| |
Gravity Control & Superheavy Elements
Gravity Amplification: Yerçekimi büyütme/yükseltme/güçlendirme/çoğaltma/amplifiye
etmek
amplitüd : genlik, dalga genliği, dalga şiddeti, büyüklük, çokluk
Genlik, periyot harekette maksimum düzey olarak tanımlanabilir...genlik,
bir dalganın tepesinden çukuruna kadar olan düşey uzaklığın
yarısıdır.Kavramın kullanım alanları...(ışık, elektrik, radyo dalgaları
v.s.)
Titreşim, dalgalanma ya da salınım gösteren bir nesnenin söz konusu
hareketinin, ortalama hareket değerine oranla en üst değeri; özellikle
herhangi bir dalga şeklinin maksimum değeri; dalga genliği; genlik; amplitüd.
Anti-matter Reaction, Interstellar Craft

Bob Lazar tarafından tarif edildiği gibi Spor Model.
Mikrodalga Analoji/benzetme
Disc Gravity Field


Spor Model: Robert Lazar tarafından Açıklananlar.
dairesel bir dalga kılavuzu
bir dalga kılavuzu ve Enine Manyetik dalgalar
circular waveguide: dairesel dalga kılavuzu.
Enine manyetik dalgalar disk etrafında yerçekimi dalgası formunu alır.
cylindrical waveguides: silindirik dalga kılavuzları
sport model uçan daireyi çevreleyen küresel bir geometriye sahip dalga alanı
(mikro dalga alanı gibi)
Bu dalgaların en rahatsız edici (yıkıcı/bozucu) tarafı sadece eliptik alanı
dışında meydana gelmesi de ilginç. Bu bozulma, genellikle
efsanevi(bilinen/sık gözlenen) sessiz parlak ışık üreten, disk çevresindeki
havanın iyonize olması ile sonuçlanır.

Disk yüksek bozulma (distorsiyon) elde eder. Bu model enine kesitidir.
Diskin şekli, diskin üst dalga kılavuzu terminatörü(dalga yokedicisi/sonlandırıcı)
ucundaki sonlandırma gravity dalgayı yukarı disk çevresinde yönlendirmek
için tasarlanmıştır.
Bu, diskin üst tarafında sivrice dik duran duran bir "anten" dir.
[ This is the pattern cross-section when the disc achieves maximum
distortion. The shape of the disc is designed to guide the gravity wave up
and around the disc to terminate at the tip of the waveguide terminator on
the top of the disc. This is the "antenna" like spike on the disc's topside.
This effect takes place 360 degrees around the disc forming a donut like "gravity
bubble" around the craft. ]
Disk etrafında çöreği andıran bir "yerçekimi balonu" oluşur.Bu etki disk
etrafında 360 derece gerçekleşir. Bu hareketi sırasında (bu yerçekimi balonu
oluştuğunda),disk göze görünmez. Orada olmasına rağmen, sadece arkasında
gökyüzünü ya da araziyi görebiliriz.Çünkü disk altan ve üstten gelen ışığı
çevresinde bükerek ışığın kendisine (diske) çarpmadan yoluna devam etmesine
neden olur.
Gemi yada diskin çevresinde yerçekimi dalgası
rehberliğinde/eşliğinde/yönlendirmesinde ışık diske çarpmadan eğrilmiş
uzay/zamanın çevresinden dolanarak yoluna devam eder. Bu durumu küresel bir
dalga kılavuzu şeklinde bir benzetme yapabiliriz.
Mikrodalgalar, ışık dalgaları ve yerçekimi dalgaları tüm rehberlik ve
mercekli olmanın konuda benzer şekilde davranır. Birçok model ve grafik
benzetmeleri/anolojiler radyasyonun bu formlarını karşılaştırılarak elde
edilebilir.
[ Microwaves, light waves, and gravity waves all behave similarly in regard
to being guided and lensed. Many models and graphic analogies can be derived
from comparing these forms of radiation. ]
guided: güdümlü, kılavuz
Yerçekimi dalgaları onlar mercekli veya güdümlü(sevk edilebilir,
yönlendirilebilir) olabilir mikrodalgalar veya ışık dalgaları gibi çok
davranırlar.

yerçekimi yükselticiler pozisyonlandırılabilen yapıdadırlar.
Gemi etrafında oluşan yerçekimi dalgası.
geminin şekli ve dalga kılavuzu etrafında oluşan yerçekimi dalgası.
Element 115

Element 115 süper ağır bir metal elemanından yapılan üçgen şekilli
bir kamaya benzeyen ucu yuvarlatılmış bir unsur/öge yada yakıt hücresi
diyelim.
"The Source of the Gravity A-Wave and the fuel used to amplify it."
Gravity A-Wave 'in kaynağı ve yakıt onu yükseltmek için kullandı."
ham elemanın öğütme/freze süreci (milling process )
[ The most important attribute of this heavier, stable element is
that the gravity A wave is so abundant that it actually extends past the
perimeter of the atom. These heavier, stable elements literally have their
own gravity A field around them, in addition to the gravity B field that is
native to all matter. ]
Bu ağır, sabit elemanın (element 115) en önemli özelliği gravity dalgasının
aslında atomunun çevresine uzanacak şekilde bol olmasıdır.
Bu element 115 hem ağır(115 protonlu) hemde kararlı(istikrarlı) olması
dolayısıyla tüm maddeye özgü yerçekimi B (Gravity B) alanına ek olarak
çevrelerinde kendi yerçekimi alanları (Gravity A) var.
Periodic Table of the Elements - Element 115 (Ununpentium) Uup
 
No naturally occurring atoms on earth have enough protons and
neutrons for the cumulative gravity A wave to extend past the perimeter of
the atom so you can access it. Now even though the distance that the gravity
A wave extends past the perimeter of the atom is
infinitesimal, it is accessible and it has amplitude, wave length, and
frequency, just like any other wave in the electromagnetic spectrum.
Once you can access the gravity A wave, you can amplify it just like we
amplify other electromagnetic waves.
And in like manner, the gravity A wave is amplified and then focused
on the desired destination to cause the space/time distortion required for
practical space travel.
This amplified gravity A wave is so powerful that the only naturally
occurring source of gravity that could cause space/time to distort this much
would be a black hole.
We're amplifying a wave that barely extends past the perimeter of an atom
until it's large enough to distort vast amounts of space/time.
Periyodik
Tablo:

Yerçekimi dalgası (Gravity A) atomun çekirdeği içindeki güçlü nükleer
kuvvet formu olarak kabul ediliyor. Gravity A yı atom çekirdeği çevresini
aşacak şekilde genişletebilmek için yeterli proton ve nötron sayısına sahip
süper ağır elementler (element 115) gerekir. Böylece çekirdek içinden
dışarıya doğru yayılan/genişleyen bir Gravity A dalgası/alanı elde
edebiliriz. Bu gravity A dalgası (Gravity A Wave) aslında elektromanyetik
spektrumun başka bir dalga boyu, genliği, frekansını temsil etmektedir. Bu
yerçekimsel dalgaya (Gravity A Wave) eriştiğimizde, bu dalga frekansını
üretebildiğimizde (bir mikro dalga benzeri) bu dalgayı güçlendirebilir,
büyütebilir, odaklayıp, büzüp, açabiliriz. Bunuda dalga kılavuzları yardımı
ile yapabiliriz.
Ve benzeri şekilde, bir dalga daha sonra güçlendirilir ve yerçekimi
(Gravity A Wave) pratik uzay seyahati için gerekli uzay / zaman bozulmasına
neden olacak şekilde istenen hedefe odaklanır.
Transmutation (Değişim, dönüşüm)
Bir atom bozunduğunda bu bozunum bir Geiger sayacı ile tespit
edilebilir.Bozunan element radyoaktif serpinti yayar. Bozunan element alt
atomik parçacıklar ve enerji yayar.
Bir elementi dönüşüme uğratmak için parçacık hızlandırıcılar ile hedef
elementi bombardıman etmeniz gerekir. Böylece ağır elementleri sentezlememiz
mümkün olabilir. Ama bu işlem çok zordur ve haftalar, aylar alabilir.En
fazla bir kaç atom üretilebilmektedir.
DİĞER GEZEGENLER VE YILDIZ SİSTEMLERİ
Element 115 gibi süper ağır elementler yeryüzünde doğal olarak meydana
gelmezler.Bununla birlikte bizler henüz bu tür ağır elementleri parçacık
hızlandırıcılarda sentez edemiyoruz. Buna rağmen istikrarlı yüksek atom
numaralı elementler vardır.Bunlar bizim periyodik tabloda görünmüyorlar.
114, 115 aralığında unsurlardır. Element 115 ve ötesindeki ağır elementler
(element 116) aslında saniyenin küçük bir kısmı içinde bozunurlar, yani
kararsızdırlar. Bu ağır elementlerin kararlı olduğu bir aralık varmıdır
bilemiyoruz.
115 atom numarasına sahip süper ağır bir element.
IUPAC kurallarına ve periyodik kısaltma ile ifade edilecektir buradan
itibaren göre" Ununpentium "olarak belirlenmiş olacak UUP ". Onun periyodik
tanımı ve elektron konfigürasyonu aşağıda gösterilmiştir:
Genel Özellikleri
Ununpentium Sembol UUP Ad
atom numarası 115 Atom ağırlığı
293 K 31.5 g @ Yoğunluk / cm3 Atom hacmi 13.45 cm3 / mol
Grup Superheavy elemanları 1989 keşfetti
Bölgeler/sınırlar (durum, derece)
Bölge (s, g) ler
erime noktası 1740 C kaynama noktası 3530 K
Füzyon ısısı kJ / mol, buharlaşma ısı kJ / mol
enerjileri
1 iyonizasyon enerjisi 531 kJ / mol elektronegatiflik
2 iyonizasyon enerjisi 1756 kJ / mol elektron eğilimi kJ / mol
3 iyonizasyon enerjisi 2653 kJ / mol özgül ısı J / gK
Isı atomizasyon kJ / mol atomuna
Görünüm ve Özellikleri
yapı fcc: yüz merkezli kübik, kırmızımsı-portakal rengi
Reaktör yakıt toksisite bilinmeyen kullanır
sertlik Kararlı özelliklerini mohs
Tepkiler
6 M HCl ile, hava ile reaksiyona sokmak
15M HNO3 ile 6M HCI ile reaksiyona sokmak pasifleştirilmiş
6M NaOH ile reaksiyon
yarıçapı
iyonik yarıçapı (2 iyon) pm iyonik yarıçapı (1 iyon) pm
atom yarıçapı pm iyonik yarıçapı (1+ iyon) pm
iyonik yarıçapı (2+ iyon) pm iyonik yarıçapı (3+ iyon) pm
iletkenlik
ısıl iletkenlik 6.1 J / m-sec ° elektriksel iletkenlik 7.09 1 / mohm cm
polarizebilite 20.5 A ^ 3
---------------------------------------------------------------
Gravity A and B
[ Up until this point in time, the term generate has been used to
describe the capability of producing a gravitational field, but since there
is no known way of creating a gravitational field from nothing, a more
accurate term might be to access and amplify a gravitational field.
To understand how gravity is generated or accessed and amplified, you
must first know what gravity is. Gravity is a wave. Not a particle that acts
like a wave, but a real wave. As well as the binder of space-time.
The fact that gravity is a wave has caused mainstream scientists to surmise
numerous sub-atomic particles which don't actually exist and this has caused
great complexity and confusion in the study of particle physics.
Gravity is a wave and there are two different types of gravity. Gravity A
and gravity B. Gravity A works on a small or micro scale and gravity B
works on a larger or macro scale. We're familiar with gravity B, it is the
big gravity wave that holds the earth, as well as the rest of the planets in
orbit around the sun and holds the moon, as well as man-made satellites, in
orbit around the earth. We're not familiar with gravity A. It is the small
gravity wave which is the major contributory force that holds together the
mass that makes up all protons and neutrons.
You must have at least an atom of a substance for it to be considered matter.
You must have at least a proton and an electron and in most cases a neutron
to be considered matter. Anything short of an atom such as the upquarks and
downquarks which make up protons and neutrons; or protons, neutrons, or
electrons, individually are considered to be mass and do not constitute
matter until they form an atom. That’s why it’s said that gravity A holds
together the mass or the "stuff" that makes up protons and neutrons. Once an
atom is formed, the electromagnetic force is also a substantial factor.
Gravity A is what is currently being labeled as the strong nuclear force in
mainstream physics and gravity A is the wave that you need to access and
amplify to enable you to cause the space/time distortion required for "practical"
interstellar travel
Locating gravity A is found in the nucleus of every atom of all matter here
on earth and the universe.
Accessing gravity A with the naturally occurring elements found on earth is
a big problem.
Remember that gravity A is the major force that holds together the mass that
makes up protons and neutrons and other sub-atomic particles. This means the
gravity A that we are trying to access is virtually inaccessible because it
is located within matter we have here on earth.]
yerçekimi alanını üretme yeteneği
yapay bir yerçekimi alanı oluşturmanın bilinen hiçbir yolu yoktur.Daha doğru
terimle bir şekilde bu alana erişmek ve yerçekimini yükseltmek
kavramı/terimi düşünülebilir.
yerçekimi dalgasını üretmeyi, erişmeyi ve güçlendirmeyi anlamak için,
öncelikle yerçekiminin ne olduğunu bilmemiz gerekir.Yerçekimi bir
dalgadır.Dalga gibi davranan bir parçacık değildir.Gerçek bir
dalgadır.Ayrıca uzay/zaman bağlayıcısıdır.Uzay-zaman bükülmesini temsil
eder.
Yerçekimi bir dalgadır ve yerçekiminin iki farklı türü vardır.Yerçekimi A ve
B.Yerçekimi A, küçük veya mikro ölçekte çalışır.Yerçekimi B, oda daha büyük
ya da makro ölçekte çalışır.Biz yerçekimi B ye aşinayız. Güneşin kütleçekimi,
dünyanın ve ayın kütleçekim kuvvetleri olarak biliyoruz.Fakat biz atom içi
çekirdekte çalışan ve protonlarla nötronları bir arada tutan güçlü kuvvet
olarak bildiğimiz mikro ölçekteki yerçekimi dalgasına ( yerçekimi A) aşina
değiliz.
Yıldızlararası seyahat için gerekli uzay/zaman bükülmesini elde edebilmek
için (erişmek) böyle bir alanı gemi çevresinde etkinleştirmek için gereken
dalga (yerçekimi A) çekirdek içi parçacıkları birbirine bağlayan güçlü
nükleer kuvveti etkinleştirip yükseltme yolu ile elde edilir.
Yerçekimi A evrende her atomun çekirdeğinde bulunur.Bütün mesele
yerçekiminin yerinin belirlenmesi ve konumlandırılmasıdır.
Yeryüzünde bulunan doğal olarak meydana gelen elementler ile yerçekimi A ya
erişmek büyük bir sorundur.
Yerçekiminin protonları ve nötronları ve diğer alt-atomik parçacıkları
oluşturan kütleleri bir arada tutan önemli bir güç olduğunu unutmayın.
Bu yerçekimi A enerjisi/dalgası yeryüzünde her madde içinde yer
almaktadır.Fakat bu yerçekimi A enerjisine/dalgasına erişmemiz ve ulaşmamız
neredeyse mümkün değildir. Bu enerji sadece element 115 gibi süper ağır
elementlerin çekirdeklerinin bozunması esnasında ortaya çıkan radyoaktif
radyasyon ışınımları olarak açığa çıkmakta/kendini göstermektedir. Çekirdek
dışına doğru genişlemektedir.
Element 115 in protonlarla bombardımanı esnasında element 115 atomu
içindeki 'yerçekimi A dalgası' serbest kalmaktadır.
Başka yıldız sistemlerinde başka gezegenlerde element 115 gibi ağır
materyaller doğal halde bulunabilirler.
Element 115 in proton ve nötronların potansiyel konbinasyonlarından
oluşan bir türü kararlı bir yapıda olabilir.
Scientists have long theorized that there are potential combinations of
protons and neutrons which should provide stable elements with atomic
numbers higher than any which appear on our periodic chart, though none of
these superheavy elements occur naturally on earth. A "superheavy" element
is any element with an atomic number over 110.

Gravity Propulsion
Yerçekimsel tahrik /Sevk ( Gravity Propulsion)
GRAVITY A & B
Eleman 115'in Gravity ile ne ilgisi var?
Element 115 üçgen halinde mızrak ucuna benzeyen bir yapıda.Bu turuncu renkli
element reaktöre güç temini için kullanılır.
GRAVITY A & B.
What Does Element 115 Have To Do With Gravity? The element 115 is
machined into triangles like the one illustrated below and is used to power
the reactor. It is used to create a reaction from being transmuted with an
additional proton from 115 to element 116 which immediately decays and
releases antimatter. But more importantly, when an element becomes so heavy
as to have 115 protons and lands within an island of stability, the
cumulative strong nuclear force or "Gravity A-wave" radiates or extends past
the perimeter of the atom. We access this gravity and amplify it, lensing it
to counter act the gravity naturally propagating outward from the earth.
This is not "anti-gravity" and nor are we generating gravity from nothing as
some theorists still believe. This element is then inserted into the reactor.
This piece of element 115 is the source of the gravity A wave as well as the
target that is bombarded with protons to release the anti-matter. Only about
223 grams, which is just under a half pound is sufficient to operate the
craft for 30 to 45 years.
Scientists have theorized for years that there were possible combinations
of protons and neutrons which could form atoms that don't appear naturally
on earth. The amount of mass and electromagnetism present at the creation of
the universe determines the elements formed within those galaxies and star
systems. Our sun is a dwarf compared to most other star systems and binary
star systems. In other words, no surprise these
superheavy stable elements don't occur naturally on earth.
güçlü nükleer kuvvet ya da "Yerçekimi A-dalgası"
Bir eleman çok ağır olduğunda kümülatif(birikmiş, yoğuşmuş) güçlü nükleer
kuvvet ya da "Yerçekimi A-dalgası" yansır.. istikrar adası içinde 115 proton
ve bölgeleri varsa veya atomun çevresine, dış kabuğunun ötesine doğru
uzanır.
Bu eleman, sonra proton bombardımanı için hedef kaynağı olarak
reaktör içine yerleştirilir. Element 115 denilen bu parça hızlandırılmış
serbest protonlar ile bombardıman edilir. Yarım kilonun altında sadece
yaklaşık 223 gramı 30-45 yıl boyunca gemiyi çalıştırmak için yeterlidir.
Yabancı ziyaretçiler tarafından amerikalılara verilen element 115 hem yakıt
olarak hemde bir yerçekimi dalga kaynağı olarak kullanılır.
Element 115'i reaktörde kullanmak için ucu sivri üçgen ucu reaktör içine
yerleştirilir, konur.
Eleman 115 erime noktası 1740 santigrat derece olduğunu.
Bu var standart oksidasyon hali +3 olduğunu.
Atomik yarıçapı: Eleman 115 1.87 Angströmdür.
Taşıyıcı Dalga Frekans: bir mikron bant @ 7.46 hz.
Bizim güneş çoğu diğer yıldız sistemleri ve ikili yıldız sistemleri ile
karşılaştırıldığında bir cüce. Diğer bir deyişle, herhangi bir sürpriz bu
süper ağır kararlı elementler yeryüzünde doğal olarak meydana gelmez.
Modes of Travel using Gravity.
yerçekimsel seyahat denetimleri
Delta ve Omicron'un Yapılandırmaları/konfigürasyonları
Delta yapılandırma: Yıldızlararası Seyahat için Gravity kullanma.
Delta configuration: Using Gravity for Interstellar Travel.
When all three
of these amplifiers are being used for travel, they're in the Delta
configuration.
Delta modu, yerçekimi amplifikatörlerinin üçünün bir arada kullanıldığı
çalışma modudur.
Omikron modu, yerçekimi amplifikatörlerinin birinin kullanıldığı çalışma
modudur.
[ When you're distorting space/time and you have the abiltiy of
generating an intense gravitational field, then the fastest way from point A
to point B is to distort, or warp, or bend the space/time between points A
and B, bringing points A and B closer together. The more intense the
gravitational field, the greater the distortion of space/time and the
shorter the distance between points A and B. ]
Uzay / zaman çarpıtarak yoğun bir yerçekimi alanını oluşturma
daha büyük uzay / zaman bozulması(bükülmesi) ile ve A ve B noktaları
arasındaki mesafede kısalır.
Disk amplifikatörü omikron durumunda iken yani tek amplifikatör çalışırken
bu tek amplifikatörün yerçekimi dalga gücü - disk dünyanın çevresinde
hareket ederken - devamlı surette nötür dengesini bulmak için (havada asılı
kalacak karşıt kaldırma kuvvetini tesis edebilmek için) değişen bir güç
ayarlaması yapar.

Ç.BAL:Diskten yayılan yerçekimi A dalga fazı dünyadan yayılan yerçekimi B
dalgası fazı ile uyumlu olunca disk havada asılı kalır. Diskin yerçekimi
dalga fazı dünyanın yerçekimi B dalga fazından büyük olunca disk yukarı
doğru hareket eder.
Diskin çalışma mantığı yerçekimi dalgasının yine yerçekimi dalgasına karşı
kullanılması esasına dayanmaktadır.
Uzay/zaman alanlarını burarak/bükerek/ eğerek kendimizi uzay levhası içinde
hareket ettiriyoruz.
Yukarıda soldan sağa amplifikatörler atama gösteren bir şema.Gemi
üzerinde A, B, C ve ON / OFF göstergeler Amplifiers(yükselteçleri) A, B, ve
C sırasıyla temsil eder.
Amp-A, Amp-B,
Amp-C Üç adet amplifikatör
Omicron configuration
Distortion caused by A: Amp-A dan
kaynaklanan bozulma
A & C combined wavefront: A & C kombine(birleştirilen/birleştirilmiş)
dalgayüzü (dalga cephesi).
infinite: açık alan
Distortion caused by C: Amp-C den
kaynaklanan bozulma
Geminin yana doğru nasıl hareket ettiği görülüyor.
Gravity amplifier lensing ( Gravity amplifikatör merceği) ayarları ile
geminin farklı hareket konbinasyonları ortaya çıkar.
Dengesi bozulmuş yada çarpıklaşmış/deforme olmuş uzay/zamandan dolayı,
bir tarafa doğru eğimi artarak genişleyen alan içine doğru gemi düşercesine
o yöne doğru çekilir.Sola doğru sürekli bir düşme efekti oluşur.
Ayrıca DELTA & OMICRON yapılandırmalarına bakın.


centerline: merkez çizgisi
Amplifiers A, B and C are on and cycling. All three amps must be firing
perpendicular to the center line of the craft.
Amplifikatörler A, B ve C ve çevrim döngü/döngüsü bulunmaktadır.
Her üç amplifikatör diskin merkez hattına dik olan odaklama gerekir.

The amplifiers are capable of interesting all three gravity beams at an
infinite distance from the craft. Not an infinite point. The minimum point
size of intersection is 100cm diameter.
Üç yerçekimi amplifikatörü yerçekimi dalgalarını(ışınlarını) gemiden uzak
mesafelere doğru odaklama yeteneğine sahiptir. Işınların kesişme noktası 100
cm çapındadır.
Omicron Yapılandırma: gezegenin veya
ayın yüzeyine yakın seyahatler.
Omicron Configuration: Travel near surface of planet or moon.
Sadece tek bir amplifikatörün çalıştırıldığı mod. (Omicron Mode)
Disk dünya gibi başka bir yerçekimi kaynağına(yerçekimi B dalgası) yakın
olduğunda diskten yayılan karşıt fazda (güçte) yerçekimi A dalgası sonucunda
disk gövdesi yukarı doğru kalkar(levite olur).
faz(evre, aşama, kademe)
Uçan dairemiz(disk) daha sonra su üzerindeki bir gemi gibi dünyayı saran
yerçekimi alanında yüzer. Bunun anti-yerçekimi olmadığını not edin.
O "sadece" büyütüp, ona erişen her atomun içinde var doğal yerçekimi alarak,
ve yerçekimi başka doğal haliyle de geri çekiyor. Not Ayrıca, bu da
yerçekimi yaratmamaktadır. Herkes yerçekimini "üretmek" için bir çaba hiçbir
şey, ya da 0-nokta enerjisi enerji kavramı arıyor.
Omicron Yerçekimi Toroid (simit, dairesel girdap):
Diskin yerçekimi yükselticileri bağımsız odaklı olabilir ve onlar bir dönme
modeli atımlandırılsalar(pulsed, salınımlı) ve sürekli kalmaz.

[ When only one amplifier is being used for travel, they're in the
Omicron configuration.
When a disc is near another source of gravity, like earth, the Gravity A-wave,
which propagates outward from the disc, is phase shifted into the gravity B-wave,
which propagates outward form the earth, thus creating lift. The craft then
floats on the gravity field surrounding the earth like a ship on water. Note
that this is not anti-gravity. It is "simply" taking natural gravity that
exists within every atom, accessing it, amplifying it, and shooting it back
at another natural form of gravity. Note also this is not generating gravity
either. Everyone is searching for the concept of energy from nothing, or 0-point
energy in an effort to "generate" gravity.
Omicron Gravity Torroid :
The gravity amplifiers of the disc can be focused independently and they are
pulsed in a rotational pattern and do not stay on continuously.
The amplifiers pulse individualy at 7.46 hz as this cycle revolves around
the disc. ]
Bu döngü olarak 7.46 Hz'de individualy (tek tek olmak) yükselticiler
darbe(nabız, puls) disk etrafında döner.
OMICRON MODE: Gravity Amplifiers are pulsed in sequence to repel
planetary gravity.

0-90 ° Faz-Shift (faz kaydırma/değiştirme) = kaldırma veya itme gücü/miktarı
90-180° Phase-Shift = Amount(miktar/oran) of Attraction (çekim/etkinlik)
yerçekimi amplifikatörleri 180° ve 90° arasında açılarda hareket
edebiliyor.
Gemi kendi çekim alanı ve dünyanın çekim alanı faz dengesi üstünde
kurulan bir nötür alan üstünde yüzmekte.
Diskin çevresindeki yerçekimi alanı diskin çevresindeki uzay/zamanı
maksimum distorsiyona/bozuluma (maksimumum bükülme) uğrattığında, yerçekimi
(eğrilik) o derecede bir yoğunluğa ulaştığında disk yukarıdan ve aşağıdan
(tepeden ve alttan) bakıldığında görünmez hale gelebilir.

The gravity amplifiers of the disc can be focused independently and they
are pulsed in a rotational pattern and do not stay on continuously.
The amplifiers pulse individually at 7.46 hz as this cycle revolves around
the disc.
Diskin yerçekimi yükselticiler bağımsız odaklı olabilir ve onlar bir
dönme(rotasyonel,çevrimsel) modeli atımlandırılsalar(devrederler) ve sürekli
kalmaz.
Bu döngü(çevrim frekansı) olarak 7.46 Hz'de ayrı ayrı yükselticiler
darbe(devreden sayıda) disk etrafında döner.
Bir toroid şeklinde döner alan oluşmakta. Yerçekimi amplifikatörlerini bir
bobin gibi düşünürsek bobinler sırayla açılıp kapanarak elektromanyetik alan
araç(disk) çevresini sarmaktadır. Tek tek sırayla belli bir devir hızında
amplifikatörler çalışmaktadır.
Delta configuration: Using Gravity for Interstellar Travel.

Delta yapılandırma: Yıldızlararası Seyahat için Gravity kullanma.
Bu yükselteçlerin üçüde seyahat için kullanıldığında, buna Delta
yapılandırma konumu (delta konfigürasyonu) denir.

Biz bükümlü veya warp(eğimli) uzay-zamanı kullanabiliriz yerçekimi alanı bir
mikron bant genişliği 7.46hz yayıldığından. Bu dalga ve eşzamanlı üçgen
mercekleme genliği uzay-zamanı deforme etmek için kullanılan ana değişkenler
vardır.
7.46hz amplifikatörlerin birbirine devreden sıralı çalışma hızı, devir
frekansı, çevrim hızı.
Yani ışık hızını aşmadan ve lineer(doğrusal) modda seyahat olmadan
yıldızlararası seyahat için büyük mesafeleri geçmek nasıl mümkün olabilir?
Ham olarak getirilen element 115 reaktörde kullanılmak üzere yontularak
biçimlendirildi.
Bir kesme, yontma işleminden (The milling process) sonra üçgen(yada kama,
mızrak ucu) formuna getiriliyor.
The
Reactor

Ç.BAL: Güç kaynağı olarak, yakıt olarak element 115 i kullanan bir
reaktördür.Bu reaktörde element 115 gerekli Gravity A enerjisini ve gerekli
antimadde üretimi için bir çeşit hedef tahtası olarak kullanılır. Reaktöre
bağlı olan daha küçük, çok gelişmiş parçacık hızlanrıcısı ile protonlar
hızlandırılarak element 115 bombardıman edilir. Hızlandırılarak element 115
e şırınga edilen, enjekte edilen protonlar element 115 in atom çekirdeği
içindeki protonlarla kaynaştığında ortaya element 116 çıkar. Bu
transmutasyon neticesinde ortaya Gravity A enerjisi ve antimadde
parçacıkları çıkar.
Bizim bildiğimiz nükleer elementler bozunma esnasında radyasyon dediğimiz
zararlı partiküller ve ışınımlar açığa çıkartır.Bu gibi reaktördede element
115 in yapay bozunumu esnasında ortaya iki karşıt proton (anti hidrojen) ve
yüksek frekanslı gama ışınımı benzeri bir radyo ışınım dalgası (Gravity A
Wave) ortaya çıkar.
Reaktörde oluşan antimadde partikülleri reaktörün çeper maddesi ile temas
etmemesi için - içi boşaltışmış ayarlanmış bir tüp olan - reaktör
içinde kanalize edilir.Yani element 115 in yer aldığı borudan, tüpten
aşağıya gönderilir/aşağıya yönlendirilir.
Reaktörde üretilen anti madde parçacıkları(kıvılcımları, akışı) reaktör
tabanında yer alan gaz halindeki bir hedef madde ile reaksiyona sokulur. Bu
reaksiyon sonucunda nükleer fisyon ve füzyon dan daha fazla enerji
açığa çıkar.
---------------------------------------------------------------------------------------
[ The power source is a reactor which uses element 115 as
its fuel. In this reactor element 115 is used as a target and is bombarded
with protons in a small, highly sophisticated particle accelerator. When a
proton fuses into the nucleus of an atom of 115, it is transmuted and
becomes an atom of element 116. Although we too can transmute elements here
on earth, it is typically not done in this fashion, or at anywhere near this
level of efficiency. Furthermore, we have yet to produce anything heavier
than element 112.
As soon as each atom of 115 is transmuted into 116, it immediately decays
and produces a radiation unlike that which we normally observe in nuclear
decay. Each atom of element 116 decays and releases two antiprotons (anti-hydrogen),
a form of antimatter. Antimatter can be produced in particle accelerators
here on earth, but only in minute quantities and only stored for short
periods of time.
The flux of antimatter particles produced in the reactor
are channeled down an evacuated, tuned tube (which keeps it from contacting
with the matter that surrounds it) and reacted with a gaseous matter target.
This Total Annihilation reaction is the most efficient and energetic nuclear
reaction there is.
The reaction between the gaseous matter target and
the antimatter particles produces a continuos release of tremendous amounts
of heat. This heat is converted directly into electricity by the use of a
thermionic Generator. The Thermeonic generator used in this reactor is so
efficient, that there is no detectable waste heat produced. This is an
apparent violation of one of the basic laws of thermodynamics. Similar, but
not nearly as efficient or powerful, thermionic generators are used as power
sources in our satellites and space probes. ]
Gaz halindeki madde, hedef ve anti madde parçacıkları arasındaki tepkime
ısısının büyük bir miktarda bir sürekli salınmasına yol açmaktadır. Bu ısı
bir termiyonik Jeneratör kullanılmasıyla doğrudan elektriğe dönüştürülür. Bu
reaktör içinde, jeneratör üretildi Thermeonic tespit edilebilir bir atık ısı
olduğu, çok etkilidir. Bu termodinamiğin temel kanunlarından biri belirgin
bir ihlalidir. Yaklaşık olarak verimli ya da güçlü benzer, ancak,
termoiyonik jeneratörler bizim uydular ve uzay sondaları güç kaynakları
olarak kullanılmaktadır.
[ As amazing and efficient as all this seems, it is only
secondary to the primary function of the reactor. The antiparticle flux
emitted from the transmuting element 115 is not the only energy radiated
during operation. This is the point at which the gravity A wave is first
produced. The gravity wave emitted by the 115 reaction appears on the
hemisphere of the reactor, propagating up the tuned waveguide in a fashion
very similar to the way microwaves behave.
All of the actions and reactions inside the reactor are orchestrated
perfectly like a tiny little ballet, and in this manner, the reactor
provides an enormous amount of power used to amplify the gravity A wave so
it can cause the requisite space/time distortion for space travel.. ]
Bütün bu gibi göründüğü gibi şaşırtıcı ve verimli bu reaktörün sadece iki
işlevinden birisi. Element 115 in dönüşümünden kaynaklanan karşıt parçacık
üretimi yayılan(ortaya çıkan) tek enerji değildir. Bu gravity A dalgasının
ilk üretildiği noktadır.Element 115 reaksiyonu tarafından yayılan bu gravity
A dalgası reaktörün yarımküresinde görünürek/belirerek mikrodalga
davranışına çok benzer bir şekilde, kendisine ayarlı dalga kılavuzuna doğru
ilerler/yönelir.
Reaktör içindeki eylem ve tepkilerin tümü mükemmel bir minik bale gibi
yönetilir, bu yüzden reaktör Yerçekimi dalgayı yükseltmek için kullanılan
bir gücü muazzam miktarda sağlar ve uzay için gerekli uzay / zaman
bozulmasına neden olabilir. bu şekilde, seyahat edilir ..
reaktörden elde edilen güçle gravity A wave yükseltilir böylece uzay
yolculuğu için gerekli olan uzay/zaman bükülmesi sağlanabilir.
The Element 115 is machined into triangles and then is
inserted into the reactor. This piece of element 115 is the source of the
gravity A wave as well as the target that is bombarded with protons to
release the anti-matter.
Element 115 ham halinde iken bir makine ile işlenerek üçgen şekilli bir
kama bir mızrak ucu formuna getirilir. Daha sonra reaktör içine
yerleştirilir.
Bu parça (element 115) gravity A wave ve anti-matter
kaynağıdır. Hedef element 115 in serbest protonlar ile bombardımanı
sonucunda üretilirler.
Reaktör kompakt bir yapıdır.Hafiftir ve verimli bir çalışması vardır.
Element 115 'i güç kaynağı yakıt olarak kullanır. Bir yoketme reaksiyonu
sayesinde büyük bir ısı enerjisi sağlar.Ve bu ısıyı elektrik enerjisine
çevirir.
[ The combination of light and energetic electrons creates
gravitons. Bob Lazar, the Los Alamos physicist who helped reverse engineer
various Nazi propulsion systems in the possession of the U.S. government,
confirms everything that has already been explained, though Mr. Lazar uses
slightly different scientific language. "Reactor" is synonymous with "cyclotron,"
and a "waveguide" is equivalent to a "plasma enclosure."
Q: I can understand a reactor functioning -- theoretically I can understand
-- the reactor functioning at, say, sub-audio range, 7.46 Hz, but there's a
waveguide involved -- that implies a --
A: No, that's the basic, uh, the frequency of the gravity wave that's
essentially produced... You know, it has to be a higher frequency, because
you're in the microwave range to follow a conduit like that... The basic
frequency was -- the way the reactor's operating -- the pulses that we
detected out of it -- were probably, you know, instead of a straight DC
power supply, it was more along the lines of a pulse, as if we were getting
bursts of particles coming out and antimatter emission and a reaction and
impulsive energy -- and that would repeat -- that's around seven and a half
hertz -- something along those lines.
Q: Bob, the microwave frequency going through the waveguide, is
electromagnetic? Or is it gravitational?
A: Well, they're one and the same.
Q: I don't understand what you mean by that.
A: Well, I mean gravity is -- unfortunately physics hasn't gotten to that
part yet -- gravity essentially is part of the
electromagnetic spectrum.
Q: What frequency is it, do you know?
A: That's something that I'm reserving for myself.
Q: Something about the microwave range?
A: Something about the microwave range. You can kind of, sort of, figure it
out from the dimensions of the waveguide.
Gravity waves, or coherent gravitons that repel gravity,
are generated from above-microwave frequencies. The gravity wave itself is
nearer to the frequency of ultraviolet light, higher in the electromagnetic
spectrum. The shape of the waveguide determines how high the electron
frequencies can be pushed. In many laboratory experiments the shape of the
waveguide is simply a cylinder, but other shapes can be used as well. For
example, Japanese ball lightning experiments used a rectangular waveguide
bent into a U shape.
Gravitons generate what Lazar calls gravity A. This is a strong nuclear
force that holds the atom's nucleus together. Gravity B is the macro gravity
which holds the planets around the sun. Gravity A can be called atomic
gravity, and gravity B stellar gravity. Gravity A is stronger than gravity
B. ]
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Reaktör = Siklatron
Bir başka araştırmacıya göre gravity dalga eş değeri olarak bir tür ''plazma
muhafaza'' (gemiyi çevreleyen güç alanı) düşünülebilir.
S: Reaktörün işleyişi ile ilgili 7.46 Hz le ilgili bir dalga var. Bununla
birlikte mikro dalga aralığında bir boru kanalında ilerleyen bu yerçekimi
dalganın frekansı..
...mikro dalga klavuzu kanalı boyunca ilerleyen
dalgalar elektromanyetik mi yoksa gravity dalgasımı (yerçekimi mi)?
Bob Lazar: Eh, onlar bir ve aynı konum.
S: Bu ne demek anlamıyorum.
BL: Yani demek yerçekimi - ne yazık ki fizikçilerin bir kısmı için anlaşılmış
değil - yerçekimi (gravity wave) aslında
elektromanyetik spektrumun bir parçasıdır.
S: Ne, sen frekans(frekansı) bu durumda biliyor musun?
(S: What frequency is it, do you know?)
BL: Benim kendim için sakladığım bir şey var.
S: mikrodalga aralığı hakkında bir şey?
BL: mikrodalga aralığı hakkında bir şey. Siz tür, çeşit, dalga kılavuzunun
boyutları onu anlamaya olabilir.
Yerçekimi dalgası kendisi elektromanyetik spektrumun
daha yüksek ultraviyole ışığın frekansına, daha yakın olduğunu
söyleyebiliriz.
Dalga kılavuzunun şekli ne kadar yüksek elektron
frekanslarına kanal olabileceğini belirler. Frekans yükseldikçe dalga
kılavuzunun şeklide değişir.
Birçok laboratuar deneylerinde dalga kılavuzunun şekli basit bir silindir,
ancak başka şekiller de kullanılabilir. Örneğin, Japon top yıldırım
deneyleri, bir U şeklinde bükülmüş bir dikdörtgen dalga kılavuzu kullanılır.
----------------------
Ç.BAL: Element 115 protonlarla bombalandığında bir radyasyon dalgası yayılır
buna gravity A dalgası diyoruz. Bu radyasyon alanını üreten element 115
materyali dünyanın yerçekiminden yukarı doğru kalkar, bir kaldırma kuvveti
oluşur. Fakat element 115 reaktör denen bir muhafaza içerisine konup madde
ile doğrudan teması kesilmezse yaydığı antimadde partikülleri ile büyük bir
nükleer patlamayada sebep olur.
Bu uçan dairenin antimadde reaktörü araba motorundaki silindirlerin
çalışma mekanizmasına benzetilebilir. Silindirlere bağlı
pistonların hareketi için silindir içine biraz hava ve yakıt
püskürtülmeli.Bu karışım silindirin yanma haznesi(odası) içinde bujilerle
kıvılcım verilerek ateşlenir. Böyle büyük bir patlama ve yanma sonucu
pistonları hareket ettiren bir güç açığa çıkar. Bu örnekte silindir için
reaktör diyebiliriz. Silindire giren hava için reaktör içindeki hedef
madde olan gaz maddesi diyebiliriz. Ateşlemeyi sağlayan buji içinde element
115'in küçük bir proton hızlandırıcısı ile bombardımanı olarak
görebiliriz. Böylece oluşan antimadde partikülleri içerdeki gaz madde ile
bir araya gelerek bir nükleer tepkime meydana getirir. Oluşan büyük enerji
ve ısı reaktör duvarları sayesinde elektrik enerjisine çevrilir. Bizler
güneş panelleri ile bunu yapıyoruz (Daha ileri bir teknoloji bunu daha
verimli biçimde yapabilir). Silindirlere bağlı hareketi sağlayan
pistonlarıda yerçekimi amplifikatörleri ve dalga kılavuzuna
benzetebiliriz. Reaktörde açığa çıkan Gravity A wave (yerçekimi dalgası A)
bu dalga frekansına ayarlı dalga kılavuzunda ve yerçekimi dalgası
yükselteçlerinde indüklenerek işlemden geçirilir ve yönlendirilir. Reaktörde
açığa çıkan gücü amplifikatörler ve dalga kılavuzları sayesinde uçan
diskimizin yerel uzay/zaman matriksini (kalıbını) bozmak için
kullanırız.Böylece bu bozulma ve bükülmeyi kontrol ederek uçan
dairemizi yerçekimsel bir etki altında istediğimiz yöne doğru hareket
ettirebiliriz. Bu sanki arabanın motorundaki silindirlere bağlı pistonların
hareketini tekerlere vermek ve tekerlerin hareketinide direksiyon sayesinde
yönlendirmek olarak düşünülebilir. Uçan dairenin hareketli yerçekimi
amplifikatörlerini bir arabanın tekerlekleri gibi düşünebiliriz. Uçan
dairede tekerlerin kendisi direksiyon olarakta düşünülebilir. Uçan dairede
direksiyon ve teker kavramı hareket edebilir yerçekimi amplifikatörü ve
sabit dalga kılavuzu ile özdeşleştirilebilir/benzeştirilebilir.
-----------------------------------------

E: Dalga Kılavuzu
A: Protonları Element 115 atomları çekirdeğine gönderen minik
hızlandırıcı.
B: Element 115
C: Anti madde parçacıkları
D: Dalga Klavuzunun reaktör ile birleşen/temas eden alt ucu.
Target Gas : Gaz hedef
1 inç = 2,54 cm
John Lear tarafından gönderildi:
Daire üzerinde itme sistemi kapalı bir sistemdir ve madde-antimadde
reaksiyonu içeren bir 'ayarlanmış' tüpten oluşur.
[ A is the tube they shoot the proton to the tip of the 2
inch long arrowhead shaped piece of Element 115 (B). ]
Eleman 115 (B) 'nin 2 inç uzunluğundaki bir ok ucu şeklindeki parçası
bir proton ateşleme borusunun önündedir.
Üçgen formundaki Element 115'in uzunluğu 5, 08 cm'dir.
[ They shoot a proton through a curved tube? Interesting.
How do they do that? Protons don't follow curved path unless there is a
magnet, and it's not in the diagram.]
Onlar kavisli bir tüp boru aracılığıyla bir proton ateşlerler/hedefe
gönderirler? İlginç. Bunu nasıl yaparsınız? Bir mıknatıs olmadıkça Protonlar
kavisli yolu takip etmez.
[C is the reaction of the matter-antimatter creating heat
which through a thermionic generator creates positive voltage to run the
ship.]
C Termiyonik jeneratör ile gemiyi çalıştırmak için pozitif voltaj yaratır
ısı oluşturarak madde-antimadde reaksiyonudur.
Forum sayfası yorumları:
Bu antimadde (yani, kompozisyon nedir) nedir? Anti-helyum, anti-proton mi?
Daha da önemlisi, koruma(tasarruf) talep nedeniyle, anti-madde bu haznede
oluşturulduğunda, maddenin eşit miktarda oluşturulmalıdır. Nereye gidiyor ve
kompozisyon(bileşimi, terkibi) nedir ki?
Madde-antimadde reaksiyonu ısı kendi başına/kendiliğinden üretmez. Bu GeV
enerji aralığında foton üretir.
Ben onlar eleman 115 in ok şeklindeki parçasının altında yakıyor türlü küçük
bir şenlik ateşi yolu çizilmiş (C), anaokulu hatırlatıyor gibi. Nerede
"madde" beslenen "antimadde" karşılaşması (bir araya gelmek) gerekiyordu
hangi? Diyagramında cevap yok.
Zaten, yayılan foton absorbe edilebilir ve sağınak olarak dağılan enerji,
sonuç olarak, ısı serbest bırakmak - bununla birlikte, bu aparat içindeki
malzeme GEV'i aralığı fotonlarından yoğun bombardımana tabi tutulduktan
sonra radyoaktif hale olması da kaçınılmazdır. Üzgünüz, Çernobil küçük bir
Çernobil var.
Ç.BAL: Reaktörün çalışması hakkında şöyle bir soru sorulabilir.. element
115, reaktör ucundaki tüp boru içine yerleştirildiğinde proton
bombardımanı neticesinde oluşan anti madde partikülleri element 115
maddesinin kendisi ile reaksiyona girmiyor mu?
---------------------------------------
Bir "anti-yerçekimi motoru" yıldızlararası boşlukta hiçbir etkisi
olmazdı.
Bir "anti-yerçekimi drive" kavramı tümüyle bir jet motoru olarak
"yıldızlararası yolculukları" gibi yararsız olacaktır.
Yerçekimi / antigravity sürücüler yalnızca bir gezegenin
yerçekimi-kuyuda(alanında) yararlı olacaktır.
Forum sayfası- posted on Jan, 10 2008 @ 09:51 AM
Another thought on Lazar's description of the alleged "reactor". The
antiprotons are supposedly emitted by the nuclei of element 115, in that
arrow shaped piece. To get out of that bulk metal, they need to cross a
certain thickness of it. And the density of heavy elements is quite large.
So there will be inevitably annihilation going right inside that piece, much
more so than in the tenuous "gaseous target" that Lazar said is used.
Sözde "reaktör" bir Lazar'ın açıklaması başka bir düşünce.Karşıt protonları
güya (sözüm ona) o ok biçimli parça, element 115 çekirdekleri tarafından
yayılır. Bu metal kütleden çıkmak için, onlar bunun belirli bir
kalınlığını(aralığı) geçmesi gerekir. Ve ağır elementlerin yoğunluğu oldukça
büyüktür. Yani birim(parça, element 115 ögesi) içinde sağ gidiyor oysa
kaçınılmaz olarak imha olması gerekir, çok daha çok yüzeysel(zayıf, incecik)
"gaz hedef" daha Lazar kullanılmaktadır söyledi.
O başka bir şekilde elektron akışını kontrol edebilir bir mıknatıs
ise, bir ihtiyacı yoktur.
Bu durumda, bu yeni cihaz, elektronların ya da diğer parçacıkların akışını
yönlendirir nasıl anlamıyorum bile, yerine elektromıknatıs orada
çizilmelidir.
-----------------------------

Lazar'ın Anti-Gravity Fizik Mühendisliği
Lazar kendi iddialarını genel görelilik teorisi üzerine inşa etmeye çalışır.
According to General Relativity, the 3-dimensional space
we generally perceive can be coupled to a time dimension and called "space-time".
This concept can now be given physical properties including viewing it as a
4-dimensional "fabric" which can be bent or warped. Space-time can also be
perceived as enveloping all masses in the Universe as "raisins in a plum
pudding". These masses -- stars, planets, atomic particles -- all have the
property of causing the space-time fabric to bend. The amount of bend is a
function of the mass involved. Since the measurement of distance is a
function of the physical dimensions of the spatial portion of the fabric,
bending the fabric will cause distance measurements to
change.
Lazar seems to suggest that large masses (e.g., black
holes) are the only way to bend the fabric of space-time (apart from his
gravity waves ).
geleneksel mühendislik ve fizik açıdan sözde "anti-yerçekimi fizik"
bazı analiz edecektir.
Lazar'ın anti-yerçekimi teorisi
Genel Görecelik göre, genellikle algıladığımız 3-boyutlu uzay bir zaman
boyutuna bağlı olan ve "uzay-zaman" denebilir. Bu kavram şimdi bükülmüş veya
eğilmiş olabilir bir 4-boyutlu bir "kumaş" olarak inceleyen dahil fiziksel
özelliklerini verilebilir. Uzay-zaman da "bir erik puding kuru üzüm" olarak
Evrendeki tüm kitleleri saran olarak algılanabilir. Bu kitleler - yıldızlar,
gezegenler, atomik parçacıklar - tüm uzay-zaman kumaşını eğme/bükme
özelliğine sahiptir. Büküm miktarı dahil kütlesinin bir fonksiyonudur.
Mesafe ölçümü yana kumaşı bükme uzaklık azalmasına neden olur, kumaşın
mekansal kısmının fiziksel boyutlarının bir fonksiyonudur değiştirmek.
Lazar dokusunu bükmek için tek yolu bu büyük kitleleri (örneğin, kara
delikler) vardır önermek gibi görünüyor.
Bir atomun çekirdeğinde birlikte pozitif yüklü protonlar bağlayan güçlü
nükleer kuvvet element 115 in çekirdeğinden yayılarak gravity A dalgasını
oluşturmaktadır. Gravity A nın nedeni ve kesin mekanizması için Bob Lazar
böyle söyler.
Lazar, uzay/zamanı bükerek bizim güneşimizle diğer yıldızlar arasındaki uzak
mesafeleri kısaltabileceğimizi, azaltabileceğimizi ifade ediyor. Lazar bu
bükülmeyi "balık ağı" uzay-zaman modeli ile tarif ediyor.
Elektromanyetizma gibi diğer alanlar gibi - - En fizikçiler yerçekimini
kabul görüntüler.
Bir parçacık gibi ve özellikle duruma bağlı bir dalga gibi doğanın
tamamlayıcı yönleri.
Lazar'ın ifadesi yalnızca hiçbir parçacık yönü ile dalga herhangi bir delil
ile desteklenmeyen yerçekimi olduğunu kadar geleneksel fizik ile ilgili
olarak. Lazar da bu fizikçileri sözde başarısız olarak tanımlar.. yerçekimi
ne parçacıklar ya da dalgalar ama elektromanyetik alanların sadece özel
düzenlemeler ya da olmak çok daha ince enerji biçiminin tezahürleridir.
Lazar, güçlü nükleer kuvvet ve ne o Yerçekimi A 'çağrıları arasındaki
yazışmalar yapar.
Lazar yerçekiminin graviton parçacıkları ile ilgili olmadığını ışık
dalgaları gibi olduğunu söyler. Lazar yerçekimini elektromanyetik alanların
sadece özel bir düzenlenmesi olarak ele alır.
Ç.BAL: Benim fikrime görede elektromanyetizma enerji ve kütlenin kaynağıdır.
Kütlelerin yapıldığı malzemedir. Diğer her şey (güçlü nükleer kuvvet,
yerçekimi kuvveti, uzay, zaman ve diğer alanlar) elektromanyetik enerjinin
değişik düzenlemelerinden ibarettir.
[ Most physicists agree that gravity -- like other fields
such as electromagnetism -- displays complementary aspects of a particle-like
and a wave-like nature depending upon the particular situation.
Lazar's statement that gravity is only a wave with no particulate aspect is
not supported by any evidence as far as conventional physics is concerned.
Lazar also fails to mention those physicists who consider gravity to be
neither waves or particles but merely special arrangements of
electromagnetic fields or
manifestations of a much more subtle energy form.
Lazar makes the correspondence between the strong nuclear force and what he
calls 'Gravity A'. ]
Bu yazışmalar için güçlü bir kanıt yoktur.Güçlü nükleer kuvvet olsa bile
Lazar tarafından talep edilen bir atomun sınırları dışında ulaşmak için
uyarılmış, buna dair hiçbir gösterge yoktur.
Ç.BAL: Güçlü nükleer kuvvet element 115 in proton bombardımanı ile
uyarılması sonucunda 115 çekirdeğinin dışına
taşmakta/genişlemekte. Bu yayılma bir radyoaktivite saçılımı şeklinde
olmaktadır.
-----------------------------------------
Normal yerçekimi ('Gravity B') ve benzeri gibi hareket ya da uzay-zamanın
dokusunu büküm/eğim olacaktır.
Lazar, there is no indication that it would act like normal gravity ('Gravity
B') and or bend the fabric of space-time. Just because a force is attractive
doesn't mean it is gravity.
Lazar never clarifies how the same Element-115 -- when
bombarded with protons -- can simultaneously release anti-matter and
gravitational waves.
Element 115 'in Protonlarla bombardımanı ile - - Aynı anda, anti-madde ve
yerçekimi dalgalarını serbest bırakabilirsiniz.
Muhtemelen, proton enerjisi bu kahramanlık sadece birini gerçekleştirmek
için astronomik olmalı. Mevcut proton enerji ve Genel Göreliliğe inanılmak
isteniyorsa, uzay-zaman bükülmesi için gerekli olan enerji arasında korkunç
bir enerji dengesizliği vardır.
Lazar iddia ettiği gibi - - Eğer Eleman-115, yalnızca, yoğunluk ve kütle
belirli bir kritik boyutu vardır bazı yıldızların üzerinde bulunan, neden
binlerce Katalogda Yeryüzünde hangi biz yıldızlı spektroskopik görüntülerde
ortaya çıkmadı?
[ Presumably, the proton energy must be astronomical to
perform just one of these feats. There is a terrible energy imbalance
between available proton energy and that energy required to bend space-time,
if General Relativity is to be believed.
If -- as Lazar claims -- Element-115 is only found on certain stars whose
density and mass are of a certain critical size, why has it not shown up on
spectroscopic images of stars of which we on Earth have cataloged many
thousands? ]
Lazar mekanik nedenle gerekli yönde uzay-zaman kumaşı eğmek/bükmek ve
böylece bu yönde mesafe kısaltılması ve böylece bu yönde mesafe kısaltılması
olan belirli bir mekansal yönde bu varsayımsal yerçekimi dalgalarını
yönettiğini.. aşağıda neden hiçbir belirti vermez. Bu bükme (tercih edilen
bir yönünde, yani,) izotropik(eşyönsüz) yapılabilir, Genel Relativiteye
hiçbir kanıt yoktur.

[ Lazar claims that since gravity waves are produced by
Element-115 ('Gravity A'), they can be amplified and directed. ]
Lazar yerçekimi dalgalarının Element-115 ('Gravity A') tarafından üretilip
dalga kılavuzları ve amplifikatörlerle yükseltilebileceği ve
yönlendirilebileceği iddiasındadır.
Radyatör: Binalarda, radyatör bir ısıtma aleti olarak kullanılır. Bir
kazanda ısıtılarak pompalanan sıcak sudan aldığı ısıyı ortama iletir.
Radyatörler, ısı transferini konveksiyon yolu ile yaparlar. Aldığı enerjiyi
çevirip/dönüştürüp ileten aracı sistem.
Elektronikte, radyatör bir yayınım elemanı olarak bilinir. Yayınım elemanı,
bir antenin basit bir parçasıdır. Yayınım elemanları, elektromanyetik
enerjiyi alma veya yayma yeteneğine sahiptir.
Lazar claims that since gravity waves are produced by
Element-115 ('Gravity A'), they can be amplified and directed. Because
cosmological gravity is a function of masses such as stars and planets, the
wave-like nature of gravity can have an almost infinite set of frequencies
ascribed to it. This is due to the near-infinite variety of speeds and
directions of all the masses in the Universe relative to one another. For
effective "anti-gravity" propulsion of the type described by Lazar, the
bandwidth (capacity to amplify many frequencies) of such gravity wave
amplifiers would have to be so large that we could not hope to engineer any
such amplification scheme.
An amplifier must be able to distinguish what is being
amplified from the power required to amplify whatever is being amplified.
Since gravity penetrates all matter, the amplifiers must be constructed from
non-matter -- an unlikely situation. The directing of such waves from an
amplifier via some antenna or gravity radiator is even more unlikely.
Even if such amplifiers and radiators were realizable, why use
Element-115 as the source? Why not design a super
high-frequency oscillator to replace the hard-to-get Element-115 (since it
is only available on or near stars)?
Bir amplifikatör yükseltici ne olursa olsun yükseltmek için gerekli olan
güç olarak amplifiye olan (yükseltilen) ne ayırt etmek gerekir.
Yerçekimi tüm maddeye nüfuz eder, yükselticiler olmayan maddelerden
yapılmış olmalıdır - olası bir durum. Bazı anten veya yerçekimi radyatör
aracılığı ile bir amplifikatöre tür dalgaların yönetimi/yönlendirilmesi daha
düşük bir ihtimaldir/pek mümkün değildir.
Böyle yükselticiler ve radyatörler gerçekleşebilir olsa bile, neden
kaynak olarak Element-115 kullanılır? Neden zor olsun Element-115 (üzerinde
veya yakınında yıldız kullanılabilir.) yerine bir süper yüksek frekanslı
osilatör tasarım değil mi?
Element 115 yerine bir süper yüksek frekanslı osilatör kullanılabilir.
Ç.BAL: Zaten bu osilatör fikri en başından beridir benimde teorik olarak
kurguladığım bir şeydi. Mantık olarak element 115 bir çeşit RF alanı
yayınlayan bir kaynak gibi düşünülebilir. Doğal elektromanyetik radyasyon
kaynağı.
----------------------------------
[If the scale of the anti-gravity/anti-matter "reactor"
shown in the video is any indication, the likelihood of directing a super
highly-energetic beam of protons up and around such a tightly-curved tube
without a super magnetic or electrostatic field is negligible. This is
assuming there is room in the lower deck of the craft to produce such a beam.
The most probable direction of anti-matter particles (likely anti-protons)
emanating from Element-115 upon bombardment by high-energy protons is
parallel to the incoming proton beam. By some magic, Lazar's reactor is able
to bend the anti-matter beam 90 degrees downward. On Earth, huge magnetic
fields are required to keep anti-matter from touching the walls of any
(normal-matter) container it is in so as not to annihilate prematurely.
These are nowhere in evidence in Lazar's model.
Apparently the anti-matter particles are directed downward through a high
vacuum and directly onto a "gaseous target" where they annihilate and heat
is created. Lazar fails to inform us how to keep the gaseous target from
being sucked up into the high vacuum. The heat so created is fed via the gas
to a 100% efficient thermionic heat-to-electricity converter, thus
completely skirting Carnot's heat-cycle
thermodynamic law. The end-product -- electricity --
is supposedly used to power the gravity wave amplifiers. Surely
beings as advanced as those who designed this system would have found a
better way of creating the necessary energy to drive the system.]
Surely beings as advanced as those who designed this
system would have found a better way of creating the necessary energy to
drive the system. Apparently the secrets of the reactor are the key to back-engineering.
Videoda gösterilen anti-yerçekimi / anti-madde "reaktör" ölçek herhangi bir
gösterge, süper manyetik veya elektrostatik olmadan ve
böyle bir sıkı-kavisli tüp etrafında yüksek enerjili proton demetinin bir
süper yönlendirme olasılığı ise alanı göz ardı edilebilir. Bu tür bir
ışın üretmek için gemi alt güverte oda var üstleniyor.
Yüksek enerjili protonlar tarafından bombardıman üzerine Unsur-115 ten
kaynaklanan anti-madde parçacıklarının (olasılıkla anti-protonlar) en olası
yönü, gelen proton demetine paraleldir. Bazı büyü,
Lazar'ın reaktörde 90 derece aşağıya doğru anti-madde bükebilmesini
yapabiliyor. On Earth(dünya üzerindeki), büyük manyetik alanlar
o kadar gibi erken yok etmek değil de herhangi bir (normal-madde)
kabın duvarları dokunmadan anti-maddeyi tutmak için gereklidir. Bu
Lazar'ın modelinde delil hiçbir yerde bulunmamaktadır.
Görünüşe göre anti-madde parçacıkları yüksek vakum yoluyla ve doğrudan yok
oluyorlar ve ısı oluşturulan bir "gaz hedef" üzerine doğru
yönlendirilmektedir. Lazar nasıl yüksek vakum içine emilmesini gaz hedefini
tutmak için bizi bilgilendirmek için başarısız olur. Böylece yaratılan ısı,
tamamen Carnot ısı döngüsü süpürgelik,% 100 verimli bir Termiyonik ısı-
kadar, arası - elektrik dönüştürücü gazı yoluyla beslenir termodinamik
kanunu.
Nihai ürün - elektrik - sözde yerçekimi dalgası amplifikatörlerini
beslemek için kullanılır.
Görünüşe göre reaktörün sırları geri-mühendislik için anahtardır.

Bob Lazar günümüz fiziğine dayanarak uzay yolculuğuna dair bir çözüm önerdi.
Güç kaynağı element 115. Aracın içindeki yerçekimi jeneratörleri element 115
in atom yapısından kaynaklanan yerçekimi dalgalarının bir
sürümünü/versiyonunu yükselterek uzay/zamanı bükme olasılığı incelendiğinde;
böylece ışık hızına ilişkin yasanın etrafından dolaşarak ve A ve B iki nokta
arasındaki doğrusal mesefeyi kısa zamanda aşmak mümkün olabilir.
Özel çekim dalgaları (A versiyonu) elemanının 115 bir özellik olsaydı,
Lazar: Neyse, yerçekimi bir dalgadır ve yerçekimi iki farklı türleri vardır.
Yerçekimi A ve yerçekimi B. Yerçekimi A, küçük veya "mikro" ölçeklidir ve
yerçekimi B de daha büyük ya da "makro" ölçekte çalışır.Biz yerçekimi B ye
aşinayız.
yerçekimi A "güçlü nükleer kuvvet" tir.
atomun içindeki bu güçlü nükleer kuvvete "erişmek ve yükseltmek gerek"
Lazar: Gravity A is what is currently being labeled as the "strong nuclear
force" in mainstream physics and gravity A is the wave that you need to "access
and amplify" to enable you to cause the space/time distortion required for "practical"
interstellar travel. To keep them straight ... just remember that gravity A
works on the "A"tomic or actually sub-"A"tomic scale and gravity B is the "B"ig
gravity wave that works on a stellar or planetary level. The most important
attribute of these heavier, stable elements is that the gravity A wave is so
abundant that it actually extends past the perimeter of the atom.
The concept of the origin and properties gravity subatomic particle are
described here. What we find is that the gravitational containment field
around particles of the atom has overshot the perimeter or the created
containment shell for basic particles, Lazar's Gravity "A" and leakage has
been mistaken for secondary gravity particle Lazar has labeled as a "B "
particle. The observation were not complete, as his "A" &" B" are one in the
same. If the atom was enlarged to the size of the Earth, you would perceive
the same phenomena, a rigid containment or surface of the mass and a weak
attractive force slightly above the surface as a proportional fractional
distance of its radii of subatomic particle to that of the Earth.
Gravity is different in that light and electromagnetic waves can be
amplified. With light, particle synchronization of frequencies increase
power and intensity, and bending waves of light wave streams will focus on a
point. Electromagnetic waves are amplified by basic principles. Gravity
particles and its wave amplitude depend upon particle flow and the carrying
capacity of the host mass, which is little understood since mainstream
science has yet to define gravity and how it works. This wave amplification
cannot be recreated in an advanced craft as gravity is dependent on mass
focusing by bending or wave synchronization of particle flows cannot
increase a weak force to one that could bend space and time. Do the massive
stars with all their gravity bend space? No just the paths of light waves
passing close to the stellar object.
-------------
Bu ağır, kararlı elementlerin en önemli özelliği gravity dalgasının aslında
atomunun çevresine uzanacak şekilde bol olmasıdır.
[ Knapp: How is this anti-matter reactor connected
to gravity generation that you were talking about earlier?
Lazar: Well, that reactor serves two purposes; it provides a tremendous
amount of electrical power, which is almost a by-product. The gravitational
wave gets formed at the sphere, and that's through some action of the 115,
and the exact action I don't think anyone really knows. The wave guide
siphons off that gravity wave, and that's channeled above the top of the
disk to the lower part where there are three gravity amplifiers, which
amplify and direct that gravity wave.
Knapp: In essence creating their own gravitational field.
Lazar: Their own gravitational field. ] Bu bir süper ağır
element. 115 üst etrafında (tepesi etrafında) bir çekim alanını kurar.
Yerçekimi dalgası geminin alt kısmındaki amplifikatörlerde güçlendiriliyor.
Lazar: Teknoloji bile-bile yerçekimi ne olduğunu bilmiyorum değil!
Knapp: Peki, bu nedir? Ne yerçekimi ne öğrendik?
Lazar: Yerçekimi bir dalgadır. Birçok farklı teoriler vardır, dalga
dahildir. Yerçekimi ayrıca yanlış olduğunu, gravitons parçacıklarının olduğu
teorize oldu. Ama yerçekimi bir dalgadır.
(Şey kaldırılmasına yönelik bir kasnak düzeneği yerçekimi karşıtı bir
cihaz değil.Makalede not edilir manyetik tren (maglev) olarak manyetik
kuvvetler kullanılması yeni değildir. Bu bir çekimsel alan yaratmaz. Bu
yerçekimini geçersiz kılmaz. Bir kuvveti yukarı olan sarf edilir. Yerçekimi
hala orada. )
"Bunu yaparak," Lazar diyor, "şimdi yerine B'ye A noktasından gidiş doğrusal
yöntemle seyahat, şimdi sen zaman-mekanı bozarak farklı bir modda neredeyse
hareket etmeden size hedefinizi getirmek.
In this case, the amplification process generated a variant of gravity -
called gravity "B", which shaped the craft's relation to gravitized space
around it.
Etrafında gravitized alanı gemi ilişkiyi/ilişkisi şeklinde adlandırılan
gravity "B", - Bu durumda, amplifikasyon işlemi yerçekiminin bir
varyantını(bir çeşidini) oluşturur.

[Element 115 & Nuclear Reactions
"The reactor uses a fuel that does not occur natually on earth. The fuel is
a Super-Heavy, stable, element with an atomic number of 115 and does not
appear on our periodic chart.] Eleman 115 ve Nükleer reaksiyonlar
"Reaktör yeryüzündeki Doğada olmayan bir yakıt kullanır. Yakıt 115 bir atom
numarasına sahip bir süper-Ağır, kararlı, eleman ve bizim periyodik tabloda
görünmüyor.
Element 115 has a twofold purpose: First, it is the
source of a gravity wave that is unknown to Earth's scientists, the gravity
A wave. Second it is the source of the anti-matter raditation which is
reaction to provide power. Eleman 115 iki amacı vardır: Birincisi,
Dünya'nın bilim adamları için bilinmeyen, bir yerçekimi dalgası kaynağıdır.
İkinci olarak bu güç sağlamak için reaksiyon olan anti-madde raditation
kaynağıdır.
The gravity A wave emanates from the nucleus of element
115 and actually extends past the perimeter of the atom.
Gravity A dalgası element 115 in çekirdeğinden yayılarak(doğarak, sızarak)
atomun çevresinden öteye uzanır. The propulsion system from
the disk amplifies and focuses this gravity A wave to cause space/time to
bend, much like space/time bends in the intense gravitational field of a
black hole.
The ability to direct gravity to cause space/time distortion allows the disc
to cross vast expanses of space/time without traveling in a linear mode at a
high rate of speed. This mode of travel is one of
the two methods of propulsion used by the disc. In this mode, the disc's
gravity amplifiers are in the "delta configuration" and are pulsed
sequentially in a rotational pattern. Bu seyahat şekli disk
tarafından kullanılan iki sevk yönteminden biridir. Bu modda, diskin
yerçekimi amplifikatörleri "delta configuration"
(sürekli) ve bir dönme modunda sıralı
darbelendirilirler/çalıştırılır yada amplifikatörler bir sırayı takip
ederekten açılıp kapatılır. Bu gemi(uçan disk) Zeta 2 Reticuli güneş
sisteminde inşa edildi?
Disk reaktörü yeryüzünde doğal oluşmayan bir yakıt kullanır.Bu yakıt
115 atom numarasına sahip süper ağır, kararlı bir element ve bizim periyodik
tabloda görünmüyor.
Eleman 115 iki amacı vardır: Birincisi, Dünya'lı bilim adamları için "Gravity
A" dalga bilinmeyen bir yerçekimi dalgası kaynağıdır. İkinci olarak, güç
temin etmek üzere reaksiyona sokulur ve anti-madde radyasyonun kaynağıdır.
Bob Lazar.. O bir Dezenformasyon ajanı olabilir mi? (Could he be
a Disinformation agent?)
Bir forum sayfasından..
Nasıl bir süper ağır element, anti-yerçekimi oluşturmanıza yardımcı
olabilir? The Gravity amplifiers on the sportmodel are 24"
in diameter. They are the only moving part on the craft. The height of the
ceiling above the seats was only four and a half feet. Bottom line, this
craft in no way could accomodate adult human beings.
Spor model üzerinde Yerçekimi yükselticiler çapı "24 vardır. Onlar geminin
tek hareketli parçası olarak bulunmaktadır. Koltukların üzerinde tavan
yüksekliği sadece dört buçuk metre oldu. Alt çizgi, hiçbir şekilde bu gemi
yetişkin insan barındıramaz. Gravity Amplifiers yüksekliği 1.2 metre, çapı
24 cm. Reaktör tabanı zeminden yükseklik 2.5 cm kalınlığında.
Reaktör kubbesi 16 cm

Maksimum bozulma
MAXIMUM DISTORTION
As the intensity of the gravitational field around the disc
increases, the distortion of space/time around the disc also increases.
Disk artar etrafında çekim alanı yoğunluğu olarak, diski etrafında uzay /
zaman bozulma da artar.
[ As the gravitational field from the amplifiers becomes more
intense, the form of the space/time around the disc not only bends upward,
but at maximum distortion, actually folds over into almost a heart shape
around the top of the disc. ]
Amplifikatörler gelen yerçekimi alanı daha yoğun hale geldikçe, diskin
çevresinde uzay / zaman biçimi yukarı doğru bükülür ve maksimum distorsiyon
de, aslında diskin üst etrafında neredeyse bir kalp şekli üzerinde
katlanır(biçimini alır).
Esasen, bu gemi etrafında bir tür
uzay-zaman balonu oluşturur. "Maksimum bozulma" bir gezegenin yüzeyi
üzerinde standart uçuş için gerekli değildir.Gökyüzünde hızlı "çizgiler"
durumunda hariç. Maksimum bozulma seyahat modu için gereklidir.Gece
gökyüzündeki zikzaklı ışıklı çizgiler gemi değil, gemi etrafındaki iyonize
havanın sürüklenme etkisidir.
Sport modele giriş kapısı disk merkezinin üst yan yüzünde yer alır. Diskin
üst yarısında yer alır.
The power source is a reactor.
Inside the reactor, element 115 is bombarded with a proton, which plugs into
the nucleus of the 115 atom and becomes element 116, which immediately
decays and releases or radiates small amounts of anti-matter. The anti-matter
is released in a vacuum into a tuned tube, which keeps it from reacting with
the matter that surrounds it. It is then directed toward the gaseous matter
target at the end of the tube. The matter, which in this case is the gas,
and the anti-matter, collide and annihilate totally converting to energy.
The heat from this reaction is converted into electrical energy in a near
one hundred percent efficient thermoelectric generator. This is a device
that converts heat directly into electrical energy. Many of our satellites
and space probes use thermoelectric generators, but their efficiency is very,
very low. Güç kaynağı, bir reaktördür.Reaktör içinde, bir proton
bombardımanı ile eleman 115 hemen bozunur ve element 116 ya dönüşerek
salınım yapar veya anti-madde az miktarda yayar.Anti-madde onu çevreleyen
madde ile reaksiyonunu engelleyen bir ayarlı boru içinden bir vakum içine
salınır. Daha sonra, antimadde salınımı tüpün ucundan reaktör
tabanındaki gaz halindeki maddi hedefe doğru yönlendirilir. Bu durumda gaz
madde, ve anti-madde, çarpışır ve bir enerji dönüşümü yani tamamen imha
gerçekleşir. Bu reaksiyondan elde edilen ısı ile yakın bir yüzde yüz verimli
termoelektrik jeneratöründe elektrik enerjisine dönüştürülür. Bu, ısıyı
doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren bir cihazdır. Bizim uydular ve uzay
sondaları birçok termoelektrik jeneratörler kullanırlar, ancak
verimlilikleri çok düşüktür. Lazar yabancı gemiye girdiğinde
kenarlarında durmanın zor olduğundan ve sadece merkezde biraz
başını kaldırıp dik durabildiğinden bahsetmişti. Çünkü geminin taban ve
tavan arası mesafe küçük çocuklara göre inşa edilmiş gibiydi. Çok yüksek
tavanı yoktu. The Waveguide Terminator at the top of the
craft is very similar to other UFOs described in the past, as are the three
gravity amplifiers, observed in both the Adamski Saucer and Early German
designs, notably the HAUNEBU I, II & III Series, housed in three spheres or
balls under the craft. The "sport model" also bears a close resemblance to
one of the Billy Meier discs.
The Gravity Amplifiers attach to the floor with what seems to be a "flexible
metal." Lazar said that he could move the amplifiers easily, yet felt their
weight. This also corroborates the description Frank Scully made in his book
"Behind The Flying Saucers," and George Adamski in the 1950's. Scully
described those ships as "having three ball or spherical devices on the
underside" and "were easily able to be rotated by hand but had virtually no
weight". Adamski Saucer'ten ve Erken Alman tasarımlarıyla gözlenen
üç yerçekimi kuvvetlendiriciler gibi gemi üstündeki Dalga Terminator(dalga
sonlandırıcı/yokedici) geçmişte tarif edilmiş olan diğer UFO'lar çok benzer,
özellikle HAUNEBU, I, II ve III Serisi, içinde yer alır. Gemi(uçan daire)
altında üç küre veya top."Spor modeli" de Billy Meier disklerden birine
yakın bir benzerlik taşımaktadır.
Yerçekimi Amplifikatörler bir gibi görünüyor ne ile zemine bağlı/ekli "esnek
metal". Lazar o kolayca amplifikatörlerini hareket olabilir dedi, henüz
ağırlığını hissettim. Bu aynı zamanda Frank Scully 1950 ve George Adamski
"Uçan Saucers, arkasında" kitabında yapılan açıklama doğrular. Scully "alt
üç top ya da küresel cihazlara sahip" olarak o gemileri nitelendirdi ve
"elle kolayca döndürülebilir başardık ama neredeyse hiçbir ağırlığa sahip
değildi".
According to documents Bob read at S-4, discs fly by
amplifying gravity waves. Gravity is actually two waves, identified as
gravity A and gravity B. Gravity A is at the atomic level.
That is, the wave does not go beyond the molecular
level except in element 115.
Bob'un S-4 okumak belgelerine göre, diskler yerçekimi dalgalarını
yükselterek uçar.
Yerçekimin iki türü vardır. Yerçekimi A dalgası ve yerçekimi B dalgası.
Atomik düzeyde ve devasa dünya ve ay gibi kütleler düzeyinde. Mikro
ölçektekine yerçekimi A diyoruz. Makro ölçektekine yerçekimi B diyoruz.
Bu dalga ( Gravity A) element 115 dışında (haricinde) moleküler
düzeyden ötesine gitmez.
reaktör, zeminin ortasında bir basket topu büyüklüğünde. Element
115 , 156 nörona sahip süper ağır bir metaldir. Bu proton ile
bombardımana maruz kaldığı zaman, eleman 116 denen bir eleman olmaktadır (transmutasyon).
Bu dönüşüm sürecinde antimadde partikülleri ve gravity A denen bir tür mikro
dalga radyasyonuna benzer bir dalga açığa çıkmaktadır. Bu yakıt (
element 115 ) üçgen şekilli 50 sent büyüklüğünde. 223 gram ağırlığında
turuncu renkli bir materyal. Elektrik reaktörün alt kısmında yer alan
termoelektrik jeneratör ile üretilmektedir. 1 fit 12 inçe eşittir. 30,48
cm uzunluktadır.
yükselteclerin çapı 2 fit olarak geçiyor.. yaklaşık 61 cm gibi bir çap
demektir. bir yerdede 24 cm olarak geçmekte.
The gravity amplifiers themselves are three hollow tubes
about two feet in diameter and four feet long. They are arranged in a
triangular configuration at the bottom of the disc. The reactor itself is
centered between the three amplifiers because the wave is also present at
the bottom of the reactor. The reactor acts as a transmitter, similar to a
Tesla Coil, in that each amplifier is independently turned to function as an
amplifying receiver. Gravity waves have amplitude, wavelength and frequency,
just like any other wave. As the amplitude is increased, gravitational waves
bend space around the disc.
Yerçekimi kendilerini çapı iki fit (60 cm çap) ve uzun dört fit (120 cm
yükseklik) yaklaşık üç içi boş borular vardır yükselteçler. Bunlar, diskin
altındaki bir üçgen bir konfigürasyonda düzenlenir.Dalgası, reaktörün alt
kısmında bulunduğu için, reaktör kendisi üç amplifikatör arasında ortalanır.
Her biri bağımsız olarak bir amplifikatör amplifiye alıcı olarak işlev açık
olduğundan bir Tesla bobini benzer bir verici, reaktör gibi davranır.
Yerçekimi dalgaları tıpkı diğer dalga gibi, genlik, dalga boyu ve frekansı
vardır.Genlik diskin etrafında, yerçekimi dalgaları eğimi/bükümü artan bir
alan olarak.
Each of the three gravity amplifiers produces
its own gravitational wave, and, depending on how the gravity amplifiers are
oriented, gravity waves can be focused on a point or spread out. On gimbols,
each amplifier can operate independently. The waves are phase shifted, which
changes the wave's orientation and plane from zero to 180 degrees, thereby
changing the attraction or repulsion of the wave. When a disc operates on
only one amplifier, standing on a pedestal of gravity, it is said to operate
in an omicron configuration. In this configuration, the other two amplifiers
are freed for other uses.. Üç yerçekimi amplifikatörler her biri
kendi yerçekimsel dalgasını üretir, ve, yerçekimi amplifikatörler odaklı
nasıl bağlı, yerçekimi dalgaları bir noktaya odaklanmış veya yayılmış
olabilir. Her amplifikatör bağımsız çalışabilir.Dalgalar faz böylece dalga
itme veya çekmeyi değişen, sıfır ve 180 derece dalganın yönünü ve düzlemini
değiştirir, kaydırır. Bir disk gravity bir kaide üzerinde ayakta duran,
sadece bir amplifikatör üzerinde çalışırken, bir OMiCRON yapılandırmasında
faaliyet söyleniyor. Bu yapılandırmada, diğer iki amplifikatör diğer
kullanımlar için serbest bırakılır. Birini gemiye çekmek gibi..
In the delta configuration, discs operate on all three
amplifiers. This configuration is used in space for long distance travel. In
space, a disc tilts over on its back so that the gravitational amplifiers
focus on where the disc is going, and the propulsion system is powered up,
amplifying gravitational waves that are out of phase with earth's gravity.
The amplified gravitational waves distort time and
space, or "spacetime" as it is referred to in the documents. That
gravity distorts time is known in current physics.
Delta yapılandırmada, diskler, tüm üç amplifikatör çalışır. Bu yapılandırma,
uzun mesafe seyahat için uzayda kullanılmıştır. Uzayda, bir disk çekimsel
amplifikatörler disk nereye odaklanmak böylece onun sırt üstü tenteli ve
itme sistemi dünyanın yerçekimi ile faz dışı yerçekimsel dalgalar
yükselterek, yukarı desteklenmektedir. Bu belgelere atıfta olarak
çoğaltılmış yerçekimsel dalgalar zaman ve yer, ya da
"uzay/zamanı" bozar.
On the nine discs, each
different, kept in interconnecting hangers, Bob had hands-on experience with
one he dubbed the "sports model" because of its sleek appearance. It was
over 35 feet in diameter. Before he worked on it, he was shown a short
demonstration of its ascending, moving to the left, then to the right, and
then alighting. Before ascending, the disc briefly gave off a corona
discharge, a sound like high-voltage electricity, and then it was completely
silent, its bottom glowing blue. The hissing and glowing are by-products of
the tremendous electromagnetic pulses generated from the craft. Inside the "sports
model", Bob saw a console and children-sized chairs. Dokuz diskler
üzerinde, her biri farklı, askıları birbirine tutulan Bob O çünkü onun zarif
görünümü "spor modeli" lakaplı biri ile hands-on deneyimi vardı. O çalıştı
önce, sonra sağa, sola hareket etmek, ve sonra iniş, onun artan kısa bir
gösteri gördü. Artan önce, disk kısaca bir korona deşarjı, yüksek voltajlı
elektrik gibi bir ses kapalı verdi, ve sonra onun alt mavi parlayan, tamamen
sessiz oldu.Tıslama ve parlak bir yan ürünleri geminin üretilen muazzam
elektromanyetik darbeleri(puls) bulunmaktadır. Belgelere göre, uzaylılar
Zeta 2 Retikuli, takımyıldızı retikulum bir ikili sistemin ikinci yıldızdan
geliyorlar.
They come from the fourth planet out. Although it is
about 37 light years from Zeta 2 Reticuli to Earth, discs take very little
time to cover the distance because discs do not travel in a linear mode. (Speed
is defined as a distance divided by time. And since discs operate by warping
time itself and space itself, a more complicated formula that s+d/t is
needed to describe what happens). It's not so much that discs break
Einstein's famous rule that nothing can travel faster than the speed of
light; it's more accurate that discs get around the rule altogether. Recall
that Einstein died trying to understand gravity. According to Bob, gravity
propagates instantly. Onlar dördüncü gezegenden dışarı(buraya)
geliyor. Dünya'ya Zeta 2 Retikuli yaklaşık 37 ışık yılı olmasına rağmen,
diskler lineer modda seyahat etmiyor çünkü uzay/zaman bükümü ile
mesafeyi katetmek çok az zaman alır. (Hız zaman bölünmüş bir mesafe olarak
tanımlanır. Ve diskleri zaman kendisi ve uzay kendisi eğim (warp sürüş) ile
çalışabilir, çünkü + d / s daha karmaşık bir formül t ne açıklamak için
gereklidir). Bu disklerle ışık hızından daha hızlı olmadan büyük mesafeleri
daha kısa zamanda katedebilirsiniz. Einstein'ın ünlü kuralını kırmak o kadar
çok zor değil; Bu diskler tamamen kural etrafında yol alır. Einstein
yerçekimi anlamaya çalışırken öldüğünü hatırlayın. Bob göre, yerçekimi
anında yayılır, ilerler. The "Big Wedge" (Büyük kama)
Kama: Kama, uçları üçgen şeklinde olan materyal.Yüzeyleri eğik düzlem
şeklinde olan prizmaya benzer. Bıçak, makasın kesici kısımları, çivi, iğne,
çuvaldız ve balta kamaya örnektir.
Element 115'in şekli bir kama ve mızrak ucuna benzer.
Bu S4 de Lazar'ın zamanında çıktı, Eleman-115 Reticulan tahrik(sevk)
sisteminin çalışmasında ilişkin ilgili birincil kaynak oldu.
Notice the peculiar shape to the tip of the machined fuel
element. It took a tremendous amount of milling and waste to produce this
configuration.
The reactor is designed so that this piece is inserted
into a tuned tube in the center of the reactor as indicated to the right.
İşlenmiş yakıt elemanının ucu sivridir ve üçgenimsidir.Bu şekli vermek için
bir freze (öğütme, yontma) makinesinde ham element 115 kesme işlemine tabi
tutulur. ...bu parça, reaktörün merkezine
(merkezindeki) ayarlanmış bir boru içine sokulur.
---------------------------------------
[ Ç.BAL: Element 115 proronlarla bombardıman edilince çekirdekte kapana
kısılmış olan(saklı olan) yerçekimsel dalga serbest kalır.Gravity A (güçlü
nükleer kuvvet) doğal element 115 atomlarının mikro ölçekli çeperinden
dışarı çıkarak çekirdek dışına doğru uzanır/genişler.
Sormamız gereken asıl soru: kütleçekim alanı dalgası bir kütleyi nasıl
hareket ettirir.
Çekirdek içi güçlü kuvvet çekirdekten dışarı taşar derken, çekirdeğe bağlı
olarak taşan, genişleyen bir dalga yok. Böyle düşünülürse genişletilmiş
çekirdek alanı olarak algılanan gravity A nın dünyanın kütleçekim alanından
(yerçekimi B) farkı kalmaz.Bu durumda bir parçacığın yada dünyanın bu
gravitasyon dalgası ile kendisini uzay/zaman maktriksinde nasıl hareket
ettirdiğini anlayamayız. Bir parçacığa bağlı kütleçekimsel alanlar bizi
uzay/zamanda hareket ettiremez.Burada bir püf noktası var.. gravity dalgası
üretmek tanımı tam olarak doğru değil.Tüm parçacıklar, kütleler uzay/zaman
kumaşının içinde bir kıvrışma noktaları olarak telakki edilebilirler. Her
parçacık yada dünya, yıldız, meteorlar kütleçekimsel ağırlık merkezine
sahiptir.Kütlenin kendi kütlesince uzay/zamanı kendi çevresinde kütle
merkezine doğru uzay/zaman çizgilerini bükmesi söz konusu.
Eğer bir enerji alanı içinde kütlenin çevresinden merkezine doğru olan
uzay/zaman çizgileri bükümünü iptal edebilirsek cismin kütlesinin
kütleçekimsel alanınıda iptal etmiş oluruz. Aslında her cismin kendine ait
bir kütleçekimsel ağırlık merkezi vardır. Bir cisim milyonlarca atomdan
meydana gelir.Her atomun(parçacığın) kendi kütleçekimsel ağırlık merkezi
olduğu gibi parçacıkların bileşiminden bir araya gelmesinden, toplanmasından
oluşmuş kütlesel formunda kendine ait daha genel bir kütleçekimsel ağırlık
merkezi oluşur. Dünya gezegeninin bir kütleçekimsel ağırlık merkezinin
olması gibi dünyadaki her parçanın, eşyanın, cisimlerinde kendilerine özgü
bir kütleçekimsel ağırlık merkezi vardır. Mesela uçan diskin kendine özgü
bir ağırlık merkezi vardır. Diski oluşturan tüm parçalarının ortak bileşkesi
olan bu kütleçekimsel ağırlık merkezine doğru uzay/zaman çizgileri dışarıdan
içeri doğru bükülür. Bu bükülmeden dolayı dünya maddesi diskimizi kendine
doğru çeker. Yada diskimizde dünyayı kendine doğru çeker.
Eğer diskimizi özel bir enerji alanı içine alırsak dünyadan ve diskten
kaynaklı eğri uzay/zaman çizgilerini iptal etmiş oluruz. Böylece diskimiz
enerji alanlarının genişliğince havada yüzercesine asılı kalır.Disk
yerçekimsiz bir uzay boşluğundaki gibi bir etki alanına girmiş olur. Bu
durumda diski saran/çevreleyen enerji balonunu bir yöne doğru huni şeklinde
genişletirsek diski çevreleyen uzay/zaman çizgilerini o yöne doğru
odaklayarak/bükerek diskin az ilerisinde diski içine doğru çeken hayali bir
kütleçekimsel ağırlık merkezi yaratmış oluruz. Ve disk o noktaya doğru
hareket kazanır.Bu şuna benziyor diskimizin kendi kütleçekimsel ağırlık
merkezini iptal edip bu ağırlık merkezini bir kaç derecelik farkla sağa,
sola, yukarı, aşağı gelecek şekilde kaydırıyoruz. Böylece disk kendini
dengelemek için o yöne doğru hareket edecektir.
Bu şuna benziyor.. herşeyi içine doğru, kendine doğru, merkezine doğru çeken
bir girdap düşünelim. Böyle bir girdap kendi merkezinde sabit durur. Ama
girdabın merkez noktasını bir şekilde alıp az ileriye koyabilirsek hava
kütlesi o yöne doğru çekilerek kendisini uzatacaktır.Her parçacık bir girdap
modeli gibi düşünülebilir. Bir madde daha büyük bir girdap modelidir. Ve
kendisini oluşturan daha küçük girdapların(vorteks) bir araya gelmesinden
oluşmuştur. Bu bilgilerden yola çıkarak diyebilirizki element 115 için
çekirdeğinden kaynaklanan bir gravity A dalgası yoktur. Uzay/zaman
kumaşına yapışabilen , onu tutabilen bir elektromanyetik enerji alanı
dalgası üretimi söz konusudur. Bu elektromanyetik dalgaya Gravity wave A
denmektedir. Bu elektromanyetik dalga alanını nereye çekersek, nasıl
bir biçime sokarsak bu alanın dahilinde olan uzay/zaman
çizgilerinide aynı şekilde bükmüş (biçimlendirmiş) oluruz. Böylesi
bir bükümlü uzay/zaman alanı içinde disk sürekli olarak hareket etmek
isteyecektir. Bu hareket tarzını paraşütle atlayan birinin serbest
düşme etkisine benzetebiliriz. Kütleçekimsel ağırlık merkezini nereye doğru
kaydırırsak diskimizde o yöne doğru hareket edecektir. Diskin
çevresindeki (içine girdiği) uzay/zamanı yeniden yapılandırarak
kütleçekimsel ağırlık merkezini diskin kütlesinden kaynaklanan ağırlık
merkezinin az ilerisine kaydırabiliriz. ]
------------------------------------------------- Only
gravity can bend light. And therefore it was at least accessible enough to
amplify and abundant enough since the gravity wave naturally extended past
the perimeter of the atom.
Notice the peculiar shape to the tip of the machined fuel element. It took a
tremendous amount of milling and waste to produce this configuration.
The reactor is designed so that this piece is inserted into a tuned tube in
the center of the reactor as indicated to the right.
(2) A miniature version of a particle accelerator -- built into the base of
the reactor -- fires protons at tremendous energy into the tip of the
element. Transmutation occurs, and small amounts of antimatter are radiated
down the tuned tube and towards a target gas.
(3) The anti-matter and the matter collide, instantly converting to energy.
(4) The heat from the reaction is converted in a near 100 percent efficient
thermal electric (thermionic) generator. The power from this output is then
used to access and amplify the Gravity 'A'-wave that exists in the same
Element-115. This is what we mean when we say the fuel is dual purposed.
This cycle begins as soon as the flared end of the waveguide is placed over
the top of the reactor -- essentially putting a "load" on the system (1).
By the way the transmutation process occurs, some of the element is
constantly upgraded from falling down to 114 from 115. The remaining portion
of the element follows a normal decay path into lead. As the element is
upgraded from 115 to 116, the surrounding element (downgraded to 114) will
in turn transmute back up to its original number of 115 protons.
With this series of actions and reactions occurring, a single milled wedge
of the element could last for 20-to-30 years.
Reaktörün tabanı içine yerleştirilmiş minyatür bir tanecik
hızlandırıcı ile protonlar büyük bir hızla(yüksek bir enerji ile) element
115 in kama şekilli ucuna doğru fırlatılır.Dönüşüm gerçekleştiğinde ve
antimadde küçük miktarlarda ayarlanmış tüpten aşağıya gaz hedefe doğru
yayılır. Anti-madde ve madde çarpışarak anında enerjiye dönüşürler.Bu
reaksiyondan büyük bir ısı açığa çıkar.Bu ısı, termal elektrik jeneratörü
ile elektiriğe çevrilir. Bu elektrikte element 115 ten yayınlanan Gravity A
dalgayı yükseltmek için kullanılır.
● Yerçekimi bir dalgadır.
● Yerçekimi mercekli bir doğrusal modda transversing olmayan yıldızlar arası
seyahat için yer / zaman deforme etmek için kullanılabilir.
● Yerçekimi dalgaları fonksiyonu, yaymak, ve metalik dalga kılavuzları ile
cam mercekli veya mikrodalga ile doğrudan ışığa kullanılan gibi çok benzer
grafik merceklenme cihazlar ile yönlendirilir.
● Bir "oluşturulan" kaynağından dışa yayılan Yerçekimi yerçekimi böyle bir
gezegen ya da ay gibi başka bir kaynaktan dışa doğru yayılan doğrudan karşı
yönlendirilebilir.Sonuçta gemi Gravity ışınım demeti "üreterek" aslında su
üzerinde bir tekne gibi örneğin gezegenin yerçekimine müdahale ederek
üstünde yüzer.
● benzer diğer dalganın fazı, "tuning-in" bir mikrodalga sinyali kaldırma
efekti teşkil ne karşı bir dalganın faz değiştirme. Ya da cazibe, bu konuda.
0-90 ° Faz-Shift (faz kaydırma) = kaldırma veya itme miktarı
Cazibe 90-180 ° Faz-Shift = Tutar
Ç.BAL: 0-90 derece ve 90-180 derecelik açılarda gerçekleşen
amplifikatörlerin hareketine göre geminin kalp şeklinde olan mikrodalga alan
frekanslarının alan geometrisi değişir. Bu değişime görede diskin
çevresindeki uzay/zaman çizgileri değişik açılarda bükülmüş, büzülmüş ve
genişletilmiş hale gelir. Biz buna gravity dalgaların merceklenme etkisi
diyoruz.
------------------------------------ No one at that time
thought that the Gravity 'A' wave was somehow more accessible due to the use
of the Element-115 which at that time was thought to only produce a big,
efficient reaction and the heat was converted to electricity which was then
used to amplify the Gravity 'A' wave. Electromagnetic wave.
Finding the Gravity 'A' wave had something to do, they
thought, with the geometric construction of the disc as a waveguide. But the
Gravity 'A' wave wasn't collected from the environment. This wasn't "anti-gravity".
The Gravity 'A'-wave actually came from the same Element-115.
And that when an element becomes superheavy and stable in this range, it
actually emits a certain property. The cumulative "strong
nuclear force" or Gravity 'A'-Wave is so abundant that it extends beyond the
perimeter of the atom. In this state, one could access and amplify
this spill-over gravity a-wave since it is no longer "within" matter.
And placing the element on the Periodic Table was Lazar's major contribution.
The key to the understanding to the propulsion system of the Reticulan craft.
The mainstream scientific community -- driven by the belief that larger star
systems may possess elements with higher atomic numbers than that on Earth
-- endeavored to "transmute" elements with higher atomic numbers. Many of
the theoretical calculations revealed that there might be an island of
stability in the 114, 115 range. Prior to that, the elements are unstable
and the transmutation process would yield an explosion. One more proton
added to the stable 115 and it would become an atom of 116 and therefore
unstable again, yielding an explosion. In this case, an anti-matter reaction. They
also knew that there were two forms of gravity, as told to them by the
aliens. Gravity A & B.
..yerçekiminin iki şekli olduğunu biliyordu. Gravity A ve B.
Ama Gravity 'A' dalgası çevreden toplanan/gelen değildi. Bu "anti-gravite"
değildi.
Gravity A 'dalgası aslında aynı Eleman-115 ten geliyordu.
"güçlü nükleer kuvvet" veya Gravity A 'Dalga atomun(element 115) çevrisinin
ötesine kadar uzanır.
Bu durumda, bir erişebilir ve artık madde "içinde" olduğundan yerçekimi
dalgasını yükseltebiliriz.
As a result, each craft only needed 223 grams. The
reactor generates
"Gravity A" waves that
distort the space/time continuum allowing the craft to travel vast
distances in a relatively short time. According
to Lazar, as the fuel transmutes and decays, anti-matter is released
resulting in near 100% conversion of energy.
Lazar states that his work was focused on the
propulsion system, a reactor fuelled by a stale, unearthly element.
He was told that the propulsion systems use gravity waves and the energy
needed is supplied by an irradiating Element
115.
Lazar tahrik sistemi, eski bir, entreresan element tarafından
körüklenen(beslenen) bir reaktör üzerinde çalıştığını belirtiyor.
O itki sistemlerinin yerçekimi dalgalarını kullanan ve Unsur 115 tarafından
sağlanan bir ışınım(radyasyon) enerjisi
olduğunu söyledi.
Element 115 süper ağır bir metaldir.Bu proton ile bombardımana maruz kaldığı
zaman element 116 ya dönüşmekte ve olağan dışı özelliklere sahip bir element
haline gelmektedir.
Üç kişilik bir gemi için sadece 223 gram element 115 yeterli olmakta.
Geminin reaktörü, kısa
bir süre içinde büyük mesafeleri kat etmek için
uzay/zaman sürekliliğini çarpıtan "Yerçekimi A"
dalgalarını oluşturur. Bob Lazar on
the Billy Goodman Happening
December 20, 1989
Partial transcript Caller: Is it possible these machines
travel in time back and forth ?
Lazar: It's certainly possible. Certainly, when you create any artificial
gravitational field, you technically move in your own time. So technically,
you do slip forward when you create your own intense gravitational field.
Caller: BACK in time too ?
Lazar: Theoretically, that's possible. Exactly how you would do that, I
don't know off the top of my head.
Caller: So that could be used like a time machine, right ?
Lazar: Essentially yeah, that is --
Caller: For time travel ?
Lazar: -- that is possible.
Caller: Wow! That's really something !
Lazar: Yeah, that's science-fiction-like.
Caller: Do these ships travel faster than light ?
Lazar: It's an irrelevant question because they get around it because
they're not in a linear mode of travel. Since they're distorting time and
space, there's no true time reference. And since velocity is distance over
time, when you begin to fool around with time, you really can't state a true
velocity.
(Caller: Is it possible these machines travel in time back and forth ?)
Arayan: bu makineler zamanda ileri ve geri yolculuk mümkün mü?
Lazar: Bu kesinlikle mümkün. Tabii ki, herhangi bir yapay yerçekimi
alanını oluştururken, teknik olarak kendi zamanında hareket. Kendi yoğun
yerçekimi alanını oluştururken Yani teknik, ileri kayma yok.
Arayan: Çok zamanda GERİ?
Lazar: Teorik olarak, bu mümkün. Tam olarak bunu nasıl, kafamın üst kapalı
bilmiyorum.
Arayan: Böylece, doğru bir zaman makinesi gibi kullanılan olabilir?
Lazar: Esasen evet, bu -
Arayan: zaman yolculuğuna için?
Lazar: - mümkündür.
Arayan: Vay! Bu gerçekten bir şey!
Lazar: Evet, bu bilim-kurgu-gibi.
Goodman: yerçekimi nedir?
Lazar: Yerçekimi bir dalgadır. Bu elektromanyetik dalgalar kuvvet farklı bir
türü gibi, esasen, bir kuvvet. Ben gerçekten yerçekimi açıklamak için iyi
bir yol bilmiyorum.
Bu çekici bir kuvvettir. Sanki, bir atomik ölçekte, güçlü ve zayıf nükleer
kuvvetleri ayrı ayrı atomları bir arada tutuyor.
Arayan: Bu gemiler, ışıktan daha hızlı seyahat ediyor musunuz?
Lazar: Onların seyahati lineer modda değil. Çünkü onlar ışık hızı limitinin
etrafından dolaşıyorlar. Mesafeleri bükerek daha kısa zamanda A ve B noktası
arasında yol alabiliyorlar.
Arayan: Ben bu cihazda bir anten bölüm var sanırım; Şuna çalışmasının
rezonans frekansı nedir?
Lazar: Ben biliyorum yerçekimi dalgasının rezonans
frekansı, ama ben elini onu bilmiyorum; Ben sadece onu
hatırlayamıyorum.
Arayan: Eğer 2.000 kilohertz gibi, bana bir basketbol sahası verebilir
misiniz?
Lazar: Gerçekten hatırlamıyorum. Bu gerçekten garip
bir frekans var.
Arayan: Bu kilohertz veya gigahertz veya megahertz ölçülen mı?
Lazar: Gerçekten hatırlamıyorum.
Lazar: Everything seems to come down to 115. It's a
super-heavy element. It seems that as you get into the heavier elements --
and I'm sure this property extends into as-yet-undiscovered elements in
excess of atomic number 115 -- that the ATOMIC gravity wave inside the atoms
holding things together begins to extend outside of the atomic structure
itself, and it's this wave that can be tapped off in quantity -- small
quantity, actually. This wave can be amplified, contained, and used for a
useful purpose.
Lazar: Ah evet, çok seyahat belirli bir modda.
Arayan: Bir seferde bir yöne mi?
Lazar: Hayır seyahat iki modu var. Düşük hız modunda ve yüksek hız modu var.
Ben onlara ne denir hatırlamıyorum; onlar için özel bir adı vardı.
Lazar: Bu çalışmalarda esas mesele süper ağır bir metal olan element 115 i
elde edebilmekti.
Arayan: Element 115 araçların(disk) inşasında nasıl yer
almaktadır?
Lazar: Her şey bir süper ağır element 115 e gelmek gibi
görünüyor.Atomlar biraraya şeyleri tutan içeride ATOM yerçekimi dalgası
dışında uzatmak başlar ki - ve ben bu özellik atom numarası 115 aşan
gibi-henüz-keşfedilmemiş unsurları içine uzanır eminim - bu ağır unsurları
içine almak gibi görünüyor küçük bir miktar, aslında - atom yapısı kendisi
ve nicelik kapalı aday olabilir, bu bir dalgadır. Bu dalga amplifiye
içerdiği ve yararlı bir amaç için kullanılabilir.
Ç.BAL: Bizim teknolojimizle antimadde reaktörünü yapmak zor olabilir,
element 115 i de bulmamız yada laboratuvar şartlarında üretmemiz zor
olabilir.. ama onun eş değeri bir elektronik osilatör yada bir
magnetron yapmak mümkün olabilir.
------------------------------------- Lazar: Yeah, and it
takes 223 grams per craft, so there's definitely an abundance of fuel out
there.
Caller: Could you quickly describe the underside of these ships ?
Lazar: No, because I only saw from a SIDE view of only one craft. The other
ones were always sitting on the ground; I never saw it. But the underside is
essentially flat. Now, I never got directly under it to look. There might be
some features down there, but I really don't know.
Caller: The reason I ask is because you were talking about the three
distortions that can come down from the gravity engines to distort the graph.
Are you aware of any time distortion within the saucer itself while they are
running ?
Lazar: Yeah, there has to be.
Caller: What about SIZE distortion within the ship ? I've heard reports that
people who have been in these that the inside seems much larger than the
outside would indicate.
Lazar: I have heard that too, but I haven't really seen any evidence of that.
Caller: You were talking about the low- and high-speed modes and the control
factors in there. Can you describe those modes and what the ship looks like
each time it is going through those modes ?
Lazar: The low-speed mode -- and I REALLY wish I could remember what they
call these, but I can't, as I can't remember the frequency of the wave --
The low-speed mode: The craft is very vulnerable; it bobs around. And it's
sitting on a weak gravitational field, sitting on three gravity waves. And
it just bounces around. And it can focus the waves behind it and keep
falling forward and hobble around at low speed.
The second mode: They increase the amplitude of the field, and the craft
begins to lift, and it performs a ROLL maneuver: it begins to turn, roll,
begins to turn over. As it begins to leave the earth's gravitational field,
they point the bottom of the craft at the DESTINATION. This is the second
mode of travel, where they converge the three gravity amplifiers -- FOCUS
them -- on a point that they want to go to. Then they bring them up to full
power, and this is where the tremendous time-space distortion takes place,
and that whips them right to that point.
Arayan: Eğer grafik bozmaya yerçekimi motorları aşağı gelebilir üç
çarpıtmalar hakkında konuşuyorduk çünkü sormak nedeni budur. Onlar
çalışırken sen tabak kendi içinde herhangi bir zaman bozulma farkında
mısınız?
Lazar: Evet, olmak zorunda.
Arayan: Geminin içinde BOYUT bozulma ne? Ben raporlar duydum iç dış
belirtmek çok daha büyük görünüyor ki, bu olmuştur insanlar.
Lazar: Ben de duydum, ama ben gerçekten herhangi bir kanıt görmedim.
Arayan: Orada düşük ve yüksek hızlı modları ve kontrol faktörler hakkında
konuşuyorduk. Eğer bu modları tanımlamak ve ne geminin bu modlarda geçiyor
her zaman gibi görünüyor miyim?
Lazar: düşük hız modu - ve ben gerçekten ben dalganın frekansını
hatırlayamıyorum gibi, onlar bu çağrı, ama ben yapamam hatırlamak isterdim -
Düşük hız modu: zanaat çok açıktır; etrafında bobs. Ve üç yerçekimi
dalgaları üzerinde oturan, zayıf yerçekimi alanına oturuyor. Ve bu sadece
sıçrar. Ve bunun arkasında dalgalar odaklanmak ve ileriye düşen tutmak ve
düşük hızlarda etrafında hobble yapabilirsiniz.
Buluşun İkinci Durumu Bu alanın amplitüdünü arttırır ve zanaat kaldırmaya
başlar, ve bir rulo manevra yapar: dönmeye başlar, rulo üzerinde dönmeye
başlar. Bu yerçekimi alanını terk başlar, onlar HEDEF de zanaat alt
etmektedir. Onları FOCUS - - onlar gitmek istediğiniz bir noktaya Bu da üç
yerçekimi amplifikatörlerini yakınsama seyahat ikinci modu. Sonra tam güç
onları getirmek ve muazzam uzay-zaman bozulma gerçekleşir bu nerede ve doğru
o noktaya onları kamçılıyor.
Lazar: The reactor, yeah.
Caller: About how large is this, and could you describe it ?
Lazar:The device itself is probably a plate about 18 inches square; I said
diameter before but it is square. There's a half-sphere on top where the
gravity wave is tapped off of, but that's about the size of it.
Caller: Are there subjects you won't talk about regarding what was going on
at Groom Lake at the project ?
Lazar: Reaktör, evet.
Arayan: ne kadar büyük bu ve bunu anlatabilir misiniz Hakkında?
Lazar: Cihaz kendisi muhtemelen bir plaka yaklaşık 18 inç kare; Ben daha
önce çapa dedi ama o kare. Orada yerçekimi dalga kapalı dokunur
dokunmaz üstüne bir yarım küre var, ama bunun boyutu hakkında.
Arayan: yabancı gemi alanında zararlı radyoaktiviteyi oluşturmak mı?
Lazar: Hayır
1 inç kare - 6.4516cm 2 ---> 6.4516cm 2 x
18 =116, 1288 cm2 Ç.BAL:
Çoğu
uzaylı bilgilerini okudukça milyonlarca yıllık bir teknolojik ve zihinsel
evrime sahip uzaylı aklının evreni algılayışı ile benzer bulgulara varmam
hatta prensiplere ve modellemelere dair daha üst düzey bir sadelikte
tanımlamalar getirmem düşünme biçimimin ve akıl yürütümümün evrensel bir
noktada olduğunu göstermektedir. Fakat pek çok teknolojiyi pratiğe dökme
noktasında teknik detayları çözümlemek için ne kadar zeki olunursa olunsun,
ne kadar akıl küpü olursak olalım deneysel çalışmanın önemi yadsınamaz.
Edison'un dediği gibi “Dehanın %1´i ilham %99´u terdir.” Laboratuvar
imkanları olmayınca zekanızla, aklınızla kağıt kalem üstünde bir noktaya
kadar gidebiliyorsunuz. S4 deki yabancı
uzay gemisinin (diskin) üç grup araştırmacı ekip tarafından
incelenmesi gerekir. Birinci grup diskin bilgisayar ve navigasyonel
sistemlerini kopya etmeye çalışmalı, ikinci grup ekibin ise geminin
(diskin) yapılmış olduğu gövde materyalini incelemeleri
gerekir. Üçüncü araştırma ekibi ise geminin güç ve itme sistemini
incelemeleri gerekir.
-------------------------------------------------
Lazar: Right.
Caller: And then the hole that you saw appear --
Lazar: It wasn't a hole; it was a little disk.
Caller: Under what conditions did you see this demonstrated. Elaborate on
this. And how large was the force field ?
Lazar: The force field where the candle was ?
Caller: The force field created by the anti-matter device.
Lazar: It was about a 20-inch radius from the surface of the sphere.
Caller: Where was this area, just above the device ?
Lazar: Yeah, surrounding the sphere.
Caller: Did the sphere surround the device ?
Lazar: No, the sphere sits in the center of the device. It's a half-sphere
sitting on a plate, and a field surrounds the half-sphere.
Arayan: hangi koşullar yaptım altında bu gösterdi bakın. Bu üzerinde durmak.
Ve güç alanı ne kadar büyük?
Lazar: mum oldu kuvvet alanı?
Arayan: anti-madde aygıtı tarafından oluşturulan kuvvet alanı.
Lazar: Bu kürenin yüzeyinden bir 20-inç yarıçapı hakkında oldu.
Arayan: Sadece cihaz üzerinde, bu alan oldu?
Lazar: Evet, küre çevreleyen.
Arayan: küre cihazı çevreleyen mü?
Lazar: Hayır, küre cihazın merkezinde oturur. Bir plaka üzerinde oturan bir
yarım küre var ve bir alan yarım küre çevreler.
Lazar: Hayır, onlar kürenin kapalı, bir dalga kılavuzu kullanarak sahadan
dokunun. Ve bu onların küçük bir model yerçekimi amplifikatörü vardı ve orada
bir noktaya odaklanmış üç vardı ve odak bu alanı muhtemelen çapı dokuz ya da
on santim tamamen farklı bir kurulum vardır.
Arayan: Hiç 115 bir analiz veya spektrograma gördün mü?
Lazar: Evet.
Arayan: Ve ne söyledi mi?
Lazar: bilinmeyen bir unsur olduğunu Eh, bu. Sonra biz oldukça temel
yoğunluk ve ağırlık hesaplamaları yaptım, ve tabii ki fiziksel boyutu için
çok ağır oldu. Bu bir X-Ray spektrograf oldu. Ben bunun için mi başka hangi
testler hatırlamıyorum.
Arayan: jeneratörler çalışan yerçekimi ile, termal radyasyon var?
Lazar: Hayır, hiç de değil. Ben asla aşağı yerçekimi jeneratörler koşarken
altında olduğunu, ancak reaktör kendisi - hiçbir termal radyasyon var. Bu
termodinamiğin birinci yasasını ihlal çünkü gerçekten şok edici şeylerden
biriydi.
Arayan: 115 malzemenin atom ağırlığı: bu ağır mı? Biz 115 atom ağırlığı
yerçekimi ağırlığından farklı olacağını biliyorum. O malzemenin yerçekimi
ağırlığı çok ağır mı?
Lazar: Evet.
Caller: With the gravity generators running, is there thermal radiation ?
Lazar: No, not at all. I was never down on the bottom WHILE the gravity
generators were running, but the reactor itself -- there's no thermal
radiation whatsoever. That was one of the really shocking things because
that violates the first law of thermodynamics.
Caller: The atomic weight of the 115 material: Is that heavier ? We know the
115 atomic weight would be different from the gravitational weight. Is the
gravitational weight of that material very heavy ?
Lazar: Yeah.
Arayan: - cips(cip, entekre) ya Transistörler bildiğimiz gibi herhangi bir
elektronik var mı?
Lazar: Hayır, öyle bir şey. Çünkü söz muazzam gücün, çok
yerçekimi
amplifikatör ve reaktörün kendisi arasında doğrudan bir bağlantı yoktu.
Arayan: dalga biz mikrodalgalar ile kullanmak ne benzer kılavuzları misiniz?
-----------------
Caller: Is there any electronics as we know it -- chips or transitors ?
Lazar: No, nothing like that. Because of the tremendous power involved, too,
there was no direct connection between the gravity amplifiers and the
reactor itself.
Caller: Are the wave guides similar to what we use with microwaves ?
Lazar: Very similar.
------------------------------
Goodman: Siz tüm ağır metaller toksik söz?
Lazar: Evet, onlar gibi görünüyor. Kurşun, radyum, plütonyum. . .
Goodman: Eleman 115?
Lazar: Sadece o zehirli olacağını varsayıyorum.
Arayan: seyahat, uzun menzilli yöntemi ile ilgili olarak, bir tahrik ünitesi
yanlış bir fikir değil mi? Ben azalan veya lokalize yerçekimi alanını
kaldırarak, ve onlar doğru gidiyoruz uzun mesafe vücut aslında itiliyor
ziyade aracı ÇEKME olduğu nerede bu cihaz bir durum yaratıyor hissediyorum.
Ben bu haklı mıyım?
Lazar: Araç itiliyor değildir. Ne zaman IT başka bir şey çekiyor: Ama
dışarıdan bir şey tarafından çekiliyor oluyor ima çekilmektedir. BT çekim
alanını yaratıyor.
Arayan: [bilim] arıyordum var monopollerin için herhangi bir ilişki var mı?
Lazar: Eh, onlar monopol mıknatıs arıyordum. Ama sonra bu [UFO kuvveti]
yerçekimi kuvvetidir.
Arayan: Farklı şeyler ancak benzer etkiler gösteren?
Lazar: Sağ.
Caller: In regard to the long-range method of travel, isn't a propulsion
unit the wrong idea ? I feel this device is creating a situation where it is
diminishing or removing the localized gravitational field, and long-distance
body that they're heading toward is actually PULLING the vehicle rather than
it being pushed. Am I correct in this ?
Lazar: The vehicle is not being pushed. But being pulled implies it's being
pulled by something externally: it's pulling something else to IT. IT's
creating the gravitational field.
Caller: Is there any relation to the monopoles which [scientists] have been
looking for ?
Lazar: Well, they've been looking for the monopole magnet. But then this [the
UFO force] is a gravitational force.
Caller: Different things but exhibiting similar effects ?
Lazar: Right.
-----------------------
Lazar: Gerçekten bilmiyorum. Ben kadar biz teknoloji var olarak nasıl perde
arkasında ne gitti bilmiyorum.
Arayan: onlar bize büyük miktarlarda 115 verdin?
Lazar: Evet, 500 £ ben söyledim budur. Ben bunu gördüm yolu, bir yarım dolar
büyüklüğüne yakın biraz ince diskler geliyor.
Arayan: Eleman 115 dünyadışı bir malzeme mi?
Lazar: Evet, kesinlikle.
Arayan: Nasıl S-4 proje bu dünyadan değil eğer 500 £ elde etmek için geldi
sence?
Lazar: Ben gemi biri geldi hayal ediyorum.
Arayan: Ekstra yakıt, ha?
Lazar: Belki.
Arayan: dokuz diskler görünüşte oldukça farklı mıdır?
Lazar: Evet, hepsi görünüm olarak tamamen farklı.
Arayan: farklı yıldız sistemlerinden sonra belki mısınız?
Lazar: Olabilir.
Arayan: Sen baktı bir, Spor Modeli, sağ, retikulum söyledi?
Lazar: Ben OKUYUN(seçenekleri okuyun) buydu.
Arayan: Yani yerçekimi tahrik sistemine sahiptir. Ama sonra bazı
diğerlerinin tahrik sisteminin diğer bazı türüne sahip olabilir?
Lazar: Ben reaktörler onlara [el sanatları] tüm benzer olduğu söylendi, ve
bundan sadece tahrik sistemi aynı olduğunu varsayalım. Ama diğerleri evet,
farklı tahrik sistemlerine sahip olması mümkündür.
Arayan: Kaç ışık yılı Dünya'dan retikulum?
Lazar: 32, 33, 34, yerde oradan.
Caller: What is the top speed of
the craft ?
Lazar: It's tough to say a top speed because to say speed you have to
compare distance and time. And when you're screwing around with time and
distorting it, you can no longer judge a velocity. They're not traveling in
a linear mode where they just fly and cover a certaindistance in a certain
time. That's the real definition of speed. They're bending and distorting
space and then essentially snapping it back with the craft, so the distances
they can travel are phenomenal -- in little or no time. So speed has little
bearing.
Arayan: tekne(uçan dairenin) üst hızı nedir?
Lazar: Eğer mesafeyi ve zamanı karşılaştırmak zorunda hız demek çünkü bir
hıza söylemek zor. Zaman etrafında vidalama(bükülerek, kıvrılarak) ve
çarpıtarak yaparken Ve, artık bir hıza hakim olabilirsin. Onlar sadece uçan ve
belirli bir süre içinde bir mesafeyi kapsayacak lineer modda seyahat
değil. Bu hızın gerçek tanımıdır. Onlar bükme(eğme) ve
deformasyon
alanı ve daha sonra aslında
gemi ile geri yakalamaya
(geriye doğru çekilmek) böylece seyahat edebilirsiniz mesafeler olağanüstü
konum - çok az veya hiçbir zaman. Yani hız az etkisi.
Zamanı eğip
bükerseniz hızada hakim olabilirsiniz. Zaman, hız, uzay, mesafe birbiri ile
bağlantılıdır. Birini değiştirdiğinizde diğerinide değiştirmiş olursunuz.
Bükme ve eğme ile uzay gemisi olağanüstü mesafeleri kısa zamanda
aşabilir. Caller: You've mentioned anti-gravity generator and
anti-matter generator. Are they different ?
Lazar: It's not a gravity generator; it's a gravity amplifier. I get tongue-twisted
all too often. The anti-matter reactor provides the power for the craft and
the basic low-amplitude gravitational wave, which is too low of an amplitude
to do anything. It's piped into the gravity amplifiers, which are found at
the bottom of the craft. There it's amplified into an extremely powerful
wave, and that's what the craft is flown on. But there is an anti-matter
reactor: that's what provides the power.
Arayan: Sen anti-gravite jeneratör ve anti-madde jeneratör söz ettik. Onlar
farklı mı?
Lazar: Bu bir yerçekimi jeneratörü değil; Bir yerçekimi amplifikatör var.
Ben çok sık dili-bükülmüş/bükülü olsun.Anti-madde reaktör gemi ve bir şey
yapmak için bir genlik çok düşük temel düşük-genlik yerçekimsel dalga için
güç sağlar. Bu gemi altında bulunur yerçekimi amplifikatörleri, içine
taşınıyor oluyor. Orada son derece güçlü bir dalga haline güçlendirilmiş ve
bu gemi ile ilgili uçuş gerçekleştirildi. Bu güç sağlar ne: Ama bir anti-madde
reaktör var. Bu bir yerçekimi dalgası üreteci değil; bir
yerçekimi dalgası yükselticisi/güçlendiricisi/büyütücüsü. Jeneratör değil
amplifikatör! Area 51 Bob Lazar and Element 115 Alien
Technology

--------------------------------------------
Ç.BAL:
Bazen uzaylı teknolojisini düşünüyorum.. bu teknolojileri elimizin altında
olsalar bile birebir taklidini, kopyasını yapmak mümkün olmayabilir. Çünkü
Uzaylı bilim adamları o noktaya gelene kadar teknoloji bir çok ara formdan
geçerek evriliyor.. Yani teknolojik evrim basamakları var. Mesela bizlerde
bir şeyleri soğuk tutmak için buzdolabı denen bir cihaz, bir makine
kullanıyoruz. Başka birileri (uzaylılar)
aynı işlemi az daha az enerji ve daha pratik yöntemlerle yapıyor
olabilirler. Belkide kablolara, valflere, hortumlara, ağır motorlara,
vantilatörlere, gaz tüplerine gerek olmadan sadece bir ışık alanı içinde
titreşimleri ayarlayarak bir ısıtma ve soğutma yapıyor olabilirler.
Elektromanyetik bir alan içinde kimyayı kontrol ederek bizim bozulma, çürüme
dediğimiz atomik reaksiyonları, moleküler kimyayı denetliyor olabilirler.
Eskiden ilk bilgisayarlar iki katlı bina büyüklüğünde iken şimdi bu
teknoloji cebimize girecek boyutlara kadar küçüldü. Teknoloji ilerledikçe
daha az enerji ile belki daha büyük enerji ile çalışan ama üretimi kolay
sistemler devreye girmekte.Uzaylılar bizim kucaklayıp yerden
kaldırabileceğimiz bir antimadde reaktörü ile bizim devasa boyutlardaki 5-10
tane nükleer santralimizin ürettiği elektrik enerjisini üretebiliyorlar.
Gelelim UFO teknolojisine.. bu teknolojinin
pek çok versiyonları olabilir ama evrensel düzeyde yerçekimine karşı gelmek
ve ışık hızında hareket etmek deyince belirli teknolojiler ön plana
çıkmaktadır.
Her uzay uygarlığı bir gezegen yüzeyinde
doğar, uygarlığını kurar. Her yaşam formunun uzaya , gökyüzüne yükselmesine
mani olan bir kuvveti aşmak için yerçekimi denen fenomeni anlamaya
yönelmeleri şarttır. Bir uygarlık atomu, elektiriği, molekülleri, ışığı,
ısıyı, yerçekimini bilimsel anlamda çözümlemeden gelişmiş bir uygarlık
ortaya koymaları mümkün değildir. İçinde bulunduğu doğayı inceleyen her zeka
gökyüzünüde inceleyecektir. Astronomi bilimi her uzay uygarlığının ortak
bilimlerinden birisi olacaktır. Gökyüzünü inceleyen her zeka astronomik
uzaklıkların ve başka yıldız sistemlerininde farkına varacaktır. Işık hızını
ölçecek ve büyük mesefeleri bu ölçü ile tanımlayacaktır. Her uygarlık kendi
güneşini gözlemleyerek nükleer enerjiyi, nükleer bilimi bir şekilde
kavramaya, anlamaya başlayacaktır. Aşağı yukarı her zeki yaşam formu
bulunduğu gezegen içinde periyodik tablo bilgisine ulaşacaktır. Farklı
metalleri, elementleri, gazları formüllere dökerek kategorize edecektirler.
Her uygarlık üçüncü boyut ve dördüncü boyut kavramı gibi teorik bulgularada
varacaktır.. Kısacası hemen hemen pek çok uzay uygarlığı birbirine yakın bir
bilimsel gelişim eğrisine sahip olacaktırlar. Fakat yıldızlar arasında hangi
yaşam formu daha önceden evrimsel gelişime başlamışsa o uygarlıkların
teknolojik olarak bizden daha gelişmiş olması, daha fazla bilimsel deneyim
ve tecrübeye, araştırmaya, bilgiye sahip olması kaçınılmazdır. Biz daha
dünya üstünde mağara duvarlarına ayı, kaplan resmi çizerken başka dünyaların
zeki yaşam formları uzaya ilk uydularını göndermiş ve kendilerine en yakın
gök cismine ayak basmış olabilirler. Sonuç itibarı ile her uzay uygarlığı
kendi yıldız sistemleri içinde yok olmadan hayatta kalmayı başarabilirlerse
bu süre içinde kendi gezegenlerinin ötesine uzanarak kendi uygarlıklarını
evrensel bir uygarlık haline getirebilirler. Uzay açılmış uygarlıklar artık
kendi kaderlerinin efendileri haline gelmiş olurlar.Böyle uygarlıklar yeme,
içme, barınma ve hayatta kalma gibi fonksiyonların bağlayıcılığından
kurtulmuşlardır. Sahip oldukları enerjilerini daha farklı amaçlar için
kullanabilir noktada olurlar. Yeni genetik canlılar üretirler, başka
gezegenlerde yeni yaşamlar yaratırlar.. oralardaki hayvansı yaşamları
mutasyonlara uğratarak zeki yaşamlar üretebilirler.. bu uzay uygarlıkları
hayatın çok farklı noktalarını çözümleyip o benzer süreçleri taklit etme
noktasında olurlar. Asıl konumuz UFO teknolojisiydi.. her uzaylı zeki yaşam
türü (ki bizde dünyada yaşayan uzaylılarız) kısa süreler içinde
yıldızlararası seyahat için ışık hızını geçmeleri gerektiğini anlar. Bir
yıldızdan diğerine, bir galaksiden diğerine makul ölçüler olarak görünen
saatler, günler hatta haftalar içinde seyahat edebilmek için ışık hızının
aşılması gerekir. Her uzay uygarlığı için böyle bir teknolojinin hemen hemen
ortak benzer bir kurgusu olacaktır. Bu şu demek oluyor.. ışıktan hızlı
gitmenin anahtarı uzayı, zamanı, yerçekimini ve ışığı anlamaktan geçer.
Doğrusal bir hızlanma ile ışık hızını aşmak mümkün olmaz. Işık hızını
aşmaktan bahseden her uygarlığın uzayı ve zamanı bükmeye dayalı teorik
kuramları geliştirmiş olmaları gerekir. Büyük mesafeleri aşmak için zaman ve
uzay boyutları ile oynamak kaçınılmaz hale gelecektir.. Bunları yapabilmek
içinde kendi içinde büyük enerjiler üreten uzay gemileri tasarımlamaya
ihtiyaç vardır. Kısaca formüle dökersek ''ENERJİ
yönetimi ile uzay/zaman manipülasyonu!'' diyebiliriz. Işık hızında ve
ışıktan hızlı gidecek bir uzay gemisinin inşa edileceği bilimsel anlayış
kısaca bu formül üstünde yükselmeli.
Bu yazıda anlatmaya çalıştığım, varmaya çalıştığım nokta şuydu.. bizim
elimizin altında bizden milyonlarca yıl ileride olan bir teknoloji ile inşa
edilmiş bir yıldızlararası gemi olduğunu farzedelim.Bu geminin bize
uzaylılar tarafından nasıl yapıldığını
anlamamız ve bir benzerini kopya etmemiz için verildiğini düşünelim. Aslında
bu geminin bir kopyasını yapmak bu geminin bir benzerini yapma noktasında
çok mantıklı bir uğraş değil. Bu geminin kopyasını yapmaya çalışmak hemen
hemen imkansıza yakın bir uğraş olacaktır. Uzaylı gemisi bizim için büyü ve
sihir gibi bir çalışma mekanizmasına sahip olacaktır. Metalin yapısı, atomik
örgüsü geminin bilgisayar işlemcileri bizim için nerdeyse büyü gibi bir şey
olacaktır. Böyle bir gemi benim elimin altında olsa ben bilimadamları
ekibimi meseleye daha farklı bir şekilde bakmaları gerektiğine dair
aydınlatırdım. Arkadaşlar öncelikle bizim için önemli olan bu geminin
metalik yapısını çözümlemek değil, geminin ileri elektronik (belkide
biyolojik) kompütürleride bizim için öncelikli mesele değil derdim. Ama
onları araştırması için ayrı bir ekip görevlendirirdim. Fakat esas ekiple
ben geminin doğrudan itici sistemlerini araştırmaya yönelirdim.
Enerji kaynağını ve geminin çalışma mantığını
araştırırdım. Benim için esas mesele geminin kullanılan güç ünitesi
sistemide değildir. Mesele benim için gücün niteliğini, nevisini, frekansını
ve işlevini anlamaktır. Bunu anladıktan sonra dünya maddelerinden
kendi uzay gemimizi yapıp kendi enerji ünitelerimizi inşa edip tamamen bir
dünya tasarımı olan yıldızlararası bir gemi inşa etmeye yönelirdim.
Uzaylılar kendi enerji üniteleri ile daha verimli bir şekilde enerjileri
üretip istedikleri amaç için yönlendiriyor olabilirler.. bu benim için ilk
etapta önemli değil ben akülerle, bataryalarla benzer sistemlerle 20 - 30
yıl kendine yeten enerji üniteleri değilde bir kaç hafta kendine yeten
enerji üniteleri inşa edeyim. Mesele kendi teknolojimizle kısa mesafelerdede
olsa bu seyahat biçimini taklit edebilmektir. Benim bakış açım bu yönde
olurdu.
------------------------------------------------------------------
Uup 115 Fuel Cell Grav. A & B

This is a solid metal replica of the element 115 fuel cell as described by
Bob Lazar. It measures 2" x 2" x .125"
Lazar: "The bottom of it glowed blue and began to hiss like any, like high
voltage does on a round sphere. It's my impression that the reason that
they're round and have no sharp edges is to contain the high voltage like,
uh,
if you've seen a high voltage system's insulators -- things are round or
else
you get a corona discharge. In either case, it began to hiss as in high
voltage and it lifted off the ground quietly except for that little hiss in
the background, and that stopped as soon as it reached about 20 or 30 feet."
Lazar: "Bunun alt yüksek gibi, mavi mavi parladı ve herhangi bir gibi hiss
başladı
gerilim yuvarlak bir küre üzerinde yapar. Bu nedenle benim izlenim olduğunu
onlar yuvarlak konum ve keskin kenarları uh gibi yüksek gerilim içeren bir
var,
Eğer bir yüksek gerilim sistemin izolatörleri gördüm - eğer şeyler yuvarlak
veya başka olan
Bir korona deşarj olsun. Her iki durumda da, yüksek olarak tıslamaya başladı
gerilim ve sessizce o küçük hiss yılında dışında yerden kaldırdı
yaklaşık 20 veya 30 metre ulaştı plan ve bu kısa sürede durdu. "
The technology that Bob Lazar says he saw extends far beyond flying
saucers. An anti-matter reactor allows the spaceships to produce their own
gravitational fields, he says, such a technology, if real, would answer
UFO skeptics who argue that aliens could never visit Earth because the
distances between worlds are too great, even at the speed of light.
Lazar: "Gravity distorts time and space. Just like if you had a water bed
and
put a bowling ball in the middle. It warps it down like that -- that's
exactly what happens to space. Imagining that you were in a spacecraft
that could exert a tremendous gravitational field by itself you could sit
on any particular place and turn on the gravity generator and actually warp
space and time, and fold it. By shutting that off, you'd click back and
you'd be a tremendous distance from where you were but time would not have
even moved because you essentially shut it off. I mean it is so far fetched,
people....it's difficult for people to grasp, and as stubborn as the
scientific community is they'll never buy it, but this is, in fact, that's
just what happens."
Lazar: "Eh, şey yerçekimi koşum zaman, her şeyi koşum olduğunu.
Şu anda fizik eksik parçası. Biz gerçekten çok az biliyorum
yerçekimi hakkında. "
En azından eskisi yolu. Lazar için teknolojiyi diyor
koşum(tesisat, yerçekimi dalgaları üreten, büyüten donanım) yerçekimi var
ancak S-4 test ediliyor sadece. Ve, bu takdirde
teknoloji, insan yeteneklerinin ötesinde, bir yerden gelmiş olmalıdır edilir
Başka. O da bir elemanı gördüm çünkü varsayım daha var, diyor
Bu periyodik tabloda bulunamıyor. 115 denilen unsur, olabilir,
pek bir kurşun genelge gösteren bu bir [gibi kurşun kasalarda saklanan
konteyner]. Lazar hükümet bu 500 kilo vardır diyor, ve olamaz
yeryüzünde yaptı.
Lazar: "Bu neredeyse imkansız olacaktı; de, bir sentez imkansız
eleman Dünya'da ki ağır. "
Muhabir: "En azından şimdi."
Lazar:. "Ben hiç sentezlenebildiğinden sanmıyorum miktarı
arasında .... aslında proton ile bombardıman ederek onu monte etmek zorunda
.... atom atom tarafından, eğer güç ve sonsuz sonsuz bir miktar alacağını
zaman miktarı.Madde bir yerden gelmek zorunda nerede süper ağır
elementler doğal olarak üretilen olabilirdi.
Lazar: "Well, the thing is when you harness gravity, you harness everything.
It's the missing piece in physics right now. We really know very little
about gravity."
At least that's the way it used to be. Lazar says the technology to
harness gravity not only exists but is being tested at S-4. And, if such
technology is beyond human capabilities, it must have come from someplace
else. It's more than conjecture, he says, because he also saw an element
that cannot be found on the periodic chart. The element, called 115, can be
stored in lead casings much like this one [showing a lead circular
container]. Lazar says the government has 500 pounds of it, and it cannot be
made on earth.
Lazar: "It would be almost impossible; well, it is impossible to synthesize
an
element that heavy here on Earth."
Interviewer: "At least right now."
Lazar: "I don't think that you can ever synthesize it. The amount
of....you essentially have to assemble it by bombarding it with protons
if....atom by atom, it would take an infinite amount of power and an
infinite
amount of time. The substance has to come from a place where super-heavy
elements could have been produced naturally.
Atom numarası, doğada bulunan ağır element 92 proton vardır uranyum olduğu
bu elementi içeren proton sayısı, ancak bilim adamları atomun çekirdeğinin
daha protonlar ekleyebilir ve nükleer füzyon tepkimeleri ile ağır
elementleri yapabilirsiniz.
Elemanları ağır ve ağır oluştururken bilim adamları umut, onlar bulunduğu
edecek, "- ada istikrar" teorisi, periyodik tablo yerde keşfedilmemiş bir
alan yerlerde hayal edilemez birçok pratik kullanımları olabilir süper ağır
elementler.
Süper ağır elemanlar genellikle stabil değildir ve ikinci genellikle sadece
geri kalan kısmının solmaya başlar söylendi.Bilim adamları kısa sürede
eleman 115 çabuk bozunur olarak öngörülen yayılan radyasyon enerjili
X-ışınları belirtilerine bakmak için özel bir dedektör kullanmak zorunda
kaldılar.
S-4 de Saucers 13. Fizik: Lazar araç tutunur diyor
uzay-zaman ve bozulma ile döner bozuk kısmı. Bu yeni
fizik.Araçlar onlarla bir uzay-zaman tüneli getirdi.
uzay aracının koltukları bir, bir bucuk metrelik küçük çocuklar için
yapılmışa benziyordu.
Ama gemi bir lens gibi yerçekimini kullanır ve güç kaynağı bir olduğunu
söylüyor
anti-madde reaktör.
S-4 de Saucers için Travel İki Modu: 1) yüzeyi etrafında seyahat ederken
gezegenin, araçlar bir yerçekimi dalgası üzerinde dengelemek ya da benzeri
bir dalga binmek okyanus üzerinde mantar. Bu modda, bu kararsız ve etkilenen
hava.
2) uzay seyahati için, onlar yerçekimi jeneratörler kullanılır. Ama onlar
etrafında uçtuğunuz zaman. Bu modu kullanarak Dünya'nın yüzeyi, onlar
üzerinden çevirmek olabilir, bir fenomen Lazar diyor
Sık sık, yayınlanmış literatürde geçmişte UFO görüldüğüne gözlenmiştir.
İki graviteleri: A ve B. Yerçekimi A olan etkileşim atomik ölçekte çalışır
küçük ve yakıt ile ilgisi yoktur - diskler için kullanılan yabancı Eleman
115.
Yerçekimi B makro ölçekte çalışır.
Yerçekimi alanı [? Bilinmeyen] ile FAZ OUT OF ve bir dalga gibi
jeneratör.It BOYUNA nesil - küresel değil, bir arayan gibi
komisyon kurmasını önerdi.
But he says the craft uses gravity as a lens and the power source is an
anti-matter reactor.
Two Modes of Travel for Saucers at S-4: 1) When traveling around the surface
of the planet, the vehicles balance on a gravity wave or ride a wave like a
cork on the ocean. In this mode they are unstable and are affected by the
weather.
2) For space travel, they use gravity generators. But if they fly around the
surface of Earth using this mode, they may flip over, a phenomenon Lazar
says
has frequently been observed in past sightings in the published UFO
literature.
Two gravities: A & B. Gravity A works on an atomic scale whose interaction
is
small and has to do with fuel -- the alien Element 115 used for the disks.
Gravity B works on a macro scale.
The gravitational field is OUT OF PHASE with [unknown ?] and is like a wave
jeneratör.It is LONGITUDINAL generation -- not spherical, as a caller
önerdi.
This fuel is used to drive waveguide-type gravity amplifiers which are the
FTL
drive components of nine alien spacecraft stored in hangars out at Area 51 (the
supersecret testing grounds also known as "Dreamland" in the middle of the
Nellis AFB bombing range about 65 miles northeast of Las Vegas). onun
Gönderen
brief description of how the drives operate,
they seem to create local
black-hole strength gravity gradients which slow down time and cause a
space-fold quickly traversible by the spacecraft.
Lazar says he was hired to continue covert research into these spacecraft
and
their engineering infrastructure after a former team of scientists had
screwed
the pooch with a batch of element 115, forcing the AEC to hurridly announce
an
"unscheduled" atomic test at Dreamland.
Dalga kılavuzu tipinde gravity amplifier'i ışıktan hızlı yolculuk (FTL)
için yakıt, güç olarak kullanmak.
FTL Sürücülerin nasıl işlediğini
açıklamak..
Karedelik gücündeki bir yerçekimi ile uzayı bükerek uzay aracını hızla
sürmek mümkün.
The yet undiscovered field particle of the gravitational force, the
fourth of the known forces, is the graviton. It would travel at the speed of
light. I don't know of any justification for the notion that gravitational
effects propagate at 2*c.
Although gravitational radiation has not been observed directly,
certain binary star systems are losing energy at the rate calculated for
gravitational radiation, so physicists are reasonable confident about the
standard model. Gravitational radiation antennas with sufficient sensitivity
are being constructed, so direct observation could occur soon.
Wave guides are conductive tubes which direct electromagnetic waves
(radio waves, light, etc). I have no idea if a gravitational wave guide or
amplifier is even theoretically possible. The people to ask are
gravitational
theorists such as Kip Thorne, John Archibald Wheeler or Robert Forward (who
also writes SF).
Forward has designed some hypothetical anti-gravity devices based on
standard physics. One involves passing the mass of a neutron star though a
toroidal coil the size of a football field in a millisecond to neutralize
the
earth's gravity field in the center by generating the gravitational analog
of
the magnetic field.
Yerçekimi kuvvetinin henüz keşfedilmemiş alan parçacık,
Bilinen güçlerin dördüncü, graviton olduğunu. Bu hızıyla seyahat ediyorum
ışık. Ben yerçekimi bu kavramı için herhangi bir gerekçe bilmiyorum
etkiler 2 * c yaymak.
Yerçekimsel radyasyon doğrudan gözlenmiş olmasına rağmen,
Bazı ikili yıldız sistemleri için hesaplanan oranda enerji kaybediyor
yerçekimsel radyasyon, fizikçiler konusunda emin makul nedenle
standart model. Yeterli duyarlılığı ile Gravitasyonal radyasyon antenler
inşa ediliyor, bu nedenle doğrudan gözlem yakında oluşabilir.
Dalga kılavuzları ileten hortumlar(borular) hangi
doğrudan elektromanyetik dalgalardır
(radyo dalgaları, ışık, vb.) Ben hiçbir fikrim yok eğer bir yerçekimi dalga
kılavuzu veya
amplifikatör bile teorik olarak mümkündür.Insanlar yerçekimi vardır
sormak
Böyle Kip Thorne, John Archibald Wheeler veya Robert Forward gibi
teorisyenler (kim
de), SF yazıyor.
İleri dayalı bazı varsayımsal anti-yerçekimi cihazlar tasarladı
standart fizik. Biri olsa nötron yıldızının kütlesini geçen içerir
toroidal nötralize etmek için bir milisaniye içinde bir futbol sahası
büyüklüğü kangal
yerçekimi analog üreterek merkezinde dünyanın gravite alanı
manyetik alan.
 Ayrıca, yerçekimi alanının her zaman çekici olduğunu ve uzay-zamanın
geometrisinin bir fonksiyonu olduğunu biliyoruz. Mark:
I tahrik sisteminin bir parçası bir rolü olduğunu biliyoruz
Çok geniş bir kapasitör - genellikle bütün düşüktür
diskin yüzey - o boyunca bir şey yararlanabilirler
[Bifield] Brown Effect hatları. Ne biliyor musun
bu kondansatör bir dielektrik malzeme bileşenlerinin
nelerdir?
Lazar:
Peki, diskin alt bir tabak ise
kondansatör, sonra dielektrik malzeme hava olacak -
Eğer başka bir plaka olarak yeryüzüne bakmak için gidiyoruz
kondansatör. Ama kadar kapasitör gibi ayrılmaz olmak
Gerçek zanaat kendisine, hayır, ben hiçbir kanıt bulunamadı
söyledi.
Mark:
Ben bu cihazda bir anten bölüm var sanırım; ne
Şuna çalışmasını rezonans frekansı nedir?
Lazar:
Yerçekimi rezonans frekansı ben biliyorum dalga, ama
Ben elini onu bilmiyorum; Ben sadece onu hatırlayamıyorum.
Mark:
Eğer 2,000 kilohertz gibi, bana bir basketbol sahası verebilir misiniz?
Lazar:
Ben gerçekten hatırlamıyorum. Bu gerçekten garip bir frekans var.
Mark:
Bu kilohertz veya gigahertz veya megahertz ölçülür?
Lazar:
Ben gerçekten hatırlamıyorum.
Lazar:
Düşük hız modu - ve ben gerçekten ben hatırlıyorum isterdim
Ben hatırlamıyorum gibi ne onlar bu çağrı, ama ben yapamam
dalganın frekansı -
Düşük hız modu: zanaat çok açıktır; Bu bobs
etrafında. Ve bu, zayıf bir yerçekimi alanına oturuyor
Üç yerçekimi dalgaları üzerinde oturan. Ve bu sadece sıçrar
etrafında. Ve bunun arkasında dalgalar durulacak ve tutabilirsiniz
ileri düşme ve düşük hızlarda etrafında aksatıyor.
Buluşun İkinci Durumu Bu genliğini artırmak
alanı ve zanaat kaldırmaya başlar ve bir gerçekleştirir
ROLL manevra: bu rulo, dönmeye başlar dönmeye başlıyor
üzerinde. O toprak yerçekimi bırakmaya başlar gibi
alanı, yani bir taşıtın alt noktasına
HEDEF. Bu seyahat, ikinci modu
onlar üç yerçekimi amplifikatörlerini yakınsama - FOCUS
Onları - onlar gitmek istediğiniz bir noktada. Daha sonra
tam güç onları getirmek ve bu nerede olduğunu
büyük bir zaman-mekan bükülmeleri yer alır ve bu
doğru o noktaya onları kamçılıyor.
Burt:
Aslında uzak bir birim tezgah test ettim
kendini zanaat?
Lazar:
Reaktör, evet.
Burt:
Hakkında ne kadar büyük bu ve bunu anlatabilir misiniz?
Lazar:
Cihaz kendisi muhtemelen yaklaşık 18 inç bir tabak
kare; Ben daha önce çapa dedi ama o kare. var
yerçekimi dalgası akıtılan üstüne bir yarım küre
bir, ama bunun boyutu hakkında.
Amy:
Yabancı tekne zararlı radyoaktivite oluşturmak mı
bölgede?
Lazar:
Hayır
Las Vegas Jim:
TV'de, bu bir gösteri gözlemleyerek konuştu
anti-madde yerçekimi dalgası kontrol cihazı. ya sen
maket kopyasını yaptı?
Lazar:
Bir arkadaşım evet, birini yaptı.
----------------------------
Jim from Las Vegas:
On TV, you spoke of observing a demonstration of this
anti-matter gravity wave controller device. And you
made a mock-up copy?
Lazar:
A friend made one, yeah.
Jim:
I heard you speak of bouncing golf balls off of this
anti-gravity field?
Lazar:
Yeah.
-------------------
jim:
Anti-madde aygıtı tarafından oluşturulan kuvvet alanı.
Lazar:
Bu kürenin yüzeyinden bir 20-inç yarıçapı hakkında oldu.
jim:
Nerede bu alanda sadece cihaz üzerinde oldu?
Lazar:
Evet, küre çevreleyen.
jim:
Küre cihazı çevreleyen mi?
Lazar:
Resim, küre cihazın ortasında bulunur.
Bir plaka üzerinde oturan bir yarım küre ve bir zemin
yarım küre çevreler.
----------------------------------------
Lazar:
The force field where the candle was?
Jim:
The force field created by the anti-matter device.
Lazar:
It was about a 20-inch radius from the surface of the sphere.
Jim:
Where was this area, just above the device?
Lazar:
Yeah, surrounding the sphere.
Jim:
Did the sphere surround the device?
Lazar:
No, the sphere sits in the center of the device.
It's a half-sphere sitting on a plate, and a field
surrounds the half-sphere.
Jim:
And you just place a candle in there?
------------------------------
Lazar:
No, they tap the field off using a wave guide, off of
the sphere. And this is a completely different setup, where
they had a mockup small gravity amplifier, and there were
three focused into a point, and that area of focus was
probably nine or ten inches in diameter.
Lazar:
Hayır, onlar kapalı, bir dalga kılavuzu kullanarak sahadan dokunun
küre. Ve bu tamamen farklı bir kurulum olduğunu
bunlar mockup küçük bir üstten amplifikatör vardı ve orada
Üç bir noktaya odaklanmış, ve odak bu alanı oldu
muhtemelen çapı dokuz ya da on santim.
------------------------------
Arayan:
Jeneratörler çalışan yerçekimi ile, orada termaldir
radyasyon?
Lazar:
Hayır, hiç de değil. Ben alt WHILE'den aşağı değildi
jeneratörler çalışan yerçekimi, ancak reaktör
kendisi - hiçbir termal radyasyon var. o
O çünkü gerçekten şok edici şeylerden biriydi
termodinamiğin birinci yasasını ihlal ediyor.
Arayan:
115 maddenin atom ağırlığı: bu ağır mı?
Biz 115 atom ağırlığı farklı olacağını biliyorum
yerçekimi ağırlık. Yerçekimsel ağırlığı
Bu madde çok ağır?
Lazar:
Evet.
----------------
Caller:
With the gravity generators running, is there thermal
radiation?
Lazar:
No, not at all. I was never down on the bottom WHILE
the gravity generators were running, but the reactor
itself -- there's no thermal radiation whatsoever. That
was one of the really shocking things because that
violates the first law of thermodynamics.
Caller:
The atomic weight of the 115 material: Is that heavier?
We know the 115 atomic weight would be different from the
gravitational weight. Is the gravitational weight of
that material very heavy?
Lazar:
Yeah.
-------------------------
Caller:
In regard to the long-range method of travel, isn't
a propulsion unit the wrong idea? I feel this device
is creating a situation where it is diminishing or removing
the localized gravitational field, and long-distance body
that they're heading toward is actually PULLING the vehicle
rather than it being pushed. Am I correct in this?
Lazar:
The vehicle is not being pushed. But being pulled implies
it's being pulled by something externally: it's pulling
something else to IT. IT's creating the gravitational
field.
Arayan:
Seyahat uzun menzilli bir yöntem ile ilgili olarak değil,
Bir tahrik ünitesi yanlış bir fikir? Ben bu cihaz hissediyorum
nerede azalan veya kaldırarak bir durum yaratıyor
lokalize yerçekimi alanı ve uzun mesafeli vücut
aslında aracı ÇEKME olduğu doğru gidiyoruz ki
o itilen ziyade. Ben bu haklı mıyım?
Lazar:
Araç itiliyor değildir. Ancak ima çekildikten
bir şey dışarıdan çektiği ediliyor: o çekiyor
IT başka bir şey. BT yerçekimsel yaratıyor
alanı.
---------------------------------------------
Pistol:
You've mentioned anti-gravity generator and anti-matter
generator. Are they different?
Lazar:
It's not a gravity generator; it's a gravity amplifier. I
get tongue-twisted all too often.
The anti-matter reactor provides the power for the craft and
the basic low-amplitude gravitational wave, which is too low
of an amplitude to do anything. It's piped into the gravity
amplifiers, which are found at the bottom of the craft.
There it's amplified into an extremely powerful wave, and
that's what the craft is flown on. But there is an anti-matter
reactor: that's what provides the power.
-------------------------------------
Pistol:
Eğer anti-gravite jeneratör ve anti-madde söz ettik
jeneratör. Onlar farklı mı?
Lazar:
Bu bir yerçekimi jeneratörü değil; Bir yerçekimi amplifikatör var. Ben
çoğu zaman, sıklıkla-bükülmüş olsun.
Anti-madde reaktör gemi için güç sağlar ve
çok düşük temel düşük amplitüdlü yerçekimi dalga
Bir genlikli bir şey yapmak. Bu yerçekimi içine taşınıyor oluyor
teknenin alt kısmında bulunan kuvvetlendiriciler.
Orada son derece güçlü bir dalga haline güçlendirilmiş ve oluyor
Bu gemi uçtu ne var. Ama bir anti-madde var
Reaktör: Bu gücü sağlar ne.
--------------------------------------------
Roger Nelson, KBAY-Radio San Francisco announcer:
Last time I asked Bob Lazar about the hyper-light propulsion
systems he had seen, he said the crafts have hyper-light
capabilities -- beyond the speed of light. Do you know
anyone in our government or who worked on the craft who
might be from Earth who has taken those craft and flown
past the speed of light to other galaxies?
Roger Nelson, KBAY-Radyo San Francisco spiker:
Son kez hiper-ışık itiş hakkında Bob Lazar sordu
o görmüştü sistemleri, o gemileri hiper-ışık var dedi
yetenekleri - ışık hızı ötesinde. Biliyor musunuz
Bizim hükümet ya da kim herkes gemi kim çalıştı
Bu gemi almış/alınan ve uçmuştur/uçtuktan Dünya'dan olabilir
diğer galaksilere ışık hızına geçmiş?
----------------------------------------------
New Caller:
Is there any limit on the distance a spaceship can travel.
Can it actually travel out of our galaxy to the Andromeda
galaxy? How far can 223 grams of Element 115 take you?
Lazar:
I really don't know. From what I understand, the actual
consumption of the element is very low; I imagine it is
possible with enough [junk] made to travel to another galaxy.
Caller:
I assume the gravity wave is more powerful than the
gamma wave, correct?
Lazar:
Than the GAMMA wave?
Caller:
Or the spectral wave? What's the limit on light waves
with the 10 billion light years or something -- how far light
can travel?
Lazar:
A limit as far as what? It depends on the interaction:
the gravitational fields the beam passes through, the
photons pass through, and so on and so forth, so there's
no real limit at true dead space.
---------------------
Yeni Arayan:
Bir uzay gemisi seyahat edebilirsiniz mesafe üzerinde herhangi bir sınır var
mı.
Aslında Andromeda galaksimizin dışına seyahat edebilir
galaksi? Ne kadar Eleman 115 223 gram alabilir?
Lazar:
Ben gerçekten bilmiyorum. Kimden ne anlıyorum, gerçek
elemanın tüketimi çok düşüktür; Ben hayal
Yeterince [önemsiz] ile mümkündür başka bir galaksiye yolculuk yaptı.
Arayan:
Ben yerçekimi dalgası daha güçlü olduğunu varsayalım
gama dalga, doğru mu?
Lazar:
GAMMA dalga daha?
Arayan:
Veya spektral dalga? Işık dalgaları sınırı nedir
10 milyar ışık yılı ya da bir şey ile - ne kadar ışık
seyahat edebilirsiniz?
Lazar:
Kadar ne gibi bir sınır? Bu etkileşime bağlıdır:
ışın geçen çekim alanları,
var bu yüzden fotonlar, vb vb ve geçmek ve
Gerçek ölü boşlukta hiçbir gerçek sınırı.
-------------------
Lazar:
No. There's stand-alone high-energy magnets that I use.
Caller:
What is the atomic weight of 115?
Lazar:
I hate even to guess. I know it because we've written it down
because we've calculated it, but I really don't remember.
Caller:
Can you give us a ballpark?
Lazar:
No, 'cause I'd be wrong! Just like if I gave a ballpark on the
gravitational wave frequency -- and that's
really bugging the hell
out of me.
There were three things, as a matter of fact, that for some reason
I've developed a mental block on. I'll have to call Billy, and
then he can announce it on the air. I'll just call him and then
he can relay it to everyone.
New Caller:
I'd like to stand up and cheer for Bob Lazar! It does take a
lot of courage, and it's about time somebody stepped forward with
some information that's being kept from us for so long.
How long do you think it took them to make their journey here,
using their methods of propulsion?
Lazar:
An extremely short time. I'd hesitate to say, but I don't think
you're even looking at days.
Caller:
Is that because of this gravity lines-of-force thing or because
time stands still for them and it really does take a long time
but they don't know it because time stands still?
Lazar:
No, they're actually traveling almost IN-BETWEEN time because
of the way that they distort time and space. So that they're
traveling vast distances without the incrementation of time.
The time would be very, very little. Days is probably --
I'm way off saying that, too. But I hate to say something
and be really far off.
-----------------------------------------
Lazar:
Hayır tek başına kullandığım yüksek enerjili mıknatıslar var.
Arayan:
115 atom ağırlığı nedir?
Lazar:
Sanırım hatta nefret ediyorum. Biz bunu yazdım çünkü ben bunu biliyorum
biz bunu hesaplanan ettik, çünkü, ama gerçekten hatırlamıyorum.
Arayan:
Bize bir basketbol sahası verebilir misiniz?
Lazar:
Hayır, çünkü ben yanlış olurdu! Sadece eğer gibi bir basketbol sahası verdi
yerçekimsel dalga frekans - ve gerçekten
lanet(can sıkıcı) rahatsız ediyor
beni.
Üç şey, aslında bir konu olarak, olduğunu nedense
Ben zihinsel bir blok geliştirdik. Ben Billy aramak zorunda ve olacak
o havada anons edebilirsiniz. Ben sadece o onu aramak ve edeceğiz
o herkese geçirebilir.
Yeni Arayan:
Ben ayağa ve Bob Lazar için tezahürat istiyorum! Bir sürer
cesaret sürü ve zaman birileri ile öne çıktı hakkında
bu kadar uzun süre bizden utulacak bazı bilgiler.
Ne zamandır burada onların yolculuk yapmak için götürdü sizce,
itiş gücü yöntemlerini kullanarak?
Lazar:
Son derece kısa bir zaman. Söylemek tereddüt ediyorum, ama ben sanmıyorum
hatta gün bakıyoruz.
Arayan:
O çünkü bu yerçekimi hatları-of-kuvvet şeyin ya çünkü
zaman onlar için hala duruyor ve gerçekten uzun bir zaman sürer
zaman hala duruyor çünkü onlar bunu bilmiyor musun?
Lazar:
Hayır, aslında hemen her zaman, çünkü IN-ARASINDA seyahat ediyorsanız
Onlar zaman ve alanı bozar yol. Onlar Böylece
zaman artımının olmadan engin mesafelerde seyahat.
Zaman çok az olurdu. Gün muhtemelen -
Ben kapalı bir şekilde de söylüyorum. Ama bir şey söylemek istemem
ve gerçekten çok kapalı olacak.
--------------------------
Knapp:
Of course, what the UFO skeptics say is, yeah, there's life out
there elsewhere in the universe; it can never come here; it's
just too darn far. With the kind of technology you're talking
about, it makes such considerations irrelevant about distance and
time and things like that.
Lazar:
Exactly, because when you are distorting time, there's no longer
a normal reference of time. And that's what producing your own
gravity does.
Knapp:
You can go forward or backward in time? Is that's what you're
saying?
Lazar:
No, not essentially. It would be easier with a model. On the
bottom side of the disk are the three gravity generators. When
they want to travel to a distant point, the disk turns on its
side. The three gravity generators produce a gravitational beam.
What they do is they converge the three gravity generators onto
a point and use that as a focal point; and they bring them up to
power and PULL that point towards the disk. The disk itself will
attach ONTO that point and snap back -- AS THEY RELEASE SPACE
BACK TO THAT POINT!
Now all this happens in the distortion of time, so time is not
incrementing. So the SPEED is essentially infinite.
--------------------------------------
Knapp:
Tabii ki, UFO şüpheciler söylediklerini, evet, hayat orada var olduğunu
Orada başka evrende; Buraya gelmek asla; bu kadar
sadece çok lanetlemek uzakta. Teknoloji tür konuşuyorsun
hakkında, bu mesafe yaklaşık alakasız gibi hususları yapar
zaman ve bunun gibi şeyler.
Lazar:
Zaman çarpıtarak zaman, çünkü tam olarak, artık yok
bir zaman normal referans. Kendi üreten ne Ve bu
yerçekimi yok.
Knapp:
Zaman içinde ileriye veya geriye gidebilir? Bu sen ne oluyor mi
diyerek?
Lazar:
Hayır, değil aslında. Bir model ile daha kolay olurdu. Açık
diskin alt tarafı üç yerçekimi jeneratörler vardır. zaman
onlar uzak bir noktaya seyahat etmek istiyorum, disk açar onun
yan.Üç yerçekimi jeneratörleri yerçekimsel ışını üretmek.
Yaptıkları şey üzerine üç yerçekimi jeneratörler yakınsama olduğunu
Bir nokta ve bir odak noktası olarak kullanan; ve onlar onları getirmek
güç ve diskin doğru bu noktayı ÇEKME.Disk kendisi olacak
Bu noktada ÜZERİNE takmak ve snap back - ONLAR UZAY serbest bırakır
GİBİ
GERİ BU NOKTAYA!
Şimdi tüm bu zaman bozulma olur, o kadar zamanı değil
artan. Yani HIZ aslında sonsuzdur.
-------------------------------------
Knapp:
Biz bir an diskler içine alırsınız. Ama ilk kez gördüm
operasyonda anti-madde bir reaktör ya da bir gösteri - Eğer
gösteriler bir çift vardı - o anlat.
Lazar:
Ben operasyonda gördüm ilk kez, biz sadece koymak - Bir arkadaşınız I ,
reaktördeki yakıt koymak üzerine kapak koymak - Barry, ile çalıştı
Orada gösterildiği gibi, gibi.
Hemen, bir yerçekimi alanı geliştirildi ve o hissedin "dedi
Eğer bir mıknatısın kutupları gibi iki getirmek gibi! "Ve hissettim
birlikte; Elinizle yapabilirsiniz. Ve büyüleyici oldu
büyük bir kitle ile bir şey hariç, o imkansız yapmak için! ve
tabii ki bu sadece bir olduğunu. . .
Ve bu bir itici bir alan oldu. Aslında, bir tür etrafında oyun oynadık.
Bir süre onunla. Ve biz bunun kapalı golf topları attı. ve
sadece gerçekten benzersiz bir şey oldu.
--------------------------------------------------


yerçekimi jeneratörü element 115 in kendisi gibi düşünülebilir. Yerçekimi
amplifikatörü başka yerçekimi jeneratörü kavramı başkadır.
It rose about forty feet in the air.
There was some distortion on the bottom - like a corona.
It stood there.
Stable. Silent. Just a little wobble, no rotation.
Disk havada yaklaşık 40 feet yükseldi. Ve havada durdu. Sabit, Sessiz.
Sadece küçük bir yalpalama hareketi görünüyordu., ama dönme, rotasyon
hareketi yapmıyordu.
He claimed that nine 'gravity propelled disks' were housed in a secret S-4
installation.
Dokuz 'yerçekimi sevk(itmeli, tahrikli) disk' gizli bir S-4 kurulum muhafaza
edildiğini iddia etti.
Lazar said its power came from an anti-matter nuclear reactor in near
perfect thermodynamic balance.
The propulsion is gravity, created, amplified and vector directed aboard the
craft.
He added that time as we know it is altered and, when at full power, light
is distorted around the vehicle.
Lazar states that his work was focused on the propulsion system, a reactor
fuelled by a stale, unearthly element.
He was told that the propulsion systems use gravity waves and the energy
needed is supplied by an irradiating Element 115.
The propulsion system is an antimatter reactor.
Reaktör basket topu büyüklüğünde bir küre.Bunun üst yarısı zemin ortasında
görülebiliyordu.Reaktör için bir yakıt elemanı 115, bir ununpentium.
Bir periyodik tabloda, ununpentium UUP olarak listelenmiş olacaktır.
Bu 156 nötron vardır, ve bir süper ağır metaldir.
Bu proton ile bombardımana maruz kaldığı zaman, eleman 116, çok olağandışı
özelliklere sahip olan bir eleman olmaktadır.
Bir gemi için 223 gram yetmektedir.
The gravity amplifiers themselves are three hollow tubes about two feet in
diameter and four feet long. They are arranged in a triangular configuration
at the bottom of the disc.
Bunun bir sonucu olarak, her bir gemi için 223 gram sadece gerekli.Reaktör,
"Yerçekimi A" denen geminin nispeten kısa bir süre içinde büyük mesafeler
katetmesini sağlayan / zaman sürekliliğini çarpıtmak için dalgalar
oluşturur. Yakıt transmutes ve bozunum olarak Lazar göre, anti-madde
enerjinin% 100 civarında bir dönüşüme yol açan serbest bırakılır.
çapı iki feet ve uzunluğu dört feet üç tane içi boş borular(tüpler) vardır.
Bunlar (gravity amplifiers), diskin altında üçgen bir konfigürasyonda
düzenlenir.
reaktör kendisi üç amplifikatör arasında ortalanır.
The reactor itself is centered between the three amplifiers because the wave
is also present at the bottom.
Her biri bağımsız olarak bir amplifikatör amplifiye alıcı olarak işlev açık
olduğundan bir Tesla bobini benzer bir verici, reaktör gibi davranır.
Gravity waves have amplitude, wavelength and frequency, just like any other
wave.
As the amplitude is increased, gravitational waves bend space around the
disc.
Yerçekimi dalgalarının tıpkı diğer dalgalar gibi, genlik, dalga boyu ve
frekansı vardır.
Genlik diskin etrafında, yerçekimi dalgaları bükülen artan bir alan olarak.
Each of the three gravity amplifiers produces its own gravitational wave,
and, depending on how the gravity amplifiers are oriented, gravity waves can
be focused on a point or spread out.
Üç yerçekimi amplifikatörler her biri kendi yerçekimsel dalga üretir, ve,
yerçekimi amplifikatörler odaklı nasıl bağlı, yerçekimi dalgaları bir
noktaya odaklanmış veya yayılmış olabilir.
Lazar said that the amplifiers attached to the floor with what seemed to be
a flexible metal. He could move the amplifiers - felt their weight - yet
they moved easily.
Lazar amplifikatörler bir esnek metal gibi görünüyordu ne zemine bağlı
olduğunu söyledi. O amplifikatörlerini hareket olabilir - onların ağırlığını
hissettiği - henüz onlar kolayca taşındı.
In the delta configuration, discs operate on all three amplifiers.
Delta yapılandırmada, diskler, tüm üç amplifikatör çalışır.
This configuration is used in space for long distance travel. In space, a
disc tilts over on its back so that the gravitational amplifiers focus on
where the disc is going, and the propulsion system is powered up, amplifying
gravitational waves that are out of phase with earth's gravity.
Bu yapılandırma, uzun mesafe seyahat için uzayda kullanılmıştır. Uzayda, bir
disk çekimsel amplifikatörler disk nereye odaklanmak böylece onun sırt üstü
tenteli ve itme sistemi dünyanın yerçekimi ile faz dışı yerçekimsel dalgalar
yükselterek, yukarı desteklenmektedir.
The amplified gravitational waves distort time and space, or "spacetime" as
it is referred to in the documents.
Bu belgelere atıfta olarak çoğaltılmış(amplifiye edilmiş) yerçekimsel
dalgalar zaman ve yer, ya da "uzayzamanı" bozar.
That gravity distorts time is known in current physics.
Bugünkü fiziğe göre bilinmektedirki yerçekimi zamanı büker/bozar.
That gravity distorts or warps space is also currently accepted. That is why
astronomers at certain positions during an eclipse can see stars that are
directly behind the sun (the sun's gravity causes the star's light to bend
around the sun). In short, the disc warps spacetime, attaches itself to the
warp and snaps back.
Imagine a thin sheet of rubber stretched out (this represents space). Now,
put a ball bearing on the sheet (this represents the disc) Now, with your
fingers under the sheet, pinch the rubber at a point some distance from the
ball bearing keeping the rubber pinched, move the pinch to the ball bearing.
As you bring the pinch back to its original position, the ball bearing will
follow. This is an analogy of what happens.
(Bu alanı temsil) uzanmış ince bir kauçuk levha düşünün. Şimdi, sayfanın
altında parmaklarınızla, Şimdi (bu diski gösterir) kağıda taşıyan bir topu
koymak, sıkışmak lastik tutarak taşıyan topu bir noktada biraz mesafe lastik
tutam rulman için tutam taşıyın. Geri orijinal konumuna tutam getirmek gibi,
rulman takip edecek. Bu ne bir benzetme olduğunu.
When traveling at relatively slow speeds near a planet, discs again use
gravity, but in a different way.
This time discs balance on gravity waves and "fall" in the direction they
want to go.
Although discs are more unstable in this mode, they still can perform
maneuvers that are beyond the capabilities of conventional aircraft, such as
making 90 degree turns on a dime or accelerating rapidly.
Those inside the discs experience no G forces during these maneuvers.
Bir gezegenin yakın nispeten yavaş hızlarda seyahat ederken, diskler tekrar
yerçekimi kullanın, ama farklı bir şekilde.
Onlar gitmek istediğiniz yönde bu sefer diskler yerçekimi dalgaları denge ve
"düşüş".
Diskler bu modda daha kararsız olmasına rağmen, hala böyle 90 derecelik bir
kuruş çizerek veya hızlanarak gibi geleneksel uçakların kapasitesinin
ötesindeki manevralar gerçekleştirebilirsiniz.
Okuyucu yorumu.. forum sayfaları..
Diskler içinde olanlar bu manevralar sırasında G kuvvetleri yaşarsınız.
----------------------------------
Dünya'dan Zeta Reticuli yıldız sistemine 38 ışık yılı uzaklıktaki
uzaylılar tarafından inşa edilmiş olması gerekiyordu bu ET geminin, egzotik
bir yerçekimi bazlı tahrik(sevk) sistemini kullanmaktadır.
The story told by Lazar is one of the most detailed, and arguably believable,
tales about UFOs and ETs. He claimed that the saucers were kept at a secure
facility called S4, which is located 15 or so miles southwest of Groom Dry
Lake. Lazar said he was hired on to help reverse engineer the propulsion
systems on a particular ET craft he dubbed 'The Sport Model' due to its
sleek lines. These ET craft, supposed to have been built by aliens in the
Zeta Reticuli star system 38LY from Earth, use an exotic gravity based
propulsion system. Power is provided by an anti-matter reactor in the ship's
core, which is fed by an unearthly element which has a position of 115 on an
Earth periodic table of elements. When bombarded by a particle accelerator,
this produces an antimatter reaction, the energy from which is converted
into electricity in a near 100% efficiency (violating the 2nd Law of
Thermodynamics in the process). Element 115 also
provides the source of 'Gravity A Waves' (what we call the Strong Nuclear
Force), which are amplified and projected from the belly of the ship
by 3 gravity amplifiers. The gravity wave from these amplifiers are powerful
enough to distort space and time, allowing the craft to travel interstellar
distances in very little time.
Eleman 115 de 3 yerçekimi amplifikatörler tarafından
geminin karnından güçlendirilmiş ve yansıtılır 'Gravity A Dalgalar' (biz
güçlü nükleer kuvvet dediğimiz), kaynağını sağlar. Bu
yükselteçlerinden yerçekimi dalgası geminin çok az zamanda yıldızlararası
mesafeleri katetmesi için izin, uzay ve zaman çarpıtmak için yeterince
güçlü.
Element 115 tarafından üretilen Gravity A Dalgaları geminin altındaki
üç yerçekimi amplifikatör tarafından güçlendirilerek yansıtılır.
--------------------------
Space travel, has been theoretically thought to be possible in the future,
by harnessing gravity waves, but in no way, the way he describes.
Uzay seyahati, teorik yerçekimi dalgalarını yararlanarak, gelecekte mümkün
olduğu düşünülmektedir, ancak hiçbir şekilde, yol diye tanımlıyor.
Güçlü Nükleer Kuvvet herhangi bir farklı bir "yerçekimi-a" alanında, NO
kanıt yoktur.
2) Lazar claims that humans do not fully understand gravity and the gravity
and electromagnetic waves are one in the same (they are not; if it were true,
a tugboat could pull a supertanker using a mere radio transmitter.). In
Reticulan science, the strong nuclear force is phase shifted into normal
gravity once it's projected out of the nucleus of the atom.
2) Lazar insanlar tamamen yerçekimi ve yerçekimi anlamıyorum ve
elektromanyetik dalgalar (onlar değil, aynı bir olduğunu iddia; doğru
olsaydı, bir römorkör sadece radyo vericisi kullanarak bir süper tankerin
çekebilirdi).. Reticulan Bilimde, güçlü nükleer kuvvet o atomun çekirdeğinin
dışarı öngörülen bir zamanlar fazının normal yerçekimi içine kaydırıldı.
Okuyucu yorumu.. forum sayfaları..
Lazar iddia olarak da Eleman 115, onunla ilişkili herhangi bir olağandışı
yerçekimi veya güçlü nükleer kuvvet özelliklere sahip değildir.
----------------------------- Bob Lazar's Element 115
added to Periodic Table
ELEMENT 115 UNUNPENTIUM



Reaksiyonun by 4) Bir anti madde reaktör
Eleman 115 + 2P -> Eleman 116 + P
için bozunan
Eleman 115 + karşıtı P + P -> Eleman 115 + Enerji
Violates the First Law of Thermodynamics. The same amount of energy required
to accelerate the proton is equal the the energy output from the antimatter
reaction. Energy is conserved. In addition it is physically impossible to
convert 100% of the energy into electricity in a thermoelectric generator -
See the 2nd Law of Theromdynamics.
Termodinamiğin Birinci Kanunu ihlal ediyor.Proton hızlandırmak için gerekli
olan enerji, aynı miktarda anti madde reaksiyondan elde edilen enerji çıkışı
eşittir. Enerji korunur. Buna ek olarak, bir termoelektrik jeneratöründe
elektrik enerjisine enerjinin% 100 dönüştürmek için fiziksel olarak
imkansızdır - Theromdynamics arasında 2 Kanunu bakınız.
5) Even if you could build such a craft capable of this gravitational energy
output, It still can't overcome the relativistic speed limits imposed by
light. Gravity distortions (and electromagnetic waves) can only travel
through space time at the speed of light, so any distortion you create can
only propagate through space at the speed of light, making interstellar and
intergalactic space travel by these means still impractical.
Bu yerçekimi enerji çıkışı sağlayabilen bir gemi inşa edilse bile 5), hala
ışığın dayattığı göreli hız sınırlarını aşamıyor. Yerçekimi çarpıtmalar (ve
elektromanyetik dalgalar) Sadece ışık hızında uzay zamanda yolculuk, böylece
oluşturduğunuz herhangi bir bozulma hâlâ yalnızca pratik, bu yolla
yıldızlararası ve galaksiler arası uzay yolculuğu yapma, ışık hızında uzayda
yayılabilir.
Çetin BAL: Forum sayfasındaki bir arkadaşın yorumuna katılıyorum
gravity dalgaların ancak ışık hızında bir sevk sağlayacağı fikri
mantıklıdır. Böyle bir uzay gemisi olsa bile ışık hızında bir relativistik
(ışık hızı) hız engeline sahip olacaktır.
---------------------------------------------------
How Alien Spacecrafts Work – Bob Lazar
Bob Lazar Worked On Alien Spacecraft
Note the video in the gallery (How
Alien Spacecrafts Work – Bob Lazar)
In Lazar’s first interview he talked
about Element 115. Fifteen years later in 2004 scientific breakthrough,
however, provides significant credibility to Bob Lazar’s claims rather
than discrediting his claims, when scientists at the Lawrence Livermore
National Laboratory, in collaboration with researchers from the Joint
Institute for Nuclear Research in Russia (JINR), announced that they
discovered two new super-heavy elements, Element 113 and Element 115. The
Isotope of Element 115, produced by bombarding an Americium-243 (95Am243)
nucleus with a Calcium-48 (20Ca48) nucleus, rapidly decayed to Element
113. then continued to decay until a meta-stable isotope was obtained.
NASA Antimatter Reactor
In 2006 NASA had officially talked about
“Antimatter reactor ” too, down below is what they had said:
Some antimatter reactions produce blasts
of high energy gamma rays. Gamma rays are like X-rays on steroids. They
penetrate matter and break apart molecules in cells, so they are not
healthy to be around. High-energy gamma rays can also make the engines
radioactive by fragmenting atoms of the engine material.
The NASA Institute for Advanced Concepts
(NIAC) is funding a team of researchers working on a new design for an
antimatter-powered spaceship that avoids this nasty side effect by
producing gamma rays with much lower energy.
Antimatter is sometimes called the
mirror image of normal matter because while it looks just like ordinary
matter, some properties are reversed. For example, normal electrons, the
familiar particles that carry electric current in everything from cell
phones to plasma TVs, have a negative electric charge. Anti-electrons have
a positive charge, so scientists dubbed them “positrons”.
When antimatter meets matter, both
annihilate in a flash of energy. This complete conversion to energy is
what makes antimatter so powerful. Even the nuclear reactions that power
atomic bombs come in a distant second, with only about three percent of
their mass converted to energy.
Previous antimatter-powered spaceship
designs employed antiprotons, which produce high-energy gamma rays when
they annihilate. The new design will use positrons, which make gamma rays
with about 400 times less energy.”
Certainly Bob Lazar and alien spaceship
reverse engineering go together well in terms of conspiracy theories
however, given the information to support his employment at the US base
some parts of his claims indeed stack up
But now in latest development as we
discover, in down below interview Bob Lazar claims get validated by Senior
Scientist for Lockheed Martin Boyd Bushman!
As a Senior Research Engineer Boyd
Bushman worked for Lockheed Martin, Texas Instruments and Hughes Aircraft.
He is regarded as one of the inventors of the Stinger missile and he
speaks on Camera about Area 51 and advanced propulsion systems being
tested there.
Was Bob Lazar Telling The truth????
Comments welcome
----------------------------------------------------------------------------------------- 
Distortion of Space-Time by Accessing and Amplifying Gravitational Waves
We are taught in science class that the shortest way to get from point A to
point B is a straight line. Quantum physics tells us something completely
different. It states that the shortest way to travel from point A to point B
is to distort or warp space-time and bring those two points closer together.
This is the key to interstellar travel.
How do we access and amplify gravitational waves?
Gravity is all around us and quantum physics teaches us that gravity itself
is a distortion of Space-Time which keeps the Earth and all its inhabitants
under its laws. The gravity of the earth, however, is not the gravity we
want to access and amplify as it is not strong enough to create the energy
we need for interstellar flight. This is known as Gravity B waves. There are
two types of gravity waves, Gravity A (works on a micro scale) and Gravity B
(works on a macro scale). Gravity B is the big gravity wave that holds the
earth and other planets in orbit around the sun and the moon and man-made
satellites in orbit around the earth. Gravity A is a much more unfamiliar
gravity. It is the main force that holds together the mass that makes up all
protons and neutrons. This is also known as the “strong force” in mainstream
physics. Gravity A waves is a much stronger gravity wave than Gravity B
waves. The space-time distortion is created by accessing and amplifying
gravity A waves or in a more technical sense, the “space” between the
nucleus and the electrons. By accessing this Gravity A Wave and amplifying
it, we are able to distort time-space, thereby bringing points A and B
closer together and greatly shortening the time it takes to travel between
these two points. This gravity wave is super strong and this is the gravity
wave that must be accessed and amplified to create a large enough energy for
interstellar travel.
Since we are dealing with accessing and amplifying the gravity that hold
subatomic particles together, the method of accessing it must use something
that is capable of accessing these subatomic particles, such as a particle
accelerator or reactor. This is at the core of the propulsion system for the
ATEN. Once the energy is accessed from the reactor core, we now must amplify
it using a device to magnify the energy and then direct it using a waveguide,
all of which you can see in the cross-section diagram of the ATEN below.
The Aten Space Vehicle will be the world's ONLY interstellar spacecraft that
can travel into the depths of space. This technology will revolutionize the
world of space exploration and enable mankind to explore space much more
efficiently. The Aten will be the spacecraft of the future and we are open
to partnerships with existing space technology companies as well. Be a part
of this revolutionary campaign!
Imagine space vehicles that do not use engines, can travel to space in a
fraction of the time it currently takes, and have the ability to travel
outside of the galaxy. Sound like a movie? These technologies have been
developed by governments worldwide for decades but they have kept them
hidden from the public. Well, now we have developed the same spacecrafts and
are bringing them to the public...
Science is but a perversion of itself
unless it has as its ultimate goal
the betterment of humanity. - Nikola Tesla
The Future of Mankind is Dependent on its Past...
Many brilliant scientists of the past have researched and discovered methods
of flight that we do not see even today. These methods are far more technologically advanced
and can provide mankind with more efficient and faster ways of traveling to
space. One such scientist, the great Nikola Tesla, was instrumental in
developing what was then called "anti-gravity" technologies. This "anti-gravity"
technology was actually a new form of propulsion using electro-magnetic
energy.
In addition to Tesla, there have been other scientists developing this
technology even to the point of getting it patented with the US Government.
This project and our company is about combining the disc aircraft with the
gravity generators into one spacecraft, the Aten.
The Future of Space Travel and Exploration
Introducing the Aten Spacecraft from Relativity Research. The Aten is the
world's ONLY interstellar space vehicle which uses a non-linear mode of
flight enabling it to travel the huge distances of space in a fraction of
the time it takes now.
Relativity Research has been researching, designing, and developing this
amazing technology for over 8 years. We have consulted several physicists
during this time and have top scientists developing this amazing spacecraft.
The science behind the Aten is rock solid and the propulsion system it uses
can save billions of dollars in fuel, add the reusability factor to space
vehicles, and transport crew and passengers back and forth to space with no
bad side effects on the human body. The fact that the Aten makes the journey
to space so much shorter than it would normally be lends to more time for
exploration and research. Before making a decision, please continue reading
below and visit our website to learn about the science behind this amazing
technology.

The image to the left shows how the
amplification of gravity A waves (red wave) is emitted it flows downward (through
the directional waveguide) and then reacts with the current gravity B waves
(blue waves) of the Earth to create lift due to Space-Time distortion.
Conventional science tells us that the fastest way to travel between points
A and B is a straight line. Modern physics tells us this is not true, but
instead that the fastest way to travel between two points is to distort
time-space and bring points A and B closer together.
How Do We Do This?
Bringing two points of location together requires manufacturing a distortion
of space-time. Warping or distorting space-time is achieved by accessing and
amplifying gravity waves, thus using zero-point energy as its propulsion
system.

There are 2 types of gravity, Gravity A (works on a micro scale) and Gravity
B (works on a macro scale). Gravity B is the big gravity wave that holds the
earth and other planets in orbit around the sun and the moon and man-made
satellites in orbit around the earth. Gravity A is a much more unfamiliar
gravity. It is the main force that holds together the mass that makes up all
protons and neutrons. This is also known as the "strong force" in mainstream
physics. Gravity A waves is a much stronger gravity wave than Gravity B
waves. The space-time distortion is created by accessing and amplifying
gravity A waves which in essence is the gravity holding the protons and
electrons to the nucleus of an atom. By accessing this Gravity A Wave and
amplifying it, we are able to distort time-space, thereby bringing points A
and B closer together and greatly shortening the time it takes to travel
between these two points.

Therefore, using this method, it would be possible to travel light years
away in a relatively short time. Currently manned deep space travel is not a
possibility because of the limited technology we have access to; technology
that uses combustible rocket engines with limited fuel capacities. Even if
we were to travel a large distance with engine-powered rockets, there would
be no way to refuel the rocket for its return trip to Earth. The Aten
Spacecraft solves all of these problems, as the gravity amplification system
does not need to be on continuously, rather only when it is engaged in
interstellar flight. The Aten can be used for manned and unmanned missions,
transporting cargo to the International Space Station and further
exploration of the universe and even space tourism.

Why Does the Spacecraft Have a Disc-Like Shape?
This is a very good question and it has nothing to do with keeping up with
the image that UFOs have been given in sci-fi movies! There is a scientific
reason why this type of spacecraft needs to fit into one of the following
geometrical shapes:
Circular of "Disc" Shape
Hexagonal Shape
Octagonal Shape
Triangular Shape
The reason that only these shapes will suit the design of this type of
spacecraft has to do the necessity of precision measurements of the angular
placement of the amplifiers which must be equidistant from the center of the
vehicle in order to allow for equal energy distribution throughout the
entire spacecraft.
------------------------------------------------- Bob
Lazar and UFO’s
The disc´s reactor uses a fuel which does not occur naturally on Earth. This
fuel is a super-heavy, stable, element with an atomic number of 115 and does
not appear on our periodic chart. Element 115 has a twofold purpose : First,
it is the source of a gravity wave that is unknown to Earth´s scientists,
the "Gravity A" wave. Second, it is the source of the anti-matter radiation
which is reacted to provide power.
The Gravity A wave eminates from the nucleus of Element 115 and actually
extends past the perimeter of the atom. The propulsion system of the disc
amplifies and focuses this Gravity A wave to cause space/time to bend, much
like space/time bends in the intense gravitational field of a black hole.
The ability to direct gravity to cause space/time distortions allows the
disc to cross vast expanses of space/time without travelling in a linear
mode at a high rate of speed.
Inside the reactor, the Element 115 is transmuted to Element 116 which is
unstable and immediately decays releasing antimatter. The antimatter is
reacted with gaseous matter which causes a total annihilation reaction, the
100 percent conversion of matter to energy. The heat from this reaction is
converted to electrial energy by a solid state, near 100 percent efficient
thermoelectric generator. It is this energy that is used to amplify the
Gravity A wave.
This mode of travel is one of the two methods of propulsion used by the disc.
In this mode, the disc´s gravity amplifiers [see right] are in the "delta
configuration" and are pulsed sequentially in a rotational pattern. This
amplified Gravity A wave is so powerful that the only natural occurring
source of gravity that could cause space/time to distort this much would be
a black hole!
The other mode of travel is the "omicron configuration" and is used for
short range travel near a source of gravity such as a planet or star. When a
disc travels near another source of gravity, like Earth, the Gravity A wave,
which propagates outward from the disc, is phase shifted into the Gravity B
wave, which propagates outward from the Earth, and this creates lift. The
gravity amplifiers of the disc can be focused independently and they are
pulsed and do not stay on continuously.
Diskin reaktörü yeryüzünde doğal olarak bulunmayan bir yakıt kullanır. Bu
yakıt (element) 115 atom numarasına sahip süper ağır, kararlı bir
elementtir. Periyodik tablomuzda görünmez.Element 115 in iki amacı vardır:
Birincisi dünyalı bilim adamlarının bilmediği "Gravity A" dalga denen
yerçekimi dalgası kaynağıdır.İkinci olarak, güç temin etmek üzere reaksiyona
sokulur ve anti-madde radyasyonun kaynağıdır.
The problem with Lazar´s story is that the physics of the
propulsion system he described for the ´sports model´ UFO is totally
unconvincing to nuclear or particle physicists like myself. It sounds like
it has been made up by someone who does not know the difference between
science and scienc-fiction. Element 115 has been created in very small
amounts by both the Russians and at Los Alamos. Apart from its high degree
of stability compared with atomic nuclei of smaller mass number, there is
nothing special about it. The suggestion that, after 90 years of research
into Einstein´s Theory of General Relativity, physicists should know nothing
about a so-called ´gravity A wave´ whose source is Element 115 does not make
much sense. The whole point about gravity is that it is independent of the
nature of the matter that is its source. It does not matter what the type of
atomic nucleus is. Its gravitational field depends only on its mass, not on
the relative numbers of protons and neutrons present in the nucleus. I think
that, if Lazar is genuine, he never really understood how the UFO´s engines
worked and made up these details as a convincing add-on when he disclosed
his story. Trouble is, they discredit his story rather than give support to
it.
"Bob Lazar stated that the “Sport Model” Flying Disc
amplified the “Strong Nuclear Force” of Element 115 (UnUnPentium or UUP) to
generate the gravity field for “Space-Time Compression.” "
Bob Lazar belirtti... uzay/zamanı gravity alanı üreterek sıkıştırmak için
element 115 atomlarının çekirdeği içindeki güçlü nükleer kuvvet uçan daire
tarafından yükseltiliyor/amplifiye ediliyor.
Element 115 & THE SECRETS OF FOLDED TIME SPACE by John Kettler
THE ENIGMA OF ELEMENT 115
Atlantis Rising May/June 2004
Atlantis Rising Magazine (May-June,
2004) - Element 115 & the Secrets of Folded Time Space





Yeni bir element bulundu: Ununpentiyum
Alman ve İsveçli bilim insanları "süper-ağır" olarak niteledikleri bir
element bulduklarını ve kısa bir süre içinde periyodik cetvelin 115'inci
kutusunu da doldurmaya hazır olduklarını açıkladı.
Henüz resmen isimlendirilmeyen bu elemente şimdilik Latince ve Yunanca
“bir-bir-beş” anlamına gelen “ununpentiyum” deniyor.
Lund Üniversitesi'nden dün yapılan açıklamada bulguların ABD'li ve Rus bilim
insanlarınca 10 yıl kadar önce ortaya konan ancak kanıtlanamayan yeni
element iddialarını desteklediği belirtildi.
Nükleer fizik profesörü Dirk Rudolph, “Çok başarılı ve bu alanda son
yılların en önemlileri arasında yer alan bir deney gerçekleştirdik” diye
konuştu.
Uzmanlar ‘ununpentiyum’u elde etmek için Almanya'da bulunan GSI araştırma
tesislerinde çok hızlı bir kalsiyum ışınını ince bir amerikyum filmin
içinden geçirdi. İki maddenin çarpışmasıyla ortaya 115 protonlu atomlar
çıktı.
Şimdilik ununpentium olan bu yeni elementin adı Uluslararası Saf ve
Uygulamalı Fizik ve Kimya Birliği uzmanlarınca onaylandıktan sonra büyük
ihtimalle değişecek.
Ununpentiyumun periyodik cetveldeki komşuları ise iki insan eliyle üretilmiş
element; 114 kütle numarasıyla flerovyum ve 116 kütle numarasıyla
livermoryum.
------------------------------------------------------------------------
portekizce
Bob Lazar afirmou que o "Sport Model" Disco Voador amplificado a "força
nuclear forte" do elemento 115 (Ununpentium ou UUP) para gerar o campo de
gravidade para a "compressão espaço-tempo". Bob também afirmou que o governo
dos EUA tinha 500 quilos de Elemento 115 na sua posse.
Bob Lazar "Spor Modeli" Uçan Disk için yerçekimi alanını oluşturmak için
"güçlü nükleer kuvvet" eleman 115 (Ununpentium veya UUP) güçlendirilmiş
belirtti "Uzay-Zaman Sıkıştırma." Bob de Amerika Birleşik Devletleri
hükümeti ellerindeki Unsurun/element 115'in 500 libre(kilo) olduğunu
söyledi.
Ç.BAL: uçan disk için yerçekimi alanını oluşturmak için element 115 in atom
çekirdeğine ait ''güçlü nükleer kuvvet''i amplifiye ederek yükseltiyoruz.Bu
atom dışına alınarak genişletilmiş/arttırılmış güçlü nükleer kuvvete gravity
A dalgası diyoruz.
element 115 ten faydalanılarak çekirdek içi güçlü nükleer kuvvet dalgasını
genişleterek/büyüterek uçan diski çevreleyen ve diskin içinede yer aldığı
uzay/zamanını büken yerçekimsel bir baloncuk elde ediyoruz.
---------------------------------
Este reator tinha apenas 45 cm de diâmetro por 30 cm de altura e localizava-se
no centro do disco.
Bu reaktör, 30 cm sadece 45 cm çapa sahip olan ve diskin merkezinde
bulunmaktadır.
O reator parecia ser alimentado com um elemento não encontrado na Terra.
Reaktörün Dünyada bulunmayan bir eleman ile beslendiği ortaya çıktı.
reaktör dünyada bulunmayan bir elementi yakıt olarak kullanmaktadır.
fransızca:
Je ne m’occupais que des sources de puissance et des systèmes de propulsion
sur un des disques, et eu l’occasion de pénétrer dans ce disque en diverses
occasions. Il faisait approximativement 4,50 m de haut et 16 m de diamètre.
Il avait une texture d’acier inoxydable gratté ou d’aluminium gratté. Je
n’en fis pas d’analyse et ne sais donc pas s’il s’agissait de métal, mais je
pus le toucher et il était froid comme le métal, et avait l’apparence du
métal. Il n’avait aucune jointure physique, aucune soudure, boulons ou
rivets, et semblait comme moulé par injection. A l’intérieur se trouvaient
de tout petits sièges, bien trop petits pour permettre à un homme moyen de
s’y asseoir confortablement. Je me cogna la tête à l’extrémité de l’appareil,
ce qui me permis de conclure que le plafond s’incurvait à l’intérieur
jusqu’à une hauteur inférieure à 1,80 m. Il n’y avait d’angle droit nulle
part dans l’appareil. Tout était agencé en courbes douces. Le réacteur, qui
produisait de l’antimatière et réagissait avec la matière dans une réaction
d’annihilation, ne faisait que 45 cm de diamètre, 30 cm de hauteur, et était
situé au centre du disque. (…). La façon dont il accélérait les protons en
son sein, dont la chaleur était convertie en électricité, était totalement
harmonieuse sans aucune perte de chaleur ni énergie latente.
Geldiler" Ben tek bir sürücü üzerinde güç ve tahrik sistemlerinin kaynakları
ve çeşitli vesilelerle bu diski girmek için fırsat vardı hallettim. Yaklaşık
4.50 m yüksekliğinde ve 16 m çapında idi. Bu fırçalanmış paslanmaz çelik
veya fırçalanmış(zımparalanmış, mat) alüminyum bir doku vardı. Ben analiz
etmedi ve metal olduğunu, bu nedenle bilmiyorum, ama ben ona dokunmak
olabilir ve metal gibi soğuk ve metal görünüm vardı. O hiçbir fiziksel,
hiçbir kaynak, cıvata veya perçin katılmak(özelliği) vardı, ve enjeksiyon
kalıp (dökme kalıp) gibi görünüyordu. Ortalama bir adam rahatça oturup için
içeride çok küçük, küçücük bir koltuk vardı. Bana tavan 1.80 m daha az bir
yüksekliğe iç incurvait sonucuna izin, hangi birimin sonunda başını çarptı.
Herhangi bir yerinde biriminde bir dik açı oldu. Her şey nazik dönemecli
eğrilerle (kavisli) düzenlenmiştir. Karşı madde üretilen ve bir imha
reaksiyonunda malzeme ile reaksiyona reaktörü, 30 cm yüksekliğinde, çapı ise
45 cm idi ve diskin merkezinde bulunmaktadır. (...). O proton hızlandırılmış
yolu, Isı ve elektrik dönüştürüldü, ısı veya gizli herhangi bir enerji kaybı
olmadan tamamen pürüzsüz oldu.
L’élément 115 est un élément stable, mais avec certaines propriétés
intéressantes. Il peut être utilisé dans le réacteur en tant que carburant,
mais également en tant que source de champ d’énergie accédée et amplifiée
par les amplificateurs gravitationnels de l’appareil. En d’autres mots,
l’appareil était à la fois alimenté en carburant et propulsé par les vertus
de l’élément 115. Il y avait une réserve de disques d’élément 115 de la
taille d’un dollar argent dont des parts triangulaires étaient coupées et
mise dans le réacteur.
Eleman 115 ancak bazı avantajlı özelliklere sahip, kararlı bir elemanıdır.
Bu yakıt olarak, reaktör içinde, aynı zamanda enerji ve erişilebilir birim
yükselticilerin çekim alanının büyütülmüş bir kaynağı olarak kullanılabilir.
Diğer bir deyişle, cihaz her iki yakıt ile sağlanan ve elemanın erdemleri
tahrikli 115 rekor depolama elemanı 115 üçgen birimlerine sahip bir gümüş
dolar boyutu vardı kesilir ve bir reaktör içerisine yerleştirildi.
Il était d’une teinte orange-cuivre et extrêmement lourd. Bien qu’étant non
radioactif, nous le supposions composé d’un matériau toxique et le
manipulions en conséquence. Dans tous les disques situés à S4 se trouvaient
trois amplificateurs gravitationnels positionnés en triade à la base de
l’appareil. Ils constituaient le dispositif de propulsion. Ce qu’ils
faisaient étaient essentiellement d’amplifier les ondes gravitationnelles en
déphasage avec celles de la terre.
O bir renk tonu portakal-bakır ve son derece ağır oldu. Radyoaktif olmayan
olmasına rağmen, bir toksik malzemeden oluşan varsayılmaktadır ve buna bağlı
olarak taşıma edildi. Tüm disklerin S4 cihazın tabanında yer alan çekim üç
üçlü amplifikatörleri bulunurdu. Bunlar, tahrik cihazı olup edildi. Ne
yaptılar esasen yeryüzü olanlar ile aşamasında yerçekimsel dalgalar
güçlendirmek oldu.
L’appareil fonctionnait en deux modes – omicron et delta, indiquant combien
d’amplificateurs gravitationnels étaient utilisés. Dans la configuration
omicron, seul un amplificateur était utilisé ; les deux autres étaient
basculés et rentrés à l’intérieur du disque. En mode omicron, les appareils
pouvaient s’élever et effectuer un vol stationnaire mais pas grand chose
d’autre. Pour quitter l’atmosphère, par contre, les trois amplificateurs
gravitationnels devaient être activés et dirigés dans la direction voulue.
En fait, les appareils ne voyagent pas selon un mode linéaire. Nous
déterminions que les disques produisaient plutôt leurs propres champs
gravitationnels afin de distordre l’espace-temps et d’attirer en fait leurs
destination vers eux. Un après-midi, mes collègues et moi nous rendîmes à
l’extérieur, sur le lac. Le disque sur lequel je travaillais, le Modèle
Sport, avait déjà été sorti du hangar et commençait à s’élever. A part un
léger sifflement, il ne faisait aucun bruit. Il s’éleva jusqu’à une hauteur
de 10 m environ. Le sifflement cessa et il se mit à flotter simplement dans
les airs, se déplaçant à gauche, à droite. C’était absolument incroyable.
Birçok yerçekimi yükselticiler nasıl kullanıldığını gösteren, Omicron'a ve
delta - enstrüman (amplifikatörler) iki modda çalıştırılmıştır.Omicron'un
yapılandırmada, tek bir amplifikatör kullanıldı;Diğer iki ters çevrilmiş ve
diskin içinde gitti. Omicron modunda, cihazlar yükselir (artar) ve bir
duraksamak (havada asılı kalmak) yapmak ama çok başka olabilir.Üç yerçekimi
amplifikatörler istenilen yönde aktif ve yönlendirilmesine karşı, atmosfer
çıkmak için. Aslında, cihazlar doğrusal bir şekilde seyahat yok. Biz oldukça
zordur uzayzamanı çarpıtmak ve onlara karşı aslında onların hedefi çekmek
için kendi kütleçekim alanlarını ürettiğini belirlemek. Bir öğleden sonra,
arkadaşlarım ve ben gölde dışarı gitti. Ben, Spor modeli çalıştı hangi disk
hangar dışarı zaten vardı ve yükselmeye başladı. Bir ara hafif ıslık,
gürültü oldu. Yaklaşık 10 metre yüksekliğe kadar yükseldi.Islık durdu ve
sadece sağ, sol hareketi, havada yüzer başladı. Bu kesinlikle şaşırtıcı
oldu.
macarca:
antigravitácios hajtóművek :
antigravity motorlar
Bob Lazar 1989-es nyilatkozata alapján azt
fedte fel, hogy Las Vegasban egy kiszáradt tó medrébe szállították őt a
híres 51-es körzetbe. Lazar azt mondta, hogy csészealj alakú űrhajókat
tesztelnek itt, amelyeknek antianyag reaktor
hajtóműjük (hajtóművek) van. A jármű ülésében pedig csak gyermek méretű
emberek férhettek volna el.
1989 yılında Bob Lazar'ın açıklamada
dayanarak. Lazar fincan tabağı şeklindeki uzay aracı
antimadde reaktörü motoru olduğu, burada test ediliyor
söyledi.Araç koltuk alt ölçekli insanlara erişimi vardı sadece ve.
Bob Lazar magyarázatai az ufó téridőhajlításáról és gravitációs
generátorairól
Szerző: Spirituális UFO-kutató
1. A repülőcsészealj helyváltoztatása közben fellépő tér-idő manipulációt a
gumilepedő példájával magyarázza el Bob Lazar:
“Tételezzük fel, hogy a földönkívüliek éppen az űrben vannak és a
csészealjukban jelenlévő három gravitációs generátorral egy olyan térbeli
pontra fókuszálnak, ahová menni akarnak.
És ami most következik, annak megértéshez egy földi hasonlatot kell hoznunk:
Végy elő egy vékony gumilepedőt (gumilepedő), és, mondjuk, húzd rá egy
asztallapra, úgy, hogy a lepedő végeit rászegeled az asztal sarkára, majd
fogj egy nagy követ és tedd le a gumilepedővel borított asztal egyik sarkára,
és, mondjuk, ez a kő legyen a te űrhajód, aztán jelölj ki egy pontot az
asztalon, ahova menni akarsz az „űrhajóddal” – ez a pont az asztalon bárhol
lehet -, majd ragadd meg ujjaiddal a kijelölt pontot a lepedőn és húzd oda
teljesen az „űrhajódhoz”.
Ez a titka az ufó jellegzetes mozgásának, mert ha ebben a pillanatban
kikapcsolod a gravitációs generátor(ok)at az „űrhajóban”, akkor a kő, vagyis
a jármű, ha elengeded a kifeszített gumit, oda fog pattanni a kijelölt
pontra!
( spiritufó megj: ha ki vannak kapcsolva a gravitációs generátorok, az azt
jelenti, hogy a járműnek abban a pillanatban nincsen súlya/tömege, így az
elhajlított térrel együtt visszapattan a kijelölt pontra. )
Földönkívüliek tehát nem utaznak lineáris módon a világűrben; a tér és idő
valóban meghajlik és követi az eltorzított teret, mikor visszahúzódik (
visszapattan ).
Az egyik fő földönkívüli közlekedési mód, az egész bolygó felszínén, hogy ők
lényegében egyensúlyoznak azon a gravitációs mezőn, melyet a gravitációs
generátoraik állítanak elő, és az űrhajójuk úgy lovagol hullámként rajta,
mint ahogy a parafa sodródik az óceán hullámain. Ám ebben az üzemmódban a
csészealj mozgása nagyon instabil és az időjárás által is nagyon
befolyásolható.
A másik közlekedési mód, mellyel hatalmas távolságokat tudnak megtenni, nem
igazán alkalmazható olyan erős gravitációs mezőben, mint amilyen a Földé,
mert ehhez először is az űrhajójukkal oldalukra kell dőlniük, még általában
kinn az űrben, és csak ezután tudnak a térben gravitációs generátorok
segítségével a kívánt pontra összpontosítani, és így a világűrben
továbbmozogni ( teret ugrani ).
Ha most elképzeled a világűr terét, mint valami hatalmas szövetet és ebben a
fénysebesség-gyorsasággal mint felső határsebességgel való utazást, még
ilyen sebességével haladva is legtöbbször nagyon soká tartana az út A
pontból B pontba jutni. Ennél nagyobb sebességgel ugyanis ebben az
univerzumban nem mehetsz. Létezniük kell ezért párhuzamos univerzumoknak is,
bár lehet, hogy az ottani törvények különböznek a miénktől, de mindenkinek,
aki ott van, be kell tartania ezeket a szabályokat.
( Megj: ez a megfogalmazás nem teljesen pontos, mivel a mi nagyon alacsony
fénysebességhatárunk nem az egész Univerzumunkra érvényes, csak a 3D-s
durvaanyagi kozmoszunkra – Bob Lazar, úgy néz ki, sok szélesebb látókörű
tudós kollégájához hasonlóan még a magasabb dimenzionális lehetőségeket
legfeljebb csak egy paralel-univerzumnak képes tulajdonítani, miközben nem
tudnak vagy még nem akarnak tudni róla, hogy saját Univerzumunk is
multidimenziós, vagyis a fénysebességhatár is egy relatív érték, mely az
adott dimenzionális világ közvetítő közegének a plaszticitásától függ! )
Tény, hogy a gravitáció eltorzítja a teret és az időt. Képzeljük el, hogy
egy űrhajóban ülünk, amely maga is képes erős gravitációs mezőt létrehozni.
Bárhol vagyunk, csak bekapcsoljuk a gravitációs generátort, meghajlítjuk a
teret és az időt és összehajtjuk. Ha kikapcsoljuk a generátort, csak
egyetlen kattanás és máris hatalmas távolságokra vagyunk a kiindulási
pontunktól, de az idő közben mozdulatlan maradt, mert lényegében
kikapcsoltuk.
Viszont ugyanez kívülről láthatatlanná teheti az űrhajót: lehet, hogy
egyenesen felnézel rá, és ha a gravitációs generátorok megfelelő
konfigurációban vannak, csak az égboltot látod a fejed felett, de az űrhajót
nem! Így fordulhat elő az, hogy ott van egy csoport ember és csak azok
látják, akik pont alatta állnak, a többiek, akik tőlük balra vannak, száz
lábnyi távolságban, nem látnak semmit. Attól függ, hogy a mező merre hajlik.
Szintén ez magyarázza azt a jelenséget is, hogy az űrhajó eltűnik, mikor
nagy sebességgel 90 fokos fordulatot tesz: mi csak a tér és az idő
elfordulását látjuk, nem pedig a valóságos eseményt.”
2. A csészealj meghajtásáról
Egy üreges központi cső vezet az űrhajó közepéig, ez az üregrezonátor – ez
közvetíti a gravitációs hullámot. Az alsó része az antianyag-reaktorhoz
csatlakozik, ami tulajdonképpen egy félgömb az űrhajó fenekén. A központi
oszlop vagy üregrezonátor az űrhajó tetejéig nyúlik és fölfelé szívóhatást
fejt ki, ezzel hozza mozgásba a reaktort.
„Maga a reaktor” – mondja Bob Lazar – “körülbelül kosárlabda nagyságú: egy
kis lemezen fekvő félgömb. Nem melegszik fel. Furcsa mező keletkezett
körülötte, mikor működésben láttam. Meg lehet lökni, olyan, mintha két
egynemű mágneses pólust próbálna az ember egymás felé közelíteni. Ez egy
bizonyos reakción keresztül egyfajta gravitációs mezőt hoz létre, ami nem
teljesen érthető…
Az üzemanyag még furcsább: a periódusos rendszerben ez lenne a 115. elem.
Azt már régóta feltételezték, hogy a 113-114. körül újra szilárddá válnak az
elemek… ez ugyanis egy szilárd elem.
Az elemek protonok és neutronok „bűvös” kombinációjából állnak össze*, és
itt pontosan ezt használják fel. Protonokkal bombázzák a 115. elemet, így
megkapják a 116.-t, amely aztán kiengedi az antianyagot és reakcióba lép az
anyaggal egy úgynevezett annihilációs reakcióban. Ekkor úgy tűnik, hogy egy
száz százalékosan hasznos termoelempár keletkezik, ami energiát szolgáltat
és valamilyen állandó gravitációs hullámot, amely felfelé terjed az
üregrezonátorban, ezután ezt a hatalmas mennyiségű energiát fel tudják
használni a céljaikra.
Azonban az űrhajó maga nem hoz létre antigravitációs mezőt, ahogy ezt többen
feltételezték. Ez egy gravitációs mező, amely a jelenlegivel nincs egy
fázisban; ez ugyanolyan gravitációs hullám, mint amilyet mi ismerünk. A
fázisai 180 és 0 fok között váltakoznak és longitudinálisan terjednek.
A 115. elem nem létezik a Földön és szintetikus úton nem is állítható elő,
mivel ez egy szupernehéz elem. Viszont más naprendszerekben, főleg
kettőscsillag-rendszerekben ez az elem valószínűleg gyakoribb.
Már egy relatíve könnyebb elem, a 103-as előállításához is hatalmas
mennyiségű pénzre van szükség, de ehhez is egy még könnyebb elem kell,
amelyet a részecskegyorsító berendezésben protonokkal kell bombázni,
atomjaira bontani, és mindez rengeteg időbe telik és csak néhány
milligrammnyi anyagot kapunk a végén.”
Bob Lazar később elárulta, hogy az általa vizsgált repülő korong ennek a
115. elemnek a 223 grammját használta fel. Szigorúan titkos kutatási célokra
a 115. elemből még 500 fontnyi ( kb. 230 kg ) áll rendelkezésre. Az anyag
színe narancssárga és Bob szerint meglehetősen nehéz.
*A nukleonok valójában szabályos szakrális geometriai elrendeződést követnek,
ahogy ezt már Sindely László és Dániel ( apa és fia ) legalább 15 éve
felfedezte ( Sindely Lászlónak ez a 2001-es “klasszikus” előadása az alábbi
videóban kb. 1 óránál kezdődik ):
+ Bob Lazarnak immár legendássá vált története:
Uzay-zaman ve yerçekimi jeneratör bükme
için Bob Lazar UFO açıklamalar
Yazar: Spiritüalist UFO araştırmacısı
İlk uçan daireler kauçuk levha uzay-zaman manipülasyon konumlandırılması
sırasında meydana Bob Lazar'ın örneği açıklıyor:
"Yabancılar uzayda şu anda varsayalım, ve üç fincan tabağı (uçan daire)
yerçekimi jeneratörün varlığı gitmek istediğiniz uzayda bir noktaya
odaklanmıştır.
Ve şu ne, anlayış dünyevi bir benzetme oluşturmanız gerekir:
Diyelim ki, bu taş olduğu, ince bir lastik levha alın ve, gibi, sac
tablonun rászegeled köşesini biter böylece masanın üzerine sürükleyin, ve
sonra büyük bir taş alıp bir köşeye kauçuk battaniye kaplı masa koymak ve
sizin uzay gemisi, ve sonra "uzay gemisi" gitmek istediğiniz masanın
üzerinde bir öğeyi seçin - bu nokta masada herhangi bir yerde olabilir - ve
sonra parmaklarınızla sayfasında seçilen noktaya götürün ve tamamen "uzay
gemisi" layık çekin.
Şu anda size araç gerilmiş kauçuk gidelim olduğunu, "uzay", taşa yerçekimi
jeneratörü (ler) kapatın çünkü bu, UFO hareketi karakteristik sırrı,
belirlenen nokta yerine oturmuş olacak!
(Spiritufó Not: yerçekimi jeneratörleri kapalı iseniz, araç an, ağırlık /
kütle değil, ve bükülmüş alanı ile seçilen öğeyi saptırarak anlamına gelir.)
Böylece, bir lineer tarzda dış uzay seyahati gelen yabancılar; Gerçekten
bükümlü ve çarpık alanı takip etmek zaman ve uzay, zaman geri hareket (geri
tepme).
Ana dünyadışı taşıma modunda biri, onlar sürüklenen okyanus dalgaları
üzerinde bir mantar gibi, bunun üzerine bir dalga binmek onlar aslında
yerçekimi jeneratörler tarafından üretilen yerçekimi alanını ve uzay aracı
dengeleme gezegenin tüm yüzeyi. Ama bu modda çok istikrarsız ve çok fincan
hareket hava tarafından da etkilenebilir.
Bu eğimli yanlarına ilk uzay aracı olabilir çünkü muazzam mesafeler onlar
gerçekten, gibi Dünya'nın, güçlü çekim alanına geçerli değildir hangi ulaşım
diğer modu, genellikle uzayda var ve bunlar daha sonra kullanarak uzaysal
gravite jeneratörler olabilir istediğiniz odak noktası, ve böylece uzay
továbbmozogni (atlamak için boşluk).
tovább mozogni : hareket, geçmek, taşımak
Biz bile birlikte böyle hızı ile dev bir doku gibi ve hız sınırı üzerinde
ışıktan hızlı yolculuk hızı uzay boşluk, hayal Eğer çok sık B. noktadan
noktaya A almak için çok uzun bir yol almak Daha yüksek hızlarda, bu evrende
gidemem çünkü. Bu nedenle bizimkinden farklı yasalar olduğunu olabilir, ama
orada herkes, bu kurallara uymak zorundadır rağmen, paralel evrenler
olmalıdır.
Işığın çok düşük hızı var çünkü bizim kütüphane tüm evrenin bizim dikkat
geçerli değilse, bu ifadeler tamamen doğru değil, ama 3D kaba malzeme kozmos
- Bob Lazar, en fazla da yüksek boyutlu olanakları geniş bilgin meslektaşım
bir sürü gibi görünüyor: (Not onlar hatta onların evren çok boyutlu olduğunu
bilmek istemiyorum edemez ise, bir paralel evren atfetmek mümkün, yani ışık
limit hızı orta boyutlu dünya verilen göreli değer, plastisite genler
bağlıdır değildir!)
Yerçekimi uzay ve zaman bozan gerçeği. Düşünün bir, güçlü yerçekimi alanını
kurma kendisi yetenekli bize bir uzay gemisi, bu. Biz her yerde, sadece uzay
ve zamanın bükülmesi ve katlanmış, yerçekimi jeneratör açın. Eğer jeneratör,
sadece tek bir tıklama kapatın ve pontunktól başlayan büyük mesafeler, ama
aslında kapalı, çünkü bu süre içinde hareketsiz kalmış.
kiindulási pontunk tól : sayfamızın başlangıç noktasından itibaren
Ancak, aynı uzay dışarıdan görünmez olabilir: Ona bakmak olabilir ve
yerçekimi jeneratörler uygun yapılandırma iseniz, sadece başınızın üstünde
gökyüzünü değil, gemiyi görebilirsiniz! Yani bir grup insan olduğunu ne, ve
sadece bu noktalara erişmek kim altındadır ve bunların kalan kalan, bir yüz
metre uzakta, onlar bir şey göremiyorum. Bu bükülür alanına bağlıdır.
Ayrıca ", fenomen uzay yüksek hızda 90-derecelik dönüş yapar. Biz sadece çok
gerçek olay daha, uzay ve zamanın dönüşünü görmek kaybolur olduğunu açıklar
2 fincan tarafından desteklenmektedir
Geminin ortasında giden içi boş bir merkezi tüp, bu kavite (oyuk, boşluk) -
bu gravity dalga taşır. Reaktörün alt kısmı aslında geminin bir yarı
küre alt olan anti madde vardır. Merkezi sütun veya uzay aracı boşluğu ve
emme etkisi üstüne (en üstüne, en yukarı) gider, bu harekete reaktörü
ayarlayın.
"Sen reaktör konum" - Bob Lazar diyor - "basketbol küçük bir tabak
yatan/yatarken yarıkürenin boyutu hakkında. Isınmıyor. Ben operasyon
gördüğümde garip alan etrafında oluşturulan. Bu birbirine yanaşmaya
çalışırken insanların iki manyetik kutup bir tür gibi, sizi zorlayabilir.
Bu, belirli bir reaksiyon ile yerçekimi alanları bir tür tam olarak
anlaşılmamıştır oluşturur ...
Yakıt bile yabancı: periyodik tablo, bu 115 unsuru olacaktır. O kadar uzun
113-114 varsayılmıştır.elemanları yeniden katılaşan etrafında olacak ... Bu
bir katı bir elementtir.
Piller * bir proton ve nötronlar "sihirli" birleşiminden oluşur ve tam
olarak bu kadar kullanılır. 115 elementlerin proton ile bombardıman, böylece
daha sonra yayınımları ve antimadde imha reaksiyonu olarak bilinen bir madde
ile reaksiyona t-116, olsun. Bu durumda, bundan sonra da, bu enerji çok
miktarda uçlarını kullanarak, boşluğun içine kadar uzanan bir sürekli ve
yerçekimi dalga enerjisi sağlayan, yüzde yüz faydalı termo oluşturulmuş
olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak, uzay aracı kendisi anti-yerçekimi alanı yaratmaz, birçok üstlendi.
Bu, mevcut ile aynı fazda olmayan bir yerçekimi alanı; Bildiğimiz gibi zaten
bu aynı yerçekimi dalgası,. Kademeler 0 ile 180 derece arasında değişir ve
boylamasına uzanır.
115 yeryüzünde yok ve süper ağır element olarak değil, sentetik olarak
hazırlanmaktadır. Ancak, diğer güneş sistemleri, özellikle ikili yıldız
sistemlerinde, bu eleman daha sık olması muhtemeldir.
Zaten para çok büyük bir miktar nispeten kolay bir öğenin, 103 üretmek için
gerekli, ancak bu bomba olmak için, olması için daha kolay bir öğe olduğunu,
atomik parçacık hızlandırıcısı proton ayrılmıştır kategorileri ve bu o çok
zaman alır ve malzeme sadece bir kaç miligram oldu son. "
Bu 115 elemanı 223 gram kullanılan olarak değerlendiriyor Bob Lazar
sonra bu uçan diski ortaya çıkardı. En gizli araştırma amaçlı bile 500 £
(yaklaşık. 230 kg) 115 parça mevcuttur.Turuncu maddenin rengi ve Bob oldukça
zordur.
* Kutsal nükleonları aslında bu olmuştur László Sindely ve Daniel (baba ve
oğul) keşfetti (aşağıdaki videoda Sindely Laszlo'nun 2001 "Klasik" tanıtım
yaklaşık bir saat sonra başlar.) Yolu düzenli geometrik düzeni takip azından
15 yıl:
+ Bob Lazaro zaten efsanevi bir hikaye haline gelmiştir:
-------------------------------------------------------------------------
Is there a way to prove any part of his story? Maybe. In
1989, Lazar claimed the ET saucers he worked on could produce their own
gravity. This propulsion was made possible by a superheavy substance Lazar
called Element 115. What is the problem with this story? Element 115 did not
exist in 1989. Now, however, it does.
Onun hikayesi herhangi bir bölümünü kanıtlamak için bir yolu var mı? Belki.
Lazar ET uçan dairelerinin kendi yerçekimlerini üreterek çalıştıklarını
iddia etti. Bu tahrik sistemi element 115 denilen süper ağır bir maddenin
kullanımına dayalıdır.
Scientists at the Lawrence Livermore Lab created a miniscule
amount of 115 last year. A profound development, but the material decayed
almost instantly. So where did the government get 500 pounds of the stuff,
which is what Lazar claimed long ago?
Lazar says, "It has to come from some place where it's natural, like from a
super nova."
In other words, it comes from a solar system other than ours. Lazar's
critics say the fact that 115 as created in a lab is unstable and fleeting
proves Lazar is a liar. Lazar says the first batch was only a starting point
and that he will be proven right in the long run.
"I'd like to see them continue to work and produce different isotopes of 115
because they're gonna come up with a handful of different varieties and
they're gonna come up with a stable isotope, and that's what we're
interested," he countered.
Lawrence Livermore Laboratuarında bilim adamları 115 geçen yıl bir minik
miktarda yarattı. Bir önemli gelişme, ama neredeyse malzeme anında bozunmuş.
Peki Lazar hükümetin elinde 500 kilo element 115 in ham şekilde
bulunduğundan bahsetmişti? Lazar bunun (element 115) dünyada doğal olarak
olmadığından ve ancak bir süper nova bölgesinden, ikili yıldız sistemindeki
bir gezegenden doğal olarak getirilmiş olması gerektiğini söylüyor.Diğer bir
deyişle , bu bize başka bir güneş sisteminden getirilmiş olmalı.
Lazar element 115 in farklı izotoplarını üreterek istikrarlı (radyoaktif
olmayan) bir element 115 atomuna ulaşılabileceğini ifade ediyor.
According to Lazar, the saucer flies using "gravity
amplifiers" to create "an intense gravitational field" that could "distort
space/time", "bringing the destination to the source and allowing you to
cross many light years of space in little time". The power to do this is
generated in the craft's reactor, which is fuelled by ... Element 115.
Lazar göre, daire (disk), "uzay / zaman deforme" olabilir "yoğun bir
yerçekimi alanı" yaratmak için "yerçekimi amplifikatörleri" kullanarak
"kaynağına hedefi (varış noktanızı) getiren ve az zaman alan pek çok
ışık yılı geçmesine izin" uçar . Bunu yapmak için güç tarafından ... Eleman
115 körüklemektedir (yakıt doldurulur) diskin reaktör, oluşturulur/üretilir.
Lazara göre element 115 tarafından üretilen güç sayesinde yerçekimi
amplifikatörleri kullanılarak disk çevresinde yoğun bir
yerçekimsel alan yaratılır. Böylece uzay/zaman deforme edilerek varış
noktası yani A ve B olarak başlangıç ve varış noktası olarak iki nokta
düşünürsek B noktası uzay/zaman bükümü ile A noktasına doğru gelir.
Böylece araç kısa zamanda büyük mesafeleri geçebilir.
Description of Interior : The interior of the disc is divided
into three levels. The lower level is where the three "gravity
amplifiers" and their wave guides are
located. The reactor is located directly above the three gravity amplifiers
on the centre level and is centered between them. This center level of the
disc also houses the control consoles and seats, both of which are too small
and too low to the floor to be functional for adult human beings. The walls
of the centre level are all divided into archways. At one point in time,
when the disc was energized, one of the archways became transparent and you
could see the area outside of it just as if the archway was a window.
İçişleri Açıklama: Diskin içi üç seviyeye ayrılmıştır. Üç "yerçekimi
amplifikatörleri" alt seviyededir ve reaktörün üstünde uzanan
dalga kılavuzu yerleştirilmiştir. Reaktör,
doğrudan orta düzeyde üç yerçekimi amplifikatörleri üzerinde yer almaktadır
ve bunlar arasında ortalanır. Diskin bu merkez düzeyi yetişkin insan için
işlevsel değildir ortam çok küçüktür ve tavan yüksekliği azdır.Burası
reaktöre ve oturma koltuklarına ev sahipliği yapmaktadır. Orta düzeyde
duvarlar kemerle ayrılır. Disk çalıştığında, kemerli yapının bir bölümü
şeffaf olur ve sadece kemerli yapıda bir pencere sanki bunun dışında alanı
görebiliyordu.
The disc's reactor uses a fuel which does not occur naturally
on Earth. This fuel is a super-heavy, stable, element with an atomic number
of 115 and does not appear on our periodic chart. Element 115 has a twofold
purpose : First, it is the source of a gravity wave that is unknown
to Earth's scientists, the "Gravity A" wave.
Second, it is the source of the anti-matter radiation which is reacted to
provide power.
Diskin reaktörü yeryüzünde doğal oluşmayan bir yakıt kullanır. Bu yakıt 115
atom numarasına sahip süper ağır, kararlı, eleman ve bizim periyodik tabloda
görünmüyor. Eleman (element) 115 iki amacı vardır: Birincisi, Dünya'nın
bilim adamları için bilinmeyen "Gravity A"
dalga bir yerçekimi dalgası kaynağıdır. İkinci olarak, güç temin
etmek üzere reaksiyona sokulur ve anti-madde radyasyonun kaynağıdır.
The Gravity A wave eminates (emanates) from the nucleus of
Element 115 and actually extends past the perimeter of the atom. The
propulsion system of the disc amplifies and focuses this Gravity A wave to
cause space/time to bend, much like space/time bends in the intense
gravitational field of a black hole. The ability to direct gravity to cause
space/time distortions allows the disc to cross vast expanses of space/time
without travelling in a linear mode at a high rate of speed.
emanates: sızmak, çıkmak, yayılmak, doğmak, kaynaklanmak
Yerçekimi dalgası element 115'in çekirdeğinden yayılır yani element 115
atomunun çevresinden ötesine uzanır.
disk amlifikatörlerine dayalı bir itiş sistemi.
ve uzay/zamanı bükmek için bu yerçekimi A dalgası odaklanır.
uzay/zaman bir karadelik gibi yoğun çekim alanında çok fazla eğrilir.
doğrudan uzay/zaman bozulmasına neden olan yerçekimi etkisini sağlar.
doğrusal modda seyahat olmadan, düşük hızlarda büyük uzay/zaman mesafelerini
geçebiliriz.
Inside the reactor, the Element 115 is transmuted to Element
116 which is unstable and immediately decays releasing antimatter. The
antimatter is reacted with gaseous matter which causes a total annihilation
reaction, the 100 percent conversion of matter to energy. The heat from this
reaction is converted to electrial energy by a solid state, near 100 percent
efficient thermoelectric generator. It is this energy that is used to
amplify the Gravity A wave.
Delta Configuration:
This mode of travel is one of the two methods of propulsion used by the disc.
In this mode, the disc's gravity amplifiers are in the "delta configuration"
and are pulsed sequentially in a rotational pattern. This amplified Gravity
A wave is so powerful that the only natural occurring source of gravity that
could cause space/time to distort this much would be a black hole!
Omicron Configuration:
The other mode of travel is the "omicron configuration" and is used for
short range travel near a source of gravity such as a planet or star. When a
disc travels near another source of gravity, like Earth, the Gravity A wave,
which propagates outward from the disc, is phase shifted into the Gravity B
wave, which propagates outward from the Earth, and this creates lift. The
gravity amplifiers of the disc can be focused independently and they are
pulsed and do not stay on continuously.
Element 115 used as the fuel and gravity source.
Element 115 yakıt ve yerçekimi A dalgası kaynağı olarak kullanılır.
Ç.BAL: Aslında baktığımız zaman aküler, pillerde bir çeşit elektrik üreten
reaktörler gibi düşünülebilirler. Antimadde reaktörüde kendi içinde
yüksek ısıl enerjiyi bir şekilde elektiriğe çevirmektedir. Birisi kimyasal
reaksiyonlarla elektrik üreten bir sistem diğeri ise nükleer bir reaksiyonla
elektirik üreten bir sistem.
------------------------
1 fit = 30,48 cm
Bob Lazar: ampflikatörlerin çapı iki fitti... uzunluğu dört fit... reaktörün
büyüklüğü...

Reticulan craft and propulsion system
use gravity A & B : yerçekimi A & B kullanımı
68 sayfalık belgelerde yerçekimi A & B kullanımı ve UFO nun uçuşunu mümkün
kılan yeryüzünde olmayan element 115 ten bahsediliyor.
yerçekimi amplifikatörleri : yerçekimi yükselteçleri.
He was also taught how the discs are able to distort
space/time to achieve interstellar travel.
Diskler yıldızlararası seyahat edebilmek için
uzay/zaman'ı deforme ediyorlar.
In these reports Bob read information about man's history and
philosophy and theology and the part that these aliens, who brought the disc
technology, played in these areas. Much of this information was alarming,
even shocking, and it has certainly changed my life. This information,
combined with the defense capabilities and possibilities of
disc technology and gravity propulsion , has
caused this to be the most secret program in history and THE pet project
which the military and political elite have kept from the rest of the DOD
and, for that matter, the rest of mankind.
flying discs and he was back engineering the propulsion
system.
uçan disklerin sevk sistemine ait geri mühendislik (tersine mühendislik)
He said that he was working at S4 on flying discs
O uçan disklerin üzerinde S4 'te çalışıyordu
gravity propulsion and disc technology.
yerçekimi tahrik ve disk teknolojisi.
Inside that tower is a chip of Element 115 they just put in
there. That's a super-heavy element. The lid goes on top.
Üçgen şekilli bir kıymık yada çentiği andıran element 115 kulenin (reaktör
tüpü) içine konur. Bu bir süper ağır elementtir. Sonra kapak üstüne
kapatılır..
115 sets up a gravitational field around the top.
element 115 üst ve etrafında bir çekim alanını kurar.
That little wave guide you saw being put on the top: it
essentially siphons of the gravity wave,
and that's later amplified in the lower portion
of the craft.
That little wave guide you saw being put on the top:
reaktörün üstüne konulu vaziyette görülen küçük dalga kılavuzu
Aslında yerçekimi dalgası kapalı akış borusunda
(dalga kılavuzu) ve daha sonra geminin alt kısmında
güçlendirilmiş(yükseltilmiş) oluyor.
[ Knapp:
How is this anti-matter reactor connected to gravity
generation that you were talking about earlier?
Lazar:
Well, that reactor serves two purposes; it provides a tremendous amount of
electrical power, which is almost a by-product. The gravitational wave gets
formed at the sphere, and that's through some action of the 115, and the
exact action I don't think anyone really knows.
The wave guide siphons off that gravity wave, and that's channeled above the
top of the disk to the lower part where there are three
gravity amplifiers, which amplify and direct
that gravity wave.
Knapp:
In essence creating their own gravitational field.
Lazar:
Their own gravitational field. ]
Knapp:
Nasıl bu anti-madde reaktör daha önce bahsettiğin
yerçekimi üretecine (yerçekimi yükselteci) bağlanır?
Lazar:
Eh, bu reaktör iki amaca hizmet eder; neredeyse bir yan ürün olan elektrik
gücü muazzam miktarda sağlar.Yerçekimsel dalga küre oluşmuş, ve bu 115 bazı
eylem yoluyla, ve tam eylem Ben kimsenin gerçekten bildiğini sanmıyorum
alır.
Dalga kılavuzu yerçekimi dalgasını kapalı akış borusu, ve yükseltmek ve bu
yerçekimi dalgası doğrudan üç yerçekimi yükselticiler
vardır nerede alt kısmına diskin üst kısmına kanalize ediyor.
(yerçekimi dalgası diskin üst kısmındaki dalga kılavuzuna doğru vede
yükseltilmek için diskin altındaki üç yerçekimi amplifikatörüne
doğru kanalize ediliyor/yönlendiriliyor.)
Knapp:
Özünde kendi çekim alanını yaratıyor.
Lazar:
Kendi yerçekimi alanı.
Knapp:
So you can produce your own gravity. What does that mean? What does that
allow you to do?
Lazar:
It allows you to do virtually anything. Gravity distorts time and space. By
doing that, now you're into a different mode of travel, where instead of
traveling in a linear method -- going from Point A to B -- now you can
distort time and space to where you essentially bring the you almost bring
your destination to you without moving.
Knapp:
Yani kendi yerçekimi üretebilir. Bu ne anlama geliyor? Bu ne yapmak izin
vermiyor?
Lazar:
Bu hemen hemen her şeyi yapmanıza olanak sağlar. Yerçekimi zaman ve mekan
bozar. - - A dan B noktasına gidiyor - - Bunu yaparak, şimdi yerine
doğrusal yöntemle seyahat seyahat, farklı bir moduna konum aslında getirmek
nerede şimdi siz zaman ve mekan bozabilir neredeyse sizin yanınızdaki
getirmek hareket ettirmeden hedef.
( uzay/zamanı bozarak neredeyse hareket etmeden gidilecek
B noktasını bulunduğumuz A noktasına getirmek mümkün. )
Lazar:
Well, that reactor serves two purposes; it provides a tremendous amount of
electrical power, which is almost a by-product. The
gravitational wave gets formed at the sphere, and that's through some
action of the 115, and the exact action I don't think anyone really knows.
Lazar :
Eh, bu reaktör iki amaca hizmet eder; neredeyse bir yan ürün olan elektrik
gücü muazzam miktarda sağlar.Birde küresel yerçekimsel
dalga formu oluşturur.
Bob Lazar claims that the atomic Element 115 served as a
nuclear fuel. Element 115 (temporarily named “ununpentium” (symbol Uup)
reportedly provides an energy source which would produce anti-gravity
effects under proton bombardment, along with antimatter for energy
production. As the intense strong nuclear force field of Element 115′s
nucleus would be properly amplified, the resulting large-scale gravitational
effect would be a distortion or warp of space-time that would, in effect,
greatly shorten the distance and travel time to a destination.
Bob Lazar atom Eleman 115 nükleer yakıt olarak hizmet ettiğini iddia ediyor.
Eleman 115 (geçici "ununpentium" adlı (sembol UUP) bildirildi enerji üretimi
için antimadde ile birlikte, proton bombardımanı altında anti-yerçekimi
etkileri üretecek bir enerji kaynağı sağlar. Eleman 115 çekirdeğinin yoğun
güçlü nükleer kuvvet alanı olacak gibi düzgün güçlendirilmiş, çıkan büyük
ölçekli yerçekimi etkisi, etkisi, büyük ölçüde bir hedefe mesafesi ve
seyahat süresini kısaltmak verecek bir bozulma ya da uzay-zaman
eğriliği/bükülmesi olacaktır.
Using REVERSE ENGINEERING technology these UFOs were
researched. LAZAR stated the space probe on which he worked creates its own
gravitational pull and can pull the fabrics of space and time towards it.
TERSİNE MÜHENDİSLİK teknolojiyi kullanarak bu UFO'lar araştırılmıştır. LAZAR
o çalıştı hangi uzay aracı, kendi çekimsel bir alanını oluşturur ve buna
karşı uzay ve zamanı bir kumaş yapısına indirgeyebileceğimizi belirtti.
Another point proving his claims true is the element 115 of
periodic table. LAZAR had also claimed to work on an element with an atomic
weight of 115, which allowed the space crafts to warp
space and essentially pull the desired destination to the space ship.
In simpler terms – time travelling, travelling long distances in a blink of
an eye. This method of travel allegedly enabled aliens to travel vast
distances with minimal 3D movement. And matter of fact is, this element was
still not found in our world when LAZAR made his claims. The discovery of
this element was done in 2003! It was named UNUNPENTIUM.
The same element served as fuel in space crafts!!
In 1989 LAZAR gave first of his interviews on special report on LV TV.
Onun iddiaları doğruysa kanıtlayan bir diğer nokta element 115 in periyodik
tablonun bir unsuru olduğudur. LAZAR ayrıca uzay gemisi alanı
bükülmesi/eğrilmesi ve aslında uzay gemisi için istenen hedefe çekilime izin
verir 115 bir atom ağırlığı ile bir öğe üzerinde çalışmaya iddia etmişti.
Daha basit terimlerle - zaman bir göz açıp kapayıncaya kadar uzun
mesafelerde seyahat, seyahat. Bu seyahat yöntemi, iddiaya göre asgari
3D hareketi ile büyük mesafelere seyahat edebilmeyi yabancılar sağladı.
LAZAR iddialarını yaptığında Ve aslında meselesi, bu eleman hala dünyada
bulunamadı elde edilemedi. Bu elemanın keşfi 2003 yılında yapıldı! Bu
UNUNPENTIUM seçildi.Aynı eleman 115 uzay
gemisine yakıt olarak hizmet vermektedir !! 1989 yılında LAZAR LV
TV'de özel raporla ilgili görüşmeler ilk verdi.
About the complexity of the technology, it appears to be
incredibly simple, at least in terms of mechanical complexity. The key
factors are the extreme conditions that the materials are exposed to, and
the assumption that it is possible to distort space/time
while beating speed of light, or by creating radiation pulses way
beyond the electromagnetic spectrum.
ışığın hızlı palsleri (vuruşları) ile yada elektromanyetik spektrumun
belli bir titreşimindeki radyoaktif bir ışınımla (böyle bir elektromanyetik
puls/darbe yaratımı ile) uzay/zaman bozulması
mümkün olabilir mi?
uzay / zamanı çarpıtmanın mümkün olduğunu...
uzay/zamanın maruz kaldığı değişik koşullar altında bir uzay/zaman bükülmesi
sözkonusu olabilir.
How does the gravity amplifier work in the ' sport model '
ufo? Some time ago, Bob lazar claimed he worked at Area 51 between
1988 and 1989 back-engineering alien spacecraft. He explains what he knows
about how these craft work in interviews, and his articles, which can be
found by typing ' sport model ufo' on google. The basic idea is that the
craft utilizes the superheavy element 115 to access a gravity wave and
amplify it to bend space-time itself, kind of like warp drive in star trek.
This is done in a reaction where a proton is fired at an element 115 atom,
which creates element 116. This element is unstable and decays in a way
humans have never seen. It releases antimatter, which is then channeled down
a tube and reacts with a gaseous matter target. The reaction produces an
enormous amount of heat, which is converted into energy in a thermoelectric
generator. Energy isn't even the primary function of the reactor. The
transmutation of element 115 into 116 and the antimatter flux is what access
the gravity wave in these superheavy elements, which is then amplified to
bend space-time for space travel. Although the craft isn't traveling faster
than light, it is moving space at a rate faster than light, pulling its
destination towards it. Therefore it can cover vast distances of space in
very little time. The articles and interviews with bob lazar, however, state
that the craft uses wave guides to guide the gravity waves and gravity
amplifiers to amplify the waves. Does anyone with any knowledge in this area
understand how this works? How are the waves amplified? Is it
electromagnetism? How about the waveguides?
Sport model ufo nun yerçekimi amplifikatörleri nasıl iş görür(nasıl çalışır)
?
Bob Lazar 1988 ve 1999 yılları arasında area 51 de yabancı uzay aracı (alien
space craft) üstünde tersine mühendislik çalışması yaptığını iddia
etti.Temel fikir gemide süper ağır bir element (element 115) kullanılarak
star trek warp sürüşü gibi uzay/zamanın kendisini eğmek için bir yerçekimi
dalgasına erişmek ve o dalgayı yükseltmek!
Bir proton ile element 115 atomu bombalanır.Element 115 atom çekirdeği ile
kaynaşan protonlar ile element 115 element 116 denen bir elemente dönüşür.Bu
dönüşüm esnasında kararsız bir durum ortaya çıkar ve radyoaktif bir bozunum
meydana gelir.Bu bozunum esnasında bir çift karşıtmadde serbest
bırakılır.Tüp ucundan reaktör tabanına doğru yönlendirilen, kanalize edilen
karşıt madde partikülleri gaz halindeki hedef madde ile reaksiyona girerek
termonükleer bir patlamaya neden olur. Ortaya çok büyük bir ısı ve enerji
çıkar. Reaktör bir çeşit termo-elektrik jenaratörü gibi iş görerek büyük
miktarda ısıyı elektrik enerjisine dönüştürür. Elektrik üretmek reaktörün
birincil işlevi değildir. Uzay seyahati için bir uzay/zaman bükülmesine
ihtiyaç vardır. Element 115 element 116 ya dönüşürken bu süper ağır
elementler içindeki yerçekimi dalgasına( gravity A dalgası) erişilir ve bu
dalga yükseltilir.
Gemi ışıktan hızlı olmamasına rağmen gidilecek B noktası hedefi A
noktasındaki gemiye doğru yaklaşarak (bir uzay/zaman bükülümü) aradaki
mesafelerin kısa zamanda geçilmesini sağlar.Bir uzay/zaman bükülümü
yaratıldığında hedef nokta uzay aracına doğru yaklaştırılmış olur.Böylece
çok kısa zamanda uzayın engin mesafeleri geçilebilir.
yerçekimi amplifikatörleri ve dalga kılavuzları ile dalgalar yükseltilip (amplifiye
edilip), güçlendirilip gemi dahilinde yönlendirilir ve kullanılır.
Bu alanda herhangi bir bilgisi olanlar bunun nasıl çalıştığını anlatabilir
mi ? Dalgalar nasıl çoğaltılır (güçlendirilir, yükseltilir)? Bu
elektromanyetik mi? Dalga kılavuzları nasıl çalışır, hakkında bilgisi olan
varmı?
According to Lazar, gravity is an actual wave and it comes in
two different forms. Gravity-B works on a macro scale and is the force that
holds us to the earth, the earth to the sun, and so on. Gravity-A, currently
labeled the strong nuclear force in physics, works on a micro scale, holding
together the mass that makes up subatomic particles. Though Gravity-A exists
in the nucleus of all atoms, accessing it is problematic — yet not
impossible, so says Lazar.
Evidently the craft is fueled for decades using only a 223-gram triangle-shaped
chunk of Element 115, known as Ununpentium or its periodic abbreviation, Uup.
This is a super-heavy and stable element in which the Gravity-A wave
radiates past the perimeter of the atom. It is plugged into the structure of
a small, on-board antimatter reactor. As Lazar explains, at the base of the
reactor is a mini-particle accelerator which accelerates protons, deflects
them up a small tube and then fires them into the nucleus of the atoms of
Element 115. This causes a transmutation of 115 into the unstable Element
116, which decays within a fraction of a second.
Two things then occur. First, the decaying 116 radiates miniscule amounts of
antimatter down a tuned tube towards a gaseous matter target. Once the
antimatter and matter collide, they annihilate, converting to 100% energy.
The heat from the reaction is converted into electrical energy in a near-100%
efficient thermoelectric generator, and this energy is utilized to power the
craft. Second, it accesses and releases the Gravity-A wave at the top of the
reactor and guides it through tuned tubes, much as microwaves are guided,
towards the three independently-positioned amplifiers or waveguides at the
base of the craft, each of which pulse in a rotational pattern and allow you
to focus the gravity-distortion.
In the craft Lazar claimed to work on personally, which he called the
“sports model,” there were three such waveguides. There were also two main
configurations or modes of travel these amplifiers enabled the craft to
operate in: omicron and delta.
The omicron configuration is used when the craft is within the gravitational
field of a planet or moon, as these gravitational fields serve as
interference that can be used to their benefit. As an example, one gravity
amplifier is aimed downward towards the earth, generating a gravity wave
similar to what the earth produces, but phase shifts the wave. A phase shift
from 0-90 degrees denotes the degree of repulsion, and 90-180 degrees
denotes the amount of attraction. In this way, the craft lifts, descends or
hovers like a raft atop a river.
Since only one gravity amplifier is required for hovering, the other two can
be either turned off or utilized for other purposes. They could be used to
make crop formations, as a beam weapon, or to lift up cattle or other things.
These other two waveguides can also be used to move the craft laterally.
Opposed to the style of our aircraft, which shoots something out the back in
order to propel it forward, the craft can swing the two waveguides in front
of itself, aim at a point a short distance away and create a distortion in
space. The craft descends into this slight depression in gravity and, in
tandem with the amplifier aimed downward and producing the lift, the craft
consequently “falls forward” infinitely, chasing the horizon of its own
distortion. Hence, as Paul Hill wrote in his book, Unconventional Flying
Objects: A Scientific Analysis: “they sit level to hover, tilt forward to
move forward, tilt backward to stop, bank to turn, and descend by
‘falling-leaf’ or ‘silver-dollar-wobble’ motions.” While it would appear to
the eyes of an external observer that the craft was stopping on a dime,
accelerating at fantastic speeds and making right-angle turns without
decelerating, this is all an illusion based on the invalid premise that the
craft is actually moving. The craft is actually stationary; it appears to be
moving because it is moving the fabric of space around itself through the
distortion it creates in gravity.
The more intense the gravitational field around the craft, the more intense
the distortion of space around the craft, and, since light bends under the
influence of gravity, the more intense its distortion as well. At the point
of maximum distortion in either Omicron or Delta configurations, the field
entirely envelopes the craft, causing light to bend around it like water
flows across the surface of a stone, with the light waves rejoining smoothly
behind the object. In short, the craft would be effectively invisible.
During maximum distortion in the omicron configuration, all three of the
amplifiers must be on and firing perpendicular to the center line of the
craft. Maximum distortion is a necessary condition in the delta
configuration, however, where the craft tilts up on its side and
triangulates all three of its waveguides on a target point some distance
from the craft. The space between the craft and the point of intersection is
then distorted at maximum intensity, effectively compressing or “folding”
the space between the craft and the target and pulling the target area
towards the craft. (Any creatures embedded in the space being folded are
unaffected, much as two dimensional creatures embedded with the universe
that would constitute a piece of paper note no affects when the paper itself
is folded, or even crumpled.) The craft then moves across the fold, turns
off the gravity amplifiers and is now at the target point. With this mode of
travel, navigation becomes an issue, and this cannot be circumvented with
elaborate star charts. Since gravity effects light, and there are gravity
effects from planets, stars and other objects in space, light does not
travel in a straight line. To jump great distances in a single fold would
therefore throw the craft far off course. To circumvent this, the craft
travel in zigzag-patterned jump points in order to maintain their sense of
position.
----------------------------------------------------------------
This is quite incorrect. Heavy elements - all elements
heavier than iron - are not formed during the normal life cycles of stars.
The only time when these nuclei are "cooked" is during the collapse and
subsequent explosion of supernovae.
The supernova explosion then spreads heavy elements throughout the galaxy.
For this reason, the abundances of heavy elements in any particular star
system depend NOT upon the properties of the current star, but on the
properties of the nearby stars of the PREVIOUS GENERATION!
"it does not require a supernova to create elements heavier than iron. Heavy
elements can also form in the cores of massive stars before they go
supernova".
What are the exopolitical implications of this given Lazar’s claims that
extraterrestrials use 115 for their propulsion systems?
If element 115 is naturally formed in the core of some
massive stars and element 115 is used in the propulsion system of
extraterrestrial races, then it would be fair to assume that some
extraterrestrials may have discovered how to mine stars of their heavy
elements to use as a propulsion fuel.
Indeed, extraterrestrials with sufficient knowledge in mining suns of
element 115 and other elements may be using this as part of an interstellar
trade. Indeed, such knowledge and possession of large quantities of 115 and
other elements may lead to interstellar conflicts over certain star systems.
Indeed, the Earth’s sun or nearby stars may have heavy elements that may
attract extraterrestrial races who seek to mine these precious natural
resources. We are now slowly moving to an understanding of how certain star
systems might be highly prized by extraterrestrial races that seek to gain
control and mine stars of heavy elements such as element 115.
With new advances in physics and astronomy, Bob Lazar’s information so
widely dismissed in the early 1990’s appears to have more relevance than
ever.
Süpernova patlamasının ardından galaksi boyunca ağır elementler yayılır. Bu
nedenle, herhangi bir yıldız sisteminde ağır elementlerin bolluğu mevcut
yıldızın özelliklerine bağlı DEĞİL bağlıdır, ancak önceki nesil yakındaki
yıldızlı özellikleri üzerinde!
Bu nedenle, galaksinin belirli bir bölgede yıldız sistemlerinin her ne
olursa olsun, bir yıldızın kütlesinin, yoğun elemanlarının esas olarak aynı
zengindi sahip olacaktır. Lazar olmasını iddia ettiği gibi eleman 115,
KARARLI ise, o zaman süpernova patlamalarında oluşturulmalıdır ve her yerde
var olmalı! "
"Bu. demirden daha ağır elementler oluşturmak için bir süpernova gerektirmez
onlar süpernova gitmeden önce Ağır elementler de büyük kütleli yıldızların
çekirdeklerinde oluşabilir".
Uzaylılarla onların tahrik sistemleri için 115 kullanmak bu verilen Lazar'ın
iddiaları exopolitical etkileri nelerdir?
Eleman 115 doğal 115 dünyadışı ırkların tahrik sisteminde kullanılan bazı
büyük kütleli yıldızların ve eleman çekirdek oluşmuş ise, o zaman bazı
uzaylılarla olarak kullanmak için ağır elementlerin nasıl maden yıldızlı
keşfetti olabilir varsaymak yanlış olmayacaktır bir tahrik yakıt.
Nitekim, eleman 115 ve diğer elementlerin madenciliği güneşler yeterli
bilgiye sahip uzaylılarla bir yıldızlararası ticaretinin bir parçası olarak
bu kullanıyor olabilirsiniz. Nitekim, bu tür bilgi ve 115 büyük miktarlarda
ve diğer elementlerin bulundurma bazı yıldız sistemleri üzerinde
yıldızlararası çatışmalara yol açabilir.
Nitekim, Dünya'nın güneş ya da yakındaki yıldız bu değerli doğal kaynaklar
benim etmeye dünyadışı yarışları çekebileceğini ağır unsurlar olabilir.
Şimdi yavaş yavaş belli yıldız sistemleri son derece gibi elemanı 115 gibi
ağır elementlerin kontrolü ve mayın yıldızlı elde etmeye dünya dışı ırklar
tarafından değerli olabilir nasıl bir anlayış hareket ediyor.
Fizik ve astronomi yeni gelişmeler sayesinde, Bob Lazar'ın bilgiler çok
yaygın erken 1990 yılında görevden zamankinden daha fazla alaka var gibi
görünüyor.
Antigravitációs
hajtómuvek ( Antigravity motorlar )

Space Craft & Element 115
Robert Lazar - Jak funguje UFO
Hiçbir
yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca
bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla siteden
alıntı yapılabilir.
© 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkiye/Denizli
Ana Sayfa /
Index /
Roket bilimi /
E-Mail /
Kuantum Fizigi
/ Astronomy
/
Time Travel Technology /
UFO
Galerisi / UFO Technology /
|
|