|
:: Zaman Yolculuğunu Araştırma Merkezi © 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkey / Denizli ::
1- ENERJİNİN MADDEYİ OLUŞTURMASI
1.1- Enerji ve Nötrino
Kainat üzerinde her madde Allah'u Tealâ ve Tekaddes
Hazretlerinden gelen enerjiden oluşur. (Ref:1). Nükleer fizik ve nükleer
kimyada nötrino adı ile anılan bu enerji hakkında halen pek az şey
bilinmektedir. Bu yazı ile ilimde bir perde açılmaktadır. Allah'u Tealâ ve
Tekaddes Hz. bütün alemleri bu enerji ile yaratmıştır. Olay, sadece
enerjinin maddeye dönüşmesidir. (Ref:2). Her aleme gelen nötrinolar 4
enerji küresinden teşekkül eder. Bu özelliği zahiri aleme ait bir tek
nötrino üzerinde açıklayalım. Şekil-1'de görüldüğü gibi, 1 no.lu dış
(kalın-düz çizgi) küre tam devir sayısıyla dönerken, 2 no.lu iç
(kalın-kesikli çizgi) küre yarım devir sayısıyla döner. 3 no.lu dış
(ince-düz çizgi) küre 2 no.lu iç kürenin devir sayısıyla dönerken, 4 no.lu
iç (ince kesikli çizgi) küre, 3 no.lu dış kürenin yarısına eşit bir devir
sayısıyla dönmektedir.
Bizim alemimize ulaşan nötrino grupları için, 2 alem
ve 2 de karşıtları olmak üzere 4 alem sözkonusudur. (Ref:3).
1- Zahiri alem (kalın-düz çizgi) 2- Karşıt zahiri
alem (kalın-kesikli çizgi) 3- Gayp alemi (ince-düz çizgi) 4- Karşıt
gayp alemi (ince-kesikli çizgi)
Bu söylediklerimiz, karşıt zahiri alemin karşıt
nötrinosu, gayb aleminin antinötrinosu ve karşıt gayb leminin karşıt
antinötrinosu için de geçerli olup, sadece enerji kürelerinin düzenlenişi
farklıdır. Örneği, karşıt zahiri alemin karşıt nötrinosunda 1 no.lu dış
küre kalın-düz
çizgi, 2 no.lu iç küre kalın-kesikli çizgi,
3 ve 4 no.lu küreler ince-düz ve ince-kesikli çizgi ile gösterilir.
O halde her aleme gelen nötrino, karşıt nötrino,
antinötrino ve karşıt antinötrinolar, 4 enerji küresinin düzenleniş
biçimine göre şekillenirler. (Ref: 4,5).
Yaratılan zıt spinli nötrino ve karşıt nötrinoların 2
çifti, zahiri ve karşıt zahiri alemlerin en küçük maddi birimleri olan
normal elektron ve normal karşıt elektronları vücuda getirirler. Aynı
şekilde zıt spinli antinötrino ve karşıt antinötrinoların 2 çifti, gayb
alemi ile karşıt gayb alemlerinin en küçük maddi birimleri olan normal
pozitron ve normal karşıt pozitronları oluşturur. Buradan anlaşıldığı gibi
zıt spinli nötrino, karşıt nötrino, antinötrino ve karşıt antinötrinolar
daima iki çift yaratıldığı için çift halde bulunurlar. Tek bir nötrinodan
söz etmek mümkün değildir. Sol spinli bir nötrino ile sağ spinli bir
nötrino bir çift oluştururlarken, sağ spinli bir karşıt nötrino ile sol
spinli bir karşıt nötrino da aynı zamanda başka bir çift oluştururlar.
Böylece nötrinolar her aleme sonsuz bir hızla zıt
spinli 2 çift olarak gelir ve giderler. Sonsuz hızın iki sebebi vardır;
1- Zahiri alem ile karşıt
zahiri aleme beraberce gelen nötrino çifti zıt spinlidir, karşıt nötrino
çifti de zıt spinlidir. Her aleme ait olan dıştaki nötrino ile dıştaki
antinötrinonun spinleri aynı yönde olup, bu yön, yolculuklarının
istikametleri ile aynıdır. Bu özellik, ışık duvarı üzerinden hareket eden
nötrino çiftlerinin hızını arttırır ama sonsuz hızı sağlayamaz.
2- Sonsuz hızın
varolmasındaki ikinci ve asıl sebep şudur;
Her aleme ait olan nötrino çiftlerinden her biri
gelir ve giderken mutlaka vazife yapacakları (iş görecekleri) alemin
karşıtı olan alemde yolculuklarını yapar. Yani zahiri alemde vazife
yapacak nötrino, karşıt zahiri alemde, karşıt zahiri alemde vazife yapacak
karşıt nötrino ise zahiri alemde hareket eder. Bu özellik ise nötrinoların
görülmesini önlediği gibi, sonsuz hızla hareket etmelerini de sağlar.
Nötrino grupları elektrik yükü bakımından daima
nötrdür, ama yüksüz değildirler. Çünkü, kainatta yaratılan mahlukâtın
içinde yüksüz bir nesneye rastlamak mümkün değildir. Bu özelliği şekil
1'de kullandığımız notasyonla izah etmeye çalışlım. 1 no.lu ve 4 no.lu
küreler (-) elektrik üretirken, 2 no.lu ve 3 no.lu küreler (+) elektrik
üretir. Zahri alemde vazife yapacak nötrino tekinde daima (-1) birimlik
negatif yük fazlalığı vardır. Buna karşılık, çiftin karşıt zahiri alemde
vazife yapacak kısmı olan karşıt nötrinoda da (+1) birimlik pozitif yük
fazlalığı vardır. Nötrinoların daima çiftler teşkil ederek yolculuklarını
yaptıkları gözönüne alınırsa, nötrino çifti elektrik yükü bakımından
nötrdür, yani dengededir.
Gayb alemi ve karşıt gayb aleminin elemanlarını
oluşturan antinötrino ile karşıt antinötrinoda durum yukarıdakinin
tersidir. Yani çiftin bir kanadı olan antinötrinodaki (+) birim pozitif
yük fazlalığına karşılık, çiftin diğer kanadı olan karşıt antinötrinoda
(-1) birimlik negatif yük fazlalığı vardır. Çift bir bütün olarak gözönüne
alındığında, elektrik yükü bakımından nötr olup dengededir.
Vazife yapmak üzere her aleme gelen nötrino grupları
asıl alemlerine geli ve giderken, kendi alemlerinin dışında hareket
ettikleri için sonsuz hızla yol alırlar. Nötrino grubunu oluşturan nötrino
ile karşıt nötrino kendi asıl alemlerinin karşıtı olan alemlerde yol
aldıkları için negatif kütleye sahiptirler. Zaten sadece negatif kütle
için sonsuz hız mümkündür. Vazife esnasında ışık duvarında geçerken iki
gruba ayrılan nötrino çiftinin negatif kütlesi, normal elektron ve normal
karşıt elektrona dönüşmesi nedeniyle tartılabilen pozitif bir kütleye
sahip olmuştur. Halbuki fotonda, elektron ile karşıt elektron veya
pozitron ile karşıt pozitron arasında sıfır kütle veya ışık duvarı dengesi
mevcuttur. Çünkü, ışığı meydana getiren fotonlar, çift teşekkül
neticesinde kendisini oluşturan elektron ile karşıt elektrona
parçalanırlar. Gayp alemindeki ışığı meydana getiren foton da benzer
şekilde kendisini oluşturan pozitron ile karşıt pozitrona parçalanırlar.
Böylece, fotonun elektron ile karşıt elektrondan veya pozitron ile karşıt
pozitrondan teşekkül ettiği sonucuna varılır. Sıfır dengesine sahip fotonu
meydana getiren elektron ile karşıt elektron veya pozitron ile karşıt
pozitron ışık duvarı üzerinde ışık hızı ile kendi asıl alemlerinde
yolculuk ederler.
Nötrinolar, emr alemlerinde teşekkül ederler. Her
alemde vazife yapıncaya kadar iki kere ışık duvarını aşarlar. Önce emr
aleminden, vazife yapılacak alemin karşıtı olan aleme geçerler.
Yolculuklarını karşıt alemde yaparlar. Sonra tekrar ışık duvarını aşarak
vazife görecekleri aleme geçerler. Dört çeşit nötrino için de durum
aynıdır.
Bu alemin, gayb aleminin ve bunların karşıtlarının
enerjilerinden oluşan içiçe dört enerji küresi maddeyi teşekkül ettirir.
Bu nedenledir ki, bu alemin maddesi sadece bu aleme ait enerjiden değil,
aynı zamanda gayb alemine ait enerjiden ve bunların karşıtlarından oluşur.
Enerji kürelerinin gösterilmesinde dört çeşit çizgi
kulanılmış olup, kalın-düz çizgi zahiri alemi, kalın-kesikli çizgi karşıt
zahiri alemi, ince-düz çizgi gayb alemini, ince kesikli çizgi ise karşıt
gayb alemini gösterir. Bu sınıflandırmayı nötrinoların isimleri açısından
yaparsak, dış küre, kalın-düz çizgili ise nötrino, kalın-kesik çizgili ise
karşıt nötrino, ince-düz çizgili ise antinötrino, ince-kesik çizgili ise
karşıt antinötrino adları ile anılırlar. Buradan da anlaşıldığı gibi,
nötrinolar sadece iki küreden teşekkül etmezler. Her şeyin çift
yaratılması ve her alemin kendi içinde zıddı ile kaim kılınması yani
dengede olması (Ref.4) sebebiyle nötrinoların teşekkül etmesi için mutlaka
dört aleme ait enerji kürelerinin biraraya gelmesi gerekir. Bu iki
özellik, aynı zamanda her aleme sağ ve sol spinli olmak üzere 2 çift
nötrino ile karşıt nötrino ile antinötrino ve karşıt antinötrinonun gelme
sebebini de teşkil eder. Çünkü, nötrino ancak karşıt nötrino ile,antinötrino
da ancak karşıt antinötrino ile çiftleşerek beraberce bir aktivitede
bulunabilirler.
1.2- Nötrinonun unsurları;
Bir zahiri alem nötrinosunu esas alarak unsurları
açıklayalım. 1 no.lu (kalın-düz çizgi) ve 2 no.lu (kalın-kesikli çizgi)
küreler bir çift oluştururlar. Sağ spinli kalın-düz çizgili kürenin içinde
sol spinli kalın-kesik çizgili küre döner. Yani kalın-düz çizgili küre
sağa dönerken kalın-kesikli çizgili küre sola dönmektedir. İç küre dış
kürenin yarısı kadar bir hızla dönmektedir. Misal olarak dış küre saniyede
100 devir yapıyorsa, iç küre saniyede 50 devir yapacaktır. İşte bu dış
(kalın-düz çizgi) küre ile iç (kalın-kesikli çizgi) küre, primer küreler
grubunu meydana getirir. Çünkü dışdaki (kalın-düz çizgi) küre zahiri aleme
aittir ve bu nötrino bir zahiri alem nötrinosudur. Öyleyse bu nötrinonun
hangi aleme ait olduğunu belirleyen en dıştaki küre olan (kalın-düz çizgi)
küredir, yani zahiri aleme ait küredir. Bu kürenin ait olduğu küre çifti
bu sebeple dominanttır. Hâkim unsurdur. asıl unsurdur.
3 no.lu (ince-düz çizgi) küre ile 4 no.lu
(ince-kesikli çizgi) küre ikinci bir çift oluşturur. Bu küreler çiftine
sekonder küreler grubu diyoruz. Çünkü bu çiftteki kürelerin ikisi de
zahiri aleme ait değildir. Nötrino zahiri aleme ait olduğuna göre bu
ikinci çift küre asıl unsur değil, asıl unsura bağımlı unsurdur, yani
sekonderdir, ikincildir.
Bu kürelerin üçü bir tek kürenin içinde dönerler ve
primer grup da, sekonder grup da elektrik üretirler. Dünyamızdaki bütün
elektrik üreteçlerinde daima bir stator (sabit kısım) ve bir rotor (dönen
kısım) vardır.
Allah'ın enerji küreleri ise, her çiftteki her 2 küre
de ters yönde hareketli olduğundan, dünyamızdan %50 fazla elektrik üretir.
Bunun sebebi iç kürenin ve dış kürenin devir hızları toplamı 100 + 50 =
150 devir/saniye olmasıdır. Bu sonuca bağlı olarak dünyamızda 100 devir
sayısıyla dönen bir jeneratör (x) kadar enerji üretirse, dış küresi 100
devir sayısıyla, iç küresi 50 devir sayısıyla dönen bir nötrinonun primer
grubu [X=(X/2)] kadar enerji üretir. Sekonder grup ise birinci (dış) küre
50 ve ikinci (iç) küre 25 devir hızıyla döneceklerinden üretilen elektrik
saniyede 75 devir yapan bir jeneratöre denktir. Yani Xx75/100
= 0,75X'tir.
1 no.lu küre ile 2 no.lu küre arasındaki uzaklık,
elektrik üretimine yeterli bir uzaklıktır. Ayrıca bu iki küre arasında
elektrik üretebilecek unsurlar mevcuttur. 2'nci küre ile 3'üncü küre
arasında mesafe daha fazladır. Ayrıca bu ikisi arasında elektrik
üretebilecek faktörler mevcut değildir. Hem mesafenin fazlalığı, hem de
elektrik üreten unsurların mevcut olmayışı 2'nci küre (kalın-kesikli
çizgi) ile 3'üncü küreyi (ince-düz çizgi) birbirine göre ilişkisiz kılar.
Yani 1 ve 2 no.lu küreler, dominant çifti teşkil ederken, 3 ve 4 no.lu
küreler bağımlı çifti teşkil ederler, derken
bu bağımlılık alemlere göredir. Birinci çift,
nötrinonun ait olduğu alemin çiftidir. İkinci çift, o aleme ait olmadığı
halde, o alemin nötrinosu içinde yer aldığı için bağımlıdır diyoruz. Oysa
ki, elektrik enerjisi üretmek açısından dominant çift kendi 2'lisi içinde,
bağımlı çift kendi 2'lisi içinde elektrik üreteceklerinden ikinci çift
için birinci çiftle ilişkisizdir diyoruz. Kısaca her çift kendi arasında
elektrik üretir.
Şekil–2'de aynı anda zahiri ve karşıt zahiri alemlere
gelen nötrino ve karşıt nötrino çifti gösterilmiştir. Zahiri ve karşıt
zahiri alemlerde birbirine zıt görünen spinler, aynı doğrultudaki hareketi
meydana getirdikleri için hız arttırıcı olarak vazife yaparlar. Bu sebeple
nötrino ve karşıt nötrinolar primer kürelerin dönme yönünde (ilerleme
yönünde) artan bir hızla hareket ederler. Nötrino ve karşıt nötrinoların
yukardaki temsil şeklini bir arabanın çift tekerleklerine benzetebiliriz.
Arabanın dış tekerlekleri aynı yönde ve aynı hızda döndüğü sürece araba
artan bir hızla dış tekerleklerin dönme yönünde ileri doğru yol alacaktır.
Arabanın dönme ekseni teker boyları aynı olduğu için 90º olacaktır.
Momentum lineerdir. İç tekerlekler ters dönmesine rağmen arabanın artan
çizgisel hızına mani olamazlar.
Nötrino grubunda lineer momentum sebepleri şunlardır:
a) Nötrino
grubunda primer enerji küreleri çifti, tam devir sayısı ile aynı yönde
dönerken, sekonder enerji küreleri aynı yönde yarım devir sayısıyla döner.
b) Diğer taraftan nötrino
çiftini oluşturan nötrino ve karşıt nötrino ayrı alemlerin varlıkları
olmalarına karşın aynı doğrultuda dönerek ilerlemektedirler.
c) Şekil-2'de görüldüğü
gibi her iki nötrinodan oluşan çift, zahiri alem ile karşıt zahiri alem
arasındaki ışık duvarı üzerinden gelir ve giderler. Ancak zahiri alemde
hareket edenler, eksenlerin karşıt zahiri alem kesimidir. Karşıt zahiri
alem üzerinden hareket edenler ise eksenin zahiri aleme ait nötrinosudur.
1.3- Normal Elektron, Normal Karşıt Elektron ile
Normal Pozitron ve Normal Karşıt Pozitronların Oluşması
Kainatta mevcut her madde atomlardan meydana gelir
(Ref:7). Atomlar da proton, nötron ve elektronlardan teşekkül eder.
Zahiri alemin en küçük madde birimi elektrondur. Atomun çekirdeğinde
bulunan proton ve nötron gibi temel parçacıklar dahi elektronlar ve
karşıt elektronlardan oluşmaktadır. Gayb alemine ait atomun çekirdeğinde
bulunan antiproton ve antinötronlar gibi temel parçacıklar da pozitron
ve karşıt pozitronlardan meydana gelmiştir. Zahiri alem, karşıt zahiri
alem ile gayb alemi ve karşıt gayb alemlerinin en küçük madde birimleri
olan elektron, karşıt elektron ile pozitron ve karşıt pozitronlar,
kainatın yaratılış kanunu gereği nötrinolardan oluşmuştur.
Daha önce de anlatıldığı gibi her aleme gelen
nötrinolar, vazife yapacakları aleme gelir ve giderlerken yolculuklarını
karşıt alemde yapmak mecburiyetindedirler ki, sonsuz hızla
gidebilsinler. Nötrino ve karşıt nötrino grupları, zahiri ve karşıt
zahiri alemin en küçük madde birimleri olan elektron ve karşıt
elektronları oluştururken, primer küreler ve sekonder küreler
birbirlerinden ayrılırlar. Birbiriyle çiftleşecek şekilde yaratılmış sağ
ve sol spinli 2 çift nötrino ve karşıt nötrinolar, vazife yapacakları
yer olan asıl maddi (görünür, zahiri) olacakları alemlerine geçerlerken
bölünen (ayrılan) çiftlerin primer küreleri aynı kalırken, aynı alem
içinde sağspinli sekonder küre sol spinli primer kürenin altına, sol
spinli sekonder küre, sağ spinli primer kürenin altına gelerek eş
değiştirirler. Böylece, nötrino ve karşıt nötrinolarda mevcut olan
lineer momentum dengesi, normal elektron ve karşıt elektrona geçerken
açısal momentuma dönüşür. Bu şekilde ayrılan nötrino ve karşıt nötrino
grupları, zahiri ve karşıt zahiri alemin normal elektron ve karşıt
elektronlarını vücuda getirir.
Aynı şekilde, antinötrino ve karşıt antinötrino
grupları, gayb ve karşıt gayb alemlerinin en küçük maddi birimleri olan
pozitron ve karşıt pozitronları oluştururken, primer küreler ve sekonder
küreler birbirlerinden ayrılırlar. Birbirleriyle çifleşecek şekilde
yaratılmış sağ ve sol spinli 2 çift antinötrino ve karşıt antinötrinolar,
vazife yapacakları gayb alemi ve karşıt gayb alemlerine geçerlerken,
primer ve sekonder küreler birbirinden ayrılırlar. Ayrılan her alemin
primer küreleri, değişmeden aynı kalırken, aynı alemde sağ spinli
sekonder küre sol spinli sekonder küre ile eş değiştirir. Böylece
antinötrino ve karşıt antinötrinolarda mevcut olan lineer momentum
dengesi, pozitron ve karşıt pozitronlar oluşurken açısal momentuma
dönüşür. Bu şekilde ayrılan antinötrino ve karşıt antinötrino grupları,
gayb alemi ve karşıt gayb aleminin normal pozitron ve karşıt
pozitronlarını vücuda getirir.
Oluşan bu yeni parçacıklar, zahiri alemde ise
normal elektron, karşıt zahiri alemde ise normal karşıt elektron, gayb
aleminde ise normal pozitron, karşıt gayb aleminde ise normal karşıt
pozitron olarak adlandırılırlar.
İşte, elektron oluşması sırasında bozulan lineer
momentum dengesi sonucunda 90º'lik dik eksen, 45º'lik eğik eksene,
lineer momentum da açısal momentuma dönüşmüş olur. Başka bir ifade ile,
başlangıçta emr aleminden ayrılırken sonsuz hızla ışık duvarı üzerinden
hareket eden nötrino, karşıt nötrino ile, antinötrino ve karşıt
antinötrino çiftlerinin mevcut tam hızda dönen primer enerji küreleri
ile aynı yönde yarım hızda dönen sekonder enerji küreleri, tam hızda
dönen primer enerji küreleri ile zıt yönde yarım hızla dönen sekonder
enerji kürelerine dönüşür.
Elektronu yukarda anlatıldığı gibi bir arabanın
çift tekerine benzetirsek, şu özellikleri görürüz;
a) Sağdaki teker,
soldaki tekerin yarısı kadar böyledir.
b) Sağdaki (ince-kesikli
çizgi) ve (ince-düz çizgi) enerji kürelerinden müteşekkil küçük teker,
büyük tekerin aksi yönünde dönmektedir.
Bu özelliklerin tabii sonucu olarak, bu araba ileri
doğru gidemez. Küçük teker aynı noktada sabit kalır. Büyük teker, küçük
tekeri merkeze alarak onun etrafında döner.
Bu olayda küçük tekerin sabit kalmasının sebebi,
aynı boyda ve aynı hızda fakat ters istikamette dönen iki enerji
küresinin varlığıdır. İki eşit veya birbirine çok yakın hız, birbirini
yok ettiği için teker grubu hareketsiz gibi sabit kalır ve büyük tekere
merkez teşkil eder. Böylece, evvelce lineer (doğrusal) olan momentum,
açısal momentuma dönüşmüş olur.
Şekil-2'deki 90o'lik eksen ise 45oye düşer. Çünkü,
sağdaki tekerin merkezi, eski eksenden tam bir tekerin (1/4)ü kadar
aşağı inmiştir. Lineer momentum, açısal momentuma dönüşürken sonsuz hıza
sahip olan nötrinolar da ışık duvarından geçerken parçalanmak suretiyle
her alemin elektron, karşıt elektron, pozitron ve karşıt pozitronunu
meydana getirir. Bu olay da enerjinin maddeye dönüşmesidir,
Ancak, bir elektronun gerçek ağırlığı, dış
yapısındaki ölçülbilen değerden (pozitif ağırlık) iç yapısındaki
ölçülemeyen değerin (negatif ağırlık) düşülmesi ile bulunmaktadır. Çünkü
bizim ölçü aletlerimiz ancak bu farkı ölçebilir. Gerçekte ise bu aleme
ait bir kütlenin yarım ağırlıklar kanunu gereğince ağırlık değeri,
ölçülebilinenin iki katıdır.
2- NÖTRİNO VE KARŞIT NÖTRİNO İLE ANTİNÖTRİNO VE
KARŞIT ANTİNÖTRİNOLARIN, ZAHİRİ VE KARŞIT ZAHİRİ ALEM İLE GAYB VE KARŞIT
GAYB ALEMLERİNDE VAZİFE YAPMALARI
Her aleme vazife yapmak üzere gelen nötrinolar,
nötrino grupları halinde sonsuz hızla gelirler. Her dört aleme aynı anda
dört nötrino grubu gelmektedir. Zahiri aleme gelen 2 nötrino grubu ile
karşıt zahiri aleme gelen 2 karşıt nötrino grubu çiftleşerek sonsuz
hızla ışık duvarı üzerinden hareket ederler. Şekil–3'de görüldüğü gibi
zahiri ve karşıt zahiri alemlere belirli fazda vazife yapmak üzere bir
çift nötrino ve bir çift karşıt nötrino grupları gelmektedir. (Ref:8
Şekil-3'de görüldüğü gibi, zahiri ve karşıt zahiri aleme gelen birinci
nötrino grubu normal elektron ve karşıt elektronları oluştururken,
ikinci grup ise hızlı elektron ve karşıt elektronları oluşturur. Oluşan
bu hızlı elektronların primer küreleri Şekil-4'de görüldüğü gibi birinci
devrede normal elektronların primer kürelerine gelerek üst üste binme
prensibine göre onların spinlerini arttırmak suretiyle parçacık
hızlarını arttırırlar. İkinci besleme devresinde ise, oluşan nötrino ve
karşıt nötrinoların sekonder küreleri bu normal elektronların sekonder
kürelerinin üstüne gelerek onların spinlerini arttırırlar. Bu primer
küreler aynı yöndeki spin nedeni ile primer kürelerin spin hızını
arttırırlar. Fakat bu hız arttırımı kendi spin hızlarını azaltarak
normal elektron ve karşıt elektronlarını terk ederler. Işık duvarını
geçen hızlı elektron ve karşıt elektron grubu tekrar nötrino ve karşıt
nötrino grubunu oluştururlar. Oluşan bu nötrino ve karşıt nötrino
grubunun sekonder küreleri normal elektron ve karşıt elektron grubunun
sekonder kürelerinde spin arttırırlar. Enerjilerinin bir kısmını
harcamaları sebebiyle normal elektron ve karşıt elektronları terk ederek
sonsuz hızla geri dönerler. Bu işlemler gayb ve karşıt gayb alemindeki
hızlı pozitron ve karşıt pozitronların normal pozitron ve karşıt
pozitronların birinci devrede primer kürelerinin spinlerini, ikinci
besleme devresinde ise, sekonder kürelerin spinlerini arttırırlar.
Bunlar da enerjilerinin bir kısmını harcayarak normal pozitron ve karşıt
pozitronları terk eder ve sonsuz hızla Allah'u Tealâ ve Tekaddes
Hazretlerine geri dönerler. Hız arttırmadan sonra geri kalan güçle,
sonsuz hızla geri dönüşün var olabilmesi için hızlı elektronların:
1. Birinci devrede normal
elektron ve karşıt elektronların veya pozitron ve karşıt pozitronların
primer kürelerinin spinleri ile aynı yönde spine sahip olmaları,
2. İkinci devrede normal
elektron ve karşıt elektronların veya pozitron ve karşıt pozitronların
sekonder küreleri ile aynı yönde spine sahip olmaları,
3. Elektron hüviyetinde
spin yönüne sahip olduktan başka normal elektrondan daha fazla enerjiye
sahip olmaları, gerekir.
Aşağıda, hangi nötrino grubunun elektrona
dönüşeceği, hangi nötrino grubunun ise dönüşmeyeceği açıklığa
kavuşturulmaktadır.
Tablo-1'de küre numaraları, küre sıraları,
kürelerin enerji değerleri dökümü, enerji cinsi, normal elektron mu veya
karşıt elektron mu yoksa hızlı elektron veya hızlı karşıt elektron mu
oluştuğu görülmektedir.
Nötrinonun ilk dış küresinin 100 devir hızına, ilk
iç küresinin ise 50 devir hızına sahip olduğu varsayımından yola
çıkılarak enerji neticeleri ortaya çıkmıştır. Bu durumda sadece enerji
değeri (+) veya (-) olanlar güçlü olmaları sebebiyle hızlı elektron veya
karşıt elektron, hızlı pozitron veya karşıt pozitron oluşturmakta, (+)
ve (-) 25 olanlar da normal elektron ve karşıt elektron veya norma
pozitron ve karşıt pozitrona dönüşmektedirler.
Görülmektedir ki, (Şekil-4) Allah'u Tealâ, dört
çeşit nötrino grubu teşekkül ettirmektedir. Birinci grupla normal
elektron ve karşıt elektronları, ikinci grupla da normal elektron ve
karşıt elektronları güçlendiren hızlı elektron ve karşıt elektronları
vücuda getirmektedir.
Oysa ki hızlı elektron, aynı yönde dönen bir normal
elektronun primer küresine gelerek, üst üste binme prensibine uygun
olarak onun hızını arttırır. Hız arttırımından sonra normal
elektronlardan ayrılan hızlı elektronlar, ışık duvarını geçerken tekrar
sekonder kürelerin eş değiştirmesi ile normal nötrinolara dönüşürler.
Nötrino haline gelen bu hızlı elektron çiftinin sekonder küreleri ikinci
bir sefer normal elektron ve karşıt elektronların veya pozitron ve
karşıt pozitronların sekonder kürelerinin hızlarını arttırdıktan sonra
sonsuz hızla karşıt alemler üzerinden Allah'a geri dönerler. Hızlı
pozitron ve karşıt pozitronların kendi asıl alemlerinin en küçük yapı
taşları olan normal pozitron ve karşıt pozitronları beslemeleri yukarıda
anlatıldığı şekilde normal elektron ve karşıt elektronların
beslemelerindeki gibidir.
3 - F O T O N
Foton, ışık duvarı üzerinde her iki aleme ait
pozitif ve negatif kütleleri dengede olan ve ışık hızıyla hareket eden
bir birleşimdir. Foton, saniyede yaklaşık olarak 300.000 km. hızla
hareket etmek zorunluğundadır. Fotonun her iki parçacığı kendi alemleri
üzerinde hareket etmektedir. Fotonun bir kanadı zahiri alemde, bir
kanadı gayb aleminde olan ve ışık duvarı denilen iki alemi her noktada
birbirinden ayıran bir hayali hız duvarı üzerinde uçan bir uçağa
benzetebiliriz. Foton hangi alemde vücuda gelmişse o alemde
gözlenebilir. Karşıt alemde gözlenemez. Çünkü karşıt kütle asıl kütleye
bağımlıdır ve asıl kütle ile eşit negatif ağırlık taşımaktadır. Ve bir
alemde karşıt kütle (negatif kütle) serbest olmadığı takdirde
gözlenemez. Serbestçe saniyenin çok küçük bir parçası süresince
gözlenebilir. Sonra gözden kaybolur. Bir Gama fotonu bir elektron ve bir
karşıt elektrondan oluşmuştur. Karşıt elektron, (+) elektrik yükü
taşıyan karşıt aleme ait bir elektrondur. Ağırlığı da bir elektrona
eşittir. Fakat negatif kütleye sahip olduğu için, bir elektronun pozitif
ağırlığına eşit negatif ağırlığa sahiptir.
Bir fotonun ağırlıksız olmasının, yani sıfır
ağırlıkta olmasının sebebi, asıl kütlesinin (+) pozitif ağırlığı kadar,
karşıt kütlesinin (-) negatif ağırlığa sahip olmasıdır. Bir Gama
fotonunda da negatif ağırlık pozitif ağırlığa eşit olduğu için (+x)
ağırlığa sahip bir elektron ve (-x) ağırlığa sahip bir karşıt elektron
bu sebeple birbirlerinin ağırlıklarını yok ederler ve 1 kütle değil, 2
karşıt kütle var olduğu halde ağırlık sıfır olur;
(+x) + (-x) = O
Foton hangi alemde oluştuysa, hakim unsur o aleme
ait olan partiküldür (kütledir). Ve sadece o alemde gözlenebilmesinin
sebebi budur. Kendi aleminde hareket halinde bulunan bir partikül, ancak
o alemde gözlenebilir. Ancak, fotonun bir özelliği vardır; oluştuğu
alemde yol alır. Karşıt kütle ise, asıl kütleye bağımlı olduğundan,
fotonun hareket halinde olduğu doğrusal çizgideki her nokta, karşıt
kütle için ışık duvarıdır. Ve bu sebeple karşıt kütle her noktada ışık
duvarının diğer tarafındadır. Bu durumda fotonun kendi içinde bir
devamlı duvarın varlığı sözkonusudur. Koordinatları aynı olan içiçe iki
alemde her nokta hem asıl alemdir, hem de karşıt alemdir. Dünyamız
böyledir. Hem zahiri alem, hem de gayb alemi içiçedir. Her koordinat,
hangi alemde yaşamakta isek, o alemde fiziktir, asıldır, gözlenebilir,
yaşanabilir.
İnsanların yaşadığı dünya boyutu zahiri alemdir. Ve
biz insanlara göre asıl alemdir. Cinlerin yaşadığı dünya boyutu gayb
alemidir. Bu da biz insanlara göre diğer alemdir. (Ref:5)
Doğu, batı, güney, kuzey ve yükseklik koordinatları
verilmiş herhangi bir nokta, her iki alemde de aynı noktadır. Fakat bu
aynı noktada bulunan bir cin ile bir insan birbirlerini göremezler ve
diğer aleme ait hiçbir şey hissedemezler. Bu sebeple de dünyamızda
müspet ilimlerle uğraşan alimler, dünyanın aynı zamanda başka boyutta
bir diğer alemi de kapsadığı gerçeğini kabul etmek istemezler. Böyle
yaptıkları için de ilmî tekamülü engellemektedirler.
Çünkü bilindiği gibi atomlar, merkezde nükleus ve
çevrede elektronlar olmak üzere hünnes ve künneslerden meydana
gelmiştir. (Ref: 7)
Nükleus'un yani merkezdeki çekirdeğin en önemli
parçaları proton ve nötrondur. Çevrede ise elektronlar dönmektedir.
Dünya üzerinde yüzlerce laboratuarda antiproton,
antinötron ve antielektron kesin bir şekilde tespit edilmiştir. Bu anti
parçacıkların varlığı kesindir. Bütün nükleer kimya ve fizik alimleri
için bu parçacıkların varlığı tartışmasız olarak kabul görmüştür.
Fakat aynı alimler, varolduğuna kesinlikle
inandıkları bu parçacıkların teşkil edeceği atomlardan oluşacak bir gayb
aleminin, bir diğer alemin varlığını kabul etmemektedirler.
Oysa ki, diğer alem (gayb alemi) vardır. Ve
antiproton, antinötron ve antielektronlardan oluşmaktadır. (Ref:5)
İlim, bu alemin ötesinde başka bir alemi kabul
etmedikçe, kendi tekamülüne set çekmiş olmaktadır. Ve alimlerin körü
körüne var olan şeyleri "yoktur" diyerek inkâr etmeleri, maddenin
ötesine ulaşmayı engellemektedir.
Maddenin ötesi (antimadde), artık kesinlik kazanmış
bir gerçektir.
Kirlian metoduyla, yüksek frekans altında çekilen
kenarı kesilmiş bir yaprığın fotoğrafı, yaprağın bir kısmı kesilerek
atılmış olduğu halde tamam çıkmaktadır. Yaprağın 1/3 'ünden fazlası
kesilene kadar, normal fotoğraflarda kesilip atılan parça eksiktir.
Fakat Kirlian sistemiyle çekilen fotoğraflarda yaprak, hiç kesilmemiş
gibi bütün olarak ve eksiksiz olarak görünmektedir. Yani yaprak nomal
fotoğraflarda madde olarak ve kesilen kısmı eksik olarak görünmektedir.
Kirlian metodu ile çekilen fotoğraflarda ise antimadde olarak, bütün ve
eksiksiz görünmektedir. Bugüne kadar çekilen binlerce fotoğraf şu
gerçeği artık isbat etmiştir ki, antimadde vardır.
Antimadde vardır ve mesele sadece antimadde'nin
kabulü ile çözülecek kadar basit değildir.
Her foton bir ışık kaynağında oluşur. Hangi alemde
olay cereyan ediyorsa, ışık kaynağı o alemdedir ve sadece o alemde
gözlenebilir. Işık var ise, fotona dönüşmüş enerji var demektir. Fotonun
oluşması için mutlaka enerjinin, yani nötrinoların varlığı gereklidir.
Üstelik en az bir çift nötrino var olmalıdır. Böylece her nötrino
grubunda nötrinonun primer çift enerji küresi ile karşıt nötrinonun
primer çift enerji küresi birleşirken, nötrinonun sekonder çift enerji
küresi ile karşıt nötrinonun sekonder çift enerji küresi birleşir ve 2
nötrino 2 foton vücuda getirir.
Birleşim çift enerji küreleri ile oluşur. Enerji
küresi, primer gruptan olsun, sekonder gruptan olsun tek başına bir
fotonun bir kutbunu oluşturamaz. Oluşturabilmesi için, içice en az iki
enerji küresi gerekir. Yani elektrik üreten ve çift teşkil etmiş bir
primer veya sekonder grup gerekir. Yüksek hızda dönen büyük enerji
küreleri çiftine primer grup, düşük hızda dönen küçük enerji küreleri
çiftine sekonder grup diyoruz. Sadece asıl aleme ait bir primer grupla,
diğer aleme ait bir primer grup beraberce bir foton teşkil edebilirler.
Asıl aleme ait primer grup asıl alemde hareket eden kesimi, diğer aleme
ait primer grup ise karşıt kesimi oluşturur. Asıl alemdeki grup fotonun
pozitif ağırlığını, karşıt grup ise fotonun negatif ağırlığını
oluşturur. Pozitif ve negatif kesimler, ağırlık olarak birbirine eşit
oldukları için negatif ağırlık, pozitif ağırlığı yok eder ve foton sıfır
ağırlıkta olur.
Sekonder gruplardan da foton oluşabilir. Ancak, bir
aleme ait sekonder grup ile diğer aleme ait sekonder grup birleşebilir.
Bir alemin primer grubu ile diğer alemin sekonder grubu birleşemez. Her
iki tarafın da, ya primer, ya da sekonder olmaları gerekir.
Işık kaynağından etrafa dağılan enerji parçaları,
önce kendi aralarında birleşip elektronları meydana getirdikten sonra da
foton teşkil edebilirler. Bu aleme ait bir elektron bu aleme ait kesimi,
diğer aleme ait karşıt bir elektron da, diğer aleme ait kesimi
oluştururlar. Elektronun (+) pozitif ağırlığına karşı, karşıt elektronun
(-) negatif ağırlığı vardır, ve iki ağırlık eşittir. Böylece karşıt
elektronun (-) negatif ağırlığı, elektronun (+) pozitif ağırlığını yok
eder. Elektron ve karşıt elektronun birleşerek meydana getirdiği bu
foton bir gama fotonudur.
3.l- Elemanter Parçacıkların Dalgacık ve Tanecik
Özelliği
Fizikçilerin uzun araştırma ve incelemelir sonuçta
dünyamızın ne çeşit tanecik ve dalgacıklarla içice bir yapı durumunda
olduğunu ortaya çıkardı.
Atom evreni içinde elektronların ne çeşit bir
hareket izlemekte olduklarını araştıran Max Planck elektronların
çekirdek çevresinde bir elips biçiminde yörüngeler çizerek
dolaştıklarını bulmuş ve buradan elementlerin yalnızca dalgacık ve
taneciklerden oluşan bir yapı biçiminde olduklarını saptamıştı. Atom
evreni içindeki dalgacıkların paketcikler biçiminde olduğunu kavramıştı.
Max Planck kendi araştırmalarını geliştirdiği
e = h.u formülü ile
sonuçlandırmıştı. Burada u frekansı, h ise Planck sabitini gösteriyor.
Işınımın l dalga boyu dalga hareketinin belirgin bir özelliği olarak
ölçülerek ışınımın frekansı elde edilebilir.
Planck'ın Quanta Teorisini izleyerek kendi
Relativite Teorisini açıklamaya çalışan Einstein, denklemlerinde ışığın
durumunu saptamaya çalışırken, ona bir kütle ve ağırlık tanımanın
zorunlu olduğu kanısına vardı. Oysa ışık bir dalgacıktı. Dalgaların ise
ağırlık ve kütlesi olamazdı. Quanta Teorisinden yararlanarak Işık
Teorisinin taslağını çizen Einstein bir lambanın ışığının sayısız olarak
çakan şimşeklerden (zerreciklerden) başka bir şey olmadığını söylüyordu.
Bizim ışık dalgaları dediğimiz şey gerçekte küçücük taneciklerdi,
fotondu. Einstein, teorisinin doğruluğunu Fotoelektrik olayla
açıklıyordu. Bu tartışmalar kompton olayı ile bir foton ile bir
elektronun çarpışmasına kadar sürdü. Bu çarpışma sonunda fotonun
elektrona çarpması anında top gibi geriye fırladığı, aynı anda elektronu
da yerinden sıçrattığı; ancak bu çarpışma sonuda fotonun enerjisinden
bir miktarını da kaybetmiş olduğu ortaya çıkıyordu.
Işınımlar böyle ikili karakterde oldukları halde bu
iki özelliği hiçbir zaman aynı anda; birlikte göstermezler. Herhangi bir
deneyde ya dalga veya tanecik olarak davranırlar.
Işığın tanecik yapısı üzerinde bu araştırmalar
yapılırken Louis de Broglie taneciğin dalga yapısı olup olamıyacağını
araştırıyordu. Madem ki ışık dalgacıklarının tanecik yapısı var, o halde
bir tanecik olan elektron niçin dalgacık yapısında olmasın?
Bu görüş ile araştırmalarını sürdüren Fransız
fizikçisi, sonuçta belirli taneciğe eşlik eden dalganın uzunluğunu
hesaplamaya yarayan formülünü buluyordu. Böylece de ortaya her maddesel
taneciğin aynı zamanda dalga yapısı biçiminde olduğu kesin olarak
ispatlanıyordu. Louis de Broglie'nin bu hipoteze uyarak tanecik ve dalga
olmak gibi böyle ikili karakter göstermenin sade ışınımlara özgü
olmadığını fakat fiziğin bütün temel varlıklarının da bu davranışı
gösterdiklerini ve buna göre elektronlara, protonlara, nötronlara,
atomlara ve moleküllere bağlı bir çeşit dalga varlığını ortaya koydu.
3.2- De Broglie Dalgalarının Hızı
Bir madde parçacığına ait De Broglie dalgasının
hızının parçacığın hızı ile aynı olması şart değildir. Bu iki hız
arasındaki bağlılık kolayca çıkarılabilir. De Broglie dalgasının dalga
boyu l ve frekansı u ise bu dalganın w hızı bildiğimiz
w = u.l
bağıntısı ile verilmiştir.
Şimdi parçacığın e toplam enerjisi ile ortak
dalganın frekansı u arasındaki bağlılığın
e = h.u
denklemi ile verilmiş olduğunu biliyoruz.
Buna göre; u = e/h
değeri hız formülünde yerine konursa,
W = e.
l/h denklemi elde edilir.
Parçacığın P momentumu dalga uzunluğuna
P = h/l temel denklemi ile bağlıdır. Buradan;
l / P = l / h değeri hız formülünde yerine konursa,
w = e
/ P bağıntısı elde edilir.
Toplam e enerjisi
ile durgun kütleyi de içine alan toplam m kütlesinin Einstein'in
e = mc2
relativite denklemi ile bağlı olduğunu ve parçacığın
hızı v olduğuna göre momentumu
P = m.v
olduğu kabul edilir w hız denkleminde yerlerine
konulursa;
w = e
/ P = mc2 / mv = c2 / v olur. Buradan da
w = c2 / v çıkar.
Madde parçacığının v hızı ışığın c yayılma hızından
hep daha küçük olduğuna göre, parçacığı bağlı De Broglie dalgasının
hızı, her zaman c'den büyük olacaktır. Buna göre hiçbir kütlenin yani
parçacığın c'den daha büyük bir hızla taşınamıyacağını bildiren
relativite teorisi postulatı sadece madde adını verdiğimiz kesimin var
olduğu ve sadece bir tek alemin mevcut olduğu varsayımlarına dayalıdır.
Bir tek kütle vardır. Kütle bu alemin kütlesidir ve bu alemde hareket
halindedir. Bu varsayımın sonucu daima ışık hızının altında bir hızın
elde edilmesidir.
De Broglie dalgalarının dalga hızı ışığın yayılma
hızından şu önemli noktada farklıdır. Dalga hızı serbest uzayda bile
dalga boyunun bir fonksiyonudur.
Bunu göstermek için;
P = mv
momentum ifadesini yazalım ve
e = mc2
enerji ifadesini dikkate alarak momentumu
P = (e
/ c2) v
şeklinde ifade edelim. Parçacığın relativistik kütle
ifadesini kullanarak momentumu veren denklem
P = [mo
/ 1 - (v2 / c2)] v
şeklinde yazabiliriz. Son iki denklemden v'yi aradan
çıkaracak olursak
mo2
= (e2 / c4) - (p2
/ c2) elde edilir. Şimdi
P = h / l ve e
= h.u
olduğuna göre;
mo
= h / c(u2 / c2) - (1 / l2) yazabiliriz.
De Broglie dalgaları için
W = u . l olduğuna göre
mo
= h / c (m2 / (c2..l2) - (1 / l2) bulunur ki bundan da
W = c1 + (mo2.c2
/ h2) l2 elde edilir.
Bu denklem durgun kütlesi sıfırdan büyük olan (mo
> O) bir parçacık için W dalga hızının
daima c'den büyük olduğunu gösterir.
De Broglie dalgalarının özel bir hali olarak w = c
hızı ile yayılan dalgaları dikkate alalım. Bu elektromanyetik dalgadır.
Bu dalgalara ait ortak parçacığın, yani fotonun hızı da c'ye eşittir.
Yukarıdaki denklemde w = c alınırsa fotonun durgun kütlesi için mo
= O bulunur. Evrenimizi oluşturan maddelerin dalgacık ve dalgaların
tanecik yapısında olduğunun saptanması, ortaya bir başka gerçeği daha
çıkartmaktadır. Çekirdekte bulunan nötron, proton ve yörüngede dönen
elektron ile antiatom çekirdeğinde bulunan antiproton, antinötron ve
yörüngesinde dönen pozitron ile diğer tüm nükleonlar hem dalgacık hem de
tanecik yapısında olduklarına göre, bizim kısaca madde ve antimadde
dediğimiz şey aslında enerjiden başka bir şey değildir. Madde, iç
evreninde dalga ve taneciklerin birbirlerinin çevresinde hızla
dönüşümden oluşan enerjinin görüntüsüdür. Maddenin yalnızca dalgacık ve
taneciklerden oluşan bir enerji paketi olduğunu bilimsel olarak
saptayabilmek ilim adına çok önemli bir başarıdır. Bu dalgacık ve
tanecikler arasındaki bilgi alışverişi, kontrol ve denge durumunun
saptanabilmesi en az bir öncekiler kadar büyük bir başarı olacaktır. Bu
bilgi alışverişi özet olarak bölüm 4.2'de açıklanacaktır.
3.2.1- Yüksek Enerjili Fotonlardan Elektron ve
Karşıt Elektron gibi yüklü parçacık çiftlerinin hâsıl oluşu
Foton ışık duvarı üzerinde her iki aleme ait
pozitif ve negatif kütleleri dengede olan bir parçacıktır. Kendi içinde
bir ışık duvarı üzerinde hareket etmektedir. Bu ışık duvarı birinci
kanadın hareket ettiği asıl alem (zahiri alem) ile ikinci kanada ait
olan karşıt zahiri alemi (berzah alemi) birbirinden ayırmaktadır. Foton
birinci kanadı zahiri alemde, ikinci kanadı ise bunun karşıtı olan
karşıt zahiri alemde her iki alemde her noktada birbirinden ayıran ışık
duvarı denilen doğrusal çizgi üzerinde saniyede yaklaşık olarak 300.000
Km/s hızla hareket eder. Foton hangi alemde vücuda gelmiş ise, o alemde
gözlenebilir, karşıt alemde gözlenemez. Çünkü, karşıt kütle asıl kütleye
bağımlıdır ve asıl kütle ile eşit negatif ağırlığa sahiptir. Gama
fotonunun birinci kanadını elektron, ikinci kanadını karşıt elektron
teşkil eder. Karşıt elektron (+) elektrik yükü taşıyan karşıt aleme ait
bir elektrondur. Ağırlığı bir elektronun pozitif ağırlığına eşit olup,
negatif kütleye sahip olduğu için fotonun zahiri kanadını teşkil eden
elektronla dengelenerek fotonun durgun kütlesini sıfırlamaktadır. Zahiri
aleme ait bir elektronun karşıt zahiri aleme ait bir karşıt elektronla
birleşmesi ve alemde bir gama fotonunu oluşturur. Bu foton, zahiri
alemde vücuda gelmiştir. Zahiri alemde gözlenebilir. Fotonun ikinci
kanadı olmadan teşekkül etmesi mümkün değildir. Başka bir deyimle bu
karşıt elektron denilen ikinci kanat gama fotonu oluşmasında
elektronkadar zaruridir. Kendi aleminde hareket eden bu ikinci kanat
kendi alemine göre pozitif ağırlığa sahip iken, fotonun oluştuğu zahiri
aleme göre negatif ağırlığa sahip olmak zorundadır.
Fotoelektrik etkileşmeden foton gerçekten bir bütün
olarak alınmaktadır. Fakat Kompton etkileşmesinde foton bir kısım
enerjisini vermekte kendisi daha düşük bir enerji ile yoluna devam
etmektedir. Işık hızı devam ettiğine göre ışık duvarı üzerinde denge
korunmuştur. Başka bir deyimle spin oranları korunmuştur.
Gama fotonlarının madde ile etkileşerek enerji
kaybetmeleri olayında önemli bir proses de çift oluşumu olayıdır. Bu tür
etkileşim için ışık enerjisi 2mec2
veya 1.02 MeV'dir. Enerjisi bu değerden daha büyük olan bir gama fotonu
çekirdek alanından geçerken bir elektron-karşıt elektron çifti
oluşturur. Gerçekten de Et > 2mec2 enerjisine
sahip fotonların kurşun gibi bir ağır elementten geçişi konusunda
yapılan sis odası deneylerinde zıt yüklü parçacık çiftlerinin aynı bir
noktadan çıkmış oldukları gözlenmiştir. Yapılan ölçmelerde parçacıkların
tamamen bir elektron kütlesinden oldukları açıkca görülmüştür.
h.u enerjili bir gama fotonu her birinin durgun
kütlesi me olan bir çift parçacığa dönüşürse enerjinin korunumu
prensibine göre,
h.u = 2mec2
+ E1 +
E2 + Eçek olur
ki:
h.u = fotonun ilk enerjisi,
2mec2 =
elektron ve pozitronun durgun kütlelerinin enerji eşdeğeri,
E1
+ E2 +
Eçek pozitron,
elektron ve tepilen çekirdeğin kinetik enerjileridir. Çekirdeğin kütlesi
elektronlara göre çok büyük olduğundan, çok az bir tepilme enerjisi
alabilir. Bu nedenle de Eçek ihmal edilebilir ve yukarıdaki ifade:
h.u = 2mec2
= E+ +
E-
basit halini alır.
mec2 değeri
0.511 MeV enerjiye eşdeğerdir. O halde ancak enerjileri 1.02 MeV'den
büyük olan gama fotonları yüklü parçacık çifti hasıl edebilirler. Daha
önce de belirtildiği gibi yüklü parçacık çiftleri elektron ve karşıt
elektronların hasıl oluşu madde içinden geçen gama fotonlarının enerji
kaybı metodlarından bir tanesidir. Buna göre, bu olay için soğurma
katsayısı ve ihtimaliyeti gama enerjisi 1.02 MeV'dan küçük ise sıfırdır.
Çift oluşumunu şekil-5'de şöyle gösteririz;
Günümüz ilminin normal fiziksel kanunlar
çerçevesinde izah edemediği olay şudur;
Nasıl oluyor da durgun kütlesi sıfır olan gama
fotonunun soğurulmasından (+x) ağırlığında bir elektron ile (-x)
ağırlığında bir karşıt elektron çıkıyor. Halbuki Allah'ın va'zettiği
sistem içerisinde fotonun gerçek durumu açıklanırsa, elektron ve karşıt
elektron denilen yüklü parçacık çifti hâsıl oluşunun fiziksel ve fizik
ötesi kanunlar çerçevesinde izah edilemeyen bir tarafının bulunmadığı
ortaya çıkar.
Kurşun yaprağa çarptırılan fotondan bir elektron ve
bir karşıt elektron oluştuğuna göre, bu elektron ve karşıt elektronun
fotonun içinde ve bir denge halinde baştan varolduğunu ifade eder. Bu
olay sadece Et > 1.02 MeV olan fotonların, kurşun duvara çarptırılması
halinde yapısında mevcut elektron-karşıt elektron çiftinin bağlı
durumdan kurtularak (dengesi bozularak) polarize hale gelmesinden başka
bir şey değildir. Yani maddesel ve karşıt maddesel kesimler birbirinden
ayrılır ve kesimler arasında değiş-tokuş olabilir. Momentum korunumu
gereği bu elektronlar fotonun geliş yönüyle bir açı yapacak şekilde
birbirinden ayrılırlar. Elektron zahiri alemde kendi türüne özgü
olaylara katılırken, zahiri aleme yabancı olan karşıt elektron
çevresinde bulunan atomlarla çarpışarak yavaşladıktan sonra, yine
çevresinde bulunan bir elektronla pozitronium atomu denen hidrojen
atomuna benzeyen bir atom oluşturur. Bu atomda proton yerine pozitif
elektron yani karşıt elektron vardır, kararsızdır ve 10-10 saniyelik bir
zaman süresinde 0.511 MeV'lik iki t fotonu vererek parçalanır.
Maddenin yok olması veya maddenin enerjiye
dönüşmesi dediğimiz bu olayda enerji ve momentumun korunması şöyle ifade
edilebilir:
2mec2=
h.u1 +
h.u2
h.u1
/ c = h.u2
/ c
h.u1=
h.u2
= mec2=
0.511 MeV
Kısaca ifade edersek, nerede bir karşıt elektron
oluşuyorsa, orada bir çift 0.511 MeV'lik foton oluşur. Ve bu fotonlar,
birbirleri ile 180o'lik bir açı yapacak şekilde yayılırlar.
4 - HIZ KANUNLARI
4.1- Giriş
Dünya üzerinde bilinen sadece bir tek hız kanunu
vardır. Einstein'in ortaya koyduğu bu hız kanunu, kinetik enerji ile
ilgilidir. Bir kütleye, ona hız verecek olan enerji tatbik edildiğinde
üst hız sınırı muhakkak ışık hızının altında olacaktır. Işık hızına
ulaşınca artık hızı arttırmak için verilen enerji hızı arttıramaz, buna
mukabil kütlenin büyümesine sebep olur. Bu kanuna göre, ışık hızına
ulaşılabilse, kütle sonsuz olurdu.
Bu kanun sadece madde (matter) adını verdiğimiz
kesimin var olduğu ve sadece bir tek alemin mevcut olduğu varsayımlarına
dayalıdır. Bir tek kütle vardır. Kütle, bu alemin kütlesidir ve bu
alemde hareket halindedir. Bu varsayımın sonucu, ışık hızının altında
bir hızın elde edilmesidir.
Ancak maddeye baktığımız zaman, onun oluşumu
konusunda ve muhtevası konusunda ilmin bildiğini zannettiği hemen her
şeyin yanlış olduğu ortaya çıkmıştır.
4.2- Enerji
Maddenin enerjiden oluştuğu gerçeğinden başka hiçbir
şey yerli yerine oturmamaktadır. Enerjinin
strüktürel açıdan ne olduğu bilinmemektedir ki, nasıl olup da maddeyi
oluşturduğu hakkında sonuca ulaşılabilsin.
Hız kanunları dediğimiz zaman, mesele önce maddenin
yapısına dayalıdır. Çünkü ilerde göreceğimiz gibi, madde ve alem
farklılıklarında 3 Hız Kanunu geçerlidir. Madde farklılığını
anlayabilmek için maddenin nasıl oluştuğunu,maddenin iç yapısını bilmek
gerekir. Madde enerjiden oluştuğu cihetle de enerjinin strüktürünü
bilmek ve bu bazdan hareket etmek gerekir.
Enerji konusunu özetleyelim:
Maddeyi meydana getiren enerji, nötrino adı verilen
İlâhi enerjidir. Allah'tan gelir. Asıl kaynaktan gelir ve bütün
mahlûkları oluşturur. Bu enerjinin Kur'an-ı Kerîm'deki adı "emr"dir. (Ref:
2)
Her nötrino 4 aleme ait 4 enerji küresinden oluşur.
Bunlar 2 çift enerji küresi teşkil ederler.
Karşıt istikamette içice dönen her çift devamlı enerji üretirler.
İki çift nötrinonun primer ve sekonder enerji
küresi çiftleri birbirinden ayrılır ve her primer küre diğer nötrinonun
sekonder küresi ile birleşir. Bu birleşme sadece karşıt spinli
nötrinolar ve karşıt aleme ait nötrinolarla gerçekleşir. Her 4'lü
nötrino grubundan 2 elektron ve 2 karşıt elektron oluşur.
Böylece nötrinolar, karşıt spinli nötrinolarla
birleşerek elektronları meydana getirir. Bu sebeple nötrinoda primer
grubun ilk küresi ile, sekonder grubun ilk küresi aynı yönde dönerken,
elektronda aksi yönde dönerler. Bu da lineer momentumun açısal momentuma
dönüşmesine sebep olur.
1- Zahiri alem 2- Karşıt zahiri alem 3-
Gayb alemi 4- Karşıt gayb alemi
olmak üzere dört çeşit alem vardır. (Ref: 3) Hem
nötrinolarda hem de elektronlarda dört aleme ait enerji küresi de
vardır. Ancak daima primer çiftteki en üst hızda dönen küre, ait olduğu
alemin enerji küresidir.
Enerjinin maddeyi nasıl vücuda getirdiği 1.
bölümde, fotonu nasıl vücuda getirdiği ise 3. bölümde anlatılmıştır.
Ancak bu strüktürel gerçekler bilindikten sonra,
hız konusuna girmek mümkün olabilir.
4.3- Hız Kanunları
Üç Hız Kanunu vardır;
1- Işık hızının altındaki hızlara ait Alt Hız
Kanunu, 2- Işık Hızı Kanunu, 3- Işık hızından ötedeki hızlara ait
Üst Hız Kanunu
Hız kanunlarının belirleyici, ayırıcı unsuru alem
farklılıkları ve maddenin iç yapısıdır.
4.3.1- Alt Hız Kanunu
4.3.1.1- Alt Hız Kanunu ve Elektronlar
Bir kütle, kendi aleminde hareket halinde ise alt
hız kanununa tabidir. Bu kütle, kendi aleminde pozitif ağırlığa
sahiptir. Kütle, elektronlardan ve karşıt elektronlardan oluşmuştur. Her
atomun çevresinde elektronlar dönmektedir. Ancak, merkezde proton ve
nötronun vücuda gelmesinde sadece elektronlar değil, karşıt elektronlar
da vazife alır. Böylece bir proton, elektronlardan ve kendisindeki
elektron sayısından bir fazla sayıda karşıt elektronlardan oluşur. Bu
sebeple bir proton (+) elektrik yüküne sahiptir. Ağırlığı bir elektronun
1836 katı kadardır.
Bir nötronda ise, elektron sayısına eşit karşıt
elektron vardır. (+) ve (-) elektrik yükleri bu sebeple dengededir. Bir
nötron sanıldığı gibi yüksüz değildir. Aksine her iki yüke de sahiptir.
Ancak bu yükler eşdeğer olduğu için birbirini tesirsiz hale
getirmektedir. Ağırlığı bir elektronun 1838 katı kadardır.
Bir nötron veya nötron içindeki elektronların her
birinin pozitif ağırlığı, karşıt elektronlarınkinden bir kat fazladır.
Bunun sebebi, primer ve sekonder küre çiftlerinin bir elektron oluşturma
kompozisyonudur. Her alem için primer çiftte asıl küre (+4x) ağırlık,
karşıtı (-2x) ağırlık, sekonder çiftte ilk küre (-2x) ağırlık, ikinci
küre (+1x) ağırlık taşır. Böylece bir elektronun ağırlığı :
(+4x) + (-2x) + (-2x) + (1x) = (+1x)'tir.
Yani bu alemde bir elektronun ölçülebilir ağırlığı
ilk kürenin (başka hiçbir küre olmasaydı) ağırlığın dörtte biri
kadardır. Bunun sebebi, karşıt alemlere ait enerji kürelerinin farklı
pozitif ve negatif değerler taşımasıdır.
Bir elektronda primer çiftin net ağırlığı,
(+4x) + (-2x) = (+2x)'tir.
Sekonder çiftin net ağırlığı ise;
(-2x) + (+1x) = (-1x)'tir.
Görülmektedir ki, sekonder grup daima, primen grubun
net pozitif ağırlığının yarısı kadar net negatif ağırlığa sahiptir.
Bütün alemlere ait elektronlarda, primer grup
kürelerinin net pozitif ağırlığı sekonder grup kürelerinin net negatif
ağırlığının iki katıdır. Ya da sekonder grubun net negatif ağırlığı,
primer grubun net pozitif ağırlığının yarısı kadardır. Elektronlarda da,
karşıt elektronlarda da, pozitronlarda da, karşıt pozitronlarda da durum
hep aynıdır.
Primer gruptaki hakim unsur, asıl aleme aittir.
Sekonder gruptaki hakim unsur ise, diğer alemlerden karşıt yüklü olanına
aittir. Bu sebeple diğer aleme ait olan grup, asıl aleme ait olan grubun
yarısı kadar negatif ağırlık taşır. Buna "Yarım Ağırlıklar Kanunu" denir
ve her alem için geçerlidir.
Her alemde elektronun hakim unsuru, daima o aleme
ait enerji küresidir. Sadece böyle bir sistem devamlı gözlenebilir. Yani
bir elektronun bir alemde gözlenebilmesi, o elektronun o aleme ait
olmasını gerektirir. Bunun sebebi ise primer gruptaki dominant enerji
küresinin, daima elektronun ait olduğu alemin enerji küresi olmasıdır.
Bu da sekonder küreler çiftinin her ikisinin de diğer alemlere ait
olması demektir.
Öyleyse primer gruptaki hakim unsur, aynı aleme ait
oluş, sekonder gruptaki hakim unsur ise diğer alemlere ait oluştur.
Her elektron sadece bir alemde oluşur, aynı alemde
kalıcıdır ve devamlı gözlenebilir. Fakat her elektronun sadece bir
enerji küresi kendi alemine aittir. Diğer üç küre diğer alemlere aittir.
Bir aleme ait elektron, başka bir alemde ancak
bağımlı şekilde zuhur edebilir. Eğer bir elektron başka bir alemde
bağımlı şekilde zuhur eder ve görünür hale gelirse, bunun primer
grubundaki dominant enerji küresi göründüğü aleme ait olmadığından
saniyenin çok altında bir zaman süresi gözlenebilir, sonra gözlenemez.
Gözlenememesi o karşıt aleme ait elektronun yok olduğu anlamına gelmez
!.. Var olmaya devam etmektedir. Fakat başka bir aleme ait bir elektron
olduğu için bizim algılama vasıtalarımız normal standartlarda çok kısa
bir zaman aralığı hariç, o elektronu idrak edemez, göremez. Fakat biz
göremiyoruz diye o elektron ok olmaz, var olmaya devam eder; ama biz
gözleyemeyiz.
Demek ki, bir elektron, asıl alemdeki bir
partikülün, mesala bir fotonun karşıt alemdeki bağımlı parçası olarak
oluşursa, asıl alemde devamlı gözlenemez. Çünkü o, meselâ bir Gama
fotonunun asıl alemde oluşması sırasında karşıt aleme ait bağımlı
elektron olarak devreye girmiştir. Asıl aleme ait bir elektronun, karşıt
aleme ait bir elektronla birleşmesi, bu alemde bir gama fotonu
oluşturur. Bu foton bu alemde oluşmuştur, bu alemde saniyede 300.000 km
hızla hareket eder ve gözlenebilir.
Ancak bu alemde gözlenen fotonun bir parçası
(elektron) bu aleme aittir, diğer parçası ise (karşıt elektron) karşıt
aleme aitir. Bu ikinci parça fotonun yapısının temel iki unsurundan
birini oluşturduğu halde ve ikinci parça olmadan fotonun teşekkül etmesi
mümkün olmadığı halde, karşıt elektron, asıl elektrona bağımlı bir
unsurdur. Bu karşıt elektron Gama fotonunun oluşmasında elektron kadar
zaruridir. Aynı önem derecesinde zaruridir. Ama Gama fotonu bu alemde
teşekkül ettiği için, karşıt unsurdur. Karşıt aleme ait bir karşıt ve
bağımlı unsur olduğu için, bu karşıt elektron, Gama fotonuiçin, karşıt
unsurdur. Karşıt aleme ait bir karşıt ve bağımlı unsur olduğu için, bu
karşıt elektron, Gama fotonu ayrıştığı zaman ortaya çıkmakta, çok küçük
bir zaman parçası gözlenebilmekte, fakat sonra gözlenememektedir.
4.3.1.2- Proton ve Nötronlarda Oluşum
Bir elektronun iç unsurlarını oluşturan iki gruptan
sekonder grup karşı aleme ait olduğu için primer grubun yarısı kadar
ağırlık taşır. Bunun nasıl oluştuğunu yukarıda açıklamıştık.
Bir elektronun iki iç grubundan birini oluşturan
sekonder grup, karşıt aleme ait olduğundan, bu alemde negatif ağırlık
taşımakta olup, bu net negatif ağırlık, primer grubun net pozitif
ağırlığının yarısı kadardır. Çünkü sekonder grup, dominant olan primer
gruba bağlıdır. Çünkü elektron bu aleme aittir. Sekonder grup ise diğer
alemlere aittir. Primer grubun dominant küresi bu aleme aittir. Ve primer
grupta net ağırlık bu sebeple pozitif çıkmaktadır. Sekonder grup ise,
diğer alemlere ait kürelerden oluşmaktadır. Ve net ağırlık negatif
çıkmaktadır. Kısaca, bu aleme ait bir elektron, içinde karşıt alemlere ait
küreler taşımaktadır. Karşıt alemler, bu aleme ait valıklar değildirler.
Bu aleme ait kısma bu sebeple bağımlıdırlar.
İşte, yukarıda açıklanan sebeplere dayalı olarak bir
elektronun kendi içindeki karşıt aleme ait sekonder küreler, nasıl negatif
yarım net ağırlık taşıyorlarsa, bir nötronun içindeki karşıt elektronlar,
asıl elektronun yarısı kadar negatif net ağırlık taşımaktadır.
Protonun iç yapısında ise, elektronlar ve karşıt
elektronlar içiçe oluşmuşlardır. Her elektrona, bir karşıt elektron
tekabül etmektedir. Sadece bir karşıt elektron fazla olup, bir elektrona
tekabül etmez. Merkez elektronu bu protona ulaşınca, ancak o zaman her
elektron bir karşıt elektrona tekabül eder. Yani elektron sayısı, önce
karşıt elektron sayısından bir eksik iken, merkez elektronunun devreye
girmesiyle, karşıt elektron sayısı ile eşit olur. Böylec artık proton
nötrona dönüşmüştür. Eşit sayıda elektron ve karşıt elektron olduğu için
(-) ve (+) yükler de eşit olmuş ve yükler dengesi kurularak nötron yüksüz
gibi olmuştur. Oysa ki, bir protonda karşıt elektron sayısı elektron
sayısından bir fazla olduğu için proton (+) elektrik yüklü idi. Her
elektronla ona tekabül eden karşıt elektron birbirinin elektrik yükünü
sıfırlamakta idi. Böylece 1837 elektron ile, 1837 karşıt elektron
birbirinin yüklerini sıfırlamaktadırlar. Sadece 1838'inci karşıt elektron
(+) elektrik yüküne sahip olup, bunu nötralize edecek bir elektron mevcut
olmadığı için proton (+) elektrik yüklü olarak tezahür etmektedir. Bu bir
protondur.
Ancak merkez elektronu protona ulaşınca 1838'inci
karşıt elektron da 1838'inci elektronla nötralize olur. Ve böylece 1838
elektron ile 1838 karşıt elektrondan yeni bir kütle oluşur. Bu kütlenin
adına Nötron denir. Elektron ve karşıt elektron sayıları dengededir. Bu
sebeple (+) ve (-) elektrik yükleri de sıfırlanmış ve kütle nötr hale
gelmiştir. Artık bir nötron oluşmuştur. Yani proton nötrona dönüşmüştür.
Demek ki, madde adını verdiğimiz şey, atomlardan
teşekkül etmekte, atomlar ise proton, nötron ve elektronlardan
oluşmaktadır. Proton ve nötronlar da elektronlardan ve karşıt
elektronlardan oluşmaktadır.
Gördüğümüz gibi, madde aslında sadece enerjidir.
Enerji kürelerinin nötrinolardan ayrılarak bir yapıda yeniden
birleşmesidir.
Bir proton veya nötronun içindeki her elektronun
ağırlığı, karşıt elektronun 2 katıdır. Bu sebeple bir nötronun ağırlığı
aşağıdaki gibi 1838 pozitif ağırlığa eşittir.
Elektronlar 1838 x
2 3676 (+) ağırlık Karşıt elektronlar 1838 x
1 1838 (-) ağırlık
1838 (+) ağırlık
Bir protonun ağırlığı ise, aşağıdaki gibi 1836 (+)
ağırlığa eşittir:
Elektronlar 1837 x
2 3674 (+) ağırlık Karşıt elektronlar 1838 x
1 1838 (-) ağırlık
1836 (+) ağırlık
Böyle bir kütle (+) ağırlığa sahip olduğu için
kinetik enerji verilerek hızı arttırılırsa kütlesi belli bir hıza kadar
büyümeye başlar. Fakat bu kütle büyümesi ışık hızına kadar devam etmez.
Çünkü, ışık hızına çok yakın bir limitte kinetik enerji hız arttırmaz.
Sadece karşıt kütlenin ağırlığını arttırır. Böylece ışık hızına ulaşıldığı
takdirde karşıt kütlenin ağırlığı artarak durgun kütleye eşit olur. Yani
kütle farkı sıfır olur. Bu fotonlaşma noktasıdır. Her fotonda ise ağırlık
sıfırdır. Ayrıca ışık hızında durgun kütlenin ve karşıt kütlenin eşitliği
neticesinde ağırlığın sıfır olduğu bu araştırmanın 3/1 bölümünde
ispatlanmıştır.
Bir elektronun kütlesi katot ışınlarının e/m ile
gösterilen yüklerinin kütlelerine oranından ve e'nin bilinen değerini
kullanarak kolayca hesaplanabilir.
e = 1.602 x 10-20 emb değerini kullanarak elektronun
kütlesinin;
e / m = 1.7589 x 107 emb/gr
e = 1.602 x 10-20 emb
me
= (1.602 x 10-20 emb) / (1.7589 x 107 emb/gr)
me
= 9.10 x 10-28 gr olduğunu görürüz.
Bir elektronun kütlesinin hidrojen atomunun
kütlesiyle karşılaştırılması konumuz açısından önemlidir. Bir atomgram
hidrojen içinde No tane atom bulunduğuna göre bir hidrojen atomun kütlesi;
MH
= 1,008 gr / (6.025 x 1023)
MH
= 1.673 x 10-24 gr olur.
Buna göre hidrojen atomunun kütlesinin elektronunkine
oranı;
MH
/ Me =
(1.673 x 10-24) / (9.10 x 10-24) = 1838'dir.
4.3.2- Işık Hızı Kanunu ve Foton
Işık Hızı Kanunu'nun geçerli olması için bir
partikülde karşıt alemlere ait parçaların eşdeğer ağırlıkta olması
gerekir.
Eğer müstakil unsurlardan biri ağırlık açısından
dominant ise yani ağırlığı çift kat ise ve ikincisi bağımlı ise foton
oluşmaz. Bir elektron ile bir karşıt elektronun, biri dominant olarak
(yani yarım ağırlıkla) devreye girmeleri bir fotonun oluşabilmesi için
yetmez. Böyle bir bileşim zahiri alemin maddesel yapısının çok küçük bir
parçası olabilir ancak. Çünkü, Yarım Ağırlıklar Kanunu gereğince elektron,
karşıt elektronun iki kat ağırlığı ile oluşumu sağlayacaktır. Bu yapı ise,
bir foton yapısı değildir.
Fotonun oluşabilmesi için bir partikül ile karşıtının
eşit pozitif ve negatif ağırlıklarla oluşuma girmesi gerekir.
Böyle bir sistemin oluşabilmesi ise her partikülün
kendi aleminde bulunması ile mümkündür. Her partikül, bir alemdeki oluşum
içinde biri dominant, biri de bağımlı olarak yer alırlar. Bu da maddenin
bir parçası demektir.
Bir oluşumun ikinci parçasının da ilk parçasıyla eşit
negatif ağırlıkta olması için, birinci parça nasıl kendi aleminde ise,
ikinci parçanın da kendi aleminde olması gerekir. Kendi aleminde olan
ikinci parça kendi alemine göre (+) pozitif, ama ilk parçanın alemine göre
(-) negatif ağırlık taşıyacaktır.
Böyle bir sistemin oluşabilmesi ise birinci parça ile
ikinci parça arasında bir ışık duvarının mevcut olmasını gerektirir. Ancak
iki alemi birbirinden ayıran bir ışık duvarı var olduğu takdirde her
oluşumun içindeki iki parçacık da kendi aleminde var olabilir ve
ağırlıklar eşit olabilir.
Öyleyse her foton kendi içindeki bir ışık duvarı
üzerinde hareket etmektedir. Bu ışık duvarı birinci parçaya ait olan asıl
alemde, ikinci parçaya ait olan onun karşıtını birbirinden ayırmaktadır.
Ve birinci parça asıl alemde, ikinci parça ise bunun karşıtı olan alemde
hareket etmektedir. Bu takdirde birinci parça (+x) ağırlığında ise, ikinci
parça (-x) ağırlığında olacaktır. Birinci parça bir elektron ise ve (+x)
ağırlığında ise, ikinci parça bir karşıt elektrondur ve (-x)
ağırlığındadır.
Foton oluşumunda dominant vasıf, ağırlığı iki kata
ulaştırmaz. Birinci parça sadece, fotonun oluştuğu ve gözlendiği aleme ait
olduğu için dominanttır. Işık da bir enerji partikülüdür. Işığı oluşturan
ana madde ışık oluştuğu sırada hangi alemde ise, bir ışık ışını olan foton
sadece o alemde gözlenebilir. İkinci parçanın ait olduğu alemde bu foton
gözlenemez. İşte bu sebeple, ışığın oluştuğu aleme ait parçaya dominant,
karşıt parçaya ise bağımlı unsur diyoruz.
Görülmektedir ki, foton kendi içinde iki alemi de
içeren adeta iki alemdeki iki kanadıyla ışık duvarı dediğimiz hayali bir
duvar üzerinde uçan bir uçak gibidir. Her kanat kendi aleminde uçmaktadır.
Arada da iki karşıt alemi birbirinden ayıran bir duvar mevcuttur. Aslında
duvar alemleri birbirinden fiziki olarak ayırmaz, iki alemi birbirinden
ayıran boyut farklılığını temsil eder.
Dünya adı verilen bu gezegen, bize göre insanlara ait
zahiri alemdir. Ama bu gezegende yaşayan ve farklı yaratılan cinler de
bizimle dünyayı paylaşmaktadır. Onlar gene bu dünyamız üzerinde, Kur'an-ı
Kerîm'imizin "gayb alemi" adını verdiği alemde yaşamaktadırlar. Gayb
alemi, dünyadan başka bir yer değildir. Gene dünyadır. (Ref: 5)
Farklı yaratılmamız sebebiyle cinler ve biz insanlar
aynı koordinatlarda yaşadığmız halde fizik algılama sistemlerimizle
birbirimizi farketmemekteyiz.
Görülmektedir ki, zahiri alemin her noktası aynı
zamanda gayb alemidir. Gayb aleminin her noktası da aynı zamanda zahiri
alemdir. Öyleyse her nokta, zahiri alemde de, gayb aleminde de aynı
koordinatlara sahiptir ve her iki alemde de vardır.
İşte bu sebeple foton, bir alemde nerede, hangi
noktada bulunursa bulunsun, karşıt alemde de aynı noktada bulunmaktadır.
Yani bulunduğu her noktada iki alemde birden bulunmaktadır. O noktada iki
alem de mevcuttur.
Işık duvarı dediğimiz şey, her noktada fotonun iç
bünyesindeki iki karşıt unsurun kendi alemlerindeki standartlarda olmasını
temin eden ve zaten her noktada mevcut olan bir ayıraçtır.
Bu ayıraç fotonun iç yapısındaki karşıt unsurları
kendi alemlerine ait oluşumlarında tutan bir rol oynar. Ve sadece foton
için geçerlidir. Bir Gama fotonunda birinci parça elektron kendi
alemindedir ve x ağırlığını taşır. Karşıt elektron da kendi alemi olan
karşıt alemdedir ve bu sebeple (-X) ağırlığını taşır.
Eğer bu nesne bir foton değil de bir nötron olsaydı,
içindeki her elektron kendi zahiri aleminde bulunacak ve ağırlığı da X
olacaktır ama, bu elektronlara tekabül eden karşıt elektronlardan her biri
(-X/2) ağırlığında olacaktır. Bu karşıt elektronların (-X) değil de (-X/2)
ağırlıkta oluşunun sebebi, kendi alemlerinde değil, kendi alemlerine
karşıt olan bu alemde ve bağımlı unsur olarak bulunmalarıdır. Karşıt
elektronlar başka bir alemde bağımlı unsur olarak bulundukları için
negatif ağırlık taşımaktalar ve normal ağırlıklarının yarısı kadar ağırlık
sahibidirler.
Foton ise, ışık duvarı dediğimiz bir ayıraç
tesiriyle, iki parçasının herbirini kendi alemlerinde dengede tutan bir
yapıya sahiptir.
(-) ve (+) ağırlıkları dengede olan bir fotonda
parçalar, oluşumun vücud bulduğu aleme göre aynı yönde spine sahiptir.
Aynı yönde ve eşit güçte spin sebebiyle bir foton, her iki alemdeki
parçaları eşit itici güce sahip olduğundan lineer istikamette hareket
edecektir.
Eğer parçalar aynı oluşumun, yani tek bir oluşumun
parçaları ise, bu parçalara tesir eden duvar, ışık duvarıdır ve fotonun iç
yapısında tesir icra eder. Böylece foton iç yapısında ışık duvarına sahip
olduğu için hangi noktada olursa olsun her noktada, bir parçası asıl
alemde, ikinci parçası ise karşıt alemde olacaktır. Yani alemleri
birbirinden ayıran ayıraç kendi içindedir. Ve bu ayıraç daima her parçanın
karşıt alemde değil de kendi aleminde bulunmasını temin eder. Işık
duvarının özelliği odur ki, bütün fotonlardaki parçaların kendi
alemlerinde bulunmalarını sağlar.
Foton, bir ışındır ki, saniyede yaklaşık olarak
30.000 km. hızla hareket halindedir. Foton varolduğu sürece bu hızı
muhafaza eder. Bu hıza ışık hızı denmektedir.
Fotondaki parçacıklardan dominant olan, fotonun
oluştuğu aleme ait parçacıktır. Bu parçacık kendi aleminde olduğu için,
foton gözlenebilir. Foton karşıt alemde izlenemez. Dominant parçacık ve
karşıt parçacığın aynı istikamette dönen spinlere sahip olmaları karşıt
alemlerde denge sağlamaktadır. Yani arabanın her iki alemde dönen tekeri
de aynı yönde dönmektedir ve aynı hızla dönmektedir.
4.3.3- Üst Hız Kanunu ve Nötrinolar
Üst Hız Kanunu, ışık hızının ötesine taşan yani
saniyede 300.000 km'lik hız duvarını aşan hızların kanunudur. Bu kanunda
üst hızların en üst sınırı düşünce hızıdır.
Düşünce, kendi boyutları içinde her an hareket
halinde olan bir sistemdir. Bu sistemin özeliği düşüncenin bizim yaşamakta
olduğumuz zahiri aleme göre farklı bir boyut taşımasıdır. Bu farklı
boyutta hem mekan itibariyle, hem de zaman itibariyle düşünce her
koordinatta var olabilir. Yani hem bugünü, hem dünü, hem de yarını
düşünebiliriz. Bulunduğumuz yeri de, dünyamızı da, kainatı da, kainatın
ötesini de yani yokluğu da düşünebiliriz.
.... Ve düşüncenin asıl özelliği, düşüncenin
düşündüğünüz yere, düşündüğünüz an ulaşması ve orada tecelli etmesidir.
Neresini düşünürseniz, düşünceniz oradadır.
Düşüncenin düşündüğümüz yerde hemen tecelli etmesinin
sebebi, onun hiçbir aleme ait olmamasıdır. Düşünce ne zahiri alem, ne
karşıt zahiri alem; ne gayb alemi, ne de karşıt gayb alemi ile eşdeğer bir
boyut taşımaz. Bütün alemlerden farklı bir boyuttadır.
Düşünce, bu farklılığı sebebiyle her alemde sonsuz
hızla hareket kabiliyetine sahiptir.
Sonsuz hızın oluşabilmesi, bir aleme ait bir
partikülün, bir birimin veya bir maddenin, başka bir alemde hareket etmesi
şartına bağlıdır.
Başka bir aleme ait bir birim, bizim alemimizde
(zahiri alemde) sonsuz hızla hareket edebilir. Bizim alemimize ait bir
birim de başka alemlerde sonsuz hızla hareket edebilir. (Ref: 6)
Sonsuz hızın üst sınırı düşünce hızıdır demiştik.
Düşünce hızı hakkında bir misal verelim: Önce kendinizi şimdi oturduğunuz
yerin dışında düşünün, sonra başka bir şehirde, sonra başka bir kıtada,
sonra Ay'da, sonra Güneş'de ve nihayet başka bir güneş sisteminde......
Mesafe birkaç metreden sonsuz uzaklığa kadar ulaştığı halde, siz birkaç
metre ötesini ne kadar zaman aralığı içinde düşündüyseniz, sonsuz uzaklığı
da aynı zaman aralığı içinde düşündünüz.
İşte düşünceniz, mesafe ne kadar uzak olursa olsun,
her yere aynı zaman aralığı içinde ulaşır. Bu hıza "Düşünce Hızı" diyoruz.
Her gece insana ait diğer bir ceset olan nefs, fizik
vücuttan ayrılır ve kainatın dilediği yerine gider. Bu gidişteki hız,
sonsuz hıza kadar ulaşabilir.
Maddeyi oluşturan atom yapısını incelemiştik ve her
aleme ait elektronların varlığını görmüştük.
1838 elektron ağırlığında olan bir nötronun, 1838
elektrondan ve 1838 karşık elektrondan oluştuğunu da biliyoruz.
Yani, bir Hidrojen atomuna eşdeğer olan bir nötron,
içinde hem bu aleme ait olan elektronları, hem de aynı sayıda karşıt
elektronları barındırmaktadır. Kısaca, madde bünyesinde madde ve karşıt
maddeyi eşit sayıda bulundurur.
Karşıt elektronların, asli elektronların yarısı kadar
ağırlığa sahip olduklarını, bunun sebebinin de bu aleme ait olmadıkları,
yani bağımlı unsur oldukları gerçeğine dayalı olduğunu ifade etmiştik.
Karşıt elektronların frekansı sıfırla (-) sonsuz
arasında bir değer taşımaktadır. Yani karşıt elektronlar, (-) değerli
frekansa sahiptir.
Asli elektronlar ise (+) değerli frekansa sahiptir.
Frekans ile, yani saniyedeki devir hızıyla ağırlık
arasında kesin bir ilişki vardır. Bu ilişki pareleldir. Yani frekans
arttıkça ağırlık artar.
Böylece (+) frekans arttırılırsa bu alemde ağırlık
artacaktır. Çünkü (-) frekans sabit kaldığı sürece (-) ağırlık
değişmeyecektir. (+) frekans arttırılınca (+) ağırlık artacaktır. Bir
alemde ölçülebilen ağırlık ise (X) ağırlıktan (-) ağırlık çıkarıldıktan
sonra kalan (+) ağırlıktır.
Eğer (-) frekans arttırılırsa, (+) frekans aynı
kaldığı takdirde, maddenin ağırlığı azalır (-) ağırlığı arttırmaya devam
ederseniz (-) ve (+) değerlerin eşdeğer olduğu noktada foton oluşur (-)
ağırlık daha arttırılırsa madde (-) ağırlık taşır.
Frekansın (-) değerli oluşu, (-) frekansı, (+)
değerli oluşu ise (+) frekansı vücuda getirir.
Her maddeye bir dalganın eşlik etmesi demek, madde
hangi alemde ise, karşıt unsurun frekansının karşıt dalga oluşturması
demektir.
Aslında her alemde elektronların oluşturduğu (+)
ölçülebilir frekansın vücuda getirdiği dalga ile karşıt elektronların
oluşturduğu (-) ölçülemez frekansın vücuda getirdiği karşıt dalga vardır.
Ölçüye vurulabilen ise, her iki dalga arasında
farktır.
Birincil (dominant) (+) frekanstan, ikincil
(Bağımlı)(-) frekans çıkarıldıktan sonra kalan frekansın vücuda getirdiği
ağırlığı ölçülebilmektedir.
(+) Birincil frekans; maddeyi (-) bağımlı frekans
karşıt maddeyi temsil etmektedir.
Üst hıza ulaşmak, maddenin içindeki karşıt maddeyi
ağırlık itibariyle maddeninkinden öteye geçirmekle mümkündür. Böylece (+)
ağırlık, (-) ağırlığa dönüşür. Ve madde artık karşıt madde olur. Yani
maddenin içindeki hakim unsur elektron iken, karşıt elektron olur. Bağımlı
unsur ise, karşıt elektron iken, elektron olur. Böylece bir alemde, o
aleme ait olan madde, artık o aleme ait olmayan karşıt maddeye
dönüşmüştür. Bu karşıt maddenin ağırlığı negatiftir.
Böylece bir alemde, o aleme ait olmayan bir madde elde
edilmiş olur. Üst hıza ulaşmak ancak bir alemde, o aleme ait olmayan bir
madde için mümkündür. İşte, bu alemde elde edilen bu karşıt madde
yerçekimi kuvvetini yenecek olan maddedir. Bu madde sadece yerçekimi
kuvvetini aşmakla kalmak, üst hıza da ulaşabilir.
Sonsuz hızın en güzel misâli, nötrinolardır. Sonsuz
hızla gelirler ve sonsuz hızla geri dönerler. Bu enerji partikülleri,
bütün elektronları besler. Maddeyi oluşturur ve devamlı kılar.
5- MADDENİN OLUŞMASI
5.1- Hidrojen Atomu
Önce nötrinolardan, yani enerjiden, elektronlar ve
karşıt elektronlar vücuda getirildi. Bu elektronlar ve karşıt
elektronlardan, protonlar vücuda getirildi ve ilk atom yapısına geçildi.
İlk atom, bir hidrojen atomu olarak oluşturuldu. Merkezde bir proton (Hünnes)
ve çevrede bir elektron (Künnes). Hidrojen, Allah'ın vücuda getirdiği ilk
element idi. (Ref: 7) Ve bütün elementler, bu yapı taşından oluşturuldu.
Şekil-6'da bir proton (merkezî çekici güç = Hünnes) ve
bir elektron (çevrede, yörüngede dönen uydu = Künnes)'dan oluşan bir
hidrojen atomu görülmektedir.
5.1.1- Kuvark- Karşıt Kuvark
Yirmi yıl önceye kadar proton ve nötronların temel
parçacıklar oldukları sanılıyordu. Ama, protonların hızla diğer proton ve
nötronlarla çarpıştıkları deneyler, onların daha da küçük parçacıklardan
yapıldıklarını gösterdi. Bu parçacıklara, bu konuda yaptığı çalışmalarla
1969 Nobel ötülünü kazanan Caltech'li fizikçi Murray Gell Mann tarafından
kuvark adı verildi. Proton ve nötronları vücuda getiren kuvarkların
sayısının, yaratılış kanunlarına uygun olarak çift olması gerekir. Çünkü,
Rabbimiz; "Biz herşeyi zıddıyla kaim olarak çift yarattık" buyuruyor.
(Yasin-36) Böylece proton ve nötronların kuvark ve karşıt kuvarkların
kombinozonları olduğu ortaya çıkmaktadır.
Madde parçacıkları (partiküller) Pauli'nin dışlama
ilkesi denilen bir ilkeye uyarlar. Bu ilke 1925 yılında Wolfgang Pauli
adında bir Avusturyalı fizikçi tarafından bulundu. Bu buluşuyla Pauli 1945
yılında Nobel ödülünü kazandı. Pauli'nin dışlama ilkesine göre iki benzer
parçacık aynı duruma sahip olamazlar. Yani belirsizlik ilkesinin
tanımladığı sınırlar içinde hem aynı konumda, hem de aynı hızda
bulunamazlar. Meğer ki "spin"leri birbirinin zıddı olsun. (Spin, her
taneciğin özelliğini sağlayan bir değişkendir, sembolik olarak taneciğin
kendi çevresindeki dönüşüyle ifade edilir.) Yarım değerlikli spine sahip
olan elektron, proton,nötron gibi parçacıklar bu dışlama prensibine riayet
ederler. Bu kanun bunlardan bir taneden fazlasının aynı bir yerde
bulunmasını yasaklar.... Eğer dünya dışlama ilkesi olmadan yaratılsaydı
kuvarklar birbirinden ayrı ve kesin tanımlı proton ve nötronları
oluşturmazdı. Protonlar, nötronlar ve çevre elektronları da atomları
oluşturmazdı. Hepsi oldukça düzgün, yoğun bir çorba oluşturmak üzere
biraraya çökerdi.
Tabiatıyla kuvarklar ve karşıt kuvarklar en küçük
parçacıklar değildir. Kuvarklar elektronlardan, karşıt kuvarklar da karşıt
elektronlardan oluşur.
Yüce Rabbimiz görünen ve görünmeyen her şeyi zıddıyla
kaim kılıp çift yarattığını buyuruyor. (Yasin-36)
Öyleyse protonlar ve nötronların sağ ve sol spinli
iki kuvark ve sağ ve sol spinli iki karşıt kuvarktan oluşması gerekir.
Yani hem kuvarklar, hem de karşıt kuvarklar kendi aralarında sayısal bir
dengeye sahiptirler, birbirinin zıddı spinlere sahip oldukları takdirde
birarada bulunabilirler.
Böylece sağ ve sol spinli iki kuvark bir nötronun
izlenebilir kesimini meydana getirir. Sağ ve sol spinli iki karşıt kuvark
ise nötronun izlenemiyen bölümünü oluşturur.
Sayısal denge kesindir. Bir hidrojen atomunun
içindeki proton 1838 karşıt elektron ve 1837 elektrondan oluşmaktadır.
Çevre elektronu ile birlikte elektron sayısı da 1838'e ulaşmakta ve
evrensel denge sağlanmaktadır.
919 sağ spinli karşıt elektron kümesi ile 919 sol
spinli karşıt elektron kümesi iki tane karşıt kuvark oluşturmaktadırlar.
Sağ spinli bir karşıt kuvark kendi içindeki aynı yönde dönen karşıt
elektronların bir küme teşkil etmesi sebebiyle bir bütündür.
Diğer karşıt kuvark ise, sol spinli karşıt
elektronların bir küme teşkil etmesi sebebiyle bir bütündür. Bu
bütünlerden bir karşıt elektronun ayrılarak diğer kümeye geçmesi ve
eşitliğin bozulması imkânsızdır. Çünkü, diğer küme yani diğer karşıt
kuvarktaki karşıt elektronlar ters yönde dönmektedir. Aralarına kendi
dönüşlerinin aksi yönde dönen bir partikülün girmesi mümkün değildir.
Bir protonun içindeki kuvarklara gelince; 919 tane
sağ veya sol spinli elektron bir kuvark oluşturmaktadır. Eğer bu kuvark
sağ spinli ise, protonun içinde daha 918 tane elektron vardır. Ve bunların
hepsi sola dönmektedir. Çevre elektronu da mutlaka sola dönmektedir.
Böylece sola dönüşlü 918 elektron ile sola dönüşlü bir çevre elektronu sol
spinli kuvark oluştururlar. Bu iki küme (yani kuvarklar) zıd spinlere
sahip oldukları için ve dengede oldukları için protonun izlenebilir
kütlesini oluştururlar. Diğer iki küme (yani sağ ve sol spinli karşıt
kuvarklar) protonun izlenemeyen kütlesini meydana getirirler.
Bir hidrojen atomunda, merkezde 1 proton ve çevrede 1
elektron vardır.
Protonun iç aleminde ise, 2 kuvark ve 2 karşıt kuvark
mevcuttur.
Böylece muhteşem bir denge oluşmaktadır. Denge hem
izlenebilir kütle içinde mevcuttur. (919 sağ spinli elektrona karşılık 919
sol spinli elektron) hem izlenemiyen kütle içinde mevcuttur. (919 sağ
spinli karşıt elektrona karşı 919 sol spinli karşıt elektron) Hem de
izlenebilir kütle ile izlenemiyen kütle arasında bu sayısal denge
mevcuttur. Üstelik zıdları ile kaim kılınacak... İzlenebilir kütledeki 919
sağ spinli elektrona karşı, izlenemiyen kütlede 919 sol spinli karşıt
elektron vardır. 919 sol spinli elektrona karşı ise 919 sağ spinli karşıt
elektron vardır.
Görülüyor ki, denge her istikamette oluşmaktadır.
1990 Haziran ayında yayınlanan TIME mecmuasında Dünya
ilminin henüz iki kuvark tespit edebildiği ve üçüncü bir kuvarkın
varlığının tahmin edildiği açıklandı.
Normal şartlar altında karşıt kuvarklar izlenemediği
için, ilmin onları tespit edebilmesi kolay olmıyacaktır. Çünkü, iki karşıt
kuvark (-) negatif ağırlığa sahiptir ve her karşıt kuvark bir normal
kuvarkın yarısı kadar ağırlığa sahiptir. Dominant olan kuvarklardır.
Bağımlı olan ise karşıt kuvarklardır.
5.1.2- İzlenebilirlik İlkesi
1. Durgun kütlenin izlenebilme özelliği;
İzlenebilirlik dengeli bir sistemdir. Mutlaka hem
kuvarklar, hem de onların zıddı olan karşıt kuvarklar bir proton içinde
beraberce var olacaklardır. Bu, zıd yaratılışın ve karşıtlarıyla dengeli
olmanın vazgeçilmez şartıdır. Fakat aynı zamanda izlenebilir olmak da
gerekmektedir.
İzlenebilir olmanın gereği yarım ağırlıklar
kanunudur. İzlenebilmek için başlangıç mutlaka dominant olan kesim,
bağımlı kesimin iki katı devir hızına sahip olmalıdır. Bu, dominant
kesimin ağırlığının da iki kat olması demektir. Bağımlı olan karşıt
elektronların ağırlığı (-) negatiftir. Dominant olan elektronların
ağırlığı ise (+) pozitiftir. Bu, izlenebilir kütlenin ölçülebilir
ağırlığının daima toplam elektron ağırlığının yarısı kadar olmasını
gerektirir.
Bu sebeple durgun kütlenin ölçülebilir ağırlığı daima
toplam elektron ağırlığının yarısı kadardır. De Broglie karşıt
elektronları keşfetmiş; fakat Quantum nazariyesinde "dalga" olarak ifade
etmiştir. Dalgaların karşıt elektronların negatif ağırlıklı olması ve
elektronun yarısı kadar ağırlığa sahip olması ise De Broglie tarafından
hiç bilinemedi...
Bir fotonda elektronun ağırlığı (x) ise, karşıt
elektronun ağırlığı (-x)'tir. Pozitif ağırlık negatif ağırlık tarafından
yok edilir ve ağırlık sıfır olur. Fakat ağırlık sıfır oluncaya kadar kütle
izlenmekte devam edilir. Foton oluştuğu an, kütle ışık saçmaya başlar. Bu
saçılan ışık ışınları fotonlardır.
5.1.3- Fotonlar, Işık Saçma ve Işık Hızı
Eğer karşıt elektronların negatif ağırlığı, enerji
verilerek artarsa ve elektronların ağırlığına eşit noktaya gelirse, her
elektron bir karşıt elektronla birleşerek kütleden ayrılır ve saniyede
300.000 km hızla harekete geçer. Işık saçan merkezden ayrılan her ışık
ışını bir fotondur. Karşıt elektronun ve negatif ağırlığı ile elektron
ağırlığı eşit olduğu için fotonlar ağırlıksızdır. Yani sıfır ağırlıklıdır.
5.1.4- İzlenebilir Özelliğinin Yok Olması
Eğer özel bir enerji türü ile karşıt elektronların
negatif ağırlığı arttırılırsa ve karşıt elektronların negatif ağırlığı
kütlenin pozitif ağırlığını aşarsa, o zaman izlenebilirlik tersine döner.
Yani, o cisim bizim alemimizde görülemez, gözlenemez. Çünkü, o cisim bu
aleme ait olan izlenebilirlik ilkesinin dışına çıkmıştır. Bu cismin bu
alemdeki ağırlığı sıfırın altına düşer. Karşıt elektronlar dominant olur,
elektronlar bağımlı olur.
İzlenebilirlik ilkesi dışına çıktığı andan itibaren
kütlenin hızı ışık hızını aşar. Negatif yoğunluk arttıkça bu alemde
hareket halinde bulunan bu kütlenin hızı sonsuz hıza yani düşünce hızına
yaklaşır.
5.2- İki Hidrojen Atomunun Birleşmesi
Bu hidrojen atomunun yörüngesi, eliptiktir. Bütün
atomlarda yörüngeler eliptiktir. İki hidrojen atomu Şekil-7'de olduğu gibi
biraraya geldiği zaman birinci atomun çevre elektronu aynen kalır, ikinci
atomun çevre elektronu ise merkez elektronunu oluşturur. Artık, çevrede
bir elektron, merkezde bir elektron ve iki proton vardır. Fakat bu,
birleşmenin ilk anındaki haldir. Zira bu geçici hal, hemen değişecek ve
merkez elektronu, Allah'tan ilk enerji gelişinde protonlardan biri ile
birleşecek ve bu protonu bir nötron haline dönüştürecektir. Böylece
merkezde iki proton ve merkez elektronu var iken, 1 proton ve 1 nötron var
olacaktır. Bu birinci devre Şekil– 8'de görülmektedir.
Birinci devrede merkez elektronu ile protonlardan
birine gelen enerji sağdaki protonun manyetik gücünü arttırmıştır. (N)
Aynı anda merkez elektronuna gelen enerji de merkez elektronunun karşıt
manyetik gücünü arttırmıştır. (S) Bir taraftan protonlardan birinde (N)
manyetik kutbuna ait güç artarken, diğer taraftan merkez elektronunda (S)
manyetik kutbuna ait güç artmıştır. Karşıt kutuplar birbirini çekeceğinden
sağdaki proton merkez elektronunu çekmiş ve 1837 elektron ve 1838 karşıt
elektrondan oluşan protona bir elektron daha ilave edilmiş, böylece 1838
elektron ve 1838 karşıt elektrondan oluşan bir nötron vücuda gelmiştir.
İkinci devre Şekil-9'da görülmektedir.
İkinci devrede soldaki protona gelen enerji, onun (N)
manyetik alanını arttırırken, nötronda karşıt güçler eşdeğer olduğu için
gelen enerji manyetik alan artışına sebep olmaz. Fakat sonradan gelen
hareketli merkez elektronunun (S) manyetik alanını arttırır. Sağdaki
nötronun bütün elektronlarının (S) manyetik alanları arttığı halde, sadece
çevre elektronu hareket gücüne sahip olduğu için, soldaki protonun artan
(N) manyetik alanı bu elektronu nötronun bünyesinden ayırır ve kendine
çeker. Burada nötronun tesirsiz kalışı ve çevre elektronunun gitmesine
mani olmayışı (N) ve (S) kuvvetlerinin dengede oluşundandır. Bu denge,
merkez elektronu sağdaki nötrondan ayrılıncaya kadar devam edecektir.
Merkez elektronu sağdaki nötrondan ayrılınca bu nötron, 1 elektronu
eksileceğinden tekrar protona dönüşür.
Soldaki protonda 1838 karşıt elektron, 1837 elektron
vardır. Fazla olan bu karşıt elektron sebebiyle enerji gelişi (+) elektrik
yüklü karşıt elektrona etki ederek bu protonun (N) manyetik alanındaki
gücünün artmasını sağlar. Artan manyetik güç, sağdaki nötronda ayrılabilir
pozisyonda olan elektronu, bu elektronda da (S) manyetik gücünün aynı anda
artışı sebebiyle, çeker ve merkez elektronu soldaki protonu nötron haline
dönüştürür. Artık soldaki proton, nötron olmuştur. Sağdaki nötron ise
tekrar protona dönüşmüştür.
Üçüncü Devre Şekil–10'da görülmektedir.
Üçüncü devrede gelen enerji, sağdaki protonun (N)
manyetik gücünü ve soldaki nötronun bünyesindeki merkez elektronunun (S)
manyetik gücünü arttırarak soldaki nötrondan elektronun ayrılmasına ve
sağdaki protonla birleşmesine sebep olacaktır. Böylece 1 elektron kaybeden
soldaki nötron tekrar protona, 1 elektron kazanan sağdaki proton da tekrar
nötrona dönüşecektir. Görüldüğü gibi, bir atomun (nucleus) çekirdeğinde
devamlı proton ve devamlı nötronlar yoktur. Fakat her an protona dönüşen
nötronlar ve nötrona dönüşen protonlar vardır.
Yukarıda misal olarak verdiğimiz devrelerden sonra
her devrede daha evvelki olaylar tekerrür etmektedir.
Yukarıda verdiğimiz misal bir deotoryum atomudur.
Daha sonraki atomlarda birleşme aynı paralelde cereyan eder.
5.3- Üç Hidrojen Atomunun Birleşmesi
Şekil 11 ve Şekil 12'de üç Hidrojen atomunun
birleşmesinden teşekkül eden iki alternatifli oluşumlar gösterilmiştir.
1- Bu elementlerin
birincisinde çevre elektronlarından ikincisi merkez elektronu olmuş,
çevrede ise sadece bir elektron kalmıştır. 3 proton ve 2 merkez
elekronundan oluşan bir nucleus vardır. 2 merkez elektronu, daima 2 nötron
oluşturacağından, ilk devreden sonra 2 nötron ve 1 protonlu bir nucleus
teşekkül etmesi gerekir. Ancak bu mümkün değildir.
Çünkü, ilk proton ve üçüncü protonun aynı anda nötron
olması ilk devre için geçerli olduğu halde, ikinci protonun nötron olacağı
ikinci devrede merkez elektronun geri dönmesi mümkün değildir. Çünkü, 2
merkez elektronuna karşı sadece bir proton vardır. Bu 3 no.lu protondur.
Bu proton ise sadece 1 merkez elektronu kabul edebilir. Bu elektronun 2
no.lu nötrondan geldiğini kabu edelim. İkinci merkez elektronun bir an
için 1 no.lu nötrondan, elektron verdiği için tekrar protona dönüşen 2
no.lu protona geçmesi icabeder.
Böylece dönüşümler 2'den 3'e, 1'den 2'ye oluşur.
Daha sonraki devrede ise 3 no.lu nötrondan 1 no.lu
protona elektron geçecektir.
Böylece dönüşümler 2'den 3'e, 1'den 2'ye ve 3'ten 1'e
şeklinde sıralanacaktır.
Elektronlara, protonlara ve nötronlara aynı anda
gelen, nötrino adı verilen enerji, yukarıdaki faraziyeyi geçersiz
kılmaktadır. Çünkü, enerji, kainatın temel kanununa göre çalışır. 1 dolu,
1 boş enerji hareketi sözkonusudur. Yani, enerji gelişinde daima iki devre
vardır. Birinci devrede enerji gelir. İkinci devrede görev yapar. Üçüncü
devrede geri döner. Dördüncü devrede tekrar enerji gelir. Beşinci devrede
görev yapar.
Enerji gelir manyetik alanları oluşturur. Geri
dönerken manyetik alanlar kaybolur. Tekrar geldiğinde yeniden manyetik
alanlar oluşur. Her manyetik alan oluşumunda merkez elektronları,
nötronlardan protonlara geçerler. Geçince nötronlar elektron kaybettikleri
için protona dönüşür; protonlar ise elektron kazandıkları için nötrona
dönüşürler.
Bir merkez elektronunun manyetik güç tarafından
çekilmesi, birinci devrede yani enerji gelişinde; protona ulaşarak onun
nötron yapması, ikinci devrede yani enerjinin geri dönüşünde vukubulur.
Oluşum tamamlanınca üçüncü devre başlar ve enerji yeniden gelerek manyetik
alanları güçlendirir ve elektronlar yeni protonlar tarafından çekilir.
Böyle bir sistemin tahakkuku için proton sayısı kadar
nötron olmalıdır ve merkez elektronları sadece iki proton arasında gidip
gelmelidir.
Bir merkez elektronu ile sözkonusu iki proton
arasında spin yönünden mutlaka paralellik bulunmalıdır. Ters yönde spine
sahip olan bir elektronu bir protonun çekmesi ve bir nötron oluşturması
mümkün değildir.
Bu sebeple P1
ve P3
protonları aynı yönde spinli ise, P2
mutlaka aksi yönde spinli olacaktır. Çünkü aynı yönde 3 proton bir nukleus
oluşturamaz.
2 protonlu bir nukleusta protonlar aynı yönde spine
sahip oldukları halde, 4 protonlu bir nukleusta 3 ve 4'üncü protonlar
mutlaka 1 ve 2'nin aksi yönde spine sahiptirler. Bu denge kurulmaz ise
nukleus da oluşmaz.
Bir hidrojen atomunda protonun ve çevre elektronunun
spini aynı yöndedir. Çünkü bir atomda görev yapacak olan nötrino grubu
aynı spinlidir. Üstelik her protonu oluşturan bütün elektronlar aynı yönde
spinlidir.
Böylece, 3 Hidrojen atomundan ikisi aynı yönde ve
üçüncüsü aksi yönde spinli olacaktır. Ve ilk ihtimalde çevrede dönen
elektronlardan aynı spinli olan ikisi merkeze; aksi spinli olan tek ise
çevreye yerleşecektir.
Merkezdeki 3 protonun ikisi aynı yönlü, üçüncüsü aksi
yönlü olacaktır. İki merkez elektronu da aynı yönlü olacaktır. Böylece
aynı yönlü iki proton arasında sadece bir merkez elektronu gidip
gelecektir. Üçüncü proton ve ikinci merkez elektronu aksi yönlü oldukları
için bir aksiyon oluşturmazlar.
İkinci ihtimalde merkezde bir sağ, bir de sol spinli
iki elektron yerleşecek, merkezde 2 sağ, bir de sol spinli proton
bulunacak, çevrede ise sol spinli elektron dolaşacaktır.
Bu defa sağ spinli elektron görev yaparak 2 sağ
spinli proton arasında gidip gelecek ve onlardan önce birini, sonra
diğerini nötron haline getirecektir. Sol spinli bir elektron ve proton ilk
devrede birleşerek bir nötron meydana getirecek ve artık değişim
olmayacaktır.
Bir atomun merkezi olan nucleus daimî hareket ifade
eder. Bu daimî hareket, hareketsiz ve dengesiz bir kesimi barındırmaz. Bu
sebeple yukarıdaki 2 ihtimalde de 2 protonu nötrona dönüşümlü, bir nötronu
ise dönüşümsüz bir sistem dengede değildir. Bu sebeple 2 ihtimalden
hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin bu element devamlı değildir.
5.4- Dört Hidrojen Atomunun Birleşmesi
Şekil 13'de görüleceği gibi, 4 Hidrojen atomu dengeli
bir yeni element vücuda getirmektedir ve tek alternatiflidir.
Çevre elektronlarından bir sağ, bir de sol spinli
ikisi merkez elektronu olmuşlardır. 2 sağ spinli proton ile bir sağ spinli
merkez elektronun arasında değişim olacak ve 1 no.lu proton çevre
elektronunu yakalayıp nötron olurken, 2 no.lu proton ilk devrede proton
olarak kalacaktır.
2 sol spinli protondan sadece birisi ilk enerji
gelişinde o anda oluşumun gereği, dengesini kaybetmiş olan çevre
elektronlarından birini yakalıyacak ve nötrona dönüşecektir. İkinci sol
spinli proton ise ilk enerji gelişinde proton olarak kalacaktır.
İkinci enerji gelişinde nötronları oluşturan sonuncu
elektronlar aynı spinli 2 proton tarafından çekilip 2 nötron
oluşturacaklar. Bu elektronların ayrıldığı nötronlar ise protona
dönüşeceklerdir.
Çevrede ise bir sağ spinli, bir de sol spinli 2
elektron dolaşacaktır. Bu iki çevre elektronuna karşı, merkezde daima 2
proton bulunacak ve merkezî çekim gücünü dengede devam ettireceklerdir.
Oluşum sırasında sadece 1 protonun nötron olma imkânı
vardır. Çünkü çevre elektronları sağ spinli ise sadece sağ spinli
protonlar tarafından çekilebilirler. Elektron ise enerjinin kendisine ve
protonlara ulaştığı an sağ spinli 2 protontan daima bir tanesine daha
yakındır. Çünkü hareket halindedir ve füzyon sırasında denge bozulmuştur.
Enerji ulaşması anınnda bir sağ spinli elektron, 2 protona birden aynı
uzaklıkta olsa bile, hareket halinde olduğu için mutlaka sadece birisinin
çekim alanına girecektir.
Böylece merkezdeki muntazam değişmeler ve çevrede
muntazam yörünge seyri başlıyacak ve bu element kararlı bir yapı ile
varoluşunu devam ettirecektir.
5.5- Nötron-Proton Dönüşümü
Nötron, proton ve foton gibi bilinen atom altı
parçacıkların hepsi elektron ve karşıt elektronların kombinasyonu olarak
iki veya daha fazla sayıda elektron karşıt elektronun bağlanmış hali
olarak temsil edilebilir. Parçacıklardan üçü; elektronlar, protonlar ve
fotonlar bizim fiziksel gözlerle algıladığımız zahiri alem kısmında
kararlıdır. Karşıt elektron, karşıt proton ve karşıt fotonlar ise
yaşadığımız zahiri alemin karşıtı olan alemde kararlı olmasına karşın
bizim zahiri alemde kararsızdırlar. Çünkü bu parçacıklar zahiri alemin
aslî unsurları olmayıp karşıt zahiri alemin (berzah aleminin) aslî
unsurlarıdırlar. Ancak, zahiri alemde bağımlı unsur olarak vazife
yaparlar. Pozitron, antiproton ve antifotonlar ise, yaşadığımız zahiri
alemin antizahiri aleminde (gayb aleminde) kararlı olmasına karşın, bizim
zahiri alemde kararsızdırlar. Bu parçacıklar bizimle aynı koordinatları
paylaşan ve Kur'an-ı Kerîm'de Allah'u Zül-celâl Hz.nin "cin" diye
isimlendirdiği mahlûkların yaşadığı zahiri alemin (gayb aleminin) aslî
unsurlarıdırlar. Bu nedenle bütün diğer yüklü parçacıkların karşıtları
veya antileri bizim yaşadığımız zahiri alemde görünmeleri halinde ani
olarak genellikle 10-10 sn'den daha kısa bir zamanda bozunur veya normal
madde ile etkileşmelerinde görünmez olur, kaybolurlar. Fakat hiçbir zaman
yok olmazlar.
Allah'u Zül-celâl Hz. P, n, e ve t müstesna diğer
karşıt ve anti elementer parçacıkları normal madde yapısındaki rolünü
gizlemiştir. Nötron ve protonların basit nokta parçacıklar olmadığını, bir
büyük yapıya sahip olduğunu, protonun 1837 sayıda, elektronun 1838 sayıda
karşıt elektronla kuvvetli bir etkileşme ile birleşmesinden meydana
geldiğini biliyoruz. Diğer bütün elemanter parçacıklar yine belirli sayıda
elektron-karşıt elektron ile pozitron ve karşıt pozitronların zahiri,
karşıt zahiri, gayb ve karşıt gayb alemlerinde bir denge sistemi içinde
birbirleri ile bağlanması ile oluşurlar.
Bir çekirdek içinde bir nötronun protona veya
protonun nötrona dönüşmesiyle oluşan beta bozunması sonucu aynı kütle
numaralı fakat daha kararlı bir çekirdek meydana gelir. Radyoaktif
çekirdeğin N/z oranı aynı kütle numaralı kararlı bir çekirdeğe ait
değerden büyük ise nötron protona dönüşür.
on1 Æ
1P1 + e- + u
Başka bir deyimle nötron, bir proton ile bir elektron
ve bir antinötrinoya parçalanır. Nötronun kütlesi (1.008990 Akb.) protonla
elektronunun toplam kütlesinden (1.008146 Akb.) büyük olduğu için bu tip
parçalanma enerji bakımından serbest nötronlar için de mümkündür. Bu da
gerçekten deneysel olarak gözlenmiştir. Uzayda serbest nötronun yarı ömrü
aşağı yukarı 12.8 dakika kadardır. Bu şekilde serbest nötronun radyoaktif
olduğu söylenebilir. Radyoaktif çekirdeğe ait N/Z oranı aynı kütle
numaralı bir kararlı çekirdeğin N/Z oranından daha küçük ise çekirdek
içinde aşağıdaki denklem yardımıyla proton nötrona dönüşür:
1P1 + e-1 Æ n1
+ u
Burada da protonla elektronun kütlesi toplam nötronun
kütlesinden 782 keV kadar daha küçüktür ve bu sebeple bu reaksiyon serbest
protonlar ve elektronlarla vuku bulamaz, ancak enerji eksikliğinin başka
parçalar tarafından veya Allah'u Zül-celâl Hz. tarafından
karşılanabileceği bir atomik sistem içinde meydana gelebilir. Bu sebeple
protonun nötrona dönüşümü ancak çekirdek içinde bulunan bir proton için
mümkün olabilir. Protonlar ile nötron arasındaki karakteristik çekirdek
kuvvetlerini daha yakından incelersek parçalanmalarının varoluşu
protonlarla nötronların çekirdek içinde durmaksızın biri halinden öteki
haline geçebildiklerini görürüz. Yüklü bir parçacığın böyle devamlıca
alınıp verilmesi, enerji bakımından karşılıklı tesir ve bir çekim kuvveti
demektir. b bozunması ve b spektrumlarının biçimi ile ilgili Fermi teorisi
ise tamamen nötrino varsayımına dayanmaktadır. Bu teoriye göre nükleonlar,
elektronlar ve nötrinolar arasında sürekli bir etkileşim vardır.
Nötrinolar, nötronu protona ve protonu nötrona sürekli olarak
değiştirmekte, değişim sırasında bir elektron ve nötrino soğurulması veya
yayılması sözkonusu olmaktadır. Yine bu teoriye göre üç tür bozunması b
(b- , b+ , Ec) şu şekilde formüle edilebilir :
on1 Æ
1P1 + b-1 + u-1
1P Æ
on1 + b+ + u
1P1 Æ
on1 + u
Bunun bir benzeri, H2+
iyonu içindeki bağlanmadır ki, burada bir tek (e) elektron her iki
H+ çekirdeği arasında bir bağ meydana getirir ve bu merkez elektronu bir
defa bir çekirdeğin, bir defa ötekinin malı gibi görülebilir.
Bölüm 5.2'de açıklandığı üzere birinci atomun çevre
elektronu aynen kalırken, ikinci atomun çevre elektronu ise merkez
elektronunu oluşturur. Artık çevrede bir elektron, merkezde bir elektron
ve iki proton vardır. Fakat bu, birleşmenin ilk anındaki geçici haldir.
Zira bu geçici hal, hemen değişecek ve merkez elektronu, Allah'tan ilk
enerji gelişinde protonlardan biri ile birleşecek ve bu protonu bir nötron
haline dönüştürecektir. Böylece merkezde bir proton, bir nötron ve çevrede
dolaşan bir elektronlu deteryum atomu oluşacaktır. Daha sonraki atomlarda
bağlanma aynı paralelde cereyan eder. Enerjinin gelişi bir dolu bir
boştur. Yani enerjide iki devre vardır:
Enerji için iki devre vardır derken, aslında üç
devreden bahsetmekteyiz. Birinci devrede enerji gelir. İkinci devrede
elektronları hızlandırarak görev yapar. Üçüncü devrede geri döner. Ne var
ki, bir nötrino grubu geri dönerken, başka bir nötrino grubu da aynı anda
elektrona gelmektedir. Böylece daima birinci ve üçüncü devreler aynı anda
vücut bulur. Bu sebeple zaman açısından iki devre vardır. Birinci devre
nötrinonun gidiş veya dönüş şeklinde yolda olduğu devredir. İkinci devre
ise, nötrinonun elektronlar üzerinde aynı yönde dönerek onları
hızlandırmaları, yani görev yapmaları devresidir. Bu devrede spin hızı
arttığı için, dolayısıyla daha çok elektrik enerjisi üretileceği için,
elektriksel alanlar ve manyetik alanların gücü artar.
Kısaca, çiftli hallerde enerji manyetik alanları
oluşturur. Her manyetik alan oluşumunda merkez elektronları nötronlardan
protonlara geçerler. Geçince nötronlar elektron kaybettikleri için protona
dönüşürler. Geri dönerken manyetik alanlar kaybolur. Geniş açıklama için
Bölüm 5.2, 5.3 ve 5.4'e bakınız.
6- OLUŞUMUN BAŞLANGICI
Maddenin oluşumundaki başlangıç, nötrinoların önce
primer ve sekonder çift enerji kürelerine ayrışması, sonra iki nötrinodan
ilkinin primer grubu, ikincinin sekonder grubu ile birleşmesidir. Bu
birleşmede 1 ve 3 no.lu küreler aynı yönde, 2 ve 4 no.lu küreler ise 1 ve
3'e göre ters yönde dönmektedirler. Yani 1 ve 3 no.lu dış küreler sağ
spinli ise, 2 ve 4 no.lu iç küreler sol spinlidir.
Bir elektron 4 aleme ait 4 enerji küresinden oluşur.
Kendi karşıtını içinde taşır. Her şeyin çift yaratılmsı sebepsiz değildir.
Denge, ancak karşıt enerjilerden oluşabilir. Bir elektron kendi iç
bünyesinde primer kürelerin karşıtını taşıdığı için, çevrede hareket
halinde olan bir elektronun (künnes), bir karşıt elektronla beraber olması
gerekmez. Bu birincil dengedir. Daha maddeyi oluşturacak ikincil yapı,
yani atom yapısı oluşmamış, ama atomun temel parçacıklarından ilki
oluşmuştur.
Her elektronun oluşması ile beraber bir de karşıt
elektron oluşur. Çünkü nötrino grupları 4'lü değil, 8'li gruplar ( primer
+ sekonder gruplar) halinde hareket halindedirler. Bir sağ spinli bu aleme
ait nötrino ile, bir sol spinli bu aleme ait nötrino birinci kanadı vücuda
getirirler. Bir sağ spinli karşıt aleme ait nötrino ile bir sol spinli
karşıt aleme ait nötrino ise, ikinci kanadı vücuda getirirler. Bunları
primer ve sekonder küre grupları olarak düşünürsek 8 küre grubu ile
karşılaşırız.
Işık duvarı üzerinden gelen nötrinoların iki kanadı
da kendi alemlerinin dışında hareket ederler. Yani zahiri alemde karşıt
aleme ait nötrino kanadı ise zahiri alemde hareket halindedirler. Bu
sebeple sonsuz hızla hareket halindedirler.
Her nötrino şuurludur. Gideceği istikameti
bilmektedir, buna göre programlanmıştır. Hangi alemde seyredeceğini ve
hangi anda ışık duvarını aşacağını ve elektronu mu, karşıt elektronu mu
vücuda getireceğini veya nötrino olarak elektronları ve karşıt
elektronları mı hızlandıracağını bilmektedir. Mutlaka hedefine ulaşır.
Her an kainat üzerinde nötrinolar, elektronları ve
karşıt elektronları oluşturmakta veya mevcut elektronları veya karşıt
elektronları tükenmez enerjileri ile beslemektedirler.
Muhakkak ki kainattaki denge unsuru rastgele bir olay
değildir. Maddenin oluşabilmesi için elektronlar ve karşıt elektronların
aynı sayıda olması dengenin gereğidir. Denge yoksa oluşum da yoktur. Bu
muhteşem dengeler sistemi ile maddenin nasıl oluştuğuna bir bakalım :
Elektronlar ve karşıt elektronlar, bir atomu meydana
getirmeden önce, görünen ve görünmeyen her şeyin çift yaratılması
sebebiyle ( Ref: 4) herbiri 1838 elektron ve 1838 karşıt elektrondan
oluşan bir çift nötron vücuda getirirler.
Birinci nötron sağ spinli elektronlardan oluşmuş ise,
ikinci nötron sol spinli elektronlardan oluşur.
Birinci nötronda sağ spinli elektronlara karşılık
aynı sayıda sol spinli karşıt elektron yer alacaktır. İkinci nötronda ise
sol spinli elektron kadar sağ spinli karşıt elektron bulunacaktır.
Böylece, hep eşit sayıda karşıt güçlerin hareket
halinde bulunduğu bir dengeler sistemi oluşur.
Nötronlar ikincil denge unsurlarıdır. Birincil
dengede elektronlar ve karşıt elektronlar oluşmuştur. Herbiri kendi
içlerinde hem dominant hem de bağımlı karşıt unsurları taşımaktadırlar.
Buna karşılık ikincil dengede, her elektron zahiri alemin asıl unsuru, her
karşıt elektron ise zahiri alemin bağımlı unsurudur. Böylece zahiri alemde
elektron dominant unsur, karşıt elektron ise bağımlı unsur olmaktadır.
Bir nötron, 1838 adet elektron ve 1838 adet karşıt
elektrondan oluşur. Bir nötron, mutlaka karşıt spinli bir eşle birlikte
oluşur. Böyle bir çift nötronun oluşması için 1838 x 2 = 3676 elektron
ve 3676 karşıt elektrona ihtiyaç vardır. Bu demektir ki, 1838 adet nötrino
grubuna ihtiyaç vardır. Her nötrino grubu bir sağ, bir sol spinli elektron
ve bir sağ, bir sol spinli karşıt elektron oluşturacağına göre, 1838
nötrino grubundan, 1838 sağ, 1838 sol spinli elektron ile 1838 sağ, 1838
sol spinli karşıt elektron oluşacaktır.
Böylece, 1838 nötrino grubu, bir sağ bir de sol
spinli 2 adet nötron vücuda getirecektir. İşte bu bir çift nötron, madde
dediğimiz şeyin ilk aslî yapı taşını oluşturacaktır. Maddenin aslı olan
nötronda hem zahiri alemin aslî ilk maddesi olan elektronlar dominant
olarak, hem de karşıt zahiri alemin aslî ilk maddesi olan karşıt
elektronlar bağımlı olarak yer almışlardır.
Bir nötron, aynı sayıda (-) elektrik yüklü
elektronla, (+) elektrik yüklü karşıt elektrondan oluşan, hem sayısal
olarak elektron ve karşıt elektronların, hem de (+) ve (-) elektrik
güçlerinin dengede olduğu bir yapı taşıdır.
Bir nötronun bir hidrojen atomunu vücuda
getirebilmesi için, 1838 elektronundan birinin, çevre elektronu olmak
üzere bünyesinden ayrılması icabeder. Böyle bir ayrılık, ayrılan elektronu
yörüngede kalacak bir hıza ulaştırır ve elektron çevrede dönmeye başlar.
Bir elektron ayrılınca nötron, protona dönüşür. Böylece her nötron,
merkezde bir proton ve yörüngede bir elektrondan oluşan bir Hidrojen atomu
vücuda getirir.
Nötronun nötrinolardan oluşması dengeyi tam olarak
açıklamaktadır. Her nötronun bir H atomu vücuda getirmesi ise dengenin yok
olduğunu değil; devam ettiğini gösterir. Çünkü, merkezdeki protonla,
yörüngedeki İlâhi kanuna uygun olarak merkezde "Hünnes" ve yörüngede "Künnes"
vücuda getirmişlerdir. (Ref: 7) Denge ise 1838 (+) pozitif elektrik yüklü
karşıt elektrona mukabil, 1837 merkezde ve bir de yörüngede olmak üzere
gene 1838 (-) negatif elektrik yüklü elektron ile sağlanmaktadır. Böylece,
içte ve dışta nötr olan nötrondaki pasif denge, hidrojen atomunda içte (+)
ve (-) yüklerin görev yaptığı hareket halindeki Hünnes ve Künnes'e dışta
ise gene nötr olmaya dönüşmüştür.
Yeni bir merkezî çekici güç (Hünnes] ile etrafında
yörüngede hareket halinde olan "Künnes" oluşmuştur. Evvelce sadece kendi
etrafında dönen bir nötron, şimdi merkezde kendi etrafında dönen bir
proton ile, bu merkezin yörüngesinde dönen bir elektrona dönüşmüştür. İki
aktif güç çekim ile hız dengesini kurmuşlardır. Yörüngenin merkeze
uzaklığı, merkezin çekim gücü ve yörüngedeki elektronun hızı arasında
optimal bir uyum söz konusudur. Daha yüksek çekim gücüne karşılık daha
uzak yörünge ve daha az hız oluşmaktadır.
Böylece merkez bir manyetik alan ile çekim gücünü,
yani birinci aktif gücü oluşturmaktadır. Yörüngede dönen elektron ise
merkezi çekim gücü ile uyumlu bir dönüş hızı vasıtasıyla merkeze
çekilmeyen ve merkezin çekim alanının dışına da kaçamayan bir formda daima
yörüngede kalmayı sağlamaktadır. Elektronun hızı böylece ikinci aktif gücü
oluşturmaktadır.
Allah'ın enerjisi ise (nötrino) rahmet olarak, hem
çevrede dönen elektronlara, hem de merkezdeki nötronlara, protonlara ve
merkez elektronlarına her an ulaşmakta ve onları ihtiyaçları olan enerji
ile beslemektedir.
Merkezdeki bir proton ve bir merkez elektronu
beraberce bir Hidrojen atomuna eşittir. Merkezdeki her nötron da bir
Hidrojen atomuna eşittir. Bu eşitlik her an değişik yapılara dönüşmekte,
fakat bozulmamaktadır. Kısaca proton + merkez elektronu, nötron ve
Hidrojen atomu aynı şeyin çeşitli evrelerdeki halini sergilemektedir. İşte
bu aynı şey bir Hunnes + Künnes'tir. Denge unsuru ise, kararlı olan bütün
elementlerde korunmaktadır.
Enerji, elektron, nötron, proton, Hidrojen atomu ve
bu arada ismini saymadığımız mezon........ gibi diğer partiküller hepsi,
nötrinoların değişik evrelerini ifade eder. Hepsinin aslı enerjidir.
Alıntı: MIHR Vakfı yAYINLARI Hiçbir yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla siteden alıntı yapılabilir. © 1998 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkiye/Denizli Ana Sayfa / Index / Roket bilimi / E-Mail / Rölativite Dosyası Time Travel Technology / UFO Galerisi / UFO Technology/ Kuantum Teleportation / Kuantum Fizigi / Uçaklar(Aeroplane) New World Order(Macro Philosophy) / Astronomy
|