| |
The Venus Project (Venüs
Projesi) Önümüzdeki yüzyıllarda karşımıza çıkacak olan küresel ısınma, artan
nüfus ve diğer sorunlarla başa çıkabilmek amacıyla bazıları, gezegenin ve
insanların faydası için teknolojiyi ve kaynakları en iyi şekilde
değerlendirmeyi öngörüyor. Venus Project de, yepyeni bir dünya görüşü ve
yeniden tasarlanan bir kültürden bahsediyor. Deniz kıyısında, toplu taşıma
ve kamusal tarlaların içinde tasarlanan yuvarlak formlu, milyonlara ev
sahipliği yapabilen kentler, bizi politika, yoksulluk ve savaşın ötesine
taşıyacağı söylenen bu kompleks ve hayali düşüncenin sadece küçük bir
parçasını oluşturuyor.

Venüs Projesi
Venüs Projesi, Jacque Fresco'nun gelecekle ilgili planlarını gerçekleştirmek
amacıyla kurduğu bir organizasyon. Bir web site aracılığıyla yayınladığı
video ve belgelerle, toplumu geliştirmek ve daha ileri taşımak amacıyla
kaynak bazlı ekonomiye geçmenin; yenilenebilir şehirlerin, enerji
etkinliğinin, doğal kaynak yönetiminin ve gelişmiş otomasyonun önemini
topluma sağlayacağı faydaya odaklanarak açıkladığı bir organizasyondur. Bu
organizasyon, Jacque Fresco ve Roxanne Meadows tarafından 1995 yılında
başlatıldı. Jacque Fresco'nun hayatının ve çalışmalarının anlatıldığı Planlı
Gelecek (Future by Design) 2006 yılında yayınlandı. Venüs Projesi'ne isim
kaynağı olan Venüs, Florida'da Okeechobee Gölü yakınlarında 85.000 m2 alana
sahip bir araştırma merkezidir.
Kaynak bazlı ekonomi
Ana madde: Kaynak Bazlı Ekonomi
Venüs projesi yoksulluğun, kıtlığın, toplumdaki her türlü yozlaşmanın,
suçun, ve savaşların nedeninin, günümüz dünyasının toplumun yararına olan
teknolojik gelişmeleri bilinçli bir şekilde yavaşlatan kar bazlı ekonomik
sistem olduğu düşüncesiyle kuruldu. Jacque Fresqo, kar bazlı ekonomik sistem
tarafından teknolojinin gelişiminde kasıtlı olarak yaratılan yavaşlamanın, "karlılık"tan
kurtarıldığında daha fazla insan için daha çok kaynak bolluğu ve buna bağlı
olarak daha fazla ürün sağlayacağı ve kıtlık, yoksulluk ve açlığı ortadan
kaldıracağı teorisini geliştirdi. Bu yeni keşfedilmiş kaynak bolluğu,
insanların bencillik, yozlaşma ve açgözlülüğe olan eğilimini azaltacak ve
birbirlerine güvenme eğilimini aşılayacaktır. Fresqo'ya göre, parasal
ekonomik sistem ve onun sonucunda ortaya çıkan emek ve rekabet gibi
süreçlerin insanları gerçek potansiyellerini ortaya koymaktan alıkoyarak
toplumu geriletmektedir.
Fresqo, insanların daha uzun, sağlıklı ve daha anlamlı bir hayat
yaşamalarının artık mümkün olduğuna inanarak bahsettiği düşüncelerin
toplumdaki insanların büyük çoğunluğu için en üst düzey fayda sağlayacak
fikirler olduğunu ifade etti.
Fresqo'nun fikirleri Büyük Buhran yıllarında şekillendi.[ Fresqo dünyadaki,
Büyük Buhran dönemine benzer olmakla birlikte onun kadar sert olmayan mevcut
ekonomik durumun insanları serbest piyasa ekonomisi ve kapitalizmden
uzaklaştırarak paranın yönetimini elinde tutan kurumlara karşı insanların
güvenini yıkacağına inandı.
Venüs Projesi'nin temel yaklaşımı, mevcut para bazlı ekonomik sistemin,
kaynak bazlı ekonomik sistem aracılığıyla ortadan kaldırılmasıdır.
Hayatı
Jacque Fresco, endüstriyel tasarımcı, sosyal mühendis, yazar, konferansçı,
fütürist ve mucittir. Tasarımcı ve mucit olarak biyomedikal yeniliklerden
tamamen entegre sosyal sistemlere kadar geniş yelpazede çalışmıştır.
Zeitgeist Hareketi
Ana maddeler: Zeitgeist Hareketi ve Zeitgeist
Zeitgeist hareketi, Venüs Projesi doğrultusunda aktivist denilen ve Venüs
Projesi'nin gerçekleştirilmesi amacıyla gönüllü çalışan çeşitli insanların
buluştuğu ve iletişim kurduğu bir ağdır. Venüs Projesi, Zeitgeist: Addendum,
Zeitgeist: Aktivist Rehberi'nde (Zeitgeist Movement Orientation Presentation)
ve 3. ve son belgesel olan Zeitgeist Moving Forward 'da Zeitgeist Moving
Forward (internet sitesi) açıklanarak küresel sorunların muhtemel çözüm yolu
olarak tanımlandı.
'Hayat parasız olmalı' diyen bu adam kim?
İnternette çığ gibi büyüyen 21. yüzyılın ütopya hareketi Zeitgeist'ın fikir
babası Jacques Fresco ntvmsnbc'ye konuştu.
Galeri: Venüs Projesi
Jacques Fresco'nun çizimlerinden örnekler

24 Kasım. 2009 Salı
Paranın artık yaşamınızda olmadığı, teknolojinin insanlığın yıkımı için
değil yükselişi için kullanıldığı ‘çağın zihniyetini’ yakalamış bir
medeniyet hayal edin…
Bilimkurgu romanından fırlamış gibi görünen böyle bir toplum oluşturma
fikri, ilk kez Jacques Fresco'nun ağzından, 'Venüs Projesi' adıyla
‘Zeitgeist Addendum’ belgeselinde, dünya kamuyoyuyla paylaşıldı.
Peter Joseph tarafından 2007 ve 2008 yılında çekilen 'Zeitgeist-Çağın
Zihniyeti' ve 'Zeitgest Addendum-Çağın Zihniyeti Devam' belgeselleri günümüz
modern dünyasının temellerini eleştiriyor. Sadece 'Addendum' internetten 50
milyon kere indirildi. Peki nedir bu Zeitgeist?
Zeitgeist, Dünya'nın sahip olduğu zengin kaynakların ve teknolojnin
yardımıyla, insanların doğaya sahip değil doğaya ait olduğu fikrini
benimsiyor ve şimdiki sistemin dünya üzerindeki tüm sorunlara neden olduğunu
iddia ediyor. Hem de geçerli delillerle; modern toplumla beraber insanlığın
üstüne kabus gibi çöken şavaş çılgınlığı, Afrika'nın içinde bulunduğu
kıtlık...
Zeitgeist temel olarak, "20. yüzyılda bilgi çağı savaş ile geldi, 21.
yüzyılda ‘bilinç çağı’na ‘barış’ ile neden girilmesin?"' sorusuna cevap
arıyor. Asimov’un, hiç gece olmayan gezegende geçen hikayesindeki insanlar
nasıl ilk defa yıldızların ışığını gördüklerinde korkuyorsa, biz de barışın
aydınlatıcı ışığından o kadar rahatsızız...
Zeitgeist ve Venüs Projesi ne öneriyor? Ortaya koyduğu ütopyaya ulaşmak
mümkün mü? Projenini fikir babaları Jacques Fresco ve Roxanne Meadows
ntvmsnbc'ye anlattı;
AÇLIK, YOKSULLUK SON BULABİLİR
'Zeitgeist Hareketi' ve Venüs Projesi nedir, neyi amaçlıyorsunuz?
Venüs Projesi geliştirdiği planla, özet olarak huzurlu ve sürdürebilir
temeller üstüne oturmuş evrensel bir toplum vaat ediyor ve insan haklarının
bir kağıt parçası değil, yaşam tarzı olduğu bir toplumun altını çiziyor.
Proje ilk defa ‘Zeitgeist Addendum’ belgeseliyle uluslararası kamuoyuyla
paylaşıldı.
Zeitgeist hareketi Venüs Proje’sinin aktivist kolu olarak yer alıyor. Venüs
Projesi geleceği gösteren bir ayna değil; Projenin amacı zaten bildiğimiz
şeyleri uygulamaya koyup sürdürülebilir gelişmiş medeniyet seviyesine
ulaşmak. Yıllar süren savaş, açlık, yoksulluk ve insanların haksız yere
çektikleri acılar aslında önlenebilir olmakla beraber, kabul edilemez bir
gerçek. Bunun için de bildiğimiz medeniyetin yeniden en baştan tasarlanması
gerektiğini düşünüyoruz. Bu amaçtan daha azını hedefleyen bir girişim
günümüze kadar yaşananların devamına yol açacaktır.
Fresco, Zeitgeist'i ntvmsnbc'ye anlattı.
Hareketimiz, şu ana kadar var olmuş olan hiçbir politik ekonomik ve sosyal
sistem gibi yol almayacak. Yakın gelecekte paradan, politikadan, bireysel ve
ulusal çıkarlardan bahsedilmeyen, amacı yüksek bilinç ve huzur seviyesine
ulaşmak olan bir toplum öngörüyoruz. Çok idealist görünüyor olabilir fakat
bu düşünce yıllar süren deneysel araştırmalar sonucu ortaya çıktı. Yapmamız
gereken eğitim, ulaşım ve temiz enerji kaynaklarının üstüne gitmek.
Birçok insan daha yüksek etik değerlere sahip uluslararası kanunların veya
anlaşmaların sürdürülebilir bir toplum oluşturmada en etkili yol olduğuna
inanıyor. Etik seviyesi en yüksek insanlar politikacı olup bizi yönetseler
bile günümüzde yaşadığımız sorunları yaşamaya devam edeceğiz. Çünkü asıl
ihtiyacımız olan dünyanın kaynaklarını akıllıca kullanmak...
DÜNYA KAYNAKLARI HERKESE AİT
Küresel rekabet ve teknoloji hızla ilerlerken, uluslar ve insanlar ortak
tehditlerle karşı karşıya... Aşırı nüfus artışı, enerji kıtlığı, küresel
ısınma çevre kirliliği, su kıtlığı, ekonomik buhranlar, kontrol edilemeyen
salgınlar gibi sorunlar hepimizi tehdit ediyor. Birçok insan bu durumların
ortaya çıkmasını önlemek için uğraşmasına rağmen sosyal ve çevresel
problemlerin devam etmesinin nedeni, dünyanın zengin kaynaklarının çoğunun
bir kaç güçlü devletin ve onların finansal çıkarları için kullanması.
Eğer hala devam eden uluslararası sorunların sona ermesini istiyorsak,
Dünya’yı ve onun zengin kaynaklarını parsellemek yerine tüm insanlğın ortak
mirası olarak kabul etmeliyiz.
Bu amaca ulaşmak için neler yapıyorsunuz?
Zeitgeist hareketi ve Venüs Projesi hızla büyüyor ve her gün yüzlerce kişi
katılıyor. Her Çarşamba ABD’de yayınlanan radio programında proje ve
fikirlerimizi anlatıyoruz. Danimarka’dan İngiltere’ye hatta Meksiya kadar
uzanan paneller düzenliyoruz. 2010 yılında ise tüm dünyayı gezmeye
başlayacağız. ‘Satılık gelecek’ ve ‘Dünya 2.0’ adlı iki film şu an
yapılıyor. Venüs Projesi hakkında detaylı bilgileri bu filmlerle de
paylaşacağız. Venüs Projesi’nin dizayn takımın başında olan Andrew Buxton
benim çizimlerimi hayata geçrmek için oldukça çaba sarfediyor. Projedeki
binlerce kişi insanlara bu fikri tanıtmak için çalışıyor.
İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında ABD'yi çağ atlatan bir çok
tasarımda Fresco'nun imzası var.

KAYNAĞA DAYALI EKONOMİ
Bahsettiğiniz gibi Venüs Projesi’nde paraya dayalı sistem tamamen ortadan
kalkıyor fakat bu projenin hayata geçmesi için çok büyük miktarda para
gerekiyor. Bu bir çelişki değil mi?
Evet öyle. Fakat günümüzde bütün hizmet ve ürünlerin parasız karşılandığı
kaynak bazlı bir ekonomik sistemde yaşamıyoruz. Aslında dünyada kaynak
bolluğu var. Bizim kaynakları paylaştırma fikrimiz parasal hiç bir sisteme
bağlı olmayacak ve piyasa ekonomisinin yarattığı ‘kısıtlı kaynak’ yalanını
ortadan kaldıracak.
Bugün çok yüksek teknolojiye sahibiz. Fakat sosyo-ekonomik yapımız çağ
atlamamıza engel oluşturuyor. Tamamen borçsuz ve herşeyin bol bulunduğu bir
dünya yaratabiliriz. Teknolojinin ve bilimin insanlar için ve zekice
kullanımıyla yüksek refah seviyesinde, çevreci bir toplum oluşturmak
istiyoruz. Bunu gerçekleştirebilecek paramız yok, fakat ihtiyacımızdan fazla
kaynağımız var dünyada. Bu nedenle kaynak bazlı ekonomiyi savunuyoruz.
Venüs Projesi'nin bir yaptırım gücü yok. Bize düşen dünya için iyi olacağını
düşündüğümüz fikirleri kamuoyuyla paylaşmak. Fikirlerin beden bulması için
insanların bu fikre inanmasına ve anlayışına ihtiyacımız var. Tüm dünya için
bu şekilde uygulanabilir planı olan başka kimse yok. Evet şu anki parasal
sistemde finansal desteğe ihtiyacımız var fakat insanların projeyle ilgili
fikirleri konuşup paylaşması bile bahsettiğimiz toplumun temellerini atıyor.
Bizde bu fikirlerin paylaşımı için filmler başta olmak üzere tüm interaktif
paylaşım olanaklarını kullanıyoruz.
Hareketiniz giderek sosyal bir olaya dönüşüyor. Herhangi bir hükümetten veya
sivil toplum kuruluşundan destek geldi mi?
Hiçbir hükümet ve topluluktan destek almıyoruz şu anda.
Hareketiniz filmden sonra özellikle internet ortamında paylaşılan videolarla
çığ gibi büyüdü. Bu olay interaktif paylaşım çağı için ilk işaretler olablir
mi sizce?
Evet internet, büyük medya kuruluşları tarafından ihmal edilmesine rağmen
fikir ve bilgi paylaşımı için en büyük umudumuz.
HEPİMİZ GENEL BİLİNCİN KÜÇÜK PARÇALARIYIZ
Hareketinizle New Age akımı arasında bir bağlantı var mı?
Hayır, hiç bir bağlantı bulunmuyor. İnsanlığın yön ve amaç algısını
değiştirmesi ve güncellemesi gerekiyor. Temel problem insanoğlunu doğadan
ayrı bir varlık gibi düşünmek. Oysa bütün değerlerimiz, inançlarımız ve
davranışlarımız doğal bir süreç olduğu kadar doğanın kanunlarının bir
parçası. Hepimiz dünyada varolan genel bilinçin küçük parçalarıyız.
New Age akımının idealistliği ve insanlık yararına düşünceleri lafta kalıyor
ve arzularına ulaşmak için amaç ve metodları bulunmuyor.
Zeitgesit hareketinin ve Venüs Projesi’nin Türkiye'deki durumu hakkında
düşünceleriniz neler?
Türkiye’de Zeitgeist hareketi ve Venüs Projesi çok fazla destek aldı. Bir
çok gönüllü, hareketimize katıldı. Onların katılımıyla Venüs Projesi
büyümeye ve gelişmeye devam ediyor.
Venüs Projesi'nden çizimler

Jacques Fresco Kimdir?
Jacque Fresco 13 Mart 1916 yılında dünyaya geldi. Büyük Buhran sonrası
eğitimi bırakıp kendi Rotor Craft Helikopter Şirketi'nde profesyonel iş
yaşantısına başladı. Amerika Birleşik Devletleri'nin Ohio eyaletinin Dayton
şehrinde Wright-Patterson Hava Kuvvetleri Üssü'nde ve Kaliforniya eyaletinde
Los Angeles şehrinde Raymond De-Icer Şirketi'nde 'askeri tasarım ve
geliştirme birimi'nde hizmet verdi. Birçok şirkette çeşitli görevler
üstlendi. Hollywood'da Art Center School'da sinema endüstrisi alanında
teknik danışman olarak görev yaptı ve endüstriyel tasarım üzerine dersler
verdi.
1942 yılında şu anki adı Revell-Monogram olan Revell Plastics Company'de Lou
Glaser ile birlikte çalışmaya başladı. Bazı konularda sonradan fikirleri
uyuşmasa da havacılık ve uzay araştırma-geliştirme, mimarlık, verimli
otomobil tasarımları, çıplak gözle görülebilen üç boyutlu görüntü yansıtma
yöntemleri ve üç boyutlu röntgen cihazları gibi tıbbi ekipman tasarımı
alanlarında çalıştı. Kendini eğitmiş bir endüstri tasarımcısı olan Fresco
aynı zamanda sosyal mühendis, mucit, yazar ve dünyanın en önemli
fütüristlerinden biri olarak gösteriliyor.
2008 yılında ülkemizde gerçekleşen Fütüristler Zirvesi'ne konuşmacı olarak
katılmıştı.
Fütüristler Zirvesin'de Fresco'nun en akılda kalıcı cümlesi; "2. Dünya
Savaşı'nın başında ABD'nin elinde 600 kadar birinci sınıf savaş uçağı vardı.
Bir sene içinde, 90,000 den fazla uçak yapılarak bu eksikliğin üstesinden
gelindi. 2. Dünya Savaşının başında soru şuydu: Savaş için gereken donanımı
üretmemizi sağlayacak yeterince finansal kaynağımız var mı? Cevap: Hayır'dı.
Ne yeterince para ne de yeterince altın vardı; Ancak gereğinden fazla doğal
kaynak vardı. Varolan kaynaklar sayesinde savaşı kazanmaya yetecek yüksek
üretim ve etkinlik sağlandı. Maalesef bu sadece savaş zamanlarında dikkate
alınıyor" oldu.

Venüs Projesi
google çeviri ile kısa bir makale
[
Venüs Projesi sosyal değişim için bir eylem planı önerdi uygun bir
organizasyon, huzurlu ve sürdürülebilir bir küresel uygarlık yolunda çalışır
biridir. İnsan hakları artık kağıt bildiriler ama yaşam biçimi nerede doğru
çaba bir alternatif özetliyor.
Biz Venüs, Florida'da bulunan bir 21.5 dönümlük Araştırma Merkezi dışında
çalışırlar.
Bugün toplumun karşılaştığı zorlukların büyüklüğünü dikkate alındığında, biz
güvenle bize bizim değerlerimizi yeniden incelemek ve üzerine yansıtır ve
biz toplum olarak sahip temel sorunları ve bazı varsayımları değerlendirmek
için süre gecikmiş olduğunu söyleyebiliriz. Bu öz-analiz ", medeniyet"
sorusuna içine o bir üyesi olmanın ne demek olduğunu, insan olmanın ne demek
doğası çağırır ve biz dünyanın tüm insanlık için müreffeh bir gelecek
sağlamak için bugün ne yapabilirsiniz seçimler.
Şu anda biz çok az alternatifleri ile bırakılır. Dün cevapları artık
alakalı. Ya biz bizim gelecekteki tehdit olacak, ya da biz bir acil topluma
alakalı değerlerin daha uygun kümesi uygulayabilirsiniz durumda bizim demode
toplumsal gelenekler ve düşünce alışkanlıkları ile olduğu gibi devam ediyor.
Deneyim insan davranışı yapıcı veya yıkıcı faaliyeti doğru, modifiye
edilebilir olduğunu söyler. İnsanların ve gezegenin maksimum fayda için,
pozitif doğru teknoloji ve kaynak yönlendirilmesi ve insan ruhunun engin
potansiyelini vurgulamak ve kutlamak düşünce ve yaşam için yeni yollar
arayan - Bu Venüs Projesi tüm hakkında ne olduğunu. Biz insan potansiyelinin
layık bir geleceği tasarlamak ve inşa etmek için eldeki araçlar var. Venüs
Projesi, bizim kültürümüzün toplam yeniden tasarımı daha az şey gerektirir
insanlık için bir cesur, yeni bir yön sunuyor. Ne şu yapılabilir, sadece ne
yapılabilir, ne olacağını tahmin etmek bir girişim değil. Bizim gelecek için
sorumluluk bizim elimizde ve biz bugün yapmak kararlara bağlıdır. Bugün
mevcut olan en büyük kaynak kendi marifet değildir.
Sosyal reformcular ve düşünce kuruluşlarının temel sosyal işlemi dokunmadan,
sadece yüzeysel belirtileri tedavi stratejileri formüle ederken, Venüs
Projesi biraz farklı bu sorunları yaklaşır. Biz mevcut siyasi ve parasal
kurulması çerçevesinde bu sorunları ortadan edemez hissediyorum. Bu önemli
bir değişim gerçekleştirmek için çok uzun yıllar alacaktı. Büyük olasılıkla
onlar aşağı sulanan ve değişiklikler ayırt edilemez olacağını böyle bir
ölçüde dışarı inceltilerek olacaktır.
Venüs Projesi önce gitti, herhangi bir sosyal sisteminin aksine
sürdürülebilir yeni bir dünya uygarlığı için bir alternatif vizyon
savunuyor. Bu açıklama son derece yoğun olmasına rağmen, birçok bilimsel
disiplinlerden pek çok kişi tarafından çalışma ve deneysel araştırma yıl
dayanır.
Biz taze, bütünsel bir yaklaşım öneriyoruz - insan ve çevresel kaygılar
adamıştır biri. Bu parlak ve daha iyi bir gelecek gerçekleştirilebilir bir
vizyon, içinde yaşadığımız zamanlara uygun bir, ve tüm insanlık için olumlu
bir gelecek için pratik ve uygulanabilir hem de.
Venüs Projesi savaş, yoksulluk, açlık, borç, çevresel bozulma ve gereksiz
insan acı asırlık yetersizlikler gibi kaçınılabilir değil sadece baktı hangi
bir kültürün yeniden tasarımı, için basit bir yaklaşım gerektirmektedir, ama
tamamen kabul edilemez.
Venüs Projesi'nin temel tesislerinde biri, dünyanın insanlar tüm ortak
mirası olarak Dünya'nın kaynaklarının tümüne sahip yönelik çalışma
olmasıdır. Her şey daha az, sadece, bu sisteme içkin sorunları aynı katalog
bir devamı neden olur.
Tarih boyunca, değişim yavaş olmuştur. Beceriksiz liderlerin ardışık
grupları kendilerinden önce olanların yerini almış, ancak temel değer
sistemlerinin değişmeden gitti çünkü altta yatan sosyal ve ekonomik sorunlar
devam etmektedir. Onlar doğada son derece teknik olduğu için biz bugün karşı
karşıya sorunlar siyasi veya maddi çözülemez. Hatta gerekli değişiklikleri
için ödemek için yeterli para olmayabilir, ama yeterince kaynak daha vardır.
Venüs Projesi parasal temelli toplumun bir kaynak-merkezli küresel
ekonominin nihai gerçekleşmesine geçişi savunur nedeni budur.
Biz siyaseten beceriksiz bizim mevcut kültürün, geçiş yapmak için
gerçekleştirmek, kıtlık-odaklı ve eskimiş, bu yeni, daha insancıl bir toplum
için düşünce ve eylem hem de bir atılım gerektirir. ]
-------------------------------------------------------------------------------
Dünyanın Yeniden İnşası - Venüs
Herkes hayatımızı iyileştiren şeyin ne olduğunu düşünmüştür. Bugün bütün
gereksiz kurumları bir kenara bırakırsak hayatımızı iyi hale getiren şeyin
teknoloji olduğunu göreceğiz. Teknoloji insanın doğuşundan beri hayatımızı
her dönem daha kolay hale getirdi. Dumanla haberleşmeyi bile teknolojik
gelişme sayabilirken, şu an teknolojinin karşısına koyabileceklerimiz yıllar
önce hayal dahi edilemezdi.
Bugün onlarsız yaşamayı düşünemeyeceğimiz bir çok cihaz, teknisyenlerin
yaratıcı zekalarıyla üretildi. Ama şu ana kadar her teknolojik gelişme için
atılacak ilk adımdan önce şu soru soruldu: Yeterli finansal kaynağımız var
mı? Yeterli para ya da altın olmasa bile bugün bütün insanlığın her türlü
ihtiyacına yetebilecek sınırsız doğal kaynak var.
1995 yılında toplum mühendisi Jacque Fresco ve Roxanne Meadows tarafından
başlatılan bir proje tüm kaynakları insan kullanımına açmayı hedefliyor.
“Venüs Projesi” isimli atılım, içinde onlarca farklı projeyi barındırıyor.
Üretim, hizmet ve akla gelebilecek her türlü sektörde insan gücünü %90
azaltabilecek ama bunu yaparken de insanların yaşama motivasyonunu
düşürmeyecek bir gelecek vaadediyor.
Özellikle Zeitgeist adlı belgesel ile büyük yankı uyandıran bu proje, bazı
kesimlere göre para ve kaynak için yapılan savaşları engelleyebilir ve yüzde
yüz sürdürülebilir bir gelecek sunabilir. Ama bir taraftan da kimileri için
yalnız bir ütopya. Şimdi Venüs Projesi’nin neyi amaçladığını, buna nasıl
ulaşmaya planladığını ve daha da önemlisi dikkatleri üzerine çeken bakış
açısını inceleyelim.
Proje, Dünya sistemlerinin hepsinin kar amacı güttüğünü ve kar amacı güdülen
sistemlerde üretilen her türlü aracın yalnızca kısa bir süre için dayanıklı
olduğunu iddia ediyor. İddiasını desteklediği düşünce şu: Eğer kullandığımız
tüm araç ve gereçler, gerçekte var olan teknolojinin sunduğu en yüksek
verimlilikte üretilseydi, üç ayda bir modası geçen elektronik cihazlara
sahip olmazdık.
Eğer ihtiyacımız olan her şeyi üretmek için uygun kaynak ve teknoloji
yeterli bollukta olsaydı, bir şeyleri satmaya gerek kalmayacaktı. Aynı
şekilde, eğer otomasyon ve makineler teknolojik açıdan, insanları iş gücü
olmaktan kurtaracak kadar gelişmiş olsalardı, ortada iş sahibi olmak için
hiçbir sebep kalmayacaktı. Venüs Projesi bu bakış açısıyla, paranın olması
için de sebep olmadığını anlatıyor.
Peki gezegenimiz yeterli kaynaklara sahip mi? Her şeyin ücretsiz olduğu,
bolluk içinde bir dünya mümkün mü? Fresco bu soruya evet cevabını veriyor.
Fresco’ya göre artık doğayı kirleten fosil yakıtları kullanmak zorunda
değiliz.

Bunlardan en bilinenleri rüzgar ve güneş enerjisi ama gerçek potansiyelleri
halen açıklanmadı. Toplumlar tarafından kabul gören yegane düşünce bu
kaynakların yetersiz olduğu. Güneş ışınlarının, öğle saatlerindeki bir
saatlik bölümü, dünyanın bir yılda tükettiği enerjiden daha fazla enerji
içeriyor. Bu enerjinin %1’lik gücü bile diğer enerji kaynaklarına
bağımlılığımızı ortadan kaldırabilir.
Gerçek verimliliği bilinmeyen diğer bir enerji kaynağı ise bölgesel olduğu
için pratik bulunmayan rüzgar enerjisi. Ancak ABD Enerji Bakanlığı 2007
yılında Amerika’nin 50 eyaletinin yalnızca 3’ünde rüzgar en yüksek
verimlilikte yakalanabilirse, elde edilen enerjinin bütün ulusa yeteceğini
kabul etti.
Diğerlerine nazaran daha az bilinen iki enerji daha var. Okyanustaki Gel-git
hareketini yakalayan türbinler vasıtasıyla üretilenden enerji için yalnızca
Birleşik Krallık’ta bile uygun 42 alan mevcut. Bu da ülkedeki enerjisinin
%34'ü demek. Okyanusun yüzeyindeki hareketlerden enerji elde eden Dalga gücü
ise, tüm gezegenin yıllık enerji kullanımının %50'sini karşılayabiliyor.
Tüm gezegene tek başına yetebilecek başka bir form da Jeotermal enerji.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün raporuna göre, temelde ısı madenciliği
olan bu form dünyanın 4000 yıllık enerjisini karşılayabiliyor. Dünyanın
merkezinde ısı üretimi sürekli yenilendiğinden, bu enerjinin gerçekten
sınırsız olduğunu görüyoruz. Bu enerji bolluğu kirlilik yaratmıyor, tasarruf
gerektirmiyor ve bedava.
Projeye göre devletler var olan sorunlara çözüm bulamadığından kanun koyma
yoluna gidiyorlar. Mesela yolların kaygan olduğu konusunda bizi uyaran
tabelalar yerine, bu yollarda kayganlığı önleyici kaplamalar kullanarak
sorun ortadan kaldırılabilirdi. Yine aynı şekilde bu proje, arabalara,
trafik ışıklarına sonar ve radar koyulduğunda kazaların yaşanmayacağını
söylüyor.

Projenin içinde komplike, yanmaz, hava geçirmez, kendi enerjisini
üretebilen, ısınma ve soğumayı güneş panelleri ve izolasyon yoluyla
sağlayan, sulama ve filtreleme sistemleri olan, doğal peyzajlı, besin
üretmeye elverişli şehir planları var. Konutlar toplu olmak zorunda değil.
Dağların ötesinde, ıssız adalarda, ormanların içinde kendi kendine yetebilir
bireysel evler inşaa edilebiliyor.
Bir başka proje Maglev Trains isimli, itici güç için mıknatısların
kullanıldığı ve havada asılı duran trenler. Tekerlekleri olmadığından raydan
çıkmıyor, su altında veya karada, bir tüpün içinde, 6440 km/s hızla
gidebiliyor. Kıtalar arası seyahatin geleceği trenler, Washington’dan
Pekin’e olan seyahati 2 saate indirebilecek potansiyelde ve enerji sağlamak
için petrol gibi yakıtlara ihtiyacı yok.
Bu teknolojik yeniliklerden nasibini uçaklar da alıyor. Artık Harrier
uçaklar gibi, dikey kalkış ve iniş sistemleri sayesinde kanatçık, dümen ve
başka mekanik kontrol sistemlerine gerek duymadan, yalnızca elektrodinamik
vasıtası ile hareket eden, daha iyi manevra kabiliyeti ve aerodinamik
özellikler sunan uçaklarla yolculuk yapmak, tüm dünyanın ulaşım
sistemlerinde kullanmak hayal olmayabilir.
Ayrıca sistemin sunduğu bu özellikler kaçınılmaz olarak şahsi otomobillere
yansıyor. Yüksek hız, enerji verimliliği, uzun menzilli ulaşım sağlayan ve
sesli komutla çalışan, çevreyi kirletmeyen araçların hayatımıza girmesinin
imkansız olmadığını gösteriyor.
Ve bunun gibi aynı tasarım şeması ile oluşmuş, hidrodinamik tasarımlı deniz
ulaşım araçları ile şileplerin projelerinin en azından teknik olarak mümkün
olduğunu öngörüyor.
“Dünyada yanlış bir şeyler var” düşüncesi ile hareket eden proje; yeni
keşfedilmiş kaynak bolluğu ile bencillik, yozlaşma ve açgözlülüğe olan
eğilimi azaltmayı, insanlara birbirine güvenme güdüsü aşılamayı hedefliyor.
İçinde radikal fikirler barındıran bir projenin uygulanmasının zor olduğu
aşikar.
Fakat gerçek verimliliğini bilmediğimiz enerji kaynakları ve sahip olduğumuz
teknolojik potansiyeli görmemiz açısından motive edici olduğunu söylemeden
de geçemeyiz. Proje bize bu kadar yakın olan ve yalnızca birkaç yıl önce
ancak hayallerimizi süsleyebilecek gelişmelerin gerçekleştirilebilir
olduğunu bilmemizi sağlıyor ve bizi bu fikirlere daha yakın tutmayı
amaçlıyor.
Venüs Projesi Nedir? Gerçekleşebilir Mi?
Venüs Projesi, Jacque Fresco ve Roxanne Meadows tarafından 1995’te
tasarlanmaya başlamış ve o zamandan günümüze gerek çeşitli konferanslarla
gerekse de internet üzerinden yayımlanan belgesel ve videolarla ilerleyerek
ve yayılarak gelen bir organizasyondur. Özellikle Zeitgeist adlı belgesel
ile büyük yankı uyandıran bu hareket kimilerince çok güçlü bir plan,
kimilerince bir ütopya, kimilerince ise bir hainlik olarak görülmektedir.
Şimdi bu Venüs Projesi’nin ne anlattığını, neyi amaçladığını, buna nasıl
ulaşmaya planladığını ve daha da önemlisi ortaya koyduğu yeni anlayışı
inceleyelim.
Venüs Projesi’ni tam olarak anlamak ve bir anlamda yıkmaya çalıştığı günümüz
sosyal, ekonomik, ahlak ve kültür anlayışını kavramak için Zeitgeist: The
Movie, Zeitgeist: Addendum ve Zeitgeist: Moving Forward adlı belgeselleri
izlemenizi öneririm. Ben bunları izlemiş olduğunuzu düşünerek Venüs
Projesi’ni ele almak istiyorum.
Venüs Projesi’nin fütüristik bir bakış açısıyla oluşturulduğunu söylemek
mümkündür. Fütürizm genel olarak geçmişteki kültürel tüm birikimi reddedip,
gelecekçi bir yapıya bürünmektir. İşte Venüs Projesi de bir anlamda böyle
bir özellik göstermektedir. Temel anlamda din, devlet, ekonomi karşıtıdır bu
proje. Bunun sebebi de günümüzdeki açlık, kıtlık, savaş ve suçların var
olmasıdır. Yani “dünyada var olan oldukça yanlış bir şeyler var” düşüncesi
ile hareket eden proje, dünyanın günümüzde kötü durumda olmasının sebebinin
para bazlı ekonomi olduğunu söylemekte ve buna ek olarak bizleri daha kolay
yönetmek ve kontrol altına almak için oluşturulmuş din, devlet, toplumsal
ahlak gibi kavramların da bu para bazlı ekonomiye hizmet için
oluşturulduğunu belirtmektedir.
Jacque Fresco, şu an için geçerli olan para bazlı ekonominin insanları
kullanmak için ve belirli insanların faydası için hala da kullanıldığını
söylemektedir. Ona göre teknolojik gelişmeler özellikle engellenmektedir.
Çünkü teknolojinin artması ve yükselmesi ile kar getiren sistem yerine tüm
insanları daha rahat yaşatacak kaynak bazlı sisteme geçiş kolaylaşacaktır.
Peki bu kaynak bazlı sistem nedir?
Kaynak bazlı sistemi şu şekilde anlatmak mümkündür; havanın parasız
olmasının sebebi bolca mevcut olmasıdır. Ancak günümüzdeki ekonomik yapıda
kullanılan her kavram kısıtlı olan kaynaklardan seçilmektedir. (Örneğin
para. Para özellikle kısıtlı olarak piyasaya sürülmektedir. Aslında para bir
anlamda borç demektir. Yani birileri zengin olduğu sürece birileri fakir
olmak zorunda kalacaktır) İşte bu sebeple ekonomiyi oluşturan etmenleri
sınırsız olan kaynaklardan seçmek sorunu çözecektir. Bunun için doğanın
sınırsız olan kaynaklarını kullanmak en faydalı olan yoludur. Örneğin güneş
ışığını ve rüzgarı enerjiye çevirmek hem doğayı koruyacaktır hem de çok
fazla enerji olmasını sağlayacaktır elimizde.
Bu ve benzeri şekillerde elde edilen enerji ile gelişen teknoloji birleştiği
zaman insanların çalışmasına gerek kalmayacaktır. Daha da önemlisi herkes
çok daha düzgün bir şekilde yaşamını sürdürebilecektir. Yani temel sorun
kapitalist sistem ile donatılmış kurumların kar elde etmek için
yaptıklarıdır. Bu kar bazlı ekonomik sistem yerini teknolojik ve kaynak
bazlı ekonomik sisteme bırakırsa tüm sorunlar çözülecektir.
İşte genel olarak Venüs Projesi’nin amacı böyledir. Şimdi bu uğurda hangi
kavramlardan vazgeçilmesi gerektiğine bakalım.
Öncelikle bu projenin din ve kapitalist devlet karşıtı olduğunu hemen
söylemeliyim. Din karşıtlığının sebebi, dinlerin ilahi bir kaynaktan
gelmediğini, mitolojilerden kalma, ilkel insanların ürettiği bir sığınma
ihtiyacının evrimleşmiş hali olduğunu düşünmesi. Bu bakımdan din özellikle
büyük kitleleri yönetmek adına güçlü bir silah olduğu için toplumlar için
uygun değildir. Burada hemen aklıma Steven Weinberg’in “iyi insanlar iyi
işler, kötü insanlar kötü işler yapabilirler. Ama iyi insanlara kötü işler
yaptırmak dinin işidir.” sözü geldi. Aşağı yukarı böyle bir mantıkla
toplumlara yanlış kararlar aldırabilecek ve daha da önemlisi zaten ilahi
kaynaklı olmayan din kavramına karşıtlık söz konusudur.
Kapitalist devlet anlayışına karşı olmak bu projenin neredeyse asli görevi
gibidir. Çünkü insanların kötü durumda olmasının sebebi tamamen bu
devletlerdir. (Özellikle ABD) Çünkü devletler aslında çok daha güçlü aileler
tarafından, o ailelerin çıkarları doğrultusunda yönetilmekte ve para bazlı
ekonominin uygulanması sebebiyle de insanların çoğu açlık ve fakirlik
çekmektedir.

Bir diğer karşı olunan konu toplumsal ve kültürel değerlerdir. Çünkü bu
değerler “farklı insanların” dışlanmasına sebep olmaktadır. Toplum ne kadar
yanlış olursa olsun bir düzen oluşturduğu takdirde bu düzene sadık kalmakta
ve bu sebeple de toplumsal bir iyileşme gösterilmemektedir.
Muhtemelen şimdi akla gelebilecek soru şudur; “bu kadar değişim insan
doğasına aykırıdır, ne kaynak bazlı ekonomi ne de diğer söylemler insanlara
uymaz.” Ama bu noktada Roxanne Meadows‘un şu sözünü hatırlatmakta fayda var
sanırım; “insan doğası diye bir şey yoktur; insanları davranışları vardır ve
bu davranış şekilleri tarih boyunca sürekli değişmiştir.” Yani bizlere
toplum böyle öğrettiği için böyle olduk. Eğer kaynak bazlı ekonomiye değer,
dini, devleti, toplumsal ahlakı reddeden bir toplumda var olsaydık bizlere
mantıklı gelen o uygulanan sistem olacaktı.
Gelelim bu projenin uygulanabilir olup olmamasına. Aslında en önemli soru da
budur zaten. Çünkü projenin vaat ettiği şey kimsenin çalışmadığı,
yönetmediği, yönetilmediği, din ve devlet kavramının olmadığı, toplumsal
ahlakın aşıldığı bir toplumdur. Her şeyi teknolojik bakımdan ilerlemiş
makinelerin yaptığı ve insanların sadece yaşaması gerektiği bir düzenden
bahsedilmektedir.
Her şeyden evvel böyle bir düzene izin verilir mi? Bu soruya iki açıdan
yaklaşmalıyız; ilk olarak küçük gruplar halinde başkaldırının bir işe
yaramayacağını belirtmeliyim. Çünkü bu şekildeki bir başkaldırı ve değişim
isteği mutlaka bastırılacaktır. Bunun en güzel örneğini 90’lı yıllarda
California’da üretilen ve benzinli otomobillere göre çok daha avantajlı olan
elektrikli otomobillerdir. Gerek benzin şirketleri, gerek devlet, gerek
otomobil üreticileri bu elektrikli otomobile karşı çıktı ve sonuç olarak
elektrikli otomobili satın alanlardan dahi (bir sorun olmamasına rağmen)
geri alınarak araçlar yok edildi. Bu sebeple bu şekildeki küçük girişimler
yetersiz kalacaktır. Kar amacı güden kurum, kuruluş ve kişiler mutlak
üstünlük sağlayacaktır.
İkinci durum olarak geniş kitleli bir başkaldırıyı ve uyanışı ele alalım. Bu
geniş kitleden en az 1 milyar organize olmuş insanı anlamamız gerekiyor.
Böyle bir çoğunluk sistem üzerinde çok ciddi baskılar oluşturabilir ve
iyimser bir bakış açısıyla değişim sağlayabilir. Ancak oldukça sert bir
direnişle karşılaşılacağı kesin gibidir. Bir tarafta sayısal olarak üstün
bir çoğunluk, diğer tarafta maddi olarak güçlü bir azınlık. Nedense büyük
kargaşalar olmadan bir değişim olacağını öngöremiyorum.
Projeye göre böyle bir bilinçlenme gerçekleşirse ve değişim bir şekilde
sağlanırsa, en kısa sürede tasarlanan ekonomik düzene geçilip teknolojik
gelişmeler sağlanıp insanların refahı arttırılacaktır. Ancak burada daha da
önemli bir durum var zannımca; değişime karşı çıkmayan ama değişimin
anlamını kavramayıp, anlamayan insanlar. Eğer tüm dünya topyekün bir değişim
göstermeyecekse elbette din, devlet, millet, ahlak gibi kavramlara bağlı
olan bireyler mutlaka kalacaktır. Ve bence değişimde en şiddetli
çatışmalardan biri de bu iç çatışma olacaktır. Çünkü karşımızda eski tüm
gelenekleri ve anlayışları yıkan bir proje var. Geçiş aşaması o kadar sert
olacaktır ki geçişten sonra ayakta kimlerin nasıl duracağını pek
düşünemiyorum.
Yani karşımızda iki ciddi problem var, ilki büyük güçlere sahip kişiler,
diğeri eski kültürel değerlere bağlı insanlar. Bir geçişin olması demek bu
iki sınıfla da ayrı ayrı çatışma yapmak demektir.
Son olarak tüm bu aşamalar aşılırsa ve sistem gerçekleşmiş olursa neler
olabileceğine değineyim. Eğer bu sistem bir şekilde işletilmeye başlarsa
uzun bir süre geçerli olacağından şüphem yok. Yani gerçekten de refah
düzeyini yükseltebilir ve ciddi yararlar sağlayabilir. Ancak tahminim
belirli bir uzun aradan sonra insanların tekrar iktidar, güç, yönetim gibi
dürtülerine yenik düşecekleri yönündedir. Projeye göre “kaynak bolluğu,
insanların bencillik, yozlaşma ve açgözlülüğe olan eğilimini azaltacak ve
birbirlerine güvenme eğilimini aşılayacaktır”. Elbette böyle bir durum
olacaktır ancak yine de bu barışın uzun ama belirli bir süre devam edeceğini
öngörüyorum. Belki tekrar para bazlı sisteme geri dönmeyiz ancak geçerli
olacak olan sistem kendi içerisinde çatlamalar gösterecektir diye
düşünüyorum.



Venüs Projesi'ne başka bir açıdan bakış
Zeitgeist videolarında Yapılan tespitler nokta atışla yapılan etkileyici
tespitler. Gerek dinlerin kökeni olsun, 9/11'in sebebi olsun, ABD Merkez
Bankasının para politikaları olsun tespitler tutarlı ve etkileyici. İlk
filmi izledikten sonra birçok insan dünyaya bakışının değiştiğini,
uyandığını söylüyor, hemen belirteyim çoğu bir kitap okudum hayatım değişti
abi insanıdır bunların fakat bu etkiyi daha mürekkep yalamış, eleşritel,
süpheci düşünme yetisine sahip insanlarda da gördüm. İkinci film Addendum
ilk filmde oluşturulan arkaplan üzerinden ilerleyip mesajını veriyor: Başka
bir dünya mümkün, Venüs Projesi bunu sağlayabilir. Tabi bu filmde de ilk
filmde olduğu gibi süper çarpıcı örnekler var. Film para bazlı ekonominin
döneminin kapandığını zira artık kaynakların kıt ihtiyaçların sınırsız
olmadığını; fakat bu tip ekonomiden çıkarı olanların hala bu ekonominin
ayakta durmasını sağladıklarını, eğer sahip olduğumuz teknolojiyi gerektiği
gibi kullanırsak kaynakların aslında sınırsız olduğunu fark edeceğimizi,
sınırsız kaynaklı ekonomide de paraya ihtiyaç olmayacağını, zira paranın kıt
kaynakları elde etmek için bir araç olduğunu, paranın borçla yaratıldığını,
bu borcun ABD Merkez Bankasından alındığını ve bu yolla ekonominin
işlemesinin sağlandığını, bu sistemde tek karlı kuruluşun ABD Merkez Bankası
olduğunu çünkü ekonomiye giren her parayı onların ekonomik sisteme borç
olarak soktuklarını, parayı ise hiçbir şeye dayanmadan yarattıklarını, fakat
bu borcun faizini aslında bu var olmayan para ile değil, gerçek para ile
tahsil ettiklerini, ABD Merkez Bankasını birkaç güçlü ailenin yönettiğini
vs. iddia ediyor. Ve izlerken sizi buna ikna ediyor.
Venüs Projesi burada devreye giriyor. Kaynakların kıtlığına dayanan para
bazlı ekonomi yerine kaynakların sınırsızlığına dayalı bir ekonomi ile çok
daha iyi yaşayacağımızı iddia ediyor. Çok hoş.
Hırsızlığın, savaşın, silahların, yolsuzluğun, açgözlülüğün, açlığın ortadan
kalkacağını iddia ediyor.
Temiz bir çevre, herkese eğitim ve sağlık hizmeti, herkese ev, güvenli bir
yaşam vaadediyor. Sınırların kalkacağı, tek bir dünya hükümetinin olacağı,
kaynakların sınırsız olacağı bir dünya inşaa etme iddiasında.Eğer kapitalist
sistem devam ederse üretimin robotların eline geçeceğini fakat asla üretimin
tam kapasite ile yapılmayacağını ürünlerin yine para ile satılacağını fakat
parası olan kimse kalmadığı için yağmaların, ayaklanmaların başlayacağını ve
bunu askeri bir diktatörlüğün izleyeceğini iddia ediyor Venüs Projesinin
fikir babası Jacque Fresco.
Ürettikleri gelecek projecksyonunda şehirler iç içe geçmiş çemberlerden
oluşuyor. En dışta tarım alanları ve onun etrafında bir su kanalı, içe doğru
gittikçe dinlenme alanları, parklardan oluşan çember, ardından küçük
göletlerle çevrili evlerin bulunduğu çember, ardından şehrin sosyalleşme
alanları, en içte ise büyük bir kubbe ile onu çevreleyen 8 küçük kubbe var.
Küçük kubbeler kütüphane, konservatuar, tiyatro, araştırma merkezi,
konferans salonu... görevleri
görecekler, merkezdeki büyük kubbe ise alışveriş merkezi, okul, hastane gibi
yerlere ev sahipliği yapacak.
Evlerin ihtiyaçları otomatik olarak merkeze bildirilecek ve ihtiyaçlar
evlere tabiki ücretsiz olarak dağıtılacak. Fakat iddia ediyorlar ki bu
sistem hayatlarımızı göslemeyecek veya dikte etmeye kalkmayacak.
Devrimle değil evremile gelmeyi istiyorlar. Dünyanın çeşitli yerlerinde
koloniler kurmayı ve zamanla en iyi yaşam biçimi olarak benimsenmeyi
umuyorlar.
Şehirlerin, bünaların farklı dizaynalarının bu şekilde depreme çok daha
dayanıklı olduğunu iddai ediyorlar, Jacque Fresco'nun aklına bu tip binalar
yapmak bir dişliye bakarken gelmiş.
Kısaca: Üretimi robotlaştırıp insanların bütün ihtiyaçlarını bedava sağlama
imkanının bulunduğunu, fosil yakıtlardan kurtulup tüm dünyada ulaşılabilen
yenilenebilir yakıtlarla bedava enerji üretmenin mümkün olduğunu, teknoloji
sayesinde kaynaklarımızın artık tüm ihtiyaçları karşılar noktada olduğunu
iddia edip; yeni bir medeniyetten bahsediyorlar.
Şu soruların cevabını vermeli önce bu arkadaşlar:
1) İnsan çalışmasına ihtiyaç kalmadığında insanların boş zamanlarında
tembelleşmekten başka bir şey etmeyeceğini nasıl garanti edilecek?
2) Bütün bu merkezileşmiş üretimi kim kontrol edecek? Yapay zeka mı,
seçilmiş hükümet mi? Eğer yapay zeka ise bu kadar gelişmiş bir yapay zeka
hiçbir iş yapmayan insanlığa ne kadar süre hizmet edecek,
varlığının bilincine varırsa ne yapacağız? Eğer hükümet tarzı bir yapı
yönetirse bu süreci etkin işleyeceği, keyfiliğin oluşmayacağı nasıl garanti
edilecek?
3) Özellikle hizmet sektöründeki bazı mesleklerin icrası sonsuza kadar
insanlar tarafından yerine getirilecek. Örneğin hukuk işleri. Muhtemelen o
kadar bolluk içinde eğitim almak için, çalışmak için hiçbir motivasyonu
kalmayacak olan insanoğlu arasından nasıl hukukçular, öğretmenler,
psikologlar yetiştirilecek/bulunacak.
4) Bu bolluk içinde miskinleşen insanın bunalıma girip bambaşka sorunlara
yol açmayacağını toplumsal bir bunalım geçirmeyeceğimizi kim garanti ediyor?
5) Şehirler neden ille de o şekilde olacak? İddia edildiği gibi süper bir
eğitim alan, kendisini geliştirmek için bol zamanı olan insanların yaratıcı
gücüne inanmıyorlar mı bu projeyi yaratanlar.
Kapitalizme alternatif üretmek, kapitalizmin ipliğini pazara çıkarmak için
güzel bir alternatif... dünyanın böyle bir anlayışa gelmesi şu aşamada zor
görünüyor.

Venüs Projesine getirilen
eleştiriler.. 16/10/2012
1- Fresco'nun iddia ettiği, kar elde etmek adına teknolojinin kasıtlı
olarak yavaşlatılması savı esasen Marx'a aittir.. Çalışanların emeği ile
makinalar arasındaki ikame oranının belirlenmesinde teknolojik gelişmeler
önem arz eder.. Teknoloji geliştikçe burjuvazi daha çok, daha sermaye yoğun
ve emeğin yerine kullanılan yeni makinalar ikame edeceğinden, işçilerin
emeklerinden elde ettiği artı değer sıfıra yakınlaşacaktır.. Sömürünün
sıfıra yaklaşmasıyla birlikte sermaye yoğun ekonomilerde karın da paralel
olarak azalacağını, bunun da Kapitalizm'in sonunu getireceğini iddia
etmiştir.. Marx'a göre teknolojik gelişmenin yavaşlatılması ve sömürü
düzeninin bu bağlamda devam etmesi burjuvazinin en önemli araçlarından
biridir.
Yani sav Fresco'ya ait felan değil.. Sadece bu temel varsayımı kabul ediyor
diyebiliriz.. Ama ortalıkta bu teorinin Fresco'ya ait olduğu yazıyor.. Hatta
'geliştirdiği' iddia ediliyor.. Acaba bu teoriye nasıl bir katkı sağlamış
kendisi?
2- Bu projeyi savunan insanlarla konuştuğumda, yukarıda da bahsi geçen bir
konuyu dile getiriyorlar.. Mesela bu ütopyada hapishaneler olmayacakmış..
Çünkü insanların suç işlemesine, savaşların çıkmasına, yozlaşmanın ortaya
çıkmasındaki tek neden 'sistem imiş.. Sistem düzeldiğinde 'suç' kavramı
ortadan kalkacakmış.
Suçu sadece dış etkenlere bağlayan, insan davranışını tamamen önemsiz olarak
gören bir anlayış var.. Gerçekten de sistem düzeldiğinde 'suç' kavramı
tamamen ortadan kalkar mı?.. Bunun daha da ötesinde 'mükemmel, eksiksiz' bir
sistem tasavvur edilebilir mi?.. Çünkü sistemin mükemmel olmadığı durumda
suç yeniden ortaya çıkacaktır.. Venüsçüler mükemmelliyetin var olduğuna,
daha da önemlisi bunu kendilerinin gerçekleştirebileceğine inanıyorlar.. Bu
tür bir tavrın dogmatik olduğunu rahatça söyleyebilirim.
3- Ben Venüs projesini Zeitgeist belgeseli ile tanıdım.. Bilmiyorum
belgeselden daha önce de var mıydı bu proje ama bir çok insanın da benim
gibi olduğunu düşünüyorum.
Bu projenin ölü doğmasındaki nedenlerden biri de belgeseldir.. Çünkü
belgesel, din ile ilgili bölümlerden tutun siyaset ile ilgili bölümlere
kadar yalan yanlış bilgilerle doludur.. İkiz kulelerle ilgili komplo
teorilerinden, 'Hepimize çip takacaklar!' saçmalığına kadar belgeselin her
yanına sinmiştir bu durum.. Savlarını kabul ettirmek adına CIA'in bizzat
çıkmasına destek sağladığı bir tetikçinin anlatımlarına yer vermiştir vs.
Bu tür absürdlüklerin olduğu bir belgesel ile birlikte ortaya çıkan bir
projeye ne kadar güvenilebilir?
4- Projenin en önemli eksikliği sistemin nasıl dönüştürüleceği sorunudur.
Örneğin Marksistler, anarşistler, sendikalistler vs. insanlara bir takım
sorumluluklar verirler.. Sendikalar ve STKlar aracılığıyla örgütlenmek,
siyasi partiler aracılığıyla parlementoda etkinlik arttırmak, grevler,
protestolar, mitingler ile sistemde çatlaklar oluşturmak gibi insan eylemini
öne çıkaran bir takım politikalara sahiplerdir.
Fakat Venüsçüler bu projeye nasıl ulaşılacağına dair bir şey söylemiyorlar..
Belgesel çekmekle, konferanslar vermekle bu iş olmaz sanırım.. Devlet ile,
egemen güçler ile mücadele etmeden bu ütopyaya nasıl ulaşılacak?.. Gerekirse
meydanda polis dayağı yemeden, hapishanelere girmeden nasıl geçilecek bu
sisteme?.. Yoksa egemenler, ''Ya bu proje çok hoş bişeymiş, bizim neden daha
önce aklımıza gelmedi.. Karı marı boşverin, hep birlikte mutlu mesut
yaşayalım.'' mı diyecekler?
5- Yine rutin tartışmalardan birinde 'paraya' yönelik eleştiriler
getirdiklerini, parayı kötü bir şey olarak tanımladıklarını gördüm.. Bu
sistemde para diye bir şey olmayacakmış.. Paranın insanın insan tarafından
sömürülmenin bir aracı olarak kullanılmadığı sürece sadece bir 'değişim'
aracı olduğunu, sınıfların olmadığı sosyal bir ekonomide hiçbir sorun teşkil
etmeyeceğini türlü türlü örneklerle açıklamama rağmen bir türlü ikna
olmadılar.. Bunu da önemli gördüğüm için belirtmek istedim.
Ayrıca paranın olmadığı bir ekonomi tasarlamalarına rağmen aşağıdaki haber
ilgi çekicidir.. Çelişkili bir durum olduğunu söyleyebilirim; Fütüristler
dünyayı kurtaracak!
Haberde konferansa katılım ücretinin 850 lira gibi süper uçuk bir rakam
olduğu ( Ramtha lakaplı J.Z Knight'ın Kuantum Teorisi'ni deforme eden
teorilerini anlattığı konferansların da bu tür uçuk rakamları vardı)
yazıyor.. Konferansın açılış konuşmasının Türkiye temsilcisi tarafından
yapıldığı ve bu kişinin 'At yarışı ve Spor toto' gibi, 'Köprü ve otoyallarda
otomatik geçiş sistemi' gibi uygulamaların sahibi olduğu yazıyor.. Ayrıca
her lise öğrencisinin mutlaka bir döneminde oynayarak bir dolu parayı
bayıldığı İDDAA sisteminin de yakın zamana sahibi olduğu, fakat hisselerini
bir zaman sonra sattığı yazıyor.
Bu tür ilişkiler dikkate alınmalıdır elbette.
6- Venüs Projesi'nin bir diğer eksikliği de akademide esamesi dahi
okunmaması.. Peki akademide kendine yer bulması ne demek?.. Kapitalist
liberalizm ekonomi biliminde yer alıyor da çok mu bir işe yarıyor? gibi
sorular akla gelebilir.. Önce kısaca bu sorulara yanıt verelim;
Akademik literatürde yer alması demek, basitçe üniversitelerde hakkından söz
edilmesi demek.. Siyaset felsefecileri, ekonomistler tarafından Fresco'nun
ciddiye alınması, yazılarının alıntılanması, referans konusu olması demek..
Ana akım burjuva biliminin dışında sosyalizmin, anarşizmin, sosyal demokrasi
gibi siyaset felsefeleri/akımların dahi bir literatürü vardır.. Ciddiye
alınırlar, sosyal bilimlerde adından sıkça söz ederler.. Venüs projesi ise
bu bağlamda sınıfta kalıyor maalesef.
Yalnız üniversitelerde konferanslar verilmesinden felan bahsetmiyorum.. Bir
yerde Bahçeşehir üniv.in buna öncülük ettiği yazıyor.. Örneğin
Yaratışçılık, Akıllı Tasarım gibi konular da hem ABD'de, hem de Türkiye'de
proflar tarafından kabul edilebiliyor, üniversitelerde hakkında konferans
veriliyor vs.. Ama akademinin hiçbir yerinde ciddiye alınmıyor.. Bahsettiğim
ayrım bununla yakından ilgili.
Dipnot; Kişisel fikrime göre Venüs Projesi'nin yukarıdaki görsellerden başka
bir numarası yok.. O cennetvari görselleri kaldırdığınızda, ortada sadece
bir takım eskiden söylenmiş sözlerin tekrarı, Yeşilcilerin yenilenebilir
enerji savunusundan başka bir şey kalmıyor..
- Ütopik bir proje ancak mevcut dünya düzenine olan eleştirisini ciddiye
almamak elde değil.
Venüs Projesine dair başka bir eleştiri:
17/10/2012
Liberteryen bakış açısıyla VP
Ben Venüs Projesini, Zeitgeist belgeselini izlemeden önce tanıdım. Nasıl
oldu bu derseniz, fütüristler derneğinin 3 yıldır üyesiyim, gelecekle ilgili
konuları araştırırken alternetif geleceklerden biri olarak karşıma çıktı, ve
youtube'dan bulabileceğim her Jacque Fresco videosunu teker teker izledim,
kitabını okudum, sonra zeitgeist belgesellerini izleme fırsatım oldu, sonra
future by design. Sonuçta konuyla o kadar içli dışlı olmuştum ki, kendimi
venüs projesi Bilkent sorumlusu olarak buldum. (bu arada Bilkent
üniversitesinde arkadaşlarımla kurduğum Fütürizm Kulübünde de bu konu sık
sık konuşuldu ve ben tarafından arkadaşlarıma propagandası yapıldı.)
Bu sırada Ankara'da yapılan Venüs Projesi- Zeitgeist toplantıların katılmaya
başladım fakat ilerleyen dönemlerde paranın şeytan icadı olmadığı görüşümü
dile geitrince yollarımız ayrıldı.
Zaten grup içinde de bir lider yoktu, var olduğu zamanlarda çok kavgalar
edilmiş ve gruptaki herkes kavgadan sıkılmış ve kendi köşelerine çekilmişti.
Son bıraktığımda VP(venüs projesi) ve ZH(zeitgeist hareketi) ayrıldığı için
kendilerini VP'nin bile reklamını yapamaz halde, yalnızca zeitgeist
belgesellerini daha çok insana izlettirme gayesi taşıyan organizatörler ve
çekirdek bir ekip kalmıştı.
Türkiyede'ki karmaşayı anlatmamın sebebi, konuyla ilgilenen arkadaşlara
durum hakkında bir özet geçme isteğimdendir.
VP & ZH nin bana göre Yanlışları:
Önce Venüs projesiyle başlamak istiyorum,
Yukarıda değinilmeyen çok önemli bir detayı da hemen söyleyeyim; venüs
şehirleri, merkezlerinde bulunan büyük merkezi süper bilgisayarlarca
birbirlerine bağlanmakta, bütün küreyi denetlemekte, ve ilgili bütün önemli
kararları yazılımları doğrultusunda vermektedir.
Bu yazılım konusu mesela çok sıkıntılıdır bence. yazılımın kimin tarafından
planlanacağı, hangi parametrelerin kullanılacağı ve en önemlisi kaynakların
nasıl dağılacağı fresco'nun bile çok havada kalır şekilde dile getirdiği bir
konudur.
Bu konuda verdikleri örnek, insanların ihtiyaçları doğrultusunda merkezi
bilgisayara taleplerde bulunmaları ve güncel modellerden birini tercih
etmeleriyle işlemektedir. Fresco genelde süreci daha albenili kılmak adına
ürünlerde diğer insanlarca (open-source mantığında) geliştirilmiş olan
adaptasyonları(custom parts) seçebileceğinizi veya tamamen orjinal bir ürün
talep edebileceğinizi söyler. bu ürünler tam otomatik sistemlerce(Computer
integrated manufacturing tarzı) imal edilecektir.
"Bu sayede hiçbir makine, hiç bir zaman boş kalmayacak, makineler durmadan
insanların ihtiyaçlarına cevap vermek için üretimde bulunacaktır." Ama
tahmin edebileceğiniz gibi bunun için her parçası otomatik fabrikalar
gerekmekte ve yüksek rağbet gören ürünlerin üretimi için özelleşmiş
makineler, bantlar ve süreçler kullanmak gerekmektedir. Makineler ve
bilgisayarlar ne yazık ki bu tarz bir organizasyon için tasrım yapma
kapasitesine sahip değillerdir. Bu yüzden insanlar bu işin geliştirilmesi
için gönüllü çalışmadığı sürece, bilgisayardan talep etğiniz bisiklet bu işi
yapmada özelleşmiş bir fabrikada enerji tasarruflu bir şekilde imal
edilmeyecek aksine her parçası tek tek bugün için milyon dolarlar eden bir
cnc bilgisayarda üretilecek ve elinize monte edilmeden ulaşacaktır. Lakin
paranın artık değeri olmadığından kaynaklar el verdiği sayıda CNC makinesi
üretilebilecek ve hatta CNC makineleri üretebilen özelleşmiş bir fabrika
yapılabilecektir. bu da istediğiniz bir otomobil için 60-70 bin CNC
makinesinin gece gündüz durmadan çalışmasıdır. Her bir vida ve somun için
ayrı bir cnc makinesi...
Tabi bu sırada işlerin yolunda gitmemesi ve sistemin insan müdahalesine
ihtiyaç duyması çok çok olası.
Diyelim imalat sorunsuz işliyor, insanlar egosuz bir şekilde ürettikleri
adaptasyonları bilgisayarlara yüklüyor veya hergün gelişen ve modellerin
sürekli yenilendiği bir dünyada imkansız bir yarış vererek bu modellerin
CNCler tarafından değilde kompleks fabrikalarda üretilmesi için
çalışıyorlar.(CIM fabrikaları kurmak için ve ardı arkası kesilmez talepleri
karşılayabilmek için çalışıyorlar) bu da maalesef mümkün gözükmüyor.
Varsayalım imalat sorunsuz işliyor, bu sefer ki sorun, 15 tane arabaya
ve/veya başka benzer karmaşık elektronik-mekanik-yazılım dan oluşan
sistemlere ihtiyaç duyduğunu iddia eden haneye. Zaten iddiaya göre her biri
f-1 aracından iyi olan bu cihazlarla bir aşçı ne yapacak? Veya dünya
üzerinde çok sınırlı miktarda olan bir kaynağı, efektif olarak
kullanamayacak ama yine de talep eden birine, sistemin vereceği bir yanıt
nedir? Kişinin sağlıklı olduğu düşünüldüğü takdirde, kişi bu kaynakları
kesinlikle efektif olarak kullanacağı için istiyordur, sorunsuzca verilir.
Gereğinden fazla kisi talep ederse bölüşme nasıl olacak?
ihtiyaç-bolluk sorunsalı devam ediyor...
Bir diğer sorun, frescoya göre kişilerin tamamen çevre-merkezci bir
davranışa mahkum olması. determinizme çok yakın olan bu görüşe açıkçası
katılmıyorum. Özgür iradenin yokluğunda bu tartışmaların yapmanın tamamı
bence saçma ve gereksizdir. İşin gerçeği, insanın davranışlarını
şekillendiren şey hem çevre hem de bireyin kendi iradesidir, uyaranlar
genelde çevre fakat adapte olan ve sorunları çözerek üstesinden gelen
iradedir. ..ve sonsuz sayıdaki parametreye sahip bir denklemin sonsuz çözümü
vardır. Mesela araba kazasında zarar görmemek için kimi insanlar arabaya
binmemekte kimileri kemer takmaktadır.
Hiçbir
yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca
bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla siteden
alıntı yapılabilir.
© 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkiye/Denizli
Ana Sayfa /
Index /
Roket bilimi /
E-Mail /
Kuantum Fizigi
/ Astronomy
/
Time Travel Technology /
UFO
Galerisi / UFO Technology / Uçaklar(Aeroplane)
|
|