The Venus Project (Venüs Projesi)

Önümüzdeki yüzyıllarda karşımıza çıkacak olan küresel ısınma, artan nüfus ve diğer sorunlarla başa çıkabilmek amacıyla bazıları, gezegenin ve insanların faydası için teknolojiyi ve kaynakları en iyi şekilde değerlendirmeyi öngörüyor. Venus Project de, yepyeni bir dünya görüşü ve yeniden tasarlanan bir kültürden bahsediyor. Deniz kıyısında, toplu taşıma ve kamusal tarlaların içinde tasarlanan yuvarlak formlu, milyonlara ev sahipliği yapabilen kentler, bizi politika, yoksulluk ve savaşın ötesine taşıyacağı söylenen bu kompleks ve hayali düşüncenin sadece küçük bir parçasını oluşturuyor.

    

Venüs Projesi
 

Venüs Projesi, Jacque Fresco'nun gelecekle ilgili planlarını gerçekleştirmek amacıyla kurduğu bir organizasyon. Bir web site aracılığıyla yayınladığı video ve belgelerle, toplumu geliştirmek ve daha ileri taşımak amacıyla kaynak bazlı ekonomiye geçmenin; yenilenebilir şehirlerin, enerji etkinliğinin, doğal kaynak yönetiminin ve gelişmiş otomasyonun önemini topluma sağlayacağı faydaya odaklanarak açıkladığı bir organizasyondur. Bu organizasyon, Jacque Fresco ve Roxanne Meadows tarafından 1995 yılında başlatıldı. Jacque Fresco'nun hayatının ve çalışmalarının anlatıldığı Planlı Gelecek (Future by Design) 2006 yılında yayınlandı. Venüs Projesi'ne isim kaynağı olan Venüs, Florida'da Okeechobee Gölü yakınlarında 85.000 m2 alana sahip bir araştırma merkezidir.


Kaynak bazlı ekonomi

Ana madde: Kaynak Bazlı Ekonomi


Venüs projesi yoksulluğun, kıtlığın, toplumdaki her türlü yozlaşmanın, suçun, ve savaşların nedeninin, günümüz dünyasının toplumun yararına olan teknolojik gelişmeleri bilinçli bir şekilde yavaşlatan kar bazlı ekonomik sistem olduğu düşüncesiyle kuruldu. Jacque Fresqo, kar bazlı ekonomik sistem tarafından teknolojinin gelişiminde kasıtlı olarak yaratılan yavaşlamanın, "karlılık"tan kurtarıldığında daha fazla insan için daha çok kaynak bolluğu ve buna bağlı olarak daha fazla ürün sağlayacağı ve kıtlık, yoksulluk ve açlığı ortadan kaldıracağı teorisini geliştirdi. Bu yeni keşfedilmiş kaynak bolluğu, insanların bencillik, yozlaşma ve açgözlülüğe olan eğilimini azaltacak ve birbirlerine güvenme eğilimini aşılayacaktır. Fresqo'ya göre, parasal ekonomik sistem ve onun sonucunda ortaya çıkan emek ve rekabet gibi süreçlerin insanları gerçek potansiyellerini ortaya koymaktan alıkoyarak toplumu geriletmektedir.

Fresqo, insanların daha uzun, sağlıklı ve daha anlamlı bir hayat yaşamalarının artık mümkün olduğuna inanarak bahsettiği düşüncelerin toplumdaki insanların büyük çoğunluğu için en üst düzey fayda sağlayacak fikirler olduğunu ifade etti.

Fresqo'nun fikirleri Büyük Buhran yıllarında şekillendi.[ Fresqo dünyadaki, Büyük Buhran dönemine benzer olmakla birlikte onun kadar sert olmayan mevcut ekonomik durumun insanları serbest piyasa ekonomisi ve kapitalizmden uzaklaştırarak paranın yönetimini elinde tutan kurumlara karşı insanların güvenini yıkacağına inandı.

Venüs Projesi'nin temel yaklaşımı, mevcut para bazlı ekonomik sistemin, kaynak bazlı ekonomik sistem aracılığıyla ortadan kaldırılmasıdır.

Hayatı

Jacque Fresco, endüstriyel tasarımcı, sosyal mühendis, yazar, konferansçı, fütürist ve mucittir. Tasarımcı ve mucit olarak biyomedikal yeniliklerden tamamen entegre sosyal sistemlere kadar geniş yelpazede çalışmıştır.

 

Zeitgeist Hareketi

Ana maddeler: Zeitgeist Hareketi ve Zeitgeist

Zeitgeist hareketi, Venüs Projesi doğrultusunda aktivist denilen ve Venüs Projesi'nin gerçekleştirilmesi amacıyla gönüllü çalışan çeşitli insanların buluştuğu ve iletişim kurduğu bir ağdır. Venüs Projesi, Zeitgeist: Addendum, Zeitgeist: Aktivist Rehberi'nde (Zeitgeist Movement Orientation Presentation) ve 3. ve son belgesel olan Zeitgeist Moving Forward 'da Zeitgeist Moving Forward (internet sitesi) açıklanarak küresel sorunların muhtemel çözüm yolu olarak tanımlandı.


'Hayat parasız olmalı' diyen bu adam kim?


İnternette çığ gibi büyüyen 21. yüzyılın ütopya hareketi Zeitgeist'ın fikir babası Jacques Fresco ntvmsnbc'ye konuştu.

Galeri: Venüs Projesi


Jacques Fresco'nun çizimlerinden örnekler

24 Kasım. 2009 Salı

 Paranın artık yaşamınızda olmadığı, teknolojinin insanlığın yıkımı için değil yükselişi için kullanıldığı ‘çağın zihniyetini’ yakalamış bir medeniyet hayal edin…

Bilimkurgu romanından fırlamış gibi görünen böyle bir toplum oluşturma fikri, ilk kez Jacques Fresco'nun ağzından, 'Venüs Projesi' adıyla ‘Zeitgeist Addendum’ belgeselinde, dünya kamuyoyuyla paylaşıldı.

Peter Joseph tarafından 2007 ve 2008 yılında çekilen 'Zeitgeist-Çağın Zihniyeti' ve 'Zeitgest Addendum-Çağın Zihniyeti Devam' belgeselleri günümüz modern dünyasının temellerini eleştiriyor. Sadece 'Addendum' internetten 50 milyon kere indirildi. Peki nedir bu Zeitgeist?


Zeitgeist, Dünya'nın sahip olduğu zengin kaynakların ve teknolojnin yardımıyla, insanların doğaya sahip değil doğaya ait olduğu fikrini benimsiyor ve şimdiki sistemin dünya üzerindeki tüm sorunlara neden olduğunu iddia ediyor. Hem de geçerli delillerle; modern toplumla beraber insanlığın üstüne kabus gibi çöken şavaş çılgınlığı, Afrika'nın içinde bulunduğu kıtlık...

Zeitgeist temel olarak, "20. yüzyılda bilgi çağı savaş ile geldi, 21. yüzyılda ‘bilinç çağı’na ‘barış’ ile neden girilmesin?"' sorusuna cevap arıyor. Asimov’un, hiç gece olmayan gezegende geçen hikayesindeki insanlar nasıl ilk defa yıldızların ışığını gördüklerinde korkuyorsa, biz de barışın aydınlatıcı ışığından o kadar rahatsızız...

Zeitgeist ve Venüs Projesi ne öneriyor? Ortaya koyduğu ütopyaya ulaşmak mümkün mü? Projenini fikir babaları Jacques Fresco ve Roxanne Meadows ntvmsnbc'ye anlattı;

AÇLIK, YOKSULLUK SON BULABİLİR


'Zeitgeist Hareketi' ve Venüs Projesi nedir, neyi amaçlıyorsunuz?


Venüs Projesi geliştirdiği planla, özet olarak huzurlu ve sürdürebilir temeller üstüne oturmuş evrensel bir toplum vaat ediyor ve insan haklarının bir kağıt parçası değil, yaşam tarzı olduğu bir toplumun altını çiziyor. Proje ilk defa ‘Zeitgeist Addendum’ belgeseliyle uluslararası kamuoyuyla paylaşıldı.

Zeitgeist hareketi Venüs Proje’sinin aktivist kolu olarak yer alıyor. Venüs Projesi geleceği gösteren bir ayna değil; Projenin amacı zaten bildiğimiz şeyleri uygulamaya koyup sürdürülebilir gelişmiş medeniyet seviyesine ulaşmak. Yıllar süren savaş, açlık, yoksulluk ve insanların haksız yere çektikleri acılar aslında önlenebilir olmakla beraber, kabul edilemez bir gerçek. Bunun için de bildiğimiz medeniyetin yeniden en baştan tasarlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu amaçtan daha azını hedefleyen bir girişim günümüze kadar yaşananların devamına yol açacaktır.

Fresco, Zeitgeist'i ntvmsnbc'ye anlattı.

Hareketimiz, şu ana kadar var olmuş olan hiçbir politik ekonomik ve sosyal sistem gibi yol almayacak. Yakın gelecekte paradan, politikadan, bireysel ve ulusal çıkarlardan bahsedilmeyen, amacı yüksek bilinç ve huzur seviyesine ulaşmak olan bir toplum öngörüyoruz. Çok idealist görünüyor olabilir fakat bu düşünce yıllar süren deneysel araştırmalar sonucu ortaya çıktı. Yapmamız gereken eğitim, ulaşım ve temiz enerji kaynaklarının üstüne gitmek.

Birçok insan daha yüksek etik değerlere sahip uluslararası kanunların veya anlaşmaların sürdürülebilir bir toplum oluşturmada en etkili yol olduğuna inanıyor. Etik seviyesi en yüksek insanlar politikacı olup bizi yönetseler bile günümüzde yaşadığımız sorunları yaşamaya devam edeceğiz. Çünkü asıl ihtiyacımız olan dünyanın kaynaklarını akıllıca kullanmak...

DÜNYA KAYNAKLARI HERKESE AİT


Küresel rekabet ve teknoloji hızla ilerlerken, uluslar ve insanlar ortak tehditlerle karşı karşıya... Aşırı nüfus artışı, enerji kıtlığı, küresel ısınma çevre kirliliği, su kıtlığı, ekonomik buhranlar, kontrol edilemeyen salgınlar gibi sorunlar hepimizi tehdit ediyor. Birçok insan bu durumların ortaya çıkmasını önlemek için uğraşmasına rağmen sosyal ve çevresel problemlerin devam etmesinin nedeni, dünyanın zengin kaynaklarının çoğunun bir kaç güçlü devletin ve onların finansal çıkarları için kullanması.

Eğer hala devam eden uluslararası sorunların sona ermesini istiyorsak, Dünya’yı ve onun zengin kaynaklarını parsellemek yerine tüm insanlğın ortak mirası olarak kabul etmeliyiz.

Bu amaca ulaşmak için neler yapıyorsunuz?


Zeitgeist hareketi ve Venüs Projesi hızla büyüyor ve her gün yüzlerce kişi katılıyor. Her Çarşamba ABD’de yayınlanan radio programında proje ve fikirlerimizi anlatıyoruz. Danimarka’dan İngiltere’ye hatta Meksiya kadar uzanan paneller düzenliyoruz. 2010 yılında ise tüm dünyayı gezmeye başlayacağız. ‘Satılık gelecek’ ve ‘Dünya 2.0’ adlı iki film şu an yapılıyor. Venüs Projesi hakkında detaylı bilgileri bu filmlerle de paylaşacağız. Venüs Projesi’nin dizayn takımın başında olan Andrew Buxton benim çizimlerimi hayata geçrmek için oldukça çaba sarfediyor. Projedeki binlerce kişi insanlara bu fikri tanıtmak için çalışıyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında ABD'yi çağ atlatan bir çok tasarımda Fresco'nun imzası var.



KAYNAĞA DAYALI EKONOMİ


Bahsettiğiniz gibi Venüs Projesi’nde paraya dayalı sistem tamamen ortadan kalkıyor fakat bu projenin hayata geçmesi için çok büyük miktarda para gerekiyor. Bu bir çelişki değil mi?


Evet öyle. Fakat günümüzde bütün hizmet ve ürünlerin parasız karşılandığı kaynak bazlı bir ekonomik sistemde yaşamıyoruz. Aslında dünyada kaynak bolluğu var. Bizim kaynakları paylaştırma fikrimiz parasal hiç bir sisteme bağlı olmayacak ve piyasa ekonomisinin yarattığı ‘kısıtlı kaynak’ yalanını ortadan kaldıracak.

Bugün çok yüksek teknolojiye sahibiz. Fakat sosyo-ekonomik yapımız çağ atlamamıza engel oluşturuyor. Tamamen borçsuz ve herşeyin bol bulunduğu bir dünya yaratabiliriz. Teknolojinin ve bilimin insanlar için ve zekice kullanımıyla yüksek refah seviyesinde, çevreci bir toplum oluşturmak istiyoruz. Bunu gerçekleştirebilecek paramız yok, fakat ihtiyacımızdan fazla kaynağımız var dünyada. Bu nedenle kaynak bazlı ekonomiyi savunuyoruz.


Venüs Projesi'nin bir yaptırım gücü yok. Bize düşen dünya için iyi olacağını düşündüğümüz fikirleri kamuoyuyla paylaşmak. Fikirlerin beden bulması için insanların bu fikre inanmasına ve anlayışına ihtiyacımız var. Tüm dünya için bu şekilde uygulanabilir planı olan başka kimse yok. Evet şu anki parasal sistemde finansal desteğe ihtiyacımız var fakat insanların projeyle ilgili fikirleri konuşup paylaşması bile bahsettiğimiz toplumun temellerini atıyor. Bizde bu fikirlerin paylaşımı için filmler başta olmak üzere tüm interaktif paylaşım olanaklarını kullanıyoruz.

Hareketiniz giderek sosyal bir olaya dönüşüyor. Herhangi bir hükümetten veya sivil toplum kuruluşundan destek geldi mi?
Hiçbir hükümet ve topluluktan destek almıyoruz şu anda.

Hareketiniz filmden sonra özellikle internet ortamında paylaşılan videolarla çığ gibi büyüdü. Bu olay interaktif paylaşım çağı için ilk işaretler olablir mi sizce?
Evet internet, büyük medya kuruluşları tarafından ihmal edilmesine rağmen fikir ve bilgi paylaşımı için en büyük umudumuz.

HEPİMİZ GENEL BİLİNCİN KÜÇÜK PARÇALARIYIZ


Hareketinizle New Age akımı arasında bir bağlantı var mı?
Hayır, hiç bir bağlantı bulunmuyor. İnsanlığın yön ve amaç algısını değiştirmesi ve güncellemesi gerekiyor. Temel problem insanoğlunu doğadan ayrı bir varlık gibi düşünmek. Oysa bütün değerlerimiz, inançlarımız ve davranışlarımız doğal bir süreç olduğu kadar doğanın kanunlarının bir parçası. Hepimiz dünyada varolan genel bilinçin küçük parçalarıyız.

New Age akımının idealistliği ve insanlık yararına düşünceleri lafta kalıyor ve arzularına ulaşmak için amaç ve metodları bulunmuyor.

Zeitgesit hareketinin ve Venüs Projesi’nin Türkiye'deki durumu hakkında düşünceleriniz neler?
Türkiye’de Zeitgeist hareketi ve Venüs Projesi çok fazla destek aldı. Bir çok gönüllü, hareketimize katıldı. Onların katılımıyla Venüs Projesi büyümeye ve gelişmeye devam ediyor.

Venüs Projesi'nden çizimler

 

Jacques Fresco Kimdir?


Jacque Fresco 13 Mart 1916 yılında dünyaya geldi. Büyük Buhran sonrası eğitimi bırakıp kendi Rotor Craft Helikopter Şirketi'nde profesyonel iş yaşantısına başladı. Amerika Birleşik Devletleri'nin Ohio eyaletinin Dayton şehrinde Wright-Patterson Hava Kuvvetleri Üssü'nde ve Kaliforniya eyaletinde Los Angeles şehrinde Raymond De-Icer Şirketi'nde 'askeri tasarım ve geliştirme birimi'nde hizmet verdi. Birçok şirkette çeşitli görevler üstlendi. Hollywood'da Art Center School'da sinema endüstrisi alanında teknik danışman olarak görev yaptı ve endüstriyel tasarım üzerine dersler verdi.

1942 yılında şu anki adı Revell-Monogram olan Revell Plastics Company'de Lou Glaser ile birlikte çalışmaya başladı. Bazı konularda sonradan fikirleri uyuşmasa da havacılık ve uzay araştırma-geliştirme, mimarlık, verimli otomobil tasarımları, çıplak gözle görülebilen üç boyutlu görüntü yansıtma yöntemleri ve üç boyutlu röntgen cihazları gibi tıbbi ekipman tasarımı alanlarında çalıştı. Kendini eğitmiş bir endüstri tasarımcısı olan Fresco aynı zamanda sosyal mühendis, mucit, yazar ve dünyanın en önemli fütüristlerinden biri olarak gösteriliyor.

2008 yılında ülkemizde gerçekleşen Fütüristler Zirvesi'ne konuşmacı olarak katılmıştı.

Fütüristler Zirvesin'de Fresco'nun en akılda kalıcı cümlesi; "2. Dünya Savaşı'nın başında ABD'nin elinde 600 kadar birinci sınıf savaş uçağı vardı. Bir sene içinde, 90,000 den fazla uçak yapılarak bu eksikliğin üstesinden gelindi. 2. Dünya Savaşının başında soru şuydu: Savaş için gereken donanımı üretmemizi sağlayacak yeterince finansal kaynağımız var mı? Cevap: Hayır'dı. Ne yeterince para ne de yeterince altın vardı; Ancak gereğinden fazla doğal kaynak vardı. Varolan kaynaklar sayesinde savaşı kazanmaya yetecek yüksek üretim ve etkinlik sağlandı. Maalesef bu sadece savaş zamanlarında dikkate alınıyor" oldu.

 

 

Venüs Projesi
 

google çeviri ile kısa bir makale


[ Venüs Projesi sosyal değişim için bir eylem planı önerdi uygun bir organizasyon, huzurlu ve sürdürülebilir bir küresel uygarlık yolunda çalışır biridir. İnsan hakları artık kağıt bildiriler ama yaşam biçimi nerede doğru çaba bir alternatif özetliyor.

Biz Venüs, Florida'da bulunan bir 21.5 dönümlük Araştırma Merkezi dışında çalışırlar.

Bugün toplumun karşılaştığı zorlukların büyüklüğünü dikkate alındığında, biz güvenle bize bizim değerlerimizi yeniden incelemek ve üzerine yansıtır ve biz toplum olarak sahip temel sorunları ve bazı varsayımları değerlendirmek için süre gecikmiş olduğunu söyleyebiliriz. Bu öz-analiz ", medeniyet" sorusuna içine o bir üyesi olmanın ne demek olduğunu, insan olmanın ne demek doğası çağırır ve biz dünyanın tüm insanlık için müreffeh bir gelecek sağlamak için bugün ne yapabilirsiniz seçimler.

Şu anda biz çok az alternatifleri ile bırakılır. Dün cevapları artık alakalı. Ya biz bizim gelecekteki tehdit olacak, ya da biz bir acil topluma alakalı değerlerin daha uygun kümesi uygulayabilirsiniz durumda bizim demode toplumsal gelenekler ve düşünce alışkanlıkları ile olduğu gibi devam ediyor.

Deneyim insan davranışı yapıcı veya yıkıcı faaliyeti doğru, modifiye edilebilir olduğunu söyler. İnsanların ve gezegenin maksimum fayda için, pozitif doğru teknoloji ve kaynak yönlendirilmesi ve insan ruhunun engin potansiyelini vurgulamak ve kutlamak düşünce ve yaşam için yeni yollar arayan - Bu Venüs Projesi tüm hakkında ne olduğunu. Biz insan potansiyelinin layık bir geleceği tasarlamak ve inşa etmek için eldeki araçlar var. Venüs Projesi, bizim kültürümüzün toplam yeniden tasarımı daha az şey gerektirir insanlık için bir cesur, yeni bir yön sunuyor. Ne şu yapılabilir, sadece ne yapılabilir, ne olacağını tahmin etmek bir girişim değil. Bizim gelecek için sorumluluk bizim elimizde ve biz bugün yapmak kararlara bağlıdır. Bugün mevcut olan en büyük kaynak kendi marifet değildir.

Sosyal reformcular ve düşünce kuruluşlarının temel sosyal işlemi dokunmadan, sadece yüzeysel belirtileri tedavi stratejileri formüle ederken, Venüs Projesi biraz farklı bu sorunları yaklaşır. Biz mevcut siyasi ve parasal kurulması çerçevesinde bu sorunları ortadan edemez hissediyorum. Bu önemli bir değişim gerçekleştirmek için çok uzun yıllar alacaktı. Büyük olasılıkla onlar aşağı sulanan ve değişiklikler ayırt edilemez olacağını böyle bir ölçüde dışarı inceltilerek olacaktır.

Venüs Projesi önce gitti, herhangi bir sosyal sisteminin aksine sürdürülebilir yeni bir dünya uygarlığı için bir alternatif vizyon savunuyor. Bu açıklama son derece yoğun olmasına rağmen, birçok bilimsel disiplinlerden pek çok kişi tarafından çalışma ve deneysel araştırma yıl dayanır.

Biz taze, bütünsel bir yaklaşım öneriyoruz - insan ve çevresel kaygılar adamıştır biri. Bu parlak ve daha iyi bir gelecek gerçekleştirilebilir bir vizyon, içinde yaşadığımız zamanlara uygun bir, ve tüm insanlık için olumlu bir gelecek için pratik ve uygulanabilir hem de.

Venüs Projesi savaş, yoksulluk, açlık, borç, çevresel bozulma ve gereksiz insan acı asırlık yetersizlikler gibi kaçınılabilir değil sadece baktı hangi bir kültürün yeniden tasarımı, için basit bir yaklaşım gerektirmektedir, ama tamamen kabul edilemez.

Venüs Projesi'nin temel tesislerinde biri, dünyanın insanlar tüm ortak mirası olarak Dünya'nın kaynaklarının tümüne sahip yönelik çalışma olmasıdır. Her şey daha az, sadece, bu sisteme içkin sorunları aynı katalog bir devamı neden olur.

Tarih boyunca, değişim yavaş olmuştur. Beceriksiz liderlerin ardışık grupları kendilerinden önce olanların yerini almış, ancak temel değer sistemlerinin değişmeden gitti çünkü altta yatan sosyal ve ekonomik sorunlar devam etmektedir. Onlar doğada son derece teknik olduğu için biz bugün karşı karşıya sorunlar siyasi veya maddi çözülemez. Hatta gerekli değişiklikleri için ödemek için yeterli para olmayabilir, ama yeterince kaynak daha vardır. Venüs Projesi parasal temelli toplumun bir kaynak-merkezli küresel ekonominin nihai gerçekleşmesine geçişi savunur nedeni budur.

Biz siyaseten beceriksiz bizim mevcut kültürün, geçiş yapmak için gerçekleştirmek, kıtlık-odaklı ve eskimiş, bu yeni, daha insancıl bir toplum için düşünce ve eylem hem de bir atılım gerektirir. ]

 

-------------------------------------------------------------------------------

Dünyanın Yeniden İnşası - Venüs

Herkes hayatımızı iyileştiren şeyin ne olduğunu düşünmüştür. Bugün bütün gereksiz kurumları bir kenara bırakırsak hayatımızı iyi hale getiren şeyin teknoloji olduğunu göreceğiz. Teknoloji insanın doğuşundan beri hayatımızı her dönem daha kolay hale getirdi. Dumanla haberleşmeyi bile teknolojik gelişme sayabilirken, şu an teknolojinin karşısına koyabileceklerimiz yıllar önce hayal dahi edilemezdi.

Bugün onlarsız yaşamayı düşünemeyeceğimiz bir çok cihaz, teknisyenlerin yaratıcı zekalarıyla üretildi. Ama şu ana kadar her teknolojik gelişme için atılacak ilk adımdan önce şu soru soruldu: Yeterli finansal kaynağımız var mı? Yeterli para ya da altın olmasa bile bugün bütün insanlığın her türlü ihtiyacına yetebilecek sınırsız doğal kaynak var.

1995 yılında toplum mühendisi Jacque Fresco ve Roxanne Meadows tarafından başlatılan bir proje tüm kaynakları insan kullanımına açmayı hedefliyor. “Venüs Projesi” isimli atılım, içinde onlarca farklı projeyi barındırıyor. Üretim, hizmet ve akla gelebilecek her türlü sektörde insan gücünü %90 azaltabilecek ama bunu yaparken de insanların yaşama motivasyonunu düşürmeyecek bir gelecek vaadediyor.

Özellikle Zeitgeist adlı belgesel ile büyük yankı uyandıran bu proje, bazı kesimlere göre para ve kaynak için yapılan savaşları engelleyebilir ve yüzde yüz sürdürülebilir bir gelecek sunabilir. Ama bir taraftan da kimileri için yalnız bir ütopya. Şimdi Venüs Projesi’nin neyi amaçladığını, buna nasıl ulaşmaya planladığını ve daha da önemlisi dikkatleri üzerine çeken bakış açısını inceleyelim.


Proje, Dünya sistemlerinin hepsinin kar amacı güttüğünü ve kar amacı güdülen sistemlerde üretilen her türlü aracın yalnızca kısa bir süre için dayanıklı olduğunu iddia ediyor. İddiasını desteklediği düşünce şu: Eğer kullandığımız tüm araç ve gereçler, gerçekte var olan teknolojinin sunduğu en yüksek verimlilikte üretilseydi, üç ayda bir modası geçen elektronik cihazlara sahip olmazdık.

Eğer ihtiyacımız olan her şeyi üretmek için uygun kaynak ve teknoloji yeterli bollukta olsaydı, bir şeyleri satmaya gerek kalmayacaktı. Aynı şekilde, eğer otomasyon ve makineler teknolojik açıdan, insanları iş gücü olmaktan kurtaracak kadar gelişmiş olsalardı, ortada iş sahibi olmak için hiçbir sebep kalmayacaktı. Venüs Projesi bu bakış açısıyla, paranın olması için de sebep olmadığını anlatıyor.


Peki gezegenimiz yeterli kaynaklara sahip mi? Her şeyin ücretsiz olduğu, bolluk içinde bir dünya mümkün mü? Fresco bu soruya evet cevabını veriyor. Fresco’ya göre artık doğayı kirleten fosil yakıtları kullanmak zorunda değiliz.


   

Bunlardan en bilinenleri rüzgar ve güneş enerjisi ama gerçek potansiyelleri halen açıklanmadı. Toplumlar tarafından kabul gören yegane düşünce bu kaynakların yetersiz olduğu. Güneş ışınlarının, öğle saatlerindeki bir saatlik bölümü, dünyanın bir yılda tükettiği enerjiden daha fazla enerji içeriyor. Bu enerjinin %1’lik gücü bile diğer enerji kaynaklarına bağımlılığımızı ortadan kaldırabilir.

Gerçek verimliliği bilinmeyen diğer bir enerji kaynağı ise bölgesel olduğu için pratik bulunmayan rüzgar enerjisi. Ancak ABD Enerji Bakanlığı 2007 yılında Amerika’nin 50 eyaletinin yalnızca 3’ünde rüzgar en yüksek verimlilikte yakalanabilirse, elde edilen enerjinin bütün ulusa yeteceğini kabul etti.

Diğerlerine nazaran daha az bilinen iki enerji daha var. Okyanustaki Gel-git hareketini yakalayan türbinler vasıtasıyla üretilenden enerji için yalnızca Birleşik Krallık’ta bile uygun 42 alan mevcut. Bu da ülkedeki enerjisinin %34'ü demek. Okyanusun yüzeyindeki hareketlerden enerji elde eden Dalga gücü ise, tüm gezegenin yıllık enerji kullanımının %50'sini karşılayabiliyor.
 

Tüm gezegene tek başına yetebilecek başka bir form da Jeotermal enerji. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün raporuna göre, temelde ısı madenciliği olan bu form dünyanın 4000 yıllık enerjisini karşılayabiliyor. Dünyanın merkezinde ısı üretimi sürekli yenilendiğinden, bu enerjinin gerçekten sınırsız olduğunu görüyoruz. Bu enerji bolluğu kirlilik yaratmıyor, tasarruf gerektirmiyor ve bedava.


Projeye göre devletler var olan sorunlara çözüm bulamadığından kanun koyma yoluna gidiyorlar. Mesela yolların kaygan olduğu konusunda bizi uyaran tabelalar yerine, bu yollarda kayganlığı önleyici kaplamalar kullanarak sorun ortadan kaldırılabilirdi. Yine aynı şekilde bu proje, arabalara, trafik ışıklarına sonar ve radar koyulduğunda kazaların yaşanmayacağını söylüyor.

 

Projenin içinde komplike, yanmaz, hava geçirmez, kendi enerjisini üretebilen, ısınma ve soğumayı güneş panelleri ve izolasyon yoluyla sağlayan, sulama ve filtreleme sistemleri olan, doğal peyzajlı, besin üretmeye elverişli şehir planları var. Konutlar toplu olmak zorunda değil. Dağların ötesinde, ıssız adalarda, ormanların içinde kendi kendine yetebilir bireysel evler inşaa edilebiliyor.


Bir başka proje Maglev Trains isimli, itici güç için mıknatısların kullanıldığı ve havada asılı duran trenler. Tekerlekleri olmadığından raydan çıkmıyor, su altında veya karada, bir tüpün içinde, 6440 km/s hızla gidebiliyor. Kıtalar arası seyahatin geleceği trenler, Washington’dan Pekin’e olan seyahati 2 saate indirebilecek potansiyelde ve enerji sağlamak için petrol gibi yakıtlara ihtiyacı yok.


Bu teknolojik yeniliklerden nasibini uçaklar da alıyor. Artık Harrier uçaklar gibi, dikey kalkış ve iniş sistemleri sayesinde kanatçık, dümen ve başka mekanik kontrol sistemlerine gerek duymadan, yalnızca elektrodinamik vasıtası ile hareket eden, daha iyi manevra kabiliyeti ve aerodinamik özellikler sunan uçaklarla yolculuk yapmak, tüm dünyanın ulaşım sistemlerinde kullanmak hayal olmayabilir.

Ayrıca sistemin sunduğu bu özellikler kaçınılmaz olarak şahsi otomobillere yansıyor. Yüksek hız, enerji verimliliği, uzun menzilli ulaşım sağlayan ve sesli komutla çalışan, çevreyi kirletmeyen araçların hayatımıza girmesinin imkansız olmadığını gösteriyor.


Ve bunun gibi aynı tasarım şeması ile oluşmuş, hidrodinamik tasarımlı deniz ulaşım araçları ile şileplerin projelerinin en azından teknik olarak mümkün olduğunu öngörüyor.

“Dünyada yanlış bir şeyler var” düşüncesi ile hareket eden proje; yeni keşfedilmiş kaynak bolluğu ile bencillik, yozlaşma ve açgözlülüğe olan eğilimi azaltmayı, insanlara birbirine güvenme güdüsü aşılamayı hedefliyor. İçinde radikal fikirler barındıran bir projenin uygulanmasının zor olduğu aşikar.

Fakat gerçek verimliliğini bilmediğimiz enerji kaynakları ve sahip olduğumuz teknolojik potansiyeli görmemiz açısından motive edici olduğunu söylemeden de geçemeyiz. Proje bize bu kadar yakın olan ve yalnızca birkaç yıl önce ancak hayallerimizi süsleyebilecek gelişmelerin gerçekleştirilebilir olduğunu bilmemizi sağlıyor ve bizi bu fikirlere daha yakın tutmayı amaçlıyor.
 



    

Venüs Projesi Nedir? Gerçekleşebilir Mi?

Venüs Projesi, Jacque Fresco ve Roxanne Meadows tarafından 1995’te tasarlanmaya başlamış ve o zamandan günümüze gerek çeşitli konferanslarla gerekse de internet üzerinden yayımlanan belgesel ve videolarla ilerleyerek ve yayılarak gelen bir organizasyondur. Özellikle Zeitgeist adlı belgesel ile büyük yankı uyandıran bu hareket kimilerince çok güçlü bir plan, kimilerince bir ütopya, kimilerince ise bir hainlik olarak görülmektedir. Şimdi bu Venüs Projesi’nin ne anlattığını, neyi amaçladığını, buna nasıl ulaşmaya planladığını ve daha da önemlisi ortaya koyduğu yeni anlayışı inceleyelim.

Venüs Projesi’ni tam olarak anlamak ve bir anlamda yıkmaya çalıştığı günümüz sosyal, ekonomik, ahlak ve kültür anlayışını kavramak için Zeitgeist: The Movie, Zeitgeist: Addendum ve Zeitgeist: Moving Forward adlı belgeselleri izlemenizi öneririm. Ben bunları izlemiş olduğunuzu düşünerek Venüs Projesi’ni ele almak istiyorum.

Venüs Projesi’nin fütüristik bir bakış açısıyla oluşturulduğunu söylemek mümkündür. Fütürizm genel olarak geçmişteki kültürel tüm birikimi reddedip, gelecekçi bir yapıya bürünmektir. İşte Venüs Projesi de bir anlamda böyle bir özellik göstermektedir. Temel anlamda din, devlet, ekonomi karşıtıdır bu proje. Bunun sebebi de günümüzdeki açlık, kıtlık, savaş ve suçların var olmasıdır. Yani “dünyada var olan oldukça yanlış bir şeyler var” düşüncesi ile hareket eden proje, dünyanın günümüzde kötü durumda olmasının sebebinin para bazlı ekonomi olduğunu söylemekte ve buna ek olarak bizleri daha kolay yönetmek ve kontrol altına almak için oluşturulmuş din, devlet, toplumsal ahlak gibi kavramların da bu para bazlı ekonomiye hizmet için oluşturulduğunu belirtmektedir.

Jacque Fresco, şu an için geçerli olan para bazlı ekonominin insanları kullanmak için ve belirli insanların faydası için hala da kullanıldığını söylemektedir. Ona göre teknolojik gelişmeler özellikle engellenmektedir. Çünkü teknolojinin artması ve yükselmesi ile kar getiren sistem yerine tüm insanları daha rahat yaşatacak kaynak bazlı sisteme geçiş kolaylaşacaktır. Peki bu kaynak bazlı sistem nedir?

Kaynak bazlı sistemi şu şekilde anlatmak mümkündür; havanın parasız olmasının sebebi bolca mevcut olmasıdır. Ancak günümüzdeki ekonomik yapıda kullanılan her kavram kısıtlı olan kaynaklardan seçilmektedir. (Örneğin para. Para özellikle kısıtlı olarak piyasaya sürülmektedir. Aslında para bir anlamda borç demektir. Yani birileri zengin olduğu sürece birileri fakir olmak zorunda kalacaktır) İşte bu sebeple ekonomiyi oluşturan etmenleri sınırsız olan kaynaklardan seçmek sorunu çözecektir. Bunun için doğanın sınırsız olan kaynaklarını kullanmak en faydalı olan yoludur. Örneğin güneş ışığını ve rüzgarı enerjiye çevirmek hem doğayı koruyacaktır hem de çok fazla enerji olmasını sağlayacaktır elimizde.

Bu ve benzeri şekillerde elde edilen enerji ile gelişen teknoloji birleştiği zaman insanların çalışmasına gerek kalmayacaktır. Daha da önemlisi herkes çok daha düzgün bir şekilde yaşamını sürdürebilecektir. Yani temel sorun kapitalist sistem ile donatılmış kurumların kar elde etmek için yaptıklarıdır. Bu kar bazlı ekonomik sistem yerini teknolojik ve kaynak bazlı ekonomik sisteme bırakırsa tüm sorunlar çözülecektir.

İşte genel olarak Venüs Projesi’nin amacı böyledir. Şimdi bu uğurda hangi kavramlardan vazgeçilmesi gerektiğine bakalım.

Öncelikle bu projenin din ve kapitalist devlet karşıtı olduğunu hemen söylemeliyim. Din karşıtlığının sebebi, dinlerin ilahi bir kaynaktan gelmediğini, mitolojilerden kalma, ilkel insanların ürettiği bir sığınma ihtiyacının evrimleşmiş hali olduğunu düşünmesi. Bu bakımdan din özellikle büyük kitleleri yönetmek adına güçlü bir silah olduğu için toplumlar için uygun değildir. Burada hemen aklıma Steven Weinberg’in “iyi insanlar iyi işler, kötü insanlar kötü işler yapabilirler. Ama iyi insanlara kötü işler yaptırmak dinin işidir.” sözü geldi. Aşağı yukarı böyle bir mantıkla toplumlara yanlış kararlar aldırabilecek ve daha da önemlisi zaten ilahi kaynaklı olmayan din kavramına karşıtlık söz konusudur.

Kapitalist devlet anlayışına karşı olmak bu projenin neredeyse asli görevi gibidir. Çünkü insanların kötü durumda olmasının sebebi tamamen bu devletlerdir. (Özellikle ABD) Çünkü devletler aslında çok daha güçlü aileler tarafından, o ailelerin çıkarları doğrultusunda yönetilmekte ve para bazlı ekonominin uygulanması sebebiyle de insanların çoğu açlık ve fakirlik çekmektedir.
 

                       


Bir diğer karşı olunan konu toplumsal ve kültürel değerlerdir. Çünkü bu değerler “farklı insanların” dışlanmasına sebep olmaktadır. Toplum ne kadar yanlış olursa olsun bir düzen oluşturduğu takdirde bu düzene sadık kalmakta ve bu sebeple de toplumsal bir iyileşme gösterilmemektedir.

Muhtemelen şimdi akla gelebilecek soru şudur; “bu kadar değişim insan doğasına aykırıdır, ne kaynak bazlı ekonomi ne de diğer söylemler insanlara uymaz.” Ama bu noktada Roxanne Meadows‘un şu sözünü hatırlatmakta fayda var sanırım; “insan doğası diye bir şey yoktur; insanları davranışları vardır ve bu davranış şekilleri tarih boyunca sürekli değişmiştir.” Yani bizlere toplum böyle öğrettiği için böyle olduk. Eğer kaynak bazlı ekonomiye değer, dini, devleti, toplumsal ahlakı reddeden bir toplumda var olsaydık bizlere mantıklı gelen o uygulanan sistem olacaktı.

Gelelim bu projenin uygulanabilir olup olmamasına. Aslında en önemli soru da budur zaten. Çünkü projenin vaat ettiği şey kimsenin çalışmadığı, yönetmediği, yönetilmediği, din ve devlet kavramının olmadığı, toplumsal ahlakın aşıldığı bir toplumdur. Her şeyi teknolojik bakımdan ilerlemiş makinelerin yaptığı ve insanların sadece yaşaması gerektiği bir düzenden bahsedilmektedir.

Her şeyden evvel böyle bir düzene izin verilir mi? Bu soruya iki açıdan yaklaşmalıyız; ilk olarak küçük gruplar halinde başkaldırının bir işe yaramayacağını belirtmeliyim. Çünkü bu şekildeki bir başkaldırı ve değişim isteği mutlaka bastırılacaktır. Bunun en güzel örneğini 90’lı yıllarda California’da üretilen ve benzinli otomobillere göre çok daha avantajlı olan elektrikli otomobillerdir. Gerek benzin şirketleri, gerek devlet, gerek otomobil üreticileri bu elektrikli otomobile karşı çıktı ve sonuç olarak elektrikli otomobili satın alanlardan dahi (bir sorun olmamasına rağmen) geri alınarak araçlar yok edildi. Bu sebeple bu şekildeki küçük girişimler yetersiz kalacaktır. Kar amacı güden kurum, kuruluş ve kişiler mutlak üstünlük sağlayacaktır.

İkinci durum olarak geniş kitleli bir başkaldırıyı ve uyanışı ele alalım. Bu geniş kitleden en az 1 milyar organize olmuş insanı anlamamız gerekiyor. Böyle bir çoğunluk sistem üzerinde çok ciddi baskılar oluşturabilir ve iyimser bir bakış açısıyla değişim sağlayabilir. Ancak oldukça sert bir direnişle karşılaşılacağı kesin gibidir. Bir tarafta sayısal olarak üstün bir çoğunluk, diğer tarafta maddi olarak güçlü bir azınlık. Nedense büyük kargaşalar olmadan bir değişim olacağını öngöremiyorum.


Projeye göre böyle bir bilinçlenme gerçekleşirse ve değişim bir şekilde sağlanırsa, en kısa sürede tasarlanan ekonomik düzene geçilip teknolojik gelişmeler sağlanıp insanların refahı arttırılacaktır. Ancak burada daha da önemli bir durum var zannımca; değişime karşı çıkmayan ama değişimin anlamını kavramayıp, anlamayan insanlar. Eğer tüm dünya topyekün bir değişim göstermeyecekse elbette din, devlet, millet, ahlak gibi kavramlara bağlı olan bireyler mutlaka kalacaktır. Ve bence değişimde en şiddetli çatışmalardan biri de bu iç çatışma olacaktır. Çünkü karşımızda eski tüm gelenekleri ve anlayışları yıkan bir proje var. Geçiş aşaması o kadar sert olacaktır ki geçişten sonra ayakta kimlerin nasıl duracağını pek düşünemiyorum.

Yani karşımızda iki ciddi problem var, ilki büyük güçlere sahip kişiler, diğeri eski kültürel değerlere bağlı insanlar. Bir geçişin olması demek bu iki sınıfla da ayrı ayrı çatışma yapmak demektir.

Son olarak tüm bu aşamalar aşılırsa ve sistem gerçekleşmiş olursa neler olabileceğine değineyim. Eğer bu sistem bir şekilde işletilmeye başlarsa uzun bir süre geçerli olacağından şüphem yok. Yani gerçekten de refah düzeyini yükseltebilir ve ciddi yararlar sağlayabilir. Ancak tahminim belirli bir uzun aradan sonra insanların tekrar iktidar, güç, yönetim gibi dürtülerine yenik düşecekleri yönündedir. Projeye göre “kaynak bolluğu, insanların bencillik, yozlaşma ve açgözlülüğe olan eğilimini azaltacak ve birbirlerine güvenme eğilimini aşılayacaktır”. Elbette böyle bir durum olacaktır ancak yine de bu barışın uzun ama belirli bir süre devam edeceğini öngörüyorum. Belki tekrar para bazlı sisteme geri dönmeyiz ancak geçerli olacak olan sistem kendi içerisinde çatlamalar gösterecektir diye düşünüyorum.
 

                                   

 

                                



                     


Venüs Projesi'ne başka bir açıdan bakış

Zeitgeist videolarında Yapılan tespitler nokta atışla yapılan etkileyici tespitler. Gerek dinlerin kökeni olsun, 9/11'in sebebi olsun, ABD Merkez Bankasının para politikaları olsun tespitler tutarlı ve etkileyici. İlk filmi izledikten sonra birçok insan dünyaya bakışının değiştiğini, uyandığını söylüyor, hemen belirteyim çoğu bir kitap okudum hayatım değişti abi insanıdır bunların fakat bu etkiyi daha mürekkep yalamış, eleşritel, süpheci düşünme yetisine sahip insanlarda da gördüm. İkinci film Addendum ilk filmde oluşturulan arkaplan üzerinden ilerleyip mesajını veriyor: Başka bir dünya mümkün, Venüs Projesi bunu sağlayabilir. Tabi bu filmde de ilk filmde olduğu gibi süper çarpıcı örnekler var. Film para bazlı ekonominin döneminin kapandığını zira artık kaynakların kıt ihtiyaçların sınırsız olmadığını; fakat bu tip ekonomiden çıkarı olanların hala bu ekonominin ayakta durmasını sağladıklarını, eğer sahip olduğumuz teknolojiyi gerektiği gibi kullanırsak kaynakların aslında sınırsız olduğunu fark edeceğimizi, sınırsız kaynaklı ekonomide de paraya ihtiyaç olmayacağını, zira paranın kıt kaynakları elde etmek için bir araç olduğunu, paranın borçla yaratıldığını, bu borcun ABD Merkez Bankasından alındığını ve bu yolla ekonominin işlemesinin sağlandığını, bu sistemde tek karlı kuruluşun ABD Merkez Bankası olduğunu çünkü ekonomiye giren her parayı onların ekonomik sisteme borç olarak soktuklarını, parayı ise hiçbir şeye dayanmadan yarattıklarını, fakat bu borcun faizini aslında bu var olmayan para ile değil, gerçek para ile tahsil ettiklerini, ABD Merkez Bankasını birkaç güçlü ailenin yönettiğini vs. iddia ediyor. Ve izlerken sizi buna ikna ediyor.

Venüs Projesi burada devreye giriyor. Kaynakların kıtlığına dayanan para bazlı ekonomi yerine kaynakların sınırsızlığına dayalı bir ekonomi ile çok daha iyi yaşayacağımızı iddia ediyor. Çok hoş.
Hırsızlığın, savaşın, silahların, yolsuzluğun, açgözlülüğün, açlığın ortadan kalkacağını iddia ediyor.

Temiz bir çevre, herkese eğitim ve sağlık hizmeti, herkese ev, güvenli bir yaşam vaadediyor. Sınırların kalkacağı, tek bir dünya hükümetinin olacağı, kaynakların sınırsız olacağı bir dünya inşaa etme iddiasında.Eğer kapitalist sistem devam ederse üretimin robotların eline geçeceğini fakat asla üretimin tam kapasite ile yapılmayacağını ürünlerin yine para ile satılacağını fakat parası olan kimse kalmadığı için yağmaların, ayaklanmaların başlayacağını ve bunu askeri bir diktatörlüğün izleyeceğini iddia ediyor Venüs Projesinin fikir babası Jacque Fresco.

Ürettikleri gelecek projecksyonunda şehirler iç içe geçmiş çemberlerden oluşuyor. En dışta tarım alanları ve onun etrafında bir su kanalı, içe doğru gittikçe dinlenme alanları, parklardan oluşan çember, ardından küçük göletlerle çevrili evlerin bulunduğu çember, ardından şehrin sosyalleşme alanları, en içte ise büyük bir kubbe ile onu çevreleyen 8 küçük kubbe var. Küçük kubbeler kütüphane, konservatuar, tiyatro, araştırma merkezi, konferans salonu... görevleri
görecekler, merkezdeki büyük kubbe ise alışveriş merkezi, okul, hastane gibi yerlere ev sahipliği yapacak.

Evlerin ihtiyaçları otomatik olarak merkeze bildirilecek ve ihtiyaçlar evlere tabiki ücretsiz olarak dağıtılacak. Fakat iddia ediyorlar ki bu sistem hayatlarımızı göslemeyecek veya dikte etmeye kalkmayacak.

Devrimle değil evremile gelmeyi istiyorlar. Dünyanın çeşitli yerlerinde koloniler kurmayı ve zamanla en iyi yaşam biçimi olarak benimsenmeyi umuyorlar.
Şehirlerin, bünaların farklı dizaynalarının bu şekilde depreme çok daha dayanıklı olduğunu iddai ediyorlar, Jacque Fresco'nun aklına bu tip binalar yapmak bir dişliye bakarken gelmiş.

Kısaca: Üretimi robotlaştırıp insanların bütün ihtiyaçlarını bedava sağlama imkanının bulunduğunu, fosil yakıtlardan kurtulup tüm dünyada ulaşılabilen yenilenebilir yakıtlarla bedava enerji üretmenin mümkün olduğunu, teknoloji sayesinde kaynaklarımızın artık tüm ihtiyaçları karşılar noktada olduğunu iddia edip; yeni bir medeniyetten bahsediyorlar.

Şu soruların cevabını vermeli önce bu arkadaşlar:

1) İnsan çalışmasına ihtiyaç kalmadığında insanların boş zamanlarında tembelleşmekten başka bir  şey etmeyeceğini nasıl garanti edilecek?

2) Bütün bu merkezileşmiş üretimi kim kontrol edecek? Yapay zeka mı, seçilmiş hükümet mi? Eğer yapay zeka ise bu kadar gelişmiş bir yapay zeka hiçbir iş yapmayan  insanlığa ne kadar süre hizmet edecek, varlığının bilincine varırsa ne yapacağız? Eğer hükümet tarzı bir yapı yönetirse bu süreci etkin işleyeceği, keyfiliğin oluşmayacağı nasıl garanti edilecek?

3) Özellikle hizmet sektöründeki bazı mesleklerin icrası sonsuza kadar insanlar tarafından yerine getirilecek. Örneğin hukuk işleri. Muhtemelen o kadar bolluk içinde eğitim almak için, çalışmak için hiçbir motivasyonu kalmayacak olan insanoğlu arasından nasıl hukukçular, öğretmenler, psikologlar yetiştirilecek/bulunacak.

4) Bu bolluk içinde miskinleşen insanın bunalıma girip bambaşka sorunlara yol açmayacağını toplumsal bir bunalım geçirmeyeceğimizi kim garanti ediyor?

5) Şehirler neden ille de o şekilde olacak? İddia edildiği gibi süper bir eğitim alan, kendisini geliştirmek için bol zamanı olan insanların yaratıcı gücüne inanmıyorlar mı bu projeyi yaratanlar.

Kapitalizme alternatif üretmek, kapitalizmin ipliğini pazara çıkarmak için güzel bir alternatif... dünyanın böyle bir anlayışa gelmesi şu aşamada zor görünüyor.
 

      

Venüs Projesine getirilen eleştiriler.. 16/10/2012

1- Fresco'nun iddia ettiği, kar elde etmek adına teknolojinin kasıtlı olarak yavaşlatılması savı esasen Marx'a aittir.. Çalışanların emeği ile makinalar arasındaki ikame oranının belirlenmesinde teknolojik gelişmeler önem arz eder.. Teknoloji geliştikçe burjuvazi daha çok, daha sermaye yoğun ve emeğin yerine kullanılan yeni makinalar ikame edeceğinden, işçilerin emeklerinden elde ettiği artı değer sıfıra yakınlaşacaktır.. Sömürünün sıfıra yaklaşmasıyla birlikte sermaye yoğun ekonomilerde karın da paralel olarak azalacağını, bunun da Kapitalizm'in sonunu getireceğini iddia etmiştir.. Marx'a göre teknolojik gelişmenin yavaşlatılması ve sömürü düzeninin bu bağlamda devam etmesi burjuvazinin en önemli araçlarından biridir.

Yani sav Fresco'ya ait felan değil.. Sadece bu temel varsayımı kabul ediyor diyebiliriz.. Ama ortalıkta bu teorinin Fresco'ya ait olduğu yazıyor.. Hatta 'geliştirdiği' iddia ediliyor.. Acaba bu teoriye nasıl bir katkı sağlamış kendisi?

2- Bu projeyi savunan insanlarla konuştuğumda, yukarıda da bahsi geçen bir konuyu dile getiriyorlar.. Mesela bu ütopyada hapishaneler olmayacakmış.. Çünkü insanların suç işlemesine, savaşların çıkmasına, yozlaşmanın ortaya çıkmasındaki tek neden 'sistem imiş.. Sistem düzeldiğinde 'suç' kavramı ortadan kalkacakmış.

Suçu sadece dış etkenlere bağlayan, insan davranışını tamamen önemsiz olarak gören bir anlayış var.. Gerçekten de sistem düzeldiğinde 'suç' kavramı tamamen ortadan kalkar mı?.. Bunun daha da ötesinde 'mükemmel, eksiksiz' bir sistem tasavvur edilebilir mi?.. Çünkü sistemin mükemmel olmadığı durumda suç yeniden ortaya çıkacaktır.. Venüsçüler mükemmelliyetin var olduğuna, daha da önemlisi bunu kendilerinin gerçekleştirebileceğine inanıyorlar.. Bu tür bir tavrın dogmatik olduğunu rahatça söyleyebilirim.

3- Ben Venüs projesini Zeitgeist belgeseli ile tanıdım.. Bilmiyorum belgeselden daha önce de var mıydı bu proje ama bir çok insanın da benim gibi olduğunu düşünüyorum.

Bu projenin ölü doğmasındaki nedenlerden biri de belgeseldir.. Çünkü belgesel, din ile ilgili bölümlerden tutun siyaset ile ilgili bölümlere kadar yalan yanlış bilgilerle doludur.. İkiz kulelerle ilgili komplo teorilerinden, 'Hepimize çip takacaklar!' saçmalığına kadar belgeselin her yanına sinmiştir bu durum.. Savlarını kabul ettirmek adına CIA'in bizzat çıkmasına destek sağladığı bir tetikçinin anlatımlarına yer vermiştir vs.

Bu tür absürdlüklerin olduğu bir belgesel ile birlikte ortaya çıkan bir projeye ne kadar güvenilebilir?

4- Projenin en önemli eksikliği sistemin nasıl dönüştürüleceği sorunudur.

Örneğin Marksistler, anarşistler, sendikalistler vs. insanlara bir takım sorumluluklar verirler.. Sendikalar ve STKlar aracılığıyla örgütlenmek, siyasi partiler aracılığıyla parlementoda etkinlik arttırmak, grevler, protestolar, mitingler ile sistemde çatlaklar oluşturmak gibi insan eylemini öne çıkaran bir takım politikalara sahiplerdir.

Fakat Venüsçüler bu projeye nasıl ulaşılacağına dair bir şey söylemiyorlar.. Belgesel çekmekle, konferanslar vermekle bu iş olmaz sanırım.. Devlet ile, egemen güçler ile mücadele etmeden bu ütopyaya nasıl ulaşılacak?.. Gerekirse meydanda polis dayağı yemeden, hapishanelere girmeden nasıl geçilecek bu sisteme?.. Yoksa egemenler, ''Ya bu proje çok hoş bişeymiş, bizim neden daha önce aklımıza gelmedi.. Karı marı boşverin, hep birlikte mutlu mesut yaşayalım.'' mı diyecekler?

5- Yine rutin tartışmalardan birinde 'paraya' yönelik eleştiriler getirdiklerini, parayı kötü bir şey olarak tanımladıklarını gördüm.. Bu sistemde para diye bir şey olmayacakmış.. Paranın insanın insan tarafından sömürülmenin bir aracı olarak kullanılmadığı sürece sadece bir 'değişim' aracı olduğunu, sınıfların olmadığı sosyal bir ekonomide hiçbir sorun teşkil etmeyeceğini türlü türlü örneklerle açıklamama rağmen bir türlü ikna olmadılar.. Bunu da önemli gördüğüm için belirtmek istedim.

Ayrıca paranın olmadığı bir ekonomi tasarlamalarına rağmen aşağıdaki haber ilgi çekicidir.. Çelişkili bir durum olduğunu söyleyebilirim; Fütüristler dünyayı kurtaracak!

Haberde konferansa katılım ücretinin 850 lira gibi süper uçuk bir rakam olduğu ( Ramtha lakaplı J.Z Knight'ın Kuantum Teorisi'ni deforme eden teorilerini anlattığı konferansların da bu tür uçuk rakamları vardı) yazıyor.. Konferansın açılış konuşmasının Türkiye temsilcisi tarafından yapıldığı ve bu kişinin 'At yarışı ve Spor toto' gibi, 'Köprü ve otoyallarda otomatik geçiş sistemi' gibi uygulamaların sahibi olduğu yazıyor.. Ayrıca her lise öğrencisinin mutlaka bir döneminde oynayarak bir dolu parayı bayıldığı İDDAA sisteminin de yakın zamana sahibi olduğu, fakat hisselerini bir zaman sonra sattığı yazıyor.

Bu tür ilişkiler dikkate alınmalıdır elbette.

6- Venüs Projesi'nin bir diğer eksikliği de akademide esamesi dahi okunmaması.. Peki akademide kendine yer bulması ne demek?.. Kapitalist liberalizm ekonomi biliminde yer alıyor da çok mu bir işe yarıyor? gibi sorular akla gelebilir.. Önce kısaca bu sorulara yanıt verelim;

Akademik literatürde yer alması demek, basitçe üniversitelerde hakkından söz edilmesi demek.. Siyaset felsefecileri, ekonomistler tarafından Fresco'nun ciddiye alınması, yazılarının alıntılanması, referans konusu olması demek.. Ana akım burjuva biliminin dışında sosyalizmin, anarşizmin, sosyal demokrasi gibi siyaset felsefeleri/akımların dahi bir literatürü vardır.. Ciddiye alınırlar, sosyal bilimlerde adından sıkça söz ederler.. Venüs projesi ise bu bağlamda sınıfta kalıyor maalesef.

Yalnız üniversitelerde konferanslar verilmesinden felan bahsetmiyorum.. Bir  yerde  Bahçeşehir üniv.in buna öncülük ettiği yazıyor.. Örneğin Yaratışçılık, Akıllı Tasarım gibi konular da hem ABD'de, hem de Türkiye'de proflar tarafından kabul edilebiliyor, üniversitelerde hakkında konferans veriliyor vs.. Ama akademinin hiçbir yerinde ciddiye alınmıyor.. Bahsettiğim ayrım bununla yakından ilgili.

Dipnot; Kişisel fikrime göre Venüs Projesi'nin yukarıdaki görsellerden başka bir numarası yok.. O cennetvari görselleri kaldırdığınızda, ortada sadece bir takım eskiden söylenmiş sözlerin tekrarı, Yeşilcilerin yenilenebilir enerji savunusundan başka bir şey kalmıyor..

 

- Ütopik bir proje ancak mevcut dünya düzenine olan eleştirisini ciddiye almamak elde değil.

 

Venüs Projesine dair başka bir eleştiri:

17/10/2012


Liberteryen bakış açısıyla VP

Ben Venüs Projesini, Zeitgeist belgeselini izlemeden önce tanıdım. Nasıl oldu bu derseniz, fütüristler derneğinin 3 yıldır üyesiyim, gelecekle ilgili konuları araştırırken alternetif geleceklerden biri olarak karşıma çıktı, ve youtube'dan bulabileceğim her Jacque Fresco videosunu teker teker izledim, kitabını okudum, sonra zeitgeist belgesellerini izleme fırsatım oldu, sonra future by design. Sonuçta konuyla o kadar içli dışlı olmuştum ki, kendimi venüs projesi Bilkent sorumlusu olarak buldum. (bu arada Bilkent üniversitesinde arkadaşlarımla kurduğum Fütürizm Kulübünde de bu konu sık sık konuşuldu ve ben tarafından arkadaşlarıma propagandası yapıldı.)

Bu sırada Ankara'da yapılan Venüs Projesi- Zeitgeist toplantıların katılmaya başladım fakat ilerleyen dönemlerde paranın şeytan icadı olmadığı görüşümü dile geitrince yollarımız ayrıldı.

Zaten grup içinde de bir lider yoktu, var olduğu zamanlarda çok kavgalar edilmiş ve gruptaki herkes kavgadan sıkılmış ve kendi köşelerine çekilmişti. Son bıraktığımda VP(venüs projesi) ve ZH(zeitgeist hareketi) ayrıldığı için kendilerini VP'nin bile reklamını yapamaz halde, yalnızca zeitgeist belgesellerini daha çok insana izlettirme gayesi taşıyan organizatörler ve çekirdek bir ekip kalmıştı.

Türkiyede'ki karmaşayı anlatmamın sebebi, konuyla ilgilenen arkadaşlara durum hakkında bir özet geçme isteğimdendir.

VP & ZH nin bana göre Yanlışları:

Önce Venüs projesiyle başlamak istiyorum,

Yukarıda değinilmeyen çok önemli bir detayı da hemen söyleyeyim; venüs şehirleri, merkezlerinde bulunan büyük merkezi süper bilgisayarlarca birbirlerine bağlanmakta, bütün küreyi denetlemekte, ve ilgili bütün önemli kararları yazılımları doğrultusunda vermektedir.

Bu yazılım konusu mesela çok sıkıntılıdır bence. yazılımın kimin tarafından planlanacağı, hangi parametrelerin kullanılacağı ve en önemlisi kaynakların nasıl dağılacağı fresco'nun bile çok havada kalır şekilde dile getirdiği bir konudur.

Bu konuda verdikleri örnek, insanların ihtiyaçları doğrultusunda merkezi bilgisayara taleplerde bulunmaları ve güncel modellerden birini tercih etmeleriyle işlemektedir. Fresco genelde süreci daha albenili kılmak adına ürünlerde diğer insanlarca (open-source mantığında) geliştirilmiş olan adaptasyonları(custom parts) seçebileceğinizi veya tamamen orjinal bir ürün talep edebileceğinizi söyler. bu ürünler tam otomatik sistemlerce(Computer integrated manufacturing tarzı) imal edilecektir.

"Bu sayede hiçbir makine, hiç bir zaman boş kalmayacak, makineler durmadan insanların ihtiyaçlarına cevap vermek için üretimde bulunacaktır." Ama tahmin edebileceğiniz gibi bunun için her parçası otomatik fabrikalar gerekmekte ve yüksek rağbet gören ürünlerin üretimi için özelleşmiş makineler, bantlar ve süreçler kullanmak gerekmektedir. Makineler ve bilgisayarlar ne yazık ki bu tarz bir organizasyon için tasrım yapma kapasitesine sahip değillerdir. Bu yüzden insanlar bu işin geliştirilmesi için gönüllü çalışmadığı sürece, bilgisayardan talep etğiniz bisiklet bu işi yapmada özelleşmiş bir fabrikada enerji tasarruflu bir şekilde imal edilmeyecek aksine her parçası tek tek bugün için milyon dolarlar eden bir cnc bilgisayarda üretilecek ve elinize monte edilmeden ulaşacaktır. Lakin paranın artık değeri olmadığından kaynaklar el verdiği sayıda CNC makinesi üretilebilecek ve hatta CNC makineleri üretebilen özelleşmiş bir fabrika yapılabilecektir. bu da istediğiniz bir otomobil için 60-70 bin CNC makinesinin gece gündüz durmadan çalışmasıdır. Her bir vida ve somun için ayrı bir cnc makinesi...

Tabi bu sırada işlerin yolunda gitmemesi ve sistemin insan müdahalesine ihtiyaç duyması çok çok olası.

Diyelim imalat sorunsuz işliyor, insanlar egosuz bir şekilde ürettikleri adaptasyonları bilgisayarlara yüklüyor veya hergün gelişen ve modellerin sürekli yenilendiği bir dünyada imkansız bir yarış vererek bu modellerin CNCler tarafından değilde kompleks fabrikalarda üretilmesi için çalışıyorlar.(CIM fabrikaları kurmak için ve ardı arkası kesilmez talepleri karşılayabilmek için çalışıyorlar) bu da maalesef mümkün gözükmüyor.

Varsayalım imalat sorunsuz işliyor, bu sefer ki sorun, 15 tane arabaya ve/veya başka benzer karmaşık elektronik-mekanik-yazılım dan oluşan sistemlere ihtiyaç duyduğunu iddia eden haneye. Zaten iddiaya göre her biri f-1 aracından iyi olan bu cihazlarla bir aşçı ne yapacak? Veya dünya üzerinde çok sınırlı miktarda olan bir kaynağı, efektif olarak kullanamayacak ama yine de talep eden birine, sistemin vereceği bir yanıt nedir? Kişinin sağlıklı olduğu düşünüldüğü takdirde, kişi bu kaynakları kesinlikle efektif olarak kullanacağı için istiyordur, sorunsuzca verilir. Gereğinden fazla kisi talep ederse bölüşme nasıl olacak?

ihtiyaç-bolluk sorunsalı devam ediyor...

Bir diğer sorun, frescoya göre kişilerin tamamen çevre-merkezci bir davranışa mahkum olması. determinizme çok yakın olan bu görüşe açıkçası katılmıyorum. Özgür iradenin yokluğunda bu tartışmaların yapmanın tamamı bence saçma ve gereksizdir. İşin gerçeği, insanın davranışlarını şekillendiren şey hem çevre hem de bireyin kendi iradesidir, uyaranlar genelde çevre fakat adapte olan ve sorunları çözerek üstesinden gelen iradedir. ..ve sonsuz sayıdaki parametreye sahip bir denklemin sonsuz çözümü vardır. Mesela araba kazasında zarar görmemek için kimi insanlar arabaya binmemekte kimileri kemer takmaktadır.

 

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkiye/Denizli 

Ana Sayfa / Index / Roket bilimi / E-Mail / Kuantum Fizigi / Astronomy

                                       / Time Travel Technology / UFO Galerisi / UFO TechnologyUçaklar(Aeroplane)