Elektronik

 

                                Osiloskop

Elektronik Bilgisi

 

 

Elektrik Nedir?

Elektrik elektriksel yükün varlığı ve akışından meydana gelen çeşitli olguları tanımlayan sözcüktür. Mıknatıslık (manyetizma) ile birlikte doğadaki temel etkileşimlerden biri olan elektromıknatıslığı oluşturur. Yıldırım, elektrik akımı ve alanı gibi yaygın olarak bilinen birçok olguyu bünyesinde barındırmanın yanı sıra, en önemli endüstriyel uygulamaları arasında elektronik ve elektrik gücü sayılabilir. Elektriğin çoğu özellikleri 19. yüzyıl esnasında anlaşılmış olup, sanayi devriminin önemli etkenlerinden biridir. Günümüzde ise, elektrik uygarlığın ayrılmaz parçası konumundadır.


Elektrik akımı veya elektriksel akım, en kısa tanımıyla elektriksel yük taşıyan parçacıkların hareketidir. Bir kesit üzerinden birim zamanda geçen yük miktarı elektrik akımını verir. SI birimi Amper'dir (kısaltması A).

Elektrik kavramının içinde birçok birim mevcuttur. Bunlardan;

Enerji, jul (j) adı verilen birimle ölçülür. 1 Jul, 1 kg. kütleyi 10 cm yukarı çıkarmak için gerekli enerjiye eşittir. Jul ise James joule’den gelmektedir. Joule elektrikle ısı arasındaki ilişkiler üzerine çalışmıştır.

Güç, Watt (W) adı verilen birimle ölçülür. Bir cihazın bir enerji türünü diğer bir enerji türüne çevirme hızıdır. Örn. Elektrik enerjisini hareket enerjisine çevirme. Watt kelimesi buhar makinesini icat eden James Watt ‘tan gelir. 1 w, saniyede 1 J’luk enerjinin dönüştüğü anlamındadır. Genellikle ampullerin üzerinde 100 W,60 W gibi yazılar yazar. Burada 100 W’lık ampul daha fazla elektrik harcar.

 

Elektrik devresi

 

Bir direnç ve bir güç kaynağından oluşmuş basit bir elektrik devresi

Elektrik devresi, direnç, kondansatör, iletim hatları, güç kaynağı ve anahtarlar çeşitli devre elemanlarının bir araya gelerek oluşturduğu devrelere verilen isimdir.

Bir elektrik devresi, içinden geçen akımın tam bir döngü yapmasını sağlayan kapalı bir devredir. Eğer bir elektrik devresi aktif bir elektronik eleman içeriyorsa buna elektrik devresi denmektedir. Elektrik akımının yönü, elektronların hareket yönünün tersi yönedir.

 

 

ELEKTRİĞİN KISA TARİHİ

Osman Bahadır

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

Bilim, doğanın temel yasalarının araştırılması ve öğrenilmesi etkinliğidir. Teknoloji ise insanlığın doğa içindeki gücünü arttırmasına olanak sağlar. İnsanlık binlerce yıldan beri, hem doğayı anlamaya ve kavramaya, hem de onun yasalarına bağlı kalarak gücünü ve etkinliğini arttırmaya çalışmıştır.

Taştan balta yapılması, ateşin keşfi, ok ve yayın icadı, bronz ve demirin keşfi ve eritilmesi, tekerleğin icadı, piramitlerin yapımı, hayvanların evcilleştirilmesi ve büyük tarım devrimi, insanlığın binlerce yıl önce sağlamış olduğu bilimsel ve teknolojik gelişmenin en önemli aşamalarından bazılarıdır. Ancak bu gelişmeler çok uzun tarihsel dönemlerde gerçekleşebilmiştir. Keşif ve icatların birikmesi, nüfusun artması, ulaşım araç ve imkânlarının çoğalması ve yazının bulunmasıyla, bilimsel ve teknolojik gelişmeler de hızlanmaya ve çeşitlenmeye başlamıştır.

Bir enerji kaynağı ve aracı olarak elektriğin pratikteki kullanımı, henüz yeni sayılabilecek modern dönemlere özgü olmakla birlikte, elektrik kavramının ve elektrikle ilgili düşünce ve deneyimlerin doğuşu ve gelişimi oldukça eskidir.

Elektrik ve mıknatıs ( magnet ) sözcüklerinin kökeni eski Yunanca'dan gelmektedir. Elektrik sözcüğünün kaynağı " kehribar " anlamına gelen Yunanca elektron sözcüğüdür. Mıknatıs ( magnet ) sözcüğünün de, mıknatıs taşlarına oldukça sık rastlanan Batı Anadolu'dakki Magnesia ( bugünkü Manisa ) bölgesinden türediği sanılmaktadır. Çinlilerin M.Ö. 1100 yıllarında mıknatıs taşları ile mıknatısladıkları madenî iğnelerden bir tür pusula yaptıklarını ve denize açıldıklarında bunlardan yararlandıklarını biliyoruz. Ancak elektrik ve magnetizma ile ilgili elimizdeki ilk yazılı belgeler eski Yunan filozof Tales'in ( M.Ö. 625 - M.Ö. 545 ) elektriğe ve magnetizmaya ilişkin önemli gözlemlerde bulunduğu, Aristoteles'in yazılarından öğreniyoruz. Bu gözlemlerinde Tales, kehribarın hafif cisimleri ve mıknatıs taşının da demiri çekebilme özelliği bulunduğunu saptamıştır. Hatta daha da ileri giderek bu iki tür olay arasında ilişki kurmaya çalışmıştır. Romalı şair Lukretyüs, De Nerum Natura adlı yapıtında mıknatıs taşının demir halkaları çekebildiğinden söz etmektedir.

Bilimsel çalışmaların ve düşünsel gelişmelerin Batı da çok yavaşladığı Ortaçağ döneminde en göze çarpan yenilik, kehribar ve mıknatıs taşı üzerine yaptığı gözlemlerle Rönesans bilimcilerine ilham veren ünlü İngiliz bilimcisi Roger Bacon'ın ( 1220 - 1292 ) öğrencisi Peter Peregrinus'un 1269 yılında, pusulanın ilkel biçimini tanımlaması olmuştur.

Ancak pusulanın Peregrinus tarafında icat edilmediği ve Avrupalıların bu aygıtın varlığını ve özelliklerini, Müslümanlar aracılığıyla Çinlilerden öğrendiği tarihçilerin genel olarak kabûl ettikleri bir görüştür. Pusulanın o dönemin en önemli teknolojik buluşu olması ve pratikte görülen büyük yararları, magnetizma olgusu üzerine ilginin ve çalışmaların artmasına yol açmıştır. Bu konudaki ilk önemli yapıtın yazarı William Gilbert ( 1544 - 1603 )'dir. İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth'in doktoru olan Gilbert'in De Magnete adlı kitabı 1600 yılında yayımlandı. Gilbert bu kitabında, dünyanın küresel bir mıknatıs olduğunu ve pusulanın ibresinin dünyanın magnetik kutbunu gösterdiğini ortaya koyarak magnetizma teorisine çok büyük bir katkıda bulundu. Pusula ibresinin, kuzey - güney doğrultusunun yanı sıra düşey yönde sapma gösterdiğini ilk kez söyleyen de Gilbert olmuştur.

Magdeburg kenti belediye başkanı Otto Von Guericke ( 1602 - 1686 ), 1660 yılında elektriksel yük üreten ilk makinayı yaptı. Bu makina, kayışlı bir makara düzeneği aracılığıyla elle döndürülen kükürt bir küreden oluşuyordu. Çeşitli cisimlerin dönmekte olan kükürt küreye sürtünmesiyle belirli düzeylerde statik elektrik üretiliyordu. Avrupa'da kısa sürede büyük bir üne kavuşan bu makina ile Guericke, elektriksel itme ilkesini kurmuş ve yaygınlaştırmış oluyordu.

Elektriğin iletilebileceğini kanıtlayan ilk deneyler Stephen Gray ( 1696 - 1736 ) adlı bir İngiliz tarafından yapılmıştır. Elektriklenmiş bir şişede elektriğin, şişenin mantar kapağına da geçtiğini gören Gray, bu gözleminden hareket ederek ipek, cam, metal çubuk ve benzeri cisimleri ard arda bitiştirerek elektriğin bu cisimler aracılığla iletilebileceğini gösterdi. 1729'da yaptığı bu tür bir deneyde elektriği 255 metrelik bir uzaklığa kadar iletmeyi başardı. Çeşitli maddeleri iletken ve yalıtkan olarak ilk kez sınıflandıran da Stephen Gray olmuştur.

XVIII. yüzyılın en gözde buluşlarından biri, Leyden şişesidir. Alman E.G. Von Kleist ile Leyden (Hollanda'da bir kent) Üniversitesi matematik profesörlerinden Pieter Van Musschenbroek'in 1745 ve 1746'da birbirlerinden bağımsız olarak buldukları bu aygıt, içine metal bir çubuk batırılmış su dolu bir cam şişeden oluşuyordu. Cam şişenin izolatör rolü gördüğü tarihteki bu ilk kondansatör, elektriği depolanarak çeşitli deneylerde bir kaynak olarak kullanılabilmesine olanak sağlıyordu.

Leyden şişesinin bulunmasının ardından elektriğin iletimine ilişkin deneyler arttı. Fransa'da yapılan bir deneyde Leyden şişesindeki elektrik 4 km. uzaklığa iletildi. Öte yandan elektriğin iletilebilir olması, onun hızının ne olduğunun merak edilmesine yol açtı. Fransa'da ve İngiltere'de elektriğin hzını ölçme deneyleri yapıldı. Bu deneylerin sonucunda elektriğin aynı anda kilometrelerce öteye ulaştığı düşüncesinden öteye gidilemedi.

Elektrik yüklerinin artı ve eksi olarak belirlenip adlandırılmasını sağlayan Benjamin Franklin ( 1706 - 1790 )'dir. Franklin, yaptığı çeşitli deneylerin sonucunda elektriğin belirli ortamlarda fazla veya eksik ölçülerde bulunabilen bir sıvı olduğu görüşüne vardı. Her ikisinde de elektrik eksikliği yada fazlalığı bulunan cisimlerin birbirini ittiğini, birinde eksiklik diğerinde fazlalık olan cisimlerin ise birbirlerini çektiğini leri sürdü. Fazlalığı artı elektrik, eksikliği ise eksi elektrik olarak adlandırdı.

Leyden şişesiyle ilgili deneyleri de sürdüren Franklin, Leyden şişesinden boşalan elektriğin oluşturduğu çatırtılar ve kıvılcımlar ile fırtınalı havalardaki gök gürültüsü ve şimşek arasında bir ilişki olması gerektiğini düşündü ve 1752'de, fırtınalı bir havada uçurduğu bir uçurtma ile bir leyden şişesini yüklemeyi başardı. Franklin'in bu deneyden pratik yararlar elde etme yönündeki girişimleri paratonerin bulunmasına giden yolu açtı. Bu nedenle, yıldırıma karşı bir korunma aracı olarak kullanılan ve toprağa bağlı bir metal çubuktan ibaret olan paratonerin gerçek yaratıcısı Franklin'dir. 1782 yılında Amerika'nın Philadelphia kentinde paratoner kullanan konut sayısı 400'ü geçiyordu.

Elektriğin XVIII. yüzyıl tarihindeki en önemli simanın Coulomb ve en büyük bilimsel keşfin de Coulomb Yasasının formüle edilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Fransız fizikçi Charles Augustin de Coulomb ( 1736 - 1802 ), elektriğin niceliksel işlemler ve ölçümler ifade edilebilen bir kavram ve bilim dalı haline getirilmesine çok büyük katkılarda bulunmuştur. Coulomb, 1777 yılında, yüklü iki metal küre yada iki mıknatıs kutbu arasındaki itme veya çekme kuvvetini duyarlı bir biçimde ölçebilen burulmalı tartı aygıtını gerçekleştirdi ( Bu aygıtı icat etmesi nedeniyle 1781'de Fransız Bilimler Akademisi'ne seçildi). 1785'de ise bu tartı aygıtını kullanarak iki yük arasındaki itme veya çekme kuvvetinin, yüklerin çarpımı ile doğru, aradaki uzaklığın karesi ile ters orantılı olduğunu deneysel olarak gösterdi. Günümüzde Coulomb yasası olarak bilinen bu büyük bilimsel keşif, elektriğin bir bilim dalı haline gelmesinde temel nitelikte bir rol oynamıştır. Coulomb yasası, Newton'un kütle çekimi yasasının elektrikteki karşılığıdır ( Kütle çekimi yasasından farklı olarak elektrikte iki yük arasında itme kuvvetinin varlığı da söz konusudur ).

XVIII. yüzyılın sonlarında gerçekleştirilen çok önemli bir buluş da pildir. Pil sayesindedir ki, kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürücek sürekli bir akım elde edebilme olanağı doğmuştur. İtalyan hekim ve fizik bilgini Luigi Galvani ( 1737 - 1798 ), hayvanların dokularında bir tür elektrik bulunduğuna inanıyordu. Laboratuvardaki kurbağalardan birinin açıktaki sinirlerine makasla dokunduğunda ölü hayvanın kaslarının kasıldığını fark etmişti. Galvani'ye göre,"hayvansal elektrik" adını verdiği bu yeni güç, sürtünmeyle oluşan statik elektrikten farklı, yeni bir elektrik biçimiydi. Pavia Üniversitesi'nde fizik profesörü olan Alessandra Volta ( 1745 - 1827 ), Galvani'nin bu fikrine karşı çıktı ve oluşan elektriğin kaynağının kurbağa değil, ona dokundurulan metal parçaları olduğunu ileri sürdü. Galvani ile Volta arasındaki bu tartışma başka bilim adamlarının da katılımıyla yıllarca sürdü ve ancak Volta'nın 1800 yılında Royal Society'ye yazdığı yazıda, iki metal plaka arasına tuz karışımlı sıvı koyarak elektrik akımı elde etmiş olduğunu bildirmesiyle sona erdi. Böylece ilkel biçimiyle pil icat edilmiş oluyordu. Volta daha sonra buluşunu geliştirdi ve tuzlu suyla nemlendirilmiş kartonlarla birbirlerinden ayrılmış ince bakır ve çinko levhaları üst üste koyarak hazırlanabilen piller yaptı. Volta pili kısa bir süre içinde, özellikle kimya dalında olmak üzere önemli gelişmelere yol açtı. İngiliz kimyacı Humphry Davy ( 1778 - 1829 ), 1807 yılında, özel olarak yapılmış güçlü bir Volta pilini kullanarak bileşikler içinden elektrik akımını geçirmek suretiyle potasyum ve sodyumu bileşiklerinden ayırmayı başardı. Böylece XVIII. yüzyılın sonunda, sürekli elektrik akımı üretebilen bir kaynağın gerçekleştirilmesiyle, hem elektrokimya dalında büyük adımların atılabilmesi süreci başlamış, hem de yüzyıllar boyunca varlığını korumuş olan elektrik tarihinin en temel sorusunun yani elektrik ile magnetizma arasındaki ilişkinin niteliği konusunun yanıtlanabilmesinin nesnel temeli yaratılmış oldu. Bu sorunun yanıtının artık çok uzun bir süre geçmeden Kopenhag Üniversitesi'nde doğa felsefesi profesörü olan Hans Christian Oersted ( 1775 - 1851 )'den geldi. Oersted, 1819 yılında, öğrencilerine elektrik akımından ısı elde edilmesini göstermek amacıyla Volta piliyle deney yaparken önemli bir olguya tanık oldu. Kullandığı elektrik devresinin açılma ve kapanma anlarında, yakındaki bir mıknatıslı pusulanın iğnesinde sapmalar oluyordu. Gözlemlerini sürdüren Oersted bir telin içinden akım geçirildiğinde elektrik akımının telin çevresinde bir magnetik alan oluşturduğu sonucuna vardı. Oersted'in yaptığı deneylerin sonuçlarını 1820 yılında yayınlanması, bilim dünyasında büyük yankılar yarattı.

Oersted'in keşiflerinin yayınlanmasından bir hafta sonra Fransız matematikçi ve fizikçi André Marie Ampére ( 1775 - 1836 ), bu yeni olguyu betimleyen ve Ampére Yasası olarak adlandırılan bir elektromagnetizma yasası formüle etti. Bu yasa magnetik alan ile bu alanı doğuran elektrik akımı arasındaki bağıntıyı matematiksel olarak belirtiyordu. Elektrodinamiğin kurucusu olan Ampére aynı zamanda elektrik ölçme tekniklerini de geliştirdi ve serbestçe hareket eden bir iğnenin yardımıyla elektrik akımını ölçen bir aygıt yaptı.

İletkenlerden geçen elektrik akımına ilişkin çalışmalar yapan Alman fizikçi Georg Simon Ohm ( 1789 - 1854 ), bir iletkenden geçen akımın iletkenin uçları arasındaki gerilim ile doğru, iletkenin direnciyle ters orantılı olduğunu buldu. Ohm, günümüzde kendi adıyla anılan bu yasayı ve onunla ilgili düşüncelerini 1827 yılında yayınladı.

XIX. yüzyılda elektrik teori ve pratiğine çok önemli katkılarda bulunmuş iki büyük bilim adamı vardır. Bunlar büyük deneyci İngiliz Michael Faraday ( 1791 - 1867 ) ile elektromagnetik kuramının kurucusu İskoç James Clerk Maxwell ( 1831 - 1879 )'dir.

Oersted, elektrik akımının bir magnetik alan oluşturduğunu göstermişti. İngiliz kimyacı ve fizikçi Faraday ise mıknatısların elektrik akımı yarattığını buldu ve mıknatısların oluşturduğu elektrik akımına ilişkin yasayı formüle etti : Akımın şiddeti, iletkeni birim zamanda kesen kuvvet çizgilerinin sayısıyla doğru orantılıydı ( Faraday, yaşamı boyunca tüm çalışmalarını düzenli bir biçimde defterine not ediyordu. Ölümünden sonra bu notlar 7 cilt halinde yayınlanmıştır. Faraday, 1822 yılında defterine şu notu düşmüştü ; "Magnetizma'yı elektriğe dönüştür!" ). Faraday'ın bu bilimsel keşfi, onun sürekli bir akım üretebilen elektrik motorunu buluşuyla sonuçlanmıştır.

Faraday'ın elektriğin yanı sıra kimya alanında da önemli katkıları bulunmuştur. elektrokimyanın kurucusu olarak tanınan Faraday elektroliz yasalarının da kâşifidir. Ayrıca, elektroliz, elektrot, anot, katot gibi günümüzde kullanılan sözcükleri de ilk kez ortaya atan Faraday'dır.

Faraday, ilkelerine son derece bağlı olarak yaşayan bir bilim insanıydı. 1850'li yıllarda İngiltere, Rusya ve Kırım'da savaş halindeyken, İngiliz hükümeti savaşta kullanılmak üzere bir zehirli gaz geliştirmesi için Faraday'a başvurmuştu. Faraday'ın yanıtı çok kesindi : Böyle bir gazın geliştirilmesi mümkündü, ancak kendisinin böyle bir araştırmada yer alması düşünülemezdi.

Bilimsel gelişmeye çok önemli ve özgün katkılarıyla Maxwell, belki ancak Newton'un ve Einstein'ın etkisiyle eş düzeyde tutulabilecek bir etki yaratmıştır. Diğer şeylerin yanı sıra elektromagnetizma kuramı ile gerçekte XX. yüzyıl fiziğine en büyük etkide bulunan XIX. yüzyıl bilimcisidir. Maxwell'in 100. doğum yılında, 1931'de Einstein, Maxwell'in çalışmaları sonucunda fizikteki gerçeklik kavramlarında ortaya çıkan değişiklikleri, Newton döneminden bu yana fiziğin kazandığı en köklü üretici deneyimler olarak tanımladı.

Işığın da bir elektromagnetik dalga olduğu görüşünü benimseyen Maxwell, elektromagnetik radyasyon kavramını ortaya attı ve alan denklemlerini, Michael Faraday'ın elektrik ve magnetik kuvvet çizgileri üzerine oturttu. Bu alan denklemleri daha sonra Einstein'ın özel görecelik kuramının gelişimine yol açtı ve kütle ile enerjinin eşdeğerliği ilkesine temel oluşturdu. Maxwell'in düşünceleri ayrıca XX. yüzyıl fiziğinin öteki büyük keşfi olan kuantum kuramının geliştirilmesine de öncülük etti. Maxwell'in elektromagnetik radyasyonu tanımlaması, ısıl radyasyon yasasının oluşumuna yol açtı ve bu yasa da daha sonra Max Planck'ın kuantum hipotezini formüle etmesine yaradı ( Bu hipoteze göre ısı enerjisi yalnızca sınırlı miktarlarda yada kuantalar halinde yayılır ).

Maxwell'in elektromagnetizma üzerine yaptığı çalışmalar onu tarihin en büyük bilim adamları arasına yerleştirmiştir.

Kuramın en iyi açıklaması niteliğindeki "Elektrik ve Magnetizma Üzerine Tezler" adlı yaptının önsözünde, Maxwell yaptığı en büyük şeyin Faraday'ın fiziksel düşüncelerini matematiksel bir yapıya dönüştürmek olduğunu belirtmektedir. Faraday indükleme yasalarını ( değişen bir magnetik alan, indüklenmiş bir elektromagnetik alana yol açar ) açıklama denemeleri sırasında Maxwell bir mekanik model oluşturdu. O bu modelin, enine dalgalara yataklık yapabilen dielektrik ortam içinde bir deplasman akımına neden olduğunu buldu. Bu dalgaların hızlarını hesapladı ve onların ışık hızına çok yakın olduğunu gösterdi. Maxwell ışığın, elektrik ve magnetizma olgularının nedeni olan enine dalgalanmalar içerdiği sonucuna varmanın kaçınılmaz olduğuna karar verdi.

Maxwell'in kuramı, elektromagnetik dalgaların bir laboratuvarda elde edilebileceğini öngörüyordu. Bunu ilk olarak, Maxwell'in ölümünden sekiz yıl sonra, 1887'de Heinrich Hertz ( 1857 - 1894 ) gerçekleştirdi. Kökeni Maxwell'in yazılarında bulunan çok sayıdaki uygulama, radyo sanayiinin doğuşuyla sonuçlandı.

Oersted ile yoğunlaşmaya başlayan bilimsel gelişmeler Maxwell ile doruğa erişmişti. Bu büyük gelişmeler sadece kuramsal düzeyde ilerlemekte kalmadı, teknolojik sonuçlara da yol açtı. Faraday 1831 yılında elektrik üretebilen küçük nir jeneratör de yapmıştı. Fakat onun bu icadı o yıllarda büyük teknolojik atılımlara neden olmadı. Ancak XIX. yüzyılın ikinci yarısında teknolojik gelişmeler yoğunlaştı ve hız kazanmaya başladı.

1850'li yıllarda artık seri olarak üretilmeye başlanan dinomalar ilk kez yaygın olarak aydınlatma amacı için kullanıldı. 1858'de başlayarak dinamolardan İngiltere'de deniz fenerlerindeki kömür uçlu ark lambalarının enerji kaynağı olarak yararlanıldı. XIX. yüzyılın son çeyreğinde artık elektrik motorları küçük ve bağımsız mekanik enerji gerektiren, demiryolları, asansörler, madencilik, makina tezgahları, matbaacılık gibi alanlarda yaygın biçimde kullanılmaya başlanmıştı.

İlk kez deniz fenerlerinde kullanılan ark lambaları daha sonra sokak aydınlatılmasında da kullanılmaya başlandı. Bu yöndeki ilk uygulama, 1877 yılında Paris'te Avenue d'Opera caddesinin ark lambaları ile aydınlatılmasıdır. Bu uygulama alternatif akımla çalışan ark lambaları ve enerji kaynağı olarak da Gramme dinomaları kullanılmıştı. Benzeri sokak ve işyeri aydınlatma sistemleri daha sonra Avrupa ve Amerika'nın belli başlı şehirlerinde de kullanılmaya başlandı.

XIX. yüzyılın ilk yarısında İngiltere'de platin flâman kullanılan akkor lambalar yapılmıştı. Ancak lambalarda istenilen düzeyde vakum elde edilemediği için başarılı sonuçlar alınamamıştır. Civa pompasının bulunmasıyla yüksek vakum sağlama olanakları doğdu ve böylece daha iyi sonuçlar alındı. Ancak akkor lambanın ticari uygulamaya girebilmesini sağlayan mucit, Amerikalı Thomas Alva Edison ( 1847 - 1931 )'dır. Edison, 1877'de, sesi kaybedip yineleyebilen gramofonu ( fonograf ) geliştirmişti. İki yıl sonra da lamba üzerinde çalışmaya başladı. En uygun flâman maddesinin seçimi için yüzlerce deney yaptıktan sonra karbon flâmanlı akkor lamba için patent başvurunu yaptı. Üç yıl sonra New York sokakları artık bu lambalarla aydınlanıyordu. Edison yaşamı boyunca gerçekleştirdiği çeşitli buluşları için 1093 patent aldı.

1833 yılında Almanya'nın Göttingen kentinde iki bilim adamı Gauss ve Weber, birbirlerine olan uzaklıkları 1,5 km olan evleri arasında bir tür telgraf düzeneği kurmuşlardı. Bu düzenekte alıcı olarak galvanometreler kullanılıyordu. Gerçekte bu yıllarda küçük ticari uygulamaları da içeren bir telgraf teknolojisi Avrupa'da ve Amerika'da gelişmeye başlamıştı. Ancak günümüzde telgrafın asıl mucidi olarak Amerikalı Samuel F. B. Morse ( 1791 - 1872 ) kabûl edilmektedir. Morse'un 1837'de geliştirdiği telgrafta alıcı aygıt, göndericiden gelen imle çalışan bir elektromıknatıs ve bu mıknatısın hareketiyle kâğıdın üzerine mors kodunu yazan bir düzenekten oluşuyordu. Mors kodu, bugün Mors alfabesi olarak bilinen nokta ve çizgileri içeriyordu. Samuel Morse'un telgraf sistemi, 1844 yılında Washington - Baltimore şehirleri arasında 65 km'lik bir telgraf hattı olarak uygulamaya sokuldu.

1856 yılında New York ile Kanada'nın doğu kıyısındaki New Foundland adası arasında telgraf hattı kuruldu. Bundan sonra da New Foundland ile İrlanda arasındaki ilk transatlantik telgraf kablosunun döşenmesi girişimleri başladı. 6 Ağustos 1857'de başlayan kablo döşeme çalışmaları çok büyük güçlüklerle karşılaştı ve ancak bir yıl sonra 5 Ağustos 1858'de tamamlanabildi. Bununla birlikte henüz iletilen mesaj sayısı 400'ü bile bulmamışken, denizaltı kablosu 1 Eylül 1858'de onarılamayack biçimde arızalandı. Kıtalararası telgraf iletişimi ancak 8 yıl sonra, 7 Eylül 1866'da yeniden başlayabildi.

XIX. yüzyılda telgrafın uygarlığın ve yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesinden sonra gerçekleşen en önemli aşama telsiz telgrafın bulunmasıdır. Alman fizikçi Heinrich Hertz ( 1857 - 1894 )'in Maxwell'in elektromagnetizma kuramından hareket ederek yaptığı deneyler sonucunda elektromagnetik dalgaların haberleşmede kullanılabileceği anlaşılmıştı. Bu gelişmeyi teknolojik sonucuna ulaştırmayı başaran mucit ise İtalyan fizikçi Guglielmo Marconi ( 1874 - 1937) oldu. Marconi, ile telsiz telgraf patentini, sinyalleri birkaç km uzağa ulaştırarak 1892'de aldı. Daha sonra çalışmalarını sürekli geliştirdi ve ilk kıtalararası radyo sinyalini göndermeyi başardı. 12 Aralık 1901'de, İngiltere'nin güneybatı ucundaki Cornwall'dan gönderilen sinyaller, Atlas Okyanusunun öte yakasından, Kanada'nın New Foundland adası kıyılarındaki St. John'dan alındı. Bu olayı izeleyen tarihlerde birçok yerde telsiz telgraf istasyonları kurulmaya başladı.

Daha XIX. yüzyılın ikinci yarısının hemen başlarında insan konuşmasının elektrikle iletilebilmesi üzerine düşünceler ve tasarılar geliştirilmeye başlanmış ve hatta bazı deneylere bile girilmişti. Ancak telefonun gerçek mucidi olarak bilinen Alexander Graham Bell ( 1847 - 1922 )'in telefonun patentini alması 1876 yılını buldu. Bell'in telefon sisteminin esasını, elektromıknatısın, ses dalgasıyla orantılı olarak akım üretecek bir biçimde titreştirilmesi oluşuyordu. ABD Patent Dairesi'nden aldığı patent belgesinde buluşuna ilişkin olarak şu sözler yer alıyordu ; "Ağızdan çıkan seslere ya da başka seslere eşlik eden, hava titreşimlerine benzeyen elektrik titreşimleri yaratarak, ağızdan çıkan sesleri ya da başka sesleri telegrafik olarak iletmeye yönelik bir yöntem ve aygıt..."

Patentin alınışını izleyen bir yıl içinde aygıt üretilerek piyasaya sürüldü ve telefonun kullanımı hızla yagınlaştı.

XX. yüzyılın ilk yarısı için artık elektronik çağı nitelemesi yapmak mümkündür. Bu dönemde çok hızlı ve şaşırtıcı bir gelişme çizgisi izleyen elektroniğin uygulamaları, yaşamın her alanını artık doğudan etkiler hale gelmiştir. 1904 yılında J. A. Flaming elektron lambasını ( diyot ) gerçekleştirdi. 1907'de Lee De Forest triyot lambayı yaptı. 1923'te ise Rus asıllı ABD'li mühendis Vladimir Kosma Zworykin ( 1889 - 1982 )'in, görüntüleri elektrik işaretlerine dönüştüren ikonoskop lambasını bulmasıi televizyonun gelişiminde temel önemde bir adım oldu.

Müzik ve konuşma içeren kısa mesafeli ilk radyo yayını, 24 Aralık 1906'da ABD'li mucit R. A. Fessender tarafından gerçekleştirildi. Radyo teknolojisi bu tarihten sonra sürekli gelişme gösterdi. Ayrıca 1920'de Kanada'da, 1921'de Avustralya, Yeni Zelanda ve Danimarka'da, 1922'de Fransa, İngiltere ve SSCB'de, 1923'de Belçika, Almanya, Çekoslovakya ve İspanya'da, 1924'te Finlandiya ve İtalya'da, 1925'de de Türkiye'de düzenli radyo yayınları başladı. Radyo teknolojisinin gelişimiyle birlikte, kullanılan elektronik devreler de gittikçe daha karmaşık biçimler almaya başlamıştı. Bu sorunlarla bağlantılı olarak, elektrik devrelerinin daha sistematik bir biçimde çözümlenmesi ve sentezlenmesine yönelik "devre teorisi" adı verilen matematiksel disiplin önemli gelişmeler gösterdi.

Modern televizyon mucidi, Rus asıllı ABD'li elektrik mühendisi Vladimir Kosma Zworykin'dir. Zworykin 1923 yılında, televizyon kamerasının en önemli parçası olan ve ilk kez resim tarama yöntemini tümüyle elektronik olarak yapan ikonoskopu buldu. Ertesi yıl da kineskop olarak adlandırılan resim tüpünün patentlerini aldı. Bu iki buluş, tümüyle elektronik ilk televizyon sisteminin oluşturulmasını olanaklı kıldı. 1950'li yıllarda televizyon artık ticari uygulama aşamasına geçmişti.

Elektronik teknolojisindeki en önemli aşamalardan biri hiç kuşkusuz, yarı iletken fiziğindeki gelişmelerin sonucunda transistörün icadıyla sağlanmıştır. Elektrik sinyallerinin yükseltilmesini, denetlenmesini ya da üretilmesini sağlayan bu yarı iletken aygıt, 1947 yılında ABD'deki Bell Laboratuvarları'nda, John Bardeen, Walter H. Brittain ve William B. Shockley tarafından icat edilmiştir. Mucitler bu buluşları nedeniyle 1956 Nobel Fizik Ödülü'nü paylaşmışlardır. Elektron lambalarının bütün işlevlerini yerine getirebilen transistörler ayrıca ek üstünlüklere sahiptirler. Transistörler, çok daha küçük boyutlu ve hafif, mekanik etkilere karşı daha dayanıklı, ömrü daha uzun, verimi daha yüksek, ısı kayıpları daha düşük ve harcadığı güç de çok daha az olan aygıtlardır. Bu özellikleriyle transistörler, elektronik sanayiinde devrim olarak nitelendirilebilecek gelişmelere yol açmışlardır. Transistörsüz bir dünyada küçük ve yüksek hızlı bilgisayar olanaksız olacaktı.

İlk hesap makinasını, XVII. yüzyılda Fransız matematikçi ve fizikçi Blaise Pascal ( 1623 - 1662 ) yapmıştı. Bu aygıt toplama çıkarma yapabilen dişli çarklardan oluşuyordu. Daha sonra Alman filozof ve matematikçi Gottfried Wilhelm Leibniz ( 1646 - 1716 ), çarpma ve bölme de yapabilen bir makina geliştirdi. Ancak bugünkü bilgisayarlara yakın makina tasarlayan mucit, İngiliz metamatikçi Charles Babbage ( 1792 - 1871 ) oldu. Bununla birlikte Babbage'ın otomatik sayısal bilgisayarı, elektroniğin olanaklarından yararlanamadığı için tam bir gelişim sağlayamadı.

XX. yüzyılda, oldukça karmaşık işlemler yapabilen ancak mekanik ve yavaş çalışan öğelerden oluşan ilk bilgisayar, ABD'li elektrik mühendisi Vannevar Bush ( 1890 - 1974 )'un yönetiminde 1930'lu yıllarda Cambridge'de Massachusets Teknoloji Enstitüsü ( MIT )'nde yapıldı. İlk elektronik bilgisayarın yapımına ise 1942'de başlandı ve aygıtın yapımı 1945 yılında tamamlandı. Yarı iletken teknolojiye geçilmesinden sonra bilgisayarların hızında ve bellek sığasında büyük ilerlemeler sağlandı. Transistör kullanan ilk bilgisayar 1950 yılında ABD Standartlar Bürosu tarafından yapıldı. Transistör çağından tümleşik devreler çağına geçilmesiyle, bilgisayarlar çok daha büyük işler yapan aygıtlara dönüştüler.

Elektriğin, 1950'li yıllara kadar getirmeye ve kısaca betimlemeye çalıştığımız yaklaşık 2500 yıllık tarihi bu şekildedir. Elektrik teori ve pratiğini etkileyenler ve ona yön verenler belirtmeye bile gerek yok ki, yukarıda adları geçen 30 kadar büyük bilim adamından ibaret değildir. Elektrik olgusunun anlaşılması ve insanlığın yararına kullanılması için her ülkede yüzlerce bilim insanı yaptıkları araştırmalarla bu sürece katkıda bulunmuşlar ve bilgi birikimi oluşturmuşlardır. Büyük dahilerle eşdeğerde ve eş zamanlı ve hatta daha önce keşif ve buluşlar yapan bazı bilimcilerin çalışmaları da çeşitli nedenler ve koşullar yüzünden yeterince etkili olamadan kalabilmiştir. Öte yandan yine her ülkeden binlerce eğitimci bilim insanı, elektrik teori ve pratiğinin gelişmesi ve yükselmesine eğitim yoluyla hizmet etmiştir. Eğitim, bilim için araştırma kadar önemlidir.

Bilimin gelişimi, toplumsal bir süreçtir ve bu nedenle ekonomik ve toplumsal koşullardan etkilenmiş ve aynı zamanda onu etkilemiştir. Bu çerçevede elektriğin gelişimi de ekonomik ve sosyal gelişmelerle ilişki içinde olmuştur. Sanayii devriminin getirdiği ihtiyaçlar, elektrik teori ve pratiğinin geliştirilmesi çalışmalarına itici güç olabilmiş, daha sonra elektrik ve elektronik teknolojisinin gelişimi de yeni bir sanayiinin gelişmesinin temellerini atmıştır.

Elektriğin gelişimiyle diğer bilimlerin gelişimi arasında da ilişki olduğunu söylemeliyiz. Klasik kronojik bir terim olarak "bilimsel devrim", bilim tarihçileri tarafından Kopernik'in "De revolutionibus Orbium Coeslestium ( Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine )" adlı eserinin yayınlanmasından ( 1543 ), Newton'ın "Philosophia Naturalis Principia Mathematica ( Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri )" 'sının yayınlanmasına ( 1687 ) kadar olan dönem için kullanılmaktadır. Ancak bu dönemde gerçekleştiği kabûl edilen bilimsel devrim, esas olarak astronomi, fizik ( mekanik ) ve matematik devrimlerini kapsıyordu. Kimya ve elektrik devrimlerinin başlaması için yaklaşık bir yüzyılın daha geçmesi gerekmiştir. Elektrik devrimi kavramını da Coulomb'un kendi adıyla tanınan yasasını yayınladığı 1785 ile Maxwell'in "Treatise on Electricity and Magnetism ( Elektrik ve Magnetizma Üzerine İnceleme ) " adlı yapıtını yayınladığı 1873 tarihi arasındaki dönem için kullanabiliriz. 88 yıl süren bu dönemde matematikteki gelişmelerle elektrikteki gelişmeler arasında yakından ilişkiler vardır. Bu ilişkiye örnek olarak, elektrik ve magnetizmanın matematik kuramının kurulmasının öncülerinden biri olan G. Green'i ve çalışmalarını verebiliriz. [ Bir fırıncının oğlu olan ve kendisi de fırıncılık yapan Green ( 1793 - 1841 ), hiç eğitim almaksızın kendi kendini yetiştirmiş ender rastlanan matematikçilerden biridir. Elektrikle ilgili tüm matematiksel çalışmaları izlemiş ve 1828 yılında "Matematik Çözümlemenin Elektrik ve Magnetizma Kuramlarına Uygulanması Üzerine Deneme" adlı makalesini yayınlamıştı. Bu makalede geliştirilen ve bugün onun adıyla anılan Green karşılılık teoremi ile Green teoremi ve Green işlevleri, elektrik potansiyelinin hesaplanmasında kullanılan en önemli araçlardır. Green, 40 yaşında Cambridge Üniversitesi'ne kaydolmuş ve matematik bölümünü dördüncü olarak bitirmişti. ] Elektrik ile matematik arasındaki ilişki için daha özel olarak da şunu söylyebiliriz. Örneğin, Fransız matematikçi Pierre Simon Laplace ( 1749 - 1827 ) Laplace Denklemini, Fransız matematikçi Joseph Fourier ( 1768 - 1830 ) Fourier Serilerini ve Alman matematikçi Carl Friedrich Gauss ( 1777 - 1855 ) vektör hesabının önemli bir teoremi olan Gauss Teoremini geliştirmiş olmasaydı, modern elektromagnetizma kuramı da geliştirilemezdi.

 

Elektronik devre

 

Elektronik devreler; direnç, diyot, transistör, kondansatör ve indüktör gibi devre elemanlarının birbirlerine bağlanmasıyla oluşturulan düzeneklerdir. Elektronik cihazların yapısında yer alırlar. Bir elektronik cihaz birçok elektronik devreyi bir arada bulundurabilir.

Bir tümleşik devre genellikle çok sayıda elektronik devrenin bir araya gelmesinden oluşur.

 

Elektroniğin Tarihsel Gelişimi Nedir?


1.)Diyot lamba: Elektronikteki ilk büyük gelişme diyotun icadıdır. Diyot uzun mesafelere iletilebilen radyo dalgalarının elektrik sinyallerine dönüştürülmesinde kullanılıyordu. (www.projedersi.com Teknoloji ve Tasarım Dersi Özgün İçerik) Cam bir tüp ve ısıtıldığında, tüpün sonundaki bir metal levhaya vakum içinden elektron yayan bir telden oluşuyordu.
2.)Triyot lamba:Diyot lambanın kumanda edilebilir halidir. Diyot lambanın içine bir çeşit ızgara yerleştirilmiş ve akım kumanda edilebilmiştir.
3.)Transistor: Transistorlar lambaların yerini aldı. Diyot ve Triyot lambalara göre kırılgan değildi ve çalışması için ısıtılması gerekmiyordu.

    
4.)Yonga: İlk yonga, bir silisyum kristalinin üzerine iki tane transistorun yerleştirilmesiyle yapıldı. 1958 yılında Jack Kilby tarafından icat edilmiştir.

 

Yükselticiler (Amplifikatör) Nedir?
Yükselticiler, küçük elektrik sinyallerini büyüten devrelerdir. Genellikle kullanım yerleri ses üreten elektronik devrelerdir. (www.projedersi.com Teknoloji ve Tasarım Dersi Özgün İçerik)Yükseltici devrelerinin en önemli elemanı ise gerilimi yükselten transistorlardır.

Amplifikatör (Fransızca: amplificateur, kısaca ampli), müzik sistemlerinde yükseltici olarak kullanılır. Kaynak cihazlardan (CD çalar, pikap gibi) çıkan ses sinyallerini güçlendirerek hoparlörlere gönderme görevini üstlenir. Çeşitli mimariler ve bu mimari özelliklere dayanan sınıflandırmalar mevcuttur, ama asıl sınıflandırma transistörlü yapıda olanlar ve vakum tüplü, yani eskiden beri Türkçe'ye yerleştiği şekli ile, lambalı yapıda olanlar arasındadır. 2 ve 4 kanallı olarak piyasada mevcuttur.

Bunlarla birlikte son yıllarda yaygınlaşan hibrid (melez) tasarımlar da vardır. Yine bunlara ek olarak entegre yapıdakiler, giriş/güç katı ayrı kasalar halinde üretilenler ve monoblok (güç amplileri için) şeklinde ana yapıdan bağımsız alt sınıflandırmalar da mevcuttur.

Girişine uygulanan elektrik işareti ( sinyal ) yükselten elektronik devrelerdir. Burada yükseltece uygulanan işaretler, mikrofonun elektriğe çevirdiği ses, pikabın çevirdiği basınç değişikliği, teyp kafasının elektriğe çevirdiği manyetik enerji vb. yükseltilmesi istenen elektrik işaretlerdir. Ayrıca görüntü de kameralarda elektrik işaretine çevrilebilir. Bunlardan bir çeşit yükselteç olan “video”, yükselteçlerle istenilen seviyeye çıkarılabilir.

Kullanma yerlerine göre Amfi

Ses frekans yükselteçleri: Frekansı 3 Mhz (Mega Hertz) ile 20 kHz (Kilo Hertz) arasındaki ses sinyallerini yükseltirler.

Yüksek frekans yükselteçleri: Frekansı 3 Mhz ile 30 Mhz arasındaki elektriki sinyalleri yükseltirler.
Orta frekans yükselteçleri ( IF intermedial Frekans ): Frekansı 300 Khz ile 3000kHz arasındaki sinyalleri yükseltirler.

Video (görüntü) yükselteçleri: Bu tip yükselteçler televizyon ve video gibi görüntü veren cihazlarda, sadece belli bir frekans sınırı içerisinde elektrik işarete çevrilen görüntüyü yükselterek, istenen seviyeye getirirler.

İşlem yükselteçleri (Operasyonel Amplifikatörler-OPAMP): Bu tip yükselteçler sanayide, tıpta ve birçok sivil - askeri gayeli cihazlarda elektrik işaretine çevrilen herhangi bir fiziki işlemi veya olayı istenen seviyeye kadar yükseltirler. Daha sonra bu elektrik işaret, ya fiziki bir olaya ( analog ) veya rakamlarla ifade edilen bilgiye ( dijital) dönüştürülür

Güç yükselteçleri: Bu tip yükselteçler, elektrik işaretleri (hoparlör, televizyon ekranı gibi) kumanda edebilecek seviyeye kadar yükseltir.

 

Frekans Nedir?
Anahtarlar kararlı ve kararsız olarak iki çeşittir. Açık veya kapalı olan kararlı, sürekli değişip sabit olmayan anahtar ise kararsızdır. Kararsız bir anahtarın bir saniyedeki açılıp kapanma sayısına frekans denir. Frekansın değeri hertzdir.

 

Sinyal Nedir?
Bir devredeki bütün elemanların elektrik akımıyla ilgili birtakım görevleri vardır. Kimi devreler bu küçük elektrik akımlarını alır, gönderir, kimisi de bunları yönlendirir. Bu küçük elektrik akımlarına sinyal denir. Devrenin yapısına göre iki çeşit sinyal vardır. Bunlar: Analog ve sayısal sinyallerdir.

Sayısal sinyal; gerilimin değerleri ya açıktır ya da kapalıdır. Burada değer değişimi ya hep ya hiç ilkesine dayanır. Örneğin mors alfabesi bu şekilde hazırlanan bir sistem içeriyordu.

Akımın veya gerilim değerleri yumuşak bir biçimde değişiyorsa bu Analog sinyaldir.

Röle Nedir?
Yüksek güce gereksinim duyan devre elemanlarına, daha yüksek akım sağlayabilen, elektromıknatıs sistemiyle çalışan anahtardır. Bir nevi transistor görevindedir fakat fark yüksek gerilimdir. Röle, gelen yüksek gerilimle elektromıklatıslanır ve içindeki mandallar akımı açar, kapar veya yönünü değiştirir.

Termistör Nedir ?
Bu özel direncin ise direnç değeri ısıya bağlı olarak değişiklik gösterir. Genellikle sıcakken yüksek bir dirence sahiptir. Kullanım yerleri yangın alarmlarıdır.

LDR NEDİR?
LDR de ışığa duyarlı özel bir direnç çeşididir. Işık miktarına bağlı olarak direnç özelliği değişir. Genellikle fotoğraf makinelerinin flaş kısmında kullanılır.

 

LDR'nin sembolü

 

Transistör Nedir?
Transistor bir devrede akımı açmak, kapatmak veya yükseltmek gibi görevleri yapan devre elemanıdır. Bu elemanlar sayesinde devreler çok kolay bir şekilde yönetilebiliyor. 1952 yılında icat edilen transistor, lambalarla çalışan büyük radyolar yerine cebimize sığan radyoların yapımına olanak sağlamıştır. İçinde barındırdığı maddelere göre iki çeşidi vardır. NPN ve PNP transistor. Transistor üç bacaktan oluşan bir elemandır. Baz (taban), kolektör (toplayıcı), emiter (yayıcı). Akımın kolektörden emitere iletilebilmesi için baza küçük bir akım uygulanmalıdır. Baza akım uygulanmazsa transistor iletim sağlamaz yani kapalı olur.

Devre Kurarken Kullanılan Sembol ve Şemalar Nelerdir?
Devreler tasarlanırken, önce kâğıt üzerine çizilir. Bu yapacağımız işlemin kontrollü gitmesini sağlar. Zaten bir tasarım önce zihinde, sonra kâğıt üzerinde, sonra da gerçekte yapılır. Bu şema size gitmeniz gereken yolu gösteren bir harita gibidir. Devrenin şeması çıkartılırken devre elemanlarını göstermek için de bazı semboller kullanılır.Bundaki amaç ise devreyi rahat bir biçimde kâğıt üzerinde ortak bir dille açıklayabilmektir.

AC DC Nedir?
Pil bizlere doğru akım (DC) yani yön değiştirmeyen akım sağlar, şehir elektriği ise üretildiğinde alternatif akımdır (AC) yani – ve + kutupları sürekli yön değiştirir(evimize geldiğinde DC’ ye çevrilir). Evimizdeki kimi cihazlar AC ile (örnek radyo. Radyo kanallarının ayarlanmasında kullanılır. Böylece Elektrikle yüklenen kondansatör doğru akım geçirmez ancak alternatif akım geçirir. Kondansatör deneyinde LED’in sönmesinin nedeni budur.

Kondansatör Nedir?
Kondansatör, bir açıdan şarjlı pil gibidir. Yani elektrikle dolar ve bir süre için bunu depolar. Kullanım amacı televizyon gibi çalışması için yüksek gerilime ihtiyaç duyan cihazlara gerekli gerilimi sağlamaktır.

Bu nedenle, televizyonların içini, fişi takılı olmadığı halde bile açmanın tehlikeli olduğu söylenir. Kondansatör bir süre yüklendiği gerilim veya pilin gücünde akım sağlar. Elektrikle yüklenen kondansatör doğru akım geçirmez, alternatif akım geçirir. Ancak alternatif akım kullanıldığında da kondansatör sürekli elektrik akımıyla dolup boşalır. Kondansatörün birimi farad birimidir. Çok büyük bir birimdir. Genellikle mikro farad kullanılır ve simgesi µF ‘dır. 1.000.000 µF=1 farad

 

KONDANSATÖRLER


 

Kondansatörler; elektrik enerjisini depolamak amacıyla kullanılan devre elemanlarıdır. Bu depo edebilme yeteneğine kapasite denir.

 

Kondansatör C harfi ile gösterilir. Birimi Farat'tır (F). Farat çok büyük bir birim olduğundan pratikte az katları olan mikro farat, nano farat ve piko farat kullanılır. Bu değerler arasındaki ilişki şöyledir;


 

Kondansatörler, iki iletken levhanın birbirlerinden dielektrik maddesiyle yalıtılması ile imal edilir.

 

 
Kondansatörlerin kullanıldıkları devredeki voltaj değerine ve imalatlarında kullanılan dielektrik maddesine göre birçok çeşitleri vardır. Yapıldıkları dielektrik maddesine göre isimlendirilirler. 

Örneğin: mika kondansatörler, polyester kondansatörler, kağıt kondansatörler, seramik kondansatörler, elektrolitik kondansatörler.

 

           
 


 
Elektrolitik kondansatörler kutuplu kondansatörlerdir. Devre monte edilirken doğru bağlanmalıdır. Yalnış bağlanırsa bozulur ve diğer elemanlara zarar verebilirler.
Elektrolitik kondansatörler alternatif akım devrelerinde kullanılmazlar. En çok kullanım alanları; doğrultma devreleri ve ses frekans amplifikatörleridir.
Kondansatörlerin değeri, çalışma gerilimi ve polaritesi üzerinde belirtilmiştir. 

 
Örnekler: 

 
2n2 = 2,2 nF   çalışma gerilimi: 50V
104 = 100000 pF = 100 nF
470 = 470 pF
p68 = 0,68 pF   çalışma gerilimi: 100V
 
Kapasitenin zaman zaman değişmesi gereken devrelerde ayarlı kondansatörler kullanılır. Ayarlı kondansatörler Varyabl kondansatör ve trimmer kondansatör olmak üzere iki çeşittir.
 
 
Varyabl kondansatörler; kapasitenin devamlı olarak değişmesi gereken devrelerde kullanılırlar. Kapasite değeri elle ayarlanabilir.

 
 

Trimmer kondansatörler; kapasitenin zaman zaman değişmesi istenen devrelerde kullanılırlar. Kapasite değeri tornavida ile ayarlanabilir.

 

KONDANSATÖRLER(KAPASiTANS)

Kondansatörler iki iletken levha arasına bir yalıtkan madde konmasıyla elde edilen elemana kondansatör adı verilir.Yalıtkan maddeye "dielektrik madde" adı verilir.Kapasite degeri iletken levhaların büyüklügüne , levhaların birbirine olan uzaklıklarına ve dielektrik maddenin cinsine göre değişir.Kondansatörler DC akımı geçirmez zorluk gösterirler.AC akımı ise geçirir kolaylık gösterirler. Kapasitans kavramını açıklamak istersek; kısaca küçük bir pile benzetmek yanlış olmaz çünkü iki farklı ucun arasındaki dielektrik(yalıtkan) madde sayesinde iki taraftada birikim oluşur.Oluşan bu birikim uçlar kısa devre edilince kendini tamamlayarak bir akım oluşturur bu olayı gercekleştiren elemanlara kondansatör denir.Aşagıda solda yer alan şekilde temel yapısını göteren iyi bir örnek ve sagda bulunan şekilde ise bir kondansatörün şarj edilişi görülmektedir.

Kondansatörler çok çeşitli yapılara sahiptirler bunun nedeni ise devrede ihtiyaç duyulacak özelliklere göre ihtiyacın karsılamasıdır.Örnegin mica ve seramik kondansatörler ufak kapastelerde, elektrolitik ise daha büyük kapasitelerde kullanılmaktır.Tabiki herşey iki metalin bir yalıtkanla birbirinden ayrılması olayı değildir, o yüzden çeşitlilik çok fazladır.

Kondansatörlerin birimi FARAT dır, büyük C harfi ile gösterilir.

i = çekilen akım, v = gerilim düşümü, t = uygulanan süre ise C =İ / (v/t) dir.

1 milifarat 1/1000 yani bin farada eşittir. 1microfarad 1/1,000,000 yani kısaca 1 milyon farada eşittir.

Dikkat edilmesi gereken noktalardan en önemlisi devrede oluşacak kapasitans etkisinin AC açıdan incelenmesi gerektiğidir..

 

 

LED Nedir?
LED “ışık yayan diyot” (light emitting diode) ifadesinin İngilizce kelimelerinin baş harflerinin bir araya gelmesi olarak tanımlanabilir. Diyot elektriğin sadece tek yönlü akabildiği bir yoldur. İşte bu LED lambası da ışık yayabilen özel bir diyottur. Akımı sadece tek yönlü geçirir ve genellikle kullanım amacı devreden elektriğin geçtiğinin kontrolünü sağlamaktır. LED ‘in genellikle bir bacağı diğerine göre kısa olur bu bacak negatif uçtur.

  

Diğer uzun bacak ise pozitif uçtur. Ama LED’in hangi bacağının negatif hangisinin ise pozitif olduğunu anlamanın en sağlıklı yolu plastik yapının içine bakmaktır. Plastik kısımda ise negatif uç daha belirgin bir şekilde L biçiminde, pozitif uç ise daha düz olur. LED doğru bağlanmazsa yanmaz dolayısıyla elektriği geçirmez.

 

Direnç Nedir? (Ohm)


Direnci günlük hayatımızda her zaman kullanıyoruz. Nasıl mı? Lambalar direncin sayesinde parlarlar. Elektrikli ısıtıcılar direncin sayesinde kızarırlar. Direnç bazı maddelerin elektrik akışını sınırlaması, zorlaştırmasıdır. Sözünü ettiğim şekillerde kullanıldığı gibi elektrik devrelerinin kontrolünde de çok önemli roller almaktadır. Bu iş için özel yapılan dirençler mevcuttur ve akımdan geçmesini istediğiniz güçte akımı geçirir. Direnci daha iyi anlamak için şöyle söz edelim. Ucuna hortum bağlı bir çeşme düşünün. Çeşme sonuna kadar açık ve siz ayağınızla bu hortuma basarsanız suyun akışına bir direnç gösterirsiniz. Su da sizin istediğiniz gibi az akar. Daha da az akmasını istiyorsanız iki ayağınızla basarsınız ve su daha da az akar. Direncin yapısı genellikle elektriği iyi iletmeyen karbondan yapılmadır. Direncin birimi Ohm’dur ve Ω sembolüyle gösterilir.



Devre kontrolü amacıyla kullanılan dirençleri daha da yakından tanıyalım…
Bu dirençler görünüş itibariyle ortasından tel geçen minik tüplere benzerler. Üzerinde çeşitli renkli halkalar bulunur. Bu renkli halkalar o direncin sayısal değerleri hakkında bizlere bilgi verir. Birbirine yakın olan renkle göre hesaplama yapılır. Ayrı duran renge en uzak halkadan başlanır ve renk koduna göre hesaplama yapılır. İlk iki halka ilk iki rakamı verir. Üçüncü halka ise bu değere kaç tane sıfır eklemeniz gerektiğini bildirir.

 

Bir devrede akım sınırlandırılması veya gerilim bölücü gibi işlemlerde kullanılır. Direnç akıma karşı gösterilen zorluktur.

 

Direnç Renk Kodları ile Direnç Hesaplama

Bu yazıdan önce direnç ve çeşitleri hakkında bilgiler verdiğimde sabit direnç türleri için renk bantlarından söz etmiştim. İşte bu yazıda bu etiket değerlerinin nasıl okunacağını anlatacağım.

Dirençlerde renk etiketi sabit direnç türlerinde bulunmaktadır. Fakat istisna olarak diğer direnç türlerinde de bazen renk etiketlerine rastlanmaktadır.

Direnç Değeri Okuma İşlemi

Direnç değerini okumaya başlamadan önce Bantların dizilişini kontrol etmek gerekir. Resimde gösterildiği gibi kenara yakın dizilmiş bant tarafından okunmaya başlanır. Ayrıca kenar noktasından başlayan bant çizgisinin yanındaki diğer renkler sık bir şekilde dizilmiştir. Bu gruptan ayrı duran renk değeri ise direncin hata oranı (tolerans) değerini gösterir.

Renk Kodlarına Göre Direnç Değerini Hesaplama

Direnç üzerindeki renkleri kullanarak direncin değerini hesaplamak istenildiğinde ilk olarak direnç üzerinde kaç tane renk bandı olduğu kontrol edilir. Daha sonra ise katsayı,çarpan ve tolerans bant değerleri hesaplanır.

Aşağıda bant sayısına göre direncin kod değerinin nasıl hesaplanacağını gösterdim.

4 Renkli Direnç Hesaplama

Direnç üzerindeki bantlar Katsayı,Çarpan ve Toleransı ifade etmektedir.

1. ve 2. Bant Katsayıyı,

3. Bant Çarpanı,

4.Bant ise Toleransı ifade etmektedir.

5 Renkli Direnç Hesaplama

5 renkli direnci 4 renkli dirençten ayıran en büyük fark 5 renkli dirençte 3. katsayı rengi olmasıdır.

1. 2. ve 3. Bant Katsayıyı,

4.Bant Çarpanı,

5. Bant Toleransı ifade etmektedir.

6 Renkli Direnç Hesaplama

1. 2. ve 3. Bant Katsayıyı,

5. Bant Çarpanı

6. Renk

Direnç Renk Kodları Tablosu

RENKLER KATSAYI değeri Çarpan Tolerans
Sıcaklık
katsayısı
1. band 2. band 3. band
Siyah 0 0   1    
Kahverengi 1 1 1 10 ± %1 100 ppm
Kırmızı 2 2 2 100 ± %2 50 ppm
Turuncu 3 3 3 1k   15 ppm
Sarı 4 4 4 10k   25 ppm
Yeşil 5 5 5 100k ± %0.5  
Mavi 6 6 6 1M ± %0.25  
Mor 7 7 7 10M ± %0.10  
Gri 8 8 8   ± %0.05  
Beyaz 9 9 9      
Altın       0.1 ± %5  
Gümüş       0.01  ± %10  
Renksiz          ± %20  

Yukarıda direnç çizgilerinin, renk kodları ve renklerin konumuna göre alacağı değerler gösterilmiştir.

Şimdi ise bu renk kodlarına göre dirençlerin nasıl hesaplanacağını gösterelim.

4 Renkli Direnç Örneği

1.Katsayı Kahverengi(1)
2.Katsayı Siyah(0)
Çarpan Kırmızı(100)
Tolerans Gümüş(%10)
İşlem:
10×100
Direncin Değeri= 1000Ω = 1KΩ
Tolerans Değeri = ±100Ω

5 Renkli Direnç Örneği

1.Katsayı Turuncu(3)
2.Katsayı Turuncu(3)
3.Katsayı Kırmızı(2)
Çarpan Kırmızı(100)
Tolerans Kahverengi(%1)
İşlem:
332×100
Direncin Değeri=33200Ω=33,2KΩ
Tolerans Değeri=±332Ω

6 Renkli Direnç Örneği

1.Katsayı Kahverengi(1)
2.Katsayı Kırmızı(2)
3.Katsayı Sarı(4)
Çarpan Turuncu(1000)
Tolerans Kahverengi(%1)
Sıcaklık Katsayısı Kırmızı(50ppm)
İşlem:
124×1000=124000Ω=124KΩ
Tolerans Değeri=±1024Ω

Dirençler elektronik devrelerin vazgeçilmez elemanlaridir. Yaptiklari is ise devre içinde kullanilan diger aktif elemanlara uygun gerilimi temin etmektir. Elektronik devreler sabit bir gerilim ile çalisir ancak devrede kullanilan elemanlarin hepsi farkli gerilimlere ihtiyaç duyarlar. Iste bu anda dirençler devreye girer. Tüm devre içinde her eleman için farkli gerilimler kullanmak yerine uygun dirençler kullanilarak her elemana gereken gerilim dirençler üzerinde düsürülerek temin edilir.
Dirençler yapiminda kullanilan malzemeye göre ikiye ayrilir. Karbon dirençler ve Telli dirençler. Yine bu iki tip kendi arasinda ikiye ayrilir. Bunlar sabit dirençler ve ayarli dirençlerdir. Bunun yaninda bazi özel dirençler de vardir (Foto direnç, Termistör). Bunlar daha sonra açiklanacaktir.
Dirençlerin degerleri OHM ile ölçülür ve sembolüde W seklinde gösterilir. Direncin degeri büyüdükce Kiloohm (KW) veya Megaohm (MW) olarak ölçülmeye baslanir. Bir direncin degerinin ne oldugu üzerine dogrudan yazilabilecegi gibi en çok kullanilan yöntem olan renk kodlari ile üzerine kodlanabilirde. Dogrudan degeri üzerine yazilmis bir direncin degerini okumak çok kolaydir ancak renk kodlari ile kodlanmis bir direnci okumak için renk kodlarinin anlamlarini bilmek gerekir.
Genellikle dirençler üzerinde 4 veya 5 adet renk bandi bulunur. Bu renkler direnç üzerine kodlanirken renkler direncin bir tarafina daha yakin olarak yerlestirilir. Deger okumasi yaparkende renk bandinin kenara en yakin olanindan baslamak gerekir. Asagidaki sekiller 4 ve 5 renk ile kodlanmis bir direncin görüntüsünü vermektedir.

 
  Dikkat ederseniz renkler sol taraftaki uca daha yakindir ve okumaya bu sol tarafa en yakin renkden baslanmalidir. 4 renkli dirençlerde 1 nci ve 2 nci bantlar sayiyi 3 ncü bant çarpani ve 4 ncü bant ise direncin toleransini verir.
5 renkli dirençlerde ise 1, 2 ve 3 ncü bantlar sayiyi 4 ncü bant çarpani ve 5 nci bant ise toleransi verir. 5 bantli dirençler genellikle daha hassas degerlere sahip dirençlerdir ve özel devreler için imal edilirler.
Asagidaki tabloda ise renklerin rakamsal karsiliklari verilmistir. Dirençlerde tolerans degeri olarak kullanilan renk kodlari o direncin hassasiyetini verir. Örnegin tolerans degeri olarak gümüs rengi kullanilmis ise o direnç +/- %10 toleransa sahiptir ve üzerine kodlanan degerin %10 üzeri veya %10 altinda olabilir demektir. Tolerans renginden hemen önce gelen renk kodu ise çarpan degerini verir. Bu deger kendisinden önce gelen sayi renk kodlarinin çarpilacagi degeri verir. Çarpan renk kodundan önce gelen bütün renk kodlari ise sayi degeridir. Bu renklerin karsilik geldigi rakamlar yan yana konur ve çarpan rengi ile çarpilarak direncin degeri bulunur.
Örnek : 
1.Renk = Kahverengi
2.Renk = Siyah
3.Renk = Kirmizi
4.Renk = Altin
Sayi degeri olarak kahverengi 1, Siyah 0 olduguna göre sayi degeri 10, çarpan rengi olan 3. Renk kirmizi olduguna göre çarpan degeri 100′dür. Bu durumda direncin degeri 10 x 100 = 1000 Ohm yani 1 Kohm’dur. Tolerans rengi olan 4. Renkde altin rengi olduguna göre direnç +/- % 5 toleransa sahiptir. Yani degeri 950 ohm olabilecegi gibi 1050 ohm’da olabilir.
Dirençler paralel veya seri olarak birbirine baglandiklari takdirde degerleri degisir. Birbirine seri olarak bagli bir direnç grubunun degeri tüm dirençlerin degerlerinin toplamina esittir.
Paralel baglantida ise isler tamamen degismektedir. Öncelikle bilinmesi gereken konu paralel bagli dirençler grubunun yeni degerinin gruptaki en küçük dirençten daha küçük olacagidir. Eger paralel baglanacak dirençlerin tümünün degeri ayni ise olusacak yeni degeri bulmak için bir direncin degerinin toplam direnç sayisina bölünmesi yeterlidir. Yani 3 adet 10 Kohm’luk direnç paralel baglandiginda ortaya çikacak olan yeni deger; 10/3=3.3 Kohm’dur.
Farkli degerlerdeki dirençler paralel olarak baglandiginda ise sonucu bulmak için izlenecek yol su sekildedir; Öncelikle 1 sayisi tek tek paralel baglanacak tüm dirençlerin degerlerine bölünür, çikan degerler toplanir ve bu deger toplam direnç sayisi ile çarpilir. Daha anlasilir olmasi için bir örnekle anlatmak gerekirse;
Örnek :
Paralel baglanacak dirençler = 2.2 Kohm, 10 Kohm ve 100 Kohm olsun, Yapilacak islemler sirasi ile söyle;
1 / 2.2 = 0.45
1 / 10 = 0.1
1 / 100 = 0.01
Bu degerleri birbirleriyle toplarsak;
0.45 + 0.1 + 0.01 = 0.56
Simdi bu degeri toplam direnç sayisi ile çarparsak;
0.56 x 3 = 1.68 Kohm eder.
Resimde sirasi ile sabit ve ayarli bir direncin devre çizimlerinde kullanilan sekli görülmektedir.
Saglamlık Kontrolü :
Eger bir direncin saglamliginda süphe ediyorsaniz veya üzerindeki degeri okuyamiyorsaniz bu direnci ohm metrenin uygun konumunda uçlarin yönü farketmeksizin baglarsaniz ölçü aleti direncin degerini size gösterecektir. Direnç degeri küçüldükçe ohm metrede de düsük konum kullanilmalidir.

Direnç : Akımı sınırlamaya yarayan devre elemanıdır

Devreye uygulanan gerilim ve akım bir uçtan diğer uca ulaşıncaya kadar izlediği yolda birtakım zorluklarla karşılaşır. Bu zorluklar elektronların geçişini etkileyen veya geciktiren kuvvetlerdir. İşte bu kuvvetlere Direnç denir.

Dirençlerin elektronik devrelerdeki görevleri

1- Devreden geçen akımı sınırlayarak aynı değerde tutmak.
2- Devrenin besleme gerilimini bölerek, yani küçülterek başka elemanların çalışmasına yardımcı olmak.
3- Hassas yapılı devre elemanlarının aşırı akıma karşı korunmasını sağlamak.
4- Yük (alıcı) görevi yapmak
5- Isı enerjisi elde etmek için kullanılabilir.
6-Her devre elemanı belirli voltaj aralıklarında çalışır, belirli akımlara dayanabilir ya da gereksinim duyar,yada belirli voltajlara belirli tepkiler verir. Devrenin belirli yerlerine yerleştirilen dirençler elektrik enerjisinin bir kısmını kendileri kullanarak devrenin her noktasında gerekli değerlerde voltaj ya da akım olması için konur.

Basit bir örnek yapalım

LED ler ön direnç ile birlikte kullanılır.
Örneğin 2V/20mA özelliğine sahip bir LED’i 5V’luk devrede çalıştırmak için
R=(5-2)/0,02 = 150 ohm’ luk direnç kullanılmalır.
Dirençte harcanan güç
P=UxI=3×0,02= 0,06W olarak hesaplanır.

Direnç Nedir?


Direnç genel anlamda, “bir güce karşı olan direnme” olarak tanımlana bilir.

Elektrik ve elektronikte direnç, iki ucu arasına gerilim uygulanan bir maddenin akıma karşı gösterdiği direnme özelliğidir .

Devrede akıma karşı bir zorluk göstererek akım sınırlaması yapar.

Elektrik enerjisi direnç üzerinde ısıya dönüşerek harcanır.

Kısaca; elektrik akımına gösterilen zorluğa DİRENÇ denir. Direnç“R” veya “r” harfi ile gösterilir, birimi ohm dur.

OHM KANUNU

I = V/ R yada R =V / I yada V = I x R
R = direnç (birimi ohm) , I = akım (birimi amper) V =gerilim (birimi Volt)
Bir örnekle açıklarsak
2 ohm bir direncin üstünden 2 amper akım geçiyorsa bu direncin üstündeki voltaj nedir ?
V = I x R formülünden V = 2 x 2 = 4 volt bulunur.

Ohm-Kiloohm-Megaohm arasındaki ilişkiler
1 Ohm = 0,001 Kiloohm dur. Yani 1000 Ohm, 1 Kiloohm dur.
1 Ohm = 0,000001 Megaohm dur. Yani 1000000 Ohm, 1 Megaohm dur.
1 Kiloohm = 0,001 Megaohm dur. Yani 1000 Kiloohm, 1 Megaohm dur

 

Gerilim Nedir?
Gerilim bizlere en yakın haliyle pillerin üzerinde yazan V harfi yani gerilimin birimi volt’tur. Pillerin iki ucu vardır. Biri – diğeri +. 1,5 voltluk bir pilin – ucunda 0 V diğer + ucunda ise 1,5 Volt bulunur. Bu fark elektriksel bir basınç yaratır. İşte bu fark gerilime neden olur.

Baskı Devre Kartı Nedir?


Elektronik cihazlar yapılırken genellikle baskı devre kartları kullanılır. Bu kartlar elektriği geçirmeyen fiberglastan yapılır ve üzerinde akımları tamamlayan bakır yollar bulunur. Herhangi elektronik bir cihazın içinden çıkan yeşil renkteki karttır.

OHM (Ω) Yasası Nedir?


Bir devrede akım (A), gerilim (V) ve direnç (Ohm) birbiriyle bağlantılıdır.
Hesaplamalarda bu değerler göz önüne alınır. Formül şöyledir:
Gerilim (Volt) = Akım (Amper) x Direnç (Ohm)
Hesaplamalarda kolaylık için uygulanan pratik formül şöyledir:

Burada V=Volt I= akım, R= dirençtir. Hangisini bulmak istiyorsanız onun üzerini parmağınızla kapatın ve diğer değerleri yazın.

V=IxR I=V/R R=V/I şeklinde pratik olarak bulabilirsiniz.

Yonga Nedir?

Yonga, elektronik cihazların çalışmasına yarayan elektrik devrelerinin bulunduğu yerdir. 1958 yılında Jack Kilby tarafından icat edilmiştir. Diğer adı bütünleşmiş devre (IC) olan yonga, üzerinde binlerce mikroskobik devre elemanı gömülmüş silisyum parçadır. Genellikle yeşil renkte olurlar ve üzerinde birçok devre elemanını ve alüminyum akım yollarını barındırır. Yongalar güvenilirdir çünkü akım kabloların yerine sabit oynamayan alüminyum yollarda daha kısa yol kat ederek ilerler. Yongaların üzerinde birçok devre elemanının bulunduğundan söz ettim. Bunlardan en önemlisi transistorlardır.Kimi yongalar sayısal kimileri de analogtur. Sayısal bir yongada transistor anahtar (açıp kapatma) işlevini; Analog bir yongada ise yükseltici görevini görür. Yongalar olmasaydı kullandığımız bütün o minik elektronik cihazlar devasal olmak zorunda kalırdı. Kol saati yerine duvar saatini sırtımıza alırdık. Bilgisayar ilk bulunduğu gibi bir oda büyüklüğünde kalırdı. Hatta birçok cihaz, Charles Babbage’nin mekanik olarak yapılmaya çalıştığı ilk hesap makinesi gibi çalışamadan tarihe karışırdı.

Mikrofon ve Hoparlör Nasıl Çalışır?

Mikrofona konuştuğumuzda, ses dalgaları bir zarı titretir. Bu zar bu titreşimleri bobine iletir. Bobin ses dalgalarını yanında duran mıknatıs sayesinde değerleri titreşime bağlı olarak değişen alternatif elektrik akımına dönüştürür. Bu elektrik akımları yükselticide büyüyerek hoparlöre gelir. Hoparlöre gelen değişken elektrik akımları bobine gelir. Elektrik akımlarını alan bobin yanında duran mıknatıs sayesinde kendisine bağlı koninin titreşmesine neden olur. Titreşen bu konide hava yardımıyla tekrar ses dalgalarını oluşturur. Yani burada şu yol izlenmektedir.

Ses dalgaları→ elektrik akımı→ yükseltici→ elektrik akımı→ ses dalgası

Transformatör Nedir?


      
Transformatör elektrik akımını küçülten veya büyülten cihazlardır. Evde prizdeki elektrik akımı çok büyüktür ve bazı ev eşyaları daha küçük elektrikle çalışır. En önemli örnek telefonların şarj cihazlarıdır. Onların hepsi birer transformatördür çünkü telefonlar o kadar büyük elektrikle çalışmazlar. Yapısı ise çok basittir. Kare şeklindeki bir metal levhaya karşılıklı bobinler sarılır. İşte burada bobin sayıları akımın büyümesine veya küçülmesine neden olur. Metalin elektrik verildiği tarafına (primer) 5 sarım, diğer tarafa (sekonder) 50 sarım yapılırsa akım 10 kat artar. Tam tersinde 10 kat azalır.

 

 

 

Potansiyometre Nedir?
Potansiyometre bir çeşit özel dirençtir. Genellikle televizyon ve radyo gibi cihazların sesini yükseltmede kullanılır. Transistoru açık veya kapalı duruma getirmek amacıyla gerilimi ayarlamaya yarar. Çubuğu vardır ve çevirerek istediğiniz ayara getirirsiniz.

 

Trimpot (trim, trimer direnç)

Direnç değerinin nadiren değişmesinin gerektiği devrelerde kullanılan elemandır. Yapı olarak potansiyometrelere benzer. Direnç değerleri düz ya da yıldız uçlu tornavidayla değiştirilebilir. Şekilde trimpot sembolleri ve trimpot örnekleri verilmiştir.


Elektronik Devre Elemanları ve Sembolleri

Elektronikle uğraşan kişilerin çalışmalarında başarılı olabilmeleri için  öncelikle bilmesi gereken en önemli konu devrelerde kullanılan elemanlar ve görevleridir.

     Elektronik Devre Elemanları 2'ye ayrılır.

  1. Pasif Devre Elemanları
  • Dirençler
  • Kondansatörler
  • Bobinler

    2. Aktif Devre Elemanları

  • Diyotlar
  • Transistörler
  • Entegre Devreler

Elektronik Devre Elemanları ve Sembolleri

Elektronik te kullanılan devre elemanlarının projelerde ve devre şemalarında  herkes tarafından anlaşılabilmesi için "sembollerle" gösterim yapılır. En çok kullandığımız bazı elektronik devre elemanların sembolleri aşağıda gösterilmiştir.

Direnç ve Çeşitleri

 

Diyot,Ampul,Motor ve Bobin

 

Mikrofon,Buzzer,Hoparlör,Entegre ve Sigorta

 

Tristör-Batarya-Led Diyot

 

Elektrolitik Kondansatör-Mercimek Kondansatör-NPN ve PNP Transistör

 

Switch Çeşitleri

 

Devre Elemanlarının görevleri

   

 
   

batarya

Güç Kaynağı enerji üreteci anlamına gelmektedir.Elektronik de kullanacağımız enerji  elektrik enerjisi (DC) olacaktır. .

direnç

Direnç kelimesi, genel anlamda, "bir güce karşı olan direnme" olarak tanımlana bilir. Elektrik ve elektronikte direnç, iki ucu arasına gerilim uygulanan bir maddenin akıma karşı gösterdiği direnme özelliğidir. Kısaca; elektrik akımına gösterilen zorluğa DİRENÇ denir. Direnç"R" veya "r" harfi ile gösterilir, birimi ohm (Ω) dur. .

ayarlı dirençler

Ayarlı dirençler, direnç değerinde duruma göre değişiklik yapılması veya istenilen bir değere ayarlanması gereken devrelerde kullanılırlar.
Karbon, telli ve kalın film yapıda olanları vardır. 

LDR

LDR, üzerlerine gelen ışığın şiddetine göre direnç değerleri değişen devre elemanlarıdır. Işığın şiddetine göre ters orantılı olarak direnç değeri değişir.

PTC ve NTC

Termistörde bir direnç çeşidi olup çevre ısısına göre direnç değeri değişen devre elemanlarıdır.

Termistörler sıcaklık sabitine göre ikiye ayrılırlar:
  1. Pozitif sıcaklık sabitine sahip dirençler (PTC)
  2. Negatif sıcaklık sabitine sahip dirençler (NTC)

 

1. PTC Dirençler

Pozitif sıcaklık sabitine (PTC) sahip dirençler ısındığı zaman, direnç değeri büyür. Metaller, özellikle de baryum titamat ve fungsten bu özelliğe sahiptir. Çok değişik kullanım alanları vardır.

Örneğin: Röleye paralel bağlanan PTC direnç rölenin gecikmeli çekmesini sağlar. Florasan lambalarda da starter yerine PTC direnç kullanılabilmektedir.

2. NTC Dirençler

NTC dirençler, ısındığı zaman direnç değerleri düşer, Germanyum, Silikon, ve metal oksitler gibi maddelerden üretilir. ..

    

Diyot

Diyotlar, yalnızca bir yönde akım geçiren devre elemanıdır.Diğer bir deyimle, bir yöndeki dirençleri ihmal edilebilecek kadar küçük, öbür yöndeki dirençleri ise çok büyük olan elemanlardır. Direncin küçük olduğu yöne "doğru yön" ,büyük olduğu yöne "ters yön" denir.

Kondansatör

Alternatif akım devrelerinde, elektrik yükünü biriktirmek, kapasitif reaktans sağlamak amacıyla kullanılan gereç.Temelde bir ince yalıtkan ile birbirinden ayrılmış iki iletken levhadan oluşan aygıt.

Bir kondansatörun elektrik yükü taşıyabilme yeteneği yani,kapasitesi C ile gösterilir ve levhalarda birikmiş elektrik yükünün (Q =Coulomb ) levhalar arasındaki potansiyel farkına ( V = volt ) oranına eşittir.

transistor

Tansistörler PNP ve NPN transistörler olarak iki türe ayrılırlar. NPN transistörler N, P ve N yarı iletken maddelerin birleşmesinden, PNP transistörler ise P, N ve P yarı iletken maddelerinin birleşmesinden meydana gelmişlerdir. Ortada kalan yarı iletken madde diğerlerine göre çok incedir. Transistörde her yalı iletken maddeden dışarı bir uç çıkartılmıştır. Bu uçlara "Kollektör, Beyz ve Emiter" isimlerini veriyoruz. Transistör beyz ve emiter uçlarına verilen küçük çaptaki akımlarla kollektör ile emiter uçları arasından geçen akımları kontrol ederler. Beyz ile emiter arasına verilen akımın yaklaşık %1 'i beyz üzerinden geri kalanı ise kollektör üzerinden devresini tamamlar. Transistörler genel olarak yükseltme işlemi yaparlar. Transistörlerin katalog değerlerinde bu yükseltme kat sayıları bulunmaktadır. Bu yükseltme katsayısının birimi ise "Beta" 'dır. 

Bobin

Bobin yalıtkan bir makra üzerine belirli sayıda bakır telerin sarılması suretiyle elde edilen elektronik devre elemanıdır.

Bilindiği gibi bir iletkenden akım geçirildiğinde, iletken etrafında bir magnetik alan oluşur. Bu alan kağıt üzerinde daireler şeklindeki kuvvet çizgileri ile sembolize edilir.

 

    Bir bobinden AC akım geçirildiğinde, bobin sargılarını çevreleyen bir magnetik alan oluşur.Akım büyüyüp küçülüşüne ve yön değiştirmesine bağlı olarak bobinden geçen kuvvet çizgileri çoğalıp azalır ve yön değiştirir.

 

    Bobine bir DC gerilim uygulanırsa, magnetik alan meydana gelmeyip bobin devrede bir direnç özelliği gösterir.

Röle

Röle başka elektrik devrelerin açılıp kapanmasını sağlayan üzerinden akım geçtiği zaman çalışan elektromanyetik devre elemanlarıdır.

Buzzer

Buzzer, küçük gerilim değerlerinde çalışarak TİZ sesler çıkarma özellğine sahip olan ve bir bobinde ani akım değişimleri meydana getirerek zayıf titreşimler elde edilmesini sağlar

555

555 zamanlayıcı entegresinin görevi "kare dalga" üretmektir. Sadece kare dalga üretmesine bakmayın Elektronik dünyasının vazgeçilmez bir malzemesidir.

Motor

Motor elektrik enerjisini hareket enerjisine çeviren elektro-mekanik bir cihazdır.

Hoparlör

Hoparlör elektrik enerjisini ses enerjisine çeviren bir cihazdır.

mikrofon

Mikrofon ise hoparlörün tersine ses dalgalarını elektrik enerjisine çeviren elektronik devre elemanıdır.

sigorta

Elektrik devre elemanların korunması can ve mal güvenliğini sağlamak için kullanılan devre elemanlarıdır.

Bobin Nedir ?

dart.gifBOBİN NEDİR?

Bobin bir iletken telin üst üste ya da yanyana sarılması ile üretilen devre elemanıdır. Bobinin birimi henry (H), simgesi ise L dir.

Bobine AC akım uygulandığında, akımın yönü sürekli değiştiğinden dolayı bobin etrafında bir manyetik alan oluşur. Bu manyetik alan akıma karşı ek bir direnç gösterdiğinden, AC devrelerde bobinin akıma gösterdiği direnç artar. DC devrelerde ise bobinin akıma karşı gösterdiği direnç, sadece bobinin üretildiği metalden kaynaklanan omik dirençtir. 

Bobinlerin üzerine sarıldığı kısma makara, mandren ya da karkas, iletken mandren üzerinde bir tur yapışına ise spir, tur ya da sarım denir. Bobin sarımlarında genellikle üzeri vernikli (izoleli) bakır tel kullanılır.

İndüktans, bobinin kendi kendini etkileme derecesidir. İndüktans birimi henry 'dir. Bir henry, bobin üzerinden geçen 1 A değerindeki AC akımın 1 saniyedeki değişimi, 1 voltluk zıt elektromotor kuvveti (EMK) oluşturuyorsa bu bobinin indüktansına karşılık gelen miktardır. Henry, indüktans değeri bakımında çok yüksek bir değere karşılık geldiği için uygulamalarda çoğunlukla henry 'nin ast katları kullanılır.

1 H = 1000 milihenry = 1000000 mikrohenry

Bobinler ile kondansatörler arasındaki benzerlik her iki devre elemanının da elektrik enerjisini harcamayan reaktif devre elemanları olmalarıdır. Kondansatörlerin elektrik yüklerini depolayabildikleri gibi, bobinler de elektrik enerjisini kısa süreliğine manyetik alan olarak depo ederler. Bu iki devre elemanı arasındaki önemli fark ise; kondansatörler devreye bağlıyken gerilimi geri bırakırken (faz farkı), bobinlerin gerilimi ileri kaydırmasıdır. Bobin ve kondansatörlerin gerilim ve akım arasında yarattığı faz farkı uygulamalarde farklı şekillerde fayda ve zararlara neden olur.


point.gifBobinlerde Zıt Elektromotor Kuvveti (EMK)

Bobine AC akım uygulandığında bobin etrafında oluşan farklı yönlerdeki manyetik alanların bobin üzerinde iki etkisi olur. 

İlk etki, uygulanan AC akımın değerinin sıfırdan maksimum değere doğru artışı sırasında bobinin manyetik alanının kendisini oluşturan kuvvete karşı koyup bu akımı azaltmaya çalışmasıdır. İkinci etki ise AC akım değeri maksimum değerden sıfıra doğru azalırken, bu kez bobinin manyetik alanının kendisi üzerinde gerilim oluşturarak (indükleyerek) akımın azalışını yavaşlatmaya çalışmasıdır.

Bu ikinci etki sırasında bobinin manyetik alanının kendisi üzerinde oluşturduğu gerilime zıt EMK adı verilir. Bobinler zıt EMK ile akımın geçişini geciktirir ve AC özellikli akımların 90 derece geri kalmasına neden olurlar.

point.gifBobin İndüktansını Etkileyen Faktörler

Bobinlerde sarım sayısı, nüvenin cinsi, tel kesiti, sarımlar arası aralık, sargı katı sayısı, bobinin biçimi, bobin çapı, sargı tipi ve uygulanan AC akımın frekansı gibi faktörler indüktans değerini değiştiren faktörlerdir.

point.gifBobinlerin AC ve DC Akım Karşısında Davranışları

Bir bobine DC akım uygulandığında indüktif bir akım oluşmaz, sadece sabit bir manyetik alan oluşur ve bu alana yaklaştırılan demir, nikel, kobalt gibi maddeler bobin tarafından çekilir. İçinde nüve bulunmayan bobinlerin çekim gücü az olur. 

DC akımın aksine bobine AC akım uygulandığında, sarım etrafında oluşan farklı manyetik alanlardan dolayı akım dolanımına engel olan bir etki ortaya çıkar. Bobinin indüktansına bağlı olarak değişen karşı koyma şiddetine indüktif reaktans denir.


point.gifBobin Çeşitleri

Pastel_bullet.gifHava Nüveli Bobinler
 

Hava nüveli bobinler genellikle yüksek frekanslı devrelerde kullanılan bobinlerdir. Devreye bağlı hava nüveli bobinlerin indüktans değerleri el sürerek pozisyon değiştirilmesi ile bile değişebilir ve bu değişim devrenin çalışmasını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle bazı devrelerde hava nüveli bobinleri bu tip mekanik etkilerden korumak amacıyla bobin üzerine silikon benzeri maddeler kaplanır. 

Pastel_bullet.gifFerrit (Ferit) Nüveli Bobinler

Ferrit nüveli bobinlerde nüve demir, nikel, kobalt, alüminyum, bakır ve bazı katkı maddelerinin bir araya gelmesi ile üretilir. Ferrit nüveli radyo frekans bobinleri genellikle bobin spirleri arasındaki kaçak kapasiteyi azaltan petek sargı şeklinde sarılır. Bu tip nüvelerde az bir iletken ile istenilen değerde bobin üretimi mümkün olur. Pirinç ve alüminyumdan yapılan nüveler manyetik kuvvet çizgilerine karşı yüksek kuvvet gösterip indüktansı düşürürken, ferrit nüveler indüktansı arttırır. 

Pastel_bullet.gifDemir Nüveli Bobinler 

Bir diğer adı da şok bobini olan demir nüveli bobinler genellikle filtreleme ve ses frekans devrelerinde kullanılır. 

Pastel_bullet.gifSac Nüveli Bobinler 

Bu tip bobinlerin birer yüzleri transformatör, balast, AC motor, kontaktör gibi yerlerde fuko akımlarının etkisini azaltmak için saclardan yapılmıştır. 

Pastel_bullet.gifNüvesi Hareketli Bobinler 

Nüvesi hareketli bobinlerde nüvenin hareketi ile bobinin manyetik alanı ve buna bağlı olarak da indüktansı değiştirilebilir.
 

 


Pastel_bullet.gifSargı Ayarlı Bobinler (Varyometre) 

 

Sargı ayarlı bobinlerde bobinin üzerinde sürtünen bir tırnak ile bobinin değeri ayarlanabilir. 

Pastel_bullet.gifKademeli Bobinler 

Kademeli bobinlerde bobinden alınan uçların çok konumlu bir anahtara bağlanması ile farklı indüktanslar elde edilir.

Bobin

 

İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıta Bobin (Makara) denir.

 

 

İçindekiler

 

Elektromanyetik bobinler

Tipik trafo sarımları

Bir elektromanyetik bobin (ya da kısaca "bobin") bir endüktans ya da elektromıknatıs oluşturacak şekilde bir nüve üzerine sarılmış bir iletkenden (genellikle yalıtılmış bakır tel) oluşur. Telin bir döngüsü genellikle sarım olarak adlandırılır ve bobin bir ya da daha fazla sarımdan meydana gelir. Elektronik devre lerde kullanılması için bobine elektriksel bağlantı terminalleri eklenebilmektedir. İlave elektriksel yalıtım sağlamak ve sarımları sabitlemek için bobinler vernikle kaplanır ya da yalıtkan bant ile sarılır. Elektriksel bağlantıları ile birlikte tamamlanmış bobin sıklıkla sargı olarak adlandırılır. Primer sargı ve sekonder sargı dan oluşan ve hareketli parça kullanılmadan bir elektriksel devreden diğerine elektromanyetik indüklenme yoluyla enerji transferi için kullanılan gerece transformatör (ya da kısaca "trafo") denir. Bazı trafolarda primer ve sekonder sargılara ilave olarak konulan üçüncü sargıya reaksiyon bobini denir. Elektriksel bağlantı terminalleri yalıtılmış iletken soyularak açılmış iletken noktalardır ve dış dünyaya giden elektriksel bağlantılar bu noktalardan yapılır. Büyük bobin çapı için öz indüklenme daha fazla olduğundan kalın bir telde elektrik akımı iletkenin içinden akma eğilimindedir. Bakırın ideal kullanımı metal yapraklar ile sağlanır. Bu zaman zaman spiral yapıların daha iyi bir alternatif olduğu anlamına gelir. Çok katmanlı bobinlerde katmanlar arası kapasitans sorunu olduğundan birden fazla katman gerektiğinde bobin şekli radikal olarak değiştirilmelidir. Bu durumda birden çok katmanlı kısa bobin tipi kullanılarak ardışık katmanlar arasındaki gerilim daha düşürülmeye çalışılır (daha spiralsi bir yapı).

Analiz

Tek-katmanlı, nüvesi hava olan bir bobinin indüktansı aşağıdaki basitleştirilmiş formülle belli bir hassasiyete kadar hesaplanılabilir:

Burada, Henri [µH] (mikrohenri) indüktans birimini, R bobin yarıçapını (iletkenin merkezinden inç olarak ölçülen ), N sarım sayısını, L ise inç olarak bobin uzunluğunu simgeler.

Coil Inductance Calculator bağlantısından bu formül kullanılarak herhangi bir bobinin indüktansı online olarak hesaplanabilir. Daha fazla hassasiyet gerektiren indüktansı hesapları için daha fazla kompleks hesaplama yöntemleri gereklidir.

Not: Bobin ferrit bir nüveye ya da başka bir metalik malzemeye sarılmış ise yukarıdaki formül kullanılamaz.

Bobin çeşitleri

Aşağıda çok kullanılan bazı bobin çeşitleri örnek olarak verilmiştir:

  • Çift Telli Bobin birbirine paralel iki adet sargıdan oluşur.
  • Barker Bobini düşük alan şiddetli Manyetik rezonans görüntüleme 'de kullanılır.
  • Balun bobinler iletim hatlarında kullanılan transformatör bobinleridir.
  • Braunbeck Bobini jeomanyetik araştırmalarda kullanılır.
  • Antimanyetizma Bobini bir cisim üzerindeki Mıknatıslanma etkisini sönümlendirmek için kullanılır.
  • Şok Bobini (ya da şoklama bobini) alternatif akımı bloke edip doğru akımı geçirmek için kullanılır.
  • Yassı Bobin ince elektrik motorlarında kullanılır.
  • Garrett Bobini metal dedektörlerinde kullanılır.
  • Helmholtz Bobini düzenli manyetik alan üreteci olarak kullanılır.
  • Hibrit Bobin üç sargıdan oluşan bir çeşit transformatördür.
  • İndüksiyon Bobini içten yanmalı motorlarda ateşleme sistemi olarak kullanılır.
  • Yükleme Bobini, elektronikte, indüktansını yükseltmek amacıyla bir devrenin içine yarleştirilen indüktördür. Eskiden Pupin bobini olarak adlandırılmaktaydı.
  • Çok bobinli mıknatıs birden fazla bobinin paralel olarak bağlanmasıyla yapılan bir çeşit elektromıknatıstır.
  • Maxwell Bobini sabit manyetik alan üreten bir cihazdır.
  • Mikro Bobin güvenlik cihazlarında kullanılır.
  • Oudin Bobini bir çeşit deşarj bobinidir.
  • Çokfazlı Bobinler jeneratör ya da motor gibi çok fazlı sistemlerde bir arada kullanılır.
  • Röle Bobini rölenin içinde mekanizmayı tetikleyen bakır sargılı bölümdür.
  • Tekrarlama Bobini bir çeşit ses-frekans çevirici trafosudur.
  • Rogowski Bobini alternatif akımı ölçmekte kullanılır.
  • Rook Bobini kristal setlerinde kullanılan yüksek Q dalga faktörlü silindirik bobinlerdir.
  • Tekli Bobin elektrikli gitarlarda kullanılan bir tip bobindir.
  • Solenoid genellikle enerjiyi doğrusal harekete çevirmekte kullanılan kablolu bobin tabanlı bir mekanik cihazdır. Ayrıca dairesel hareketli tipleri de bulunmaktadır.
  • Örümcek bobin kristal setlerinde kullanılan yüksek Q dalga faktörlü, görünüm olarak örümcek ağını andıran yassı bir bobindir.
  • Telefon kordonu kullanıldığında maximum uzunluğa izin veren, kullanılmadığında ise minimum uzunlukta olacak şekilde bobin benzeri tasarlanmıştır.
  • Tesla bobini radyo frekanslarında çok yüksek gerilim üretebilen rezonant trafo yapısında deşarj bobinleridir.
  • Evrensel bobin ya da İkili Lateral bobin yüksek gerilim uygulamalarında kullanılan kendinden beslemeli bir tür bobindir.
  • Ses Bobini hoparlörün hareketli konisinin içinde kullanılır.

Elektromanyetik cihazlar dünyasında diğer pek çok bobin tipi de kullanılmaktadır. Bobin tabancası manyetik kabuğu çok yüksek hızlara çıkartmakta kullanılan bir seri elektromanyetik bobinden oluşan bir tür toptur. Elektrik ampulünün oldukça uzun olan filamanı küçük bir alana sığdırılabilmesi için sarmal bobin şeklinde tasarlanmıştır.

 

 

Elektronik Devre Elemanları ve Görevleri

Günümüzde elektronikte yaşanan gelişmeler ve değişimler gündelik hayatı da etkilemektedir. Bu etkileşim genellikle olumlu yönde yaşansa da bazen olumsuzluklar da olabilmektedir. Ancak bizim için önemli olan teknolojinin insan hayatına artı bir değer katması ve bu değeri diri tutması olduğu söylenebilir. Elektroniğin bu denli yayılması sonucunda çoğu kimsede elektronik ürünlere karşı farkındalık meydana gelmiştir. Bu yazımızla beraber insanlarda oluşan bu merak duygusunun giderilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda elektroniğin temelleri konusuna değinmek gerekecektir.

İlk olarak kısaca elektroniğin tanımını yapmak faydalı olacaktır. Elektronik, elektriğin kullanılmasıyla bilgi işlemeye, taşımaya ya da depolamaya yarayan elemanları ve sistemleri incelenmesini sağlayan bir bilim dalıdır. Yazımızın konusu gereği şimdilik bu tanım yeterli olacaktır. Çünkü şu an bizim içinelektronik devre elemanları ve görevleri hakkında bilgi sahibi olmamız gerekmektedir. Burada bir noktaya da temas etmek gerekirse elektrik devre elemanları ve görevleri de konumuz içerisinde aktarılmış olacaktır.

Elektronik Devre Elemanları ve Sembolleri

Bu yazımızla birlikte elektrik elektroniğin temelleri konusunda yeterli seviyede bilgi sahibi olacaksınız. Böylelikledevre tasarım aşamasından tutun elektronik devre şemaları dahil olmak üzere her türlü elektronik devre projeleri için yeterli bilgi seviyesine sahip olacaksınız. O zaman hiç vakit kaybetmeden konumuzu hızlandıralım.

Elektronik devre elemanlarını maddeler halinde aktarırsak daha faydalı olacaktır.

  1. Direnç : Elektrik elektronikle uğraşanlar için dirençler vazgeçilmez elemanlardır. Anlam olarak bir güce karşı direnmeyi ifade eden direnç, elektrik - elektronikte iki ucu arasına gerilim verilen bir maddenin akıma karşı gösterdiği zorluk olarak açıklanır. Daha yalın bir anlatımla elektrik akımına karşı gösterilen zorluk direnç adını alır. ‘R’ ya da ‘r’ harfleri ile gösterilir ve birimi OHM (Ω) olarak belirlenmiştir. Aşağıdaki gibi sembolize edilebilir:

 

 

  1. Kondansatör : İki iletken levhanın yalıtkan bir ortamda yan yana gelmesi sonucu meydana gelen devre elemanıdır. Devredeki gerilim değerine göre kapasitesi ortaya çıkmaktadır. Elektrik yüklerini kısa süre için depolayabilen devre elemanıdır. ‘C’ harfi ile gösterilen kondansatörün birimi Farad (F) olarak ifade edilir. Aşağıdaki gibi gösterimlere sahiptir:

 

 

  1. Bobin : Yapısı iletken maddedir. Kullanıldıkları devrede elektromanyetik özelliklerini ortaya çıkarırlar. Yalıtkan bir makara üzerine belli sayıda bakır tel sarılarak oluşturulan bobinden AC akım geçerse üzerinde manyetik alan oluşturur, eğer DC akım geçerse bobin direnç özelliği göstermektedir. ‘ L’ harfi ile gösterilen bobinin birimi Henry (H) olarak ifade edilir. Sembolü ise aşağıda gösterildiği gibidir:

 

 

  1. Diyot : Elektrik akımını tek yönlü olarak ileten devre elemanıdır. Anot ve katot olmak üzere iki kutupludur. N tipi ve P tipi maddelerinin birleşiminden oluşur.

 

                    Diyot'un  bir devre içinde kullanılışı

 

  1. Transistör : Yan yana getirilen iki tane P-N diyottan meydana getirilmiştir. Girişine uygulanan sinyali yükseltir, böylece akım ve gerilim kazancı sağlanmış olur. Gerekli durumlarda anahtarlama elemanı olarak da kullanılabilmektedir. Üç kutupludur. Kutupları Beyz (B), Emiter (E) ve Kollektör (C) olarak ifade edilir.

 

 

  1. Tristör : Güç elektroniğinde hızlı anahtarlamada kullanılırlar. Dört tane yarı iletken maddenin birleştirilmesiyle oluşur. SCR (Silicon Controlled Rectifiers - Silikon Kontrollü Doğrultucu) olarak da bilinen tristörlerin yapısı birbirini izleyen P tipi ve N tipi 4 tane yarı iletken tabakadan oluşmaktadır.

 

 

  1. Transformatör : Diğer adıyla trafo AC sistemlerde gerilim seviyesini frekans değişimi olmadan manyetik indüksiyon yöntemi ile dönüştürmeye yarar. Hareketli parçası olmayan bir elektrik makinesi olarak ifade edilebilir. Devre sembolleri aşağıdaki gibidir:

 

 

Elektronik Devre Elemanları Sağlamlık Kontrolü Nasıl Yapılır?

Elektronik devre elemanlarının sağlamlık kontrolleri için bazı cihazlar bulunmaktadır. Bunlar Ohmmetre, Voltmetre, Ampermetre ve günümüzde hepsini bir arada toplayan Multimetre ölçüm cihazlarıdır. Bu cihazlar ile direnç, kondansatör ve transistör gibi elektronik elemanların sağlam olup olmadığı ve değerleri kontrol edilebilir.

Elektronik Teknoloji

Elektronik devre elemanları ve görevleri konusu kapsamında elektronik devreler oluşturulurken genellikle kullanılan elemanlar ve devre sembolleri için kısa bir tanıtım yapılmıştır. Burada aktarılan bilgiler haricinde yapacağınız araştırmalarla birlikte elektronik konusundaki bilgi birikiminizi daha da artırabileceksiniz. Böylece teknolojinin temel yapı taşlarını oluşturan devre elemanlarını yakından tanıma fırsatınız olacaktır.

Elektronik devre elemanları

Elektrik devresi ve Elektronik devre elemanları

Elektrik devresi : Direnç,kondansatör,iletim hatları,güç kaynağı gibi çeşitli devre elemanlarının bir araya gelerek oluşturduğu devrelere verilen isimdir.

Ampermetre: Bir elektrik devresinden geçen elektrik akımının şiddetini ölçen alettir. Devreye seri bağlanır

Voltmetre: Devrenin herhangi iki noktası arasındaki potansiyel farkını (gerilimi) ölçmek için kullanılan araç. Voltmetre, potansiyel farkı ölçülecek iki nokta arasına paralel bağlanır.

Multimetre: Akım,voltaj(gerilim) ve direnç değerlerini ölçmeyi sağlayan alete denir.

Üreteç: Elektrikli devrede kullanılan pil,akümülatör,batarya ,güç kaynağı gibi elektrik kaynaklarına denir.

Direnç: Direnç, elektrik akımının akışına direnç gösteren, bu esnada Ohm kanununa göre uçları arasında gerilim düşümüne sebep olan devre elemanıdır.

Anahtar: Devreden geçen akımın kesilmesini veya açılmasını sağlayan devre elemanıdır.

Batarya: Devreye birden fazla üreteç bağlanmasına batarya denir.

Bağlantı Kablosu: Devredeki elemanlar arasındaki bağlantıyı sağlayan, iletken madenlerden (Bakır, demir, gümüş, altın vb.) yapılan tele denir.

Yarı iletkenli elektronik devre elemanları

  • Diyot
  • Zener Diyot
  • Tünel Diyot
  • Varikap diyot
  • Şotki (Schottky) Diyot
  • Led Diyot
  • İnfraruj Led
  • Foto Diyot
  • Optokuplörler
  • Transistör
  • Triyak
  • Kondansatör
  • Diyak

 

 

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM: +90  05366063183 - Turkiye / Denizli