Radyo Vericileri...

 

2 Transistörlü FM Verici

   Şekildeki FM verici devresi ile 88-108 MHZ arasına yayın yapılabilir ve bu yayın bir FM radyo ile alınabilir.

Eğer bir dinamik mikrofon kullanacaksanız 10kohm'luk direnci koymayabiliriz. L1 bobini 0,6 mm. çapında bir plastik karkas üzerine 7 tur olarak sarılır. Bobin boyu ile oynanarak frekans ayarlanabilir. Bunun için radyoda 88-108 MHZ arasına getirilip sesi açılır ve bizim sesimizin bobinin hangi konumda yayınlandığı görülür. Bobin boyu genelde 1-2 cm. olabilir. Tel bağlantılarını mümkün olduğunca kısa tutun ve devreyi bir plakete monte ediniz. Ayar sırasında devreyi elde tutmayınız, elimiz 200 pF bir etki yaratabilir.

 

9 Volt FM Verici

 

 

 

  Burada yapımı verilen basit FM verici ile 9 volt gerilimle yaklaşık 300 metre, 12 volt besleme ile de 400 metrelik bir mesafeden yayın yapılabilir.

 

Parça Listesi:

C1 0.001uf Disc Capacitor
C2 5.6pf Disc Capacitor
C3,C4 10uf Electrolytic Capacitor
C5 3-18pf Trimmer Cap
R1 270 Ohm 1/8W
R2,R5,R6 4.7k 1/8W
R3 10k 1/8W
R4 100k 1/8W
Q1, Q2 2N2222A NPN Transistor veya 2N3904
L1, L2 5 Tur Hava Boşluklu Bobin
MIC Electret Microphone
9V Pil başlığı, Anten için tel.

 

  L1 ve L2 bobini; 4 mm çapında 28 AWG kalınlığında emaye bobin teli ile 5'er tur sarılarak yapılır. Sonra bobini üzerine sardığınız malzemeyi içinden çıkarınız çünkü hava boşukulu olacak.

C5 kondansatörü 88-108 Mhz arasında yayın yapılacak frekansı belirler.
Dirençler çeyrek watt'lık olabilir. Transistör olarak 2N2222 veya 2N3904 kullanılabilir.
Anten olarak 5-10 cm boyunda bir tel kullanılabilir.

 

2N2222 FM Verici

Bu fm verici elektronik projesi, 2N2222 transistörleri kullanılarak tasarlandı. Güç kaynağı üzerinde 4-40pF düzeltici kapasitörü paralel koyulabilir.  9V bir pil güç kaynağı olarak kullanılır.

Transistörlerin yerine eşdeğerleri de kullanılabilir.
Bu mini FM vericisi için gerekli anten; 15-30 cm'lik bir parça teldir.

Elektronik parçaları şunlardır:
R4, R2 100K; R1, R3 10K; R5 470 ohm; C2, C6 470pF. ; C5, C3 4.7μF, 16V, elektrolitik; C1, C4 4.7pF; Cx 4-40pF ayarlı trimer (isteğe bağlı); L1 1μH, Q1, Q2 2N2222.
 

 

 

TV Verici Devresi

  Bu devre ile evinizin civarına bir video görüntüsü ve ses sinyallerini verebilirsiniz. Yani hazır satılan telsiz kameralar gibi çalışır. Aynı zamanda güvenlik kamerası gibi de kullanılabilir.
Yapımı basittir. Ayarlı tuner kısmı ile istenilen frekansa (kanala) ayarlanır. Anten olarak 30 cm. kadar bir tel kullanılabilir.


 
T1 trafosunun birincil sargısı (p-primer) 7 tur, ikincil sargısı (s-sekonder) 18 tur olarak sarılır. L1 bobini de 3 mm ferrit çekirdek üzerine 4 tur sarılarak yapılır. L1'i istenilen kanala ayarlamak için deneyerek de değiştirebilirsiniz.
NOT: Bu tip cihazlarla yayın yapılması konusunda ilgili yasa maddelerini inceleyiniz.

---------------------------------------------------------------------------------------------------
 

Bir kondansatör,  bobin  ve ona bağlı bir anten devresi ile  elde edilebilecek elektromanyetik dalga frekansının bir sınırı olacaktır. Kondansatörün dolup boşalma hızı, elektronların anten üstünde yön değiştirme hızının bir sınır limiti olacaktır. Basit bir kondansatör ve  bobinden oluşan osilatör devresi ile  elektronik olarak en fazla  elektromanyetik spektrumda hangi frekans değerine ulaşabiliriz..?    Görünen ışığın frekansı tv  ve radyo yayınlarının frekansından daha yüksek!

 

 

 

Başka bir  radyo vericisi..

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Basit FM Verici Devresi Resimli (Fm Transmitter)  -  FM Verici 87..108Mhz

                 
Basit bir fm verici (fm bug) devrede kullanacağınız pnp transistör BF606, BF324 olmalı alternatif olarak 2N3006, 2SA854 kullanılabilir fakat c1 ve c2 kondansatörlerinin değerlerini değiştirmelisiniz 2N3006 için C2:27 PF C3:33 PF 2SA854 için C2: 22 PF C3: 27 PF Olmalı besleme için pc anakartlarındaki CR 2032 pil kullanılabilir.

Bobin ise 0.8mm izole telden 6 tur sarılacak kalıp olarak bir kalem kullanabilirsiniz Frenkansı bobinin sipirleri arasındaki mesafeyi açıp kapayarak ayarlıyabilirsiniz biraz zahmetli.. ama devre basit.

 

En basit FM verici



Resimde gördüğünüz basit fm verici devresi ile Fm 88-108 Mhz bandında deneme yayınları yapabilirsiniz

Devre tek transistör ile yapılmış ve 3 voltluk bir güç kaynağı ile rahatlıkla çalıştırabilirsiniz. Tek transistörlü ve küçük bir fm verici olduğu için tabi ki yayınınızı fazla uzaklara gönderemeyebilirsiniz. Ancak başlangıç için çok güzel bir devre.

Devreyi bir board üzerine rahatlıkla yapabilirsiniz, bu arada devre şemasında gördüğünüz L1 bobinini 0,8 ‘lik teli bir tornavida üzerine 8 sarım ile yapmanız gerekmektedir.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Basit FM verici devresi

köy yeri veya fazla fm istasyonu yoksa 1-2 km uzaklara yayın yapabilirsiniz anteni yüksek yere koyarsanız biraz daha uzaklara yayın yapar,

transistörler güçlü konulursa biraz daha uzak mesafeye gider ama modüle etmekte biraz zorlanmaya başlar, bu parçalar genelde her elektronik mlz satanda bulunur.

--------------------------------------------------------------------------------------------

 

Materials you'll need: A microphone, a transistor (ask your friends to help with the emitter, base and collector terminals. Alternatively, look up the web), a radio frequency coil (choke, RFC), a variable capacitor (365 or 500 pF; pF = pico farad), 2 resistors, 3 condensers , an aerial (antenna), a soldering iron, solder wire, a stripboard (also known as veroboard) and a power supply (9V).

How it works: The Tank oscillator produces the carrier frequency (freq = 1/{2*pi*sqrt.[LC]}; L= inductance of the coil in Henry, C = capacitance in Farad, as dictated by the variable capacitor). To see an animation of how a 'tank circuit' works visit  this page. The amplitude of the freq. of the carrier wave is modulated by the input from the microphone. As we speak on to the microphone, the diaphragm vibrates. This makes a coil of copper, wound around a powerful magnet, vibrate too, making induced current in the coil, the magnitude and frequency of which depends on the loudness and frequency of the speech/audio signal. The mike is connected to the base of the transistor via a capacitor. This capacitor allows AC (alternating currents) to pass, but blocks any DC component. The second feature thus, does not let the microphone change the bias voltage conditions of the transistor. The biasing of the NPN type transistor is done by one or two fixed resistor networks (one in this case).
When some audio signal is present, collector current will increase. Since it is the tank circuit at the collector load, the amplitude of the 'carrier frequency' will thus be modified. Amplitude Modulation has been achieved! You will notice that one end of the output capacitor has been connected to the antenna, while the other end is connected to the ground (earth, ground of your wall power outlet, or safer still the traditional lead water pipe). This arrangement makes the capacitor plates look like, as if, they are placed far apart; earth and sky! This causes dissipation of the energy in the form of electromagnetic waves.
Frequency Modulation (FM) transmission is better, since the static (electrical noise from man made appliances, lightnings etc) is almost absent and stereo signal can be transmitted, to name a few.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

 Alternatif FM Verici Devreleri

Basit FM Verici



Devreyi gerçekleştirmek oldukça kolay. önemli olan parça bobin.Bobini 4 mm çapta 7 tur sarmanız gerekiyor. Bobin sarma işinde 4mm’lik bir matkap ucunun düz olan arka bölümünü ya da benzer bir şeyi kullanabilirsiniz. Mikrofon Elektret yerine bobinli mikrofon kullanmanızı önermem. Bağlantıda zorlanmayın diye arkadan görünüşünü şemaya ekledim.

BC 547 silisyum transistör piyasadan kolayca bulabileceğiniz bir parça 300 Mhz’e kadar çalışması lazım. Yani işimizi kolay kolay görür. Bacak bağlantılarını kolayca yapabilmeniz için kırmızı çerçeve içinde transistörün alttan görünümünü de verdim.

Transistörün Emitter (E) bacağına bağlı olan 470 ohmluk direnç devrenin çıkış gücünü değişitirmede kullanılabilir. Bu direnci 100 ohm’a kadar düşürerek çıkış gücünü arttırabilirsiniz ya da bu direnci 2 kiloohm’a kadar yükselterek gücünü düşürebilirsiniz.

Besleme kaynağı olarak 9 voltluk bir pil kullanmanızı öneririm. Pil yerine regüleli bir kaynak kullanmazsanız iyi sonuç alamayabilirsiniz.

------------------------------------------------------------------------------

 FM Verici



Devremiz iki adet 2N2222 transistörü ile gerçekleştirilmiş basit FM vericidir. Girişteki elektret mikrofonu T1 transistörü ile kuvvetlendirilmiştir. Osilatör devresi transistör (2N2222), 5-60 pF lık trimer ve L1 bobiniden oluşmuş ve çalışma aralığı 80-130 MHz dir. Osilatör voltaj kontrollüdür. Dolayısı ile 2N2222 nin bazındaki audio sinyalı tarafından modüle edilmektedir. L1 bobini 0,5 mm çapında izoleli (vernik izoleli) bakır ile 6 mm çapında bir karkas üzerine 6 tur sarılacaktır.

Anten çıkışı aynı bobinin transistör tarafındaki ikinci turdan alınacaktır ve anten boyu 30 cm daha uzun olmayacaktır. C1 bobini ise izoleli (plastik izoleli) 0,5 mm çapında kablonun birbiri üzerine bükülmesi ile yapılacaktır. 1cm uzunluğunda ve pcb üzerine lehimlenmeyen uçları ise açık olacaktır. Başlangıçta daha uzunca yapıp ayarlama sırasında ucundan yan keski ile kısaltarak uygun uzunluğu bulmanız daha elverişli bir yöntem olur. Kolay gelsin

 

-----------------------------------------------------------------------

    

 

Radyo Dalgalarının oluşması...

 

LC Osilatörler

 Çıkışında sinüsoidal sinyal üreten osilatörler, alçak frekanslardan (birkaç hertz), yüksek frekanslara (109 Hz) kadar sinyal üretirler. Alçak frekans osilatör tiplerinde frekans tespit edici devre için direnç ve kondansatörler kullanılıyor ise bu tip osilatörlere "RC OSİLATÖRLER" adı verilir.

RC osilatörler, 20 Hz - 20KHz arasındaki ses frekans sahasında geniş uygulama alanına sahiptir.

 

 The RL (RC) circuit

 An RL circuit.


 

RC osilatörlerle elde edilemeyen yüksek frekanslı osilasyonlar LC osilatörlerle elde edilir. LC osilatörlerle MHz seviyesinde yüksek frekanslı sinüsoidal sinyaller elde edilir.

 

 

We know at this point that any circuit comprised of inductance (L) and capacitance (C) is capable of resonating: attaining large values of AC voltage and current if “excited” at the proper frequency. The so-called tank circuit is the simplest example of this:

       Radyo frekans osilatör bobini (RF Oscillator Coil)

Shown here is a simple quarter-wave antenna, comprised of a single wire projecting vertically from one terminal of an RF voltage source, the other terminal connected to earth ground:

Shown here is a simple dipole antenna, comprised of two equal-length wires projecting from the terminals of an RF voltage source:

 

Oscillations

j / A series LRC circuit.

Figure j shows the simplest possible oscillating circuit. For any useful application it would actually need to include more components. For example, if it was a radio tuner, it would need to be connected to an antenna and an amplifier. Nevertheless, all the essential physics is there.

 

In 1887, a German physicist named Heinrich Hertz successfully demonstrated the existence of electromagnetic waves. Examine the following schematic of the apparatus he used to do this, and explain what significance Hertz’s discovery has to do with your study of electronics:

 

Paralel bobin ve kondansatörden oluşan devreye TANK DEVRESİ adı verilir. Şimdi tank devresinden osilasyonun nasıl oluştuğunu açıklayalım.

Bir kondansatörü, DC bir bataryaya kutupları şekilde görüldüğü gibi tam olarak bağlayalım. Şu anda, devrede kondansatör kaynak görevini alır.
Kondansatör, bobin üzerinden deşarj oldukça, bobinden akan akım, bobin etrafında bir manyetik alan oluşmasına neden olur.
Bu olay, şekilde görüldüğü gibi bobinin şişme olayıdır. Çünkü, kondansatör üzerindeki potansiyeli, bobine manyetik alan oluşturarak aktarmıştır. Şu anda kondansatör tam olarak deşarj olmuştur.

Kondansatör tam olarak deşaj olduktan sonra bobin üzerindeki manyetik alan çökmeye başlar. Manyetik alan tamamen çökünceye kadar akım devamlı akacak ve kondansatör ters yönde şarj olacaktır.
Devrede, elemanları birbirine irtibatlamada kullanılan iletken tellerin az da olsa bir direnci olduğundan, şu andaki kondansatörün üzerindeki şarj miktarı, bir öncekine göre daha az miktardadır.

Şimdi kondansatör, tekrar bobin üzerinden deşarj olacaktır. Deşarj akımının yönü bir önceki akım yönüne göre terstir. Bu deşarj akımı bobinin etrafında tekrar bir manyetik alanın oluşmasına yani bobinin şişmesine neden olacaktır.

Bu kez şişen bobin çökmeye başlayacak ve kondansatörün şarj olmasına neden olacaktır. Kondansatör şarj olduğu zaman, plakalarının kutupları, DC bataryaya şarj edildiği andaki kutuplarının aynısıdır.

 

 

 

 

 

Şekil 3.44 - Sönümün Tesiri

Kondansatörün, bobin üzerinden şarj ve deşarj olayı L ve C 'nin değeriyle orantılı olarak şekil 3.44(a) 'da görüldüğü gibi devam eder. Tank devresi üzerinden bir sinüsoidal sinyal alınır. Fakat, böyle sönümsüz bir sinüsoidal dalga, devrede direncin bulunmadığı, iletken tellerin direncinin sıfır olduğu ideal bir ortamda elde edilir.

Gerçek uygulamalarda her rezonans devresi bir miktar direnç içerir. Bobinin sarıldığı emaye telin ve devrede elemanları irtibatlamakla kullanılan iletken tellerin dahi bir direnci vardır. Varolan böyle dahili dirençler, tank devresinden elde edilen sünisoidal sinyalin sönmesine, giderek sıfıra gitmesine neden olur. Bu olaya SÖNÜM (Damping) adı verilir.

 

Osüatörlerde, bu sönümün önüne pozitif geri besleme ile geçilir. Bir tank devresi, osilasyonları meydana getirmek için kullanıldığı zaman, osilatörün ürettiği sinüsoidal sinyalin frekansı, tank devresinin rezonans frekansı olup,

f = 1 / (2π√L.C) formülü ile bulunabilir.

 

Elektronik devreler her frekansta aynı verim ile çalışamazlar.

 

 

Osilasyon Nedir? 

Osilasyon (Salınım): Elektrik- elektronik sistemlerde zaman içerisinde yönü ve şiddeti belli bir düzen içerisinde değişen elektrik sinyallerine “osilasyon” denir. Osilasyon, elektronik devrelerde (osilatörler devreleri hariç) istenmeyen bir olaydır. Devrenin çıkışında osilasyon fazla olması istenmeyen bir durumdur. Bunun için osilasyonları azaltmak için fazladan elektronik devreler kullanılır. Bu nedenle osilasyon sinyalleri üreten devrelere de ihtiyaç vardır. Bu nedenle osilasyon sinyalleri üreten devrelere de ihtiyaç vardır. Bu devrelere “osilatör devresi” denir.


Osilasyon için iki kapılı bir devre elemanına ihtiyaç vardır. Aynı zamanda geri besleme yapılırken herhangi bir faz farkı (faz kayması) olmaması gerekir. Bundan dolayı faz açısı “0” olmalıdır. Kapalı çevrim kazancı da “1” e eşit olmalıdır.


Osilatör Nedir? Ne işe Yarar?
Osilatör, özellikle elektronik devrelerde kare, üçgen ve testere gibi sinyalleri üreten bir elektronik düzenektir. Salıngaç adıyla da bilinir. Diğer bir tanım ise osilatör elektrik salınımları üretir.


Osilatörler; elektronik devreler de belli frekanslarda kare, üçgen, sinüs  veya testere dişi şeklinde elektrik sinyalleri üreten, geri beslemeli amplifikatör (yükseltici) devreleridir. Diğer bir ifade ile kendi kendine sinyal üretebilen elektronik elemana “osilatör” denir. Gömülü sistemlerde, elektronik devrelerde bu dalga şekillerini osilatör yardımıyla elde ederiz. Osilatör, bir yükseltgeç aracılığı ile verdiği çıktıyı girdi olarak geri alır. Bu duruma pozitif geri besleme adı verilir. Bu durumda sinyal her defasında kendini yenilemiş olur.


Genelde  bir osilatör, kendi giriş sinyalini kendi sağlayan bir yükselteç devresidir. Osilatörler kendi kendine sinyal üretebilen cihazlardır. Osilatörler bir kez harekete geçirildikten sonra bir AC çıkış sinyali üretir. Bu AC sinyalinin küçük bir bölümü girişe geri beslenip orada yükseltilir. Giriş sinyali yükseltilerek çıkışa gelir ve aynı süreç tekrar eder, meydana gelen sürece tekrar üretimli süreç denir. Çıkış sinyali giriş sinyali sinyaline, aynı şekilde giriş sinyali de çıkış sinyaline bağlıdır.


Osilatörün çalıştığı frekans kuvars kristali ile tespit edilir. Örnek olarak; düşük frekans osilatörleri (LFO) 0.1 Hz ile 10 Hz arasında dalgalar üretirler. Yüksek frekanslı kristal osilatör (100 kHz-100 GHz) (RF osilatör) vardır.
Osilatörler DC güç kaynaklarından beslenir. Bunun sonucu olarak DC gerilimi istenilen frekansa sahip işaretlere dönüştürülür. (DC) doğru akım cihazından aldığı akımı,  başka bir devreyi yüksek güçte beslemek için AC akıma çeviren osilatörlere ise invertör yani güç çevirici denir. İnvertörler ile rüzgar türbinleri, güneş panelleri gibi yerlerde sık sık karşılaşırız.

Osilatör Nasıl Çalışır? 

Bir osilatör devresinin meydana getirdiği sinyallerin veya osilasyonların (titreşim salınım) devam edebilmesi için;

Yükseltme
Pozitif Geri Besleme
Frekansa Bağlı Olma




Osilatör Devresi Blok Şeması



Osilatörün nasıl çalıştığını basit bir devrede  anlatılabilir. Bunun için bir kondansatör (kapasitör) ve bobin (indüktör) devrede birbirine bağlamak gerekir. Kondansatör ve bobinin enerji depoladığını biliyoruz. Kondansatör elektrik alanda enerji depolarken, indüktör manyetik alanda enerji depolar.


Kondansatör şarj ettikten sonra kondansatöre seri olacak biçimde devreyi tamamlayan bir indüktör eklendiğinde, kondansatör enerjisini indüktöre aktarmaya başlar ve indüktör üzerinde bir manyetik alan meydana gelir. Kondansatörün enerjisinin hepsi bittiği zaman indüktör, devreden akan akımın devam etmesini sağlar ve kondansatörün diğer tabakasını şarj eder.


Bu kez de indüktörün manyetik alanı söndüğünde, kondansatör ters polarize olmuş bir biçimde  yeniden şarj edilir. Bu döngü aynı pozitif geri beslemede olduğu gibi uzun bir süre sürebilir. Ancak kabloda meydana gelen direnç kaybı vs bazı nedenlerden dolayı bir süre sonra durur.



Osilatördeki geri besleme, frekans tespit edici devredeki zayıflamayı dengeler. Şekil deki rezonans devresi, frekans tespit edici devre diğer bir ifade ile filtre devresi olup istenen sinyalleri geçirir, istenmeyenleri bastırır. Rezonans devreleri bobin ve kondansatör elemanlarından ya da direnç ve kondansatör elemanlarından oluşur ve bu elemanların isimleriyle anılır. Osilatör çıkışındaki sinyalin genlik ve frekansının sabit tutulabilmesi için osilatör devresindeki yükseltecin pozitif geri besleme için yeterli kazancı sağlaması gerekir.


Osilatör Çeşitleri
Osilatör çeşitleri, sinüzoidal osilatörler (harmonik osilatör) ve sinüzoidal olmayan (gevşeme osilatörü) osilatörler olmak üzere iki gruba ayrılır.

Osilatör Kullanım Alanları 

Osilatörler kontrol sistemlerinde ve televizyon, radyo, telsiz, AM alıcılar, AM vericiler, FM alıcılar ve FM vericiler gibi sistemlerde ve daha çok elektronik-haberleşme sistemlerinde ve otomasyon sistemlerinde kullanılır. Ayrıca video oyunlarda sesleri üretmek için de kullanılan osilatör çeşitleri vardır. Elektriksel titreşim veya osilasyon diye tanımlanan, dalga şeklindeki devamlı olarak tekrarlanan değişimdir.


Osilatörün Tarihçesine Bakıldığında; 1892’de Elihu Thomson tarafından ilk osilatör ortaya atılmıştır. Thomson, paralel LC devresi kurarak, metal elektrodlar kullanmıştır. 1900’de  William Duddell, Londra Elektrik Mühendisliği Enstitüsü tarafından desteklenmiş fakat Duddell daha sonra yüksek frekans ile radyoları geliştirme amacıyla osilatörleri kullanma seviyesine ulaşamadan çalışmayı bırakmıştır.

Valdemar Poulsen, 1902 yılında osilatörü Duddell’ın bıraktığı yerden almış, radyo frekansları seviyesinde geliştirmiştir. Böylece 1920’de ilk FM alıcı-verici cihazın temellerini atmıştır. 1920 yılına kadar vakum tüp teknolojisi, pozitif geri besleme, yükselticilerin osilatörlerde kullanılması gibi çok önemli buluşlar ve geliştirmeler yapılmıştır. Amerikalı mucit Lee De Forest 1934’de General Electric firmasının girişimleri ile, radyo teknolojisinin ödülüne layık görülmüştür. 1940 yılında ise osilatörün frekans kapasitesi çok daha ileri seviyeye getirildi. Çeşitli hesaplamalarla daha uygun bir boyuta indirgendi. 1969 yılında ise K. Kurokawa tarafından modern mikrodalga osilatörü dizaynı piyasaya çıktı. Böylece günümüzde kullanılan osilatörlerin temeli atıldı.
 

 

Normalde sadece bir kondansatör , bobin ve üreteç bağlantısı ile  kondansatörün  değerine bağlı olarak sinüsoidal dalgalar şeklinde kendini tekrarlayan  sabit bir frekansta salınımlar (elektromanyetik dalgalar ) oluşturmak mümkün.Biz buna bir osilatör devresi diyoruz. Bu kapalı osilatör devresindeki akımı kapatıp açarak sistemin (oluşan dalganın)  frekansını yada genliğini  değiştirebiliriz. Buna osilatör sinyalini  modüle etmek denebilir. Bu anlamda bir genlik modülasyonu ve frekans modülasyonundan bahsedilebilir. Böylece bir ses dalgasını/frekansını  (ses titreşimlerini/işaretlerini)  mikrofon aracılığı ile   osilatör sinyali üstüne bindirebiliriz/kodlayabiliriz.. Bu modüle edilmiş osilatör sinyalleri başka bir alıcı devre ile alınarak ( sinyal yine bir elektrik akımını kesip açarak modüle eden ve işaretleri yüksek güçte elektrik sinyallerine çeviren devre bağlantısı içinde)  bu elektrik sinyalleri bir hoparlöre verilir ve kodlanmış elektrik sinyalleri  duyabileceğimiz sese dönüştürülmüş olur. Mikrofon yardımı ile  ses işaretlerimizi bir osilatör devresinde üretilen em dalganın/salınımın  genlik yada frekans değişimleri şeklinde kodluyoruz. Edison'un gramafon çalışma mantığı ile benzer.  Ses işaretleri/titreşimleri  titreşen bir diyafram ve diyaframa bağlı  bir iğne yardımı ile  balmumundan yapılı dönen bir silindire izler/çizikleri kaydediyor. Bu izlerin üstünden tekrar bir iğne yardımı ile geçtiğimizde iğne bu iz işaretlerini tireşimlere çevirecek titreşimlerde tekrar bir diyaframı titreştirerek  kaydedilmiş ses titreşimleri/işaretleri  tekrardan  işitilebilir sese dönüştürülebiliyordu. RF vericilerindede aynı işlem elektronik sinyallerle yapılıyor. Tüm mesele sinyali, salınımı  elektronik olarak kodlamaktan ibaret.

 

Telgrafın çalışma prensibine bakıldığında, bir elektrik kaynağından elde edilen akım, kesikli bir biçimde bir kablo yardımı ile uzak bir noktaya iletilir. Bu iletililer vurular şeklindedir. Bu vurular yani iletiler, vuru gönderen kişinin bir elektrik anahtarını açıp kapatması ile elde edilmektedir. Göndericiden alıcıya gönderilen elektrik akımı, alıcının telgrafından bulunan elektromıknatısın bir kalemi çekerek geri bırakmasını sağlamaktadır. Elektrik akımı tarafından hareket ettirilen kalem, dönme özelliğinde olan bir kağıt üzerinde uzun ve de kısa çizgilerden oluşan izler bırakmaktadır. Bu çizgiler, kodlanmış bir haldedir ve her çizgi alfabede bir harfi temsil etmektedir. Kodlanmış bu alfabeye de mors alfabesi adı verilmiştir. Radyonun icat edilmesiyle birlikte, telgrafta çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Radyo, 1900lü yılların başlarında bulunmuştur. Radyonun icat edilmesiyle birlikte, elektromıknatıslı alıcı düzenek, telsiz telgrafa uyarlanmıştır. Böylece de, alıcı ve gönderici arasında kablo bulunmasına gerek kalmamıştır. Yani telgraflarla kablosuz iletişim de radyo dalgaları sayesinde başlamıştır. Bu dönemden itibaren açık denizlerde bulunan gemilerle karalar arasında haberleşmenin yolu sağlanmış olmuştur.
 

Bir radyo vericisinde 'mikrofon'   telgraftaki  elle açılıp kapatılan  anahtarın vazifesini yapar. Mikrofon prensipte  devredeki elektrik akımını açıp kapatan bir akım sinyali denetleyicisi anahtarı  gibidir. Mikrofonun içindeki ileri geri titreşen  zar devredeki elektriği titreşime göre açıp  kapamaktadır. Buna göre devrede akan elektrik sinyalleri bir çeşit 'akım kapısı' vazifesi gören transistörü tetikleyerek daha büyük ve güçlü akımları kodlayabilmektedir. Biz buna sinyali yükseltme işlemi diyoruz.Bu işlem insanın küçük bir düğmeye basarak dev baraj kapaklarını açıp kapatması gibi düşünülebilir. Burada o vazifeyi transistör yapıyor. Transistör ses işaretlerine çevrilmiş elektrik sinyallerine göre  dev baraj kapıları açıp kapatarak (daha büyük ve güçlü elektrik akımlarına yol vererek) zayıf bir elektrik sinyali üstündeki işaretleri daha güçlü bir elektrik sinyali işaretlerine çevirmiş oluyor.

 

 

Simple Transmitters

You can get an idea for how a radio transmitter works by starting with a battery and a piece of wire. In How Electromagnets Work, you can see that a battery sends electricity (a stream of electrons) through a wire if you connect the wire between the two terminals of the battery. The moving electrons create a magnetic field surrounding the wire, and that field is strong enough to affect a compass.

 


 

Let's say that you take another wire and place it parallel to the battery's wire but several inches (5 cm) away from it. If you connect a very sensitive voltmeter to the wire, then the following will happen: Every time you connect or disconnect the first wire from the battery, you will sense a very small voltage and current in the second wire; any changing magnetic field can induce an electric field in a conductor -- this is the basic principle behind any electrical generator. So:

  • The battery creates electron flow in the first wire.
  • The moving electrons create a magnetic field around the wire.
  • The magnetic field stretches out to the second wire.
  • Electrons begin to flow in the second wire whenever the magnetic field in the first wire changes.

 

 


 

One important thing to notice is that electrons flow in the second wire only when you connect or disconnect the battery. A magnetic field does not cause electrons to flow in a wire unless the magnetic field is changing. Connecting and disconnecting the battery changes the magnetic field (connecting the battery to the wire creates the magnetic field, while disconnecting collapses the field), so electrons flow in the second wire at those two moments.

 

 

 

Radyo Dalgaları Nasıl Oluşur?

 

 

 

 

 

 

 

Basit bir radyo dalga jeneratörü (üreteci)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

            

 

 

Alıcı antene gelen  radyo vericisi dalgaları..!  Bu dalgalar antenin belirli bir rezonans frekansında titreşmesini sağlar.. yani  alıcı antendeki  serbest elektronlar ivmeli bir hareket zorlanır... bunun sonucunda  zayıf bir  em indükleme gerilimi/akımı (sinyali) oluşur. Bu indükleme akımı alıcıda güçlendirilip işlenerek   ses ve görüntüye dönüştürülür.  Aynı şekilde verici antendeki  serbest elektronlarda ivmeli bir hareketle gerekli olan elektromanyetik yayın sinyallerini oluştururlar. Vericilerde temelde bir osilatör  dalga üretecidir.

Animation showing standing waves on a half-wave dipole antenna driven by a sinusoidal voltage VO from a radio transmitter at its resonant frequency. The oscillating voltage pushes the electrons back and forth along the two metal rods that make up the antenna, creating oscillating currents (blue arrows) in theantenna, hello this wrong theory charging its ends alternately positive (+) and negative (-). Since at this frequency the antenna is a half wavelength (λ/2) long, a sinusoidal wave of voltage or current takes exactly one cycle to make the round trip from one end of the antenna to the other and back, and the reflected waves reinforce each other. The antenna acts like an electronic resonater. Waves of current and voltage reflecting back and forth between the ends of the rods interfere to form standing waves. The waves are shown graphically by bars of color (red for voltage V and blue for current I) whose width at each point is proportional to the amplitude of the wave at that point. There are voltage antinodes (maxima) and current nodes (zero points) at each end, while there is a voltage node and current antinode at the drive point in the center. The large oscillating voltages and currents on the antenna at resonance causes it to radiate maximum radio wave power.

 

 

 

 

 

 

Elektronlar anten çubuğu içinde  yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya doğru yön değiştiren bir  hareket halindeler.Bu sayede (bu titreşim hareketinden dolayı)  antenden  dışarıya doğru  elektromanyetik dalgalar yayılmaktadır.

The diagram below shows an antenna emitting an electromagnetic wave.

 

 

 

Simple AM Transmitter

 

There are not many AM transmitters that are easier to build than this one because the inductor is not tapped and has a single winding. There is no need to wind the inductor as it is a readily available RF choke (eg, Jaycar Cat LF-1536). To make the circuit as small as possible, the conventional tuning capacitor has been dispensed with and fixed 220pF capacitors used instead. To tune it to a particular frequency, reduce one or both of the 220pF capacitors to raise the frequency or add capacitance in parallel to lower the frequency. Q1 is biased with a 1MO resistor to give a high input impedance and this allows the use of a crystal ear piece as a low cost microphone.

Simple AM Transmitter Circuit Diagram

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

The Simplest FM Transmitter Ever Made

This is the most simple and cheap FM transmitter you can ever find. This circuit is really cool. This runs at very low voltage, by a CR2025 3V battery, current consumption is also low.And the total size of this FM transmitter (including battery, excluding antenna) is less than that of a matchbox. The circuit has a central RF oscillator NPN transistor BF494 (substitute: BF199). A coil takes care of the output frequency. It consists of 36SWG wire 2.5 turns only in 5mm diameter ferrite rod. Keep the circuit as small as possible. Try to use no wires in the main functional area (transistor and coil). The input from the audio output of computer / PMP / mobile is given to the biased base of the transistor. The transistor gives a RF humming accordingly to the audio input, and the FM wave is spread by the external antenna. By using a standard TV antenna, the range of this transmitter can go up to 1KM radius, using small (15-20cm) Ariel, it can work up to around 50M range. This circuit is most suitable for miniature FM transmitter for use in computer, mobile etc to send music to home theater system without wires, and in homemade wireless walky-talkies.

----------------------------------------------------------------------------------------------------

Basic FM Transmitter

This basic RF oscillator circuit is easy to build and the components are not critical. Most of them can be found in your junk parts box. The circuit operated with 9V DC power supply. The L1 antenna coil can be made by close winding 8 to 10 turns of 22 gauge insulted magnetic wire around 1/4 inch form such as a pencil. You can experiment with the size of the coil and the number of turns to see how it affects the frequency and signal output of the oscillator. You should be able to pick up its signal with standard FM radio receiver. Signal In to any audio player through 0.1uF capacitor.

-----------------------------------------------------------------------------

 

 

The Complete FM Bug

 


FM BUG Circuit

Corporate espionage is reaching new heights in sophistication. The latest information to be released shows the depths firms will go to pry into a rival firm's operations.
By using the latest in electronic bugging, they have stolen information, secrets and even formulas known only to the inventors themselves.
Take the example of one firm:Leaks from Top Management level remained a mystery until, one day, a bug was discovered inside the Managing Director's office.Sitting prominently on his desk was a gift box of imported cigars!Cleverly concealed in the lower part of the box was a miniature FM transmitter . . all a gift from a phony sales rep.This is just one of the many bugging devices available on the eaves-dropping market. The range includes pen and pencil holders, trophies, framed pictures and office furniture with false bottom drawers.
These products are readily sold to fledgling companies, eager to nestle into big brother's market.
And for a while these bugging devices worked. Few firms knew of their existence, and even less on how to sniff them out.
But that has all changed now. If a corporation suspects a leak at any level, the first thing they order is an investigation into security. Not only personnel, but information and electronic security.
Debugging has grown into big business. Most large security organisations have a section concentrating on electronic surveillance including bugging and debugging.
They use scanners to detect hidden devices and can locate absolutely anything, anywhere, and on any frequency.
It was only after the firm above had commissioned a scan of the entire floor, that the cigar box was discovered. Its innocence had deceived everyone. And cost them a small fortune!
Bugging of this kind is completely illegal and we don't subscribe to this type of application at all.
But the uses for our SUPER-SNOOP FM WIRELESS MICROPHONE can be harmless, helpful and a lot of fun.
Our unit is both compact and very sensitive and can be used to pick up even the faintest of conversations or noises and transmit them 20 or so metres to any FM receiver.
When you build the FM BUG you will see why we consider the design to be very clever. We have used only low priced components and they are all easy to obtain.
No air trimmer capacitor is required as the coil is squeezed slightly to obtain the desired frequency. This has allowed us to fit the bug into a tooth-brush case so that it can be carried around or placed on a shelf.
If it is set between two books it will be hidden from view or as a supervision accessory it can be placed on a small child, etc. The transmitted signal will over-ride the background noise and the output will be clean. If the child wanders beyond the range of the transmitter, the background noise will come up and signal that the tot is out of range.
As an added bonus, you can listen to the chatterings and squabbles as the children amuse themselves in the back yard.
It is also great for picking up the first signs of a child awakening from his afternoon sleep or it can be used as an indicator from a bed-ridden patient.
The great advantage of the bug is the absence of wires. And since it draws only about 5-10 milliamps, the pair of AAA cells will last for many months.
The success of this FM BUG is the use of TWO transistors in the circuit. To create a good design, like this, each transistor should be required to perform only one task. In any type of transmitter, there is a minimum of two tasks.
One is to amplify the signal from the microphone and the other is to provide a high frequency oscillator.
The amplified microphone signal is injected into the oscillator to modify its frequency and thus produce a FREQUENCY MODULATED oscillator. If an aerial is connected to the output of the oscillator, some of the energy will be radiated into the atmosphere.
To increase the output of our design, an RF amplifier would be needed but this gets into legal technicalities with maximum transmitting power.
It may be of Interest to know that a record distance of 310 miles was achieved with a 350 micro-watt transmitter in the USA, some 15 years ago. This equates to an astounding ONE MILLION miles per watt!
In simple terms, an RF amplifier becomes a LINEAR amplifier.
We have opted for sensitivity and the first transistor is employed as a pre-amplifier. This will enable you to pick up very low-level sounds and transmit them about 20 to 50 metres.
MAKING THE OSCILLATOR COIL
The only critical component in the FM BUG is the oscillator coil. When I say critical, I am referring to its effect on the frequency. Its critical nature only means it must not be touched when the transmitter is in operation as this will detune the circuit completely.
It is the only component which needs to be adjusted or aligned and we will cover its winding and formation in detail.
The oscillator coil is made out of tinned copper wire and does not need any insulation. This is not normal practice but since the coil is small and rigid, the turns are unable to touch each other and short-out.
The coil is made by winding the tinned copper wire over a medium-size Philips screw-driver. The gauge of wire, the diameter of the coil and the spacing between turns is not extremely important and it will be adjusted in the alignment stage. However when the project is fully aligned, it must not be touched at all.
Don't be over-worried at this stage. Just follow the size and shape as shown in the diagram and everything will come out right in the end.

THE DETAILS:
The coil has 5 turns and is wound on a 3.5mm shaft. To be more specific, it has 5 loops of wire at the top and each end terminates at the PC board. The coil must be wound in a clock-wise direction to fit onto the board and if you make a mistake, rewind the coil in the opposite direction.
CONSTRUCTION
Construction is quite straight-forward as everything is mounted on the printed circuit board. The only point to watch is the height of some of the components. The electrolytic must be folded over so that the board will fit into the case.
Positioning of the parts is not as critical as you think as the final frequency is adjusted by squeezing the coil together or stretching it apart.
However it is important to keep the component leads as short as possible and the soldering neat due to the high frequencies involved. The components must be soldered firmly to the board so that they do not move when the transmitter is being carried.
Even the poorest of soldering will work but who wants to see poor soldering on a project?
The soldering may not affect the resulting frequency but poor layout of the components certainly will.
All the resistors must be pressed firmly against the PC board before soldering and the two transistors must be pushed so that they are as closes as possible to the board.
Some BC 547 transistors will not work in the circuit. Maybe the frequency is too high. SGS BC 547 transistors did not work at all. The other two types: f BC 547 and Philips BC 547 worked perfectly.
All the small-value capacitors are ceramic as they are not critical in value and do not need to be high stability. But you must be careful when identifying them. It would be a very simple mistake to buy a 56p instead of 5p6 because there is no difference in the size. 22n may be identified with 223 or 22n or .022. A capacitor marked 22k will be a 22p cap and will not be suitable. The 1n capacitor may be marked 1n or .001 or 102. These are all the same value. The value 101 or 103 is NOT 1n so be careful, the caps may be about the same size. The rule is: don't use a capacitor unless its markings are clear and you are sure of the value.


The complete FM BUG

The switch is mounted on the PC board with its three terminals fitted into the large holes.
The final items to add to the board are the two AAA cells. These come with the kit and we have chosen them for slenderness so that they can be fitted side-by-side.
It is very difficult to solder to the zinc case but if you roughen the surface with a file and use a large, HOT, soldering iron, the job can be done very quickly. Use a piece of tinned copper wire to join the positive of one to the negative of the other. At the other end, solder longer lengths of wire so that they can be connected directly to the PC board. Make sure the positive terminal connects to the plus on the PC board.


Top and bottom of the FM BUG PC board

AAA cells are also obtainable at photographic shops. The only alternative is an 'N' cell which is nearly as thin as an AAA cell but only half the length.
The terminal marked A on the board is the antenna output. For a frequency of 90MHz, the antenna should be 165cm long. This is classified as a half-wave antenna and provides one of the most effective radiators. If you find the antenna gets in the way you can opt for a quarter-wave antenna and this will be 83cm long. If you only require to transmit 10 to 20 metres the antenna can be as short as 42cm or even as low as 5 or 10 cm.
The most suitable length will depend on the sensitivity of the FM radio used to pick up the signal and the obstructions between the transmitter and receiver. It will be a good experiment for you to 'cut' your own antenna and determine which is the most suitable for your application.
HOW THE CIRCUIT WORKS
The circuit consists of two separate stages. The first is an audio pre-amplifier and the second is a 90MHz oscillator.
The first stage is very simple to explain. It is a self-biasing common-emitter amplifier capable of amplifying minute signals picked up by the electret microphone. It delivers these to the oscillator stage. The amplification of the first stage is about 70 and it only operates at audio frequencies. The 22n capacitor isolates the microphone from the base voltage of the transistor and allows only AC signals to pass through. The transistor is automatically biased via the 1M resistor which is fed from the voltage appearing at the collector. This is a simple yet very effective circuit. The output from the transistor passes through a 2.2u electrolytic. This value is not critical as its sole purpose is to couple the two stages.
The 47k, 1n, 470R and 22n components are not critical either. So, what are the critical components in this circuit?
The critical components are the coil and 47p capacitor. These determine the frequency at which the bug will transmit. In addition, the effective capacitance of the transistor plays a deciding factor in the resulting frequency.
This stage is basically a free-running 90MHz oscillator in which the feedback path is the 5p6 capacitor.
When the circuit is turned on, a pulse of electricity passes through the collector-emitter circuit and this also includes the parallel tuned circuit made up of the oscillator coil and the 47p capacitor. This pulse of electricity is due to the transistor being turned on via the 47k resistor in the base circuit.
When ever energy is injected into a tuned circuit, the energy is firstly absorbed by the capacitor. The electricity will then flow out to the coil where it is converted to magnetic flux. The magnetic flux will cut the turns of wire in the coil and produce current and voltage which will be passed to the capacitor.
In theory, this current will flow back and forth indefinitely, however in practice, there are a number of losses which will cause the oscillations to die down fairly quickly.
If a feedback circuit is provided for the stage, the natural RESONANT frequency of the coil/capacitor combination will be maintained. The 5p6 provides this feedback path and keeps the transistor oscillating.
The 5p6 feeds a small sample of the voltage appearing at the collector, to the emitter and modifies the emitter voltage. The transistor sees its base-to-emitter voltage altering in harmony with the resonant frequency of the tuned circuit and turns the collector on and off at the same frequency.
Thus there is a degree of stability in the oscillator frequency.
The actual frequency of the stage is dependent upon the total capacitance of the circuit and this includes all the other components to a minor extent.
Once the basic frequency of 90MHz is set, the variations in frequency are produced by the changes in effective capacitance of the transistor. This occurs when its base voltage is increased and reduced. The electret microphone picks up the sound waves which are amplified by the first transistor and the resulting frequency is passed to the base of Q2 via the 2.2u electrolytic.
This alters the gain of the transistor and changes its internal capacitance. This junction capacitance modifies the oscillator with a frequency equal to the sound entering the microphone thus FREQUENCY MODULATING the circuit. A short length of antenna wire is connected to the collector of the oscillator via a coupling capacitor and some of the energy of the circuit will be radiated to the surroundings.
Any FM receiver will pick up this energy and decode the audio portion of the signal.
SETTING UP THE TRANSMITTER
When the FM BUG is complete, checked and ready for insertion into its case, there is one slight adjustment which must be made to align it to the correct frequency.
As we have said, the only critical component is the oscillator coil. It is the only item which is adjustable.
Since we are working with a very high frequency, the proximity of your hand or even a metal screw-driver will tend to de-tune the oscillator appreciably.
For this reason you must use a plastic aligning stick to make the adjustment. Any piece of plastic will do. A knitting needle, pen barrel or plastic stirring stick can be used.
Place the bug about a metre from the FM radio and switch both units on. Tune the radio to an unused portion of the band and use the alignment stick to push the turns of the coil together. Make sure none of the turns touch each other as this will short out the operation of the oscillator.
All of a sudden you will hear the background noise diminish and you may even get feed back. This amount of adjustment is sufficient. Place the BUG in its case and tape up the two halves.
The fine tuning between radio and transmitter is done on the radio. Peak the reception and move the BUG further away. Peak the fine tune again and move the BUG into another part of the house and see how far it will transmit.
IF THE BUG FAILS
If the bug fails to operate, you have a problem. Simple digital tests will not fix it nor will ordinary audio procedures. The frequency at which the BUG operates is too high.
You have to use a new method called comparison.
This involves the comparing of a unit which works, with the faulty unit.
This means it is ideal for a group of constructors to build a number of units and compare one against the other.
This will not be possible with individual constructors and they will have to adapt this fault-finding section.
The first fact you have to establish is the correct operation of the FM receiver.
If you have another BUG and it is capable of transmitting through the radio you know the radio is tuned to the correct frequency. Otherwise you will have to double-check the tuning of the dial and make sure the radio is switched to the correct setting.
The next stage is to determine if the BUG is functioning AT ALL. The only voltage measurements you can make are across the collector-emitter terminals of the first transistor (1 v to 1.5v) and across the collector-emitter terminals of the second transistor (1.3v to 1.5v) These values won't tell you much, except that the battery voltage is reaching the component.
Tune the radio to about 90MHz and lay the radio antenna very close to the antenna of the BUG. Switch the BUG on and off via the slide switch. You should hear a click in the radio if the BUG is on a frequency NEAR 90MHz. Move the turns of the aerial coil together or apart with a plastic stick as you switch the unit ON and OFF.
If a click is heard but no feed-back, the oscillator will be operating but not the pre-amp stage. This could be due to the electret microphone being around the wrong way, the transistor around the wrong way, a missing component or an open 2.2u electro.
If the fault cannot be located, compare your unit with a friend's. You may have made a solder bridge, connected the batteries around the wrong way, made the coil too big or used the wrong value capacitor for one of the values.
If all this fails, put the unit aside and start again.

PARTS LIST
1 - 470R
1 - 10k
1 - 22k
1 - 47k
1 - 1M
1 - 5.6p ceramic = 5p6
1 - 22p ceramic or 27p or 33p
1 - 47p ceramic
1 - 1n ceramic = 1,000p or 102
1 - 22n ceramic = .022 or 223
1 - 2.2u 16v or 25v
2 - BC 547 transistors
1 - mini slide switch spdt.
1 - electret microphone (insert)
2 - AAA cells
10cm tinned copper wire
2 - metres aerial wire
1 - FM BUG PC board

Radio Electronics: Transmitters and Receivers

There are many natural sources of radio waves. But in the later part of the 19th century, scientists figured out how to electronically generate radio waves using electric currents. Two components are required for radio communication: a transmitter and a receiver.

Radio transmitters

A radio transmitter consists of several elements that work together to generate radio waves that contain useful information such as audio, video, or digital data.

  • Power supply: Provides the necessary electrical power to operate the transmitter.

  • Oscillator: Creates alternating current at the frequency on which the transmitter will transmit. The oscillator usually generates a sine wave, which is referred to as a carrier wave.

  • Modulator: Adds useful information to the carrier wave. There are two main ways to add this information. The first, called amplitude modulation or AM, makes slight increases or decreases to the intensity of the carrier wave. The second, called frequency modulation or FM, makes slight increases or decreases the frequency of the carrier wave.

  • Amplifier: Amplifies the modulated carrier wave to increase its power. The more powerful the amplifier, the more powerful the broadcast.

  • Antenna: Converts the amplified signal to radio waves.

 

Radio receivers

 Radio receiver is the opposite of a radio transmitter. It uses an antenna to capture radio waves, processes those waves to extract only those waves that are vibrating at the desired frequency, extracts the audio signals that were added to those waves, amplifies the audio signals, and finally plays them on a speaker.

  • Antenna: Captures the radio waves. Typically, the antenna is simply a length of wire. When this wire is exposed to radio waves, the waves induce a very small alternating current in the antenna.

  • RF amplifier: A sensitive amplifier that amplifies the very weak radio frequency (RF) signal from the antenna so that the signal can be processed by the tuner.

  • Tuner: A circuit that can extract signals of a particular frequency from a mix of signals of different frequencies. On its own, the antenna captures radio waves of all frequencies and sends them to the RF amplifier, which dutifully amplifies them all.

    Unless you want to listen to every radio channel at the same time, you need a circuit that can pick out just the signals for the channel you want to hear. That’s the role of the tuner.

    The tuner usually employs the combination of an inductor (for example, a coil) and a capacitor to form a circuit that resonates at a particular frequency. This frequency, called the resonant frequency, is determined by the values chosen for the coil and the capacitor. This type of circuit tends to block any AC signals at a frequency above or below the resonant frequency.

    You can adjust the resonant frequency by varying the amount of inductance in the coil or the capacitance of the capacitor. In simple radio receiver circuits, the tuning is adjusted by varying the number of turns of wire in the coil. More sophisticated tuners use a variable capacitor (also called a tuning capacitor) to vary the frequency.

  • Detector: Responsible for separating the audio information from the carrier wave. For AM signals, this can be done with a diode that just rectifies the alternating current signal. What’s left after the diode has its way with the alternating current signal is a direct current signal that can be fed to an audio amplifier circuit. For FM signals, the detector circuit is a little more complicated.

  • Audio amplifier: This component's job is to amplify the weak signal that comes from the detector so that it can be heard. This can be done using a simple transistor amplifier circuit.

Of course, there are many variations on this basic radio receiver design. Many receivers include additional filtering and tuning circuits to better lock on to the intended frequency — or to produce better-quality audio output — and exclude other signals. Still, these basic elements are found in most receiver circuits.

 

Elektromanyetik dalgalarla yada elektrik sinyalleri ile  bir bilgi ve işaretler  gönderebilmek için  sinyalleri,  elektrik akımlarını  vuruşlar şeklinde kodlamamız lazım. Aynen ses dalgalarının vuruş sıklıklarını ve vuruş şiddetini (genlik ve frekansını) elektrik işaretlerine çevirmek gibi düşünülebilir. Zaten olan  şeyde elektronik anlamda tam olarak budur. Sürekli dalgalarla bir kodlama yapamayız. Kesikli/vuruşlu/darbeli  dalgalarla bu mümkündür. Mesela bir doğru akım  sinyali ile bilgi gönderemeyiz. Veya sabit frekanslı em alanlarlada bilgi gönderemeyiz. Bir frekans ve genlik  değişimi ile  bilgiyi elektriksel ve elektromanyetik olarak  göndermek mümkündür.

 

Elektronik bir devre neye göre tasarlanır yada elektronik bir devrenin çalışma mantığını nasıl izah edebiliriz? Burada bir devre ve yapacağı işlemi tasarlamak için öncelikle devre içinde elektrik akımının sıralı olarak  yapacağı işlemleri tasarlamak lazım. En basit bir elektronik devre  bir zil devresidir. Bir devrede elektrik akarken bir  yerde şarj oluyor bir yerde deşarj oluyor, bir yerde dolarken bir yerde boşalıyor... devrenin çalışmasıda buna göre oluyor. Bir yerde su kapısı açılırken diğer yerde kapaklar kapanıyor. Bu işlem otomatik olarak sıralı bir şekilde cereyan ederek devreyi istenen sonucu verecek şekilde çalıştırmış oluyor. Bu bir devre içinde elektrik akımını  devre elemanları yardımı ile. yönlendirmek ile ilgi bir şey.


Transmitting Information

If you have a sine wave and a transmitter that is transmitting the sine wave into space with an antenna, you have a radio station. The only problem is that the sine wave doesn't contain any information. You need to modulate the wave in some way to encode information on it. There are three common ways to modulate a sine wave:

Pulse Modulation - In PM, you simply turn the sine wave on and off. This is an easy way to send Morse code. PM is not that common, but one good example of it is the radio system that sends signals to radio-controlled clocks in the United States. One PM transmitter is able to cover the entire United States!


Amplitude Modulation - Both AM radio stations and the picture part of a TV signal use amplitude modulation to encode information. In amplitude modulation, the amplitude of the sine wave (its peak-to-peak voltage) changes. So, for example, the sine wave produced by a person's voice is overlaid onto the transmitter's sine wave to vary its amplitude.


Frequency Modulation - FM radio stations and hundreds of other wireless technologies (including the sound portion of a TV signal, cordless phones, cell phones, etc.) use frequency modulation. The advantage to FM is that it is largely immune to static. In FM, the transmitter's sine wave frequency changes very slightly based on the information signal.


Once you modulate a sine wave with information, you can transmit the information!


 

FM Voice Transmitter


The following diagram is the circuit diagram of voice transmitter which use FM signal carrier to transmit the vioce signal to the FM receiver device.



Components List:
R1 = 4.7K
R2 = 330 ohm
C1 = 0.001uF (1nF)
C2 = 10-40pF
C3 = 4.7pF
Q1 = 2N3904
L1 = see text
Misc = Electret mike, antenna, 3V battery (button cell)

Circuit Construction:

This is one more easy-to-build miniature transmitter that uses a minimum of parts. Construction is straight forward and non-critical. Although this design uses a 3-volt power source (such as a lithium coin or button cell), a 9-volt battery can be utilized, instead, by growing the value of R1 to 15K and R2 to 1K. C4 is an optional RF bypass capacitor that might assist enhance performance and improve the range a bit. Experiment to find greatest results.

L1 was produced by stripping 22 gauge hookup wire of it’s insulation, then wrapping it in the grooves of the screw threads of a 1/4 diameter bolt, and then back-screwing the bolt out of the resulting coil. 8 turns were produced around the bolt. By wrapping the turns within the threads, a uniform seperation was created between the coil windings.

If you decide to substitute transistors with some thing similar you already have, it perhaps necessary adjust the collector voltage of Q1 by changing the value of R2 or R3 (because you change transistors, it adjustments this bias on the base of Q1). It should be about 1/2 the supply voltage (about 4 or 5v).

Circuit Notes:

The default for the capacitors sort is ceramic, preferably the npo 1% sort or equivalent. But essentially nothing crucial here. Use any capacitor you’ve got laying arround, but no electrolytic or tantalum capacitors. Do not go out and rush to the store. Most parts may be salvaged from somewhere. Only in the event you intend to make use of this circuit outside the home you may need to choose much more temperature stable capacitors.

I’m not positive about the range. With the 3V supply it’s most likely around 100 feet or so. The 9V supply will beef up the range considerably, again not tested, but probably within the 300 feet range or so.

To find out the signal on your receiver, ensure there is a signal coming into the microphone, otherwise the circuit will not function. I use an old mechanical alarm clock (you know, with those two significant bells on it). I put this clock by the microphone which picks up the loud tick-tock. I’m positive you get the notion… Or it is possible to just lightly tap the microphone whilst searching for the location of the signal on your receiver.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

88-108 MHz Basit FM Verici Devresi

Daha öncede basit fm verici devreleri paylaşmıştım bu devrenin baskı devre çizimi hoş yerleşimi gayet güzel olmuş devrede kullanılan anten pcb üzerinden çizilerek hazırlanmış normal teyp anteni, ya da 5..10cm zil teli takılarak daha iyi sonuç elde edilebilir. L1 bobini bir kalem üzerine 6 tur sarılacak devre üzerinde ki 2-22pf arası ayarlı kondansatör (trimer) ile yayın frekansını ayarlayabilirsiniz. Devre 9 volt ile çalışıyor.

Dirncler;

R1 = 15 k
R2 = 100k
R3 = 100 ohm

Kondansatörler;

C1 = 100 nF polyester
C2 = 220 pF seramik
C3 = 220 pF seramik
C4 = 2-22 pF trimer
C5 = 4,7 pF seramik

T1 = BC550 NPN

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Basit ve Küçük FM Verici Transmitter Devresi ve Yapımı

Elektroniğe yeni başlayan arkadaşlar için büyük bir hevesle yapacakları bir devreyi anlatmak istiyorum.

Aslında piyasada özel yapım devre çok ancak kendinizi denemek ve geliştirmek için sıfırdan FM Verici devresi yapmak daha keyifli olur diye düşünüyorum.

Bu arada yeni başlayan arkadaşlara küçük bir ipucu vermek istiyorum.

Gemini FM verici devresini herkes bilir, bu devrenin çıkış transistörleri 2 adettir. Bu transistörlerin sayısını paralel bağlantı ile 3e yanı toplamda 6 ya çıkardığınızda ve transistörlerin hemen arkasında bulunan 47 ohm luk 2 adet direnci de 39 ohm ile değiştirdiğinizde yayın mesafesini artırabiliyorsunuz. Ancak besleme kısmını temiz bir elektrik ile çözmeniz gerekiyor.

Gelelim devremize;



Devre şeması yukarıda görüldüğü gibidir.

70 Mhz ile 120MHz arası bir yayın yapma imkanı vardır.

Fm verici 9 volt ile çalışmaktadır ve devre yapıldığında hemen hemen 9 voltluk pil büyüklüğünde olmaktadır.

Şekilde gördüğünüz i adet sarım bobinleri normal bir tornavida üzerinde sarabilirsiniz.

Anten olarak da 1 metrelik bir bakır veya alüminyum sarımlı bir tel, çubuk yeterli olacaktır.

Şunuda belirtmek isterim FM radyo yayını yapmak yasaktır, sadece deney amaçlı kısa mesafelerde kısa süreli denemeler yapabilirsiniz

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

1.5 km basit fm verici devresi -



Bu çok basit bir kablosuz mikrofondur ve 1.5 km'den fazla bir menzile sahiptir.

Devre oldukca basit anten bobini pcb cizimi ile yapılmış ek bobin kullanmaya gerek yok devrede bir adet transistör bulunuyor bc547 yerine muadili olacak bf serisi transistör ile devrenin daha verimli çalışacağını düşünüyorum.
Anten için 5 santimlik bir tel kullanılabilir ya da malzemecilerde satılan radyo antenleri olabilir fm verici devresi 9 volt pil ile çalışıyor.


Bobin olarak, bir baskılı devre kartı üzerinde doğrudan oluşturulan bakır yol ile veya sıradan emaye tel ile de yapmak mümkün olur. Bunun için, 5 mm çapında karkasa yaklaşık 5 tur sarılır ve orta uç için 1. turdan uç alınır.

Anten boyunu abartmamak gerekir, yaklaşık 1 m düz kablo kullanabilirsiniz. Ayar için, için, Şekil 2'deki, alıcı için basit yapılmış multimetre devresi ile 200mV geçtiğinde, anten tahmini yönü ayarlanmış olur. Bu ayar, alıcının maksimum gerilimi için verici anten ayarıdır.


Mikrofon çok hassastır, bu yüzden mikrofon (4K7) girdi sağlayan direnç bağlantısı ile bağlanır.

 

--------------------------------  FM VERİCİLER  -------------------------------
A- Doğrudan FM üretimi
           
1- Kapasitif mikrofon yöntemi


Yukarıdaki devre basit bir FM vericinin çalışma prensibini göstermektedir. Kapasitif mikrofona gelen ses dalgaları mikrofon kapasitesini değiştirir. Bu değişim LC tank devresinin rezonans frekansının değişmesine dolayısıyla osilatörün ürettiği frekansın kaymasına neden olur. Bu sayede FM sinyali elde edilir. Frekanstaki kayma sesin şiddeti ile orantılı olacaktır. Bu devre FM işaretinin özelliğini anlamak açısından faydalı olsa da  pratikte kapasitif mikrofonun yeterli frekans kayması oluşturmamasından dolayı kullanılmaz.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

RADYO, radyoelektrik dalgaların özelliklerinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi. Radyoelektrik dalgaların alınmasını sağlayan araç da radyo olarak adlandırılır. Radyo yayınlarının amacı belli bir bölgede bulunan ve alıcısı olan herkese, önceden hazırlanmış bir programa uygun olarak yapılan yayını alma olanağı sağlamaktadır. 1886-1888 arasında Almanya’da Heinrich Herz, elektromanyetik radyo dalgaları oluşturmak amacıyla ilk denemelere girişti. 1894’te ise İtalya’da Guglielmo Marconi ilk telsiz radyo sistemini geliştirerek 1901’de Mors alfabesiyle Atlas Okyanusu’nun ötesine mesaj iletimini gerçekleştirdi. Radyoelektrik dalgaların ayrıştırılmasında kullanılan seçicilerin ilk dönemlerinde ses yayınlarını algılamaya uygun olmaması, radyo üzerinde öncü çalışmaları yürüten bilim adamlarını araştırmalarını ses yayınlarının algılanması üzerinde yoğunlaştırmaya ve seçicilerin geliştirilmesi için çalışmaya yöneltti. 1922’de ilk özel radyo verici istasyonu kurularak, pille çalışan radyo alıcıları yapıldı. Kent elektriği akımıyla çalışan radyo alıcılarının seri olarak üretilmesi 1930’larda gerçekleştirildi. Her türlü radyo yayınında 1935’e kadar AM’li (genlik modülasyonlu) radyolar kullanıldı. 1935’te Edwin H. Armstrong uzun süren denemelerden sonra geniş bantlı frekans modülasyonunu (FM) buldu.

Radyo dalgalarını açıklamakta oldukça küçük dalga boylu radyo frekansları kullanılır. Frekans yüksek değerlerde olduğunda, radyo dalgalarını belirlemek için dalganın boyu esas alınır. Dalga boyu aynı yönlü iki tepe noktası arasındaki uzaklıktır. Radyoelektrik dalgalar alternatif akımın beslediği bir verici antence oluşturulur. İvmelenmiş elektronlar antende radyoelektrik dalgaları oluşturduktan sonra bu dalgalar verici anteni terk ederek yeryüzüne her doğrultuda yayılır. Anten yapısına, öteki iletken maddelerin durumuna göre, istenildiğinde radyo dalgaları yoğun biçimde belli bir yöne doğru gönderilebilir. Radyoelektrik dalgalar, yeryüzün boyunca yere koşut yapılan yayım, iyonosferden yansıtmalı yapılan yayın ve alıcıyla verici arasında bir doğru boyunca yapılan yayın olmak üzere üç biçimde ayırır.

LF bandı, alçak frekans bandıdır. Genel olarak sabit istasyonlarda, denizcilikte hareketli istasyonlarda, radyo sistemleri hizmetlerinde, uzun bir yere paralel dalga yayınlarında geniş anten sistemleriyle birlikte kullanılır. MF ve FM bandı, yerel hizmetlerde, yere koşut yayınlarda ve bunların alınmasında, iyonosferden yansıtmalı olarak kıtalar arası görevlerde kullanılır. VHF bandı, yere koşut yayınla iletişimde yaygın olarak kullanılır. Kullanılan antenler küçük ve oldukça basit olduğunda VHF bandı içindeki frekanslar hareketli hizmetler, yerden havaya, havadan havaya iletişimlerde denizcilik için oldukça uygundur. Ayrıca uzak aralıklı yüksek frekanslı vericiler birbirlerini yayınlarım engellemediklerinden VHF bandı polis, itfaiye gibi değişik yerlerde bulunan hizmetlerin aynı frekansta toplanmasını ve birbirine karışmamasını sağlar. UHF bandı, bir doğru boyunca yapılan iletişimlerde, örneğin radar sistemlerinde kullanılır. SHF bandı, bir doğru boyunca yapılan iletişimlerde sınırlı olarak kullanılır. Örneğin Apollo uzay aracının televizyon resimlerinin yayınlanmasında bu bant kullanıldı. EHF bandı, bir doğru boyunca yapılan yayınlarda kullanılan bu bandın frekansları daha çok radyoyla yön bulma hizmetlerine ayarlanmıştır.

 

 

Radyo Nasıl Çalışır Radyo Dalgaları Nedir?

Radyo dalgaları müziği, konuşmaları, resimleri ve bilgiyi görünmez bir şekilde havayla milyonlarca kilometre uzağa iletebilirler, bu her gün binlerce farklı biçimde olmaktadır. Radyo dalgaları insanlar tarafından görünmez ve dokunulamaz olsalar bile, insanlık tarihini tamamen değiştirmiştir. Bugün cep telefonu, kablosuz telefon ve bunlar gibi binlerce kablosuz teknoloji hakkında konuşuyorsak da tüm bunlar iletişim için radyo dalgalarını kullanır.

Günlük hayatta kullandığımız radyo dalgalarını kullanan birkaç örneği şöyle sıralayabiliriz:

• AM ve FM radyo yayını
• Kablosuz ev telefonları
• Otomatik garaj kapıları
• Kablosuz ağlar (internet)
• Uzaktan kumandalı oyuncaklar
• Televizyon yayını
• Cep telefonları
• GPS alıcıları
• Radyolar
• Uydu iletişimi
• Polis telsizleri

Liste uzayıp gider… Her ne kadar radar ve mikrodalga fırınlar da radyo dalgalarına dayansa da nevigasyon ve iletişim uyduları radyo dalgaları olmadan düşünülemezdi. Modern havacılık ve uçaklar düzinelerce farklı radyo sistemini kullanmaktadırlar. Günümüzün geçerli modası ise kablosuz internettir, bu da geleceğin daha da rahat olacağı anlamına geliyor.

İşin en komik yanıysa radyonun inanılmaz basit bir teknoloji olmasıdır. Sadece birkaç liraya satın alarak bir araya getireceğiniz birkaç elektronik aletle basit bir radyo alıcısı ve vericisi yapabilirsiniz. Bu kadar basit bir şeyin modern dünyanın son teknolojisi olması gerçekten müthiş bir hikaye.

Basit Bir Radyo Nasıl Yapılır

Radyolar inanılmaz basit olabilirler, bu basitlik çağımızda hemen herkesin ilk denemede bunu yapabilmesini sağlayabilir. En basit radyoyu nasıl yapabilirsiniz, işte size bir örnek:

• Bir adet dolu 9 volt pil ve bozuk para alın
• Bir AM radyo alın ve duyabileceğiniz şekilde ayarlayın
• Şimdi pili radyo antenine yakın şekilde tutun ve pilin kutuplarına bozuk parayı hızlıca değdirin (pil kare şeklinde kutupları aynı yönde olanlardan olmalı), + ve kutuplar anlık olarak temas etsinler.
Kutuplar bir birine temas ettikçe radyoda bir hışırtı duyacaksınız.

Bu yaptığınız (pil ve bozuk parayla) bir radyo vericisidir. Kullanışlı bir şey iletmez (sadece statik), uzak mesafelere iletmez sadece birkaç santim mesafede çalışır çünkü uzak mesafe için ayarlanmamıştır, fakat bu basit cihazla Mors alfabesi kullanarak birkaç santim mesafeden gerçekten iletişim kurulabilir.

Biraz Daha Gelişmiş Bir Radyo Nasıl Yapılır


Eğer biraz daha gelişmiş bir radyo yapmak isterseniz, metal bir tel ve 2 parça kablo alın, teli kabloyla 9 voltluk pilin bir kutbuna bağlayın, kablonun birini pilin diğer kutbuna temas ettirin, kablonun boştaki ucunu tele doğru yukarı aşağı sallayın, bu işlemi karanlıkta yaparsanız, tel boyunca kablo tele temas edip kesildikçe çok küçük kıvılcımlar görebilirsiniz. Teli am radyo anteninin yakınında yaparsanız daha güçlü cızırtı sesi duyabilirsiniz.

Radyonun ilk günlerinde vericiler, kıvılcım bobinleri olarak adlandırılıyordu, çok yüksek voltlarda (20.000volt) sürekli kıvılcım akışı oluşturuyordu. Yüksek voltaj bujilerde de görebileceğiniz gibi büyük kıvılcımlar oluşturdu ve daha uzağa iletilebildi. Bugün böyle vericiler yasaklandı çünkü radyo spekturumuna giriyordu. İlk zamanlarda bu sistem çalıştı çünkü ozamanlarda radyo dalgalarını kullanan bu kadar çok insan yoktu.

RADYONUN YAPISI VE PARÇALARI

Günümüzde tüm radyolar veri aktarmak için sinüs dalgalarını kullanır. Sinüs dalgalarının kullanılmasının sebebi birçok farklı insan ve cihazın radyo dalgalarını aynı anda kullanmak istemesidir. Eğer radyo dalgalarını görmenin bir yolu olsaydı, onları binlerce farklı sinüs dalgası biçiminde olduğunu görürdünüz. Şuanda etrafınızda tv, radyo, polis-itfaiye, uydu, cep telefonu, gps gibi cihazların radyo dalgaları bulunmaktadır. Her radyo dalgasının farklı sinüs dalga frekansı bulunur, bu dalgaların nasıl yayıldığını belirler.

Herhangi bir radyo iki temel parçadan oluşur:

1.) Verici
2.) Alıcı

Verici herhangi bir veriyi( ses,resim,vb.) bir mesaj sırasıyla alır ve bunu kodlayarak sinüs dalgasına çevirir daha sonra bunu radyo dalgası halinde iletir. Alıcı bu radyo dalgalarını sinüs dalgası olarak alır ve kodu çözer. Hem alıcı hem de verici radyo dalgalarını yaymak ve almak için anten kullanır.

 

 

 

 

 

     

 

 

 

Radyo nasıl çalışır

Fizikte güçlerin etkili olduğu bütün mekânlara alan denir. Sözgelimi bir mıknatıs kendi çevresinde bir magnetik alan yaratır. Bir elektromıknatısla da buna benzer bir olgu yaratılabilir, ama bu elektromagnetik alan, bir bobinden geçen bir elektrik akımıyla sağlanır. Bu alan mıknatısın yarattığı alandan birçok bakımdan farklıdır: bir kere bu alan, çok güçlü elektrik akımları kullanılarak daha çok yoğunlaştırılabilir; bundan başka, akımı keserek veya akım şiddetini değiştirerek alanı modüle etmek her zaman mümkündür, îşte radyo olgusu bu özelliklerden doğmuştur.

Bir radyo vericisi tıpkı çok güçlü bir elektromıknatıs gibi, her yönde yüzmilyonlarca kilometre uzaklıklara kadar yayılan bir alan yaratır.Bir alan yaratmak için verici istasyonun antenine gönderilen güçlü akım, konuşulan veya şarkı söylenen mikrofondan, bir teypten veya bir pikaptan gelen akımla modüle edilir.Böylelikle anten uzaya taşıyıcı dalgalar adı verilen dalgalar yayar, bunlar taşıyıcıdır, çünkü mikrofonun önünde çıkartılan bütün seslerin görülmeyen izlerini taşır. Bu dalgalar ışık kadar hızlı yayılır (saniyede 300 000 km).

Verici istasyondan yayınlanan bütün sesler bir alıcı (radyo) tarafından alınabilir. Alış, elektromagnetizmanın bir başka özelliğine dayanır: nasıl bir bobin içinden geçen bir alternatif akım çevre boşluğunda bir elektromagnetik alan yaratıyorsa, böylece, yaratılan alan da dokunduğu bobinde zayıf bir akım yaratır. Böylelikle, uzaktaki bir vericiden  çıkan dalgalar bir alıcının antenine ulaştığı zaman burada bir akım yaratır. Bu akım ses veya müziğin titreşimlerine göre değişir. Alıcının elektronik parçaları, bu zayıf akımın ilk baştaki sesleri yeniden çıkartabilmesi için hoparlörün titreştirmesini sağlar.

Radyo anteni

Dünya yüzündeki binlerce vericiden gelen her türlü yayını aynı zamanda alır. Birbirine karışmış bütün bu seslerin ve müziklerin arasından dinlemek istenileni seçmek için bir değişken kondansatör kullanılır. Bu kondansatör, bir istasyon bulmak için düğmeyi çevirdiğimiz zaman başka bütün yayınların önünü keser.

Akımı yükseltmek

Bir radyo yayınını bulma işlemi, artık yararsız hale gelmiş taşıyıcı dalgayı yok ederek sadece mikrofondan gelen akımı alıkoymak demektir. Eskiden radyo lambalarının gördüğü bu işi şimdi transistorlar görmektedir. Transistorlar mikrofondan geçen akıma benzeyen, ama ondan daha zayıf olan bir akımı geçirir. Hoparlöre gitmeden önce bu akımı yükseltmek için başka transistorlar kullanılır. Hoparlör bir mikrofonun gördüğü işin tersini yapar. Ses, yayın sırasında mikrofonun önünde ses dalgaları yaratır ve art arda sıkışıp genişleyen havanın dalgalanması bobinlerin önündeki zarı titreştirir, bobinler de bu titreşime göre değişen dalgalı bir elektrik akımı yaratır. Alıcıda ise bunun tam tersi meydana gelir: aynı akım hoparlörün zarını çeken veya iten elektromıknatısları çalıştırır, bu da, mikrofonun algıladığı seslerin karşılığı olan ses dalgalarını yaratır.

Değerli bir araç

Radyo, dünyada ortaya çıkan ilk geniş kapsamlı haberleşme aracıdır. Eskiden telsiz telgraf diye adlandırılan bu icat önceleri askerî haberleşmelerde (Birinci Dünya Savaşı sırasında çok gelişti), gemilerle ve  ucaklarla ilişki kurmada kullanılıyordu. Bazı otomobillerde de alıcı-verici aygıtlar bulunur (polis otomobilleri, radyo-taksiler), bazı alıcı-vericilerse portatiftir (talkie-walkie).

Günümüzde radyo özellikle haberleşme, kültür ve eğlence alanlarında çok önemli bir yer tutar. Gerçekten de, haberleşme araçlarının en hızlısı ve en değerlisi radyodur: dünyanın herhangi bir yerinde, hattâ bir başka gezegende (sözgelimi Ay’da insanın ilk attığı adımlar) olan herhangi bir olayı anında ve «doğrudan doğruya» izlemeğe olanak verir.

Çeşitli programlar

Ülkelerin çoğunda, devlet veya özel şirketler tarafından yönetilen yüzlerce verici istasyon, dinleyicilere çeşitli programlar (müzik, oyun, eğlence, kültür yayınları, spor röportajları, tartışmalar, görüşmeler, reklam) sunar.

“Televizyon tarafından birçok alanda (gösteri sanatları, röportajlar) tahtından indirilen radyo, günümüzde daha çok müzik ve eğlence yayınlarına yönelmekle birlikte, bütün dünyada, haberlere (her saat başı kısa haberler, hattâ önemli olaylarda daha da sık) ve güncel olayların yorumuna da (çeşitli kişilerin katıldığı yuvarlak masa toplantıları) çok geniş ver ayırmaktadır. 

 

Radyo Dalgaları hakkında bilgiler

Radyo dalgaları, radyo titreşim sayısı ile gerçekleşen elektromıknatıssal dalgalardır. Tel gibi somut bağlantılar kullanmadan, gazyuvarı (atmosfer) içerisinde veri taşınmasına olanak tanırlar. Radyo dalgalarını diğer elektromıknatıssal dalgalardan ayıran özellikleri göreceli olarak uzun dalgaboylarıdır.

Teknolojide kullanım alanları

Televizyonun temel prensibi ışık enerjisinin elektrik enerjisine çevrildikten sonra yayınlanması ve alınan elektromanyetik sinyallerin tekrar ışık enerjisine çevrilmesidir. Işık enerjisi elektrik enerjisine çevrilmesi fikri 1873 senesinde Selenyum üzerine ışık düşürüldüğünde elektrik direncinin değiştiğinin keşfedilmesi ile başlamıştır.

Bu prensibe göre selenyum üzerine parlak ışık düşerse; sinyal kuvvetli , soluk ışık düşerse sinyal zayıf olacaktır. Genliği değişen bu sinyal radyo dalgaları gibi yayınlanıp alıcıda ters işlem yapılınca ekranda görüntü teşekkül eder. TV bu bakımdan “uzaktan görme” manasına gelir. TV bir noktadaki ışık şiddetini radyo dalgalarına dönüştürme, sonra bu dalgalardan, eş şiddette bir ışıklı nokta elde etme esasına dayanır. Nakledilecek görüntü, yüz binlerce kareye bölündükten sonra, her bir kare, homojen şeklinde aydınlanmış noktalar gibi kabul edilip, bu noktalardaki ışık şiddeti TV verici sisteminde radyo dalgalarına, dalgalarda TV alıcıların da yeniden ışığa dönüştürülür.

Görüntüdeki kareler çok hızlı tarandığı için, alıcı ekranlarında tek , tek ışıklı noktalar değil, değişik aydınlıkta karelerin meydana getirdiği resimler gözlenir.

Renkli televizyon, bütün renkleri yeşil, mavi ve kırmızının değişik oranlarda karıştırılması ile elde edilebileceği gerçeğine dayanır. Nakledilecek görüntü, yeşile, maviye ve kırmızıya duyarlı olan üç ayrı kamera tarafından aynı anda taranır. Elde edilen üç ayrı elektromanyetik dalga, alıcı sistemin ekranında, biri yeşil biri mavi ve biri kırmızı olan üç görüntüyü üst, üste düşürür ve bu renklerin karışmasından, tabii renklenmeler yeniden elde edilir.

Televizyon yayınlarında ses ve görüntülerin nakli için, frekansı 5x10 : 9x10 Hertz (50 –900 mega say kıl) aralığına düşen elektromanyetik dalgalar kullanılır. Her televizyon istasyonu, 6 mega saykıllık bir frekans aralığında hem ses, hem görüntü gerçekleştirilebilir. Bu 6 mega hertz’lik frekans aralıklarına “kanal” denir. Genel olarak ses yayınlarını taşıyan dalgaların frekanslarını, görüntü taşıyan dalgalarınkinden daha yüksektir.

Bir televizyon yayın sisteminde, beş önemli unsur bulunur:

1. Yayınlayacak sahneyi görüntüleyen kamera.

2. Görüntüdeki ışık sinyalleri dönüştüren bir transduser.

3. Bu elektrik sinyallerinden radyo dalgaları üreterek anten atmosfere yayınlayan verici (transmitter)

4. Atmosfer
yayınlanan görüntüyü  taşıyan  elektromanyetik dalgaları alıp yükselttikten sonra elektik sinyallerine dönüştürerek (alıcı anten, amlifikatör ve birinci dedektif)

5. Elektrik sinyalleri ışığa dönüştürerek, ekran üzerinde görünür resim veren transduser .

ELEKTROMAGNETİK DALGALAR TARİHİ

Lord Kelvin, XIX. yy. 'in sonuna doğru fiziğin hemen hemen tamamlandığı görüşündedir. O'na göre yalnızca ısı ve ışık kuramı üzerine bazı bilinmeyenler vardı. Fakat H. Hertz'in 1887'de keşfettiği "fotoelektrik etki ve ısı kuramı" ile, gerçekleştirilen deneyler arasında garip uyumsuzluklar baş gösteriyordu. İşin ilginç yanı, bilim adamlarının; pek önemsemediği bir konunun, tüm detaylarının önceden açıklandığı bir kuramın başlarına çorap örmeye başlamasıydı. Alman Ağırlıklar ve Ölçüler Enstitüsü, yeni elektrik lambaları için bir ölçek ararken, fizikçi W. Wien'den bir "kara cisim'in sıcaklığıyla, onun yaydığı ışınlar arasındaki bağıntıyı belirlemesini istedi. Bilindiği üzere ısıtılan cisimler ışırdı. Sözgelimi bir bakır parçası morötesi ışınları yaymadan önce İlkin kızaracak, sonra akkor hale gelecektir. Bu aşamada cismin yaydığı maksimum ışınlar mora kayacaktır.

1900'da Berlin Üniversitesi profesörlerinden M. Planck bu problemi kuram yoluyla çözmeye çalışırken olanlar oldu. Planck'a göre kara cisim (üzerine gelen bütün ışık, elektromagnetik dalgaları yutarak büyük enerjilere sahip olabilen cisim) ışıması-soğurması denen bu problem, gözlem ve deneylerle ancak şu şartta uyuşuyordu: Kara cisme ulaşan ya da ondan yayılan ışınların sürekli değil; aralıklı, kesik kesik enerji paketleri şeklinde olması gerekir.

Bu ifade açıkçası, klasik fizikte hep sürekli bir büyüklük olarak algılanan ve böylece işlemlere sokulan enerjinin aslında parçalı da olabileceğini söylüyordu. Bundan dolayı yeni bulguya "miktar parça" anlamında "kuantum' denildi.

Doğrusunu söylemek gerekirse, bunu kabul etmek için klasik bilim anlayışını bir tarafa bırakmak gerekliydi. ' Bu nedenle, Planck bu varsayımı gönülsüz olarak ortaya koydu ve hesap hatasının söz konusu olabileceğini vurguladı.

Teorinin tarihsel gelişimi


Planck'ın bulgusundan 5 yıl sonra A. Einstein fotoelektrik etki olarak bilinen fizik olayını açıkladı ve Nobel ödülünü almaya da hak kazandı. Einstein'e göre ışıklı parçacıklar, frekanslarıyla orantılı olarak enerji taşır ve bu enerji metallerin elektronlarına aktarılabilirdi. Böylece vakum ortamda, ışık yoluyla metalden kolayca elektron sökülebilir, elektrik akımı iletilebilirdi. Işığın C. Huygens'den beri bilinen dalga yapısı bu olayı açıklayamazdı. Çünkü çok kısa bir sürede, ışığın frekansının büyüklüğüne bağlı olarak metalden elektron sökülmesi ancak ışığın tanecik şeklinde düşünülmesiyle mümkündü. Planck haklı çıkmıştı, kesikli büyüklükler (kuantlar) görüşü anlam kazanıyor, bilim adamları mikroskobik olayları düşünürken bu çözüm ihtimalini de göz önünde tutuyorlardı.

1906'da, E. Rutherford atomun yapısının araştırılması amacıyla yaptığı deneylerde, atomun Güneş Sistemi benzeri bir yapıda olduğunu ve merkezde (+) artı yüklü bir çekirdekle bu çekirdeği çevreleyen (-) eksi yüklü elektronlardan oluştuğunu ortaya koydu. Fakat bu şekilde açıklanmış bir atomda elektronların hareketi, klasik hareket denklemleriyle incelendiğinde ortaya çelişki çıkıyordu. Çünkü, bu durumda çekirdeğin çevresinde dolanan bir elektron, eninde sonunda çekirdeğe düşmeliydi. Bu doğruysa ne dünyanın ne de evrenin varolmaması gerekiyordu. Ortada, atom kalmıyordu. Bu sorunun üstesinden Danimarkalı genç bilim adamı N. Bohr geldi. Bohr elektronlar için atom çekirdeği etrafında belirli çembersel yörüngeler öngörüyordu. Bundan hareketle, açısal momentumun kuantalı, büyüklük olduğunu belirtiyor; Planck sabitinin (h), 2n'ye bölümünün tam katları şeklinde yörüngeler düşünüyordu. Kararlı yörüngedeki elektron bu yörüngeyi ancak enerji vererek ya da enerji alarak terkedebirdi. Bu geçişlerde enerjisi "hf" ile verilen fotonlar ısınıyor ya da soğuruluyordu. Bu ifade de fotoelektrik olaydaki gibi kuantalı enerjiyi Ön görüyordu, (h: panck sabiti; f: ışığın frekansı) Okullarımızda, geçerli atom teorisi olarak işlenen, Bohr'un bu bulgusu da kuantumluluk tezini destekliyordu.

Bohr'un atom teorisinin sonraları hidrojen ve hidrojen benzeri (son yörüngesinde bir elektron taşıyan) sistemler için geçerli olduğu gözlendi. Fizikçiler artık atomik düzeydeki yapılan açıklayabilmek için tek çıkar yol olarak kuantum teorisini kullanmaya devam ettiler. Dolayısıyla teorinin ana çatısı atomik yapıların gün ışığına çıkmasıyla oluşuyordu.

Atom teorisiyle alakalı bu gelişmeler sürerken 1922'de Amerikalı fizikçi H. Comptom, X ışınları üzerine yaptığı incelemelerde; "hf" enerjili olarak düşünülen fotonların serbest elektronlara çarptırılmasıyla bu ışınların "hf/c momentumlu olarak elektronlarla etkileştiğini gözlemledi. Bununla da kalmayarak, çarpışmadan sonra açığa çıkan ışının frekansının daha küçük olduğunu tesbit etti. Bu deney şunu kesin bir şekilde belirtiyordu ki mikroskobik sistemlerde kesikli paketçik yapıda çizgisel momentum öngörülebiliyordu. Bu da kuantumluluk hipotezine bir doğrulama getirmiş, teorinin tanımı genişlemiştir.

Almanya'da Göttingen Üniversitesi'nde araştırmacı olan W. Heissenberg, hocası M. Born ve arkadaşı P. Jordan ile birlikte çok elektronlu atomların açıklanması bağlamında "matris mekaniği" teorisini ortaya attı. Yine, 1923'de Paris Üniversitesi'ne verdiği doktora teziyle L. de Broglie, Heissenberg'in fikirlerini de destekleyerek yeni bir atom anlayışı gündeme getirdi: Elektronlar bir tanecik olarak değil fakat dalga olarak yorumlanmalıydı. Böylece, çekirdeğin çevresinde dolanan her tam dalga ancak belli bir yörüngeye rastgeliyor ve neden elektronların belirli yörüngelerde dolandığı bütünüyle açığa çıkıyordu. Bohr'un farkında olmadan, sezgisiyle teorisinde söz ettiği belirli yörüngeler çıkarımı böylece doğrulanmış oluyordu. Bu durumda enerjinin kuantumlu olmasına ek olarak çizgisel momentum gibi açısal momentumun da kuantumlu bir büyüklük olabileceği resmen ispatlanıyordu.

1926'da E. Schrödinger, de Broglie tarafından yorumlanan dalga teorisini tanımlayan dalga denklemini makaleler halinde açıkladı. Fizikte, bir kuramın anlaşılabilirliği, gözlenebilirliği ve uygulanabilirliği çok önemlidir. Bu nitelikleri taşıyan dalga denklemi ve dalga görüşü fizikçiler arasında çok çabuk kabul gördü. Fakat bir yandan da nasıl olup bu dalgaların tanecik gibi, Geiger sayacında tıklamalar oluşturduğu bir sorundu. Bohr, bu problemi elektronların dalga şeklinde nitelendirilmesinin ancak soyut olarak geçerli olabileceği fikrini ortaya atarak, çalışmalarda gerektiğinde dalga özelliğinin gerektiğinde de tanecik özelliğinin kullanılması gerektiğinin altını çizerek çözümledi.

 

 

Modülasyon:

Taşınmak istenen bilgi sinyalinin, taşıyıcı radyo frekans dalgası üzerine, herhangi bir metod kullanılarak (frekans modülasyonu, genlik modülasyonu, faz modülasyonu,gibi) yüklenmesidir.

 

Verici Devreleri:

 

 

 

 

Guglielmo Marconi

1895: 21 year old Guglielmo Marconi demonstrated that electromagnetic radiation, created by spark gap, could be detected at a much greater distance than that considered by Hertz. While these effects were known to experimentalists, Marconi had made many improvements to the basic antenna, coherer, and tuning components, and rapidly developed a capability to wirelessly transmit signals over several miles.

Coherer: vacuum tube with connections on the ends, filled with iron filings. Electromagnetic waves force the filings to "cohere", or align themselves between the connections. Invented by Branly. Tapping with a relay-controlled hammer causes the coherer to reset itself in preparation for detecting the next wave train.

Marconi's insight: elevated antennas with kites, one metal plate on the ground. Yielded a much improved distance in transmission and detection.

He first offered his invention to the Italian government, but they rebuffed him. The son of an Anglo-Irish daughter of the Jameson Whiskey family, Marconi traveled to England, where he received a warmer reception for his invention.

1897: Demonstrated his wireless telegraphy system on Salisbury Plain, winning interest of the Royal Navy in communicating with ships at sea.

1898: Installed radio sets on the Royal yacht, and was able to report the results of ship regattas to shore.

1899: Marconi demonstrates wireless telegraphy in US. Reported the international yacht races off Sandy Hook , Long Island.

"The possibilities of wireless radiations are enormous." Marconi, 1899.


 

 

 

Basic LC Oscillator Tank Circuit


The circuit consists of an inductive coil, L and a capacitor, C. The capacitor stores energy in the form of an electrostatic field and which produces a potential (static voltage) across its plates, while the inductive coil stores its energy in the form of an electromagnetic field. The capacitor is charged up to the DC supply voltage, V by putting the switch in position A. When the capacitor is fully charged the switch changes to position B. The charged capacitor is now connected in parallel across the inductive coil so the capacitor begins to discharge itself through the coil. The voltage across C starts falling as the current through the coil begins to rise. This rising current sets up an electromagnetic field around the coil which resists this flow of current. When the capacitor, C is completely discharged the energy that was originally stored in the capacitor, C as an electrostatic field is now stored in the inductive coil, L as an electromagnetic field around the coils windings.
As there is now no external voltage in the circuit to maintain the current within the coil, it starts to fall as the electromagnetic field begins to collapse. A back emf is induced in the coil (e = -Ldi/dt) keeping the current flowing in the original direction. This current now charges up the capacitor, C with the opposite polarity to its original charge. C continues to charge up until the current reduces to zero and the electromagnetic field of the coil has collapsed completely. The energy originally introduced into the circuit through the switch, has been returned to the capacitor which again has an electrostatic voltage potential across it, although it is now of the opposite polarity. The capacitor now starts to discharge again back through the coil and the whole process is repeated. The polarity of the voltage changes as the energy is passed back and forth between the capacitor and inductor producing an AC type sinusoidal voltage and current waveform. This then forms the basis of an LC oscillators tank circuit and theoretically this cycling back and forth will continue indefinitely. However, every time energy is transferred from C to L or from L to C losses occur which decay the oscillations.
This oscillatory action of passing energy back and forth between the capacitor, C to the inductor, L would continue indefinitely if it was not for energy losses within the circuit. Electrical energy is lost in the DC or real resistance of the inductors coil, in the dielectric of the capacitor, and in radiation from the circuit so the oscillation steadily decreases until they die away completely and the process stops. Then in a practical LC circuit the amplitude of the oscillatory voltage decreases at each half cycle of oscillation and will eventually die away to zero. The oscillations are then said to be "damped" with the amount of damping being determined by the quality or Q-factor of the circuit.

Damped Oscillations


The frequency of the oscillatory voltage depends upon the value of the inductance and capacitance in the LC tank circuit. We now know that for resonance to occur in the tank circuit, there must be a frequency point were the value of XC, the capacitive reactance is the same as the value of XL, the inductive reactance (XL = XC) and which will therefore cancel out each other out leaving only the DC resistance in the circuit to oppose the flow of current. If we now place the curve for inductive reactance on top of the curve for capacitive reactance so that both curves are on the same axes, the point of intersection will give us the resonance frequency point, ( ƒr or ωr ) as shown below.

Resonance Frequency

where: ƒr is in Hertz, L is in Henries and C is in Farads.
Then the frequency at which this will happen is given as:

Then by simplifying the above equation we get the final equation for Resonant Frequencyƒr in a tunedLC circuit as:

Resonant Frequency of a LC Oscillator

  • Where:
  • L is the Inductance in Henries
  • C is the Capacitance in Farads
  • ƒr is the Output Frequency in Hertz
This equation shows that if either L or C are decreased, the frequency increases. This output frequency is commonly given the abbreviation of ( ƒr ) to identify it as the "resonant frequency".
To keep the oscillations going in an LC tank circuit, we have to replace all the energy lost in each oscillation and also maintain the amplitude of these oscillations at a constant level. The amount of energy replaced must therefore be equal to the energy lost during each cycle. If the energy replaced is too large the amplitude would increase until clipping of the supply rails occurs. Alternatively, if the amount of energy replaced is too small the amplitude would eventually decrease to zero over time and the oscillations would stop.
The simplest way of replacing this lost energy is to take part of the output from the LC tank circuit, amplify it and then feed it back into the LC circuit again. This process can be achieved using a voltage amplifier using an op-amp, FET or bipolar transistor as its active device. However, if the loop gain of the feedback amplifier is too small, the desired oscillation decays to zero and if it is too large, the waveform becomes distorted.
To produce a constant oscillation, the level of the energy fed back to the LC network must be accurately controlled. Then there must be some form of automatic amplitude or gain control when the amplitude tries to vary from a reference voltage either up or down. To maintain a stable oscillation the overall gain of the circuit must be equal to one or unity. Any less and the oscillations will not start or die away to zero, any more the oscillations will occur but the amplitude will become clipped by the supply rails causing distortion. Consider the circuit below.

Basic Transistor LC Oscillator Circuit


Bipolar Transistor is used as the LC oscillators amplifier with the tuned LC tank circuit acts as the collector load. Another coil L2 is connected between the base and the emitter of the transistor whose electromagnetic field is "mutually" coupled with that of coil L. Mutual inductance exists between the two circuits. The changing current flowing in one coil circuit induces, by electromagnetic induction, a potential voltage in the other (transformer effect) so as the oscillations occur in the tuned circuit, electromagnetic energy is transferred from coil L to coil L2 and a voltage of the same frequency as that in the tuned circuit is applied between the base and emitter of the transistor. In this way the necessary automatic feedback voltage is applied to the amplifying transistor.
The amount of feedback can be increased or decreased by altering the coupling between the two coils Land L2. When the circuit is oscillating its impedance is resistive and the collector and base voltages are 180o out of phase. In order to maintain oscillations (called frequency stability) the voltage applied to the tuned circuit must be "in-phase" with the oscillations occurring in the tuned circuit. Therefore, we must introduce an additional 180o phase shift into the feedback path between the collector and the base. This is achieved by winding the coil of L2 in the correct direction relative to coil L giving us the correct amplitude and phase relationships for the Oscillators circuit or by connecting a phase shift network between the output and input of the amplifier.
The LC Oscillator is therefore a "Sinusoidal Oscillator" or a "Harmonic Oscillator" as it is more commonly called. LC oscillators can generate high frequency sine waves for use in radio frequency (RF) type applications with the transistor amplifier being of a Bipolar Transistor or FET. Harmonic Oscillators come in many different forms because there are many different ways to construct an LC filter network and amplifier with the most common being the Hartley LC OscillatorColpitts LC OscillatorArmstrong Oscillator and Clapp Oscillator to name a few.

Example No1

An inductance of 200mH and a capacitor of 10pF are connected together in parallel to create an LC oscillator tank circuit. Calculate the frequency of oscillation.
 


 


We can see that by decreasing the value of either the capacitance or the inductance increases the frequency of oscillation of the LC tank circuit.

Oscillators Summary

The basic conditions required for an LC oscillator resonant tank circuit are given as follows.
  • 1. The circuit MUST contain a reactive (frequency-dependant) component either an Inductor, (L) or a Capacitor, (C) and a DC power source.
  •  
  • 2. In a simple circuit oscillations become damped due to component and circuit losses.
  •  
  • 3. Voltage amplification is required to overcome these circuit losses and provide gain.
  •  
  • 4. The overall gain of the amplifier must be greater than one, unity.
  •  
  • 5. Oscillations can be maintained by feeding back some of the output voltage to the tuned circuit that is of the correct amplitude and in-phase, (0o).
  •  
  • 6. Oscillations can only occur when the feedback is "Positive" (self-regeneration).
  •  
  • 7. The overall phase shift of the circuit must be zero or 360o so that the output signal from the feedback network will be "in-phase" with the input signal.
In the next tutorial about Oscillators, we will examine the operation of one of the most common LC oscillator circuits that uses two inductance coils to form a centre tapped inductance within its resonant tank circuit. This type of LC oscillator circuit is known commonly as a Hartley Oscillator.
 
 

Verici

 

Vericiler, Elektromanyetik dalgaları antenden yayın yolu ile göndermek üzere yüksek frekanslı enerji üreten elektronik cihazlardır. Kullanılış gayelerine göre çok çeşitli güç ve tipte yapılırlar. Vericilerin temel görevi antene belirli bir frekansta güç sağlamak ve bu yolla meydana getirilen elektromanyetik dalgalar yardımıyla bilgi iletmektir. İlk zamanlar vericiler sadece, sabit bir frekansta yüksek frekanslı enerjiyi gönderebiliyordu. Bu tip vericilere sürekli dalga (CW-Continuous wave) vericileri denir. Bunlarla bilgi nakli ancak kodlu olarak mümkündür (Mors kodu gibi).

Son zamanlarda istenen bir bilgi (özellikle de konuşma, müzik ve görüntü) taşıyıcı bir dalgaya (Carrier Wave) bindirilerek gönderilmektedir. Bu işleme modülasyon ve böyle dalgaya modüleli devamlı dalga denir. MCW (Modulated Continious Wave) vericiler modülasyon şekline göre iki temel sınıfa ayrılırlar:

  1. Genlik (Amplitude) modülasyonlu vericiler:
    1. Çift yanbantlı tam taşıyıcılı vericiler (DSB-Double side band).
      1. Taşıyıcısı bastırılmış çift yan bantlı (DSB-SC=Double Side band - Supressed Carrier)
    2. Tek yanbantlı vericiler (SSB-Single Side Band)
      1. Taşıyıcısı bastırılmış tek yan bantlı (SSB-SC=Single Side band - Supressed Carrier)
  2. Açı modülasyonlu vericiler:
    1. Frekans modülasyonlu vericiler (FM-Freguency Modulation).
    2. Faz modülasyonlu vericiler(PM-faz modulation).

Genelde pratikte üç tip verici kullanılır. Bunlar da:

  1. AM vericiler.
  2. FM vericiler.
  3. SSB vericiler.

En basit bir AM verici dört ana bölümden meydana gelir.

  1. Osilatör katı.
  2. Tampon katı (Buffer).
  3. Yüksek Frekanslı (RF) güç yükseltici.
  4. Modülator katı (Bu kat CW vericilerde yoktur).

Osilatör: Vericilerin en önemli kısmıdır. Radyo Frekanslı (100 KHz'den yüksek) enerji üretir. Burada üretilen enerjinin frekansı belirli sınırlar içinde kalmalıdır. Aksi takdirde dinlenemez.

Tampon katı (Buffer): Tampon katı, güç katını osilatörden yalıtır. Böylelikle osilatörün daha kararlı çalışması sağlanır. Aynı zamanda bu kat istenirse osilatörün frekansını iki veya üç katına çıkartabilir ki, buna frekans çoğaltıcı denir.

RF güç katı: Bu kat, antene istenen güçte sinyali besler; modülatörden gelen bilgi, osilatörden gelen taşıyıcıya burada bindirilir.

Modülatör ve ses frekans katı: Mikrofondan elde edilen elektrik işareti çok küçüktür. Ses frekans yükselteci (katı) bunu istenen seviyeye yükseltir. Modülatör katı da ses sinyalini güç katına aktaran bir uygunlaştırıcıdır. Ses frekansının şiddetine göre güç katının kazancına tesir ederek amplitüd (genlik) modülasyonu gerçekleştirir.

Basit bir FM verici şu katlardan meydana gelir:

  1. Ses frekans yükseltici ve reaktans modülatör katı. (Reaktans: Bobin veya kondansatörün alternatif akıma karşı gösterdiği dirençtir.)
  2. Osilatör katı.
  3. Tampon ve sürücü katı.
  4. RF güç yükselteci katı.

Ses frekans yükseltici ve reaktans modülatörü: Mikrofondan alınan sinyal, istenen seviyeye kadar yükseltilerek reaktans modülatörüne uygulanır. Reaktans modülatörü, osilatörün bobin devresine kapasitif veya endüktif reaktans ilave eder veya çıkartır. Böylece ses frekansının şiddetine göre osilatör frekansını değiştirerek FM(Frekans Modülasyonu) sağlanır.

Osilatör: Belli sınırlar içinde Radyo-Frekanslı enerji üretir. (Standart olarak FM kanalı radyolarda 88-108 MHz arasıdır)

Tampon ve sürücü: Burada hem yalıtma işlemi hem de istenirse frekans çoğaltma işlemi yapılır.

RF güç yükseltici: Frekans modüleli sinyal, antenden yayılacak seviyeye kadar bu katta yükselir.

Anten: Elektromanyetik enerjiyi uzaya yayar.

 

Elektronik

Radio Wave

Radio Frekansı

Elektromanyetik Dalga

Telsiz Telgraf

 

 

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM: +90  05366063183 - Turkiye / Denizli