Elektrik, elektrik yüklerinin varlığıyla ve akışıyla ilgilenen fiziksel
olguların bütünüdür. Elektriğin birçok alanda gözle görülebilir çeşitli etkileri
vardır. Bunlara örnek olarak yıldırım, statik elektrik, elektromanyetik
ürünlenim ve elektrik akımı verilebilir. Bunlara ek olarak, elektrik radyo
dalgalarının oluşumunu sağlayan ve var eden
elektromanyetik radyasyon ile ilgilidir.
Elektrikteki yükler, yine diğer yükler üzerine etki gösteren bir
elektromanyetik alan üretirler. Elektriğin ortaya çıkışının ardında
birçok fiziksel nicelik yatar:
elektrik yükü:
Atom altı parçacıkların, elektromanyetik etkileşimlerini belirleyen bir
özelliktir. Elektriksel olarak yüklenmiş bir madde, elektromanyetik
alanlara etkir veya onlardan etkilenir.
elektrik alan (bakınız:
elektrostatik):
Bir elektrik yükünün hareket etmemesi halinde bile dışarıya verebildiği
elektromanyetik alanı niteler (örneğin, ortada herhangi bir elektrik
akımının olmaması). Elektrik alan, çevresindeki diğer yükleri kendisine
doğru çeken bir kuvvet üretir.
elektrik potansiyeli: Bir elektrik alanın, herhangi bir elektrik yükü üzerindeki iş yaptırabilme kapasitesine denir. Volt değeri ile ölçülür.
elektrik akımı: Elektriksel olarak yüklenmiş parçacıkların hareketine veya akışına verilen isimdir. Amper değeri ile ölçülür.
elektromıknatıslar:
hareket eden yükler, manyetik alan oluştururlar. Elektrik akımı
manyetik alan üretir, ve aynı şekilde değişen manyetik alanlar da
elektrik akımı üretiler.
On yedinci ve on sekizinci yüzyıllara kadar teorik olarak anlaşılması
zor olmasına rağmen elektriğin varlığının üzerinde geçmişten süregelen
çalışmalar mevcuttur. Bu teorik anlama olayının üzerinden geçen sürede
bile elektriğin pratik olarak uygulama alanları kısıtlıydı. On dokuzuncu
yüzyılın sonlarına doğru elektriğin, mühendislerce endüstriyel ve
tüketici kullanıma uyarlanmasıyla pratikte kullanımı yaygınlaşmıştır.
Elektriğin bu olağanüstü sayıda çeşitlilikte varlık göstermesi, onu
birçok uygulamada kullanım imkanını da sunar. Bunlara örnek olarak
ulaşım, ısınma, aydınlatma, iletişim teknolojileri ve bilişim
teknolojileri verilebilir. Elektriksel güç ise bugünkü modern
endüstriyel alanların iskeletini oluşturmaktadır.[1]
Henüz elektrikle ilgili hiçbir bilginin var olmadığı yıllarda, insanlar
sadece elektrik balığının çarpma etkisinden haberdarlardı. MÖ 2750 yılından
kalan Eski Mısır yazılarında bu balığa "Nilin Gökgürültüsü" (Ing."Thunderer of
the Nile") şeklinde değinilmekte ve diğer balıkların "koruyucusu" olarak tasfir
edilmektedir. Elektrik balığı, 1000 yıl kadar sonra eski Yunan, Romalı ve Arap
doğa bilimciler ve hekimler tarafından tekrar rapor edilmiştir. Birkaç antik
zaman yazarı, örneğin; Pliny the Elder ve Scribonius Largus, kedi balığı ve
torpil balığı tarafından yayılan elektrik şoklarının uyuşturma etkisini
doğrulamışlardı ve bu elektik şoklarının iletken bir nesne içinde yolculuk
yapabileceğinden haberdarlardı. Gut hastalığı ve baş ağrısı gibi hastalıklardan
muzdarip olan hastalardan elektrik balıklarına dokunmaları istenilir ve
alacakları elektrik şokunun etkisinin hastalıklarına çare olacağına inanılırdı.
Şimşek ve başka bir kaynaktan gelen elektriğin keşfine dair tarihteki en eski ve
gerçeğe en yakın yaklaşım, 15. yüzyılda şimşek kelimesini (Arapçada "raad")
torpil balığı için kullanan Araplara dayandırılır.[2]
Akdeniz etrafındaki eski kültürler, kehribar kamışı gibi bazı objelerin kedi
kürkü ile ovulduktan sonra tüy gibi hafif nesneleri çekebileceğini biliyorlardı.
Miletus'un (Aydın'ın Söke ilçesinde eski bir yerleşim) Thales'i (Tarihte
elektrikle ilgilendiği bilinen en eski araştırmacı) , MÖ. 600 yılları civarında
bir dizi gözlemlerde bulunmuştu ve sürtünmenin manyetit gibi ovulmaya ihtiyacı
olmayan minerallerin aksine, kehribar maddesini manyetik duruma getirdiğine
inanıyordu. Thales'in çekimin manyetik etkiden kaynaklandığına dair inancı
yanlıştı ancak ilerleyen zamanlarda bilim, manyetizma ve elektrik arasında bir
bağlantı olduğunu kanıtlayacaktı.[2]
Yüzyıllar sonra, 1752'de, Benjamin Franklin elektrik üzerine yoğun deneyler
gerçekleştirmiş ve kendi mallarını satarak elde ettiği geliri bu deneyler için
kullanmıştır. Yıldırım ile dural elektrik (statik elektrik) arasındaki bağı
tanınmış uçurtma deneyi ile incelemiştir. Metal bir anahtarı uçurtmanın alt
tarafındaki ıslatılmış sicime bağlayarak, fırtınalı bir günde uçurmayı
denemiştir. Birbiri ardına dizilen kıvılcımlar metal anahtar üzerinden eline
doğru hareket etmistir ve bu da şimşeğin gerçekten de elektrikle ilgili olduğunu
göstermiştir.[2]
Bilimsel toplulukta elektriğin tekrar ilgi odağı olması ile, Luigi Galvani
(1737-1798), Alessandro Volta (1745-1827), Michael Faraday (1791-1867), André-Marie
Ampère (1775-1836), ve Georg Simon Ohm (1789-1854) un da aralarında bulunduğu
bazı bilim adamları, elektrik alanında önemli katkılarda bulunmuşlardır. 1791 de
Luigi Galvani, elektriğin sinir hücrelerinden kaslara sinyal geçmesini sağlayan
bir materyal olduğunu gösteren biyoelektrikle ilgili keşfini yayınlamıştır. 1800
lerde ise Alessandro Volta "Voltaik Pili" bulmuştur.[2]
19. ve 20. yüzyılların sonunda ise, elektrik mühendisliği tarihinin en önemli
isimlerinden bazıları belirmiştir: Nikola Tesla, Samuel Morse, Antonio Meucci,
Thomas Edison, George Westinghouse, Werner von Siemens, Charles Steinmetz ve
Alexander Graham Bell. Eski Yunan düşünür Miletli Thales MÖ yaklaşık 600
yılında, bir kürk parçasını sürtünen kehribarın saman çöpü, kuş tüyü gibi hafif
cisimleri çektiğini bulmuştu. Bu nedenle birçok dile yerleşmiş olan elektrik
terimi ’’Amper’’ anlamındaki yunanca ‘’elektron’’ sözcüğünden
türetilmiştir.
Elektriksel yük
Kütle gibi, elektriksel yük de soyut bir özellik olup, fizikçiler
tarafından maddenin davranışlarını tanımlamak için kullanılır. Bir diğer
deyişle, hiç kimse doğrudan bir elektriksel yük görmemiştir, ancak bazı
parçacıkları inceleyerek benzerliklerin varlığı saptanmıştır.
Kütlenin tersine, biri diğerinin tersi davranışlar sergileyen iki tür
elektriksel yükten söz edilir, ve uzlaşımsal (konvansiyonel) olarak, artı (veya pozitif) ve eksi (veya negatif) diye adlandırılırlar.
farklı türden iki yük ise birbirini çeker
aynı türden iki yük ise birbirini iter
Eşit miktarda artı ve eksi yüke sahip parçacıklar ise, biri diğerini elediğinden, yüksüz veya nötr olarak adlandırılırlar. Parçacıklar arasındaki bu gücün nicel değerlendirilmesi ise Coulomb yasası ile hesaplanmaktadır.
Elektrik alanı
Michael Faraday, elektrikli motor teknolojisinin temelini oluşturduğu bir fotoğraf
Elektrik alanı kavramı ilk kez Michael Faraday tarafından kullanılmıştır.
Kütlelere etki eden yerçekimi gücü gibi elektrik alanı gücü de elektrik
yüklerine etki etmektedir. Ancak aralarında birkaç farklılık söz konusudur.
Yerçekimi gücü ancak nesnelerin kütlelerine bağlıyken, elektik alanı gücü bu
nesnelerin elektrik yüklerine bağlıdır. Yerçekimi gücü iki kütleyi her zaman
yaklaştırmaya uğraşırken, elektrik alanı gücü, söz konusu yüklerin
türüne göre, nesneleri yaklaştırabilir veya tam tersine
uzaklaştırabilir.
Elektriksel gerilim (potansiyel)
İki konum arasındaki elektriksel gerilim farkı, artı yüklü bir noktasal yükü bu iki konum arasında ilerletmek için (elektriksel güce karşı) üretilen iş
olarak tanımlanır. Bu iki konumdan biri sıfır gerilim noktası olarak
düşünüldüğü takdirde, çevresindeki herhangi bir konumun gerilimi,
noktasal bir yükün oraya ulaşması için gereken iş olarak tanımlanabilir.
Tek yüklerin geriliminin hesaplanabilmesi için, ikinci konumun sonsuzda
yer aldığı varsayılır. Elektriksel gerilimin ölçüm birimi volt'tur (1 volt = 1 joule/coulomb).
Bu kavram, sıcaklığa benzetilebilir. Uzayın herhangi bir konumu için
bir sıcaklık değeri söz konusudur, ve iki konum arasındaki fark ısının
hangi yön ve miktarda değiştiğini gösterir. Benzer biçimde, uzayın her
konumu elektriksel gerilim değerine sahiptir, ve iki konum arasındaki
gerilim farkı, bu kavramın arkasındaki gücün yön ve şiddetini gösterir.
Elektrik akımı
Elektrik akımı,
elektriksel yükün akışı olup, şiddeti amperdir (ampermetre ) ile ölçülür. Örnek
olarak elektriksel iletme ele alınabilir. Bu durumda,
elektronlar (eksicikler), metal tel gibi bir iletken içerisinde hareket
ederler. Veya bir diğer örnek, elektrolizdir (kıvılkesim). Bu durumda artı yüklü
atomlar sıvının içerisinde hareket ederler. Her ne kadar parçacıkların hızı
genelde yavaş olsa da, onları iten elektrik alanı (kıvıl alan)
ışık hızına yakın hızda ilerler.
Parçacıkların maddelerdeki akış ilkelerini kullanan aygıtlara elektronik
aygıtlar denir.
Düz akım , yüklerin tek yönlü hareketini tanımlarken, dalgalı akım
(alternatif akım, AC) düzenli olarak akış yönünün tersine çevirildiği akımı
tanımlar. Ohm yasası elektrik akımı ile gerilimi bağlayan önemli bir bağıntıdır.
Doğada elektrik
Her ne kadar elektriğin doğada gözle görünen hâlleri sayı olarak
sınırlı olsa da, elektrik (veya kıvıllık) doğanın en temel olguları
arasında yer alır. Mıknatıslık ile birlikte evrenimizin yapı taşları arasında sayılırlar.
Yıldırım, sürtünme ile üretilen elektriğe örnek olarak sayılabilir. Bu
sürtünme, bulutlar arasında gerçekleşip, su buharı kümelerinin elektrik yükü
edinmesine neden olur. Olağan şartlar altında, hava yalıtkan olarak işlev görür,
ve bu yük bulutlarda bulunmaya devam eder. Ancak bulutlar birikip elektrik
yükleri arttığında, havanın yapısını yerel olarak değiştirip plazmaya
dönüştürürler. Ve bu plazma aracılığı ile yüklerini yeryüzüne iletirler; sonuç
yıldırımdır.
Özdek (madde) yapısı
Özdeğin yapı taşları olan atomlar, kendi aralarında birleşip özdecikleri
(molekülleri) oluşturmaları, elektrik sayesinde gerçekleşir. Örneğin kristal ve
tuzlarda atomları elektrik bir arada tutar.mıknatıslarda zıt kutuplar yani + ile
- birbirini çeker ama + ile+ ve - ile - birbirini iter....
Ayrıca gezegenimizin de elektromıknatıssal alanı, çekirdeğinde yer alan
elektrik akımlarından doğar.
Büyük Okyanus'tan elektrik akımı üretebilen balık türü.
Hayvanlar
Birçok balık türü, kendilerini yönlendirmek, korumak ve hatta
iletişimde bulunmak amacıyla kullandıkları elektrik akımı üretebilirler.
Göreceli olarak yüksek sayılan bu gerilimi, kasa benzer yapılar ile
üretip, genelde avlarını sersemletmek için kullanırlar.Özellikle köpek
balıkları gibi kıkırdaklı balıklar baş bölgelerinde bulunan elektrik
akımına duyarlı bölgeler sayesinde avlarının yerini tespit edebilirler.
Bu duruma en iyi örnek çekiç başlı köpek balığıdır son derece geniş olan
burun bölgesinde bulunan duyarlı noktacıklar sayesinde son derece
keskin bir elektriksel algılamaya sahiptir.
İnsanlar
Aslında, çoğu canlı türü elektrik üretir, ve bu elektrik kasları hareket
ettirmek ve sinir hücreleri arasında iletişimi sağlamak için kullanılır.
Elektrik Alan ve Manyetizma
Elektriksel alan
Elektriksel alan, kıvıl alan, elektrik alan veya elektrik alanı, elektriksel
yükü veya manyetik alanı çevreleyen uzayın bir özelliği olup, içerisinde bulunan
yüklü nesnelere elektriksel güç aracılığı ile etki eder. Kavram fiziğe Michael
Faraday tarafından kazandırılmıştır.
Elektrik alan SI birimi Newton/Coulomb ya da Volt/metre olan bir vektör
alanıdır. SI temel birimleri cinsinden kg·m·s−3·A−1 olarak ifade edilir. Alanın
belli bir noktadaki büyüklüğü o noktaya konacak 1 Coulomb’luk bir test yüküne ne
kadar kuvvet uygulayacağıyla belirlenir, alanın yönü kuvvetin yönüdür. Elektrik
alan, yoğunluğunun büyüklüğü alan büyüklüğünün karesiyle doğru orantılı
elektriksel enerjiye sahiptir. Elektrik alanın yükle ilişkisi yerçekimi
ivmesinin kütleyle ilişkisinin ve kuvvet yoğunluğunun hacimle ilişkisi gibidir.
Zamana göre değişen bir elektrik alan (mesela hareketli bir yüklü parçacık
nedeniyle) yerel manyetik alana sebep olur. Bu, elektrik ve manyetik alanların
birbirinden bağımsız olmadığını gösterir; bir gözlemcinin yalnızca elektrik alan
olarak gözlemlediğini başka bir referansa göre başka bir gözlemci bir elektrik
ve manyetik alan karışımı olarak gözlemleyebilir. Bu nedenle elektrik ve
manyetik alanlardan ayrı ayrı bahsetmek yerine bu ikisi “elektromanyetizma” ya
da “elektromanyetik alan” olarak, birlikte incelenir. Kuantum mekaniğinde
elektromanyetik alandaki değişmeler foton olarak adlandırılır ve fotonun
enerjisi kuantize olmuştur.
Tanım
Elektrik alan alan içinde belli bir noktada sabit duran noktasal yüke
uygulanan, yük başına düşen kuvvet olarak tanımlanır:
F parçacık tarafından hissedilen elektriksel kuvvet, q parçacığın yükü, E
parçacığın konumundaki
elektrik alan.
Literal olarak alındığında bu denklem elektrik alanı yalnızca alanda
durağan yükler olduğunda tanımlar. Dahası, alandaki yükler elektrik alanı
değiştireceğinden, herhangi bir q yükünün varlığındaki elektrik alan o yük
olmadığında olandan daha farklı olacaktır. Fakat, verili bir yük
dağılımından kaynaklanan elektrik alan bu alanı hissedecek hiçbir parçacık
olmasa dahi tanımlıdır. Bu tanımlılık alana varsayımsal olarak yerleştirilen
test yükü
ile sağlanır. Bu sayede elektrik alan test yükü sıfıra yaklaşırken
yükün hissedeceği kuvvet ile tanımlanır:
Bu ifade elektrik alanın yalnızca kaynak yük dağılımına bağlı olmasını
sağlar.
Tanımdan anlaşılabilceği üzere elektrik alanın yönü pozitif yüklü parçacığın
hissedeceği kuvvetin yönüyle aynı, negatif yüklü parçacığın hissedeceği
kuvvetin yönünün zıttıdır. Aynı yükler birbirini çekip zıt yükler birbirini
iteceğinden (aşağıda formülü verilmiştir), pozitif yüklerin etrafındaki
alanların dışarıyı gösterdiğini ve negatif yüklerin etrafındaki alanların
içeriye doğru yöneldiğini söyleyebiliriz.
Coulomb yasasına dayanarak, uzayda tek bir noktasal yük tarafından üretilen
elektrik alanı yazabiliriz: E=1/4pi… q elektrik alanı üreten parçacığın
yükü, r elektrik alanı hesapladığımız nokta ile q yükü arasındaki uzaklık, r
q yükünden elektrik alanın hesaplandığı noktayı gösteren birim vektör,
epsilon yalıtkanlık sabiti.
Birden fazla noktasal yükün ürettiği elektrik alan yüklerin teker teker
ürettiği elektrik alanların süperpozisyonudur:
Alternatif olarak, Gauss yasası uzayda sürekli bir yük yoğunluğu dağılımının
ürettiği elektrik alanı hesaplamamızı sağlar.
ρ pozisyona bağlı olarak yük yoğunluğunu verir.
Coulomb yasası esasen elektrik yük dağılımı ile bu dağılımdan kaynaklanan
elektrik alan arasındaki ilişkiyi gösteren Gauss yasasının özel bir halidir.
Gauss yasası elektromanyetik teoriyi oluşturan dört Maxwell denklemlerinden
biridir.
Elektrik alan çizgileri
Elektrik alanını zihinde daha kolay canlandırmak
için elektrik alan çizgileri kullanılır. Elektrik alan çizgilerinin
özellikleri şunlardır:
E elektrik alan vektörü, elektrik alan çizgisine her noktada teğettir.
Alan çizgileri birbirine yakın olduğunda E büyük, uzak olduğunda küçüktür.
Alan çizgileri bir artı yükten çıkıp bir eksi yükte son bulmalıdır.
Alan çizgilerinin sayısı yük miktarıyla orantılıdır.
İki alan çizgisi birbirini kesmez.
Sabit alanlar
Her noktada aynı değere sahip olan elektrik alana sabit elektrik alan
denir.İki paralalel iletken levhaya potansiyel fark uygulanarak yaklaşık
olarak elde edilebilir.Yaklaşık
olmasanın sebebi elektrik alanın köşelerde düzenli halinden
uzaklaşmasıdır.Bu etkenleri ihmal edersek eşitlik
V levhalar arası voltaj farkı
d levhalar arası uzaklık
Bu eşitlik sadece elektrik alanın büyüklüğünü vermektedir.Elektrik alanın
yönü ise pozitif yüklü levhada negatif yüklü levhaya doğrudur.
+ yüklerin dışa doğru, – yüklerin içe doğru elektik alanı oluşturduğu, nötr
cisimlerinse alan oluşturmadığı kabul edilir.
Sabit alanlar iki paralel levhanın bir pile bağlanmasıyla elde
edilir.
Sabit alanda yüklü parçacığın hareketi
m kütleli, q yüklü bir cismi E elektrik alanına koyarsak, bu cisme kadarlık
bir net kuvvet etki eder, dolayısıyla cisim ivmeli hareket yapar.(Newton’ın
hareket yasaları) Yani cismin ivmesi
Elektrik alan çizgileri + yükten çıkıp – yüke girer.
Zamana bağlı alanlar
Elektrik alan durağan bir yük tarafından üretilebileceği gibi değişen
manyetik alanın sonucu olarak da oluşurlar. Sonuç olarak,
phi skaler elektrik potansiyeli, A manyetik vektör potansiyeli.
Aynı zamanda
vektörü manyetik debi yoğunluğunu verir. Elektrik alan denkleminin curl’ünü
alırsak,
Bu denklem Maxwell denklemlerinden biridir, Faraday-Lenz yasası olarak
bilinir.
Elektrostatik durağan yükleri çevreleyen elektrik alanların bilimiyken
manyetik alanın değişmesiyle oluşan elektrik alanlar elektrodinamik ve
elektromanyetik konusudur.
Giriş
Manyetik alan hareket eden elektrik yükleri tarafından,zamanla değişen
elektrik alanlardan veya temel parçacıklar tarafından içsel olarak üretilir.
Manyetik alan iki farklı alanı kast edebilir. Manyetik alan vektörel bir
büyüklüktür yani herhangi bir noktada yönü ve kuvveti ile tanımlanır.
Manyetik alan en genel şekilde hareket eden elektrik yüküne etki eden
Lorentz kuvveti ile tanımlanır. Manyetik alan, elektrik alan, akım ve onları
yaratan yükler arasındaki bağlantı maxwell denklemleri ile açıklanır. Özel
görelilik kuramında elektrik ve manyetik alan bir nesnenin birbiriyle
alakalı iki özelliğidir.Kuantum fiziğinde ise elektromanyetik etkileşimler
foton değişimi sonucunda oluşur. Manyetik alanın bir çok kullanımı vardır.
Dünya kendi manyetik alanını üretir ve bu manyetik alan pusulanın temel
çalışma prensibini oluşturur. Dönen manyetik
alan elektrik motorlarında ve jeneratörlerde kullanılır.Manyetik
kuvvetler bir malzeme içerisindeki yük taşıycılarının sayısı
hakkında bilgi verir(hall etkisi)
Mıknatıssal veya manyetik alan,
bir mıknatısın mıknatıssal özelliklerini gösterebildiği alandır. Mıknatısın
çevresinde oluşan çizgilere de, mıknatısın o bölgede oluşturduğu manyetik
alan çizgileri denir. Manyetik alan çizgilerinin yönü Kuzeyden (K) Güneye
doğrudur.
Pusula iğneleri manyetik alan çizgilerine paralel dururlar.
Çubukta ok yönünde akan akım (I)
çubuğun çevresinde bir manyetik alan ()
oluşturur. Bu alanın yönü sağ el kuralı ile saptanır.
Michael Faraday, araştırmaları neticesinde maddelerin, manyetik alana
tepki verdiğini ve bu tepki sonucunda etkileşimin olduğunu ortaya koydu.
Verdikleri tepkiye göre maddeleri üç grupta toplanabildiğini gösterdi;
Diyamanyetik maddeler: Zayıf bir şekilde etkilenenler; Bağıl manyetik
geçirgenlikleri µr < 1 olan bu tür maddeler, güçlü bir manyetik alana dik
şekilde kendilerini yönlendirirler. Diyamanyetizma, tek sayıda
elektronlara sahip ve tamamlanmamış içi kabuğu olmayan maddelerde görünür.
Radyum, potasyum, magnezyum, hidrojen, bakır, gümüş, altın ve su
diamanyetik gruba girerler.
Paramanyetik maddeler : Bağıl manyetik geçirgenlikleri µr>
1 olan bu tür maddeler, güçlü bir manyetik alana paralel şekilde
kendilerini yönlendirirler. Paramanyetizma çift sayıda elektronlara sahip
maddelerde görülür. Hava, alüminyum ve silisyum paramanyetik gruba girer.
Ferromanyetik maddeler: Kuvvetli bir şekilde mıknatıslardanetkilenen
maddelerdir, Demir, nikel, kobalt ve alaşımlarını içeren maddeler bu gruba
girer.
Bir mıknatısta:
Aynı işaretli kutuplar birbirini iterlerken, zıt işaretli kutuplar
birbirini çekerler.
İtme ya da çekme kuvvetleri kutup şiddeti ile doğru, aradaki uzaklığın
karesi ile ters orantılıdır.
Elektriksel yük konusundaki coulomb kuvveti gibi kutupların
birbirlerine uyguladıkları manyetik kuvvet skaler olarak birbirine eşit,
fakat zıt yönlüdür.
Bir mıkantısın ikiye bölünmesi sonucu bölünen her bir parçanın K, G biçiminde
yeniden kutuplaştığı görülür. Buradan çıkaracağımız sonuç, atomik
boyutlara inildiğinde dahi tek kutuplu mıknatıs elde edilemeyeceğidir.
Elektrik potansiyeli
Elektrik potansiyeli (veya Elektrostatik potansiyel), bir elektriksel alan
içerisindeki herhangi bir noktada birim Elektriksel yük (+1 C) başına düşen
Elektriksel potansiyel enerji'dir. Herhangi bir noktadaki elektriksel potansiyel
olarak da tanımlanır.
Skaler bir büyüklüktür. Uluslararası Birimler Sisteminde geçerli olan birimi
Volttur(V).
Elektriksel yük
Negatif ve pozitif yüklü noktaların elektrik alanı
Hydrogen atom is just an
electron and a proton. This image is not to scale.
Elektriksel yük, bir maddenin elektrik yüklü diğer bir maddeyle
yakınlaştığı zaman meydana gelen kuvvetten etkilenmesine sebep olan fiziksel
özelliktir. Pozitif ve Negatif olmak üzere iki tür elektriksel yük vardır.
Pozitif yüklü maddeler, diğer pozitif yüklü maddeler tarafından itilirken,
negatif yüklü olanlar tarafından çekilir; negatif yüklü maddeler de negatif
yüklüler tarafından itilir ve pozitif olanlar tarafından çekilir. Bir cisim çok
fazla elektrona sahipse, negatif yüklüdür; aksi durumdaysa pozitif yüklüdür ya
da yüksüzdür. Uluslararası Bilimler Sistemi (SI) elektrik yükünü coulomb (C)
olarak adlandırırken, elektrik mühendisliğinde amper-saat (Ah) olarak ve kimyada
da elemanter yük (e) olarak adlandırmak mümkündür. Q sembolü genellikle yükü
ifade etmek için kullanılır. Yüklü cisimlerin birbirleriyle nasıl iletişimde
olduklarını anlatan çalışma klasik elektromanyetizmadır
ve kuantum mekaniğinin göz ardı edilebildiği ölçüde doğrudur.
Elektriksel yük, elektromanyetik ilişkilerini düzenleyen bazı atomaltı
parçacıkların temel korunan özelliğidir. Elektrik yüklü maddeler hem
elektromanyetik alanlardan etkilenirler, hem de elektromanyetik alan yaratırlar.
Hareket eden bir yük ve elektromanyetik alan arasındaki ilişki elektromanyetik
kuvvetin kaynağıdır ve bu güç 4 temel kuvvetten biridir. (Bir diğeri; manyetik
alan).
20. yüzyılda yapılan deneyler, elektriksel yükün nicelendirildiğini
göstermiştir, bu, temel yük diye adlandırılan her bir küçük parçanın çoklu
katsayılarına ulaşmaktır. Temel yük, e, yaklaşık olarak 1.602×10^−19 coulomb'a
eşittir. (kuark diye adlandırılmış, tam katsayısı e/3 ile yüklenen parçacıklar
hariç). Proton e yüküne sahiptir, elektronlar ise
–e yüküne sahiptir. Yüklü parçacıklarla yapılan çalışmalar ve onların fotonlar
tarafından düzenlenen ilişkileri kuantum
elektrodinamiğidir.
Alan çizgilerini ve negatif yüklü bir parçacığın elektronlar etrafındaki
eş potansiyelini gösteren bir diagram. Elektrik olarak nötr olan bir
atomda, elektronların sayısı protonların (pozitif yüklü) sayısına
eşittir, bu da sonuçta net sıfır yüke sahip olmak demektir.
Yük,bir maddenin diğer maddeyle elektrostatik itme ya da çekme meydana
gelmesi durumunda ortaya çıkan temel özelliktir. Elektriksel yük, birçok
atomaltı parçacığının karakteristik bir özelliğidir. Serbest parçacıkların
yükleri, temel yüklerin (e) tam katlarıdır, ve daha önce de söylendiği gibi,
elektriksel yük nicelendirimiştir. Michael Faraday, yaptığı elektroliz
deneyleriyle elektriksel yükün kesin olduğunu gösteren ilk kişidir. Robert
Millikan’ın yağ damlası deneyi bu gerçeği direkt olarak göstermiş, ve temel yükü
ölçmüştür.
Sonuçlara göre, elektronun yükü -1, protonun ise +1 dir. Aynı yüke sahip
parçacıklar birbirini iterken, zıt yüke sahipler birbirini çeker. Coulomb’un
kuralı iki parçacık arasında elektrostatik kuvvetin, parçaların sahip olduğu
kuvvet ve aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olduğunu göstermiştir.
Karşıt parçacığın yükü, benzer parçacığınkine eşit, ama karşı işarettedir.
Kuarklar −1⁄3 ya da +2⁄3 gibi kısmi bir yüke sahipken, serbest kuarkların yükü
şimdiye dek gözlemlenememiştir (bu teorik gerçeğin sebebi asimptotik
serbestliktir.)
Makroskobik bir nesnenin yükü, nesneyi meydana getiren parçacıkların elektriksel
yükünün toplamıdır. Bu yük genellikle azdır, çünkü madde atomlardan meydana
gelir ve atomlar genelde eşit miktarda proton ve elektronlara sahiptir, bu
durumda da yükleri sıfırlanır, ve atomu nötr hale gelir.
İyon; bir ya da birkaç elektron kaybedip, tek bir pozitif yük (katyon) almış,
veya bir ya da birkaç elektron kazanıp, tek bir negatif yük (anyon) almış bir
atomdur ( atom grubudur). Bir atomlu iyonlar tek atomlardan oluşurken, çok
atomlu iyonlar bir ya da birkaç atomun birbirine bağlanması ile oluşur. Her iki
durumda da, iyonun pozitif veya negatif bir yük kazancı söz konusudur.
Pozitif elektrik yüküyle tetiklenen bir elektrik alanı (soldaki) ve negatif
elektrik yüküyle tetiklenen bir alan (sağdaki)
Makroskobik nesnelerin oluşum sürecinde, genellikle atom bileşenleri ve iyonlar
öyle bir biçimde birleşir ki, elektrik olarak nötr atomlara bağımlı, nötr iyonik
bileşimler oluştururlar. Bu yüzden makroskobik nesneler genel olarak nötr olmaya
meyillidirler ancak nadiren tam olarak nötr olabilirler.
Makroskobik nesnelerin materyaller tarafından dağıtılan, sıkı sıkıya yerine
bağlı, nesneye tam negatif ya da pozitif yük veren iyonlar içerdiği zamanlar
vardır. Bunun yanı sıra, makroskobik nesneler iletken elementlerden oluşur,
hemen hemen elektronları kolaylıkla (elemente bağlı olarak) alıp verebilirler,
ve belirsiz bir şekilde tam negatif ya da pozitif yük oluştururlar. Tam elektrik
yüklü bir nesne sıfırdan farklı ve hareketsizse, bu olay statik elektrik olarak
bilinir. Bu durum, amber ve kürk ya da cam ve ipek gibi iki farklı nesneyi
birbirine sürterek kolaylıkla oluşturulabilir. Böylelikle, iletken olmayan
nesneler negatif ya da pozitif olarak önemli ölçüde yüklenebilirler. Bir
nesneden alınan yük, aynı boyutta karşıt bir yükü arkasında bırakarak diğer
nesneye taşınır. Yük korunumu kanunu daima uygulanabilir, bir nesneye, negatif
bir yük, aynı boyutta pozitif bir yük alarak verilir. Bu, tam tersi durumlar
için de geçerlidir.
Bir nesnenin net yükü sıfır olsa da, yük düzensiz bir nesneden de dağıtılabilir.
(örneğin dış elektromanyetik alan veya polar bağlı
moleküller). Bu gibi durumlarda, nesne polarize edilmiştir. Kutuplaşma yüzünden
oluşan yük bağlı yük olarak bilinir; nesnenin dışarısından kazanılan ya da
kaybedilen elektronlar tarafından oluşturulan yük ise serbest yük olarak
adlandırılır. İletken metallerdeki elektronların belirli bir yöne doğru hareketi
elektrik akımı olarak bilinir.
Birimler
Uluslararası Birimler Sistemi’nin elektriksel yük değeri coulomb'dur, bu
değer de yaklaşık 6.242×10^18 e’ ye eşittir ( e=proton yükü). Bu yüzden, bir
elektronun yükü yaklaşık olarak −1.602×10^−19 C’ dir. Coulomb, bir saniyede bir
amper taşıyan elektriksel iletkenin enine kesitinden geçen yükün değeri olarak
tanımlanır. Q sembolü genellikle elektriğin ya da yükün değerini belirtmek için
kullanılır. Elektrik yükünün miktarı bir elektrikölçer ile direkt olarak,
balistik galvanometre ile de dolaylı yoldan ölçülebilir.
Yükün nicemlenmiş karakterini bulduktan sonra, George Stoney 1891 yılında
elektron biriminin, elektriksel yükün temel birimi olduğunu öne sürmüştür. Bu
iddia, J.J. Thomson tarafından 1897 yılında yapılan parçacık keşfinden önce
meydana gelmiştir. Günümüzde bu birim pek de kullanılmamakta, bunu yerine
“elemanter yük”, “yükün temel birimi”, ya da en basit haliyle “e” gibi farklı
ifadeler kullanılmaktadır. Yükün miktarı, elemanter yük (e) miktarının katı
olmalıdır, ölçüm yüksek bile çıksa, yük gerçek miktarındaymış gibi davranır.
Bazı noktalarda, örneğin kondansatör ve kesirli kuantum Hall etkisindeki gibi,
yükün fraksiyonlarından bahsetmek mümkündür.
Tarihi
Elektriksel yük
yıllarda Yunan filozof Thales’in de söylediği gibi, kürk,
amber gibi bir maddeye sürtülerek yük (ya da elektrik)
toplanabilir. Yunanlar, yüklü amber düğmelerin saç gibi hafif
objeleri kendine çekebildiğini yazmışlardır. Ayrıca, eğer
amberin yeterince sürtülürse, elektrik kıvılcımı bile
yayabileceğini not etmişlerdir. Bu özellik sürtünme ile
elektriklenme etkisinden gelmektedir.
1600’de, İngiliz bilimadamı William GilbertDe Magnete adlı
eserinde bu konuya değinmiş, , Yunanca amber, İngilizce’de de
sonları “elektrik” , “elektriksel” gibi terimlerin doğmasına
yol açan Yeni Latince terim electrius “ηλεκτρον (elektron)”u
para olarak bastırtmıştır. Otto von Guericke 1660 yılında bunu
takiben, elektrostatik jeneratörü üreten ilk kişi olmuştur.
Diğer Avrupalı öncülerden Robert Boyle, elektriksel çekim ve
itimin bir vakum gibi davranabileceğini iddia etmiş, Stephen
Gray, 1729 yılında maddeleri iletken ve yalıtkan olarak
sınıflandırmış ve C. F. Du Fay, 1733’de[1]
elektriğin birbirini yok eden iki varyasyona sahip olduğunu
öne sürmüş, bu olayı da ikili sıvı teorisi ile açıklamıştır.
Du Fay’ın dediğine göre; cam ipeğe sürtüldüğünde, cam pozitif
cam elektriğiyle yüklenir ve amber kürke sürtüldüğünde, amber
de reçineli elektrikle dolar. 1839 yılında, Michael Faraday
statik elektrik, akım elektriği ve biyoelektrik arasındaki
ayrımın yanlış olduğunu, hepsinin tek tür bir elektriğin zıt
kutuplarda gösterdiği davranışların sonucu olduğunu
göstermiştir. Kutup ister pozitif ister negatif olsun, bu
durum değişmemektedir. Pozitif yük cam çubuğun ipeğe
sürüldükten sonra solunda kalan yük olarak tanımlanabilir.[2]
18. yüzyılın elektrik konusunda uzman kişilerin en önemlilerinden biri
elektriğin tek sıvı teorisini savunan Benjamin Franklin’dir. Elektriğin bütün
maddelerin içinde bulunan, görünmeyen bir sıvı olduğunu hayal etmiş; Leyden
kavanozunda biriken yükü tutan şeyin cam olduğuna inanmıştır. Yalıtkan
yüzeylerin birbirine sürtülmesiyle bu sıvının yer değiştirdiğini ve bu sıvı
akışının elektrik akımı oluşturduğunu varsaymıştır. Ayrıca, çok az sıvı içeren
maddenin negatif, çok fazla sıvı içeren maddenin ise pozitif olarak yüklenmiş
olduğunu söylemiştir. Belirtilmeyen bir sebepten ötürü, pozitif yükü cam
elektriği, negatif yükü de reçine elektriği ile açıklamıştır. O sıralarda,
William Watson da aynı tanımlamalarda bulunmuştur.
Statik Elektrik ve Elektrik Akımı
Statik elektrik ve elektrik akımı
iki ayrı olaydır, ikisi de elektrik yükü içerir ve aynı maddede aynı
zamanlarda gerçekleşebilirler. Statik elektrik, bir maddenin elektrik
yüküyle ilişkilendirilir ve denk olmayan iki madde bir araya geldiğinde
oluşan elektrostatik deşarjla bağlantılıdır. Bir elektrostatik deşarj
her iki maddenin de yüklerinde değişim meydana getirir. Elektrik akımı
ise elektrik yükünün bir madde içinden herhangi bir yük kaybı ya da
kazanımına neden olmadan geçmesi demektir.
Sürtünme ile Elektriklenme
Herhangi bir elektriksel özellik içermeyen bir parça camı ve bir
parça reçineyi birbirine sürtüp, sürtünen bölgeleri etkileşim içinde
bırakalım. Hala hiçbir elektriksel özellik göstermeyeceklerdir. Bu kez
iki maddeyi ayıralım. Ayırdığımızda, birbirlerini çekeceklerdir.
Diğer bir cam parçası yine diğer bir reçineye sürtüldüğünde ve
birbirlerinden ayırıp, daha önceki ayrılmış maddelerin yakınlarına
konduğunda, bunlar gözlemlenebilir: 1. İki cam parçası birbirlerini
itebilir. 2. Her bir cam parçası, her bir reçineyi çekebilir. 3. İki
reçine parçası birbirini itebilir.
Bu itme ve çekme olayları elektriksel olaylar olarak adlandırılır, ve
bu olaylarda yer alan maddeler “elektriklenmiş”, ya da “elektrikle
yüklenmiş” şeklinde isimlendirilir.
Maddeler, sürtünmenin yanı sıra başka şekillerde de
elektriklenebilirler. İki cam parçasının elektriksel özellikleri
birbirine benzerdir fakat reçinelerinkinden farklıdır: Cam, reçinenin
ittiklerini çekerken, reçinenin çektiklerini iter.
Herhangi bir şekilde elektriklenmiş bir madde cam gibi davranırsa,
yani camı iter ve reçineyi çekerse, maddenin “camsı” bir yükle
yüklendiği, ve camı çeker ve reçineyi iterse de “reçinemsi” bir yükle
yüklendiği söylenebilir. Tüm elektriklenmiş maddeler camsı ya da
reçinemsi bir şekilde elektriklenmiştir.
Bilimsel bir komite, camsı elektriklenmenin pozitif, reçinemsi
elektriklenmenin negatif olduğunu belirtmiştir. Bu iki tür
elektriklenmenin tamamen zıt özelliklere sahip olması, onları zıt
kutuplarla ilişkilendirmenin doğru olduğunu kanıtlamaktadır. Ancak
pozitif kutbun negatife oranla tatbiki gelişigüzel uyuşma olarak
düşünülmelidir, tıpkı matematiksel grafikteki uyuşmada sağ ele olan
pozitif uzaklığının hesaba katıldığı gibi.
Çekme ya da itme, hiçbir güç elektriklenen ve elektriklenmeyen maddeler arasında gözlemlenemez.[3]
Aslında, bütün maddeler elektriklenir, ancak bu olay yakın çevresindeki
benzer yüklü maddelerle gerçekleşmeyebilir. Bir madde ya elektriklenir
ya da yakınındaki maddelerde yükler eşitlenene kadar eşit yahut zıt yük
yaratır. Çekme etkisi yüksek voltajlı durumlarda gözlemlenebilir, düşük
voltajlı olayların etkileri zayıftır ve bu yüzden daha az belirgindir.
Çekme ve itme kuvvetleri Coulomb’un kurallarında kodlanmıştır (çekme, uzaklığın
tam ortasında azalır, ki bu yerçekimi alanın ivmesinin bir sonucudur ve bu da
yerçekiminin ölçek olarak zayıf yüklerin arasındaki elektriksel olay olduğunu
ortaya koyar.). Dahası için: Casimir kuvveti.
Franklin/Watson modelinin temelinde doğru olduğu gerçeği
bilinmemektedir. Bu modelde, sadece tek tür bir elektrik yükü vardır ve
yükün ölçümünü yapabilmek için tek bir değişken gerekmektedir. Diğer
yandan, sadece yükü bilmek de durumun tanımlanması için yeterli
değildir. Madde, farklı yüklere sahip parçacıklardan oluşur ve bu
parçacıklar yalnızca yük değil, başka özelliklere de sahiptir.
En yaygın yük taşıyıcısı pozitif yüklü protonlar ve negatif yüklü
elektronlardır. Bu yüklü parçacıkların herhangi birinin hareketi elektrik akımı
oluşturur. Birçok durumda, klasik elektrik akımının pozitif yük tarafından
elektrik akımına doğru taşındığı ya da negatif yük tarafından zıt yöne doğru
ilerletildiği hesaba katılmaksızın klasik elektrik akımından bahsetmek
mümkündür. Bu makroskopik bakış açısı elektromanyetik kavramları ve
hesaplamaları kolaylaştıran bir yaklaşımdır.
Zıt noktada, mikroskobik durumlara bakıldığında, elektrik akımı taşımanın
elektron akımı dahi birçok yolu olduğu görülür. Elektron akımı delikleri pozitif
parçacıklar gibi davranır ve negatif ve pozitif parçacıklar (iyonlar ya da diğer
yüklü parçacıklar) elektroliz çözeltisi ya da plazma içinden zıt yöne doğru
akarlar.
Şundan kaçınmalı ki, metalik kabloların yaygın ve önemli bir
durumunda, klasik elektrik akımının yönü normal yük taşıyıcılarının
sürüklenme hızının tersi yöndedir, örneğin elektronlar. Bu, başlangıç
seviyesindekilerde kafa karışıklığı çıkaran bir kaynaktır.
Özellikler
Parçacık Fiziğinden Bazı Seçmeler
Seçilmiş Kuantum Numaraları
Izospin: I or I3
Kuantum Numarası: C
Yabancılık:S
Üstlük: T
Altlık: B′
İlgili Kuantum Numaraları
Baryon Numarası: B
Lepton Numarası: L
Zayıf Izospin: T or T3
Elektriksel Yük: Q
X-Yük: X
Kombinasyonlar
Hiperyük: Y
Y = (B + S + C + B′ + T)
Y = 2 (Q − I3)
Zayıf hiperyük: YW
YW = 2 (Q − T3)
X + 2YW = 5 (B − L)
Seçilmiş Kombinler
CKM Matrisi
PMNS Matrisi
Seçilmiş Tamamlayıcılık
Makalelerde
elektromanyetizma
hakkında bahsedilen özelliklerin yanı sıra, yük bir göreli değişmezdir. Yani, Q
yüküne sahip herhangi bir parçacık, ne kadar hızlı giderse gitsin, yükü daima Q
olur. Bu özellik deneysel bir biçimde kanıtlanmıştır: Bir helyum çekirdeğinin
yükü (bir çekirdekte birbirine bağlı ve yüksek hızda etrafta hareket eden iki
proton ve iki nötron) iki döteryum çekirdeğini (birbirine bağlı, ve eğer helyum
çekirdeğinde olsa daha yavaş hareket edecek bir proton ve bir nötron) yüküyle
aynıdır.
Elektrik Yükünün Korunması
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan
değişimlere bakmaksızın sabit kalır. Bu kural fizikte bilinen bütün süreçlerin
esasında vardır ve dalga fonksiyonunun yerelleştirilmiş bakışım kuramından
ortaya çıkmıştır. Yük korunumu yük-akım süreklilik denkleminin bir sonucudur.
Daha genel manada, birleşme miktarı V içindeki yük yoğunluğunun ρ net yükü, akım
yoğunluğundaki J bütün alanın kapalı alanı boyunca olan yüküne eşittir S = ∂V. Ki
bu yük de nihayetinde net akıma eşittir.
Elektrik korunumu, süreklilik denkleminde açıklandığı gibi, şu sonucu verir:
ve
zamanları arasındaki yük transferi iki tarafı da etkileşime sokarak elde edilir:
Kapalı yüzey boyunca olan net dış akım I ın oluştuğu yerdir ve Q
yüzey tarafından belirtilen yerin miktarından elde edilen elektrik
yüküdür.
Elektriksel iletkenlik bir iletken malzemeye uygulanan elektriksel
alan etkisinde yük taşıyıcılarının uzak mesafeli hareketleri sonucu oluşur. Dört tür yük taşıyıcısı vardır.
Metallerde serbest elektronlar eksi kutuptan artı kutba doğru hareket eden negatif yük taşıyıcılarıdır.
Kovalent bağlı bazı malzemelerde (Si gibi) bağdan kopan elektronlar artı
kutba giderek eksi yük taşıyıcısı olur. Ancak arkasında bıraktığı delikte diğer
bir elektron tarafından doldurulunca eksi yönde başka bir delik oluşur. Bunun
yarattığı hareket sonucu elektron deliğide bir yük taşıyıcısı ama pozitif bir
taşıyıcıdır.
Genelde sıvı eriyiklerde görülen iyonsal iletkenlikte ise pozitif yüklü anyonlar
ve negatif katyonlar (bunlar elektron değil molekül veya atomdur) elektriksel
alan etkisi altında ortamda hareket ederek iletkenliği sağlarlar.
Bir elektronun taşıdığı birim yük 1,6 x 10-19 kulondur. (q = 1,6 x 10-19C) Elektron deliği +q yük taşır. İyonarlın ise iyonlaşma derecesine göre değişir. Na+1 için +q ve SO4-2 için -2q yük taşınır.
l (cm) boyunda A (cm²) kesitli iletken için Ohm kanunu gereği
V = I x R
Burada gerilim V(volt) ve akım A(amp) birbirlerine bir orantık
katsayısı direnç R(ohm) ile bağlıdır. Ve ortamın iletkenliğini belirler.
Burada
R = ρ . l/A
olur. ρ ortama göre değişen bir katsayıdır. Birimi ohm.cm dir.
Elektriksel iletken
Elektriksel iletken, elektriği ileten
maddelere verilen ad. Atomların dış yörüngesindeki elektronlar atoma zayıf
olarak bağlıdır. Isı, ışık ve elektriksel etki altında kolaylıkla atomdan
ayrılırlar. Gümüş, bakır ve altın iyi iletkenlerdir.
Atomları 1 valans elektronlu olan metaller iyi iletkendir. Buna örnek olarak
altın, gümüş ve bakır gösterilebilir.Bilinenin aksine Gümüş en iyi iletkendir[1],
ikinci en iyi iletken Bakırdır[2],sonraki
Altındır[3].
Bakır kablo ve tellerde gümüşe göre ucuz olması sebebiyle tercih edilir. Altın
kolay oksitlenmemesi sebebiyle elektriksel kontaklarda kullanılır. Altının
oksidide iletkendir. Alüminyum, altından sonra en iyi iletkendir, yüksek gerilim
hat kablolarında kullanılır.
Elektromanyetik alanları kullanarak havada uçan kaldıraçlar gibi.
^Jones, D.A. (1991), "Electrical engineering: the backbone of society", Proceedings of the IEE: Science, Measurement and Technology138 (1): 1–10, doi:10.1049/ip-a-3.1991.0001
.....................................
Hiçbir
yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca
bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla siteden
alıntı yapılabilir.