Zaman Yolculuğunu Araştırma Merkezi © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkey / Denizli

        İstanbul  - Kumburgaz UFO Video Görüntüleri

İSTANBUL (İHA) - Kumburgaz'daki bir sitenin bekçisi tarafından çekilen görüntüler, Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi'nin "Dünyada ilk defa 2 dünya dışı varlık görüntülendi" açıklamasıyla basına dağıtıldı.

  - Kumburgaz'da UFO ları kameraya çeken Yalçın Yalman ve Sirius UFO merkezi başkanı Haktan Akdoğan -

                                     


Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan'ın, kafaları karıştıran görüntülerle ilgili "Dünyadaki bazı madenler veya altınlar için geliyor olabilirler" sözleri, tartışmaları da beraberinde getirdi. Kumburgaz'da bir sitenin bekçiliğini yapan Yalçın Yalman tarafından çekilen görüntülerde, ışıklı cismin içerisindeki 2 silüet dikkat çekerken, Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi söz konusu görüntüleri "Dünyada ilk defa 2 dünya dışı varlık görüntülendi" açıklamasıyla basına dağıttı.
            


Dedeman Otel'de gerçekleştirilen basın toplantısında, görüntüleri kaydeden bekçi Yalçın Yalman ve olaya tanıklık ettiklerini öne süren sakinlerinin yanı sıra Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan ile Sirius Bilim Kurulu Temsilcisi Dr. Seçkiner Görgün de hazır bulundu. Toplantı öncesinde, Yalman tarafından kaydedilen 22 dakikalık görüntü basın mensuplarına izletildi. Görüntünün izlenmesinin ardından söz alan Yalman, gece bekçiliği yaptığını ve bu nedenle gece sık sık UFO gördüğünü iddia etti. Yalman, "Yenikent Sitesi'nin bekçiliğini yapıyorum. Daha once de UFO görmüştüm ama kameram olmadığı için çekim yapamadım. Sık sık geldiği için UFO'yu görüntülemek için kamera aldım. Bir gece aynı cismi fark ettim. Site sakinlerinden bazılarıyla birlikte ışığın geldiği sahile doğru gittik. Kameramı, ışığın geldiği yöne doğru yakınlaştırdım. Saat 03.00-05.00 sıralarında bir süre çekim yaptım. 2007 Haziran ayından Kasım ayına kadar çektiğim görüntüler, şu ana kadar dünyada çekilen en net ve belirgin UFO görüntüleridir" dedi. Amacının bu yolla para kazanmak olmadığını ifade eden Yalçın Yalman, "Yaz aylarında sık sık belli saatlerde geliyorlardı. Gece bekçisi olduğum için hep görüyordum. Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi ile görüştüm. Görüntüleri izlettim. Onlar da şaşırdı. Beni tebrik ettiler fakat keşke tripot kullanıp daha sağlıklı çekseydin diyerek eleştirdiler" ifadelerini kullandı.
                        


Daha sonra söz alan Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan, dünyada ilk defa 2 dünya dışı varlığın görüntülendiğini söyledi. Akdoğan, "Tüm dünyada büyük yankı uyandıracak ve dünya UFO literatürüne "en önemli UFO görüntüleri" şeklinde geçecek olan
bu olağanüstü görüntülerde UFO'ların fiziksel formları ve ayın ışığından yansıyan metalik parlak yüzeyleri ve maddesel yapıları çok net bir biçimde görülmektedir. Daha da önemlisi bu görüntülerin yakın planlarında UFO'nun içinde bulunan 2 dünya dışı varlığın silüeti belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır. İstanbul Kumburgaz'daki Yenikent Sitesi'nde yaşayan bir düzineye yakın site sakininin tanıklığında yaşanan ve site bekçisi Yalçın Yalman tarafından 22 dakika süreyle filme alınmış olan bu olağanüstü görüntülerin bir bölümünde 3 cisim birden aynı karede filme alınmıştır" dedi.

                                  


Görüntüleri 'tarihi' olarak nitelendiren Haktan Akdoğan, "Dünyada ilk defa gerçekleşen 2 dünya dışı varlığın yer aldığı bu tarihi UFO görüntülerinin dünya UFO literatüründe dünya dışı varlıkların da görüntülendiği ve bundan sonra da benzer olayların yaşandığı yeni bir dönemin başlangıcı olacağına inanıyoruz" diye konuştu.

Uçan cisimlerin çok hızlı hareket ettiklerini, bu nedenle görüntüleri cisimler durduğu zaman alabildiğini anlatan Yalman, UFO'nun içindeki yaratıkları ilk olarak 75 yaşındaki annesinin fark ettiğini ve Sirius'a götürmesi konusunda ısrar ettiğini söylüyor.

Görüntüler Gerçek mi?

Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi’nin temsilcisi ile bir görüşme:

- UFO İngilizce bir terim olan Unidentified Flying Objects kısaltılmışı yani Türkçe adıyla Tanımlanamayan Uçan Cisimler. Fakat biz bunu Tanımlanan Fakat Açıklanamayan Cisimler olarak yorumluyoruz. Peki nedir bu Tanımlanamayan cisimler uçak, helikopter, uydu, meteoroloji balonu, Çin feneri, ateş topu, meteor, Venüs, Mars, atmosferik olaylar... vb kategorilerine girmeyen cisimler UFO’dur bu saydıklarımızı da UFO zannedenler çok oluyor ama bunun haricinde gerçekten UFO olan cisimlerde var yani dünyada olmayan teknolojiyi sergileyen bir takım cisimler gözlemleniyor bunlarda dünya dışı yaşam formlarının kullandığı uzay araçları oluyor ki bizde bunlara UFO diyoruz.

UFO’lar neye benziyor?

- Gözlemlenen farklı şekilde UFO’lar mevcut genelde UFO denince ilk akla gelen disk şeklinde olanlar olsa da çok değişik şekillerde olanlar mevcut örneğin prizma şeklinde olanlar var oval, yuvarlak veya puro şeklinde olanlarda gözlemlenenler arasında.

 

 İstanbul Kumburgaz’da çekilen  UFO görüntüleri gerçek mi?

- Bu görüntüler aslında ilk değil daha öncede 2007 ve 2008 yıllarında aynı yerde benzer görüntüler çekilmiş ve o zamanda çok konuşulmuştu.

 

Yenikent Sitesi sakinleri tarafından da gözlemlenen bu görüntüler site bekçisi Yalçın Yalman tarafından uzun süre video ile filme alındı. Görüntülenen bu cisimler şimdiye kadar Dünya’da çekilmiş ‘en yakın ve en önemli görüntüler’ olma özelliğini taşımaktadır. 

 

Tüm Dünya’da büyük yankı uyandıran ve Dünya UFO literatürüne “en önemli UFO görüntüleri” olarak geçen Kumburgaz UFO görüntülerine yeni bir boyut kazandıran ve uzaylıların UFO’larla gezegenimizi ziyaret ettiklerini ‘inkâr edilemeyecek’ şekilde gözler önüne seren bu “OLAĞANÜSTÜ” görüntülerde de, UFO’ların fiziksel formları ve metalik yüzeyleri ve maddesel yapıları çok net bir biçimde görülmektedir.   Aynı zamanda, bu görüntülerin bazılarında UFO’ların içinde bulunan varlıkların siluetleri de belirgin bir biçimde görülmektedir.  

- Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi’mizin Bilim Kurulu yetkililerince çok detaylı inceleme ve analizlerden geçen bu görüntülerin hiçbir şekilde montaj, maket, kurgu, video efekti veya animasyon olmadığı ve görüntülerdeki ışıklı cisimlerin fiziksel yapıya sahip, maddesel formları olan ve inanılmaz teknolojiler sergileyen cisimler olduğu sonucuna varılmıştır.  Bu cisimlerin,  kesinlikle uçak, helikopter, uydu, meteoroloji balonu, Çin feneri, ateş topu, meteor, Venüs, Mars, atmosferik fenomen... vb kategorilerine girmediği ve “UFO” oldukları kesinlik kazanmıştır.

 

Görüntüler ayrıca, tanınmış animasyon ve özel efekt yapım şirketi ÖZEL FX tarafından da özel olarak incelenerek, görüntülerdeki cisimlerin kesinlikle video özel efekti, animasyon ya da kurgu olmadığı sonucuna varıldı.

 

Peki, neden geliyorlar?

- Soruya soru ile karşılık vermiş olacağım ama bizler neden Ay, Mars, Venüs veya genelde diğer gezegenlerle ilgileniyoruz neden milyonlarca dolar paralar harcanarak uzay boşluğuna uydular gönderiyoruz. Çünkü araştırıyoruz.

Onlarında gelme nedeni araştırma, gözlemlemek yeni bilgiler edinmek.

 

Neden bizleri araştırsınlar ki? O kadar yoldan geldiklerine göre teknolojileri bu kadar gelişmiş olduğuna göre bilgileri bizden fazladır.

- Bizler neden arkeolojik kazılar yapıyoruz? Bizlerinde teknolojisi büyük oranda gelişti ama hâlâ eski medeniyetleri inceliyoruz ve hâlâ bazı medeniyetlerin sırrını çözemedik dünyamızın gizemlerine vâkıf olamadık. Kendi gelişimimizi incelemek için eski medeniyetleri araştırıyoruz onlarda kendi gelişimlerini ve evrenin gelişimini gözlemlemek için bizleri gözlemliyorlar sonuçta bu kâinatta ki tek uygarlık biz değiliz.

 

Kaç uygarlık var, dünya dışında kaç gezegende hayat olabilir? Yada bütün bu gezegenler bizden daha mı gelişmiş durumdalar?

- Sadece bizim bulunduğumuz Samanyolu Galaksisinde 400 milyar yıldız olduğu tahmin ediliyor bizim galaksimiz gibi evreni dolduran milyarlarca galaksi var ki keşfedilmemiş bir o kadar daha galaksi mevcut ve bu devasa büyüklüğün içinde trilyonlarca gezegen mevcut bu gezegenlerden kaçında hayat var dersek bu konuda 1961 yılında Frank Drake isimli bir bilim adamının geliştirdiği bir denklem var Frank Drake Denklemi adı verilen bu yöntemle galaksimizde ne kadar zeki ve iletişim kurabilen uygarlık olabileceğinin belirlenmesiyle ilgili faktörleri içerir.

(Denklem: N= N*. fp. ne. fl. fi. fc. fL "N" Samanyolu Galaksisindeki zeki ve iletişim kurabilen uygarlıkların sayısıdır. "N*" Samanyolu Galaksisindeki yıldız sayısını temsil eder.) denklem tam olarak aklımda değil fakat orada Samanyolu’nda 200 milyar yıldız olduğu tahmin edilerek bir hesap yapılmış ve 2400 civarında bir rakam ortaya çıkıyor yani sadece bizim galaksimizde 2400 tane gezegenle iletişim kurabiliriz ve bize yakın milyarlarca galaksi mevcut ve bu galaksilerde trilyonlarca gezegen bu devasa büyüklüğün içinde dünya çok küçük kalıyor ama en azından yalnız kalmıyor.

- Öncelikle şunu belirtelim biz bunlara uzaylı demiyoruz çünkü dünyada uzayda bulunuyor ve bizde uzaylı olmuş oluyoruz onun için biz onlara Dünya Dışı Varlıklar diyoruz.

Neden Hollywood’da UFO’lar hep Amerika’ya iniyor çünkü Hollywood Amerika’da endüstri orada çalışıyor bu da UFO’ların yalnızca Amerika’ya geldiğini göstermez işte en yakın örnek İstanbul’da çekilen görüntüler var. Ondan birkaç hafta önce İngiltere’de çekilen bazı görüntüler var.

 

Kumburgaz’da 13-17 Mayıs 2009 tarihleri arasında çekilen ve bir "UFO"ya ait olduğu iddia edilen görüntüler basına gösterildi.

İngiliz basınında yer alan haberlere göre, bu görüntüler istanbul'da çekildi. Gece bekçiliği yapan Yalçın Yalman, 2,5 saati bulunda uzunluktaki görüntüleri çeken kişi... Yaman'ın görüntüleri, büyük ses getirdi. Şimdi dünyanın önde gelen UFO uzmanları, İstanbul'da Mayıs-Haziran ayları arasında çekilen 'UFO' görüntülerini tartışmak üzere toplanıyor.


İstanbul'daki Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi tarafından incelenen görüntüler şimdi İngiliz ve Amerikalı UFO uzmanları tarafından inceleniyor.


İngiliz UFO Data Magazine dergisi yetkililerinden Russel Callaghan, Sirius merkezi tarafından ellerine ulaştırılan görüntüler hakkında, 'Görüntüler kesinlikle gerçek' diye konuştu.

Görüntülerin sahibi Yalman ise o andaki heyecanını şöyle anlatıyır: 'Onları çeşitli kereler kameraya aldık. Gördüğüm şeylerden dolayı çok heyecanlıyım ve dünyanın UFO'ların varolduğundan haberdar olmasını istiyorum' diye konuştu.

25 Ekim'de İngiltere'de düzenlenecek olan UFO Data Magazine'nin yıllık toplantısında ana gündem maddesi olacak olan görüntüleri inceleyen Sirius uzman Hakan Akdoğan da, 'Filme alınan nesneler kesinlikle inşa edilmiş yapılar, üzerlerinde herhangi bir oynama yapılmış bilgisayar görüntüleri ya da başka birşey deil. Artık dünya hükümetlerinin UFO'lar hakkındaki gerçekleri açıklamasının vakti geldi' dedi.
 

Türkiye’de uzay ve UFO araştrmaları konusundaki çalışmalarıyla tanınan Sirius Ufo Araştırmaları Merkezi, İstanbul Kumburgaz’da çekilmiş bir UFO görüntüsünü bugün basınla paylaştı.


Kumburgaz’da geçen yaz da görülen UFO görüntülerine bu yaz bir yenisi daha eklenmiş. Bu yılın Mayıs-Eylül ayları arasında 4 ay boyunca değişik zamanlarda olağanüstü UFO görüntüleri kaydedilmiş.

Görüntüler, Kumburgaz’daki Yenikent sitesinin bekçisi Yalçın Yalman tarafından kaydedilmiş ve tanımlanamayan cisimler aynı sitenin sakinleri tarafından da görülmüş.

Görüntülerde havadaki tanımlanamayan cisimlerin ışıkları, fiziksel formları ve metalik dış yüzeyleri açıkça görülüyor. Görüntüleri yayımlayan Sirius’un iddiasına göre, UFO’ların içinde bazı varlıkların silüetleri de görülüyor.

Sirius’a göre bu görüntüler, dünyada şimdiye kadar çekilmiş en yakın ve en önemli görüntü olma özelliğini taşıyor.

Sirius UFO Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan’a göre ise, görüntüler tüm dünyada yankı uyandıracak ve dünya UFO literatürüne “en önemli UFO görüntüleri” olarak geçecek.

 

 

Kumburgaz UFO'ları Dünya Kongresi'nde

Amerika Birleşik Devletleri'nin Nevada eyaletinin Laughlin şehrinde yapılan, 9 ülkeden 40 bilimadamı ve araştırmacının konuşmacı olarak katıldığı Dünya UFO Kongresi'nde gösterilen ve Kumburgaz'da bir site görevlisi tarafından kaydedilen UFO görüntüleri, uzmanları heyecanlandırdı. Görüntüler geçtiğimiz ay, Tübitak tarafından da onaylanmıştı.


4. Uluslarası UFO Kongresi İstanbul'da başladı. Kongre'nin en önemli katılımcısı ünlü UFO Bilimcisi,"Tanrıların Arabaları" kitabının yazarı Erich Von Daniken oldu. Daniken yaptığı konuşmada Mayıs ayında Kumburgaz'da çekilen ve dünyanın ilgisini çeken UFO grüntülerinden söz etti, "Dünya dışı varlıklar enerjinin bir formu, belki uçan fil bile olabilir" dedi.


Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan, Kumburgaz'da Mayıs ayında çekildiği ileri sürülen ve “UFO” olduğu iddia edilen görüntülerin bu konuda en şüpheci olanları bile ikna etmeyi başardığını söyledi.


WOW İstanbul Airport Otel'de düzenlenen “4. Uluslararası UFO ve Yeniçağ Kongresi”nin açılışında konuşan Akdoğan, UFO'larla ilgili tarihin her dönemine ait arkeolojik, mitolojik, sanatsal ve daha bir çok alanda kanıtlar bulunduğunu savundu.

Akdoğan, özellikle UFO'ların özellikle 1. ve 2. Dünya savaşları sırasında savaş uçağı pilotlarınca çok gözlemlendiğini ve Adolf Hitler'in bile bu konuda araştırma yapmaları için bilim adamlarını görevlendirdiğini anlattı.

“Dünya dışındaki varlıkların, atom silahı ve kimyasal silahların geliştirilmesi nedeniyle dünyadaki teknolojik gelişmeleri kaygıyla izledikleri”ni ileri süren Akdoğan, UFO gerçeğini herkesin kabul etmesi gerektiğini söyledi.

Akdoğan, “Türk Hava Kuvvetleri ve MİT bünyesinde UFO masası var. NASA'da da çok önemli bilgiler mevcut. UFO konusunda gizlilik politikası artık bitirilmeli. Dünyada yaşayan 6 milyar civarında insan başka gezegenlerde zeki varlıklar olduğu gerçeğini bilmeli” diye konuştu.

2001-2004 arasında ciddi bir “UFO dalgası” yaşandığını savunan Akdoğan, CIA'nın MİT'ten 2003'de UFO'larla ilgili görüntüleri resmi olarak istediğini iddia etti.

Haktan Akdoğan, Kur'an-ı Kerim'de de evrende başka varlıklar olduğuna dair birçok ifadenin yer aldığını ileri sürerek, İstanbul ve çevresi, Antalya, Alanya, Ordu, Samsun, Denizli, İzmir ve çevresi, Aksaray, Afyon, Kayseri, Artvin, Çanakkale gibi bir çok yerde amatörce çekilen UFO görüntülerinin kendilerine ulaştırıldığını kaydetti.

Akdoğan, Kemerburgaz'da 2007'de çekilen UFO görüntülerinin, bugüne kadar bu konuya daima ön yargı ile yaklaşan TÜBİTAK tarafından incelendiğini ve bu inceleme sonucunda görüntülerde yer alan cismin uydu, uçak veya atmosferik bir fenomen olmadığı, fiziksel yapısı olan ancak tanımlanamayan bir cisim olduğu şeklinde rapor verildiğini söyledi.

Kumburgaz'da bu yıl çekilen görüntülerde UFO içinde siluetlerin fark edildiğini, araçların yanı sıra varlıkların da görüntülenmesi nedeniyle bu görüntülerin büyük önem taşıdığını kaydeden Akdoğan, “Kumburgaz'da Mayıs ayında çekilen UFO görüntüleri, bu konuda en şüpheci olanları bile ikna etmeyi başardı” dedi.

Akdoğan'ın konuşmasından sonra farklı zamanlarda İstanbul, Antalya, Çanakkale, Ankara gibi farklı yerlerde amatörce çekilmiş ve UFO olduğu iddia edilen görüntüler sunuldu.

UFO görüntüsü çektiğini iddia eden pilot Onur Ertanrıkulu da Antalya'da 3 hafta önce gökyüzünde bir cisim fark etmesi üzerine dürbünle baktığını ve birisi gövdesi turuncu renkte ışık saçan, diğeri de midye kabuğu şeklinde UFO'lar gördüğünü öne sürdü.

Kumburgaz'daki görüntüleri çeken 51 yaşındaki emekli şoför Yalçın Yalman ise, “UFO” gözlemciliğinin hobisi olduğunu belirterek, 2007'den beri UFO görüntüleri çektiğini, bu yıl çektiği görüntüleri bilgisayara aktarırken UFO'nun içinde kafaları fark ettiğini anlattı.

“DÜNYA DIŞI VARLIKLAR BİZE DOSTÇA DAVRANACAK”

Kongreye katılan araştırmacı yazar Erich Von Daniken de basın mensuplarına yaptığı açıklamada, dünya dışı varlıklarla gelecek birkaç yılda hiçbir iletişim ve temas olmayacağını ileri sürdü.

Ancak dünyaya geleceklerine dair tarihte birçok işaret bulunduğunu öne süren Daniken, “Orta Amerika'daki eski bir kültür olan Maya takvimine göre 21 Aralık 2012'de gelecekler. Bu tarihten birkaç yıl önce veya sonra olabilir” dedi.

Bu buluşmanın insanlık için çok iyi olacağını ancak şok olmamak için her olasılığa iyi hazırlanmak gerektiğini savunan Daniken, “Bu olay gerçekten olacak. Bütün metinleri okudum tüm maya figürlerini taradım” diye konuştu.

Daniken, “Bize mi benzeyecekler?” sorusu üzerine şunları kaydetti:

“Teoriye göre aynı biçimde olmayacak. Dünya dışı varlıklar enerjinin bir formu, belki uçan fil bile olabilir. Ancak başka bir teoriye göre bize benzeyen birçok dünya dışı varlık bulabiliriz. İnsan benzeri tipler. Büyük gözleri ve birçok parmakları olmayacak belki, ama bir kafaları, göğüsleri ve bacakları var. Bence dünya dışı varlıklar bize dostça davranacak yardım edecekler. Geçmişte onlar insanlığa öğretmen gibi davrandılar. Bunları uzay kovboyları gibi de düşünmeyin ama onlardan bir şeyler öğreneceğiz.”

Daniken, kendisinin hiç UFO görmediğini ama bu konuda yıllardır araştırma yaptığını dile getirerek, dünya dışı varlıkların geçmişte bir şekilde dünyaya geldiğine emin olduğunu belirtti.
 

08.10.2008 / Basından Haberler -

Türkiye’de uzay ve UFO araştrmaları konusundaki çalışmalarıyla tanınan Sirius Ufo Araştırmaları Merkezi, İstanbul Kumburgaz’da çekilmiş bir UFO görüntüsünü bugün basınla paylaştı.

Kumburgaz’da geçen yaz da görülen UFO görüntülerine bu yaz bir yenisi daha eklenmiş. Bu yılın Mayıs-Eylül ayları arasında 4 ay boyunca değişik zamanlarda olağanüstü UFO görüntüleri kaydedilmiş.

Görüntüler, Kumburgaz’daki Yenikent sitesinin bekçisi Yalçın Yalman tarafından kaydedilmiş ve tanımlanamayan cisimler aynı sitenin sakinleri tarafından da görülmüş.

Görüntülerde havadaki tanımlanamayan cisimlerin ışıkları, fiziksel formları ve metalik dış yüzeyleri açıkça görülüyor. Görüntüleri yayımlayan Sirius’un iddiasına göre, UFO’ların içinde bazı varlıkların silüetleri de görülüyor.

Sirius’a göre bu görüntüler, dünyada şimdiye kadar çekilmiş en yakın ve en önemli görüntü olma özelliğini taşıyor.

Sirius UFO Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan’a göre ise, görüntüler tüm dünyada yankı uyandıracak ve dünya UFO literatürüne “en önemli UFO görüntüleri” olarak geçecek.

Tübitak: Ufo görüntüleri gerçek

06 Şubat 2008
Kumburgaz'ta çekilen görüntülerin ön incelemesini yapan TÜBİTAK, raporunu açıkladı.
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi, Kumburgaz'da bir site bekçisi tarafından çekilen ve 'UFO' olduğu iddia edilen görüntüler için 'UFO' teriminin kullanılabileceğini, ancak bunun, görüntülerin dünya dışı bir cisim olduğu anlamına da kesinlikle gelmeyeceğini bildirdi.

Kumburgaz'ta çekilen görüntülerin ön incelemesini yapan TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nin raporu çıktı. Ön inceleme raporunda, sayısal formatta ve sayısal kamera ile NTSC formatında çekilen görüntülerin üzerindeki zaman kodlarından genellikle 2007 yılının yaz aylarında çekildiği belirtildi.

Çekimlerde görünen belirli yapıya sahip görüntülerin, 'bir bilgisayar animasyonu, özel bir video etkisi veya stüdyoda canlandırma şeklinde oluşturulmuş görüntüler olmadığı' kaydedilen raporda, çekimlerden elde edilen ilk izlenimlerin, görüntülerden bazılarının, gece gökyüzünde ufuktan belli bir yükseklikte çekildiğini gösterdiği ifade edildi.

Raporda şu bilgiler yer aldı: 'Zaman zaman o tarihte gökyüzünde bulunan Ay'a ait çekimlerin de olması, çekimlerin gece gökyüzünde açık havada yapıldığına işaret etmektedir. Fakat çekimlerin yapıldığı zamanlara ait zaman göstergesinde, bazen 'AM', bazen de 'PM' gözükmesi, çekimlerin yapıldığı zamanların doğruluğu konusunda kuşku uyandırmaktadır. Kasette görüntülenen cisimlere ait yakın çekimlerde, aynı karelerde başka bir referans cisim olmaması, zemin incelemelerinde belirgin bir fark gözükmemesi bu cisimlerin gerçek yerleri, uzaklıkları, boyutları ve ne oldukları konusunda bilgi verememektedir.'

Raporun sonuç kısmında, görüntülerin detaylı analizi yapılsa bile ne olduğunun tam olarak anlaşılamayacağı vurgulanarak, şu tespitlerde bulunuldu: 'Çünkü şüpheli cisimlerle aynı karelerde referans alınabilecek başka cisimlerin görüntülenmesi, çekimlerin yapıldığı yerde aynı şartlarda tarafımızdan özel donanımlarla başka çekimlerin yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla bu tür şüpheli cisim görüntüleri için kullanılan 'UFO' (tanımlanamayan uçan cisim) terimi, bu görüntüler için de kullanılabilir. Ama bu tanım, görüntülerin dünya dışı bir cisim (uçan daire vb) olduğu anlamına kesinlikle gelmez.'

GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ EKER

Ulusal Gözlemevi Müdürü Prof. Dr. Zeki Eker de görüntülerde tanımlanamayan cisimler olduğunu ifade ederek, çekilen görüntülerin montaj olmadığını, ancak ne olduğunu da anlayamadıklarını bildirdi. Eker, 'Birisinin şakası da olabilir. Ama bu görüntülerin şaka olup olmadığı da ispatlanamaz' dedi.

"Kumburgaz UFO'su en büyük kanıttır"

Kumburgaz'da ortaya çıkan UFO görüntüleri dış dünyadada oldukça büyük bir etki yarattı. The Sun gazetesinin manşetten verdiği Türkiye'deki UFO görüntüleri tüm zamanların en gerçekçi görüntüsü olarak belirtiliyor. Bu görüntüler son günlerde UFO arşivlerini halka açan İngiltere tarafından tartışma konusu oldu.

İngiliz Savunma Bakanlığı'nın UFO arşivini kamuoyuna açması, dünyanın gözlerini İngiltere'ye çevirdi. Öte yandan ülke basını, Tanımlanmamış Uzay Cisimleri (UFO) ile ilgili tüm araştırmaları tekrar gündeme getirdi. İşte bu noktada Sun gazetesi, UFO'ların en büyük kanıtının, mayıs-eylül 2008 arasında İstanbul Kumburgaz'da bir site bekçisi tarafından çekilen video kaydı olduğunu kaydetti. Gazetenin internet sitesinde, dünya kamuoyuna "Kumburgaz UFO'su" olarak geçen kayıt için "Türkiye'de çekilen UFO görüntüleri, uzay biliminde büyük bir adım atılmasını sağlayacak" dendi.

Gazete haberinde, Türkiye'de bu konuyla ilgili araştırmalarıyla tanınan Haktan Akdoğan'ın görüşlerine de yer verdi. Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Akdoğan, "Görüntüler üzerinde uzun süre çalışarak tüm detayları tek tek tüm ayrıntıları ile inceledik. Kayıtlar bilgisayar yapımı değil" dedi.

ABD'nin Nevada eyaletinde ünlü bir askeri üssün de bulunduğu Laughlin'de düzenlenen UFO Kongresi'ne bu kez Türkiye de davet edildi. Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi, İstanbul Kumburgaz'da bir site bekçisi tarafından çekilen ve UFO olduğu iddia edilen görüntülerle ilgili ''Dünya UFO Kongresi''ne çağrılmıştı.

 

Çetin BAL:  Uzaylılarla  görüştüğünü iddia eden kişilerden  alınan bilgileri ve çekilen UFO resimlerini, video görüntülerini incelediğimizde, ve gözlemci raporlarınıda dikkate aldığımızda UFO ların ana gemi ve öncü ufo denen keşif gemileri olarak ikiye ayrıldığını biliyoruz. Bununla birlikte gezegenler arası ve galaksiler arası yolculuklar için kullanılan UFO tipleride kullanım amaçlarına bağlı olarak çeşitlilik arzetmektedir.Üçüncü türde yakın karşılaşmaları içeren temas bilgilerine göre  keşif gemilerinin  ve ana gemilerin  çalışma prensiplerinin aynı olduğu ifade edilmektedir. Bahsi geçen bilgileri toparladığımızda UFO ların bir çeşit alan sevki gücü ( güç alanı)  ile hareket ettirildiğini biliyoruz.Bunun nasıl bir enerji alanı olduğu bilgisi  Dünya bilim konsepti açısından muallaktadır. Fakat  51 bölge ( 51.Area) de Dünya dışı bu araçları inceleyen kişiler tarafından halka lanse edilen gizli bilgilere göre UFO lar uzayda ve zamanda hareket etmek için yerçekimi dalgaları dediğimiz bir güçten yararlanıyorlar. Bunun yoluda güç alanları ile uzay gemisinin (ufo) içine girdiği uzay/zaman çizgilerinin( dokumasının) tesir altına alınıp yönlendirilmesidir.Öyleyse UFOlar Uzay/ zaman dokumasını istediğimiz şekilde bükebilecek  bir alansal enerji kaynağına sahip olmalıdırlar. İstanbul Kumburgaz'da videoya alınan  UFO boyut değiştirmek için  uzay gemisinin metalik yapısını içine alan bir tür enerjiyi devreye sokmaktadır. Bu uzay/ zamanı büken ve boyut atlamasını olanaklı kılan bu enerji video görüntülerden anlaşıldığı kadarı ile gemiye kademe kademe verilmekte ve tekrardan geriye çekilmektedir. Aşağıdaki video görüntülerde Dünya dışı varlıklar adeta  kendi teknolojilerinin gösterisini yapmaktadırlar.

Bazı UFOların video görüntülerinde UFO flaş (ışık) çakmasına benzer bir enerji yayarak aniden ortadan kaybolmaktadır.Bence bu ışık çakması UFOların boyut atlamaları esnasında vuku bulmaktadır.Yada kullandıkları teknolojiye bağlı olarak enerji sistemlerinin çalışırkenki bize yansıyan bir takım etkileri olarak ortaya çıkmış olabilir. Sonuç itibari ile UFO ların çalışma prensibi uzay/zaman dokumasına etkide bulunan kontrollü bir bir güç alanı üretimine dayanmaktadır.Bu  GÜÇ ALANI yapay bir yerçekimi dalgası yaratarak aracı sevkeden bir çekimsel potansiyel yaratmış olur. Bu sanki uzay/zaman dokumasında bir eğrilik yaratarak kendimizi uzay ve zamanın dokuması boyunca kaydırmak gibidir.  Bu enerjinin elektromanyetik bir alan gücü olduğunu düşünüyorum. Ama  EM enerji alanının özelliklerinin amaca göre  ayarlanabilir bir şekilde  olduğu kanaatindeyim.

Kumburgaz'da  videoya çekilen dünya dışı araçtaki fiziksel değişimleri UFOların derin mühendisliği çerçevesinde değerlendirirsek UFOnun metalik diyebileceğimiz maddesel yapısı ( ki bu metal olmayabilir) içerden bir enerji ile uyarılarak  boyutsal atlamayı gerçekleştirecek bir enerji ile yüklenmektedir. Videoya alınan UFOnun görüntülerinde bu gizemli enerji  beyaz ışık formunda UFOyu kaplarken görülüyor. Görüntülerde aracın materyal yapısı tarafından oluşturulduğu izlenimi veren bu beyaz enerji formunun UFO yu sağdan sola doğru yavaş yavaş kontollü bir biçimde ilerleyerek kapladığı görülmektedir. Sanki bir kondansatöre elektrik yükler gibi araç bu enerjiyi şarj ve deşarj eder gibi  adeta izleyenlere teknolojik bir gösteri yapıyor.

Aşağıdaki  video görüntülerde bu boyutsal atlamaları olanaklı hale getiren  beyaz enerji formunun  uzaylı aracı  ışıktan bir sis bulutu gibi nasıl kapladığı görülmektedir. Bir çok uzaylı temas bilgilerinden edindiğimiz intibalara göre bu beyaz enerji formu uzay aracının materyal yapısının vibrasyonel ( titreşimsel) hızını ışık hızının üstünde bir titreşim düzeyine  yükseltmek amacıyla kullanılmaktadır.Bu  titreşim hızı ayarlanabilir bir enerji formu olmalı.

Benim kendi kanaatlerime göre uzaylı ırklar boyut değişimi ile  ışık hızının üstünde bir hızla yıldızlar arası yolculuk yapmak için UFO içinde aynı enerjiyi iki farklı amaç için kullanmaktalar.Önce enerjiyi yerçekimine karşı durup uzayda hareket gücü olarak kullanıyorlar.

Aslında yerçekimine karşı gelmek dediğimizde bu karşı duruşu gerçekleştiren bir şey var. O şey IŞIK enerjisidir.Işık ışınları yerçekimine karşı bir etkisiz eleman yani nötür özellikli bir yapıda. Yerçekimi dalgaları ışıkla etkileşime girmiyor. Dev yıldız çevresinde ışığın bükülmesi kütleçekimsel etkiye maruz kaldığından değil uzay/zamanın eğri hatları boyunca yol aldığı için ışık kütleçekimsel bir mercek etkisi gösterir.Bu yüzden ışık ışınları güçlü  kütleçekimsel etkiye sahip gök cisimleri yanından geçerken bir kaç derecelik sapma etkisi gösterir. Bu sapma derecesi yerçekiminin kuvvetine bağlı olarak değişir.Benim kendi kuramıma göre ışığın titreşim frekansını ışık hızına getirirsek o ışınım alanı içindeki uzay/zaman dalgası nı  yerçekimsiz uzayın zaman dalgası ile eşleştirmiş oluruz. Uzayın düzlüğü ve eğriliği uzaya bağlı zaman akımları hızlarının bir faz farkı yaratmasından kaynaklanmaktadır.Negatif pozitif  yada yükseklik alçaklık farklarının olduğu noktada ortaya bir akım çıkar. Bir düzeyden başka bir düzeye doğru bir akım oluşur. Biz bu akımı  parçacıklar çevresinde kendini gösteren yerçekimsel etki olarak algılıyoruz. Durgun bir göl yüzeyinde  tüm yüzey geriliminin  eşit olduğu noktada suda bir hareketlenme yada akış olmaz. Mesela deniz kenarında  toprağı kazarak alçalttığımızda bir düzey farklılaşması yaratmış oluruz. Ve su bir düzeyden diğerine akar. Bir potansiyel farkı bir yöne doğru bir kinetik aktivasyon meydana getiriyor. Enerji bir düzeyden ötesine doğru kaymaya başlar.Yerçekimide uzay/zamanın  parçacıklar çevresinde farklılaşmasından kaynaklanır. Suyun yüksekten alçağa doğru akarken kendimizi suyun akışına bırakmak gibi yerçekimi bizi Dünyaya doğru çeker. Dünyaya doğru düşen bir meteor taşı sanki uzay/zaman nehrinin akıntısı boyunca sürüklenen bir yaprak gibidir. Suyun akımı bizi itip sürüklediği  için bir kuvvet etkisinde kalırız. Ama yerçekimi dalgalarına karşı şeffaf olabildiğimizde dalgalarla etkileşime girmeyiz ve akıntı boyunca sürüklenmeyiz. Yani yerçekimsel kuvvet akışını kendi çevremizde saptırmayı başardığımızda  yerçekimi kuvvetine karşı nötür hale gelebiliriz.

Kendi çevresinde hızla dönen bir disk kendi yerçekimsel etki sahasını oluşturmaya başlar ve yerçekimine karşı bir direnç gösterir.

Işık ışınlarının yerçekimi karşısında etkisiz eleman gibi davranması  teknik olarak ışığın hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır? Aslında ışıkta bir miktar enerji demektir ve bu bir kütleye karşılık gelir. Ama buna rağmen ışık yerçekimsel  kuvvete  yakalanmaz ( maruz kalmaz).

Aslında benim kendi kuramıma göre Dünyanın çekim alanında bulunan bir ışık demetiyle Dünyanın dışında yerçekimsiz alanda bulunan bir ışık demeti arasında bazı farklar olmalı. Bu farklar bizi Dünyaya doğru çeken nedenin sırlarını kendi içinde gizlemektedir. Aslında  çekimsizlik ve çekim dediğimiz şeyin esas kaynağı uzay/zamanın devirsel titreşimleridir.Uzay/zamanın kendi içindeki devirsel farkları yerçekimi dediğimiz kütleçekimsel etki alanına neden olur. Yerçekimi  farklı uzay/zaman devirsel titreşimlerin çatıştığı birbiri içine girdiği  uzay/zamansal anomali noktalarıdır. Buralarda uzay/zaman anaforlaşır ( vorteks).

Einstein'ın  genel görecelik kuramının ( general relativity) geçerli olması için uzay/zamanı düz bir levha gibi düşünmek lazım.Yoksa uzayın eğriliğinden bahsedemeyiz. Uzayı kuantum paketlerinden örülmüş bir noktalar kümesi gibi düşünürsek bu noktalar arasında düz yada eğri uzayı nasıl açıklayabiliriz? Uzayı düz bir levha gibi düşünmek için uzay içinde tüm noktaların bir arada bulunduğu tüm uzay noktalarını birleştiren bir eşzamanlılık kavramının gerekliliği kaçınılmazdır. Tek bir zaman dilimi ve tekbir uzay levhası! Tüm uzay dokumasını (levhasını) tek bir yekpare yapı şeklinde bir arada gösteren ve tutan bağ dokusu ışık hızıdır! Tüm uzay/zaman noktaları aynı hızda buluştuğu için karşımıza noktasaldan alansala dönüşen bir uzay/zaman levhası gerçeği çıkar. Bu anlamda zamanın en küçük dilimi olarak adlandırılan bir zaman levhası karşımıza çıkar. Ve buna bağlı bir uzay levhası karşımıza çıkar.Aslında uzaya levhasal özellik katan unsur zamanın her noktadaki uyumlu akışıdır. Bu akışta kendisini ışık hızı şeklinde bir evrensel sabit olarak göstermektedir.

Aslında ışık hızı bize hep aynı görünsede  Dünyanın çekimsel alanı ile  çekimsiz boş uzayda ışığın hızı farklıdır.Bir parçacık ışık hızının birim adımsal genişliğinin daraldığı  hantal titreşim noktalarını ifade eder.Bir parçacık  zaman ve uzayın boyutlarından yitirdiği bir noktayı temsil eder. Bir parçacık zaman uzaysal bir anomali (vorteks) noktasıdır. Bir parçacık mikroskopik ölçekteki kapalı bir uzay/zaman eğriliğidir. Kendi üstüne çökmüş bir uzay/zaman'dır. Yada ışığın hız kaybedip kesifleştiği bir noktadır denebilir.

Tüm buradaki ifadelerimizden yola çıkıp şöyle bir yargıya varabiliriz: Zaman ve uzay levhasıyla istediğimiz gibi oynayabilmek için IŞIK ENERJİSİ (elektromanyetizma) ile ustaca oynamanın yollarını bulmalıyız.

Bizler zamanı ve uzayı doğrudan kontrol edemeyiz. Ancak zaman ve uzay levhası üstünde etkide bulunabilecek bir güç kaynağını işleterek, ortaya sürerek  uzay gemimizi içine alan zaman ve uzayın devirsel titreşimlerini kendi arzumuz doğrultusunda değiştirmemiz söz konusu olabilir. Uzay/zamanın devirsel titreşim frekanslarına egemen olmak demek titreşimsel bir sapma ile kendi zaman/uzaysal boyutumuzu( gerçekliğimizi, sürekliliğimizi) değiştirebilme imkanını elde etmek demektir. Bunun anlamı kendi uzay/zaman levhamızı solucan delikleri dediğimiz üst uzay bağlantılarını oluşturacak şekilde büküp eğriltebilmektir.Bu imkan ise ışıktan hızlı yolculukların kapısını aralamak demektir. Uzayı ve zamanı büken bu enerji sayesinde  başka zaman boyutları içerisine doğruda kendimizi sevketmek mümkündür. Zamanda yada uzayda yolculuk  uzay/zamanı büken enerjinin bir yönetimi ve ayarlanması ile mümkündür. Bu ayarlamaları yapabilmek için bu zaman uzaysal bükülmenin mühendislik hesapları konusunda yetkin bir bilgiye sahip olmamız lazım. Bu hesaplamalar uzay aracımızın güç ve itme sistemi ile yakından ilişkilidir.Uzay aracımız bir çeşit yerçekimsel tünel etkisi ile uzayda ve zamanda  ışıktan hızlı bir yürüyüş gerçekleştirecektir. Bu daha çok istenilen noktaya doğru yerçekimsel bir uzanış gibidir.

Aslında bu enerjiyi kullanarak galaksiler arası ve boyutlar arası geçiş kapıları inşa etmek mümkün. Bu anlamda Stargate ( yıldız kapısı) filimlerindeki  bilimkurgu senaryolarda gerçek dışı hayaller değildir. Böyle yıldız kapıları tasarlanabilir. Fakat bu yıldız kapıları kendi içinde  minik birer bilgisayar sistemine sahip olmalıdır. Ve tüm yıldız kapıları üst uzay ve alt uzay bağlantılı bir haberleşme ağına sahip olmalıdır. Geçitleri tuşlayıp birbirine bağlamak demek iki kapı arasında belirli şekillerde tasarlanmış değişik rezonans  frekansları kullanmak demektir. Yani yıldız kapıları arası bir indükleme etkisi oluşturmak lazım. Kapı bu taraftan uyarıldığında gidilmek istenen yıldız kapısına doğru üst uzay içinden  otomatik bir sinyal gönderilecek. Böylece diğer taraftaki kapıda aktif hale geçerek kendisini bizim kapımızın frekanslarına ayarlayacak. Böylece iki yıldız kapısı arasında bir çekimsel tünel bağlantısı kurulmuş olacak. Böylece Dünyadaki enerji alanı kapısından girdiğimizde galaksinin öteki tarafında yer alan  diğer yıldız kapısından dışarı çıkarız. Teorik mühendislik düzeyinde bu mümkün. Fakat bu  yıldız kapıları görünenden daha karmaşık  zaman/uzay ayarlamalarını yapabilmelidir. Yada bizim giriş kodlarımız bu noktada önemli bir rol oynayabilir. Çünkü bir yıldız kapısı yaptığımızda bu kapı sadece mekanda iki nokta arasında bir köprü kurmayacak farklı zaman dilimleri arasındada bir bağlantı söz konusu olacaktır. Mekanda gideceğimiz  koordinatlar kadar zaman koordinatlarınıda  ayarlayan düzenleyen bir mekanizmanın bu yıldız kapılarına yerleştirilmesi lazım.

Aslında hayal ettiğimiz yıldız kapıları bir çeşit ışınlanma kabinlerini andıran bir sistemdir. Ama burada madde yerçekimsel bir tünel tarafından yakalanıp uzay/zaman boyunca yürütülmektedir. Bu yıldız kapıları uzay/zamanın iki uzak noktasını birbiri ile irtibatlayan bir  alan enerjisi bağlantısına sahiptir. Bir yıldız kapısından diğerine doğru üstuzay ( hyperspace) aralığından  ilerlerken aslında ışık hızını aşmıyoruz. Sadece evrenin iki uzak noktası arasında üç boyutlu uzayın düz çizgisini takip edip yürümek yerine farklı bir boyutu kullanarak daha kestirme bir yoldan gideceğimiz noktaya doğru  ışık hızında yürüyoruz. Mesela yaklaşık 400 ışık yılı uzaklıktaki pleiades takım yıldızında yer alan bir gezegene bu yıldız kapıları sayesinde  bir anda atlamak mümkün. Enerji alanı perdesinden kolumuzu diğer tarafa uzattığımızda Pleiades'teki bir elma ağacındaki elmayı koparabiliriz.

Yıldız geçidi filmindeki kapının çalışma mantığında bir senaryo hatası olduğunu söylemeliyim. Filimde konu edilen kapı(yıldız geçidi) enerji alanından içeri giren maddeleri  atomlarına, moleküllerine ayırıp diğer tarafa doğru çekimsel tünel (wormhhole) boyunca yürütmektedir. Yani nakil sırasında insanlar şuurlarını kaybetmekte ve maddeler moleküler çözünmeye uğramaktadır. Oysaki gerçekte bu nakil işlemi böyle olmaz. Maddeler orijinal fiziksel kimyalarını kaybetmeden dağılmadan çözünmeden diğer tarafa çekimsel tünel boyunca yürütülürler. Yıldız  geçidinden karşı tarafa geçişte biz hiç bir tuhaf garip durum hissetmeyiz bu sanki normal bir şekilde yolda yürümek gibi bir şey! Biz bir mekan/zaman değiştirdiğimizi bile farketmeyiz. Bu durum bir zaman/mekan çerçevesinden diğerine doğru geçmek demektir. Yıldız kapıları bir zaman/mekan çerçevesi ile başka bir zaman/mekan çerçevesini birleştiren bir enerji alanı etkisi yaratan bir sistemdir. Bir yıldız kapısı bir gezegen üstünde kurulabileceği gibi  ışık hızında hareket eden bir ana gemi içindede kurulabilir. Sonuçta gezegenlerin, yıldızların ve uzay araçlarının uzay/zaman içinde hareketli olmaları kapıların aktivitelerini etkilemez. Günümüz uçaklarının bir diğer düşman uçağına kitlenmesi gibi yıldız kapısı bir kez tuşlandığında karşıdaki yıldız kapısı aktif hale geçirilir. Ve manyetik rezonans denebilecek bir uyumlanma ile kapılar  arası yerçekimsel tünel etkisi oluşarak kapılar birbirine bağlanmış olur. Her yıldız kapısının kendine özel bir telsiz  telefon numarası gibi aktifleştirme şifresinin olması lazım. Hangi gezegendeki yıldız kapısı ile bir tüp geçit yaratmak isteniyorsa  kendi yıldız kapımızın önündeki konsolden (kumanda paneli) o yıldız kapısının numarasını tuşlarız. Uzay/ zamanın farklı noktalarına dağılmış bu yıldız kapılarını bir çeşit telsiz telefona yada mobil telefonlara benzetebiliriz. Mesela mobil telefondan aranmak istenen telefonun numarasını tuşlayınca bir uydu iletişim ağı sayesinde o numarayı taşıyan diğer mobil telefon çaldırılır (uyarılır). Böylece bir telefondan diğerine arada bir bağlantı olmadan ses sinyallerimiz ( titreşimlerimiz) bir diğer noktaya transfer edilmiş olur. Genelde filimlerde yıldız kapıları bir çeşit faks makinesi gibi çalışıyorlar. Günümüzdeki madde nakli (ışınlanma) düşünceside maddenin bilgisini bir diğer noktaya iletmek şeklinde düşünülüyor. Oysaki bir yıldız kapısının çalışma mantığı içinde maddeler atomik ayrışmaya  uğramadan bir tür rezonans alanı boyunca bir uçtan diğerine doğru yürütülür. Bir yıldız kapısında olan şey iki farklı  uzay/zaman dokumasının kapılar sayesinde iç içe / üst üste bindirilerek çakıştırılıp bitiştirilmesi esasına dayanmaktadır. Frekansları uyumlanan ( senkronize) olan iki kapıya ait enerji alanı birbirine bağlandığında sanki tek bir enerji alanı perdesi gibi davranır. Bu durum uzay/zamanda bir başka noktaya doğru boyutsal bir pencere açmaya benziyor.

Bir yıldız kapısı çalıştırıldığında ve üst uzay sayesinde diğer yıldız kapısı ile bağlantı kurulduğunda alt uzay ve üst uzay arasındaki  zaman dalgaları farkına göre kapılar sadece mekanda değil  zamandada bir bağlantı köprüleme yapar. Yıldız kapısının  aktif olduğu ( yada inşa edilmiş olduğu demek doğru olur ) belli zaman aralıkları içine geçmiş ve gelecek zamanlara doğru  zaman içindede bir rezonans bağlantısı ile yıldız kapısı sadece mekanda değil zamandada geçmişe yada geleceğe atlamamıza olanak sağlar. Bizler mobil telefonlar ile arkadaşımızın telefonunu aradığımızda sinyaller şimdiki zamanın dalgaları içinde taşındığından bizimle eş zamanlı olan bir zaman aralığında olan arkadaşımızın telefonu çalar. Yani arkadaşımızı aradığımızda ( numarayı tuşladığımızda) sinyaller geçmişteki yada gelecekteki arkadaşımızın telefonunu çaldırmaz! Bu telsiz telefon dalgalarını üst uzay içine yaydığımızda bu sinyalleri alacak bir üst uzay alanından gelen sinyallere duyarlı bir alıcı olması lazım.

Bahsi geçen bu yıldız kapılarımın  zaman ve mekan ayarlamasını yapacak özel donanımlarla ihtiyacı olduğu kaçınılmaz görünmektedir. Bu tarz bir zaman karışmasını önlemek için  her zaman dilimini belli eden gizli bir sinyal kodu ile bu kapıları birbirine bağlayan enerji alanı titreşimleri oluşturulmalıdır.Mesela bir mobil telefonu tuşladığımızda çaldırmak istediğimiz telefonun geçmişteki telefonumu, şimdiki zamandaki telefonumu yada gelecekte bir zamandaki telefonumu çaldıracağını belirleyen karşıdaki kapıyı  aktive edecek sinyalin içine gizlenmiş başka bir aktivasyon kodu oluşturabiliriz. Böylece ''kodu okuyan zaman içindeki farklı yıldız kapıları'' sinyalin içindeki kodun ifade ettiği sinyali okuyarak kendi içinde bulunduğu zaman mekan koordinatlarının aktive edici sinyalde taşınan (aktive edici isteği taşıyan) kodla çakıştığında belli bir zaman dilimi içindeki yıldız kapısı açılarak o zaman dilimi ile bir bağlantı kurulmuş olunur.Buna göre her yıldız kapısı bir çeşit  saat, takvim sistemlerindeki gibi bir zaman ayarlamasına sahip olmalı. Her yıldız kapısı kendi içinde zaman adımlarını sayan bir zaman kodlamasına sahip olmalı. Bilgisayarlardaki  saat göstergesi gibi. Her yıldız kapısınında otomatik bir zaman sayacının olması lazım.Böyle bir kodlama sistemi olduğunda üstuzaya doğru yayılan  manyetik rezonans enerjisi belli bir alan içindeki  tüm kapıları aktive etmek yerine sadece gidilmek istenen ilgili zaman /uzay noktasındaki kapıyı aktivite eder. Bu şuna benziyor aynı arabadan ve araba kumandasından birden fazla olduğunda normal şartlar altında tek bir kumandaya tuşladığımızda yolladığımız tek bir sinyal tüm arabaların kapılarını aktive ederek açar. Kapıların farklı zaman boyutları içindeki durumuda burdaki örneğin paradokssal durumuna benzemektedir. Normalde aynı mekan içinde farklı frekanslı sinyaller üretilerek  sadece gidilmek istenen yerdeki yıldız kapısı uyarılarak aktivite edilebilir. Bu durum her evin kapısındaki anahtarların farklı diş kesimlerine sahip olması gibi. Belli bir anahtar belli bir kapıyı açar! Fakat bu işin içine zaman boyutu girdiğinde bu farklı frekans kodları işe yaramaz. Böyle bir durumda  aynı frekanstaki yayının bir çok zaman dilimi içindeki farklı kapıların hepsini birden açmaması için her kapının kendine özgü bir zaman sayım belliğinin olması lazım. Üstuzaya  yönelttiğimiz sinyali alan tüm  zaman/uzaydaki kapılar bu sinyalin içindeki mesaj kodunu otomatik olarak okur. Ve bu mesaj kodu hangi zaman dilimi ve mekan noktasındaki kapıyı işaret ediyorsa  ilgili kapı otomatik olarak kendisini açarak aktivite eder. Buna göre her mobil  telefonun kendine ait bir numarası olduğu gibi farklı zaman dilimlerini işaret eden zaman sayım kodlamaları ile bir tür zaman bellek arşivi oluşturulur. Böylece dördüncü boyuta gönderilen bir sinyal geçmişte yada gelecekte istenen zaman dilimi içindeki mobil telefonu çaldıracaktır. Gönderilen ve alınan sinyallerin içinde aktive edilecek kapıyı işaret eden bir adres bilgisinin olması lazım.

Zaman içinde yolculuk söz konusu olduğunda tek zaman kapısını kullanarak geçmişteki yada gelecekteki zaman kapısı ile bağlantı kurulabilir. Bu noktada geçmişe yada geleceğe doğru bağlantı kurmayı  düşündüğümüzde yine farklı bir zamanı ifade eden bir koordinat ayarlaması kadar uzaysal bir koordinat ayarlamasıda yapılması gerekir.Çünkü uzay içinde yer alan yıldız kapısının zamanın akışı içindede uzayda yerdeğiştirmesi sözkonusudur. Sonuçta Dünya, galaksiler, yıldızlar devamlı hareket halindedirler. Bundan dolayı geçmişe yada geleceğe yolculuk yapmak demek sadece zamanda bir atlama değil mekanda bir atlamayıda beraberinde getirmek zorundadır. Bir yıldız kapısını aktive ettiğimizde üstuzaya taşan elektromanyetik alan enerjisi geçmişteki ve gelecekteki bir çok zaman kapısı ( yıldız kapısı)  otomatikman aktive hale getirir.Böylece ortaya zamansal bir karışıklık çıkar ve sayısız zamansal bağlantı üst üste binerek zamansal bir karmaşaya neden olur.Bu karmaşaya engel olmak ve seçtiğimiz zaman dilimindeki yıldız kapısı ile bir bağlantı kurabilmek için ''yıldız kapısı'' üstuzay algılayıcılarından gelen  sinyallerin içindeki zaman kodlarını okuyarak bir çeşit  mesaj taraması yaparak kapı kendisini  gelen sinyale göre belli bir frekansa ayarlayarak aktive eder. Tabi bu yıldız kapılarını inşa ederken ....

Kumburgaz'da Yalçın Yalman tarafından kameraya alınan UFO'nun video görüntülerinden elde edilen resimler:

Kumburgaz UFO sunun videolarını seyrederken UFOnun bir uçtan diğerine doğru beyaz bir enerji formu ile kaplandığını görüyoruz. Aracın içinden bir çeşit enerji araca yükleniyor. Enerji içerden verilerek sanki ağır çekimdeymişcesine kademe kademe arttırılıyor ve sonra tekrar geriye doğru çekiliyor. Uzaylılar teknolojik bir gösteri sunar gibi bunu tekrar tekrar yapıyorlar. Faklı ufo gözlemlerinde ufo'lar benzer bir teknik yöntemle gözün farkedemeyeceği bir hızda bu beyaz enerjiyi bir flash ışığı  patlaması şeklinde aniden vererek bir çeşit enerji şoklaması ile gözden kaybolmaktadırlar. Ben aslında bu enerjinin bir çeşit radyoaktif nitelikte bir enerji olduğunu düşünüyorum.

 

 

 

 

 

 

 

     

  

 

  

   

  

 

 

                          

               

                            

 

 

 

 

 

 

          

           

    

     

    

          

                   

 

                         

                   

                  

Çetin BAL: uzaylıların gemileri zaman yolculuğunu sağlayabilecek teknik donanıma sahip. Çünkü ışık hızını aşmak için zaman ve mekanı bükmeleri lazım. Böyle bir enerji sistemi ufo'ların çalışma mekanizmasını oluşturmaktadır.Bu anlamda ufo'ların teknik sırlarını çözmek demek zaman makinesinin teknik sırlarına sahip olmak demektir ufo'lar  bu yüzden ilgimi çekiyor.
 

                   

              

                  

 

                       

                    

        

 

             

             

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

© 1998  Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkiye / Denizli 

Ana Sayfa / Index E-MailKuantum Fiziği /  UFO Technology /

                                                 Roket bilimi / UFO Galerisi / Astronomy