| |

ABD Yeraltı Üsleri ve Dünya
Dışı Genetik Deneyler
ABD’deki Yeraltı Üsleri
ABD hükümetine ait yeraltında birçok tünel ve
yeraltı tesisleri bulunmaktadır. Bunlar arasında en önemlileri; New
Mexico’daki Dulce, Sunspot, Datil, Corona, Taos Pueblo, Albuquerque,
Arizona’da Santa Catalina Dağlarında, Colarado’da Delta, Grand Mesa ve
Colarado Springs’de, California’da Needles, Edwards AFB, Tehachapi
Dağları, Ft. Irwin, Norton AFB ve Morongo Vadisi, Nevada’da Blue Diamond,
Nellis AFB, Groom Lake ve Papoose Lake bölgeleri, Quartzite Dağı ve
Tonopah’dır. Bu yeraltı üslerinin, bir “Armegeddon” (Kıyamet Günü)
geldiğinde Amerikan gizli örgütlerine mensup askeri ve sivil elitler için
birer sığınak olacağı muhakkaktır.
ABD’nin en gizli Askeri Üssü, 51. Bölge (Area
51)
1953′de Washington D.C’nin kontrolü dışındaki
gölge hükümetin içinde (Bakınız. “Amerikan Gölge Hükümeti”) “Majestic 12
Komitesi” kurulmuştu. (Bu komitenin başkanlığını o zamanlar Başkan Truman
yapıyordu.) Los Alamos, New Mexico’da bulunan örgüt, Başkan yardımcısı
Nixon zamanında yeniden faaliyete geçirildi. MJ-12, DDB-V’lerle (Dünya
Dışı Biyolojik Varlıklar) sınırlı işbirliği ile gizli bir program
yürütüyordu. Zeta Retuculi yıldız sisteminden geldiği iddia edilen, büyük
siyah gözlü ve kocaman kafalı, akıllı sürüngenimsi yaratıkların (Griler’in)
acilen “Bor” elementine ihtiyaçları vardı. (Griler, eski Mısır ve Sümer
yeraltı mitolojilerinde de insanları kaçıran yaratıklar olarak
biliniyorlardı. Sümer mitolojisinde bunlara “GALATUR”, Mısır mitolojisinde
ise “USHABTİU” deniyordu.)
Bu element de Amerika’nın güneybatısında
bulunuyordu, ilginç tesadüftür ki, ülkenin çok gizli askeri tesisleride
yoğun olarak bu bölgede bulunuyordu. UFOların buralarda sık sık görülmesi,
“ziyaretçiler”le ABD hükümet yetkilileri arasında bir işbirliği olduğu
iddialarının ortaya atılmasına sebep olmuştu, iddialara göre,
uzaylıların vaadettikleri ileri teknoloji transferine karşılık, onlara “Bor”
verilecekti. ABD’de UFO’lar tarafından kaçırılan çocukların yeraltındaki laboratuvarlarda tıbbi denemelere tabii tutuldukları iddia edilmektedir.

Bazı kaynaklara göre, 51. Bölgedeki üs’de 22
yeraltı seviyesi bulunmaktadır. Bu tesisin güneybatıdaki diğer tesislerle,
yeraltı tünelleri vasıtasıyla bağlantıları vardır. Bu üs’de “Zihin
Kontrol Işın Silahları” da geliştirilmekteydi. Üs, Kongre’nin, Başkan’ın
ve ABD Hava Kuvvetlerinin denetimi dışındadır. Bilderberg -CFR-
Trilateral Komisyon (Tek Dünya Hükümeti) Yeni Dünya Düzeni gibi farklı
isimlerle anılan gizli bir çete, askeri endüstriyel kompleks içinde
faaliyet göstermekte ve yeraltı üslerini kontrol etmektedir. Bu güçlerin
hedefi dünya çapında egemenlik kurmaktır. (Yani tek dünya hükümeti).
William P. Lear, CIA için bütün dünyada gizli misyonlar gerçekleştirmiş
bir pilottu.
1986 yılında Lear, bir UFO’nun İngiltere’de
askeri üsse indiğine şahit olan bir ABD Hava Kuvvetleri mensubu ile
tanıştı. Lear, onun anlattıklarından sonra, DDB-V’larla ABD hükümeti
arasında bir anlaşma yapıldığına inanmaya başladı. Lear’a göre, 1969-1971
yılları arasında “uzaylı ziyaretçiler” ile Majestic-12 Komitesi arasında
bir anlaşma yapılmıştı, ileri teknoloji transferi karşılığında, hükümet
süregelen “insan kaçırmalar”a göz yumuyordu. “Kaçırmalar”
insan-uzaylı melezi yaratmak için yürütülüyordu. Uzaylılar kurbanlarının
vücuduna yerleştirdikleri yapay cisimlerle (Mikroçip mi?) onları kontrol
ediyorlar, bazen de insanların organlarını çıkararak, kendi bozuk
sistemlerini yenilemek için kullanıyorlardı. İstenilen etki,
kaçırılanlardan alınan enzim veya hormonun, hidrojen peroksitle
karıştırılmasıyla elde edilen solüsyonun, uzaylıların bedenlerine enjekte
edilmesiyle sağlanıyordu.

Lear’a göre, 1956 yılında Çavuş Jonathan R.
Louette, White Sands Füze Deneme alanından disk şeklindeki bir araç
tarafından kaçırıldıktan üç gün sonra bedeni aynı sığırlar gibi
parçalanmış bir vaziyette bulunmuştu. Bu operasyonlar yeraltındaki
laboratuvarlarda (Bunlardan biri Groom Lake 51. Bölgede bulunuyordu.) ve
kurban daha canlı iken gerçekleştiriliyordu. 1979-1983 yılları arasında
MJ12, olayların planlandığı gibi gitmediğini farketti. 1979′da durumu
araştıran bir gurup, New Mexico Dulce’deki CIA-uzaylı yeraltı
kompleksinde, uzaylılar tarafından tuzağa düşürüldü.
Rehineleri kurtarmak için özel bir askeri birlik
yollandıysa da çıkan çatışmada 66 asker öldü. Bu felaketten sonra, MJ 12′nin
günümüzdeki üyeleri (Üyeler arasında o zamanki Dışişleri Bakanı Henry
Kissinger, eski CIA direktörü Richard Helms ve eski Donanma istihbarat ve
Millî Güvenlik Ajansı Başkanı Bobby Ray Inman bulunuyordu.) durumu
kamuoyuna açıklamak istediler. Fakat üyelerin çoğu böyle bir açıklamanın
toplu bir halde paniğe yol açacağını düşünerek, onun yerine DDB-V’a karşı
etkin bir silâh geliştirmeye başladılar. “Strategic Defense Initiative” (SDI)
denilen “Yıldız Savaşları Projesi,” bu amaçla geliştirilmişti.
Gerçekte bu projenin Rus füzelerine engel olmak
gibi bir amacı yoktu!
İlginçtirki, Başkan
Kennedy de uzaylılarla yapılan anlaşmayı halka açıklamak isterken (Şoförü
tarafından) vurulup öldürülmüştü. CFR tarafından kontrol edilen “Gölge
Hükümet” Kennedy’nin ölümünden sorumlu idi. İddialara göre, “Raptiye
Operasyonu” ile 2. Dünya Savaşı sonunda Almanya’dan Amerika’ya getirilen
doktorlar ve bilim adamları “Zihin Kontrol “Genetik Mühendisliği” ve Antigravitasyonel uçan disklerin yapımıyla uğraşmışlardı. 51. Bölgede bir
“Frankestein” fabrikası kurulmuş ve genetik mühendisliğinin ürettiği
yaratıklar ortaya çıkarılmıştı.
Bunlardan “Chupacabra” denilen vampir yaratık,
Porto Rico’dan Mexico’ya, Oregon’dan Florida’ya her yerde görülmüştü. (Son
yıllarda Şili’de ortaya çıkmıştır.) Bu yaratığa Created Reptilian Alien
Vampire Engineered Species “(CRAVES)” “Genetik değişime uğratılmış
sürüngen-uzaylı vampir türü” deniyordu. “Chupacabra” insanları uzaylı
istilası “senaryolarına hazırlamak için ortaya çıkarılmıştı. (Bu
sürüngenimsi canavar ile halk arasında bir panik yaratmak ve onların “Yeni
Dünya Düzeni 'ni daha kolay kabul etmeleri isteniyordu.) Aslında amaç,
halkın Tanrıya ve egemenliğe olan inancını yok etmek ve global bir
hükümete yol açmaktı.
ABD’nin Yeraltındaki Gizli Dulce Üssü
Dulce, New Mexico’nun kuzeyinde
dokuzyüz nüfuslu küçük bir kasabadır. Dulce’nin en önemli özelliği
Archuletta Mesa’nın altında derin bir sır saklıyor olmasıdır.
Söylentilere
göre bu sır; Hükümet uzaylı ortak biogenetik laboratuarlarında insanların
ve hayvanların üzerinde korkunç deneyler yapılıyor olmasıdır. Bu üs
civarında sık sık parçalanmış sığırlara rastlanmaktadır. Bazı
araştırmacılar, parçalanmış sığırlar fenomeninin UFO’Iarla bağlantılı
olduğunu söylemektedirler.
Gerçekten de Dulce civarında sık sık UFO’lar,
acayip ışıklar ve diğer hava fenomenleri rapor edilmektedir UFO’ların
görüldüğü bölgelerde parçalanmış sığırlara da rastlanmaktadır. Aşağıda
okuyacağınız Amerikalı araştırmacı Paul Bennewitz’in Dulce üssü île ilgili
açıklamalarının bir dezenformasyon kampanyasının sonucu olup olmadığı
açıkça belli değildir. Paul’un Dulce tesisiyle ilgili tek şahidinin
açıklamaları için, onu yalancılıkla suçlamak taktik bir manevra olabilirdi
ama gerçek dezenformasyon kampanyası, kamuoyunda Dulce hikâyesinde
inanılacak hiçbir şey olmadığını söylemek olurdu.
Paul Benewitz, bir UFO tarafından kaçırılan New
Mexico’lu Myrna Hansen vakasını incelemişti. Hansen 1980 yılında bir
yeraltı tesisine götürülmüştü. Christa Tilton, Temmuz 1987’de bir uzay
gemisiyle gelen iki küçük gri uzaylı tarafından kaçırıldıktan sonra,
“kayıp zaman” tecrübesini yaşamıştı. Tilton, kaçırıldıktan sonra güvenlik
kameraları ve bilgisayarlı kontrol noktalarının bulunduğu yeraltında bir
tünele götürüldü. O, bir transit araçla yüz taraması yapılan bir
bilgisayar ekranının karşısına getirildi. Bilgisayar ona bir kimlik kartı
çıkarttıktan sonra, rehberi tarafından yedi kat yeraltında bulunan bir
tesisin birinci seviyesine geldiği söylendi. Christa’nın iddiasına göre, o
yeraltındaki 5. kata kadar indirilmiş ve burada uzaylı araçlarının ve
küçük gri yabancı varlıkların olduğunu görmüştü.
Daha sonra götürüldüğü geniş bir odada
bilgisayarlar tarafından kontrol edilen, geniş tanklara asılmış
göstergeler ve bazı boru hatlarından çıkarak tankın içine giren geniş
kollar görmüştü. Onun dikkatini bir uğultu sesi ve formaldehit kokusu
çekti. Tilton bu sıvının tanklarda karıştırıldığı izlenimini edinmişti.
Ona tankın muhtevası gösterilmedi. Christa, kaçırıldığı zaman şahit olduğu
şeylerin çoğunun sonra resmini çizmişti. Bu esrarengiz tanklarla ilgili
bilgiler, “Dulce Kâğıtları” adlı tartışmalı bir dosyada yine ele
alınmıştı. Bu dosyada ayrıca Dulce yeraltı tesislerinin otuz adet
siyah-beyaz fotoğraf ve bir de videobant bulunuyordu.
İddialara göre, bu kâğıtları dışarıya 1979′a
kadar Dulce’de güvenlik görevlisi olarak çalışan bir memur çıkarmıştı.
1979′un sonunda güvenlik memuru Thomas C, karşılaştığı korkunç gerçekler
karşısında daha fazla suskun kalamayacağını anlamıştı. Dulce
yakınlarındaki Amerikan Hükümeti-uzaylılar ortak yeraltı üssünde rahatsız
edici çok şey duymuş ve görmüştü. Çetin bir iç hesaplaşmadan sonra,
tesisten ayrıldı ve birçok belgeyi de beraberinde götürdü. Küçük bir
fotoğraf makinesi ile, yeraltındaki çok katlı kompleksin otuzdan fazla
fotoğrafını çekti. Ayrıca birçok belgeyi ve kontrol merkezindeki bir
güvenlik video bandını beraberinde götürmüştü. Bu bantta laboratuvarlar,
uzaylılar ve ABD hükümetinin yetkili personeli görünüyordu.
Alarmı ve kamera sistemini kapatan Thomas, dışarı
açılan yüz çıkıştan birinden yüzeye çıkmıştı. Thomas, orijinal belgeleri
çok iyi sakladıktan sonra her birinden beşer kopya çıkardı. Thomas
saklanmaya karar vermişti ve bu amaçla karısını ve çocuğunu evinden almaya
niyetlenmişti ki, evinin önünde hükümet ajanlarına ait bir minibüsü
beklerken gördü. Thomas yakın bir arkadaşının ihanetine uğramıştı. Ajanlar
Thomas’ın karısını ve çocuğunu, tesislerden aldıklarını geri vermesi
şartıyla, serbest bırakabileceklerini söylediler.
Ailesinin biyolojik denemelerde kullanılacağını
anlayınca, ortadan kaybolmaya karar verdi. Bu on yıl önceydi. Thomas böyle
bir gizli entrikaya nasıl karışmıştı? Şimdi 50′li yaşlarda olan Thomas,
20’li yaşlarının ortasında Batı Virginia’da bir yeraltı tesisinde, çok
gizli fotoğrafçılık eğitimi almıştı. O, yedi yıl Hava Kuvvetleri için çok
gizli fotoğrafçılık yaptı. 1971 ‘de Santa Monica-California’da Rand
Corporation için çalışmaya başladı. 1977′dc Dulce tesislerine transfer
oldu. Yeraltındaki görevine, derin yeraltı tüpmekik sistemiyle gidiyordu.
Bu zaman içinde Santa Fe-New Mexico’daki bir güvenlik görevlisi, özel
olarak UFO görüntüleri, hayvan parçalanması fenomenini ve bölgedeki Mason Wicca guruplarının faaliyetlerini araştırıyordu.
Thomas’ın ve araştırmacının ortak arkadaşı olan
bir şahıs, 1979′da Santa Fe’ye gelerek her ikisini de ziyaret etti.
Ziyaretçi fotoğraflara, video banda ve Dulce üssünden alınan belgelere de
göz attı. Buradan bazı resimler çizildi ve böylece UFO araştırmacısı
toplulukların ” Dulce Papers” (Dulce Kâğıtları) diye
bildikleri bilgiler ortaya çıktı. Thomas’ın iddiasına göre,
Dulce
tesislerinde 18.000 kısa “gri” vardı; ayrıca o, sürüngenimsi humanoid’leri
(insanımsılar) de görmüştü. Thomas’ın bir iş arkadaşı evinde, materyalize
olan 6 foot (1.83 m) boyunda bir sürüngenimsi ile yüz yüze
gelmişti. (Sürüngenimsi ırk, büyük çoğunluğu Dördüncü Boyut’ta bulunan ve
dünya üzerindeki en güçlü ve en kötü insan zihinlerini kontrolü altında
bulundurup beyinleri yıkayan genellikle ruhsal varlıklardır (Fazla bilgi
için bakınız, Ömer Özkaya, “CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları.)
Reptoid (Sürüngenimsi) duvardaki New Mexico ve
Colarado haritaları ile çok ilgilenmişti. Haritalardaki renkli toplu
iğneler ve işaretler, sığırların parçalandığı bölgeleri, kaçırılma
olaylarının yoğun olarak yaşandığı yerleri, eski harabeleri ve şüpheli
yeraltı uzaylı üslerini gösteriyordu. Çok katlı Dulce yeraltı üssü, üs
güvenliği tarafından devamlı kontrol edilen merkezi bir sisteme sahiptir.
Üssün güvenlik seviyesi aşağı inildikçe artıyordu. Thomas, gizlilik
kategorisinde güvenlik derecesi “ULTRA-7″ye sahipti. Thomas’ın
bildiği yedi aşağı kat vardı ama daha da fazlasının olması mümkündü.
Birçok uzaylı yeraltındaki 5, 6 ve 7. katlarda bulunuyordu. Dulce’den
Page’ye (Arizona’daki yeraltı tesisleri) daha sonra Nevada’daki 51.
Bölge’nin altındaki bir üsle bağlantılar vardı.
Dulce’den kalkan tüpmekik, Taos, NM, Colarado
Springs, Colarado, Creed, Colarado, Sandia gibi yeraltı üslerinden
geçtikten sonra, Carlsbad, NM’ye varıyordu. ABD altındaki tüneller ve
yeraltı şehirleri şebekesinin birbirleriyle tüpmekik bağlantıları vardır.
Dulce üssünde, kapılar ve koridorlar üzerindeki çoğu işaretler, uzaylı
sembol dilinde yazılmıştır. Bu evrensel sembol sistemi burada yaşayan
insanlar ve uzaylılar tarafından rahatlıkla anlaşılmaktaydı. Thomas’ın
anlattığına göre, yeraltındaki ikinci kattan sonra, herkes çıplak olarak
tartıldıktan sonra, üniformaları veriliyordu. Ziyaretçilere kapalı beyaz
üniformalar veriliyordu.
Herkesin ağırlığı güncel olarak, bilgisayar
kimlik kartının üzerine işleniyordu. Ağırlıktaki herhangi bir değişiklik
anında kaydediliyor, şayet 3 pound (1,360 Kg)’un üzerinde ise, fiziksel
bir inceleme ve röntgenden (X-Ray) geçmesi isteniyordu. Bütün hassas
bölgelerin ön tarafında göstergeler vardı. Kapı kontrol panellerinde ve
döşemeyle kapı arasında da göstergeler vardı. Her şahıs bilgisayar kimlik
kartını kapının yanındaki yarığa sokuyor ve nümerik kodunu anahtar tuşuna
giriyordu, işlemler sırasında meydana gelebilecek en ufak bir aksaklık
bile, oraya bütün güvenlik memurlarının toplanmasına yetiyordu. Hassas
bölgelerde kimsenin bir şey taşımasına izin verilmiyordu. Bütün
malzemeler, bir taşıma bandına konuyor ve röntgen cihazından
geçiriliyordu. Aynı işlem hassas bölge terk edilirken de tekrarlanıyordu.
Bütün asansörler manyetik olarak çalışıyordu ve
asansör kabloları mevcut değildi. Işıklar
dahil her şey ileri manyetik
bir sistem tarafından kontrol ediliyordu. Buralarda alışılmış ampuller
yoktu. Tüneller fosforlu birimler ve şekilsiz emisyon şeritleri
vasıtasıyla aydınlatılıyordu. Bazı derin tünellerde, bölgeyi geçici olarak
aydınlatmak için bir çeşit fosfor pentaoksit kullanılıyordu. Bilinmeyen
sebeplerden dolayı uzaylılar bu bölgelere yaklaşmıyorlardı.
Yeraltındaki 1. kat yol bakımı için garaj ihtiva
ediyordu. 2. katta trenler, mekikler, tünel delgi makineleri ve disk
bakımı için garaj bulunuyordu. 4. katta, insan aura’sı, telepati, hipnoz
ve rüyalar üzerine araştırmalar yapılıyordu. (Aura (Psişik hale, halka da
denir): insan vücudunu (hayvan ve bitkileri de) bir zarf gibi saran ışıklı
haleler, emanasyonlar topluluğudur. Şekli ovale yakın bir tarzdadır. Erkek
ve kadınlarda farklı durumdadır.) Thomas’ın dediğine göre, onlar
insanların bioplazmik bedenini, fiziksel bedenden ayırıp, bunun yerine
uzaylı varlığın “hayat güçmatrix”ini yerleştiriyorlardı. Bu şekilde
insanın “can” hayat gücü matrix’ini ortadan kaldırıyorlardı.
Altıncı kat “Kâbus Salonu” olarak biliniyordu.
Burada balıklar, kuşlar, fareler vb. hayvanların orijinal şekillerinin
değiştirildiği genetik laboratuvarlar bulunmaktaydı. Bu katta ayrıca çok
kollu ve çok bacaklı insanlar, kafeslerde tutulan 7 feet (2,13 m)
uzunluğunda humanoid yarasa benzeri yaratıklar vardı. Uzaylılar insanlara
genetik hakkında hem faydalı, hem de çok tehlikeli birçok şey
öğretmişlerdi. Griler ve reptoidler analitik zekaya sahip, teknolojiye
yatkın yaratıklardı. Diğer bir uzaylı gurup olan Nordik insanlarla çatışma
halindeydiler. Belki de gelecekte vuku bulacak büyük savaşa burada
hazırlanıyorlardı.
Bu sürüngenimsi’lerin bir özelliği de diğer canlı
varlıklara karşı etik ve insani hiçbir duygu ve düşünceye sahip
olmamalarıydı. Bu nedenle her türlü deneyi rahatlıkla yapabiliyorlardı.
İnsan genetik haritasının çıkarılması (Genome projesi) için Amerikan
Enerji Bakanlığının (DOE) içinde şu kuruluşlar bulunuyordu; “Ulusal Sağlık
Enstitüsü,” “National Science Foundation” (Ulusal Bilim Vakfı), “Howard
Huges Medical Institute” ve tabii ki, DOE tarafından yürütülen Dulce
yeraltı laboratuvarları.
Thomas’a göre, uzaylılar androjinal’dı (Hem erkek
hem dişi, çifte cinsiyetli) ve ortaya çıkan canlı, partenogenez’le (Yani
kendiliğinden üremeyle) çoğalıyordu. Dulce’de çok geçerli form veya üreme
poliembriyoni idi. Her embriyo altı veya dokuz birey ortaya çıkaracak
şekilde bölünüyordu. Uzaylı ve insan Bio Tekniği insanlığa hizmet etmek
için mi, yoksa bizleri kontrol etmek ve egemen olmak için mi kullanılacak?
Niçin UFO’Iar tarafından kaçırılanlar genetik deneylerde kullanılıyorlar?
Thomas’ın Dulce’den ayrılmasına neden olan şey,
7. kattaki kafeslerde gördüğü ve ondan yardım isteyen insanlar olmuştu.
Thomas’a göre, sıra sıra binlerce insan ve insan- uzaylı melezleri ve humanoid embriyolar soğuk hava depolarında tutuluyordu. Uzaylılar ne
toprak, ne altın, ne madenler, ne su, ne de insanların sahip olduğu
şeyleri istemiyorlardı, istedikleri tek şey, dünyanın manyetik gücüydü.
Uzaylılar bu gücü bizim bilmediğimiz bir şekilde kullanıyorlardı. Evet,
Thomas’ın hikayesi inanılmaz gibi görünüyor ama, anlatılanlar gerçekte
yaşanan bir kâbusun sadece bir kısmını oluşturuyor olabilir. Dulce’de
garip şeyler olduğuna dair birçok delil vardır.
Thomas’ın bunlara da cevabı var mıydı? UFO
görüntüleri, kaçırılma ve hayvan parçalama olaylarının arkasında daha
korkunç hakikatler gizleniyor olabilir. Yakın zamanlarda Archuleta Mesa’da
sondaj ve bilgisayar analizi yapan bir gurup bilim adamı, Mesa’nın altında
derin mağaralar olduğunu tespit ettiler.
Kaynak:
Yeraltındaki Gizli Dünyalar – Turgut Gürsan
DULCE ÜSSÜ...
51. Bölge ( AREA 51 ) , Las Vegasın 153 km.
kuzeyinde, Groom Dry Lake yakınında olup Nevada Test Sahası ve Nellis Hava
Kuvvetleri Sahası ile çevrelenmiştir. En yakin yerleşim birimi, hemen kuzey
sınırında bulunan Rachel kasabasıdır. 51. Bölgenin içinde bulunduğu arazi 76
km. karedir ve bu ebat Connecticut Eyaletinden biraz küçük olup, Lübnandan
ise biraz daha büyüktür.
Amerikan hükümetince 50′li yıllarda kurulan ve ufo araştırma merkezi olarak
kullanılan nevada’daki yasak bölge. Düşen ufolar ve ele geçirilen dünyadışı
varlıkların incelenme ve tetkit merkezi. Çölde kurulan bu bölgeye kimse
yaklaştırılmaz.
Olayı ilk duyduğumda ”Half-Life’daki black mesa araştırma merkezi gerçek mi
lan yoksa?” diye düşünmüştüm. FBI veyahut CIA tarafından yapılan
açıklamalara göre, güya Las Vegas 51. Bölge’de sadece askeri uçak deneyleri,
kontrolleri falanlar filanlar yapılıyor… Ama, bu bölgede ABD’nin gizli
silahlar ve uzaylılar hakkında araştırmalar yaptığı, hatta ve hatta bölgede
uzaylı cesetlerinin olduğu, başta oranın yerel halkı olmak üzere herkes
tarafından biliniyor. Zaten içeride doğal şeyler olsa, neden kimseyi
sokmasınlar ki? Demek ki kimsenin bilmesini istemedikleri bir şeyler
çeviriyorlar… Birkaç yıl önce UFO araştırmacısı William Moore “Dünya dışı
Canlıların Biyolojik Varlıkları” adlı bir radyo programı yapıyordu. İkinci
program sonunda eski bir görevli dokuz arkadaşı adına konuştu. Dünyadaki
yabancı varlıklar ile ilgili dokümanları Moore’a vereceğini söylüyordu.
Moore Jamie Sanders adlı bir Tv yapımcısından yardım istedi. Görüşmelerin
kameraya kaydedilmesini istedi.
Gerçek adı MJ 12 olan grupla çalışmalara geçildi. Bu özel grup ABD içinde
UFO faaliyetlerini araştırırken Dünyadaki yabancılarla ilgili ilişkileri
yönlendirmekle görevliydi. Yani resmen insanlık ile (Dünya Dışı Yabancı
Varlıklar) arasındaki politikayı belirliyorlardı. Çalışmalar yapılıyor
Başkanın onayına sunuluyor ve politika uygulanıyordu.
Yani görev yapan tüm Amerikan Başkanlarının hepsinin bu konulardan haberi
vardı. Falcon’a göre MJ 12 1950’lerde Başkan Truman’ın emriyle kuruldu.
Bunun belgesini Falcon gösteriyordu. Bu belgeye göre 1947 de New Mexico
Roswell’e düşen UFO ve içindeki Dünya dışı canlıların cesetleri hakkında
bilgi veren MJ 12 belgeleri dokümanları bulunuyordu. Başkan Eisenhower’ında
imzası bulunuyordu. (Yani Uzaylılarla görüşme yapan başkan. Bu konuyu daha
detaylı olarak başka bölümde bulabilirsiniz).Falcon bilgi vermeye devam
ediyor: “MJ 12 1950’lerde hükümetin içinden seçilen bir grup insanla
oluşturuldu. Görevleri UFO’ları araştırmaktı. UFO bilgilerini bilimsel
olarak geliştirmek ve teknolojimize yardım sağlayacak şekilde analiz
etmekti.
MJ 12 üyeleri arasında ABD Başkanı Roswell’de bulunan cesetlere yapılan
otopsilerin sonuçları ve evren ile ilgili bilgiler yer alıyordu. Ama bu
kadar değildi. Devamı da vardı. 1988 yılında gelen ve yine ABD’nin konuğu
olan ve dev bir gizlilik perdesi altında saklanan ikinci bir dünya dışı
canlı grup anlatılıyordu.”
ÜÇ AYRI UZAYLI DAHA GELDİ
“MJ 12’nin elinde başka bir kitap daha vardı. Bunun adı “Yellow Book” idi.
Bu iki uzaylı tarafından yazılmış kitapta geldikleri gezegen kendi
toplumları ve dünyada nasıl hayat sürdürdükleri anlatılıyordu.” Bu noktada
Falcon’a önemli bir soru geliyor: “Geldikleri Yıldız Sistemi Neresi?” Falcon
ise onların “ZETA RUTİCULİ” Takımyıldızından geldiklerini söyledi. Bunu
destekleyecek bir olay ise yıllar önce yaşanmıştı. Betty Hill adlı bir kadın
uzaylılar tarafından kaçırılıp geri getirildiğini açıklamıştı. Betty’e
yapılan hipnoz’a göre gelenlerin Zeta Ruticuli yıldız sisteminden geldiği
ortaya çıkmıştı çünkü bayan betty bu sistemi 1961 yılında tarif ediyordu.
Buradaki en ilginç olay ise bu kaçırılmadan yıllar sonra 1969 yılında ABD’li
astronomların bu yıldız sistemini keşfetmeleriydi. Çünkü bu sistem ancak
Güney Yarımküre üzerinde bulunan bir gözlemevinden yapılabilirdi.
UZAYLILARLA GİZLİ ANLAŞMALAR AÇIKLANIYOR
Aynı gruptan Condor adlı başka birisi ise Amerikan Hükümeti ile Uzaylılar
arasında yapılan anlaşmalardan söz ediyor. ABD Hükümetinin yaptığı anlaşmaya
göre onların varlığı hiçbir zaman açıklanmayacak UFO’ları hakkında bilgiler
alındı. Bir diğer canlı ise 1982 yılından bu yana ABD Hükümetinin konuğu
oldu.
400 YIL YAŞIYORLAR
Falcon bu uzaylıları şöyle anlatıyor bize: “Boyları 1 metre ile 1 metre 10
santim araında. Böcek gözüne benzer çok büyük gözleri var. Ayrıca birer iç
göz kapakları bulunuyor. Yaşadıkları gezegende gündüzleri güneş ışığı
bizimkinden iki veya üç kat fazla. Onlar da Dişi ve Erkek olarak iki
cinsiyetteler. Burun yerinde iki küçük delik bulunuyor. Küçük bir ağza
sahipler. Diş yok dişlerin yerinde çok sert kauçuk benzeri bir alan
bulunuyor. İç organları çok basit kalbin ve ciğerlerin görevini tek bir
organ yapıyor. Yine çok basit bir sindirim sistemleri var. Çok güçlü güneş
ısısı nedeniyle sertleşmiş ama son derece elastiki bir deriye sahipler.
Beyinleri ise bizimkinden çok daha karmaşık ve kıvrımlı görünüyor.
Bizim görme sistemimiz beyin arka kısmından yönetilirken onların ki
beyinlerinin önündeki bir merkezden yönetiliyor. Duyma yetileri bizlerden
çok ötede böbrek ve mesane sistemi tek bir organ halinde. Onlar da atıkları
vücutlarından atıyorlar ama katı atıkları sıvıya dönüştüren ve bilim
adamlarının bir türlü çözemedikleri ekstra bir organları daha var. Ellerinde
baş parmak yok. Dört parmak var. Ayakları küçük ve parmak araları perdeli.
Ömürleri bize göre 350-400 yıl. Çok zekiler IQ dereceleri 200’ün üstünde.
Sosyal hayatları var. Onların da bir dinleri var. Evrensel bir dine
sahipler. Evreni Tanrı olarak kabul ediyorlar. Sevdikleri müzik Tibet
müziğine çok benziyor. Genelde sebzeler severek yiyorlar. Dünyada en çok
dondurmayı sevmişler hem de Çilekli dondurma.”Anlatılanlara inanmamak
koskoca evrende yıldızlarda sadece bizim dünyamızda hayat var demek gibi
komik bir düşüncedir. Bu durum koskoca buğday tarlasında sadece bir başak’ın
var olduğunu iddia etmek gibi bir şeydir. Falcon’un açıklamalarına en büyük
bu projede yer almış Fizikçi Bob Lazar’dan geliyor.
Lazar: “Bu takımyıldızı sistemi sadece Güney Yarımküre’den gözlenebilir.
Dünyaya uzaklığı ise 38 ışık yılıdır. Zeta 2 Reticuli yıldızının 4’ncü
planetinden geliyorlar. Galaksiyi ve sistemi kendilerine göre
sınıflandırmışlardır. Örneğin güneşe SOL bizim dünyamıza ise Güneşin 3’ncü
gezegeni olarak SOL 3 diyorlar. Yaşadıkları gezegende bir gün dünya
zamanıyla 90 saat sürüyor.” Böylece Falcon’un anlattıklarını Lazar
doğrulamış oluyor.51. Bölge, Las Vegas'ın 153 km. kuzeyinde, Groom Dry Lake
yakınında olup Nevada Test Sahası ve Nellis Hava Kuvvetleri Sahası ile
çevrelenmiştir. En yakın yerleşim birimi, hemen kuzey sınırında bulunan
Rachel kasabasıdır. 51. Bölgenin içinde bulunduğu arazi 76 km. karedir ve bu
ebat Connecticut Eyaletinden biraz küçük olup, Lübnan’dan ise biraz daha
büyüktür. Bu bölgede çekilen fotoğraflar, 51. Bölgenin yalnızca birkaç
hangar ve çeşitli küçük yapılardan oluştuğunu gösterse de, bir çok insan,
orada, yerin altında çok önemli ve geniş bir kompleksin bulunduğunu
bilmektedir.51. Bölge, yıllarca ordunun U-2, SR-71 ve F117A Hayalet Uçak
gibi çok gizli hava araçlarının test sahası olarak kullanılmıştır. Son
yıllarda, 51. Bölgenin hemen güneyinde, Papoose Dry Lake yakınında yer alan
ve S4 Bölgesi olarak bilinen yerde, ele geçirilen uzaylı araçlarının tekrar
işlemden geçirilerek test uçuşlarına çıkarıldıklarına dair çok ciddi
kanıtlar vardır.
GROOM LAKE BASEIN FONKSİYONU NEDİR?
Groom Lake’deki üs, gizli helikopterlerin en son jenerasyonu için
Amerika’nın geleneksel test alanı olmuştur. U-2, YF-12A, F-117A topluma
açıklanmadan çok önce burada test edilen uçuşlardır.
Amerikan Hükümeti, önceleri bu üssün varlığını kesinlikle kabul
etmemekteydi; fakat daha sonra Sovyet uydusu tarafından çekilen üssün
fotoğrafları basına sızdırılınca; Amerikan Hükümeti, üssün varlığını kabul
etmek zorunda kaldı. Fakat bu üste yapılan çalışmaları ve projeleri, Ulusal
Güvenliği ilgilendirdiği için açıklamayacağını bildirdi.. Genel söylentiler
ve üstte çalışmış üst düzey askeri ve sivil yetkililer ve de en önemlisi üs
içinde gizli projelerde çalışmış bilim adamlarının itirafları, üstte,
havacılık izlemeleriyle Aurora denilen ultra-yüksek hızlı casus uçak, birçok
çeşit insan bulunmayan havasal keşif araçları, gizli helikopterler ve F-117A
için bir yer değiştirme gibi bir çok olası yeni çok gizli uzay araçlarından
ve dünya dışı kaynaklı projelerin üretildiğine dair bilgilerini
doğrulamaktadır. Fakat Groom’daki çoğu aktivite, sadece askerî esas
kadrodaki kimseler yararına, dünyasal silahları ve sistemleri test
etmektedir.
51. BÖLGE ve UFO’LARLA İLGİSİ
Bu bölge, test uçuşlarının yapıldığı UFO gözlemleriyle doludur. Evet, 51.
Bölge’de, başta 1947 Roswell’de düşen UFO enkazı olmak üzere, birçok olayda
ele geçen UFO enkazları -ki bunların en az 9 tane olduğu söylenmekte-
bölgedeki yeraltı hangarlarında tutulmakta ve bunlar üzerinde bilimsel ve
teknolojik amaçlı araştırmalar yapılmaktadır.
Bob Lazar, askeri yetkililer tarafından Los Alamos’tan 51. Bölge’deki S-4
denilen bir alanda, Groom Lake’nin güneyindeki Papoose Lake’de bir askerî
üste, dünya dışı kaynaklı uçan cisimlerin teknolojisi ve propulsion
sistemlerini çözmesi için getirilen bilim adamlarından biridir.
Lazar
dediğine göre, kendisi ele geçmiş olan bir UFO’nun reverse engineer “tersine
mühendislik” ile ilgili kısmında çalışmış, fakat orada bulunduğu süre içinde
hiç dünya dışı varlıkla karşılaşmamıştır.Lazar’ın iddia ettiği eğitimsel
belgeler, kesinlikle doğrulanmış ve üstte çalıştığı, vergi ve maaş
bildirisinden de doğrulanmıştır. Lazar’ın bu konuda 1989 yılında, kendini
basın ve televizyonlar aracılığıyla deşifre etmesinin nedeni, öldürülme
korkusundandır. Çünkü kendisi, en yakın arkadaşına çalıştığı gizli projeleri
anlatmış ve bir gece arkadaşıyla birlikte 51.Bölge’nin etrafında gizlenerek,
arkadaşına gece 03′ten sonra talim yapan UFO’ları izlerken, güvenlik
timlerine yakalanmışlar ve 3 gün – 3 gece boyunca sorguya çekilmişlerdir.
Öldürülme korkusuna kapılan Lazar, çareyi kendini deşifre etmekte bulmuş ve
ilk önce Las Vegas TV’den ünlü programcı George Knapp olmak üzere, CNN Larry
King de dahil birçok Kanala çıkmıştır.
Lazar’ın bu akıllı davranışı, hem hayatının kurtulmasını, hem de Amerika’nın
yıllardır tüm dünyadan gizlediği 51. Bölge’nin deşifre olmasını sağlamıştır.
Lazar, iddialarını ilk olarak televizyon röportajlarında yaptığı için,
birçok meraklı kişi, uçan uzay araçlarının, UFO’ların parıltısını yakalamak
için üsse en yakın kamu alanlarına gelmeye başlamışlar. Birçok insan, burada
UFO gözlemlemiş ve hatta bazıları manevralar yapan bu ışıklı cisimleri filme
almayı başarmıştır.. Bu görüntüler, dünya televizyonlarında birçok
belgeselde gösterilmiştir. (Türkiye’de de UFO Gerçeği programlarında da bu
görüntülere yer verilmiştir.)
CAMMO DUDES NEDİR?
Bu, çok gizli askerî sınırı devriye gezen, adı bilinmeyen özel güvenlik gücü
için bulunmuş bir takma isimdir. Onlar, rozetsiz ve tedbil-i kıyafet
gezerler, beyaz veya siyah Cherokee jeepler kullanırlar. Sınıra birkaç mil
yaklaşan her ziyaretçiyi izlerler. Fakat bağlantıyı engellemek için daima
kontrol altındadırlar.
BU ALANI ZİYARET ETMEDEKİ TEHLİKELER NELERDİR?
En büyük tehlike, tellerle çevrilmemiş askerî alandan dikkatsizce geçmektir.
Eğer geçerseniz, hemen yakalanır ve binlerce dolar para cezası ödersiniz.
Yolun sınıra yaklaştığı her nokta, “GEÇİLMEZ ! ASKERİ BÖLGEDİR ! YASAK
ALAN!” levhalarıyla açıkça belirtilmiştir. Sınırın yönünden emin olmadan
dikkatsizce yürümek, yanlıştır. Levhalar görülemediği için gece yürüyüş
yapmak, tehlikelidir. başka bir tehlike de, araba kullanırken, aracınızın
ıssız, çamurlu yola saplanıp kalmasıdır. Kuma saplanıp suyunuzun bitmesi,
öldürücü olabilir.
Evrende Yalnız Değiliz Ama Deliller Saklanıyor
1971 yılında “Apollo 14″ göreviyle uzaya giden astronot Edgar Mitchell, çok
çarpıcı iddialar ortaya attı:
“Bu evrende yalnız değiliz ve hükümet bu gerçeği saklamak için her şeyi
yapıyor’ dedi. 1947′de bir UFO kazasının yaşandığına inanılan Roswell
Kasabası’nda büyüyen astronot, ‘Kaza sonrası ordu yetkilileri halkı bilgi
sızdırmamaları konusunda uyardı.”
Roswell UFO vakası peki neydi?
Roswell, UFO vakasında bulunduğu iddia edilen bir insansı’ydı. Roswell UFO
vakası, 1947 Temmuz ayında ABD’nin New Mexico eyaletinin Roswell şehrinde
meydana geldiği iddia edilen olay olarak tarihe damgasını vurdu.
8 Temmuz 1947 yılında New Mexico eyaletinin Roswell kasabası yakınlarında,
ABD’nin Idaho Eyaleti’nde orman servisi için kurtarış pilotluğu yapan
Kenneth Arnold’un, 25 Haziran’da kayıp bir uçağı Washington’daki Cascade
Dağları üzerinde aramaya çıkışının ve tahminlere göre, 4000 m. yükseklikte
saatte 1200 mil hızla giden dokuz tane disk şeklinde uçan daireler gördüğünü
iddia edişinin iki hafta sonrasında bir ” fincan tabağının” ele geçirildiği
duyuldu.
Ancak ertesi gün ABD Ordusu bu haberi yalanlayarak bunun bir araştırma
balonu olduğunu iddia etti.
Otopsi görüntüleri
27 Mayıs 1995 Cuma günü Londra Müzesi’nde bir basın toplantısı yapan İngiliz
TV yapımcısı Ray Santili elinde 16 mm’lik 14 bobinden oluşan ve ABD Ordu
istihbarat birimlerine ait olduğunu açıkladığı filmleri kamuoyuna sundu.
Kaza sonrasıyla ilgili görüntüleri ve bazı dünya dışı ya da insan olmayan
canlılara yapılan otopsi sahnelerini içeriyordu. Film 82 yaşındaki ordu
fotoğrafçısı Jack Barnett’ın özel arşivine aitti. Temmuz 1947′deki Roswell
UFO kazası sırasında çekilmişti ve Barnett bir kopyasını da kendisine
saklamıştı. İşte bu beklenmedik olay konunun önemini daha da artırdı.
Teğmen Walter Haut
Amerikalı eski bir askeri yetkili, 60 yıl önce ABD’nin New Mexico
eyaletindeki Roswell askeri üssü yakınlarına düşen cismin içinde uzaylı
cesetleri de bulunan bir UFO olduğunu ve bunların Amerikan ordusu tarafından
gizlendiğini ölüm döşeğinde itiraf etti.
O dönemde üssün halkla ilişkiler subayı olan ve geçen yıl ölen Teğmen Walter
Haut, ölümünden sonra açılmak üzere yazdığı mektupta, ABD ordusunun birçok
teknolojiyi bu “kazada” ele geçen dünya dışı uzay mekiğinden aldığını iddia
etti..
Kayıtlara Geçen Kaçırılma Dosyaları (Alien Abduction)
MİKROÇİPLER
Uzaylılar tarafından kaçırılma olaylarıyla ilgili raporlarda bahsedilen
ortak noktalardan biri de, uzay gemilerine alınan kişilerin birtakım
fiziksel testlerden geçirildikleri ve vücutlarına ince, uzun iğnelerin
enjekte edildiğidir. Bu iğnelerin ucunda, kimi zaman 0.25 cm’den daha az bir
çapa sahip, ince metalik toplar bulunmaktadır. Vücuda enjekte edilen bu
iğneler çıkarıldığında uçlarındaki topların yerinde olmadığı görülmüştür.
Kaçırılma deneyimi yaşayan kişiler, “mikroçip” adı verilen bu parçaların
burunlarına, kulaklarına, sinir uçlarına ve hatta göz kapaklarına
yerleştirildiğini söylemektedirler.
kapaklarına yerleştirildiğini söylemektedirler.
Kaçırılanların bazıları, bu küçük topların, yine benzer bir operasyonla
vücutlarından geri çıkarıldığını rapor etmişlerdir.
Uzaylı mikroçiplerinin varlığı, ilk kez 1967 yılında, Betty Andreasson adlı
Massachusetts’li kadının uzaylılar tarafından kaçırılmasıyla duyulmuştur.
Andreasson, dünya dışı varlıklar tarafından kaçırıldığını ve uzaygemisinde
yapılan tıbbi incelemeler sırasında burnunun içine küçük, sivri uçlu bir
topun yerleştirildiğini açıklamıştır.
Eylül 1986′da, saygıdeğer bir bilim gazetesi olan Nature’de, İngiltere
Oxford Üniversitesi jinekologlarının bir raporu yayınlanmıştır. Raporda,
doğum öncesi rutin kromozom testinden geçen bir kadın hastanın jenital
sıvısında esrarengiz bir cismin bulunduğu belirtilmektedir. Tanımlanamayan
bir maddeden yapılmış olan ve küçük noktalardan oluşan bu cisim, sadece 10
mikron ölçüsünde olup, şimdiye kadar tespit edilebilmiş tüm mikroçiplerden
daha küçüktür.
MİKROÇİPLERİN VÜCUTTAN ÇIKARILMASI
Uzaylı mikroçipleri, 1994 yılından beri cerrahi operasyonlar yoluyla
vücuttan çıkarılabilmektedir. Ayak parmağı, el, çene, dış kulak gibi
organların içinde sinir uçlarında rastlanan bu cisimlerin, sadece top
biçiminde olmadığı, pek çok başka biçime de sahip oldukları görülmüştür:
üçgen, çubuk, tel, vb…Kimi zaman bu cisimlerin bulunduğu yerler üzerinde
yara izlerine rastlanmıştır. Bazı vakalarda çıkarılan bu cisimler bir koza
şeklinde olup, içinde fosfor yeşili ışınlar yaymaktadır.
1995 yılının Haziran ayında, California’lı Pediyatrik Tıp Doktoru Roger Leir,
bir UFO sempozyumu sırasında, kaçırılma olayları hakkında bir rapor sunan
Houston’lu UFO araştırmacısı Derrel Sims’le tanışmıştır. Bir pediyatri (ayak
hastalıkları) uzmanı olan Dr. Leir, Sims’in sunuşunda uzaylılar tarafından
ayağının içine yabancı bir cisim yerleştirilmiş bir kadından bahsetmesinden
oldukça etkilenmiş ve olayı incelemek istemiştir.
Patricia Damly adlı bu kadının ayak röntgenini inceleyen Dr. Leir, ilk
bakışta bu cismin ortopedik cerrahide kullanılan paslanmaz çelik
materyallerden biri olduğunu düşünmüş, fakat Patricia’nın daha önce herhangi
bir ayak ameliyatı geçirmemiş olduğu ortaya çıkmıştır. Kadının ayağında
bulunan bu esrarengiz cismin uzaylılar tarafından kaçırılmasıyla ilgili olma
ihtimali hem Sims’i hem de Leir’ı oldukça etkilemiş; Dr. Leir, söz konusu
hasta California’daki kliniğine getirilirse bu cismi ayağından ücretsiz
olarak çıkaracağını duyurmuştur. Sims Leir’e, elinin içinde benzer bir
yabancı cisim bulunan Pat Parrinello adlı kadından da bahsetmiş ve ona
kadının el röntgenini göndererek fikrini sormuştur.
Dr. Leir’a gönderilen Damly ve Parrinello’nun röntgen filmleri radyologlarca
incelenmiş; sonuçta her iki cismin de metalik olduğu, kesinlikle doğal bir
kist ya da benzeri bir oluşum olmadıkları anlaşılmıştır. Bu iki kadın,
vücutlarındaki yabancı cisimleri çıkartmak üzere Ağustos 1995′te Dr. Leir’in
kliniğine gelmişlerdir.
Patricia Damly, Ekim 1969′da, Teksas’ta uzaylılar tarafından gemiye
alındığını, fakat olayla ilgili çok az şey hatırladığını anlatırken, Pat
Parrinello geçen 42 yıl içinde pek çok UFO gözlemi yaptığını belirtmiş ve
kaçırılma olayının 1954 yılında, kendisi henüz 6 yaşındayken gerçekleştiğini
açıklamıştır. Parrinello, elindeki yumruyu 1971 yılında geçirdiği trafik
kazasının ardından çekilen röntgenleri görene kadar fark etmediği
söylemiştir.
Damly’nin ayak parmağında bulunan ince, üçgenimsi cisim 1 saatlik bir
ameliyat sonunda çıkarılabilmiştir. Domates çekirdeği büyüklüğündeki cismin
etrafında oluşan gözle görülebilir ince bir doku, cismi vücutta bulunduğu
süre boyunca kaslardan izole etmiştir
VE EN ÖNEMLİ KANITLARDAN ELLE TUTULUR BİR KANIT:
Roswell UFO vakası, 1947 Temmuz ayında ABD’nin New Mexico eyaletinin Roswell
şehrinde meydana geldiği iddia edilen olay.
8 Temmuz 1947 yılında New Mexico eyaletinin Roswell kasabası yakınlarında,
ABD’nin Idaho Eyaleti’nde orman servisi için kurtarış pilotluğu yapan
Kenneth Arnold’un, 25 Haziran’da kayıp bir uçağı Washington’daki Cascade
Dağları üzerinde aramaya çıkışının ve tahminlere göre, 4 m. yükseklikte
saatte 120000 mil hızla giden dokuz tane disk şeklinde uçan daireler
gördüğünü iddia edişinin iki hafta sonrasında bir ” uzay gemisi ” ele
geçirildiği duyuldu.
Ancak ertesi gün ABD Ordusu bu haberi yalanlayarak bunun bir meteoroloji
balonu olduğunu iddia etti.
Teğmen Walter Haut
Roswell UFO vakası
Amerikalı eski bir askeri yetkili, 64 yıl önce ABD’nin New Mexico
eyaletindeki Roswell askeri üssü yakınlarına düşen cismin içinde uzaylı
cesetleri de bulunan bir UFO olduğunu ve bunların Amerikan ordusu tarafından
gizlendiğini ölüm döşeğinde itiraf etti.
O dönemde üssün halkla ilişkiler subayı olan ve 2008 yılında ölen Teğmen
Walter Haut, ölümünden sonra açılmak üzere yazdığı mektupta, ABD ordusunun
birçok teknolojiyi bu “kazada” ele geçen dünya dışı uzay mekiğinden aldığını
iddia etti. İşte bu roswell olayı...
DULCE ÜSSÜ.. Başka bir kaynakçadan notlar..
ABD hükümetine ait yeraltında birçok tünel ve yer altı tesisleri
bulunmaktadır. Bunlar arasında en önemlilerinden biri New Mexico’daki Dulce...
Dulce, New Mexico’nun
kuzeyinde 900 nüfuslu küçük bir kasabadır. Dulce’nin en önemli özelliği
Archuletta Mesa’nın altında derin bir sır saklıyor olmasıdır. Söylentilere
göre bu sır; Hükümet-uzaylı ortak biogenetik laboratuarlarında insanların ve
hayvanların üzerinde korkunç deneyler yapılıyor olmasıdır.Bu üs civarında
sık sık parçalanmış sığırlara rastlanmaktadır. Bazı araştırmacılar,
parçalanmış sığırlar fenomeninin UFO’larla bağlantılı olduğu
söylemektedirler.
Gerçekten de Dulce civarında sık sık UFO’lar, acayip ışıklar ve diğer hava
fenomenleri rapor edilmektedir. UFO’ların görüldüğü bölgelerde parçalanmış
sığırlara da rastlanmaktadır.
Aşağıda okuyacağınız Amerikalı araştırmacı Paul Bennwitz’in Dulce üssü ile
ilgili açıklamalarının bir dezenformasyon kampanyasının sonucu olup olmadığı
açıkça belli değildir. Paul’un Dulce tesisiyle ilgili tek şahidinin
açıklamaları için, onu yalancılıkla suçlamak taktik bir manevra olabilirdi
ama gerçek dezenformasyon kampanyası, kamuoyuna Dulce hikayesinde inanılacak
hiçbir şey olmadığını söylemek olurdu..
Paul Benewitz, bir UFO tarafından kaçırılan New Mexico’lu Mynra Hansen
vakasını incelemişti. Hansen, 1980 yılında bir yer altı tesisine...
Christa Tilton, Temmuz 1987’de bir uzay gemisiyle gelen iki küçük gri-uzaylı
tarafından kaçırıldıktan sonra, “kayıp zaman” tecrübesini yaşamıştı.Tilton,
kaçırıldıktan sonra güvenlik kameraları ve bilgisayarlı kontrol noktalarının
bulunduğu yeraltında bir tünele götürüldü. O, bir transit araçla yüz
taraması yapılan bir bilgisayar ekranının karşısına getirildi.Bilgisayar ona
bir kimlik kartı çıkarttıktan sonra, rehberi tarafından yedi kat yeraltında
bulunan bir tesisin birinci seviyesine geldiği söylenti.
Christa’nın iddiasına göre, o yeraltındaki 5. kata kadar indirilmiş ve
burada uzaylı araçlarının ve küçük gri yabancı varlıkların olduğunu
görmüştü.
Odada, bilgisayarlar tarafından kontrol edilen, geniş tanklara asılmış
göstergeler ve bazı boru hatlarından çıkarak tankın içine giren geniş kollar
görmüştü. Onun dikkatini bir uğultu sesi ve formaldehit kokusu çekti. Tilton
bu sıvının tanklarda karıştırıldığı izlenimini edinmişti. Ona tankın
muhtevası gösterilmedi. Christa, kaçırıldığı zaman şahit olduğu şeylerin
çoğunun sonradan resmini çizmişti.
Bu esrarengiz tanklarla ilgili bilgiler, “Dulce Kağıtları” adlı tartışmalı
bir dosyada yine ele alınmıştı. Bu dosyada ayrıca Dulce yer altı
tesislerinin 30 adet siyah-beyaz fotoğrafı ve bir de video-bant bulunuyordu.
İddialara göre, bu kağıtları dışarıya 1979’a kadar Dulce’de güvenlik
görevlisi olarak çalışan bir memur çıkartmıştı.1979’un sonunda güvenlik
memuru Thomas C., karşılaştığı korkunç gerçekler karşısında daha fazla
suskun kalamayacağını anlamıştı.
Dulce yakınlarındaki Amerikan Hükümeti/uzaylılar ortak yer altı üssünde
rahatsız edici çok şey duymuş ve görmüştü. Çetin bir iç hesaplaşmadan sonra,
tesisten ayrıldı ve birçok belgeyi de beraberinde götürdü. Küçük bir
fotoğraf makinesi ile, yeraltındaki çok katlı kompleksin 30’dan fazla
fotoğrafını çekti. Ayrıca birçok belgeyi ve kontrol merkezindeki bir
güvenlik video-bandını beraberinde götürmüştü. Bu bantta laboratuarlar,
uzaylılar ve ABD hükümetinin yetkili personeli görünüyordu. Alarmı ve kamera
sistemini kapatan Thomas, dışarı açılan 100 çıkıştan birinden yüzeye
çıkmıştı.Thomas, orijinal belgeleri çok iyi sakladıktan sonra her birinden
beşer kopya çıkardı. Thomas saklanmaya karar vermişti ve bu amaçla karısını
ve çocuğunu evinden almaya niyetlenmişti ki, evinin önünde hükümet
ajanlarına ait bir minibüsü beklerken gördü.
Thomas yakın bir arkadaşının ihanetine uğramıştı. Ajanlar, Thomas’ın
karısını ve çocuğunu, tesislerden aldıklarını geri vermesi şartıyla, serbest
bırakabileceklerini söylediler. Thomas, ailesinin biyolojik denemelerde
kullanılacağını anlayınca, ortadan kaybolmaya karar verdi. Bu 10 yıl
önceydi. Thomas böyle bir gizli entrikaya nasıl karışmıştı?
Şimdi 50’li yaşlarda olan Tomas, 20’li yaşlarının ortasında Batı Virginia’da
bir yer altı tesisinde, çok gizli fotoğrafçılık eğitimi almıştı. O, 7 yıl
Hava Kuvvetleri için çok gizli fotoğrafçılık yaptı. 1971’de Santa Monica/Kaliforniya’da
Rand Corporation için çalışmaya başladı. 1977’de Dulce tesislerine transfer
oldu. Yeraltındaki görevine, derin yer altı tüp-mekik sistemiyle gidiyordu.
Bu zaman içinde Santa Fe/New Mexico’daki bir güvenlik görevlisi, özel olarak
UFO görüntüleri, hayvan parçalanması fenomenini ve bölgedeki Mason-Wicca
gruplarının faaliyetlerini araştırıyordu .Thomas’ın ve araştırmacının ortak
arkadaşı olan bir şahıs, 1979’da Santa Fe’ye gelerek her ikisini de ziyaret
etti. Ziyaretçi fotoğraflara, video banda ve Dulce üssünden alınan belgelere
de göz attı. Buradan bazı resimler çizildi ve böylece UFO araştırmacısı
toplulukların “Dulce Papers” (Dulce Kağıtları) diye bildikleri bilgiler
ortaya çıktı.

Thomas’ın iddiasına göre,
Dulce tesislerinde 18.000 kısa “gri” vardı; ayrıca
o, sürüngenimsi-humanoid’ler ( İnsanımsılar ) de görmüştü.
Thomas’ın bir iş
arkadaşı evinde, materyalize olan 6 foot ( 1.83 m) boyunda bir sürüngenimsi ile yüz yüze gelmişti. Reptoid ( Sürüngenimsi ) duvardaki
New Mexico ve Colarado haritaları ile çok ilgilenmişti. Haritalardaki renkli
toplu iğneler ve işaretler, sığırların parçalandığı bölgeleri, kaçırılma
olaylarının yoğun olarak yaşandığı yerleri, eski harabeleri ve şüpheli yer
altı uzaylı üslerini gösteriyordu.Çok katlı Dulce yer altı üssü, üs
güvenliği tarafından devamlı kontrol edilen merkezi bir sisteme sahiptir.
Üssün güvenlik seviyesi aşağı inildikçe artıyordu. Thomas, gizlilik
kategorisinde güvenlik derecesi “ULTRA-7”ye sahipti. Thomas’ın bildiği 7
aşağı kat vardı ama daha da fazlasının olması mümkündü. Bir çok uzaylı
yeraltındaki 5, 6 ve 7. katlarda bulunuyordu. Dulce’den Page’ye
(Arizona’daki yer altı tesisleri) daha sonra Nevada’daki 51. Bölge’nin
altındaki bir üsle bağlantılar vardı. Dulce’den kalkan tüp-mekik, Taos, NM,
Colarado Springs, Colarado, Creed, Colarado Sandia gibi yer altı üslerinden
geçtikten sonra, Carlsbad, NM’ye varıyordu. ABD altındaki tüneller ve yer
altı şebekesinin birbirleriyle tüp-mekik bağlantıları vardır.Dulce üssünde,
kapılar ve koridorlar üzerindeki çoğu işaretler, uzaylı sembol dilinde
yazılmıştır. Bu evrensel sistemi burada insanlar ve uzaylılar tarafından
rahatlıkla anlaşılmaktaydı. Thomas’ın anlattığına göre, yeraltındaki 2.
kattan sonra, herkes çıplak olarak tartıldıktan sonra, üniformaları
veriliyordu. Ziyaretçilere kapalı beyaz üniformalar veriliyordu. Herkesin
ağırlığı güncel olarak, bilgisayar kimlik kartının üzerine işleniyordu.
Ağırlıktaki herhangi bir değişiklik anında kaydediliyor, şayet 3 pound
(1.360 Kg)’un üzerinde ise, fiziksel bir inceleme ve röntgenden (X-Ray)
geçmesi isteniyordu.
Bütün hassas bölgelerin ön tarafında göstergeler vardı. Kapı kontrol
panellerinde ve döşemeyle kapı arasında da göstergeler vardı. Her şahıs
bilgisayar kimlik kartını kapının yanındaki yarığa sokuyor ve nümerik kodunu
anahtar tuşuna giriyordu. İşlemler sırasında meydana gelebilecek en ufak bir
aksaklık bile, oraya bütün güvenlik memurlarının toplanmasına yetiyordu.
Hassas bölgelerde kimsenin bir şey taşımasına izin verilmiyordu. Bütün
malzemeler, bir taşıma bandına konuyor ve röntgen cihazından geçiriliyordu.
Aynı işlem hassas bölge terk edilirken de tekrarlanıyordu.Bütün asansörler
manyetik olarak çalışıyordu ve asansör kabloları mevcut değildi. Işıklar
dahil her şey ileri manyetik bir sistem tarafından kontrol ediliyordu.
Buralarda alışılmış ampuller yoktu.
Tüneller fosforlu birimler ve şekilsiz
emisyon şeritleri vasıtasıyla aydınlatılıyordu. Bazı derin tünellerde,
bölgeye geçici olarak aydınlatmak için bir çeşit fosfor pentaoksit
kullanılıyordu. Bilinmeyen sebeplerden dolayı uzaylılar bu bölgelere kat yol
bakımı için garaj ihtiva ediyordu.
2. katta trenler, mekikler, tünel delgi makineleri ve disk bakımı için garaj
bulunuyordu.
3. katta özel ofisler ve labaoratuvarlar
4. katta, insan-aura’sı için araştırma yapılan odalar
5. telepati, hipnoz ve rüyalar üzerinde araştırmalar yapılıyordu. Thomas’ın
dediğine göre, onlar insanların bio-plazmik bedenini, fiziksel bedenden
ayırıp, bunun yerine uzaylı varlığın “hayat-güç-matrix”ini
yerleştiriyorlardı. Bu şekilde insanın “can” hayat gücü matrix’ini ortadan
kaldırıyorlardı.
6. kat “Kabus Salonu” olarak biliniyordu.
Burada balıklar, kuşlar, fareler
vb. hayvanların orijinal şekillerinin değiştirildiği genetik laboratuarlarda
bulunmaktaydı.
Bu katta ayrıca çok kollu ve çok bacaklı insanlar, kafeslerde
tutulan 7 feet ( 2,13 m) uzunluğunda humandoid-yarasa benzeri yaratıklar
vardı. Uzaylılar insanlara genetik hakkında hem faydalı, hem de çok
tehlikeli birçok şey öğretmişlerdi.Gri’ler ve reptoid’ler analitik zekaya
sahip, teknolojiye yatkın yaratıklardı.
Diğer bir uzaylı grup olan Nordik insanlarla çatışma halindeydiler.
Belki de gelecekte vuku bulacak büyük
savaşa burada hazırlanıyorlardı.
Bu “sürüngenimsi”lerin bir özelliği de diğer canlı varlıklara karşı etik ve
insani hiçbir duygu ve düşünceye sahip olamamalarıydı. Bu nedenle her türlü
deneyi rahatlıkla yapabiliyorlardı.
İnsan genetik haritasının çıkarılması (Genome projesi) için Amerikan Enerji
Bakanlığının (DOE) içinde şu kuruluşlar bulunuyordu; “Ulusal Sağlık Ensitüsü”,
“ National Science Foundation ” (Ulusal Bilim Vaktfı), “ Howard Huges
Medical Institue ” ve tabii ki, DOE tarafından yürütülen Dulce yer altı
laboratuarları.
Thomas’a göre, uzaylılar androjinal’dı (Hem erkek hem dişi, çifte
cinsiyetli) ve ortaya çıkan canlı, partenogenez’le (Yani kendiliğinden
üremeyle) çoğalıyordu. Dulce’de çok geçerli form veya üreme poliembriyoni
idi. Her embriyo 6 veya 9 birey ortaya çıkaracak şekilde bölünüyordu.
Uzaylı ve insan Bio-Tekniği insanlığa hizmet etmek için mi, yoksa bizleri
kontrol etmek ve egemen olmak için mi kullanılacak? Niçin UFO’lar tarafından
kaçırılanlar genetik deneylerde kullanılıyorlar?
Thomas’ın Dulce’den ayrılmasına neden olan şey, 7. kattaki kafeslerde
gördüğü ve ondan yardım isteyen insanlar olmuştu. Thomas’a göre, sıra sıra
binlerce insan ve insan-uzaylı melezleri ve humanoid embriyolar soğuk hava
depolarında tutuluyordu.
Uzaylılar ne toprak, ne altın, ne madenler, ne su, ne de insanların sahip
olduğu şeyleri istemiyorlardı. İstedikleri tek şey, dünyanın manyetik
gücüydü. Uzaylılar bu gücü bizim bilmediğimiz bir şekilde kullanıyorlardı.
Evet, Thomas’ın hikayesi inanılmaz gibi görünüyor ama, anlatılanlar gerçekte
yaşanan bir kabusun sadece bir kısmını oluşturuyor olabilir. Dulce’de garip
şeyler olduğuna dair birçok delil var. UFO görüntüleri, kaçırılma ve hayvan
parçalama olaylarının arkasında daha korkunç hakikatler gizleniyor olabilir.
Yakın zamanlarda Archuleta Mesa’da sondaj ve bilgisayar analizi yapan bir
grup bilim adamı, Mesa’nın altında derin mağaralar olduğunu tespit ettiler.
Önemli bir kaç not :
1- Griler, eski Mısır ve Sümer yer altı mitolojilerinde de insanları kaçıran
yaratıklar olarak biliniyorlardı. Sümer mitolojisinde bunlara “ GALATUR ”,
Mısır mitolojisinde ise “ USHABTİU ” deniyordu.
2- X-Files (Gizli Dosyalar) dizisinde, FBI ajanı Mulder’e her türlü bilgi
veren ve yardım eden eski CIA ajanı Henry Kissinger’ı hatırlarsınız.
3- Bu sürüngenimsi canavar ile halk arasında bir panik yaratmak ve onların
“Yeni Dünya Düzeni”ni daha kolay kabul etmeleri isteniyordu.
4- Sürüngenimsi ırk, büyük çoğunluğu Dördüncü Boyut’ta bulunan ve dünya
üzerindeki en güçlü ve en kötü insan zihinlerini kontrolü altında bulundurup
beyinleri yıkayan genellikle ruhsal varlıklardır.
5- Aura (Psişik hale, halka da denir): İnsan vücudunu (hayvan ve bitkileri
de) bir zarf gibi saran ışıklı haleler, emanasyonlar topluluğudur. Şekli
ovale yakın bir tarzdadır. Erkek ve kadınlarda farklı biçimlerde
göüzkemektedirler.
6- Nordik insanlar ise Reich ( Nazi ) Almanlar’ın müttefiki Aldebaranlı
dünya dışı varlıklardı.
51. Bölge de görev almış biri
Dünyadışı varlıkları anlatıyor.
1997 Yılında Art Bell isimli bir sunucu tarafından sunulan talk show
programına katılan 51. bölge de çalışan şahsın konuşması.
Telefonla bağlanan kişi: Selam art? şu an fazla vaktim yok.
Art (Sunucu) : Öncelikle bu hat senin hattın mı ? Düzenli olarak mı
kullanıyorsun?
Art (Sunucu) : Şu anda damı çalışıyorsun yoksa geçmişte mi çalışıyordun?
Telefonla Bağlanan kişi: 51. Bölge’nin eski bir
çalışanıyım. 1 hafa önce işten çıkarıldım.
Telefonla Bağlanan kişi: ve.. ve.. (Ağlıyor)
Telefonla Bağlanan kişi: Sürekli bütün ülkede kaçış halindeyim. Nereden
başlayacağımı bilemiyorum onlar.. onlar beni…
Telefonla Bağlanan kişi: Sürekli bu alanın üstünde üçgenler çiziyorlar.
Art (Sunucu): Telefonda fazla kalamaycaksın sanırım, o yüzden bize birşeyler
söylersen çabuk…
Telefonla Bağlanan kişi: Tamam…. Tamam… Uzaylılar hakkında şunları
söyleyebilirim…
Art (Sunucu): Başka bir boyuttan gelen varlıklar oldukları kesin.
Telefonla Bağlanan kişi: Uzaydan gelen öncüler ve biz onlarla kontak kurmaya
çalışıyorduk…
Telefonla Bağlanan kişi: Onlar iddia edildiği gibi varlıklar değiller.. (Ahh)
Birçok askeri birliğin içine sızmışlar…
Telefonla Bağlanan kişi: Özelliklede 51. Bölgeye..
Telefonla Bağlanan kişi: Ahh Felaketler geliyor.. Ordu.. Özür dilerim..
Hükümet uzaylıları biliyor.
Telefonla Bağlanan kişi: Dünyanın birçok bölgesinde güvenli bir şekilde
nüfuslarını taşıyabilecekleri yerler var.. şimdi Art..
Art (Sunucu): Ama hiç birşey yapmıyorlar.. hiç birşey….
Telefonla Bağlanan kişi: Dünyanın fazla nüfuslu yerlerini yok etmek
istiyorlar… böylece daha az nüfus kalsın ve kontrol etmesi kolay olsun diye…
Bağlantı kesiliyor…
Programa bağlanan adamın söylediklerinde doğruluk payı çok fazlaydı
işletmediği belliydi. Ve aniden canlı yayında kişinin sesi kesildi ve
bağlantı koptu.
Uzaylılarla Yapılan Anlaşma Serpo Projesi
H içbir
yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca
bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla siteden
alıntı yapılabilir.
© 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkiye / Denizli
Ana Sayfa / Index
/
E-Mail / Kuantum Fiziği / UFO Technology
/
Roket bilimi /
UFO Galerisi
/
Astronomy
|
|