| |
Yüksek Frekans Tekniği
Elektronik olarak elde edilebilecek en yüksek
frekans, 300 000 000 000 Hz dolayındadır.
300 milyar Hz = 300 milyon Khz
= 300 000 Mhz = 300 Ghz
Dalga kılavuzu
İng. wave guide
İçinde çok kısa dalga boylu akımmıknatıssal dalgaları ileten çembersel ya da
dikdörtgen kesitli metal boru.
Klystron: boyları 10 cm veya daha kısa olan dalgalara tekabül eden
yüksek frekanslı akımlar meydana getirir veya var olan akım düzeyini
yükseltir. ismi dalgaların kumsaldaki hareketini ifade etmek için kullanılan
klyzein fiilinden türemiştir.
Hız modülasyon lambalarına verilen addır. özellikle radarlarda
kullanılırlar.
katot'un yayınladığı elektron demeti, sesin şiddet ve süresini artıran bir
rezonans boşluğunda, eş eksenli bir kablonun beslediği bir kuplaj çevriminin
yarattığı değişken alanın etkisiyle hızını değiştirir ve yüksek bir ivme
kazanır. Anot'un çekişiyle ikinci rezonans boşluğuna girip, eş eksenli bir
çıkış kablosuyla biten bir kuplaj çevriminde akım yaratır.
Giriş ve çıkış kabloları arasında bağlantı kurulmasıyla da salınımlar elde
edilmiş olur
lineer hızlandırıcılarda kullanılanı elektromanyetik dalga üretmez, üretilen
elektromanyetik dalgayı güçlendirmeye yarar. bu cihazlarda elektromanyetik
dalgayı ise harici bir osilatör ya da magnetron üretir.
klistron : klystron
Elektrik enerjisini, katotdan anoda doğru akan elektron demetinin hızını
modüle ederek yüksek frekanslı elektromanyetik enerjiye dönüştüren elektron
tüpü.
Elektronik: klystron
yüksek frekans jeneratörü
Klystron is a Microwave Generator,
1- an electron tube used to amplify microwave-frequency electromagnetic
radiation : klystron
---------------------------------------------------------------------------------
Magnetron:
Çok kısa radyo dalgaları veren bir lamba
ikinci dünya savaşı sırasında radarlarda kullanılmak üzere geliştirilen
yüksek enerjili mikrodalga jeneratörleridir. Daha sonra farkliı kullanım
alanları bulmuştur.
elektrik enerjisinin mikrodalga enerjisini dönüşmesini sağlar ve 2450 mhz
frekansında dalgalar üretir.28 ghz frekans üretenlerde mevcuttur.
60 hz'lik elektrik enerjisini mikrodalgaya dönüştüren vakum tüpüdür.
diğer yürüyen dalga tüpleri ya da klistron doğrusal ışınım yapan tüpler gibi
çalışır. Magnetronda, radar cihazına yüksek gönderim gücünü üretmek için
birbirine dik (çapraz biçimli) bir elektrik ve kuvvetli bir manyetik alan
oluşur. Bu nedenle eski yayınlarda magnetron "çapraz alan üreteci" veya
"çapraz alan osilatörü" olarak adlandırılmıştır.
Magnetron i. (fr. magnétron). Çok yüksek frekanslı akımlar doğuran veya
yükselten vakumlu tüp; içindeki elektron akışına hem bir elektrik alanıyla,
hem de bir magnetik alanla kumanda edilir.
— ansikl. Fizikçi Maurice Ponte tarafından bulunan magnetron’da, elektron
yayan bir katot ve onunla eşmerkezli, pozitif potansiyelde tutulan ve
elektronları çeken bir anot bulunur. Magnetronun elektrotlarının
yerleştirildiği boş kısmın dışında bulunan kuvvetli bir elektromıknatısın
magnetik alanı, elektronları yörüngelerinden saptırmağa ve anoda varmadan
önce spiral bir yol izlemeğe zorlar. Anodun yapısında bulunan rezonans
boşlukları duruma göre ya titreşime yolaçar veya magnetrona uygulanan
işaretin titreşimlerini yükseltir. Desimetre seviyesindeki dalgalar için
kullanılan ve empülsiyon rejimine göre çalışan magnetron i1e birkaç megawattlık güçler elde edilebilir. Radarın kalbi olan magnetron, Hertz
verici rölelerinde de kullanılır. (L)
Elektriksel imleri, telsiz olarak yaymak amacıyla elektromıknatıs ışınımdan
yararlanma.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gyrotron: Elektromanyetik dalga üreteci
Magnetron ve
Mikrodalga Salınımı

Magnetron mikrodalga üretimi için kullanılan
bir çeşit osilatördür. Mikrodalga üretimi günlük hayatta radarlar ve
mikrodalga ısıtıcılarında kullanılıyor. Magnetronun temel prensibi
elektromanyetik dalga teoreminin yasalarına dayanıyor.
1-) Düzgün hızla hareket eden bir elektron
etrafında düzgün bir manyetik alan oluşur.
2-) Düzgün bir manyetik alan içerisinde hareket eden bir elektron üzerine
manyetik alana ve elektron hareketine dik olacak şekilde bir kuvvet etki
eder.
3-) Düzgün bir elektrik alan içerisindeki bir elektrona elektrik alana
paralel olarak bir kuvvet etki eder.
Magnetron bir anot olarak adlandırılan büyük bir bakır bloktan meydana
gelir. Anot bloğunun orta deliğinde ısıtıcı flaman iletkenleri ile taşınan
bir silindirik katot yer alır. Bu katot, yüksek salım (emisyon) yeteneği
olan dolaylı olarak ısıtılan bir oksit katottur. Anot bloğu çevresinde
frekansı tayin edici 8 ila 20 adet kadar kovuk çınlayıcısı (cavity resonator)
yer alır ve bunlar bir kapalı gecikme hattı gibi çalışır. Bu resonatörlerde anot
ile katot arasında bağlantıyı sağlayan küçük bir yarık vardır.

Bir vakum tüpünün içindeki bir oksit katot, yüzeyindeki metalden
tüpteki boşluğa doğru elektron saçan bir elektrot tur. Katot ısıtıldığında
metal katot üzerindeki termal titreşimler artar. Bu titreşimler elektronları
yüzeyden boşluğa doğru iter.
Katot’un metal yüzeyinden boşluğa doğru saçılan elektronlar,
katot tüpün etrafında elektron bulutları oluşturlar. Bu elektron bulutları
kümeler halinde magnetronun altına ve üstüne yerleştirilen mıknatısların
manyetik alanlarının etkisi ile tüpün içerisinde dönmeye başlar.

Advertısement
Şekilde
kırmızı renkli olarak gösterilen ve dönen mikser bıçağına benzeyen şey,
dönen elektron bulutlarıdır. Değişik elektron gruplarının farklı
hızlara sahip olmaları nedeniyle, elektronlar dönüşleri sırasında çalışma
zamanı etkileri ortaya çıkar. Daha hızlı elektronlar daha yavaş elektronları
yakalar ve elektronların kümelenmeleri sonucu „jant telli bisiklet tekerinin
dönmesi” sırasında meydana gelen bir görüntüye benzer bir çark görüntüsü
ortaya çıkar. Bu görüntüye İngilizce de „Space-Charge-Wheel” denilmektedir.
Bu çark AC alanın her bir çevrimi için 2 kutupluk açısal bir hızda
dönmektedir. Bu faz ilişkisi elektron kümelerinin enerjilerini sürekli
aktararak yüksek frekanslı salınımın sürmesini sağlar. Resim 8 da betimlenen
an, bu çarkın anot DC gerilimi bindirilmiş (superimposed) yüksek frekanslı
dönen alanının biraz negatif yüklü iken olan ki halidir.
,,
Tüp içerisinde
dönen yoğun elektron bulutları resonatörlerin yarıklı olması sebebi ile resonatörün kapasitif
davranmasına sebep olur. Bu kapasitif etki, geciktirme hatları(Kovuklar)
üzerinde bir dönen manyetik alan oluşturur. Manyetik alan, resonatörlerin iç
bölümlerinde etkili olduğundan, sadece resonatör yarığında yoğunlaşan
elektrik alanı etkileşim hacminde etkin olur ve elektronların hareketlerini
etkiler.
Sonuç
olarak katottan boşluğa yayılan elektronlar manyetik alanla hızlandırılmış
ve bu hızlandırılan elektron bulutları, etrafına yerleştirilen kovuklar
üzerinde kapasitif etki yaratarak yine resonatörler üzerinde değişken bir
akım meydana getirmişlerdir. Bu çok küçük değişken akım yani elektron
hareketi, bir elektromanyetik dalga ışımasına sebep olur. Elektronlar ne
kadar çok hızlandırılabilirse salınım yapılacak olan elektromanyetik dalga
frekansı o kadar artar.
Yüksek frekanslı
enerji magnetrondan bir halka vasıtasıyla sağılır. 10 GHz altında ki
frekanslarda bu halka bir eşeksenel (koaksiyel) kablonun ortasında ki
iletken bükülerek ve ardından dış iletkene lehimlenerek yapılır. Bu şekilde
oluşturulan halka (Resim 11, Görüntü A) kovuğun içine yerleştirilir. Daha
yüksek frekanslarda ise (Görüntü B) bu halka çınlayıcının dışına doğru
alındığında daha verimli olmaktadır.


REZONATÖR NEDİR?
Belli bir frekansta titreşen ya da rezonans yapan, dolayısıyla belirli
frekanslardaki dalgaları iletmeye ya da güçlendirmeye yarayan mekanik veya
elektriksel aygıttır.
Boşluk rezonatörü
Boşluk rezonatörleri kapalı metal kutulardır.
Kutular elektromanyetik enerjiyi sınırlar. Böylece ışıma ve yüksek direnç
etkileri yok olur ve çok yüksek kalite faktörü elde edilir.
Kalite faktörü (Q): Fiziğin çeşitli dallarında osilasyon yapan sistemlerde
osilasyonun verimini belirtmek için kullanılan terimdir.
Mikrodalga frekanslarında R,L ve C gibi toplu devre elemanları yapmak
zordur. Geleneksel tel devreler hem ışımadan kaynaklanan hem de deri
etkisinden dolayı yüksek dirençlere sahip olurlar. UHF ve daha yüksek
frekanslarda bir rezonans devresi yapmak için iletken duvarlarla bir boşluk
kullanılabilir. Böyle ekranlanmış bir boşluk elektromanyetik alanları
içeriye hapseder ve akım akışı için büyük alanlar sağlar. Böylece ışıma ve
yüksek direnç durumları yok olur. Bu yapıların doğal rezonans frekansları ve
çok yüksek Q ları vardır. Bu yapılar boşluk rezonatörleridir.
Dalga kılavuzu içi boş olduğu için, aynı zamanda bir boşluk rezonansı olarak
kabul edilebilir.
Rezonans boşlukları çok yüksek Q değerlerine sahiptir.30,000 aşan bir Q
değerine sahip olan boşluklar vardır.Yüksek Q, bu cihazları dar bir bant
geçirici özellik verir ve bu sayede çok doğru ayarlama sağlar. Basit ve
sağlam yapısı ek bir avantajdır.
Farklı frekans aralıkları ve uygulamalar için tasarlanan boşluk
rezonatörleri, çeşitli şekillerde olmasına rağmen, çalışma temel ilkeleri
herkes için aynıdır.
Dikdörtgen boşluk rezonatörleri
Her iki ucu iletken duvarla kaplı bir dikdörtgen dalga klavuzu düşünelim.
Boşluğun iç boyutları şekilde gösterildiği gibi a,b ve d dir.
Bir dikdörtgen dalga klavuzunda hem TE hem TM modları var olabildiğinden bir
dikdörtgen rezonatörde de bu modların var olması beklenir. Ancak bir
rezonatörde TE ve TM modları gösterimi tek değildir çünkü x,y ve z yönü
yayılma yönü olarak seçilebilir. Bir başka deyişle tek boylam yönü yoktur.
Örneğin z eksenine göre bir TE modu, y eksenine göre bir TM modu olabilir.
Z ekseninin referans yönü olarak seçildiği var sayılırsa;
Gerçekte z=0 ve z=d deki iletken sını duvarları çoklu yansımalara neden olur
ve duran dalgalar oluşur. Bir sınırlı boşlukta yayılan bir dalga yoktur. Bir
boşluk rezonatöründeki TM veya TE duran dalgalarını göstermek için üç
sembollü alt indise(mnp) ihtiyaç vardır.
Bir boşluk rezonatörü küçük bir probla veya döngüyle beslenebilir.
Bir boşluk rezonatörünün kalite faktörü
Bir boşluk rezonatörü herhangi bir mad varolduğunda elekrtrik ve manyetik
alanlarlada enerji depolar. Boşluk rezonatöründe duvarların öz iletkenliği
sonludur ve sonuçtaki güç kaybı depolanan enerjinin azalmasına neden olur.
Bir rezonatörün kalite faktörü bant genişliğinin bir ifadesidir aşağıdaki
şekilde ifade edilebilir .
Lineer hızlandırıcılar (linear accelerator - linac) yüksek enerjili
X-ışını ve elektron üreten bilgisayar kontrollü cihazlardır. X-ışın tüpünde
olduğu gibi yüksek gerilim altında metal hedeften koparılan elektronlar,
daha yüksek kinetik enerjiye sahip olabilmek için elektromanyetik alan
içerisinde hızlanırlar. Yüksek enerjili elektron demetinin kendisi yüzeysel
tümörlerin tedavisi için kullanılabilirken, bir hedefe çarptırılmaları
sonucu elde edilen yüksek enerjili X-ışınları, derin yerleşimli tümörlerin
tedavisinde de kullanılabilmektedir. Bu şekilde 4 ile 25 MeV enerjisindeki
elektronlar ve hedefe çarptırılmaları ile 4-25 MV enerjisinde X ışınları
meydana gelir.
Çalışma prensibi basitçe şu şekilde özetlenebilir: Modülatör olarak
adlandırılan birim, bir doğru akım (DC) güç kaynağı tarafından beslenir ve
yüksek voltaj sinyalleri oluşturur. Sinyaller eş zamanlı olarak elektron
tabancasına da verilir. Magnetron veya klystron denilen dalga üreticileri
tarafından oluşturulan mikrodalgalar, hızlandırıcı tüp içine gönderilir. Her
sinyal içerisindeki mikrodalgaların frekansı 3000 MHz’ dir ve elektron
tabancası ile üretilen elektronlar da hızlandırıcı içerisine enjekte edilir.
Elektronlar, yaklaşık 50 keV’lik enerjiyle hızlandırıcı yapı içine enjekte
edildiklerinde mikrodalgaların elektromanyetik alanlarıyla etkilenirler.
Elektronlar, tıpkı bir sörfçüye benzer hızlanma işlemiyle sinüzoidal
elektrik alanından enerji kazanırlar. Yüksek enerji elektronları,
hızlandırıcı yapının çıkış penceresinden çıktıklarında yaklaşık 3 mm çaplı
bir kalem ışın şeklindedirler. Rölatif olarak kısa hızlandırıcı tüpe sahip
düşük enerjili lineer hızlandırıcılarda (6 MV ve daha düşük) elektronların,
x ışın üretimi için düz olarak ilerlemesi sağlanır. Yüksek enerjili lineer
hızlandırıcılarda ise hızlandırıcı yapı çok uzundur ve yatay bir şekilde
veya yatay bir açıyla yerleştirilmiştir.
Elektronlar hızlandırıcı yapı ve hedef arasında (genellikle 90° ve 270°)
uygun bir açı boyunca eğilirler. Elektron demetinin tam eğimi, saptırıcı
mıknatıslar, odaklama bobinleri ve diğer bileşimlerin bir araya gelmesi ışın
taşıma sistemi tarafından gerçekleştirilir. İstenilen ışının oluşturulması
ve dışarıya ulaştırılması aşamasında magnetron, klystron, tedavi başlığı,
hedef düzleştirici filtre, ışın kolimasyonu ve denetimini sağlayan bölümler
önem arz etmektedir. Işının en son dışarıya çıktığı kısım olan gantri lineer
hızlandırıcıların radyasyon kaynağını düşey bir eksende döndürme avantajını
sağlayan parçasıdır. Gantri dönerken kolimatör ekseni ışın merkezi ekseniyle
uyuşacak şekilde dikey eksende hareket eder. Kolimatör ekseniyle gantri
ekseninin kesişim noktası eşmerkez olarak adlandırılır ve tedavi için çok
önemli bir anlam ifade eder.
Radyasyon onkolojisinde, yüksek
enerjili foton ışınlarına sahip lineer hızlandırıcılar yaygın olarak
kullanılmaktadır. Teknolojik gelişmeler doğrultusunda, kullanılmakta olan
lineer hızlandırıcıların kolimatör tasarımları da değişmiştir. Lineer
hızlandırıcıların kolimatör tasarımlarındaki farklılık, alan kenarındaki ve
alan dışındaki dozlarla doğrudan ilgilidir. Ortogonal bitişik alanların
kullanıldığı radyoterapi tekniklerinde kolimatör tasarımları daha da önem
taşımaktadır. Bu çalışmada, radyasyon onkolojisinde kullanılmakta olan
lineer hızlandırıcıların kolimatör tasarımları ve bu tasarımların
birbirlerine üstünlükleri mevcut literatür incelenerek araştırılmıştır. Bu
çalışmanın sonunda, lineer hızlandırıcıların kolimatör tasarımındaki
farklılıkların, alan kenarındaki doz dağılımının önemli olduğu klinik
uygulamalarda etkili olduğu görülmüş ve detaylı olarak tartışılmıştır.
Medikal Lineer Hızlandırıcılar
Radyoterapinin esasını X-ışınları ile yapılan tedavi teşkil etmektedir.
Konvansiyonel enerji seviyesinde elde edilen X-ışınlarının giricilik
kabiliyeti düşük olduğundan, derine yerleşmiş tümörlerin tedavisinde,
tümörün üst kısmında bulunan sağlam dokular fazla miktarda doz almakta ve
bilhassa cilt reaksiyonları fazla olmaktaydı. Kemik dokusu ile yumuşak doku
arasındaki büyük soğurma farkları konvansiyonel X-ışınları ile yapılan
tedavide bir sakınca teşkil etmekteydi. Bu sebepten, kemik ve diğer
dokularda aynı soğurmayı verecek X-ışını cihazları üzerinde yoğun çalışmalar
yapıldı. Yüksek enerjili X-ışını demetlerinin konvansiyonel tipte çalışan
cihazlar ile elde edilemeyeceği anlaşıldığından, yüklü parçacıklar
hızlandırılarak başka sistemler üzerinde araştırmalar yapıldı. Bu amaçlı ilk
lineer hızlandırıcı, 1928 yılında İsveçli fizikçi Wideröe tarafından
yapıldı. 1930'lu yılların sonunda yüksek frekanslı, çok kısa dalga boylu
osilatörler geliştirilerek lineer hızlandırıcılarda, elektron
hızlandırılmasında kullanıldı. Böylece değişik enerjilerde hem X-ışını hem
de elektron demetleri veren cihazlar yapıldı. Bu cihazlar, mikrodalga
frekansında duran ya da ilerleyen elektromanyetik dalgalarla çalışmaktadır.
İlerleyen dalgalarla çalışan cihazlarda hızlandırıcı tüpün ucunda, gelen
dalganın yansımasını önleyen soğurucu bir sistem vardır. Duran dalgalarla
çalışan cihazlarda ise hızlandırıcı tüpün her iki ucunda en fazla yansımayı
sağlayacak, böylece yansıyan dalgaların gelen dalgalarla girişime
uğramasıyla duran dalgaların oluşturulduğu sistemler vardır. Günümüzdeki
medikal lineer hızlandırıcıların da esasını oluşturan ilk mikrodalgalı
hızlandırıcılar, 1948'de İngiltere ve 1955'de Amerika'da kurulmuştur.1
Lineer hızlandırıcılar röntgen tüplerinin çalışma prensipleri ile
çalışırlar. Ancak, normal X-ışın tüplerinde elektronlar 400 kV'dan fazla
hızlandırılamazlar. Anot ile katot arasındaki mesafe, lineer
hızlandırıcılarda daha uzundur. Megavoltaj X-ışınları, katottan fırlatılan
elektronların, megavoltaj elektrik potansiyel farkı ve mikrodalgalar
sayesinde hızları ışık hızına yaklaştırılarak anoda çarptırılması sonucu
elde edilir.
Lineer hızlandırıcılarda, radyoaktif kobalt ünitelerinden daha yüksek
enerjili ışınlar, daha keskin ve daha geniş alanlar elde etmek mümkündür.
Ayrıca cilt koruyucu özellikleri, Cobalt teleterapi cihazlarının yaydığı
gama ışınlarından daha fazladır. Lineer hızlandırıcıların bu avantajları
olmasına rağmen, maliyetleri yüksek ve bakımları oldukça güçtür. Modern
medikal lineer hızlandırıcıya ait blok şema, Şekil 1'de verilmiştir.

Çalışma prensipleri basitçe şöyledir: Güç kaynağı, merkezinde katot,
çevresinde anot bulunan silindirik yapılı, impuls (atma) oluşturan şebeke
ağı ve hidrojen thyratron lambalarını içeren modülatöre doğru akım verir.
Elektrik akımı modülatörde depolanır ve bir kontrol sistemi, bu akımla belli
aralıklarla titreşim oluşturur (mikrodalga). Modülatörden çıkan yüksek
voltajlı atmalar magnetron veya klystron tüplerine ve aynı zamanda elektron
tabancasına iletilir. Magnetron, elektromanyetik mikro dalgalar üreten,
klystron ise elektromanyetik dalgayı güçlendiren düzeneklerdir. 15 MeV'den
daha büyük elektronlar için klystron kullanılır. Hızlandırıcı (dalga klavuzu
= waveguide), silindirik tüpten oluşmuş yaklaşık 10 cm çapındadır. ¼ dalga
boyu aralıklarla metalik disk veya diagramdan oluşan seri bakır odacıklardan
ibarettir. Bu tüpe yüksek derecede vakum uygulanır.
Elektron tabancasından elde edilen elektronlar 50 keV'luk enerji ile (ışık
hızının beşte ikisi kadar) hızlandırıcı bakır tüpün içine gönderilir.
Magnetron veya klystrondan çıkan elektromanyetik dalgalar hızlandırıcı tüpe
gelir. Böylece, yaklaşık 10 cm çaplı odacıklarda 3000 MHz frekansında
titreşimler oluşturulur. Odacıkta oluşan bu yüksek frekanslı elektromanyetik
dalgalar, odacığın ortasındaki kanala iletilir. Bu arada elektron
tabancasından elde edilen elektronlar, 50 keV ile hızlandırıcı bakır tüpe
girer, elektromanyetik dalgalara bindirilir ve odacıktan odacığa bu kanal
boyunca doğrusal olarak hızlanarak ilerler. Bir elektrodun (odacık) içine
girmekte olan bir parçacık, AC geriliminin periyodunun yarısına eşit bir
zaman için, alan olmayan bir bölgeye sürüklenir. Bu yolla gerilim
kutuplanması, parçacığın sürüklenme tüpü içinde geçirdiği süre içinde
tersine çevrilir ve daha sonra parçacık, bir sonraki boşluğu geçerken
hızlandırılır. Son odacıktan çıktığında elektronların hızları her odacıkta
aldıkları hızların toplamına eşit olur. Bu işleme lineer hızlandırma denir.
Yüksek enerjiler ve yüksek akımlar için bir ilerleyen dalga kullanmak daha
verimlidir. Bu ilerleyen dalganın tepe noktasında, parçacıkların
hızlandırıcının boyunu, sanki bir sörf tahtası ile okyanus dalgasının
tepesinde gezinirmiş gibi katettiklerini hayal edebiliriz. Dirençsel
kayıplar yüksek olduğundan, bu ilerleyen dalgayı sürdürmek için,
hızlandırıcı boyunca düzenli aralıklarla güç verilmelidir. Bu nedenden ötürü
hızlandırıcılar, sürekli bir demet yerine pulslu bir modla çalıştırılırlar.
Pulslu moda güç, sadece zamanın küçük bir kesri içinde sağlanmalıdır.
Lineer hızlandırma odalarına iletilen titreşimlerin hepsinin aynı frekansta
olmasını sağlamak, frekans düzenleyicisi ve lineer hızlandırıcı tüpünde
oluşabilecek iyonları tutarak daha önce oluşturulan vakumu sağlamak için
vakum pompası kullanılır. Elektronları bir demet halinde toplamak ve bu
halde hedefe göndermek için manyetik odaklayıcılar kullanılır. Yüksek
enerjili elektronlar, hızlandırıcının çıkış penceresinden, en yüksek
enerjilerini kazanarak, 3 mm çapında pencil beam olarak çıkarlar. Enerjileri
yaklaşık 5 MV/metre'dir. Daha yüksek enerjili ışınlar elde etmek için, bu
huzme, tüp ile hedef arasındaki yönlendirici mıknatıs (bending) ile 900 veya
2700 saptırılarak elektron demetinin çıkacağı kafa kısmına yönlendirilir.
Buradan da hedefe (target) veya yapının dışına verilir.
Elektron demetleri enerjilerine göre yüzeysel, orta ve derin tedavide
kullanılırken, X-ışını demetleri ise derine yerleşmiş tümörlerin tedavisinde
kullanılmaktadır. Lineer hızlandırıcılarda çıkan ışınların odak noktası çok
küçüktür (2-3 mm). Bu nedenle radyasyon demetinin sınırları keskindir.
Elektronlar, tungsten gibi yüksek atomik sayılı bir metalden oluşmuş targete
çarptırılarak frenleme X-ışını elde edilir. Bu fotonun yayılım yönü gelen
elektronun enerjisine bağlıdır. Gelen elektronun kinetik enerjisi 100
keV'den az ise, X-ışının yayılımı tüm doğrultularda az veya çok eşittir.
Elektronun enerjisi arttıkça, ileri doğrultuda X-ışını yayılımı artar. MV
mertebesindeki X-ışını tüplerinde kullanılan geçirgen tip yüksek atom
numaralı hedeflerin bir yüzüne elektronlar gelirken, diğer yüzünde
X-ışınları oluşur. Gelen elektronun soğurulması için hedef yeterli
kalınlıkta olmalıdır. Lineer hızlandırıcılarda X ışınları demeti heterojen
dağılıma sahiptir.
Bir lineer hızlandırıcının kafa kısmı şu bölümlerden oluşur:
• X-ışın üretimi halinde, elektron hüzmesinin çarptırıldığı tungsten target;
bütün elektronlar targette durdurularak frenlenme X ışınlarını oluştururlar.
• Işın huzmesinin çapını tayin eden dairesel ilk kolimatör.
• X-ışınlarını homojen hale getiren koni şeklindeki “egalizatör” denilen
filtre.
• Elektron demetini homojen hale getiren (elektron ışınlaması halinde, yani
tungsten hedefin kullanılmadığı durumlarda devreye girer) manyetik alan
oluşturan difüzör veya “elektron süpürgesi”; bu, elektronların homojen
şekilde dağılmasını sağlar.
• Verilen dozun iki ayrı iyon odasında ölçülerek ışın demetinin şiddetini ve
simetrik olup olmadığının kontrolünü sağlamak için iki ayrı iyonizasyon
odası.
• Tedavi sahalarının tayini için hareketli çenelerden yapılmış olan ikincil
kolimatör bulunmaktadır.
Kafa Kısmı (Gantry)
Lineer hızlandırıcılar, radyasyon kaynağının yatay eksen üzerinde
döndürebilecek şekilde tasarlanır. Gantry yatay bir eksen etrafında dönerken
kolimatör de alanın merkezinden geçen dik eksen etrafında döner. Gantry’nin
dönme ekseni ile kolimatörün dönme eksenlerinin kesiştiği noktaya izomerkez
(isocenter) denir.
Lineer hızlandırıcıda target malzemesi suyla soğutulur. X-ışınlarının en
yüksek enerjisi gelen elektronun enerjisine eşittir. Elektron modunda, kalem
genişliğindeki elektron ışını, tedavi alanı boyunca aynı (uniform) elektron
akısı sağlamak için saçıcı tabaka- (scattering foil) düzenleyici filtre ile
genişletilir. Saçıcı tabaka ince bir metalden yapılmıştır ve genelde bu
metal kurşundur. Bu tabaka kalınlığı önemlidir. Saçılma sırasında frenlenme
ışınları çıkar. Elektron demetinde bu ışınlardan kaynaklanan X-ışını
bulaşıklığı %5’den azdır. Bulaşmayı azaltmak amacıyla tabaka yeterince ince
olmalıdır. Yine bu modda elektronların havada saçılmasından dolayı ikinci
kez bir kolimasyona gereksinim duyulur. X-ışını modunda yüksek enerjili
elektronlar sırası ile önce hedefe, saçıcı tabakaya, düzeltici filtreye (flattening
filter) iyon odalarına, gerektiğinde wedge filtreden (motorize) ve hareketli
kollimatör sisteminden geçerler.
Gantry, kurşun tungsten veya kurşun tungsten alaşımı olan yüksek yoğunluklu
koruyucu mataryel içerir. Radyasyon sızıntısına karşı yeterli derecede
kalkan görevi görür. X-ışınları hedefi, saçıcı foil, düzleştirici filtre,
iyon odası, sabit ve hareketli kolimatör ve ışık sistemini kapsar.
Elektronların hedefe çarpması sonucu bir kısım enerjileri X-ışınına
dönüşürken geri kalanı ısı olarak açığa çıkar. Demeti homojen hale getiren
düzenleyici filtre; kurşun, tungsten, uranyum, çelik, alüminyum veya
bunların birleşiminden oluşur. Hareketli kolimatör kurşun veya tungstenden
yapılmış olup kaynaktan 100 cm uzaklıkta 40 x 40cm2 kadar (simetrik ve
asimetrik) açılarak tedavi alanını belirler. Işık lokalize sistemi ışık
kaynağı tedavi alanının boyutunu saptamak için kullanılır. Işık alanı ile
radyasyonun hedef alanı birbiri üzerine düşürülür. Elektronlar için
değişebilir kolimatör veya aplikatörler kullanılır.
Düzeltici filtre simetrik alanlar için yapılmış olup, asimetrik alanlarda
kullanıldığında, temel dozimetrik parametrelerde değişiklikler olabilir.
Işın, birincil kolimatör ile şekillendirilip, doz ölçüm birimine (ion
chamber) gelir. İyon odası ile doz, doz hızı, düzgünlük ve simetri gibi
fiziksel parametreler ölçülür. İkincil kolimatörde bulunan hareketli X ve Y
çeneleri ile de tedavi alanları oluşturulur. Şekil 2’de farklı
hızlandırıcılar için kolimatör yapıları verilmiştir.
























































The Cyclotron
A cyclotron can accelerate charged particles to
very high speeds. Both electric and magnetic forces have a key role. The
energetic particles produced are used to bombard atomic nuclei and thereby
produce nuclear reactions of interest to researchers. A number of hospitals
use cyclotron facilities to produce radioactive substances for diagnosis and
treatment.
A schematic drawing of a cyclotron is shown in Figure 29.26. The charges
move inside two semicircular containers D1
and D2, referred to as dees. A high
frequency alternating potential difference is applied to the dees, and a
uniform magnetic field is directed perpendicular to them. A positive ion
released at P near the center of the magnet in one dee moves in a
semicircular path (indicated by the dashed red line in the drawing) and
arrives back at the gap in a time T/2, where T is the time needed to make
one complete trip around the two dees, given by Equation 29.15. The
frequency of the applied potential difference is adjusted so that the
polarity of the dees is reversed in the same time it takes the ion to travel
around one dee. If the applied potential difference is adjusted such that
D2 is at a lower electric potential
than D1 by an amount ΔV, the ion
accelerates across the gap to D2 and
its kinetic energy increases by an amount qΔV. It then moves around
D2 in a semicircular path of greater
radius (because its speed has increased). After a time T/2, it again arrives
at the gap between the dees. By this time, the polarity across the dees is
again reversed, and the ion is given another “kick” across the gap. The
motion continues so that for each half-circle trip around one dee, the ion
gains additional kinetic energy equal to q ΔV. When the radius of its path
is nearly that of the dees, the energetic ion leaves the system through the
exit slit. It is important to note that the operation of the cyclotron is
based on the fact that T is independent of the speed of the ion and of the
radius of the circular path.
We can obtain an expression for the kinetic energy of the ion when it exits
the cyclotron in terms of the radius R of the dees. From Equation 29.13 we
know that ν = qBR/m. Hence, the kinetic energy is
When
the energy of the ions in a cyclotron exceeds about 20 MeV, relativistic
effects come into play. We observe that T increases and that the moving ions
do not remain in phase with the applied potential difference. Some
accelerators overcome this problem by modifying the period of the applied
potential difference so that it remains in phase with the moving ions.
|
|