|
Zaman Yolculuğunu Araştırma Merkezi © 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkey / Denizli İstanbul - Kumburgaz UFO Video Görüntüleri
İSTANBUL (İHA) - Kumburgaz'daki bir sitenin bekçisi tarafından çekilen görüntüler, Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi'nin "Dünyada ilk defa 2 dünya dışı varlık görüntülendi" açıklamasıyla basına dağıtıldı. - Kumburgaz'da UFO ları kameraya çeken Yalçın Yalman ve Sirius UFO merkezi başkanı Haktan Akdoğan -
Uçan cisimlerin çok hızlı hareket ettiklerini, bu nedenle görüntüleri cisimler durduğu zaman alabildiğini anlatan Yalman, UFO'nun içindeki yaratıkları ilk olarak 75 yaşındaki annesinin fark ettiğini ve Sirius'a götürmesi konusunda ısrar ettiğini söylüyor. Görüntüler Gerçek mi? Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi’nin temsilcisi ile bir görüşme: - UFO İngilizce bir terim olan Unidentified Flying Objects kısaltılmışı yani Türkçe adıyla Tanımlanamayan Uçan Cisimler. Fakat biz bunu Tanımlanan Fakat Açıklanamayan Cisimler olarak yorumluyoruz. Peki nedir bu Tanımlanamayan cisimler uçak, helikopter, uydu, meteoroloji balonu, Çin feneri, ateş topu, meteor, Venüs, Mars, atmosferik olaylar... vb kategorilerine girmeyen cisimler UFO’dur bu saydıklarımızı da UFO zannedenler çok oluyor ama bunun haricinde gerçekten UFO olan cisimlerde var yani dünyada olmayan teknolojiyi sergileyen bir takım cisimler gözlemleniyor bunlarda dünya dışı yaşam formlarının kullandığı uzay araçları oluyor ki bizde bunlara UFO diyoruz. UFO’lar neye benziyor? - Gözlemlenen farklı şekilde UFO’lar mevcut genelde UFO denince ilk akla gelen disk şeklinde olanlar olsa da çok değişik şekillerde olanlar mevcut örneğin prizma şeklinde olanlar var oval, yuvarlak veya puro şeklinde olanlarda gözlemlenenler arasında.
İstanbul Kumburgaz’da çekilen UFO görüntüleri gerçek mi? - Bu görüntüler aslında ilk değil daha öncede 2007 ve 2008 yıllarında aynı yerde benzer görüntüler çekilmiş ve o zamanda çok konuşulmuştu.
Yenikent Sitesi sakinleri tarafından da gözlemlenen bu görüntüler site bekçisi Yalçın Yalman tarafından uzun süre video ile filme alındı. Görüntülenen bu cisimler şimdiye kadar Dünya’da çekilmiş ‘en yakın ve en önemli görüntüler’ olma özelliğini taşımaktadır.
Tüm Dünya’da büyük yankı uyandıran ve Dünya UFO literatürüne “en önemli UFO görüntüleri” olarak geçen Kumburgaz UFO görüntülerine yeni bir boyut kazandıran ve uzaylıların UFO’larla gezegenimizi ziyaret ettiklerini ‘inkâr edilemeyecek’ şekilde gözler önüne seren bu “OLAĞANÜSTÜ” görüntülerde de, UFO’ların fiziksel formları ve metalik yüzeyleri ve maddesel yapıları çok net bir biçimde görülmektedir. Aynı zamanda, bu görüntülerin bazılarında UFO’ların içinde bulunan varlıkların siluetleri de belirgin bir biçimde görülmektedir. - Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi’mizin Bilim Kurulu yetkililerince çok detaylı inceleme ve analizlerden geçen bu görüntülerin hiçbir şekilde montaj, maket, kurgu, video efekti veya animasyon olmadığı ve görüntülerdeki ışıklı cisimlerin fiziksel yapıya sahip, maddesel formları olan ve inanılmaz teknolojiler sergileyen cisimler olduğu sonucuna varılmıştır. Bu cisimlerin, kesinlikle uçak, helikopter, uydu, meteoroloji balonu, Çin feneri, ateş topu, meteor, Venüs, Mars, atmosferik fenomen... vb kategorilerine girmediği ve “UFO” oldukları kesinlik kazanmıştır.
Görüntüler ayrıca, tanınmış animasyon ve özel efekt yapım şirketi ÖZEL FX tarafından da özel olarak incelenerek, görüntülerdeki cisimlerin kesinlikle video özel efekti, animasyon ya da kurgu olmadığı sonucuna varıldı.
Peki, neden geliyorlar? - Soruya soru ile karşılık vermiş olacağım ama bizler neden Ay, Mars, Venüs veya genelde diğer gezegenlerle ilgileniyoruz neden milyonlarca dolar paralar harcanarak uzay boşluğuna uydular gönderiyoruz. Çünkü araştırıyoruz. Onlarında gelme nedeni araştırma, gözlemlemek yeni bilgiler edinmek.
Neden bizleri araştırsınlar ki? O kadar yoldan geldiklerine göre teknolojileri bu kadar gelişmiş olduğuna göre bilgileri bizden fazladır. - Bizler neden arkeolojik kazılar yapıyoruz? Bizlerinde teknolojisi büyük oranda gelişti ama hâlâ eski medeniyetleri inceliyoruz ve hâlâ bazı medeniyetlerin sırrını çözemedik dünyamızın gizemlerine vâkıf olamadık. Kendi gelişimimizi incelemek için eski medeniyetleri araştırıyoruz onlarda kendi gelişimlerini ve evrenin gelişimini gözlemlemek için bizleri gözlemliyorlar sonuçta bu kâinatta ki tek uygarlık biz değiliz.
Kaç uygarlık var, dünya dışında kaç gezegende hayat olabilir? Yada bütün bu gezegenler bizden daha mı gelişmiş durumdalar? - Sadece bizim bulunduğumuz Samanyolu Galaksisinde 400 milyar yıldız olduğu tahmin ediliyor bizim galaksimiz gibi evreni dolduran milyarlarca galaksi var ki keşfedilmemiş bir o kadar daha galaksi mevcut ve bu devasa büyüklüğün içinde trilyonlarca gezegen mevcut bu gezegenlerden kaçında hayat var dersek bu konuda 1961 yılında Frank Drake isimli bir bilim adamının geliştirdiği bir denklem var Frank Drake Denklemi adı verilen bu yöntemle galaksimizde ne kadar zeki ve iletişim kurabilen uygarlık olabileceğinin belirlenmesiyle ilgili faktörleri içerir.
(Denklem:
N= N*. fp. ne. fl. fi. fc. fL "N" Samanyolu Galaksisindeki zeki ve
iletişim kurabilen uygarlıkların sayısıdır. "N*" Samanyolu
Galaksisindeki yıldız sayısını temsil eder.) denklem tam
olarak aklımda değil fakat orada Samanyolu’nda 200 milyar yıldız
olduğu tahmin edilerek bir hesap yapılmış ve 2400 civarında bir rakam
ortaya çıkıyor yani sadece bizim galaksimizde 2400 tane gezegenle
iletişim kurabiliriz ve bize yakın milyarlarca galaksi mevcut ve bu
galaksilerde trilyonlarca gezegen bu devasa büyüklüğün içinde dünya
çok küçük kalıyor ama en azından yalnız kalmıyor.
- Öncelikle şunu belirtelim biz bunlara uzaylı demiyoruz çünkü dünyada uzayda bulunuyor ve bizde uzaylı olmuş oluyoruz onun için biz onlara Dünya Dışı Varlıklar diyoruz. Neden Hollywood’da UFO’lar hep Amerika’ya iniyor çünkü Hollywood Amerika’da endüstri orada çalışıyor bu da UFO’ların yalnızca Amerika’ya geldiğini göstermez işte en yakın örnek İstanbul’da çekilen görüntüler var. Ondan birkaç hafta önce İngiltere’de çekilen bazı görüntüler var.
K umburgaz’da 13-17 Mayıs 2009 tarihleri arasında çekilen ve bir "UFO"ya ait olduğu iddia edilen görüntüler basına gösterildi.İngiliz basınında yer alan haberlere göre, bu görüntüler istanbul'da çekildi. Gece bekçiliği yapan Yalçın Yalman, 2,5 saati bulunda uzunluktaki görüntüleri çeken kişi... Yaman'ın görüntüleri, büyük ses getirdi. Şimdi dünyanın önde gelen UFO uzmanları, İstanbul'da Mayıs-Haziran ayları arasında çekilen 'UFO' görüntülerini tartışmak üzere toplanıyor.
Türkiye’de uzay ve UFO araştrmaları konusundaki çalışmalarıyla tanınan Sirius Ufo Araştırmaları Merkezi, İstanbul Kumburgaz’da çekilmiş bir UFO görüntüsünü bugün basınla paylaştı.
Kumburgaz UFO'ları Dünya Kongresi'nde Amerika Birleşik Devletleri'nin Nevada eyaletinin Laughlin şehrinde yapılan, 9 ülkeden 40 bilimadamı ve araştırmacının konuşmacı olarak katıldığı Dünya UFO Kongresi'nde gösterilen ve Kumburgaz'da bir site görevlisi tarafından kaydedilen UFO görüntüleri, uzmanları heyecanlandırdı. Görüntüler geçtiğimiz ay, Tübitak tarafından da onaylanmıştı.
08.10.2008 / Basından Haberler - Türkiye’de uzay ve UFO
araştrmaları konusundaki çalışmalarıyla tanınan Sirius Ufo
Araştırmaları Merkezi, İstanbul Kumburgaz’da
çekilmiş bir UFO görüntüsünü bugün basınla paylaştı. Tübitak: Ufo görüntüleri gerçek 06 Şubat 2008 "Kumburgaz UFO'su en büyük kanıttır" Kumburgaz'da ortaya çıkan UFO görüntüleri dış
dünyadada oldukça büyük bir etki yarattı. The Sun gazetesinin manşetten
verdiği Türkiye'deki UFO görüntüleri tüm zamanların en gerçekçi görüntüsü
olarak belirtiliyor. Bu görüntüler son günlerde UFO arşivlerini halka açan
İngiltere tarafından tartışma konusu oldu. ABD'nin Nevada eyaletinde ünlü bir askeri üssün de bulunduğu Laughlin'de düzenlenen UFO Kongresi'ne bu kez Türkiye de davet edildi. Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi, İstanbul Kumburgaz'da bir site bekçisi tarafından çekilen ve UFO olduğu iddia edilen görüntülerle ilgili ''Dünya UFO Kongresi''ne çağrılmıştı.
Çetin BAL: Uzaylılarla görüştüğünü iddia eden kişilerden alınan bilgileri ve çekilen UFO resimlerini, video görüntülerini incelediğimizde, ve gözlemci raporlarınıda dikkate aldığımızda UFO ların ana gemi ve öncü ufo denen keşif gemileri olarak ikiye ayrıldığını biliyoruz. Bununla birlikte gezegenler arası ve galaksiler arası yolculuklar için kullanılan UFO tipleride kullanım amaçlarına bağlı olarak çeşitlilik arzetmektedir.Üçüncü türde yakın karşılaşmaları içeren temas bilgilerine göre keşif gemilerinin ve ana gemilerin çalışma prensiplerinin aynı olduğu ifade edilmektedir. Bahsi geçen bilgileri toparladığımızda UFO ların bir çeşit alan sevki gücü ( güç alanı) ile hareket ettirildiğini biliyoruz.Bunun nasıl bir enerji alanı olduğu bilgisi Dünya bilim konsepti açısından muallaktadır. Fakat 51 bölge ( 51.Area) de Dünya dışı bu araçları inceleyen kişiler tarafından halka lanse edilen gizli bilgilere göre UFO lar uzayda ve zamanda hareket etmek için yerçekimi dalgaları dediğimiz bir güçten yararlanıyorlar. Bunun yoluda güç alanları ile uzay gemisinin (ufo) içine girdiği uzay/zaman çizgilerinin( dokumasının) tesir altına alınıp yönlendirilmesidir.Öyleyse UFOlar Uzay/ zaman dokumasını istediğimiz şekilde bükebilecek bir alansal enerji kaynağına sahip olmalıdırlar. İstanbul Kumburgaz'da videoya alınan UFO boyut değiştirmek için uzay gemisinin metalik yapısını içine alan bir tür enerjiyi devreye sokmaktadır. Bu uzay/ zamanı büken ve boyut atlamasını olanaklı kılan bu enerji video görüntülerden anlaşıldığı kadarı ile gemiye kademe kademe verilmekte ve tekrardan geriye çekilmektedir. Aşağıdaki video görüntülerde Dünya dışı varlıklar adeta kendi teknolojilerinin gösterisini yapmaktadırlar. Bazı UFOların video görüntülerinde UFO flaş (ışık) çakmasına benzer bir enerji yayarak aniden ortadan kaybolmaktadır.Bence bu ışık çakması UFOların boyut atlamaları esnasında vuku bulmaktadır.Yada kullandıkları teknolojiye bağlı olarak enerji sistemlerinin çalışırkenki bize yansıyan bir takım etkileri olarak ortaya çıkmış olabilir. Sonuç itibari ile UFO ların çalışma prensibi uzay/zaman dokumasına etkide bulunan kontrollü bir bir güç alanı üretimine dayanmaktadır.Bu GÜÇ ALANI yapay bir yerçekimi dalgası yaratarak aracı sevkeden bir çekimsel potansiyel yaratmış olur. Bu sanki uzay/zaman dokumasında bir eğrilik yaratarak kendimizi uzay ve zamanın dokuması boyunca kaydırmak gibidir. Bu enerjinin elektromanyetik bir alan gücü olduğunu düşünüyorum. Ama EM enerji alanının özelliklerinin amaca göre ayarlanabilir bir şekilde olduğu kanaatindeyim. Kumburgaz'da videoya çekilen dünya dışı araçtaki fiziksel değişimleri UFOların derin mühendisliği çerçevesinde değerlendirirsek UFOnun metalik diyebileceğimiz maddesel yapısı ( ki bu metal olmayabilir) içerden bir enerji ile uyarılarak boyutsal atlamayı gerçekleştirecek bir enerji ile yüklenmektedir. Videoya alınan UFOnun görüntülerinde bu gizemli enerji beyaz ışık formunda UFOyu kaplarken görülüyor. Görüntülerde aracın materyal yapısı tarafından oluşturulduğu izlenimi veren bu beyaz enerji formunun UFO yu sağdan sola doğru yavaş yavaş kontollü bir biçimde ilerleyerek kapladığı görülmektedir. Sanki bir kondansatöre elektrik yükler gibi araç bu enerjiyi şarj ve deşarj eder gibi adeta izleyenlere teknolojik bir gösteri yapıyor. Aşağıdaki video görüntülerde bu boyutsal atlamaları olanaklı hale getiren beyaz enerji formunun uzaylı aracı ışıktan bir sis bulutu gibi nasıl kapladığı görülmektedir. Bir çok uzaylı temas bilgilerinden edindiğimiz intibalara göre bu beyaz enerji formu uzay aracının materyal yapısının vibrasyonel ( titreşimsel) hızını ışık hızının üstünde bir titreşim düzeyine yükseltmek amacıyla kullanılmaktadır.Bu titreşim hızı ayarlanabilir bir enerji formu olmalı. Benim kendi kanaatlerime göre uzaylı ırklar boyut değişimi ile ışık hızının üstünde bir hızla yıldızlar arası yolculuk yapmak için UFO içinde aynı enerjiyi iki farklı amaç için kullanmaktalar.Önce enerjiyi yerçekimine karşı durup uzayda hareket gücü olarak kullanıyorlar. Aslında yerçekimine karşı gelmek dediğimizde bu karşı duruşu gerçekleştiren bir şey var. O şey IŞIK enerjisidir.Işık ışınları yerçekimine karşı bir etkisiz eleman yani nötür özellikli bir yapıda. Yerçekimi dalgaları ışıkla etkileşime girmiyor. Dev yıldız çevresinde ışığın bükülmesi kütleçekimsel etkiye maruz kaldığından değil uzay/zamanın eğri hatları boyunca yol aldığı için ışık kütleçekimsel bir mercek etkisi gösterir.Bu yüzden ışık ışınları güçlü kütleçekimsel etkiye sahip gök cisimleri yanından geçerken bir kaç derecelik sapma etkisi gösterir. Bu sapma derecesi yerçekiminin kuvvetine bağlı olarak değişir.Benim kendi kuramıma göre ışığın titreşim frekansını ışık hızına getirirsek o ışınım alanı içindeki uzay/zaman dalgası nı yerçekimsiz uzayın zaman dalgası ile eşleştirmiş oluruz. Uzayın düzlüğü ve eğriliği uzaya bağlı zaman akımları hızlarının bir faz farkı yaratmasından kaynaklanmaktadır.Negatif pozitif yada yükseklik alçaklık farklarının olduğu noktada ortaya bir akım çıkar. Bir düzeyden başka bir düzeye doğru bir akım oluşur. Biz bu akımı parçacıklar çevresinde kendini gösteren yerçekimsel etki olarak algılıyoruz. Durgun bir göl yüzeyinde tüm yüzey geriliminin eşit olduğu noktada suda bir hareketlenme yada akış olmaz. Mesela deniz kenarında toprağı kazarak alçalttığımızda bir düzey farklılaşması yaratmış oluruz. Ve su bir düzeyden diğerine akar. Bir potansiyel farkı bir yöne doğru bir kinetik aktivasyon meydana getiriyor. Enerji bir düzeyden ötesine doğru kaymaya başlar.Yerçekimide uzay/zamanın parçacıklar çevresinde farklılaşmasından kaynaklanır. Suyun yüksekten alçağa doğru akarken kendimizi suyun akışına bırakmak gibi yerçekimi bizi Dünyaya doğru çeker. Dünyaya doğru düşen bir meteor taşı sanki uzay/zaman nehrinin akıntısı boyunca sürüklenen bir yaprak gibidir. Suyun akımı bizi itip sürüklediği için bir kuvvet etkisinde kalırız. Ama yerçekimi dalgalarına karşı şeffaf olabildiğimizde dalgalarla etkileşime girmeyiz ve akıntı boyunca sürüklenmeyiz. Yani yerçekimsel kuvvet akışını kendi çevremizde saptırmayı başardığımızda yerçekimi kuvvetine karşı nötür hale gelebiliriz. Kendi çevresinde hızla dönen bir disk kendi yerçekimsel etki sahasını oluşturmaya başlar ve yerçekimine karşı bir direnç gösterir. Işık ışınlarının yerçekimi karşısında etkisiz eleman gibi davranması teknik olarak ışığın hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır? Aslında ışıkta bir miktar enerji demektir ve bu bir kütleye karşılık gelir. Ama buna rağmen ışık yerçekimsel kuvvete yakalanmaz ( maruz kalmaz). Aslında benim kendi kuramıma göre Dünyanın çekim alanında bulunan bir ışık demetiyle Dünyanın dışında yerçekimsiz alanda bulunan bir ışık demeti arasında bazı farklar olmalı. Bu farklar bizi Dünyaya doğru çeken nedenin sırlarını kendi içinde gizlemektedir. Aslında çekimsizlik ve çekim dediğimiz şeyin esas kaynağı uzay/zamanın devirsel titreşimleridir.Uzay/zamanın kendi içindeki devirsel farkları yerçekimi dediğimiz kütleçekimsel etki alanına neden olur. Yerçekimi farklı uzay/zaman devirsel titreşimlerin çatıştığı birbiri içine girdiği uzay/zamansal anomali noktalarıdır. Buralarda uzay/zaman anaforlaşır ( vorteks). Einstein'ın genel görecelik kuramının ( general relativity) geçerli olması için uzay/zamanı düz bir levha gibi düşünmek lazım.Yoksa uzayın eğriliğinden bahsedemeyiz. Uzayı kuantum paketlerinden örülmüş bir noktalar kümesi gibi düşünürsek bu noktalar arasında düz yada eğri uzayı nasıl açıklayabiliriz? Uzayı düz bir levha gibi düşünmek için uzay içinde tüm noktaların bir arada bulunduğu tüm uzay noktalarını birleştiren bir eşzamanlılık kavramının gerekliliği kaçınılmazdır. Tek bir zaman dilimi ve tekbir uzay levhası! Tüm uzay dokumasını (levhasını) tek bir yekpare yapı şeklinde bir arada gösteren ve tutan bağ dokusu ışık hızıdır! Tüm uzay/zaman noktaları aynı hızda buluştuğu için karşımıza noktasaldan alansala dönüşen bir uzay/zaman levhası gerçeği çıkar. Bu anlamda zamanın en küçük dilimi olarak adlandırılan bir zaman levhası karşımıza çıkar. Ve buna bağlı bir uzay levhası karşımıza çıkar.Aslında uzaya levhasal özellik katan unsur zamanın her noktadaki uyumlu akışıdır. Bu akışta kendisini ışık hızı şeklinde bir evrensel sabit olarak göstermektedir. Aslında ışık hızı bize hep aynı görünsede Dünyanın çekimsel alanı ile çekimsiz boş uzayda ışığın hızı farklıdır.Bir parçacık ışık hızının birim adımsal genişliğinin daraldığı hantal titreşim noktalarını ifade eder.Bir parçacık zaman ve uzayın boyutlarından yitirdiği bir noktayı temsil eder. Bir parçacık zaman uzaysal bir anomali (vorteks) noktasıdır. Bir parçacık mikroskopik ölçekteki kapalı bir uzay/zaman eğriliğidir. Kendi üstüne çökmüş bir uzay/zaman'dır. Yada ışığın hız kaybedip kesifleştiği bir noktadır denebilir. Tüm buradaki ifadelerimizden yola çıkıp şöyle bir yargıya varabiliriz: Zaman ve uzay levhasıyla istediğimiz gibi oynayabilmek için IŞIK ENERJİSİ (elektromanyetizma) ile ustaca oynamanın yollarını bulmalıyız. Bizler zamanı ve uzayı doğrudan kontrol edemeyiz. Ancak zaman ve uzay levhası üstünde etkide bulunabilecek bir güç kaynağını işleterek, ortaya sürerek uzay gemimizi içine alan zaman ve uzayın devirsel titreşimlerini kendi arzumuz doğrultusunda değiştirmemiz söz konusu olabilir. Uzay/zamanın devirsel titreşim frekanslarına egemen olmak demek titreşimsel bir sapma ile kendi zaman/uzaysal boyutumuzu( gerçekliğimizi, sürekliliğimizi) değiştirebilme imkanını elde etmek demektir. Bunun anlamı kendi uzay/zaman levhamızı solucan delikleri dediğimiz üst uzay bağlantılarını oluşturacak şekilde büküp eğriltebilmektir.Bu imkan ise ışıktan hızlı yolculukların kapısını aralamak demektir. Uzayı ve zamanı büken bu enerji sayesinde başka zaman boyutları içerisine doğruda kendimizi sevketmek mümkündür. Zamanda yada uzayda yolculuk uzay/zamanı büken enerjinin bir yönetimi ve ayarlanması ile mümkündür. Bu ayarlamaları yapabilmek için bu zaman uzaysal bükülmenin mühendislik hesapları konusunda yetkin bir bilgiye sahip olmamız lazım. Bu hesaplamalar uzay aracımızın güç ve itme sistemi ile yakından ilişkilidir.Uzay aracımız bir çeşit yerçekimsel tünel etkisi ile uzayda ve zamanda ışıktan hızlı bir yürüyüş gerçekleştirecektir. Bu daha çok istenilen noktaya doğru yerçekimsel bir uzanış gibidir. Aslında bu enerjiyi kullanarak galaksiler arası ve boyutlar arası geçiş kapıları inşa etmek mümkün. Bu anlamda Stargate ( yıldız kapısı) filimlerindeki bilimkurgu senaryolarda gerçek dışı hayaller değildir. Böyle yıldız kapıları tasarlanabilir. Fakat bu yıldız kapıları kendi içinde minik birer bilgisayar sistemine sahip olmalıdır. Ve tüm yıldız kapıları üst uzay ve alt uzay bağlantılı bir haberleşme ağına sahip olmalıdır. Geçitleri tuşlayıp birbirine bağlamak demek iki kapı arasında belirli şekillerde tasarlanmış değişik rezonans frekansları kullanmak demektir. Yani yıldız kapıları arası bir indükleme etkisi oluşturmak lazım. Kapı bu taraftan uyarıldığında gidilmek istenen yıldız kapısına doğru üst uzay içinden otomatik bir sinyal gönderilecek. Böylece diğer taraftaki kapıda aktif hale geçerek kendisini bizim kapımızın frekanslarına ayarlayacak. Böylece iki yıldız kapısı arasında bir çekimsel tünel bağlantısı kurulmuş olacak. Böylece Dünyadaki enerji alanı kapısından girdiğimizde galaksinin öteki tarafında yer alan diğer yıldız kapısından dışarı çıkarız. Teorik mühendislik düzeyinde bu mümkün. Fakat bu yıldız kapıları görünenden daha karmaşık zaman/uzay ayarlamalarını yapabilmelidir. Yada bizim giriş kodlarımız bu noktada önemli bir rol oynayabilir. Çünkü bir yıldız kapısı yaptığımızda bu kapı sadece mekanda iki nokta arasında bir köprü kurmayacak farklı zaman dilimleri arasındada bir bağlantı söz konusu olacaktır. Mekanda gideceğimiz koordinatlar kadar zaman koordinatlarınıda ayarlayan düzenleyen bir mekanizmanın bu yıldız kapılarına yerleştirilmesi lazım. Aslında hayal ettiğimiz yıldız kapıları bir çeşit ışınlanma kabinlerini andıran bir sistemdir. Ama burada madde yerçekimsel bir tünel tarafından yakalanıp uzay/zaman boyunca yürütülmektedir. Bu yıldız kapıları uzay/zamanın iki uzak noktasını birbiri ile irtibatlayan bir alan enerjisi bağlantısına sahiptir. Bir yıldız kapısından diğerine doğru üstuzay ( hyperspace) aralığından ilerlerken aslında ışık hızını aşmıyoruz. Sadece evrenin iki uzak noktası arasında üç boyutlu uzayın düz çizgisini takip edip yürümek yerine farklı bir boyutu kullanarak daha kestirme bir yoldan gideceğimiz noktaya doğru ışık hızında yürüyoruz. Mesela yaklaşık 400 ışık yılı uzaklıktaki pleiades takım yıldızında yer alan bir gezegene bu yıldız kapıları sayesinde bir anda atlamak mümkün. Enerji alanı perdesinden kolumuzu diğer tarafa uzattığımızda Pleiades'teki bir elma ağacındaki elmayı koparabiliriz. Yıldız geçidi filmindeki kapının çalışma mantığında bir senaryo hatası olduğunu söylemeliyim. Filimde konu edilen kapı(yıldız geçidi) enerji alanından içeri giren maddeleri atomlarına, moleküllerine ayırıp diğer tarafa doğru çekimsel tünel (wormhhole) boyunca yürütmektedir. Yani nakil sırasında insanlar şuurlarını kaybetmekte ve maddeler moleküler çözünmeye uğramaktadır. Oysaki gerçekte bu nakil işlemi böyle olmaz. Maddeler orijinal fiziksel kimyalarını kaybetmeden dağılmadan çözünmeden diğer tarafa çekimsel tünel boyunca yürütülürler. Yıldız geçidinden karşı tarafa geçişte biz hiç bir tuhaf garip durum hissetmeyiz bu sanki normal bir şekilde yolda yürümek gibi bir şey! Biz bir mekan/zaman değiştirdiğimizi bile farketmeyiz. Bu durum bir zaman/mekan çerçevesinden diğerine doğru geçmek demektir. Yıldız kapıları bir zaman/mekan çerçevesi ile başka bir zaman/mekan çerçevesini birleştiren bir enerji alanı etkisi yaratan bir sistemdir. Bir yıldız kapısı bir gezegen üstünde kurulabileceği gibi ışık hızında hareket eden bir ana gemi içindede kurulabilir. Sonuçta gezegenlerin, yıldızların ve uzay araçlarının uzay/zaman içinde hareketli olmaları kapıların aktivitelerini etkilemez. Günümüz uçaklarının bir diğer düşman uçağına kitlenmesi gibi yıldız kapısı bir kez tuşlandığında karşıdaki yıldız kapısı aktif hale geçirilir. Ve manyetik rezonans denebilecek bir uyumlanma ile kapılar arası yerçekimsel tünel etkisi oluşarak kapılar birbirine bağlanmış olur. Her yıldız kapısının kendine özel bir telsiz telefon numarası gibi aktifleştirme şifresinin olması lazım. Hangi gezegendeki yıldız kapısı ile bir tüp geçit yaratmak isteniyorsa kendi yıldız kapımızın önündeki konsolden (kumanda paneli) o yıldız kapısının numarasını tuşlarız. Uzay/ zamanın farklı noktalarına dağılmış bu yıldız kapılarını bir çeşit telsiz telefona yada mobil telefonlara benzetebiliriz. Mesela mobil telefondan aranmak istenen telefonun numarasını tuşlayınca bir uydu iletişim ağı sayesinde o numarayı taşıyan diğer mobil telefon çaldırılır (uyarılır). Böylece bir telefondan diğerine arada bir bağlantı olmadan ses sinyallerimiz ( titreşimlerimiz) bir diğer noktaya transfer edilmiş olur. Genelde filimlerde yıldız kapıları bir çeşit faks makinesi gibi çalışıyorlar. Günümüzdeki madde nakli (ışınlanma) düşünceside maddenin bilgisini bir diğer noktaya iletmek şeklinde düşünülüyor. Oysaki bir yıldız kapısının çalışma mantığı içinde maddeler atomik ayrışmaya uğramadan bir tür rezonans alanı boyunca bir uçtan diğerine doğru yürütülür. Bir yıldız kapısında olan şey iki farklı uzay/zaman dokumasının kapılar sayesinde iç içe / üst üste bindirilerek çakıştırılıp bitiştirilmesi esasına dayanmaktadır. Frekansları uyumlanan ( senkronize) olan iki kapıya ait enerji alanı birbirine bağlandığında sanki tek bir enerji alanı perdesi gibi davranır. Bu durum uzay/zamanda bir başka noktaya doğru boyutsal bir pencere açmaya benziyor. Bir yıldız kapısı çalıştırıldığında ve üst uzay sayesinde diğer yıldız kapısı ile bağlantı kurulduğunda alt uzay ve üst uzay arasındaki zaman dalgaları farkına göre kapılar sadece mekanda değil zamandada bir bağlantı köprüleme yapar. Yıldız kapısının aktif olduğu ( yada inşa edilmiş olduğu demek doğru olur ) belli zaman aralıkları içine geçmiş ve gelecek zamanlara doğru zaman içindede bir rezonans bağlantısı ile yıldız kapısı sadece mekanda değil zamandada geçmişe yada geleceğe atlamamıza olanak sağlar. Bizler mobil telefonlar ile arkadaşımızın telefonunu aradığımızda sinyaller şimdiki zamanın dalgaları içinde taşındığından bizimle eş zamanlı olan bir zaman aralığında olan arkadaşımızın telefonu çalar. Yani arkadaşımızı aradığımızda ( numarayı tuşladığımızda) sinyaller geçmişteki yada gelecekteki arkadaşımızın telefonunu çaldırmaz! Bu telsiz telefon dalgalarını üst uzay içine yaydığımızda bu sinyalleri alacak bir üst uzay alanından gelen sinyallere duyarlı bir alıcı olması lazım. Bahsi geçen bu yıldız kapılarımın zaman ve mekan ayarlamasını yapacak özel donanımlarla ihtiyacı olduğu kaçınılmaz görünmektedir. Bu tarz bir zaman karışmasını önlemek için her zaman dilimini belli eden gizli bir sinyal kodu ile bu kapıları birbirine bağlayan enerji alanı titreşimleri oluşturulmalıdır.Mesela bir mobil telefonu tuşladığımızda çaldırmak istediğimiz telefonun geçmişteki telefonumu, şimdiki zamandaki telefonumu yada gelecekte bir zamandaki telefonumu çaldıracağını belirleyen karşıdaki kapıyı aktive edecek sinyalin içine gizlenmiş başka bir aktivasyon kodu oluşturabiliriz. Böylece ''kodu okuyan zaman içindeki farklı yıldız kapıları'' sinyalin içindeki kodun ifade ettiği sinyali okuyarak kendi içinde bulunduğu zaman mekan koordinatlarının aktive edici sinyalde taşınan (aktive edici isteği taşıyan) kodla çakıştığında belli bir zaman dilimi içindeki yıldız kapısı açılarak o zaman dilimi ile bir bağlantı kurulmuş olunur.Buna göre her yıldız kapısı bir çeşit saat, takvim sistemlerindeki gibi bir zaman ayarlamasına sahip olmalı. Her yıldız kapısı kendi içinde zaman adımlarını sayan bir zaman kodlamasına sahip olmalı. Bilgisayarlardaki saat göstergesi gibi. Her yıldız kapısınında otomatik bir zaman sayacının olması lazım.Böyle bir kodlama sistemi olduğunda üstuzaya doğru yayılan manyetik rezonans enerjisi belli bir alan içindeki tüm kapıları aktive etmek yerine sadece gidilmek istenen ilgili zaman /uzay noktasındaki kapıyı aktivite eder. Bu şuna benziyor aynı arabadan ve araba kumandasından birden fazla olduğunda normal şartlar altında tek bir kumandaya tuşladığımızda yolladığımız tek bir sinyal tüm arabaların kapılarını aktive ederek açar. Kapıların farklı zaman boyutları içindeki durumuda burdaki örneğin paradokssal durumuna benzemektedir. Normalde aynı mekan içinde farklı frekanslı sinyaller üretilerek sadece gidilmek istenen yerdeki yıldız kapısı uyarılarak aktivite edilebilir. Bu durum her evin kapısındaki anahtarların farklı diş kesimlerine sahip olması gibi. Belli bir anahtar belli bir kapıyı açar! Fakat bu işin içine zaman boyutu girdiğinde bu farklı frekans kodları işe yaramaz. Böyle bir durumda aynı frekanstaki yayının bir çok zaman dilimi içindeki farklı kapıların hepsini birden açmaması için her kapının kendine özgü bir zaman sayım belliğinin olması lazım. Üstuzaya yönelttiğimiz sinyali alan tüm zaman/uzaydaki kapılar bu sinyalin içindeki mesaj kodunu otomatik olarak okur. Ve bu mesaj kodu hangi zaman dilimi ve mekan noktasındaki kapıyı işaret ediyorsa ilgili kapı otomatik olarak kendisini açarak aktivite eder. Buna göre her mobil telefonun kendine ait bir numarası olduğu gibi farklı zaman dilimlerini işaret eden zaman sayım kodlamaları ile bir tür zaman bellek arşivi oluşturulur. Böylece dördüncü boyuta gönderilen bir sinyal geçmişte yada gelecekte istenen zaman dilimi içindeki mobil telefonu çaldıracaktır. Gönderilen ve alınan sinyallerin içinde aktive edilecek kapıyı işaret eden bir adres bilgisinin olması lazım. Zaman içinde yolculuk söz konusu olduğunda tek zaman kapısını kullanarak geçmişteki yada gelecekteki zaman kapısı ile bağlantı kurulabilir. Bu noktada geçmişe yada geleceğe doğru bağlantı kurmayı düşündüğümüzde yine farklı bir zamanı ifade eden bir koordinat ayarlaması kadar uzaysal bir koordinat ayarlamasıda yapılması gerekir.Çünkü uzay içinde yer alan yıldız kapısının zamanın akışı içindede uzayda yerdeğiştirmesi sözkonusudur. Sonuçta Dünya, galaksiler, yıldızlar devamlı hareket halindedirler. Bundan dolayı geçmişe yada geleceğe yolculuk yapmak demek sadece zamanda bir atlama değil mekanda bir atlamayıda beraberinde getirmek zorundadır. Bir yıldız kapısını aktive ettiğimizde üstuzaya taşan elektromanyetik alan enerjisi geçmişteki ve gelecekteki bir çok zaman kapısı ( yıldız kapısı) otomatikman aktive hale getirir.Böylece ortaya zamansal bir karışıklık çıkar ve sayısız zamansal bağlantı üst üste binerek zamansal bir karmaşaya neden olur.Bu karmaşaya engel olmak ve seçtiğimiz zaman dilimindeki yıldız kapısı ile bir bağlantı kurabilmek için ''yıldız kapısı'' üstuzay algılayıcılarından gelen sinyallerin içindeki zaman kodlarını okuyarak bir çeşit mesaj taraması yaparak kapı kendisini gelen sinyale göre belli bir frekansa ayarlayarak aktive eder. Tabi bu yıldız kapılarını inşa ederken .... Kumburgaz'da Yalçın Yalman tarafından kameraya alınan UFO'nun video görüntülerinden elde edilen resimler: Kumburgaz UFO sunun videolarını seyrederken UFOnun bir uçtan diğerine doğru beyaz bir enerji formu ile kaplandığını görüyoruz. Aracın içinden bir çeşit enerji araca yükleniyor. Enerji içerden verilerek sanki ağır çekimdeymişcesine kademe kademe arttırılıyor ve sonra tekrar geriye doğru çekiliyor. Uzaylılar teknolojik bir gösteri sunar gibi bunu tekrar tekrar yapıyorlar. Faklı ufo gözlemlerinde ufo'lar benzer bir teknik yöntemle gözün farkedemeyeceği bir hızda bu beyaz enerjiyi bir flash ışığı patlaması şeklinde aniden vererek bir çeşit enerji şoklaması ile gözden kaybolmaktadırlar. Ben aslında bu enerjinin bir çeşit radyoaktif nitelikte bir enerji olduğunu düşünüyorum.
Çetin
BAL: uzaylıların gemileri zaman yolculuğunu sağlayabilecek teknik donanıma
sahip. Çünkü ışık hızını aşmak için zaman ve mekanı bükmeleri lazım. Böyle
bir enerji sistemi ufo'ların çalışma mekanizmasını oluşturmaktadır.Bu
anlamda ufo'ların teknik sırlarını çözmek demek zaman makinesinin teknik
sırlarına sahip olmak demektir ufo'lar bu yüzden ilgimi çekiyor.
H içbir yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla siteden alıntı yapılabilir.© 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkiye / Denizli Ana Sayfa / Index / E-Mail / Kuantum Fiziği / UFO Technology / Roket bilimi / UFO Galerisi / Astronomy
|