| |
GİZLİ BELGELER (Gizli UFO
Dosyaları) MAJESTIC 12 BELGESİ – 1
Sayfa 1/1
Bu belgede yer alan bilgiler ÇOK GİZLİ olarak sınıflandırılmıştır ve sadece
bilgi kaynağı tarafından duyurulabilir. Yalnızca MJ12, Aquarius Projesi
hakkındaki bilgilere ulaşma hakkına sahiptir. Onun dışında Ordu da dahil
olmak üzere hiçbir hükümet biriminin bu brifingte yer alan bilgilere ulaşım
hakkı bulunmamaktadır. Aquarius Projesi hakkındaki bilgilerin sadece iki
kopyası bulunmaktadır ve projenin uygulandığı yer sadece MJ12 tarafından
bilinmektedir. Bu belge brifingten sonra yok edilecektir.

Sayfa 1/9 (TS/ORCON) (PAROLA: DANS) Aquarius Projesi, ABD’nin tanımlanamayan
uçan cisimler (UFO) ve tanımlanabilen dünya-dışı araçlar (IAC) hakkında
yürüttüğü soruşturmanın başından itibaren toplanan 16 ciltlik belgelenmiş
bilgiyi içermektedir. Proje birimi 1953 yılında, Başkan Eisenhower’ın
emriyle, Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) ve Majestic 12 (MJ12)’nin denetimi
altında kurulmuştur. 1966 yılında projenin ismi Gleem’den Aquarius’a
çevirilmiştir. Projenin finansmanı CIA’in gizli fonlarından sağlanmıştır.
Proje ilk başta GİZLİ olarak sınıflandırılmış, Aralık 1969’da Blue Book
Projesi’ne son verilmesinin ardından da şu anki gizlilik sınıfına
alınmıştır. Aquarius Projesi’nin amacı UFO/IAC gözlemleri ve uzaylı yaşam
formlarıyla temas hakkında tüm bilimsel, teknolojik, tıbbi bilgiyi ve
istihbarat bilgilerini toplamaktı. Toplanan bu bilgiler ABD Uzay Programı’nı
geliştirmek amacıyla kullanılmıştır.
Aşağıda sunulan brifing, ABD Hükümeti’nin hava olayları, ele geçirilen uzay
araçları ve dünya-dışı yaşam formlarıyla temas konulu araştırmasına ilişkin
resmi bir kayıttır

MAJESTIC 12 BELGESİ – 2
Sayfa 2/9
Haziran 1947’de Washington eyaletindeki Cascade dağları üzerinde uçan sivil
bir pilot havada daha sonra UFO olarak adlandırılacak olan 9 uçan disk
gözlemledi. Dönemin Hava Kuvvetleri Teknik İstihbarat Merkezi Komutanı hemen
konuyla ilgili bir soruşturma başlatılmasını emretti ve ABD’nin UFO
araştırmaları resmen başladı. 1947 yılında dünya-dışı kaynaklı bir uçan araç
New Mexico Çölü’ne düştü. Araç Ordu tarafından bulundu ve enkazda dört
uzaylı bedeni ele geçirildi. Bu uzaylıların insanlara benzemeyen yaratıklar
olduğu tespit edildi.
1949 yılının sonlarına doğru, bir başka uzaylı aracı daha ABD’ye düştü ve
Ordu tarafından ele geçirildi. Aracın uzaylı mürettebatından biri kazadan
kurtulmuştu. Kurtulan uzaylı erkekti ve kendisine dünya-dışı biyolojik
varlık anlamına gelen EBE adını vermekteydi. Uzaylı, New Mexico’daki askeri
istihbarat personeli tarafından titizlikle sorgulandı ve kullandığı dil
resimli grafikler yoluyla tercüme edildi. Yapılan sorgulama sonucunda
uzaylının Dünya’dan yaklaşık 40 ışık yılı uzaklıktaki Zeta Reticuli yıldız
sistemindeki bir gezegenden geldiği öğrenildi. 1952 yılına kadar hayatta
kalan EBE, 18 Haziran 1952’de açıklanamayan bir hastalık sebebiyle öldü.
EBE, yaşadığı süre boyunca uzay teknolojisi, Evrenin başlangıcı ve
dünya-dışı konular hakkında çok değerli bilgiler verdi.
EBE ve elindeki Kristal.. bu kristale bakarak
gelecek hakkındada bilgiler verebiliyordu.. bu kristal uzak mesafeler
arasındaki bağlantıyı sağlıyordu.
| |
 |
|
 |
|
MAJESTIC 12 BELGESİ – 3
Sayfa 3/9
Uzay araçlarının ele geçirilmesi, ABD’nin, uzaylıların ülke güvenliğine
doğrudan bir tehdit oluşturup oluşturmadıklarını belirlemek amacıyla yoğun
bir araştırma başlatmasına neden oldu. 1947 yılında Hava Kuvvetleri UFO
olaylarını araştırmak için bir program yürütmeye başladı. Program üç farklı
kod adı altında yürütülmekteydi: Grudge, Sign ve en son olarak Blue Book.
Hava Kuvvetleri programının amacı UFOlarla ilgili tüm gözlemler ve olaylar
hakkında bilgi toplamak ve incelemek, ve olayların ABD’nin güvenliğiyle
ilgili bir sorun yaratıp yaratmadığına karar vermekti… Aquarius Projesi
altında toplanan raporlar, gerçek uzay aracı gözlemleri ve uzaylı
varlıklarla gerçek temas olayları olarak kabul edilmekteydi. Olayların çoğu
güvenilir askeri görevliler ve sivil savunma personeli tarafından rapor
ediliyordu

MAJESTIC 12 BELGESİ – 4
Sayfa 4/9
ABD, 1958 yılında Utah Çölü’nde üçüncü bir uzay aracı ele geçirdi. Araç uçuş
açısından mükemmel durumdaydı. Aracın uzaylılar tarafından bilinmeyen bir
nedenden dolayı terk edildiği açıkça görülmekteydi, çünkü aracın ne içinde
ne de çevresinde hiçbir dünya-dışı yaşam formuna rastlanmamıştı. ABD’li
bilim adamları aracın bir teknoloji harikası olduğunu düşünmekteydiler.
Araç, çok güvenli bir yerde muhafaza edildi ve burada kaldığı yıllar
süresince en iyi uzay bilimciler tarafından incelendi. ABD ele geçirilen bu
uzaylı aracı sayesinde çok geniş kapsamlı teknolojik bilgiler edindi
MAJESTIC 12 BELGESİ – 5
Sayfa 5/9
Blue Book Projesi döneminde, Hava Kuvvetleri ve CIA’in talebi üzerine
birbirinden bağımsız pek çok bilimsel araştırma yürütüldü. Fakat 1966
yılında MJ12, Hava Kuvvetleri’nin UFO araştırmalarını resmi olarak sona
erdirmesine karar verdi. Bunun iki nedeni vardı.
Birincisi, ABD uzaylılarla iletişim kurmuş ve uzaylıların dünyadaki
araştırmalarının saldırganca ya da düşmanca olmadığı kanısına varmıştı.
Ayrıca, uzaylıların varlığının ABD’nin güvenliğine karşı doğrudan bir tehdit
oluşturmadığına karar verilmişti.
Araştırmaların sona erdirilmesinin ikinci nedeni ise, halkın UFOların gerçek
olduğuna inanmaya başlamasıydı. NSC bu hissin yurt genelinde bir panik
yaratmasından endişeleniyordu. Söz konusu dönemde ABD çok hassas projeler
yürütmekteydi ve halkın bu projelerden haberdar olmasının ABD Uzay
Programı’nın geleceğini tehlikeye atabileceği düşünülüyordu. MJ12, halkın
merakını giderebilmek için UFO olayları hakkında bağımsız bir bilimsel
çalışmanın yapılmasını kararlaştırdı. Çalışma sonucunda UFOların ulusal
güvenliği tehdit ettiği yolunda yeterli kanıt bulunmadığına karar verildi.
Bu sonuç Hükümet için yeterliydi; Hava Kuvvetleri UFO araştırmalarını halka
resmen durdurduğunu bildirdi ama perde arkası araştırmalar tüm hızıyla
sürmekteydi
MAJESTIC 12 BELGESİ – 6
Sayfa 6/9
Blue Book Projesi’nin Aralık 1969’da sona erdirilmesine rağmen, Aquarius
Projesi NSC ve MJ12’nin denetimi altında yürütülmeye devam etti. NSC, UFO
gözlemleri ve olayları ile ilgili araştırmaların gizlice ve halkın bilgisi
dışında sürdürülmesi gerektiğini düşünüyordu: Eğer Hava Kuvvetleri UFO
araştırmalarına devam etseydi, bazı Hava Kuvvetleri görevlileri ve Savunma
sivil personeli eninde sonunda Aquarius Projesi ardında yatan gerçekleri
öğrenecekti. Buna izin verilemezdi. UFO araştırmalarının gizlilik içinde
yürütülmesini sağlamak amacıyla, CIA/DCD ve MJ12’den araştırmacılar çeşitli
askeri birimlere ve hükümet birimlerine yerleştirildi ve UFO/IAC olaylarını
incelemekle görevlendirildi. Bu ajanlar ABD ve Kanada’nın çeşitli yerlerinde
görev yapmaya devam etmektedir.
NOT: Uzaylılar nükleer silahlar ve nükleer araştırmalarla çok yakından
ilgilenmekteydiler. Rapor edilen pek çok UFO gözlemi ve olayı nükleer silah
üsleri yakınlarında gerçekleşmiştir. Uzaylıların nükleer silahlara olan bu
yakın ilgisi gelecekte Dünya üzerinde meydana gelebilecek bir nükleer savaş
tehdidine karşı önlem almak olarak yorumlanabilir. Hava Kuvvetleri nükleer
silahların uzaylılar tarafından çalınması ya da yok edilmesi tehlikesine
karşı önlemler almıştır. MJ12, uzaylıların güneş sistemimizi barışçı
amaçlarla seyahat ettiklerine emindir. Yine de, uzaylıların geleceğe yönelik
planlarının ulusal güvenliğe ve medeniyetin gelişimine karşı bir tehdit
oluşturmadığı kesinlikle belirlenene kadar uzaylıların hareketlerini
gözlemlemeye ve kaydetmeye devam etmeliyiz.
MAJESTIC 12 BELGESİ – 7
Sayfa 7/9
Eldeki bilgilerin düşman istihbaratlarınca ele geçirilmesinden korkan MJ12,
uzaylıların tıbbi durumlarıyla ilgili teknolojik gerçeklerin -örneğin bir
uzaylının canlı olarak ele geçirildiği ve üç yıl hayatta kaldığı gerçeğinin-
halka açıklanmaması gerektiğini düşünüyordu. EBE tarafından verilen ve
konunun hassasiyeti dolayısıyla halka açıklanmaması gerektiği düşünülen
başka bilgiler de vardı. EBE, uzaylı atalarının 2000 yıl önce Dünya
sakinlerinin bir medeniyet geliştirmelerine yardımcı olmak üzere Dünya’ya
insan tohumu attıklarını bildirmişti. Her ne kadar bu homo-sapienin kimliği
hakkında bilgi edinilememiş olsa da kesin olan bir şey vardı: Eğer bu bilgi
halka duyurulursa dünya genelinde dinsel bir panik yaratabilirdi.
MAJESTIC 12 BELGESİ – 8
Sayfa 8/9
1976 tarihli MJ12 raporunda uzaylıların teknolojisinin ABD teknolojisinden
binlerce yıl ileride olduğu belirtilmektedir. Bilim adamları, ABD’nin
şimdiye dek uzaylılardan ne kadar geniş kapsamlı bilgiler elde etmiş
olduğunu ancak teknolojimiz uzaylılarınkine eşit duruma gelince
anlayacağımızı söylemektedirler. ABD teknolojisinin bu duruma ulaşması ise
binlerce yıl alabilir.
MAJESTIC 12 BELGESİ – 9
Sayfa 9/9
AQUARIUS PROJESİ KAPSAMINDA YÜRÜTÜLEN PROJELER
1. BANDO PROJESİ: (Parola: Risk) 1949 yılında başlatıldı. Görevi, hayatta
kalan uzaylı yaratık ve bulunan diğer uzaylı bedenleri hakkında tıbbi bilgi
toplamak ve değerlendirmekti. Bu proje kapsamında EBE tıbbi incelemelerden
geçirilmiş ve evrim teorisi hakkındaki sorulara kesin yanıtlar bulunmuştur.
Projeye 1974 yılında son verilmiştir.
2. SIGMA PROJESİ: (Parola: Gece yarısı) 1954 yılında, Gleem Projesi’nin bir
kolu olarak kuruldu. 1976’da ayrı bir proje olarak yürütülmeye başlandı.
Görevi, uzaylılarla iletişim kurmaktı. Bu proje, 1959’da ABD’nin uzaylılarla
ilkel düzeyde iletişim kurmaya başlamasıyla başarıya ulaşmıştır. 25 Nisan
1964’te bir Hava Kuvvetleri istihbarat yetkilisi New Mexico Çölü’nde daha
önceden belirlenen bir yerde iki uzaylıyla görüşmüştür. Temas yaklaşık 3
saat sürmüş ve istihbarat yetkilisi bu iki uzaylıyla temel bilgi
alışverişinde bulunmayı başarmıştır.
3. SNOWBIRD PROJESİ: (Parola: Balina yıldızı) 1972’de kurulmuştur. Görevi,
ele geçirilen uzaylı araçlarını test uçuşuna çıkarmaktı. Bu proje hala
Nevada’da yürütülmektedir.
4. POUNCE PROJESİ: (Parola: Dixie) 1968’de kuruldu. Görevi uzay teknolojisi
hakkında elde edilen tüm bilgileri değerlendirmekti. Pounce Projesi de halen
devam etmektedir.
ROSWELL OLAYI VE BELGELER
MAJESTIC 12 OPERASYON EKİBİNİN BAŞKAN ADAYI, DWIGHT D. EISENHOWER İÇİN
HAZIRLADIĞI BRİFİNG DÖKÜMANI –18 KASIM 1952:
UYARI: Bu çok gizli ve sadece yetkili kişilerin görüşüne açık bir dökümandır
ve Amerika Birleşik Devletlerinin ulusal güvenliğiyle ilgili özel olarak
hazırlanmış bilgiler içermektedir. Belge yalnızca Majestic-12 tarafından
izin verilen kişiler tarafından incelenebilir. Belgenin kopyalanması,
çoğaltılması ya da içerdiği bilgilerle ilgili notlar alınması kesinlikle
yasaklanmıştır.
BRİFİNG YETKİLİSİ: AMİRAL ROSCOE H. HILLENKOETTER (MJ-1)
NOT: Bu döküman yalnızca bir ön brifing olarak hazırlanmıştır ve takip
edecek tam operasyon brifingi için bir başlangıç niteliği taşımaktadır.
24 Haziran 1947’de Washington Eyaleti’ndeki Cascada dağları üzerinde uçmakta
olan sivil bir pilot, dokuz disk biçiminde uçan cismin belirli bir düzen
içinde ve çok yüksek hızda seyahat etmekte olduğunu gözlemlemiştir. Bu, bu
tip cisimlere dair bilinen ilk gözlem olmadığı halde, halk arasında ve
medyada geniş yankı uyandıran ilk olaydır. Bu olayı, benzeri yüzlerce gözlem
raporu izlemiştir. Bunlardan pek çoğu güvenilirlikleri yüksek askeri ve
sivil kaynaklardan gelmektedir. Bu raporlar üzerine harekete geçen Ordu’nun
çeşitli birimleri bu cisimlerin özellikleri ve amaçları konusunda ulusal
güvenlik çıkarları doğrultusunda birbirinden bağımsız araştırmalar
yapmıştır. Tanıklardan bazılarıyla röportajlar yapılmış; uçuş halinde olduğu
bildirilen diskleri takip etmek için uçaklar gönderilmiş, fakat bu denemeler
başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Halkın tepkileri bazen histeri sınırlarına
varmıştır.
Bütün bu çabalara karşın, New Mexico’lu bir çiftçi bu cisimlerden birinin
Roswell Ordu Hava Üssü’nün (şimdiki Walker Üssü) 75 mil kuzeybatısında
düştüğünü bildirene kadar, cisimler hakkında çok az bilgi edinilebilmiştir.
7 Temmuz 1947’de bu cismin enkazının kaldırılarak bilimsel analizinin
yapılması amacıyla gizli bir operasyon başlatılmıştır. Bu operasyon
sırasında, havadan yapılan keşifte aracın patlamasından önce dört küçük,
insan benzeri varlığın araçtan dışarı fırladığı fark edilmiştir. Bunlar
enkaz alanının yaklaşık 2 mil doğusunda yere düşmüşlerdir. Üçü ölü, biri
yaralı fakat sonradan oda ölmüştür. Cesetleri bulunmalarından önce geçen
yaklaşık bir haftalık zaman zarfında dış faktörlerin etkisine maruz
kaldığından feci şekilde bozulmuştur. Özel bir ekip bu bedenlerin incelemek
üzere kaldırılmaları görevini üstlenmiştir. Aracın enkazı da kaldırılmış Ve
birkaç farklı yere taşınmıştır. Bölgedeki sivil ve askeri tanıklar
sorgulanmış ve habercilere etkileyici bir örtbas hikayesi anlatılarak bu
cismin yanlış yola sapan bir hava gözlem balonu olduğu söylenmiştir.
Doğrudan Başkan’ın emirlerine göre harEket eden General Twining ve Dr. Bush
tarafından organize edilen gizli araştırma sonucunda, 19 Eylül 1947’de, bu
diskin kısa menzilli bir keşif aracı olduğu kararına varılmıştır. Bu karar
aracın büyüklüğüne ve içinde herhangi bir erzak bulunmamasına dayanılarak
verilmiştir. Dr. Bronk da aracın ölü dört mürettebatı üzerinde benzer bir
analiz yapmıştır. Bu grubun konuyla ilgili olarak 30 Kasım 1947’de aldığı
öneri niteliğindeki karara göre, bu yaratıklar her ne kadar görüntüsel
olarak insana benzeseler de, biyolojik ve evrimsel gelişimleri
homosapien’lerden oldukça farklıdır. Dr. Bronk’u ekibi bu yaratıkların daha
belirleyici bir tanım bulunana kadar “Dünya Dışı Biyolojik Varlıklar” –EBE’ler
olarak adlandırılmalarını önermiştir.
Bu araçların dünya üzerindeki herhangi bir ülkeden gelmedikleri kesinleştiği
için, kökenlerinin neresi olduğu ve buraya nasıl geldikleri konusunda pek
çok tahmin yürütülmüştür. Olasılıklardan biri Mars’tır, fakat bazı
bilimadamları, özellikle Dr. Menzel, bu varlıkların başka bir güneş
sisteminden geldiklerini savunmaktadırlar.
Enkazda bir tür yazı formu olduğu sanılan birtakım örnekler bulunmuştur.
Bunların şifelerinin çözülmesi yolundaki çabalar geniş ölçüde başarısızlıkla
sonuçlanmıştır. Aracın itici gücünün nasıl çalıştığını, sahip olduğu güç
kaynağının özelliklerini ve iletim şeklini belirleme çabaları da aynı
şekilde başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu konudaki araştırmalar; aracın
tanımlanabilir kanatlara, pervanelere, jetlere ya da alışılmış başka tür bir
itici güç sistemine sahip olmaması, ayrıca metalik elektrik tertibatı, vakum
tüpleri veya benzeri herhangi bir elektronik parçasının bulunmaması yüzünden
karmaşıklaşmıştır. Aracın itici güç sisteminin kazaya yol açan patlamada
tamamen tahrip olduğu düşünülmektedir.
Enkazda ele geçen bazı parçalar:
Sözkonusu araçlar, performans özellikleri ve amaçları konusunda olabilecek
en fazla bilgiyi edinme ihtiyacı, Aralık 1947’de ABD Hava Kuvvetleri SIGN
Projesi olarak bilinen girişimin başlatılmasına yol açmıştır. Gizliliği
korumak amacıyla, SIGN ve Majestic-12 arasındaki bağlantı Hava Malzeme
Kuvvetleri İstihbarat Bölümü’nden iki kişi ile sınırlandırılmıştır; bu
kişiler birtakım bilgileri kanallar aracılığıyla iletmekle
görevlendirilmişlerdir. SIGN, Aralık 1948’de GRUDGE Projesi’nin kapsamına
alınmıştır. Operasyon, şu anda BLUE BOOK kod adı altında, projenin başı olan
Hava Kuvvetleri yetkilisi ile bağlantı içinde sürdürülmektedir.
6 Aralık 1950 günü, muhtemelen benzeri kökenli ikinci bir cisim, atmosfer
içinde uzun bir yolculuk yaptıktan sonra, Teksas-Meksika sınırındaki El
Indio-Guerrero bölgesinde büyük bir hızla yere çakılmıştır. Araştırma ekibi
olay yerine vardığında cismin kalıntılarının neredeyse tamamen yanmış
olduğunu görmüşlerdir. Kurtarılabilen parçalar incelenmek üzere Sandia, New
Mexico’daki A.E.C. binasına gönderilmiştir.
Bu olayların ulusal güvenlik açısından taşıdıkları anlam önemini
korumaktadır, çünkü bu ziyaretçilerin motivasyonları ve niyetleri hiçbir
şekilde bilinmemektedir. Bunlara ek olarak, bu araçların gözlemlerinde bu
yılın Mayıs ayında başlayan ve sonbaharda da devam eden bir patlama
yaşanmış, bu da çok yakında yeni gelişmelerin olabileceği yönünde derin
kaygılar doğurmuştur. Bu nedenle, uluslararası ve teknolojik kaygılardan ve
halk arasında oluşabilecek bir paniği engelleme ihtiyacından dolayı,
Majestic-12 ekibi, bu konudaki katı güvenlik tedbirlerinin yeni yönetim
tarafından da uygulanması gerektiğini düşünmektedir. Ayrıca MJ-1949-04P/78
kodlu gizli plan, kamuoyuna bir açıklama yapma gereğinin başgöstermesi
ihtimaline karşı sürekli olarak hazır tutulmalıdır.
SAVUNMA SEKRETERİNE GÖNDERİLEN MEMORANDUM
Sayın Savunma Sekreteri Forrestal,
Bu konu hakkında yakın zamanda yaptığımız konuşmaya istinaden, bu mektupla
size gereken tüm hızla ve dikkatle girişiminizi sürdürme yetkisi
tanınmaktadır. Bundan böyle sözkonusu olaydan yalnızca Majestic-12
operasyonu olarak bahsedilecektir.
Konunun son düzenlemesine ilişkin ileride ortaya çıkabilecek hususların,
yalnızca, sizinle konuyla ilgili görüşmelerini sürdürecek olan Başkanlık
Ofisi, Dr. Bush ve Merkezi İstihbarat Direktörü arasında kalması gerektiğini
hissediyorum.
İmza
Dwight D. Eisenhower
Başkan
8 TEMMUZ 1947 TARİHLİ FBI TELETAYP MESAJI
FBI DALLAS 7-8-47 18:17
CINCINNATI ACELE
UÇAN DAİRE, MERKEZİ BÜROYU İLGİLENDİREN BİLGİ
8. Hava Kuvvetleri büromuzu arayarak, bugün Roswell, New Mexico yakınlarında
uçan daire olduğu sanılan bir cisim ele geçirdiklerini bildirmiştir. Disk,
altıgen biçimindedir ve yaklaşık 6 metre çapında bir balondan kablo ile
sallandırılmış halde bulunmuştur. Bulunan cismin radar yansıtıcılı bir hava
balonuna benzediği bildirilmiştir, fakat 8. Hava Kuvvetleri’yle Wright Üssü
arasında yapılan telefon görüşmesi bunu doğrulamamaktadır. Disk incelenmek
üzere özel bir uçakla Wright Üssü’ne gönderilmiştir. Ofisinize bilgi
verilmesinin nedeni olayın ulusal çıkarlarla ilgili olmasıdır.
GİZLİ BELGELER J. ALLEN HYNEK
“Güvenilir resmi raporlardan anlaşıldığına göre, uçan daireler müthiş bir
süratle dünya atmosferine girmektedirler. Bu araçlar akıllı varlıklar
tarafından yönetilmektedirler”
Amiral Delmer Fehrnex
Amerikan Donanması
J. ALLEN HYNEK
Ünlü Astronom ve Blue Book Projesi’nin resmi danışmanı J. Allen Hynek,
1960’ların ortalarından ölümüne kadar geçen 20 yıl boyunca UFO
araştırmalarının en ünlü ve etkili ismi olmuştur.
Hynek, başlangıçtan beri konunun içinde yer almıştır. 1948’de Hava
Kuvvetleri’nin resmi UFO araştırma projesi Grudge’ın temsilcileri, o dönemde
Ohio Devlet Üniversitesi’ne bağlı Mc Millan Gözlemevi Başkanı olan Hynek’ten,
kendilerine bildirilen raporları incelemesini ve astronomik olayların yanlış
yorumlanmasından kaynaklanan durumlara karşı kendilerini uyarmalarını
istemiştir. Hynek, 1969’da Hava Kuvvetleri ile işbirliği içinde bulunduğu
dönemde, UFO olaylarının önemiyle ilgili görüşler bildirmiştir.
Fakat, Hynek’i çok ünlü ve tartışılır yapan onun UFO olaylarına olan
ilgisidir. Entelektüel merakı, onun, Hava Kuvvetleri’nin UFO raporlarıyla
ilgilenmesi için yaptığı daveti kabul etmesini sağlamıştır. Önceleri konu
hakkında çok şüpheci olan ve uzun bir süre de öyle kalan Hynek, daha sonra
incelediği ve gördüğü önemli kanıtlardan sonra tüm bu olayların geleneksel
açıklamalarla aydınlatılamayacağını fark etmiştir. Bu görüşünü yansıtan ilk
temkinli açıklamasını 1953’te bir bilim dergisine yazdığı makaleyle yapan
Hynek, makalesinde şunları söylemektedir:
“Alay konusu etmek bilimsel bir metot değildir ve halka böyle olduğu
düşündürülmemelidir. Raporların düzenli akışı ve çoğu kez güvenilir
gözlemciler tarafından bildirilmesi, akıllarda bilimin sorumluluk ve
yükümlülükleri hakkında soru işaretleri oluşturmaktadır. Bilimin konuyla
ilgilenmesine değecek herhangi bir kanıt var mı? Yoksa bile, bilim hala
halka –alaycı değil ciddi bir şekilde- açıklama yaparak bilime ve bilim
adamına karşı güvenlerini korumalarını söylemekle yükümlü değil mi?”
Hynek daha sonraları birçok tv ve gazete röportajında UFO gözlemlerinin
birçoğunun gerçek ve dünyadışı meşeili olduğunu açıkça itiraf etmiştir..
GİZLİ BELGELER CIA DOSYASI
ABD’nin Merkezi İstihbarat Servisi CIA, İngiliz Gizli İstihbarat Servisi ile
eşdeğerdir ve İngiltere’nin de yardımıyla, Stratejik Hizmetler Ofisi ve
Merkezi İstihbarat Grubunun 1947 yılında birleştirilmesiyle kurulmuştur.
CIA’in yaklaşık 16 bin resmi çalışanı vardır, fakat bu rakam yabancı
ajanları ya da ABD hükümetinin diğer birimlerinde çalışanları
kapsamamaktadır. CIA’in yıllık tahmini bütçesi 1 milyar dolardır.
CIA, her birinde farklı ofis ve servislerin bulunduğu 4 ayrı müdürlüğe
ayrılmaktadır. Bu müdürlüklerin üstünde, çeşitli istihbarat alma
metotlarını, taleplerin önemine göre koordine eden Ulusal Güvenlik Servisi (NSA)
bulunmaktadır. Ulusal Güvenlik Servisi eski görevlisi Todd Zechel’e göre,
CIA’e bağlı bu 4 müdürlüğün hepsi de, 1948’den bu yana UFO bilgilerini
toplamakta, analiz etmekte ve saklamaktadır. Zechel, Ulusal Fotoğraf
Bilgileri, Bilim ve Teknoloji Ofisi’nin 1953 yılından beri dünya genelindeki
UFO olaylarını incelediğini söylemektedir; bu incelemeler hem fotoğrafla
belgelenmemiş olayları hem de fiziki kanıtları ve fotoğraflı olayların
yeniden analizini kapsamaktadır.
Zechel, CIA’in yerel UFO raporlarını, Pentagon İstihbarat Ofisi, NSA ve
Savunma İstihbarat Servisi gibi haber alma örgütlerinin istihbarat ağları
yardımıyla Hava Kuvvetlerinden alarak biriktirdiğini savunmaktadır. Zechel,
CIA’in aynı zamanda ABD genelindeki Yerel Operasyon Birimleri vasıtasıyla da
yerel raporları topladığını söylemektedir.
Zechel ayrıca, CIA’in Operasyonlar Müdürlüğü ajanlarının UFO görgü
tanıklarını sorguya çektiğini; Yerel Operasyon Birimlerindeki ajanların da
tanıklara gözdağı verme, tehdit etme ve hatta susturma gibi eylemlerde
bulunduğunu belirtmektedir
CIA’NIN AÇIKLANAN DOSYALARI
Pilot Kenneth Arnold’un 24 Haziran 1947’deki ünlü UFO gözleminden kısa bir
süre sonra, General Walter Bedell Simith’e, Stratejik Hizmetler Ofisi (OSS)nin
New York’taki Brooks Club’da görüşerek, uçan disklerle ilgili gerçeği
duyurmak için mali destek verilen bir çaba içine girdiği söylendi. İlk başta
bundan yakaladıkları bir Alman bilimadamının yardımını alan Rusların sorumlu
olduğuna inanılıyordu, fakat raporların bazı özellikleri bu teoriyi çürüttü.
OSS, bu tür gözlemlerin paniğe neden olacağından endişe etmekteydi.
CIA’nın, 3 Mart 1949 tarihli ve ‘UFO-Sign Projesi hakkında Notlar ve
Yorumlar” başlıklı memorandurumunda şöyle denilmektedir:
“GE’den Dr. Langmuir, MIT’ten Dr. Valley, Ohio Üniversitesi’nden Dr. Hynek
ve Tıbbi Hava Laboratuarları bir çok olasılık üzerine çalışmalar yaptılar.
Buna göre, cisimler ya dünya dışı kaynaklıydı ya da yabancı ülkelerin ileri
düzeyde teknolojide hava araçları vardı; fakat bunların oldukça uzak
ihtimaller olduğuna karar verilmişti. Bu araçların gezegenler arası uzay
gemileri olduğu yüksek ihtimaldir ve tüm gözlemlerin araştırılması
gerekmektedir.”
29 Haziran 1952 tarihli başka bir momerandrum;
“Geçtiğimiz haftalarda, tanımlanamayan hava cisimlerine dair bir dizi radar
ve gözlem raporu bildirildi. Bu ofis, 3 yıldır bu tür gözlem raporlarını
sürekli olarak incelemesine rağmen, bu çalışmaya Merkezi İstihbarat Ofisi de
katılacak ve konu hakkındaki rapor 15 Ağustosa kadar hazırlanacaktır.”
Birkaç gün sonra OSI Silah ve Mühimmat Bölümü Şefi Edward Tauss, OSI Başkan
Yardımcısına resmi olmayan bir memorandum gönderdi:
Bir dizi rapor “açıklanamayan” olarak kaldığı sürece, İstihbarat konuyu
örtbas etmeye devam etmelidir. Önerilen, CIA’in incelemelerini Hava
Teknolojisi İstihbarat Merkezi yetkilileriyle işbirliği halinde
sürdürmesidir. Fakat, CIA’in konuya olan ilgisi ya da endişelerinin hiçbir
şekilde basına ya da halka yansımaması şiddetle talep edilmektedir. Bu tip
bir ilgi, ABD Devleti’nin elindeki “yayınlanmamış gerçeklerin” varlığını ve
güvenilirliğini onaylama olarak görülecektir.
CIA özel çalışma grubu Ağustos 1952’de kuruldu; brifingle ilgili belgeler o
tarihte gizli olarak sınıflandırılmaktaydı. Bu brifinglerin ilki 14
Ağustos’ta yapıldı:
Geçtiğimiz birkaç hafta boyunca uçan dairelerle ilgili raporların artması
hem halkın da hem de yetkililerin konuya olan ilgisini oldukça artırmıştır.
Bilgi edinmek isteyenler Hava Kuvvetlerini talep yağmuruna tutmuştur; hatta
bunların içinde Beyaz Saray’dan gelen resmi bir sorgu kağıdı da
bulunmaktadır…
Bu noktada, Bilimsel İstihbarat Ofisi, Hava Kuvvetleri’nin çalışmaları
–metodolojisi, raporları, vardığı sonuçlar- hakkında bir değerlendirme
yapmanın zamanının geldiğini hissetmiştir. Gizli servis içinde konuya
gösterilen büyük ilgi gözönüne alınarak, araştırmalar hakkında rapor
hazırlanması için bu brifing düzenlenmiştir. Dikkate alınması gereken nokta,
gizli servisin uçan dairelere olan ilgisinin halk tarafından öğrenilmesi,
sorunun halkın gözünde daha da ciddi hale gelmesine neden olabilir,
dolayısıyla bunu engellememiz gerekmektedir.”
Raporda “Kendi istihbarat bilgilerimizi, 1946 yılında İsveç’te yapılan
gözlemlere kadar giderek gözden geçirdik” denilmekte ve Hava Kuvvetleri’ne
bildirilen çeşitli UFO tipleri şöyle listelenmektedir:
“Gözlemleri, görsel, radar ve görsel ve radar karışımı olarak gruplayan ATIC,
UFO tiplerini iki ana gruba ayırır: 1. Küresel ya da elips şeklindeki
cisimler. Bunlar genelde parlak metalik renktedir, bazıları küçük (60-90 cm)
olmasına rağmen, çoğu yaklaşık 30 m. çapındadır ; nadiren 300m. genişliğinde
cisimler de gözlemlenmektedir. Bu grupta değişik türler bulunur; torpil,
üçgen, kalem ve hatta şilte şeklindekiler gibi. Bunların hepsi gün ışığında
alınmış raporlardır. İkinci grup ise gece gözlemlerinden oluşmakta ve
ışıklar ile çeşitli parlaklıkları kapsamaktadır: Yeşil, ateş kırmızısı ya da
beyaz-mavi ateş topları, dönen ışık noktaları gibi.
Bu cisimler hem yalnız olarak, hem de asimetrik gruplar halinde veya çeşitli
oluşumlar içinde gözlemlenmiştir. Raporlanan özelliklere göre, cisimlerin üç
genel hız seviyesi bulunmaktadır; havada asılı durma; geleneksel uçak
hızında gitme; ve saatte 18,000 mile ulaşan muazzam bir hızda ilerleme.
Şiddetli manevralardan raporların sadece yüzde 10’unda söz edilmiştir. 20
g.’ye kadar yükselen ivme hızlarından bahsedilmektedir.”
CIA ve HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜ YASASI
Todd Zechel ve Arizona merkezli UFO araştırma grubu Yeryüzü Uçan Daire
İzleme(GSW)’den William Spaulding, beraber verdikleri yasal mücadele
sonrası, CIA’in, elinde bulunan yaklaşık 1000 sayfalık UFO bağlantılı
dokümanı 1978 yılında Haber Alma Özgürlüğü Yasası (FOIA) dahilinde
yayınlamasını sağlamışlardır. GSW’nin yanında yer alan New York’lu 2 avukat,
Henry Rothblatt ve Peter Gersten, 1977 yılında Haber Alma Özgürlüğü
Yasasından’ndan yararlanarak CIA’i dava etmiş ve gizli servis elindeki UFO
dosyalarını açıklamaya zorlamıştır.
Virginia, Langley’deki CIA karargahında 10 binden fazla UFO dokümanının
bulunduğuna inanılırken, gizli servis elinde sadece 57 resim bulunduğunu
açıklamıştır. Peter Gersten 1980’de, yayımlanan belgelerdeki referanslara
dayanarak CIA’in, 200 ya da daha fazla belgeyi açıklamadığını söylemiştir
CIA ve NICAP
1950 ve 60’larda, devletin gizliliğine karşı en çok tepki veren sivil UFO
araştırma grubu olan Gök Olayları Ulusal Araştırma Komitesi (NICAP), eski
donanma fizikçisi Thomas Townsend Brown tarafından 1956’da kuruldu. Komiyete
uzun yıllar boyu ABD Deniz Komutanlığı’ndan Binbaşı Donald Keyhoe başkanlık
etti. 2. Dünya Savaşı sırasında Pasifik Haber Alma Komutanı olarak görev
yapan CIA eski Başkanı Amiral Roscoe Hillenkoetter de bir dönem NICAP
Yönetim Kurulu’nda yer almıştı. Hillenkoetter, yönetim kurulundayken, bir
çok kez olağandışı açıklamalarda bulunarak UFO olgusunun gerçekliğinden ve
ciddiyetinden bahsetmiştir. UFO’ların zeki varlıklar kontrolünde hareket
eden tanınmayan cisimler olduğuna ikna olan Hillenkoetter şunları
söylemektedir:
“Hava Kuvvetleri UFO gözlemlerini hala sansürlemektedir. Kıdemli pilotlar ve
teknik açıdan eğitimli diğer gözlemciler tarafından bildirilen yüzlerce
gerçek rapor ya alaya alınmakta ya da yanlışlık, hayal ya da aldatmaca
olarak açıklanmakta… Oysa UFO’ların nereden geldiğini ve amaçlarının ne
olduğunu bilmek zorundayız. Halkın gerçekleri bilmeye hakkı var.”
1962’de, Hillenkoetter aniden NICAP’tan istifa etti. İstifa mektubunda,
Bana göre, NICAP’ın araştırmaları mümkün olduğunca ileri götürülmüştür.
UFO’ların Amerikan ya da Sovyet yapımı olmadığını biliyorum. Şimdilik
yapabileceğimiz tek şey bekleyip UFO’ların kendilerini belli etmelerini
beklemektir”. NICAP Yönetim Kurulundaki eski CIA yetkililerinden bir diğeri
de, Hava Kuvvetleri Sekreteri Özel Asistanı ve NATO Havacılık Danışmanı
olarak görev yapmış olan, CIA’in Psikolojik Savaş Bölümü kurucusu ve başkanı
Albay Joseph J. Bryan III’tü. Albay Bryan, Keyhole’a yazdığı bir mektupta,
UFO olgusuyla ilgili olumlu görüşler bildirmiştir:
“Yüzlerce ordu ve havayolları pilotunun, havaalanı personelinin, astronomun,
füze takipçisinin ve diğer yetkili gözlemcilerin UFO gördüklerini rapor
ettiklerinin farkındayım. Ayrıca, bu UFO’ların çoğunun bir oluşum içinde
manevralar yaptıklarının ve bu sırada radarlar tarafından belirlendiklerinin
de farkındayım. Benim düşünceme göre;
Yetkili gözlemciler tarafından rapor edilen UFOlar, zeki varlıkların
kontrolü altındalar. Bu cisimlerin hızları, manevraları ve diğer teknik
kanıtlar, onların dünya yapımı tüm uçak ve uzay araçlarından çok daha ileri
bir teknoloji ürünü olduğunu göstermektedir. UFOlar Dünyamızı sistematik bir
biçimde gözlemleyen gezegenlerarası araçlardır; bu araçlar ya içlerinde
onları yöneten varlıklar taşımakta ya uzaktan kumanda edilmekte, ya da hem
uzaktan kumandayla hem de içindeki varlıklar vasıtasıyla yönetilmektedir.
KAYBOLAN KANITLAR
UFO gözlemleriyle ilgili pek çok film, fotoğraf ve eşya ortadan kaybolmuştur
fakat bundan CIA’in sorumlu olduğunu kanıtlamak zordur. Bununla yanında,
federal ve askeri istihbarat servisleri tarafından halktan “ödünç alınan”
veya toplanan bazı materyaller hiçbir zaman geri gönderilmemiştir.
Todd Zechel, 1950’lerde Hava Kuvvetleri Blue Book Projesi dosyaları içinden
kaybolan fotografik kanıtların CIA’in Bilimsel Haber Alma Ofisi’nde
saklandığını söylemekte ve örnek olarak da New Mexico’da çekilen bir dizi
video filmi göstermektedir.
ESKİ CIA YETKİLİSİ ÖRTBASIN NEDENLERİNİ AÇIKLIYOR
1979 yılında, CIA İdari Yöneticisi eski Asistanı Victor Marchetti, gizli
serviste görev yaptığı yıllarda UFO konusunun “çok hassas aktiviteler”
alanında girdiğini ve gizli servis içinde bile tartışılmadığını
belirtmiştir. Marchetti, Hava Kuvvetleri Yabancı Teknolojiler
Departmanı’ndaki yüksek rütbeli görevlilerden bir takım söylentiler
işittiğini, fakat UFO’ların gerçekliğiyle ilgili şüphelerini tamamen yok
edecek bir kanıt görmediğini söylemiştir. Marchetti, yine de, CIA’in, UFO
olaylarını yalanlama yönündeki girişimlerinin klasik bir örtbasın tüm
belirtilerini gösterdiğini itiraf etmektedir.
Marchetti, CIA’in UFOlar hakkında yayımladığı belgelerin bize, hükümetin
düşündüğünden çok daha fazla şey anlattığına inanmaktadır. CIA, 1947’lerin
başından itibaren dünyada meydana gelen UFO olaylarını yakından takip
etmektedir. Her ne kadar Haber Alma Özgürlüğü Yasası dahilinde yayımlanan
belgelerin pek çoğu, genellikle Yabancı Basın Yayın Bilgi Servisi, Yabancı
Belgeler Bölümü ve Yerel İritibat Servisi gibi zararsız, gizli olmayan
birimler tarafından ele alınan bu soruna rutin bir ilgi niteliğindeyse de,
bu belgeler Bilim ve Teknoloji Müdürlüğü’nün UFOlar hakkında bilgi toplamaya
gereksinim duyduğunu göstermektedir. Marchetti şunları söylemektedir: “Dünya
dışı varlıklar gerçekten de bizimle temasa geçiyor, hatta belki dünyamızı
ziyaret ediyorlar. Fakat dünyadaki diğer ulusal güçlerle de anlaşan ABD
Hükümeti, bu bilgiyi kamuoyundan saklamaya kararlı. Bu uluslararası
entrikaların amacı, dünya ulusları arasındaki istikrarı korumak ve
karşılığında da, halklar üzerinde kurumsal bir denetim sağlamaktır.”
GİZLİ BELGELER CONDON RAPORU
“Güvenilir resmi raporlardan anlaşıldığına göre, uçan daireler müthiş bir
süratle dünya atmosferine girmektedirler. Bu araçlar akıllı varlıklar
tarafından yönetilmektedirler”
Amiral Delmer Fehrnex
Amerikan Donanması
CONDON RAPORU
Hava Olayları Ulusal Araştırma Komitesi’nden Albay Donald Keyhoe ve
diğerleri, Hava Kuvvetlerinin UFO’larla ilgili gerçekleri örtbas ettiğini ve
halktan gizlediğini duyurmaya başlayınca, UFO tartışmalarını takip eden
insanlar için sadece iki olasılık kaldı: Blue Book araştırmacıları ya fazla
zeki değillerdi ve tembellerdi, ya da hükümetin gizlediği bir şeyler vardı.
Gerçek uzakta değildi. Blue Book, “X-Dosyaları”vari doğasına rağmen aslında
halkla ilişkiler masasından farklı bir şey değildi. Proje çoğu kez bir
yetkili, bir kaç çavuş ve bazı sekreterler tarafından idare edilmekteydi.
Dayton, Ohio’daki Wright-Peterson Hava Üssü’nde bulunan Blue Book
karargahına uzak yerlerden bildirilen raporları incelemeleri için bazen
yerel hava üslerinden araştırmacılar aranırdı, fakat proje birimi tarafından
görevlendirilmiş büyük bir ajan ordusu bulunmamaktaydı. Bu tür ayrıntılı bir
operasyon yapmak için ne resmi bir girişim yapılmış ne de bütçe ayrılmıştı.
Eğer Blue Book’un görevi sona erdiyse, bu, gerçeği saklamak için gizli bir
gündem oluşturulmasından değil, zaman, kaynak, inisiyatif ve uzmanlık
eksikliğinden kaynaklanıyordu.
1952-1957 yılları arasındaki telaşlı dönem, 1958’den 1964’e kadar yerini UFO
olaylarının seyrek olarak bildirildiği sakin bir döneme bıraktı. Bu durum
uzun sürmeyecekti. 1965-67 arasındaki 2 yıllık süre boyunca oldukça fazla
sayıda UFO gözlemi rapor edilmeye başladı. Seçmenlerine karşı her zaman
sorumlu görünmeye çalışan politikacılar, Blue Book’un olaylar karşısında
yetersiz kaldığını söyleyerek UFO raporlarının daha detaylı olarak
araştırılmasını istiyorlardı. Bu konuda en fazla baskı, 1966’da büyük bir
UFO dalgası yaşayan Michigan’da doğan ve sonradan ABD Başkanlığı’na seçilen
Temsilciler Meclisi üyesi Gerald Ford’dan gelmekteydi. Meclis, UFOlar
hakkında çalışma yapacak bir üniversiteye verilmek üzere $525.000 dolar gibi
önemli bir fon ayırdı. Harvard, MIT, Kuzey Carolina Üniversitesi ve
CaliforniA Üniversitesi gibi birçok büyük kurumla temasa geçildi, fakat
hiçbiri bu projeyi uygulamayı kabul etmedi. Sonunda Colorado Üniversitesi
görevi kabul etti ve Fizikçi Dr. Edward U. Condon liderliğinde UFO konulu
yeni bir çalışma başlatıldı.
Üniversite tarafından hazırlanan ve CONDON RAPORU olarak da anılan rapor
1968 yılında tamamlandı. Raporda birtakım açıklanamayan olaylardan
bahsedilmesine rağmen, varılan sonuç 1949’daki Grudge Projesi’nden pek de
farklı değildir. Yani tüm olaylar yine örtbas ediliyordu…
1. UFO raporlarının değerlendirilmesi sonucunda bunların ABD’ye yönelik bir
tehdit oluşturmadığı görüldü.
2. UFO raporları aşağıdakilerin bir sonucudur:
• Hafif bir toplu histeri hali ya da “savaş siniri”
• Halkı aldatmak için kişilerce uydurulmuş raporlar.
• Psikopatolojik sorunları olan insanlar
• Geleneksel cisimlerin yanlış tanımlanması
Condon Raporu’nın açıklanmasının ardından Blue Book Projesi sona erdirildi.
Hava Kuvvetleri’nin bu en uzun süren UFO projesinin sona erdiği Mart 1969’da
bildirildi ve aynı yılın Aralık ayında Hava Kuvvetleri Sekreteri Robert C.
Seamans Jr. tarafından yapılan açıklamayla resmiyet kazandı: “Blue Book
Projesi’nin sürdürülmesi ne ulusal güvenlik açısından ne de bilimsel açıdan
gerekli değildir”.
Blue Book Projesi devam ettiği süre içinde proje birimine toplam 12.618 UFO
raporu bildirilmiştir. Bunların yüzde 18’i (701 olay) kayıtlara
‘tanımlanamaz’ olarak geçmiştir. Bu olayların yarıya yakını, yalnızca, ABD
tarihindeki en şiddetli UFO dalgasını yaşandığı 1952 yılında bildirilen
raporlardan oluşmaktadır.
ÖRTBAS POLİTİKASI DEVAM EDİYOR…
Blue Book sona erdikten sonra Hava Kuvvetleri kendini UFO konusundan
sıyırmaya çabaladı. Yakın geçmişte yayımlanan Hava Kuvvetleri UFO raporunda
“Blue Book Projesi sona erdirildiğinden beri, Hava Kuvvetlerinin UFO
araştırmalarına yeniden başlamasını gerektirecek her hangi bir olay
olmamıştır” denilmektedir. Fakat Pentagon, konuyla ilgili şüpheler taşıyan
halk tarafından sıkça sorgulanmakta ve periyodik olarak UFO tarışmalarının
içine çekilmektedir. Blue Book Projesi’nin sona erdirilmesinin üzerinden 30
yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen, projenin ortaya attığı sorulara
hala tatmin edici cevaplar getirilememiştir.
PROJELER
1947 yazında Amerika’dan rapor edilen UFO gözlemlerinde yaşanan patlama
sonrasında, ABD Hava Kuvvetleri Başkomutanı, Tuğgeneral Nathan F.
Twinning’den Amerika semalarında dolaşan esrarengiz cisimlerle ilgili bir
çalışma yapmasını istemiştir. 23 Eylül 1947’de Twinning, konu hakkında bir
ön rapor hazırlamış ve Hava Kuvvetlerinin UFO’lar üzerine devamlı bir
çalışma yapılmasını sağlayacak bir proje birimi oluşturmasını önermiştir.
Twining ayrıca, ele geçirilen Alman dosyalarında bahsedilen test uçağının
Amerikan hava sahasını istila eden cisimlerin kaynağıyla ilgili herhangi bir
ipucu vermediğini de sözlerine eklemiştir. Twining’in raporunda ayrıca,
UFO’ların rapor edilen performanslarının bilinen hava araçlarının çok çok
üstünde olduğunu ve cismin Amerikan ya da Sovyet yapımı olamayacağını
bildirmiştir
Bluebook Projesi
11 Eylül 1951’de, Yüzbaşı Edward J. Ruppelt, Grudge Projesi’nin başına
getirildi. Bir ay sonra, Proje Grudge II adıyla yeni bir girişim başlatıldı
ve projenin raporlama prosedürü, biçimi gibi yönleri yeniden organize
edildi. Bir danışmanlık firması olan Batelle Hafıza Enstitüsü’nden, o güne
kadar toplanan UFO raporlarını üzerinde istatistik bir çalışma yapması
istendi. Mart 1952’de Grudge II, BLUE BOOK PROJESİ adıyla halka açıldı ve
bunu takip eden 17 sene boyunca Hava Kuvvetleri’nin resmi UFO araştırma
programı olarak kaldı.
Blue Book’un görevi Sign ve Grudge’dan tamamen farklıydı. Blue Book’un
oynayacağı rol, 1952’de CIA tarafından düzenlenen bir panelde
kararlaştırıldı. Robertson Paneli olarak da bilinen bu “UFO Konulu Bilimsel
Danışma Paneli”nde UFO’ların dünya dışından gelip gelmediği ya da ulusal
güvenliği tehdit edici bir yanlarının olup olmadığıyla ilgili kesin bir
kanıt sunulamamasına rağmen, katılımcılar UFO raporlarının ulusal güvenlik
açısından potansiyel tehlike arzettiğine karar verdiler.
Eğer Amerikan vatandaşları gökyüzünün güvenliği konusunda endişe
taşıyorlarsa ve tanımlanamayan bir gök aracı istediğinde ABD hava sahasına
dalıp ardından durdurulamadan ya da tanımlanamadan yoluna devam ediyorsa,
bu, Amerika’nın dünya üzerindeki düşmanlarının kendi çıkarlarına
kullanabilecekleri bir korku ortamı yaratabilirdi. Ayrıca, ABD’ye bir hava
saldırsı yapılması durumunda, UFO raporları bildirimi nedeniyle sık sık
tıkanan iletişim hatları, ulusal savunma için büyük önem taşıyacaktı. Bu
kaygılardan dolayı, Robertson Paneli’nde halkın iyiliği için UFO olaylarının
yalanlanmasına karar verildi. Bu Blue Book Projesi’nin oynamak zorunda
olduğu bir roldü.
Yüzbaşı Ruppelt gibi bazı Blue Book liderleri, UFO problemine gerçekten de
ilgi duyuyor ve kendilerine gönderilen olayları çözmek için büyük çaba
harcıyorlardı. Yine de gözlemlere çoğu kez basit ve basma kalıp açıklamalar
getirilmekteydi. Bu açıklamalar, dikkatlice yapılan araştırmalarla
çürütüldüğünde ise, halkın Blue Book araştırmacılarının dürüstlüğüne ve
zekasına olan inancı büyük ölçüde zarar görüyordu.
Hava Olayları Ulusal Araştırma Komitesi’nden Donald Keyhoe ve diğerleri,
Hava Kuvvetlerinin UFO’larla ilgili gerçekleri örtbas ettiğini ve halktan
gizlediğini duyurmaya başlayınca, UFO tartışmalarını takip eden insanlar
için sadece iki olasılık kaldı: Blue Book araştırmacıları fazla zeki
değillerdi ve tembellerdi, ya da hükümetin gizlediği bir şeyler vardı.
Blue Book Projesi devam ettiği süre içinde proje birimine toplam 12.618 UFO
raporu bildirilmiştir. Bunların yüzde 18’i (701 olay) kayıtlara
‘tanımlanamaz’ olarak geçmiştir. Bu olayların yarıya yakını, yalnızca, ABD
tarihindeki en şiddetli UFO dalgasını yaşandığı 1952 yılında bildirilen
raporlardan oluşmaktadır.
Grudge Projesi
11 Şubat 1949’da, Sign Projesi GRUDGE adı altında yeniden hayata
geçirilmiştir. Sign Projesinin gizli olarak sınıflandırılan en son raporu
bir uyuşmama mutabakatıydı. Bazı Hava Kuvvetleri araştırmacıları, UFO’lardan
bazılarının dünya dışından gelen uzay araçları olduğunu açıkça söylerken,
diğer Sign yetkilileri, ortada bu tür bir sonuca varılmasına yol açacak bir
kanıt olmadığına işaret etmekteydiler.
Grudge ekibi Sign’a göre farklı bir yol izlemekteydi. Kendilerine bildirilen
tüm UFO raporlarını açıklamaya çalışmaktaydılar. Bu ayrıntılı bakış açısı
daha sonra yürütülecek program olan Blue Book Projesi’ne problemli bir örnek
oluşturmaktaydı.
Saturday Evening Post muhabiri Sidney Shalet, 30 Nisan 1949’da Hava
Kuvvetleri’nin ‘uçan daireler’le ilgili çalışması hakkında bir makale
yazmıştır. “Grudge” gizli bir kod adı olduğu için, Shalett makalesinde Hava
Kuvvetleri’nin çalışmasından ‘Uçan Daire Projesi’ olarak söz etmiştir.
Shalet’in makalesi halk arasında kullanılan “UFO” teriminin ilk kez
yayımlandığı yer olmuştur.
Proje Grudge, yalnızca 8 ay sonra kapatıldı. Grudge ekibi verdikleri son
raporda, yüzde 23’ü “tanımlanamamış” olarak kayda geçen 273 UFO gözlemi
listelenmişti. Hava Kuvvetleri’nin UFO’lara olan ilgisi 1950 yılında azaldı.
Fakat bu uzun sürmeyecekti
Sign Projesi
30 Aralık 1947’de, Hava Kuvvetleri Araştırma ve Geliştirme Bölümü Başkanı
General L.C. Craigie, bir UFO çalışma grubu kurulmasını onaylamıştır.
Kurulan bu yeni birime “SIGN PROJESİ” kod adı verilmesini istemiştir.
Sign Projesi çerçevesinde 147 rapor kaydedilmiştir fakat bunların yalnızca
20 tanesi açıklanabilmiştir. Gelen raporlardan oldukça etkilenen Sign
Projesi yetkilileri, 1948 yılında, “Durum Tahmin Raporu” adı verilen gizli
bir belge yayımlamıştır. Belge radikal yorumlar içermektedir: “Bazı UFO’lar
gerçek birer araçtır ve kaynakları bu gezegen değildir”.
Hava Kuvvetleri Personel Şefi Hoyt S. Vanderberg, bu durum tahmin raporunu,
“Elde edilen kanıtlar böyle şaşırtıcı bir sonucu destekleyecek nitelikte
değil”, diyerek geri çevirmiştir. Vanderberg’in raporu bu şekilde geri
çevirmesi, Sign Projesi çalışanlarının morallerini bozmuştur; çalışanlar
sadece rapor toplama ve hazırlama işlemleriyle uğraşmaya başlamış ve
araştırmacı çalışmalara son vermişlerdir.
Twinkle Projesi
1949 yazında New Mexico’dan yapılan sayısız yeşil ateş topu gözlemi TWINKLE
PROJESİ adında özel bir projenin geliştirilmesine yol açmıştır. Gözlemlerin
benzerliği (pek çok kişi aynı tip cisim rapor etmiştir), raporların Los
Alamos gibi hayli hassas bir nükleer üssün ve White Sands füze test
bölgesinin yakınlarından gelmesi, bu ateş toplarının bir çeşit keşif aracı
olabileceği endişesini doğurmuştur. Ateş topları yok olduğunda onlara
gösterilen ilgili de azalmış ve sonunda, yapılan resmi bir açıklamayla
cisimlerin bir tür renkli meteor olduğu gibi komik bir açıklama olayları
örtbas etmek için söylenmiştir.
Gizli belgeler dosyası http://siriusufo.org/ 'tan alınmıştır.. Sayın Haktan
Akdoğan'a teşekkürler.
Hiçbir
yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca
bu bir suçtur..! Tüm hakları
Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla siteden
alıntı yapılabilir.
© 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkiye/Denizli
Ana Sayfa /
Index
/
Roket bilimi /
E-Mail /
Rölativite Dosyası
Time Travel Technology /
UFO
Galerisi /
UFO Technology /
Kuantum Teleportation /
Kuantum Fizigi
/ Uçaklar(Aeroplane)
New World Order(Macro Philosophy) /
Astronomy
|
|