| © 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkey /
Denizli
Jet Motorunun çalışma ilkesi, Jet
İlkesinin Uçaklara Uygulanması, Roketlerde jet itmesi
F100-PW-220/F100-PW-220E TURBOFAN ENGINE
F-16 turbojet motoru - F-100 Pratt & Whitney motoru

F16 motoru kabul testleri sırasında.

Jet motorlarını yerde (test cihazında) GTC denilen başka bir motorun
oluşturduğu basıç türbinin ömüne verilerek uygun devire çıkması sağlanır.
Daha sonra yakıt verilirken buji Yanma odasında ( Combustion chamber veya
combustionliner) yakıt hava karışımını ateşler. Oluşan yüksek basınç türbini
döndürmeye devam eder. Türbin bir şaft ile kompresöre bağlıdır. Kompresörde
motorda yanma için ve soğutma için havayı dışarıdan çeker.
Ses hızını (340m/s) aşmak için AfterBurner sisteminin devreye girmesi
gereklidir. Türbin kademesinden sonra motorun içinde çepeçere yakıt
nozulları vardır. Aynı yanma odasındaki yakıt nozulları gibi. Kompresörün
çektiği havanın bir kısmı motorun soğuması için yanma odasına girmediğini
daha önce belirtmiştim. bu hava daha sonra motorun içine dahil olur,
AfterBurner (AB) için gerekli oksijeni eksik olmayan havada buradan
karşılanır. Ama AB'deyken egzoz nozullarının tamamen dışa doğru açık olması
gereklidir. Aksi halde müthiş basınca egzoz dayanamazdı.
Ses hızının üstüne bu şekilde çıkılır. Ama uzun süre AB kullanılmaz. Kalkış,
kaçış, atak gibi durumlarda kullanılır. Gaztürbini çalışırken egzozdan
uzayan alev görünmez. AB pozisyonunda belirtilen durum ortaya çıkar.
Konu başlığında belirtildiği gibi F-16 turbojet motoru değildir. F-16
jetinin motorudur denilebilir
Sayfanın üstünde ilk fotoda belirtildiği gibi F-16 TurboFAN motor kullanır.
Fotoda ilk 3 kademe motorun önünde fan vardır, bunu alçak basınç türbini bir
şaft ile çevirir. Fandan motorun içerisine ilerleyen havanın bir kısmı
motorun soğuması için çevresinden dolaşır, diğer kısımı da kompresöre
girerek hacimsel olarak sıkıştırılmaya devam eder. Daha sonra yanma odasına
gelir. Yakıl nozulları burada bulunur vebir musluk gibi sürekli yakıt
püskürtür. Emniyet için genellikle 2 buji bir kere yakıt-hava karışımını
ataeşleyince sürekli yanma devam eder. Emniyet için buji daha sonra da
çakmaya devam edebilir. Yanma odasından çıkam basıçlı gazlar yüksek basınç
türbinini çevirir. Bu türbinde kompresörle şaft ile bağlıdır. Fan ile düşük
basınç türbininin şaftıyla diğer şaft iç içedir. Ama bağımsızdır (devir
sayısı olarak) Bu durum F-16 TuboFAN motoru vb. için geçerlidir. Bir
kompresör ve bir türbinden oluşan jet motorlarıda vardır.
Tornado savaş uçağı Bir fan ve iki kompresör toplam 3 tane (kademe olarak
deği)bağımsız hava emici sistemi vardır. Bir o kadarda türbini olmak
zorunda.
Bir gaztürbin motoru turbojet olabilir, F-16 da olduğu gibi TurboFAN
olabilir,
Motorun önüne devir düşürücü dişli sistemleri konularak, pervane takılarak
turboPROP olabilir,
Motorun yere paralel dönme hareketi bir şaft ile yukarı verilirse ( Bazı
helikopterlerde) o zaman da motorumuz TurboŞAFT ismini alır.
JET MOTORU, uçakların ve uzaya gönderilen
roketlerin havada yüksek hızla hareket etmesini sağlar. Tepkili motor olarak
da bilinen jet motorunun çalışma ilkesini tam olarak anlamak için önce
cisimlerin gaz ya da sıvı gibi bir akışkan içinde nasıl yol aldığına ilişkin
genel kuralları bilmek gerekir.
Herhangi bir cismin, bir gazın ya da sıvının içinde hareket edebilmesi için,
içinde bulunduğu akışkanı gitmek istediği yönün tersine doğru itmesi
gerekir. Örneğin suda yüzerken ya da sandalla giderken, suyu kol ve
bacaklarımızla ya da kürekle geriye doğru iteriz; kuşlar, havada durabilmek
ve ileri doğru uçabilmek için çevrelerindeki havayı kanatlarıyla aşağıya ve
arkaya doğru iterler. Gemilerin ya da uçakların pervaneleri de motorun
gücünü, suyu ya da havayı geriye doğru iten bir kuvvete dönüştürür. 17.
yüzyılda bilim adamı Sir Isaac Newton temel bir fizik yasası keşfetti; buna
göre doğadaki her etki, kendisine eşit büyüklükte ama ters yönde bir tepki
doğurur. Demek ki, bir pervanenin suyu ya da havayı geriye doğru itme etkisi
yani kuvveti, pervanenin üzerinde bu kez onu ileri doğru sürükleyen bir
tepki kuvvetinin doğmasına yol açar (bak. Kuvvet ve Hareket). Pervane
üzerindeki tepki, pervanenin bağlı olduğu gemiyi ya da uçağı hareket
ettirir.
Tepki kuvvetinin büyüklüğü iki öğeye bağlıdır: Bunlar, arkaya doğru itilen
akışkanın miktarı ile bu akışkana kazandırılan ivmedir (bak. İvme).
Pervaneler genellikle çok miktarda hava ya da su üzerinde etki yapar ama
bunları ancak düşük bir hızla geriye doğru iter. Daha az miktarda akışkanı
daha yüksek bir hızla hareket ettirerek de aynı etki elde edilebilir. Çok
güçlü püskürme sonucu oluşan şiddetli hava ya da su akımına jet, bu püskürme
sonucu doğan tepki kuvvetinin geriye doğru itme etkisine jet itmesi ve bu
ilkeye dayalı olarak çalışan motorlara da jet motoru denir.
Jet itmesine doğada da rastlanır. Kalamar ve mürekkepbalığı gibi
yumuşakçalar içlerine çektikleri suyu geriye doğru hızla püskürterek yer
değiştirirler. Jet itmesinden ilk yararlanan kişi, İS 1. yüzyılda yaşamış
olan Yunanlı bilgin İskenderiyeli Heron'dur. Heron ilginç bir oyuncak
yapmıştı; aeolipil denilen bu aygıt, bir buhar kazanı ile bu kazandan çıkan
iki borunun ortasına yerleştirilmiş bir küreden oluşuyordu. Borulara
serbestçe dönebilecek biçimde tutturulmuş olan küreden ayrıca iki küçük,
daha dar ve kıvrık boru çıkıyordu. Kazanın içindeki su, alttaki ateşin
ısısıyla kaynayarak buharlaşıyor, buhar boruların içinden akarak küreye
geçiyor ve buradan da küçük borulardan dışarı püskürüyordu. Püskürme sonucu
oluşan hava jeti de kürenin ters yönde dönmesini sağlıyordu {bak. Buhar
Kazani). Günümüzde çimenleri sulamak için kullanılan döner fıskiyeler de
aynı biçimde çalışır.
Jet itmesini yararlı biçimde kullanan ilk mucit ise ABD'li James Rumsey
oldu. Rumsey, 1787'de yüksek basınçla su fışkırtan bir yangın söndürme
hortumunun büyük bir kuvvetle geriye, hortumu tutan itfaiyeciye doğru
itildiğine dikkat etmişti. Bu gözleminden yararlanan Rumsey, bir tekneye bir
buhar makinesi ile bir pompa yerleştirdi; buhar makinesinin çalıştırdığı
pompa teknenin altından su emiyor ve bunu gene suyun içinde geriye doğru
püskürtüyordu. Rumsey teknesini Potomac Irmağı'nda başarıyla yüzdürdü.
Rumsey'in bu buluşu çok uzun süre ilgi görmedi, ama günümüzde aynı bu ilkeye
dayalı olarak çalışan pek çok deniz motoru vardır. Bu tür teknelerde suyu
püskürten memeler sağa sola döndürülerek tekne istenilen yönde hareket
ettirilebilir.
Jet İlkesinin Uçaklara Uygulanması
Uçaklarda jet itmesi ilkesinden 1940'larda yararlanılmaya başlandı. II.
Dünya Savaşı sırasında, pistonlu motorla çalışan uçakların artık daha fazla
geliştirilemeyeceği ortaya çıkmıştı. Gerçi o dönemde 2.000 kilowatt güç
üretebilen pistonlu motorlar yapılabiliyordu, ama 3 ton ağırlığındaki bu
motorlar son derece büyük ve karmaşıktı; uçakların giderek hantallaşmasına
neden oluyordu. Artık daha küçük ve daha hafif, ama daha etkili ve daha
büyük güç üreten motorlara gereksinim vardı.
Bu gereksinmeyi karşılamak için gaz türbinleri yapılmaya başlandı.
1930'ların başından beri İngiltere ve Almanya'da uçak tasarımcıları bu tür
motorlar üzerinde çalışmaktaydılar. İngiliz mucit Frank Whittle 1930'da bir
gaz türbini geliştirmiş ve patentini almıştı; bu tür bir motor takılmış ilk
uçak 1941'de yapıldı (bak. Whittle,SirFrank). Whittle'den kısa bir süre
sonra çalışmaya başlayan Alman tasarımcı Hans von Ohain ise, gerekli mali
desteği daha kısa sürede buldu ve ilk uçağını Ağustos 1930'da uçurdu (bak.
HAVACILIK TARİHİ).
Kaynak:1
9.cilt / s.211-212
Jet Motorunun Çalışma İlkesi
Whittle ile Ohain'in motorları aynı ilkeye göre çalışıyordu (bu ilke İÇTEN
YANMALI MOTOR maddesinde anlatılmıştır). Kısaca türbojet denilen türbinli
jet motorları, aynı döner mil üzerine oturtulmuş bir kompresör ile bunun
arkasındaki bir türbin çarkından oluşur. Şaft ya da rotor denilen bu mil
dönerken kompresör motorun ön tarafından içeri hava çeker ve bu havayı iyice
sıkıştırır. Sıkışmış hava daha sonra yanma odasına gönderilir ve buraya
püskürtülen gazyağına benzer bir sıvı yakıt olan jet yakıtıyla
karıştırılarak sürekli olarak yakılır. Yanma sırasında kızgın gazlar oluşur.
Bu gazların yanma odasının arkasından hızla kaçmasına olanak tanınır. Gazlar
dışarı püskürürken bu arada türbinin kanatlarına çarparak çarkın ve onun
bağlı olduğu milin dönmesini sağlar. Mil döndükçe, öndeki kompresörü
çalıştırır. Böylece, sıcak gazların itme kuvvetinin bir bölümünden türbin
çarklarının döndürülmesi ve kompresörün çalıştırılmasında yararlanılır; ama
gazların asıl büyük kütlesi motorun arkasından dışarı hızla püskürür. İşte
bu hızlı geri püskürmenin yol açtığı tepki kuvveti uçağı ileri doğru iter.
Jet motoru büyük yükseltilerde oldukça verimli biçimde çalışır; aslında bu
motorların verimi, hava soğudukça artar. Jet motorlarıyla ses hızının iki ya
da üç katına ulaşılır. Uygun bir tasarımla havanın motora girişi
yavaşlatılabilir ve böylece uçağın hızı ne olursa olsun havanın kompresöre
ses hızından daha düşük bir hızla ulaşması sağlanır. Daha sonra yanma
odasında ısınan havanın püskürme hızı tekrar artar, çünkü sıcak gazlar
dahahızlı hareket eder. Jet motoru aslında basit bir makinedir; ama 1.300°C'ye
kadar çıkan sıcaklıklarda çalıştığından, bu sıcaklığa dayanabilen, ısıya
karşı dirençli özel metallerden yapılmalıdır. Pistonlu motorlarda
pistonların hareket yönü sürekli olarak değişir; buna karşılık jet
motorlarında sürekli olarak aynı yönde dönen büyük, tek bir hareketli parça
vardır. Bu nedenle jet motorlarında aşınma ve yıpranma daha azdır; daha az
enerji kaybı ve çok daha az titreşim olur.
Başlangıçta jet motorları askeri uçaklarda özellikle de yüksek hızın çok
önemli olduğu bombardıman, avcı ve keşif uçaklarında kullanıldı. Ama, birkaç
yıl içinde üstünlüklerinin anlaşılmasıyla yolcu uçaklarında da kullanılmaya
başlandı. Jet motorlarıyla yolcu uçakları çok yükseklerde uçabilir ve burada
hava daha ince ve seyrek olduğundan hava direnci de daha azdır, bu nedenle
uçaklar yüksekte daha az yakıt harcayarak, daha hızlı yol alabilir. Yolcular
sarsıntısız, sessiz bir yolculuk kadar yolculuk süresinin kısa olmasına da
önem verirler.
Düşük hızlarda ve alçak uçuşlarda türbojet, kendi gücündeki bir pistonlu
motora göre daha fazla yakıt yakar; bu nedenle bu motorlar hafif uçaklarda
genellikle kullanılmaz. Orta hızlardaki uçaklar için, basit gaz türbi-niyle
geleneksel pervane sistemini birleştiren bir yöntem bulunmuştur. Pervaneli
türbin motoru ya da kısaca türboprop denilen bu motorda, türbin mili öne
doğru uzayarak uçağın pervanesini döndürür. Bu sistemde türbin, egzoz
gazlarının hemen hemen tüm enerjisini pervaneye aktarır. Böylece yakıt
tüketimi ve gürültü azalır.

Türbojetler de büyük ölçüde geliştirilmiştir. İngilizler'in ve
Almanlar'ın yaptığı ilk jet uçaklarında merkezkaç kompresörler
kullanılmıştı. Bu tür kompresörlerde havayı içeri doğru tek bir büyük
kompresör çarkı emiyordu. Daha sonraları bunların yerini eksenel
kompresörler aldı; bu kompresörlerde hava bazıları sabit, bazıları hareketli
bir dizi küçük kanatçık tarafından emilerek içeri beslenir. Bu eksenel
kompresörler jet motorunun verimini büyük ölçüde artırdı. Çift şaftlı jet
motorlarında ise, iç içe geçmiş iki mil vardır; her iki mil de kompresöre ve
türbine bağlıdır. Bu motorlarda içeri çekilen havanın bir bölümü yanma
odasına sokulmadan ve türbin çarklarına çarptırılmadan doğrudan doğruya
çıkış ağzına geçirilir ve burada egzoz gazlarıyla birlikte hızla dışarı
püskürtülür.
Türboj et ve türboprop ilkelerinin birlikte uygulandığı jet motorlarına ise
türboj an denir. Türbofanlarda öndeki kompresörün sıkıştırdığı havanın bir
bölümü yanma odasından ve türbinden geçirilmeden, özel bir kanaldan doğrudan
doğruya çıkış ağzına gönderilir. Daha sessiz çalışan jet motorları yapmak
için çalışmalar sürmektedir; böylece jet yolcu uçakları çevrede yaşayanları
rahatsız etmeden büyük kentlerin yakınındaki havaalanlarına inip
kalkabilecektir. En son geliştirilen türbofanlarda gürültü sorunu hemen
hemen tümüyle ortadan kaldırılmıştır.
Jet motorunun oluşturduğu tepki kuvvetinin yönü, motorun arkasından dışarı
çıkan gazların püskürme yönünün tam tersi yönünde olduğundan, gazların çıkış
yönü değiştirilerek tepkinin yönü de değiştirilebilir. Buna yönelik olarak
önceleri, motorun içine ya da arkasına "tepki tersindiricisi" denilen özel
siperlikler yapıldı; bu siperlikler kapandığında gazların püskürme yönü tam
tersine dönüyor ve böylece bu kez uçağın önüne doğru püsküren gazlar, arkaya
doğru bir tepki kuvveti yaratıyordu. Bu sistemden iniş sırasında uçağı
yavaşlatmak için yararlanılıyordu. Daha sonraları motorlara gaz
püskürtülmesinin yönünü istenilen biçimde ayarlayan özel "tepki
yönlendiricileri" eklendi ve böylece ortaya, kısaca VTOL denilen düşey
kalkış ve inişli uçaklar çıktı. Bu uçakların motorlarında bulunan hareketli
memelerin yardımıyla egzoz gazlarının çıkış yönü kolayca denetlenebilir.
Normal uçuş sırasında memeler arkaya doğru gaz püskürtür; uçağı yükseltmek
ya da aynı yükseklikte tutmak için memeler aşağıya çevrilir ve böylece
yukarı doğru bir tepki kuvveti oluşturulur. VTOL'ların başka bir türünde,
kaldırma jetleri denilen ayrı motorlar vardır; egzoz gazını yalnızca aşağı
doğru püskürten bu motorlar, uçağın havada belirli bir yükseklikte kalması
istendiği zaman çalıştırılır.
En yaygın kullanılan jet motoru gaz türbinidir; ama uçaklarda tepki
kuvvetinden yararlanmak için başka yöntemler de uygulanır. Örneğin "ani
itmeli motor" anlamına gelen palslı jet motorlarında, kompresör ve türbin
yoktur; bunların ön tarafında yaylı pencereler vardır ve bu pencerelerin
açılıp kapanmasıyla içeri hava çekilir. Hava daha sonra yanma odasına
gönderilir ve burada yakıt ile birlikte birbirini izleyen çok hızlı
patlamalarla yakılır. Yanma sırasında yükselen gaz basıncının etkisiyle hava
girişindeki pencereler kapanır ve egzoz gazları arkadaki jet borusundan
hızla dışarı çıkar. Yanma tamamlandığı zaman basınç düşer, hava giriş
pencereleri açılır, motora yeni hava çekilir ve aynı süreç yinelenir.
Jet motorlarının daha da basit bir biçimi olan ramjet, hareketli hiçbir
parçası olmayan bir motordur ve bu haliyle kompresörsüz ya da türbinsiz bir
türbojete benzer. Bu motorlarda hava, motorun içine uçağın kendi hızıyla
girer ve aynı etkiyle yanma odasında sıkışır. Burada yanan gazlar hızla
genleşir ve bu genleşmenin etkisiyle çıkış ağzından dışarı püskürür.
Görüldüğü gibi ramjetler ancak uçak hızla uçarken çalışır, bu nedenle bu tür
bir motorla donatılmış bir aracın başka bir yolla fırlatılması ve yüksek
hıza ulaşması gerekir. Bu yüzden ramjetlerden yalnızca füzelerde ve benzeri
uygulamalarda yararlanılır.
Roketlerde Jet İtmesi
Jet motoruyla sağlanan tepkinin her zaman egzoz gazının çevredeki havayı
itmesinden kaynaklandığını düşünmek yanlış olur. Başka bir deyişle jet
itmesi için mutlaka havanın bulunması gerekmez; hatta boşlukta jet itmesi
çok daha etkilidir; ama Dünya atmosferinin dışında gaz türbini kullanılamaz,
çünkü türbinde yakıtın yanabilmesi için havadaki oksijene gereksinim vardır.
Bu nedenle atmosfer dışında jet itmesi ilkesine dayalı olarak çalışan
roketlerde, yakıtın yanması için gerekli oksijen ya sıvılaştırılmış olarak
roketin içinde taşınır ya da oksijen içeren bir katı yakıt kullanılır. Yakıt
ve oksijen karışımının yanma odasında yanmasıyla ortaya çıkan gazlar büyük
bir hızla çıkış borusundan dışan püskürür. Roketlerde küçük bir motorla çok
yüksek bir tepki kuvveti elde edilebilir, ama bunların çalışma süresi
sınırlıdır, çünkü taşıdıkları oksijen bitince dururlar. Uçaklarda bir anda
hızı ya da tırmanma yüksekliğini artırmak amacıyla, ek roket motorlarından
yararlanılabilir. Uzay araştırmalarında da roket en önemli araçtır. Katı
yakıtlı roketlerde hiçbir hareketli parça yoktur; son derece hafif ve basit
olduklarından bu roketler füzelerde kullanılır. Tepki kuvvetinin artırılıp
azaltılması gereken ya da duyarlı denetim gerektiren uygulamalarda ise sıvı
yakıtlı roketlerden yararlanılır {bak. Roket).
Uçakların ya da uzay araçlarının rotasının denetlenmesinde de tepki
ilkesinden yararlanılır. Düşey iniş ve kalkışlı bir uçak havada asılı
dururken, uçağın yüzeyleri üzerinde hava akımı olmadığından bu yüzeyler
üzerinde havanın kaldırma kuvveti de bulunmaz. Bu durumda uçağın havada
kalabilmesi için kanat uçlarında, burunda ve kuyrukta bulunan küçük jet
memelerine kompresörle hava basılır. Pilot bu memelerden birini ya da bir
başkasını açıp kapayarak dışarı hava püskürtür ve böylece uçağı istediği
konuma getirebilir. Benzer biçimde, bir uzay aracının yörüngesini
değiştirmek ya da uzay aracına belirli bir manevra yaptırmak istendiği
zaman, aracın belirli noktalarında bulunan çok küçük, denetlenebilir gaz
jetleri ateşlenerek istenilen tepki kuvveti elde edilir. Uzayda en küçük
kuvvet bile uzay aracını döndürmeye başlar; bu nedenle araca istenilen konum
verildikten sonra aracın dönmesini durdurmak için, başlangıçta uygulanan
kuvvete eşit ama ters yönlü bir kuvvet uygulanır. (Ayrıca bak. Uzay Uçuşlari.)

Alternatif jet motoru
jet motorları yüksek alaşımlı alüminyumlardan yapılıyor ve çok yüksek
ısılarda çalışıyorlar. Öyleki bu bileşiklerin üretim yöntemleri bile gizli
tutuluyor. Bununla beraber Türkiye gibi jet motorlu uçak kullanan ülkelerde
üretici birkaç ülkeden bu motorları yüksek fiyatla almak zorunda kalıyor
tabiki yedek parçalarıda aynı şekilde.
Şimdi jet motorlarının yüksek ısıda çalışan parçaları çıkartılır ve ilk
kompresör kısmına elektrik motoruyla tahrik verirsek yüksek ısıda çalışan
parçalara gerek kalmaz. Jet motorlarının nozullarında kullanılan(burada
yüksek ısı uygulanmamaktadır) çıkış pervaneleri ile jeneratörü çalıştırırsak
sistemi tamamlamış oluruz.(jet motorlarının nozullarındaki pervaneler
girişteki kompresöre tahrik verir, biz bunu jeneratör ve elektrik motoruyla
yapacagız) Sonuçta güç agırlık oranı hemen hemen aynı- artı bir enerji
üretmeyen veya yok etmeyen ama yüksek ısıda çalışan parçaları olmayan bir
jet motoru yapmış oluruz.
Eleştiri:
Bu bahsettiğin imkansız gibi neden?
jet motorlarında ısının yüksek oluşu içeri hapsedilip sıkıştırılan havanın
optumum düzeyde yakıtla karıştırılması +yakılması+ısınarak genişleyen
havanın nozuldan yüksek hızda atılması içindir...alçak basınç kopresörleri
dışardan aldığı havayı yüksek basınç kopresörüne gönderir...hava burda 1/30
oranında sıkıştırılır..yanma odasına gönderilir ve burda yakılarak dişarı
atılır..yanma odasını arkasındaki axial türbin pervaneleri ön tarafı hareket
yönünden besler yakıt ve hava geldikçe makina çalışlır...şimdi alçak basınç
kopmresörünü elektik jenaratörüne bağlarsan bunu elektirkle beslemen
gerekecek..bunu uçan bir makinaya koyarsan ağırlığını artırırsın(ve aynı
torku üretmek için baya büyük bişi koyman lazım)...bir de jet motorlarının
en sıcak bölgesi nozullardır(+1200 c civarı)gazsın çıktığı bölgeler...
burada yapılacak en ii iyileştirme alasım teknolojisinden seramik
tennolojisine dönmek..seramik ısıya alaşımlardan daha fazla dayanıklıdır..
hava jet motorundan 900 km hız ile çıkar ve jet motorunun palleri dakikada
yaklaşık 160000 devir yapar buna karşılık sen bunu elektrik motoruyla
sağlayamassın.Havayı nasıl yakacaksın..dahası itkiyi asnıl sağlayacaksın
elektirik motoruyla..
Motorun arkasından 900 km hızla çıkan hava hiç bir uçağı ses hızına
ulaştıramaz.Bir uçak bu hıza çıkabilyorsa motor havayı o kadar hızla itiyor
demektir...burda değinmek istediğim konu verimlilik.jet motorlarında rotor
ve statorların arasından hava kaçmaması için adamlar iğne deliğinden urgan
geçiriyorlar..yukarda yazdığım gibi basınç olağan üstü artırılıyor(30
kat)...bunu ancak dönüş hızı ve torku yüksek axial pallerle yapabilirsin .ve
bunu ancak kerosen yakarak(şimdilik)sağlayabilirsin...ramjetlerin çalışması
için belirli hızda hava girişini sağlamak lazım..lazımki hiç parça
bulunmayan bir aksamda sıkışma sağlanabilsin.Bunun için yine jet motoruna
ihtiyacın var..anladığım kadarıyla sen bir ramjetin içine elektrik motoru
koyarak bir turbin yapmak istiyorsun..inan buna gerek yok...çünkü onu
yaptığında ramjeti turbojete yada turbo fana çevirmiş olcaksın.ayrıca uçan
jet modelleri bu tarz motorlarla uçuruluyo..
Yanıt: Hava ram-jet motorlarında olduğu gibi
jet motorunun ortasında yanacak. Yine itişi bu yanmış gazlar sağlayacak
tıpkı normal jet motorlarında olduğu gibi.
Dediklerin doğru sayılır ama beslemeyi zaten elektrik motorları yapacak ve
motorun iç kısımlarındaki beslemeler olmayacak. Yani agırlık artmaz. Çünkü
elektrik motoru ve jeneratörü ek olarak koyuyorsun ama jet motorunu ram-jet
düzeyinde basitleştirip, iç mekanizmaları kaldırıyorsun nozul kısmı en
yüksek ısıyada maruz kalmaz çünkü burada dış hava sogutması yapılır ama iç
kısmlarda bu sogutma yetersizdir zaten bu tasarıda da bu kısımları ortadan
kaldırıyorsun.
Hiçbir
yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca
bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla siteden
alıntı yapılabilir.
© 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkiye/Denizli
Ana Sayfa /
Index
/
Roket bilimi /
E-Mail /
Rölativite Dosyası
Time Travel Technology / UFO
Galerisi / UFO Technology/
Kuantum Teleportation /
Kuantum Fizigi
/ Uçaklar(Aeroplane)
New World Order(Macro Philosophy) /
Astronomy
|