Gravity Control & Superheavy Elements

Element 115 ~ Space Travel ~ Gravitic Control

Area S4 Sport Model

Gravity Amplification: Yerçekimi büyütme/yükseltme/güçlendirme/çoğaltma/amplifiye etmek

amplitüd : genlik, dalga genliği, dalga şiddeti, büyüklük, çokluk

Genlik, periyot harekette maksimum düzey olarak tanımlanabilir...genlik, bir dalganın tepesinden çukuruna kadar olan düşey uzaklığın yarısıdır.Kavramın kullanım alanları...(ışık, elektrik, radyo dalgaları v.s.)

Titreşim, dalgalanma ya da salınım gösteren bir nesnenin söz konusu hareketinin, ortalama hareket değerine oranla en üst değeri; özellikle herhangi bir dalga şeklinin maksimum değeri; dalga genliği; genlik; amplitüd.

 

Anti-matter Reaction, Interstellar Craft

Bob Lazar tarafından tarif edildiği gibi Spor Model.

Mikrodalga Analoji/benzetme

Disc Gravity Field

 

Spor Model: Robert Lazar tarafından Açıklananlar.


dairesel bir dalga kılavuzu

bir dalga kılavuzu ve Enine Manyetik dalgalar


circular waveguide: dairesel dalga kılavuzu.

Enine manyetik dalgalar disk etrafında yerçekimi dalgası formunu alır.

cylindrical waveguides: silindirik dalga kılavuzları

sport model uçan daireyi çevreleyen küresel bir geometriye sahip dalga alanı (mikro dalga alanı gibi)

Bu dalgaların en rahatsız edici (yıkıcı/bozucu) tarafı sadece eliptik alanı dışında meydana gelmesi de ilginç. Bu bozulma, genellikle efsanevi(bilinen/sık gözlenen) sessiz parlak ışık üreten, disk çevresindeki havanın iyonize olması ile sonuçlanır.


Disk yüksek bozulma (distorsiyon) elde eder. Bu model enine kesitidir.


Diskin şekli, diskin üst dalga kılavuzu terminatörü(dalga yokedicisi/sonlandırıcı) ucundaki sonlandırma gravity dalgayı yukarı disk çevresinde yönlendirmek için tasarlanmıştır.

 

Bu, diskin üst tarafında sivrice dik duran duran bir "anten" dir.


[ This is the pattern cross-section when the disc achieves maximum distortion. The shape of the disc is designed to guide the gravity wave up and around the disc to terminate at the tip of the waveguide terminator on the top of the disc. This is the "antenna" like spike on the disc's topside. This effect takes place 360 degrees around the disc forming a donut like "gravity bubble" around the craft. ]


Disk etrafında çöreği andıran bir "yerçekimi balonu" oluşur.Bu etki disk etrafında 360 derece gerçekleşir. Bu hareketi sırasında (bu yerçekimi balonu oluştuğunda),disk göze görünmez. Orada olmasına rağmen, sadece arkasında gökyüzünü ya da araziyi görebiliriz.Çünkü disk altan ve üstten gelen ışığı çevresinde bükerek ışığın kendisine (diske) çarpmadan yoluna devam etmesine neden olur.


Gemi yada diskin çevresinde yerçekimi dalgası rehberliğinde/eşliğinde/yönlendirmesinde ışık diske çarpmadan eğrilmiş uzay/zamanın çevresinden dolanarak yoluna devam eder. Bu durumu küresel bir dalga kılavuzu şeklinde bir benzetme yapabiliriz.

Mikrodalgalar, ışık dalgaları ve yerçekimi dalgaları tüm rehberlik ve mercekli olmanın konuda benzer şekilde davranır. Birçok model ve grafik benzetmeleri/anolojiler radyasyonun bu formlarını karşılaştırılarak elde edilebilir.


[ Microwaves, light waves, and gravity waves all behave similarly in regard to being guided and lensed. Many models and graphic analogies can be derived from comparing these forms of radiation. ]

guided: güdümlü, kılavuz

Yerçekimi dalgaları onlar mercekli veya güdümlü(sevk edilebilir, yönlendirilebilir) olabilir mikrodalgalar veya ışık dalgaları gibi çok davranırlar.



yerçekimi yükselticiler pozisyonlandırılabilen yapıdadırlar.

Gemi etrafında oluşan yerçekimi dalgası.

geminin şekli ve dalga kılavuzu etrafında oluşan yerçekimi dalgası.

Element 115

   

Element 115  süper ağır bir metal elemanından yapılan üçgen şekilli bir kamaya benzeyen ucu yuvarlatılmış bir unsur/öge yada yakıt hücresi diyelim.


 "The Source of the Gravity A-Wave and the fuel used to amplify it."

Gravity A-Wave 'in kaynağı ve yakıt onu yükseltmek için kullandı."


ham elemanın öğütme/freze süreci (milling process )

 [ The most important attribute of this heavier, stable element is that the gravity A wave is so abundant that it actually extends past the perimeter of the atom. These heavier, stable elements literally have their own gravity A field around them, in addition to the gravity B field that is native to all matter. ]


Bu ağır, sabit elemanın (element 115) en önemli özelliği gravity dalgasının aslında atomunun çevresine uzanacak şekilde bol olmasıdır.

Bu element 115 hem ağır(115 protonlu) hemde kararlı(istikrarlı) olması dolayısıyla tüm maddeye özgü yerçekimi B (Gravity B) alanına ek olarak çevrelerinde kendi yerçekimi alanları (Gravity A) var.

Periodic Table of the Elements -  Element 115 (Ununpentium) Uup

 No naturally occurring atoms on earth have enough protons and neutrons for the cumulative gravity A wave to extend past the perimeter of the atom so you can access it. Now even though the distance that the gravity A wave extends past the perimeter of the atom is infinitesimal, it is accessible and it has amplitude, wave length, and frequency, just like any other wave in the electromagnetic spectrum. Once you can access the gravity A wave, you can amplify it just like we amplify other electromagnetic waves.


And in like manner, the gravity A wave is amplified and then focused on the desired destination to cause the space/time distortion required for practical space travel.
This amplified gravity A wave is so powerful that the only naturally occurring source of gravity that could cause space/time to distort this much would be a black hole.
We're amplifying a wave that barely extends past the perimeter of an atom until it's large enough to distort vast amounts of space/time.

Periyodik Tablo:

Yerçekimi dalgası (Gravity A) atomun çekirdeği içindeki güçlü nükleer kuvvet formu olarak kabul ediliyor. Gravity A yı atom çekirdeği çevresini aşacak şekilde genişletebilmek için yeterli proton ve nötron sayısına sahip süper ağır elementler (element 115) gerekir. Böylece çekirdek içinden dışarıya doğru yayılan/genişleyen bir Gravity A dalgası/alanı elde edebiliriz. Bu gravity A dalgası (Gravity A Wave) aslında elektromanyetik spektrumun başka bir dalga boyu, genliği, frekansını temsil etmektedir. Bu yerçekimsel dalgaya (Gravity A Wave) eriştiğimizde, bu dalga frekansını üretebildiğimizde (bir mikro dalga benzeri) bu dalgayı güçlendirebilir, büyütebilir, odaklayıp, büzüp, açabiliriz. Bunuda dalga kılavuzları yardımı ile yapabiliriz.

Ve benzeri şekilde, bir dalga daha sonra güçlendirilir ve yerçekimi (Gravity A Wave) pratik uzay seyahati için gerekli uzay / zaman bozulmasına neden olacak şekilde istenen hedefe odaklanır.
 

Transmutation (Değişim, dönüşüm)

Bir atom bozunduğunda bu bozunum bir Geiger sayacı ile tespit edilebilir.Bozunan element radyoaktif serpinti yayar. Bozunan element alt atomik parçacıklar ve enerji yayar.

Bir elementi dönüşüme uğratmak için parçacık hızlandırıcılar ile hedef elementi bombardıman etmeniz gerekir. Böylece ağır elementleri sentezlememiz mümkün olabilir. Ama bu işlem çok zordur ve haftalar, aylar alabilir.En fazla bir kaç atom üretilebilmektedir.

DİĞER GEZEGENLER VE YILDIZ SİSTEMLERİ

Element 115 gibi süper ağır elementler yeryüzünde doğal olarak meydana gelmezler.Bununla birlikte bizler henüz bu tür ağır elementleri parçacık hızlandırıcılarda sentez edemiyoruz. Buna rağmen istikrarlı yüksek atom numaralı elementler vardır.Bunlar bizim periyodik tabloda görünmüyorlar. 114, 115 aralığında unsurlardır. Element 115 ve ötesindeki ağır elementler (element 116) aslında saniyenin küçük bir kısmı içinde bozunurlar, yani kararsızdırlar. Bu ağır elementlerin kararlı olduğu bir aralık varmıdır bilemiyoruz.

115 atom numarasına sahip süper ağır bir element.

IUPAC kurallarına ve periyodik kısaltma ile ifade edilecektir buradan itibaren göre" Ununpentium "olarak belirlenmiş olacak UUP ". Onun periyodik tanımı ve elektron konfigürasyonu aşağıda gösterilmiştir:


Genel Özellikleri

Ununpentium Sembol UUP Ad
atom numarası 115 Atom ağırlığı
293 K 31.5 g @ Yoğunluk / cm3 Atom hacmi 13.45 cm3 / mol
Grup Superheavy elemanları 1989 keşfetti

Bölgeler/sınırlar (durum, derece)

Bölge (s, g) ler
erime noktası 1740 C kaynama noktası 3530 K
Füzyon ısısı kJ / mol, buharlaşma ısı kJ / mol

enerjileri

1 iyonizasyon enerjisi 531 kJ / mol elektronegatiflik
2 iyonizasyon enerjisi 1756 kJ / mol elektron eğilimi kJ / mol
3 iyonizasyon enerjisi 2653 kJ / mol özgül ısı J / gK
Isı atomizasyon kJ / mol atomuna

Görünüm ve Özellikleri

yapı fcc: yüz merkezli kübik, kırmızımsı-portakal rengi
Reaktör yakıt toksisite bilinmeyen kullanır
sertlik Kararlı özelliklerini mohs

Tepkiler

6 M HCl ile, hava ile reaksiyona sokmak
15M HNO3 ile 6M HCI ile reaksiyona sokmak pasifleştirilmiş
6M NaOH ile reaksiyon

yarıçapı

iyonik yarıçapı (2 iyon) pm iyonik yarıçapı (1 iyon) pm
atom yarıçapı pm iyonik yarıçapı (1+ iyon) pm
iyonik yarıçapı (2+ iyon) pm iyonik yarıçapı (3+ iyon) pm

iletkenlik

ısıl iletkenlik 6.1 J / m-sec ° elektriksel iletkenlik 7.09 1 / mohm cm
polarizebilite 20.5 A ^ 3

---------------------------------------------------------------

Gravity A and B

[ Up until this point in time, the term generate has been used to describe the capability of producing a gravitational field, but since there is no known way of creating a gravitational field from nothing, a more accurate term might be to access and amplify a gravitational field.
 

To understand how gravity is generated or accessed and amplified, you must first know what gravity is. Gravity is a wave. Not a particle that acts like a wave, but a real wave. As well as the binder of space-time.

The fact that gravity is a wave has caused mainstream scientists to surmise numerous sub-atomic particles which don't actually exist and this has caused great complexity and confusion in the study of particle physics.

Gravity is a wave and there are two different types of gravity. Gravity A and gravity B. Gravity A works on a small or micro scale and gravity B works on a larger or macro scale. We're familiar with gravity B, it is the big gravity wave that holds the earth, as well as the rest of the planets in orbit around the sun and holds the moon, as well as man-made satellites, in orbit around the earth. We're not familiar with gravity A. It is the small gravity wave which is the major contributory force that holds together the mass that makes up all protons and neutrons.

You must have at least an atom of a substance for it to be considered matter.

You must have at least a proton and an electron and in most cases a neutron to be considered matter. Anything short of an atom such as the upquarks and downquarks which make up protons and neutrons; or protons, neutrons, or electrons, individually are considered to be mass and do not constitute matter until they form an atom. That’s why it’s said that gravity A holds together the mass or the "stuff" that makes up protons and neutrons. Once an atom is formed, the electromagnetic force is also a substantial factor.

Gravity A is what is currently being labeled as the strong nuclear force in mainstream physics and gravity A is the wave that you need to access and amplify to enable you to cause the space/time distortion required for "practical" interstellar travel

Locating gravity A is found in the nucleus of every atom of all matter here on earth and the universe.

Accessing gravity A with the naturally occurring elements found on earth is a big problem.

Remember that gravity A is the major force that holds together the mass that makes up protons and neutrons and other sub-atomic particles. This means the gravity A that we are trying to access is virtually inaccessible because it is located within matter we have here on earth.]

 

yerçekimi alanını üretme yeteneği

yapay bir yerçekimi alanı oluşturmanın bilinen hiçbir yolu yoktur.Daha doğru terimle bir şekilde bu alana erişmek ve yerçekimini yükseltmek kavramı/terimi düşünülebilir.

yerçekimi dalgasını üretmeyi, erişmeyi ve güçlendirmeyi anlamak için, öncelikle yerçekiminin ne olduğunu bilmemiz gerekir.Yerçekimi bir dalgadır.Dalga gibi davranan bir parçacık değildir.Gerçek bir dalgadır.Ayrıca uzay/zaman bağlayıcısıdır.Uzay-zaman bükülmesini temsil eder.


Yerçekimi bir dalgadır ve yerçekiminin iki farklı türü vardır.Yerçekimi A ve B.Yerçekimi A, küçük veya mikro ölçekte çalışır.Yerçekimi B, oda daha büyük ya da makro ölçekte çalışır.Biz yerçekimi B ye aşinayız. Güneşin kütleçekimi, dünyanın ve ayın kütleçekim kuvvetleri olarak biliyoruz.Fakat biz atom içi çekirdekte çalışan ve protonlarla nötronları bir arada tutan güçlü kuvvet olarak bildiğimiz mikro ölçekteki yerçekimi dalgasına ( yerçekimi A) aşina değiliz.


Yıldızlararası seyahat için gerekli uzay/zaman bükülmesini elde edebilmek için (erişmek) böyle bir alanı gemi çevresinde etkinleştirmek için gereken dalga (yerçekimi A) çekirdek içi parçacıkları birbirine bağlayan güçlü nükleer kuvveti etkinleştirip yükseltme yolu ile elde edilir.

Yerçekimi A evrende her atomun çekirdeğinde bulunur.Bütün mesele yerçekiminin yerinin belirlenmesi ve konumlandırılmasıdır.


Yeryüzünde bulunan doğal olarak meydana gelen elementler ile yerçekimi A ya erişmek büyük bir sorundur.
Yerçekiminin protonları ve nötronları ve diğer alt-atomik parçacıkları oluşturan kütleleri bir arada tutan önemli bir güç olduğunu unutmayın.

Bu yerçekimi A enerjisi/dalgası yeryüzünde her madde içinde yer almaktadır.Fakat bu yerçekimi A enerjisine/dalgasına erişmemiz ve ulaşmamız neredeyse mümkün değildir. Bu enerji sadece element 115 gibi süper ağır elementlerin çekirdeklerinin bozunması esnasında ortaya çıkan radyoaktif radyasyon ışınımları olarak açığa çıkmakta/kendini göstermektedir. Çekirdek dışına doğru genişlemektedir.

Element 115 in protonlarla bombardımanı esnasında  element 115 atomu içindeki  'yerçekimi A dalgası' serbest kalmaktadır.

Başka yıldız sistemlerinde başka gezegenlerde element 115 gibi ağır materyaller  doğal halde bulunabilirler.

Element 115 in proton ve nötronların potansiyel konbinasyonlarından oluşan bir türü kararlı bir yapıda olabilir.

Scientists have long theorized that there are potential combinations of protons and neutrons which should provide stable elements with atomic numbers higher than any which appear on our periodic chart, though none of these superheavy elements occur naturally on earth. A "superheavy" element is any element with an atomic number over 110.

Gravity Propulsion

Yerçekimsel tahrik /Sevk ( Gravity Propulsion)

GRAVITY A & B

Eleman 115'in Gravity ile ne ilgisi var?

Element 115 üçgen halinde mızrak ucuna benzeyen bir yapıda.Bu turuncu renkli element reaktöre güç temini için kullanılır.
 

GRAVITY A & B.

What Does Element 115 Have To Do With Gravity? The element 115 is machined into triangles like the one illustrated below and is used to power the reactor. It is used to create a reaction from being transmuted with an additional proton from 115 to element 116 which immediately decays and releases antimatter. But more importantly, when an element becomes so heavy as to have 115 protons and lands within an island of stability, the cumulative strong nuclear force or "Gravity A-wave" radiates or extends past the perimeter of the atom. We access this gravity and amplify it, lensing it to counter act the gravity naturally propagating outward from the earth. This is not "anti-gravity" and nor are we generating gravity from nothing as some theorists still believe. This element is then inserted into the reactor. This piece of element 115 is the source of the gravity A wave as well as the target that is bombarded with protons to release the anti-matter. Only about 223 grams, which is just under a half pound is sufficient to operate the craft for 30 to 45 years.

Scientists have theorized for years that there were possible combinations of protons and neutrons which could form atoms that don't appear naturally on earth. The amount of mass and electromagnetism present at the creation of the universe determines the elements formed within those galaxies and star systems. Our sun is a dwarf compared to most other star systems and binary star systems. In other words, no surprise these superheavy stable elements don't occur naturally on earth.

 

güçlü nükleer kuvvet ya da "Yerçekimi A-dalgası"

Bir eleman çok ağır olduğunda kümülatif(birikmiş, yoğuşmuş) güçlü nükleer kuvvet ya da "Yerçekimi A-dalgası" yansır.. istikrar adası içinde 115 proton ve bölgeleri varsa veya atomun çevresine, dış kabuğunun ötesine doğru uzanır.
 

 Bu eleman, sonra proton bombardımanı için hedef kaynağı olarak reaktör içine yerleştirilir. Element 115 denilen bu parça hızlandırılmış serbest protonlar ile bombardıman edilir. Yarım kilonun altında sadece yaklaşık 223 gramı 30-45 yıl boyunca gemiyi çalıştırmak için yeterlidir.

Yabancı ziyaretçiler tarafından amerikalılara verilen element 115 hem yakıt olarak hemde bir yerçekimi dalga kaynağı olarak kullanılır.


Element 115'i reaktörde kullanmak için ucu sivri üçgen ucu reaktör içine yerleştirilir, konur.

Eleman 115 erime noktası 1740 santigrat derece olduğunu.
Bu var standart oksidasyon hali +3 olduğunu.
Atomik yarıçapı: Eleman 115 1.87 Angströmdür.
Taşıyıcı Dalga Frekans: bir mikron bant @ 7.46 hz.

Bizim güneş çoğu diğer yıldız sistemleri ve ikili yıldız sistemleri ile karşılaştırıldığında bir cüce. Diğer bir deyişle, herhangi bir sürpriz bu süper ağır kararlı elementler yeryüzünde doğal olarak meydana gelmez.
 

Modes of Travel using Gravity.

yerçekimsel seyahat denetimleri

Delta ve Omicron'un Yapılandırmaları/konfigürasyonları

Delta yapılandırma: Yıldızlararası Seyahat için Gravity kullanma.



Delta configuration: Using Gravity for Interstellar Travel.

When all three of these amplifiers are being used for travel, they're in the Delta configuration.


Delta modu, yerçekimi amplifikatörlerinin üçünün bir arada kullanıldığı çalışma modudur.
Omikron modu, yerçekimi amplifikatörlerinin birinin kullanıldığı çalışma modudur.

[ When you're distorting space/time and you have the abiltiy of generating an intense gravitational field, then the fastest way from point A to point B is to distort, or warp, or bend the space/time between points A and B, bringing points A and B closer together. The more intense the gravitational field, the greater the distortion of space/time and the shorter the distance between points A and B. ]

 

 Uzay / zaman çarpıtarak yoğun bir yerçekimi alanını oluşturma


daha büyük uzay / zaman bozulması(bükülmesi) ile ve A ve B noktaları arasındaki mesafede kısalır.

Disk amplifikatörü omikron durumunda iken yani tek amplifikatör çalışırken bu tek amplifikatörün yerçekimi dalga gücü - disk dünyanın çevresinde hareket ederken - devamlı surette nötür dengesini bulmak için (havada asılı kalacak karşıt kaldırma kuvvetini tesis edebilmek için) değişen bir güç ayarlaması yapar.



Ç.BAL:Diskten yayılan yerçekimi A dalga fazı dünyadan yayılan yerçekimi B dalgası fazı ile uyumlu olunca disk havada asılı kalır. Diskin yerçekimi dalga fazı dünyanın yerçekimi B dalga fazından büyük olunca disk yukarı doğru hareket eder.

Diskin çalışma mantığı yerçekimi dalgasının yine yerçekimi dalgasına karşı kullanılması esasına dayanmaktadır.

Uzay/zaman alanlarını burarak/bükerek/ eğerek kendimizi uzay levhası içinde hareket ettiriyoruz.

 

Yukarıda soldan sağa amplifikatörler atama gösteren bir şema.Gemi  üzerinde A, B, C ve ON / OFF göstergeler Amplifiers(yükselteçleri) A, B, ve C sırasıyla temsil eder.

Amp-A, Amp-BAmp-C    Üç adet amplifikatör

Omicron configuration

Distortion caused by A:  Amp-A dan kaynaklanan bozulma

A & C combined wavefront: A & C kombine(birleştirilen/birleştirilmiş) dalgayüzü (dalga cephesi).

infinite: açık alan

Distortion caused by C: Amp-C den kaynaklanan bozulma

 

Geminin yana doğru nasıl  hareket ettiği görülüyor.

Gravity amplifier lensing ( Gravity amplifikatör merceği) ayarları ile geminin farklı hareket konbinasyonları ortaya çıkar.

Dengesi bozulmuş yada çarpıklaşmış/deforme olmuş uzay/zamandan dolayı, bir tarafa doğru eğimi artarak genişleyen alan içine doğru gemi düşercesine o yöne doğru çekilir.Sola doğru sürekli bir düşme efekti oluşur.

Ayrıca DELTA & OMICRON yapılandırmalarına bakın.
 

 

 

centerline: merkez çizgisi

Amplifiers A, B and C are on and cycling. All three amps must be firing perpendicular to the center line of the craft.

Amplifikatörler A, B ve C ve  çevrim döngü/döngüsü bulunmaktadır. Her üç amplifikatör diskin merkez hattına dik olan odaklama gerekir.

The amplifiers are capable of interesting all three gravity beams at an infinite distance from the craft. Not an infinite point. The minimum point size of intersection is 100cm diameter.

Üç yerçekimi amplifikatörü yerçekimi dalgalarını(ışınlarını) gemiden uzak mesafelere doğru odaklama yeteneğine sahiptir. Işınların kesişme noktası 100 cm çapındadır.

 

Omicron Yapılandırma: gezegenin veya ayın yüzeyine yakın seyahatler.

Omicron Configuration: Travel near surface of planet or moon.

Sadece tek bir amplifikatörün çalıştırıldığı mod. (Omicron Mode)

Disk dünya gibi başka bir yerçekimi kaynağına(yerçekimi B dalgası) yakın olduğunda diskten yayılan karşıt fazda (güçte) yerçekimi A dalgası sonucunda disk gövdesi yukarı doğru kalkar(levite olur).


faz(evre, aşama, kademe)


Uçan dairemiz(disk) daha sonra su üzerindeki bir gemi gibi dünyayı saran yerçekimi alanında yüzer. Bunun anti-yerçekimi olmadığını not edin.

O "sadece" büyütüp, ona erişen her atomun içinde var doğal yerçekimi alarak, ve yerçekimi başka doğal haliyle de geri çekiyor. Not Ayrıca, bu da yerçekimi yaratmamaktadır. Herkes yerçekimini "üretmek" için bir çaba hiçbir şey, ya da 0-nokta enerjisi enerji kavramı arıyor.

Omicron Yerçekimi Toroid (simit, dairesel girdap):

Diskin yerçekimi yükselticileri bağımsız odaklı olabilir ve onlar bir dönme modeli atımlandırılsalar(pulsed, salınımlı) ve sürekli kalmaz.

[ When only one amplifier is being used for travel, they're in the Omicron configuration.

When a disc is near another source of gravity, like earth, the Gravity A-wave, which propagates outward from the disc, is phase shifted into the gravity B-wave, which propagates outward form the earth, thus creating lift. The craft then floats on the gravity field surrounding the earth like a ship on water. Note that this is not anti-gravity. It is "simply" taking natural gravity that exists within every atom, accessing it, amplifying it, and shooting it back at another natural form of gravity. Note also this is not generating gravity either. Everyone is searching for the concept of energy from nothing, or 0-point energy in an effort to "generate" gravity.

Omicron Gravity Torroid :


The gravity amplifiers of the disc can be focused independently and they are pulsed in a rotational pattern and do not stay on continuously.

The amplifiers pulse individualy at 7.46 hz as this cycle revolves around the disc. ]

Bu döngü olarak 7.46 Hz'de individualy (tek tek olmak) yükselticiler darbe(nabız, puls) disk etrafında döner.

OMICRON MODE: Gravity Amplifiers are pulsed in sequence to repel planetary gravity.

  
0-90 ° Faz-Shift (faz kaydırma/değiştirme) = kaldırma veya itme gücü/miktarı

90-180° Phase-Shift = Amount(miktar/oran) of Attraction (çekim/etkinlik)
 

yerçekimi amplifikatörleri 180° ve 90° arasında açılarda hareket edebiliyor.

 

Gemi kendi çekim alanı ve dünyanın çekim alanı faz dengesi üstünde kurulan bir nötür alan üstünde yüzmekte.

Diskin çevresindeki yerçekimi alanı diskin çevresindeki uzay/zamanı maksimum distorsiyona/bozuluma (maksimumum bükülme) uğrattığında, yerçekimi (eğrilik) o derecede bir yoğunluğa ulaştığında disk yukarıdan ve aşağıdan (tepeden ve alttan) bakıldığında görünmez hale gelebilir.

The gravity amplifiers of the disc can be focused independently and they are pulsed in a rotational pattern and do not stay on continuously.
The amplifiers pulse individually at 7.46 hz as this cycle revolves around the disc.

Diskin yerçekimi yükselticiler bağımsız odaklı olabilir ve onlar bir dönme(rotasyonel,çevrimsel) modeli atımlandırılsalar(devrederler) ve sürekli kalmaz.
Bu döngü(çevrim frekansı) olarak 7.46 Hz'de ayrı ayrı yükselticiler darbe(devreden sayıda) disk etrafında döner.

Bir toroid şeklinde döner alan oluşmakta. Yerçekimi amplifikatörlerini bir bobin gibi düşünürsek bobinler sırayla açılıp kapanarak elektromanyetik alan araç(disk) çevresini sarmaktadır. Tek tek sırayla belli bir devir hızında amplifikatörler çalışmaktadır.

Delta configuration: Using Gravity for Interstellar Travel.



Delta yapılandırma: Yıldızlararası Seyahat için Gravity kullanma.

Bu yükselteçlerin üçüde seyahat için kullanıldığında, buna Delta yapılandırma konumu (delta konfigürasyonu) denir.


Biz bükümlü veya warp(eğimli) uzay-zamanı kullanabiliriz yerçekimi alanı bir mikron bant genişliği 7.46hz yayıldığından. Bu dalga ve eşzamanlı üçgen mercekleme genliği uzay-zamanı deforme etmek için kullanılan ana değişkenler vardır.

7.46hz amplifikatörlerin birbirine devreden sıralı çalışma hızı, devir frekansı, çevrim hızı.


Yani ışık hızını aşmadan ve lineer(doğrusal) modda seyahat olmadan yıldızlararası seyahat için büyük mesafeleri geçmek nasıl mümkün olabilir?

Ham olarak getirilen element 115 reaktörde kullanılmak üzere yontularak biçimlendirildi.

Bir kesme, yontma işleminden (The milling process) sonra üçgen(yada kama, mızrak ucu) formuna getiriliyor.

The Reactor

 


Ç.BAL: Güç kaynağı olarak, yakıt olarak element 115 i kullanan bir reaktördür.Bu reaktörde element 115 gerekli Gravity A enerjisini ve gerekli antimadde üretimi için bir çeşit hedef tahtası olarak kullanılır. Reaktöre bağlı olan daha küçük, çok gelişmiş parçacık hızlanrıcısı ile protonlar hızlandırılarak element 115 bombardıman edilir. Hızlandırılarak element 115 e şırınga edilen, enjekte edilen protonlar element 115 in atom çekirdeği içindeki protonlarla kaynaştığında ortaya element 116 çıkar. Bu transmutasyon neticesinde ortaya Gravity A enerjisi ve antimadde parçacıkları çıkar.

Bizim bildiğimiz nükleer elementler bozunma esnasında radyasyon dediğimiz zararlı partiküller ve ışınımlar açığa çıkartır.Bu gibi reaktördede element 115 in yapay bozunumu esnasında ortaya iki karşıt proton (anti hidrojen) ve yüksek frekanslı gama ışınımı benzeri bir radyo ışınım dalgası (Gravity A Wave) ortaya çıkar.

Reaktörde oluşan antimadde partikülleri reaktörün çeper maddesi ile temas etmemesi için - içi boşaltışmış ayarlanmış bir tüp olan -  reaktör içinde kanalize edilir.Yani element 115 in yer aldığı borudan, tüpten aşağıya gönderilir/aşağıya yönlendirilir.

Reaktörde üretilen anti madde parçacıkları(kıvılcımları, akışı) reaktör tabanında yer alan gaz halindeki bir hedef madde ile reaksiyona sokulur. Bu reaksiyon sonucunda nükleer  fisyon ve füzyon dan daha fazla enerji açığa çıkar.
---------------------------------------------------------------------------------------

[ The power source is a reactor which uses element 115 as its fuel. In this reactor element 115 is used as a target and is bombarded with protons in a small, highly sophisticated particle accelerator. When a proton fuses into the nucleus of an atom of 115, it is transmuted and becomes an atom of element 116. Although we too can transmute elements here on earth, it is typically not done in this fashion, or at anywhere near this level of efficiency. Furthermore, we have yet to produce anything heavier than element 112.

As soon as each atom of 115 is transmuted into 116, it immediately decays and produces a radiation unlike that which we normally observe in nuclear decay. Each atom of element 116 decays and releases two antiprotons (anti-hydrogen), a form of antimatter. Antimatter can be produced in particle accelerators here on earth, but only in minute quantities and only stored for short periods of time.

The flux of antimatter particles produced in the reactor are channeled down an evacuated, tuned tube (which keeps it from contacting with the matter that surrounds it) and reacted with a gaseous matter target. This Total Annihilation reaction is the most efficient and energetic nuclear reaction there is.

 The reaction between the gaseous matter target and the antimatter particles produces a continuos release of tremendous amounts of heat. This heat is converted directly into electricity by the use of a thermionic Generator. The Thermeonic generator used in this reactor is so efficient, that there is no detectable waste heat produced. This is an apparent violation of one of the basic laws of thermodynamics. Similar, but not nearly as efficient or powerful, thermionic generators are used as power sources in our satellites and space probes. ]

Gaz halindeki madde, hedef ve anti madde parçacıkları arasındaki tepkime ısısının büyük bir miktarda bir sürekli salınmasına yol açmaktadır. Bu ısı bir termiyonik Jeneratör kullanılmasıyla doğrudan elektriğe dönüştürülür. Bu reaktör içinde, jeneratör üretildi Thermeonic tespit edilebilir bir atık ısı olduğu, çok etkilidir. Bu termodinamiğin temel kanunlarından biri belirgin bir ihlalidir. Yaklaşık olarak verimli ya da güçlü benzer, ancak, termoiyonik jeneratörler bizim uydular ve uzay sondaları güç kaynakları olarak kullanılmaktadır.


[ As amazing and efficient as all this seems, it is only secondary to the primary function of the reactor. The antiparticle flux emitted from the transmuting element 115 is not the only energy radiated during operation. This is the point at which the gravity A wave is first produced. The gravity wave emitted by the 115 reaction appears on the hemisphere of the reactor, propagating up the tuned waveguide in a fashion very similar to the way microwaves behave.

All of the actions and reactions inside the reactor are orchestrated perfectly like a tiny little ballet, and in this manner, the reactor provides an enormous amount of power used to amplify the gravity A wave so it can cause the requisite space/time distortion for space travel..
]

Bütün bu gibi göründüğü gibi şaşırtıcı ve verimli bu reaktörün sadece iki işlevinden birisi. Element 115 in dönüşümünden kaynaklanan karşıt parçacık üretimi yayılan(ortaya çıkan) tek enerji değildir. Bu gravity A dalgasının ilk üretildiği noktadır.Element 115 reaksiyonu tarafından yayılan bu gravity A dalgası reaktörün yarımküresinde görünürek/belirerek mikrodalga davranışına çok benzer bir şekilde, kendisine ayarlı dalga kılavuzuna doğru ilerler/yönelir.


Reaktör içindeki eylem ve tepkilerin tümü mükemmel bir minik bale gibi yönetilir, bu yüzden reaktör Yerçekimi dalgayı yükseltmek için kullanılan bir gücü muazzam miktarda sağlar ve uzay için gerekli uzay / zaman bozulmasına neden olabilir. bu şekilde, seyahat edilir ..

reaktörden elde edilen güçle gravity A wave yükseltilir böylece uzay yolculuğu için gerekli olan uzay/zaman bükülmesi sağlanabilir.

The Element 115 is machined into triangles and then is inserted into the reactor. This piece of element 115 is the source of the gravity A wave as well as the target that is bombarded with protons to release the anti-matter.

Element 115 ham halinde iken bir makine ile işlenerek üçgen şekilli bir kama bir mızrak ucu formuna getirilir. Daha sonra reaktör içine yerleştirilir.

Bu parça  (element 115)  gravity A wave ve anti-matter  kaynağıdır. Hedef  element 115 in serbest protonlar ile bombardımanı sonucunda üretilirler.


Reaktör kompakt bir yapıdır.Hafiftir ve verimli bir çalışması vardır. Element 115 'i güç kaynağı yakıt olarak kullanır. Bir yoketme reaksiyonu sayesinde büyük bir ısı enerjisi sağlar.Ve bu ısıyı elektrik enerjisine çevirir.

[ The combination of light and energetic electrons creates gravitons. Bob Lazar, the Los Alamos physicist who helped reverse engineer various Nazi propulsion systems in the possession of the U.S. government, confirms everything that has already been explained, though Mr. Lazar uses slightly different scientific language. "Reactor" is synonymous with "cyclotron," and a "waveguide" is equivalent to a "plasma enclosure."

Q: I can understand a reactor functioning -- theoretically I can understand -- the reactor functioning at, say, sub-audio range, 7.46 Hz, but there's a waveguide involved -- that implies a --

A: No, that's the basic, uh, the frequency of the gravity wave that's essentially produced... You know, it has to be a higher frequency, because you're in the microwave range to follow a conduit like that... The basic frequency was -- the way the reactor's operating -- the pulses that we detected out of it -- were probably, you know, instead of a straight DC power supply, it was more along the lines of a pulse, as if we were getting bursts of particles coming out and antimatter emission and a reaction and impulsive energy -- and that would repeat -- that's around seven and a half hertz -- something along those lines.

Q: Bob, the microwave frequency going through the waveguide, is electromagnetic? Or is it gravitational?

A: Well, they're one and the same.

Q: I don't understand what you mean by that.

A: Well, I mean gravity is -- unfortunately physics hasn't gotten to that part yet -- gravity essentially is part of the electromagnetic spectrum.

Q: What frequency is it, do you know?

A: That's something that I'm reserving for myself.

Q: Something about the microwave range?

A: Something about the microwave range. You can kind of, sort of, figure it out from the dimensions of the waveguide.

Gravity waves, or coherent gravitons that repel gravity, are generated from above-microwave frequencies. The gravity wave itself is nearer to the frequency of ultraviolet light, higher in the electromagnetic spectrum. The shape of the waveguide determines how high the electron frequencies can be pushed. In many laboratory experiments the shape of the waveguide is simply a cylinder, but other shapes can be used as well. For example, Japanese ball lightning experiments used a rectangular waveguide bent into a U shape.


Gravitons generate what Lazar calls gravity A. This is a strong nuclear force that holds the atom's nucleus together. Gravity B is the macro gravity which holds the planets around the sun. Gravity A can be called atomic gravity, and gravity B stellar gravity. Gravity A is stronger than gravity B.
]

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Reaktör = Siklatron

Bir başka araştırmacıya göre gravity dalga eş değeri olarak bir tür ''plazma muhafaza'' (gemiyi çevreleyen güç alanı) düşünülebilir.

S: Reaktörün işleyişi ile ilgili 7.46 Hz le ilgili bir dalga var. Bununla birlikte mikro dalga aralığında bir boru kanalında ilerleyen bu yerçekimi dalganın frekansı..

...mikro dalga klavuzu kanalı boyunca ilerleyen dalgalar elektromanyetik mi yoksa gravity dalgasımı (yerçekimi mi)?

Bob Lazar: Eh, onlar bir ve aynı konum.

S: Bu ne demek anlamıyorum.

BL: Yani demek yerçekimi - ne yazık ki fizikçilerin bir kısmı için anlaşılmış değil - yerçekimi (gravity wave) aslında elektromanyetik spektrumun bir parçasıdır.

S: Ne, sen frekans(frekansı) bu durumda biliyor musun?

(S: What frequency is it, do you know?)

BL: Benim kendim için sakladığım bir şey var.

S: mikrodalga aralığı hakkında bir şey?

BL: mikrodalga aralığı hakkında bir şey. Siz tür, çeşit, dalga kılavuzunun boyutları onu anlamaya olabilir.

Yerçekimi dalgası kendisi elektromanyetik spektrumun daha yüksek ultraviyole ışığın frekansına, daha yakın olduğunu söyleyebiliriz.

Dalga kılavuzunun şekli ne kadar yüksek elektron frekanslarına kanal olabileceğini belirler. Frekans yükseldikçe dalga kılavuzunun şeklide değişir.

Birçok laboratuar deneylerinde dalga kılavuzunun şekli basit bir silindir, ancak başka şekiller de kullanılabilir. Örneğin, Japon top yıldırım deneyleri, bir U şeklinde bükülmüş bir dikdörtgen dalga kılavuzu kullanılır.
----------------------

Ç.BAL: Element 115 protonlarla bombalandığında bir radyasyon dalgası yayılır buna gravity A dalgası diyoruz. Bu radyasyon alanını üreten element 115 materyali dünyanın yerçekiminden yukarı doğru kalkar, bir kaldırma kuvveti oluşur. Fakat element 115 reaktör denen bir muhafaza içerisine konup madde ile doğrudan teması kesilmezse yaydığı antimadde partikülleri ile büyük bir nükleer patlamayada sebep olur.

Bu  uçan dairenin antimadde reaktörü araba motorundaki silindirlerin çalışma mekanizmasına   benzetilebilir. Silindirlere bağlı pistonların hareketi için silindir içine biraz hava ve yakıt püskürtülmeli.Bu karışım silindirin yanma haznesi(odası) içinde bujilerle kıvılcım verilerek ateşlenir. Böyle büyük bir patlama ve yanma sonucu pistonları hareket ettiren bir güç açığa çıkar. Bu örnekte silindir için reaktör diyebiliriz. Silindire  giren hava için reaktör içindeki hedef madde olan gaz maddesi diyebiliriz. Ateşlemeyi sağlayan buji içinde element 115'in  küçük bir proton hızlandırıcısı ile bombardımanı olarak görebiliriz. Böylece oluşan antimadde partikülleri içerdeki gaz madde ile bir araya gelerek bir nükleer tepkime meydana getirir. Oluşan büyük enerji ve ısı reaktör duvarları sayesinde elektrik enerjisine çevrilir. Bizler güneş panelleri ile bunu yapıyoruz (Daha ileri bir teknoloji bunu daha verimli biçimde yapabilir). Silindirlere bağlı  hareketi sağlayan pistonlarıda  yerçekimi amplifikatörleri ve dalga kılavuzuna benzetebiliriz. Reaktörde açığa çıkan Gravity A wave (yerçekimi dalgası A)  bu dalga frekansına ayarlı dalga kılavuzunda ve yerçekimi dalgası yükselteçlerinde indüklenerek işlemden geçirilir ve yönlendirilir. Reaktörde açığa çıkan gücü  amplifikatörler ve dalga kılavuzları sayesinde uçan diskimizin yerel uzay/zaman matriksini (kalıbını) bozmak için kullanırız.Böylece bu bozulma ve bükülmeyi kontrol ederek  uçan dairemizi yerçekimsel bir etki altında istediğimiz yöne doğru hareket ettirebiliriz. Bu sanki arabanın motorundaki silindirlere bağlı pistonların hareketini tekerlere vermek ve tekerlerin hareketinide direksiyon sayesinde  yönlendirmek olarak düşünülebilir. Uçan dairenin hareketli yerçekimi amplifikatörlerini bir arabanın tekerlekleri  gibi düşünebiliriz. Uçan dairede tekerlerin kendisi direksiyon olarakta düşünülebilir. Uçan dairede direksiyon ve teker kavramı hareket edebilir yerçekimi amplifikatörü ve sabit dalga kılavuzu ile özdeşleştirilebilir/benzeştirilebilir.

-----------------------------------------

E: Dalga Kılavuzu

A: Protonları Element 115 atomları çekirdeğine gönderen minik hızlandırıcı.

B:  Element 115

C: Anti madde parçacıkları

D: Dalga Klavuzunun  reaktör ile birleşen/temas eden alt ucu.

Target Gas : Gaz hedef

1 inç = 2,54 cm

John Lear tarafından gönderildi:


Daire üzerinde itme sistemi kapalı bir sistemdir ve madde-antimadde reaksiyonu içeren bir 'ayarlanmış' tüpten oluşur.

[ A is the tube they shoot the proton to the tip of the 2 inch long arrowhead shaped piece of Element 115 (B). ]


Eleman 115 (B) 'nin 2 inç uzunluğundaki bir ok ucu şeklindeki parçası  bir proton ateşleme borusunun önündedir.

 

Üçgen formundaki Element 115'in uzunluğu  5, 08 cm'dir.

[ They shoot a proton through a curved tube? Interesting. How do they do that? Protons don't follow curved path unless there is a magnet, and it's not in the diagram.]

Onlar kavisli bir tüp boru aracılığıyla bir proton ateşlerler/hedefe gönderirler? İlginç. Bunu nasıl yaparsınız? Bir mıknatıs olmadıkça Protonlar kavisli yolu takip etmez.

[C is the reaction of the matter-antimatter creating heat which through a thermionic generator creates positive voltage to run the ship.]

C Termiyonik jeneratör ile gemiyi çalıştırmak için pozitif voltaj yaratır ısı oluşturarak madde-antimadde reaksiyonudur.

Forum sayfası yorumları:

Bu antimadde (yani, kompozisyon nedir) nedir? Anti-helyum, anti-proton mi? Daha da önemlisi, koruma(tasarruf) talep nedeniyle, anti-madde bu haznede oluşturulduğunda, maddenin eşit miktarda oluşturulmalıdır. Nereye gidiyor ve kompozisyon(bileşimi, terkibi) nedir ki?


Madde-antimadde reaksiyonu ısı kendi başına/kendiliğinden üretmez. Bu GeV enerji aralığında foton üretir.

Ben onlar eleman 115 in ok şeklindeki parçasının altında yakıyor türlü küçük bir şenlik ateşi yolu çizilmiş (C), anaokulu hatırlatıyor gibi. Nerede "madde" beslenen "antimadde" karşılaşması (bir araya gelmek) gerekiyordu hangi? Diyagramında cevap yok.

Zaten, yayılan foton absorbe edilebilir ve sağınak olarak dağılan enerji, sonuç olarak, ısı serbest bırakmak - bununla birlikte, bu aparat içindeki malzeme GEV'i aralığı fotonlarından yoğun bombardımana tabi tutulduktan sonra radyoaktif hale olması da kaçınılmazdır. Üzgünüz, Çernobil küçük bir Çernobil var.


Ç.BAL: Reaktörün çalışması hakkında şöyle bir soru sorulabilir.. element 115, reaktör ucundaki tüp boru içine yerleştirildiğinde  proton bombardımanı neticesinde  oluşan anti madde partikülleri element 115 maddesinin kendisi ile reaksiyona girmiyor mu?

---------------------------------------

Bir "anti-yerçekimi motoru" yıldızlararası boşlukta hiçbir etkisi olmazdı.

Bir "anti-yerçekimi drive" kavramı tümüyle bir jet motoru olarak "yıldızlararası yolculukları" gibi yararsız olacaktır.

Yerçekimi / antigravity sürücüler yalnızca bir gezegenin yerçekimi-kuyuda(alanında) yararlı olacaktır.

 

Forum sayfası- posted on Jan, 10 2008 @ 09:51 AM

Another thought on Lazar's description of the alleged "reactor". The antiprotons are supposedly emitted by the nuclei of element 115, in that arrow shaped piece. To get out of that bulk metal, they need to cross a certain thickness of it. And the density of heavy elements is quite large. So there will be inevitably annihilation going right inside that piece, much more so than in the tenuous "gaseous target" that Lazar said is used.

Sözde "reaktör" bir Lazar'ın açıklaması başka bir düşünce.Karşıt protonları güya (sözüm ona) o ok biçimli parça, element 115 çekirdekleri tarafından yayılır. Bu metal kütleden çıkmak için, onlar bunun belirli bir kalınlığını(aralığı) geçmesi gerekir. Ve ağır elementlerin yoğunluğu oldukça büyüktür. Yani birim(parça, element 115 ögesi) içinde sağ gidiyor oysa kaçınılmaz olarak imha olması gerekir, çok daha çok yüzeysel(zayıf, incecik) "gaz hedef" daha Lazar kullanılmaktadır söyledi.
 

 O başka bir şekilde elektron akışını kontrol edebilir bir mıknatıs ise, bir ihtiyacı yoktur.

Bu durumda, bu yeni cihaz, elektronların ya da diğer parçacıkların akışını yönlendirir nasıl anlamıyorum bile, yerine elektromıknatıs orada çizilmelidir.

-----------------------------

Lazar'ın Anti-Gravity Fizik Mühendisliği

Lazar kendi iddialarını genel görelilik teorisi üzerine inşa etmeye çalışır.
 

According to General Relativity, the 3-dimensional space we generally perceive can be coupled to a time dimension and called "space-time". This concept can now be given physical properties including viewing it as a 4-dimensional "fabric" which can be bent or warped. Space-time can also be perceived as enveloping all masses in the Universe as "raisins in a plum pudding". These masses -- stars, planets, atomic particles -- all have the property of causing the space-time fabric to bend. The amount of bend is a function of the mass involved. Since the measurement of distance is a function of the physical dimensions of the spatial portion of the fabric, bending the fabric will cause distance measurements to
change.

Lazar seems to suggest that large masses (e.g., black holes) are the only way to bend the fabric of space-time (apart from his gravity waves ).

 geleneksel mühendislik ve fizik açıdan sözde "anti-yerçekimi fizik" bazı analiz edecektir.

Lazar'ın anti-yerçekimi teorisi

Genel Görecelik göre, genellikle algıladığımız 3-boyutlu uzay bir zaman boyutuna bağlı olan ve "uzay-zaman" denebilir. Bu kavram şimdi bükülmüş veya eğilmiş olabilir bir 4-boyutlu bir "kumaş" olarak inceleyen dahil fiziksel özelliklerini verilebilir. Uzay-zaman da "bir erik puding kuru üzüm" olarak Evrendeki tüm kitleleri saran olarak algılanabilir. Bu kitleler - yıldızlar, gezegenler, atomik parçacıklar - tüm uzay-zaman kumaşını eğme/bükme özelliğine sahiptir. Büküm miktarı dahil kütlesinin bir fonksiyonudur. Mesafe ölçümü yana kumaşı bükme uzaklık azalmasına neden olur, kumaşın mekansal kısmının fiziksel boyutlarının bir fonksiyonudur değiştirmek.

Lazar dokusunu bükmek için tek yolu bu büyük kitleleri (örneğin, kara delikler) vardır önermek gibi görünüyor.

Bir atomun çekirdeğinde birlikte pozitif yüklü protonlar bağlayan güçlü nükleer kuvvet element 115 in çekirdeğinden yayılarak gravity A dalgasını oluşturmaktadır. Gravity A nın nedeni ve kesin mekanizması için Bob Lazar böyle söyler.


Lazar, uzay/zamanı bükerek bizim güneşimizle diğer yıldızlar arasındaki uzak mesafeleri kısaltabileceğimizi, azaltabileceğimizi ifade ediyor. Lazar bu bükülmeyi "balık ağı" uzay-zaman modeli ile tarif ediyor.


Elektromanyetizma gibi diğer alanlar gibi - - En fizikçiler yerçekimini kabul görüntüler.

Bir parçacık gibi ve özellikle duruma bağlı bir dalga gibi doğanın tamamlayıcı yönleri.

Lazar'ın ifadesi yalnızca hiçbir parçacık yönü ile dalga herhangi bir delil ile desteklenmeyen yerçekimi olduğunu kadar geleneksel fizik ile ilgili olarak. Lazar da bu fizikçileri sözde başarısız olarak tanımlar.. yerçekimi ne parçacıklar ya da dalgalar ama elektromanyetik alanların sadece özel düzenlemeler ya da olmak çok daha ince enerji biçiminin tezahürleridir.

Lazar, güçlü nükleer kuvvet ve ne o Yerçekimi A 'çağrıları arasındaki yazışmalar yapar.

Lazar yerçekiminin graviton parçacıkları ile ilgili olmadığını ışık dalgaları gibi olduğunu söyler. Lazar yerçekimini elektromanyetik alanların sadece özel bir düzenlenmesi olarak ele alır.

Ç.BAL: Benim fikrime görede elektromanyetizma enerji ve kütlenin kaynağıdır. Kütlelerin yapıldığı malzemedir. Diğer her şey (güçlü nükleer kuvvet, yerçekimi kuvveti, uzay, zaman ve diğer alanlar) elektromanyetik enerjinin değişik düzenlemelerinden ibarettir.
 

[ Most physicists agree that gravity -- like other fields such as electromagnetism -- displays complementary aspects of a particle-like and a wave-like nature depending upon the particular situation.

Lazar's statement that gravity is only a wave with no particulate aspect is not supported by any evidence as far as conventional physics is concerned. Lazar also fails to mention those physicists who consider gravity to be neither waves or particles but merely special arrangements of electromagnetic fields or
manifestations of a much more subtle energy form.

Lazar makes the correspondence between the strong nuclear force and what he calls 'Gravity A'.
]

Bu yazışmalar için güçlü bir kanıt yoktur.Güçlü nükleer kuvvet olsa bile Lazar tarafından talep edilen bir atomun sınırları dışında ulaşmak için uyarılmış, buna dair hiçbir gösterge yoktur.

Ç.BAL: Güçlü nükleer kuvvet element 115 in proton bombardımanı  ile uyarılması  sonucunda  115 çekirdeğinin dışına taşmakta/genişlemekte. Bu yayılma bir radyoaktivite saçılımı şeklinde olmaktadır.
-----------------------------------------

Normal yerçekimi ('Gravity B') ve benzeri gibi hareket ya da uzay-zamanın dokusunu büküm/eğim olacaktır.

Lazar, there is no indication that it would act like normal gravity ('Gravity B') and or bend the fabric of space-time. Just because a force is attractive doesn't mean it is gravity.
 

Lazar never clarifies how the same Element-115 -- when bombarded with protons -- can simultaneously release anti-matter and gravitational waves.

Element 115 'in Protonlarla bombardımanı ile - - Aynı anda, anti-madde ve yerçekimi dalgalarını serbest bırakabilirsiniz.

Muhtemelen, proton enerjisi bu kahramanlık sadece birini gerçekleştirmek için astronomik olmalı. Mevcut proton enerji ve Genel Göreliliğe inanılmak  isteniyorsa, uzay-zaman bükülmesi için gerekli olan enerji arasında korkunç bir enerji dengesizliği vardır.
 

Lazar iddia ettiği gibi - - Eğer Eleman-115, yalnızca, yoğunluk ve kütle belirli bir kritik boyutu vardır bazı yıldızların üzerinde bulunan, neden binlerce Katalogda Yeryüzünde hangi biz yıldızlı spektroskopik görüntülerde ortaya çıkmadı?
 

[ Presumably, the proton energy must be astronomical to perform just one of these feats. There is a terrible energy imbalance between available proton energy and that energy required to bend space-time, if General Relativity is to be believed.
If -- as Lazar claims -- Element-115 is only found on certain stars whose density and mass are of a certain critical size, why has it not shown up on spectroscopic images of stars of which we on Earth have cataloged many thousands? ]
 

Lazar mekanik nedenle gerekli yönde uzay-zaman kumaşı eğmek/bükmek ve böylece bu yönde mesafe kısaltılması ve böylece bu yönde mesafe kısaltılması olan belirli bir mekansal yönde bu varsayımsal yerçekimi dalgalarını yönettiğini.. aşağıda neden hiçbir belirti vermez. Bu bükme (tercih edilen bir yönünde, yani,) izotropik(eşyönsüz) yapılabilir, Genel Relativiteye hiçbir kanıt yoktur.

[ Lazar claims that since gravity waves are produced by Element-115 ('Gravity A'), they can be amplified and directed. ]

Lazar yerçekimi dalgalarının Element-115 ('Gravity A') tarafından üretilip dalga kılavuzları ve amplifikatörlerle yükseltilebileceği ve yönlendirilebileceği iddiasındadır.
 

Radyatör: Binalarda, radyatör bir ısıtma aleti olarak kullanılır. Bir kazanda ısıtılarak pompalanan sıcak sudan aldığı ısıyı ortama iletir. Radyatörler, ısı transferini konveksiyon yolu ile yaparlar. Aldığı enerjiyi çevirip/dönüştürüp ileten aracı sistem.

Elektronikte, radyatör bir yayınım elemanı olarak bilinir. Yayınım elemanı, bir antenin basit bir parçasıdır. Yayınım elemanları, elektromanyetik enerjiyi alma veya yayma yeteneğine sahiptir.

Lazar claims that since gravity waves are produced by Element-115 ('Gravity A'), they can be amplified and directed. Because cosmological gravity is a function of masses such as stars and planets, the wave-like nature of gravity can have an almost infinite set of frequencies ascribed to it. This is due to the near-infinite variety of speeds and directions of all the masses in the Universe relative to one another. For effective "anti-gravity" propulsion of the type described by Lazar, the bandwidth (capacity to amplify many frequencies) of such gravity wave amplifiers would have to be so large that we could not hope to engineer any such amplification scheme.
 

An amplifier must be able to distinguish what is being amplified from the power required to amplify whatever is being amplified. Since gravity penetrates all matter, the amplifiers must be constructed from non-matter -- an unlikely situation. The directing of such waves from an amplifier via some antenna or gravity radiator is even more unlikely.
Even if such amplifiers and radiators were realizable, why use Element-115 as the source? Why not design a super high-frequency oscillator to replace the hard-to-get Element-115 (since it is only available on or near stars)?

Bir amplifikatör yükseltici ne olursa olsun yükseltmek için gerekli olan güç olarak amplifiye olan (yükseltilen) ne ayırt etmek gerekir.

 Yerçekimi tüm maddeye nüfuz eder, yükselticiler olmayan maddelerden yapılmış olmalıdır - olası bir durum. Bazı anten veya yerçekimi radyatör aracılığı ile bir amplifikatöre tür dalgaların yönetimi/yönlendirilmesi daha düşük bir ihtimaldir/pek mümkün değildir.
 

Böyle yükselticiler ve radyatörler gerçekleşebilir olsa bile, neden kaynak olarak Element-115 kullanılır? Neden zor olsun Element-115 (üzerinde veya yakınında yıldız kullanılabilir.) yerine bir süper yüksek frekanslı osilatör tasarım değil mi?

Element 115 yerine bir süper yüksek frekanslı osilatör kullanılabilir.

Ç.BAL: Zaten bu osilatör fikri en başından beridir benimde teorik olarak kurguladığım bir şeydi. Mantık olarak element 115 bir çeşit RF alanı yayınlayan bir kaynak gibi düşünülebilir. Doğal elektromanyetik radyasyon kaynağı.

----------------------------------

[If the scale of the anti-gravity/anti-matter "reactor" shown in the video is any indication, the likelihood of directing a super highly-energetic beam of protons up and around such a tightly-curved tube without a super magnetic or electrostatic field is negligible. This is assuming there is room in the lower deck of the craft to produce such a beam.


The most probable direction of anti-matter particles (likely anti-protons) emanating from Element-115 upon bombardment by high-energy protons is parallel to the incoming proton beam. By some magic, Lazar's reactor is able to bend the anti-matter beam 90 degrees downward. On Earth, huge magnetic fields are required to keep anti-matter from touching the walls of any (normal-matter) container it is in so as not to annihilate prematurely. These are nowhere in evidence in Lazar's model.


Apparently the anti-matter particles are directed downward through a high vacuum and directly onto a "gaseous target" where they annihilate and heat is created. Lazar fails to inform us how to keep the gaseous target from being sucked up into the high vacuum. The heat so created is fed via the gas to a 100% efficient thermionic heat-to-electricity converter, thus completely skirting Carnot's heat-cycle
thermodynamic law. The end-product -- electricity -- is supposedly used to power the gravity wave amplifiers. Surely beings as advanced as those who designed this system would have found a better way of creating the necessary energy to drive the system.]

 Surely beings as advanced as those who designed this system would have found a better way of creating the necessary energy to drive the system. Apparently the secrets of the reactor are the key to back-engineering.


Videoda gösterilen anti-yerçekimi / anti-madde "reaktör" ölçek herhangi bir gösterge, süper manyetik veya elektrostatik olmadan ve böyle bir sıkı-kavisli tüp etrafında yüksek enerjili proton demetinin bir süper yönlendirme olasılığı ise alanı göz ardı edilebilir. Bu tür bir ışın üretmek için gemi alt güverte oda var üstleniyor.
Yüksek enerjili protonlar tarafından bombardıman üzerine Unsur-115 ten kaynaklanan anti-madde parçacıklarının (olasılıkla anti-protonlar) en olası yönü, gelen proton demetine paraleldir. Bazı büyü, Lazar'ın reaktörde 90 derece aşağıya doğru anti-madde bükebilmesini yapabiliyor. On Earth(dünya üzerindeki), büyük manyetik alanlar o kadar gibi erken yok etmek değil de herhangi bir (normal-madde) kabın duvarları dokunmadan anti-maddeyi tutmak için gereklidir. Bu Lazar'ın modelinde delil hiçbir yerde bulunmamaktadır.


Görünüşe göre anti-madde parçacıkları yüksek vakum yoluyla ve doğrudan yok oluyorlar ve ısı oluşturulan bir "gaz hedef" üzerine doğru yönlendirilmektedir. Lazar nasıl yüksek vakum içine emilmesini gaz hedefini tutmak için bizi bilgilendirmek için başarısız olur. Böylece yaratılan ısı, tamamen Carnot ısı döngüsü süpürgelik,% 100 verimli bir Termiyonik ısı- kadar, arası - elektrik dönüştürücü gazı yoluyla beslenir termodinamik kanunu.

Nihai ürün - elektrik - sözde yerçekimi dalgası amplifikatörlerini beslemek için kullanılır.

Görünüşe göre reaktörün sırları geri-mühendislik için anahtardır.


Bob Lazar günümüz fiziğine dayanarak uzay yolculuğuna dair bir çözüm önerdi. Güç kaynağı element 115. Aracın içindeki yerçekimi jeneratörleri element 115 in atom yapısından kaynaklanan yerçekimi dalgalarının bir sürümünü/versiyonunu yükselterek uzay/zamanı bükme olasılığı incelendiğinde; böylece ışık hızına ilişkin yasanın etrafından dolaşarak ve A ve B iki nokta arasındaki doğrusal mesefeyi kısa zamanda aşmak mümkün olabilir.


Özel çekim dalgaları (A versiyonu) elemanının 115 bir özellik olsaydı,

Lazar: Neyse, yerçekimi bir dalgadır ve yerçekimi iki farklı türleri vardır. Yerçekimi A ve yerçekimi B. Yerçekimi A, küçük veya "mikro" ölçeklidir ve yerçekimi B de daha büyük ya da "makro" ölçekte çalışır.Biz yerçekimi B ye aşinayız.

yerçekimi A "güçlü nükleer kuvvet" tir.

atomun içindeki bu güçlü nükleer kuvvete "erişmek ve yükseltmek gerek"

Lazar: Gravity A is what is currently being labeled as the "strong nuclear force" in mainstream physics and gravity A is the wave that you need to "access and amplify" to enable you to cause the space/time distortion required for "practical" interstellar travel. To keep them straight ... just remember that gravity A works on the "A"tomic or actually sub-"A"tomic scale and gravity B is the "B"ig gravity wave that works on a stellar or planetary level. The most important attribute of these heavier, stable elements is that the gravity A wave is so abundant that it actually extends past the perimeter of the atom.


The concept of the origin and properties gravity subatomic particle are described here. What we find is that the gravitational containment field around particles of the atom has overshot the perimeter or the created containment shell for basic particles, Lazar's Gravity "A" and leakage has been mistaken for secondary gravity particle Lazar has labeled as a "B " particle. The observation were not complete, as his "A" &" B" are one in the same. If the atom was enlarged to the size of the Earth, you would perceive the same phenomena, a rigid containment or surface of the mass and a weak attractive force slightly above the surface as a proportional fractional distance of its radii of subatomic particle to that of the Earth.

Gravity is different in that light and electromagnetic waves can be amplified. With light, particle synchronization of frequencies increase power and intensity, and bending waves of light wave streams will focus on a point. Electromagnetic waves are amplified by basic principles. Gravity particles and its wave amplitude depend upon particle flow and the carrying capacity of the host mass, which is little understood since mainstream science has yet to define gravity and how it works. This wave amplification cannot be recreated in an advanced craft as gravity is dependent on mass focusing by bending or wave synchronization of particle flows cannot increase a weak force to one that could bend space and time. Do the massive stars with all their gravity bend space? No just the paths of light waves passing close to the stellar object.


-------------

Bu ağır, kararlı elementlerin en önemli özelliği gravity dalgasının aslında atomunun çevresine uzanacak şekilde bol olmasıdır.
 

 [ Knapp: How is this anti-matter reactor connected to gravity generation that you were talking about earlier?

Lazar: Well, that reactor serves two purposes; it provides a tremendous amount of electrical power, which is almost a by-product. The gravitational wave gets formed at the sphere, and that's through some action of the 115, and the exact action I don't think anyone really knows. The wave guide siphons off that gravity wave, and that's channeled above the top of the disk to the lower part where there are three gravity amplifiers, which amplify and direct that gravity wave.

Knapp: In essence creating their own gravitational field.

Lazar: Their own gravitational field. ]

 

Bu bir süper ağır element. 115 üst etrafında (tepesi etrafında) bir çekim alanını kurar. Yerçekimi dalgası geminin alt kısmındaki amplifikatörlerde güçlendiriliyor.

Lazar: Teknoloji bile-bile yerçekimi ne olduğunu bilmiyorum değil!

Knapp: Peki, bu nedir? Ne yerçekimi ne öğrendik?

Lazar: Yerçekimi bir dalgadır. Birçok farklı teoriler vardır, dalga dahildir. Yerçekimi ayrıca yanlış olduğunu, gravitons parçacıklarının olduğu teorize oldu. Ama yerçekimi bir dalgadır.
 

(Şey kaldırılmasına yönelik bir kasnak düzeneği yerçekimi karşıtı bir cihaz değil.Makalede not edilir manyetik tren (maglev) olarak manyetik kuvvetler kullanılması yeni değildir. Bu bir çekimsel alan yaratmaz. Bu yerçekimini geçersiz kılmaz. Bir kuvveti yukarı olan sarf edilir. Yerçekimi hala orada. )


"Bunu yaparak," Lazar diyor, "şimdi yerine B'ye A noktasından gidiş doğrusal yöntemle seyahat, şimdi sen zaman-mekanı bozarak farklı bir modda neredeyse hareket etmeden size hedefinizi getirmek.

In this case, the amplification process generated a variant of gravity - called gravity "B", which shaped the craft's relation to gravitized space around it.


Etrafında gravitized alanı gemi ilişkiyi/ilişkisi şeklinde adlandırılan gravity "B", - Bu durumda, amplifikasyon işlemi yerçekiminin bir varyantını(bir çeşidini) oluşturur.

 



[Element 115 & Nuclear Reactions

"The reactor uses a fuel that does not occur natually on earth. The fuel is a Super-Heavy, stable, element with an atomic number of 115 and does not appear on our periodic chart.]

Eleman 115 ve Nükleer reaksiyonlar

"Reaktör yeryüzündeki Doğada olmayan bir yakıt kullanır. Yakıt 115 bir atom numarasına sahip bir süper-Ağır, kararlı, eleman ve bizim periyodik tabloda görünmüyor.
 

Element 115 has a twofold purpose: First, it is the source of a gravity wave that is unknown to Earth's scientists, the gravity A wave. Second it is the source of the anti-matter raditation which is reaction to provide power.

Eleman 115 iki amacı vardır: Birincisi, Dünya'nın bilim adamları için bilinmeyen, bir yerçekimi dalgası kaynağıdır. İkinci olarak bu güç sağlamak için reaksiyon olan anti-madde raditation kaynağıdır.

The gravity A wave emanates from the nucleus of element 115 and actually extends past the perimeter of the atom.

Gravity A dalgası element 115 in çekirdeğinden yayılarak(doğarak, sızarak) atomun çevresinden öteye uzanır.

The propulsion system from the disk amplifies and focuses this gravity A wave to cause space/time to bend, much like space/time bends in the intense gravitational field of a black hole.

The ability to direct gravity to cause space/time distortion allows the disc to cross vast expanses of space/time without traveling in a linear mode at a high rate of speed.

This mode of travel is one of the two methods of propulsion used by the disc. In this mode, the disc's gravity amplifiers are in the "delta configuration" and are pulsed sequentially in a rotational pattern.

Bu seyahat şekli disk tarafından kullanılan iki sevk yönteminden biridir. Bu modda, diskin yerçekimi amplifikatörleri   "delta configuration" (sürekli)  ve bir dönme modunda sıralı darbelendirilirler/çalıştırılır yada amplifikatörler bir sırayı takip ederekten açılıp kapatılır.

Bu gemi(uçan disk) Zeta 2 Reticuli güneş sisteminde inşa edildi?


Disk reaktörü yeryüzünde doğal oluşmayan bir yakıt kullanır.Bu yakıt 115 atom numarasına sahip süper ağır, kararlı bir element ve bizim periyodik tabloda görünmüyor.

Eleman 115 iki amacı vardır: Birincisi, Dünya'lı  bilim adamları için "Gravity A" dalga bilinmeyen bir yerçekimi dalgası kaynağıdır. İkinci olarak, güç temin etmek üzere reaksiyona sokulur ve anti-madde radyasyonun kaynağıdır.
 

Bob Lazar.. O bir Dezenformasyon ajanı olabilir mi?  (Could he be a Disinformation agent?)
 

Bir forum sayfasından.. 

Nasıl bir süper ağır element, anti-yerçekimi oluşturmanıza yardımcı olabilir?

The Gravity amplifiers on the sportmodel are 24" in diameter. They are the only moving part on the craft. The height of the ceiling above the seats was only four and a half feet. Bottom line, this craft in no way could accomodate adult human beings.


Spor model üzerinde Yerçekimi yükselticiler çapı "24 vardır. Onlar geminin tek hareketli parçası olarak bulunmaktadır. Koltukların üzerinde tavan yüksekliği sadece dört buçuk metre oldu. Alt çizgi, hiçbir şekilde bu gemi yetişkin insan barındıramaz.

Gravity Amplifiers yüksekliği 1.2 metre, çapı 24 cm.

Reaktör tabanı zeminden yükseklik 2.5 cm kalınlığında.

Reaktör kubbesi 16 cm

   

Maksimum bozulma

MAXIMUM DISTORTION


As the intensity of the gravitational field around the disc increases, the distortion of space/time around the disc also increases.
Disk artar etrafında çekim alanı yoğunluğu olarak, diski etrafında uzay / zaman bozulma da artar.


[ As the gravitational field from the amplifiers becomes more intense, the form of the space/time around the disc not only bends upward, but at maximum distortion, actually folds over into almost a heart shape around the top of the disc. ]


Amplifikatörler gelen yerçekimi alanı daha yoğun hale geldikçe, diskin çevresinde uzay / zaman biçimi yukarı doğru bükülür ve maksimum distorsiyon de, aslında diskin üst etrafında neredeyse bir kalp şekli üzerinde katlanır(biçimini alır).

 Esasen, bu gemi etrafında bir tür uzay-zaman balonu oluşturur. "Maksimum bozulma" bir gezegenin yüzeyi üzerinde standart uçuş için gerekli değildir.Gökyüzünde hızlı "çizgiler" durumunda hariç. Maksimum bozulma seyahat modu için gereklidir.Gece gökyüzündeki zikzaklı ışıklı çizgiler gemi değil, gemi etrafındaki iyonize havanın sürüklenme etkisidir.


Sport modele giriş kapısı disk merkezinin üst yan yüzünde yer alır. Diskin üst yarısında yer alır.

The power source is a reactor. Inside the reactor, element 115 is bombarded with a proton, which plugs into the nucleus of the 115 atom and becomes element 116, which immediately decays and releases or radiates small amounts of anti-matter. The anti-matter is released in a vacuum into a tuned tube, which keeps it from reacting with the matter that surrounds it. It is then directed toward the gaseous matter target at the end of the tube. The matter, which in this case is the gas, and the anti-matter, collide and annihilate totally converting to energy. The heat from this reaction is converted into electrical energy in a near one hundred percent efficient thermoelectric generator. This is a device that converts heat directly into electrical energy. Many of our satellites and space probes use thermoelectric generators, but their efficiency is very, very low.

Güç kaynağı, bir reaktördür.Reaktör içinde, bir proton bombardımanı ile eleman 115 hemen bozunur ve element 116 ya dönüşerek salınım yapar veya anti-madde az miktarda yayar.Anti-madde onu çevreleyen madde ile reaksiyonunu engelleyen bir ayarlı boru içinden bir vakum içine salınır. Daha sonra, antimadde salınımı tüpün ucundan reaktör tabanındaki gaz halindeki maddi hedefe doğru yönlendirilir. Bu durumda gaz madde, ve anti-madde, çarpışır ve bir enerji dönüşümü yani tamamen imha gerçekleşir. Bu reaksiyondan elde edilen ısı ile yakın bir yüzde yüz verimli termoelektrik jeneratöründe elektrik enerjisine dönüştürülür. Bu, ısıyı doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren bir cihazdır. Bizim uydular ve uzay sondaları birçok termoelektrik jeneratörler kullanırlar, ancak verimlilikleri çok düşüktür.

 

Lazar yabancı gemiye girdiğinde kenarlarında durmanın zor olduğundan ve   sadece merkezde biraz başını kaldırıp dik durabildiğinden bahsetmişti. Çünkü geminin taban ve tavan arası mesafe küçük çocuklara göre inşa edilmiş gibiydi. Çok yüksek tavanı yoktu.

The Waveguide Terminator at the top of the craft is very similar to other UFOs described in the past, as are the three gravity amplifiers, observed in both the Adamski Saucer and Early German designs, notably the HAUNEBU I, II & III Series, housed in three spheres or balls under the craft. The "sport model" also bears a close resemblance to one of the Billy Meier discs.

The Gravity Amplifiers attach to the floor with what seems to be a "flexible metal." Lazar said that he could move the amplifiers easily, yet felt their weight. This also corroborates the description Frank Scully made in his book "Behind The Flying Saucers," and George Adamski in the 1950's. Scully described those ships as "having three ball or spherical devices on the underside" and "were easily able to be rotated by hand but had virtually no weight".

Adamski Saucer'ten ve Erken Alman tasarımlarıyla gözlenen üç yerçekimi kuvvetlendiriciler gibi gemi üstündeki Dalga Terminator(dalga sonlandırıcı/yokedici) geçmişte tarif edilmiş olan diğer UFO'lar çok benzer, özellikle HAUNEBU, I, II ve III Serisi, içinde yer alır. Gemi(uçan daire) altında üç küre veya top."Spor modeli" de Billy Meier disklerden birine yakın bir benzerlik taşımaktadır.

Yerçekimi Amplifikatörler bir gibi görünüyor ne ile zemine bağlı/ekli "esnek metal". Lazar o kolayca amplifikatörlerini hareket olabilir dedi, henüz ağırlığını hissettim. Bu aynı zamanda Frank Scully 1950 ve George Adamski "Uçan Saucers, arkasında" kitabında yapılan açıklama doğrular. Scully "alt üç top ya da küresel cihazlara sahip" olarak o gemileri nitelendirdi ve "elle kolayca döndürülebilir başardık ama neredeyse hiçbir ağırlığa sahip değildi".
 

According to documents Bob read at S-4, discs fly by amplifying gravity waves. Gravity is actually two waves, identified as gravity A and gravity B. Gravity A is at the atomic level. That is, the wave does not go beyond the molecular level except in element 115.

 Bob'un S-4 okumak belgelerine göre, diskler yerçekimi dalgalarını yükselterek uçar.

Yerçekimin iki türü vardır. Yerçekimi A dalgası ve yerçekimi B dalgası. Atomik düzeyde ve devasa dünya ve ay gibi kütleler düzeyinde. Mikro ölçektekine yerçekimi A diyoruz. Makro ölçektekine yerçekimi B diyoruz. Bu dalga ( Gravity A) element 115 dışında (haricinde) moleküler düzeyden ötesine gitmez.
 

reaktör, zeminin ortasında bir basket topu büyüklüğünde.  Element 115 ,  156 nörona sahip süper ağır bir metaldir. Bu proton ile bombardımana maruz kaldığı zaman, eleman 116 denen bir eleman olmaktadır (transmutasyon). Bu dönüşüm sürecinde antimadde partikülleri ve gravity A denen bir tür mikro dalga radyasyonuna  benzer bir dalga açığa çıkmaktadır.

Bu yakıt ( element 115 ) üçgen şekilli 50 sent büyüklüğünde. 223 gram ağırlığında turuncu renkli bir materyal.

Elektrik reaktörün alt kısmında yer alan termoelektrik jeneratör ile üretilmektedir.

1 fit 12 inçe eşittir. 30,48 cm uzunluktadır.

yükselteclerin çapı 2 fit olarak geçiyor.. yaklaşık 61 cm gibi bir çap demektir. bir yerdede 24 cm olarak geçmekte.

The gravity amplifiers themselves are three hollow tubes about two feet in diameter and four feet long. They are arranged in a triangular configuration at the bottom of the disc. The reactor itself is centered between the three amplifiers because the wave is also present at the bottom of the reactor. The reactor acts as a transmitter, similar to a Tesla Coil, in that each amplifier is independently turned to function as an amplifying receiver. Gravity waves have amplitude, wavelength and frequency, just like any other wave. As the amplitude is increased, gravitational waves bend space around the disc.


Yerçekimi kendilerini çapı iki fit (60 cm çap) ve uzun dört fit (120 cm yükseklik) yaklaşık üç içi boş borular vardır yükselteçler. Bunlar, diskin altındaki bir üçgen bir konfigürasyonda düzenlenir.Dalgası, reaktörün alt kısmında bulunduğu için, reaktör kendisi üç amplifikatör arasında ortalanır. Her biri bağımsız olarak bir amplifikatör amplifiye alıcı olarak işlev açık olduğundan bir Tesla bobini benzer bir verici, reaktör gibi davranır. Yerçekimi dalgaları tıpkı diğer dalga gibi, genlik, dalga boyu ve frekansı vardır.Genlik diskin etrafında, yerçekimi dalgaları eğimi/bükümü artan bir alan olarak.

Each of the three gravity amplifiers produces its own gravitational wave, and, depending on how the gravity amplifiers are oriented, gravity waves can be focused on a point or spread out. On gimbols, each amplifier can operate independently. The waves are phase shifted, which changes the wave's orientation and plane from zero to 180 degrees, thereby changing the attraction or repulsion of the wave. When a disc operates on only one amplifier, standing on a pedestal of gravity, it is said to operate in an omicron configuration. In this configuration, the other two amplifiers are freed for other uses..

Üç yerçekimi amplifikatörler her biri kendi yerçekimsel dalgasını üretir, ve, yerçekimi amplifikatörler odaklı nasıl bağlı, yerçekimi dalgaları bir noktaya odaklanmış veya yayılmış olabilir. Her amplifikatör bağımsız çalışabilir.Dalgalar faz böylece dalga itme veya çekmeyi değişen, sıfır ve 180 derece dalganın yönünü ve düzlemini değiştirir, kaydırır. Bir disk gravity bir kaide üzerinde ayakta duran, sadece bir amplifikatör üzerinde çalışırken, bir OMiCRON yapılandırmasında faaliyet söyleniyor. Bu yapılandırmada, diğer iki amplifikatör diğer kullanımlar için serbest bırakılır. Birini gemiye çekmek gibi..
 

In the delta configuration, discs operate on all three amplifiers. This configuration is used in space for long distance travel. In space, a disc tilts over on its back so that the gravitational amplifiers focus on where the disc is going, and the propulsion system is powered up, amplifying gravitational waves that are out of phase with earth's gravity. The amplified gravitational waves distort time and space, or "spacetime" as it is referred to in the documents. That gravity distorts time is known in current physics.


Delta yapılandırmada, diskler, tüm üç amplifikatör çalışır. Bu yapılandırma, uzun mesafe seyahat için uzayda kullanılmıştır. Uzayda, bir disk çekimsel amplifikatörler disk nereye odaklanmak böylece onun sırt üstü tenteli ve itme sistemi dünyanın yerçekimi ile faz dışı yerçekimsel dalgalar yükselterek, yukarı desteklenmektedir. Bu belgelere atıfta olarak çoğaltılmış yerçekimsel dalgalar zaman ve yer, ya da "uzay/zamanı" bozar.

On the nine discs, each different, kept in interconnecting hangers, Bob had hands-on experience with one he dubbed the "sports model" because of its sleek appearance. It was over 35 feet in diameter. Before he worked on it, he was shown a short demonstration of its ascending, moving to the left, then to the right, and then alighting. Before ascending, the disc briefly gave off a corona discharge, a sound like high-voltage electricity, and then it was completely silent, its bottom glowing blue. The hissing and glowing are by-products of the tremendous electromagnetic pulses generated from the craft. Inside the "sports model", Bob saw a console and children-sized chairs.

Dokuz diskler üzerinde, her biri farklı, askıları birbirine tutulan Bob O çünkü onun zarif görünümü "spor modeli" lakaplı biri ile hands-on deneyimi vardı. O çalıştı önce, sonra sağa, sola hareket etmek, ve sonra iniş, onun artan kısa bir gösteri gördü. Artan önce, disk kısaca bir korona deşarjı, yüksek voltajlı elektrik gibi bir ses kapalı verdi, ve sonra onun alt mavi parlayan, tamamen sessiz oldu.Tıslama ve parlak bir yan ürünleri geminin üretilen muazzam elektromanyetik darbeleri(puls) bulunmaktadır.

Belgelere göre, uzaylılar Zeta 2 Retikuli, takımyıldızı retikulum bir ikili sistemin ikinci yıldızdan geliyorlar.
 

They come from the fourth planet out. Although it is about 37 light years from Zeta 2 Reticuli to Earth, discs take very little time to cover the distance because discs do not travel in a linear mode. (Speed is defined as a distance divided by time. And since discs operate by warping time itself and space itself, a more complicated formula that s+d/t is needed to describe what happens). It's not so much that discs break Einstein's famous rule that nothing can travel faster than the speed of light; it's more accurate that discs get around the rule altogether. Recall that Einstein died trying to understand gravity. According to Bob, gravity propagates instantly.

Onlar dördüncü gezegenden dışarı(buraya) geliyor. Dünya'ya Zeta 2 Retikuli yaklaşık 37 ışık yılı olmasına rağmen, diskler lineer modda seyahat etmiyor çünkü  uzay/zaman bükümü ile mesafeyi katetmek çok az zaman alır. (Hız zaman bölünmüş bir mesafe olarak tanımlanır. Ve diskleri zaman kendisi ve uzay kendisi eğim (warp sürüş) ile çalışabilir, çünkü + d / s daha karmaşık bir formül t ne açıklamak için gereklidir). Bu disklerle ışık hızından daha hızlı olmadan büyük mesafeleri daha kısa zamanda katedebilirsiniz. Einstein'ın ünlü kuralını kırmak o kadar çok zor değil; Bu diskler tamamen kural etrafında yol alır. Einstein yerçekimi anlamaya çalışırken öldüğünü hatırlayın. Bob göre, yerçekimi anında yayılır, ilerler.

 

The "Big Wedge" (Büyük kama)

Kama: Kama, uçları üçgen şeklinde olan materyal.Yüzeyleri eğik düzlem şeklinde olan prizmaya benzer. Bıçak, makasın kesici kısımları, çivi, iğne, çuvaldız ve balta kamaya örnektir.

Element 115'in şekli bir kama ve mızrak ucuna benzer.

Bu S4 de Lazar'ın zamanında çıktı, Eleman-115 Reticulan tahrik(sevk) sisteminin çalışmasında ilişkin ilgili birincil kaynak oldu.

Notice the peculiar shape to the tip of the machined fuel element. It took a tremendous amount of milling and waste to produce this configuration.
The reactor is designed so that this piece is inserted into a tuned tube in the center of the reactor as indicated to the right.


İşlenmiş yakıt elemanının ucu sivridir ve üçgenimsidir.Bu şekli vermek için bir freze (öğütme, yontma) makinesinde ham element 115 kesme işlemine tabi tutulur.

...bu parça, reaktörün merkezine (merkezindeki) ayarlanmış bir boru içine sokulur.
---------------------------------------
[ Ç.BAL: Element 115 proronlarla bombardıman edilince çekirdekte kapana kısılmış olan(saklı olan) yerçekimsel dalga serbest kalır.Gravity A (güçlü nükleer kuvvet) doğal element 115 atomlarının mikro ölçekli çeperinden dışarı çıkarak çekirdek dışına doğru uzanır/genişler.

Sormamız gereken asıl soru: kütleçekim alanı dalgası bir kütleyi nasıl hareket ettirir.

Çekirdek içi güçlü kuvvet çekirdekten dışarı taşar derken, çekirdeğe bağlı olarak taşan, genişleyen bir dalga yok. Böyle düşünülürse genişletilmiş çekirdek alanı olarak algılanan gravity A nın dünyanın kütleçekim alanından (yerçekimi B) farkı kalmaz.Bu durumda bir parçacığın yada dünyanın bu gravitasyon dalgası ile kendisini uzay/zaman maktriksinde nasıl hareket ettirdiğini anlayamayız. Bir parçacığa bağlı kütleçekimsel alanlar bizi uzay/zamanda hareket ettiremez.Burada bir püf noktası var.. gravity dalgası üretmek tanımı tam olarak doğru değil.Tüm parçacıklar, kütleler uzay/zaman kumaşının içinde bir kıvrışma noktaları olarak telakki edilebilirler. Her parçacık yada dünya, yıldız, meteorlar kütleçekimsel ağırlık merkezine sahiptir.Kütlenin kendi kütlesince uzay/zamanı kendi çevresinde kütle merkezine doğru uzay/zaman çizgilerini bükmesi söz konusu.

Eğer bir enerji alanı içinde kütlenin çevresinden merkezine doğru olan uzay/zaman çizgileri bükümünü iptal edebilirsek cismin kütlesinin kütleçekimsel alanınıda iptal etmiş oluruz. Aslında her cismin kendine ait bir kütleçekimsel ağırlık merkezi vardır. Bir cisim milyonlarca atomdan meydana gelir.Her atomun(parçacığın) kendi kütleçekimsel ağırlık merkezi olduğu gibi parçacıkların bileşiminden bir araya gelmesinden, toplanmasından oluşmuş kütlesel formunda kendine ait daha genel bir kütleçekimsel ağırlık merkezi oluşur. Dünya gezegeninin bir kütleçekimsel ağırlık merkezinin olması gibi dünyadaki her parçanın, eşyanın, cisimlerinde kendilerine özgü bir kütleçekimsel ağırlık merkezi vardır. Mesela uçan diskin kendine özgü bir ağırlık merkezi vardır. Diski oluşturan tüm parçalarının ortak bileşkesi olan bu kütleçekimsel ağırlık merkezine doğru uzay/zaman çizgileri dışarıdan içeri doğru bükülür. Bu bükülmeden dolayı dünya maddesi diskimizi kendine doğru çeker. Yada diskimizde dünyayı kendine doğru çeker.

Eğer diskimizi özel bir enerji alanı içine alırsak dünyadan ve diskten kaynaklı eğri uzay/zaman çizgilerini iptal etmiş oluruz. Böylece diskimiz enerji alanlarının genişliğince havada yüzercesine asılı kalır.Disk yerçekimsiz bir uzay boşluğundaki gibi bir etki alanına girmiş olur. Bu durumda diski saran/çevreleyen enerji balonunu bir yöne doğru huni şeklinde genişletirsek diski çevreleyen uzay/zaman çizgilerini o yöne doğru odaklayarak/bükerek diskin az ilerisinde diski içine doğru çeken hayali bir kütleçekimsel ağırlık merkezi yaratmış oluruz. Ve disk o noktaya doğru hareket kazanır.Bu şuna benziyor diskimizin kendi kütleçekimsel ağırlık merkezini iptal edip bu ağırlık merkezini bir kaç derecelik farkla sağa, sola, yukarı, aşağı gelecek şekilde kaydırıyoruz. Böylece disk kendini dengelemek için o yöne doğru hareket edecektir.

Bu şuna benziyor.. herşeyi içine doğru, kendine doğru, merkezine doğru çeken bir girdap düşünelim. Böyle bir girdap kendi merkezinde sabit durur. Ama girdabın merkez noktasını bir şekilde alıp az ileriye koyabilirsek hava kütlesi o yöne doğru çekilerek kendisini uzatacaktır.Her parçacık bir girdap modeli gibi düşünülebilir. Bir madde daha büyük bir girdap modelidir. Ve kendisini oluşturan daha küçük girdapların(vorteks) bir araya gelmesinden oluşmuştur.

Bu bilgilerden yola çıkarak diyebilirizki element 115 için çekirdeğinden kaynaklanan  bir gravity A dalgası yoktur. Uzay/zaman kumaşına yapışabilen , onu tutabilen bir  elektromanyetik enerji alanı dalgası üretimi söz konusudur. Bu elektromanyetik dalgaya Gravity wave A denmektedir.  Bu elektromanyetik dalga alanını nereye çekersek, nasıl bir biçime sokarsak bu  alanın dahilinde  olan uzay/zaman çizgilerinide aynı şekilde bükmüş (biçimlendirmiş)  oluruz. Böylesi bir bükümlü  uzay/zaman alanı içinde disk sürekli olarak hareket etmek isteyecektir. Bu hareket tarzını  paraşütle atlayan birinin serbest düşme etkisine benzetebiliriz. Kütleçekimsel ağırlık merkezini nereye doğru kaydırırsak diskimizde o yöne doğru  hareket edecektir. Diskin çevresindeki (içine girdiği) uzay/zamanı yeniden yapılandırarak  kütleçekimsel ağırlık merkezini diskin kütlesinden kaynaklanan  ağırlık merkezinin az ilerisine kaydırabiliriz. ]
-------------------------------------------------

 Only gravity can bend light. And therefore it was at least accessible enough to amplify and abundant enough since the gravity wave naturally extended past the perimeter of the atom.


Notice the peculiar shape to the tip of the machined fuel element. It took a tremendous amount of milling and waste to produce this configuration.
The reactor is designed so that this piece is inserted into a tuned tube in the center of the reactor as indicated to the right.
(2) A miniature version of a particle accelerator -- built into the base of the reactor -- fires protons at tremendous energy into the tip of the element. Transmutation occurs, and small amounts of antimatter are radiated down the tuned tube and towards a target gas.
(3) The anti-matter and the matter collide, instantly converting to energy.

(4) The heat from the reaction is converted in a near 100 percent efficient thermal electric (thermionic) generator. The power from this output is then used to access and amplify the Gravity 'A'-wave that exists in the same Element-115. This is what we mean when we say the fuel is dual purposed.


This cycle begins as soon as the flared end of the waveguide is placed over the top of the reactor -- essentially putting a "load" on the system (1).
By the way the transmutation process occurs, some of the element is constantly upgraded from falling down to 114 from 115. The remaining portion of the element follows a normal decay path into lead. As the element is upgraded from 115 to 116, the surrounding element (downgraded to 114) will in turn transmute back up to its original number of 115 protons.
With this series of actions and reactions occurring, a single milled wedge of the element could last for 20-to-30 years.
 

Reaktörün tabanı içine yerleştirilmiş minyatür bir tanecik hızlandırıcı ile protonlar büyük bir hızla(yüksek bir enerji ile) element 115 in kama şekilli ucuna doğru fırlatılır.Dönüşüm gerçekleştiğinde ve antimadde küçük miktarlarda ayarlanmış tüpten aşağıya gaz hedefe doğru yayılır. Anti-madde ve madde çarpışarak anında enerjiye dönüşürler.Bu reaksiyondan büyük bir ısı açığa çıkar.Bu ısı, termal elektrik jeneratörü ile elektiriğe çevrilir. Bu elektrikte element 115 ten yayınlanan Gravity A dalgayı yükseltmek için kullanılır.
 

 ● Yerçekimi bir dalgadır.
● Yerçekimi mercekli bir doğrusal modda transversing olmayan yıldızlar arası seyahat için yer / zaman deforme etmek için kullanılabilir.
● Yerçekimi dalgaları fonksiyonu, yaymak, ve metalik dalga kılavuzları ile cam mercekli veya mikrodalga ile doğrudan ışığa kullanılan gibi çok benzer grafik merceklenme cihazlar ile yönlendirilir.
● Bir "oluşturulan" kaynağından dışa yayılan Yerçekimi yerçekimi böyle bir gezegen ya da ay gibi başka bir kaynaktan dışa doğru yayılan doğrudan karşı yönlendirilebilir.Sonuçta gemi Gravity ışınım demeti "üreterek" aslında su üzerinde bir tekne gibi örneğin gezegenin yerçekimine müdahale ederek üstünde yüzer.
● benzer diğer dalganın fazı, "tuning-in" bir mikrodalga sinyali kaldırma efekti teşkil ne karşı bir dalganın faz değiştirme. Ya da cazibe, bu konuda.
0-90 ° Faz-Shift (faz kaydırma) = kaldırma veya itme miktarı
Cazibe 90-180 ° Faz-Shift = Tutar


Ç.BAL: 0-90 derece ve 90-180 derecelik açılarda gerçekleşen amplifikatörlerin hareketine göre geminin kalp şeklinde olan mikrodalga alan frekanslarının alan geometrisi değişir. Bu değişime görede diskin çevresindeki uzay/zaman çizgileri değişik açılarda bükülmüş, büzülmüş ve genişletilmiş hale gelir. Biz buna gravity dalgaların merceklenme etkisi diyoruz.
------------------------------------

No one at that time thought that the Gravity 'A' wave was somehow more accessible due to the use of the Element-115 which at that time was thought to only produce a big, efficient reaction and the heat was converted to electricity which was then used to amplify the Gravity 'A' wave. Electromagnetic wave.

Finding the Gravity 'A' wave had something to do, they thought, with the geometric construction of the disc as a waveguide. But the Gravity 'A' wave wasn't collected from the environment. This wasn't "anti-gravity".

The Gravity 'A'-wave actually came from the same Element-115. And that when an element becomes superheavy and stable in this range, it actually emits a certain property. The cumulative "strong nuclear force" or Gravity 'A'-Wave is so abundant that it extends beyond the perimeter of the atom. In this state, one could access and amplify this spill-over gravity a-wave since it is no longer "within" matter.


And placing the element on the Periodic Table was Lazar's major contribution. The key to the understanding to the propulsion system of the Reticulan craft.
The mainstream scientific community -- driven by the belief that larger star systems may possess elements with higher atomic numbers than that on Earth -- endeavored to "transmute" elements with higher atomic numbers. Many of the theoretical calculations revealed that there might be an island of stability in the 114, 115 range. Prior to that, the elements are unstable and the transmutation process would yield an explosion. One more proton added to the stable 115 and it would become an atom of 116 and therefore unstable again, yielding an explosion. In this case, an anti-matter reaction.

 They also knew that there were two forms of gravity, as told to them by the aliens. Gravity A & B.

..yerçekiminin iki şekli olduğunu biliyordu. Gravity A ve B.

Ama Gravity 'A' dalgası çevreden toplanan/gelen değildi. Bu "anti-gravite" değildi.

Gravity A 'dalgası aslında aynı Eleman-115 ten geliyordu.

"güçlü nükleer kuvvet" veya Gravity A 'Dalga atomun(element 115) çevrisinin ötesine kadar uzanır.

Bu durumda, bir erişebilir ve artık madde "içinde" olduğundan yerçekimi dalgasını yükseltebiliriz.
 

As a result, each craft only needed 223 grams. The reactor generates "Gravity A" waves that distort the space/time continuum allowing the craft to travel vast distances in a relatively short time. According to Lazar, as the fuel transmutes and decays, anti-matter is released resulting in near 100% conversion of energy.
 

Lazar states that his work was focused on the propulsion system, a reactor fuelled by a stale, unearthly element.

He was told that the propulsion systems use gravity waves and the energy needed is supplied by an irradiating Element 115.



Lazar tahrik sistemi, eski bir, entreresan element tarafından körüklenen(beslenen) bir reaktör üzerinde çalıştığını belirtiyor.

O itki sistemlerinin yerçekimi dalgalarını kullanan ve Unsur 115 tarafından sağlanan bir ışınım(radyasyon) enerjisi olduğunu söyledi.


Element 115 süper ağır bir metaldir.Bu proton ile bombardımana maruz kaldığı zaman element 116 ya dönüşmekte ve olağan dışı özelliklere sahip bir element haline gelmektedir.

Üç kişilik bir gemi için sadece 223 gram element 115 yeterli olmakta.


Geminin reaktörü, kısa bir süre içinde büyük mesafeleri kat etmek için uzay/zaman sürekliliğini çarpıtan "Yerçekimi A" dalgalarını oluşturur.

 

Bob Lazar on the Billy Goodman Happening
December 20, 1989
Partial transcript

Caller: Is it possible these machines travel in time back and forth ?

Lazar: It's certainly possible. Certainly, when you create any artificial gravitational field, you technically move in your own time. So technically, you do slip forward when you create your own intense gravitational field.

Caller: BACK in time too ?

Lazar: Theoretically, that's possible. Exactly how you would do that, I don't know off the top of my head.

Caller: So that could be used like a time machine, right ?

Lazar: Essentially yeah, that is --

Caller: For time travel ?

Lazar: -- that is possible.

Caller: Wow! That's really something !

Lazar: Yeah, that's science-fiction-like.

Caller: Do these ships travel faster than light ?

Lazar: It's an irrelevant question because they get around it because they're not in a linear mode of travel. Since they're distorting time and space, there's no true time reference. And since velocity is distance over time, when you begin to fool around with time, you really can't state a true velocity.




(Caller: Is it possible these machines travel in time back and forth ?)

Arayan: bu makineler zamanda ileri ve geri yolculuk mümkün mü?

Lazar: Bu ​​kesinlikle mümkün. Tabii ki, herhangi bir yapay yerçekimi alanını oluştururken, teknik olarak kendi zamanında hareket. Kendi yoğun yerçekimi alanını oluştururken Yani teknik, ileri kayma yok.

Arayan: Çok zamanda GERİ?

Lazar: Teorik olarak, bu mümkün. Tam olarak bunu nasıl, kafamın üst kapalı bilmiyorum.

Arayan: Böylece, doğru bir zaman makinesi gibi kullanılan olabilir?

Lazar: Esasen evet, bu -

Arayan: zaman yolculuğuna için?

Lazar: - mümkündür.

Arayan: Vay! Bu gerçekten bir şey!

Lazar: Evet, bu bilim-kurgu-gibi.


Goodman: yerçekimi nedir?

Lazar: Yerçekimi bir dalgadır. Bu elektromanyetik dalgalar kuvvet farklı bir türü gibi, esasen, bir kuvvet. Ben gerçekten yerçekimi açıklamak için iyi bir yol bilmiyorum.

Bu çekici bir kuvvettir. Sanki, bir atomik ölçekte, güçlü ve zayıf nükleer kuvvetleri ayrı ayrı atomları bir arada tutuyor.

Arayan: Bu ​​gemiler, ışıktan daha hızlı seyahat ediyor musunuz?

Lazar: Onların seyahati lineer modda değil. Çünkü onlar ışık hızı limitinin etrafından dolaşıyorlar. Mesafeleri bükerek daha kısa zamanda A ve B noktası arasında yol alabiliyorlar.
 

Arayan: Ben bu cihazda bir anten bölüm var sanırım; Şuna çalışmasının rezonans frekansı nedir?

Lazar: Ben biliyorum yerçekimi dalgasının rezonans frekansı, ama ben elini onu bilmiyorum; Ben sadece onu hatırlayamıyorum.

Arayan: Eğer 2.000 kilohertz gibi, bana bir basketbol sahası verebilir misiniz?

Lazar: Gerçekten hatırlamıyorum. Bu gerçekten garip bir frekans var.

Arayan: Bu ​​kilohertz veya gigahertz veya megahertz ölçülen mı?

Lazar: Gerçekten hatırlamıyorum.
 

Lazar: Everything seems to come down to 115. It's a super-heavy element. It seems that as you get into the heavier elements -- and I'm sure this property extends into as-yet-undiscovered elements in excess of atomic number 115 -- that the ATOMIC gravity wave inside the atoms holding things together begins to extend outside of the atomic structure itself, and it's this wave that can be tapped off in quantity -- small quantity, actually. This wave can be amplified, contained, and used for a useful purpose.


Lazar: Ah evet, çok seyahat belirli bir modda.

Arayan: Bir seferde bir yöne mi?

Lazar: Hayır seyahat iki modu var. Düşük hız modunda ve yüksek hız modu var. Ben onlara ne denir hatırlamıyorum; onlar için özel bir adı vardı.


Lazar: Bu çalışmalarda esas mesele süper ağır bir metal olan element 115 i elde edebilmekti.


Arayan: Element 115 araçların(disk)  inşasında nasıl  yer almaktadır?

Lazar: Her şey bir süper ağır element  115 e  gelmek gibi görünüyor.Atomlar biraraya şeyleri tutan içeride ATOM yerçekimi dalgası dışında uzatmak başlar ki - ve ben bu özellik atom numarası 115 aşan gibi-henüz-keşfedilmemiş unsurları içine uzanır eminim - bu ağır unsurları içine almak gibi görünüyor küçük bir miktar, aslında - atom yapısı kendisi ve nicelik kapalı aday olabilir, bu bir dalgadır. Bu dalga amplifiye içerdiği ve yararlı bir amaç için kullanılabilir.
 

Ç.BAL: Bizim teknolojimizle antimadde reaktörünü yapmak zor olabilir, element 115 i de bulmamız yada laboratuvar şartlarında üretmemiz zor olabilir.. ama onun eş değeri bir  elektronik osilatör yada bir magnetron yapmak mümkün olabilir.

-------------------------------------

Lazar: Yeah, and it takes 223 grams per craft, so there's definitely an abundance of fuel out there.

Caller: Could you quickly describe the underside of these ships ?

Lazar: No, because I only saw from a SIDE view of only one craft. The other ones were always sitting on the ground; I never saw it. But the underside is essentially flat. Now, I never got directly under it to look. There might be some features down there, but I really don't know.

Caller: The reason I ask is because you were talking about the three distortions that can come down from the gravity engines to distort the graph. Are you aware of any time distortion within the saucer itself while they are running ?

Lazar: Yeah, there has to be.

Caller: What about SIZE distortion within the ship ? I've heard reports that people who have been in these that the inside seems much larger than the outside would indicate.

Lazar: I have heard that too, but I haven't really seen any evidence of that.

Caller: You were talking about the low- and high-speed modes and the control factors in there. Can you describe those modes and what the ship looks like each time it is going through those modes ?

Lazar: The low-speed mode -- and I REALLY wish I could remember what they call these, but I can't, as I can't remember the frequency of the wave --
The low-speed mode: The craft is very vulnerable; it bobs around. And it's sitting on a weak gravitational field, sitting on three gravity waves. And it just bounces around. And it can focus the waves behind it and keep falling forward and hobble around at low speed.
The second mode: They increase the amplitude of the field, and the craft begins to lift, and it performs a ROLL maneuver: it begins to turn, roll, begins to turn over. As it begins to leave the earth's gravitational field, they point the bottom of the craft at the DESTINATION. This is the second mode of travel, where they converge the three gravity amplifiers -- FOCUS them -- on a point that they want to go to. Then they bring them up to full power, and this is where the tremendous time-space distortion takes place, and that whips them right to that point.

 

Arayan: Eğer grafik bozmaya yerçekimi motorları aşağı gelebilir üç çarpıtmalar hakkında konuşuyorduk çünkü sormak nedeni budur. Onlar çalışırken sen tabak kendi içinde herhangi bir zaman bozulma farkında mısınız?

Lazar: Evet, olmak zorunda.

Arayan: Geminin içinde BOYUT bozulma ne? Ben raporlar duydum iç dış belirtmek çok daha büyük görünüyor ki, bu olmuştur insanlar.

Lazar: Ben de duydum, ama ben gerçekten herhangi bir kanıt görmedim.

Arayan: Orada düşük ve yüksek hızlı modları ve kontrol faktörler hakkında konuşuyorduk. Eğer bu modları tanımlamak ve ne geminin bu modlarda geçiyor her zaman gibi görünüyor miyim?

Lazar: düşük hız modu - ve ben gerçekten ben dalganın frekansını hatırlayamıyorum gibi, onlar bu çağrı, ama ben yapamam hatırlamak isterdim -
Düşük hız modu: zanaat çok açıktır; etrafında bobs. Ve üç yerçekimi dalgaları üzerinde oturan, zayıf yerçekimi alanına oturuyor. Ve bu sadece sıçrar. Ve bunun arkasında dalgalar odaklanmak ve ileriye düşen tutmak ve düşük hızlarda etrafında hobble yapabilirsiniz.

Buluşun İkinci Durumu Bu alanın amplitüdünü arttırır ve zanaat kaldırmaya başlar, ve bir rulo manevra yapar: dönmeye başlar, rulo üzerinde dönmeye başlar. Bu yerçekimi alanını terk başlar, onlar HEDEF de zanaat alt etmektedir. Onları FOCUS - - onlar gitmek istediğiniz bir noktaya Bu da üç yerçekimi amplifikatörlerini yakınsama seyahat ikinci modu. Sonra tam güç onları getirmek ve muazzam uzay-zaman bozulma gerçekleşir bu nerede ve doğru o noktaya onları kamçılıyor.
 

Lazar: The reactor, yeah.

Caller: About how large is this, and could you describe it ?

Lazar:The device itself is probably a plate about 18 inches square; I said diameter before but it is square. There's a half-sphere on top where the gravity wave is tapped off of, but that's about the size of it.
Caller: Are there subjects you won't talk about regarding what was going on at Groom Lake at the project ?
 

Lazar: Reaktör, evet.

Arayan: ne kadar büyük bu ve bunu anlatabilir misiniz Hakkında?

Lazar: Cihaz kendisi muhtemelen bir plaka yaklaşık 18 inç kare; Ben daha önce çapa dedi ama o kare. Orada yerçekimi dalga kapalı  dokunur dokunmaz üstüne bir yarım küre var, ama bunun boyutu hakkında.

Arayan: yabancı gemi  alanında zararlı radyoaktiviteyi oluşturmak mı?

Lazar: Hayır
 

1 inç kare - 6.4516cm 2  --->    6.4516cm 2  x 18 =116, 1288 cm2

Ç.BAL: Çoğu uzaylı bilgilerini okudukça milyonlarca yıllık bir teknolojik ve zihinsel evrime sahip uzaylı aklının evreni algılayışı ile benzer bulgulara varmam hatta prensiplere ve modellemelere dair daha üst düzey bir sadelikte tanımlamalar getirmem düşünme biçimimin ve akıl yürütümümün evrensel bir noktada olduğunu göstermektedir. Fakat pek çok teknolojiyi pratiğe dökme noktasında teknik detayları çözümlemek için ne kadar zeki olunursa olunsun, ne kadar akıl küpü olursak olalım deneysel çalışmanın önemi yadsınamaz. Edison'un dediği gibi “Dehanın %1´i ilham %99´u terdir.” Laboratuvar imkanları olmayınca zekanızla, aklınızla kağıt kalem üstünde bir noktaya kadar gidebiliyorsunuz.

S4 deki yabancı uzay gemisinin (diskin)  üç grup araştırmacı ekip tarafından incelenmesi gerekir. Birinci grup diskin bilgisayar ve navigasyonel sistemlerini kopya etmeye çalışmalı, ikinci grup ekibin ise geminin (diskin) yapılmış olduğu  gövde materyalini incelemeleri gerekir. Üçüncü  araştırma ekibi ise geminin güç ve itme sistemini incelemeleri gerekir.

-------------------------------------------------


Lazar: Right.

Caller: And then the hole that you saw appear --

Lazar: It wasn't a hole; it was a little disk.

Caller: Under what conditions did you see this demonstrated. Elaborate on this. And how large was the force field ?

Lazar: The force field where the candle was ?

Caller: The force field created by the anti-matter device.

Lazar: It was about a 20-inch radius from the surface of the sphere.

Caller: Where was this area, just above the device ?

Lazar: Yeah, surrounding the sphere.

Caller: Did the sphere surround the device ?

Lazar: No, the sphere sits in the center of the device. It's a half-sphere sitting on a plate, and a field surrounds the half-sphere.




Arayan: hangi koşullar yaptım altında bu gösterdi bakın. Bu üzerinde durmak. Ve güç alanı ne kadar büyük?

Lazar: mum oldu kuvvet alanı?

Arayan: anti-madde aygıtı tarafından oluşturulan kuvvet alanı.

Lazar: Bu kürenin yüzeyinden bir 20-inç yarıçapı hakkında oldu.

Arayan: Sadece cihaz üzerinde, bu alan oldu?

Lazar: Evet, küre çevreleyen.

Arayan: küre cihazı çevreleyen mü?

Lazar: Hayır, küre cihazın merkezinde oturur. Bir plaka üzerinde oturan bir yarım küre var ve bir alan yarım küre çevreler.


Lazar: Hayır, onlar kürenin kapalı, bir dalga kılavuzu kullanarak sahadan dokunun. Ve bu onların küçük bir model yerçekimi amplifikatörü vardı ve orada bir noktaya odaklanmış üç vardı ve odak bu alanı muhtemelen çapı dokuz ya da on santim tamamen farklı bir kurulum vardır.


Arayan: Hiç 115 bir analiz veya spektrograma gördün mü?

Lazar: Evet.

Arayan: Ve ne söyledi mi?

Lazar: bilinmeyen bir unsur olduğunu Eh, bu. Sonra biz oldukça temel yoğunluk ve ağırlık hesaplamaları yaptım, ve tabii ki fiziksel boyutu için çok ağır oldu. Bu bir X-Ray spektrograf oldu. Ben bunun için mi başka hangi testler hatırlamıyorum.


Arayan: jeneratörler çalışan yerçekimi ile, termal radyasyon var?

Lazar: Hayır, hiç de değil. Ben asla aşağı yerçekimi jeneratörler koşarken altında olduğunu, ancak reaktör kendisi - hiçbir termal radyasyon var. Bu termodinamiğin birinci yasasını ihlal çünkü gerçekten şok edici şeylerden biriydi.

Arayan: 115 malzemenin atom ağırlığı: bu ağır mı? Biz 115 atom ağırlığı yerçekimi ağırlığından farklı olacağını biliyorum. O malzemenin yerçekimi ağırlığı çok ağır mı?

Lazar: Evet.


Caller: With the gravity generators running, is there thermal radiation ?

Lazar: No, not at all. I was never down on the bottom WHILE the gravity generators were running, but the reactor itself -- there's no thermal radiation whatsoever. That was one of the really shocking things because that violates the first law of thermodynamics.

Caller: The atomic weight of the 115 material: Is that heavier ? We know the 115 atomic weight would be different from the gravitational weight. Is the gravitational weight of that material very heavy ?

Lazar: Yeah.


Arayan: - cips(cip, entekre) ya Transistörler bildiğimiz gibi herhangi bir elektronik var mı?

Lazar: Hayır, öyle bir şey. Çünkü söz muazzam gücün, çok yerçekimi amplifikatör ve reaktörün kendisi arasında doğrudan bir bağlantı yoktu.

Arayan: dalga biz mikrodalgalar ile kullanmak ne benzer kılavuzları misiniz?

-----------------
Caller: Is there any electronics as we know it -- chips or transitors ?

Lazar: No, nothing like that. Because of the tremendous power involved, too, there was no direct connection between the gravity amplifiers and the reactor itself.

Caller: Are the wave guides similar to what we use with microwaves ?

Lazar: Very similar.

------------------------------

Goodman: Siz tüm ağır metaller toksik söz?

Lazar: Evet, onlar gibi görünüyor. Kurşun, radyum, plütonyum. . .

Goodman: Eleman 115?

Lazar: Sadece o zehirli olacağını varsayıyorum.

Arayan: seyahat, uzun menzilli yöntemi ile ilgili olarak, bir tahrik ünitesi yanlış bir fikir değil mi? Ben azalan veya lokalize yerçekimi alanını kaldırarak, ve onlar doğru gidiyoruz uzun mesafe vücut aslında itiliyor ziyade aracı ÇEKME olduğu nerede bu cihaz bir durum yaratıyor hissediyorum. Ben bu haklı mıyım?

Lazar: Araç itiliyor değildir. Ne zaman IT başka bir şey çekiyor: Ama dışarıdan bir şey tarafından çekiliyor oluyor ima çekilmektedir. BT çekim alanını yaratıyor.

Arayan: [bilim] arıyordum var monopollerin için herhangi bir ilişki var mı?

Lazar: Eh, onlar monopol mıknatıs arıyordum. Ama sonra bu [UFO kuvveti] yerçekimi kuvvetidir.

Arayan: Farklı şeyler ancak benzer etkiler gösteren?

Lazar: Sağ.

Caller: In regard to the long-range method of travel, isn't a propulsion unit the wrong idea ? I feel this device is creating a situation where it is diminishing or removing the localized gravitational field, and long-distance body that they're heading toward is actually PULLING the vehicle rather than it being pushed. Am I correct in this ?

Lazar: The vehicle is not being pushed. But being pulled implies it's being pulled by something externally: it's pulling something else to IT. IT's creating the gravitational field.

Caller: Is there any relation to the monopoles which [scientists] have been looking for ?

Lazar: Well, they've been looking for the monopole magnet. But then this [the UFO force] is a gravitational force.

Caller: Different things but exhibiting similar effects ?

Lazar: Right.
-----------------------

Lazar: Gerçekten bilmiyorum. Ben kadar biz teknoloji var olarak nasıl perde arkasında ne gitti bilmiyorum.

Arayan: onlar bize büyük miktarlarda 115 verdin?

Lazar: Evet, 500 £ ben söyledim budur. Ben bunu gördüm yolu, bir yarım dolar büyüklüğüne yakın biraz ince diskler geliyor.


Arayan: Eleman 115 dünyadışı bir malzeme mi?

Lazar: Evet, kesinlikle.

Arayan: Nasıl S-4 proje bu dünyadan değil eğer 500 £ elde etmek için geldi sence?

Lazar: Ben  gemi  biri geldi hayal ediyorum.

Arayan: Ekstra yakıt, ha?

Lazar: Belki.


Arayan: dokuz diskler görünüşte oldukça farklı mıdır?

Lazar: Evet, hepsi görünüm olarak tamamen farklı.

Arayan: farklı yıldız sistemlerinden sonra belki mısınız?

Lazar: Olabilir.

Arayan: Sen baktı bir, Spor Modeli, sağ, retikulum söyledi?

Lazar: Ben OKUYUN(seçenekleri okuyun) buydu.

Arayan: Yani yerçekimi tahrik sistemine sahiptir. Ama sonra bazı diğerlerinin tahrik sisteminin diğer bazı türüne sahip olabilir?

Lazar: Ben reaktörler onlara [el sanatları] tüm benzer olduğu söylendi, ve bundan sadece tahrik sistemi aynı olduğunu varsayalım. Ama diğerleri evet, farklı tahrik sistemlerine sahip olması mümkündür.

Arayan: Kaç ışık yılı Dünya'dan retikulum?

Lazar: 32, 33, 34, yerde oradan.

Caller: What is the top speed of the craft ?

Lazar: It's tough to say a top speed because to say speed you have to compare distance and time. And when you're screwing around with time and distorting it, you can no longer judge a velocity. They're not traveling in a linear mode where they just fly and cover a certaindistance in a certain time. That's the real definition of speed. They're bending and distorting space and then essentially snapping it back with the craft, so the distances they can travel are phenomenal -- in little or no time. So speed has little bearing.

Arayan: tekne(uçan dairenin) üst hızı nedir?

Lazar: Eğer mesafeyi ve zamanı karşılaştırmak zorunda hız demek çünkü bir hıza söylemek zor. Zaman etrafında vidalama(bükülerek, kıvrılarak) ve çarpıtarak yaparken Ve, artık bir hıza hakim olabilirsin. Onlar sadece uçan ve belirli bir süre içinde bir mesafeyi kapsayacak lineer modda seyahat değil. Bu hızın gerçek tanımıdır. Onlar bükme(eğme) ve deformasyon alanı ve daha sonra aslında  gemi ile geri yakalamaya (geriye doğru çekilmek) böylece seyahat edebilirsiniz mesafeler olağanüstü konum - çok az veya hiçbir zaman. Yani hız az etkisi.

Zamanı eğip bükerseniz hızada hakim olabilirsiniz. Zaman, hız, uzay, mesafe birbiri ile bağlantılıdır. Birini değiştirdiğinizde diğerinide değiştirmiş olursunuz. Bükme ve eğme  ile uzay gemisi olağanüstü mesafeleri kısa zamanda aşabilir.

Caller: You've mentioned anti-gravity generator and anti-matter generator. Are they different ?

Lazar: It's not a gravity generator; it's a gravity amplifier. I get tongue-twisted all too often. The anti-matter reactor provides the power for the craft and the basic low-amplitude gravitational wave, which is too low of an amplitude to do anything. It's piped into the gravity amplifiers, which are found at the bottom of the craft. There it's amplified into an extremely powerful wave, and that's what the craft is flown on. But there is an anti-matter reactor: that's what provides the power.


Arayan: Sen anti-gravite jeneratör ve anti-madde jeneratör söz ettik. Onlar farklı mı?

Lazar: Bu ​​bir yerçekimi jeneratörü değil; Bir yerçekimi amplifikatör var. Ben çok sık dili-bükülmüş/bükülü olsun.Anti-madde reaktör gemi ve bir şey yapmak için bir genlik çok düşük temel düşük-genlik yerçekimsel dalga için güç sağlar. Bu gemi altında bulunur yerçekimi amplifikatörleri, içine taşınıyor oluyor. Orada son derece güçlü bir dalga haline güçlendirilmiş ve bu gemi ile ilgili  uçuş  gerçekleştirildi. Bu güç sağlar ne: Ama bir anti-madde reaktör var.

 

Bu bir yerçekimi dalgası üreteci değil; bir yerçekimi dalgası yükselticisi/güçlendiricisi/büyütücüsü. Jeneratör değil amplifikatör!

Area 51 Bob Lazar and Element 115 Alien Technology

 



--------------------------------------------
Ç.BAL: Bazen uzaylı teknolojisini düşünüyorum.. bu teknolojileri elimizin altında olsalar bile birebir taklidini, kopyasını yapmak mümkün olmayabilir. Çünkü Uzaylı bilim adamları o noktaya gelene kadar teknoloji bir çok ara formdan geçerek evriliyor.. Yani teknolojik evrim basamakları var. Mesela bizlerde bir şeyleri soğuk tutmak için buzdolabı denen bir cihaz, bir makine kullanıyoruz. Başka birileri (uzaylılar) aynı işlemi az daha az enerji ve daha pratik yöntemlerle yapıyor olabilirler. Belkide kablolara, valflere, hortumlara, ağır motorlara, vantilatörlere, gaz tüplerine gerek olmadan sadece bir ışık alanı içinde titreşimleri ayarlayarak bir ısıtma ve soğutma yapıyor olabilirler. Elektromanyetik bir alan içinde kimyayı kontrol ederek bizim bozulma, çürüme dediğimiz atomik reaksiyonları, moleküler kimyayı denetliyor olabilirler. Eskiden ilk bilgisayarlar iki katlı bina büyüklüğünde iken şimdi bu teknoloji cebimize girecek boyutlara kadar küçüldü. Teknoloji ilerledikçe daha az enerji ile belki daha büyük enerji ile çalışan ama üretimi kolay sistemler devreye girmekte.Uzaylılar bizim kucaklayıp yerden kaldırabileceğimiz bir antimadde reaktörü ile bizim devasa boyutlardaki 5-10 tane nükleer santralimizin ürettiği elektrik enerjisini üretebiliyorlar.

Gelelim UFO teknolojisine.. bu teknolojinin pek çok versiyonları olabilir ama evrensel düzeyde yerçekimine karşı gelmek ve ışık hızında hareket etmek deyince belirli teknolojiler ön plana çıkmaktadır.

Her uzay uygarlığı bir gezegen yüzeyinde doğar, uygarlığını kurar. Her yaşam formunun uzaya , gökyüzüne yükselmesine mani olan bir kuvveti aşmak için yerçekimi denen fenomeni anlamaya yönelmeleri şarttır. Bir uygarlık atomu, elektiriği, molekülleri, ışığı, ısıyı, yerçekimini bilimsel anlamda çözümlemeden gelişmiş bir uygarlık ortaya koymaları mümkün değildir. İçinde bulunduğu doğayı inceleyen her zeka gökyüzünüde inceleyecektir. Astronomi bilimi her uzay uygarlığının ortak bilimlerinden birisi olacaktır. Gökyüzünü inceleyen her zeka astronomik uzaklıkların ve başka yıldız sistemlerininde farkına varacaktır. Işık hızını ölçecek ve büyük mesefeleri bu ölçü ile tanımlayacaktır. Her uygarlık kendi güneşini gözlemleyerek nükleer enerjiyi, nükleer bilimi bir şekilde kavramaya, anlamaya başlayacaktır. Aşağı yukarı her zeki yaşam formu bulunduğu gezegen içinde periyodik tablo bilgisine ulaşacaktır. Farklı metalleri, elementleri, gazları formüllere dökerek kategorize edecektirler. Her uygarlık üçüncü boyut ve dördüncü boyut kavramı gibi teorik bulgularada varacaktır.. Kısacası hemen hemen pek çok uzay uygarlığı birbirine yakın bir bilimsel gelişim eğrisine sahip olacaktırlar. Fakat yıldızlar arasında hangi yaşam formu daha önceden evrimsel gelişime başlamışsa o uygarlıkların teknolojik olarak bizden daha gelişmiş olması, daha fazla bilimsel deneyim ve tecrübeye, araştırmaya, bilgiye sahip olması kaçınılmazdır. Biz daha dünya üstünde mağara duvarlarına ayı, kaplan resmi çizerken başka dünyaların zeki yaşam formları uzaya ilk uydularını göndermiş ve kendilerine en yakın gök cismine ayak basmış olabilirler. Sonuç itibarı ile her uzay uygarlığı kendi yıldız sistemleri içinde yok olmadan hayatta kalmayı başarabilirlerse bu süre içinde kendi gezegenlerinin ötesine uzanarak kendi uygarlıklarını evrensel bir uygarlık haline getirebilirler. Uzay açılmış uygarlıklar artık kendi kaderlerinin efendileri haline gelmiş olurlar.Böyle uygarlıklar yeme, içme, barınma ve hayatta kalma gibi fonksiyonların bağlayıcılığından kurtulmuşlardır. Sahip oldukları enerjilerini daha farklı amaçlar için kullanabilir noktada olurlar. Yeni genetik canlılar üretirler, başka gezegenlerde yeni yaşamlar yaratırlar.. oralardaki hayvansı yaşamları mutasyonlara uğratarak zeki yaşamlar üretebilirler.. bu uzay uygarlıkları hayatın çok farklı noktalarını çözümleyip o benzer süreçleri taklit etme noktasında olurlar. Asıl konumuz UFO teknolojisiydi.. her uzaylı zeki yaşam türü (ki bizde dünyada yaşayan uzaylılarız) kısa süreler içinde yıldızlararası seyahat için ışık hızını geçmeleri gerektiğini anlar. Bir yıldızdan diğerine, bir galaksiden diğerine makul ölçüler olarak görünen saatler, günler hatta haftalar içinde seyahat edebilmek için ışık hızının aşılması gerekir. Her uzay uygarlığı için böyle bir teknolojinin hemen hemen ortak benzer bir kurgusu olacaktır. Bu şu demek oluyor.. ışıktan hızlı gitmenin anahtarı uzayı, zamanı, yerçekimini ve ışığı anlamaktan geçer. Doğrusal bir hızlanma ile ışık hızını aşmak mümkün olmaz. Işık hızını aşmaktan bahseden her uygarlığın uzayı ve zamanı bükmeye dayalı teorik kuramları geliştirmiş olmaları gerekir. Büyük mesafeleri aşmak için zaman ve uzay boyutları ile oynamak kaçınılmaz hale gelecektir.. Bunları yapabilmek içinde kendi içinde büyük enerjiler üreten uzay gemileri tasarımlamaya ihtiyaç vardır. Kısaca formüle dökersek ''ENERJİ yönetimi ile uzay/zaman manipülasyonu!'' diyebiliriz. Işık hızında ve ışıktan hızlı gidecek bir uzay gemisinin inşa edileceği bilimsel anlayış kısaca bu formül üstünde yükselmeli.

Bu yazıda anlatmaya çalıştığım, varmaya çalıştığım nokta şuydu.. bizim elimizin altında bizden milyonlarca yıl ileride olan bir teknoloji ile inşa edilmiş bir yıldızlararası gemi olduğunu farzedelim.Bu geminin bize uzaylılar tarafından nasıl yapıldığını anlamamız ve bir benzerini kopya etmemiz için verildiğini düşünelim. Aslında bu geminin bir kopyasını yapmak bu geminin bir benzerini yapma noktasında çok mantıklı bir uğraş değil. Bu geminin kopyasını yapmaya çalışmak hemen hemen imkansıza yakın bir uğraş olacaktır. Uzaylı gemisi bizim için büyü ve sihir gibi bir çalışma mekanizmasına sahip olacaktır. Metalin yapısı, atomik örgüsü geminin bilgisayar işlemcileri bizim için nerdeyse büyü gibi bir şey olacaktır. Böyle bir gemi benim elimin altında olsa ben bilimadamları ekibimi meseleye daha farklı bir şekilde bakmaları gerektiğine dair aydınlatırdım. Arkadaşlar öncelikle bizim için önemli olan bu geminin metalik yapısını çözümlemek değil, geminin ileri elektronik (belkide biyolojik) kompütürleride bizim için öncelikli mesele değil derdim. Ama onları araştırması için ayrı bir ekip görevlendirirdim. Fakat esas ekiple ben geminin doğrudan itici sistemlerini araştırmaya yönelirdim. Enerji kaynağını ve geminin çalışma mantığını araştırırdım. Benim için esas mesele geminin kullanılan güç ünitesi sistemide değildir. Mesele benim için gücün niteliğini, nevisini, frekansını ve işlevini anlamaktır. Bunu anladıktan sonra dünya maddelerinden kendi uzay gemimizi yapıp kendi enerji ünitelerimizi inşa edip tamamen bir dünya tasarımı olan yıldızlararası bir gemi inşa etmeye yönelirdim. Uzaylılar kendi enerji üniteleri ile daha verimli bir şekilde enerjileri üretip istedikleri amaç için yönlendiriyor olabilirler.. bu benim için ilk etapta önemli değil ben akülerle, bataryalarla benzer sistemlerle 20 - 30 yıl kendine yeten enerji üniteleri değilde bir kaç hafta kendine yeten enerji üniteleri inşa edeyim. Mesele kendi teknolojimizle kısa mesafelerdede olsa bu seyahat biçimini taklit edebilmektir. Benim bakış açım bu yönde olurdu.

------------------------------------------------------------------

Uup 115  Fuel Cell  Grav. A & B

This is a solid metal replica of the element 115 fuel cell as described by Bob Lazar. It measures 2" x 2" x .125"


Lazar: "The bottom of it glowed blue and began to hiss like any, like high
voltage does on a round sphere. It's my impression that the reason that
they're round and have no sharp edges is to contain the high voltage like, uh,
if you've seen a high voltage system's insulators -- things are round or else
you get a corona discharge. In either case, it began to hiss as in high
voltage and it lifted off the ground quietly except for that little hiss in
the background, and that stopped as soon as it reached about 20 or 30 feet."


Lazar: "Bunun alt yüksek gibi, mavi mavi parladı ve herhangi bir gibi hiss başladı
gerilim yuvarlak bir küre üzerinde yapar. Bu nedenle benim izlenim olduğunu
onlar yuvarlak konum ve keskin kenarları uh gibi yüksek gerilim içeren bir var,
Eğer bir yüksek gerilim sistemin izolatörleri gördüm - eğer şeyler yuvarlak veya başka olan

Bir korona deşarj olsun. Her iki durumda da, yüksek olarak tıslamaya başladı
gerilim ve sessizce o küçük hiss yılında dışında yerden kaldırdı
yaklaşık 20 veya 30 metre ulaştı plan ve bu kısa sürede durdu. "


The technology that Bob Lazar says he saw extends far beyond flying
saucers. An anti-matter reactor allows the spaceships to produce their own
gravitational fields, he says, such a technology, if real, would answer
UFO skeptics who argue that aliens could never visit Earth because the
distances between worlds are too great, even at the speed of light.

Lazar: "Gravity distorts time and space. Just like if you had a water bed and
put a bowling ball in the middle. It warps it down like that -- that's
exactly what happens to space. Imagining that you were in a spacecraft
that could exert a tremendous gravitational field by itself you could sit
on any particular place and turn on the gravity generator and actually warp
space and time, and fold it. By shutting that off, you'd click back and
you'd be a tremendous distance from where you were but time would not have
even moved because you essentially shut it off. I mean it is so far fetched,
people....it's difficult for people to grasp, and as stubborn as the
scientific community is they'll never buy it, but this is, in fact, that's
just what happens."


Lazar: "Eh, şey yerçekimi koşum zaman, her şeyi koşum olduğunu.
Şu anda fizik eksik parçası. Biz gerçekten çok az biliyorum
yerçekimi hakkında. "


En azından eskisi yolu. Lazar için teknolojiyi diyor
koşum(tesisat, yerçekimi dalgaları üreten, büyüten donanım) yerçekimi var ancak S-4 test ediliyor sadece. Ve, bu takdirde
teknoloji, insan yeteneklerinin ötesinde, bir yerden gelmiş olmalıdır edilir
Başka. O da bir elemanı gördüm çünkü varsayım daha var, diyor
Bu periyodik tabloda bulunamıyor. 115 denilen unsur, olabilir,
pek bir kurşun genelge gösteren bu bir [gibi kurşun kasalarda saklanan
konteyner]. Lazar hükümet bu 500 kilo vardır diyor, ve olamaz
yeryüzünde yaptı.

Lazar: "Bu neredeyse imkansız olacaktı; de, bir sentez imkansız
eleman Dünya'da ki ağır. "

Muhabir: "En azından şimdi."

Lazar:. "Ben hiç sentezlenebildiğinden sanmıyorum miktarı arasında .... aslında proton ile bombardıman ederek onu monte etmek zorunda
.... atom atom tarafından, eğer güç ve sonsuz sonsuz bir miktar alacağını  zaman miktarı.Madde bir yerden gelmek zorunda nerede süper ağır
elementler doğal olarak üretilen olabilirdi.



Lazar: "Well, the thing is when you harness gravity, you harness everything.
It's the missing piece in physics right now. We really know very little
about gravity."

At least that's the way it used to be. Lazar says the technology to
harness gravity not only exists but is being tested at S-4. And, if such
technology is beyond human capabilities, it must have come from someplace
else. It's more than conjecture, he says, because he also saw an element
that cannot be found on the periodic chart. The element, called 115, can be
stored in lead casings much like this one [showing a lead circular
container]. Lazar says the government has 500 pounds of it, and it cannot be
made on earth.

Lazar: "It would be almost impossible; well, it is impossible to synthesize an
element that heavy here on Earth."

Interviewer: "At least right now."

Lazar: "I don't think that you can ever synthesize it. The amount
of....you essentially have to assemble it by bombarding it with protons
if....atom by atom, it would take an infinite amount of power and an infinite
amount of time. The substance has to come from a place where super-heavy
elements could have been produced naturally.


Atom numarası, doğada bulunan ağır element 92 proton vardır uranyum olduğu bu elementi içeren proton sayısı, ancak bilim adamları atomun çekirdeğinin daha protonlar ekleyebilir ve nükleer füzyon tepkimeleri ile ağır elementleri yapabilirsiniz.


Elemanları ağır ve ağır oluştururken bilim adamları umut, onlar bulunduğu edecek, "- ada istikrar" teorisi, periyodik tablo yerde keşfedilmemiş bir alan yerlerde hayal edilemez birçok pratik kullanımları olabilir süper ağır elementler.

Süper ağır elemanlar genellikle stabil değildir ve ikinci genellikle sadece geri kalan kısmının solmaya başlar söylendi.Bilim adamları kısa sürede eleman 115 çabuk bozunur olarak öngörülen yayılan radyasyon enerjili X-ışınları belirtilerine bakmak için özel bir dedektör kullanmak zorunda kaldılar.



S-4 de Saucers 13. Fizik: Lazar araç tutunur diyor
uzay-zaman ve bozulma ile döner bozuk kısmı. Bu yeni
fizik.Araçlar onlarla bir uzay-zaman tüneli getirdi.



uzay aracının koltukları bir, bir bucuk metrelik küçük çocuklar için yapılmışa benziyordu.

Ama gemi bir lens gibi yerçekimini kullanır ve güç kaynağı bir olduğunu söylüyor
anti-madde reaktör.

S-4 de Saucers için Travel İki Modu: 1) yüzeyi etrafında seyahat ederken
gezegenin, araçlar bir yerçekimi dalgası üzerinde dengelemek ya da benzeri bir dalga binmek okyanus üzerinde mantar. Bu modda, bu kararsız ve etkilenen
hava.

2) uzay seyahati için, onlar yerçekimi jeneratörler kullanılır. Ama onlar etrafında uçtuğunuz zaman. Bu modu kullanarak Dünya'nın yüzeyi, onlar üzerinden çevirmek olabilir, bir fenomen Lazar diyor Sık sık, yayınlanmış literatürde geçmişte UFO görüldüğüne gözlenmiştir.

İki graviteleri: A ve B. Yerçekimi A olan etkileşim atomik ölçekte çalışır
küçük ve yakıt ile ilgisi yoktur - diskler için kullanılan yabancı Eleman 115.

Yerçekimi B makro ölçekte çalışır.

Yerçekimi alanı [? Bilinmeyen] ile FAZ OUT OF ve bir dalga gibi
jeneratör.It BOYUNA nesil - küresel değil, bir arayan gibi
komisyon kurmasını önerdi.



But he says the craft uses gravity as a lens and the power source is an
anti-matter reactor.

Two Modes of Travel for Saucers at S-4: 1) When traveling around the surface
of the planet, the vehicles balance on a gravity wave or ride a wave like a
cork on the ocean. In this mode they are unstable and are affected by the
weather.

2) For space travel, they use gravity generators. But if they fly around the
surface of Earth using this mode, they may flip over, a phenomenon Lazar says
has frequently been observed in past sightings in the published UFO literature.

Two gravities: A & B. Gravity A works on an atomic scale whose interaction is
small and has to do with fuel -- the alien Element 115 used for the disks.

Gravity B works on a macro scale.

The gravitational field is OUT OF PHASE with [unknown ?] and is like a wave
jeneratör.It is LONGITUDINAL generation -- not spherical, as a caller
önerdi.


This fuel is used to drive waveguide-type gravity amplifiers which are the FTL
drive components of nine alien spacecraft stored in hangars out at Area 51 (the
supersecret testing grounds also known as "Dreamland" in the middle of the
Nellis AFB bombing range about 65 miles northeast of Las Vegas). onun Gönderen
brief description of how the drives operate, they seem to create local
black-hole strength gravity gradients which slow down time and cause a
space-fold quickly traversible by the spacecraft.

Lazar says he was hired to continue covert research into these spacecraft and
their engineering infrastructure after a former team of scientists had screwed
the pooch with a batch of element 115, forcing the AEC to hurridly announce an
"unscheduled" atomic test at Dreamland.


Dalga kılavuzu tipinde gravity amplifier'i  ışıktan hızlı yolculuk (FTL) için yakıt, güç olarak kullanmak.

FTL Sürücülerin nasıl işlediğini açıklamak..

Karedelik gücündeki bir yerçekimi ile uzayı bükerek uzay aracını hızla sürmek mümkün.




The yet undiscovered field particle of the gravitational force, the
fourth of the known forces, is the graviton. It would travel at the speed of
light. I don't know of any justification for the notion that gravitational
effects propagate at 2*c.
Although gravitational radiation has not been observed directly,
certain binary star systems are losing energy at the rate calculated for
gravitational radiation, so physicists are reasonable confident about the
standard model. Gravitational radiation antennas with sufficient sensitivity
are being constructed, so direct observation could occur soon.
Wave guides are conductive tubes which direct electromagnetic waves
(radio waves, light, etc). I have no idea if a gravitational wave guide or
amplifier is even theoretically possible.
The people to ask are gravitational
theorists such as Kip Thorne, John Archibald Wheeler or Robert Forward (who
also writes SF).
Forward has designed some hypothetical anti-gravity devices based on
standard physics. One involves passing the mass of a neutron star though a
toroidal coil the size of a football field in a millisecond to neutralize the
earth's gravity field in the center by generating the gravitational analog of
the magnetic field.



Yerçekimi kuvvetinin henüz keşfedilmemiş alan parçacık,
Bilinen güçlerin dördüncü, graviton olduğunu. Bu hızıyla seyahat ediyorum
ışık. Ben yerçekimi bu kavramı için herhangi bir gerekçe bilmiyorum
etkiler 2 * c yaymak.
Yerçekimsel radyasyon doğrudan gözlenmiş olmasına rağmen,
Bazı ikili yıldız sistemleri için hesaplanan oranda enerji kaybediyor
yerçekimsel radyasyon, fizikçiler konusunda emin makul nedenle
standart model. Yeterli duyarlılığı ile Gravitasyonal radyasyon antenler
inşa ediliyor, bu nedenle doğrudan gözlem yakında oluşabilir.
Dalga kılavuzları ileten hortumlar(borular) hangi doğrudan elektromanyetik dalgalardır
(radyo dalgaları, ışık, vb.) Ben hiçbir fikrim yok eğer bir yerçekimi dalga kılavuzu veya
amplifikatör bile teorik olarak mümkündür.
Insanlar yerçekimi vardır sormak
Böyle Kip Thorne, John Archibald Wheeler veya Robert Forward gibi teorisyenler (kim
de), SF yazıyor.
İleri dayalı bazı varsayımsal anti-yerçekimi cihazlar tasarladı
standart fizik. Biri olsa nötron yıldızının kütlesini geçen içerir
toroidal nötralize etmek için bir milisaniye içinde bir futbol sahası büyüklüğü kangal
yerçekimi analog üreterek merkezinde dünyanın gravite alanı
manyetik alan.


Ayrıca, yerçekimi alanının her zaman çekici olduğunu ve uzay-zamanın geometrisinin bir fonksiyonu olduğunu biliyoruz.

 

Mark:
I tahrik sisteminin bir parçası bir rolü olduğunu biliyoruz
Çok geniş bir kapasitör - genellikle bütün düşüktür
diskin yüzey - o boyunca bir şey yararlanabilirler
[Bifield] Brown Effect hatları. Ne biliyor musun
bu kondansatör bir dielektrik malzeme bileşenlerinin
nelerdir?

Lazar:
Peki, diskin alt bir tabak ise
kondansatör, sonra dielektrik malzeme hava olacak -
Eğer başka bir plaka olarak yeryüzüne bakmak için gidiyoruz
kondansatör. Ama kadar kapasitör gibi ayrılmaz olmak
Gerçek zanaat kendisine, hayır, ben hiçbir kanıt bulunamadı
söyledi.

Mark:
Ben bu cihazda bir anten bölüm var sanırım; ne
Şuna çalışmasını rezonans frekansı nedir?

Lazar:
Yerçekimi rezonans frekansı ben biliyorum dalga, ama
Ben elini onu bilmiyorum; Ben sadece onu hatırlayamıyorum.

Mark:
Eğer 2,000 kilohertz gibi, bana bir basketbol sahası verebilir misiniz?

Lazar:
Ben gerçekten hatırlamıyorum. Bu gerçekten garip bir frekans var.

Mark:
Bu kilohertz veya gigahertz veya megahertz ölçülür?

Lazar:
Ben gerçekten hatırlamıyorum.




Lazar:
Düşük hız modu - ve ben gerçekten ben hatırlıyorum isterdim
Ben hatırlamıyorum gibi ne onlar bu çağrı, ama ben yapamam
dalganın frekansı -

Düşük hız modu: zanaat çok açıktır; Bu bobs
etrafında. Ve bu, zayıf bir yerçekimi alanına oturuyor
Üç yerçekimi dalgaları üzerinde oturan. Ve bu sadece sıçrar
etrafında. Ve bunun arkasında dalgalar durulacak ve tutabilirsiniz
ileri düşme ve düşük hızlarda etrafında aksatıyor.




Buluşun İkinci Durumu Bu genliğini artırmak
alanı ve zanaat kaldırmaya başlar ve bir gerçekleştirir
ROLL manevra: bu rulo, dönmeye başlar dönmeye başlıyor
üzerinde. O toprak yerçekimi bırakmaya başlar gibi
alanı, yani bir taşıtın alt noktasına
HEDEF. Bu seyahat, ikinci modu
onlar üç yerçekimi amplifikatörlerini yakınsama - FOCUS
Onları - onlar gitmek istediğiniz bir noktada. Daha sonra
tam güç onları getirmek ve bu nerede olduğunu
büyük bir zaman-mekan bükülmeleri yer alır ve bu
doğru o noktaya onları kamçılıyor.

Burt:
Aslında uzak bir birim tezgah test ettim
kendini zanaat?


Lazar:
Reaktör, evet.

Burt:
Hakkında ne kadar büyük bu ve bunu anlatabilir misiniz?

Lazar:
Cihaz kendisi muhtemelen yaklaşık 18 inç bir tabak
kare; Ben daha önce çapa dedi ama o kare. var
yerçekimi dalgası akıtılan üstüne bir yarım küre
bir, ama bunun boyutu hakkında.

Amy:
Yabancı tekne zararlı radyoaktivite oluşturmak mı
bölgede?

Lazar:
Hayır



Las Vegas Jim:
TV'de, bu bir gösteri gözlemleyerek konuştu
anti-madde yerçekimi dalgası kontrol cihazı. ya sen
maket kopyasını yaptı?

Lazar:
Bir arkadaşım evet, birini yaptı.
----------------------------
Jim from Las Vegas:
On TV, you spoke of observing a demonstration of this
anti-matter gravity wave controller device. And you
made a mock-up copy?

Lazar:
A friend made one, yeah.

Jim:
I heard you speak of bouncing golf balls off of this
anti-gravity field?

Lazar:
Yeah.
-------------------


jim:
Anti-madde aygıtı tarafından oluşturulan kuvvet alanı.

Lazar:
Bu kürenin yüzeyinden bir 20-inç yarıçapı hakkında oldu.

jim:
Nerede bu alanda sadece cihaz üzerinde oldu?

Lazar:
Evet, küre çevreleyen.

jim:
Küre cihazı çevreleyen mi?

Lazar:
Resim, küre cihazın ortasında bulunur.
Bir plaka üzerinde oturan bir yarım küre ve bir zemin
yarım küre çevreler.

----------------------------------------

Lazar:
The force field where the candle was?

Jim:
The force field created by the anti-matter device.

Lazar:
It was about a 20-inch radius from the surface of the sphere.

Jim:
Where was this area, just above the device?

Lazar:
Yeah, surrounding the sphere.

Jim:
Did the sphere surround the device?

Lazar:

No, the sphere sits in the center of the device.
It's a half-sphere sitting on a plate, and a field
surrounds the half-sphere.

Jim:
And you just place a candle in there?
------------------------------


Lazar:
No, they tap the field off using a wave guide, off of
the sphere. And this is a completely different setup, where
they had a mockup small gravity amplifier, and there were
three focused into a point, and that area of focus was
probably nine or ten inches in diameter.


Lazar:
Hayır, onlar kapalı, bir dalga kılavuzu kullanarak sahadan dokunun
küre. Ve bu tamamen farklı bir kurulum olduğunu
bunlar mockup küçük bir üstten amplifikatör vardı ve orada
Üç bir noktaya odaklanmış, ve odak bu alanı oldu
muhtemelen çapı dokuz ya da on santim.


------------------------------

Arayan:
Jeneratörler çalışan yerçekimi ile, orada termaldir
radyasyon?

Lazar:
Hayır, hiç de değil. Ben alt WHILE'den aşağı değildi
jeneratörler çalışan yerçekimi, ancak reaktör
kendisi - hiçbir termal radyasyon var. o
O çünkü gerçekten şok edici şeylerden biriydi
termodinamiğin birinci yasasını ihlal ediyor.

Arayan:
115 maddenin atom ağırlığı: bu ağır mı?
Biz 115 atom ağırlığı farklı olacağını biliyorum
yerçekimi ağırlık. Yerçekimsel ağırlığı
Bu madde çok ağır?

Lazar:
Evet.
----------------
Caller:
With the gravity generators running, is there thermal
radiation?

Lazar:
No, not at all. I was never down on the bottom WHILE
the gravity generators were running, but the reactor
itself -- there's no thermal radiation whatsoever. That
was one of the really shocking things because that
violates the first law of thermodynamics.

Caller:
The atomic weight of the 115 material: Is that heavier?
We know the 115 atomic weight would be different from the
gravitational weight. Is the gravitational weight of
that material very heavy?

Lazar:
Yeah.
-------------------------
Caller:
In regard to the long-range method of travel, isn't
a propulsion unit the wrong idea? I feel this device
is creating a situation where it is diminishing or removing
the localized gravitational field, and long-distance body
that they're heading toward is actually PULLING the vehicle
rather than it being pushed. Am I correct in this?

Lazar:
The vehicle is not being pushed. But being pulled implies
it's being pulled by something externally: it's pulling
something else to IT. IT's creating the gravitational
field.


Arayan:
Seyahat uzun menzilli bir yöntem ile ilgili olarak değil,
Bir tahrik ünitesi yanlış bir fikir? Ben bu cihaz hissediyorum
nerede azalan veya kaldırarak bir durum yaratıyor
lokalize yerçekimi alanı ve uzun mesafeli vücut
aslında aracı ÇEKME olduğu doğru gidiyoruz ki
o itilen ziyade. Ben bu haklı mıyım?

Lazar:
Araç itiliyor değildir. Ancak ima çekildikten
bir şey dışarıdan çektiği ediliyor: o çekiyor
IT başka bir şey. BT yerçekimsel yaratıyor
alanı.

---------------------------------------------
Pistol:
You've mentioned anti-gravity generator and anti-matter
generator. Are they different?

Lazar:
It's not a gravity generator; it's a gravity amplifier. I
get tongue-twisted all too often.

The anti-matter reactor provides the power for the craft and
the basic low-amplitude gravitational wave, which is too low
of an amplitude to do anything. It's piped into the gravity
amplifiers, which are found at the bottom of the craft.
There it's amplified into an extremely powerful wave, and
that's what the craft is flown on. But there is an anti-matter
reactor: that's what provides the power.

-------------------------------------


Pistol:
Eğer anti-gravite jeneratör ve anti-madde söz ettik
jeneratör. Onlar farklı mı?

Lazar:
Bu bir yerçekimi jeneratörü değil; Bir yerçekimi amplifikatör var. Ben
çoğu zaman, sıklıkla-bükülmüş olsun.

Anti-madde reaktör gemi için güç sağlar ve
çok düşük temel düşük amplitüdlü yerçekimi dalga
Bir genlikli bir şey yapmak. Bu yerçekimi içine taşınıyor oluyor
teknenin alt kısmında bulunan kuvvetlendiriciler.
Orada son derece güçlü bir dalga haline güçlendirilmiş ve oluyor
Bu gemi uçtu ne var. Ama bir anti-madde var
Reaktör: Bu gücü sağlar ne.
--------------------------------------------
Roger Nelson, KBAY-Radio San Francisco announcer:
Last time I asked Bob Lazar about the hyper-light propulsion
systems he had seen, he said the crafts have hyper-light
capabilities -- beyond the speed of light. Do you know
anyone in our government or who worked on the craft who
might be from Earth who has taken those craft and flown
past the speed of light to other galaxies?


Roger Nelson, KBAY-Radyo San Francisco spiker:
Son kez hiper-ışık itiş hakkında Bob Lazar sordu
o görmüştü sistemleri, o gemileri hiper-ışık var dedi
yetenekleri - ışık hızı ötesinde. Biliyor musunuz
Bizim hükümet ya da kim herkes gemi kim çalıştı
Bu gemi almış/alınan ve uçmuştur/uçtuktan Dünya'dan olabilir
diğer galaksilere ışık hızına geçmiş?

----------------------------------------------



New Caller:
Is there any limit on the distance a spaceship can travel.
Can it actually travel out of our galaxy to the Andromeda
galaxy? How far can 223 grams of Element 115 take you?

Lazar:
I really don't know. From what I understand, the actual
consumption of the element is very low; I imagine it is
possible with enough [junk] made to travel to another galaxy.

Caller:
I assume the gravity wave is more powerful than the
gamma wave, correct?

Lazar:
Than the GAMMA wave?

Caller:
Or the spectral wave? What's the limit on light waves
with the 10 billion light years or something -- how far light
can travel?

Lazar:
A limit as far as what? It depends on the interaction:
the gravitational fields the beam passes through, the
photons pass through, and so on and so forth, so there's
no real limit at true dead space.
---------------------
Yeni Arayan:
Bir uzay gemisi seyahat edebilirsiniz mesafe üzerinde herhangi bir sınır var mı.
Aslında Andromeda galaksimizin dışına seyahat edebilir
galaksi? Ne kadar Eleman 115 223 gram alabilir?

Lazar:
Ben gerçekten bilmiyorum. Kimden ne anlıyorum, gerçek
elemanın tüketimi çok düşüktür; Ben hayal
Yeterince [önemsiz] ile mümkündür başka bir galaksiye yolculuk yaptı.

Arayan:
Ben yerçekimi dalgası daha güçlü olduğunu varsayalım
gama dalga, doğru mu?

Lazar:
GAMMA dalga daha?

Arayan:
Veya spektral dalga? Işık dalgaları sınırı nedir
10 milyar ışık yılı ya da bir şey ile - ne kadar ışık
seyahat edebilirsiniz?


Lazar:
Kadar ne gibi bir sınır? Bu etkileşime bağlıdır:
ışın geçen çekim alanları,
var bu yüzden fotonlar, vb vb ve geçmek ve
Gerçek ölü boşlukta hiçbir gerçek sınırı.
-------------------
Lazar:
No. There's stand-alone high-energy magnets that I use.

Caller:
What is the atomic weight of 115?

Lazar:
I hate even to guess. I know it because we've written it down
because we've calculated it, but I really don't remember.

Caller:
Can you give us a ballpark?

Lazar:
No, 'cause I'd be wrong! Just like if I gave a ballpark on the
gravitational wave frequency -- and that's really bugging the hell
out of me.

There were three things, as a matter of fact, that for some reason
I've developed a mental block on. I'll have to call Billy, and
then he can announce it on the air. I'll just call him and then
he can relay it to everyone.

New Caller:
I'd like to stand up and cheer for Bob Lazar! It does take a
lot of courage, and it's about time somebody stepped forward with
some information that's being kept from us for so long.

How long do you think it took them to make their journey here,
using their methods of propulsion?

Lazar:
An extremely short time. I'd hesitate to say, but I don't think
you're even looking at days.

Caller:
Is that because of this gravity lines-of-force thing or because
time stands still for them and it really does take a long time
but they don't know it because time stands still?

Lazar:
No, they're actually traveling almost IN-BETWEEN time because
of the way that they distort time and space. So that they're
traveling vast distances without the incrementation of time.
The time would be very, very little. Days is probably --
I'm way off saying that, too. But I hate to say something
and be really far off.
-----------------------------------------
Lazar:
Hayır tek başına kullandığım yüksek enerjili mıknatıslar var.

Arayan:
115 atom ağırlığı nedir?

Lazar:
Sanırım hatta nefret ediyorum. Biz bunu yazdım çünkü ben bunu biliyorum
biz bunu hesaplanan ettik, çünkü, ama gerçekten hatırlamıyorum.

Arayan:
Bize bir basketbol sahası verebilir misiniz?

Lazar:
Hayır, çünkü ben yanlış olurdu! Sadece eğer gibi bir basketbol sahası verdi
yerçekimsel dalga frekans - ve gerçekten lanet(can sıkıcı) rahatsız ediyor
beni.

Üç şey, aslında bir konu olarak, olduğunu nedense
Ben zihinsel bir blok geliştirdik. Ben Billy aramak zorunda ve olacak
o havada anons edebilirsiniz. Ben sadece o onu aramak ve edeceğiz
o herkese geçirebilir.

Yeni Arayan:
Ben ayağa ve Bob Lazar için tezahürat istiyorum! Bir sürer
cesaret sürü ve zaman birileri ile öne çıktı hakkında
bu kadar uzun süre bizden utulacak bazı bilgiler.

Ne zamandır burada onların yolculuk yapmak için götürdü sizce,
itiş gücü yöntemlerini kullanarak?

Lazar:
Son derece kısa bir zaman. Söylemek tereddüt ediyorum, ama ben sanmıyorum
hatta gün bakıyoruz.

Arayan:
O çünkü bu yerçekimi hatları-of-kuvvet şeyin ya çünkü
zaman onlar için hala duruyor ve gerçekten uzun bir zaman sürer
zaman hala duruyor çünkü onlar bunu bilmiyor musun?

Lazar:
Hayır, aslında hemen her zaman, çünkü IN-ARASINDA seyahat ediyorsanız
Onlar zaman ve alanı bozar yol. Onlar Böylece
zaman artımının olmadan engin mesafelerde seyahat.
Zaman çok az olurdu. Gün muhtemelen -
Ben kapalı bir şekilde de söylüyorum. Ama bir şey söylemek istemem
ve gerçekten çok kapalı olacak.

--------------------------


Knapp:
Of course, what the UFO skeptics say is, yeah, there's life out
there elsewhere in the universe; it can never come here; it's
just too darn far. With the kind of technology you're talking
about, it makes such considerations irrelevant about distance and
time and things like that.

Lazar:
Exactly, because when you are distorting time, there's no longer
a normal reference of time. And that's what producing your own
gravity does.

Knapp:
You can go forward or backward in time? Is that's what you're
saying?

Lazar:
No, not essentially. It would be easier with a model. On the
bottom side of the disk are the three gravity generators. When
they want to travel to a distant point, the disk turns on its
side. The three gravity generators produce a gravitational beam.
What they do is they converge the three gravity generators onto
a point and use that as a focal point; and they bring them up to
power and PULL that point towards the disk. The disk itself will
attach ONTO that point and snap back -- AS THEY RELEASE SPACE
BACK TO THAT POINT!

Now all this happens in the distortion of time, so time is not
incrementing. So the SPEED is essentially infinite.

--------------------------------------
Knapp:
Tabii ki, UFO şüpheciler söylediklerini, evet, hayat orada var olduğunu
Orada başka evrende; Buraya gelmek asla; bu kadar
sadece çok lanetlemek uzakta. Teknoloji tür konuşuyorsun
hakkında, bu mesafe yaklaşık alakasız gibi hususları yapar
zaman ve bunun gibi şeyler.

Lazar:
Zaman çarpıtarak zaman, çünkü tam olarak, artık yok
bir zaman normal referans. Kendi üreten ne Ve bu
yerçekimi yok.

Knapp:
Zaman içinde ileriye veya geriye gidebilir? Bu sen ne oluyor mi
diyerek?

Lazar:
Hayır, değil aslında. Bir model ile daha kolay olurdu. Açık
diskin alt tarafı üç yerçekimi jeneratörler vardır. zaman
onlar uzak bir noktaya seyahat etmek istiyorum, disk açar onun
yan.Üç yerçekimi jeneratörleri yerçekimsel ışını üretmek.
Yaptıkları şey üzerine üç yerçekimi jeneratörler yakınsama olduğunu
Bir nokta ve bir odak noktası olarak kullanan; ve onlar onları getirmek
güç ve diskin doğru bu noktayı ÇEKME.Disk kendisi olacak
Bu noktada ÜZERİNE takmak ve snap back - ONLAR UZAY serbest bırakır  GİBİ
GERİ BU NOKTAYA!

Şimdi tüm bu zaman bozulma olur, o kadar zamanı değil
artan. Yani HIZ aslında sonsuzdur.

-------------------------------------

Knapp:
Biz bir an diskler içine alırsınız. Ama ilk kez gördüm
operasyonda anti-madde bir reaktör ya da bir gösteri - Eğer
gösteriler bir çift vardı - o anlat.

Lazar:
Ben operasyonda gördüm ilk kez, biz sadece koymak - Bir arkadaşınız I , reaktördeki yakıt koymak üzerine kapak koymak - Barry, ile çalıştı
Orada gösterildiği gibi, gibi.

Hemen, bir yerçekimi alanı geliştirildi ve o hissedin "dedi
Eğer bir mıknatısın kutupları gibi iki getirmek gibi! "Ve hissettim
birlikte; Elinizle yapabilirsiniz. Ve büyüleyici oldu
büyük bir kitle ile bir şey hariç, o imkansız yapmak için! ve
tabii ki bu sadece bir olduğunu. . .

Ve bu bir itici bir alan oldu. Aslında, bir tür etrafında oyun oynadık.
Bir süre onunla. Ve biz bunun kapalı golf topları attı. ve
sadece gerçekten benzersiz bir şey oldu.

--------------------------------------------------

 


yerçekimi jeneratörü element 115 in kendisi gibi düşünülebilir. Yerçekimi amplifikatörü başka yerçekimi jeneratörü kavramı başkadır.


It rose about forty feet in the air.

There was some distortion on the bottom - like a corona.

It stood there.

Stable. Silent. Just a little wobble, no rotation.



Disk havada yaklaşık 40 feet yükseldi. Ve havada durdu. Sabit, Sessiz. Sadece küçük bir yalpalama hareketi görünüyordu., ama dönme, rotasyon hareketi yapmıyordu.


He claimed that nine 'gravity propelled disks' were housed in a secret S-4 installation.

Dokuz 'yerçekimi sevk(itmeli, tahrikli) disk' gizli bir S-4 kurulum muhafaza edildiğini iddia etti.


Lazar said its power came from an anti-matter nuclear reactor in near perfect thermodynamic balance.

The propulsion is gravity, created, amplified and vector directed aboard the craft.

He added that time as we know it is altered and, when at full power, light is distorted around the vehicle.

Lazar states that his work was focused on the propulsion system, a reactor fuelled by a stale, unearthly element.
He was told that the propulsion systems use gravity waves and the energy needed is supplied by an irradiating Element 115.

The propulsion system is an antimatter reactor.

Reaktör basket topu büyüklüğünde bir küre.Bunun üst yarısı zemin ortasında görülebiliyordu.Reaktör için bir yakıt elemanı 115, bir ununpentium.

Bir periyodik tabloda, ununpentium UUP olarak listelenmiş olacaktır.

Bu 156 nötron vardır, ve bir süper ağır metaldir.


Bu proton ile bombardımana maruz kaldığı zaman, eleman 116, çok olağandışı özelliklere sahip olan bir eleman olmaktadır.

Bir gemi için 223 gram yetmektedir.


The gravity amplifiers themselves are three hollow tubes about two feet in diameter and four feet long. They are arranged in a triangular configuration at the bottom of the disc.


Bunun bir sonucu olarak, her bir gemi için 223 gram sadece gerekli.Reaktör, "Yerçekimi A" denen geminin nispeten kısa bir süre içinde büyük mesafeler katetmesini sağlayan / zaman sürekliliğini çarpıtmak için dalgalar oluşturur. Yakıt transmutes ve bozunum olarak Lazar göre, anti-madde enerjinin% 100 civarında bir dönüşüme yol açan serbest bırakılır.


çapı iki feet ve uzunluğu dört feet üç tane içi boş borular(tüpler) vardır. Bunlar (gravity amplifiers), diskin altında üçgen bir konfigürasyonda düzenlenir.


reaktör kendisi üç amplifikatör arasında ortalanır.

The reactor itself is centered between the three amplifiers because the wave is also present at the bottom.

Her biri bağımsız olarak bir amplifikatör amplifiye alıcı olarak işlev açık olduğundan bir Tesla bobini benzer bir verici, reaktör gibi davranır.

Gravity waves have amplitude, wavelength and frequency, just like any other wave.


As the amplitude is increased, gravitational waves bend space around the disc.


Yerçekimi dalgalarının tıpkı diğer dalgalar gibi, genlik, dalga boyu ve frekansı vardır.

Genlik diskin etrafında, yerçekimi dalgaları bükülen artan bir alan olarak.


Each of the three gravity amplifiers produces its own gravitational wave, and, depending on how the gravity amplifiers are oriented, gravity waves can be focused on a point or spread out.


Üç yerçekimi amplifikatörler her biri kendi yerçekimsel dalga üretir, ve, yerçekimi amplifikatörler odaklı nasıl bağlı, yerçekimi dalgaları bir noktaya odaklanmış veya yayılmış olabilir.


Lazar said that the amplifiers attached to the floor with what seemed to be a flexible metal. He could move the amplifiers - felt their weight - yet they moved easily.

Lazar amplifikatörler bir esnek metal gibi görünüyordu ne zemine bağlı olduğunu söyledi. O amplifikatörlerini hareket olabilir - onların ağırlığını hissettiği - henüz onlar kolayca taşındı.


In the delta configuration, discs operate on all three amplifiers.

Delta yapılandırmada, diskler, tüm üç amplifikatör çalışır.

This configuration is used in space for long distance travel. In space, a disc tilts over on its back so that the gravitational amplifiers focus on where the disc is going, and the propulsion system is powered up, amplifying gravitational waves that are out of phase with earth's gravity.

Bu yapılandırma, uzun mesafe seyahat için uzayda kullanılmıştır. Uzayda, bir disk çekimsel amplifikatörler disk nereye odaklanmak böylece onun sırt üstü tenteli ve itme sistemi dünyanın yerçekimi ile faz dışı yerçekimsel dalgalar yükselterek, yukarı desteklenmektedir.


The amplified gravitational waves distort time and space, or "spacetime" as it is referred to in the documents.

Bu belgelere atıfta olarak çoğaltılmış(amplifiye edilmiş) yerçekimsel dalgalar zaman ve yer, ya da "uzayzamanı" bozar.

That gravity distorts time is known in current physics.

Bugünkü fiziğe göre bilinmektedirki yerçekimi zamanı büker/bozar.

That gravity distorts or warps space is also currently accepted. That is why astronomers at certain positions during an eclipse can see stars that are directly behind the sun (the sun's gravity causes the star's light to bend around the sun). In short, the disc warps spacetime, attaches itself to the warp and snaps back.

Imagine a thin sheet of rubber stretched out (this represents space). Now, put a ball bearing on the sheet (this represents the disc) Now, with your fingers under the sheet, pinch the rubber at a point some distance from the ball bearing keeping the rubber pinched, move the pinch to the ball bearing. As you bring the pinch back to its original position, the ball bearing will follow. This is an analogy of what happens.

(Bu alanı temsil) uzanmış ince bir kauçuk levha düşünün. Şimdi, sayfanın altında parmaklarınızla, Şimdi (bu diski gösterir) kağıda taşıyan bir topu koymak, sıkışmak lastik tutarak taşıyan topu bir noktada biraz mesafe lastik tutam rulman için tutam taşıyın. Geri orijinal konumuna tutam getirmek gibi, rulman takip edecek. Bu ne bir benzetme olduğunu.

When traveling at relatively slow speeds near a planet, discs again use gravity, but in a different way.

This time discs balance on gravity waves and "fall" in the direction they want to go.

Although discs are more unstable in this mode, they still can perform maneuvers that are beyond the capabilities of conventional aircraft, such as making 90 degree turns on a dime or accelerating rapidly.

Those inside the discs experience no G forces during these maneuvers.


Bir gezegenin yakın nispeten yavaş hızlarda seyahat ederken, diskler tekrar yerçekimi kullanın, ama farklı bir şekilde.

Onlar gitmek istediğiniz yönde bu sefer diskler yerçekimi dalgaları denge ve "düşüş".

Diskler bu modda daha kararsız olmasına rağmen, hala böyle 90 derecelik bir kuruş çizerek veya hızlanarak gibi geleneksel uçakların kapasitesinin ötesindeki manevralar gerçekleştirebilirsiniz.
 

Okuyucu yorumu.. forum sayfaları..
Diskler içinde olanlar bu manevralar sırasında G kuvvetleri yaşarsınız.
----------------------------------

 Dünya'dan Zeta Reticuli yıldız sistemine 38 ışık yılı uzaklıktaki uzaylılar tarafından inşa edilmiş olması gerekiyordu bu ET geminin, egzotik bir yerçekimi bazlı tahrik(sevk) sistemini kullanmaktadır.

The story told by Lazar is one of the most detailed, and arguably believable, tales about UFOs and ETs. He claimed that the saucers were kept at a secure facility called S4, which is located 15 or so miles southwest of Groom Dry Lake. Lazar said he was hired on to help reverse engineer the propulsion systems on a particular ET craft he dubbed 'The Sport Model' due to its sleek lines. These ET craft, supposed to have been built by aliens in the Zeta Reticuli star system 38LY from Earth, use an exotic gravity based propulsion system. Power is provided by an anti-matter reactor in the ship's core, which is fed by an unearthly element which has a position of 115 on an Earth periodic table of elements. When bombarded by a particle accelerator, this produces an antimatter reaction, the energy from which is converted into electricity in a near 100% efficiency (violating the 2nd Law of Thermodynamics in the process). Element 115 also provides the source of 'Gravity A Waves' (what we call the Strong Nuclear Force), which are amplified and projected from the belly of the ship by 3 gravity amplifiers. The gravity wave from these amplifiers are powerful enough to distort space and time, allowing the craft to travel interstellar distances in very little time.


Eleman 115 de 3 yerçekimi amplifikatörler tarafından geminin karnından güçlendirilmiş ve yansıtılır 'Gravity A Dalgalar' (biz güçlü nükleer kuvvet dediğimiz), kaynağını sağlar. Bu yükselteçlerinden yerçekimi dalgası geminin çok az zamanda yıldızlararası mesafeleri katetmesi için izin, uzay ve zaman çarpıtmak için yeterince güçlü.

Element 115 tarafından üretilen  Gravity A Dalgaları geminin altındaki üç yerçekimi amplifikatör tarafından güçlendirilerek yansıtılır.

--------------------------
Space travel, has been theoretically thought to be possible in the future, by harnessing gravity waves, but in no way, the way he describes.

Uzay seyahati, teorik yerçekimi dalgalarını yararlanarak, gelecekte mümkün olduğu düşünülmektedir, ancak hiçbir şekilde, yol diye tanımlıyor.

Güçlü Nükleer Kuvvet herhangi bir farklı bir "yerçekimi-a" alanında, NO kanıt yoktur.

2) Lazar claims that humans do not fully understand gravity and the gravity and electromagnetic waves are one in the same (they are not; if it were true, a tugboat could pull a supertanker using a mere radio transmitter.). In Reticulan science, the strong nuclear force is phase shifted into normal gravity once it's projected out of the nucleus of the atom.

2) Lazar insanlar tamamen yerçekimi ve yerçekimi anlamıyorum ve elektromanyetik dalgalar (onlar değil, aynı bir olduğunu iddia; doğru olsaydı, bir römorkör sadece radyo vericisi kullanarak bir süper tankerin çekebilirdi).. Reticulan Bilimde, güçlü nükleer kuvvet o atomun çekirdeğinin dışarı öngörülen bir zamanlar fazının normal yerçekimi içine kaydırıldı.

Okuyucu yorumu.. forum sayfaları..
Lazar iddia olarak da Eleman 115, onunla ilişkili herhangi bir olağandışı yerçekimi veya güçlü nükleer kuvvet özelliklere sahip değildir.
-----------------------------

Bob Lazar's Element 115 added to Periodic Table

ELEMENT 115 UNUNPENTIUM

  


   



Reaksiyonun by 4) Bir anti madde reaktör

Eleman 115 + 2P -> Eleman 116 + P

için bozunan

Eleman 115 + karşıtı P + P -> Eleman 115 + Enerji


Violates the First Law of Thermodynamics. The same amount of energy required to accelerate the proton is equal the the energy output from the antimatter reaction. Energy is conserved. In addition it is physically impossible to convert 100% of the energy into electricity in a thermoelectric generator - See the 2nd Law of Theromdynamics.

Termodinamiğin Birinci Kanunu ihlal ediyor.Proton hızlandırmak için gerekli olan enerji, aynı miktarda anti madde reaksiyondan elde edilen enerji çıkışı eşittir. Enerji korunur. Buna ek olarak, bir termoelektrik jeneratöründe elektrik enerjisine enerjinin% 100 dönüştürmek için fiziksel olarak imkansızdır - Theromdynamics arasında 2 Kanunu bakınız.

5) Even if you could build such a craft capable of this gravitational energy output, It still can't overcome the relativistic speed limits imposed by light. Gravity distortions (and electromagnetic waves) can only travel through space time at the speed of light, so any distortion you create can only propagate through space at the speed of light, making interstellar and intergalactic space travel by these means still impractical.

Bu yerçekimi enerji çıkışı sağlayabilen bir gemi inşa edilse bile 5), hala ışığın dayattığı göreli hız sınırlarını aşamıyor. Yerçekimi çarpıtmalar (ve elektromanyetik dalgalar) Sadece ışık hızında uzay zamanda yolculuk, böylece oluşturduğunuz herhangi bir bozulma hâlâ yalnızca pratik, bu yolla yıldızlararası ve galaksiler arası uzay yolculuğu yapma, ışık hızında uzayda yayılabilir.
 

Çetin BAL: Forum sayfasındaki  bir arkadaşın yorumuna katılıyorum  gravity dalgaların ancak ışık hızında  bir sevk sağlayacağı fikri mantıklıdır. Böyle bir uzay gemisi olsa bile ışık hızında bir relativistik (ışık hızı) hız engeline sahip olacaktır.

---------------------------------------------------

How Alien Spacecrafts Work – Bob Lazar

Bob Lazar Worked On Alien Spacecraft

Note the video in the gallery (How Alien Spacecrafts Work – Bob Lazar)

In Lazar’s first interview he talked about Element 115. Fifteen years later in 2004 scientific breakthrough, however, provides significant credibility to Bob Lazar’s claims rather than discrediting his claims, when scientists at the Lawrence Livermore National Laboratory, in collaboration with researchers from the Joint Institute for Nuclear Research in Russia (JINR), announced that they discovered two new super-heavy elements, Element 113 and Element 115. The Isotope of Element 115, produced by bombarding an Americium-243 (95Am243) nucleus with a Calcium-48 (20Ca48) nucleus, rapidly decayed to Element 113. then continued to decay until a meta-stable isotope was obtained.

NASA Antimatter Reactor

In 2006 NASA had officially talked about “Antimatter reactor ” too, down below is what they had said:

Some antimatter reactions produce blasts of high energy gamma rays. Gamma rays are like X-rays on steroids. They penetrate matter and break apart molecules in cells, so they are not healthy to be around. High-energy gamma rays can also make the engines radioactive by fragmenting atoms of the engine material.

The NASA Institute for Advanced Concepts (NIAC) is funding a team of researchers working on a new design for an antimatter-powered spaceship that avoids this nasty side effect by producing gamma rays with much lower energy.

Antimatter is sometimes called the mirror image of normal matter because while it looks just like ordinary matter, some properties are reversed. For example, normal electrons, the familiar particles that carry electric current in everything from cell phones to plasma TVs, have a negative electric charge. Anti-electrons have a positive charge, so scientists dubbed them “positrons”.

When antimatter meets matter, both annihilate in a flash of energy. This complete conversion to energy is what makes antimatter so powerful. Even the nuclear reactions that power atomic bombs come in a distant second, with only about three percent of their mass converted to energy.

Previous antimatter-powered spaceship designs employed antiprotons, which produce high-energy gamma rays when they annihilate. The new design will use positrons, which make gamma rays with about 400 times less energy.”

Certainly Bob Lazar and alien spaceship reverse engineering go together well in terms of conspiracy theories however, given the information to support his employment at the US base some parts of his claims indeed stack up

But now in latest development as we discover, in down below interview Bob Lazar claims get validated by Senior Scientist for Lockheed Martin Boyd Bushman!

As a Senior Research Engineer Boyd Bushman worked for Lockheed Martin, Texas Instruments and Hughes Aircraft. He is regarded as one of the inventors of the Stinger missile and he speaks on Camera about Area 51 and advanced propulsion systems being tested there.

Was Bob Lazar Telling The truth???? Comments welcome

-----------------------------------------------------------------------------------------

 



Distortion of Space-Time by Accessing and Amplifying Gravitational Waves

We are taught in science class that the shortest way to get from point A to point B is a straight line. Quantum physics tells us something completely different. It states that the shortest way to travel from point A to point B is to distort or warp space-time and bring those two points closer together. This is the key to interstellar travel.


How do we access and amplify gravitational waves?

Gravity is all around us and quantum physics teaches us that gravity itself is a distortion of Space-Time which keeps the Earth and all its inhabitants under its laws. The gravity of the earth, however, is not the gravity we want to access and amplify as it is not strong enough to create the energy we need for interstellar flight. This is known as Gravity B waves. There are two types of gravity waves, Gravity A (works on a micro scale) and Gravity B (works on a macro scale). Gravity B is the big gravity wave that holds the earth and other planets in orbit around the sun and the moon and man-made satellites in orbit around the earth. Gravity A is a much more unfamiliar gravity. It is the main force that holds together the mass that makes up all protons and neutrons. This is also known as the “strong force” in mainstream physics. Gravity A waves is a much stronger gravity wave than Gravity B waves. The space-time distortion is created by accessing and amplifying gravity A waves or in a more technical sense, the “space” between the nucleus and the electrons. By accessing this Gravity A Wave and amplifying it, we are able to distort time-space, thereby bringing points A and B closer together and greatly shortening the time it takes to travel between these two points. This gravity wave is super strong and this is the gravity wave that must be accessed and amplified to create a large enough energy for interstellar travel.


Since we are dealing with accessing and amplifying the gravity that hold subatomic particles together, the method of accessing it must use something that is capable of accessing these subatomic particles, such as a particle accelerator or reactor. This is at the core of the propulsion system for the ATEN. Once the energy is accessed from the reactor core, we now must amplify it using a device to magnify the energy and then direct it using a waveguide, all of which you can see in the cross-section diagram of the ATEN below.
 


The Aten Space Vehicle will be the world's ONLY interstellar spacecraft that can travel into the depths of space. This technology will revolutionize the world of space exploration and enable mankind to explore space much more efficiently. The Aten will be the spacecraft of the future and we are open to partnerships with existing space technology companies as well. Be a part of this revolutionary campaign!


Imagine space vehicles that do not use engines, can travel to space in a fraction of the time it currently takes, and have the ability to travel outside of the galaxy. Sound like a movie? These technologies have been developed by governments worldwide for decades but they have kept them hidden from the public. Well, now we have developed the same spacecrafts and are bringing them to the public...

Science is but a perversion of itself
unless it has as its ultimate goal
the betterment of humanity. - Nikola Tesla


The Future of Mankind is Dependent on its Past...


Many brilliant scientists of the past have researched and discovered methods of flight that we do not see even today. These methods are far more technologically advanced and can provide mankind with more efficient and faster ways of traveling to space. One such scientist, the great Nikola Tesla, was instrumental in developing what was then called "anti-gravity" technologies. This "anti-gravity" technology was actually a new form of propulsion using electro-magnetic energy. 

In addition to Tesla, there have been other scientists developing this technology even to the point of getting it patented with the US Government.

This project and our company is about combining the disc aircraft with the gravity generators into one spacecraft, the Aten.
The Future of Space Travel and Exploration


Introducing the Aten Spacecraft from Relativity Research. The Aten is the world's ONLY interstellar space vehicle which uses a non-linear mode of flight enabling it to travel the huge distances of space in a fraction of the time it takes now. 


Relativity Research has been researching, designing, and developing this amazing technology for over 8 years. We have consulted several physicists during this time and have top scientists developing this amazing spacecraft. The science behind the Aten is rock solid and the propulsion system it uses can save billions of dollars in fuel, add the reusability factor to space vehicles, and transport crew and passengers back and forth to space with no bad side effects on the human body. The fact that the Aten makes the journey to space so much shorter than it would normally be lends to more time for exploration and research. Before making a decision, please continue reading below and visit our website to learn about the science behind this amazing technology.
 

The image to the left shows how the amplification of gravity A waves (red wave) is emitted it flows downward (through the directional waveguide) and then reacts with the current gravity B waves (blue waves) of the Earth to create lift due to Space-Time distortion.

Conventional science tells us that the fastest way to travel between points A and B is a straight line. Modern physics tells us this is not true, but instead that the fastest way to travel between two points is to distort time-space and bring points A and B closer together. 


How Do We Do This?


Bringing two points of location together requires manufacturing a distortion of space-time. Warping or distorting space-time is achieved by accessing and amplifying gravity waves, thus using zero-point energy as its propulsion system. 


There are 2 types of gravity, Gravity A (works on a micro scale) and Gravity B (works on a macro scale). Gravity B is the big gravity wave that holds the earth and other planets in orbit around the sun and the moon and man-made satellites in orbit around the earth. Gravity A is a much more unfamiliar gravity. It is the main force that holds together the mass that makes up all protons and neutrons. This is also known as the "strong force" in mainstream physics. Gravity A waves is a much stronger gravity wave than Gravity B waves.  The space-time distortion is created by accessing and amplifying gravity A waves which in essence is the gravity holding the protons and electrons to the nucleus of an atom. By accessing this Gravity A Wave and amplifying it, we are able to distort time-space, thereby bringing points A and B closer together and greatly shortening the time it takes to travel between these two points.



Therefore, using this method, it would be possible to travel light years away in a relatively short time. Currently manned deep space travel is not a possibility because of the limited technology we have access to; technology that uses combustible rocket engines with limited fuel capacities. Even if we were to travel a large distance with engine-powered rockets, there would be no way to refuel the rocket for its return trip to Earth. The Aten Spacecraft solves all of these problems, as the gravity amplification system does not need to be on continuously, rather only when it is engaged in interstellar flight. The Aten can be used for manned and unmanned missions, transporting cargo to the International Space Station and further exploration of the universe and even space tourism.



Why Does the Spacecraft Have a Disc-Like Shape?


This is a very good question and it has nothing to do with keeping up with the image that UFOs have been given in sci-fi movies! There is a scientific reason why this type of spacecraft needs to fit into one of the following geometrical shapes:

Circular of "Disc" Shape
Hexagonal Shape
Octagonal Shape
Triangular Shape


The reason that only these shapes will suit the design of this type of spacecraft has to do the necessity of precision measurements of the angular placement of the amplifiers which must be equidistant from the center of the vehicle in order to allow for equal energy distribution throughout the entire spacecraft.
 

-------------------------------------------------

Bob Lazar and UFO’s

 
The disc´s reactor uses a fuel which does not occur naturally on Earth. This fuel is a super-heavy, stable, element with an atomic number of 115 and does not appear on our periodic chart. Element 115 has a twofold purpose : First, it is the source of a gravity wave that is unknown to Earth´s scientists, the "Gravity A" wave. Second, it is the source of the anti-matter radiation which is reacted to provide power.

The Gravity A wave eminates from the nucleus of Element 115 and actually extends past the perimeter of the atom. The propulsion system of the disc amplifies and focuses this Gravity A wave to cause space/time to bend, much like space/time bends in the intense gravitational field of a black hole. The ability to direct gravity to cause space/time distortions allows the disc to cross vast expanses of space/time without travelling in a linear mode at a high rate of speed.

Inside the reactor, the Element 115 is transmuted to Element 116 which is unstable and immediately decays releasing antimatter. The antimatter is reacted with gaseous matter which causes a total annihilation reaction, the 100 percent conversion of matter to energy. The heat from this reaction is converted to electrial energy by a solid state, near 100 percent efficient thermoelectric generator. It is this energy that is used to amplify the Gravity A wave.


This mode of travel is one of the two methods of propulsion used by the disc. In this mode, the disc´s gravity amplifiers [see right] are in the "delta configuration" and are pulsed sequentially in a rotational pattern. This amplified Gravity A wave is so powerful that the only natural occurring source of gravity that could cause space/time to distort this much would be a black hole!

The other mode of travel is the "omicron configuration" and is used for short range travel near a source of gravity such as a planet or star. When a disc travels near another source of gravity, like Earth, the Gravity A wave, which propagates outward from the disc, is phase shifted into the Gravity B wave, which propagates outward from the Earth, and this creates lift. The gravity amplifiers of the disc can be focused independently and they are pulsed and do not stay on continuously.


Diskin reaktörü yeryüzünde doğal olarak bulunmayan bir yakıt kullanır. Bu yakıt (element) 115 atom numarasına sahip süper ağır, kararlı bir elementtir. Periyodik tablomuzda görünmez.Element 115 in iki amacı vardır: Birincisi dünyalı bilim adamlarının bilmediği "Gravity A" dalga denen yerçekimi dalgası kaynağıdır.İkinci olarak, güç temin etmek üzere reaksiyona sokulur ve anti-madde radyasyonun kaynağıdır.

The problem with Lazar´s story is that the physics of the propulsion system he described for the ´sports model´ UFO is totally unconvincing to nuclear or particle physicists like myself. It sounds like it has been made up by someone who does not know the difference between science and scienc-fiction. Element 115 has been created in very small amounts by both the Russians and at Los Alamos. Apart from its high degree of stability compared with atomic nuclei of smaller mass number, there is nothing special about it. The suggestion that, after 90 years of research into Einstein´s Theory of General Relativity, physicists should know nothing about a so-called ´gravity A wave´ whose source is Element 115 does not make much sense. The whole point about gravity is that it is independent of the nature of the matter that is its source. It does not matter what the type of atomic nucleus is. Its gravitational field depends only on its mass, not on the relative numbers of protons and neutrons present in the nucleus. I think that, if Lazar is genuine, he never really understood how the UFO´s engines worked and made up these details as a convincing add-on when he disclosed his story. Trouble is, they discredit his story rather than give support to it.

"Bob Lazar stated that the “Sport Model” Flying Disc amplified the “Strong Nuclear Force” of Element 115 (UnUnPentium or UUP) to generate the gravity field for “Space-Time Compression.” "

Bob Lazar belirtti... uzay/zamanı gravity alanı üreterek sıkıştırmak için element 115 atomlarının çekirdeği içindeki güçlü nükleer kuvvet uçan daire tarafından yükseltiliyor/amplifiye ediliyor.

Element 115 & THE SECRETS OF FOLDED TIME SPACE  by John Kettler

THE ENIGMA OF ELEMENT 115

Atlantis Rising May/June 2004

Atlantis Rising Magazine (May-June, 2004) - Element 115 & the Secrets of Folded Time Space

 

 

Yeni bir element bulundu: Ununpentiyum

Alman ve İsveçli bilim insanları "süper-ağır" olarak niteledikleri bir element bulduklarını ve kısa bir süre içinde periyodik cetvelin 115'inci kutusunu da doldurmaya hazır olduklarını açıkladı.

Henüz resmen isimlendirilmeyen bu elemente şimdilik Latince ve Yunanca “bir-bir-beş” anlamına gelen “ununpentiyum” deniyor.

Lund Üniversitesi'nden dün yapılan açıklamada bulguların ABD'li ve Rus bilim insanlarınca 10 yıl kadar önce ortaya konan ancak kanıtlanamayan yeni element iddialarını desteklediği belirtildi.

Nükleer fizik profesörü Dirk Rudolph, “Çok başarılı ve bu alanda son yılların en önemlileri arasında yer alan bir deney gerçekleştirdik” diye konuştu.

Uzmanlar ‘ununpentiyum’u elde etmek için Almanya'da bulunan GSI araştırma tesislerinde çok hızlı bir kalsiyum ışınını ince bir amerikyum filmin içinden geçirdi. İki maddenin çarpışmasıyla ortaya 115 protonlu atomlar çıktı.

Şimdilik ununpentium olan bu yeni elementin adı Uluslararası Saf ve Uygulamalı Fizik ve Kimya Birliği uzmanlarınca onaylandıktan sonra büyük ihtimalle değişecek.

Ununpentiyumun periyodik cetveldeki komşuları ise iki insan eliyle üretilmiş element; 114 kütle numarasıyla flerovyum ve 116 kütle numarasıyla livermoryum.

------------------------------------------------------------------------

portekizce

Bob Lazar afirmou que o "Sport Model" Disco Voador amplificado a "força nuclear forte" do elemento 115 (Ununpentium ou UUP) para gerar o campo de gravidade para a "compressão espaço-tempo". Bob também afirmou que o governo dos EUA tinha 500 quilos de Elemento 115 na sua posse.


Bob Lazar "Spor Modeli" Uçan Disk için yerçekimi alanını oluşturmak için "güçlü nükleer kuvvet" eleman 115 (Ununpentium veya UUP) güçlendirilmiş belirtti "Uzay-Zaman Sıkıştırma." Bob de Amerika Birleşik Devletleri hükümeti ellerindeki Unsurun/element 115'in 500 libre(kilo) olduğunu söyledi.

Ç.BAL: uçan disk için yerçekimi alanını oluşturmak için element 115 in atom çekirdeğine ait ''güçlü nükleer kuvvet''i amplifiye ederek yükseltiyoruz.Bu atom dışına alınarak genişletilmiş/arttırılmış güçlü nükleer kuvvete gravity A dalgası diyoruz.

element 115 ten faydalanılarak çekirdek içi güçlü nükleer kuvvet dalgasını genişleterek/büyüterek uçan diski çevreleyen ve diskin içinede yer aldığı uzay/zamanını büken yerçekimsel bir baloncuk elde ediyoruz.
---------------------------------

Este reator tinha apenas 45 cm de diâmetro por 30 cm de altura e localizava-se no centro do disco.


Bu reaktör, 30 cm sadece 45 cm çapa sahip olan ve diskin merkezinde bulunmaktadır.


O reator parecia ser alimentado com um elemento não encontrado na Terra.

Reaktörün Dünyada bulunmayan bir eleman ile beslendiği ortaya çıktı.

reaktör dünyada bulunmayan bir elementi yakıt olarak kullanmaktadır.

fransızca:

Je ne m’occupais que des sources de puissance et des systèmes de propulsion sur un des disques, et eu l’occasion de pénétrer dans ce disque en diverses occasions. Il faisait approximativement 4,50 m de haut et 16 m de diamètre. Il avait une texture d’acier inoxydable gratté ou d’aluminium gratté. Je n’en fis pas d’analyse et ne sais donc pas s’il s’agissait de métal, mais je pus le toucher et il était froid comme le métal, et avait l’apparence du métal. Il n’avait aucune jointure physique, aucune soudure, boulons ou rivets, et semblait comme moulé par injection. A l’intérieur se trouvaient de tout petits sièges, bien trop petits pour permettre à un homme moyen de s’y asseoir confortablement. Je me cogna la tête à l’extrémité de l’appareil, ce qui me permis de conclure que le plafond s’incurvait à l’intérieur jusqu’à une hauteur inférieure à 1,80 m. Il n’y avait d’angle droit nulle part dans l’appareil. Tout était agencé en courbes douces. Le réacteur, qui produisait de l’antimatière et réagissait avec la matière dans une réaction d’annihilation, ne faisait que 45 cm de diamètre, 30 cm de hauteur, et était situé au centre du disque. (…). La façon dont il accélérait les protons en son sein, dont la chaleur était convertie en électricité, était totalement harmonieuse sans aucune perte de chaleur ni énergie latente.


Geldiler" Ben tek bir sürücü üzerinde güç ve tahrik sistemlerinin kaynakları ve çeşitli vesilelerle bu diski girmek için fırsat vardı hallettim. Yaklaşık 4.50 m yüksekliğinde ve 16 m çapında idi. Bu fırçalanmış paslanmaz çelik veya fırçalanmış(zımparalanmış, mat) alüminyum bir doku vardı. Ben analiz etmedi ve metal olduğunu, bu nedenle bilmiyorum, ama ben ona dokunmak olabilir ve metal gibi soğuk ve metal görünüm vardı. O hiçbir fiziksel, hiçbir kaynak, cıvata veya perçin katılmak(özelliği) vardı, ve enjeksiyon kalıp (dökme kalıp) gibi görünüyordu. Ortalama bir adam rahatça oturup için içeride çok küçük, küçücük bir koltuk vardı. Bana tavan 1.80 m daha az bir yüksekliğe iç incurvait sonucuna izin, hangi birimin sonunda başını çarptı. Herhangi bir yerinde biriminde bir dik açı oldu. Her şey nazik dönemecli eğrilerle (kavisli) düzenlenmiştir. Karşı madde üretilen ve bir imha reaksiyonunda malzeme ile reaksiyona reaktörü, 30 cm yüksekliğinde, çapı ise 45 cm idi ve diskin merkezinde bulunmaktadır. (...). O proton hızlandırılmış yolu, Isı ve elektrik dönüştürüldü, ısı veya gizli herhangi bir enerji kaybı olmadan tamamen pürüzsüz oldu.


L’élément 115 est un élément stable, mais avec certaines propriétés intéressantes. Il peut être utilisé dans le réacteur en tant que carburant, mais également en tant que source de champ d’énergie accédée et amplifiée par les amplificateurs gravitationnels de l’appareil. En d’autres mots, l’appareil était à la fois alimenté en carburant et propulsé par les vertus de l’élément 115. Il y avait une réserve de disques d’élément 115 de la taille d’un dollar argent dont des parts triangulaires étaient coupées et mise dans le réacteur.


Eleman 115 ancak bazı avantajlı özelliklere sahip, kararlı bir elemanıdır. Bu yakıt olarak, reaktör içinde, aynı zamanda enerji ve erişilebilir birim yükselticilerin çekim alanının büyütülmüş bir kaynağı olarak kullanılabilir. Diğer bir deyişle, cihaz her iki yakıt ile sağlanan ve elemanın erdemleri tahrikli 115 rekor depolama elemanı 115 üçgen birimlerine sahip bir gümüş dolar boyutu vardı kesilir ve bir reaktör içerisine yerleştirildi.


Il était d’une teinte orange-cuivre et extrêmement lourd. Bien qu’étant non radioactif, nous le supposions composé d’un matériau toxique et le manipulions en conséquence. Dans tous les disques situés à S4 se trouvaient trois amplificateurs gravitationnels positionnés en triade à la base de l’appareil. Ils constituaient le dispositif de propulsion. Ce qu’ils faisaient étaient essentiellement d’amplifier les ondes gravitationnelles en déphasage avec celles de la terre.


O bir renk tonu portakal-bakır ve son derece ağır oldu. Radyoaktif olmayan olmasına rağmen, bir toksik malzemeden oluşan varsayılmaktadır ve buna bağlı olarak taşıma edildi. Tüm disklerin S4 cihazın tabanında yer alan çekim üç üçlü amplifikatörleri bulunurdu. Bunlar, tahrik cihazı olup edildi. Ne yaptılar esasen yeryüzü olanlar ile aşamasında yerçekimsel dalgalar güçlendirmek oldu.


L’appareil fonctionnait en deux modes – omicron et delta, indiquant combien d’amplificateurs gravitationnels étaient utilisés. Dans la configuration omicron, seul un amplificateur était utilisé ; les deux autres étaient basculés et rentrés à l’intérieur du disque. En mode omicron, les appareils pouvaient s’élever et effectuer un vol stationnaire mais pas grand chose d’autre. Pour quitter l’atmosphère, par contre, les trois amplificateurs gravitationnels devaient être activés et dirigés dans la direction voulue. En fait, les appareils ne voyagent pas selon un mode linéaire. Nous déterminions que les disques produisaient plutôt leurs propres champs gravitationnels afin de distordre l’espace-temps et d’attirer en fait leurs destination vers eux. Un après-midi, mes collègues et moi nous rendîmes à l’extérieur, sur le lac. Le disque sur lequel je travaillais, le Modèle Sport, avait déjà été sorti du hangar et commençait à s’élever. A part un léger sifflement, il ne faisait aucun bruit. Il s’éleva jusqu’à une hauteur de 10 m environ. Le sifflement cessa et il se mit à flotter simplement dans les airs, se déplaçant à gauche, à droite. C’était absolument incroyable.


Birçok yerçekimi yükselticiler nasıl kullanıldığını gösteren, Omicron'a ve delta - enstrüman (amplifikatörler)  iki modda çalıştırılmıştır.Omicron'un yapılandırmada, tek bir amplifikatör kullanıldı;Diğer iki ters çevrilmiş ve diskin içinde gitti. Omicron modunda, cihazlar yükselir (artar)  ve bir duraksamak (havada asılı kalmak) yapmak ama çok başka olabilir.Üç yerçekimi amplifikatörler istenilen yönde aktif ve yönlendirilmesine karşı, atmosfer çıkmak için. Aslında, cihazlar doğrusal bir şekilde seyahat yok. Biz oldukça zordur uzayzamanı çarpıtmak ve onlara karşı aslında onların hedefi çekmek için kendi kütleçekim alanlarını ürettiğini belirlemek. Bir öğleden sonra, arkadaşlarım ve ben gölde dışarı gitti. Ben, Spor modeli çalıştı hangi disk hangar dışarı zaten vardı ve yükselmeye başladı. Bir ara hafif ıslık, gürültü oldu. Yaklaşık 10 metre yüksekliğe kadar yükseldi.Islık durdu ve sadece sağ, sol hareketi, havada yüzer başladı. Bu kesinlikle şaşırtıcı oldu.

macarca:

antigravitácios hajtóművek : antigravity motorlar

Bob Lazar 1989-es nyilatkozata alapján azt fedte fel, hogy Las Vegasban egy kiszáradt tó medrébe szállították őt a híres 51-es körzetbe. Lazar azt mondta, hogy csészealj alakú űrhajókat tesztelnek itt, amelyeknek antianyag reaktor hajtóműjük (hajtóművek) van. A jármű ülésében pedig csak gyermek méretű emberek férhettek volna el.

1989 yılında Bob Lazar'ın açıklamada dayanarak. Lazar fincan tabağı şeklindeki uzay aracı antimadde reaktörü  motoru olduğu, burada test ediliyor söyledi.Araç koltuk alt ölçekli insanlara erişimi vardı sadece ve.


Bob Lazar magyarázatai az ufó téridőhajlításáról és gravitációs generátorairól


Szerző: Spirituális UFO-kutató
1. A repülőcsészealj helyváltoztatása közben fellépő tér-idő manipulációt a gumilepedő példájával magyarázza el Bob Lazar:
“Tételezzük fel, hogy a földönkívüliek éppen az űrben vannak és a csészealjukban jelenlévő három gravitációs generátorral egy olyan térbeli pontra fókuszálnak, ahová menni akarnak.


És ami most következik, annak megértéshez egy földi hasonlatot kell hoznunk:

Végy elő egy vékony gumilepedőt (gumilepedő), és, mondjuk, húzd rá egy asztallapra, úgy, hogy a lepedő végeit rászegeled az asztal sarkára, majd fogj egy nagy követ és tedd le a gumilepedővel borított asztal egyik sarkára, és, mondjuk, ez a kő legyen a te űrhajód, aztán jelölj ki egy pontot az asztalon, ahova menni akarsz az „űrhajóddal” – ez a pont az asztalon bárhol lehet -, majd ragadd meg ujjaiddal a kijelölt pontot a lepedőn és húzd oda teljesen az „űrhajódhoz”.

Ez a titka az ufó jellegzetes mozgásának, mert ha ebben a pillanatban kikapcsolod a gravitációs generátor(ok)at az „űrhajóban”, akkor a kő, vagyis a jármű, ha elengeded a kifeszített gumit, oda fog pattanni a kijelölt pontra!
( spiritufó megj: ha ki vannak kapcsolva a gravitációs generátorok, az azt jelenti, hogy a járműnek abban a pillanatban nincsen súlya/tömege, így az elhajlított térrel együtt visszapattan a kijelölt pontra. )
Földönkívüliek tehát nem utaznak lineáris módon a világűrben; a tér és idő valóban meghajlik és követi az eltorzított teret, mikor visszahúzódik ( visszapattan ).

Az egyik fő földönkívüli közlekedési mód, az egész bolygó felszínén, hogy ők lényegében egyensúlyoznak azon a gravitációs mezőn, melyet a gravitációs generátoraik állítanak elő, és az űrhajójuk úgy lovagol hullámként rajta, mint ahogy a parafa sodródik az óceán hullámain. Ám ebben az üzemmódban a csészealj mozgása nagyon instabil és az időjárás által is nagyon befolyásolható.

A másik közlekedési mód, mellyel hatalmas távolságokat tudnak megtenni, nem igazán alkalmazható olyan erős gravitációs mezőben, mint amilyen a Földé, mert ehhez először is az űrhajójukkal oldalukra kell dőlniük, még általában kinn az űrben, és csak ezután tudnak a térben gravitációs generátorok segítségével a kívánt pontra összpontosítani, és így a világűrben továbbmozogni ( teret ugrani ).

Ha most elképzeled a világűr terét, mint valami hatalmas szövetet és ebben a fénysebesség-gyorsasággal mint felső határsebességgel való utazást, még ilyen sebességével haladva is legtöbbször nagyon soká tartana az út A pontból B pontba jutni. Ennél nagyobb sebességgel ugyanis ebben az univerzumban nem mehetsz. Létezniük kell ezért párhuzamos univerzumoknak is, bár lehet, hogy az ottani törvények különböznek a miénktől, de mindenkinek, aki ott van, be kell tartania ezeket a szabályokat.

( Megj: ez a megfogalmazás nem teljesen pontos, mivel a mi nagyon alacsony fénysebességhatárunk nem az egész Univerzumunkra érvényes, csak a 3D-s durvaanyagi kozmoszunkra – Bob Lazar, úgy néz ki, sok szélesebb látókörű tudós kollégájához hasonlóan még a magasabb dimenzionális lehetőségeket legfeljebb csak egy paralel-univerzumnak képes tulajdonítani, miközben nem tudnak vagy még nem akarnak tudni róla, hogy saját Univerzumunk is multidimenziós, vagyis a fénysebességhatár is egy relatív érték, mely az adott dimenzionális világ közvetítő közegének a plaszticitásától függ! )


Tény, hogy a gravitáció eltorzítja a teret és az időt. Képzeljük el, hogy egy űrhajóban ülünk, amely maga is képes erős gravitációs mezőt létrehozni. Bárhol vagyunk, csak bekapcsoljuk a gravitációs generátort, meghajlítjuk a teret és az időt és összehajtjuk. Ha kikapcsoljuk a generátort, csak egyetlen kattanás és máris hatalmas távolságokra vagyunk a kiindulási pontunktól, de az idő közben mozdulatlan maradt, mert lényegében kikapcsoltuk.

Viszont ugyanez kívülről láthatatlanná teheti az űrhajót: lehet, hogy egyenesen felnézel rá, és ha a gravitációs generátorok megfelelő konfigurációban vannak, csak az égboltot látod a fejed felett, de az űrhajót nem! Így fordulhat elő az, hogy ott van egy csoport ember és csak azok látják, akik pont alatta állnak, a többiek, akik tőlük balra vannak, száz lábnyi távolságban, nem látnak semmit. Attól függ, hogy a mező merre hajlik.

Szintén ez magyarázza azt a jelenséget is, hogy az űrhajó eltűnik, mikor nagy sebességgel 90 fokos fordulatot tesz: mi csak a tér és az idő elfordulását látjuk, nem pedig a valóságos eseményt.”

2. A csészealj meghajtásáról
Egy üreges központi cső vezet az űrhajó közepéig, ez az üregrezonátor – ez közvetíti a gravitációs hullámot. Az alsó része az antianyag-reaktorhoz csatlakozik, ami tulajdonképpen egy félgömb az űrhajó fenekén. A központi oszlop vagy üregrezonátor az űrhajó tetejéig nyúlik és fölfelé szívóhatást fejt ki, ezzel hozza mozgásba a reaktort.

„Maga a reaktor” – mondja Bob Lazar – “körülbelül kosárlabda nagyságú: egy kis lemezen fekvő félgömb. Nem melegszik fel. Furcsa mező keletkezett körülötte, mikor működésben láttam. Meg lehet lökni, olyan, mintha két egynemű mágneses pólust próbálna az ember egymás felé közelíteni. Ez egy bizonyos reakción keresztül egyfajta gravitációs mezőt hoz létre, ami nem teljesen érthető…

Az üzemanyag még furcsább: a periódusos rendszerben ez lenne a 115. elem. Azt már régóta feltételezték, hogy a 113-114. körül újra szilárddá válnak az elemek… ez ugyanis egy szilárd elem.

Az elemek protonok és neutronok „bűvös” kombinációjából állnak össze*, és itt pontosan ezt használják fel. Protonokkal bombázzák a 115. elemet, így megkapják a 116.-t, amely aztán kiengedi az antianyagot és reakcióba lép az anyaggal egy úgynevezett annihilációs reakcióban. Ekkor úgy tűnik, hogy egy száz százalékosan hasznos termoelempár keletkezik, ami energiát szolgáltat és valamilyen állandó gravitációs hullámot, amely felfelé terjed az üregrezonátorban, ezután ezt a hatalmas mennyiségű energiát fel tudják használni a céljaikra.

Azonban az űrhajó maga nem hoz létre antigravitációs mezőt, ahogy ezt többen feltételezték. Ez egy gravitációs mező, amely a jelenlegivel nincs egy fázisban; ez ugyanolyan gravitációs hullám, mint amilyet mi ismerünk. A fázisai 180 és 0 fok között váltakoznak és longitudinálisan terjednek.
A 115. elem nem létezik a Földön és szintetikus úton nem is állítható elő, mivel ez egy szupernehéz elem. Viszont más naprendszerekben, főleg kettőscsillag-rendszerekben ez az elem valószínűleg gyakoribb.


Már egy relatíve könnyebb elem, a 103-as előállításához is hatalmas mennyiségű pénzre van szükség, de ehhez is egy még könnyebb elem kell, amelyet a részecskegyorsító berendezésben protonokkal kell bombázni, atomjaira bontani, és mindez rengeteg időbe telik és csak néhány milligrammnyi anyagot kapunk a végén.”

Bob Lazar később elárulta, hogy az általa vizsgált repülő korong ennek a 115. elemnek a 223 grammját használta fel. Szigorúan titkos kutatási célokra a 115. elemből még 500 fontnyi ( kb. 230 kg ) áll rendelkezésre. Az anyag színe narancssárga és Bob szerint meglehetősen nehéz.

*A nukleonok valójában szabályos szakrális geometriai elrendeződést követnek, ahogy ezt már Sindely László és Dániel ( apa és fia ) legalább 15 éve felfedezte ( Sindely Lászlónak ez a 2001-es “klasszikus” előadása az alábbi videóban kb. 1 óránál kezdődik ):
+ Bob Lazarnak immár legendássá vált története:

 

Uzay-zaman ve yerçekimi jeneratör bükme için Bob Lazar UFO açıklamalar


Yazar: Spiritüalist  UFO araştırmacısı
İlk uçan daireler kauçuk levha uzay-zaman manipülasyon konumlandırılması sırasında meydana Bob Lazar'ın örneği açıklıyor:
"Yabancılar uzayda şu anda varsayalım, ve üç fincan tabağı (uçan daire) yerçekimi jeneratörün varlığı gitmek istediğiniz uzayda bir noktaya odaklanmıştır.
Ve şu ne, anlayış dünyevi bir benzetme oluşturmanız gerekir:

Diyelim ki, bu taş olduğu, ince bir lastik levha  alın ve, gibi, sac tablonun rászegeled köşesini biter böylece masanın üzerine sürükleyin, ve sonra büyük bir taş alıp bir köşeye kauçuk battaniye kaplı masa koymak ve sizin uzay gemisi, ve sonra "uzay gemisi" gitmek istediğiniz masanın üzerinde bir öğeyi seçin - bu nokta masada herhangi bir yerde olabilir - ve sonra parmaklarınızla sayfasında seçilen noktaya götürün ve tamamen "uzay gemisi" layık çekin.

Şu anda size araç gerilmiş kauçuk gidelim olduğunu, "uzay", taşa yerçekimi jeneratörü (ler) kapatın çünkü bu, UFO hareketi karakteristik sırrı, belirlenen nokta yerine oturmuş  olacak!


(Spiritufó Not: yerçekimi jeneratörleri kapalı iseniz, araç an, ağırlık / kütle değil, ve bükülmüş alanı ile seçilen öğeyi saptırarak anlamına gelir.)
Böylece, bir lineer tarzda dış uzay seyahati gelen yabancılar; Gerçekten bükümlü ve çarpık alanı takip etmek zaman ve uzay, zaman geri hareket (geri tepme).

Ana dünyadışı taşıma modunda biri, onlar sürüklenen okyanus dalgaları üzerinde bir mantar gibi, bunun üzerine bir dalga binmek onlar aslında yerçekimi jeneratörler tarafından üretilen yerçekimi alanını ve uzay aracı dengeleme gezegenin tüm yüzeyi. Ama bu modda çok istikrarsız ve çok fincan hareket hava tarafından da etkilenebilir.

Bu eğimli yanlarına ilk uzay aracı olabilir çünkü muazzam mesafeler onlar gerçekten, gibi Dünya'nın, güçlü çekim alanına geçerli değildir hangi ulaşım diğer modu, genellikle uzayda var ve bunlar daha sonra kullanarak uzaysal gravite jeneratörler olabilir istediğiniz odak noktası, ve böylece uzay továbbmozogni (atlamak için boşluk).

tovább mozogni : hareket, geçmek, taşımak

Biz bile birlikte böyle hızı ile dev bir doku gibi ve hız sınırı üzerinde ışıktan hızlı yolculuk hızı uzay boşluk, hayal Eğer çok sık B. noktadan noktaya A almak için çok uzun bir yol almak Daha yüksek hızlarda, bu evrende gidemem çünkü. Bu nedenle bizimkinden farklı yasalar olduğunu olabilir, ama orada herkes, bu kurallara uymak zorundadır rağmen, paralel evrenler olmalıdır.

Işığın çok düşük hızı var çünkü bizim kütüphane tüm evrenin bizim dikkat geçerli değilse, bu ifadeler tamamen doğru değil, ama 3D kaba malzeme kozmos - Bob Lazar, en fazla da yüksek boyutlu olanakları geniş bilgin meslektaşım bir sürü gibi görünüyor: (Not onlar hatta onların evren çok boyutlu olduğunu bilmek istemiyorum edemez ise, bir paralel evren atfetmek mümkün, yani ışık limit hızı orta boyutlu dünya verilen göreli değer, plastisite genler bağlıdır değildir!)


Yerçekimi uzay ve zaman bozan gerçeği. Düşünün bir, güçlü yerçekimi alanını kurma kendisi yetenekli bize bir uzay gemisi, bu. Biz her yerde, sadece uzay ve zamanın bükülmesi ve katlanmış, yerçekimi jeneratör açın. Eğer jeneratör, sadece tek bir tıklama kapatın ve pontunktól başlayan büyük mesafeler, ama aslında kapalı, çünkü bu süre içinde hareketsiz kalmış.

kiindulási pontunk tól : sayfamızın başlangıç ​​noktasından itibaren



Ancak, aynı uzay dışarıdan görünmez olabilir: Ona bakmak olabilir ve yerçekimi jeneratörler uygun yapılandırma iseniz, sadece başınızın üstünde gökyüzünü değil, gemiyi görebilirsiniz! Yani bir grup insan olduğunu ne, ve sadece bu noktalara erişmek kim altındadır ve bunların kalan kalan, bir yüz metre uzakta, onlar bir şey göremiyorum. Bu bükülür alanına bağlıdır.

Ayrıca ", fenomen uzay yüksek hızda 90-derecelik dönüş yapar. Biz sadece çok gerçek olay daha, uzay ve zamanın dönüşünü görmek kaybolur olduğunu açıklar

2 fincan tarafından desteklenmektedir
Geminin ortasında giden içi boş bir merkezi tüp, bu kavite (oyuk, boşluk) - bu gravity  dalga taşır. Reaktörün alt kısmı aslında geminin bir yarı küre alt olan anti madde vardır. Merkezi sütun veya uzay aracı boşluğu ve emme etkisi üstüne (en üstüne, en yukarı) gider, bu harekete reaktörü ayarlayın.

"Sen reaktör  konum" - Bob Lazar diyor - "basketbol küçük bir tabak yatan/yatarken yarıkürenin boyutu hakkında. Isınmıyor. Ben operasyon gördüğümde garip alan etrafında oluşturulan. Bu birbirine yanaşmaya çalışırken insanların iki manyetik kutup bir tür gibi, sizi zorlayabilir. Bu, belirli bir reaksiyon ile yerçekimi alanları bir tür tam olarak anlaşılmamıştır oluşturur ...

Yakıt bile yabancı: periyodik tablo, bu 115 unsuru olacaktır. O kadar uzun 113-114 varsayılmıştır.elemanları yeniden katılaşan etrafında olacak ... Bu bir katı bir elementtir.

Piller * bir proton ve nötronlar "sihirli" birleşiminden oluşur ve tam olarak bu kadar kullanılır. 115 elementlerin proton ile bombardıman, böylece daha sonra yayınımları ve antimadde imha reaksiyonu olarak bilinen bir madde ile reaksiyona t-116, olsun. Bu durumda, bundan sonra da, bu enerji çok miktarda uçlarını kullanarak, boşluğun içine kadar uzanan bir sürekli ve yerçekimi dalga enerjisi sağlayan, yüzde yüz faydalı termo oluşturulmuş olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak, uzay aracı kendisi anti-yerçekimi alanı yaratmaz, birçok üstlendi. Bu, mevcut ile aynı fazda olmayan bir yerçekimi alanı; Bildiğimiz gibi zaten bu aynı yerçekimi dalgası,. Kademeler 0 ile 180 derece arasında değişir ve boylamasına uzanır.
115 yeryüzünde yok ve süper ağır element olarak değil, sentetik olarak hazırlanmaktadır. Ancak, diğer güneş sistemleri, özellikle ikili yıldız sistemlerinde, bu eleman daha sık olması muhtemeldir.
Zaten para çok büyük bir miktar nispeten kolay bir öğenin, 103 üretmek için gerekli, ancak bu bomba olmak için, olması için daha kolay bir öğe olduğunu, atomik parçacık hızlandırıcısı proton ayrılmıştır kategorileri ve bu o çok zaman alır ve malzeme sadece bir kaç miligram oldu son. "

Bu 115 elemanı  223 gram kullanılan olarak değerlendiriyor Bob Lazar sonra bu uçan diski ortaya çıkardı. En gizli araştırma amaçlı bile 500 £ (yaklaşık. 230 kg) 115 parça mevcuttur.Turuncu maddenin rengi ve Bob oldukça zordur.

* Kutsal nükleonları aslında bu olmuştur László Sindely ve Daniel (baba ve oğul) keşfetti (aşağıdaki videoda Sindely Laszlo'nun 2001 "Klasik" tanıtım yaklaşık bir saat sonra başlar.) Yolu düzenli geometrik düzeni takip azından 15 yıl:
+ Bob Lazaro zaten efsanevi bir hikaye haline gelmiştir:

 -------------------------------------------------------------------------  

Is there a way to prove any part of his story? Maybe. In 1989, Lazar claimed the ET saucers he worked on could produce their own gravity. This propulsion was made possible by a superheavy substance Lazar called Element 115. What is the problem with this story? Element 115 did not exist in 1989. Now, however, it does.

Onun hikayesi herhangi bir bölümünü kanıtlamak için bir yolu var mı? Belki.

Lazar ET uçan dairelerinin kendi yerçekimlerini üreterek çalıştıklarını iddia etti. Bu tahrik sistemi element 115 denilen süper ağır bir maddenin kullanımına dayalıdır.

Scientists at the Lawrence Livermore Lab created a miniscule amount of 115 last year. A profound development, but the material decayed almost instantly. So where did the government get 500 pounds of the stuff, which is what Lazar claimed long ago?

Lazar says, "It has to come from some place where it's natural, like from a super nova."

In other words, it comes from a solar system other than ours. Lazar's critics say the fact that 115 as created in a lab is unstable and fleeting proves Lazar is a liar. Lazar says the first batch was only a starting point and that he will be proven right in the long run.

"I'd like to see them continue to work and produce different isotopes of 115 because they're gonna come up with a handful of different varieties and they're gonna come up with a stable isotope, and that's what we're interested," he countered.

 

Lawrence Livermore Laboratuarında bilim adamları 115 geçen yıl bir minik miktarda yarattı. Bir önemli gelişme, ama neredeyse malzeme anında bozunmuş. Peki Lazar hükümetin elinde 500 kilo element 115 in ham şekilde bulunduğundan bahsetmişti? Lazar bunun (element 115) dünyada doğal olarak olmadığından ve ancak bir süper nova bölgesinden, ikili yıldız sistemindeki bir gezegenden doğal olarak getirilmiş olması gerektiğini söylüyor.Diğer bir deyişle , bu bize başka bir güneş sisteminden getirilmiş olmalı.

Lazar element 115 in farklı izotoplarını üreterek istikrarlı (radyoaktif olmayan) bir element 115 atomuna ulaşılabileceğini ifade ediyor.

According to Lazar, the saucer flies using "gravity amplifiers" to create "an intense gravitational field" that could "distort space/time", "bringing the destination to the source and allowing you to cross many light years of space in little time". The power to do this is generated in the craft's reactor, which is fuelled by ... Element 115.

 

Lazar göre, daire (disk), "uzay / zaman deforme" olabilir "yoğun bir yerçekimi alanı" yaratmak için "yerçekimi amplifikatörleri" kullanarak "kaynağına hedefi (varış noktanızı)  getiren ve az zaman alan pek çok ışık yılı geçmesine izin" uçar . Bunu yapmak için güç tarafından ... Eleman 115 körüklemektedir (yakıt doldurulur) diskin reaktör, oluşturulur/üretilir.
 

Lazara göre element 115 tarafından üretilen güç sayesinde yerçekimi amplifikatörleri kullanılarak   disk çevresinde yoğun bir yerçekimsel alan yaratılır. Böylece uzay/zaman deforme edilerek varış noktası yani A ve B olarak başlangıç ve varış noktası olarak  iki nokta düşünürsek  B noktası uzay/zaman bükümü ile A noktasına doğru gelir. Böylece araç   kısa zamanda büyük mesafeleri geçebilir.

Description of Interior : The interior of the disc is divided into three levels. The lower level is where the three "gravity amplifiers" and their wave guides are located. The reactor is located directly above the three gravity amplifiers on the centre level and is centered between them. This center level of the disc also houses the control consoles and seats, both of which are too small and too low to the floor to be functional for adult human beings. The walls of the centre level are all divided into archways. At one point in time, when the disc was energized, one of the archways became transparent and you could see the area outside of it just as if the archway was a window.

İçişleri Açıklama: Diskin içi üç seviyeye ayrılmıştır. Üç "yerçekimi amplifikatörleri" alt seviyededir ve reaktörün üstünde uzanan dalga kılavuzu yerleştirilmiştir. Reaktör, doğrudan orta düzeyde üç yerçekimi amplifikatörleri üzerinde yer almaktadır ve bunlar arasında ortalanır. Diskin bu merkez düzeyi yetişkin insan için işlevsel değildir ortam çok küçüktür ve tavan yüksekliği azdır.Burası reaktöre ve oturma koltuklarına ev sahipliği yapmaktadır. Orta düzeyde duvarlar kemerle ayrılır. Disk çalıştığında, kemerli yapının bir bölümü şeffaf olur ve sadece kemerli yapıda bir pencere sanki bunun dışında alanı görebiliyordu.

The disc's reactor uses a fuel which does not occur naturally on Earth. This fuel is a super-heavy, stable, element with an atomic number of 115 and does not appear on our periodic chart. Element 115 has a twofold purpose : First, it is the source of a gravity wave that is unknown to Earth's scientists, the "Gravity A" wave. Second, it is the source of the anti-matter radiation which is reacted to provide power.

 

Diskin reaktörü yeryüzünde doğal oluşmayan bir yakıt kullanır. Bu yakıt 115 atom numarasına sahip süper ağır, kararlı, eleman ve bizim periyodik tabloda görünmüyor. Eleman (element) 115 iki amacı vardır: Birincisi, Dünya'nın bilim adamları için bilinmeyen "Gravity A" dalga bir yerçekimi dalgası kaynağıdır. İkinci olarak, güç temin etmek üzere reaksiyona sokulur ve anti-madde radyasyonun kaynağıdır.
 

The Gravity A wave eminates (emanates) from the nucleus of Element 115 and actually extends past the perimeter of the atom. The propulsion system of the disc amplifies and focuses this Gravity A wave to cause space/time to bend, much like space/time bends in the intense gravitational field of a black hole. The ability to direct gravity to cause space/time distortions allows the disc to cross vast expanses of space/time without travelling in a linear mode at a high rate of speed.

emanates: sızmak, çıkmak, yayılmak, doğmak, kaynaklanmak

Yerçekimi dalgası element 115'in çekirdeğinden yayılır yani element 115 atomunun çevresinden ötesine uzanır.

disk amlifikatörlerine dayalı bir itiş sistemi.

ve uzay/zamanı bükmek için bu yerçekimi A dalgası odaklanır.

uzay/zaman bir karadelik gibi yoğun çekim alanında çok fazla eğrilir.

doğrudan uzay/zaman bozulmasına neden olan yerçekimi etkisini sağlar.

doğrusal modda seyahat olmadan, düşük hızlarda büyük uzay/zaman mesafelerini geçebiliriz.

Inside the reactor, the Element 115 is transmuted to Element 116 which is unstable and immediately decays releasing antimatter. The antimatter is reacted with gaseous matter which causes a total annihilation reaction, the 100 percent conversion of matter to energy. The heat from this reaction is converted to electrial energy by a solid state, near 100 percent efficient thermoelectric generator. It is this energy that is used to amplify the Gravity A wave.

Delta Configuration:
This mode of travel is one of the two methods of propulsion used by the disc. In this mode, the disc's gravity amplifiers are in the "delta configuration" and are pulsed sequentially in a rotational pattern. This amplified Gravity A wave is so powerful that the only natural occurring source of gravity that could cause space/time to distort this much would be a black hole!


Omicron Configuration:
The other mode of travel is the "omicron configuration" and is used for short range travel near a source of gravity such as a planet or star. When a disc travels near another source of gravity, like Earth, the Gravity A wave, which propagates outward from the disc, is phase shifted into the Gravity B wave, which propagates outward from the Earth, and this creates lift. The gravity amplifiers of the disc can be focused independently and they are pulsed and do not stay on continuously.
 

Element 115 used as the fuel and gravity source.

Element 115 yakıt ve yerçekimi A dalgası kaynağı olarak kullanılır.

Ç.BAL: Aslında baktığımız zaman aküler, pillerde bir çeşit elektrik üreten reaktörler gibi düşünülebilirler.  Antimadde reaktörüde kendi içinde yüksek ısıl enerjiyi bir şekilde elektiriğe çevirmektedir. Birisi kimyasal reaksiyonlarla elektrik üreten bir sistem diğeri ise nükleer bir reaksiyonla elektirik üreten bir sistem.

------------------------

1 fit = 30,48 cm

Bob Lazar: ampflikatörlerin çapı iki fitti... uzunluğu dört fit... reaktörün büyüklüğü...

Reticulan craft and propulsion system

 use gravity A & B : yerçekimi A & B kullanımı

68 sayfalık belgelerde yerçekimi A & B kullanımı ve UFO nun uçuşunu mümkün kılan yeryüzünde olmayan element 115 ten bahsediliyor.

yerçekimi amplifikatörleri : yerçekimi yükselteçleri.

He was also taught how the discs are able to distort space/time to achieve interstellar travel.

Diskler yıldızlararası seyahat edebilmek için uzay/zaman'ı deforme ediyorlar.

In these reports Bob read information about man's history and philosophy and theology and the part that these aliens, who brought the disc technology, played in these areas. Much of this information was alarming, even shocking, and it has certainly changed my life. This information, combined with the defense capabilities and possibilities of disc technology and gravity propulsion , has caused this to be the most secret program in history and THE pet project which the military and political elite have kept from the rest of the DOD and, for that matter, the rest of mankind.


flying discs and he was back engineering the propulsion system.

uçan disklerin sevk sistemine ait geri mühendislik (tersine mühendislik)


He said that he was working at S4 on flying discs

O uçan disklerin üzerinde S4 'te çalışıyordu

gravity propulsion and disc technology.

yerçekimi tahrik ve disk teknolojisi.

Inside that tower is a chip of Element 115 they just put in there. That's a super-heavy element. The lid goes on top.

Üçgen şekilli bir kıymık yada çentiği andıran element 115 kulenin (reaktör tüpü) içine  konur. Bu bir süper ağır elementtir. Sonra kapak üstüne kapatılır..

115 sets up a gravitational field around the top.

element 115 üst ve etrafında bir çekim alanını kurar.

That little wave guide you saw being put on the top: it essentially siphons of the gravity wave, and that's later amplified in the lower portion of the craft.

That little wave guide you saw being put on the top: reaktörün üstüne konulu vaziyette görülen küçük dalga kılavuzu


Aslında yerçekimi dalgası kapalı akış borusunda (dalga kılavuzu) ve daha sonra geminin alt kısmında güçlendirilmiş(yükseltilmiş) oluyor.

[ Knapp:

How is this anti-matter reactor connected to gravity generation that you were talking about earlier?

Lazar:

Well, that reactor serves two purposes; it provides a tremendous amount of electrical power, which is almost a by-product. The gravitational wave gets formed at the sphere, and that's through some action of the 115, and the exact action I don't think anyone really knows.

The wave guide siphons off that gravity wave, and that's channeled above the top of the disk to the lower part where there are three gravity amplifiers, which amplify and direct that gravity wave.

Knapp:

In essence creating their own gravitational field.

Lazar:

Their own gravitational field. ]

 

Knapp:

Nasıl bu anti-madde reaktör daha önce bahsettiğin yerçekimi üretecine (yerçekimi yükselteci)  bağlanır?

Lazar:

Eh, bu reaktör iki amaca hizmet eder; neredeyse bir yan ürün olan elektrik gücü muazzam miktarda sağlar.Yerçekimsel dalga küre oluşmuş, ve bu 115 bazı eylem yoluyla, ve tam eylem Ben kimsenin gerçekten bildiğini sanmıyorum alır.

Dalga kılavuzu yerçekimi dalgasını kapalı akış borusu, ve yükseltmek ve bu yerçekimi dalgası doğrudan üç yerçekimi yükselticiler vardır nerede alt kısmına diskin üst kısmına  kanalize ediyor.

(yerçekimi dalgası diskin üst kısmındaki dalga kılavuzuna doğru vede yükseltilmek için  diskin  altındaki üç yerçekimi amplifikatörüne doğru  kanalize ediliyor/yönlendiriliyor.)


Knapp:

Özünde kendi çekim alanını yaratıyor.

Lazar:

Kendi yerçekimi alanı.


Knapp:

So you can produce your own gravity. What does that mean? What does that allow you to do?

Lazar:

It allows you to do virtually anything. Gravity distorts time and space. By doing that, now you're into a different mode of travel, where instead of traveling in a linear method -- going from Point A to B -- now you can distort time and space to where you essentially bring the you almost bring your destination to you without moving.

 

Knapp:

Yani kendi yerçekimi üretebilir. Bu ne anlama geliyor? Bu ne yapmak izin vermiyor?

Lazar:

Bu hemen hemen her şeyi yapmanıza olanak sağlar. Yerçekimi zaman ve mekan bozar.  - - A dan B noktasına gidiyor - - Bunu yaparak, şimdi yerine doğrusal yöntemle seyahat seyahat, farklı bir moduna konum aslında getirmek nerede şimdi siz zaman ve mekan bozabilir neredeyse sizin yanınızdaki getirmek hareket ettirmeden hedef.

 

 ( uzay/zamanı bozarak neredeyse hareket etmeden   gidilecek B noktasını  bulunduğumuz A noktasına getirmek mümkün. )

 

Lazar:

Well, that reactor serves two purposes; it provides a tremendous amount of electrical power, which is almost a by-product. The gravitational wave gets formed at the sphere, and that's through some action of the 115, and the exact action I don't think anyone really knows.

Lazar :

Eh, bu reaktör iki amaca hizmet eder; neredeyse bir yan ürün olan elektrik gücü muazzam miktarda sağlar.Birde küresel yerçekimsel dalga formu oluşturur.

Bob Lazar claims that the atomic Element 115 served as a nuclear fuel. Element 115 (temporarily named “ununpentium” (symbol Uup) reportedly provides an energy source which would produce anti-gravity effects under proton bombardment, along with antimatter for energy production. As the intense strong nuclear force field of Element 115′s nucleus would be properly amplified, the resulting large-scale gravitational effect would be a distortion or warp of space-time that would, in effect, greatly shorten the distance and travel time to a destination.

Bob Lazar atom Eleman 115 nükleer yakıt olarak hizmet ettiğini iddia ediyor. Eleman 115 (geçici "ununpentium" adlı (sembol UUP) bildirildi enerji üretimi için antimadde ile birlikte, proton bombardımanı altında anti-yerçekimi etkileri üretecek bir enerji kaynağı sağlar. Eleman 115 çekirdeğinin yoğun güçlü nükleer kuvvet alanı olacak gibi düzgün güçlendirilmiş, çıkan büyük ölçekli yerçekimi etkisi, etkisi, büyük ölçüde bir hedefe mesafesi ve seyahat süresini kısaltmak verecek bir bozulma ya da uzay-zaman eğriliği/bükülmesi olacaktır.

Using REVERSE ENGINEERING technology these UFOs were researched. LAZAR stated the space probe on which he worked creates its own gravitational pull and can pull the fabrics of space and time towards it.
 

TERSİNE MÜHENDİSLİK teknolojiyi kullanarak bu UFO'lar araştırılmıştır. LAZAR o çalıştı hangi uzay aracı, kendi çekimsel bir alanını oluşturur ve buna karşı uzay ve zamanı bir kumaş yapısına indirgeyebileceğimizi belirtti.

Another point proving his claims true is the element 115 of periodic table. LAZAR had also claimed to work on an element with an atomic weight of 115, which allowed the space crafts to warp space and essentially pull the desired destination to the space ship. In simpler terms – time travelling, travelling long distances in a blink of an eye. This method of travel allegedly enabled aliens to travel vast distances with minimal 3D movement. And matter of fact is, this element was still not found in our world when LAZAR made his claims. The discovery of this element was done in 2003! It was named UNUNPENTIUM. The same element served as fuel in space crafts!! In 1989 LAZAR gave first of his interviews on special report on LV TV.

Onun iddiaları doğruysa kanıtlayan bir diğer nokta element 115 in periyodik tablonun bir unsuru  olduğudur. LAZAR ayrıca uzay gemisi  alanı bükülmesi/eğrilmesi ve aslında uzay gemisi için istenen hedefe çekilime izin verir 115 bir atom ağırlığı ile bir öğe üzerinde çalışmaya iddia etmişti. Daha basit terimlerle - zaman bir göz açıp kapayıncaya kadar uzun mesafelerde seyahat, seyahat. Bu seyahat yöntemi, iddiaya göre asgari 3D hareketi ile büyük mesafelere seyahat edebilmeyi yabancılar sağladı. LAZAR iddialarını yaptığında Ve aslında meselesi, bu eleman hala dünyada bulunamadı elde edilemedi. Bu elemanın keşfi 2003 yılında yapıldı! Bu UNUNPENTIUM seçildi.Aynı eleman 115   uzay gemisine yakıt olarak hizmet vermektedir !! 1989 yılında LAZAR LV TV'de özel raporla ilgili görüşmeler ilk verdi.

About the complexity of the technology, it appears to be incredibly simple, at least in terms of mechanical complexity. The key factors are the extreme conditions that the materials are exposed to, and the assumption that it is possible to distort space/time while beating speed of light, or by creating radiation pulses way beyond the electromagnetic spectrum.

ışığın hızlı palsleri (vuruşları) ile yada  elektromanyetik spektrumun belli bir titreşimindeki radyoaktif bir ışınımla (böyle bir elektromanyetik puls/darbe yaratımı ile) uzay/zaman bozulması mümkün olabilir mi?

uzay / zamanı çarpıtmanın mümkün olduğunu...     uzay/zamanın maruz kaldığı değişik koşullar altında bir uzay/zaman bükülmesi sözkonusu olabilir.

How does the gravity amplifier work in the ' sport model ' ufo?  Some time ago, Bob lazar claimed he worked at Area 51 between 1988 and 1989 back-engineering alien spacecraft. He explains what he knows about how these craft work in interviews, and his articles, which can be found by typing ' sport model ufo' on google. The basic idea is that the craft utilizes the superheavy element 115 to access a gravity wave and amplify it to bend space-time itself, kind of like warp drive in star trek. This is done in a reaction where a proton is fired at an element 115 atom, which creates element 116. This element is unstable and decays in a way humans have never seen. It releases antimatter, which is then channeled down a tube and reacts with a gaseous matter target. The reaction produces an enormous amount of heat, which is converted into energy in a thermoelectric generator. Energy isn't even the primary function of the reactor. The transmutation of element 115 into 116 and the antimatter flux is what access the gravity wave in these superheavy elements, which is then amplified to bend space-time for space travel. Although the craft isn't traveling faster than light, it is moving space at a rate faster than light, pulling its destination towards it. Therefore it can cover vast distances of space in very little time. The articles and interviews with bob lazar, however, state that the craft uses wave guides to guide the gravity waves and gravity amplifiers to amplify the waves. Does anyone with any knowledge in this area understand how this works? How are the waves amplified? Is it electromagnetism? How about the waveguides?

 

Sport model ufo nun yerçekimi amplifikatörleri nasıl iş görür(nasıl çalışır) ?


Bob Lazar 1988 ve 1999 yılları arasında area 51 de yabancı uzay aracı (alien space craft) üstünde tersine mühendislik çalışması yaptığını iddia etti.Temel fikir gemide süper ağır bir element (element 115) kullanılarak star trek warp sürüşü gibi uzay/zamanın kendisini eğmek için bir yerçekimi dalgasına erişmek ve o dalgayı yükseltmek!

Bir proton ile element 115 atomu bombalanır.Element 115 atom çekirdeği ile kaynaşan protonlar ile element 115 element 116 denen bir elemente dönüşür.Bu dönüşüm esnasında kararsız bir durum ortaya çıkar ve radyoaktif bir bozunum meydana gelir.Bu bozunum esnasında bir çift karşıtmadde serbest bırakılır.Tüp ucundan reaktör tabanına doğru yönlendirilen, kanalize edilen karşıt madde partikülleri gaz halindeki hedef madde ile reaksiyona girerek termonükleer bir patlamaya neden olur. Ortaya çok büyük bir ısı ve enerji çıkar. Reaktör bir çeşit termo-elektrik jenaratörü gibi iş görerek büyük miktarda ısıyı elektrik enerjisine dönüştürür. Elektrik üretmek reaktörün birincil işlevi değildir. Uzay seyahati için bir uzay/zaman bükülmesine ihtiyaç vardır. Element 115 element 116 ya dönüşürken bu süper ağır elementler içindeki yerçekimi dalgasına( gravity A dalgası) erişilir ve bu dalga yükseltilir.

Gemi ışıktan hızlı olmamasına rağmen gidilecek B noktası hedefi A noktasındaki gemiye doğru yaklaşarak (bir uzay/zaman bükülümü) aradaki mesafelerin kısa zamanda geçilmesini sağlar.Bir uzay/zaman bükülümü yaratıldığında hedef nokta uzay aracına doğru yaklaştırılmış olur.Böylece çok kısa zamanda uzayın engin mesafeleri geçilebilir.

yerçekimi amplifikatörleri ve dalga kılavuzları ile dalgalar yükseltilip (amplifiye edilip), güçlendirilip gemi dahilinde yönlendirilir ve kullanılır.

Bu alanda herhangi bir bilgisi olanlar bunun nasıl çalıştığını anlatabilir mi ? Dalgalar nasıl çoğaltılır (güçlendirilir, yükseltilir)? Bu elektromanyetik mi? Dalga kılavuzları nasıl çalışır, hakkında bilgisi olan varmı?
 

According to Lazar, gravity is an actual wave and it comes in two different forms. Gravity-B works on a macro scale and is the force that holds us to the earth, the earth to the sun, and so on. Gravity-A, currently labeled the strong nuclear force in physics, works on a micro scale, holding together the mass that makes up subatomic particles. Though Gravity-A exists in the nucleus of all atoms, accessing it is problematic — yet not impossible, so says Lazar.

Evidently the craft is fueled for decades using only a 223-gram triangle-shaped chunk of Element 115, known as Ununpentium or its periodic abbreviation, Uup. This is a super-heavy and stable element in which the Gravity-A wave radiates past the perimeter of the atom. It is plugged into the structure of a small, on-board antimatter reactor. As Lazar explains, at the base of the reactor is a mini-particle accelerator which accelerates protons, deflects them up a small tube and then fires them into the nucleus of the atoms of Element 115. This causes a transmutation of 115 into the unstable Element 116, which decays within a fraction of a second.

Two things then occur. First, the decaying 116 radiates miniscule amounts of antimatter down a tuned tube towards a gaseous matter target. Once the antimatter and matter collide, they annihilate, converting to 100% energy. The heat from the reaction is converted into electrical energy in a near-100% efficient thermoelectric generator, and this energy is utilized to power the craft. Second, it accesses and releases the Gravity-A wave at the top of the reactor and guides it through tuned tubes, much as microwaves are guided, towards the three independently-positioned amplifiers or waveguides at the base of the craft, each of which pulse in a rotational pattern and allow you to focus the gravity-distortion.

In the craft Lazar claimed to work on personally, which he called the “sports model,” there were three such waveguides. There were also two main configurations or modes of travel these amplifiers enabled the craft to operate in: omicron and delta.

The omicron configuration is used when the craft is within the gravitational field of a planet or moon, as these gravitational fields serve as interference that can be used to their benefit. As an example, one gravity amplifier is aimed downward towards the earth, generating a gravity wave similar to what the earth produces, but phase shifts the wave. A phase shift from 0-90 degrees denotes the degree of repulsion, and 90-180 degrees denotes the amount of attraction. In this way, the craft lifts, descends or hovers like a raft atop a river.

Since only one gravity amplifier is required for hovering, the other two can be either turned off or utilized for other purposes. They could be used to make crop formations, as a beam weapon, or to lift up cattle or other things. These other two waveguides can also be used to move the craft laterally. Opposed to the style of our aircraft, which shoots something out the back in order to propel it forward, the craft can swing the two waveguides in front of itself, aim at a point a short distance away and create a distortion in space. The craft descends into this slight depression in gravity and, in tandem with the amplifier aimed downward and producing the lift, the craft consequently “falls forward” infinitely, chasing the horizon of its own distortion. Hence, as Paul Hill wrote in his book, Unconventional Flying Objects: A Scientific Analysis: “they sit level to hover, tilt forward to move forward, tilt backward to stop, bank to turn, and descend by ‘falling-leaf’ or ‘silver-dollar-wobble’ motions.” While it would appear to the eyes of an external observer that the craft was stopping on a dime, accelerating at fantastic speeds and making right-angle turns without decelerating, this is all an illusion based on the invalid premise that the craft is actually moving. The craft is actually stationary; it appears to be moving because it is moving the fabric of space around itself through the distortion it creates in gravity.

The more intense the gravitational field around the craft, the more intense the distortion of space around the craft, and, since light bends under the influence of gravity, the more intense its distortion as well. At the point of maximum distortion in either Omicron or Delta configurations, the field entirely envelopes the craft, causing light to bend around it like water flows across the surface of a stone, with the light waves rejoining smoothly behind the object. In short, the craft would be effectively invisible.

During maximum distortion in the omicron configuration, all three of the amplifiers must be on and firing perpendicular to the center line of the craft. Maximum distortion is a necessary condition in the delta configuration, however, where the craft tilts up on its side and triangulates all three of its waveguides on a target point some distance from the craft. The space between the craft and the point of intersection is then distorted at maximum intensity, effectively compressing or “folding” the space between the craft and the target and pulling the target area towards the craft. (Any creatures embedded in the space being folded are unaffected, much as two dimensional creatures embedded with the universe that would constitute a piece of paper note no affects when the paper itself is folded, or even crumpled.) The craft then moves across the fold, turns off the gravity amplifiers and is now at the target point. With this mode of travel, navigation becomes an issue, and this cannot be circumvented with elaborate star charts. Since gravity effects light, and there are gravity effects from planets, stars and other objects in space, light does not travel in a straight line. To jump great distances in a single fold would therefore throw the craft far off course. To circumvent this, the craft travel in zigzag-patterned jump points in order to maintain their sense of position.

----------------------------------------------------------------

 This is quite incorrect. Heavy elements - all elements heavier than iron - are not formed during the normal life cycles of stars. The only time when these nuclei are "cooked" is during the collapse and subsequent explosion of supernovae.

The supernova explosion then spreads heavy elements throughout the galaxy. For this reason, the abundances of heavy elements in any particular star system depend NOT upon the properties of the current star, but on the properties of the nearby stars of the PREVIOUS GENERATION!

"it does not require a supernova to create elements heavier than iron. Heavy elements can also form in the cores of massive stars before they go supernova".

What are the exopolitical implications of this given Lazar’s claims that extraterrestrials use 115 for their propulsion systems?



If element 115 is naturally formed in the core of some massive stars and element 115 is used in the propulsion system of extraterrestrial races, then it would be fair to assume that some extraterrestrials may have discovered how to mine stars of their heavy elements to use as a propulsion fuel.

Indeed, extraterrestrials with sufficient knowledge in mining suns of element 115 and other elements may be using this as part of an interstellar trade. Indeed, such knowledge and possession of large quantities of 115 and other elements may lead to interstellar conflicts over certain star systems.

Indeed, the Earth’s sun or nearby stars may have heavy elements that may attract extraterrestrial races who seek to mine these precious natural resources. We are now slowly moving to an understanding of how certain star systems might be highly prized by extraterrestrial races that seek to gain control and mine stars of heavy elements such as element 115.


With new advances in physics and astronomy, Bob Lazar’s information so widely dismissed in the early 1990’s appears to have more relevance than ever.


Süpernova patlamasının ardından galaksi boyunca ağır elementler yayılır. Bu nedenle, herhangi bir yıldız sisteminde ağır elementlerin bolluğu mevcut yıldızın özelliklerine bağlı DEĞİL bağlıdır, ancak önceki nesil yakındaki yıldızlı özellikleri üzerinde!


Bu nedenle, galaksinin belirli bir bölgede yıldız sistemlerinin her ne olursa olsun, bir yıldızın kütlesinin, yoğun elemanlarının esas olarak aynı zengindi sahip olacaktır. Lazar olmasını iddia ettiği gibi eleman 115, KARARLI ise, o zaman süpernova patlamalarında oluşturulmalıdır ve her yerde var olmalı! "


"Bu. demirden daha ağır elementler oluşturmak için bir süpernova gerektirmez onlar süpernova gitmeden önce Ağır elementler de büyük kütleli yıldızların çekirdeklerinde oluşabilir".


Uzaylılarla onların tahrik sistemleri için 115 kullanmak bu verilen Lazar'ın iddiaları exopolitical etkileri nelerdir?


Eleman 115 doğal 115 dünyadışı ırkların tahrik sisteminde kullanılan bazı büyük kütleli yıldızların ve eleman çekirdek oluşmuş ise, o zaman bazı uzaylılarla olarak kullanmak için ağır elementlerin nasıl maden yıldızlı keşfetti olabilir varsaymak yanlış olmayacaktır bir tahrik yakıt.


Nitekim, eleman 115 ve diğer elementlerin madenciliği güneşler yeterli bilgiye sahip uzaylılarla bir yıldızlararası ticaretinin bir parçası olarak bu kullanıyor olabilirsiniz. Nitekim, bu tür bilgi ve 115 büyük miktarlarda ve diğer elementlerin bulundurma bazı yıldız sistemleri üzerinde yıldızlararası çatışmalara yol açabilir.


Nitekim, Dünya'nın güneş ya da yakındaki yıldız bu değerli doğal kaynaklar benim etmeye dünyadışı yarışları çekebileceğini ağır unsurlar olabilir. Şimdi yavaş yavaş belli yıldız sistemleri son derece gibi elemanı 115 gibi ağır elementlerin kontrolü ve mayın yıldızlı elde etmeye dünya dışı ırklar tarafından değerli olabilir nasıl bir anlayış hareket ediyor.


Fizik ve astronomi yeni gelişmeler sayesinde, Bob Lazar'ın bilgiler çok yaygın erken 1990 yılında görevden zamankinden daha fazla alaka var gibi görünüyor.

 Antigravitációs hajtómuvek ( Antigravity motorlar )



 

Space Craft & Element 115

Robert Lazar - Jak funguje UFO

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkiye/Denizli 

Ana Sayfa / Index / Roket bilimi / E-Mail / Kuantum Fizigi / Astronomy

                                       / Time Travel Technology / UFO Galerisi / UFO Technology /