırasında ortaya çıkan kristaller
görmüştüm. Bu meydana gelecek mi?
C: Evet.
S: (L) Atlantis'in batışı sırasında bu kristal nasıl oldu da çatlamadı veya
kırılmadı?
C: Sıradışı ölçüde güçlü. Bir atom bombası bile onu parçalayamaz.
Kristal,
termonükleer bir patlamanın zincirleme reaksiyonu absorbe eder ve saf
enerjiye çevirir. Bu onun tasarımsal işleviyle ilgili.
S: (L) Peki sonra ne olurdu?
C: Atlantislilerin yaptığı gibi mühendislik yoluyla
odaklanma
olmazsa enerji dağılır.
S: (L) Bu teknolojiyi nereden elde ettiler?
C: Kendileri geliştirdi.
S: (L) Kendileri mi icat etti?
C: Evet.
S: (L) Dünyadışılarla etkileşime girdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Hangi dünyadışılarla?
C: Kertenkeleler.
S:
(L) Bu kristaller ne tür bir güç frekansı kullanılıyordu?
C: Tam bant genişliği.
S: (T) Kristallerden kaç tanesi dünyadaki devletler tarafından keşfedildi?
C: Tümü.
S: (T) Onları kullanmaya mı çalışıyorlar?
C: Boşuna.
S: (T) Deniyorlar mı?
C: Belki.
S: (T) Ay'dan çekilmelerinin ve uzay programını durdurmalarının sebebi bu
mu?
C: Hayır. Devlet teknolojiyi anlamıyor.
S: (T) Ay'daki faaliyetlerini sona erdirdiler mi?
C: Açık.
S: (T) Mars'taki kristaller nedeniyle mi oraya gitmeyi bu kadar istiyorlar?
C: Evet.
S: (T) Kristaller yüzünden mi yoksa anıtlarda saklanan şeyler yüzünden mi?
C: İkisi de değil.
S: (T) Mars'a gitmeyi neden istiyorlar?
C: Keşif.
S: (T) İnsan ırkının tepesinde bulunanlar gerçekten göründükleri kadar
aptallar mı?
C: Subjektif.
S:
(L) Elektrik üretmek için o kristal şeklini kullanabilir miyiz?
C: Mümkün ve yapıldı.
S: (L) Karmaşık mı?
C: Evet.
24
Kasım 1994 F___ ve Laura
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.
S: (L) Bugün kiminle birlikteyiz?
C: Pihmi.
S: (L) Hiç dünyada yaşadınız mı?
C: Hayır. Kanal artık uyumlandığı için her seferinde sorgulamanıza gerek
yok.
S: (L) Yani kanalın titreşimleri uyumlandı ve artık bu kanala başka
enerjiler müdahale edemez mi?
C: Siz istemedikçe.
S: (L) Bugün Karla Turner'dan aldığım mektubu gördünüz mü?
C: Biz Kasyopyalıyız.
S: (L) Yani gördünüz mü?
C: Senin bütün yaşam auranın farkındayız Laura.
S: (L) Ve eğer bir kaynak bir tahminde
yanılırsa genelde insanlar o kaynağa olan inancını kaybeder. Bu gerçekçi
olmayan bir beklenti mi?
C: Evet.
S: (L) Bunun sebebi gerçekliğin değişkenliği nedeniyle doğrulanmanın
imkansız birşey olması mı?
C: Eğer bu mümkün olsaydı, varoluş diye birşey olmazdı. Evren, bir öğrenme
laboratuarından başka birşey değil.
S: (L) Bu son volkan patlaması hakkında bilgi verir misiniz? Sebebi neydi?
C: Dünyanın ısınması.
S: (L) Isınmaya neden olan şey nedir?
C: Titreşim frekansı değişimleri.
S: (L) Bu titreşim frekansı değişimlerine neden olan şey nedir?
C: Daha önce de söylediğimiz gibi, yaklaşmakta olan dalga.
S: (L) Yani bu dalga o kadar büyük ve geniş ki, mutlak varış noktasından
yıllar önce etkileri hissediliyor, öyle mi?
C: Doğada tüm dalgaların varıştan önce bir çekiliş aşamaları vardır.
S: (L) Bu bir dalganın sahile varmadan önce herşeyi kendine çekmesi gibi mi?
C: Evet.
S: (L) 1981 ve 82'de kızım A___ uykusunda sık sık penceresinin önünde timsah
olarak tanımladığı birşey görüyordu. Uyanıp çığlık atıyordu, biz de
uyanıyorduk ve bir keresinde elbise dolabının köşesinde duran bir figür
gördük. Tüm bu olaylar bir ejderle karşılaştığım rüyama kadar...
C: Kertenkele.
S: (L) Ne yapıyorlardı?
C: İnceleme.
S: (L) O incelemelerinde ne keşfettiler peki?
C: Kaçırılabilecek potansiyel kişiler.
S: (L) Herhangi birimizi kaçırdılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Durdurdun.
S: (L) Nasıl durdurdum?
C: Bilginin kökleri farkındalıktadır.
S: (L) Peki benim direncimle karşılaştıklarında buna tepkileri ne oldu?
C: Hayalkırıklığı.
S: (L) O zamandan beri bizi rahatsız etmeye çalıştılar mı?
C: Evet.
S: (L) Peki bunlarda hiç başarılı oldular mı?
C: Evet.
S: (L) Nasıl?
C: A___.
S: (L) Annem yoluyla mı?
C: Evet.
S: (L) Onu kaçırdılar mı?
C: Duygularını bulandırdılar.
S: (L) Yani her zaman çok dikkatli olmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni
gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri
geliyor: Dur. Varolan herşey sadece birer derstir. Bu sonsuz bir okul.
Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile
öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip.
Şimdi bunu biraz düşün. Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse
tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes,
varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen
yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde
yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor.
Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence."
S: (L) Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek kimin için eğlence?
C: Herkes. Zorluklar eğlencedir. Aklının sınırı nerede sence?
S: (L) Nerede?
C: Biz sorduk.
S: (L) Sanırım bir sınır yok.
C: Eğer sınır yoksa, senin kendi aklın ile başka herhangi bir şey arasında
fark nedir?
S: (L) Eğer nihayetinde herşey birse, sanırım bir fark yok.
C: Doğru. Eğer iki şey mutlak olarak sınırsızsa, o iki şey tamamen aynı
şeydir.
S: (L) Bu kertenkele etkisi neden kulaklarının çınlamasına neden oluyor?
C: Bilgi yoluyla korunmayan veya daha az korunanlar üzerinde odaklanıyorlar.
S: (L) Bunu durdurmak için ne yapabilir?
C: Zihni açıp öğrenmek.
S: (L) Eğer bunu yapmazsa sonuç ne olur?
C: Daha fazla saldırı.
S: (L) Her bir ruhun mutlak gücü olduğunu ve tüm varoluşu yaratabileceğini
ve yok edebileceğini söylediniz. Bu diğer ruhların varlığını da kapsar mı?
C: Evet. Ama bundan daha karmaşık. Başka bir celsede daha fazla açıklama
yapacağız.
S: (L) Eğer teknik anlamda spesifik soruları sorarsak, bize bir zaman
makinesinin veya bir boyutötesi transfer makinesinin nasıl yapılacağını
anlatabilir miydiniz?
C: Evet. Ama gereken bütün parçaları nereden bulacaksınız?
S: (L) Bunu yapacağımı söylemedim.
Yalnızca bize nasıl yapılabileceğini anlatabilir misiniz diye merak ettim.
Bu akşamı burada bitirmeden önce bize söylemek istediğiniz birşey var mı?
C: Diğerleriyle bilgi alışverişinde bulunun ama kişilere dikkat edin.
S: (L) Çalışmamıza yardımcı olacak biri gelecek mi aramıza?
C: Bekle ve gör. Daha yeni başlıyor.
26 Kasım 1994 F___, Laura, T___ ve J___
S: (L) Tamam, ismini alabilir miyiz
lütfen?
C: Murean.
S: (L) İnsanlarda kıskançlığın ortaya
çıkmasına neden olan şey neydi?
A: Kertenkele yönetiminin başlaması.
S: (L) Kertenkelelerce ele geçirilme olayı cennetten düşme zamanında meydana
gelen bir olay değil miydi?
A: Evet.
S: (L) Habil ve Kabil'in hikayesi o yönetimin bir parçası mıydı?
A: Hikayenin sembolizması.
S: (L) Yani Kertenkelelerin yönetimimizi ele geçirmesini, kıskanmanın
başlamasını ve kardeşin kardeşe kötü davranmasını sembolize ediyor, öyle mi?
A: Kısmen. Kabil'in damgası, Kertenkelelerin dünyanın titreşim frekansının
idaresini ele geçirmesi sonucu ortaya çıkan kıskançlık özelliğini ifade
ediyor. Omurgadaki yumru, Kertenkelelerce bilinçli olarak uygulanan DNA
sınırlamasının fiziksel bir kalıntısı. Anladın mı?
S: (L) Bu eklenti öncesi omurganın ve kafatasının durumu nasıldı?
A: Orada bir çıkıntı yoktu. Kıskançlık oradan çıkıyor, bunu
hissedebilirsiniz bile.
S: (L) DNA sınırlandırmasından kaynaklanan bu duygular, Carl Sagan'ın
bahsettiği "Sürüngen Beyin"le alakalı mı?
A: Dolaylı olarak.
S: (L) Peki bu Kabil'in damgasının ortaya çıkması sırasında dünyada bu
etkiyi almayan başka insanlar var mıydı?
A: Tüm insanlara eşzamanlı olarak eklendi.
S: (L) Fiziksel olarak bunu nasıl gerçekleştirdiler? Bu olayın mekanizması,
tekniği neydi?
A: Hazır mısınız? DNA çekirdeği, karbonla ilişkili henüz keşfedilmemiş bir
enzimdir. DNA'nın ilk on faktörü ışık dalgalarıyla yakılmak suretiyle iptal
edildi. O noktada omurganın tepesindeki yumru da dahil olmak üzere pek
çeşitli fiziksel değişimler meydana geldi. Tüm bu değişimler eterik bedene
de yansıdı.
S: (L)
Tamam bu insanlar dünyadaydı, peki yapılan bu etki hepsini birden mi
değiştirdi?
A: Işık dalgası yoluyla değiştirme.
S: (L) Işık dalgaları DNA'yı etkiliyor mu?
A: Evet.
S: (T) Peki bu ışık dalgalarının geldiği yer neydi?
A: Bizim merkezimiz.
S: (L) Sizin merkeziniz nedir?
A: Bizim alemimiz. Başkalarına hizmet alemi.
S: (L) Peki kertenkeleler Başkalarına Hizmet aleminden gelen ışınları nasıl
kullandılar?
A: Gelişmiş bir teknoloji kullanarak ışık frekans dalgalarını değiştirdiler.
S: (L) Tüm bunlardan anladığım şey şu ki, sanki bir savaş olmuş ve siz
kaybetmişsiniz...
A: Evet.
S: (L) Bu, Pleiades'lilerin bahsettiği savaş mı?
A: Evet.
S: (T) Konu değişmeden şunu sormak istiyorum, siz Kasyopyalılar mısınız?
A: Evet.
S: (T) Aynı zamanda Pleiades'liler misiniz?
A: Hayır.
S: (T) Pleiades'lilerle ilişkili misiniz?
A: Evet, diğerleri de öyle.
S: (T) Hepiniz ışık ailesi misiniz?
A: Evet, aynen öyle. Ödevini yapmışsın.
S: (T) Çalışıyorum. Yani geçmişte başka bir güç sizi yendi ve bizim
üzerimizde değişiklikler yapmak için ışığın gücünü kullandı, bu doğru mu?
A: Evet. Şimdi şunu anlayın: Bunların hepsi doğal büyük döngünün parçası.
S: (L) Eğer bunların tümü bir doğal büyük döngünün parçası ise, eğer
yanılıyorsam düzeltin, öyle görünüyor ki siz "iyi adamlar" ve diğer "kötü
adamlar" tüm bunları eğlence olsun için yapıyorsunuz, öyle mi?
A: Hayır.
S: (L) Ama bunun doğal bir büyük döngünün parçası olduğunu söylüyorsunuz. Bu
doğal büyük döngü, aydınlık ile karanlık arasında sürekli bir etkileşim
olmasını mı gerektiriyor?
A: Evet. Biz evrenin doğal denge sisteminin "ön cephesindeyiz". Yani, bir
varlığın "Bir" ile tam birliğe ulaşmasından hemen önce bulunduğu yer. 6'ncı
seviye.
S: (L) 6'ncı seviyede olmaktan hoşlanıyor musunuz?
A: Siz 3'üncü seviyede olmaktan hoşlanıyor musunuz?
S: (L) Dürüst olmak gerekirse, hayır. (T) Evet sürekli daha yukarı çıkmak
için çabalıyoruz. Yani 6'ncı seviyeden yukarıda başka seviyeler de mi var?
A: Evet, bir tane.
S: (L) O da, Bir'le birleşme mi?
A: Evet.
S: (T) Peki geçmişte diğer tarafla yaptığınız savaşta...
A: Devam ediyor.
S: (T) Yani bu savaş devam ediyor... Işığın gücünü geri kazandınız mı?
A: Biz hiç kaybetmedik, siz kaybettiniz.
S: (T) Anlıyorum. Sanırım karşımızdaki ana güç Kertenkeleler, tabii
yanlarında başkaları da vardır...
A: Evet.
S: (T) Demek sizin ışığınızı değil bizimkini aldılar, öyle mi?
A: Zorlayarak olmadı. Şu anda onlarla yanyanasınız.
S: (T) Yani biz tüm evrende sürekli devam eden bir mücadeledeki savaşlardan
bir tanesinin içindeyiz, öyle mi?
A: Evet. Denge doğaldır. Unutmayın, tüm bunlar büyük döngüdeki derslerden
ibaret.
S: (L) Çok merak ediyorum... Siz ve Kertenkeleler savaştığınızda ne
yapıyorsunuz? Yani, herhalde birbirinize silahlarla ateş etmiyorsunuzdur,
tanklarınız falan yoktur...
A: 4'üncü seviyede olmadığınız için anlayamayacağınız kadar karmaşık.
A: Unutmayın, biz ışığız. Onlar ise karanlık. Her iki taraf da, gerçekliğin
tüm seviyelerine yansıyan yüksek seviyeli düşünce formları.
S: (T) Yani bizim algılayabildiğimiz şeyler üçüncü yoğunluğa gelen şeyler
oluyor ama eğer 4'üncü veya 5'inci veya 6'ncı seviyeye bakabiliyor olsaydık
farklı şeyler görürdük, öyle mi?
A: Evet.
A: "Kertişler", karanlığın güçlerinin 4'üncü seviyedeki temsilcileri, 6'ncı
seviyedeki değil ve siz de 3'üncü seviyedeki temsilcilerisiniz.
S: (L) Karanlığın güçlerinin 6'ncı seviye bir temsilcisi var mı?
A: Evet.
S: (L) Peki bu 6'ncı seviye temsilcisi ne olarak biliniyor veya görünüşü
nasıl?
A: Oryon, sizin "civarınızda".
S: (L) Oryonlar 6'ncı seviye Kendine Hizmet varlıkları mı?
A: Evet.
S: (L) Sizin gibi onlar da birer düşünce formu mu?
A: Evet.
S: (L) Hiç fiziksel madde içinde ortaya çıkarlar mı?
A: Çıkabilirler.
S: (L) Kertişleri kontrol eden güç onlar mı?
A: Yakın.
S: (L) 6'ncı seviye Oryonlar ile 4'üncü seviye Kertişler arasında 5'inci
seviye bir güç veya varlık var mı?
A: 5'inci seviye, her iki "taraf" için düşünme ve gözlem (contemplation)
bölgesi.
S: (L) Yani düşünme ve gözlem bölgesinde bir etkinlik yok mu? (J) Mola yeri
gibi mi?
A: Yakın. Dengeleyici.
S: (L) Işığın güçlerinin 3'üncü seviye bir temsilcisi var mı?
A: Evet.
S: (L) Onlar kim veya ne?
A: Sizin gezegeninizde yoklar.
S: (L) Peki kendi gezegenleri var mı?
A: Katrilyonlarca.
S: (L) Öyle görünüyor ki durumumuz hiç parlak değil. Gurdjieff'in dediği
gibi burası evrenin Sibirya'sı gibi.
A: Evren sonsuz ölçüde büyük.
S: (L) Eğer Kendine Hizmet eğilimli 3B (3 boyutlu) varlıkların yaşadıkları
gezegenler varsa, onların görünüşleri bizimki gibi mi?
A: Siz KH (Kendine Hizmet) eğilimlisiniz. BH (Başkalarına Hizmet)
varlıklarını mı kastettin? (Ç.N.: Orijinal metinde kısaltma kullanıldığı
için ben de KH ve BH kısaltmalarını kullanıyorum.)
S: (T) Bu evrende 3B bir BH ırkı var mı?
A: Evet. Zaten söylemiştik.
S: (L) Eğer BH varlıklarının olduğu gezegenler varsa...
A: Bazıları size benziyor.
S: (L) Öyle bir yerdeki yaşam nasıl acaba? (T) Bize bunu söylemezler. Bu
kendimizi geliştirerek bizim bulacağımız birşey.
A: Aynen öyle.
S: (L) Görünüşe bu kadar önem vermemiz KH olmamızla mı ilgili?
A: 3'üncü seviyede fiziksel bir konu olarak algılanmıyor.
S: (T) Benimle neden konuşuyorlar?
A: Seni döndürmeye çalışıyorlar. Unutma T___, kronik depresyonun bir "savaş"
alanını temsil ediyor.
S: (T) Artık depresyonda değilim ama benimle daha çok konuşuyorlar. (J) Seni
tekrar oraya çekmeye çalışıyorlar. (T) Ama beni depresyona yönlendiren
birşey yapmıyorlar.
A: Dikkat et!
S: (T) Bu iletişimleri kapatabilir miyim?
A: Evet.
S: (T) "Sing" kim?
A: Seni etkilemek için görevlendirilen güçlerin lideri.
S: (T) Güçler derken, şahsen bana yönelik olarak görevlendirilmiş birden
fazla varlık mı var?
A: Evet.
S: (T) Bu güçte kaç varlık var?
A: Yedi.
S: (T) Bunu içimdeki implantlarla mı yapıyorlar?
A: Hepsi sürecin birer parçası.
S: (T) Bende implant var mı?
A: Evet.
S: (T) Bu implantlar, duygularımı kontrol edip negatif olanları
arttırmalarını ve böylece bu duyguların enerjisiyle beslenmelerini mi
sağlıyor?
A: Kontrol değil, etki.
S: (T) Kontrol değil, etki. Ama örneğin kızdığım zaman kısa süre için kızgın
oluyorum ama bu teknolojiyi kullanarak daha uzun süre kızgın kalmamı
sağlayabiliyorlar, öyle mi?
A: Evet. Bilgi korur, bilgisizlik ve ihmal tehlike yaratır.
S: (T) Vücudumdaki implantları üzerinden enerjilerimi geri alabilir miyim?
A: Gerekli değil.
S: (T) Yani eğer kızgınlaşırsam ve olmam gerekenden daha fazla
kızgınlaştığımın farkına varırsam ve bunu daha olumlu birşeye dönüştürürsem
ve cihazları sonuna kadar açıkken bu olumlu enerjiyi onlara yönlendirirsem
ne olur? Morallerini bozabilir miyim?
A: Bunu yaptığında ateşe ateşle karşılık veriyor olursun.
S: (T) Peki yapmamız gereken şey bu değil mi?
A: Açık. Deyim neyi ima ediyor?
S: (L) Sanıyorum söylemek istedikleri şey şu; eğer kızgınlaştığını
hissediyorsan, bunu durdurmanın tek yolu kızmayı bırakarak mutlu veya
huzurlu olmandır. Mutlu ve huzurluyken onlara herhangi birşey gönderme
isteği duymazsın.
A: Bingo.
S: (J) Enerjiyi pozitif birşeye yönlendirmek. (F) Ateşe ateşle karşılık
vererek savaşamazsın. (L) Gerçekte savaşabilirsin. (T) Varmak istediğim yer
şu; bu mümkün mü, yani duygusal durumunu onların umduğunun aksine pozitif
birşeye çevirip onlara göndermek. Bu mümkün mü?
A: Neden?
S: (T) Karşılık vermek ve yaptıklarını bir de kendilerinin tatmasını
sağlamak için. (J) Onlarla savaşa mı girmek istiyorsun? O durumda hala
enerjinle onları besliyor olursun. (L) Yapabileceğin tek değişiklik duygunun
yönünü çevirmek ve huzurlu olmak. Eğer gerçek huzuru hissediyorsan...
A: 4'üncü yoğunluk KH'leri (Kendine Hizmet varlıkları) negatif enerjiyle
besleniyor.
S: (J) Yani elleri boş kalmış olacak. (T) Ama benim düşündüğüm şey... Benim
doğal bir... Negatif enerjiyle besleniyorlar. İçime birşey koyuyorlar,
3'üncü yoğunluğa gelip bizimle uğraşıyorlar...
A: Evet.
S:
(J) Onların enerji kaynağı olma. Eğer negatif enerjiyle besleniyorlarsa,
onları aç bırak.
A: Eğer kullanılmazlarsa, implantlar işe yaramaz.
S: (J) İmplantların çalışıp onlara istedikleri gıdayı aktarması için güç
kaynağının açık olması gerekir. Güç kaynağı da negatif düşünce ve duygular.
(T) Ama ben 3'üncü seviye bir varlığım. 3'üncü seviye bir varlığın bütün
duygularına sahibim. Ve beni ben yapan şeylerden biri de bu. Dolayısıyla
duygulardan birini kapatamam çünkü bu diğer duyguların dengesini bozar.
Duygular da ışık ve karanlığa tıpatıp benziyor.
A: Hayır.
S: (T) Pozitif duygularım var ve negatif duygularım var; İkisi de beni ben
yapıyor.
A: Eğer istersen, sadece pozitif duyguların olabilir.
S: (T) Eğer sadece pozitif duygularım olursa, ki güzel birşey olurdu
herhalde, bu durum Kertişlerin algılayıcı cihazına nasıl bir etki yapardı?
A: Onları iptal eder.
S:
(T) Yani bu cihazlar negatif frekanslara mı ayarlı?
A: Evet.
S: (T) Pozitif hisler implantları kapatıyor. Pozitif hisler duyarak
algılayıcıları kapatırsam Kertenkeleler ne yapar?
A: Başka yere giderler.
S: (L) Peki ilk kez kapatıldığında bir süre için çabalarını
arttıracaklarını, ama sonunda kişinin bunda kararlı olduğunu gördüklerinde
uzaklaşacaklarını düşünmekte haklımıyım?
A: Aynen öyle.
S: (L) Yani ilk ipucunu gördüğünde
duygularını kontrol etmeye başlaman gerekiyor. Yaşadığın herşeyi, bunların
hepsinin senin kendi yaratımının birer yansıması oluğunu ve senin mutlak
iyiliğine hizmet ettikleri kabulü ve bilgisi ile değerlendirmen gerekiyor.
Tabii bir süre boyunca bir besin kaynağı olarak seni tekrar kazanmak için
belki on kat daha fazla çaba harcayacaklar ama bunu başaramadıklarını
gördüklerinde artık seninle uğraşmayı bırakacaklar, bu şekilde mi?
A: Sen ve F___ şu anda bunu deneyimliyorsunuz.
S: (L) Bu doğru. (F) Bir süredir ikimiz de çok ağır saldırı altındayız. Bu
çalışmayı sürdürmek her anlamda bir mücadele haline geldi. (L) En zoru da,
çalışmayı sürdürecek bir zihin yapısını korumaya çalışmak. (J) Ben de
saldırı altında mıyım?
A: Henüz değil.
S: (T) Benim son birkaç aydır yaşadıklarım ilk saldırı mıydı?
A: Evet.
S: (T) Yani ne kadar pozitif olursam, onlar da o kadar çaba gösterecek ve
sanıyorum ki, başıma yedi kişiyi diktiklerine göre bende kolay
vazgeçmeyecekleri birşey buldular, öyle mi?
A: Yakın.
S: (T) Beni yedi kişiyi görevlendirecek kadar önemli görmeleri beni mutlu
etmeli mi? Bunu bir kompliman olarak mı kabul etmeliyim?
A: Hayır.
S: (J) T___'nin negatiflik derecesi onlara çekici mi geliyor? Çok
negatifleşme eğilimi mi var?
A: Tam tersi.
S: (J) Bunu açıklayabilir misiniz? (L) Negatifliğinin onlara çekici
geldiğini söylediler. Hayır, onları kendine çektiği için mi negatifleşti
demişlerdi? Onu Kertenkeleler için çekici kılan nedir?
A: Çekici değil, tehdit.
S: (L) Evet, bu önemli bir konu. Sanırım bir sürü insan üzerinde erken
yaşlardan itibaren çalışmaya başlıyorlar çünkü aura okuması veya aura
taraması gibi birşey yapıyorlar ve bir insanın büyük bir aydınlatma gücü
olup olmadığına karar veriyorlar ve henüz küçük ve savunmasızken onlar
üzerinde çalışma yapıp onları bir anlamda oyunun dışına çıkarmaya
çalışıyorlar. (F) Evet, insanları bilgilendirme gücü yüksek olanlar
kişileri. (L) Bizim yaşadıklarımız da bununla mı ilgili?
A: Evet.
S: (T) ... Tamam, nerede kalmıştık. Sadece pozitif olmam, Kertişlerin
benimle uğraşma arzusunu sonlandırır mı?
A: Evet.
S: (T) Hepsi bu mu? Ama implantlar orada durmaya devam edecek?
A: Ne olmuş?
S: (T) İmplantlar, frekansın aktarılması dışında birşey yapmıyor mu?
A: Hayır.
S: (T) Yani ben negatif olduğum sürece aktarıma devam edecek ve beni bu
yolla takip edebilecekler, öyle mi?
A:Yakın.
S: (T) Pozitif olarak bu implantları iptal edersem beni artık takip
edemezler mi?
A: Edebililer ama etkileyemezler.
S: (T) Bağlantıyı kapatırsam beni kaçırmaya devam ederler mi?
A: Hayır.
S: (T) Kurban rolü oynamamaya kararlıyım. (L) Burada başka birşey daha var.
Bilgi farkındalığı arttırıyor ve böylece seni etkilemeye çalıştıklarında çok
ince yollarla bunun farkına varabiliyorsun ve zihnini kontrol edip erken bir
aşamada direnç gösterebiliyorsun ve sanırım önemli olan da bu.
A: Yeterince yakın.
S: (L) Bize güneş sistemimizle bir şekilde bağlantılı bir komet kümesi
olduğunu ve bu komet kümesinin her 3600 yılda bir ekliptik düzeleminden
geçtiğini söylemiştiniz. Bu doğru mu?
A: Evet. Ama bu kez tüm gerçekliklerin farklı olduğu 4'üncü yoğunluk boyut
sınır dalgası üzerinde geliyor.
S: (L) Tamam, yani komet kümesi, boyut sınır dalgasıyla birlikte buraya
geliyor. Peki buna göre güneş sistemine girdiğinde, bu boyut geçişi
nedeniyle etkileri yumuşayacak mı? Bu hafifletici bir faktör mü?
A: Etkiler hafifleyecek.
S: (T) Uzay Yolu; Yeni Nesil filmi bize bunu mu anlatıyor?
A: Olabilir.
S: (T) Siz veya Federasyon'daki başka biri o filmin yazarlarını etkiliyor
mu?
A: Açık.
S: (L) Yani tüm bunlar, kehanetlerdeki dünya değişimlerinin aslında
anladığımız şekliyle fiziksel realitede meydana gelmeyebileceğini mi
gösteriyor?
A: Emin olabilirsin.
S: (L) Yani tüm bu hoplama zıplamalar, oraya buraya gitmeler, onu bunu
yapmalar...
A: Tamamen 3'üncü seviye düşünüşü.
S: (L) Eğer tüm bunlar 3'üncü seviye düşünce ürünleriylese, ve eğer bu
kehanetlerin çoğu sembolikse, tahmin ediyorum ki bu kehanetler aslında
enerjideki hareket ve değişiklikleri işaret ediyor.
A: Evet.
S: (L) Peki eğer bu enerji değişimleri meydana gelecekse, bu kehanetlerde
değişeceği söylenen şey gezegendeki insanlar mı, ya da insan grupları ve
belirli kitleler mi oluyor? Bu afetler bireysel ve veya kolektif bir temelde
ruhta meydana gelecek afetleri mi yansıtıyor?
A: Yakın.
S: (L) Geçiş gerçekleştiğinde dünya üzerindeki insanların da 4'üncü
yoğunluğa geçeceğini, bir çeşit gençleşme süreci yaşayacaklarını falan
söylemiştiniz. Peki 4'üncü yoğunluktan tamamen habesiz olan ve 4'üncü
yoğunluğa geçmeyecek olan insanlara ne olacak? Farkında olan ve frekansları
değişen insanların desteğiyle dalga onları da mı taşıyacak, yoksa başka bir
yere gidip başka şeyler mi yapacaklar?
A: Adım adım (sorun).
S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4'üncü yoğunluğa taşıyacak olan
bir dalga mı?
A: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.
S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla
ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın
tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla
birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması
planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?
A: Evet.
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım
edecek miyiz?
A: Açık.
S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve
kalmayacaklardan, yıkımlardan, 3'üncü, 4'üncü, 5'inci yoğunluk
realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3'üncü yoğunluk
bakımından gezegenin yok olması veya 3'üncü yoğunluktaki nüfusun %90'nın
ölmesi değil. Çünkü insanlar 4'üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?
A: Vau! "Isınıyorsun."
S: (T)
Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların
%90'ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri
yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular
bununla mı ilgili?
A: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetleri yalnızca 3'üncü seviye dünyada
"kalanların" deneyimleyecek olması.
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece
dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin
geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin
hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler
için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle
uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor
olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan
daha kolay öğrenebilecekler.
A: Yakın.
S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın
tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4'üncü yoğunlukta yeni bir
dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir "süper bağlantının" oluşturulması mı?
Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan
bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir
tanesi 3'üncü yoğunlukta kalacak. Öyle mi?
A: Adım adım.
S: (L) Bir bölünme meydana getirecek olan frekansı mı tutacağız?
A: Bu yönde gelişen bir kanal (conduit) açıyorsunuz.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa bir kanal mı açıyoruz?
A: Evet. Bir.
S: (J) Kaç tane kanala ihtiyaç var peki?
A: Açık.
S: (T) Kanal kimin için?
A: Siz ve sizi izleyecekler için.
S: (T) Anladım, 4'üncü yoğunluğa geçecekler için. 4'üncü yoğunluğa
ilerleyeceğiz ve onlar da bu kanal yoluyla bizi takip edecekler. (J) Yani
buna hazır olan diğerleri de bu kanalı kullanabilecek, öyle mi?
A: Grubunuz bu akşam burada.
S: (L) Sadece bu akşam burada bulunanları mı kastediyorsunuz yoksa bizi
takip edenler de mi olacak?
A: Açık. Size bağlı.
S: (L) Bu kanal... Bu, bütün gezegenin yeni boyuta geçeceği kanal mı?
A: Bir tanesi sizsiniz. Başka kanallar da var.
S: (L) Başka gezegenler mi?
A: Hayır. Kanal.
S: Kanallardan biri biziz ve başka kanallar da var.
A: Sizin kanalınız henüz gelişim aşamasında.
S: (J) Yani bu aşamada bir kanal geliştiriyoruz.
A: Evet.
S: (T) Bu gezegen üzerinde kendi kanallarını geliştiren başka gruplar da mı
var?
A: Evet.
S: (T) Tüm bu kanallar 4'üncü yoğunluğa geçişin sağlanmasını sağlamaya
yönelik öyle mi?
A: Kanal geliştirmenin anahtarı bilgidir.
S: (T) Burada hepimizin ışık ailesinin bir parçası olduğumuz varsayımı
üzerinde duruyorum, bu doğru mu?
A: Evet.
S: (T) Yani daha önce bulunduğumuz yerlerden, bu kanalı oluşturmak için bir
araya getirildik, öyle mi?
A: Evet.
S: (T) Bu bölgede başkaları da var mı?
A: Evet.
S: (T) Bize katılmaları mı gerekecek yoksa kendi başlarına mı çalışıyorlar?
A: Açık.
S: (T) Yani onların mı bize katılacağı, bizim mi onlara katılacağımız yoksa
her grubun ayrı mı çalışacağı henüz belirsiz.
A: Ne kadar tanınacağınıza bağlı.
S: (T) Bu hususta tanınmaya ihtiyacımız var mı?
A: Açık.
S: (L) Bu işimizi kolaylaştırır mı?
A: Açık.
S: (T) Bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşıyacak bir kanal
geliştiriyoruz. Bu kanalı oluşturup 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde buraya
gelme amacımız olan frekans tutma işini tamamlamış mı olacağız?
A: Kısmen.
S: (T) Bu kanal bizim için bir çeşit kaçış tüneli, öyle mi?
A: Yakın.
S: (L) Şunu netliğe kavuşturalım. Bu kanaldan diğer boyuta ilerlediğimizde
diğer...
A: 3'üncü seviye dünya değil, 4'üncü seviye dünyada olacaksınız.
S: (L) Eski pratik Laura olarak somutlaştırmaya çalıştığım şey şu; 4'üncü
yoğunluk dünyası ile 3'üncü yoğunluk dünyası yanyana mı var olacaklar?
A: Yanyana değil. Tamamen "farklı dünyalar".
S: (L) Bu dünyalar iç içe olacak ama farklı boyutlarda olacaklar yani?
A: Yakın.
S: (L) Diğer bir deyişle, örneğin bir 6'ncı yoğunluk varlığı bu gezegene
baktığında bu gezegeni görür, uzayda dönüşünü görür, dünyanın çeşitli
boyutlarını görür ve tüm bunlar mekan-zamanda aynı anda gerçekleşiyor olur.
(J) Onlar aşağıyı görebiliyor ama biz yukarıyı göremiyoruz.
A: Evet.
S: (L) 3 boyutlu dünyada tüm o afetler meydana gelirken biz 4 boyutlu
dünyada olacağız ve bu olaylar orada meydana gelmeyecek. 3'üncü yoğunluk
insanlarını görmeyeceğiz ve onlar da bizi görmeyecekler. Çünkü başka
boyutlarda olacağız.
A: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar
vermeniz gerekiyor.
27
Kasım 1994 F___, Laura ve LM
S: Merhaba.
C: Merhaba. İllo.
S: (L) Adın İllo mu? Neredensin?
C: Kasyopya.
S: (L) Genel olarak doğru bilgi sağlayacak şekilde kişiyi hipnotik olarak
geleceğe ilerletmek mümkün mü?
C: Evet.
S: (L) "Geleceğe Ait Kitle Rüyaları" kitabındaki istatistik olarak analiz
edilmiş kitle rüyaları herhangi bir şekilde doğru mu?
C: Bir anlamda.
S: (L) Barbara Marciniak üzerinden bilgi aktaran Pleiades'liler hangi
seviyedeler?
C: 6'ncı yoğunluk.

3 Aralık
1994 F___, Laura, V___
S: Merhaba.
C: Merhaba.
S: (L) Bu gece yanımızda kim var?
C: Wasanna.
S: (L) Pleiades'lerle ilişkiniz nedir?
C: Pleiades'liler pek çok diğerleriyle de bağlantı kuruyor; Biz sahneye
sizinle çıktık ama aslında esas olarak aynıyız; sadece boyut sınırı
üzerindeki odak noktalarımız hafifçe farklı.
S: (L) Tüm bu faaliyetler neden şimdi oluyor?
C: Kapanmak üzere olan büyük döngü çok özel bir fırsat sunuyor.
S: (L) Bu, geleceği değiştirmek için özel bir fırsat anlamına mı geliyor?
C: Geleceği, geçmişi ve şimdiyi.
S: (L) Tüm bunlardan öyle anlıyorum ki, eğer büyük döngüde bu noktada
birşeyler değiştirilmezse herşey çok berbat bir sona doğru gidebilir, öyle
mi?
C: Ama gitmeyecek. Kavramı anlamadın.
S: (L) Yo anladım, söylediğinizi anlıyorum. Tüm bunlar döngünün bir parçası.
Herşey bir döngünün parçası. Kastettiğim şey...
C: Anladın mı???
S: (L) Neyi anladım mı?
C: Kavramı anladığını söyledin. Gerçekten öyle mi? Öğren.
S: (L) Reiki konusunda özellikle
öğrenmek istediğim şey şu; eğer bir kişi psişik olarak, ruhsal olarak,
karmik olarak veya diğer bir şekilde yaralıysa, reiki uygulaması kişinin
elektromanyetik alanına orijinal sağlıklı kalıbın tekrar düzenlenmesi
yönünde mesajlar mı veriyor?
C: Evet.
S: (L) Peki bunun tekrarlanarak uygulanması sadece fiziksel değil, aynı
zamanda eterik (ruhsal) şeylerin de iyileşmesini sağlayabilir, değil mi?
Yani karma falan...
C: Evet.
S: (L) Yani kendimize ve diğerlerine sürekli reiki uygulaması yapmamız bizi
karmik yüklerimizden, anılarımızdan veya ruhsal yaralarımızdan arındırır,
öyle mi?
C: Evet.
S: (V) Az önce belirttiğiniz "buluşmayı" merak ettim de...
C: Buluşma, boyut sınırı geçişinden kaynaklanıyor.
S: (L) Peki bu boyut sınırı geçişinde neden bir buluşma gerçekleştiriliyor?
Bu gerçekten çok büyük bir şov mu olacak?
C: Bir fırsat.
S: (V) Tüm pencerelerin aynı anda açılması ve böylece tüm bu varlıkların
aynı anda gelmesi gibi mi?
C: Tüm evreni etkileme fırsatı gibi.
S: (L) Çeşitli tür ve ırktan
varlıkların, bu kocaman evrenin en uzak yerlerinden birindeki önemsiz bir
galaksinin en dış kenarında bulunan toplu iğne başı kadar küçük bir
gezegende buluşması herşeyi nasıl etkileyebilir?
C: Bu senin algın.
S: (L) Peki doğru algı nedir? Dünya gezegeni ve üzerindeki insanlar, burada
meydana gelen şeyler, bizim normalde düşündüğümüzden daha mı önemli?
C: Dünya bir Birleşme noktası.
S: (L) Her zaman bir birleşme noktası mı buldu? Birleşme noktası olarak mı
tasarlandı? Yoksa sadece bir kereye mi mahsus?
C: Bir kerede çok fazla soru.
S: (L) Başlangıçtan itibaren bir birleşme noktası olarak mı tasarlanmıştı?
C: Doğal işlevi.
S: (L) Yani her zaman bir birleşme noktası mıydı? Burada böyle garip
şeylerin olmasının nedeni bu mu?
C: Bunu yanıtlamak zor çünkü "zaman" hakkındaki anlayışınız yanlış.
S: (V) Bu tür buluşmalar diğer gezegenlerde başka gruplar tarafından da
gerçekleştirildi mi hiç?
C: Gerçekleştirildi, gerçekleştiriliyor ve gerçekleştirilecek.
S: (L) Yani yapısı veya üzerindekiler farklı olabilecek olmakla birlikte
birleşme noktaları olan başka gezegenler de var? (V) Bunlar paralel
evrenlerde mi?
C: Uzaklaşıyorsunuz.
S: (L) Eğer bu birleşme noktaları bütün evrene dağılmışsa, bu boyut geçişi
birleşmesi evrendeki bütün birleşme noktalarında aynı anda mı gerçekleşecek?
C: Hayır.
S: (L) O halde, zamanda herhangi belirli bir noktayı ele aldığımızda,
belirli veya seçilmiş birleşme noktalarında meydana geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Peki boyut sınırlarının coğrafi noktalarla bir ilişkisi var mı?
C: Boyut sınırları dalgalar üzerinde ilerler.
S: (L) Peki bu dalgalar nereden geliyor?
C: Sürekli bir döngüdeler.
S: (L) Peki dünya mı ona doğru ilerliyor yoksa o mu dünyaya doğru geliyor?
C: İkisinden biri.
S: (F) Dünya üzerinde yaşayan varlıkların mevcut olmasının, bu buluşma veya
birleşmeyle bir ilgisi var mı?
C: Evet. Çünkü gelişiminizde kritik bir kavşaktasınız.
S: (L) İlk celsede verdiğiniz kehanetlerin hala geçerli ve yaklaşmakta olup
olmadıklarını öğrenmek istiyorum.
C: Gelişiyorlar.
S: (L) Yani yakında meydana gelecekleri noktaya doğru mu gelişiyorlar?
C: Akışkan.
S: (L) Yani bazıları gerçekleşmeyebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bu gece verdiğiniz kehanetler de değişime tabii mi?
C: Belki.
S: (L) Yoksa daha mı somutlar?
C: Açık.
S: (L) Gezici Yolcular olarak da bilinen 6'ncı yoğunluk Oryonlar, bizi
genetik mühendislikle yarattığı veya buraya koyduğu söylenenler mi?
C: Yakın. Onlar da dalga üzerindeler.
S: (L) Bu dalganın üzerinde ilerleyen gruplar... Dalga üzerinde olmak,
Gezici Yolcular'ın tanımının bir parçası mı?
C: Evet.
S: (L) Dalga üzerinde olmayı seviyorlar mı?
C: Dünya üzerinde olmak sizin için "eğlence" mi?
S: (L) Dünya üzerinde yaşıyor olmayı çok seviyorum ama acı ve ağrı çekmeyi
sevmiyorum ve insanların insanlara karşı zulüm işlemesini veya insanların
acı çektiğini görmeyi sevmiyorum.
C: Dünya üzerinde eğlence için mi yaşıyorsunuz?
S: (L) Dünya üzerinde eğlence için yaşıyor olmayı isterdim ama epeyce
süredir içten gülemiyorum. Herşeyin daha güzel olduğu bir gezegende yaşamak
isterdim...
C: Yanlış anladın.
S: (L) Söylediğiniz şeyi anlıyorum. Orada yaşıyorlar çünkü yaşadıkları yer
orası.
C: Evet.
S: (F) Diğer bir deyişle Dünya üzerinde yaşamayı seçtin, çünkü buraya bir
bilet aldın, öyle mi? (L) Evet, öyle görünüyor. İsa ya da Kutsal Ruh
tarafından kanallandığı iddia edilen "Mucizeler Kursu" (Course in Miracles)
hakkında birşeyler öğrenmek istiyorum. Bu iddia doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Hangi kaynaktan kanallandı?
C: Çeşitli kaynaklar.
S: (L) Peki bunlar iyi adamlar mı?
C: Bazıları.
S: (L) Kişiyi hipnotik olarak geleceğe ilerletip doğru yanıtlar almak mümkün
mü?
C: Evet.
S: (L) "Geleceğe Ait Kitle Rüyaları" kitabında tanımlanan dört senaryo var,
bu senaryoların hepsi genel olarak doğru mu?
C: Olası gelecekler.
S: (L) Yani bir insan geleceğe ilerletildiğinde gördüğü şey ille de gerçek
gelecek değil de olası...
C: Kanalın kalitesine bağlı.
S: (L) Yani bazı insanlar hipnotik olarak geleceğe ilerletilip gerçekten
doğru bilgiler verebilir?
C: Evet.
S: (L) Büyük bilimadamı, araştırmacı
ve yazar Jacques Valle'nin ardında kim veya hangi enerji var? Bazen asıl
noktayı kaçırıyor gibi görünüyor, bazen de olan biteni tek bilen oymuş gibi
görünüyor.
C: İyi biri, niyetleri saf ve iyi.
S: (L) İsa'nın görünüşü nasıldı? Boyu ne kadardı?
C: 1.75 m.
S: (L) Gözleri ne renkti?
C: Mavi
S: (L) Saçları?
C: Kızıla kaçan sarı.
S: (L) Ten rengi?
C: Açık.
S: (L) Kilosu?
C: 73 kg.
S: (L) Kaslı mıydı?
C: Ortalama.
S: (L) Bizim yakışıklı diyeceğimiz biri miydi?
C: Açık.
S: (L) F___ ve benim tanıdığımız kişiler arasında yüz olarak ona benzeyen
biri var mı?
C: Belki.
S: (L) Bir isim verebilir misiniz?
C: Tarıyoruz...
S: (L) Pekala, mesleği neydi?
C: Marangoz.
S: (L) Kendi evi var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Vaftizci John gerçekten kellesini kaybetti mi?
C: Hayır.
S: (L) 4'üncü yoğunluğa geçişten sonraki yeni varoluş seviyesi, "Dokuz
Kehanet" (Celestine Prophecy) kitabında tanımlandığı gibi birşey mi olacak?
C: Yakın.
S: (L) Karbon 14 tarihleme sistemi yeterince doğru mu ve eğer değilse temel
zayıflığı nedir?
C: Belirli bir seviyede.
S: (L) Temel zayıflığı nedir?
C: "Zaman" yok.
S: (L) Dünyada boyut sınır geçişi en son ne zaman gerçekleşti?
C: Sizin ölçümünüze göre 309.000 yıl önce.
S: (L) Enerji bakımından bu dalganın içeriği nedir?
C: His.
S: (L) Bu dalga bir his mi? Bir duygu dalgası mı?
C: Hiperkinetik duyumsayış.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Herşey.
S: (L) Anlamıyoruz.
C: Bu bağlantı için fazla karmaşık.
S: (L) Tamam. Bu dalga dünyayla kaç kez etkileşime girdi?
C: Sonsuz sayıda.
S: (L) Turin Kefeni İsa'nın vücuduna gerçekten geçirildi mi?
C: Hayır.
S: (L) Çarmıha gerilen birinin bedenine örtüldü mü?
C: Hayır.
S: (L) Peki o kefenin hikayesi nedir?
C: Romalı bir işçinin bedenine sarıldı.
S: (L)
Daha önce boyut sınırlarındaki elektromanyetik enerji akış deliklerinden
bahsetmiştik ve bu bağlamda benim düşündüğüm şey, bu deneye maruz bırakılan
kişilerin ciddi bir tehlike altında oldukları şeklinde, bu olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) İnsanları bu elektromanyetik alanlara maruz bırakmanın ne gibi
sonuçları olabilir?
C: Beden işlevlerinin son ermesi.
S: (L) Yani bu onları öldürebilir?
C: Evet.
S: (L) Aynı zamanda boyutlar arasındaki kapıların açılmasıyla içeri başka
şeylerin de girmesine neden olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Bu yöntem nedeniyle yapışık ruh benzeri etkiler meydana gelebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Yine bu yöntemle dünyadışılar tarafından daha fazla oranda
programlanmaları söz konusu olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Bu konuda söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Aklınızı her zaman açık tutun.
S: (L) Bu tür bir deneyin kişi üzerinde ciddi psikolojik etkileri olabilir,
değil mi?
C: Olabilir.
S: (L) Kaçırılan ile kaçıran arasında sürekli bir bağlantının kurulmasında
hangi yöntem veya teknikler kullanılıyor? Bu psişik bir bağlantı mı?
C: Yakın.
S: (L) Bu temasın oluşturulmasında teknolojiden yararlanılıyor mu?
C: Kısmen.
S: (L) Dünyadışı bir varlığın, gözlerini kaçırılan kişinin gözlerine dikerek
onu kontrol etmeye başlaması ve kaçırılanın kendini sevgi dolu ve uyum
içinde hissederek iyi bir deneyim yaşamakta olduğunu düşünmesi ile alakalı
pek çok olay var. Bu "bakışın" amacı nedir?
C: Hipnotik.
S: (L) Aynı zamanda bir bağlantı mı oluşturuyor?
C: Evet.
S: (L) Bu gayet netti! İncil'de put benzeri oyma heykeller yapılmaması
şeklindeki emir hakkındaki yorumunuz nedir? Bu emir neden verildi?
C: Çok sayıda kaynak tarafından kontrol edilmeyi önlemek için.
S: (L) Bu tür heykellerin yapılmaması, çok sayıda kaynak tarafından kontrol
edilmeyi nasıl önleyecekti?
C: Aldatılış.
S: (L) Peki bu tür heykellerin yapılmaması emrini kim verdi?
C: Merkez.
S: (L) "Merkez" nedir?
C: 7'inci seviye.
S: (L) 4'üncü yoğunluk BH'leri 3'üncü yoğunluk enerjisiyle mi besleniyor?
C: Hayır.
S: (L) Nostradamus bilgilerini Akaşik kayıtlardan mı alıyordu?
C: Evet.
S: (L) Yani Nostradamus'un dörtlükleri eğer doğru yorumlanırsa geçerli
olabilir?
C: Önemli olan yorumlayış.
S: (L) Eğer Nostradamus'un dörtlükleriyle ilgili bir dizi celse yaparsak
bize yorumlamada yardım eder misiniz?
C: Evet.
S: (L) Bu bizim için değerli bir proje olur mu?
C: Size bağlı.
S: (L) Oryonlar olarak tanımladığınız 6'ncı yoğunluk KH varlıkları
insanoğlunu genetik olarak tasarlayan veya yaratan varlıklar, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Yaratılıştan sonra bizi ilk değiştirenler mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani hem BH ve hem de KH yönelimli Gezici Yolcular var?
C: Gezici Yolcular "gezgin."
S: (L) Peki "gezgin" nedir?
C: Gezici Yolcu.
S: (L) Ra Bilgileri'ne göre Gezginler kavramı bize yardım etmek için 3'üncü
yoğunluğa dönmeyi seçen 4'üncü veya 5'inci yoğunluk varlıkları oluyor. Aynı
gezginlerden mi bahsediyoruz?
C: 5'inci veya 6'ıncı yoğunluk.
S: (L) Dünya'daki tüm Teozofistler için sormak istiyorum, Helena Blavatsky
tarafından yazılan "Isis Unveiled" kitabındaki bilgilerin kaynağı neydi?
(Ç.N.: Kitap adı, "İsis Perdesi Aralandı" gibi bir anlamda sanırım.)
C: KH ve BH Oryonlar. 6'ncı yoğunluk.
S: (L) Yani kitaptaki bilgiler her iki taraftandı? Hangi bilginin hangi
tarafa ait olduğunu çıkarmak da okuyucuya kalıyor yani?
C: İyi fikir.
S: (L) Boyut perdelerinden bahsederken, aynı yoğunluk içindeki bölümlerden
mi bahsediyoruz?
C: Belki.
S: (L) Boyut perdeleri aynı yoğunluk seviyesindeki boyutları birbirinden
ayırıyor olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Peki boyut perdeleri yoğunluk seviyeleri arasında da olabilir mi?
C: Evet.
S:
(L) Yani boyut perdesi, bir değişikliğin gerçekleştiği bir noktayı ifade
ediyor.... Bu değişime neden olan şey nedir?
C: Doğa.
S: (L) Tasarımı açısından düşünürsek bu değişikliğin tanımı nedir?
C: Deneyim.
S:
(L) Bu, atomlar veya kuantum fiziğiyle veya atomların hareketleriyle
ilişkili mi?
C: Evet.
S: (L) Tamam. Bir atom 3'üncü yoğunlukta. Bu atomu 4'üncü yoğunluktaki bir
atomdan ayırt eden şey nedir?
C: Gerçeklik.
S: (L) Bir boyutu başka bir boyuttan ayırt eden şey nedir?
C: Varsayım. (Assumption)
S: (L) Varsayımı belirleyen şey nedir?
C: Deneyim.
S: (L) Bizim varsayımımıza göre atomlar katı maddeyi oluşturacak şekilde
birleşiyorlar.
C: Varolan herşey sadece bir derstir.
S: (L) Tamam, bize doğru gelen dalga, bize varsayımlarımızı değiştirecek bir
deneyim mi yaşatacak?
C: Madde 22: Bir yarısı şu ki; dalgayı pozitif şekilde deneyimlemek için
varsayımlarınızı değiştirmeniz gerekiyor. (Ç.N.: "Madde-22", Joseph
Heller'in "Catch-22" orijinal adlı romanına atıf.)
S: (L) Peki bu dalga mutlak anlamda neden oluşuyor?
C: Boyut sınırı.
S: (L) Bu boyut sınırı, bir gerçeklik ile başka bir gerçeklik arasındaki
sınır mı?
C: Evet.
S: (L) Yani bir boyut perdesi.
C: Evet.
S: (L) Yani Dünya bir boyut perdesinden geçecek, öyle mi?
C: Ya da "bir" Dünya. Herşey yalnızca bir derstir ve tekrarlıyoruz, bundan
fazlası değildir.
S: (L) Benim deneyimlerime göre dersler genelde acı verici oluyor. Bu boyut
sınırı geçişi veya bu birleşme deneyimi bizim 3'üncü yoğunlukta acı verici
olarak tanımladığımız bir şekilde mi gerçekleşecek?
C: Bekle ve gör.
S: (L) Boyut sınırı 3'üncü yoğunluk mu?
C: Daha önce yanıtlandı; dur ve düşün.
S: (L) Dalga veya boyut perdesi
hakkında söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Hayır, şimdi değil. Şimdilik yeterince aldınız. İyi geceler.
9 Aralık 1994 F___ ve Laura
S: (L) Loto sayılarını alabilmemiz
için yerine getirmemiz gereken herhangi birşey var mı? Yapmamız, olmamız,
düşünmemiz veya söylememiz gereken birşey?
C: Tamamen saf niyet; yani açık.
S: (L) Tamamen açıklık mı?
C: Beklentisizlik.
S: (L) Bu tür bir ilgi istediğimizdeki beklentilerimiz kanalı zayıflatıyor
mu?
C: Evet.
S: (L) Bunu elde edip etmemeyi umursamamamız gerekiyor yani?
C: "Mutluyum ve şanslıyım" davranışı işe yarıyor. Daha önce senin de olduğun
gibi.
S: (L) Yani endişeli, gergin, beklentili olduğumuzda ve belirli bir fikre
saplandığımızda akışı zorlaştırıyoruz öyle mi?
C: Evet.
10
Aralık 1994 F___, Laura, T___ ve J___
S: (L)
Adın nedir?
C: Rodann.
S: (L) T___ ve J___ için tekrar sormak istiyorum, önceki gece hipnotik
regresyon sırasında D___ M___'nin gördüğü varlıklar kimdi?
C: Onun diğer benlikleri.
S: (L) Bu varlıklar, bizim şu anda üzerinde bulunduğumuz dünyadaki fiziksel
varlıklar mı?
C: Hayır.
S: (L) Yani bunlar başka gerçeklik denen bir yerde mi oldu?
C: Olmaya devam ediyor.
S: (L) Yani D___ başka bir gerçeklikte küçük çocukları yiyen bir peygamber
devesi mi?
C: Sen de öyle. Diğer herkes de.
S: (L) Bunlar onun varlığı mı?
C: Diğer benlikleri.
S: (L) Bunların, bizim dünyaya boyut sınırı geçişinin bir parçası olarak
gelmemizle bir ilişkisi var mı?
C: Evet.
S: (L) Hepimiz bu diğer benliklerimizle yüzleşmek zorunda kalacak mıyız?
C: Evet.
S: (L) Şu anda tüm boyutlarda başka şeyler yapan parçalarımız mı var?
C: Evet.
S: (L) Peki boyut sınırı geçişi bunu nasıl etkileyecek?
C: Birleşecek.
S: (L) Varlığımızın bu yönlerini ortaya çıkarmak ve bunlarla yüzleşmek için
çok sayıda hipnoz celsesi mi yapmamız gerekiyor?
C: İstemeseniz de olacak. Termonükleer bir patlama gibi olacak. Mesaj
geliyor: Rotayı görün. Oryon, Pleyades, Arkturas, Kasyopya; Dünya'ya
uzaklıklarını kontrol edin; bunu ilerleterek, dalganın dünyaya uzaklığını
kendi zaman-mekan ölçülerinizle belirleyin. Kanallanan mesajları
karşılaştırın; tarih ve yerleri kontrol edin. Neredeysek oyuz. (Ç.N.:
Pleyades-->Pleiades)
S: (L) Neredeysek oyuz derken neyi kastediyorsunuz?
C: Zaman ve uzaklıkları karşılaştırın.
S: (L) Bu karşılaştırmaları yapmak için hangi kitabı kullanmamız gerekir?
C: Herhangi bir yıldız haritası ve Marciniak, Arkturas Kanalı, Oryon
Literatürü ve Biz. Dalganın tepesinden konuşuyoruz, peki şu anda neredeyiz?
S: (L) Bu bir bilmece mi?
C: Dalganın tepesinden iletişim kuruyoruz.
S: (L) Dalganın tepesinden mi konuşuyorsunuz? (T) Dalganın üzerinde misiniz?
C: Evet.
S: (L) Diğer bir celsede 6 bin mil uzaklıkta olduğunuzu söylemiştiniz?
C: Aktarım penceresi.
S: (L) Tüm bu söylediklerinizi bizim anlayabileceğimiz bir şekilde
açıklayacağınızı umut ediyoruz...
C: Gayet açık.
S: (L) Bunları anlamamız için biz zavallı 2-sarmal DNA'lılara yardımcı
olabilir misiniz?
C: Kasyopya ne kadar uzaklıkta?
S: (L) Kesin mesafelere mi ihtiyacımız var?
C: Genel olarak da olabilir.
S: (L) Yani eğer genel mesafeyi bulursak... Peki bu yıldız kümelerinin her
biri dalganın genel bir alanını mı temsil ediyor?
C: Her biri mekan-zamandaki noktaları temsil ediyor. Mesafelerle birlikte
kanal mesajlarının yayınlanma tarihlerini karşılaştırın, böylece hızı ve
varış zamanını hesaplayabilirsiniz.
S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız,
Pleyadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz!
Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları
birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?
C: Dairesel bir rotada.
S: (L) Yani spiral gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir yıldız haritası alıp rotayı çizebiliriz, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Oryon'dan konuştuğumuzda Oryonlarız. Pleyades'ten konuştuğumuza
Pleyadesleriz ve bunun gibi. Yani belirttiğiniz tüm bu kanal kitapları aynı
kaynaktan farklı kanallar yoluyla geliyor.
C: Evet. Size dalganın tepe noktasının yerini söyledik. Neredeysek oralıyız
ve o şekilde konuşuyoruz. Anladınız mı?
S: (L) Siz dalganın tepesi mısınız?
C: Biz Marciniak'ın Pleyadeslileriyiz. Neredeysek oyuz.
S: (T) Yani aslında Kasyopya Takımyıldızı'nda yaşayan Kasyopyalılar
değilsiniz?
C: Biz Gezici Yolcularız.
S: (T) Yani dalga dünyaya ulaştığında dünyadaki başka biriyle iletişime
geçip kendinizi "dünyalı" olarak mı tanıtacaksınız?
C: Dalga dünyaya ulaştığında sizinle birleşeceğiz.
S: (L) Oryon'dayken Oryonlarla birleştiniz mi?
C: Boyut sınır geçişine uygun frekansta değiller.
S: (L) Peki dalga Oryon bölümünde ne etki yaptı?
C: Hiç. Zaten 4'üncü yoğunluk.
S: (L) Dalga nereden çıktı?
C: Bir yerden çıkmadı.
S: (L) Evrende sürekli bir döngüde mi?
C: Yakın.
S: (T) 6'ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T___, Laura, J___ ve F___ mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.
S: (L) Herhangi bir şekilde o garip peygamber devesi varlıklarından biri
olma ihtimaliniz yok değil mi?
C: Evet ve hayır.
S: (T) Yani bizim diğer parçalarımızsınız, öyle mi? Siz, biz, Kertenkeleler,
karıncalar, Griler, ağaçlar...
C: Biz sizin bütüncül benliğiniziz; 6'ncı yoğunluktayız.
S: (T) Yani siz bizim olmaya çalıştığımız şeysiniz öyle mi? Yani bizsiniz?
C: Evet.
S: (T) O halde 4'üncü yoğunluğa geçiş sırasında siz bütüncül benliklerimizle
birleştiğimizde bir süre için sizi de göreceğiz, öyle mi?
C: Bütüncül benliklerle birleşme geçici olacak.
S: (L) Ama 4'üncü yoğunluğa geçince...
C: Daha yakın olacaksınız.
S: (L) Biz, bu odadakiler, diğerlerinden daha mı yakın olacağız?
C: Hayır, genel olarak tanımladık.
S: (L) S___ hipnoz altındayken, bir dalga üzerinde buraya gelen bir uzay
gemisi filosu gördüğünü anlatmıştı ve bunu son derece olumsuz birşey olarak
tanımlıyordu. Bu dalganın korkutucu, saldırı tarzında birşey olduğunu
hissediyordu. Algıladığı şey siz ve dalganız mıydı?
C: Dalga bir taşıma aracı gibi.
S: (L) Bu araçta başkaları da mı var?
C: Evet.
S: (L) Bize istila etmeye mi geliyorsunuz?
C: Hayır, birleşmeye.
S: (L) Bizi istila etmek niyetiyle gelenler de var mı?
C: Evet.
S: (L) Peki bizimle birleştiğinizde, kendimizi savunma direncimizi
arttıracak mısınız?
C: Dalga "kalabalık."
S: (T) Yani, tüm evrende dünyadan bir parça isteyen herkes bu dalganın
üstünde, öyle mi?
C: Boyut sınırı geçişinde.
S: (L) O zaman onları yolumuzdan uzaklaştıracak birkaç hızlı soru sorayım.
Tabii eğer bize söyleyecek... Yani bu konuda bilmeye ihtiyaç duyduğumuz pek
çok bilgi verdiniz bu kanal yoluyla ve...
C: Öyle mi?
S: (L) Sanırım bu konuda henüz bilmemiz gereken herşeyi bilmediğimizi
söylüyorlar. Tamam buna daha sonra tekrar döneriz.
C: Sorular sorabilirsiniz.
S: (L) Tamam tarzımızı değiştirmek istemem. (T) Dalga epeyce kalabalıkmış.
Pekala, "Kozmik Farkındalık" (Cosmic Awareness) isimli bir grup bir email
ile bana bir parça transkriptlerini göndermiş...
C: Dezinformatzia.
S: (T) Mizah duygusuna sahip 6'ncı yoğunluk varlıklarını severim. (L) Bu
kaynakta söylendiği gibi 51'inci bölgedeki üs Kirtland'a taşındı mı?
C: Hayır.
S: (T) 51'inci bölgede bir üs var mı?
C: Evet. Kirtland'da yeni bir tane yapıldı.
S: (L) 51'inci bölgedeki üs, bizim ordumuzla dünyadışıların birlikte
çalıştıkları yer mi?
C:
Grilerin bir aracını oraya aldılar, ama orada insan ve dünyadışı personel
birlikte çalışmıyor.
S: (T) Bu aracı bir şekilde ele mi geçirdiler?
C: Kazadan sonra aldılar.
S: (T) Herhangi bir dünyadışı varlık
devlete böyle bir araç verdi mi?
C: Hayır.
S: (L) Deneyimlediğimiz DNA
değişimleri, pek çok nesil sonra bu değişimler etkinleşecek şekilde bize
programlanmış mıydı?
C: Yakın.
S: (L) J. Z. Knight'ın Ramtha'yı kanalladığı iddia edilior. Ramtha kimdi?
C: Başlangıçtaki kaynak geçerliydi.
S: (L) Peki değişti mi?
C: Hırs.
S: (T) Yani J. Z. Knight sahte bir kanallama yaptı?
C: Evet.
S: (L) Dün gece söylediğiniz birşeyi sormak istiyorum; kasedi henüz yazıya
dökmedim ama 4'üncü yoğunluk adayı diye bir deyim kullandınız. Bunu daha
önce kullandığınızı duymamıştım. 4'üncü yoğunluk adayı nedir?
C: Kendini açıklıyor.
S: (L) Bir kişi nasıl 4'üncü yoğunluk adayı olur?
C: Doğal gelişim.
S: (L) Dünyadaki herkes 4'üncü yoğunluk adayı mı?
C: Hayır.
S: (L) Kaç kişi var?
C: Açık.
S: (L) Şu anda aday olmayan bir insan bir gece içinde aday olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) DNA'larımızda kaç sarmal var?
C: T___; 4, F___;4, J___;3, Laura;3.
S: (L) Aman tanrım... Bunun cinsiyetle bir ilgisi var mı?
C: Hayır.
S: (L) Yani F___ ve T___'nin Jan ve benden daha zeki olduğunu mu
söylüyorsunuz?
C: Şu anda 4'üncü, 5'inci ve 6'ncınız gelişiyor.
S: (T) Eğer 3'üncü yoğunluktaki uzmanlar şu anda DNA'mızı inceleseler bunu
görebilirler miydi?
C: Çöp DNA derlerdi.
S: (T) Gene de daha önce olmayan birşeyleri fark ederler miydi?
C: Belki.
S: (F) Sıradan bir DNA'yla karşılaştırmaları gerekir. (L) Atlantis ve
Lemurya dünyanın en eski medeniyetleri mi?
C: Hayır.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'dan önce de gelişmiş medeniyetler var mıydı?
C: Pek çok.
S: (L) Şu anda Antartika olarak isimlendirdiğimiz bölgede eski bir gelişmiş
medeniyet var mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu medeniyetin adı neydi?
C: Gor.
S: (L) Gor'da ne tür bireyler yaşıyordu?
C: 5 buçuk metre boyunda.
S: (L) Peki hümanoitler miydi, bize benziyorlar mıydı?
C: Yakın.
S: (L) Bizim gibi erkek ve dişi miydiler?
C: Evet.
S: (L) Uzay yolculuğu yetenekleri var mıydı?
C: Öyle bir ilgileri yoktu.
S: (L) Onların medeniyetinin herhangi bir kalıntısı var mı?
C: Evet.
S: (L) Sadece Antartika'da mı yaşıyorlardı?
C: Hayır.
S: (L) Tüm dünyada mı yaşıyorlardı?
C: Yakın.
S: (L) Florida'da herhangi bir kalıntıları var mı?
C: Hayır.
S: (L) Kalıntıları nerede bulunabilir?
C: Güney Amerika.
S: (L) Güney Amerika'nın neresinde?
C: Amazon. Eski Amazon efsaneleri.
S: (L) Bilimadamlarımız bunu biliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'nın kalıntıları mevcut mu?
C: Evet.
S: (L) Bilimadamları bunu da biliyor mu?
C: Evet.
S: (L) Bu bilgileri kasıtlı olarak mı bizden saklıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Bize söyleme gibi bir niyetleri var mı?
C: Hayır.
S: (L) Ellerinde bu kalıntılardan var mı?
C: Evet.
S: (L) T___ G___'nin, kanserden kurtulmak için yapabileceği birşey olup
olmadığını öğrenmek istiyorum.
C: Pozitif zihinsel tutum.
S: (L) Orgazm anında ruhsal olarak ne oluyor?
C: Kimin için?
S: (L) Herhangi biri için. Genel anlamda. Cinsel zirveyi deneyimlediği
sırada bir insana psişik olarak birşey oluyor mu?
C: Açık.
S: (L) Her birey için farklı mı?
C: Yakın.
S: (L) Erkekler ve kadınlar için farklı mı?
C: Genellikle.
S: (L) Bunu sormamın nedeni şu; psişik güçle algılama üzerinde bazı
çalışmalar yapan Wayne Cook isimli bir adam, cinsel zirveden sonra insan
bedeninin ölü bir bedenle psişik olarak aynı nitelikte algılandığını bulmuş.
Bunun nedeni nedir? (T) Enerjinin boşalması.
C: Evet.
S: (L) Peki enerji nereye boşalıyor?
C: Etere.
S: (L) Enerji diğer partnere gidiyor mu?
C: Belki.
S: (L) Bu faaliyet sırasında Kertenkele veya diğer varlıkların etrafta
dolaşarak bu enerjiyi almaları mümkün mü?
C: Evet.
S: (L) Genel anlamda bu çok sık oluyor mu?
C: Evet.
S: (L) Toplumumuzda seksin bu kadar teşvik edilmesinin ve bu derece
yaygınlaştırılmasının sebeplerinden biri de bu mu?
C: Evet, evet, evet.
S: (T) O kadar iyi miydik? (L) T___ ! Pekala, Otto Muck, Atlantis'in son
yıkımının MÖ 5 Haziran 8498'de meydana geldiği sonucuna ulaştı. Bu tespit
çok yakın mı?
C: Yakın.
S: (L) Mayalara ne oldu?
C: Kertenkele varlıkları tarafından 4'üncü yoğunluğa götürüldüler. "Kertişland"
S: (L) Orada onlarla ne yaptılar?
C: Pek çok olasılık.
S: (L) Bu olasılıklar arasında akşam yemeği olmak da var mı? Özür dilerim
buna engel olamadım.
C: Belki.
S: (L) Atlantis ana adasının büyüklüğü ne kadardı?
C: Yaklaşık 3.500.000 kilometre kare.
S: (T) Hem BH'den hem de KH'den söz
ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bizim
yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark
var?
C: Bh dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.
S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?
C: Evet. Zaten yanıtlandı.
S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?
C: Evet.
S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe
doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.
S: (T) Önceki celselerin kayıtlarından okuduğum kadarıyla BH olarak KH
olduklarını söylüyorlar. (L) Başkalarına hizmet etme yoluyla kendilerine
hizmet ediyorlar. (T) Bunu mu kastediyorlar? (L) Evet. (T) Bizim yapmamız
gereken şey de bu mu? Yani diğerlerine hizmet ederek kendimize hizmet etmek?
Evet! Çünkü giden dolanıp geri geliyor. Diğerlerine hizmet edersen sen de
hizmet görüyorsun. (F) Çünkü kendine hizmet edersen, aynı şekilde kendine
hizmet eden sonsuz sayıda başka birey de olabilir. (T) Yani enerji
alışverişi olmaz, grup sinerjisi olmaz. (F) Herşey içe doğru hareket eder.
(T) Paylaşım yok, gelişim yok, hiçbirşey yok. (F) Bağlantı kurma yok. (T)
Evet, öğrenme yok. (L) KH bakımından, tabii alakalı olabilir de olmayabilir
de ama, Kara Deliğin özelliğini söyleyebilir misiniz?
C: Büyük ölçekli KH.
S: (L) Yani bir varlık öylesine yüksek bir kendine hizmet seviyesine çıkıyor
ki, resmen kendi içine doğru patlıyor, öyle mi?
C: Yakın bir benzetme.
S: (T) Yoksa bütün bir KH medeniyeti mi?
C: Hayır.
S: (L) Belki de bir medeniyet bunu yapamaz çünkü medeniyet birlikte
çalışmayı ima ediyor. Tek bir varlık olması gerekir.
C: Kara Delikler KH Özgür İrade bilinç yapısının doğal birer yansımasıdır.
Dikkat ederseniz Kara delikler, spiral enerji güçlerinin merkezinde
bulunurlar, diğer herşey dışarı doğru yayılır.
S: (L) "Spiral" enerji güçleri dediniz, ve dalganın da bir spiral olduğunu
söylemiştiniz. Bu dalganın merkezinde de bir kara delik mi var?
C: Hayır.
S: (L) Dışa yayılım gösteren bir dalga mı?
C: Yaratılıştaki herşey budur: yayılan bir dalga.
S: (L) Kara deliğin emdiği enerji nereye gidiyor?
C: Mutlak yokluğa.
S: (L) Peki eğer bir kara delik sürekli içine birşeyler almaya devam ederse
sonunda tüm varoluşu emip bitirmesi mümkün olabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evren herşeyi kapsar. Kara delikler ise tüm KH enerjilerinin son
durağıdır.
S: (F) Yani bu, biz veya KH olarak tanımlanan herhangi birinin, o yolda
kalmaya devam etmesi durumunda en sonunda varacağı yerin bir Kara Delik
olacağı anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Çok hoş. Peki "mutlak yokluğa" giden enerjiye ne oluyor?
C: Mutlak yokluk, mutlak varlığı dengeliyor. Mutlak varlığın ne olduğunu
tahmin edin.
S: (L) Bir tür dengeleyici güç mü?
C: "Tanrı."
S: (T) Pleiades Öğretileri'nde bahsedildiği şekliyle Baş Yaratıcı'dan mı
bahsediyoruz?
C: Evet, Baş Yaratıcı.
S: (T) Baş Yaratıcı ile "Tanrı" arasındaki fark nedir?
C: Yok. Varolduğunuz sürece Baş Yaratıcı'nın bir parçasısınız.
S: (L) O halde Kara Deliklere giden şey Baş Yaratıcı'nın bir parçası
olmuyor?
C: Doğru.
S: (L) Baş Yaratıcı kendisinin bir parçasını nasıl kaybedilir?
C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.
S: (L) Yani Kara Deliğe giden enerji diğer taraftan çıkıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Primal atom gibi birşey mi oluyor?
C: Hayır.
S: (T) Tekrar döngüye mi giriyor?
C: Hayır. Yok olanın yerine yansıma olarak primal atomlar üretiliyor.
S: (T) Pozitif veya negatif enerji ürettiğimizde, diğer seviyelerde bu
enerjiyle beslenen varlıklar var, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (T) Tamam, ve Kertişlerin negatif enerjiyle beslendiklerini
söylemiştiniz?
C: Evet.
S: (T) Peki pozitif enerjiyle kim besleniyor?
C: Siz.
S: (T) Pozitif enerjiyle nasıl besleniyoruz?
C: Bir'le yani 7'nci seviyeyle birliğe doğru ilerliyorsunuz.
S: (L) Diğer bir deyişle başka birine yakıt sağlamak yerine kendi yakıtını
üretiyorsun. (T) Siz 6'ncı seviyedesiniz, siz neyle besleniyorsunuz?
C: Yanlış kavram. Biz diğerlerine veriyoruz ve diğer BH'lerden alıyoruz.
Birbirimizi besliyoruz.
S: (T) Yani birbirinizi besleyerek ilerliyorsunuz ama KH yolundakiler
birbirlerini beslemiyorlar ve bu yüzden başkalarıyla beslenmeleri gerekiyor.
(T) Şu anda bizimle konuşuyorsunuz. Bu BH mi?
C:Evet.
S: (T) Kanal için de enerji sağlıyoruz, size de enerji veriyor muyuz?
C: Hayır.
S: (T) Programın gerisinde kalıyorsun T___. (L) Bizden ne istiyorsunuz?
C: Saf BH iken birşey istemeyiz. Geldik çünkü SİZ istediniz. Diğerleriyle
paylaşana kadar bu da KH.
S: (L) Yani bu bilgileri paylaşmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Size kalmış, bu bir özgür irade seçimi.
S: (L) Bu bigilyi paylaşmamız bizim için risk yaratır mı?
C: Bir seviyede, ama herşeyde bir "risk" vardır.
S: (T) Bir sorum var: bizimle ilgili o şirin küçük sözleri ve deyişleri
nereden alıyorsunuz?
C: İnsan realitesine erişim yoluyla.
S: (L) Fate dergilerimden birinde savaş sırasında yaralandığı için
saklandığı mağarada devasa bir yapı bulan bir adamın hikayesini okudum.
Avrupa'da bir yerlerdeydi. Şu anda o resmi zihnimde canlandırıyorum. Adamın
o mağarada bulduğu bu şey neydi?
C: Kertenkele varlıklarınca yapılmış magnezyum duvarı. 309.448 yıl önce
yapıldı. Bir üssün parçasıydı. Afetler sırasında gömüldü.
S: (L) Oak Island'da (Meşe Adası) ne gömüldü?
C: Rejeneratör. (Madde Kopyalayıcı)
S: (L) Rejeneratör nedir?
C: Remolekülerizatör.
S: (L) Onu oraya kim koydu?
C: Kertenkele varlıkları.
S: (L) Ne zaman koydular?
C: Yaklaşık 10.000 yıl önce.
S: (L) Ara sıra kullanıyorlar mı?
C: Hayır.
S: (L) Hala çalışıyor mu?
C: Çalışabilir.
S: (T) Remolekülerizatörün amacı nedir? (L) Evet, ne için kullanıyorlar?
Partilerde arkadaşlarını eğlendirmek için mi?
C: Madde üretmek için.
S: (L) Fiziksel beden gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani gidip onun yanında veya içinde duruyorsun ve aynısını üretiyor,
öyle mi?
C: Herhangi bir madde.
S: (L) Ambarda bir tane olsa çok iyi olurdu. Onu oradan çıkarmanın herhangi
bir yolu var mı?
C: Belki. Bir yolculuk mu düşünüyorsunuz?
S: (L) Hayır, sadece merak ettik. Ne kadar derine gömülü?
C: Derin.
S: (T) Resmini bir hazine avcısı dergisine gönderirdik ve insanlar bununla
neler yapabileceklerini hayal ederlerdi. (L) Evet insanlara onun ne olduğunu
söylediğimizde hemen etrafına üşüşürlerdi. (T) Evet. Bu bir rejeneratör.
"Ne?" Bir rejeneratör. Neyin var senin? Nerede yaşıyorsun? Hiç kopyalanmak
istemedin mi? Sen de bir Time Lord olabilirsin! (L) Arkadaşlarınızı
şaşırtın, düşmanlarınızı korkutun, bununla bir kadını uzaktan hipnotize
edebilirsiniz, işte bununla.... REJENERATÖR! (T) Vau! Şunun Rejeneratörünün
boyuna bak! [Büyük kahkahalar]. Teşekkürler.
C: İyi geceler.
17
Aralık 1994 F___, Laura, V___, DM
S: (L) Bu gece kim var?
C: Porsonea.
S: (L) Alkol almamız kötü müydü?
C: Yalnızca aşırı olduğunda.
S: (L) D___'nin siğillerinden
kurtulmasına fiziksel olarak yardımcı olmak üzere yapılabilecek herhangi
birşey var mı?
C: Olabilir. Zihin ve diyette düzenlemeler yapmaya çalış. Potasyum
eksikliğin var. Zihnini buna göre ayarlamalısın.
S: (L) Zihninde ne tür ayarlamalar yapabilir?
C: Strese yönelik önlemler.
S: (L) E___ P___'nin karısının yapması gereken şey de bu mu?
C: Faydası olur ama tedavi değil.
S: (L) Onun için işe yarayacak olan ne var?
C: Kompresler.
S: (L) Ne tür kompresler?
C: Minerallerle zenginleşmiş çamur. Bir bitki uzmanına danışın.
S: (L) E___ P___'nin bize
benzediklerini söylediği onu kaçıran varlıklar kim?
C: 4'üncü yoğunluk Oryon KH.
S: (V) Ama o onların Pleyadesliler oldukları izlenimini edinmiş. Neden...
C: Herkes yanlış izlenim yaratabilir.
S: (V) 6 ay içinde ailesinden ve dünyadan ayrılarak Pleyades'e gitmeyi
planlıyor.
C: Özgür irade.
S: (V) Yani özgür iradesi onu Pleyades'e mi taşıyacak?
C: Sizi bir yerlere taşıyan güç her zaman özgür iradedir.
S: (DM) Bahsettiği Pleyadesli onun babasıymış, bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (DM) Yani o bir melez değil, doğru mu?
C: Eğer melez olmayı seçerse, o zaman bu onun seçimi.
S: (L) Yani... (DM) Melez olmak nasıl seçim olabilir?
C: Herhangi bir şey nasıl olabilir?
S: (L) O şekilde algılamasının subjektif bir seçim olduğunu mu
söylüyorsunuz? (DM) Babası bir Pleyadesli mi?
C: Hayır.
S: (L) Peki neden öyle düşünüyor? (DM) Yalan mı söylüyor?
C: Söylediğine inanıyor.
S: (DM) Yani söylediği şeyin gerçek olduğuna inanıyor mu?
C: Evet.
S: (L) Peki gerçek mi?
C: Gerçek, ama hangi seviyede? Asıl soru bu.
S: (L) Hangi seviyede? (DM) 5'inci yoğunluk mu?
C: Tamam, öğrenme zamanı... Geçmiş ve gelecek tamamen şimdide!
S: (DM) Yani tüm farklı seviyelerin aynı an içinde mevcut olduğundan
bahsediyoruz, değil mi?
C: Bunu zaten biliyorsun D___.
S: (L) Tamam, belirli bir seviyede... (DM) Onun seviyelerinin hepsi şu anda
birlikte mi?
C: İçiçe.
S: (DM) Ve o şu anda bu seviyelerdeki deneyimlerini belirli bir yönde
odaklıyor, doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S: (DM) Yani odaklanma gerçekleştiğinde bu gezegeni terk mi edecek?
C: Eğer bunu seçerse.
S: (DM) Ve seçecek, değil mi?
C: Açık.
S: (L) Beni endişelendiren şey KH varlıklarının onu kaçırmış olması ve
sanırım bu iyi değil. (DM) E___ KH mi?
C: Hepiniz hala KH'siniz. Hepiniz BH'ye mezun olmaya doğru ilerliyorsunuz.
S: (F) Hepimiz hala KH miyiz?
C: Evet.
S: (L) E___'nin durumunu hala anlayamadım... (DM) Başkalarına hizmetin neyi
kapsadığını açıklar mısınız?
C: Kendiyle hiç ilgilenmemek.
S: (L) Bu gerçekten çok zor. (DM) Mahatma Gandhi gibi birşey olmak anlamına
geliyor bu sanırım, doğru mu?
C: Evet, yakın.
S: (DM) O zaman tanıdıklarım arasında bunu başarabilecek olan kimse yok,
doğru mu?
C: 4'üncü yoğunlukta herhangi bir tanıdığın var mı?
S: (L) Elbette yok. (DM) Emin değilim. (V) Yani, 3'üncü yoğunluktan 4'üncü
yoğunluğa geçtiğimizde kendimize hizmet ihtiyacını yitiriyoruz, öyle mi?
C: Eğer geçerseniz ve seçiminiz o yönde olursa evet.
S: (DM) Bu bir anda olan birşey mi? Hazır olur olmaz, gidiyorsun!
C: Hayır. Boyut sınırı geçişi.
S: (L) Boyut sınır geçişi sırasında geçiş için doğru titreşim frekansında
olanlar, İncil'de söylendiği gibi göz açıp kapama süresinde geçişi yapacak.
Neredeyse bir an içinde. Hazırlanıyoruz... En azından belirli bir seviyede
olman gerekiyor. Herşey dalganın gelişiyle ilişkili.
C: Dalgayla birlikte geliyoruz.
S: (DM) Salı günü evime biri gelecek! (L) E___ konusunda kafam iyice
karıştı. Oryonlu KH'lerce kaçırıldığını söylüyorsunuz. Bu kaçırmayı hangi
seviyeden varlıklar yapıyor?
C: Devam ediyor.
S: (L) Başka gruplar tarafından da kaçırılıyor mu?
C: Griler.
S: (V) Grilerin çok sıcak, dostane varlıklar olduklarını düşünüyor. (DM)
Griler BH mi?
C: Hayır. Sibergenetik.
S: (L) E___'ye Grilerin iyi olduğunu kim söyledi, neden buna ikna oldu?
C: Pek çok kaynak.
S: (L) Arabadayken D___ bana çocukken E___ P___'yle ilgili yaşadığı bir
olaydan bahsetti. Çocukken yaşadığı bir olay. Bunu onun psişik yeteneğinin
ve iyiliğinin bir kanıtı olarak algılamış. Şimdi bana söyleyebilir misiniz,
eğer E___ KH'ler tarafından etki altına alındıysa bu psişik yeteneğe nasıl
sahip olabiliyor?
C: Herkesin yeteneği var, önemli olan nasıl kullanıldığı.
S: (L) 4'üncü seviye KH'ler herşeyi kendi planlarına göre hazırlayıp bizi
yönetmek ve 4'üncü yoğunlukta bizimle beslenmek istiyorlar. Herkesi kendi
düşünüş tarzına ve egemenlikleri altına almak istiyorlar böylece enerjimizi
ve özgür irademizi onlar için kullanacağız. (DM) Yani bizim için bir
planları var. (F) Bu konun bir bölümü. Belirli bir seviyede başlamış olan ve
buraya yaklaşan savaşı hatırlamıyor musunuz? KH mi yoksa BH mi olacağımız
bir anlamda buna göre belirlenecek... (L) E___ P___ insanları yanlış yönlere
sevk etmek üzere programlandı mı?
C: Hayır.
S: (L) O zaman hiçbir şey anlamadım.
C: Sadece hazır varsayımlarınla değerlendirme yapıyorsun.
S: (L) Ama başka bir celsede E___ P___'nin söylediği pek çok şeyin insanları
saptırmaya yönelik dezenformasyon olduğu söylenmişti, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Peki bu dezenformasyonun kaynağı nedir?
C: Oryon KH.
S: (L) Yani kısacası onun "ruhunu almaya" mı çalışıyorlar?
C: Hayır.
S: (L) 4'üncü yoğunlukta onu kendi yönetimleri altına almak amacıyla savaşı
kazanmaya mı çalışıyorlar?
C: Ve sizi ve tüm diğerlerini.
S: (L) İşte bu çok güzel...
C: Bunu size daha önce de söyledik, bilgi korur, bilgisizlik tehlike
yaratır.
S: (L) Peki bir insan nasıl...
C: Tüm bilgiler iyidir.
S: (L) Peki E___ gibi bir insan kendini böylesine üstün zihin kontrol
yetenekleri olan, resmen insanların kafalarına düşünceler yerleştirebilen
varlıklara karşı nasıl koruyabilir? Yani herhangi bir insanın bu konuda
şansı nedir?
C: E___ sürece katıldı.
S: (L) Yani bir seviyede KH yolunu seçti, burada söylediğiniz şey bu mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bu KH yolunun etkisiyle ailesini terk ediyor, doğru mu?
C: Yakın. P___'yi iyi tanıyın.
S: (DM) Ne anlamda?
C: Zihinlerinizi açın. O deneyimliyor, siz tanıklık ediyorsunuz. İzleyin ve
görün. Bakın, dinleyin ve öğrenin.
S: (L) Pekala, teşekkür ederiz ve iyi geceler.
C: İyi geceler.
S: (D) Laura almamı istiyor ve bana bunun nedenlerini anlattı. Yaptığım şey
ise dinlemek ve bilgi toplamak. Herhalde alırım.
C: Biliyorsun. Yumuşak konuşuyorsun.
S: (D) Siğillerime E vitamini koyduğumda kaşınmalarını önlediğini
keşfettim...
C: Potasyum.
S: (D) Evet, muz yiyorum! Antibiyotik yağlar da koyuyorum ve sonra
temizlediğimde o da fazla kaşınmayı durduruyor. Potasyumun faydası
olduğundan eminim. Muz yemeyi ihmal etmiyorum. (L) Bu iletişimin
başlamasından önceki yılda meydana gelen eşzamanlı olaylardan bahsediyorduk
ve o olayların kısmen sizin tarafınızdan mı tasarlandığını öğrenmek
istiyorum.
C: Açık.
S: (L) Sanırım evren büyük bir laboratuar ve biz de deney fareleriyiz...
C: Hayır, tüm yaratılışta mevcut olan herşey sadece bir derstir, laboratuar
yok.
S: (D) Tamam. (L) E___'yi gördüğümüz gün, sanırım geçen cumartesiydi, bize
üç gün önce kaçırıldığını söyledi. Bu fiziksel bir kaçırılma mıydı, yoksa
bir Sanal Gerçeklik kaçırılması mı?
C: İkincisiydi.
S: (L) Yaşadığını iddia ettiği kaçırılmalardan kaç tanesi sanal gerçeklik
türündeydi?
C: Yaklaşık olarak yarı-yarıya.
S: (L) Sanal gerçeklik kaçırılmasında kişinin herhangi bir parçası gerçekten
çıkıp başka bir boyuta gidiyor mu?
C: Ruh kopyalaması.
S: (L) Yani ruhun bir kopyası, yani gölgesi gibi birşey ya da belki ruhun
holografik bir parçası başka bir boyuta taşınarak birşeyler yaşıyor, bunu mu
kastediyorsunuz?
C: Söylediğine yakın.
S: (L) Yani bir kişi bir sanal gerçeklik kaçırılması yaşadığında bu bir
seviyede onların yaşadığı gerçek bir deneyim mi?
C: Gerçek.
S: (L) Ama fiziksel bedenleri kaçırılmıyor veya bir yere gitmiyor, öyle mi?
C: Orijinal gitmiyor.
S: (L) İlginç. (D) Bu şey gibi mi... (L) Ruh kopyalanması...
C: Fotokopi makinesini düşünün, benzer bir kavram.
S: (L) Fotokopi mi? E___'nin kaçırılmalarının yarısı bu türde sanal
gerçeklik kaçırılması mı?
C: Evet.
S: (L) Diğer yarısı da gerçek fiziksel kaçırılma mı?
C: Evet.
S: (L) Kim tarafından kaçırılıyor? Biliyorum daha önce sormuştuk bunu ama
birşeyi açıklığa kavuşturmak istiyorum.
C: Oryon KH varlıkları.
S: (L) Peki onu kaçıranlar kaçıncı yoğunluk seviyesindeler?
C: 4'üncü seviye.
S: (L) Yani 4'üncü seviye Oryon KH grubu E___ P___'yi kaçırıyor. Görünüşleri
nasıl?
C: Görünüşlerini değiştiriyorlar.
S: (L) Değiştirince neye benziyorlar? O onları...
C: Kaçırılanın beklentisi neyse ona göre.
S: (L) Bana onların güzel olduklarını söylemişti. (D) Babasının da onlardan
biri olduğunu söylüyor. Anladığım kadarıyla fiziksel değil de kalp olarak
güzelliği kastediyor... (L) Onları fiziksel olarak güzel algılıyor mu?
C: Subjektif.
S: (L) Görünüşlerini değiştirdiklerini söylüyorsunuz. Değişmeden önceki
doğal hallerinde neye benziyorlar?
C: Doğal hal değişken.
S: (D) Robot mular?
C: Bazıları.
S: (L) Robotlar neye benziyor?
C: Griler.
S: (L) Peki diğerleri neye benziyor? (D) 3 buçuk metrelik robotlar mı? (L)
Bu soruya cevap vermek istemediklerini hissediyorum.
C: 3'üncü seviye düşünüş tarzı.
S: (L) Üzgünüm. Bunu keşfederek öğrenmemizi istiyorsunuz, öyle mi?
C: Transkriptleri gözden geçirin.
S: (L) 4'üncü yoğunluk KH Oryonların görünümü nasıl? Cevabın ne olduğunu
biliyorum... Kertenkeleler mi?
C: Bazıları.
S: (L) Yani E___ P___ Kertişler ve Griler tarafından kaçırılıyor ve
kendilerini ona hoş gösteriyorlar, öyle mi?
C: Laura, 3 ve 4 birbirine uymaz.
S: (L) 3'üncü seviye Kertişler var mı?
C: Bunların hepsi 3'üncüyü bazen ziyaret eden 4'üncü seviye varlıkları.
4'üncü yoğunlukta kurallar tamamen farklı, bunu hala anlamadın mı?
28
Aralık 1994 F___, Laura, V___
S: (L) Bu gece kim var?
C: Rollaea.
: (L)
Evet mantıklı. Eğer Kertiş olsaydınız ve ben de kim olduğunuzu sorsaydım,
beni kandırmak için Kasyopyalı olduğunuzu söylemez miydiniz?
C: Söylemezlerdi.
S: (L) E___ P___'ye Pleyadesli olduklarını söylemiyorlar mı?
C: Kertişler değil.
S: (L) Peki E___ P___'ye kendini Pleyadesliler olarak tanıtanlar kim?
C: Oryon KH.
S: (L) Eğer siz Oryon KH olsaydınız ve size kim olduğunuzu sorsaydık
Kasyopyalılar olduğunuzu söylemez miydiniz?
C: Hayır. Pleyadesliler olduğumuzu söylerdik. Popüler olduğu için aldatıcı.
S: (L) Tamam, soruma dönüyorum. Geçmiş celselerin birinde sizden yardım
isteyen Yahudilere veya Kızılderililere yardım edemediğinizi ama biz
çağırdığımızda bize yardım edebileceğini söylüyorsunuz. Fark nedir?
C: Öyle söylemedik, transkripti hemen şimdi gözden geçir!
S: (L) Hatırladığım şey şu ki, ırkımızın Kertişler tarafından yeryüzünden
silinip silinmeyeceğini sormuştum ve siz de "Belki." demiştiniz. Sonra...
Gidip transkripti getireyim... Tamam, burada şöyle diyor; "...kaçırılmak
istemiyoruz. Bunu durduramaz mıyız?" Siz de demişsiniz ki: "Olası değil,
sizden daha fazla güçleri var." Sonra ben şunu sormuşum; "Peki o zaman siz
bize neden yardım etmiyorsunuz?" Sizde şöyle cevap vermişsiniz: "Sizin
ırkınızın ve onların ırkının doğal ilerleyişine müdahale etmek olurdu.
Yahudiler onlara yardım etmemiz için bizi çağırdılar fakat bunu yapamazdık.
Ve, sizin ülkenizin yerlileri bizden yardım istediler fakat onları sizin
ırkınızdan koruyamazdık; bunu da yapmadık. Bu doğal ilerleyiş, anlıyor
musunuz?" Sonra ben şunu sormuşum; "Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu
olarak silinip gidecek miyiz?" Siz de "Belki." demişsiniz. Pekala, yani bir
anlamda sorum özel olarak kaçırılmaları durdurmayla ilgili ve siz de hayır
demişsiniz. Bunu durduramayacağınızı, Yahudiler ve Kızılderililere de yardım
edemediğinizi çünkü bunun doğal ilerleyişe müdahale olacağını söylemişsiniz.
Ama eğer yardımızını istersek bireysel olarak bize yardım edebileceğinizi
söylediniz. Fark nedir?
C: Yardımcı olmak için doğal ilerleyişe müdahale edemeyiz. Bilgi korur,
bilgisizlik ve ihmal tehlike yaratır. Bilgi kazanmak için kendinize yardım
edebilirsiniz ve biz de buna yardım edebiliriz.
S: (V) Yani bize yapabileceğiniz veya yapamayacağınız yardımı hepimiz yanlış
değerlendirmişiz, öyle mi? (L) Bu akşam burada tartıştığımız ve hepimizin
bilmek istediğinden emin olduğum birkaç şey var. Birincisi şu; Hastanede
olan arkadaşımız S___ D___ için bir okuma alabilir miyiz? Sorunun kaynağı
nedir ve daha iyi hale gelmesine yardım etmek için ne yapabiliriz veya o ne
yapabilir?
C: S___ kendi karmik yolunu seçti. Sorunu çeşitli yerlerden ortaya çıkıyor:
kalp, ve kilo sorunu diğer bütün organları etkiliyor.
S: (L) Fiziksel sorunlara neden olan yapışık ruhları var mı?
C: Konu bu değil. Fiziksel yansıma.
S: (L) Diyetini değiştirirse sağlığı düzelir mi?
C: Yalnızca düzelmeyi seçerse düzelir. Müdahale edemeyiz ama her zaman
bilinçaltını keşfetmeyi seçebilir. Ama uyarmalıyız; bu çok zor olacaktır.
S: (L) F___ gelmeden önce V___'yle ben fizik ve psikolojiden bahsediyorduk
ve kendi deneyim ve araştırmalarımdan şunu anlıyorum ki, bizim
tanımladığımız şekliyle duygular fizyolojiyle ve kimyayla ilişkili. Ve
düşünceler ile kontrol edilebilirler. Ve eğer duygularımızı değiştirmeyi
seçiyorsak, yapmamız gereken tek şey düşünüş şeklimizi değiştirmek. Doğru
mu?
C: Kısmen.
S: (V) Söylediğin şey doğru, gayet hoş güzel ama insanların kaçı bunu
yapabilir ki? Bunu yapabileceklerine bile inanırlar mı ki? (L) Çok fazla
kişi değil. Yüzde ondan az. (V) Peki öyleyse, tanımın...
C: Mesele o değil.
S: (L) Peki mesele nedir?
C: Karma.
S:
(L) Karmik olarak taşınan duygular kimyasal yolla fiziksel bedeni
etkileyebilir mi?
C: Etkileyebilir.
S: (V)
O halde Laura tüm duyguların yalnızca kimysallardan kaynaklandığını
söylerken bu tek başına doğru bir ifade olmuyor, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Ruhun kendi duyguları mı var?
C: Yakın.
S: (L) Ruh ne tür duygular deneyimliyor?
C: Karmaşık.
S: (L) Örneğin ruh, mutlak bir manada nefreti deneyimleyebilir mi?
C: Aynı halde değil.
S: (L) Peki psikolojiyle ilgilenirken en iyi yaklaşım nedir? İyileşme
sağlamak için kişinin varlığının hangi yönüne bakmak gerekir?
C: Bilinçaltı zihni.
S: (V) Psikolojinin duyguları incelediği şeklindeki tanım yeterli ve doğru
bir tanım mı?
C: Hayır.
Bilinçaltı,
beden içinde de, beden dışında da aynıdır.
S:
(V) Bilinçaltı ruhun bir parçası mı?
C: Bir ve aynı.
S: (V) Yüksek benlik denen şey, ruh ve bilinçaltıyla aynı şey mi?
C: Evet.
S: (V) Peki bana psikolojinin gerçek tanımını yapar mısınız?
C: Yarı.
S: (L) Yarıdan kastettiğiniz şey nedir? Yarı nedir?
C: Yarı ruhsallık.
S: (V) Yani açık, öyle mi? (L)
"Gerçek" psikolojiyle ilgili soruyu yanıtlamadın. Sadece "yarı" dedin.
Gerçek psikoloji nedir? Bilinçaltı zihninin incelenmesi mi?
C: Gerçek psikoloji yalnızca yarım.
S: (L) Peki gerçek psikolojinin tanımı nedir? Söylediğim gibi mi? Yani
bilinçaltı zihnin incelenmesi mi?
C: Zihnin fizyolojik temelli incelenmesi.
S: (L) Yani fizyolojinin, hormonların, kan şeker seviyesinin, çeşitli
organların durumunun zihin üzerindeki etkileri; bunların düşünce süreçlerini
nasıl etkilediği, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Ve bu tanımın yarısı. Başka ne var?
C: Eksik kısım ruh.
S: (L) Kastettiğin şey, ruhsal psikoloji uygulamasıyla karşılaştırıldığında
bu şeylerin birbiriyle ilgisiz olduğu mu?
C: Hayır. Ruhun, sizin bildiğiniz şekliyle psikolojiyle bir ilgisi yoktur.
S: (L) Pekala, evrenin sonsuz bir ilüzyon olduğunu
söylüyorsunuz; neden gözlerimizi kapattığımızda, ışıkları kapattığımızda bu
ilüzyon sona ermiyor?
C: Bu kadar dar ve katı bir şekilde odaklanmaya bir son ver.
S: (V) Yani diğer insanlara yardımcı olma yollarını bulmak için yapmam
gereken şey bağımsız çalışma ve meditasyon, öyle mi?
C: Evet.
S: (V) Diğer bir deyişle, eğer olacaksa olacak. Bunu zorlamanın gereği yok
ha? Tamam, bunları yayınladığımızda ve insanlar yaptığımız şeyin farkına
vardıklarında neyin arayışı içinde olacaklar?
C: Herşeyin.
31 Aralık
1994 F___, Laura, T___, J, DM, V ve pek çok diğer kişi... Tablanın başında
otururken Yılbaşı Partisi devam
ediyor.
S: (T) V___ neden FBI'ın bilgisayar
sisteminde?
C: Hepinizin dosyası tutuluyor.
S: (L) Hepiniz derken ülkedeki herkes mi yoksa sadece biz mi?
C: Siz ve diğerleri.
S: (V) Peki şimdi ne yapmam gerekiyor?
C: Umursama.
S: (T)
FBI metafizikle ilgilenen insanları izliyor mu?
C: Ve UFO'larla ilgilenenleri.
S: (T) UFO'larla ilgilenenleri sürekli izliyorlar... (DM) Eddie Page gibi
insanları izliyorlar mı?
C: Eddie Page dosya "bir."
S: (T) Dosya "bir" nedir?
C: En öncelikli.
S: (V) Umalım ki benim dosyam "200"üncü falan olsun. Benim dosyamın öncelik
derecesi nedir?
C: Dört.
S: (T) "4"üncü seviye dosya nedir?
C: 4'üncü en önemli seviye.
S: (V) Peki ya F___? (T) Eddie Page gerçeği mi söylüyor?
C: Bazı gerçekler.
S: (DM) Gerçek hakkında söylemediği şeyler nedir?
C: Çok fazla sayıda şey.
S: (T) Yani hikayesi çoğunlukla sahte?
C: İnanıyor.
S: (V) Metafizik ve UFO konusuyla ilgili bu FBI dosyaları devletten daha öte
birşeyle mi ilgili? Bunların...
C: Dinliyor musun?
S: (V) Dinliyor muyum? Elbette dinliyorum.
C: FBI herkesi takip ediyor.
S: (T) Siz de bu konuda oldukça iyisiniz! (DM) Nasıl göründüklerini bilmek
isterdim. (L) Transkriptleri okudun mu? Bunu sormuştuk. (DM) Hayır, henüz
oraya gelmedim.
C: Biz ışıktan varlıklarız; gelecekteki siziz.
S: (L) S___ K___ bana Al Bielek'ten bahsetti.
Daha önce
siz Bielek'in belirli bir amaçla dezenformasyon yayan bilinçli bir devlet
ajanı olduğunu ve aslında Philadelphia deneyinde doğrudan bulunmadığını
söylemiştiniz.
Ivan Sanderson'un birkaç yıl önce yayınlanan bir kitabında onunla ilgili bir
referans buldum. S___ bu zavallı adamın zorlukla geçinen fakir bir insan
olduğunu ve bu yüzden bir devlet ajanı olduğuna inanmakta zorlandığını
söyledi. Al Bielek ve faaliyetleri hakkında yorumda bulunur musunuz? (T) Al
Bielek bir devlet ajanı mı?
C: Al Bielek çok yönlü. Fakirlik subjektif.
S: (L) Peki devlet ajanı mı? (T) Çok yönlü olduğunu söylediler.
C:
Evet. Deneyle ilişkisi var.
S: (T) Bir celsede onun Philadelphia deneyine aslında katılmadığını, sahilde
bir teknisyen olduğunu ve kendisine deneyle ilgili verilen bilgileri
yaymakla görevlendirildiğini söylemiştiniz.
C:
Yakın.
S: (T) Tamam, eğer kısmen devletle çalışıyor ve kısmen de kendi amaçları
için çalışıyorsa, tüm bunlardan beklentisi nedir?
C: İfşa.
S: (T) Bu ifşayla ne istiyor?
C: İnsanların bilmesini istiyor.
S: (L) Dezenformasyonla birlikte bazı doğru bilgiler de vermesi mümkün mü?
Böylece asıl bilgi ortaya konabilir ve bundaki niyet de...
C: Karışık düşünce yapısı.
S: (L) Benim düşüncelerim mi yoksa Bielek'inkiler mi?
C: Bingo! Laura'nınkiler.
S: (T) Al Bielek sahte bilgi verdiğini biliyor mu? Devletin ona verdiği
bilgilerin sahte olduğunu biliyor mu?
C: Olaylarla o kadar derinden ilgili ki inanmazsınız.
S: (T) Devletin örtbasıyla ilgisi var mı?
C: Baştan sona. Söylediği şeylerin sahte olduğunu biliyor ama başka seçeneği
yok çünkü ağa yakalanmış durumda. Onu kullanıyorlar.
S:
(L) S___'nin gönderiği o yazıda İsa'nın hayali bir karakter olduğunun
belirtilmesini soralım.
C: Hayır, İsa hayali değildi.
S: (T) Acharya denen kaynakta neden böyle bir bilgi veriliyor?
C: Boşboğazca.
S: (L) Bu kaynağın amacı nedir? Çok iyi hazırlanmış. İsa'nın aslında hiç
varolmadığını kanıtlamaya çalışmalarının nedeni nedir?
C: Saçma. Dezenformasyon. Desinformatzia. Russki.
S: (T) Rusya kaynaklı mı?
C: Hayır, sadece kelimelerle oyun oynuyorduk.
S: (L)
M___'yi kim kaçırdı?
C: Griler.
S: (L) M___'nin kaçırılmasının amacı neydi?
C: Zihninin incelenmesi. Güçlü bir zihni ve iradesi var.
S: (L) Ona implant yerleştirdiler mi?
C: Evet.
S: (L) O implantla ne yapıyorlar?
C: Gözlemleme. Kulakların sıkça çınlaması, gözleme faaliyetine işaret
ediyor.
23 Temmuz 1994. Yaklaşık 22:30
S: Merhaba.
C: Merhaba.
S: Kimse var mı?
C: Dinleyin, bakın, öğrenin.
S: (L) İsminiz nedir?
C: Elaga.
S: (L) Dünyadan göçmüş biri misiniz?
C: Hayır. Dünyadışı.
S: (L) Başka bir galaksiden mi?
C: Hayır.
S: (L) Neredensiniz?
C: Kasyopya.
S: (L) Bu bizim bildiğimiz Kasyopya (Kraliçe) takımyıldızı mı?
C: Evet.
S: (L) Bu akşam bize verecek bilginiz
var mı?
C: Uzaydan saldırı yakında. Dört ila altı yıl arasında. İyinin ve kötünün
güçleri arasında savaş. Yakında bekleyin. Uzağa bakın.
elek not: (bir sürü asılsız öngörü..)
S: (L) Lobsang Rampa olarak bilinen
kişin durumu nedir? Lobsang Rampa bir "walk-in" miydi?
C: Hayır.
S: (L) Lobsang'ın kitaplarında yazdığı şeylerin kaynağı neydi?
C: Etkin bir hayalgücü.
S: (L) Yani Lobsang'ın kitapları temel olarak hayalgücüne dayalıydı ve
herhangi bir şekilde kanallanmamıştı, öyle mi?
C: Açık.
S: (L) O bilgilerin bazılarının kanallanmış olma ihtimali var mı?
C: Evet.
S: (L)
Önceki gece İsa hakkında konuşuyorduk ve tanığımız kişiler arasında ona
benzeyen herhangi biri olup olmadığını sormuştuk ve siz de taradığınızı
söylemiştiniz.
C: Yok.
S: (L) İsa'nın gerçek adı neydi?
C: Jesinavarah. (ç.n.: "cesinavara" diye okunuyor olmalı)
7
Ocak 1995 F___, Laura, TR, JR, V, D, T, LM
S:(L) Bu gece kim var?
C: Lomarra.
S:(L) Ölmüş birinin ruhu musun?
C: Hayır.
S:(L) Kimsin veya nesin?
C: Işık varlığı.
S:(L) Çok güçlü bir yıldırımdı herhalde. Çok farklı yerlerden duyulmuş gibi
görünüyor. Bu yıldırım nereye düştü?
C: Hücre tüm bölgede dengeli bir şekilde yapılandı.
S:(T) Aynı yıldırımın sesini duymamızın nedeni bu muydu?
C: Hayır. Tüm bölgeler eşit seviyeli EM profili aldı ve dolayısıyla her
bölgede yüksek yoğunluklu bir deneyim yaşandı.
S:(L) EM profili nedir?
C: Elektromanyetik.
S:(L) Daha önce böyle birşey yaşadığımızı hatırlamadığımız için soruyorum,
bu yıldırımın herhangi belirli bir önemi var mıydı? 4'üncü yoğunluk
faaliyeti anlamında bir anlamı var mıydı?
C: Daha önce de yaşadınız ve evet, her zaman olduğu gibi.
S:(L) 4'üncü yoğunlukta böylesine bir patlama meydana getirecek ne oluyordu?
C: Çarpışan yoğunluklar. Sizin zaman ölçümünüzle yaklaşık 1.3 saniye sürdü.
Yani 1.3 saniye boyunca tamamen 4'üncü yoğunlukta bulundunuz.
S:(T) Yani fark etmemizin önemli olduğu bir olaydı, öyle mi?
C: Fark etmeniz, olayın kendisinden daha önemliydi.
S:(V) Birşey soracağım... Tüm yıldırımlarda bir 4'üncü yoğunluk etkisi var
mı? (L) Hayır, hayır. (V) Sadece bu olay mı? (T) Ya fark etmemişsek? Ben
patlamayı duymadım. En son cevap neydi? (L) Fark etmek, olayın kendisinden
daha önemli... (T) Yani önemli olan birşey olduğunun farkına varmış olmak.
C: Başka bir bilinç seviyesinde fark ettiniz.
S:(L) Bu olayın, A___'nın bu sabah odasında adını söyleyen ince bir ses
tarafından uyandırılması olayıyla bir ilgisi var mı?
C: Evet.
S:(L) Peki deneyimlediği şey neydi?
C: Bir 4'üncü yoğunluk varlığı.
S:(L) Bu ne tür bir 4'üncü yoğunluk varlığıydı?
C: Om.
S:(L) Om kim? (V) Bu bir isim mi? (TR) Om, varlığın ismi mi?
C: Türü.
S:(L) Om nasıl bir türdür?
C: Bilmek istemezsiniz!
S:(L) Hayır bilmek isterim. Eğer birşey A___'yı yatak odasında ziyaret
ediyorsa, bunun kim veya ne olduğunu kesinlikle bilmek isterim.
C: Bunun düzenli bir olay olduğunu kim söylüyor?
S:(V) Yani bu her zaman meydana gelmeyecek ve bu konuda endişelenmeye gerek
yok, öyle mi?
C: Evet.
S:(T) Bir kerelik bir olay mıydı?
C: Evet.
S:(V) A___'nın bu olayın bu kadar farkına varmasının nedeni, uyurken psişik
olarak açık olması mı?
C: Evet.
S:(D) Bu ziyaretleri nasıl durdurabilirim?
C: Karmaşık.
S:(D) Nereden başlayabilirim? İlk adım nedir? (L) Bir EM açıklığın var. Bunu
kapatmak ilk adım.
C: Başladın bile.
S:(D) Okuyarak. (TR) Sorarak mı?
C: Evet. Evet.
S:(D) Bir sonraki adım nedir?
C: Bu adımlara dayalı bir süreç değil.
S:(L) Yani bilgi ve farkındalık edinmesi gerecek, değil mi?
C: Işık bilgidir ve bilgi korumadır.
S:(J) Bu sabahki olaya dönecek olursak, J___ bana yaşadığı deneyimi
anlatırken, gözlerini açtığında ışığın sarı göründüğünü söyledi... (V) Renk
değişimini ben de fark ettim... (J) Bu bahsettiğiniz olaydan mı
kaynaklanıyordu?
C: Evet.
S:(J) Işıktaki renk değişimlerine neden olan şey neydi?
C: 4'üncü yoğunluktan kalan etkiler.
S:(L) Bu, 4'üncü yoğunluğa doğru ilerlerken giderek daha fazla gerçekleşecek
olan birşey mi?
C: Evet.
S:(L) Atmosferdeki bu elektromanyetik yüklenme, tabii eğer öyleyse,
yoğunluklardaki kaymanın bir parçası olarak meydana geliyor...
C: Evet.
S:(L) Eğer bu atmosferdeki elektromanyetik bir yoğunlaşma ise, bu,
yaklaşmakta olan dalgadan mı kaynaklanıyor? Bu dalganın varlığının veya
yaklaşmasının etkilerini giderek daha fazla hissetmemizle mi ilgili?
C: Giderek yoğunlaşıyor, tıpkı bir deniz dalgasının gelişi öncesindeki
etkiler gibi.
S:(TR) Şöyle düşün, zihinleri kapalı olanların zihinlerini kapalı
tutmalarına müsaade edecek kadar açık bir zihne sahipsin. Denedin ama bunu
daha fazla zorlamana gerek yok. (L) Bu yıl çok büyük, olağanüstü bir UFO
faaliyeti gerçekleşeceğini söylemiştiniz, doğru mu? 1995?
C: Bingo!
S:(L) Sanırım bu başladı bile çünkü Michigan'da bir adam güpegündüz bir
UFO'yu filme almış ve üç gündür haberlerde bunu gösteriyorlar ve sanırım
konuyu küçümseyici bir tavır takınmıyorlar. (F) Evet, takınıyorlar. Kanal
13'te izledim ve kesinlikle UFO olaylarını küçümseyici bir tavır
takınıyorlardı. (TR) Ve o adamlar ağ üyeliklerini de kaybettiler! (L)
Michigan'daki o adam, bize o aracı ve kime ait olduğunu söyleyebilir
misiniz?
C: Griler.
S:(L) Griler önümüzdeki yıllarda kendilerini 3'üncü yoğunlukta giderek daha
fazla mı gösterecekler?
C: Evet.
S:(L) Bunu yapmalarının ardında bir neden var mı?
C: Tüm olaylar, sizin artık bildiğiniz şeylerle ilgili.
S:(L) Dünya'ya inme ve medya yoluyla insanlarla etkileşime girme
hamlelerinin bir parçası... (TR) Dünya'ya zaten iniyorlar...
C: Hayır, herşey dalganın yaklaşmasıyla ilgili olduğu için, ayrıntıların ne
olduğu zamanla ortaya çıkacak.
S:(V)
Tamam, madem kişisel konulardan daha genel konulara geçiyoruz... Şunu bilmek
istiyorum... Metafizikle ilgilenen insanlar arasında şöyle genel bir bilgi
var; bir ruh gezegene doğduğunda o küçük bebek sonsuz bilgiye sahiptir ama
büyüdükçe ve dünyevi şeyleri öğrendikçe bilgimizi yitiriyoruz, bu doğru mu?
C: Hayır.
S:(L) Bir bebek nasıl sonsuz bilgiye sahip olabilir ki, yalnızca geçmiş
yaşam deneyimlerinin yansımalarına sahiptir. (V) Bunu sen de duymuşsundur...
C: Saçma.
S:(V) Güzel. Sadece... Bunu sen de duymadın mı...
C: Ruhlar bu gezegene "doğmaz". Ruhlar hiçbir zaman doğmadılar! Ve hiçbir
zaman da ölmeyecekler!
S:(V) Anlıyorum, sorum biraz gevşekti. Üzgünüm. (D) Yeni ruhlar yaratılıyor
mu?
C: Eğer aklını kullanırsan bu soruyu da şimdi yanıtladık. D___ gerçek
"zaman" kavramını bilmiyor.
S:(D) Bu benim için çok zor bir kavram. (L) Herkes için de öyle. Zaman
kavramından bahsedebilir ve onunla oynayabiliriz... ama aslında zaman yok.
Bir ilüzyon, bir yalan... (T) Yarattığımız 3'üncü yoğunluk dünyasının bir
parçası... (D) Anlamaya gerçekten çalışıyorum... (F) Bir örnek vereyim:
Kendini bu gezegenden uzaklaştır ve güneşi yalnızca bir nokta olarak
görebildiğin kadar uzak bir yere git. (D) Tamam, oradayım... (F) Uzay
boşluğundasın... Yön yok, yol yok. Ne yukarı var, ne aşağı, ne de yanlar.
Hiçbirşey... Nereye baksan yıldızları görüyorsun ama yön ve taraf diye
birşey yok... Artık gezegende olmadığın için Güneş doğmuyor ve batmıyor. Ne
saatin var, ne birşey... Neyin önce neyin sonra olduğunu nasıl anlayacaksın?
(TR) Deney araştırmaları için derinlerdeki mağaralara inen insanları
duydunuz mu hiç? 45 gün geçtiğini düşünerek yukarı çıktıklarında aslında 65
veya belki yüz gün geçmiş oluyor... Çünkü zaman yavaşlıyor ve sanki duruyor.
Zaman bir insan kavramı. (F) Barbara Mackle olayıyla ilgili kitabı
okumuştum. Adamın biri onu kaçırıp bir tabutun içine koymuş ve tabuta da
hayatta kalması için gerekli araç gereci koyup kadını gömmüş. 83 saat sonra
oradan çıkarıldığında o tabutta sadece bir gece geçirdiğini düşünüyormuş.
(L) Şunu sormak istiyorum: gece ve gündüzün ilerleyişi gibi yapay
kavramların olmadığı bir durumda uyku veya yemekle ilgili olarak insanın
fiziksel bedeninin doğal döngüsü nasıl olurdu? Diğer bir deyişle, yapay
zaman kavramı dışında yaşıyor olsaydık, doğal durumda ne kadar süre uyanık
kalırdık, ne kadar uyurduk?
C: Tüm varlığınız çok farklı olurdu ve bahsettiğin döngüler de farklı
olurdu.
S:(L) Nasıl olurdu, söyleyebilir misiniz?
C: Çevreye bağlı.
S:(TR) Zamanın göreceli olduğunu ve 10'lu sayma sistemine göre matematiğe
dayalı olarak oluştuğunu hatırlamamız gerek. Ay'a gidersen orada zaman aynı
olmaz. Ay'da Dünya zamanını kullanıyoruz. Mars'a gitseydik, Mars zamanı
farklı olurdu. gezegenin dönüşü ve yörüngesine bağlı olurdu herhalde.
Örneğin pi'nin 3.1416 olması. SETI programında "zeki hayat pi'yi
anlayacaktır çünkü pi, dairesel matematikteki temel bir fikirdir." diyerek
pi'yi radyo sinyalleriyle yolladılar. Dairenin çevresini ve çapı ölçebilmek
için pi'yi bilmen gerekir. Pi'yi on bazında göndermenin faydasının ne
olduğunu merak ediyorum çünkü Griler'in 8 parmağı var. 8'li sistemde pi'nin
değeri ne acaba? Başka bir sistem bazında çalışan biri için 3.1416'nın
hiçbir anlamı yok.
C: Griler siber genetik varlıklar, dolayısıyla programlandıkları matematiği
kullanırlar.
S:(TR) Kastettiğim noktayı kaçırdınız. Grilerin...
C: Hayır, kaçırmadık. Bizimle konuşurken neden yukarı bakıyorsun?
S:(L) Nereye bakmamız gerekiyor?
C: Herhangi bir yere.
S:(L) Tamam, Griler matematiği kullanacak şekilde programlandılar. Sanırım
yaratıcıları olan Kertenkele varlıklarının matematiğini kullanmaya
programlandılar, doğru mu?
C: Değişken.
S:(L) Kertenkeleler nasıl bir matematik sistemi kullanıyorlar?
C: Kertenkeleler, sizin henüz anlamaya yakın bile olmadığınız bir matematik
türünü kullanıyorlar.
S:(L)
Bunu anlayabiliyorum. Bir doğru, bir noktanın tek bir yöndeki hareketi
olarak, bir düzlem bir doğrunun kendine dik açılarla hareketi olarak, 3'üncü
boyut bir düzlemin kendine dik açılarla hareketi olarak ve 4'üncü boyut da
üç boyutlu bir nesnenin kendine dik açılarla hareketi olarak tanımlanıyor ve
biz 4'üncü yoğunluğu anlayamıyoruz. 3B bir elmaya baktığımızda, 4B bir
nesnenin yalnızca bir dilimini görmüş oluyoruz lafın gelişi. Eğer elmayı
gerçek 4B haliyle görseydik, kırmızı, tüpsü, sonsuza giden birşey görürdük
sanırım. Bu doğru bir değerlendirme mi?
C: Yakın.
S:(TR) Ve ayrıca 5'inci, 6'ncı ve 7'nci yoğunluk seviyeleri var. Tüm bunlar
da zamanın mevcut olmadığını ve ilgisiz birşey olduğunu gösteriyor. Bu,
sonsuz sayıda yolla gösterilebilir.
C: Evet.
S:(L) Mayalara baksanıza... 20'li sayı sistemiyle hesap yapıyorlarmış. (TR)
Zamana yönelik tüm referansları ortadan kaldırdığında zaman yavaşlıyor ve
sonunda duruyor. (J) Evet, duyusal mahrumiyet odalarında (sensory
deprivation chambers) tutulan kişilere ne olduğuna bakın. (TR) Aynen öyle.
(L) İçe doğru patlayan bir sonsuzluk.
C: Eğer uzay boşluğunda olsaydınız, binlerce "yıl" uyuyabilir veya
milyonlarca "yıl" uyanık kalabilirdiniz.
S:(TR) Bu da F___'nin uzay boşluğunda bulunurken, referans noktaları
olmadığında zamanın nasıl algılanacağı ile ilgili yorumunu doğruluyor. Bir
ara güneş sistemindeki çeşitli gezegenlerin matrislerinden ve gezegen
algılarımızdan bahsetmiştik ve bu matrislerin başka bir yoğunluğa giden
koridorlar gibi olduğundan ve
eğer uygun
bir boyut modunda olursak, güneş sistemimizin gezegenlerini 3'üncü
yoğunlukta olduğundan çok farklı bir şekilde göreceğimizden bahsetmiştik.
3'üncü yoğunlukta 400 dereceden fazla sıcaklığa sahip cehennem gibi bir yer
olarak görünen Venüs'ü, üzerinde canlıların yaşadığı çok farklı bir olarak
görürüz, doğru mu?
C: Evet. her yerde varlıklar bulunur, bir boyutta veya diğerinde.
S:(L) Venüs'te yaşayan varlıklar, Dünya gezegeni üzerindeki biz insanların
farkındalar mı?
C: Evet.
S:(L) Mars'ta yaşayan varlıklar var mı?
C: Evet.
S:(L) Bizim farkımızdalar mı?
C: Evet.
S:(L) Güneş sistemimizdeki diğer tüm gezegenlerdeki varlıklar bizim
farkımızda mı?
C: Evet, çünkü hepsi daha yüksek yoğunluklarda bulunuyor.
S:(L) Neden Dünya daha düşük bir yoğunlukta ve biz de sanki soğukta
bırakılmışız gibi görünüyor? Onlar bizi biliyor ama biz onları
algılayamıyoruz. Neden? Bu hususta neden yalnızız? (D) Dünya hepsinden sonra
mı yaratıldı?
C: Hayır, hayır, hayır.
S:(T) Bizimle etkileşiyorlar mı?
C: Tamam, durun, yavaşlayın! Yeniden inceleyin: 1'inci yoğunluk kim?
S:(L) Kayalar ve mineraller, değil mi?
C: Ve?
S:(L) Bitkiler mi?
C: Evet. Şimdi, onların sizinle ilgili farkındalıkları sizce ne olabilir?
S:(L) Kayaların ve bitkilerin bize dair algıları mı? Aman tanrım! (V) Bu
ilginç bir ifade şekli. Harika bir örnek. (TR) Daha üst yoğunluktaki
varlıkların bizim farkımızda olmalarına rağmen bizim neden onların farkında
olmadığımızı sorarken, bizden daha aşağı seviyelerdeki varlıkların bizimle
ilgili farkındalıklarının ne olduğunu da sormamız gerekiyor. (J) Herhalde
bizim 4'üncü yoğunluğa dair farkındalığımızdan fazla değildir. (TR) Ama bir
bitkiye müzik çaldığında bunu bir şekilde fark ediyor, çünkü onun daha iyi
büyümesini sağlıyor. (L) Müzik bir varlık değil. (TR) Bir enerji dalgası.
(J) Bir saniye... söyledikleri şey şu: onların bize dair farkındalıkları,
bizim 4'üncü yoğunluk varlıklarına dair olan farkındalığımızdan fazla değil.
(TR) Yani onların bizimle olan etkileşimleri, bizim bitkilerle olan
etkileşimimiz gibi mi?
C: 2'nci seviyede kim var?
S:(L) Hayvanlar. (TR) Böcekler, düşük yaşam formları.
C: Şimdi dikkatlice düşünün, onların sizinle ilgili farkındalık ve daha da
önemlisi anlayış seviyesi nedir?
S:(L) Sanırım bir şekilde bizim farkımızdalar ama bizi anlamıyorlar... (TR)
Bazıları bazı noktalarda anlıyor... (T) Bizi belirli bir ölçüde
anlıyorlar... (F) Ama onların bizimle ilgili anlayışları, bizim onlarla
ilgili anlayışımızdan tamamen farklı. Diğer bir deyişle, onlar iri ve hantal
varlıklar görüyorlar ama neler olduğunu bilmiyorlar. (L) Ouspensky'nin
hayvanların insanları nasıl algıladıklarıyla ilgili açıklaması gerçeğe yakın
mı?
C: Yakın.
S:(L) Tamam, 1'inci yoğunluk, mineraller ve bitkiler... Kayalar ve
mineraller, büyüme, suda çözünme, erozyon ve diğer yollarla bitkilerle
birleşiyor. Gerçekten sınırlı bir varlıkları var. Ve çoğunlukla hayvanlar
gelip onları yiyor. (F) Arılar çiçekleri polenliyor. (L) Ağaçlarda çok
çeşitli hayvanlar yaşıyor. (T) Bazı hayvanlar yer altında ve mağaralarda
yaşıyor. (TR) Yani kayaların, minerallerin ve bitkilerin, onlarla çeşitli
şekillerde etkileşen hayvanlarla ilgili gerçekten sınırlı bir anlayışı var.
C:
Evet, ve siz de sizin üzerinizdeki yoğunluklarla ilgili sınırlı bir anlayışa
sahipsiniz.
S:(L) Gene de şu soru ortaya çıkıyor ki... (TR) Örneğin bugün hepimiz
yıldırım dediğimiz birşeyi deneyimledik ama bundan fazlası olduğunun hepimiz
farkındaydık. 4'üncü yoğunlukta olan birşeyi bir şekilde algıladık. O
realiteyi sınırlı bir şekilde algıladık.
C: Laura, zihnindeki blokları kaldır; kayalar ve bitkiler sizi "görüyor mu?"
S:(J) Muhtemelen görmüyorlar. (D) Tam olarak bilmiyoruz. (TR) 1'inci
yoğunluk maddelerinin 3'üncü yoğunluktaki yansımalarını görüyoruz. 1'inci
yoğunluğu kendini algıladığı gibi görmüyoruz.
4'üncü
yoğunluktakiler de bizi bizim kendimizi algıladığımız gibi değil, 4'üncü
yoğunluğa yansıdığımız şekilde görüyorlar.
C: TR, hızlı bir ilerleme kaydediyorsun. Laura kıçını oynatmakta zorlanıyor!
[Gülüşme]
S:(V) Merak ediyorum. Kayalar birbirlerini görüyor mu? (L) Soralım. Kayalar
birbirlerine baktıklarında ne görüyorlar?
C: Birbirlerini algılayabiliyorlar.
S:(L) Bir kaya bir diğer kayanın farkına varlığında algıladığı şey, bizim
duyu organlarımızdan hangisine daha yakın?
C: Bu çapraz bir kavramsallaştırma ve işe yaramaz.
S:(L) Yani bir kayanın algıladığı şeyi yorumlamamızın bir yolu yok. Diğer
bir 1'inci yoğunluk örneği de bitkiler. Bitkilerin belirli bireylere pozitif
olarak, belirli bazı bireylere de negatif olarak tepki gösterebildiklerini
biliyoruz. Bitkileri poligraf makinelerine bağlayarak bu tepkileri
ölçmüşler. (J) Müziğe de tepki veriyorlar. (TR) Üçüncü yoğunlukta görünen
tepkiler.
C: Evet.
S:(L) Eğer bitkiler birbirleriyle etkileşiyorsa, birbirlerine karşı bir
yakınlık duyuyorlar mı?
C: Buna benzer birşey.
S:(L)
Bir bitkiyi yediğimizde bu onu incitir mi?
C: Bir "Kertiş" sizi yediğinde bu sizi incitir mi?
S:(TR)
Evet, biz 3'üncü yoğunluktayız ve 1'inci ve 2'inci yoğunluğu yiyoruz, 4'üncü
yoğunluk da bizi yiyor. (D) Biz bitkileri yiyoruz, Kertişler bizi yiyor,
peki yemeden nasıl hayatta kalabiliriz?
C: Fizikselliğe duyduğunuz arzuyu bıraktığınızda, yemek yemeğe ihtiyacınız
olmayacak.
S:(L) Yani fiziksel varoluşa düşüş ve cennet hikayesi kısmen fiziksellik ve
yeme ihtiyacı ile ilgili.
C: Lusifer, "Düşen Melek." Bu sizsiniz.
S:(L)
Yani "düşmek", başka hayatlarla, başka canlılarla beslenmek zorunda olduğun
fiziksel bir varoluşa girmek anlamına geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bitkiler 1'inci seviye varlıklarla örneğin kayalar, sular vb ile
beslendiğinde, 1'inci yoğunluk acı hissediyor mu?
C: Bu husus üzerinde durmamız gereksiz. Bu konuyu irdeledik.
S:(TR) Yani bir bitki besin aldığında... (L) Bitki minerallerle aynı
yoğunlukta, yani bu şey gibi... (TR) İki ayrı varlık birleşiyor gibi mi? (V)
Jeffrey Dahmer gibi... [Gülüşme] ... (LM) Mineraller suda çözünüyor ve sonra
bitki tarafından emiliyor, bunda ne acı olabilir?
C: Subjektif, LM.
S:(L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu
olduğunu düşündüğünüzde kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S:(L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken
1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S:(L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci
yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı olmaz mı?
C: Her zaman yükselmeye çalışın.
S:(V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten
tamamlamadık mı?
C: Evet.
S:(V)
Geri adım atmaya gerek yok. (TR) 4'üncü seviyedeki Kertişleri kim yiyor?
C: Kimse. 4'üncü seviye, KH'nin tam ifadesinin mümkün olduğu son
yoğunluktur.
S:(TR) Yani 5'inci ve 6'ncı seviyedeki varlıklar saf enerjiyle
besleniyorlar.
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü seviye tam KH için son aşama. Peki "düşünme ve değerlendirme"
seviyesi olarak tanımladığınız 5'inci seviyedeki bir KH varlığının durumu
nedir?
C: 1'inci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları
arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e
dönmeden önce 5'inci seviyeye gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor.
Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki
ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar
gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu
yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece
düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in
Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük
Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları
uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi
meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V)
Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü
yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye
mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu?
(V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup
sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes
de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye
gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.
S:(TR)
6'ncı yoğunluğa ulaştığımızda bizim işlevimiz, tıpkı sizin şu anda yapmakta
olduğunuz gibi 3'üncü yoğunluktakilere yardım etmek mi olacak?
C: Evet. Biz gelecekteki siziz.
S:(TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye
hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı
matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
S:(J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması
gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek
değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.
S:(L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin tamamlanması.
S:(J)
Evet. (TR) Tüm ruhlar 7'nci yoğunluğa geçtiğinde tüm ruhlar tek bir ruh
haline mi gelecek?
C: Yakın.
S:(TR) O yüzden herkesin gelmesi gerek, çünkü hepimiz 7'nci yoğunlukta bir
olacağız. (D) O zaman oyunu değiştirip tekrar ilgi çekici hale getirmek için
ne yapmamız gerekecek?
C: Birşey "yapmak" zorunda değiliz, yaptık, yapacağız, yapıyoruz!!!
S:(L) "Ultimate Frontier" adlı kitabı yazan adam o bilgileri kanalladı mı
veya anlattığı olaylar gerçekten meydana geldi mi?
C: Evet ve evet.
S:(L) İddia ettiği gibi Davut'un reenkarnasyonu mu?
C: Öyle tercih ediyorsa.
S:(L) Kadınlar hakkında söyledikleriyle ve ruhların yalnızca tek cinsiyette
reenkarne olduğuna dair açıklamalarıyla beni kaybetti. (J) Hayır, öyle değil
ve sanırım cinsiyet değiştirme eşcinsellikle de yakından ilgili. (L) Evet. (TR)
Ama bence ruhlar belirli bir cinsiyette bedenlenmeye daha eğilimli.
C: Hayır.
S:(L) Sanırım netice itibariyle dengeleniyor.
C: Herşey sadece ders.
S:(J) İnsanın cinsellik durumunun, örneğin eşcinselliğin, bir yaşamdan
diğerine geçerken cinsiyet değiştirilmesiyle ilgisi var mı?
C: Bazen.
S:(L)
Tüm cinsel ifade şekilleri arasında, 4'üncü yoğunluğa daha hızlı olarak
ilerleme olasılığı en yüksek olanı hangisi?
C: Cinsellikten tamamen uzak oluş.
S:(D) O zaman benim durumum iyi! [Gülüşme] (V) Neden cinsellikten tamamen
uzak olmak, açıklayabilir misiniz?
C: Çünkü o zaman fizikselliğe olan arzularınızdan kurtuluyorsunuz.
S:(TR) Yani seks, insanı iyice 3'üncü yoğunluğa cezbeden bir 3'üncü yoğunluk
eylemi. (L) Peki ikinci en olası cinsel ifade hangisi? [Gülüşme] (D) Benim
durumum hallolduğuna göre şimdi sizin durumunuzu ele alabiliriz! (J) Önem
sırasına göre... [Gülüşme]
C: Bir önemi var mı?
S:(D) Laura için önemli, cevap verin lütfen. (L) Sanırım herkesin
cinsellikten tamamen uzak olmayı isteyeceği ve tüm fiziksel şeylerden
kurtulacağı bir noktaya ulaşması gerekiyor ama şu noktada elimizdeki
seçenekler karşıtcinsellik, eşcinsellik, çiftcinsellik ve çokcinsellik.
[Gülüşme] (D) Bu cinsellik şekilleri arasında kendi fiziksel bedenlerimizden
zevk alma yeteneği de var. Bizim fizik bedenden zevk alma yeteneğimiz var
ama onların yok. Ve bir yerde okuduğuma göre bunu kıskanıyorlarmış. (L) Bu
doğru mu, bizim fizikselliğimizi kıskandığınız?
C: Hayır. Hiç!
S:(L) Bir yerde okuduğuma göre yüksek ruhsal seviyelerde olduğunda ruhsal
birleşmeyi deneyimleyebiliyorsun ve bu orgazmdan daha iyi. Bu doğru mu?
C: Herhangi bir orgazm türüne neden ihtiyacınız olsun?
S:(L) Orgazm, fizikselliğin mutlak deneyimlerinden biri gibi görünüyor. (TR)
Evet, aynen bu, fiziksellik... (L) Fizikselde, 3'üncü yoğunluk dünyasında
varolan herşey bir şekilde daha yüksek boyutlardaki deneyimlerin ve varoluş
durumlarının bir yansıması değil mi?
C:
Sizin deneyimlediğiniz şekliyle 3'üncü yoğunluk, bu yoğunluk içindeki
esaretinizi sürdürmek üzere beslenen bir ilüzyon.
S:(L) Diğer bir deyişle sonsuza kadar sevişen Vişnu ve Şiva örneğinde olduğu
gibi varoluştaki dünyaların devamını sağlayan kozmik bir orgazm falan yok?
C: Zırva! [Gülüşme]
S:(L) Doğu dinlerinde öğretilen birşey bu, hatta bu şekilde yaptıkları
heykeller var...
C: İlüzyonu sürdürmeye yönelik bir mantıksallaştırma.
S:(L)
Yani orgazm deneyimi bir yem, bizi... (D) Kontrol altında tutmak için... (TR)
Ve üçüncü seviyede tutmak için... (L) Bu doğru mu?
C: Evet.
S:(L) Başka bir celsede bu konu hakkında sorduğum başka bir soruya dönelim:
orgazm anında enerjimize ne oluyor? Bu enerji nereye gidiyor?
C: 4'üncü seviye KH'ye gidiyor.
S:(TR) Bu Kertenkelelerin bizimle beslenmesinin bir ifadesi mi?
C: Oradaki KH varlıkları bu enerjiyi alıyor.
S:(TR)
Yani orgazm, 4'üncü yoğunluğun 3'üncü yoğunluktan beslenmesinin 3'üncü
yoğunluktaki bir ifadesi, öyle mi?
C: Yöntemlerinden biri.
S:(D) "Pleiades Öğretileri"nde (Bringers of the Dawn) seksten bahsediliyor
ve bunun sevginin bir ifadesi olduğu, seni gerçekten sevmeyen biriyle seks
yapmaman gerektiği söyleniyor.
C: İhtiyaç duyulan tek şey sevgi.
S:(L)
Eğer iki birey, birbirlerine duydukları yüksek seviyeli sevgiyi fiziksel bir
şekilde ifade etmek isteseler, bu enerjiyi 4'üncü seviye KH varlıklarını
beslemeden, pozitif bir şekilde yapmaları mümkün mü?
C: Hayır.
S:(L) Yani ne yaparsan yap, ne düşünürsen düşün, bu enerji oraya gidiyor
öyle mi?
C: Seks kuvvetli bir fiziksel arzudur.
S:(V) Büyük geçiş geldiği sırada seks yapan veya herhangi cinsel bir
ilişkisi olan kişiler bu yüzden geçişi gerçekleştiremeyecek mi? (L)
Sanmam... (V) Bunu öğrenmek istiyorum. Bu doğru mu?
C: Hayır. İncil'inizde "Bin Yıl" olarak bahsedilen şey, geçişin 3'üncü
yoğunluk yorumudur.
S:(L) Yani bir anlamda 4'üncü yoğunlukta bin yıl boyunca fiziksel varlıklar
olarak yaşayacağız. Geçiş bu süre içinde gerçekleşecek ve bu süre bittiğinde
fiziğe olan iştahımızı geride bırakmış olacağız, öyle mi?
C: Yakın. Bazıları 4'üncü yoğunluğa hemen geçecek, bazılarının ise biraz
daha "zamana" ihtiyacı olacak.
S:(T)
Yani 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde ve hala fizikselken, ihtiyaç duyduğumuz
besinleri yine 3'üncü yoğunluktan mı edineceğiz?
C: Kısmen.
S:(D)
Tamamen BH olsak bile mi?
C: Tamamen BH iseniz fiziksel besine ihtiyacınız olmaz.
S:(D) O zaman nasıl enerji alırız... Birbirimizden. Başkalarına hizmet
ediyor oluruz. (L) BH böyle çoğalıp büyüyor... KH parçalıyor ve parçalanıyor
ve giderek küçülüyor... (J) Uyguladıkları parçalamalar, yasa gereği onlara
dönüyor. (D)
Kendi
enerjimizi başkalarına verirken biz de başkalarının enerjisini alabilecek
miyiz?
C: Evet.
S:(D) Başkalarına hizmetin aynı zamanda kendine hizmet olması bu herhalde.
(L) Son olarak söylemek istediğiniz birşey var mı? Rehberlik anlamında
herhangi birimize söylemek istediğiniz birşey var mı?
C: Ancak spesifik olarak istenirse. (ç.n.: spesifik; ayrıntılı, açık, net)
S:(D) Evde kanallama yaptığımda sizinle temas kuruyor muyum?
C: Evet ama bozucu etkilere dikkat et. Ruhuna bak TR.
S:(TR) Uzun süredir ruhuma yöneliyorum ve ruh sörfü yapıyorum! Keen
Industries şirketi bana uygun bir iş teklifi sunacak mı?
C: Bekle ve gör.
S:(TR) Sizinle iletişim kurabilecek miyim?
C: Burada.
10 Ocak 1995 F___ ve Laura
S:(L)
Biliyorum, ben gücenmedim. Birşey söylemedim. Bazı kelimeler bana
gücendirici geliyor ve onları kullanmıyorum. V___ ayrıca kızımın odasına
giren 4'üncü yoğunluk Om varlığı hakkında bilgi vermediğiniz için de üzüldü.
Om bir varlık türünün kısaltması mı?
C: Hayır, tam kelime.
S:(L) Bu varlık türünü keşfetmeyi merakla bekleyen insanlar için soruyorum,
Om varlığı nedir?
C: Poltergeist türü bir varlık.
S:(L) Om varlığı boyut çakışması nedeniyle mi geldi yoksa özellikle kızımla
mı ilgili?
C: Büyük ölçüde birincisi.
S:(L) Yani poltergeist türü varlıklar bu boyut çakışmalarında bizim
yoğunluğumuza girebiliyorlar?
C: Elbette.
S:(L) Böyle söyleyeceğinizi biliyordum. Şimdi, bu dergide bazı makaleler
var: Lyssa Royal hakkında şöyle deniyor: "1985'den beri tüm dünyada binlerce
insan için kanallama yaptı. Kitapları ve makaleleri tüm dünyada altı dilde
yayınlandı." Vesaire vesaire... Lyssa burada şöyle yazmış: "İnsan bilinci
kabaca üç farklı alana bölünebilir: bilinçli zihin, bilinçaltı zihin, ve
bilinçdışı zihin." Bu kategorizasyon genel olarak doğru mu?
C: Kabaca.
S:(L) Şöyle diyor: "Bilinçdışı zihin, daha derindeki benliğinizle olan
köprüdür ve aynı zamanda görmek istemediğiniz korkutucu, karanlık şeylerin
atıldığı bir çöplüktür." Bu yeterince doğru bir ifade mi?
C: Yarı-doğru.
S:(L) Bu ifadeyi daha doğru kılmak için söyleyebileceğiniz herhangi birşey
var mı?
C:
Bilinçdışı zihin aynı zamanda yüksek benlikle, diğer benliklerle ve evrensel
zihinle bağlantı kurmak bir kanaldır.
S:(L) Lyssa ayrıca şöyle diyor:
"Çocukken travmatik bir olay yaşadığınızda, bilinçaltı hemen bu bilgiyi
işlemek ve depolamakla kalmayıp, aynı zamanda sizi daha fazla bölünmeye
karşı koruma yollarını da bulur. Bir denge oluşturmaya çalışır. ...travmanın
ürettiği çok yoğun ham enerji, bilinçdışı zihinde depolanır." Bu doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S:(L) Peki bazı insanların kendi zihinlerinde uyguladıkları blokaj nedeniyle
dünyadışı varlıkları veya UFO'ları görmemeleri mümkün mü?
C: Bu olabilir veya insanların zihinlerindeki blokaj dünyadışılar tarafından
da etkinleştirilebilir.
S:(L) Bu evrenlerin tümünün, ışık hızının %90'ı oranında genişlediğini
söylüyor. Mutlak merkezi güneşin, bizim tanrı dediğimiz şey olduğunu
söylüyor.
C: Bu konuları ele almıştık ve "Tanrı" "herşey"dir, merkezi bir güneş değil.
S:(L) Dünya'nın, Pleiades sistemi etrafından dolanan bir foton kuşağından
geçtiği 25 bin yıllık bir döngüden bahsediyor ve bu foton kuşağına
girdiğimizde her türlü değişimlerin meydana geldiğini ve bunun küçük
döngülerden biri olduğunu ve harmonik birleşimin...
C: Bölünmüş kanal.
S:(L) Bu adam bölünmüş bir kanal mı? Harmonik birleşim diye birşey var mı?
C: Harmonik olarak birleşmek istiyorsan...
S:(L) Yani Pleiades etrafında dolanan ve 25.000 yılda bir bizi içine alan
bir foton kuşağı yok mu?
C: Bu doğru olsaydı, şimdiye kadar size bu konuda bilgi vermez miydik sence?
11 Ocak 1995 F___ ve Laura, BK ve SK
(telefonla)
S: Kimse var mı?
C: Evet.
S: F___ SK ile konuşuyor.
C: Kanal bozuluyor.
S:(S) Pleyadeslilerle aynı gruptan mısınız?
C: Aynı. Pleyades'teyken Pleyadesliler, Kasyopya'dayken Kasyopyalılar. Işık
varlıkları.
S:(S) Ne tür bir kaynaksınız?
C: 6'ncı yoğunluk.
S:(S) Bu bilgileri aktarmak için neden Laura ve F___'yi seçiyorsunuz?
C: Çünkü dengeleme alanları uyumlu.
S:(B) Dünyadışılar Benjamin Creme'nin
kafasına düşünceler mi koyuyor?
C: Evet.
S:(B) Bunun amacı nedir?
C: Kafa karışıklığı, sapma ve aldanma yaratmak ve böylece gerçeklik
kanallarının örtülmesi. Kendini açıklıyor.
S:(B) Gerçek olduğunu sandığımız şeyin aslında gerçek olmamasını sağlamak
için yani, öyle mi?
C: Yakın.
S:(B) Yani gerçeği göremememiz için dünyadışı varlıklar önümüze dikkat
çekici belirli bir birey çıkarıyorlar ve onun üzerinde odaklanmamızı
sağlıyorlar.
C: "Çöldeki" sahte peygamberlerle ilgili uyarıları hatırlayın.
S:(B) Buna göre Benjamin Creme KH mi?
C: Evet, dolaylı olarak.
S:(B) Kasyopyalılar bu temastan ne sağlıyor?
C: Size yardım ederek sizinle ve diğer herşeyle birleşme ve böylece büyük
döngüyü tamamlama kaderimizi gerçekleştirmeye doğru ilerliyoruz.
S:(B) Bu sizin için mümkün olan tek olasılık mı yoksa en iyi olasılık mı?
C: Her ikisi.
S:(B) Bizden pek çok ışık yılı uzakta mı bulunuyorsunuz?
C: Mesafe bir 3'üncü yoğunluk fikri.
S:(B) Işık yılı 3'üncü yoğunluğa ait bir kavram mı?
C: Evet.
S:(B) Dalga üzerinde seyahat etmekten neyi kastediyorsunuz?
C: Düşünceler üzerinde seyahat.
S:(F) Bizim düşüncelerimiz mi yoksa sizin düşünceleriniz mi?
C: Doğru kavram değil.
S:(L) Doğru kavram nedir?
C: Herşey yalnızca ders.
S:(L) Kimin düşünceleri?
C: Düşünceler varoluştaki tüm gerçekliği birleştirir ve hepsi paylaşılır.
S:(S) Tüm düşünce formlarının yarattığı bir enerji dalgası üzerinde mi
yolculuk yapıyorsunuz?
C: Varolan herşey düşünce formlarıdır!
S:(B) KH olanlar bu yarışı BH olanların kazanacağını kabul ediyorlar mı?
C: Hayır, kesinlikle! KH "kaybetmeyi" algılayamaz, yalnızca içgüdüsel olarak
üzerlerinde artan bir basınç hissederler. Artan karmaşanın nedeni bu.
S:(B) Kaybettiklerinde onlara ne oluyor? Manyetik bir yıkım mı yaşıyorlar
yoksa başa dönüp tüm evrim sürecini yeniden ve karşı kutupta mı
deneyimliyorlar?
C: İkincisi.
S:(B) Demek bir dönüm noktası geliyor?
C: Yakın. "Yakın" derken kavramın gerçeğe "yakın" olduğunu kastettik. Zaman
veya mesafe anlamında söylemedik.
S:(B) O noktada sebep oldukları tüm acıyı deneyimleyecekler mi? (L) Güzel
soru!
C: Hayır, bu sadece 5'inci seviyede olur.
S:(B) Bir Kertenkele ile karşılaştığımızda uygun davranış protokolü nedir?
C: Size kalmış!
S:(B) Kertenkeleler şekil
değiştirebiliyor mu?
C: 4'üncü seviyedeki tüm varlıklar bu yeteneğe sahip.
S:(B) Gerçek görünüşlerini değiştirme yeteneğine mi sahipler?
C: Evet.
S:(B) Şu anda aramızda dolanıyorlar mı?
C: Nadiren. 3'üncü seviyedeki işlerinin çoğunu yaptırmak için "aracılar"
kullanıyorlar.
S:(B) Bu aracılar "Siyahlı Adamlar" mı (Men in Black) yoksa Griler mi?
C: Her ikisi ve pek çok diğerleri. Siyahlı Adamlar çoğunlukla insan
kılığındaki Kertenkelelerdir ve 3'üncü seviyede kısa dalga döngüsü olarak
tanımlanan kısa sürelerle kalabilirler. Siyahlı Adamlar seçilen kişilerle
doğrudan temasa yönelik bir mazeret olarak kendilerini devlet görevlisi
olarak tanıtır.
S:(B) Bu Siyahlı Adamlar hiç insan öldürdü mü?
C: Hayır.
S:(F) Sadece tehdit mi ediyorlar?
C: Evet.
S:(B) Kertenkeleler hiç insan öldürdü mü?
C: Oo evet!!!
S:(B) Dünya'nın çeşitli yerlerinde Bakire Meryem'in görünmesi olaylarının
herhangi birinin ardında Kertenkeleler var mı?
C: Evet. Hepsi.
S:(B) Bunun ardındaki sebep nedir?
C: Bilginin parçalanmasına yönelik saptırma ve dezenformasyon yayılıyor ve
böylece daha fazla kişi saldırıya açık hale geliyor.
S:(L) "Eski dinlerdeki" cehennem veya araf inancı gibi inançların
propagandası insanları çok savunmasız bir noktaya sürüklüyor, çünkü bu
durumda insanlar suç ve günah düşüncelerine ve böylece de düşünce kontrolü
ve şiddete daha açık hale geliyor.
C: Evet.
S:(S) Yvonne Cole'nin kanalladığı "Aştar Komutası"ndaki (Ashtar Command)
Theo, Aralık 1994'te dünyadışılar tarafından bir iniş gerçekleştirileceği
kehanetinde bulunmuştu. Bu bir uydurma mıydı, yoksa bir yanlış hesaplama mı?
C: Uydurma.
S:(S) Yvonne çok hoş biri.
C: Kanal aldatılıyor.
S:(S) Kimi kanallıyor?
C: Kertenkelelerin ajanları. Dezenformasyon. Peki o zaman kim dezenformasyon
almıyor diye soracaksınız, değil mi? Zihinlerinizi açtığınızda ve yeterince
çok bilgi sahibi olduğunuzda bileceksiniz. Şimdi, bu mesaj sana K____,
çalışmanın farkındayız, çok büyük etkileri olacak bir zafere yakınsın, ama
dikkat et çünkü KH güçleri seni ezmeye çalışıyor ve KH güçlerine karşı
savaşlarını yavaşlatmanı tavsiye ediyoruz, böylece onlardan kaynaklanan
aşırı ısınmayı önleyebilirsin!!
14
Ocak 1995 F___, Laura, TR ve JR, T___, M___ ve A___
S:(L) Kimse var mı?
C: Evet.
S:(L) Bu gece karşımızda kim var?
C: Hnora.
S:(L) Neredensin?
C: Kasyopya.
S:(L) Yani ruh bedene girdiğinde o
noktada geçmiş deneyimlerini unutuyor, öyle mi?
C: Döngü.
S:(L) Suların alçalması ve yükselmesi gibi bir döngü mü? Çocuklukta sular
alçalmış durumda mı?
C: Buna benzer birşey.
S:(L) Bazı sorularımız olacak ve ilki şu: Daha önceki celselerde bize
gelecekteki biz olduğunuzu ve bizimle birleşmek üzere buraya doğru
geldiğinizi söylemiştiniz.
C: Evet.
S:(L) Zamana göre düşünecek olursak, bizden ne kadar uzaklıktasınız?
C: Sizin zaman ölçümünüzle belirsiz.
S:(L) Bize yaklaşan olayın yaklaşık varış zamanını hesaplamamız için bazı
bilgiler vermiştiniz. Bu dalga buraya geldiği zaman mı bizimle birleşip
gelecekteki biz olacaksınız?
C: Hayır, bu doğru kavram değil.
S:(L) Dalga buraya vardığında bizimle birleşeceğinizi söylemiştiniz.
Gelecekteki biz olduğunuzu söylerken kastettiğiniz şey bu mu?
C: Hayır.
S:(L) Yani iki ayrı olaydan veya konudan bahsediyoruz, veya zaman/mekandaki
iki ayrı nokta, öyle mi?
C: Hayır. Yine 3'üncü yoğunluk mantığını daha üst yüksek yoğunluk
seviyelerine uygulamaya doğru kayıyorsunuz.
S:(L) Yani aynı olaydan bahsetmiyor muyuz?
C: Bir kere "gelecek" nedir?
S:(L) Zaman/mekandaki farklı noktalar.. Gelecek sadece bilincin farklı bir
odağı mı? Herşey eşzamanlı mı?
C: Evet. Eğer bu doğruysa neden burada lineer/doğrusal bir mantık
uyguluyorsunuz? Görmüyor musunuz, sizinle şu an birleşiyoruz!
S:(L) Anladım. (TR) Yani dalga geldiğinde eğer hazırsak dalga bizi 4'üncü
yoğunluğa taşıyacak ama o noktada sizinle 6. yoğunlukta gerçek bir birleşme
yaşamayacağız ama bir yoğunluktan diğerine geçiş sırasında tüm odak
noktaları birleştiği için bir "birleşme" deneyimleyebiliriz, doğru mu?
C: Kısmen doğru, kısmen ilgisiz.
S:(J) Hangi kısmı doğru, hangi kısmı yanlış? (T) Dalga geldiğinde, 4'üncü
yoğunluğa geçecek olanları oraya taşıyacak, bu kısmı doğru mu?
C: Açık.
S:(TR) Hangi kısmı açık?
C: 4'üncü yoğunluk adayısın.
S:(TR) Yani biz 4'üncü yoğunluk adayıyız ama bu mutlaka 4'üncü yoğunluğa
geçebileceğimiz anlamına gelmiyor, öyle mi?
C: Kısmen.
S:(TR) 4'üncü yoğunluk adayları doğru frekans titreşimine ulaşmışlarsa ve o
noktada dalganın onları taşıyacağı bir noktaya yükselmişlerse 4'üncü
yoğunluğa geçecekler, doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S:(TR) 4'üncü yoğunluğa geçenler o noktada varlıklarının tüm diğer
yoğunluklarıyla çok kısa bir süre için de olsa bir birleşme, bir bütünlük mü
deneyimleyecekler?
C: Ölçülemeyecek derecede kısa bir an. "Aydınlanma" denen şey işte bu!
S:(TR) Aslında zaman diye birşey olmadığı için bireyin deneyimine göre o
kısacık an binlerce yıl gibi de olabilir, değil mi?
C: "Sonsuza kadar" sürmüş görünebilir.
S:(TR) Şimdi mi başladı? (L) Ou, evet. Ensemin kökünden bir pense ile
tutuluyormuşum gibi hissediyorum. Pekala, 4'üncü yoğunluk neye benziyor...
Rüya durumuna benzediği söylenebilir mi? Birşey düşünür düşünmez veya
üzerinde odaklanır odaklanmaz o oluyor veya gerçekleşiyor?
C: Devam et.
S:(L) Örneğin suyun üzerindeki bir botun içinde olmayı istediysen, kendini
bir botun içinde buluyorsun, hem de şu andakinden daha gerçek gelen bir
okyanusun üzerinde. Çünkü suyun üzerindeki güneş ışığı parıltılarına kadar
tüm beklentilerine yanıt veriyor.
C: Uzaklaşıyorsun.
S:(L) Uzaklaşıyor muyum?
C: Evet. Neden bir bota ihtiyaç duyuyorsun?
S:(L) Bu fantazideki fikir bir botta olmaktı. (TR) Ama bu bir fantazi değil.
(L) Gerçeklik. Tamam. Yani diğer bir deyişle 4'üncü yoğunluk düşüncelerinin
hemen gerçeğe dönüştüğü bir yoğunluk. Örneğin kendini bir kuledeki bir
prenses olarak düşünürsen hemen bir şato ortaya çıkar ve sende bir kulede
olursun ve eğer saçının yere kadar uzamasını istersen saçın da hemen yere
kadar uzar.
C: Bunlar 5'inci seviyede olan şeyler.
S:(L) Pekala, yani orayla 3'üncü yoğunluk arasında birşey.
C: Devam et.
S:(TR) 3'üncü yoğunluğa çok benziyor ama bir yönüyle mi farklı?
C: Hayır.
S:(TR) Geçiş vakti geldiğinde bir 3'üncü ve bir de 4'üncü seviye dünya
olacağını ve bazılarının 3'üncü yoğunluk dünyasında bazılarının da 4'üncü
yoğunluk dünyasında olacağını söylemiştiniz.
C: Üzerinde düşünmeniz için bir olasılık.
S:(L)
Peki BH nasıl düşünür? (TR) Sorumlu bir şekilde... (L) [ense kökünde
şiddetli bir sıkıştırıcı etki deneyimleyerek] Aman Tanrım! Siz oradakiler
vücuduma garip şeyler yapıyorsunuz...
C: Yardımcı ve dengeli. Arzular tamamen KH'dir.
S:(L) Yani mevcut deneyimin kabulü, yani olan şeylerin oluşuna izin vermek
ve bunlara dengeli ve yardım niyetiyle yaklaşmak, 4'üncü yoğunluktaki BH
tepkisi veya deneyimi oluyor, öyle mi?
C: Yakın.
S:(L) Ve bundan dolayı penceremde gördüğüm gibi geçen şeyleri görmek ve
bunlara esas olarak açık, meraklı ve izin verici bir şekilde bakmak bir BH
tepkisi oluyor, doğru mu?
C: Belki.
S:(T) Nasıl bir merak olduğuna bağlı. (TR) Kertişler de 4'üncü yoğunlukta
dolanıyor ama onlar BH değil, değil mi?
C: Doğru.
S:(TR) Ve onlar BH gibi yardımcı, sorumlu davranmıyorlar...
C: Doğru.
S:(TR) Demek 4'üncü yoğunlukta her iki tür de olabiliyor?
C: Evet.
S:(TR) Daha uygun olanı BH türü düşünme mi?
C: Evet.
S:(TR) Ama oraya gittiğinde kararına göre KH düşünüş şekli de mevcut, öyle
mi?
C: Evet.
S:(TR) Ama bu 6'ncı yoğunluğa ilerleme yeteneğini sınırlandırıyor?
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü yoğunluktayken KH'yi seçersen, daha sonra BH'ye geçebilir
misin?
C: Evet.
S:(TR) Yani ikisi arasında istediğin kadar fikir değişikliği yapabilirsin,
bu tamamen özgür irade, öyle mi?
C: Eğer 4'üncü seviyede KH'den BH'ye geçersen, KH'ye geri dönmezsin.
S:(TR) 4'üncü yoğunlukta eğer bir kez KH olmuşsan öyle kalman mı gerekiyor?
(L) Hayır. (J) Eğer 4'üncü yoğunlukta KH'den BH'ye geçersen KH'ye geri
dönmüyorsun, BH'de kalıyorsun, doğru mu? (TR) Ben de onu kastediyorum, bir
kez BH'ye geçmeye karar verince orada kalıyorsun çünkü artık KH'ye geri
dönme isteğin kalmıyor, öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Yani seçeneğin olmaması meselesi değil, sadece kendin KH'ye geri
dönmek istemiyorsun?
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü yoğunluğa çıkarsan ve Kertenkelelerin yaptığı şeyleri yaparsan
ve sonunda bundan sıkılırsan veya farklı bakmaya başlarsan veya
aydınlanırsan, BH'ye geçiyorsun ve orada kalmak istiyorsun, öyle mi?
C: Açık.
S:(TR) BH'den KH'ye geçilebilir mi? Biliyorum, geçilemeyeceğini söylediniz
ama sadece geçmek istemediğin için mi?
C: Doğal faktörler bunu engeller.
S:(L) Sanırım bir kez BH doğal faktörlerine ulaştığında, o konumun özelliği
gereği bir şekilde... öyle birşey olmuyor...
C:
Şimdi sizin için bir blok-yıkıcı: Tam BH profiline ulaşan 3'üncü yoğunluk
varlıkları otomatik olarak anında 4'üncü seviyeye geçer!
S:(TR) Bir anda yok mu olurlar? Bunu yapan insanlar oldu mu?
C: Evet.
S:(F) Evet, bunu duymuştum. (TR) Her zaman bir sürü insan kayboluyor. (L)
Ama bunun o kadar çok olduğunu sanmıyorum... (F) Ama olmuş. (J) Bazen
insanlar kayboluyor ve bir daha onlardan hiçbir haber alamıyorsun. (F)
Ani
bir ışığın gelmesiyle insanların aniden ortadan kaybolması gibi olaylar var;
aniden bir ışık ortaya çıkıyor ve puf!
(TR)
Kendi kendine yanma olayları gibi... (F) Hayır... (J) Kendi kendine yanma
gibi değil çünkü o durumda beden kalıntıları duruyor. (F) Bir grup insan
birlikte otururken aniden çok şiddetli bir ışık meydana geliyor ve
kişilerden biri kayboluyor. (L) Bir daha ortaya çıkmıyor mu? (F) Hiç! (TR)
Bunu sormak istiyorum, daha önce sorulduysa biri beni durdursun, tam BH
profili nedir? (L) Kendine tamamen ilgisizlik.
C: Evet.
S:(L) Tamam, Sally'nin bahsettiği ve
bana göndermekte olduğu Krill dosyası hakkında birşeyler sormak istiyorum.
Bize Krill dosyasının arkaplanından ve doğruluğundan bahsedin. TR bu konuda
benden çok daha fazla şey biliyor. Sanırım bu, dünyadışı bir varlık
tarafından, devlet komplosunu ortaya çıkarmaya yönelik olarak yazılmış
birşey. Krill dosyaları doğru muydu? (TR) İddiaya göre Krill ABD'deki bir
mahkum. (L) Krill diye biri oldu mu gerçekten?
C: Yarı.
S:(TR) Krill dosyasının bir geçerliliği var mı?
C: Yarı.
S:(TR) Bir dünyadışı tarafından mı yazdırıldı?
C: Belki.
S:(TR) Dosyaları oluşturup bir araya getiren bir insan mıydı?
C: Yarı.
S:(TR) Bu, ufolojide Cooper, Lear, Lazar ve Bennewitz'in işlediği konularla
aynı kategoride bir olay mı?
C: Pek çok kez söyledik... Laura dikkatini topla... Dinle!
S:(L) Yarı diyorsunuz. Yarıdan neyi kastediyorsunuz?
C: Sakinleş. Sabır, canım!
S:(TR) Diğer UFO belgelerine de aynı miktarda geçerlilikle mi yaklaşmalıyız?
C: Şimdi durun!!!
S:(L) Fazla hassas olduğu için hakkında konuşamayacağımız bir alan mı bu?
C: Hayır!!!!!
S:(F) O halde ne?
C: Size önemli birşey söylemeye çalışıyoruz ama siz soru sorup duruyorsunuz.
Şimdi, lütfen biraz sessizlik!!!! Pek çok kez size birbirinizle iletişim
kurmanızı, bir fikir paylaşım ağı oluşturmanızı söyledik çünkü ÖĞRENME ve
İLERLEME böyle olur! Ama siz bütün yanıtlar için bize yaslanıyorsunuz,
ÖĞRENME böyle olmaz!!!!!!! Şimdi bunu deneyin, sonuçlar sizi çok şaşırtacak:
Her birinizde sınırsız miktarda gerçek ve "yer sarsıcı" bilgiler var. Bu
bilgiler bilincinize yerleştirildi ki bunlara erişip öğrenebilesiniz. Şimdi
sorduğunuz son soruları kendi aranızda tartışın ve "bırakın aksın."
Grubumuz bu noktada, Krill belgesiyle ilişkili olan veya bu dosyada adı
geçen birkaç UFO araştırmacısı ile ilgili olarak daha önce yapılan yorumları
incelemeye başladı. Bu bize bu dosyayı değerlendirmek için bir başlangıç
noktası teşkil etti. Okuyucu, ilgili yorumları önceki celselerde bulabilir.
Krill kağıtlarıyla doğrudan bir ilgisi olmamasına rağmen Don Ware'nin de adı
geçtiği için o da tartışma konusuna dahil edildi. Tartışma:
S:(L) Don Ware kim? Sormamın nedeni John'un bana verdiği isim listesinde
adının olması. (TR) Don Ware MUFON'un Doğu Sahili bölgesel yöneticisiydi ama
olayın metafizik yönüne doğru ilerlediği için uzaklaştırıldı. MUFON çok
somut hususlarla ilgileniyor. Bu tür şeyleri duymaktan hiç hoşlanmazlar. (F)
Evet bu hususta çok katılar... (TR) Bilimsel bir güvenilirlik kazanmak
istiyorlar... (F) Bir UFO'nun inmesini ve gidip ona dokunabilmeni
istiyorlar. (TR)
Dünyadışıların nereden geldiğini, ne yapmak istediklerini, araçlarında ne
tür bir teknoloji kullandıklarını, bunları nasıl yaptıklarını falan öğrenmek
istiyorlar.
Anladığım kadarıyla MUFON Mavi Kitap Projesi'nin (Bluebook Project) bir
devamı. Mavi Kitap Projesi kapatıldığında gidip diğer UFO gruplarını
dönüştürmeye başladılar. NICAP ve APRO'yla başladılar ve MUFON da belirli
bir gruptan başka bir gruba geçen son örneklerden biri. Bu alanda elde
edilen tüm bilgiler Teksas'a gidiyor ve bir daha birşey duyulmuyor. Teksas
Karadeliği. (L) Eğer John Lear ve William Cooper, Kasyopya Onay Damgası'nı
alıyorlarsa ve esas olarak Krill kağıtlarında yazılı olan şeyleri
söylüyorlarsa onlar bu bilgileri nereden aldılar? (TR) Bu konudaki
düşüncelerden birine göre Moore, Lear veya Bennewitz, bunlardan biri Krill
belgesini yazan kişiydi. Krill'in, bu bilgileri veren varlığı tanımlamak
için devlet tarafından kullanılan bir kısaltma olabileceğinden
bahsediliyordu. (L) Senin bilgine göre Lear veya Cooper, bu belgede yazılı
olan şeylere kendileri hiç tanıklık edecek bir konumda bulundular mı veya
bulunduklarını iddia ettiler mi? (TR) Hiç birinin bunları fiziksel olarak
gözlemleyecek bir konumda bulunduğunu veya yeraltı üslerine gittiklerini
sanmıyorum. Başka kaynaklardan aldıklarını iddia ettikleri bilgiler üzerinde
çalışıyorlardı. (L) Peki bu diğer kaynaklarının kim olduğunu iddia
ediyorlar, isim vermiyorlar mı? (TR) Kaynakların çoğunun ismi verilmiyor.
Moore ve Cooper, devlet içinde bazı kaynaklarının olduğunu iddia ediyor.
Sanırım Cooper'di, bir süre ordu için çalıştığını söylüyor. Sanırım hava
kuvvetlerindeydi. (L) Pasifik Filosu Amirali için istihbarat analizciliği
yaptığını iddia eden o muydu? (TR) Evet. Cooper'ın yazılarının çeşitli
versiyonları var çünkü yazıları değiştiriyor ve güncelliyor. Aslında birşey
değiştirmedi; sadece temizledi, düzenledi ve bazı eklemeler yaptı. (L) Eğer
durum buysa, yazdıklarını, bunları gözlemleyen veya gören bir insandan
aldıkları bilgilere göre hazırladıklarını söyleseler çok daha inandırıcı
olurlardı bence. Bu bilgilerin dünyadışı bir varlık tarafından verildiğini
söylemeleri inanılırlığını azaltmaz mı? Tüm bu bilgileri uyduruyor olsalar
bile kaynağın bir insan olduğunu söylemeleri durumunda inandırıcılıkları çok
daha fazla olurdu. Ama Krill diye bir varlık tarafından verildiğini
söylüyorlar ve belki de doğrudur. Ama aklıma hemen şu geliyor. Eğer kaynak
gerçekten dünyadışı bir varlıksa ve KH ise bu bilgilerin ne kadarı doğru
olabilir? (TR) Krill'in standart Grilerden biri olduğu iddia edildi. (L) O
zaman söylediği hiçbirşeye güvenemeyiz. Bu bilgilerin kaynağının dünyadışı
bir varlık olduğuna inanabiliriz ama eğer Grilerden biriyse o zaman verilen
bilgilerin güvenilmez olduğunu düşünebiliriz. (F) KH bir kaynak bile olsa bu
mutlaka güvenilmez olduğu anlamına gelmez. (L) Evet ama eğer KH ise hiç
şüphe yok ki sadece kendi amaçlarına hizmet eden bilgiler vereceklerdir. (F)
O gözle bakarsan öyle. Ama bu bakış açısı doğru olmayabilir. Kaynağın KH bir
dünyadışı olması ve hatta siber genetik bir varlık olması, verdiği
bilgilerin mutlaka yanlış olması gerektiğini göstermez. Belirli bir anlayış
seviyesine ulaşmış olanlarımız için ilk düşünce bu bilgilerin yanlış olduğu
şeklinde oluyor ama ters psikoloji oyunu da olabilir.
Doğru bilgi
ver ama yüksek anlama seviyesine sahip olanlar bunun yanlış olduğunu sansın.
(L) Ne tür bilgiler verildiğini biliyor musun?
Bizim
aldığımız bilgilere benzer şeyler söyleniyor. (F) O zaman bilgiler doğru. (TR)
Eğer bu standart bir sibergenetik Gri ise, asıl mesele bu varlığın ne kadar
biyolojik olduğu. Örneğin kesilip incelenecek kadar biyolojik mi? (L) Tabii
ki. Onlarla ilgili otopsi raporları var, sadece nasıl beslendikleri
bilinmiyor. (F) Onlar sibergenetik, ama tıpkı biyolojik bir varlık gibi
görünebilir ve işlev gösterebilir. Onların içini açarsan kan ve doku
görebilir ve mikroskobik kanıtlar elde edebilirsin... (L) Okuduğum kadarıyla
mikroskobik incelemelere göre daha çok bir bitki gibilermiş... (TR) Evet.
(F) Yani yetiştiriliyorlar! (L) Evet. İnsanın genetik bilgisinin
bitkilerinkiyle kromozomal olarak birleştirildiğini düşün. (TR) Yüzlerce
yetiştirebilirsin. (L)Ve tohum gibi ekebilirsin... ve görünüşe göre
yaptıkları şey de bu. Bu gemilere götürülüp geri gelen insanlar duvarlardaki
kapların içinde yetişen şeyler görüyorlar. Tıpkı bir sera gibi. (F) Bizim
elde ettiğimiz bilgiye göre Griler Kertişlerin kullandıkları robotlar
oldukları için her iki boyuta da erişime sahipler. Eğer böyle robotlar bitki
gibi yetiştirilebiliyorsa 4'üncü seviyenin ne garip bir yer olduğunu
düşünün!
Biz
karşımıza çıkan sibergenetik robotların gerçek birşey olduğunu sanırken bir
de bu robotları yapan tam ruha sahip 4B varlıkların seviyesini düşünün! (TR)
Kertişler bizim yoğunluğumuza girmek için robotlar yaratmak zorundalarsa
burada bizden daha güçlü değiller mi demektir? Griler olmadan da bizimle
etkileşime girebilirler mi? (F) Evet. (L) Evet, girebilirler, girdiler,
girecekler ve giriyorlar. (F) Ama bazı sorunlar var. Öncelikleri görüntüleri
çok göze batıcı... (J) Eğer sokakta yürüselerdi herkesin dikkatini
çekerlerdi.(TR)
Bu kendilerini nasıl gösterdiklerine bağlı. (L) Görünüşlerini
değiştirebiliyorlar. (F) Görüntülerini değiştirebiliyorlar ama sadece kısa
bir süre için. (L) Çünkü bunu yapabilmeleri için 3'üncü yoğunluk enerjisini
kullanmaları gerekir. (F) Geçen gece telefonda S___'yle konuşurken S___ ve
B___ Siyahlı Adamlar'a değindiler. Verilen yanıt Siyahlı Adamlar'ın
"Kertenkele varlıkları" olduklarıydı. Pek çok raporda Siyahlı Adamlar'a dair
tanımlamalar çok garip. Sesleri sanki yankılı bir odadan geliyor gibiymiş
ve... (TR) Başka bir celsede de Siyahlı Adamlar hakkında birşey sormuştuk,
ne demişlerdi? "Projeksiyon" olduklarını. (J) Aynen öyle, belki de gereken
ipucu budur. Belki bizim gerçekliğimize bu şekilde erişiyorlardır; 4'üncüden
3'üncüye projeksiyonlar olarak. (F) Hep aklımı karıştan bir olay vardı. 28
Nisan 1978'de Maine'de UFO araştırması yapan bir adama bir Siyahlı Adam
yaklaşmış. Siyahlı Adam'ın çok garip olduğunu anlatıyor. Yüzü pembeymiş.
Makyajlı gibiymiş. Siyahlı adam kendi yüzüne dokunduğunda sanki tamamen
birşeyle kaplıymış gibi bir iz kalmış. Sonra birden kalkıp "Şimdi gitmem
gerek... ee-enerrji biti-ii-yorrr" demiş. Sonra kalkıp tökezleyerek
uzaklaşmaya başlamış. Siyahlı Adam'ın tökezlemeye başladığını görünce çok
şaşırmış... (L) Energizer Tavşanı değilmiş demek ki! [gülüşme] (F) Sonra bir
ışık görmüş. Önce bunun bir arabanın farından geldiğini sanmış ama Siyahlı
Adam bu ışığa girip ortadan kaybolmuş. (J) Projeksiyon! 4'ten 3'e böyle
geliyorlar. (L) 3 aşamayla projekte olduklarını söylemişlerdi. Hatırlayın.
Mekan-zamanda bir yolculuk gibi. (TR) Krill tartışmasından uzaklaştık ama
4'üncü seviyeyle ilgili kesinlikle çok ilginç sonuçlar elde ediyoruz. (F)
Krill şu anda işimize yaramıyor. (L) Kim takar Krill'i? Biz onları kullanıp
atıyoruz! [gülüşme] (TR) Ben de bunu söyleyecektim, standart UFO
konularımızı ele alışımızı... Yani artık çok farklı bir noktadayız... (J)
Evet, gerçekten... (TR) Buradaki çalışma sayesinde... (F) Yıllardır
yaptığımız çalışmalarda hep somut şeyler üzerinde durduk ve ben de hep öyle
kalması gerektiğini düşünüyordum ve gerçekten de eğer bir kişi bu fenomeni
yakından inceliyorsa, somut şeyler hakkında bilgi edinerek başlar ama artık
sadece somut olarak görünenden çok daha öte şeyler olduğunu da
görebiliyorum. (L) Evet, işte burada... [Siyahlı Adamlar'la ilgili referansı
arıyordu]... Siyahlı adamlar kim veya nedir? Kertenkele projeksiyonları. (TR)
Onu sorduk çünkü yoluma çıkan Camaro'lu adamın projeksiyonu hakkında sorular
soruyorduk. (L) Tamam. "Yani Kertenkeleler bir varlığın yalnızca görüntüsünü
mü projekte ediyorlar?" diye sormuşuz ve yanıt "evet." Bu noktada TR sormuş:
"Siyahlı Adamlar fiziksel bakımdan gerçek değil mi?" Ve yanıt: "Kısmen
doğru. Bu teknolojiyi anlamıyorsunuz ama isterseniz tanımlayabiliriz.
Önce zamanda
"yolculuğu" biraz daha tanımlamamız gerekiyor çünkü iki kavram birbiriyle
yakından ilişkili. İlk adım yapay olarak elektromanyetik bir alan
oluşturulmasıdır. Bu, gerçekliğin boyutları arasında bir kapı açar. Sonra,
gerçeklik iliştirme kanalına erişim için katılımcının düşüncelerini
kanallanması gerekir. Sonra da enerjiyi uygun boyut köprüsüne odaklaması
gerekir. Elektronlar doğru frekans dalgasında düzenlenmelidir. Bunun
ardından tüm yoğunluk seviyelerindeki algıları dengelemek için boyut
"perdesi" içinden üçlünün gönderilmesi gerekir. Üçlü şu şekildedir: 1.
Madde, 2. Enerji, 3. Gerçekliğin algılanması." Diğer bir deyişle
gönderdikleri...
(J)
Holografik görüntüler. (TR) Gönderdikleri enerji burada madde kazanıyor ve
algıladığımız şeyi yaratıyor. Ve algıladığımız şey de... (L) Hayır, hayır,
hayır... Ne olduğunu biliyorum. Üçlünün sırasıyla gönderilmesi... madde
enerji oluyor, enerji algı oluyor ve perdenin öbür tarafına geçiyor, algı
enerjiye dönüşüyor ve bu enerji de tekrar madde haline geliyor... Boyut
perdesinden geri doğru bir takla atar gibi. (TR) Ve kişinin gördüğü şey de
görmeyi beklediği şeye bağlı. Bu yüzden Kertişler bu sıralamayı uygulamadan
önce ilgili kişinin beklentileriyle ilgileniyorlar... "Gerçeklik iliştirme
kanalı" bu işte. Eğer Siyalı Adamlar'ı görmeye açıksan, onların ne
olduklarını bilmesen bile, bilincin bir seviyesinde... (F) Ama sanırım bu
sadece Siyahlı Adamlar'la sınırlı birşey değil. (L) Şunu dinleyin! "Birkaç
kez uçan dikdörtgen şeklinde büyük kutulardan bahsedildiğini duydum.
Bunların kime ait olduğunu öğrenmek istiyorum." demişim ve yanıt:
"Kertenkele projeksiyonları..." Ne yapıyorlar, lanet olası tüm realitelerini
bizim dünyamıza mı projekte ediyorlar? (F) Görünüşe göre 4'ten 3'e geçiş
sürecinin bir parçası da "projeksiyon" süreci. (TR) Evet, bir şekilde geri
gitmen gerekiyor. (F) Tabii bu da, yüksek seviyelere ait olaylarla ilgili
okuduğumuz ve duyduğumuz pek çok şeyi açıklıyor. Bunları kendi dünyamızın
gerçekleriyle açıklamamız mümkün değil. Pek çok kişi boşu boşuna metalik bir
araç yakalayıp içindeki canlıları kesip incelemeyi umuyor ve üstelik bunun
meydana gelmesine... (J) Bilimdeki sorun da bu, çünkü bu şeyleri tutamıyor
ve ölçemiyorlar çünkü bizim anladığımız şekilde mevcut değiller! (F) Maddeci
bilimin koptuğu nokta işte bu. Kısır bir döngüde kısılı kalıyor. (J)
Kendilerini kendi kurallarıyla kısır döngüye sokuyorlar! (F) Doğru! (TR)
Netice olarak, artık Krill belgelerinin, Cooper ve Lear'ın yazdıklarının
ötesine geçtik. (F) Kasyopyalıların bize bu aptalca soruları sorup durmaya
bir son vermemizi söylemelerinin nedenlerinden biri de bu. (TR) Evet, tüm bu
ayrıntılara girmek zorunda değiliz. (F) Evet, çünkü bu "UFO'lara Giriş 1"
(J) Evet biz bunun ötesine geçtik. Aman Tanrım! Dinleyin millet; size fark
ettiğim birşeyden bahsedeceğim. Üç veya dört hafta önce işteyken masamın
çekmecesi bozuktu. Çekip açmaya uğraşıyordum. Sonunda çektim ve bu klasör
yere düştü. Bu klasörü eve götürüp kullanmaya karar verdim. Ve bakın
klasörün üzerinde ne yazıyor! Hizmet! (TR) Daha da ilginç olan birşey var
ki, o da bu yoğunlukta yalnız olmadığımız. Başka gezegenlerde 3'üncü
yoğunlukta yaşayan varlıklar da var. Belki de bazıları buraya gelip suları
iyice bulandırıyor ve neyin ne olduğunu, kimin kim olduğunu anlamamızı
zorlaştırıyor olabilirler. (F) Bana göre UFO alanında şimdiye kadar
yaşadığımız deneyimler hep daha yüksek yoğunluklardan bu yoğunluğa
yönelikti. 3'ten 3'e etkiler deneyimlemiş olduğumuzu sanmıyorum. Ve insanlar
bunu daha yeni yeni anlamaya başlıyorlar. Diğer bir deyişle... (TR) Vallee
de öyle düşünüyor, boyutlararasına bakıyor, çünkü... (F) Ama Vallee de
maddeci bir bilimadamı ve bunu bilimsel bir şekilde inceliyor. Sadece henüz
keşfetmediğimiz için bu olaylara imkansız diyen başka bir bilimadamından
sadece biraz daha açık zihinli... (J) Evet, üzerinde bizim adımız yok, o
halde mevcut değil... (F) Ama işini çok dikkatli bir şekilde yapıyor. (L)
Krill'le işimiz bitti mi? (TR) Evet, sanırım Krill'in üzerinde yeterince
durduk. (L) Krill o kadar önemli değil. Sanırım sorularımızı sorarken daha
dikkatli olmamız gerekiyor. (J) Kasyopyalıların bu öğrenme şeklini düzenli
olarak sürdürmemizi isteyip istemediklerini merak ediyorum. (L) Pekala, bunu
sorulmuş varsayın.
C: İyi fikir.
S:(L) Sormak istediğim bir soru var ve bunu tartışıp tartışamayacağımızı
bilmiyorum çünkü biraz tartışma dışı bir husus. Ruhun elektromanyetik
kalıbının başka bir varlık veya enerji kaynağı tarafından, dışarıdan zorla
değiştirilip değiştirilemeyeceğini öğrenmek istiyorum.
C: Hayır.
S:(L) Bir kişinin ruh kalıbı o kişinin bütün deneyimlerinin toplamıyla mı
belirleniyor?
C: Denklemin parçası.
S:(L)
Bir kişi ruhunda, tüm boyutlarda yaşadığı tüm deneyimlerin anılarını taşır
mı?
C: Anılar, "Geçmiş, Şimdi ve Gelecek"in yansımasıdır.
S:(L) Yani eğer yansımalar... (J) "Biz gelecekteki siziz!" (L) Evet, yani
Kertişler veya Oryonlar dahil hiçbir dış güç...
C: Bizi hatırlayabilirsiniz.
S:(L) Bize olan herşeye bir seviyede erişilmesi mümkün, doğru mu?
C: Evet.
S:(L)
Ve başka bir varlığın gelip deneyimimizin bir kısmını silmesi ve bir şekilde
kendi yarattıkları birşeyle değiştirmesi mümkün değil, öyle mi?
C: Saçma!
S:(L) JR ve ben 4'üncü yoğunluktaki
sanatsal ifadeyi çok merak ediyoruz. Bu boyutta çoğumuz sanat ve müziği çok
olumlu bir şekilde deneyimliyoruz ve bazen müzik çok ruhsal ve dönüştürücü
olabiliyor. İnsanı çok sıradışı yerlere götürebiliyor. 4'üncü yoğunluktaki
durum nedir?
C: 4'te örneğin sesleri "görebilir", renkleri "duyabilirsiniz."
S:(L) Peki, bu... Lütfen bu soruyu sorduğumda sakin olun ama... (F) Ne
soracağını biliyorum... (L) Birşey söylemeyeceksin ama tamam mı? Yıllar önce
60'lar ve 70'lerin bir çocuğuyken LSD denedim. (TR) Ne soracağını çok iyi
biliyorum, evet, çünkü onu ben de gördüm! (J) Evet. (L) Çok ilginç! Müzikle
birlikte geometrik şekiller ve renkler ortaya çıkıyordu. (TR) Evet! (L)
Burada bahsettiğimiz şey de bu mu?
C: Bingo!
S:(L) Yani diğer bir deyişle...
C: Sıradaki sorunun cevabı evet, 4'üncü yoğunluktan bir sızıntı deneyimledin.
S:(F) Yani 4'üncü yoğunluğa bir bakış etkisi yapmış. (L) Bu realiteye erişim
için bu yöntemi tavsiye ediyor musunuz?
C: Açık.
S:(TR) Sorun şu ki, bazı insanlar hep bunu yapacak ve bunu doğal bir yolla
yapma üzerinde çalışmayacaktır.
C: Evet.
S:(TR) Bazıları bunun bağımlısı olacak ve aşırı ölçüde kullanacaktır. (J) Ve
kendilerine zarar verecekler. (L) Evet, çok dikkatli bir şekilde
yaklaşılması gereken birşey. Bunu teşvik edemeyiz. (J) Bu, normal olarak
deneyimlediğimiz 3 boyuta yeni boyutlar ekleme gibi birşey mi?
C:
Evet. 4'üncü yoğunluk seviyesi yeni bir deneyim boyutunu ima ediyor, değil
mi?
S:(TR) Birinci boyut tek bir nokta, ikincisi noktanın bir doğru şeklinde
hareketi, üçüncüsü doğrunun bir düzlem oluşturacak şekilde hareketi ve zaman
da buna süreklilik kazandırıyor. Peki dördüncü boyut nedir?
C: Keşfet!
S:(TR) 4'teki zaman frekansı, bizim zamanı algıladığımız gibi mi?
C: Sizin algıladığınız gibi değil.
S:(TR) Biz zamanı lineer/doğrusal olarak algılıyoruz ama aslında duyu
organlarımızın bu algısı pek sağlıklı değil, öyle mi?
C: Belki.
S:(L) Daha önce bize zamanın, "düşme" sırasında bize dayatılan bir ilüzyon,
bir aldatma olduğunu söylemişlerdi.
(J) Işığın
spektrumunu hepimiz görmüşüzdür. Bizim gözlerimizle algılayabildiğimiz,
ışığın yalnızca sınırlı bir kısmı. Gerçek de böyle birşey mi?
Algılayabildiğimiz şey, titreşimler spektrumunun yalnızca küçük bir kısmı
mı?
C: Yakın.
S:(TR)
4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde bu elektromanyetik bandın daha fazlasını mı
göreceğiz?
C: Çok daha fazlası.
S:(J) Yani farkındalığımızı genişletecek.
C: Evet.
S:(L) Birkaç yıl önce meditasyon yaparken "kuşatılma" olarak tanımladığım
birşey yaptım. Tanımlanması çok zor bir durum. Durduğum yerden sanki
kaybolup sonra geri gelmiştim. Önce kafamda güçlü bir elektriksel zınlama
sesi duydum. Kafamda "varlık yaklaşıyor" gibi şeyler duydum ve hemen bunun
Şekina yani "Tanrısal mevcudiyetin" bir "yaklaşması" olara |