DW: Tamam. Hadi.
73:00
O yüzden önce daha önce konuştuklarımızı kısaca bir geçelim:
BİRLİK (TANRI) KENDİNİ PARÇALARA BÖLDÜ
Evren bir teklik olarak başladi.
Kendini bizim galaksiler olarak bildiğimiz parçalara böldü. Bunda amaç
şuydu: Birlik önce tek bir benlikti. Kendini yalnız ve sıkılmış
hissetti. Bu bizim anlayabileceğimiz en yakın duygu –bizim tabirimizle-
Birlik’in ne düşündüğü konusunda.
Onda yaratıcı tüm potansiyel vardı
fakat hiç arkadaşı yoktu. Bakacak hiçbir şeyi yoktu. Hiçbir şey
değişmiyordu. Her zaman herşey aynıydı. Bu yüzden -bizim
düşünebildiğimiz kadarıyla- görünen evreni yaratmaya karar verdi.
BİLİNÇLİ EVREN
Galaksi olarak bildiğimiz şeyler
aslında zeki süper varlıklar. Yıldızlar zeki süper varlık. Gezegenler
zeki süper varlıklar. Ve galaksilerden gezegenlere doğru inerken, birçok
varlık hiyerarşisi görüyoruz. Bunlar hep zeki varlıklar. Son derece
zeki varlıklar. Ve son derece yaratıcı varlıklar. Bunlardan sonraki
derecede gezegenlerde yaşayan duygulu varlıklar var. Bunlar bizim gibi
duygulu varlıklar. Bu duygulu varlık düzeni 7 yoğunluk seviyesinden
oluşan bir yapıdır. 7 kademeden sırayla geçtiğimiz bir sistem.
İLK ALTI YOĞUNLUK
İlk kademe mineral hayat: Dünya,
hava, ateş ve su. Mikroplar burada değil. Onlar ikinci kademede, ya da
“Birin Kuralları”na göre ikinci yoğunlukta. Bu insanlar hariç
hayvanları, balinaları, köpekleri ve kedileri de içeriyor. Üçüncü
yoğunlukta bireyselleştirilmiş kendini bilme var. Dördüncü yoğunlukta
pozitif ve negatif varlıklar bulabiliyorsunuz. Beşinci yoğunlukta da
pozitif ve negatif varlıklar var. Altıncı yoğunlukta pozitif olmak
zorundasınız ya da evrendeki arka plan enerjisine eriyerek katılırsınız.
Negatif olarak 6. yoğunlukta yaşayamazsınız. Yani kötü varlıkların
hiçbiri 6. yoğunluğa geçemez.
YEDİNCİ YOĞUNLUK
7. yoğunluk çok ama çok ileri bir
seviye ve orada olanların yaptığı bir nevi sanal internetler yaratmak.
Bir bakıma orada geçmiş seviyelerdeki tecrübelerini gözden geçirirler.
Yaşayan bir veri tabanı kurarlar, 6. yoğunluktakilerin analiz edip
insanlara yardım etmesi için.
Bu onların kendisinden geldikleri
Birlik ile tekrar birleşmeden önce verecekleri son hediyedir. Yani tüm
bu söylenenlerden sonra diyebiliriz ki, şovu yöneten varlıklar, Dünyanın
patlamasını engelleyen varlıklar, 6. yoğunluktandır.
İncil bu varlıklara Seraphim ya da Cherubim der.
DRAKOLAR SÜRÜNGENLERDEN YAPILMIŞ İNSANLARDIR
Drakolar 4. yoğunluk
diyebileceğimiz, ya da bir ihtimal ─ki pek zannetmiyorum─ negatif 5.
boyut varlıklardır. Beşinci yoğunluk olabilirler, bilemiyorum.
Bildiğimiz bunların sürüngenlerden geliştirilmiş insan oldukları. Bu
öğrendiğimiz başka bir büyük olay.
İNSAN HAYATI HER YERDE
İnsan tipi varlıklar galaksimizde
her yerde bulunuyor. Evrenin yaklaşık %40’ı insan ya da insan benzeri
varlıkla dolu. Yani iki ayağı var, iki kolu var, ya da bazen daha fazla,
ama genelde iki. Bir başı var, iki göz, bir burun, ağız. Kulaklar.
Büyük çoğunlukla bu varlıkların yaşadığı gezegenler bizimkine çok
benziyor.
Bu şu anlama geliyor: Orada da
mikroplar var.Yosun var. Memeliler var. Kuşlar var. Sürüngenler var.
Bizimkine çok benzer bir bitki örtüsü de görüyoruz. Bu çok iyi çalışıyor. Herşey ilahi bir şekilde harmonik bir sinerji ile çalışması için dizayn edilmiş.
JC: Oksijeni nefesle alma?. (DW:Evet.) Karbon Dioksit? (Evet.) Bitki hayatı? (Evet)
DEĞİŞİK TİPTE GEZEGENLER DEĞİŞİK TİPTE İNSANSILAR YARATIYOR
DW:Bazı varyasyonları var tabi. Yani
büyük bölümü okyanus olan gezegen de olabilir. Bu durumlarda duygulu
insan tipi hayatı balinalardan, balıklardan ya da onun gibi şeylerden
gelişir. Dışarıda bunun gibi pekçok şey var. Kuşların yaygın olduğu bir
gezegen de olabilir, o zaman da onlar insan ya da insansı varlığa
dönüşür. Bazı belli durumlarda sürüngenler de insan görünümlü varlıklara
dönüşmüştür. Ve sonra bu sürüngenler ─bir sebepten dolayı─ ırkçı
olmuşlar.
Sadece başka sürüngenlerle
ilgilenmişler ve onlar gibi sürüngen olarak, onlardan bağımsız olarak,
başka gezegenlerde gelişmiş başka sürüngenleri aramışlar. Onlarla
işbirliği yapmak istemişler.
DRAKO DİĞER IRKLARI FETHETMİŞ
Yaptıkları şu: geçmiş 700.000 yıl
boyunca diğer sürüngen ırkları aramışlar ve onlarla genetik
materyallerini birleştirip onları fethetmişler. Böylece kendilerinin
“Drako” dediğimiz küçük negatif grupları oluşmuş. İsimleri geldikleri
Drako takım yıldızından geliyor.
Ayrıca dragon gibiler. Drako ayrıca
dragon, yani ejderha anlamında. Bunu size söylerken, birçok sözüne
güvenilir ,olayların iç yüzünü bilen, içerdeki kaynaklardan
birleştirerek söylüyorum.
Birbirinden bağımsız olarak farklı
insanların –ki bunlar ne olduğunu bilebilecek pozisyonlarda-
söylediklerindeki benzer şeyleri görerek söylüyorum.
JC:Evet
DW: Ve bu, bu varlıklar hakkında bugüne kadar büyük çoğunluktaki insanın
öğrenebildiğinden daha fazla
bilgi. Bu bilgilerin bir çoğu da yeni. Ögrendigimiz şu ki bu varlıklar
etrafta gezip gezegenleri fethediyorlardı.
DRAKOLAR BİZİM GALAKSİMİZDE SIKIŞTIRILDI
Bu birçok insanı kızdırdı ve onlar
da Drakolarla savaşıp onları yendi. Öyle kötü yenildiler ki tüm çabaları
boşa çıktı. Kısaca galaksimizde tek bir köşede kapana kısıldılar. Bu
köşe de bize yakın bazı yıldızlar, Orion takımyıldızındaki yıldızlar,
Drako takım yıldızındaki yıldızlar ve birkaç başka yer. Bizim güneş
sistemimize de nispeten yakın bir dönemde yerleştiler. Görünüşe göre
bizim sistemimize yaklaşık 375.000 yıl önce gelmişler.
JC: Neden 375.000?
DW: Bu sadece Corey Goode isimli kişi (bu varlıklarla çalışmış şahit) tarafından verildi.
JC: Anladım.
DW: Bu onun verdiği bilgiye göre.
JC: Tamam
DW: Wow. Sesi açtım ve senin sesin
nerdeyse kulaklarımın zarını patlatacaktı. Merhaba Jimmy! (Gülüyorlar)
Şimdi sesini normale çevirdim.
JC: Evet. Ben de fısıldıyorum bu arada.
KORKU ÇİFTLİĞİ OLARAK TASARLANMIŞ GEZEGEN
DW: Aklım kulak zarlarımda. (JC: Ha, ha, ha.) Tamam? (Gülüyor)
Yani olan şu. Olay şu. Ne yapıyorlar? Orada ne yapıyorlar? Ne istiyorlar? Değil mi?
Bunun için bu varlıklara bir bakmak gerekir… Ve bunu onları aşağılamak için söylemiyorum. Kulağa öyle gelecek ama…
KORKUYLA BESLENME
Köpeğiniz ormana dışkısını
bıraktıysa, o dışkı sonsuza kadar orada kalmaz. Doğa o dışkıyı seven
başka yaratıklar yaratmıştır ki onlar için o dışkı bir kahvaltı
ziyafetidir.
JC: O-oooh
DW: Evet. Evren birbirimizin tamamen
kıskançlık, kızgınlık, üzüntü ve korkusuna bağımlı akıllı yaşam
yapıları tasarlamıştır. Bizi ne kadar ahlaksız, kaotik, şiddete düşkün,
acımasız ve bencil yapabilirlerse, o kadar enerjiyi alıp, kendilerini
doyurabilirler. Ve onlar bu enerji olmadan kesinlikle yaşayamıyorlar. Bu
onlar için bizim para, yiyecek, su, ya da diğer gerekli temel yaşam
ihtiyaçlarından daha önemli. Çünkü bu enerjilerLE beslenen bir
varlıksanız, bir gün bile ihtiyacınız karşılanmadığında ölürsünüz. Onlar
işte buna bu kadar bağımlı.
BİR GÜNLÜK KESİNTİ BİLE ONLARI BİTİRİR.
Eğer ki dünyada insanların
çoğunluğunu iyi hissettirecek bir gün, tek bir gün olsa, bu varlıkların
birçoğu ölür. 24 saatten kısa bir sürede ölürler ve sonsuza kadar yok
olurlar. Bu kadar ciddi. Onlar bizim korkumuza bu kadar bağımlılar.
Yani anlamanız gereken şu: Bu
varlıklar kasıtlı olarak korku üretimi yapabilecekleri bir gezegen
tasarlamışlar. Bizim marketten yiyecek birşeyler almak için bankadaki
paramıza ihtiyaç duyduğumuz gibi onlar da korku duygumuza ihtiyaç
duyuyorlar.
JC: Evet.
DW: Aslında bu nedenle kendi
genlerini bizimkiyle karıştırdılar. Bu da Zecharia Sitchin’in bahsettiği
şeylere benziyor. Ancak Sitchin her konuda Annunaki’yi suçladı. O
yüzden onun yazdıklarını kesin doğru olarak kabul etmeden, fikir almak
için bakmak gerekir. Sitchin’in çalışmalarında birçok sapmalar var ancak
temel fikirler doğru.
İNSANLARIN GENLERİYLE OYNANMASI
Anu isminde Reptilian(sürüngen) bir
kral vardı. Onun Enlil ve Enki adında iki oğlu vardı. Görünen o ki,
Enlil kötü ve Enki iyi olandı. Yani bizim için Enlil kötü olan çünkü
bizim genimizle oynayan o, ve bizim klonlardan oluşan köle bir ırk
olmamızı istemiş. Enki bizim doğurgan olmamızı istemiş çünkü Annunaki
bizi steril yapmış. Bizim sadece köle işçiler olmamız gerekiyordu.
NİBİRU MARS İDİ
Büyük ihtimalle Nibiru Gezegeni
aslında Mars idi ve onlar bizim altın madenciliği yapmamızı istiyordu.
Bu şekilde Mars’ın atmosferine altın bırakacaklardı. Atmosfere altın
püskürttüğünüzde, atmosferin dışarıya kaçmasını engellemeye yardımcı
olur. Bunu yaptıklarında Dünya yaşamak için iyi bir yer değildi.
Bataklıktı. Bugün var olan okyanuslar yoktu. Daha sıcaktı. Bizim
bildiğimiz gibi değildi. Bu yüzden burada yaşamak istemediler ve
buldukları yerli maymun insanı alıp güncellediler.
KAYIP BAĞLANTI: DRAKO DNA GÜNCELLEMESİ
Drakoların DNA'larımızla
oynamasından dolayı, kayıp bağlantıyı fosillerde beynimizin birden iki
katı büyüklüğe çıkmış olması olarak görüyoruz.
JC: Doğru.
DW: Bizim DNA'larımızla oynamaları
yüzünden bir sürü problemimiz var. Sırtımızın kötü olması, güneşten
yanmamız, ve güneşin gözlerimiz için kötü olması bazıları. DNA’larımız
değiştirildiği için bir sürü garip şeyler görüyoruz. Sonuçta 40 değişik
dünya dışı varlık kendi DNA’larını bizimkiyle karıştırmışlar. Bu çok
ciddi ve garip bir durum.
MARSLILARCA YAPILAN GENETİK DEĞİŞİMİMİZDE ÇOK YÜKSEK TEKNOLOJİ KULLANILMIŞ
JC: Evet, Nibiru-Mars bağlantısı
mantıklı geliyor. Çünkü bildiğin gibi Mars atmosferinin Güneş rüzgarları
nedeniyle sürekli yapısı bozuluyor. Ve orada hiç ya da çok az atmosfer
var. Bu çok mantıklı geliyor. Kesinlikle noktaları birleştiriyor.
DW: Daha da fazlasını düşünüp
anlamalısın ki bu insanların çok gelişmiş teknolojileri mevcuttu. Etrafa
yayılabilen küçük nano teknolojisi dahil. Altın atmosfere atom
küçüklüğünde yayılabilirdi. Bu küçük nano teknolojisi tanecikler el ele
tutuştuğunda ve bunlardan yeterince olduğunda gezegenin etrafinda gerçek
bir kabuk oluşturulabilinirdi.
JC: Kesinlikle.
DW: Küçük altın parçacıklarının havada öylece süzülmesi gibi değil bu. Konuştuğumuz çok çok çok gelişmiş bir teknoloji.
ARCHONLAR DÜNYA DIŞI VARLIKLAR DEĞİL
JC: Eski Uzaylılar televizyon
şovunda meleklerden ve kurulamayan bağlantılardan bahsetmiştin. Bu
negatifliği Archonlara mı bağlıyorsun?
DW: Aslında Simya literatürüne
baktığımızda, “Archon” negatif dünya dışı varlıkların dünyada
temsilcileri olarak hareket eden insanlar olarak tanımlanır.
JC: Doğru.
DW: Bu genel olarak yanlış anlaşılan
bir terim, çünkü birçok insan Archonların kendilerinin dünya dışı
varlık olduğunu düşünüyor. Ama değil. Bu onların Dünya'daki adamları -
Yer mürettebatları.
JC: Ajanları.
DW: Evet, ve bu çok önemli bir nokta.
İLLUMİNATİ’NİN ANNE BABALARI
Efektif bir şekilde korku
üreticiliği yapabilmek için bunların Dünya'daki insanların işbirliğine
ihtiyaçları vardı. Bu nokta yakın zamanda öğrendiğimiz Illuminatinin
Anne Babaları denilen heyecanlı yeni konu.
JC: Bende şimdi o konuya girmek
istiyordum. Sözünü bölmek istemem ama bu konu benim tam da üzerinde
durmak istediğim konu. Korku, negatiflik, onların beslendiği şey, o
enerji. Eğer bu Illuminati ve Cabal’ın DNA'larında varsa, o zaman
kendimize sürekli sorduğumuz “Böyle bir iğrençliği nasıl yaparlar?”
sorusunun cevabı bu; bu ahlaksızlık buradan geliyor. Nerede ahlak?
Ahlağın damlası nerede? Nasıl yapabilirler? Yani, bundan beslenmeleri mi
gerekiyor?
OLAYLARDAN VE SAVAŞLARDAN ENERJİ TOPLAMA
DW:İçeriden birinden duyduğum çok
garip birşeyi söyleyeyim. Kendisi bir süre Dünya Güreş Eğlencesi
organizasyonu için çalıştı. Büyük stadyum dolusu insanların olduğu büyük
programların olduğu her sefer, stadyuma büyük ekran televizyonlar
getiriyorlarmış. Hepsinde olmasa da çoğunlukla, bu televizyonlar -ki
onun sözleriyle söylüyorum -“gösteriden sonra gizemli bir şekilde
kayboluyor”muş.
JC: Ne
DW: Çılgınca değil mi?
JC: Evet
DW: Şimdi gerçeği söyleyeceğim.
DRAKO TELEVİZYON SEYRETMEYİ GERÇEKTEN SEVER Mİ?
Bu televizyonların kristal yapıları
yeterince enerji topluyor olmalı ki Drakolar gösteriden sonra bunları
topluyor, çünkü bu onlara enerji veriyor.
JC: C Vitamini gibi
DW: Evet! Görüyorsun ya, böyle bir
şeyi ben asla düşünemezdim. Bu çok tuhaf ve insanlar bana gülecek ama
yine de böyle şeyleri insanlardan duyuyoruz. Yani yaydığımız enerji
televizyonların LCD (sıvı kristal ekran) ekranında monitörlerinin
içindeki kristallerde birikiyor.
JC: Yani her gösteride yeni bir televizyon mu kullanıyorlar?
DW: Her gösteride. Bu onların bütçesinde planlı. Yeni monitör almaları gerekiyor. Evet.
JC: İlginç. Bu takip edildiğimizin
ciddi bir kanıtı. Yani, insanlar korkuyla ekrana baktıkça korku enerjisi
pompalanıyor ve televizyon sünger gibi çekiyor bu enerjileri.
ENERJİ ALIMINI ARTTIRMAK İÇİN SİHİRLİ YUVARLAK LCD MONİTÖRLERİ YAPIYORLAR
DW: Başka bir sır daha vereceğim.
Monitörleri hangi şekilde kuruyorlar biliyor musun? Pentagram şeklinde.
(Pentagram beş köşeli yıldızdır ve mistisizm sembollerinden biridir.
Genelde daire içinde çizilir)
JC: Oh, ben göz şeklinde diyecektim.
DW:Onları pentagram şeklinde
kuruyorlar çünkü bu sihirli daire. Böyle konulardan bahsetmeyi sevmem
ama görünen o ki insanlara birçok hoş olmayan şeyi açıklamak bana dustu.
HADİ ARTIK DAHA FAZLA NEGATİF ŞEY KONUŞMAYALIM
Ben korku pornosuna takılı kalmamaya
çalışırım. Hadi şimdi konuyu değiştirelim ve “Aman tanrım, Illuminati
gerçek ve hepimizi öldürecekler” dedirtmeyelim. Bunu bu işlere
bulaştıkları ilk anlardan beri yapmaya çalışıyorlar ama henüz
başaramadılar.
Trinity Testinin yapıldığı yıllarda
(Trinity nükleer bombanın test edildiği ilk testti ve 16 Temmuz 1945’te,
Manhattan Projesinin bir parçası olarak yapıldı), Robert Oppenheimer
şöyle söyledi:
“Bu test bunu yaptığımız ilk test değil.”
Biz Termonükleer silahların kullanılmasının tasvir edildiği Hindu Vedas’ı okumuştuk.
JC: Acaba biz enerjileri biriktirmeyen bir monitör yapsaydık ne olurdu? (İkisi de gülüyor)
Bu onları kesinlikle yok ederdi.
DW: Evet ama bu onların yaptığı birçok şeyden biri.